Home Blog Page 60

Türk Bilgeleri’nin (646-1332) en önemli Eserleri

Türk düşünürler, bilgelik kavramını öne çıkartarak Göktürkler, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular devletlerinde Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşuna kadar olan dönem içerisinde 700 yıla yaklaşan bir zaman diliminde evrensel manada insanı, toplumu ve devleti kavrayan eserler ortaya koymuşlardır. Söz konusu dönem Tonyukuk ile başlamış ve Anadolu’da Yunus Emre ile birlikte Türkçenin en yüksek bir seviyeye çıktığı dönem dahil devam etmiştir.

Fakat ne yazık ki günümüzde Türkler bu eserlere yabancılaşmışlar aralarına büyük mesafeler koymuşlardır. Bu düşünürler ve eserleri tanınmamaktadır, bilinmemektedir. Aydın olarak sınıflanan ve tanımlanan toplumun sözde elit kesimi bu düşünürlerden bihaberdir.

Böylesine bir dramatik durumda yapılması gereken özellikle milli eğitim tedrisatları ile söz konusu düşünürlerimizin ve eserlerinin çocuklara ve gençlere öğretilmesidir. Bu ise verimli tohumların ekilmesi ve yabancılaşmanın aşılması şeklinde olacaktır.

 

*****************************************

Bilge Tonyukuk Yazıtı

Bilge Kağan YazıtıKültigin Yazıtı

Farabi’nin En Önemli Eserleri

İmam Gazali’nin En Önemli Eserleri

Ebu Mansur el-Matüridi’nin Eserleri

İbn-i Sina’nın En Önemli Eserleri

Harezmi’nin En Önemli Eserleri

Kaşgarlı Mahmut’un En Önemli Eserleri

Yusuf Has Hacip en önemli eserleri listesi

Ahmet Yesevi en önemli eserleri

Hacı Bektaşı Veli en önemli eserleri

Mevlana en önemli eserleri

Nasrettin Hoca en önemli eserleri listesi

Sarı Saltuk en önemli eserleri listesi

Aşık Paşa en önemli eserleri listesi

Yunus Emre’nin En Önemli Eserleri

*************************************

Bilge Tonyukuk Yazıtı

Bilge Kağan YazıtıKültigin Yazıtı

 

Farabi’nin En Önemli Eserleri:

Felsefe:

  • El-Medinetü’l-Fâzıla (Faziletli Şehir): Bu eser, Farabi’nin en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Eserde, ideal bir toplumun nasıl olması gerektiği anlatılmaktadır. Farabi, ideal toplumun filozoflar tarafından yönetileceği bir şehir devleti olduğunu savunmaktadır. Erdemli Devlet (Medinetü’l Fazıla)

  • El-İhsa al-Ulum (Bilimlerin Sınıflandırılması): Bu eser, tüm bilimlerin bir sınıflandırmasını sunmaktadır. Farabi, bilimleri mantık, fizik ve metafizik olarak üçe ayırmaktadır.

  • Ahkamü’l-Hukuma (Devlet Yönetimi Kuralları): Bu eser, siyaset felsefesi üzerine bir çalışmadır. Eserde, ideal bir devletin nasıl yönetilmesi gerektiği anlatılmaktadır.

  • Et-Tenbîh ‘alâ Sebîli’s-Sa’âde (Mutluluğa Giden Yol): Bu eser, ahlak felsefesi üzerine bir çalışmadır. Eserde, insanın nasıl mutlu olabileceği anlatılmaktadır.

Mantık:

  • El-Cem’ Beyne Re’yeyi’l-Hakîmeyn (İki Bilge Kişinin Görüşlerinin Birleştirilmesi): Bu eser, Aristoteles ve Platon’un felsefeleri arasındaki farkları uzlaştırmaya çalışmaktadır.

  • İhsâ’ü’l-Cins (Cinslerin Sınıflandırılması): Bu eser, mantıkta kullanılan terimlerin bir tanımını sunmaktadır.

Müzik:

  • Kitabü’l-Musik’il-Kebîr (Büyük Müzik Kitabı): Bu eser, müzik teorisi üzerine bir çalışmadır. Eserde, müzikte kullanılan terimler, sesler ve ritimler anlatılmaktadır.

Bunların dışında Farabi’nin tıp, astronomi ve matematik gibi alanlarda da eserleri bulunmaktadır.

Farabi’nin eserleri, İslam felsefesinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Eserleri, Arapça’dan Latince’ye çevrilerek Avrupa felsefesini de etkilemiştir.

İmam Gazali’nin En Önemli Eserleri

Teoloji ve Akaid:

  • İhya’u Ulumi’d-din:İslam dininin tüm dallarını kapsayan en geniş ve en önemli eseridir.,
  • El-Münkız mine’d-Dalal: Felsefi akımları inceleyerek İslam inancının savunmasını yapan bir eserdir.
  • Tehafütü’l Felasife:Aristo felsefesini eleştiren bir eserdir.
  • El İktisad fi’l İtikad:İtikadi konularda orta yolu savunan bir eserdir.

Ahlak ve Tasavvuf:

  • Kimya-i Saadet: Ahlak ve tasavvuf konularını ele alan bir eserdir.
  • Mizanu’l-Amel: İyilik ve kötülüklerin tartılmasını anlatan bir eserdir.
  • Ayatu’l-Kürb: Kalp hastalıklarının tedavisini anlatan bir eserdir.
  • El-Munavviç min’il-Cahil ila’l-Alim: Cahilden alime geçişi anlatan bir eserdir.

Diğer Eserler:

  • El-Mustasfa min’il-İlmi’l-Usul: Mantık bilimini anlatan bir eserdir.
  • El-Kasd-u’l-Tahtani: Mantığın pratik uygulamalarını anlatan bir eserdir.
  • Tahafütü’l-Mutekallimin: Kelamcıların tenkidini yapan bir eserdir.
  • İlham-u’l-Mubtedi: Fıkıh usulü hakkında bir eserdir.

Ebu Mansur el-Matüridi’nin Eserleri

Ebu Mansur el-Matüridi, İslam ilahiyatının önemli bir akımı olan Maturidilik’in kurucusudur. Kelam, tefsir ve fıkıh gibi alanlarda birçok eser vermiştir.

Maturidi’nin en önemli eserleri şunlardır:

Kelam:

  • Kitabü’t-Tevhid:Maturidi’nin en önemli eseridir. Tevhid, sıfatlar, kader ve peygamberlik gibi konulardaki Maturidi görüşlerini ele alır. Kitabüt Tevhid 
  • Usulu’l-Himaye: Maturidi kelamının temel ilkelerini anlatan bir eserdir.
  • el-Mea’iz fi’l-Usul: Kelamda kullanılan delilleri inceleyen bir eserdir.
  • el-Cevab fi’l-Usul: Muhaliflerinin görüşlerini eleştiren bir eserdir.

Tefsir:

  • Tefsiru’l-Kur’an: Maturidi’nin tamamını tefsir ettiği bir eserdir.
  • Te’viliyatü’l-Kur’an: Kur’an’daki bazı ayetlerin tefsirini anlatan bir eserdir.

Fıkıh:

  • el-Mebsut: Fıkhın tüm dallarını kapsayan bir eserdir.
  • el-Muhtasar: el-Mebsut’un özeti mahiyetinde bir eserdir.

Diğer Eserler:

  • el-Adil: Adalet ve zulüm kavramlarını inceleyen bir eserdir.
  • el-Muhadis: Hadislerin önemini ve delillerini anlatan bir eserdir.

İbn-i Sina’nın En Önemli Eserleri

Tıp:

  • El-Kanun fi’t-Tıb (Tıbbın Kanunu):Tıp biliminin ansiklopedisi olarak kabul edilen bu eser, yüzyıllar boyunca Avrupa’da tıp eğitiminin temelini oluşturmuştur.
  • Kitabü’ş-Şifa (Şifa Kitabı): Tıp, astronomi, matematik, fizik, metafizik, mantık gibi birçok farklı alanda bilgi içeren kapsamlı bir eserdir.
  • El-Edviye’l-Müfrede (Tek Başına İlaçlar): İbn-i Sina’nın kendi klinik deneyimlerine dayanan bu eseri, tek tek ilaçların özellikleri ve kullanımları hakkında bilgi verir.
  • El-Puls (Nabız): Nabız teşhisinin önemini ve farklı nabız türlerini anlatan bir eserdir.

Felsefe:

  • El-Necat (Kurtuluş): Mantık, metafizik, doğal felsefe ve ahlak gibi konularda İbn-i Sina’nın felsefi görüşlerini anlatan bir eserdir.
  • El-İşarat ve’t-Tenbihat (İşaretler ve Uyarılar): Metafizik ve teoloji konularında İbn-i Sina’nın daha ileri düzeydeki felsefi görüşlerini anlatan bir eserdir.
  • El-Hidaye fi’l-Hikme (Hikmete Rehber): Mantık ve metafizik konularında giriş niteliğinde bir eserdir.
  • El-Polemika fi’l-Mantiq (Mantık Polemiği): Mantığa karşı yöneltilen eleştirilere cevap veren bir eserdir.

Diğer:

  • El-Şifa fi’n-Nefs (Nefsin Şifası): Psikoloji ve ruh bilimi ile ilgili bir eserdir.
  • El-Resail fi’l-Hikmet (Hikmet Mektupları): Felsefi konularda yazılmış mektuplar içeren bir eserdir.
  • El-Huccet fi’l-Astronomiye (Astronomi Üzerine Deliller): Astronomiye dair İbn-i Sina’nın görüşlerini anlatan bir eserdir.

Harezmi’nin En Önemli Eserleri

Matematik:

  • El-Kitab’ül Muhtasar fi Hisab’il Cebri ve’l-Mukabele (Cebir ve Denklem Hesabı Üzerine Kısa Kitap):Cebir biliminin temelini atan ve birinci ve ikinci dereceden denklemlerin çözümünü anlatan bu eser, matematikte bir dönüm noktası olmuştur.
  • Kitab al-Muhtasar fil Hisab el-Hind (Hint Hesabı Üzerine Kısa Kitap): Hint rakam sistemini ve algoritmalarını Avrupa’ya tanıtan bu eser, aritmetik ve cebirde önemli gelişmelere yol açmıştır.
  • El-Mesahat (Alan Ölçümü): Geometri ve alan ölçümü ile ilgili bir eserdir.

Astronomi:

  • Zîcü’l-Harezmî (Harezmi Cetvelleri): Güneş, Ay ve gezegenlerin hareketlerini hesaplamak için kullanılan astronomik cetveller içeren bir eserdir.
  • Kitab fi’l-Usturlab (Asturlap Üzerine Kitap): Asturlap adlı bir astronomik aletinin kullanımını anlatan bir eserdir.

Coğrafya:

Kitab fi Taksim al-Akalim (İklim Bölgelerinin Tanımı): Dünyanın coğrafyasını ve iklim bölgelerini anlatan bir eserdir.

Diğer:

  • Risale fi’l-Mukabele (Denklem Çözümü Üzerine Risale): Cebirsel denklemlerin çözümü ile ilgili bir risaledir.
  • Kitab al-Juhri (Harfler Üzerine Kitap): Arap alfabesinin harflerini ve seslerini anlatan bir eserdir.
    Harezmi’nin eserleri, Orta Çağ İslam dünyasında ve Avrupa’da büyük bir etkiye sahip olmuştur. Matematik, astronomi, coğrafya ve diğer alanlardaki çalışmalarıyla Harezmi, “Bilimsel Aydınlanmanın Babası” olarak anılmıştır.

Kaşgarlı Mahmut’un En Önemli Eserleri

1. Divanı Lügatit Türk:

Türkçenin ilk sözlüğü ve külliyat halinde yazılmış ilk Türkçe eseri olma özelliğini taşır.
1072 yılında Bağdat’ta yazılmaya başlanmış ve 1074 yılında tamamlanmıştır.
Eserde 200.000’den fazla kelime yer almaktadır.
Kelimelerin anlamları yanında örnek cümleler, atasözleri ve şiirler de verilmiştir.
Divanü Lügati’t-Türk, Türk dili, tarihi ve kültürü hakkında önemli bilgiler içeren bir kaynaktır.

2. Kitabu Cevâhirü’n-Nahv fi Lugâti’t-Türk:

Türkçenin ilk gramer kitabı olma özelliğini taşır.
Günümüze kadar ulaşmamıştır.
Eserin varlığı Divanü Lügati’t-Türk’te yer alan bazı bilgilerden anlaşılmaktadır.
Kitabu Cevâhirü’n-Nahv fi Lugâti’t-Türk, Türk dilinin gramerininin nasıl işlediğini anlamak açısından önemli bir kaynak olabilirdi.

Diğer Eserleri:

  • Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi): Karahanlı Türkçesiyle yazılmış bir nasihat eseridir.
    Oğuzname: Oğuz Türklerinin tarihi ve kültürü hakkında bilgiler içeren bir eserdir.
  • Uluğ Çatap: Türkçe atasözleri ve deyimleri üzerine bir eserdir.

Kaşgarlı Mahmut’un eserleri Türk dili, tarihi ve kültürü hakkında önemli bilgiler içeren kaynaklardır. Bu eserler sayesinde Türkçenin geçmişi ve gelişimi hakkında bilgi edinmek mümkündür.

Yusuf Has Hacip en önemli eserleri listesi

Yusuf Has Hacip’in En Önemli Eseri:

Yusuf Has Hacip’in tek eseri olduğu bilinen Kutadgu Bilig, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. 1069-1070 yıllarında Karahanlı hükümdarı Oğuz Arslan Kadir Han için yazılmış olan bu eser, bir siyasetname ve nasihatnâme olarak nitelendirilir.

Kutadgu Bilig’in Önemi:

Türkçenin ilk nazım eseri olması: Kutadgu Bilig, mesnevi nazım şekliyle yazılmış ilk Türkçe eserdir. Bu bakımdan Türk edebiyat tarihi açısından önemli bir yere sahiptir.
Ahlaki ve siyasi öğütler içermesi: Eser, adaletli olmak, cömert olmak, halka iyi davranmak gibi ahlaki ve siyasi öğütler içerir. Bu öğütler, Karahanlı Devleti’nin yönetim şekli ve toplum yapısı hakkında da bilgiler verir.
Dilimiz ve kültürümüz hakkında bilgi kaynağı olması: Kutadgu Bilig, 11. yüzyılda Türkçenin kelime dağarcığı,dil bilgisi ve atasözleri hakkında bilgiler içerir. Ayrıca eser, Karahanlı Devleti’nin ve Türk boylarının gelenekleri,görenekleri ve inançları hakkında da bilgiler verir.
Türk edebiyatını etkilemesi: Kutadgu Bilig, sonraki yüzyıllarda yazılan birçok Türkçe eseri etkilemiştir. Eserde kullanılan nazım şekli, dil ve üslup, daha sonraki yazarlar tarafından örnek alınmıştır.

Kutadgu Bilig’in Konusu:

Eser, Oğuz Han’ın oğlu Gürengiz’in tahta çıkışını ve adil bir hükümdar olmasını konu alır. Gürengiz, Kutadgu adında bir bilgeden nasihatler alır ve bu nasihatler doğrultusunda devlet yönetir. Eserde, adaletli olmak, cömert olmak, halka iyi davranmak gibi ahlaki ve siyasi erdemler vurgulanır.

Kutadgu Bilig’in Dili ve Üslubu:

Eser, Karahanlı Türkçesiyle yazılmış ve aruz vezni kullanılmıştır. Dil yalın ve akıcıdır. Atasözleri, deyimler ve şiirler de eserde sıkça kullanılmıştır.

Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig’den başka bir eseri yoktur.

Ancak Kutadgu Bilig’in Türk edebiyatı ve tarihi açısından önemi büyüktür. Eser, Türkçenin ilk nazım eseri olması, ahlaki ve siyasi öğütler içermesi, dilimiz ve kültürümüz hakkında bilgi kaynağı olması ve Türk edebiyatını etkilemesi bakımından önemli bir yere sahiptir.

Ahmet Yesevi en önemli eserleri

Ahmet Yesevi’nin En Önemli Eserleri:

Ahmet Yesevi, 12. yüzyılda yaşamış önemli bir Türk mutasavvıf ve şairdir. Yesevilik tarikatının kurucusu olan Ahmet Yesevi, eserleri ile Türk tasavvuf edebiyatını ve düşüncesini derinden etkilemiştir.

En önemli eserleri şunlardır:

1.  Divanı Hikmet:

Ahmet Yesevi’nin en önemli eseri olan Divan-ı Hikmet, 4.000’den fazla beyitten oluşan bir manzum eserdir.
Hikmetler, tasavvufi kavramlar, ahlak ve dinî öğütler içerir.
Eser, hece vezniyle yazılmış ve koşma nazım şekli kullanılmıştır.
Divan-ı Hikmet, sadece Türkçede değil, Arapça ve Farsçaya da çevrilmiştir.

2. Hikayetler:

Ahmet Yesevi’ye ait olduğu düşünülen çeşitli menkıbeler ve hikâyeler de vardır.
Bu hikâyeler, tasavvufi öğütler ve mucizeler içerir.
Hikâyeler, halk arasında dilden dile aktarılmış ve daha sonra yazılı hale getirilmiştir.

3. Risaleler:

Ahmet Yesevi’nin tasavvuf ve tarikat ile ilgili bazı risaleleri de vardır.
Bu risalelerde tarikatın kuralları, zikir ve ibadet yöntemleri gibi konular anlatılır.
Ahmet Yesevi’nin eserleri sadece dini ve tasavvufi açıdan değil, aynı zamanda Türk dili ve edebiyatı açısından da önemlidir. Eserlerinde kullanılan dil sade ve akıcıdır. Hikmetler, atasözleri ve deyimler bakımından zengindir. Ahmet Yesevi, Türkçenin en önemli şairlerinden biri olarak kabul edilir.

Bunların dışında:

Fuad Köprülü’ye göre, Ahmet Yesevi’ye ait olduğu düşünülen “Fakr-name” adlı bir eser de vardır.
Ancak bu eserin aitliği kesin olarak bilinmemektedir.
Ahmet Yesevi’nin eserleri, Türk İslam kültürü ve medeniyetinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu eserler,günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir.

Hacı Bektaşı Veli en önemli eserleri

Hacı Bektaş Veli, 13. yüzyılda yaşamış önemli bir Türk mutasavvıf, şair ve yazarıdır. Bektaşi tarikatının kurucusu olan Hacı Bektaş Veli, eserleri ile Türk tasavvuf edebiyatını ve düşüncesini derinden etkilemiştir.

En önemli eserleri şunlardır:

1. Makalat:

Hacı Bektaş Veli’nin en önemli eseri olan Makalat, tasavvuf, felsefe ve ahlak konularını içeren bir eserdir.
Eser, Arapça yazılmış ve daha sonra Türkçeye çevrilmiştir.
Makalat, Bektaşi inanç ve öğretilerinin temelini oluşturur.

2. Vilayetname:

Hacı Bektaş Veli’nin hayatını ve menkıbelerini anlatan bir eserdir.
Eser, nesir ve nazım şeklinde yazılmıştır.
Vilayetname, Hacı Bektaş Veli’nin kişiliği ve düşünceleri hakkında önemli bilgiler içerir.

3. Hacı Bektaş’ın Nasihatleri:

Hacı Bektaş Veli’nin müritlerine verdiği nasihatleri içeren bir eserdir.
Eser, kısa ve özlü sözler halinde yazılmıştır.
Hacı Bektaş’ın Nasihatleri, ahlaki ve tasavvufi öğütler içerir.

