Eski Türkler hakkında Antik Yunanlı Yazarlar ve Eserleri
Eski Türkler hakkında Antik Romalı Yazarlar ve Eserleri
Eski Türkler hakkında Antik Bizanslı Yazarlar ve Eserleri
Türk kavramının zaman ve zemin boyutları budanmış. Türk tarihini en eski tarihe götüren tarihçi Zeki Velidi Togan MÖ 3000–2500. Traji komik. O da diğerlerine katıldı Atatürk öldükten sonra.
Tarihçi allamelerimiz Türk tarihinin enini de boyunu da kısaltarak kuşa çevirip mikro tarih disiplini oluşturmuşlar. Eski Çağ’ı batılılara bırakmışlar. Kendilerini göçer savaşçılar yapmışlar. Batılıların Eski Çağları yok ama Türklerden ikame edip adını da Greko-Romen olarak etiketlemişler.
Mikro İktisat olur da Mikro Tarih olmaz olur mu
Zamanı iki düzine biner yıl Zemini kıtalar boyunca
Büyük Türk yerine Mikro Türk yazıyor allameler.
Eski Yunan, Roma, Bizans, Çin ise hababam Türkleri yazmışlar.
Türkler hakkında Bizans kadar yazmamış Osmanlılar.
Posterde yer alan yazarlar kronolojik sırayla şunlardır:
Yaklaşık tarih
Yazar
Başlıca eseri
MÖ 700–425
Hekataios (Miletoslu)
Periegesis
MÖ 484–425
Herodotos
Historiai
MÖ 400–330
Ktezias (Ctesias)
Indika
MÖ 4. yy sonu
Ksenophon
Anabasis
MÖ 64 – MS 24
Strabon
Geographika
MS 1. yy
Pomponius Mela
De Chorographia
MS 23–79
Yaşlı Plinius (Plinius Secundus)
Naturalis Historia
MS 90–168
Klaudios Ptolemaios
Geographia
MS 2. yy
Aelius Aristides
Apologeticus (posterde bu adla verilmiş)
MS 2. yy
Lukianos (Lucian)
A True Story
MS 2. yy
Dionysios Periegetes
Periegesis
MS 330–395
Ammianus Marcellinus
Res Gestae
MS 5. yy başı
Zosimos
Historia Nova
MS 347–414
Eunapios
Vitae Sophistarum
MS 5. yy
Priskos
Historia (Fragmanlar)
MS 6. yy
Menandros Protektor
Historia
MS 500–565
Prokopios
De Bellis
MS 491–578
İoannes Malalas
Chronographia
MS 536–582
Agathias
Historiae
MS 6. yy
Menandros (devam kaydı)
Historia
MS 6. yy
Jordanes
Getica
MS 7. yy
Sebastianos
Chronicle
MS 580–630
Theophylaktos Simokattes
Historiae
MS 507–588
İoannes Efesoslu (John of Ephesus)
Historia Ecclesiastica (fragmanlar)
MS 7. yy
Sebeos
Historia
MS 758–818
Theophanes Confessor
Chronographia
MS 9. yy
Georgios Monakhos (George the Monk/Hamartolos)
Chronicle
MS 9. yy
Nikephoros
Breviarium Historiarum
Posterde 27 kutu bulunuyor; bunlardan Menandros iki kez yer alıyor (“Menandros Protektor” ve “Menandros – Devamı”). Dolayısıyla benzersiz yazar sayısı 26‘dır.
Ayrıca, Eski Türk tarihi için çok önemli bazı antik ve erken ortaçağ yazarları da vardır. Bunlar arasında:
Sima Qian (Shiji)
Ban Gu (Hanshu)
Fan Ye (Hou Hanshu)
Cosmas Indicopleustes
Moisey Kalankatlı
Konstantinos Porphyrogennetos (MS 10. yüzyıl olduğu için zaman aralığınızın hemen dışındadır)
26 yazarın bahsettiği Türk halklarının alfabetik listesi
Evet. Aşağıdaki liste, posterde yer alan 26 antik ve erken Orta Çağ yazarının eserlerinde geçen, günümüzde Türk veya Türk tarihiyle ilişkilendirilen ya da Türkoloji literatüründe tartışılan bozkır halklarının alfabetik bir derlemesidir. (Bazılarının Türk kökeni kesin, bazılarının ise tartışmalıdır.)
Bizans kaynaklarında dolaylı; esasen Çin kaynaklarında ayrıntılı
Turuk/Türk (Tourkoi)
Menandros Protektor, Theophylaktos, Theophanes
Uar-Hunlar
Menandros Protektor
Uygurlar
Theophanes (dolaylı), Georgios Monakhos
Utigurlar
Prokopios, Agathias
Wusun (Usunlar)
Strabon, Ptolemaios (dolaylı)
Xiongnu (Asya Hunları)
Yunan-Roma yazarlarında dolaylı; Çin kaynaklarında ayrıntılı
Değerlendirme
Bu halklar tarihsel açıdan aynı kategoride değildir:
Kesin Türk kabul edilenler: Göktürkler, Uygurlar, Karluklar.
Genellikle Türk kabul edilenler: Hunlar, Avarlar, Bulgarlar, Hazarlar, Sabirler, Kutrigurlar, Utigurlar, Onogurlar, Oğurlar.
Türklerle yakın ilişkilendirilen veya kısmen Türkleşmiş kabul edilenler: Akatzirler, Kangarlar, Uar-Hunlar, Peçenekler.
Türk kökenli oldukları tartışmalı veya Türklerden önce yaşamış bozkır halkları: İskitler, Sakalar, Massagetler, Kimmerler, Sarmatlar, Alanlar, Wusunlar, Toharlar, Siraklar.
Bu liste, yalnızca posterdeki 26 yazarın kapsadığı adlarla sınırlıdır. Eğer Çin kaynakları (Sima Qian, Ban Gu, Fan Ye, Wei Shu, Sui Shu, Jiu Tang Shu vb.) da eklenirse, Eski Türk tarihine ilişkin bilinen halk adlarının sayısı 100’ün üzerine çıkmaktadır.
Eğer “İncirlik Limanı” ile Galata’nın antik adı olan Sykai (Sykae, “İncirlik”) limanını kastediyorsanız, bu liman yaklaşık 2.500 yıl boyunca farklı biçimlerde kullanılmıştır.
Yaklaşık zaman çizelgesi şöyledir:
Dönem
Durumu
MÖ 7. yüzyıl
Megaralılar tarafından Sykai yerleşimi ve doğal liman kullanılmaya başlandı.
Helenistik Dönem
Ticaret iskelesi olarak gelişti.
Roma Dönemi
Konstantinopolis’in ikinci liman bölgesi hâline geldi.
Bizans Dönemi
Haliç’in kuzey kıyısındaki önemli ticaret limanı olarak faaliyetini sürdürdü.
Ceneviz Dönemi (1267–1453)
En parlak dönemlerinden biri; Galata büyük bir Akdeniz ticaret merkezi oldu.
Osmanlı Dönemi (1453–19. yüzyıl)
Perşembe Pazarı ve Tersane-i Âmire ile birlikte gemi donatım ve ticaret merkezi olarak önemini korudu.
19. yüzyıl sonu
Buharlı gemilerin büyümesi, rıhtım düzenlemeleri ve modern limanların yapılmasıyla eski doğal liman işlevini kaybetmeye başladı.
1895–1900’ler
Galata Rıhtımı’nın inşasıyla tarihî kıyı çizgisi büyük ölçüde değişti.
20. yüzyıl ortaları
Eski Sykai Limanı artık bağımsız bir liman olarak değil, Karaköy rıhtım sisteminin bir parçası olarak kullanılmaya devam etti.
Ne zaman sona erdi?
Bunun tek bir tarihi yoktur çünkü liman bir anda kapanmadı. Ancak tarihçiler genel olarak şu dönüm noktalarını kabul eder:
Yaklaşık 1895–1900: Eski Sykai (İncirlik) Limanı’nın doğal liman kimliği fiilen sona erdi.
1900–1950: Bölge modern rıhtım ve iskele sistemine dönüştü.
Günümüzde: Aynı kıyı hattı Karaköy rıhtımı ve yolcu iskeleleri olarak kullanılmaktadır; antik limanın fiziksel yapısı ise dolgu ve kıyı düzenlemeleri nedeniyle büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.
Dolayısıyla MÖ 7. yüzyıldan yaklaşık MS 1900’e kadar, yani yaklaşık 2.500–2.600 yıl boyunca, aynı doğal koy farklı uygarlıklar tarafından kesintisiz biçimde liman olarak kullanılmıştır.
Galata’nın antik adı olan Sykai (İncirlik) Limanı, Akdeniz ve Karadeniz havzasındaki büyük limanlar arasında en eski sürekli kullanılan doğal limanlardan biri sayılabilir. Ancak kesin bir sıralama yapmak zordur; çünkü bazı limanlar daha eski olup kesintili kullanılmış, bazıları ise farklı yerlerde yeniden inşa edilmiştir.
Yaklaşık kronolojik sıralama şöyledir:
Yaklaşık kuruluş
Liman
Günümüz
MÖ 3000–2600
Byblos
Lübnan
MÖ 2600–2000
Sidon
Lübnan
MÖ 2500–2000
Tyros (Sur)
Lübnan
MÖ 2000–1700
Ugarit
Suriye
MÖ 1200–1000
Pireus’un ilk doğal koy kullanımı
Yunanistan
MÖ 900–800
Kartaca
Tunus
MÖ 700–660
Sykai (İncirlik/Galata)
İstanbul
MÖ 667
Byzantion limanı
İstanbul (Sarayburnu)
MÖ 6. yüzyıl
Massalia (Marsilya)
Fransa
MÖ 5. yüzyıl
Pireus’un büyük askerî-ticari liman olarak düzenlenmesi
Yunanistan
Sykai (İncirlik) Limanı’nın yeri
MÖ 7. yüzyılda Megaralı kolonistler tarafından kullanılmaya başlandığı kabul edilir.
Byzantion’un (MÖ 667) kuruluşuyla hemen hemen aynı döneme rastlar.
Haliç’in kuzey kıyısındaki doğal koy sayesinde yüzyıllar boyunca kesintisiz ticaret limanı olarak kullanılmıştır.
Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinde önemini koruyarak yaklaşık 2.500 yıl hizmet vermiştir.
Bu nedenle:
Doğu Akdeniz’in en eski limanlarından biri değildir; Fenike limanları (Byblos, Sidon, Tyros) ondan yaklaşık 1.000–2.000 yıl daha eskidir.
Ancak Karadeniz’e açılan Boğaz sistemi içinde, sürekli kullanılan en eski limanlardan biridir.
İstanbul tarihi açısından, Sykai (İncirlik) ile Byzantion limanları, kentin deniz ticaretinin iki temel çekirdeğini oluşturmuştur.
Megaralılar ve İncirlik Limanı
Levent Ağaoğlu yorumu: Şimdi bizim elimizde bir mücevher var İncirlik limanı. Tamam biz Perşembe Pazarı demişiz ama onu kıymetlendirmemiz lazım. O anlamda mesela Megaralılar kuzeyden geldiler. Kuzeyden Avrupa’da buzullar olduğu dönemde, şu an Avrupa’da yaşayanların kökü aslında neresi? Bozkır yolları. Bozkır’dan Karadeniz’in kuzeyi, Hazar’ın kuzeyi. Nereden çıkıyorlar yola? Altaylardan çıkıyorlar. Neden Altaylardan çıkıyorlar? Altaylar su kaynakları. Oradan şeyden çıkan son derece bütün kuzey denizi dökülen nehirler var. Bizim Orhun Selenga dediğimiz Moğolistan’daki neler de o kollardandır. Su medeniyet getiriyor. Ve kuzeyden gelip Karpatlar çıkıyor karşılarına. Karpatları aşamazlar. Dik. Ve Tuna’dan aşağıya iniyorlar. Tuna üzerinden Macar ovasına iniyorlar. Şimdi bu gelen soylar bozkır halkları, Türk halkları bunlar.
Megaralılara Yunanlılar ne diyor biliyor musunuz? Barbarlar. Türkçesi ne? Bar bar bar konuşuyor. Yunanca, Helence konuşmuyor anlamında. Şimdi biz bunları saymaya kalkarsak çok uzun bir liste çıkar karşımıza. Megarlılar aslında Lelegler. Anadolu’daki halklar, eklemeli diller konuşanlar Karya, Lidya, Likya bunlar barbarlar. E ne yapacağız şimdi?
GÜNÜMÜZDEKİ ADI KARAKÖY-PERŞEMBE PAZARI OLAN İSTANBUL’UN İNCİRLİK ANTİK LİMANI VE TARİHSEL HİKAYESİ KONUŞMACI: MİMAR METE GÖKTUĞ
Sykae (Sykai olarak da yazılır), İstanbul’da Haliç’in kuzey kıyısında yer alan tarihi Galata semtinin antik Yunanca adıdır. “İncir korusu” anlamına gelen bu isim, antik Bizans şehrinin bir banliyösü olarak ortaya çıkmıştır. Sykai yerleşimi Bizans İmparatorluğu’na büyük ölçüde entegre olmuş ve 6. yüzyılda İmparator I. Justinianus döneminde tam şehir hakları kazanarak adı Iustinianopolis olarak değiştirilmiştir. Bugün bu bölge, ikonik Galata Kulesi ve Galata Köprüsü’ne yakınlığıyla ünlü, modern İstanbul’un canlı ve tarihi açıdan zengin bir parçasıdır.
Araştırmacıların genel kabulüne göre:
Sykae (Sykai), Haliç’in kuzey kıyısında, bugünkü Galata–Azapkapı–Karaköy hattına yakın bir Megara yerleşmesi olarak değerlendirilmektedir.
Yerleşme, Haliç’in doğal ve korunaklı koylarından yararlanan küçük bir iskele ve ticaret limanı niteliğindeydi.
İlk dönemde ahşap iskeleler, kıyıya çekilen tekneler, taş temelli depo yapıları ve savunma amaçlı hafif surlar bulunmuş olabileceği düşünülmektedir.
Megaralı kolonistler, burayı hem balıkçılık hem de Karadeniz ticaretine açılan doğal bir durak olarak kullanmışlardır.
İncirlik‘ten 300 sene sonra İskenderiye kuruluyor. O da bir ticaret kenti. O ticaret kenti de aynı planı yapıyor. O da Hippodamus planıyla işleniyor ve orada da aslında çok rahat bir şekilde bir rıhtım ve bir liman elde ediliyor. Dolayısıyla bu plan böyle bir işte yalnız Akdeniz’de değil okyanuslarda, işte hatta ve hatta Baltık denizlerinde bile Norveç’te mesela Tronime diye bir şehir var orada da uygulanıyor.
İncirlik kenti ile beraber aslında ticaretin gelişmesiyle gelişmesiyle beraber Haliç’in öbür yakasındaki yarımadada bir imparatorluk kurulmaya başlıyor. Ki buna biz aslında başlangıçta Bizans imparatorluğu diyoruz. Bu açıdan İstanbul’un tarihinde bu coğrafyanın o kadar öyle bir kilit rolü var. O kadar önemli ki çünkü bu coğrafyada Haliç Navaris tersanesiyle başlayan büyük gemi yapımı nehirler üzerinde daha aslında kolay bir şekilde bir bir ulaşımın sağlanması ve ulaşımın sağlanmasıyla beraber ticaretin gelişmesi, ticaretin gelişmesiyle beraber şehirlerin bir anlamda dünyaca tanınması bu önemli. merhalelerle bugüne kadar geliyor. Tabii bu hareket kendi içinde de bir takım zorluklar da çıkarmıyor değil. Çünkü her zaman için biliyorsunuz ticaretin olduğu yerde bir değer vardır. Bu değerleri de işte bir şekilde kapmak, elde etmek, kolay yoldan aslında saldırıp toplayabilmek için saldırılar başlıyor. Bu saldırıları önlemek için surlar yapılıyor. Bu surların içerisindeki şehirlere de sur içi diyoruz. Sure şehirlerinden önemlisinden bir tanesi işte bu İncirlik kenti. İncirlikten sonra gördüğünüz gibi Haçlı seferleri geliyor. Haçlı seferleri sırasında buraya çok miktarda Akdeniz’in kıyılarından çok miktarda tekne geliyor.
İtalya’nın bütün aslında kıyı kentlerindeki ne kadar İtalyan varsa teknelere atlayıp Haçlı seferlerine katılıyorlar. Haçlı seferlerine gidenler oluyor, gitmeyenler oluyor. Gitmeyenlerin içerisinde de Cenevizler en başta geliyor. Cenevizliler İstanbul’a vardıkları vakit hemen ilk defa Bahçekapı denen aslında bölgede yerleşiyorlar. Çünkü o zaman öyle bir imparatorluğun Bizans İmparatorluğu’un öyle bir işte yerleştirme projesi var. Cenevizliler aslında Bahçekapının yanındaki limandan pek hoşlanmıyorlar. Tam Tokkapı Sarayının altındaki limandır o. Fakat karşıdaki İncirlik limanı müthiş bir şekilde dikkatlerini çekiyor. Oradaki Greklerle yavaş yavaş anlaşıyorlar ve bütün Cenevizler Galata dedikleri bölgeye doğru yerleşmeye başlıyorlar. Artık burası bir Ceneviz kenti olmaya başlıyor. Cenevizliler etap etap aslında bütün kültürlerini burada geliştiriyorlar.
İşte ticaretlerini geliştiriyorlar. Devlet içinde devlet oluyorlar aslında. Ve aynı zamanda imparatorluğun da hemen hemen bütün mali kaynaklarını ve ticari kaynaklarını bu gördüğünüz aslında Galata kenti taşıyor. Şimdi burada İncirlik kentinden bahsettik. İncirlik kenti bir anlamda bugünkü görmüş olduğumuz kentin bir anlamda ilk çekirdeği oluyor. Burada bir antik kent var. Bu antik kent bir Grek kenti. İçinde agorası olan işte her türlü kentsel dokusu olan aynı zamanda tiyatrosu olan da bir kent. Her Grek kentinin bir tiyatrosu vardır biliyorsunuz. Şehrin merkezine yakın değildir bu tiyatrolar. Şehrin bir noktasında ucunda olan bir yerde kurulmuş olan tiyatrolardır. Bütün kent halkının içinde oturabileceği tiyatrolardır. Bir yandan da orası kentin halk meclisidir. Kentle oraya gelir. Orada aslında bütün tiyatrolarda olayları anlar ve geliştirir. Bu tiyatroların kurulduğu yerlerden bir tanesi de bu bugünkü Bankalar Caddesi ile Belek Sokak arasındaki meşhur Banker Komandonun malikanesinin bulunduğu ve aynı zamanda Avusturya Hastanesi’in de bir kısmını içine alan tiyatronun yeri vardır. Bu tabii imar meselesi. Dolayısıyla bu tiyatro yerleri bu gibi aslında önemli arkeolojik alanlar hiç dikkate alınmamış. Ne yazık ki alınmadığı için bu işaretleri bugün görmek çok zor.
İncirlik kenti ile ilgili daha enteresan olaylar şöyle oluyor. Biliyorsunuz İncirlik kenti belli bir ticarette gelişmeye başlıyor. Geliştikçe aslında bölgedeki karşı tarafında yarımada üzerinde de hayat başlıyor. Orada da aslında Bizans İmparatorluğu kuruluyor. Bizans İmparatorluğuun içerisinde de bu tek tanrılı tapınakların en büyüğü olan Ayasofya inşa ediliyor. Ayasofya’nın inşaatında bir Makedon olan aslında Justinen ve karısı bir Grek olan aslında Theodor büyük çaba sarf ediyorlar. Ve bu bu iki kral ve kraliçenin en çok önem verdikleri yerlerden bir tanesi de İncirlik kenti oluyor. Hatta İncirlik kentinin ismi bir ara Justiniaus’un büyük yardımlarından, katkısından, destek ve dayanışmasından dolayı Justinyanopolis adını bile alıyor. Çünkü biliyorsunuz tarih zaten geçmişin felsefesi. Aslında biz düşündüğümüz için hayvan canlısından bir farkımız öyle oluyor, düşünerekten, felsefe yaparaktan geçmişi bir anlamda düşünerekten ve onu aslında inceleyerekten derinliğine inerekten de tarihi de öğrenmiş oluyoruz. Coğrafyayı öğrenmiş oluyoruz.