Bunların dışında:

Hacı Bektaş Veli’ye ait olduğu düşünülen çeşitli şiirler, mektuplar ve dualar da vardır.
Bu eserlerin aitliği kesin olarak bilinmemektedir.
Hacı Bektaş Veli’nin eserleri sadece dini ve tasavvufi açıdan değil, aynı zamanda Türk dili ve edebiyatı açısından da önemlidir. Eserlerinde kullanılan dil sade ve akıcıdır. Atasözleri, deyimler ve şiirler bakımından zengindir. Hacı Bektaş Veli, Türkçenin en önemli şairlerinden ve yazarlarından biri olarak kabul edilir.

Hacı Bektaş Veli’nin eserleri, günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir. Eserleri Türkçeye çevrilmiş ve çeşitli dillerde yayınlanmıştır. Hacı Bektaş Veli’nin düşünceleri, günümüz insanına da ışık tutmaya devam etmektedir.

Mevlana en önemli eserleri

Mevlana Celaleddin-i Rumi, 13. yüzyılda yaşamış en önemli İslam alimlerinden, mutasavvıflardan ve şairlerinden biridir.Eserleri sadece dini ve tasavvufi açıdan değil, aynı zamanda edebiyat ve felsefe açısından da büyük önem taşır.Mevlana’nın en önemli eserleri şunlardır:

1. Mesnevi:

Yaklaşık 26 bin beyit içeren altı ciltlik bir eserdir.
Tasavvuf felsefesini, ilahi aşkı, insan psikolojisini ve ahlakı anlatan alegorik hikâyelerden oluşur.
Mesnevi, sadece Türkçe değil, birçok dile de çevrilmiş ve dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir.

2. Divan-ı Kebir:

Mevlana’nın şiirlerini içeren bir eserdir.
Gazeller, kasideler, mesneviler ve rubailerden oluşur.
Divan-ı Kebir, tasavvufi aşkın ve ilahi güzelliğin şiirsel bir anlatımıdır.
Eser, Farsça yazılmış ve günümüze kadar ulaşmıştır.

3. Fihi Ma Fih:

Mevlana’nın sohbetlerinden derlenen bir eserdir.
Tasavvuf, felsefe, ahlak ve din gibi konularda Mevlana’nın düşüncelerini içerir.
Fihi Ma Fih, sade ve akıcı bir dille yazılmış olup, Mevlana’nın fikirlerini anlamak için önemli bir kaynaktır.

4. Mektubat:

Mevlana’nın müritlerine, devlet adamlarına ve diğer kişilere yazdığı mektuplardan oluşur.
Bu mektuplarda Mevlana, tasavvufi öğütler verir, nasihatlerde bulunur ve güncel olaylara dair yorumlarını dile getirir.
Mektubat, Mevlana’nın insan ilişkileri ve toplum hakkındaki görüşlerini anlamak için önemli bir kaynaktır.

5. Mecalis-i Seb’a (Yedi Vaaz):

Mevlana’nın yedi vaazını içeren bir eserdir.
Bu vaazlarda Mevlana, tasavvufun temel prensiplerini, ilahi aşkı ve insanın manevi yolculuğunu anlatır.
Mecalis-i Seb’a, Mevlana’nın en popüler eserlerinden biridir ve günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir.

Bunların dışında:

Mevlana’ya ait olduğu düşünülen çeşitli şiirler, dualar ve hikâyeler de vardır.
Bu eserlerin aitliği kesin olarak bilinmemektedir.
Mevlana’nın eserleri, günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir. Eserleri Türkçeye ve birçok dile çevrilmiş ve çeşitli dillerde yayınlanmıştır. Mevlana’nın düşünceleri, günümüz insanına da ışık tutmaya devam etmektedir.

Mevlana’nın eserlerinin önemi şu şekilde özetlenebilir:

Tasavvuf felsefesini ve ilahi aşkı anlatan en önemli eserlerdendir.
Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir.
Sade ve akıcı bir dille yazılmış olup, günümüzde de kolayca okunabilir.
Mevlana’nın fikirlerini anlamak için önemli bir kaynaktır.
Günümüz insanına da ışık tutmaya devam etmektedir

Nasrettin Hoca en önemli eserleri listesi

Nasreddin Hoca’nın Eserleri

Nasreddin Hoca’nın günümüze kadar ulaşan yazılı bir eseri bulunmamaktadır. Fıkraları asırlar boyunca sözlü gelenek yoluyla aktarılmış ve farklı coğrafyalarda farklı versiyonlar kazanmıştır.

Ancak Hoca’ya ait olduğu düşünülen bazı eserler şunlardır:

1. Saltuknâme:

15. yüzyılda Ebu’l-Hayr-ı Rûmî tarafından yazılmış bir eserdir.
Eserde Nasreddin Hoca fıkralarının yanı sıra hikâyeler ve atasözleri de yer alır.
Saltuknâme, Hoca fıkralarının en eski yazılı kaynaklarından biridir.

2. Nasreddin Hoca Fıkraları:

Çeşitli derlemeciler tarafından hazırlanmış fıkralar külliyاتidir.
Bu derlemelerde Hoca’ya ait olduğu düşünülen farklı versiyonlardaki fıkralar yer alır.
En bilinen derlemelerden biri Hikmet Şevket Aydemir tarafından hazırlanmış olanıdır.

Mizah ve Bilgelik

3. Nasreddin Hoca Hikâyeleri:

Hoca’nın hayatı ve menkıbelerini anlatan hikâyelerden oluşur.
Bu hikâyeler genellikle halk arasında dilden dile aktarılmıştır.
Hikâyelerde Hoca’nın bilgeliği, zekası ve mizah anlayışı ön plana çıkarılır.

4. Nasreddin Hoca Tiyatro Oyunları:

Hoca fıkralarından ve hikâyelerinden uyarlanan tiyatro oyunlarıdır.
Bu oyunlar genellikle çocuklara yöneliktir ve didaktik bir amaca hizmet eder.
Nasreddin Hoca tiyatro oyunları, Türk tiyatrosunun önemli bir parçasını oluşturur.

5. Nasreddin Hoca Filmleri:

Hoca fıkralarından ve hikâyelerinden uyarlanan filmlerdir.
Bu filmler genellikle komedi türündedir ve her yaştan izleyiciye hitap eder.
Nasreddin Hoca filmleri, Türk sinemasının önemli bir parçasını oluşturur.

Bunların dışında:

Nasreddin Hoca fıkraları ve hikâyeleri çeşitli dillere çevrilmiş ve dünya çapında tanınmaktadır.
Hoca fıkraları, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde de yer almaktadır.
Sonuç olarak: Nasreddin Hoca’nın günümüze kadar ulaşan yazılı bir eseri olmasa da, fıkraları ve hikâyeleri sözlü gelenek yoluyla aktarılmış ve farklı coğrafyalarda farklı versiyonlar kazanmıştır. Bu fıkralar ve hikâyeler, Hoca’nın bilgeliğini,zekasını ve mizah anlayışını yansıtır ve günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir

Sarı Saltuk en önemli eserleri listesi

Sarı Saltuk’un Eserleri Hakkında Bilgiler

Sarı Saltuk, 13. yüzyılda yaşamış ve Anadolu’da Türk-İslam kültürünün yayılmasında önemli rol oynamış bir mutasavvıf ve erendir. Hakkında birçok menkıbe ve hikâye anlatılmış olsa da, günümüze kadar ulaşan yazılı bir eseri yoktur.

Sarı Saltuk’a atfedilen eserler, genellikle onun menkıbelerini ve kerametlerini anlatan eserlerdir. Bu eserler, halk arasında dilden dile aktarılmış ve yazılı hale getirilmiştir.

Sarı Saltuk’a ait olduğu düşünülen bazı önemli eserler şunlardır:

1. Saltukname:

15. yüzyılda Cem Sultan tarafından yazdırılan ve Sarı Saltuk’un hayatını anlatan bir menkıbe eseridir.
Eser, Saltuk’un doğumu, yetişmesi, Anadolu’ya gelişi, menkıbeleri ve kerametleri gibi konuları ele alır.
Saltukname, Sarı Saltuk hakkında en önemli kaynaklardan biridir.

2. Velayetname:

Sarı Saltuk’un menkıbelerini ve kerametlerini anlatan bir başka eserdir.
Farklı yazarlar tarafından yazılmış çeşitli Velayetname’ler mevcuttur.
Bu eserler, Saltuk’un farklı coğrafyalardaki izlerini ve halk üzerindeki etkisini yansıtır.

3. Hikâyeler:

Sarı Saltuk’a ait olduğu düşünülen birçok hikâye de vardır.
Bu hikâyeler genellikle halk arasında dilden dile aktarılmış ve yazılı hale getirilmiştir.
Hikâyelerde Saltuk’un bilgeliği, zekası ve adaleti ön plana çıkarılır.

4. Türbeler:

Sarı Saltuk’un türbeleri de önemli bir eser olarak kabul edilebilir.
Anadolu’da ve Balkanlar’da birçok yerde Sarı Saltuk’a ait olduğu düşünülen türbeler bulunmaktadır.
Bu türbeler, halk tarafından ziyaret edilmekte ve kutsal sayılmaktadır.
Sonuç olarak: Sarı Saltuk’un günümüze kadar ulaşan yazılı bir eseri olmasa da, menkıbeleri, hikâyeleri ve türbeleri onun varlığını ve etkisini sürdürmektedir. Bu eserler, Sarı Saltuk’un Türk-İslam kültürü ve inanç sistemindeki önemli yerini göstermektedir.

Aşık Paşa en önemli eserleri listesi

Aşık Paşa’nın En Önemli Eserleri:

Aşık Paşa, 13. yüzyılda yaşamış önemli bir Türk şair ve mutasavvıftır. Eserleri, Anadolu Türkçesi edebiyatının ilk eserleri arasında yer alır ve tasavvufi düşünceyi yansıtır. Aşık Paşa’nın günümüze kadar ulaşan tek eseri Garibnâme’dir.

Garibname:

1330 yılında tamamlanmış 12 bin beyitlik bir mesnevidir.
Eser, tasavvufi öğütler, hikâyeler ve atasözleri içerir.
Garibnâme, Anadolu Türkçesi edebiyatının en önemli eserlerinden biridir ve Türkçenin ilk hacimli eserlerinden biri olma özelliğine sahiptir.
Eser, didaktik bir tarzda yazılmış olup, ahlaki ve tasavvufi erdemleri vurgular.
Garibnâme, Aşık Paşa’nın tasavvufi düşüncelerini ve dünya görüşünü yansıtır.
Eser, günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir ve Türkçeye ve birçok dile çevrilmiştir.

Garibnâme’nin dışında Aşık Paşa’ya ait olduğu düşünülen bazı eserler de şunlardır:

  • Fakrnâme: 161 beyitlik bir mesnevidir. Fakirliği ve kanaatkârlığı konu alır.
  • Vasf-ı Hâl: 39 beyitlik bir mesnevidir. Şairin yaşadığı zorlukları ve tasavvufi arayışlarını anlatır.
  • Kimya Risâlesi: Tasavvufi bir risaledir.
  • Hikâye: Birkaç beyitten oluşan bir hikâyedir.

Ancak bu eserlerin Aşık Paşa’ya aitliği kesin olarak bilinmemektedir.

Sonuç olarak: Aşık Paşa’nın en önemli eseri Garibnâme’dir. Bu eser, Anadolu Türkçesi edebiyatının önemli bir mirasıdır ve tasavvufi düşünceyi yansıtır. Aşık Paşa, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir ve eserleri günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir.

Yunus Emre’nin En Önemli Eserleri

Yunus Emre, Anadolu Türkçesinin en önemli şairlerinden biridir. Eserlerinde tasavvuf felsefesini ve insan sevgisini sade bir dille işlemiştir. Yunus Emre’nin en önemli eserleri şunlardır:

1. Divan: Yunus Emre’nin en kapsamlı eseridir. Hikmetli sözler, ilahiler, şiirler ve tasavvufla ilgili metinler içerir.

Divan

Şiirleri

Yunus Emre Divan resmi

2. Risâletü’n-Nushiyye: Tasavvuf felsefesini anlatan bir mesnevidir. Eserde, Allah sevgisi, marifet ve tasavvuf yolu ile ilgili bilgiler yer alır.

Yunus Emre Risâletü'nNushiyye resmi

3. Tapşukname: Ahilik geleneği ve erdemli bir yaşam üzerine nasihatler içeren bir eserdir.

4. Saltuk Buğraç Destanı: Hz. Muhammed’in hayatını anlatan bir destandır.

Bunların dışında Yunus Emre’ye ait olduğu düşünülen birçok şiir ve ilahi de bulunmaktadır. Yunus Emre’nin eserleri, Anadolu Türkçesinin gelişmesinde ve tasavvuf felsefesinin yayılmasında önemli rol oynamıştır. Eserleri günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir.

Yunus Emre’nin eserlerinin önemi:

  • Yunus Emre, eserlerinde sade bir dil kullanmıştır. Bu sayede eserleri halk tarafından kolayca anlaşılmış ve sevilmiştir.
  • Yunus Emre, eserlerinde tasavvuf felsefesini ve insan sevgisini işlemiştir. Bu sayede eserleri insanlara manevi bir yol gösterici olmuştur.
  • Yunus Emre’nin eserleri, Anadolu Türkçesinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Eserleri sayesinde Türkçe zenginleşmiş ve gelişmiştir.
  • Yunus Emre’nin eserleri, günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir. Bu, eserlerinin evrensel değerlere sahip olduğunu göstermektedir.

Levendname Şiirler

İstanbul Şiirleri, Levendname

Levendname şiirlerin ana temalarından bir tanesi de İstanbul tarihi yarımadasını dizeleştiren şiirlerdir. Şair, Roma ve Osmanlı dönemine referanslar vererek özellikle tarihi yarımada Fatih üzerinde…

Levendname Şiir Kitabı ile Lise Müfredatı Arasındaki İlişki

Dört kıtaya dağılmış 33 ülkede yaptığım ihracat iş seyahatlerim neticesinde hafızamda ve zihnimde biriken hatıralar, Levendname şiir kitabımda, zihinlerde geleceğe yönelik ufuk açıcı dizeler…

Levendname Şiirler

  Yer. Gök. Su: Şiir Üçlemesi (Seslendirilmiş 3 şiir Youtube videosu) Şiir: Levent AĞAOĞLU Seslendirme: Murat KOCACIK Kızıl Elma: Yer Sü’başılar: Gök Su: Nehir Yolları https://www.booksonturkey.com/yer-gok-su-siir-uclemesi-seslendirilmis/ Levendname Şiirler Söyleşisi…

Gözdelerim: Levendname Seçkisi

25 Nehir Boyları 61 Bilge 68 Ata 113 Aida’da İnsan 135 Göçebeler 145 Sübaşılar 224 Kızıl Elma 153 Küçük Bey’in 205 İstanbul 1975 234 Bir Çift Karanfil GÖZDELERİM 25 Nehir Boyları 28 Mütefekkiran 30…

Levendname Şiirler

https://www.youtube.com/watch?v=ACXE3hdi5IE&t=5s Levendname Şiirler’de Yeryüzü ve Yeradları Levent Ağaoğlu – 02/12/20230 Abbasağa Mahallesi.  Adalar.  Adalar Denizi.  Adana Addis Ababa.  Afganistan. Afrasya. Afrika.   Afrin. Afyon Bozkırı. Afyon Karahisar.  Afyon Kocatepe….

Levendname Şiirler’de Yeryüzü ve Yeradları

Türk şairlerinin Türkiye dışında oluşturduğu koloniler, Tuna nehri, Adriyatik kıyıları, Akdeniz, Adalar Denizi, İyon Denizi, Karadeniz kıyıları ve Nil nehri kıyıları, Doğu Akdeniz, Levant ve Kuzey…

Levendname Şiirler’de Kişiler Galerisi

Adnan Şenses. Afrodit. Ahmet Cevdet Paşa. Ahmet Kot.  Ali Bey. Ali Emiri Efendi. Andre Dorya. Aristo.  Ata. Atcalı Kel Mehmet Efe. Aziz Pavlos. Aziz Pavlus.  Aziz Piyer….

Levendname Şiirler Söyleşisi

https://www.youtube.com/watch?v=8rTyNHYpNhE&t=8s Levendname Şiirler söyleşisinde, şiirlerin arka planının üç Akdeniz olgusu olduğu vurgusu yapıldı. 1 Pasifik kıyılarından başlayarak Pasifik Okyanusu limanlarında arasında yoğunlaşan ticaret ve iletişim ardından 2…

Alimlere Şiirler – Levendname

Levendname Poems

Kumkapı Çeşmesi akıyor kalbimden Sevdalar geçiyor gönlümden Geçtim âlemlerin bezminden Gözlerimi dünyaya açtım Bezmi Âlemden 22.09.2021   You may buy it from Aktif Yayınları via the link below. https://www. Aktifyayinlari.com/39-levend-name.html Levent Ağaoğlu is a…

Deniz Şiirlerim

Mütefekkiran 28 Talaylar Ola   55 Bizim Akdeniz  93 Beşiktaş Kıyıları  104 İda’da İnsan  115 İda’da Zaman       119 Çin Seddi’nden…

Şiirlerim Seçkisi

  GÖZDELERİM 25 Nehir Boyları 28 Mütefekkiran 30 Gözler Gökler 35 Hep Öğrencileriz 43 Yazı Bilgeliktir 44 İlk Türkçe 47 Sıfır 53 İlk Kuvva 55…

Kolonizatör Türk Şairleri

Türk şairlerinin Türkiye dışında oluşturduğu koloniler, Tuna nehri, Adriyatik kıyıları, Akdeniz, Adalar Denizi, İyon Denizi, Karadeniz kıyıları ve Nil nehri kıyıları, Doğu Akdeniz, Levant ve…

Fişavi’de 250 Yıllık Çay Keyfi

  Şair Levent Ağaoğlu, 33 yılda 33 ülke gezdi. Bazı ülkelerde görevi gereği uzun yıllar kaldı. En çok da çayı özledi. Gittiği her ülkede Fatih’in…

Şiir girmeyen eve doktor girer

Kelimelerin iyileştirici etkisi uzun zamandır bilinmekte. M.Ö. 4 bin yılına kadar eski Mısırlılar papirüs üzerine kelimeler yazdılar, bunları sıvı içinde erittiler ve bir ilaç…

A doctor enters a house where poetry does not enter

The healing effect of words has been known for a long time. By the 4th millennium BC, the ancient Egyptians wrote words on papyrus,…

Şiir Girmeyen Eve Doktor Girer

Kelimelerin iyileştirici etkisi uzun zamandır bilinmekte. M.Ö. 4 bin yılına kadar eski Mısırlılar papirüs üzerine kelimeler yazdılar, bunları sıvı içinde erittiler ve bir ilaç…

Levend’name Şiirler’de Z Evrensel Kavramları

https://www.aktifyayinlari.com/39-levend-name.html Levend’name, ilk Türkçe eserimiz Kutadgu Bilig’e binyılı aşan bir zaman ötesinden kısa bir zeyilname. Böylece de Z Kuşağını dillerine dolamış günümüz küresel hegemonyasına da Z evrensel kavramları (Zihin,…

Şiirler

https://www.booksonturkey.com/levendname-siirler-2/   https://www.youtube.com/watch?v=ACXE3hdi5IE https://www.youtube.com/watch?v=JR5fLUEIaM4&t=1s https://www.youtube.com/watch?v=-4ooCt9u3fM&t=42s https://www.youtube.com/watch?v=Rw53UOwMSzY

Poetry

Levent Ağaoğlu is a poetry lover who has adopted the principle of generating ideas and starting an enterprise. He cares about the indispensable quality of…

İstanbul Şiirleri, Levendname

Levendname şiirlerin ana temalarından bir tanesi de İstanbul tarihi yarımadasını dizeleştiren şiirlerdir. Şair, Roma ve Osmanlı dönemine referanslar vererek özellikle tarihi yarımada Fatih üzerinde yoğunlaşıyor ve ayrıca Beşiktaş ve Eyüp semtlerine de şiirlerinde göndermeler yapıyor.