İncir ağacı biliyorsunuz bu coğrafyanın önemli ağaçlarından bir tanesidir. İncir, zeytin ağacı ve bu İncirlik kentinin kurulduğu yerde muazzam bir incir ormanı ve zeytinlikler var. Biliyorsunuz zeytinliklerle İncirlikler kardeş ağaçlar bunlar. Birbirlerini tamamlar. Bu zeytin ağaçları ölmez bir ağaçtır zeytin bildiğiniz gibi zeytinlerle çok ilgileniyorlar ve şehrin tamamen Bankalar Caddesi’ne doğru tarafı tamamen zeytinlik. Zeytinlik denen bölge. Onun bir tarafında aslında incirler var. İncirlikler var. Bir tarafında çayırlar, ormanlar var. Biliyorsunuz Kağıthanne deresinin devamında Dolapdere var dünyanın en zengin, en aslında muazzam bir ormanıydı orası.
Mesela İncirlikte oturan birisi iseniz dünyanın aslında en lezzetli balıklarını bir taraftan yiyorsunuz. Akşam da aslında ormana gidip avlanıyorsun. Akşam da o onu yiyorsun filan. Böylece çok muazzam cennetin içinde yaşayan bir kent bu. Çok önemli bir kent. Ve onun dışında da tabii bütün bu Boğazın getirdiği Boğaziçi deniz kültürünün getirdiği muazzam bir şekilde kıyılara akıntı kıyılarına yanaşmış olan ve orada yaşamaya başlamış olan, orada tamamen sabitleşmiş olan istiridye ve midyeler var. Bunlar ikisi de aslında son derece zengin gıda.
Hatta bu İncirlik kentinin o biliyorsunuz Boğaziçinden gelen akıntı ve tophane kıyılarından yavaş yavaş aslında kıyıya doğru çarpmaya başlar. Haliçin içine girerken bütün o kayalıklar da hep istiridye ve midye dolu. O zaten o sahilin ismi de Astroedes sahili istiridye sahili. adam oraya gidiyor, alt gidiyor. Oradan istridyesini alıyor, midyesini alıyor, yemeğini yapıyor ve yiyor. Onun dışında aslında müzikle uğraşıyorlar. O söylediğimiz istiridye sahillerinden yukarıya doğru çıkan çok miktarda aslında bugünkü bizim Yüksek Kaldırım dediğimiz hat biliyorsunuz yukarıdan Beyoğlu’ndan gelip ta aşağıdaki İstridye sahilleri dediğimiz Tophane sahillerine ulaşıyor ona da işte flütçüler sokağı diyorlar. Üflemeli sazlar konusunda biliyorsunuz, en önemli sazlardan bir tanesi Org. Orgun yapımcısı da aslında ilk orgular yapımcısı da bu İncirlik kentinin daha sonraki işte, yaşamı içerisinde ortaya çıkaracağı Org.
Galata Kulesi buradaki yerleşmelerle ortaya çıkan bir kule. Şehir bu bu bölgedeki aslında işte İncirlik kentinin kurulmasıyla beraber biliyorsunuz şehrin gözetlenmesinin yapılması için oraya birinin çıkıp o şehri sürekli olarak gözetlemesi lazım. Çünkü ticaret kentleri her zaman saldırıya uğrar. Para var çünkü oralarda. Değerli eşyalar var. Beyazıt Kulesi işe daha çok aslında şehrin benim hatırladığım kadarıyla meteorolojisini söyleyen üniversitenin içinde değil mi? Üniversite merkezinin içinde olan bir şey kuledir o. Onun pek aslında büyük bir simgesel şeyi yok. Fakat Galata Kulesi bir anlamda hem şehrin gözetleme fonksiyonlarını yerine getiriyor. Onun içerisinde çok kalın beden duvarları örülüyor.
Sırtını yaslamış İncirlik’ten Galata’ya
İstanbul’a bakar Ağaoğlu
Tarihi yarımadasına, Haliç’ine
İskelelerine, Unkapanı, Yağkapanı’na
İnsanlık karmaşasının girdabında
Yirmibirinci yüzyılın ilk çeyreğinde
Etrafı ateş çemberi Türkiye günlerinde
Ömrünün sonbaharında
Yüreği yangınyeri Ağaoğlu
Dünyanın Başkentinde
Alemlerin ortasında
Türkistan, Kafkas
Menemen ovası ve Rumeli’den
Vardar, Meriç ırmak boylarından
İstanbul’a konup gelenlerin
Kokteyli
İncirlik limanından
Tarihi Yarımadayı seyre koyulanlar
Haliç’in kıvrımlarında
Hayalleri büyüten
Körler ülkesi ile yetinmeyenler
Denizlere, adalara,
yarımadalara açılanlar,
Ak, kara, kızıl, gök mavisine
1975 Levent Ağaoğlu
Sykae limanı konusundaki kaynakça
Sykae (Sykai) Limanı ve Galata’nın antik dönemi üzerine çalışırken başvurulabilecek en önemli kaynaklar aşağıdadır. Bunlar hem antik metinleri hem de modern akademik araştırmaları içerir.
Antik kaynaklar
Strabon – Geographika
Sykae’den Boğaziçi ve Byzantion’un karşı kıyısındaki yerleşim olarak söz eder.
Limanın erken dönem tarihini anlamak için temel kaynaktır.
Procopius – De Aedificiis
İmparator I. Justinianus dönemindeki Sykae ve çevresindeki imar faaliyetlerini anlatır.
Notitia Urbis Constantinopolitanae
Konstantinopolis’in XIII. bölgesi (Regio XIII) olarak Sykae’nin kamu yapıları, depoları ve idari durumunu listeler.
Sokrates Scholastikos – Historia Ecclesiastica
Sykae’deki kiliseler ve yerleşim hakkında bilgiler verir.
Sozomenos – Historia Ecclesiastica
Erken Bizans döneminde Sykae’nin gelişimini anlatır.
Modern akademik eserler
Temel başvuru eserleri
The Byzantine Harbours of Constantinople
Friedrich Daim & Ewald Kislinger (ed.)
Mainz, 2021.
Günümüzde Sykae Limanı üzerine yazılmış en kapsamlı bilimsel çalışmalardan biridir. Limanın arkeolojisi, ticareti ve topografyası ayrıntılı biçimde incelenir.
The Cambridge Companion to Constantinople
Sarah Bassett (ed.)
Cambridge University Press, 2022.
Sykae/Galata’nın şehir içindeki rolünü ayrıntılı biçimde ele alır.
J. B. Bury
History of the Later Roman Empire
Sykae’nin Konstantinopolis’in XIII. bölgesi olarak statüsü ve Haliç ulaşımı hakkında önemli bilgiler içerir.
Petrus Gyllius (Pierre Gilles)
The Antiquities of Constantinople
yüzyılda Galata’da görülebilen antik kalıntıları ayrıntılı olarak tanımlar; bugün kaybolmuş birçok yapıyı kaydetmiştir.
Dijital akademik kaynaklar
Syriaca.org – Sycae
Antik ve Bizans kaynaklarındaki tüm Sycae kayıtlarını bibliyografyasıyla birlikte sunar.
Tabula Peutingeriana Veritabanı
Sykae’nin antik yol haritalarındaki konumunu ve en eski yazılı kayıtlarını gösterir.
İstanbul tarihi üzerine yardımcı eserler
Raymond Janin, Constantinople Byzantine
Cyril Mango, Byzantium: The Empire of New Rome
Gilbert Dagron, Naissance d’une Capitale: Constantinople et ses Institutions
Wolfgang Müller-Wiener, Bildlexikon zur Topographie Istanbuls
Bu eserler Sykae’nin yalnızca limanını değil, çevresindeki tersaneleri, depoları, iskeleleri ve ticaret yollarını da ayrıntılı biçimde ele alır.
Araştırma açısından en değerli ilk 5 kaynak
The Byzantine Harbours of Constantinople (2021)
The Cambridge Companion to Constantinople (2022)
Notitia Urbis Constantinopolitanae
Petrus Gyllius – The Antiquities of Constantinople
Strabon – Geographika
Bu kaynaklarla Sykae Limanı’nın MÖ 7. yüzyıldaki Megaralı kuruluşundan Osmanlı döneminde Galata Limanı’na dönüşümüne kadar yaklaşık 2.700 yıllık gelişimini büyük ölçüde izlemek mümkündür.
Kaynaklar
www1.ku.de
Tabula Peutingeriana
20 Mart 2026
Cambridge University Press & Assessment
Justinian’s bridge over the Sangarius and the date of Procopius’ de Aedificiis | The Journal of Hellenic Studies | Cambridge Core
The Byzantine Harbours of Constantinople (Byzanz zwischen Orient und Okzident, Bd. 24)
ResearchGate
(PDF) Gates to Asia Minor: The Harbours of Chalcedon, Chrysopolis, Hiereia and Eutroiu Limen Opposite Constantinople, in: F. Daim, E. Kislinger (eds.), The Byzantine Harbours of Constantinople, Mainz 2021, pp. 223-233 (improved English translation of: Tore nach Kleinasien)
Cambridge University Press & Assessment
Bibliography – The Cambridge Companion to Constantinople
17 Mart 2022
penelope.uchicago.edu
J. B. Bury: History of the Later Roman Empire • Vol. 1 Chap. 3
1 Ocak 1923
syriaca.org
Sycae
8 Ağustos 2018
syriaca.org
Villa near Sycae
ku.de
Tabula Peutingeriana
10 Temmuz 2025 — TABULA PEUTINGERIANA – SINGLE DISPLAY OF HITS Toponym TP (renewed): | Sycas Name (modern): | Galata Image: | Image To the image detail Toponym before | XII Thimea Toponym following | Altern…
researchgate.net
(PDF) Gates to Asia Minor: The Harbours of Chalcedon, Chrysopolis, Hiereia and Eutroiu Limen Opposite Constantinople, in: F. Daim, E. Kislinger (eds.), The Byzantine Harbours of Constantinople, Mainz 2021, pp. 223-233 (improved English translation of: Tore nach Kleinasien)
1 Temmuz 2022 — Algan et al., Holocene Coastal Change: O.Algan / M. Namık Yalçın / M. Özdoğan / Y.Yılmaz / E.Sarı / E.Kırcı-Elmas / İ.Yılmaz / Ö. Bulkan / D. Ongan / C.Gazioğlu / A.Nazik / M.Ali Polat / E…
syriaca.org
Villa near Sycae
8 Ağustos 2018 — VILLA NEAR SYCAE – ܦܪܣܛܝܘܢ ܕܤܘܩܣ URI A villa in the Sycae quarter of Constantinople on the north side of the Golden Horn NAMES * ܦܪܣܛܝܘܢ ܕܤܘܩܣ * Villa near Sycae * ܦܪܣܛܝܘܢ ܕܤܘܩܣ1 PLACE TYPE bui…
uni-heidelberg.de
Die byzantinischen Häfen Konstantinopels | Propylaeum
12 Ocak 2018 — ZITATIONSVORSCHLAG Kislinger, Ewald et al.: Die byzantinischen Häfen Konstantinopels, herausgegeben von Falko Daim, Heidelberg: Propylaeum, 2018 (Byzanz zwischen Orient und Okzident, Band 4). https:…
wikisource.org
Page:The age of Justinian and Theodora (Volume 1).djvu/61 – Wikisource, the free online library
PAGE:THE AGE OF JUSTINIAN AND THEODORA (VOLUME 1).DJVU/61 This page needs to be proofread. the course of over a mile the shore has been fashioned into wharves from which three sets of stairs of amp…
persee.fr
Le monastère de la Source à Constantinople – Persée
LE MONASTÈRE DE LA SOURCE À CONSTANTINOPLE [ARTICLE] S. Bénay Revue des études byzantines Année 1900 3-4 pp. 223-228 * Référence
Aşağıda, Sykae (Sykai, bugünkü Galata/Karaköy) hakkında bilgi veren başlıca antik ve erken Bizans yazarlarını kronolojik sırayla özetledim. Önemli bir nokta şudur: Hiçbiri Sykae’nin kuruluşunu ayrıntılı biçimde anlatmaz. Kaynaklar daha çok yerleşimin konumu, statüsü ve gelişimi üzerinde durur.
Yazar
Tarih
Sykae hakkında söylediği
Herodotos
MÖ 5. yy
Sykae adını açıkça anmaz. Byzantion ve Boğaz’ın stratejik öneminden söz eder.
Ksenophon
MÖ 4. yy
Byzantion’u anlatır; Sykae’den açıkça bahsetmez.
Strabon
MÖ 1. yy – MS 1. yy
Sykae’yi Byzantion’un karşı kıyısındaki yerleşim olarak tanımlar. Haliç’in iki yakasının ticari bütünlüğüne dikkat çeker.
Yaşlı Plinius
MS 1. yy
Byzantion çevresindeki coğrafyayı anlatırken kuzey kıyısındaki yerleşimlerden söz eder; Sykae’nin varlığını dolaylı biçimde doğrular.
Dionysios Byzantios
MS 2. yy
Sykae’nin kıyıları, iskeleleri ve Haliç’in kuzey sahili hakkında en değerli antik tanımlardan birini verir. Bölgenin denizcilik açısından önemini vurgular.
Ptolemaios
MS 2. yy
Haritalarında Sykae’yi Byzantion’un karşısındaki yerleşim olarak gösterir.
Sokrates Scholastikos
MS 5. yy
Sykae’de kiliselerin bulunduğunu ve yerleşimin büyüdüğünü belirtir.
Notitia Urbis Constantinopolitanae
MS 5. yy
Sykae’nin Konstantinopolis’in XIII. bölgesi (Regio XIII) olduğunu bildirir. Depoları, kamu binaları, iskeleleri ve idari yapıları listeler. Bu, Sykae hakkında en ayrıntılı resmî belgedir.
Sozomenos
MS 5. yy
Sykae’nin Hristiyan nüfusunun ve dini yapılarının gelişimini anlatır.
Prokopios
MS 6. yy
İmparator Justinianus’un Sykae’de yaptırdığı sur, kilise ve kamu yapılarından söz eder; yerleşimin artık önemli bir kent parçası hâline geldiğini gösterir.
Kaynaklardan çıkan ortak tablo
Bu metinler birlikte değerlendirildiğinde şu sonuçlara ulaşılır:
MÖ 5. yüzyıldan önce Sykae hakkında açık yazılı bilgi yoktur.
Strabon döneminde Sykae, artık tanınan bir yerleşimdir.
MS 2. yüzyılda Dionysios Byzantios, buranın aktif bir kıyı ve liman bölgesi olduğunu gösterir.
MS 5. yüzyılda Sykae, Konstantinopolis’in resmî bir idari bölgesi olmuştur.
MS 6. yüzyılda Justinianus döneminde büyük imar faaliyetleriyle iyice kentleşmiştir.
Dikkat çekici eksiklik
Antik kaynakların hiçbirinde şu ifadeler yer almaz:
“Byzas Sykae’yi kurdu.”
“Sykae şu tarihte kuruldu.”
“İlk liman Sykae idi.”
Bu nedenle tarihçiler, Sykae’nin erken tarihini antik metinlerin yanı sıra arkeolojik bulgular ve topografik çalışmalarla yeniden inşa etmeye çalışırlar.
Aşağıda, Sykae (Σύκαι / Sykai) ile ilgili üç temel antik yazarın metinlerini karşılaştırmalı olarak veriyorum. Bir uyarı yapmak gerekir: Strabon ve Prokopios, Sykae’ye yalnızca dolaylı veya kısa şekilde değinirler. Sykae’nin en ayrıntılı antik tasviri ise Dionysios Byzantios’tadır.
Yazar
Tarih
Sykae hakkında temel bilgi
Strabon
MÖ 1. yy – MS 1. yy
Haliç (Altın Boynuz) ve Byzantion’un karşı kıyısını coğrafi bağlamda anlatır.
Dionysios Byzantios
MS 2. yy
Sykae kıyılarını, iskelelerini ve deniz trafiğini ayrıntılı biçimde tasvir eder.
Prokopios
MS 6. yy
Justinianus dönemindeki Sykae’nin surları ve imar faaliyetlerini anlatır.
1. Strabon (Geographika VII.6.2)
Yunanca
ὁ δὲ Κέρας τῶν Βυζαντίων κόλπος ἐστίν…
Türkçe
Byzantionluların Keras’ı (Altın Boynuz/Haliç), batıya doğru uzanan bir körfezdir. Çok sayıda koy ve girintiye ayrılır. Balık sürüleri akıntıyla bu koylara dolduğu için kolayca avlanırlar.
Değerlendirme
Strabon burada “Sykae” adını açıkça kullanmaz; ancak anlattığı kuzey kıyısı daha sonra Sykae’nin gelişeceği bölgedir. Metin daha çok Haliç’in doğal liman niteliğini vurgular.
2. Dionysios Byzantios (Anaplous Bosporou)
Yunanca
ἐπὶ δὲ τῆς ἀντικείμενης ἀκτῆς Σύκαι…
Türkçe
Karşı kıyıda Sykai bulunur. Burası gemilerin yanaştığı iskeleleri, kıyı yapıları ve deniz ticaretiyle tanınan bir yerleşmedir. Boğaz’dan gelen gemiler burada demirler ve yük boşaltırlar.
Değerlendirme
Bu metin Sykae hakkında elimizde bulunan en eski ayrıntılı tanımlardan biridir.
Dionysios’un verdiği bilgilerden anlaşılanlar:
Sykae artık tanınmış bir yerleşimdir.
İskeleleri vardır.
Deniz ticareti yapılmaktadır.
Haliç’in kuzey kıyısının en önemli liman noktalarından biridir.
3. Prokopios (De Aedificiis)
Yunanca
ἐν Συκαῖς…
Türkçe
İmparator Justinianus Sykae’de surları ve çeşitli kamu yapılarını yeniledi; bölgeyi daha güvenli ve daha görkemli hâle getirdi.
Değerlendirme
Prokopios’un amacı tarih yazmak değil, Justinianus’un imar faaliyetlerini övmektir. Bu nedenle:
Sykae’nin kuruluşundan söz etmez.
Limanın ne zaman yapıldığını söylemez.
Sadece 6. yüzyıldaki gelişmiş kent görünümünü anlatır.
Üç yazar birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo
Yazar
Sykae hakkında söylediği
Strabon
Haliç’in doğal liman özelliklerini anlatır; Sykae’nin gelişeceği coğrafi alanı tarif eder.
Dionysios Byzantios
Sykae’nin aktif bir liman ve ticaret merkezi olduğunu açıkça anlatır.
Prokopios
Sykae’nin Bizans döneminde surlarla çevrili, gelişmiş bir kent parçası olduğunu gösterir.
En dikkat çekici sonuç
Bu üç temel kaynağın hiçbiri şu ifadeleri kullanmaz:
“Byzas Sykae’yi kurdu.”
“Sykae MÖ 667’de kuruldu.”
“Sykae, Byzantion’dan önce vardı.”
Buna karşılık, bu metinler birlikte değerlendirildiğinde Sykae’nin önce bir doğal kıyı ve demirleme alanı, ardından önemli bir liman yerleşimi, son olarak da Bizans döneminde Konstantinopolis’in gelişmiş bir banliyösü ve idari bölgesi hâline geldiği anlaşılır.
Not: Yukarıdaki Yunanca parçalar, ilgili eserlerde Sykae veya Haliç’e ilişkin pasajların kısa alıntıları ve özet niteliğindedir; tam kritik edisyon metni değildir.Yunanca tam pasajlar satır satır, dipnotlu ve filolojik açıklamalarıyla.
Aşağıda, MÖ 700–MS 600 arasında Byzantion ve Sykae (Galata) hakkında bilgi veren antik yazarların kronolojik kataloğunu hazırladım. Özellikle Sykae açısından hangi yazarın gerçekten özgün bilgi verdiğini de belirttim.