İstanbul ile ilgili şiirlerde çok sayıda semt, cadde ve sokak adları yer alıyor. Yazar, Fatih’te geçen çocukluğunun ve ilk gençlik çağındaki 1975 yılındaki günümüzden 50 yıl önceki İstanbul’un da “İstanbul 1975” şiiri ile panoramasını çiziyor. “Sıfır” şiiri ile de milyon taşında simgelenen sıfır kavramının neden İstanbul ile özdeşleştiğini dizelerinde sonsuzluğa uzanacak bir şekilde bizlere aktarıyor.

Şairin İstanbul’a ilişkin şiirleri aslında bize bir davetiye.

Müellif-i Azam Reşat Ekrem Koçu ile birlikte bir ansiklopedi haline gelen dünya başkenti İstanbul’un arkeolojik kazılarla 8000 yıla yaslanan tarihi derinliğinin şiirlerle insanlığa sunulması adına çok adresli bir davetiye.

Burada ayrıca başlık olarak da ilettiğimiz şiirlerin başlıkları da İstanbul’un hangi kavramlar ve duygular ile yegane bir kimliğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Levendname Şiirler kitabındaki İstanbul şiirlerinin ana teması olan Fatih, hem Roma hem de Osmanlı döneminde İstanbul’un kalpgahı olan tarihi yarımadanın ta kendisidir. Açık hava müzesi misalidir, ayrıca “Vitrin Dolabı” şiirinde yaşam ile ölümü birlikte bir araya getiren Eyüp semti de İstanbul’un üç tarihi ilçesinden bir tanesidir.

Beşiktaş semti ise fethedileni simgeleyen Fatih semtinin yanı sıra fetihlere çıkılan Barbaros‘un ve Leventlerinin deniz kenarı diyarıdır, İstanbul Boğazı’ndan beş denizlere doğru seferlere yol alınan bir semttir Beşiktaş.

Tarih boyunca Çifte Boğazları bünyesinde barındıran Türkiye coğrafyasının bu nadide konumu, hem İstanbul hem de Truva’yı dizeleştiren şiirleri ile Levendname şiirlerde yerini almıştır.

Baba tarafı kökeni itibarıyle ilk yörük göçü ile 1385 yılında Menemen Ovası’nda Filibe’ye iskan edilen Evlad-ı Fatihan Türklerden olan şairin 1940’lı yıllarda Türkiye’ye dönüş yaparak Beşiktaş’ta nüfusa kaydolan, ardından Fatih Camii yakınlarında Akdeniz caddesi ile Fevzipaşa caddesinin kesiştiği noktadaki Mutemet Sokak’ta ikamet eden aile büyükleri ile olan yaşantısından yola çıkan İstanbul şiirlerinde ağırlıklı olarak tarihi yarımada Fatih temaları işlenmiştir.

Şair Ağaoğlu 17 yaşındayken 1975 yılında satın aldığı siyah beyaz fotoğraf makinesi ile daha o zamanlarda İstanbul’un yine özellikle tarihi yarımadasını ve insanlarını, evlerini, cadde, sokaklarını fotoğraflamış ve 50 yıl önceden günümüze belge olarak bırakmıştır.

 ***************************************

İstanbul Şiirlerindeki Semtler

 

Abbasağa Mahallesi.  Akdeniz Caddesi. Akşemsettin.  Asitane. Atikali. Aya Sofya.

Balipaşa.  Bankalar Caddesi. Beşiktaş Kıyıları. Beşiktaş. Beyoğlu. Bezmi Âlem.  

Çarşamba Pazarı. Çarşı.  Çemberlitaş. Çınaraltı İstanbul. Dolmabahçe

Sarayı.  Elmadağ.  Eminönü. Eski Kozlu. Eyüp. Fâtih. Fevzipaşa Caddesi.

Galata Köprüsü. Galata Kulesi.  Galatasarayı.  

Haliç. Halkalı.  Hırka-i Şerif. İstanbul.

Kapalıçarşı. Karadeniz Caddesi.  Karaköy. Kızılelma Caddesi. Kızılelma Semti. Kızılelma.  Kızılırmak Çengeli. Kızılırmak. Kıztaşı.  Kocasinan Caddesi. Koyunbaba. Kumkapı Çeşmesi. Küçükpazar. Laleli.  

Merkezefendi. Mese.  Millet Caddesi. Millet Kütüphanesi. Mimar Sinan Mescidi.  Mutemet Sokak. Nea Roma.  

Oğuzhan Caddesi. Ordu Caddesi.  

Sarıgüzel.  Serencebey.  Sütlüce.

Tahtakale.  Tarihi Yarımada.  Taşkışla.   Tersâne-i Âmire.  Tophane.

Vakıf Gureba. Vatan Caddesi.   Yavuzselim.  Zindan Han.

 ***************************************

İstanbul Şiirleri

  • Sıfır
  • Çarşı
  • Fatih, Fatiha, Evlâdı Fatihân…
  • İstanbul 1975
  • Kıraathaneler, Çayhaneler
  • Yarımadalar
  • Su
  • Kızıl Elma
  • Bir Çift Karanfil
  • Sü’başılar Sü’baylar Sü’variler

 

  • Vitrin Dolabı
  • Kumkapı Çeşmesi
  • Beşiktaş Kıyıları
  • Şecere
  • Göçebe
  • Yörüktük…Yörüdük.. 
  • İda’da İnsan
  • İda’da Zaman
  • Hemşehri
  • Küçük Bey’in
  • Memedim Âkif
  • 19 Mayıs
  • Güneşin Doğuşu
  • Beşiktaşk

 ***************

Sıfır

 

Sıfır,

Türk’ün Simgesidir.

Çoğaltan etkisi yapan

Mayalandırır.

Bir’i Bin

Bini Milyon

Milyonu milyar

yapar.

 

Taş Yazıt olur

Dairecik olur

Meridyen olur

İstanbul’dan

Sonsuzluğa

Yol alır

14 Kasım 2017

 

Çarşı

Aslolan Çarş’dır

Ortadır

Ordu’dur

Orta olan Orda’dır

Ordos’dur, Hordus’dur, Urdu’dur

Türkistan’da, Hindistan Rusya, Çin’de, Maçin’de

İstanbul’un ortası Fatih

Fatih’in ortasıdır Çarşamba

Anadolu’nun Kızılırmak

Kızılırmağın ortasıdır Çarşamba

 

Payitahtta Fatih

Fatih’de Çarşamba Pazarı

Türkiye’nin en büyük pazarı

Karadeniz Caddesi’nden Akdeniz Caddesi’ne

Ordu, Millet,

Vatan Caddelerinden

Oğuzhan’a, Kızılelma’ya

 

İnsanlar, insancıklar

Ellerde fileler

Hamallarda heybeler

Tezgâhlarda pazarlıklar

Alışverişler

Gönüllerde sevdalar

Gözlerde hayâller

 

Haftanın ortası Çarşamba

Şehrin ortası Çarşı

Milletin ortası Ordu

Beşiktaş’ımın herşeyidir Çarşı

Memleketimin yaşayan ruhudur Çarşı Pazar

Ağasofya

20 Nisan 2019

 

Fatih, Fatiha, Evlâdı Fatihân…

 

Kuran’ın kalpgâhındaki sure:

Fatiha

İstanbul’un kalpgâhı:

Fatih

Osmanlı’nın Ruhu:

Evlâd-ı Fatihân

 

Farklı bir tavır ve kültür.

“Payidar ol evladım.”

diyen büyüklerimizin

ellerini öperdik.

 

Payitahttayız çünkü.

Rumeli de öyle, Fatih de.

Sultan Mehmed’in

Tuğrasına nakşettiği

Tavırdayız,

Kararlılıktayız:

Her daim

Hep daim

21 Nisan 2018

 

İstanbul 1975

Sırtını yaslamış Beyoğlu’na

Geleceğe bakar onyedisinde

Kanlı yüzyılın sonçeyreğinde

Bindokuzyüzyetmişbeş senesinde

Kalleş silahların ateşlendiği

Türkiye günlerinde

 

Bir delikanlı

Bakışları tezcanlı

Yüreği yangınyeri Ağaoğlu

Dünyanın başkentinde

Âlemlerin ortasında

 

Bir tarafta Galata Kulesi

Galatasarayı, Galata Köprüsü

Bankerler, Bankalar Caddesi

Karaylardan Karaköy

Taşkışla, Beşiktaş,

Dolmabahçe Sarayı

 

Diğer yanda

Sarraflar, Kapalıçarşı

Tahtakale, Eminönü

Enderun Mektebi

Çarşılar, Pazarlar

 

Hanlar, Hamamlar

Konstantin, Fâtih

Mese, Çemberlitaş

Hanedanlar, Saraylar

Devleti Âli Saraylıları

 

Beyoğlu’nun beyleri

Rumeli’nin yörük ağaları

İstanbul’un efendileri

Avlonya’dan Gedikpaşa’ları

Enderun’dan Kasımpaşa’ları

 

Kaptan-ı Deryaları, Levendleri

Hercümerc olurlar

İnsanlık yarımadasında

Dünya’nın başkentinde

Kıtaların katığında

16 Ağustos 2022

 

Kıraathaneler, Çayhaneler

 

İsfahan, Lahor’un,

Karaçi, Şam’ın,

Kaşgar’ın, Şian’ın,

Kazan Üsküp’ün,

 

Adis Ababa’nın,

Sevilla Endülüs’ün

Kahire Fişavi’nin

Çınaraltı İstanbul’un

 

Kahvehane, kıraathane çayhaneleri

Muhayyileler, Muhakemeler

Mütefekkirler Medeniyetler

Fikri, efkarı

Tefekkür mekanları

 

20 Ağustos 2022

 

Yarımadalar

 

Koca Asya’nın

Uçsuz bucaksız

Susuz Issız Bozkırlarından

Hind yarımadasına

Hint’erlandlara

 

Küçük Asya Rumeli

Yarımadalarına

Sulara, çağlayan, pınarlara

Dağlara ovalara nehirlere göllere

 

Beş deniz kenarlarına

Ak, Kara, Kızıldeniz’lere

Basra körfez, Hazar denizi

Kıyılarından

 

“Aman bre deryalara”

“Subaşı duraklara”

Gönlü firaklara

Gönül dağlarına

 

Issız, sonsuz bozkırlar

Uzaklara yololan

Bereket durakları yarımadalar

Doğudan batıya

Kuzeyden güneye

 

Seyahatler, seyyahlar

Hind yarımadasında Biruni

Türk yarımadasında

Çelebi Evliyâ’lar

 

Adalar yarım

Anadolu, Balkan

Altları kıta

Altıncı kıta

Çarşılar dört köşe

Pazarlar her yerde

 

İçiçe halklar

Denizler misâli

Ak, kara, kızıl

Sevdalar kızılca gönlünce

Avrupa, Asya, Afrika

Avrasya, Afrasya

Dünyalar, âlemler insanca

 

Yarımadalar Türkiye’si

Dünyalar, kıtalar

Kavuşan, kesişen, birleşen

Gönülleri, kıtaları birleştiren

 

Dünyanın merkezi

İnsanlık kıtası

İstanbul

Tarihi yarımada

Bir dünya başkenti

 

Dev imparatorluklardan

Doğu, Batı Roma’ya

Büyük İskender’e

Konstantin, Justinianus’a

Fâtih, Kanuni’ye

 

Adalete, fetihlere

Ayasofya, Kutadgu Bilig’e

Kutsal Bilgi’ye

Fethedilene

 

Selçukilere

Devleti Âlilere

Yeditepe, yedi iklimlere

Yedi Kiliselere

Küçük Asya’da, Avrupa’da

Dünya Adası Yarımadalar

20 Ağustos 2022

 

Su

Ustur su

Zamanı besleyen

Zihinlere açıklık

Zeminlere bereket

 

Uslanmaktır

Yerlerde yeraltlarında

Karizlerde dolanan

Yağmurdur buhardır

Gözyaşıdır bende

Nemli gözlerdir sende

 

Yaşlanmaktır

Yaştır su

İstanbul’dur

Sarnıçlar, Çeşmeler

Sakalar, Kemerlerle

 

Su Müzesidir

Sudaştır

Su dostudur

Kandaştan öte

Recep Ali Topçu beydir

Bin dereden değil

Uludağlardan, Ararat’dan

Everest’den, Toroslar’dan

Su getiren

 

Sudaş gönüllere serpen.

21 Mart 2022

 

Kızıl Elma

Dünya kızılca kıyamet

 

Hayâllerde bir Kızıl Elma

Sınırsız, sınıfsız

Dilim dilim paylaşılan

İnsanlık adası

“Yarım elma gönül alma”

Havsalamda

Yarımadalardan

Adalara, dünyalara

 

Şehirlerde mabetler

Yedi kiliseler

Istanbul, Roma, Budin

Estergon, Istolni Belgrad

Köln, Viyana

 

Hepsi Kızılelma

 

Almaata, Elmadağ, Elmalı

Kızılağaç, Kızılelma, Kızılbel

Caddeler Oğuzhan, Kızılelma

Şehirlerde Kızılelma köyleri

Dünyalarda Kızılelma hayâli

Cennet misâli

 

Dünyalar Kızıl Kızılelma’m

 

20 Ağustos 2022

 

Bir Çift Karanfil

 

Yıllardan Bindokuzyüzaltmış

Feleknaz nenenin

İki yaşında Levkoşe’si

Cemal dedenin

Ömründe göremediği

Levend torunu, bebesi

 

Funda atalar

Dedeler, dadalar

Saruhan, Karaman’dan

Yörükler, Evladı Fatihan’lar

Yıllarda yollar

Yollarda yıllar

Şehrengizler, Sevdalar

Dünya Rumeliler

Hep rind olanlar

 

Mirdita Yakova’dan

Bayraktarlar, Tekkeler

Kosova’sından

Fande’ler, Funda’lar

Makedonya Üsküp’ten

Yollarda yörükler

Keskin kılıçlar

Hep Kahramanlar

 

Hüdavendigar’dan

Fatih torununa

Fatihan evlatlarına

Levkoşe torununa..

Aşklar, Sevdalar

Hep Gönüllerde

 

Feleknaz nene,

Cemal dede

Birlikte yatarlar

Edebi alemlerde

Nenemden dedeme

Satır satır sevdalar

Sevdanın nişanesi

Karanfiller

 

İstanbul’un kale kapılarında

Merkezefendi’nin

Şefkatli toprağında

Merhamet kucağında

Fatihan diyarında

 

Sevdalıları Rumeli’nin

6 Eylül 2022

 

Sü’başılar. Sü’baylar. Sü’variler

 

Ruhumuz;

Dokuz Sekiz

İlk hedefimizdi

Mavi gökler

Lâcivert deniz;

Akdeniz!

 

Eyüp Sütlüce’den

Gülümserken

Şehid Killigil

Haliç’ten seslenir

Zümrezade

 

Divriği’den haykırır Demirağ

Semâlardan süzülür Hürkuş

Göklerde iz sürer Bayraktar

Deryalar, Semâlar, Dağlar

Dar gelir onlara

 

Paşaların nuru

Manastır’dan Azerbaycan’a

Bakü’den Erzurum’a Şehid Nuri Paşa

 

Sobrenya’da bir Vatanperver

Varna mebusu

İlk Türk motorunun mucidi

Zümrezade Şakir

 

Divriği’den Demirağ

Yurdu sarmış

Bütün Demirağlar

Semâlarda

Kartal ruhlu Tayyareler

 

Deryalar, Talaylar,

Semâlar, Dağlar

Dar gelir onlara

İlk Türk uçağını yaptın

Çocuklar gibi şendin

 

Vidin’den, İstanbul’dan

Vecihi Hürkuş

Sü’Başılar

Sü’Baylar

Sü’variler

 

İş başa

Tuğlar göklere

Tuğralar kalplere

Dağlar başına

Deryalar, Talaylar uğruna

Semâlar çadırımız ola!

16 Nisan 2018

 

Vitrin Dolabı

Eyüp’ün önemi,

İki kıtanın birbirine

En yakın olduğu

Emsâlsiz bir

Coğrafya noktasında,

 

Türk Medeniyeti’nin

Adeta şâhâne bir

Vitrin dolabı gibi

Tüm unsurları ile

Arz-ı endâm ettiği

 

Nâdide bir

Eserler beldesi olarak

Tevârüs etmiş halidir ki,

Değil sadece kıtaları,

Hayat ve ölümü de

Birarada yaşatmaktadır.

16 Eylül 2017

 

Kumkapı Çeşmesi

 

Kumkapı Çeşmesi akıyor

Kalbimden

Sevdalar geçiyor

Gönlümden

 

Geçtim alemlerin

Bezminden

Gözlerimi dünyaya açtım

Bezmi Alemden

 

22 Eylül 2021

 

Beşiktaş Kıyıları

Akdeniz,

Karadeniz,

Kızıldeniz,

Beşiktaş kıyılarında bir olurlar…

Yol alırlar

Deryalara Barbarossalar

 

Dar Üs Sınai, Tophane

Tersâne-i Âmire, Asitane,

Venedik, Londra

Toplar, Doklar’a

Pourtsmouth’a

Woolwich’e

Royal Arsenal’e

7 Nisan 2019

 

Şecere

Atalardan Çungaryalı

Büyük Asyalı

Küçük Asyalı

Saruhan Kıpçaklı

Menemen Ovalı

Yörük Obalı

Balkan Yörüklü

 

Dedelerden Rumelili

Mirditalı Bayraklı

Ahmed Cevdet Paşalı

Kosova Yakovalı

Mirdita Fanlı

 

“Kosova Muharebeli

Fermanlı

Hüsn-i hizmetli

Mazhar-ı nazar-ı devletli

Uroş bayrağının ucu bakır kaplı

İmtiyazı ihsanlı buyruklu”

 

Rodoplardan

Ustinalı

Doğu Rumelili

Kosoğlulu

 

Anadan Üsküplü

Hamamönülü

Vardar Ovalı

Meriçli, Fanlı, Tunalı

Yücelcilerli Yücel şehitlerli

Fazlı Fandalı, Şehid Nazmi Ömerli,

Kemal Hakimoğlu’lu, Kadri Yücelli

Fanlı, Fandili, Fandalı, Fundalı,

Namık Kemal Fundalı

Fadliyeli, Feleknazlı

 

Babadan Filibeli

Kosoğlu’lu, Tatarpazarcıklı

Gülbahçeli, Ustina Tütünlü

Paşa Camili

Kervansaraylı

Soydan

Evlâd-ı Fatihânlı

Yollarda

Ayşekadın Edirneli

 

Gönülden Aşktan

1903 Jimnastik Kulüplü

Beşiktaş

Serencebey yokuşlu

Abbasağa mahalleli, muhtarlı

Küçükpazar

Zindan Hanlı, Ahi Çelebili

 

Lalelili, Tayyare Apartmanlı

Laleli muhtarlı

Kâzım Karabekirli, Kazım Taşkentli,

Halide Edip Adıvarlı, Nejat Eczacıbaşılı,

Yahya Kemalli, Adnan Şensesli

Funda Bakkaliyeli

Vardarlılar Dernekli

Funda Emlaklı

Vatan Caddeli

Vatan Apartmanlı

Bozdoğan Kemerli, Kıztaşılı

Katip Çelebili

Yavuzselimli, İbrahim Müteferrikalı

Osman Nihat Akınlı, Seyfettin Özege’li

Mimar Sinan Mescidli

Millet Kütüphaneli

857’li şühedâlı

 

Doğuştan

Vakıf Gurebalı

Payitahttan Fatihli

Her daimli

Hep Daimli, Daimalı

Hem Mütefekkirânlı

Hem Fatihânlı

 

Mutemet Sokaklı

Fevzipaşalı

Taşmektepli Atikalili

Akşemsettin Koyunbabalı

Ali Emîrî Efendili

 

Kocasinan Caddeli

Sarıgüzelli, Mehmet Akif’li

Safahatlı

İstiklâl Marşlı

 

Sönmez Ocaklı

Balipaşalı, Hırka-i Şerifli

Merkezefendili

Eski Kozlulu

Akdeniz Oğuzhanlı

K ı z ı l e l m a l ı

7 Temmuz 2018

 

Göçebe

Atadan göçebe

Dededen göçmen

Tuz yasaklı

Menemen Ovasından

Saruhan’dan

 

Ustina tütünlü

Filibe Ovasına

Tatarpazarcık’a

Küçükpazar’a

Fatih’e

Payitaht’a

 

Fatihlerin evlatları

Atalar

Büyükdedeler

Dedeler

Oğullar

Torunlar

Evlâd-ı Fatihân

 

Yörüktük…. Yörüdük

Atadan Dededen Yörüktük;
Yörüdük Saruhan illerinden
Urumelleri’ne…

Avdet ettik;
Deryaların hercümerç olduğu

Payitaht’ın rahmetine….