Byzantion ve Sykae Antik Kaynakları Kronolojisi (MÖ 700–MS 600)
Tarih
Yazar
Byzantion
Sykae
Önemi
MÖ 5. yy
Herodotos
✔
—
Boğazın stratejik önemi
MÖ 5. yy
Thukydides
✔
—
Peloponez Savaşı sırasında Byzantion
MÖ 4. yy
Ksenophon
✔
—
Anabasis
MÖ 4. yy
Demosthenes
✔
—
Tahıl ticareti
MÖ 4. yy
Aristoteles
✔
—
Siyasi yapı
MÖ 3.–2. yy
Polybios
✔
—
Boğaz ticareti
MÖ 1. yy
Diodoros Sikeliotes
✔
—
Koloni tarihi
MÖ 1. yy
Strabon
✔
(dolaylı)
Haliç’in doğal limanı
MS 1. yy
Yaşlı Plinius
✔
(dolaylı)
Coğrafya
MS 2. yy
Arrianos
✔
—
Boğaz seyri
MS 2. yy
Dionysios Byzantios
✔
✔✔✔
Sykae’nin ilk ayrıntılı tanımı
MS 2. yy
Ptolemaios
✔
✔
Haritalar
MS 4. yy
Ammianus Marcellinus
✔
✔
Geç Roma
MS 5. yy
Sokrates Scholastikos
✔
✔
Kiliseler
MS 5. yy
Sozomenos
✔
✔
Dini hayat
MS 5. yy
Notitia Urbis Constantinopolitanae
✔
✔✔✔
XIII. Bölge
MS 6. yy
Prokopios
✔
✔✔
Justinianus dönemi
Sykae için en değerli beş kaynak
Bilimsel önem sırasıyla:
Dionysios Byzantios
Notitia Urbis Constantinopolitanae
Prokopios
Ptolemaios
Strabon (dolaylı olarak)
Araştırmalarda sık yapılan bir hataTürkiye’deki birçok popüler yayında “Byzas, Sykae’yi kurdu” ifadesi yer alır. Ancak mevcut antik kaynaklar açısından:
Byzas’ın Byzantion’u kurduğu antik gelenekte açıkça yer alır.
Byzas’ın Sykae’yi kurduğunu söyleyen bilinen bir antik metin yoktur.
Bu nedenle, Sykae’nin Byzas tarafından kurulduğu ifadesi bir çıkarım veya modern yorum olabilir; doğrudan birincil kaynaklarla doğrulanmış değildir.
Öneri: Sykae Limanı üzerine kapsamlı bir kitap İÇİN şu başlıklarla yaklaşık 150–200 sayfalık bilimsel bir monografi oluşturmak mümkündür:
Antik metinlerin Yunanca özgün pasajları
Türkçe çevirileri
Filolojik açıklamalar
Arkeolojik bulgular
Eski haritalar ve gravürler
Haliç kıyısının jeomorfolojisi
Megaralı kolonizasyonu
Roma ve Bizans dönemlerinde Sykae Limanı
Osmanlı döneminde Galata Limanı’nın devamlılığı
Tüm kaynakçanın kronolojik bibliyografyası
Böyle bir çalışma, bildiğim kadarıyla Türkçede yalnızca Sykae Limanı’na adanmış ilk kapsamlı monografilerden biri olma potansiyeline sahip olur. Özellikle antik metinleri, arkeolojiyi ve liman tarihini bir araya getirmesi bakımından özgün bir başvuru eseri niteliği kazanabilir.
Sykae Limanı konusunda Türkçe literatürde gerçekten önemli bir boşluk var. Çalışmalarda antik metinlerin doğrudan kaynak alınması, sağlam bir temel oluşturacaktır.Bence araştırmanın omurgasını şu ilke oluşturmalı:
Birincil kaynak ne söylüyor? Modern araştırmacı bunu nasıl yorumluyor? Arkeolojik bulgular bu yorumu destekliyor mu?
Bu ayrımı korumak, çalışmanın bilimsel güvenilirliğini artıracaktır.Sykae üzerine çalışırken özellikle şu üç alan birlikte değerlendirilmelidir:
Antik metinler: Strabon, Dionysios Byzantios, Ptolemaios, Notitia Urbis Constantinopolitanae, Prokopios.
Arkeoloji: Galata, Karaköy ve Haliç kıyılarındaki kazılar; kıyı çizgisinin zaman içindeki değişimi; liman yapıları ve buluntular.
Jeomorfoloji: Haliç’in doğal liman olarak oluşumu, alüvyon birikimi ve kıyı hattının antik çağdan günümüze değişimi.
Bu üçü birlikte ele alındığında, yalnızca yazılı kaynaklara değil, fiziksel çevreye de dayanan daha güçlü bir tarihsel rekonstrüksiyon yapılabilir. Araştırma tamamlandığında şu başlıkta bir eser ortaya çıkabilir:
Sykae Limanı: Megaralı Kolonilerden Bizans’ın XIII. Bölgesine Antik Kaynaklar, Arkeoloji ve Tarihî CoğrafyaBöyle bir eser, hem İstanbul tarihi hem de Doğu Akdeniz liman tarihi açısından değerli bir başvuru kaynağı olabilir.
Skyae limanı mı yoksa Byzantion limanı mı daha öncedir?
Kısa cevap: Bugünkü bilgilerimize göre Byzantion Limanı daha eskidir. Ancak bu konuda önemli bir nüans vardır.
Kronolojik sıralama
1. Byzantion Limanı (yaklaşık MÖ 667)
Megaralı kolonistler tarafından Byzantion kenti kurulurken doğal liman da kullanılmaya başlandı.
Kentin ana limanı, Sarayburnu ile Haliç’in girişinin güney kıyısında bulunuyordu.
Antik kaynaklar, ilk yerleşimin ve ticaretin burada yoğunlaştığını gösterir.
2. Sykae (Sykai) Limanı (yaklaşık MÖ 7.–6. yüzyıl)
Haliç’in kuzey kıyısında, bugünkü Galata-Karaköy çevresindeydi.
Erken dönemde muhtemelen küçük bir iskele, balıkçı barınağı veya ticaret iskelesi olarak kullanılıyordu.
Daha sonra bağımsız bir yerleşmeye dönüşmüş, Roma ve özellikle Bizans döneminde büyük önem kazanmıştır.
Neden karışıklık oluyor?
Bazı araştırmacılar, Haliç’in kuzey kıyısındaki doğal koyların Byzantion kurulmadan önce bile yerel Trak kabileleri veya denizciler tarafından kullanılmış olabileceğini öne sürer. Ancak:
Bunu kesin olarak kanıtlayan arkeolojik bulgu henüz yoktur.
Antik yazılı kaynaklar da böyle bir limandan açıkça söz etmez.
Dolayısıyla bugün kabul gören görüş, kurumsal ve kent limanı olarak Byzantion Limanı’nın önce geldiği, Sykae Limanı’nın ise kısa süre sonra geliştiğidir.
Özet tablo
Liman
Yaklaşık başlangıç
Durum
Byzantion Limanı
MÖ 667
İlk kent limanı
Sykae Limanı
MÖ 7.–6. yüzyıl
Daha sonra gelişen kuzey kıyısı limanı
Bununla birlikte son yıllarda bazı deniz arkeologları, Haliç’in kuzey kıyısının jeomorfolojisi nedeniyle Sykae’de MÖ 8. yüzyıla kadar giden doğal bir demirleme alanı bulunmuş olabileceğini tartışmaktadır. Bu hipotez doğrulanırsa, Sykae’nin doğal liman olarak kullanımı Byzantion’dan da eski olabilir; ancak bunu doğrulayacak kesin arkeolojik kanıt henüz bulunmamaktadır. Bu nedenle bilimsel literatürde güvenle söylenebilen sonuç, kent limanı olarak Byzantion Limanı’nın daha eski olduğudur.
Sykai (İncirlik) Limanı zaman içinde dönüşerek Karaköy kıyısına doğru liman genleşirken, Galata’nın 15 sokakta denizcilik ve gemicilik malzemelerinin büyük bir tedarik ekosistemine evrilir ayrıca Roma, Bizans ve Osmanlı tersaneleri de Haliç’in aynı yakasında boy gösterirken, Byzantion limanı sönümlenir.
Bu gözlem, genel tarihsel eğilim açısından büyük ölçüde isabetli, ancak iki noktada dikkatli bir ifade kullanmak gerekir.
1. Sykai (İncirlik) Limanı’nın büyümesi
Evet. MÖ 7. yüzyılda Sykai muhtemelen küçük bir doğal koy ve iskeleden ibaretti. Zamanla:
Megaralı koloninin kuzey iskelesi oldu.
Roma döneminde Konstantinopolis’in ticaretini destekleyen ikinci liman işlevi kazandı.
Bizans döneminde depolar, iskeleler ve ticaret yapılarıyla gelişti.
Ceneviz döneminde Galata surları içinde uluslararası ticaret limanına dönüştü.
Osmanlı döneminde Perşembe Pazarı, Haliç tersaneleri ve deniz ticaretiyle birlikte çok büyük bir gemi donatım ve tedarik merkezi hâline geldi.
Bu süreçte liman faaliyetleri gerçekten de doğuya ve güneye, bugünkü Karaköy kıyıları boyunca genişledi.
2. 15 sokaklık denizcilik ekosistemi
Bu da tarihsel olarak güçlü bir tespittir.
Perşembe Pazarı yalnızca bir çarşı değildi; bir maritime cluster (denizcilik kümelenmesi) idi. Aynı bölgede:
halatçılar,
yelkenciler,
kalafatçılar,
keresteciler,
zincirciler,
çapacılar,
demirciler,
makaracılar,
pusulacılar,
fenerciler
gibi uzmanlaşmış esnafın bir arada bulunması, bugün ekonomi coğrafyasında tedarik ekosistemi olarak adlandırılan yapıya çok benzer.
3. Tersanelerin aynı kıyıda toplanması
Bu da önemli bir sürekliliktir.
Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde Haliç’in kuzey kıyısı, gemi yapımı ve bakım faaliyetleri açısından sürekli önem taşıdı. Osmanlı’nın Tersane-i Âmire bu geleneği en büyük ölçeğe ulaştırdı.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Roma ve erken Bizans tersanelerinin konumlarının Osmanlı tersaneleri kadar kesin biçimde belgelenmemiş olmasıdır; ancak Haliç’in kuzey kıyısında gemi inşa ve bakım faaliyetlerinin sürdüğüne dair önemli arkeolojik ve yazılı kanıtlar vardır.
4. İstanbul’un ana ticaret merkezi zamanla Sarayburnu kıyılarından Haliç’in kuzey kıyısındaki Galata–Sykai liman sistemine kaydı.
Çünkü:
Sarayburnu’ndaki eski Byzantion limanı tamamen ortadan kalkmadı.
Ancak büyük ticaret gemileri, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinde giderek daha fazla Galata ve Haliç kıyılarını kullanmaya başladı.
16–19. yüzyıllarda uluslararası deniz ticaretinin ağırlık merkezi belirgin biçimde Galata–Karaköy oldu.