4 Şubat 2015

 

İda’da İnsan

Kaz Dağlarında çiçek

Ege’lerde imbat

Arşipel’de bir Cennet;

İda

 

Rumeli’ne de

senden yol alındı

Roma

Nea Roma’ya da;

Truva!

 

Sevginin Bilgiye

Bilginin Sevgiye

Kavuştuğu Yersin,

Ulu İda

 

Payidarsın, Truva

Payitahtsın, İda

Hürriyetin istiklâl ile

Kutlandığı

İstiklalin hürriyet ile

Kutsandığı yersin

Çanakkale’den buyana

Efsanevi toprak;

Truva

 

Paris ile Helena,

Hasan ile Emine,

Sarıkız, Hasanboğuldu,

Afrodit, Sappho, Iphigenia

Odiseus, İlyada

Sevgi’nin Efsanesisin;

İda!

 

Bilginin Sevgiyle,

Sevginin Bilgiyle

Büyülendiği Yersin

Kazdağ İda!

 

Aristo, Strabon, Çelebi Evliya

Bedreddin, Piri Reis, Sokrates

Bilgi Pınarları

İda’da Bilgi, İda’da Sevgi

Bilgi ile Sevgi, Sevgi ile Bilgi

 

Ayasofya, kutsal bilgelik

Kutsal Bilgi, Kutadgu Bilig

Yusuf Has Hacib

 

İdealar ülkesi,

Tanrıların Dağı

İda

 

Kartalçimen, Kaz Avlusu

İdea’da İda

İdalar içre bir efsane;

İlyada

 

İda, İdea, Aida

İda, Asya’nın ulu silsilesi

İdea, bilgi hazinesi

Aida, İda’nın gizemli zirvesi

 

Aya Sofya, Filozofya

Filozofya’nın doğduğu yer

Truva, İda

İyonya, Anatolya

Antandros, Assos, Agonya

Nea Roma, Truva, Asya

Bir olurlar Küçük Asya’da

 

Filozofya, Bilgi Sevgisi

Bilginin Sevgisi

Sevginin Bilgisi

Filosofi

 

Platon’un ideası

Sokrat’ın diyalogları

Aristo’nun poetikası

Bu topraklarda

hayat buldu

Dallandı budaklandı

Ece’lerin İdası, İdeası

 

İda’nın Pınarları

Efsaneleri, tanrıları

Aristo, Eflâtun, Aziz Pavlos

Sappho, Sokrates, Homeros

Bilgeler diyarısın; Assos

 

Ölmez ağaç

Ölümsüz insanlar

İdaların sonsuz ölümsüz ruhu

 

Sarı Zeybek,

Sarı Kız,

Sarı Saltuk,

Sonsuzluk

 

Kutsal Hasat

Kutsal toprakların

Kutsal zeytin ağacı

Kutsal sarı

Kutsal sarı sıvı

Kutsal su

Ayazmalar dolusu

 

Ey İdalar’ın, Arşipel’in yolcusu;

Kazdağlarında tohum olduk

Çanakkale’nin kutsal topraklarına düştük; göverdik

 

Tarz-ı şiir böyle gerek,

Hem Destane, Hem Levend’âne

19 Şubat 2012

 

İda’da Zaman

Reislerin Pîrî

Gelibolu’dan Piri Reis

Deryalar içre bir Deniz;

Adalar Denizi, Arşipel, Ege!

 

Rumeli’nden gülümserken Yahya Kemal

Midilli’den seslenir Namık Kemal

Bolayır’dan haykırır Mustafa Kemal…

 

Ruhumuz;

Dokuz Sekiz

İlk hedefimizdi,

Bahr-i Sefid, Akdeniz!

 

Bin türlü zorlasalar da, açamadılar,

Aşamadılar seni; Kilit-ül Bâhir.

 

Midilli’den bir Kaptan-ı Derya…

Deryalar dar gelir ona;

Barbarossa!

 

İşte, Arşipel!

Adalar Denizi…

Adalar denizinde kale misali bir yarımada;

Kale-i Sultaniye

Deryaları,

Dünyaları aydınlatırsın;

Kitâb-ı Bâhriye

 

Orhan Gâzî’nin

Holofera’nın

Oğlusun,

Rumeli’nin fenerisin;

Gâzî Süleyman Paşa!

 

Afrodit’in oğlusun,

Roma’nın Efsanesisin

Truva’dan miras

Kahraman Aeneas!

 

Geldikleri gibi

gittiler

Koca Asya’nın kilidi,

Truva

Küçük Asya’nın zirvesi,

İda

 

İda’nın zirvesine

Nakşettik

Efsanelerimizi

Arşipel’in dibine

Gönderdik

Heybetli savaş gemilerini

 

Odiseus, Hektor, Priamos

Aeneas, Evranos

Süleyman Paşa, Gâzî Paşa, Barbaros

Fatihlerin Diyarısın Troas

 

Truva’ya can verenler

İskender, Sezar

Fatih Memet ile Gâzî Kemal

Havranlı Seyit Ali

 

Truva’da can verenler

Hektor, Dimitroyati,

Kınalı Hasan, Ezineli Yahya

 

Aşılmaz, sonu gelmez serüvenlere,

Yolculuklara, Odise’lere de

buradan çıkılmıştır,

 

Tulum üzre sallar dizenler

Gemileri sallarla denize indirenler

Gemilerden köprüler yapanlar

Suya seccade salanlar

Deryalarda Yürüyenler

 

Aeneas, Odiseus,

Şeyh Bedreddin, Azîz Paulus

Ece Yakup, Ece Bali,

Süleyman Gazi, Ara Bali,

 

Denizi Yürüyerek geçenler

Kara Koca, Kara Hace,

Kara Mürsel, Kara Yalova,

Kara Biga, Kara Sığla,

Yalvaç Dede, Hali Dede

 

Upuzun Yollar

Kısacık adımlarla aşılır

Yeter ki Yürüyelim

Deyip deryaları yürüyenler

 

İda’nın Yollarında

Kervanları dizenler

Devranları Çanakkale’den döndürenler.

Agamemnon’u sulara gömenler;

 

İlhamlarını hep buralardan almışlardır.

19 Şubat 2012

 

Hemşehri

Hem Kosova

Hem de Fatih’ten

Hemşehrim

 

Mehmet Âkif.

 

Al Sancağımın,

Tüten

En Son Ocağımın

Şairi

31 Aralık 2016

 

 

Küçük Bey’in

 

Yıl: 1962, Fatih Mutemet Sokak, İstanbul

 

Payitahttayım

Fatih’te

Mutemet Sokak

Evlad-ı Fatihan

Büyük Atalar

Küçük çocuk

Kütüklerde Levent

Yüreklerde Levkoşe

 

Anasının Kuzusu

Ataların Kızıl Elma’sı

Ellerde balonlar

Küçük beyinde

Büyük düşler

Düşlerde düşünceler

 

Mutemet’in

Dik sokağında

Lapa lapa karlar

Hayallerde

Çocukları sevindiren

Büyükler

Hediye ambalajında

Haki yeşili kızaklar

 

Sokakta yollar

Arnavut Kaldırımlar

Yürünecek

Aşınacak

 

Yollarda yıllar

Yaşanacak

Gözlerde

Hülyalar, Hayaller

 

29 Eylül 2019

 

Memedim Âkif

   

Babaocağı İpek kasabası,

Tekkeler Yakova’sı

Hüdavendigâr Kosova’sı

Sarıgüzel, Fatih Medresesi

Halkalı, Çatalca

Bayramiç, Çanakkale

 

Kastamonu, Konya

Eskişehir, Burdur

Sandıklı, Dinar

Afyon, Antalya

Balıkesir, Gelibolu

Ankara

 

Memedim Âkif’in

Eskimiş paltosuna

Sıkı sıkıya sarılarak,

Isıtmak için odun bulamadığı

Tacettin Dergâhının

Alev alev duvarları

 

En son ocak

Ankara’dan

İstiklâl ateşi her yanı saracak

Sakarya

En son hat

“Kayseri’ye

Meclis taşınmayacak”

 

Duvarları İstiklâl

Ateşi ile yanan

Memedim Akif’in

Tacettin Dergâhı

Terkedilmeyecek

7 Eylül 2019

 

 

19 Mayıs

Payitaht’tan yolalan

Bir Vapur

Bandırma

Kandıra bandıra değil

Kırıla döküle

 

Dalgalarla

Takipteki sinsi

Kraliyet gözlerinin kıskacında

Yetmiş altı çift göz

Tek yürek

 

İskenderun Akdeniz’den

Samsun Karadeniz’e

“İngiliz’e silâh çekerim”

İradenin beyanı

Yüreklerin isyanı

 

Zaman tünelinde

Karadeniz’den

“İlk hedefiniz Akdeniz’e”

Ordularla, isyanlar

İnsanlarla..

 

Bir başlangıçtır

19 Mayıs

Destandır, Nutuk’tur

Doğum günüdür

Alnıma yazılandır

1919

 

19 Mayıs 2022

 

Beşiktaş’taki kutlamalara gidiyoruz.. 

“Güneşin Doğuşu”

 

Tarihi yarımadadan

Zübeyde ananın

Evladı Ata’nın

Beşiktaş’ına

Akaretlere Ihlamura

 

Beşiktaş’tan ilk hedefe

Akdeniz’e

Doğan Güneştir

Cumhuriyet

 

LA

29.10.2023

 

Beşiktaşk️🦅

 

Yağmur çiseliyor

Beşiktaş Çarşısı dilsiz,

Beşiktaş Çarşısı kör

 

Havada konuşmamanın,

Görmemenin kahrolası hüznü

Beşiktaş Çarşısı

Kapatmış elleriyle yüzünü

 

Karanlık ellerin zamanıdır

Yağmur çiseliyor

Yağmur çiseliyor

Korkarak, yavaş sesle

Bir ihanet konuşması gibi

 

Yağmur çiseliyor

Beşiktaş’ın esnaf çarşısında

 

Levent Ağaoğlu

18 Nisan 2024

 

 

Levent Place Names in the World

Alphabetical listing of Places in World
Name What Region Country Lat Long Elev ft. Pop est
Levenda city Vladimirskaya Oblast’ Russia 55.32 41.80 830 1490
Levendale city Tasmania Australia -42.53 147.57 1669 149
Levendalovka city Kharkivs’ka Oblast’ Ukraine 49.88 35.50 830 2
Levendochori city Kentriki Makedonia Greece 40.95 22.82 830 6393
Levendochori city Dytiki Ellada Greece 37.69 21.33 200 10779
Levendokhorion city Dytiki Ellada Greece 37.69 21.33 200 10779
Levendokhóri city Dytiki Ellada Greece 37.69 21.33 200 10779
Levendokhórion city Kentriki Makedonia Greece 40.95 22.82 830 6393
Levenduks city Kareliya Russia 61.15 32.94 141 447
Levendyanskiy city Vladimirskaya Oblast’ Russia 55.32 41.73 830 1490
Levent city Sakarya Turkey 40.95 30.43 187 6561
Levent city Malatya Turkey 38.44 37.85 5141 3427
Levent city Rize Turkey 41.07 40.88 1669 1043
Levent city Izmir Turkey 38.42 27.16 830 154845
Levent Pinari city Erzincan Turkey 39.62 38.61 5869 1639
Leventehegy city Vas Hungary 46.99 16.31 898 8899
Leventevár city Jihomoravsky Kraj Czech Republic 48.76 16.89 830 53535
Leventici city Republika Srpska Bosnia & Herzegovina 43.85 19.Mar 2719 4023
Leventici city Bosne i Hercegovine Bosnia & Herzegovina 43.38 17.32 830 4869
Leventis city Dytiki Makedonia Greece 40.37 22.Nis 3349 1927
Leventkoy city Rize Turkey 41.07 40.88 1669 1043
Leventler city Erzincan Turkey 39.96 38.98 6023 1639
Leventli city Malatya Turkey 38.33 38.08 3349 4813
Leventochori city Kentriki Makedonia Greece 40.95 22.82 830 6393
Leventochorion city Kentriki Makedonia Greece 40.95 22.82 830 6393
Leventochorion city Dytiki Ellada Greece 37.69 21.33 200 10779
Leventochóri city Dytiki Ellada Greece 37.69 21.33 200 10779
Leventpınar city Erzincan Turkey 39.62 38.61 5869 1639
Leventpınarı city Erzincan Turkey 39.62 38.61 5869 1639
Leventseva city Poltavs’ka Oblast’ Ukraine 49.52 34.24 288 2800
Leventsevka city Poltavs’ka Oblast’ Ukraine 49.52 34.24 288 2800
Leventsevo city Poltavs’ka Oblast’ Ukraine 49.62 35.25 830 3319
Leventsivka city Poltavs’ka Oblast’ Ukraine 49.52 34.24 288 2800
Leventsivka city Dnipropetrovs’ka Oblast’ Ukraine 48.91 35.61 830 5
Leventsivka city Poltavs’ka Oblast’ Ukraine 49.62 35.25 830 3319
Leventsova city Poltavs’ka Oblast’ Ukraine 49.62 35.25 830 3319
Leventsovka city Poltavs’ka Oblast’ Ukraine 49.52 34.24 288 2800
Leventsovka city Dnipropetrovs’ka Oblast’ Ukraine 48.91 35.61 830 5
Leventsovka city Poltavs’ka Oblast’ Ukraine 49.62 35.25 830 3319
Leventsovskoye city Rostovskaya Oblast’ Russia 47.20 39.57 39 157088
Leventum city Provence-Alpes-Cote d’Azur France 43.86 Tem.23 1830 8790
Leventys city Kareliya Russia 61.15 32.94 141 447
Copyright 1996-2021 b

Türk/iye

  1. Turcae (Herodot, MÖ500) Turcae by Pomponius Mela of Roman geographer and Plinius of Roman natural philosopher
  2. Tyrcae (Pomponius, Plinius MS.1.yy): Türk adının bilim çevrelerince kabul edilen ilk kullanımı MS 1. yüzyılda Pomponius Mela ve Plinius adlı Romalı tarihçilerce kaydedilmiştir. Azak‘ın doğusunda yaşayan insanlar Turcae/Tyrcae adı ile kayda geçmiştir
  3. Tourkia Tourkia
  4. Tourkia (Khazaria) (Bizans kaynakları) MS 650
  5. Tourkia (Hungary) (Bizans kaynakları) MS 650
  6. Turchia (MS 1200, İtalyanca)
  7. Devlet it Türkiye (MS.1250 Mısır) Türkiyeler Tezi 
  8. Toikei (Tuarçi)
  9. Törük: bildiğimiz en eski biçimi türük ya da törük olan bu etnik adın macarca’daki biçimi török, eski rusça’daki biçimi de tork’tur. bu veriler türk etnik adının aslının iki heceli törük ya da bunun kısalmış biçimi törk olduğu yolundaki görüşü desteklemektedir. bu verilere göre törük adı, büyük bir olasılıkla ‘doğmak, yaratılmak, türemek’ anlamındaki eski türkçe törü-eyleminden -k eki ile türetilmiş bir sözcüktür ve ‘halkedilmiş, yaratılmış, türemiş’ anlamına gelir.  prof.talat tekin-istanbul”
  10. Turkije  
  11. Turkije 
  12. Türkiye isminin Keltlerden gelmesi 
  13. Türkiye (1923)
  14. Turska Turska – Wikipedija 
  15. Etrüsk Türkbilim (Türkoloji) ve Türk Birliği Düşünürleri A-Z 
  16. Etruska 
  17. Etrak-Etrek 
  18. Terek
  19. Trak 
  20. Toscana
  21. Trak-Terek-Etrek 
  22. Tuareg

Türkbilim (Türkoloji) ve Türk Birliği Düşünürleri A-Z

Mavi renkli başlıklar tıklandığında düşünür hakkında detay bilgilere ulaşılmaktadır. 

Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1935): Tanzimatı, Birinci ve İkinci Meşrutiyetleri ve Cumhuriyeti gören; bu devirlerdeki Tanzimat, Edebiyat-ı Cedide, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet devri edebiyatlarını yakından tanıyan sanatçı, Türk edebiyatında “Şair’i Azam” (Büyük Şair) sıfatı ile anılır (Bu sıfatı ilk kez Süleyman Nazif kullandı). Uzun seneler diplomat olarak hem doğu hem de batı ülkelerinde bulunması nedeniyle iki edebiyatı da tanımış; Türk şiirine batıdan yeni konular, serbest düşünce ve şekiller getirirken; batı yazarlarından etkilenerek yazdığı oyunlarla Türk tiyatrosuna felsefi düşünceyi sokmuştur. Türk edebiyatının en büyük eserlerinden birisi kabul edilen Makber’in şairidir. TBMM III., IV. ve V. dönemlerde İstanbul Milletvekili olarak görev yapmıştır.

Abdülhaluk Çay: Türk akademisyen ve siyasetçi. Türkçü kimliği ve çalışmalarıyla tanınmıştır. Çay, Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı Genel Sekreterliğini yürüttü. Türkeş’in ölümüyle Yönetim Kurulu Başkanlığına getirildi. Bu vakıfın organize ettiği, ilki 1992 senesinde Antalya’da düzenlenen Türk Halkları ve Akraba Toplulukları Dostluk ve İşbirliği Kurultayları’nın organizatörü ve uygulayıcısı olmuştur.

Adile Ayda: Türkiye Cumhuriyeti Roma Büyükelçiliği’nde elçi-müsteşar göreviyle bulunduğu yıllarda Etrüskler konusunda araştırma yapan Ayda, Fransızca ve Türkçe olarak yazdığı eserlerde Etrüsklerin proto-Türk olduğu görüşünü işledi.

Adnan Atabek: Batı dillerinin kökündeki Türk Dili ve Güneş-Dil konusundaki öncü ise Adnan Atabek’tir. Bu önemli dil insanı 2000’li yılların başlarında giriştiği mücadeleye “Güneş-Dil Kuramı” adlı facebook grubundaki yazılarıyla devam etmekte. Bu mecrayı bilmeden Türk dili hakkında konuşmak sorunlu.

Ahat Andican:

Kitapları

  • “Değişim Sürecinde Türk Dünyası”
  • “Cedidizm’den Bağımsızlığa Hariçte Türkistan Mücadelesi”
  • “Emir Timur-Tarih, Siyaset, Miras”
  • “Osmanlı’dan Günümüze Türkiye ve Orta Asya”

Ahmet Ağaoğlu (1869-1938): Azerbaycan asıllı Türk siyasetçi, hukukçu, yazar ve gazeteci. Liberal Kemalizmin kurucusuydu.