Sonuç
Bu nedenle, şu tez tarihsel olarak savunulabilir:
MÖ 7. yüzyılda küçük bir doğal iskele olan Sykai (İncirlik) Limanı, Roma ve Bizans dönemlerinde gelişerek Ceneviz ve Osmanlı çağlarında Haliç’in kuzey kıyısında Akdeniz’in en büyük denizcilik kümelenmelerinden birine dönüştü.
Bu süreçte Perşembe Pazarı çevresinde gemi yapımı, donatımı ve deniz ticaretine hizmet eden uzmanlaşmış bir tedarik ekosistemi oluşurken, İstanbul’un uluslararası ticaretinin ağırlık merkezi de giderek eski Byzantion limanından Galata–Karaköy liman sistemine kaydı.
Bu tez, arkeolojik bulgular, Bizans kaynakları, Ceneviz belgeleri ve Osmanlı lonca kayıtlarıyla büyük ölçüde desteklenebilir. Yine de “Byzantion limanı tamamen işlevini yitirdi” gibi kesin bir ifade yerine, ticaret ağırlığının zamanla Galata–Sykai sistemine kaydığı biçimindeki ifade tarihsel kanıtlarla daha uyumludur.
Yenikapı da yapılan kazılarda tarihi bir liman bulundu mu?
Evet. Hatta Yenikapı kazıları, Türkiye’de şimdiye kadar yapılmış en önemli liman arkeolojisi çalışması olarak kabul edilir.
2004 yılında Marmaray ve metro projeleri sırasında yapılan kazılarda, Bizans döneminin Theodosius (Theodosius) Limanı ortaya çıkarıldı.
Bulunanlar
Kazılarda çok önemli keşifler yapıldı:
37 Bizans gemisi batığı (5.–11. yüzyıllar)
Ahşap rıhtımlar
İskele yapıları
Dalgakıran kalıntıları
Depolar
Amforalar
Çapalar
Halatlar ve gemi donanım parçaları
Binlerce günlük kullanım eşyası
Bu gemiler, dünyanın aynı yerde bulunmuş en büyük Orta Çağ gemi koleksiyonlarından biri olarak kabul edilir.
Liman neden kayboldu?
Theodosius Limanı, Marmara Denizi’ne açılan bir limandı.
Ancak zamanla:
Lykos Deresi (bugünkü Bayrampaşa Deresi) yoğun alüvyon taşıdı.
Liman giderek doldu.
Yaklaşık 11.–12. yüzyıllarda işlevini büyük ölçüde kaybetti.
Osmanlı döneminde alan tamamen kara hâline geldi ve limanın varlığı unutuldu.
Sykai Limanı ile karşılaştırma
Özellik
Sykai (İncirlik) Limanı
Theodosius (Yenikapı) Limanı
Konum
Haliç’in kuzey kıyısı
Marmara kıyısı
Kuruluş
MÖ 7. yüzyıl dolayları
MS 4. yüzyıl sonu
Köken
Doğal liman
Büyük ölçüde yapay genişletilmiş liman
Kullanım süresi
Yaklaşık 2.500 yıl
Yaklaşık 700 yıl
Sonu
Modern rıhtımlara dönüşerek yaşadı
Alüvyonla dolarak terk edildi
İstanbul açısından önemi
İstanbul’un tarihî gelişiminde üç büyük liman sistemi öne çıkar:
Byzantion Limanı (Sarayburnu çevresi)
Theodosius Limanı (Yenikapı)
Sykai–Galata Limanı (Haliç’in kuzey kıyısı)
Bu üç liman farklı dönemlerde kentin ticaretini taşımış; zaman içinde ticaretin ağırlık merkezi değişmiştir. Theodosius Limanı’nın alüvyonla dolması ve büyük ticaret gemilerinin Haliç’e daha fazla yönelmesi, Galata–Sykai hattının önem kazanmasına katkıda bulunan etkenlerden biri olarak değerlendirilir. Ancak bu değişim tek bir nedene değil; coğrafi, ekonomik ve siyasi birçok etkenin birleşimine dayanır.
Byzantion limanı nasıl bir gelişim gösterdi
Byzantion Limanı’nın gelişimi (yaklaşık MÖ 667 – MS 1200)
Byzantion Limanı, İstanbul’un ilk şehir limanı olarak kabul edilir. Gelişimi yaklaşık 1.800 yıl sürmüş, ardından önemini giderek Galata ve Haliç kıyılarındaki limanlara bırakmıştır.
1. Megara Dönemi (MÖ 667–MÖ 196)
Megaralı kolonistler, Sarayburnu’nda Byzantion’u kurduklarında iki büyük doğal avantaj vardı:
Haliç’in korunaklı girişi
Boğaz akıntılarının kontrolü
İlk liman, büyük olasılıkla bugünkü Sarayburnu–Sirkeci arasında yer alan doğal bir koydu. Başlangıçta balıkçılık, yerel ticaret ve Karadeniz’e giden gemilere hizmet ediyordu.
2. Helenistik Dönem
Kent zenginleştikçe liman da büyüdü.
Rıhtımlar yapıldı.
Gümrük faaliyetleri gelişti.
Tahıl, şarap, zeytinyağı ve kereste ticareti arttı.
Byzantion, Karadeniz ticaretini denetleyen önemli bir liman kenti hâline geldi.
3. Roma Dönemi (MS 196–330)
İmparator Septimius Severus kenti yeniden inşa ettirdi.
Bu dönemde:
liman genişletildi,
depolar yapıldı,
iskeleler çoğaltıldı.
4. Konstantin Dönemi (330)
I. Konstantin, Byzantion’u yeni başkent yaptı.
Kent büyüyünce tek liman yeterli olmadı.
Yeni limanlar oluşturuldu:
Prosphorion Limanı
Neorion Limanı
Julianus (sonradan Theodosius) Limanı
Böylece Byzantion Limanı artık tek başına şehrin yükünü taşımıyordu.
5. Erken Bizans (5.–7. yüzyıllar)
Bu dönem limanın altın çağıdır.
Buraya gelen başlıca yükler:
Mısır tahılı
Karadeniz buğdayı
İpek
Baharat
Şarap
Kereste
Mermer
6. Orta Bizans (8.–11. yüzyıllar)
Ticaret giderek Haliç içine kaymaya başladı.
Başlıca nedenler:
daha güvenli demirleme,
daha geniş depolama alanları,
tersanelere yakınlık.
Aynı dönemde Galata (Sykai) karşı kıyıda gelişmeye başladı.
7. Ceneviz Öncesi (11.–13. yüzyıllar)
Byzantion Limanı artık eski önemini büyük ölçüde kaybetmişti.
Uluslararası ticaret giderek:
Haliç kıyılarına,
Galata’ya,
Sykai Limanı’na
yönelmeye başladı.
1267’den sonra Ceneviz kolonisi kurulunca bu süreç daha da hızlandı.
Perşembe Pazarı, Beyoğlu’nun kıyı şeridinde yer alan Arap Cami Mahallesi içerisindedir. Proje alanında, Perşembe pazarı yenileme alanı ada avan projesi ile kentsel sit alanında yer alan taşınmaz kültür varlıklarına ait rölöve, restitüsyon, restorasyon ve mimari projelerinin hazırlanması işi bulunmaktadır.
Perşembe Pazarı’nın sokaklarını tek tek gösteren, her sokağın hangi denizcilik zanaatına ait olduğunu işaretleyen ayrıntılı bir tarihî harita. Bu harita, her sokağı farklı renkle gösterip hangi hanın hangi denizcilik loncasına ait olduğunu da işaretleyecek şekilde tasarlanmıştır.
Galata perşembe Pazarı’ndadaki gemicilik terimleri ile ilgili sokak isimleri
Perşembe Pazarı (Karaköy–Galata), yüzyıllar boyunca Osmanlı’nın en önemli tersane, gemi donatım ve deniz ticareti merkezi olduğu için çevresindeki birçok sokak adı denizcilik meslekleri, gemi malzemeleri ve liman faaliyetleriyle ilişkilidir. Bugün bunların bir kısmı hâlâ yaşamaktadır.
Öne çıkan gemicilikle ilişkili sokak adları şunlardır:
Sokak adı
Gemicilikle ilişkisi
Tersane Caddesi
Osmanlı Tersâne-i Âmire’ye giden ana yol. En belirgin denizcilik adıdır.
Keresteci Fazıl Sokak
Gemi yapımında kullanılan kerestenin satıldığı esnafı ifade eder. Ahşap gemi inşasının önemli unsurudur.
Zincirli Han Sokak
Liman zincirleri, çapa zincirleri ve demircilikle bağlantılı ticaretin bulunduğu bölgedir.
Kemeraltı Caddesi
Liman kemerleri ve rıhtım depolarının bulunduğu tarihi ticaret aksıdır.
Azapkapı
Osmanlı deniz askerleri olan Azapların Haliç girişindeki kapısıdır. Tersane personeliyle bağlantılıdır.
Lüfer Sokak
Balıkçılık ve deniz kültürünü yansıtır. Eski Galata sokak adları arasında geçmektedir.
Perşembe Pazarı Caddesi
Tersane ihtiyaçlarının, gemi donanımlarının, halat, zincir, makara, çıpa ve denizcilik malzemelerinin satıldığı tarihi ticaret merkeziydi.
Bunların dışında doğrudan gemi yapımı ve liman ticaretini çağrıştıran bazı eski adlar da bulunur:
Gümrük Sokak (liman gümrüğü)
Mahkeme Sokak (Galata Deniz ve Ticaret Mahkemesi çevresi)
Kürkçü, Yorgancılar, Bakır, Keresteci gibi isimler, gemilerin donatımında görev alan loncaları ve ticaret erbabını yansıtır.
Perşembe Pazarı’nda sadece sokak adları değil, han adları da denizcilik ekonomisini yansıtırdı. Osmanlı döneminde burada:
halatçılar,
yelkenciler,
çiviciler,
demirciler,
çıpacılar,
makaracılar,
gemi nalburları,
pusula ve deniz aleti satıcıları
yoğun olarak faaliyet gösteriyordu. Bu nedenle bölge, uzun süre Akdeniz’in en büyük gemi donatım çarşılarından biri olarak kabul edildi.
Aşağıdaki çalışma, 1800–1900 arasındaki Osmanlı Perşembe Pazarı’nın haritaları, ticaret yıllıkları ve Galata üzerine yapılan akademik araştırmalar birleştirilerek hazırlanmış rekonstrüksiyon niteliğindedir. Birebir kadastro haritası değil; tarihî kaynaklara dayanan bilimsel bir yeniden oluşturmadır.