Ahmet Cevdet Paşa (1822-1895): Osmanlı Devleti’nde on dokuzuncu asırda yetişen Türk devlet ve ilim adamı, tarihçi, hukukçu, şair.

Ahmet Ercilasun: 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Bican_Ercilasun

(d. 8 Şubat 1943, İzmir), Türk dil bilimci, Türkolog ve yazardır.

Ahmet Taşağıl:

Google

Ahmet Vefik Paşa 1823-1891: Osmanlı Devleti’nin son dönemdeki önemli devlet adamlarından biridir. Tarih, edebiyat ve dilbilgisi alanlarında da eserler vermiştir.

Akif Poroy: Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Romanları, öyküleri ve şiirleriyle Türkçülük akımının fikirlerini yansıtmıştır.

Ali Suavi 1839-1878: Osmanlı Devleti’nde Jön Türk Devrimi’nin önemli liderlerinden biridir. 8 Aralık 1839, İstanbul – 20 Mayıs 1878, İstanbul) Osmanlı düşünür ve yazardır. Türkçülük fikrinin ilk eylemcisi olarak kabul edilir

Ali Şir Nevai 1441-1501: Çağatay Türkçesi edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Eserlerinde Türkçülük akımının fikirlerini yansıtmıştır. 9 Şubat 1441, Herat – 3 Ocak 1501, Herat), 15. yüzyıl Türk şairi.

Altan Deliorman: (25 Haziran 1935, İstanbul – 23 Ağustos 2012, Şişli), Türk tarihçi, yazar ve gazeteci.

Altay Tayfun Özcan “Hazarlar”: Türk tarihçisidir. Hazar Türkleri üzerine araştırmalar yapmıştır.

André Lévy (sinologist): Fransa

Antoine Bazin: Fransa.

Arif Cengiz Erman: İzmir’lidir. İstanbul’da doğdu. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Matematik okudu. 12 Eylül Askeri darbesinden sonra yurt dışına çıktı. İsveç Uppsala Üniversitesi’nde iktisat ve uluslararasi İlişkiler okudu. İktisat tarihinde yüksek lisans aldı. Bir süre üniversitede araştırma yaptı. Daha sonra ABD’ye yerleşti. Türkoloji disiplini aldıktan sonra Maryland Üniversitesi’nde Türk dilleri uzmanı olarak görev yaptı. Türkiye’de yayımlanmış kitapları.

Arminius Vambery (1831-1913): Macar Türkologdur. Türk dilleri ve kültürleri üzerine araştırmalar yapmıştır.

Árpád Csengery:(1822-1882): Macar tarihçidir. Macaristan’daki Türk tarihi ve kültürü üzerine araştırmalar yapmıştır.

Azmi Özcan:

Babek Cavanşir:

Bahaeddin Ögel:

Bahtiyar Aydın:

Youtube Videoları

  • İnsanlığın Ataları: Sakalar ve İskitler | Bahtiyar Aydın
  • Türklerin Kök İnançları ve Şamanlık | Bahtiyar Aydın
  • İskitlerden Hacı Bektaş’a Tarih Yolculuğu | Bahtiyar Aydın
  • BAHTİYAR AYDIN İLE KONUŞULAMAYAN KONULARI KONUŞTUK (1)
  • Türk demek Müslüman demek mi? Tarihçi Bahtiyar Aydın kabul etmedi, tek tek anlattı
  • ANADOLU’DA TÜRK TARİHİ | Bahtiyar Aydın – Çiğdem Bayraktar
  • Ön Türkler kimlerdi? İskitleri neden gizliyorlar? Atatürk’ün İskitler ve Sümerler vurgusu Dr. Çiğdem Bayraktar Ör’ün sunumuyla …
  • SAKALAR İSKİTLER 2 Turgay Tüfekçioğlu ile Türk Dili ve Tarihi SAKALAR/İSKİTLER BAHTİYAR AYDIN 25. 09. 2022.

Begümşen Ergenekon: 

Beğ Murat Gerey: Türkmenistan

Cengiz Aytmatov:

Çağrı Özkan:  

Danyal Hergünsel:

Dmitri Vasilyev Prof: Rusya. Dmitri VASİLYEV, dünyayı saran virüs salgınına yenik düşerek 18 Ocak 2021 tarihinde hayatını kaybetti. Rusya Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Dmitri VASİLYEV, Rus Türkolojisinin gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.

Dursun Yıldırım

Ebulfeyz Elçibey:

Yazdığı kitaplar

  • “Tolunoğulları Devleti”, İstanbul, 1997. Ebülfez Elçibey, ISBN 975-437-215-2
  • “Bütöv Azərbaycan yolunda”(“Bütün Azerbaycan Yolunda”), İstanbul, 1998; Bakı(Bakü), 2004
  • “Müstəqillik[Bağımsızlık]: ikinci cəhd(Kısım)”, Bakı(Bakü), 2001
  • “Siz xalqın sevgisilə haqqa çatacaqsınız”(“Siz halkın sevgisiyle hakka ulaşacaksınız”), Bakı(Bakü), 2001

Édouard Chavannes: Fransa.

Ekrem Hayri Peker: Taşların Yolculuğu… Yeni çıkan daha kapsamlısının adı “Avrupa ve Amerika’da Erken Türkler”. Bu değerli kitapta, Göbeklitepe ve Avrupa’da taş anıtlar, kurganlar, mumyalar, Türkistan’dan Anadolu, Ortadoğu, Avrasya ve İndus’a göç konuları ayrıntılı inceleniyor. Amerika kıtasına erken Türk göçü ve bunun kalıntıları… İsveçlilerin ataları Türk kolları, Pelasglar, İskitler, Sümerler, Medler ve öteki ilk Türkler… Türk Leopar kültürü, Türk yeşim taşı (yada taşı) kültürü, “yada taşı”nın antropolojik sırrı… Erken Türk tezini doğrulayan, doğrulamaktan öte bu tezi kuran birçok yabancı yazardan alıntılara yer veriliyor.

Elias John Wilkinson Gibb – Wikipedia

Emel Esin:

Emine Sonnur Özcan: İskitler

Enver Paşa: Jön Türk Devrimi’nin önemli liderlerinden biridir ve Türkçülük akımının siyasi hayata taşınmasına katkıda bulunmuştur.

Ercan Orhan: Türkçenin Anayurdu ve Hint-Avrupa Savı

Erdem Karagöl:

Erdoğan Aslıyüce:

Erk Yurtsever :

Erol Cihangir:

Etienne de la Vaissière: Fransa.

Feridun Celilov: “Urmiye Teorisi”

Ferit Tevetoğlu: 

Fethiye Sarper Erdemgil:

Fuat Köprülü:

Gerard Clauson: İngiltere

Günay Karaağaç: 

     Özgeçmiş ve Eserleri

Haluk Berkmen: “Asya Kültürünün Dünyadaki İzleri” adlı bir kitabı var.

    Kitapları

Haluk Tarcan: Kazım Mirşan’ın izinden giderek dil ve tarih konusunda önemli kitaplar yazan Haluk Tarcan. Kitapları

Hamdullah Suphi Tanrıöver :(1885, İstanbul – 10 Haziran 1966, İstanbul), Türk edebiyatçı, yazar, öğretmen, milletvekili, siyasetçi.

Hasan B.Paksoy:

Hasan Eren: 

Hashim Hamdam: Afganistan

Hilmi Özden: 

Hint-Avrupa dil ve tarih tezi: Neresinden bakılsa tel tel dökülen bilim dışı bir hurafe. Şimdiye dek birçok yabancı ve yerli bilim insanı üstüne gitmiş, bu safsatayı hırpalamış. Ama yıkamamış. Şimdi artık karşı kanıt sayısı da çok yönlü olarak katlanarak artıyor, doğruyu gören her düzeyden bilim insanlarının sayısı artıyor. Çoğunluk, saplandıkları yolun çıkmazını neredeyse itiraf etme noktasına geldi, ama alttaki kökün Türk çıktığını görünce korkuyorlar. Fakat bir gün kabul edecekler. Ya tam kabul edecekler ya da başka bir “Türk dışı” çıkış yolu bularak kısmen kabul edecekler. (Kaan Arslanoğlu)

Hüseyin Nihal Atsız (1904-1975): “Bozkurtlar” gibi romanlarıyla Türkçülük akımının önemli bir temsilcisi olmuştur.

Hüseyinzâde Ali Turan (1883-1942): (7 Mart 1864, Salyan – 17 Mart 1940, İstanbul), Azerbaycan Türkü doktor, ressam ve yazar. Türk Tarih Kurumu’nun kurucularından biri olan Turan, tarih ve dilbilim alanlarında önemli çalışmalar yapmıştır. Türkçülük akımının önemli temsilcilerinden biri olan Turan, Türk milletinin tarihini ve kültürünü araştırmaya adamıştır.

İbrahim Kafesoğlu:

İbrahim Okur:      Kitapları

İbrahim Şinasi 1826-1871:

İsmail Gaspıralı:

János Hunfalvy:(1813-1889). Macaristan

JP Roux: (1920-2004): Fransa

Joseph de Guignes: Fransa

Kaan Arslanoğlu:

Kamil Veli Nerimanoğlu:

Kaşgarlı Mahmut 1008-1105: “Divan-ı Lügat-it-Türk” adlı eseriyle Türkçenin ilk sözlüğü ve dilbilgisi kitabı olarak kabul edilir

Kazım Karabekir:

Kazım Mirşan: Türk tarihi ve kültürü üzerine çalışmalarıyla tanınır. Eserlerinde Türklerin kökenleri ve göçleri üzerine önemli bilgiler sunmuştur. Bu bilgiler, Türkçülük akımının tarihsel temellerinin güçlenmesine katkıda bulunmuştur. Türk milliyetçiliği ve Türkçülük ideolojisi üzerine yazılarıyla da tanınır. Bu yazılarda Türklerin birliği ve beraberliği için mücadele etmenin önemini vurgulamıştır.  Atatürk’ün Dil ve Tarih Tezinin onun ölümüyle hazin sonlandırılışının ardından çok uzun bir boşluk yaşadık. Adile Ayda, Osman Nedim Tuna ve Muazzez İlmiye Çığ’ın sınırlı konudaki fakat önemli çalışmalarını saymazsak Türkiye’de bu alanda öncülük yapan kişi Kazım Mirşan’dır.

Kemal Üçüncü: 

    Kübak

Kerem Çalışkan: 

     Yin ve Yang Türkçe mi?

Kürşat Yıldırım: 

Lamartine: Fransa

Lazslo Rasonyi: Macar asıllı Türk tarihçisi ve Türkologdur. Eserlerinde Türklerin Orta Asya’daki kökenlerine ve Avrupa’ya göçlerine dair önemli bilgiler sunmuştur. Bu bilgiler, Türkçülük akımının tarihsel temellerinin güçlenmesine katkıda bulunmuştur. Türk milliyetçiliği ve Türkçülük ideolojisi üzerine de çalışmaları vardır. Bu çalışmalarda Türklerin birliği ve beraberliği için mücadele etmenin önemini vurgulamıştır.

Lev Gumilev: Rus asıllı Türkolog ve tarihçidir. Eserlerinde Türklerin Orta Asya’daki kökenlerine ve göçlerine dair önemli bilgiler sunmuştur. Bu bilgiler, Türkçülük akımının tarihsel temellerinin güçlenmesine katkıda bulunmuştur. Türklerin Avrasya’daki tarihi rolü üzerine de çalışmaları vardır. Bu çalışmalarda Türklerin Avrasya’nın siyasi ve kültürel birliğini sağlamada oynadıkları önemli rolü vurgulamıştır.

Marino Alinei: İtalya

Mehmet Akif Ersoy (1873-1931): “İstiklal Marşı” ile Türk milliyetçiliğinin en önemli sembollerinden biri olan bir eser yaratmıştır.

Mehmet Akif Okur:

Mehmet Emin Resulzade: 

    Mehmet Emin Resulzade ve Cumhuriyet

    Azerbaycan’da neden Mehmet Emin Resulzade’nin adı bir havalimanına verilmez?

Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944): Türk Yurdu Cemiyeti’nin kurucularından biri olan Yurdakul, Türkçülük akımının önemli temsilcilerinden biridir. Tarih, siyaset ve edebiyat çalışmalarıyla tanınan Yurdakul, Türk milletinin tarihsel kökenleri ve kültürel kimliği üzerine önemli çalışmalar yapmıştır.

Mehmet Turgay Kürüm:  Ön-Türk Yazıtlarının çözümlemesinde uzman

Mim Kemal Öke:

Muazzez İlmiye Çığ:

Muharrem Ergin:

Murad Adji: “Türklerin Gizli Tarihi”

Murat Karamüftüoğlu:

Musa Taşdelen:

Mustafa Celâleddin Paşa:

Mustafa Çokay:

Mustafa Kemal Atatürk: Türk Kurtuluş Savaşı’nı zafere taşımış ve modern Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Namık Kemal (1840-1888):

Nathan Light:

Nazım Hikmet:

Necati Ulunay Ucuzsatar:

Necdet Sümer: Kazım Mirşan’ın izinden giderek dil ve tarih konusunda önemli kitaplar yazan Necdet Sumer.

Necip Asım Yazıksız: 1861 Kilis doğumlu Tarihçi ve Türkolog’dur.

Nikolay Kostomarov (1817-1885): Ukrayna milliyetçiliğinin kurucularından biri olarak kabul edilir. Türkçülük akımına doğrudan bir katkısı olmasa da, Slav halkları ile Türkler arasındaki ortak kökenlere dair fikirleri, Türkçülük akımının bazı unsurlarını etkilemiş olabilir.

Nikolay Yadrintsev (1842-1894): Sibirya’daki Türk halkları üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır. Türkçülük akımının Sibirya’daki Türk halkları arasında yayılmasına katkıda bulunmuştur.

Oda-TV: Oda-TV’nin konuya gösterdiği ilgi, bu alandaki tek medya kuruluşu olarak cidden çığır açıcı oldu. Türkolojiye ilgi artmışsa ki öyle, bu Oda-TV sayesinde…

Oğuz Çetinoğlu:

Oktay Sinanoğlu:

Orhan Seyfi Orhon:

Orhan Şaik Gökyay: “Türk Dil Bilgisi” ve “Türk Atasözleri ve Deyimleri” gibi eserleriyle Türkçenin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Türkçenin gramer ve sözlük çalışmalarıyla tanınır. “Türk Dil Bilgisi” ve “Türk Atasözleri ve Deyimleri” gibi eserleri, Türkçenin gelişmesine ve standardizasyonuna katkıda bulunmuştur.

Orhan Türkdoğan: Türk edebiyat tarihi ve folklor üzerine çalışmalarıyla tanınır. Türkçülük akımının edebiyat ve folklor alanındaki gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Osman Çataloluk: Genetik uzmanı Osman Çataloluk da bir akademisyen.

Osman Fikret Sertkaya:

Osman Karatay:

Osman Nedim Tuna: Türk dili ve grameri üzerine çalışmalarıyla tanınır. Türkçülük akımının dil ve gramer alanındaki gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Osman Turan: (1910-1977):

Ömer Seyfettin: “Hikâyeler” ve “Romanlar” gibi eserleriyle Türkçenin sadeleşmesine katkıda bulunmuştur. Hikaye ve romanlarıyla tanınır. Eserlerinde sade Türkçe kullanımıyla Türkçülük akımının sadeleşme hareketine katkıda bulunmuştur.

Övgün Ahmet Ercan:

Pál Teleki:(1876-1941). Macaristan

Peter B.Golden: ABD

Peyami Safa 

Refet Körüklü

Rene Giraud: (1885-1952): Fransa

René Grousset: Fransa

Reşit Rahmeti Arat: Türk Dil Kurumu’nun kurucularından biridir. Türkçenin standardizasyonuna ve dilbilgisi kurallarının oluşturulmasına önemli katkılar sağlamıştır.

Reşit Saffet Atabinen:  Cumhuriyet döneminde Turancılığı üstü kapalı bir biçimde de olsa savunan ilk eser, Reşit Saffet Atabinen’in 1930’da yayımlanan Türklük ve Türkçülük İzleri adlı kitabıydı. Kitap, Türk Ocağı örgütü içinde hızlanan bir tartışma ortamında yayımlanmıştı.

Sadri Maksudi Arsal:

Samet Ağaoğlu: Siyasetçi ve yazar olan Ağaoğlu, Türkçülük akımının önde gelen isimlerinden biridir. “Türk Milliyetçiliği” adlı eseriyle Türkçülük ideolojisinin temellerini atmıştır.

Sami Yavrucuk:

Semih Güneri:

Sergen Çirkin:

Sergey Oldenburg (1869-1934): Rusya

Serkan Acar:

Servet Somuncuoğlu:

Stanislas Julien: Fransa

Stoyan Dinkov: Bulgaristan

Sultan Galiyev:

Süleyman Hüsnü Paşa: 1838-1892

Şemsettin Sami: Arnavut asıllı Türk dilbilimci ve sözlük yazarıdır. “Kamus-ı Türki” adlı eseriyle Türkçenin kelime hazinesini zenginleştirmiş ve Türkçülük akımının dilbilim alanındaki gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Şener Üşümezsoy:

Şevket Dönmez: Arkeolog. Hazar Tezi

             Hitit_Gunesi

Şinasi Tekin:

Şükrü Kaya: 

Talat Paşa: 

Tanju Can: Yazar olan Can, “Hazaryada Çiçekler Kızıl Açar” adlı romanıyla Türkçülük akımının edebiyat alanındaki gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Tarık Günersel: PEN Yazarlar Birliği eski Başkanı şair, yazar Tarık Günersel bir Türkoloji grubu kurdu: Yerküre Türkoloji İmecesi…Blog

Timur Kocaoğlu: Önemli Eserleri: “Türk Tarihinin Ana Hatları” (Outline of Turkish History): Bu kapsamlı ders kitabı, Türk halklarının kökenlerinden modern çağa kadar olan konuları kapsayan Türk tarihine geniş bir genel bakış sunmaktadır. “Türk Milliyetçiliği Tarihi”: Bu derinlemesine çalışma, Türk milliyetçi düşüncesinin gelişimini, çeşitli akımlarını ve bunların Türk siyaseti ve toplumu üzerindeki etkilerini incelemektedir. “Atatürk ve Türk Milliyetçiliği” (Atatürk and Turkish Nationalism): Bu kitap, Mustafa Kemal Atatürk ile Türkçülük hareketi arasındaki ilişkiyi incelemekte ve Atatürk’ün Türk ulusal kimliğinin şekillenmesindeki rolünü analiz etmektedir.

Ek Kaynaklar:

   Timur Kocaoğlu’nun kişisel web sitesi:

   Timur Kocaoğlu’nun makaleleri ve kitap değerlendirmeleri:  

   Timur Kocaoğlu ile Söyleşiler:

Turgay Tüfekçioğlu:

Tuncer Gülensoy

Ümit Şıracı:

Ünal Mutlu: Kazım Mirşan’ın izinden giderek dil ve tarih konusunda önemli kitaplar yazan Ünal Mutlu’yu da anmamız gerek.

Vasili Radlov (1837-1913): Rusya. “Sibirya ve Orta Asya Halkları” adlı eseriyle Türk dillerinin ve lehçelerinin karşılaştırmalı analizini yapmıştır.

Vedat Köle: Ön Türk Akademisi. Vedat Köle liderliğinde çalışma yürüten bu grupta Mehmet Turgay Kürüm (Ön-Türk Yazıtlarının çözümlemesinde uzman), Haluk Berkmen (“Asya Kültürünün Dünyadaki İzleri” adlı bir kitabı var) gibi ustaları izlemek mümkün.

Vedat Nedim Tör: 

Veled Çelebi İzbudak 

Vladimir Barthold (1869-1930). Rusya. Vladimir Barthold: “Türk-Hazar İlişkileri” gibi eserleriyle Türk tarihi ve medeniyeti üzerine önemli araştırmalar yapmıştır.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1973):

Yakup Ömeroğlu:

https://ayb.org.tr/ozgecmis/dr-yakup-omeroglu-63d2d3cf75a9b

Yusuf Akçura (1876-1935): “Pan-Türkizm” akımının öncülerinden biri olan Akçura, Türk topluluklarının bir araya gelerek birlik oluşturması gerektiğini savunmuştur. Tarih, siyaset ve sosyoloji alanlarında eserler veren Akçura, Türklerin Orta Asya kökenleri ve göçleri üzerine önemli çalışmalar yapmıştır. “Türk Yurdu” adlı eseriyle Türk milliyetçiliğinin siyasi vizyonunu ortaya koymuştur.

Yusuf Halaçoğlu:

Yusuf Has Hacip 1017-1077:

Zekeriya Kitapçı: 

Zeki Velidi Togan:

Ziya Gökalp (1876-1924): “Türkiyecilik” ideolojisini geliştirmiş ve Türk milliyetçiliğinin temellerini atmıştır. Türkçülüğün kurucu ideoloğu olarak kabul edilen Gökalp, sosyoloji, tarih, edebiyat ve siyaset gibi birçok alanda eserler vermiştir. “Türkiyeci” olarak da bilinen Gökalp, Türk milletinin birliğini ve bütünlüğünü savunmuş, Türkçenin ulusal dil olması gerektiğini vurgulamıştır.

Zoltán Bíró (1880-1943): Macaristan

YABANCI TÜRKOLOGLAR,

TÜRKLÜK BİLİMİ SÖZLÜĞÜ, HASAN EREN PROF.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YABANCI TÜRKOLOGLAR A-Z

 

Türkoloji Eserleri Yazan Bazı Önemli İngiliz Düşünürler:

19. Yüzyıl:

  • William Jones (1746-1794): Hintçe ve Farsçayı öğrenmesiyle tanınan Jones, Sanskritçe’yi de inceleyerek Hint-Avrupa dil ailesinin varlığını ortaya koyan ilk kişidir. Aynı zamanda Türkçeyi de çalışmış ve “A Grammar of the Persian Language” adlı eserinde Türkçe dil bilgisi hakkında bilgiler vermiştir.
  • Arthur Conolly (1807-1842): Asya’da diplomat ve casus olarak çalışan Conolly, Özbekçe ve Türkçe öğrenmiş ve bu dillerde eserler vermiştir. En önemli eseri olan “A Grammar and Vocabulary of the Pushtoo or Afghan Language” (Peştuca Dil Bilgisi ve Sözlüğü) 1827 yılında yayınlanmıştır.
  • Edwin Norris (1795-1848): Kütüphaneci ve filolog olan Norris, Sümer dilini inceleyen ilk kişilerden biridir. Aynı zamanda Türkçeyi de çalışmış ve “An Historical and Chronological Hand-book for the Study of the Turkish Language” (Türkçe Dil Çalışması İçin Tarihi ve Kronolojik El Kitabı) adlı eseri 1848 yılında yayınlanmıştır.

20. Yüzyıl:

  • E. J. W. Gibb (1857-1901): Osmanlı tarihi ve kültürü üzerine çalışmalar yapan Gibb, Arapça ve Farsçayı da bilmektedir. “A History of Ottoman Poetry” (Osmanlı Şiir Tarihi) adlı eseri 1900 yılında yayınlanmıştır.
  • Harold Bailey (1878-1967): Hint-Avrupa dilleri ve Orta Asya dilleri üzerine çalışan Bailey, Türkçeyi de incelemiş ve “A Turkish Grammar” (Türkçe Dil Bilgisi) adlı eseri 1929 yılında yayınlanmıştır.
  • Sir Gerard Clauson (1909-1974): Türk dili ve tarihi üzerine önde gelen uzmanlardan biri olan Clauson, “An Introduction to the History and Turkish Language” (Türkçe Dil ve Tarihine Giriş) adlı eseri 1962 yılında yayınlanmıştır.

21. Yüzyıl:

  • Colin Mackenzie (1941-): Türkçenin tarihi ve lehçeleri üzerine çalışan Mackenzie, “A Concise History of the Turkish Language” (Türkçe Dilinin Kısa Tarihi) adlı eseri 2002 yılında yayınlanmıştır.
  • Geoffrey Lewis (1944-): Osmanlı tarihi ve kültürü üzerine çalışan Lewis, “Ottoman Empire and Its Historians” (Osmanlı İmparatorluğu ve Tarihçileri) adlı eseri 1982 yılında yayınlanmıştır.
  • Julia Hickey (1956-): Türk edebiyatı ve kültürü üzerine çalışan Hickey, “The Ottoman Empire in Early Modern Europe” (Erken Modern Avrupa’da Osmanlı İmparatorluğu) adlı eseri 2005 yılında yayınlanmıştır.

Beğ Murat Gerey ile Sümerler

Balkanlar’daki Osmanlı Darphaneleri

Balkanlar’daki Osmanlı Darphaneleri,1566-1595, II.Selim ve III.Murad dönemleri

• Belgrad, Yugoslavya, Altın Sultani, Akçe
• Caniçe, Yugoslavya, Altın Sultani, Akçe
• Edirne, Türkiye, Akçe
• Filibe, Bulgaristan, Akçe
• İstanbul, Türkiye, Altın Sultani, Akçe
• Kratova, Makedonya Altın Sultani, Akçe
• Novo Brdo, Yugoslavya (Kosova), Altın Sultani, Akçe
• Ohri, Makedonya, Akçe
• Sakiz Adasi, Altın Sultani, Akçe
• Selanik, Yunanistan, Akçe
• Serez, Yunanistan, Altın Sultani, Akçe
• Sidrekapsi, Yunanistan, Altın Sultani, Akçe
• Srebreniça, Bosna, Altın Sultani, Akçe
• Üsküp, Makedonya, Akçe

I Giriş

Osmanlılar İmparatorluğun büyüklüğü ve bulunduğu coğrafyanın özellikleri nedeniyle başka sorunlarla da karşı karşıya kaldılar. Kimi tarihçilerin devletin ekonomi üzerindeki gücü ve denetimini sık sık vurgulamalarına karşın, Osmanlı ekonomisini tek işbölümü çevresinde örgütlenmiş, sıkı bir biçimde denetlenen ya da kapalı bir ekonomi olarak görmemek gerekir. Balkanlar’dan Mısır’a Kafkaslar’dan Mağrib’e kadar İmparatorluğun değişik bölgeleri Eski Dünya’nın farklı bölgeleriyle farklı ticari ilişkiler içindeydi. Örneğin Balkanlar Orta ve Doğu Avrupa’yla ve Karadeniz çevresiyle ticaret yapmaktaydı.

Nihayet, Osmanlı devleti Asya ile Avrupa arasındaki büyük ticaret yolları üzerinde kurulmuştu.
(ss.20)

II Osmanlı Devleti Kurulurken Ticaret ve Para 

Balkan Yarımadasında ise, Kara Ölüm diye adlandırılan büyük veba salgının ve bununla ilişkili olarak Avrupa’da yaşanan iktisadi bunalımın da etkisiyle, 14.yüzyıl bir iktisadi durgunluk ve mali güçlükler dönemiydi. Dönemin Balkan sikkelerinden de izlenebileceği gibi, Bizans’ın mali bunalımı bu güçlükleri daha da ağırlaşmıştı. Balkan sikkelerinin değerli maden içeriklerindeki azalma eğilimi, yüzyılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde hız kazanmıştır. Avrupa’nın pek çok bölgesinde ve Doğu Akdeniz Bölgesinde olduğu gibi Balkanlar’da da altın ve büyük gümüş sikkeleri rastlanmamaktadır. Küçük değerli bakır sikkelerin yokluğu ise, para ekonomisinin yaygınlaşmamasının bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Öte yandan Venedikliler, Girit ve denetimlerindeki diğer adalarda büyük miktarlarda gümüş sikke basmaktaydılar. Venedik’in gümüş grosso’su 14.yüzyılın ortalarına kadar Güney Balkanlar’ın kıyı bölgelerinde en önemli sikke konumunda kaldı. Ancak, Bosna, Sırbistan, Bulgaristan ve Eflak’taki devletler, yabancı sikkelere sık sık karşı çıkmakta ve kendi sikkelerinin tedavülünde ısrar etmekteydiler.

Osmanlı dönemi için çok önemli sonuçlar yaratan bir gelişme de 13. yüzyılın sonlarından ve 14.yüzyılın başlarından itibaren Makedonya, Sırbistan ve Bosna’da gümüş madenciliğinin canlanmasıdır. Bu gelişmenin en önemli nedeni, Saksonların ve diğer toplulukların Bohemya ve Macaristan’dan bölgeye göç etmeleri ve gelirken beraberlerinde Orta Avrupa’nın daha gelişmiş madencilik tekniklerini getirmeleridir. 14.yüzyılın sonlarında Balkanlar’daki madenlerin üretiminde önemli artışlar ortaya çıktı. Bu sayede bölgedeki kral ve prenslikler önemli gelirler sağlamaya başladılar. Örneğin 1433’te Osmanlıların yöreyi ele geçirmelerinden hemen önce, Sırbistan’dan geçen Burgonya şövalyelerinden Bertrand de la Broquiere, Novo Brdo gümüş madenlerinin yılda 200.000 altın düka kadar gelir sağladığını söylemektedir. Günümüzün uzman tarihçilerinden Sima Cirkovic ise 15.yüzyılın ilk yarısında Sırbistan ve Bosna’daki gümüş madenlerinin üretimlerinin yılda 10 tondan az olmadığını vurguluyor. Bu gümüşün karayoluyla Konstantinopolis’e yollanan küçük bir miktarı dışında tümü, Dubrovnik yoluyla Venedik’e oradan da İtalya’nın diğer bölgelerine ve Sicilya’ya ihraç ediliyordu. (SS.30)

Ayrıca, Anadolu’da doğu-batı yönünde geçen ticaret yollarının gerilemesi ve değerli maden kıtlıklarının ortaya çıkması, Osmanlıların 14. ve 15. yüzyıllarda Balkanlar’daki zengin maden yataklarına doğru yönelmelerini hızlandırmış olabilir. (SS.38)

1390’lardan 1460’lara kadar Osmanlılar Makedonya, Sırbistan ve Bosna’daki önde gelen gümüş madenlerini ellerine geçirdiler, kaybettiler, daha sonra geri aldılar. Bu maden merkezlerinde darbedilen ilk akçeleri sikkelerin üzerindeki tarihlerden izlemek mümkündür : Serez’de H.816/1413, Üsküp H.825/1422 ve Novo Brdo H.834/1430. Osmanlılar bunlara ek olarak 1460’larda Kratova, Sidrekapsi ve Srebrinica’yı da aldıkları halde, Kratova’da 15.yüzyılın sonlarına, Sidrekapsi ve Srebrinica’da ise 16.yüzyılın başlarına kadar altın veya gümüş sikke basılmadı. Balkanlar’da ayrıca Zaplanina, Plana, Rudnik gibi küçük gümüş madenleri de ele geçirildi, ancak buralarda akçe üretilmedi.

Değerli maden gereksinimlerini karşılayabilmek amacıyla devlet, bu madenlerin üretim düzeyini artırmaya büyük önem vermekteydi. Fethedilen madenler devlet mülkiyetine geçirildikten sonra, iltizam düzeniyle işletilmekteydi. Müslüman girişimcilerin yanısıra Makedonya, Serez ve İstanbul’dan Rum girişimcilerde bu madenlerin işetilme hakkını devletten satın alıyorlardı. Çoğunluğu 15.yüzyılın ikinci yarısında hazırlanan kanunnameler madenlerdeki işletme yöntemleri ve çalışma koşulları hakkında ayrıntılı bilgi sunmaktadır. Osmanlılar bu madenlerde daha önce kullanılan teknolojiyi ve üretim yöntemlerini değiştirmediler. Fethettikleri başka topraklarda yaptıkları gibi, burada da varolan kuralları ve izlenilen yöntemleri kullanmaya devam ettiler. Nitekim, Balkanlar’daki madenlere ilişkin olarak hazırlanan kanunnamelerde Saksonlardan beri kullanılan deyimlerin ve yöntemlerin korunduğu görülmektedir.

Balkanlardaki küçük madenlerin bir bölümü kısa sürede tükendi. Ancak, arşiv belgelerinden izlemek zor olsa da bunların yerine yenilerinin açıldığı anlaşılmaktadır. 16.yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde Makedonya’daki Sidrekapsi, Balkan yarımadasının en verimli madeni konumuna yükselmişti. O dönemin bir Avrupalı gözlemcisine göre, burada 6 bin madenci çalışmaktaydı. Yıllık üretim miktarı ise 6 ton gümüş olarak tahmin ediliyordu. İkinci sırada, Sidrekapsi’nin yarısından az bir üretim hacmiyle Novo Brdo geliyordu. Yine 16.yüzyılın ilk yarısında, Balkanlar’daki gümüş madenlerinin yıllık toplam üretim düzeyi 26-27 ton olarak tahmin edilmektedir. Öte yandan, iltizam ve Osmanlı arşivlerindeki diğer kayıtlara dayanarak yaptığı bir araştırmada Rhodes Murphey, 1600 yılında Balkanlar’daki gümüş madenlerinin toplam üretimlerini 50 ton olarak hesap etmektedir. Oysa Sırbistan ve Bosna’daki madenlerin Osmanlı öncesinde, 15.yüzyılın başlarındaki yıllık üretimleri 10 ton civarındaydı. Bu tahminler 15. ve 16 yüzyıllarda, Osmanlı yönetimindeki gümüş madenlerinin üretim düzeylerinde büyük artışlar olduğunu gösteriyor.

Akçe’deki durumun tersine, mangırların büyük bir bölümü İstanbul, Edirne ve bakır madenlerinin bulunduğu Anadolu kentlerinde üretiliyordu. 15.yüzyılın ortalarında, Anadolu’da sekiz ayrı kentte mangır üretilmekteydi. Balkanlar’da bakır üretimi çok sınırlı kaldığı için, mangırların bir bölümü Balkanlar’a taşınarak orada piyasaya sürülüyordu. III Müdahalecilik ve Tağşiş Politikası (SS.41-43) Osmanlı devleti de ticaret yolları üzerinde kurulmuştu. Balkanlar ve Anadolu deniz üzerinden Batı Akdeniz bölgesiyle yakın ilişki içindeydi. Eğer gümüş üzerinden ifade edilen Osmanlı fiyatları ucuzlarsa, mal ihracatı artıyor ve fiyatlar yükseliyordu. (ss.57)

IV. Erken Dönemin Para Düzeni 

Sultani üretimi Kanuni Süleyman’ın saltanatı sırasında (1520 – 1566) önemli artışlar gösterdi. Bu dönemde Balkanlar’daki Sidrekapsi ve Kratova’daki altın madenleri çevresinde kurulan darphanelerle İstanbul ve Kahire, imparatorluğun önde gelen altın sikke üretim merkezleri oldular.

Uzun bir süredir tarihçiler Osmanlı döneminde Balkanlar ve Anadolu’da para kullanımının uzun mesafeli ticaret ve kent ekonomisinin bir kesimiyle sınırlı olduğunu varsayıyorlardı. Oysa son yıllarda yapılan araştırmalar, 15. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, kent nüfusunun hemen tümünün ve kırlardaki nüfusun bir bölümünün para ekonomisinin bir parçası olduğunu göstermektedir. 16.yüzyılda ise, hem değerli madenlerin bollaşması hem de kırsal ekonominin giderek pazara yönelmesi nedeniyle, para kullanımında büyük bir artış gerçekleşmiştir. Bu önemli gelişmenin kanıtların birkaç kaynaktan izlemek mümkündür. Birincisi, son dönemdeki araştırmalar 16.yüzyıldaki nüfus artışı ve kentleşmeyle birlikte, kırlarla kentler arasındaki bağların güçlendiğine işaret etmektedir. Bu süreç içinde Balkanlar ve Anadolu’da köylülerin ve büyükçe toprak sahiplerinin ürünlerini getirip kent ve kasaba sakinlerine sattıkları, düzenli olarak kurulan pazarlar ve panayırlar ortaya çıkmıştı. Pazarlar aynı zamanda, göçerlerin köylüler ve kentli nüfusla biraraya gelmesini sağlamaktaydı. Pazarlara katılan kırsal nüfus, küçük ölçekli işlemlerinde gümüş akçe ile bakır mangırı yaygın olarak kullanmaktaydı.(SS.81)

VI. Para Bölgeleri 

16.yüzyıla kadar Balkanlar ve Anadolu’da altın sultani ve gümüş akçeye dayalı bir para düzeni vardı. Hiyerarşinin en alt basamağında ise günlük küçük işlemlerde kullanılan ve itibari değerlerle tedavül eden bakır mangır ya da pul yer almaktaydı.

Batı – Orta Anadolu ve İstanbul bölgesiyle birlikte Balkanlar, Osmanlı para düzeninin merkezini oluşturuyordu. Gümüş akçe bu bölgede hem temel hesap birimi, hem de en önde gelen mübadele aracıydı. Büyük işlemlerde ve servet saklamak amacıyla sultaninin yanısıra Avrupa’nın altın sikkeleri de kullanılmaktaydı. Osmanlı sikkeleri üzerinde 18.yüzyılın ortalarına kadar Konstantiniye olarak anılan başkentteki darphane de, bu bölgenin ve imparatorluğun en büyük darphanesiydi.

15.yüzyılın sonlarına kadar gümüş akçe üreten darphanelerin sayıları sınırlı kaldı. Sultan II. Bayezid’in otuz bir yıllık saltanatı (1481-1512) sırasında, akçe üreten toplan 14 darphaneden 6’sı Balkanlar’da, (Edirne, Gelibolu, Üsküp, Novar, Kratove, Serez) biri başkentte, diğerleri de Anadolu’daydı. Balkanlar’daki üç darphane Serez, Novar (Nova Brdo) ve Üsküp ise önemli madenlerin yakınında kırılmıştı. Ayrıca Konstantiniyi ve Serez darphaneleri sultani de üretmekteydi. Balkanlar’daki darphanelerin aynısı 16. yüzyılda, özellikle de Kanuni’nin saltanatı (1520 – 1566) sırasında önemli artışlar gösterdikten sonra, II. Selim ve III. Murad’ın saltanatları sırasında (1566-1595) doruğa ulaştı. Bu otuz yıllık dönemde, yaklaşık 14’ü Balkanlar ve Ege Adalarında olmak üzere, 35’ten fazla darphanede akçe üretildiği bilinmektedir. Balkanlar’daki Osmanlı darphaneleri Tuna’nın güneyinde yer almakta, Batı’da ise Bosna’da Banya Luka’ya kadar uzanmaktaydılar. Aynı yıllarda Balkanlar ve Anadolu’da 9 darphanede sultani basılmaktaydı.