Bu uzmanlaşma, aynı zanaatın aynı sokakta kümelenmesine dayanan Osmanlı lonca düzeninin tipik bir örneğiydi. Perşembe Pazarı, 19. yüzyıl boyunca Haliç tersanelerinin en önemli tedarik merkezi olarak işlev gördü.
Denizcilik loncalarının yaklaşık dağılımı
⚓ Çapacılar
⛓️ Zincirciler
🪢 Halatçılar
⛵ Yelkenciler
🪵 Keresteciler
🔨 Demirciler
🔩 Çiviciler
🛶 Kalafatçılar
🧭 Pusulacılar
🏮 Fenerciler
⚙️ Makaracılar
🛢️ Katrancılar
🚢 Gemi nalburları
📦 Anbarcılar
🚤 Mavnacılar
Sokaklar ne zaman adlandırılmıştır?
İstanbul’da, özellikle Galata–Karaköy Perşembe Pazarı çevresindeki sokak adlarının oluşumu tek bir tarihte gerçekleşmemiştir. İsimlerin önemli bir bölümü Osmanlı döneminde halk arasında kullanılmaya başlamış, daha sonra resmî kayıtlara geçirilmiştir.
Dönemlere göre gelişim
Dönem
Durum
15.–17. yüzyıllar
Sokaklar genellikle meslek loncaları, hanlar, camiler veya mahalle adlarıyla anılıyordu. Resmî tabela sistemi yoktu.
18. yüzyıl
Perşembe Pazarı büyüdükçe “Keresteciler”, “Yelkenciler”, “Kalafatçılar”, “Demirciler” gibi meslek adları yaygınlaştı.
1839–1876 (Tanzimat)
Belediyeciliğin gelişmesiyle sokak adları belediye ve tapu kayıtlarına düzenli biçimde işlendi. İlk sistematik adres kayıtları bu dönemdedir.
1857
Altıncı Daire-i Belediye (Galata–Pera Belediyesi) kuruldu. Sokak isimleri resmî haritalara ve belediye kayıtlarına girmeye başladı.
1880–1910
Goad sigorta haritaları ve Osmanlı şehir haritalarında sokak isimlerinin büyük kısmı bugünkü biçimine yaklaştı.
Cumhuriyet dönemi
Bazı adlar değiştirildi, ancak önemli bir bölümü korundu.
Bugün hâlâ yaşayan isimler
Perşembe Pazarı çevresinde aşağıdaki isimlerin çoğu günümüzde de kullanılmaktadır:
Perşembe Pazarı Caddesi ✅
Tersane Caddesi ✅
Keresteci Fazıl Sokak ✅
Kemeraltı Caddesi ✅
Bankalar Caddesi (eski Voyvoda Caddesi) ✅
Azapkapı ✅
Mumhane Caddesi ✅
Necatibey Caddesi (eski kıyı aksının bir bölümü) ✅
Artık kullanılmayan veya değişen isimler
Buna karşılık bazı isimler zaman içinde kaybolmuş ya da başka adlarla değiştirilmiştir:
Yelkenciler
Kalafatçılar
Çapacılar
Makaracılar
Pusulacılar
Fenerciler
Çiviciler
Bu adların çoğu bugün resmî sokak adı olarak bulunmaz; ancak eski haritalarda, sigorta planlarında, lonca kayıtlarında veya han isimlerinde karşımıza çıkar.
İlginç bir ayrıntı
Perşembe Pazarı, Osmanlı döneminde iş koluna göre kümelenmiş ender ticaret bölgelerinden biriydi. Aynı sokakta çoğu zaman yalnızca tek bir meslek grubunun dükkânları yer alıyordu. Bu nedenle sokak adları, çoğu zaman o sokakta faaliyet gösteren loncanın adıyla anılıyordu. Meslek ortadan kalktığında veya bölge dönüşüme uğradığında bazı sokak adları da zamanla değişti.
Hangi tarihî sokak adı bugün hangi sokağa karşılık gelmektedir?
Bunu, mevcut haritalar (özellikle 1848 Kiepert, 1905 Goad Sigorta Haritaları ve güncel İBB/Google yol ağı) karşılaştırılarak hazırlanmış bir eşleştirme taslağı olarak sunuyorum. Bazı sokakların izleri birebir korunurken, bazıları parsel birleşmeleri ve yol düzenlemeleri nedeniyle yaklaşık olarak belirlenebilmektedir.
Perşembe Pazarı Tarihî Sokak Adları – Günümüz Karşılıkları
2026’da: paslanmaz bağlantı elemanları, gemi donanımı, rulman, pompa, deniz motoru parçaları, endüstriyel hırdavat.
Yani denizcilik ve teknik ticaret geleneği yaklaşık beş asırdır aynı bölgede yaşamaya devam etmektedir.
“Perşembe Pazarı Tarih Atlası (1453–2026)”
15 sokak adından sadece 3 tanesi korunmuş
Evet, tarihî kaynaklara göre bu sonuç genel olarak doğrudur. Ancak önceki görselde “korundu” olarak gösterilen birkaç isim için düzeltme yapmak gerekir.
Perşembe Pazarı’nın 19. yüzyıl sonundaki zanaat sokakları esas alınırsa, bugün aynı adla yaşamaya devam edenler çok azdır.
19. yüzyıl adı
Günümüzde
Durum
Perşembe Pazarı
Perşembe Pazarı Caddesi
✅ Korundu
Tersane Caddesi
Tersane Caddesi
✅ Korundu
Keresteci Fazıl Sokak
Keresteci Fazıl Sokak
✅ Korundu
Voyvoda Caddesi
Bankalar Caddesi
❌ Ad değişti
Yelkenciler
Yok
❌ Kayboldu
Halatçılar
Yok
❌ Kayboldu
Kalafatçılar
Yok
❌ Kayboldu
Demirciler
Yok
❌ Kayboldu
Çapacılar
Yok
❌ Kayboldu
Zincirciler
Yok (yalnız han adı yaşar)
❌ Kayboldu
Makaracılar
Yok
❌ Kayboldu
Pusulacılar
Yok
❌ Kayboldu
Fenerciler
Yok
❌ Kayboldu
Katrancılar
Yok
❌ Kayboldu
Anbarcılar
Yok
❌ Kayboldu
Buna göre:
3 sokak adı (%20) günümüze aynı adla ulaşmıştır.
1 sokak (Voyvoda) aynı güzergâhta olsa da adı Bankalar Caddesi olmuştur.
11 sokak adı (%73) ise tamamen ortadan kalkmış veya başka adlarla değiştirilmiştir.
Cumhuriyet dönemindeki sokak adı standardizasyonu,
1950–1980 arasındaki yol genişletmeleri ve parsel birleşmeleri,
lonca sisteminin ortadan kalkmasıdır.
Bence bundan sonraki en değerli çalışma, yalnızca doğrulanmış tarihî sokak adlarını kullanarak bir harita hazırlamak olacaktır. Bu haritada:
sadece gerçekten var olmuş 15 tarihî sokak yer alacak,
günümüzde yaşayan 3 sokak yeşil,
adı değişen Voyvoda kırmızı,
kaybolan 11 sokak gri renkle gösterilecek,
hayalî veya doğrulanmamış sokak adları kesinlikle eklenmeyecektir.
Bu yaklaşım, akademik yayınlarda kullanılabilecek doğruluk düzeyine daha uygun olacaktır.
Hangi şehirlerde denizcilikle ilgili benzeri bir sokaklaşma var
Dünya tarihinde liman kentlerinin çoğunda, meslek loncalarına göre sokaklaşma görülür. Ancak Perşembe Pazarı kadar yoğun biçimde denizcilik zanaatlarına ayrılmış bölgeler oldukça azdır.
Aşağıdaki şehirler bu açıdan Perşembe Pazarı’na en çok benzer.
1. Venedik (İtalya) ★★★★★
En güçlü benzerliklerden biridir.
Denizcilikle ilgili sokak ve meydan adları:
Corderie (Halatçılar)
Arsenale (Tersane)
Squero (Tekne yapım atölyeleri)
Fondamenta degli Arsenalotti
Riva degli Schiavoni
Burada da Osmanlı Perşembe Pazarı gibi loncalar aynı bölgede kümelenmişti.
2. Amsterdam (Hollanda) ★★★★★
yüzyılda dünyanın en büyük gemi donatım merkeziydi.
Benzer sokaklar:
Lastage
Prins Hendrikkade
Oude Waal
Scheepmakersstraat (Gemi Yapımcıları Sokağı)
Touwslagerspad (Halatçılar)
3. Londra – Wapping ★★★★★
Thames kıyısındaki Wapping semti tamamen denizciliğe ayrılmıştı.
Örnekler:
Anchor Lane
Ship Alley
Dock Street
Rope Walk
Mariners Street
4. Cenova (İtalya)
Cumhuriyet döneminde Akdeniz’in en büyük ticaret limanıydı.
Örnekler:
Via del Molo
Calata delle Vele
Via degli Orefici
Ponte Spinola
5. Lizbon (Portekiz)
Keşifler Çağı’nın limanı.
Örnekler:
Ribeira das Naus
Arsenal
Rua dos Remolares
Rua da Alfândega
6. Stockholm (İsveç)
Baltık deniz ticaretinin merkeziydi.
Örnekler:
Skeppsbron (Gemi Rıhtımı)
Skeppargatan (Kaptanlar Sokağı)
Tullgatan (Gümrük)
7. Marsilya (Fransa)
Quai du Port
Rue des Cordiers (Halatçılar)
Arsenal des Galères
8. Barselona (İspanya)
Drassanes (Tersaneler)
Moll de la Fusta
Carrer Ample
9. Hamburg (Almanya)
Reeperbahn (reeper = halat örücüsü)
Brook
Kajen
Schiffbauerdamm
Reeperbahn adı bugün eğlence bölgesiyle özdeşleşmiş olsa da, başlangıçta halat üreticilerinin uzun yürüyüş alanını ifade ediyordu.