Balkanlarda en fazla sikke üreten darphaneler, daha önceki dönemlerde olduğu gibi, Makedonya ve Sırbistan’daki gümüş madenleri çevresinde kurulanlardı. Anadolu’da ise gümüş madenlerine yakın tek darphane Gümüşhane yakınlarındaki Canca’ydı. Bu durumda gümüş sikkelerin büyük bir kısmının Balkanlar ve İstanbul’da üretildikten sonra şu veya bu biçimde Anadolu’ya aktarıldığı anlaşılmaktadır. Bakır sikkeler ise tam tersine, büyük çoğunlukla Anadolu’da üretilip Balkanlar’a gönderilmekteydi. 16.yüzyılda Balkanlar ve Anadolu’da en fazla tedavül eden yabancı sikke Venedik dükasıydı. Yüzyılın ikinci yarısında groschem ya da guruş olarak adlandırıla, gümüşten üretilmiş büyük Avrupa sikkeleri özellikle de Hollanda’nın aslanlı taleriyle İspanya’nın sekiz reallik parçası, Balkanlar ve Anadolu’da tedavül etmeye başladı. (SS.96-100)

Balkanlar’daki para veya ödeme akışlarının en önemli kaynaklarından biri de askeri seferlerdi. Ordunun iaşesi bir bölümü aynı, bir bölümü de nakit olarak toplanan olağan ve olağanüstü vergilerle sağlanmaktaydı. 16.yüzyıldabüyüklüğü sık sık 100 bin askeri geçen ordu, gereksinimlerinin bir bölümünü de satın almaktaydı. Bu amaçla İstanbul’daki merkezi hazineden büyük miktarlar gönderilirdi. Ayrıca askerler sefer sırasında olağan maaşlarını almaya devam ederlerdi. Seferler uzayınca İstanbul’dan gönderilen miktar da büyümekteydi. Bir askeri seferde harcanan para çoğunlukla milyonlarca altın dükayı bulmaktaydı. (SS.102)

Gerçi bu miktarlar Balkanlar’daki askeri harcamalar kadar büyük olmayabilir. Daha önce değindiğimiz gibi Balkanlar’daki sefer harcamaları askerlere yapılan ödemeler hariç yılda 600.000 altını, askerlere yapılan ödemelerle birlikte iki, hatta 3 milyon altını bulmaktaydı. (SS.110)

VII. Fiyat Devrimine yeniden Bakış

16.yüzyıl Osmanlı İmparatorluğunda da nüfus artışlarının ve kentleşmenin hızlandığı, kırlarla kentler arasındaki iktisadi bağların, pazarlar için üretimin, para kullanımının yaygınlaştığı bir dönemdi. Bu dönemde Balkanlar ve Anadolu’da yerel ve bölgesel pazarların yaygınlaşması, para ekonomisinin güç kazanmasının en önemli kanıtını oluşturmaktadır. (SS.138)

VIII. Tağşişler ve çözümü

Bu tablo karşısında, Balkanlar ve Anadolu’da ve belki de Suriye’de, 16.yüzyılın demografik ve iktisadi genişleme dalgasının 1580’lerde veya biraz daha sonra sona erdiğini söylemek mümkündür. 17.yüzyılda ise imparatorluğun pek çok bölgesinde nüfusun ve iktisadi faaliyetlerin genel düzeyinin durgunluk içinde kaldığını, hatta bir miktar gerilediğini söyleyebiliriz. Ancak, bu konuda elimizde ayrıntılı ve sağlıklı veriler yoktur. (SS.149)

Bu bölgelerde ticari faaliyetlerle birlikte para kullanımının da gerilediğini söyleyebiliriz.
Akçenin istikrarsızlığına yol açan bir diğer gelişme de, Osmanlı gümüş madenlerinin gerilemesi ve kapanmasıdır. 16.yüzyıla kadar Osmanlı darphaneleri kullandıkları altın ve gümüşün büyük bir bölümünü Balkanlar’daki madenlerden sağlanmışlardı. Ancak, Yeni Dünya’dan büyük miktarda altın ve gümüşün akmaya başlanması ve değerli maden fiyatlarının düşmesinden sonra, 17.yüzyılın başlarından itibaren bu madenlerin üretimi azalmaya başladı. 1640’lara gelindiğinde, Balkanlar’daki en büyük maden olan Üsküp’te ve diğer madenlerde üretim büyük ölçüde durmuştu. Bu olumsuz gelişme nedeniyle, Osmanlı devletinin mali sorunları ağırlaşmaya başladığında, Balkanlar’daki madenlerin gelirlerinden yararlanma olanağı da ortadan kalkmış oluyordu. (SS.151)

Balkanlar’dan Mısır’a kadar tedavül eden gümüş sikkeler içinde en önde gelenlerden biri aslanlı guruş ve esedi guruş diye anılan Hollanda taleriydi. İspanya’nın sekiz reallik büyük gümüş sikkesi (reales de ocho, yerel olarak riyal guruş) daha da yaygın kullanılıyordu. Ayrıca, Avusturya taleri ve Polonya’nın zolotası da tedavül ediyordu. Balkanlar’da Venedik dükası (yaldız) ile Macar altını ve en önemli altın sikkelerdi. Bu sikkelerin bir bölümünün kesirleri de sınırlı miktarda tedavül etmekteydi.(ss.161)

X. Yeni Osmanlı Kuruşu

18.yüzyıl 1780’lerin sonlarına kadar Osmanlı imparatorluğu için göreli bir barış, istikrar ve iktisadi genişleme dönemiydi. Elimizdeki sınırlı veriler bu dönemde Balkanlar ve Anadolu’nun pek çok bölümünde tarım malı üretimine, zanaatkarların yaptığı üretim ve mamül mallar üretimine yapılan yatırımların arttığına işaret ediyor. Ayrıca, bu dönemde Orta ve Batı Avrupa ile Balkanlar, özellikle de Akdeniz üzerinden girişilen ticarette önemli artışlar olmuştu. Fransız devrimine kadar, Akdeniz üzerinden yapılan ticareti Marsilya’dan üstlenen Fransız tüccarlar yönlendirmişti.(176)

18.yüzyılın ortalarından itibaren kuruşun Anadolu’nun yanı sıra, Romanya prenslikleri dahil Balkanlar’da temel hesap birimi ve ödeme aracı konumuna geldiği görülmektedir. Böylece bu geniş alanda fiyatlar, devlet ödemeleri ve daha genel olarak parasal büyüklükler bu yeni birim cinsinden ifade edilmeye başlandı.SS.181)

XI. Bölüm – Uzak Eyaletlerle Bağlantılar.

Önceki bölümde Osmanlı kuruşunun ortaya çıkışını incelemiştik. Darphanelerin kapandığı ve akçenin piyasalardan kaybolduğu bir önceki dönemin tersine, 18.yüzyılda iktisadi genişleme, mali istikrar ve diğer olumlu gelişmelerin desteğiyle kuruş, Balkanlar ve Anadolu’da önde gelen hesap birimi ve değişim aracı olmuştu. (188)

Sonuç

16.yüzyıla kadar, Anadolu ve Balkanlar’ın büyük bir bölümünü kapsayan Osmanlı Devleti’nin altın sultani ile gümüş akçe ekseni üzerine kurulmuş, basit sayılabilecek bir para düzeni vardı. Ancak 16.yüzyılda toprakların hızla genişlemesinden sonra, aynı düzen sürdürülmedi. Geniş imparatorluğun para düzeni oluşturulurken Osmanlılar iki aşamalı bir yaklaşım izlediler. Egemenliğin en belirgin simgesi olan tek altın sikke ile Balkanlar’dan Mısır ve Cezayir’e kadar tüm imparatorluk birleştirilmiş oluyordu. Sultaninin ağırlığı ve altın içeriği içinde tüm Akdeniz bölgesi ve ötesindeki ödemelerde standart olarak kabul edilen Venedik dükası örnek alınmıştı.

Zamanla sadece para değil diğer konularda da imparatorlukta farklı bölgeler ortaya çıktı. Balkanlar’ın yakın bölgeleriyle Batı ve Orta Anadolu’daki kurumlar ve uygulamalar İstanbul bölgesindekilere benzemekte ve merkez tarafında daha yakından denetlenebilmekteydi. Buna karşılık daha uzak eyaletlerdeki kurumlar ve idari uygulamalar, merkez ile taşradaki yerel güçler arasındaki değişen güç dengelerini yansıtmaktaydı. (248)

Kaynak: Osmanlı İmparatorluğunda Paranın Tarihi, Şevket Pamuk

Kayıp Türk Topluluklarının Bulundukları Ülkeler Hangileridir?

Türk kimliği Afrika, Asya katlarında saygıdeğer bir algıya sahip olmakla birlikte Amerika ve Avrupa kıtalarında çarpıtılan kimlik algıları çalışmaları neticesinde son sıralarda yer almaktadır.

Kıtalara ve çok geniş coğrafyalara binlerce yılda yayılmış bulunan Türkler geldikleri coğrafyalarda kimliklerini kaybetmişler ve kayıplar ordusu ile bizler karşı karşıya kalmışızdır. Ayrıca Türklerin kayıp dilleri de söz konusudur.

Burada Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarından örneklerle kayıp Türklerin bir kısmını başlıklar halinde vermekteyiz. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar başlığı altında devlet düzeyinde bir kurumsal yapı söz konusudur, fakat bu yapı içerisinde kayıp Türklerin kapsamına dair herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.

Bu açmazın aşılması açısından devletin ilgili birimlerinin Kayıplar başlığı altında bir proje başlatarak konunun adım adım ilerletilmesi sağlanmalıdır. Aksi taktirde kimlikleri kayıp olan söz konusu Türkler, tamamen kayıplara karışmış olacaktır.

Netice olarak Türklük, dil üzerinden bir ortaklaşalık olarak olan bir milliyet duygusu, din ve mezhepler üzerinden parçalanmış durumdadır,  o açıdan sentezin içerisinde dini yanyana getirip Türklükle milliyetle bir sentez oluşturmamaktadır, tam tersine bir ayrılık oluşturmaktadır. Bu ayrılığın giderilmesi ve Türk milliyeti üzerinden bir kimliğin dil bazlı olarak tüm dünyada bir birliktelik unsuru meydana getirmesi önem taşımaktadır. Bu şekilde 58 ülkede konuşulan Türk dili üzerinden çok daha geniş topluluklara ve nüfuslara ulaşılabilecektir.

Türkiye’de 38 etnik grubun varlığından bahsederek Türkleri de etnik bir gruba indirgeyen  zihniyet ise dünyadaki 40 Türk topluluğunun mevcudiyetini böylelikle perdelemiş olmaktadır.

Tarihte Türklerin çoğu asimile olmuştur. Çünkü Türkler sadece yönetici sınıftı. Bir müddet sonra çoğunluğun unsuru oldular. Örnek, birbirleri ile akraba Avrupa Kraliyet ailesi Kuman soyludur.. Maalesef..(Danyal Hergünsel

Kayıp edilmişliğin altında yatan temel gerçek Türklere başkaları tarafından empoze edilen ideolojilerdir. Bu ideolojilerin en başta gelen de Türk İslam sentezi ideolojisidir. Bu şekilde İslam dışındaki dinlerde olan Türkler yok sayılmıştır, kaybedilmiştir.

TÜRK YURTLARI

Türkiyeler Tezi

Türkiye’ler Kronolojisi

 

Türkoloji Yayınları

 

 

 

 

 

Eski/Erken Türkler 

 

 

 

 

 

 

Bunu söyleyen suikaste kurban gidiyor: Sümerlerin atası Türkler… Atatürk’ü depresyona sokan çalışması | Kaan Arslanoğlu | Odatv

Bağımsız Türkolojiye ilgi büyüyor: ‘Anadolu’ya 1071’de geldik’ resmi tezi çürüyor…Kaan Arslanoğlu yazdı…

Taşların Yolculuğu 

Avrupa ve Amerika’da Erken Türkler 

Erken Türkler, Eski Türkler tabirleri Ön Türkler tabirinden daha uygun ve yerinde. Türk’ün önü arkası olmaz. Mesela literatürde Eski Yunan kalıp olarak oturmuş bir tabirdir.

Eski Türkler

Ön Türkler

AVRUPA

  1. Peçenek kökenli Ortodoks Karamanlılar (Yunanistan)
  2. Ongurlar-Hunlar (Macaristan)
  3. Bulgarlar (İdi boyları-Tuna boyları)
  4. Sekeller (Romanya)
  5. Doğu Avrupa. Balkanlar.
  6. Kumanlar
  7. Kıpçaklar
  8. Karaylar Yahudi (Ukrayna Polonya Litvanya İsrail)

Avrupa kimliksiz olduğu için hep ötekileştirerek varolmuş. 

Peçenek soylu Karamanlılar Kurtuluş Savaşı neticesinde Ortodoks oldukları için Yunanistan’a gönderilmiştir. Demirel’in 1990lı yılların ortalarında ziyaret ettiği Gagavuzlar Moldova’da kendi idari birimlerine sahiptirler. Ortodoks oldukları için Türk-İslam Sentezi ideolog ve siyasetçileri tarafından yok sayılmışlardır.

Balkanlar’daki Türkler Bizans tarafından Ortodokslaştırılmışlardır ve Bulgarlar Bulgar Türkleri de aynı şekilde Bizans tarafından Ortodoks yapılmıştır. Bugün eski Yugoslavya Cumhuriyeti içerisinde Hunlar, Avarlar, Romanya’da Sekeller daha nice gruplar Ortodoks Türk soylarıdır.

Kayıp Türklerin, Museviliklerinden kayıp olanları ise Hazar İmparatorluğundan artakalan Ukrayna’daki ve yine Polonya ve Litvanya‘daki Karaylar aklımıza gelmektedir, yine Türkiye’den İsrail’e giden Museviler de bu kapsam içerisindedirler.

Bize ideoloji dayatan Anglosaksonlar ve Ruslar ise kendileri birlik içerisindedirler. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Sovyetler birliği hep aynı birlik anlayışıdır.

Bu anlayış çerçevesinde Amerika’da Yahudiler bütün ekonomiyi ellerinde tutmaktadırlar. İsrail’deki Yahudiliğin üçte biri Rusya’dan gitme Yahudilerdir ve Rusya devleti ile yakın temastadırlar.

Gagavuzlar

Macarlar

Macarlar katolikleşmiş Türklerdir, Turancılığın ilk savunucularındandır Macar düşünürler, daha yeni yeni bir birlik birliktelik oluşmaya başlamıştır.

“Macarların kendilerine verdiği isim Türk idi” Prof Dr Osman Karatay

 

Hırvatlar

Kosova Türkleri

 

Etrüskler

Etrüskler (Tursakalar) Türk İdiler
https://www.boyutstore.com/etruskler-tursakalar-turk-idiler

Albanlar

 

 

 

Sekeller

Laponlar (Samiler)

Katalanlar

Traklar

Truvalılar, Traklar, Frigler ve İskitlerin Türk olduğuna dair kanıtlar.

TRAK-TEREK-ETREK TÜRK KÜLTÜRLERİ

Basklar

Migmaglar

Finoğurlar

Eskimolar 

Bretonlar (Kelt)

Tripoliçe

Pelasglar

Karamaniler (Yunanistan)

http://www.balkanpazar.org/Karamanlis_resim.asp

Yunan Adalarındaki Türkler (Yunanistan)

Romanya (Kumanya) Türkleri

Ukrayna

İskandinavya-Baltık Türkleri

Prof. Sven LAGERBRİNG – ”İsveçliler Türk kökenlidir. Tanrımız ODİN de Türktür.”

 

 

İsveç, Norveç, Finlandiya, Litvanya, Estonya, Latviya
İskandinavya=İskit Ülkesi..
Kral OD-İN…Türkçe Ateşten gelen, Ateş tanrısı..

Finlandiya

 

Estonya

 

KÜÇÜK ASYA (ANADOLU)

 

 

Hititler

 

Frigler

 

 

 

 

Kıbrıs

Kalaşma Ülkesi

ASYA

  1. Azeriler Türkmenler Kaşkaylar (İran)
  2. Memluklar Koptikler Kıpçaklar (Mısır)
  3. Sarı Uygurlar (Çin)
  4. Salarlar (Çin)
  5. Sakalar Altaylılar Başkurtlar Hakaslar Çuvaşlar Tatarlar (Rusya)
  6. Dravitler Tamiller (Hindistan)

Asya’daki kayıtlara baktığımızda ilk aklımıza gelen 16. yüzyılda Osmanlı Safevi Savaşları da Anadolu’dan İran’a göç eden Alevilerdi ve Safevi devleti 16 Türk devleti arasında sayılmamaktadır. Ardından da yine Turgut Özal tarafından İran’daki Alevi Türkleri Azerbaycan’daki Alevi Türkleri için “onlar bizden değil” şeklinde bir dışlanma söz konusu olmuştu. Bu bakış açısı dünyadaki Türklük olgusunu dar bir çerçeveye hapsetmektedir. Sadece İslam içerisine değil, İslam içerisinde bir mezhebin içerisine hapsetmektedir. Aynı şekilde Irak’taki Şii Türkmenlere karşı da böyle bir bakış açısı söz konusudur.

Asya kıtasında ise Çin içerisinde Uygurların yanı sıra Türkmen Salarlar, akraba topluluk olarak Tunguzlar ve Mançular, Budist Türkler olarak Sarı Uygurlar da yine Kayıp Türklerdir.

Rusya içlerine baktığımızda ise karşımıza inanç çeşitliliği içerisinde Türk toplulukları çıkmaktadır.

Hindistan’ın içlerine gittiğimizde özellikle akımların bakiyesi olan kuzeydeki Türkler ve Pakistan’da yine ve Hindistan’da Dravitler, güneydeki Tamiller, Babür ve Timur İmparatorluklarından kalan Türklerdir, dilleri Urduca ile Türklüğü yaşatmaktadırlar.

Sakalar (İskitler)

 

 

 

 

 

 

 

Sümerler

Bunu söyleyen suikaste kurban gidiyor: Sümerlerin atası Türkler… Atatürk’ü depresyona sokan çalışması | Kaan Arslanoğlu | Odatv

Sümer ve Sümerler

 

 

 

 

 

 

Medler

 

 

 

 

Sibirya

 

 

Dukhalar

Azerbaycan

Ermeni Türkleri

https://www.facebook.com/story.php?story_fbid=385476604492115&id=100090893341778&mibextid=oEMz7o&rdid=joXknFhJTpgUqIX8

Türkmenistan

 

Tatarlar

 

İran

 

Irak Türkmenleri

 

 

Hazar Türkleri. Karay ve Kırımtay’lar

 

DNA’dan iz sürüldü: Yahudiler Türk çıktı

“ONÜÇÜNCÜ KABİLE” KARAİM TÜRKLERİ MUSEVİ TÜRKLER CUMHURBAŞKANLIĞI ARMASINDAKİ YEDİNCİ YILDIZ Tarih: 22.10.2019  Yaşar KARADUMAN CANİK DERGİSİ

Türklerin Ortaasyada iken dinleri Samanizm’di. Türk boylari yüzyillar içinde anayurtlarini terk edip baska baska yerlere göç ettiler. Dinsel inançlarinda da degisikler oldu, içinde bizim de bulundugumuz bir kisim Türk devletleri Müslümanligi, bir kismi Hiristiyanligi seçtiler, bir kismi da eski dinleri olan “Gök Tanri” dininde kaldilar, bir kismi Budizm’i, bir kismi da Museviligi seçti. Burada bugün sizlere Museviligi din olarak seçen Türk boylarindan Kipçak Türklerinin olusturdugu Hazar Kaganligini ve onlarin günümüzde torunlari kabul edilen “Karaim Türklerini anlatmaya çalisacagiz.

Göktürk Imparatorlugu’nun yikilmasindan sonra Kafkasya üçgeninde 650 yilinda Hazar Devleti kuruldu baskentleri, Itil, Etel veya Belencer’di. Hazar kelimesi Türk kökenli bir kelimedir, Hazarlar kendilerine Sabar Türkleri de derlerdi.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaskanligi Forsu’ndaki yedinci yildiz ve yedinci bayrak Hazar Kaganliginin bayragidir. Bizanslilar, Hazarlarin yasadiklari bölgeye Sabariya demislerdir. Bu bölge bugünkü Sibirya’dir.

Hazarlar, bizim de içinden çiktigimiz Oguz boyundandirlar, dört yüz sene Hazar denizi ile Karadeniz arasinda devlet olarak varliklarini sürdürdüler. Alfabe olarak Orhun yazitlarinin alfabesi olan Göktürk alfabesini kullandilar, Türk dilinin Kipçakça lehçesini konusurlardi. Bu lehçe Türk dili içinde Oguz lehçeleri gurubunda en çok konusulan gurubu olusturur. Hakanlarina, Büyük Kagan, Kagan Beg, Hakan Beg, Sad Tarkan, Yabgu diye hitap ederlerdi. Sehirlerinin adlari Saksin, Sakarkent, Yüzkent, Begkent, (Beykent), Ikiev (Kiev) Hakanlarinin adlari da, Bulan, Ubaca, Bünyamin, Yusuf ve Sabutay’dir.

“On üçüncü Kabile” Karaim Türkleri

Türk Hazar devleti çaginin ve dogu Avrupa’nin en önemli ve en modern devletlerinden biri idi. Tarihte kurulan on alti Türk devletinden biridir. Önceleri Gök Tengri ve Saman inancina sahip olan Hazarlar 780 yilinda, diger Türk devletlerinin Müslümanlikla yavas yavas tanistigi yillarda, bir taraftan Müslüman Araplarin, diger tarafta Hiristiyan Bizansin baskilarindan kurtulmak için Museviligin on iki mezhebinden biri olan Karaim mezhebini kabul ederek Museviligi seçtiler.

Karaim mezhebi Hazarlarin daha önceki dinleri Samanizm’le benzerlikler göstermekte idi. Tarihte Museviligi kabul etmis tek Türk toplulugudur.

Macar yazar Arthur Kösler ‘On üçüncü Kabile’ adli kitabinda ‘ Hazarlar sekizinci yüzyilda en parlak dönemini yasamislardir’ demistir. Çevredeki bazi komsu devlet ve kralliklar Hazar Kaganligina ‘Yahudi Kralligi’ da demislerdir.

Zamanla zayiflayan ve eski ekonomik ve askeri gücünü kaybeden Hazarlar komsu devletlerin ve Ruslarin saldirilari ile 980 yillarinda dagilmistir., 1100 yillarinda da tarih sahnesinden tamamen silinmislerdir. Hazar Kaganliginin yikilmasindan sonra dagalan Hazarlarin bir kismi, diger Türk boylarina karismis bir kismi da Ukrayna, Litvanya, Macaristan Kirim ve Polonya’ya ve Romanya’ya dagilmislardir.

Genis topraklarini isletecek nüfustan yoksun Litvanya Prensligi 1370 yilinda Türkçe konusan Hazar Yahudilerini zorla Polonya ve Litvanya’ya yerlestirir ve genis ayricaliklar tanir.

Hitler Yahudi diye Türkleri mi yakti?

Dagilan Hazarlar artik gittikleri yerlerde Hazar Türkü degillerdir. Bagli olduklari mezhepten dolayi onlara Karay Türkleri, konustuklari Türkçeye de “Karaim Türkçesi” denildi, bu mezhebin tamami zaman içinde Türklerden olustugu için ‘Karaim’ sözü bir mezhebi ifade etmekten çok, Musevi Türkleri anlatan bir terim oldu.

Cumhuriyet devri yazarlarimizdan Refik Halit Karay’da bunlardan biridir. Israil Yahudileri ise onlara ‘Kuzeri’ dedi.

Musevi

http://www.circassiancenter.com/cc-turkiye/arastirma/0481-kafkasotesi.htm

Çin Halk Cumhuriyeti

Çin’de asimile Türkler. Prof Dr Kürşat Yıldırım’a sordum.

ŞANGAY’DA FUDAN ÜNİVERSİTESİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN TEST SONUÇLARINA GÖRE KARAÇAY-BALKARLAR İLE GÖKTÜRK HANEDAN KLANI AŞİNA BOYUNUN y-DNA’SI AYNI: R1a Z94-Z2123

(Гаплогруппы представителей тюркских кланов Ашина.

В 2015 – 2016 гг. Фуданьским университетом (г.Шанхай), во главе с этногеномистом Шао – Кинг Вэнем в Китае было проведено тестирование на определение Y-DNA гаплогруппы аристократических кланов Ашина. Субклад клана Ашина: R1a-Z93, Z94+, Z2123)

Anahtar kelimeler:

y-DNA: Ata soy (baba soyu). Oğul doğduğu sürece değişmez. Oğul doğduğu sürece, yabancı kadınlarla evliliklerden doğan oğullarda dahi babasının dedesinin y-DNA sı olur. Sonuç değişmez. O yüzden antropolojik olarak tip değişse de y-DNA değişmez.

Main cluster (Asıl Klaster): Halkın genelinde yüzdelik olarak en çok rastlanan y-DNA, yani baskın ve dominant olan y-DNA, halkın asıl klasterini oluşturur. Asıl yığın, asıl küme.
Aşina Boyu: Aşina, (ayrıca Asena, Asen veya Açina şekillerinde de yazılır) bir Göktürk soyu, Göktürk Kağanlığı’nın ve eski Türk halklarının kurucu boyudur.

*Çin’in Şangay Fudan üniversitesinin etno-genetik bölümünün 2015-2016 tarihinde aristokrat Aşina boyuna yaptığı tüm y-DNA test sonuçları aynı çıktı: R1a Z94-Z2123. Göktürk İmparatorluğunun Hanedanı olan Bumin, Bilge, İstemi, Kültigin, Mukan, İlteriş Kağan gibi Kağanların tamamı Aşina boyundandır. (KAYNAK: http://suyun.info/?p=3_17032016_2_3 )

*Karaçay-Balkarlar, günümüzde main cluster (asıl klasteri) y-DNA’sı R1a Z2123 haplogrubundan olan tek Türk boyudur. Bu durum, Karaçay-Balkarları, Göktürk Kağanlığı Hanedanı Aşina Boyunun doğrudan soyundan gelen en yakın akrabaları yapar. y-DNA açısından ise, aynı soydan gelen tek akraba yapar.

*Ayrıca, Göktürklerin de ataları sayılan İskitler (Sakalar)’ın da iskeletlerden alınan örneklere yapılan test sonuçlarına göre main cluster (asıl klaster) y-DNA sonuçları R1a Z2123’tür. Aynı şekilde Alan kurganlarından çıkan test sonuçları da yine main cluster (asıl klaster) y-DNA ları R1a Z2123’tür.

Bu sonuçlar, Karaçay-Balkarların atalarının İskitler (Sakalar), Alanlar, Bulgarlar ve Göktürkler’in Aşina boyundan olduğunun kesinliğini gösterir. y-DNA testleri %100 e yakın kesin sonuçlar vermektedir.

Aşina:

Aşina, (ayrıca Asena, Asen veya Açina şekillerinde de yazılır) bir Göktürk soyu, Göktürk Kağanlığı’nın ve eski Türk halklarının kurucu boyudur. Efsaneye göre Aşina soyu dişi bir kurttan türemiştir.

Liderleri Bumin Kağan, Cücenler’e karşı ayaklanarak 6. yüzyıl ortalarında yükselip ünlenmeye başladı. Ailenin iki ana dalı, sırasıyla biri Bumin Kağan soyundan diğeri de kardeşi İstemi Yabgu soyundan, Göktürk İmparatorluğu’nun doğu ve batı kesimleri üzerinde karar kılmıştır. Hunlar, Çinlilere yenildikten sonra han, 500 Aşina ailesi Cücenlerin bölgesine gelmiş ve onların vasalı olmuştur. Bu Türkler Orta Asya’da yaşayıp demircilikte ileri gitmişlerdi.

Sembolleri bozkurt idi. Tamgaları ise Koçkar idi.

Kelimenin Kökeni

Araştırmacılar H.W. Haussig, S.G. Kljyashtorny, A.N. Bernstamm, C. V. Findley, B.A. Muratov, R.R. Suyunov, D.G. Savinov, S.P. Guschin, A. Róna-Tas, Saka-Usun dillerinden gelen Aşina kelimesi kökenine işaret etmektedirler.
Kalıtım (Y-DNA verisi)

2015-2016 yıllarında Çin’de ethnogenomist Shao-Qing Wen (文少卿) başkanlığında Fudan Üniversitesi’nde, VI-VII yüzyıllarda Türk Hanlığı’nın yaratıcıları ve yöneticileri Y-DNA’sı soylu Türk kabilesi Aşina ve Aşide (Türk Kağanlığı’nın egemen general ve imparatoriçe kabilelerinden biri) temsilcilerinin haplogrupunu belirlemek için sınandı.

R1a-Z93, Z94 +, Z2123-, Aşina boyunun altkladı (Genetikte, bir altklad (subclade) bir haplogrupun bir alt grubudur).

Kökenbilim:

Findley, “Aşina” adının muhtemelen Orta Asya Saka (İskit) dillerinden birinden ve “mavi” anlamına geldiğini varsayar, “Göktürk”, Türk İmparatorluğu için başka bir ad “Doğu Türkleri” demek ki Türkçede gök rengi doğu ile özdeşleşmiştir. Bu “biz Saka kökenli bir kraliyet ailesi ve kabile ile ilgileniyoruz” diyen Macar araştırmacı András RónaTas tarafından olası bulunmaktadır.

“Aşina” Türk dillerinde ya “asil kurt” anlamına gelir ya da kurt veya Kaskır (İri çoban köpeği ya da Kurt anlamında) olmaktadır.

KAYNAKLAR:

1 – http://suyun.info/?p=3_17032016_2_3

2 – https://www.eupedia.com/europe/Haplogroup_R1a_Y-DNA.shtml

3 – https://tr.wikipedia.org/wiki/Aşina

4 – https://www.familytreedna.com/public/kbalkardna/default.aspx?section=yresults

5 – http://suyun.info/userfiles/bulletin/2016-2/Ashina&Ashide_3_20160317_2_[1_2]_3_BEHPS_2016_2.pd

Tabgaçlar asimile olup Çin’de kaybolmuşlar.

Kırgızlar ve Kafkas halkları ağırlıklı olarak Y kromozom R1b ve R1a dır…İskit soyludurlar.. Epigenetik olarak ( Çevre-beslenme-iklim vb.kosullar ile fiziksel görünümleri değişmiştir..

Çin’de Şincan eyaleti dışında R1b ve R1a geni mevcut mu?

Çinliler O haplogrup genelde

https://www.indyturk.com/node/200361

Kapalı toplum rahat örnekleme yapılamaz.

 

Salarlar, Çin

Uygur Türkleri

 

 

 

 

 

 

 

R U S Y A 

İdil-Ural

Kırım Türkleri

Yakut ve Sahalar

Çuvaşlar

 

Kaşkay’lar

H İ N T  Alt  Kıtası  (Hindistan. Pakistan. Afganistan. Nepal) Türkleri

Dravitler

 

 

 

 

Yemen Türkleri

Japonların bir bölümü

Kore’liler

 

Bulgarlar

AFRİKA

Asya ve Afrika’nın kesişme noktasında Avrasya’daki Mısır Memlukleri ve Kıpçaklar da kaybolmuş unutulmuş Türklerdir. Koptikler, Ortodoks hristiyanlar Mısır’da 10 milyon civarında bir nüfusa sahiptirler ve Türk kökenlidirler, Mısır’da dışlanmış Türk topluluklarıdır.

Mısır’ın devamında Kuzey Afrika’da Türk soylu topluluklar, Anadolu’dan kuzey Afrika’ya gönderilen Leventlerin, denizci Türklerin, orayı idare etmekle görevlendirilen Türklerin soyundan gelenler de kimliklerini yitirmiş durumdadırlar. Burada da yine çok ciddi bir nüfus çoğunluğu Cezayir, Tunus, Libya’da, Türk Soylular bulunmaktadır ama dillerini unutmuşlardır, Arapça dili onların dilinin üzerine hakim kılınmıştır.

Tuaregler

https://www.dikgazete.com/yazi/cihansumul-kadim-turk-devleti-nin-afrikali-askerleri-tuaregler-makale,3287.html-3287.html

Berberler

 

AMERİKA

Amerika kıtasına baktığımızda ise Güney Amerika’da Osmanlı İmparatorluğundan ayrılan ve Türk olarak adlandırılan topluluklar yani Osmanlı vatandaşları Brezilya’da Arjantin’de yaşamaktadırlar.

Güney Amerika ve Büyük Asya Bağları

Kızılderililer

 

 

 

 

Aztekler

Orta Amerika Kültürleri 

İnkalar

 

Mayalar

Maya Kültürü

El Turcolar

Görüşmeden Notlar:
İskender Kazaz
Abdullah Uluyurt
Arabistan Dolu Aşireti
Samarra

 

 

 

Albanlar
Karaçaylar
R1A
turkasya.com1 milyar genetik akraba (National Geography)

R1B: İngilizler

Arabistan Şammar, Dolu

 

 

Dinlerine göre Dünya Türklüğü

FARKLI İNANÇLARA SAHİP TÜRK BOY VE TOPLULUKLARI

21.yyda Türkler

1. Altay Türkleri: Budist ve Hristiyan (Rusya)
2. Avşarlar: Müslüman (Türkiye)
3. Ahıska Türkleri: Müslüman (Gürcistan)
4. Azeriler: Müslüman Caferi (Azerbaycan, İran)
5. Balkarlar Müslüman (Kabardin-Balkar, Rusya)
6. Başkurtlar Müslüman (Rusya)
7. Çuvaş: Hristiyan (Rusya)
8. Dolgan: Şamanist (Rusya)
9. Gagauz: Hristiyan-Ortodoks (Gagavuzya/Moldova)
10. Hakas: Hristiyan (Rusya)
11. Hazar Türkleri: Yahudi
12. Hazaralar: Müslüman (Afganistan)
13. Karaçaylar Müslüman (Karaçay-Çerkes, Rusya)
14. Karaim- Karay: Judeo-Karaim Tarikatı (Ukrayna, Polonya)
15. Karamanlılar: Hristiyan Ortodoks (Yunanistan)
16. Kaşkay: Müslüman (İran)
17. Kazaklar: Müslüman(Kazakistan)
18. Kırımçak: Yahudi (Ukrayna)
19. Kırgız: Müslüman (Kırgızistan)
20. Kırım Tatarları: Müslüman (Kırım)
21. Kreşin Tatarları: Hristiyan (Ukrayna)
22. Kumuklar: Müslüman (Rusya)
23. Nogaylar: Müslüman (Rusya)
24. Özbekler: Müslüman (Özbekistan)
25. Pomaklar: Müslüman (Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye)
26. Rumeyler: Hristiyan (Ukrayna)
27. Sahalar (Yakutlar) : Hristiyan ve Şamanist (Rusya)
28. Salar: Müslüman (Çin)
29. Sarı Uygurlar: Budist (Çin)
30. Sekeller: Hıristiyan Katolik (Romanya)
31. Tatarlar: Müslüman (Rusya)
32. Terekeme (Karapapak): Müslüman (Azerbaycan)
33. Torbeş: Müslüman (Makedonya)
34. Tuva: Budist (Rusya)
35. Tofa: Şamanist (Rusya)
36. Türkler: Müslüman (Türkiye)
37. Türkmen: Müslüman (Türkiye, Türkmenistan, İran, Suriye, Irak, Lübnan, Afganistan)
38. Urumlar: Hristiyan (Ukrayna)
39. Uygurlar: Müslüman (Çin)
40. Yörükler: Müslüman (Türkiye)

……………………………………..

• Müslüman:        23
• Gayri Müslim:    17
• Rusya:              13

Türkiye’yi yöneten siyaset içerde 38 etnik grup var derken dünyada 40 Türk topluluğu var ve bunlarla ilişkimiz yok. Türklük, Çin Seddinin dibinden başlar.

MÜSLÜMAN TÜRKLER

RUSYA

  • Balkarlar Müslüman (Kabardin-Balkar, Rusya)
  • Başkurtlar Müslüman (Rusya)
  • Karaçaylar Müslüman (Karaçay-Çerkes, Rusya)
  • Kumuklar: Müslüman (Rusya)
  • Nogaylar: Müslüman (Rusya)
  • Tatarlar: Müslüman (Rusya)

TÜRKİYE

  • Avşarlar: Müslüman (Türkiye)
  • Türkler: Müslüman (Türkiye)
  • Türkmen: Müslüman (Türkiye, Türkmenistan, İran, Suriye, Irak, Lübnan, Afganistan)
  • Yörükler: Müslüman (Türkiye)
  • Pomaklar: Müslüman (Türkiye)

GÜRCİSTAN

  • Ahıska Türkleri: Müslüman (Gürcistan)

İRAN

  • Azeriler: Müslüman Caferi (Azerbaycan, İran)
  • Kaşkay: Müslüman (İran)
  • Türkmenler: Müslüman (İran)

AFGANİSTAN

  • Hazaralar: Müslüman (Afganistan)
  • Türkmen: Müslüman (Afganistan)

TÜRKMENİSTAN

  • Türkmen: Müslüman ( Türkmenistan)

SURİYE

  •  Türkmen: Müslüman ( Suriye)

IRAK

  • Türkmen: Müslüman  ( Irak )

LÜBNAN

  • Türkmen: Müslüman (Lübnan)

KAZAKİSTAN

  • Kazaklar: Müslüman (Kazakistan)

KIRGIZİSTAN

  • Kırgız: Müslüman (Kırgızistan)

KIRIM

  • Kırım Tatarları: Müslüman (Kırım)

 ÖZBEKİSTAN

  • Özbekler: Müslüman (Özbekistan)

YUNANİSTAN

  • Pomaklar: Müslüman (Yunanistan)

BULGARİSTAN

  • Pomaklar: Müslüman (Bulgaristan)

AZERBAYCAN

  • Terekeme (Karapapak): Müslüman (Azerbaycan)

MAKEDONYA

  • Torbeş: Müslüman (Makedonya)

ÇİN

  • Salar: Müslüman (Çin)
  • Uygurlar: Müslüman (Çin)

MUSEVİ TÜRKLER

  • Hazar Türkleri: Yahudi
  • Karaim- Karay: Judeo-Karaim Tarikatı (Ukrayna, Polonya)
  • Kırımçak: Yahudi (Ukrayna)

 

Ortodoks Hristiyan Türkler

MOLDOVA

  • Gagavuzlar. Moldova

UKRAYNA

  • Urumlar. Ukrayna
  • Rumeyler. Ukrayna

YUNANİSTAN

  • Karamanlılar. Yunanistan

RUSYA

  • Çuvaşlar. Çuvaşistan. Rusya
  • Hakaslar. Hakas . Rusya
  • Gorno Altay. Altay. Rusya
  • Yakutlar. Saha. Rusya
  • Dolganlar.  Dolgan Neneth. Rusya
  • Tofalar. Tuva- Buryat. Rusya
  • Kreşin Tatarları, Rusya
  • Altay Türkleri: (Rusya)

 

Katolik Hristiyan Türkler

MACARİSTAN

  • Macarlar

ROMANYA

  • Macarlar
  • Sekeller

SLOVAKYA

  • Macarlar

SIRBİSTAN

  • Macarlar

ÇEKYA

  • Macarlar

ALMANYA

  • Macarlar

AVUSTURYA

  • Macarlar

SLOVENYA

  • Macarlar

BOSNA

  • Macarlar

MAKEDONYA

  • Macarlar

HIRVATİSTAN

  • Macarlar

UKRAYNA

  • Macarlar

ABD

  • Macarlar

BUDİST TÜRKLER

RUSYA

  • Altay Türkleri: Budist (Rusya)
  • Tuva: Budist (Rusya)

ÇİN

  • Sarı Uygurlar

ŞAMAN TÜRKLER

RUSYA

  • Dolgan: Şamanist (Rusya)
  • Sahalar (Yakutlar) : Şamanist (Rusya)
  • Tofa: Şamanist (Rusya)