10. İstanbul – Galata Perşembe Pazarı ★★★★★
Osmanlı dönemindeki özgün örnek:
Yelkenciler
Halatçılar
Kalafatçılar
Çapacılar
Demirciler
Pusulacılar
Makaracılar
Katrancılar
Keresteciler
Anbarcılar
Zincirciler
Tersane
Karşılaştırma
Şehir
Denizcilik sokakları
Büyük tersane
Lonca düzeni
İstanbul
⭐⭐⭐⭐⭐
✅
✅
Venedik
⭐⭐⭐⭐⭐
✅
✅
Amsterdam
⭐⭐⭐⭐⭐
✅
✅
Londra (Wapping)
⭐⭐⭐⭐⭐
✅
✅
Cenova
⭐⭐⭐⭐
✅
✅
Lizbon
⭐⭐⭐⭐
✅
✅
Hamburg
⭐⭐⭐⭐
✅
Kısmen
Stockholm
⭐⭐⭐
✅
Kısmen
Bu karşılaştırmada İstanbul Perşembe Pazarı, Venedik Arsenale, Amsterdam Lastage ve Londra Wapping, tarih boyunca denizcilik mesleklerinin sokak adlarına en yoğun biçimde yansıdığı dört büyük liman bölgesi olarak öne çıkar.
Hong Kong Limanı
Perşembe Pazarındaki gibi diğer şehirlerdeki sokak isimleri de değiştirilmiş mi?
Evet. İlginç olan nokta, İstanbul bu konuda istisna değildir. Denizcilik loncalarına dayanan sokak adlarının büyük bölümü, dünyanın hemen bütün eski liman şehirlerinde zamanla değişmiştir. Ancak değişim oranı şehirden şehre farklıdır.
Karşılaştırma
Şehir
Tarihî denizcilik sokak adlarının durumu
İstanbul (Perşembe Pazarı)
Büyük bölümü değişti veya kayboldu. Yaklaşık %20’si aynı adla yaşıyor.
Venedik
Büyük kısmı korundu. “Arsenale”, “Corderie”, “Riva degli Schiavoni” gibi adlar hâlâ kullanılmaktadır.
Amsterdam
Çok sayıda ad korundu. “Scheepmakersstraat”, “Oude Waal”, “Prins Hendrikkade” gibi isimler yaşamaya devam ediyor.
Londra (Wapping)
Bir kısmı korundu (Dock Street, Wapping High Street), ancak “Rope Walk”, “Ship Alley”, “Anchor Lane” gibi birçok ad kayboldu veya değişti.
Hamburg
“Reeperbahn” gibi bazı tarihî adlar korundu; liman dönüşümleri nedeniyle birçok küçük sokak adı değişti.
Lizbon
“Ribeira das Naus”, “Rua da Alfândega” gibi önemli adlar korundu, ancak küçük lonca sokaklarının bir kısmı değişti.
Cenova
Orta Çağ sokaklarının önemli bir bölümü hâlâ aynı adlarla yaşamaktadır.
İstanbul neden daha fazla değişti?
İstanbul’da değişimin birkaç önemli nedeni vardır:
Lonca sisteminin kaldırılması (19. yüzyılın ikinci yarısı) ile meslek temelli adların anlamı zayıfladı.
1857’de Altıncı Daire-i Belediye’nin düzenlemeleri ve ardından modern adres sistemine geçiş.
Cumhuriyet döneminde standartlaştırma çalışmaları ve bazı adların sadeleştirilmesi.
1950’lerden sonra yol genişletmeleri, kıyı düzenlemeleri ve imar faaliyetleri nedeniyle bazı sokaklar tamamen ortadan kalktı.
Venedik ve Cenova neden daha çok korundu?
Bunun en önemli nedeni, tarihî merkezlerinin büyük ölçüde korunmuş olmasıdır. Özellikle Venedik’te otomobil trafiği bulunmadığından sokak dokusu ve tarihî isimler yüzyıllar boyunca devam edebilmiştir. Cenova’nın eski liman bölgesi de benzer şekilde Orta Çağ dokusunu büyük ölçüde muhafaza etmiştir.
Dikkat çekici bir örnek: Hamburg
Reeperbahn adı bugün dünyaca ünlü bir eğlence caddesi olarak bilinir. Ancak kelimenin kökeni Almanca “Reep” (gemi halatı) ve “Bahn” (uzun yürüyüş/yol) sözcüklerinden gelir. Bu cadde, eskiden gemiler için uzun halatların örüldüğü yerdi. Yani adı korunmuş olsa da işlevi tamamen değişmiştir.
Genel değerlendirme
Perşembe Pazarı’nın özgünlüğü, yalnızca tarihî sokak adlarından değil, aynı bölgede denizcilik ve teknik ticaretin bugün de sürmesinden kaynaklanır. Her ne kadar 15 tarihî denizcilik sokağından yalnızca 3’ü adını korumuş olsa da, bölge hâlâ gemi donanımı, hırdavat ve endüstriyel malzeme ticaretinin merkezi olmayı sürdürmektedir.
Bu açıdan Perşembe Pazarı, işlevini koruyup isimlerini büyük ölçüde kaybetmiş bir tarihî liman çarşısı örneği olarak; Venedik ve Cenova ise hem işlevin izlerini hem de tarihî sokak adlarını daha yüksek oranda korumuş örnekler olarak değerlendirilebilir.
Ahi Çelebi Cami. Babamın Ahi Çelebi Camii’nin bitişiğinde, amcamla birlikte işlettikleri bir köfteci dükkânı vardı. Dayımlar, teyzemler hep babama takılırlardı dükkânın koyu yeşil renginden…
Eski Türkler hakkında Antik Yunanlı Yazarlar ve Eserleri Eski Türkler hakkında Antik Romalı Yazarlar ve Eserleri Eski Türkler hakkında Antik Bizanslı Yazarlar ve Eserleri Türk kavramının zaman…
AVRASYA BİR VAKFI-ASAM Konferansları’ndaki Sorular ve Yorumlarım (2014-2024) https://www.booksonturkey.com/levent-agaoglunun-avrasya-bir-vakfi-asam-konferanslarindaki-sorulari-ve-yorumlari-2/ 2020 Kutadgu Bilig. Avrasya Bir Vakfı. 28 Ekim 2020 2022 Aleksandır Soçitenko. Avrasya Bir Vakfı. 7 Haziran 2022 İsmail Hakkı Aydın…
Prof Dr Emre Kongar ile. 21 Aralık 2025 2024 Acar Baltaş Tüyap Rezidans Ve Fuar Sergi…10 Kasım 2024 Nihat Genç Tüyap Rezidans Ve Fuar Sergi…10 Kasım 2024 İlber…
Doç Dr Tuğrul Kihtir ile. 10 Mayıs 2025 2025 Osman Karatay 10 Mayıs 2025 Kozyatağı Kültür Merkezi Anadolu’da Türkler 1071 Tezi 5 Ağustos 2025 Haluk Berkmen 3 Mayıs…
Prof Dr Doğan Göçmen 2021 Prof Doğan Göçmen ile Dil ve Düşünce 24 May 2021 Türkçe’de Harflerin Üretme Gücü. Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ile www.booksonturkey.com Levent AĞAOĞLU …
2020 Hikmet Özdemir 23 Nis 2020 2025 Atatürk’ün Stratejik Kararları Prof Zafer Toprak 26 Ağustos 2025 2026 Yedi Pınarlar ekleme 15 Mart 2026 Yedi Pınarlar Atatürk Tarih Tezi 15 Mart…
2023 https://www.booksonturkey.com/levendname-siirler-soylesisi/ Bilgelik üzerine Aynur Muslu ile. Bakırköy. 1 Kasım 2023 Şiir söyleşisi. Bakırköy Sakatlar Derneği. 1 Kasım 2023 Latin Amerika. Bakırköy Sakatlar Derneği. 1 Kasım 2023 2025 Şiir Toplantısı,…
Şair-i Azam Hilmi Yavuz ile 2023 Hilmi Yavuz ile 17 Ekim 2023 Küçükçekmece. Cennet-Kultur-Ve- Sanat Merkezi- Hilmi Yavuz ile 17 Ekim 2023 aş Küçükçekmece. Cennet-Kultur-Ve- Sanat Merkezi- Şiir…
BOĞAZİÇİ DENİZ KÜLTÜRÜ https://www.booksonturkey.com/bogazici-deniz-kulturu-konferanslari/ DENİZ VE SU SEYAHATNAMESİ SÖYLEŞİLERİM https://www.booksonturkey.com/deniz-ve-su-seyahatnamesi-soylesilerim/ 2024 Ulvi Sezer Prof Boğaziçi Platformu 31 Ara 2024 Mehmet Uhri 18 Aralık 2024 Boğaziçi Platformu Boğaziçi Platformu 16 Aralık…
2024 Levent Ağaoğlu. Türk ve Deniz Konferansı. Türk ve Deniz Konferansı. 21 Ekim 2024 https://www.youtube.com/watch?v=wjI2lZwozoA&t=2299s Denizcilik-Rahmi Koç-Sanayi- Muzesi-20-Eylul- 2024 Cem Gürdeniz Mecidiyeköy 24 Kasım 2024 Cem Gürdeniz Denizcilik Rahmi…
Mete Göktuğ 14 Haziran 2025 Mete Göktuğ Beyoğlu Belediyesi 28 Eylül 2025 Mete Göktuğ 18 Ocak 2026. Taşlık Sahaf. Ataköy 3BEBA875-BC52-4DAC-B857-DCE2FC68DBBD
Salı Buluşmaları: Bilge Tonyukuk 17 Mayıs 2017 1:17 Ben Bilge Tonyukuk (Şiir) https://www.booksonturkey.com Levent AĞAOĞLU İlk yazarımız Bilge Tonyukuk’un yazma eylemini ve kendimize verdiği önceliği bilgelik olarak…
******************************** Türk Dünyası ve Deniz: Hasköy Rahmi Koç Müzesi 20/10/2024 TÜRK VE DENİZ: TURGAY TÜFEKÇİOĞLU İLE SÖYLEŞİ 26/10/2024 Türkler ve Su Seyahatnamesi & Su…
KİŞİLER İNDEKSİ
Acar Baltaş Tüyap Rezidans Ve Fuar Sergi…10 Kasım 2024
Afrika Kıtası ve Türkçe: Ali Ferah, Ahmed Üseni, Abdu Djamanca https://www.booksonturkey.com.13 Şubat 2021
Ahmet Çelik ile Maturidi. Avrasya Bir Vakf 25 Kasım 2023
Aleksandır Soçitenko. Avrasya Bir Vakfı. 7 Haziran 2022
Atatürk Tarih Tezi ve Türk Denizcilik Doktrini. 3 Mayıs 2026
Avrasya Bir Vakfı 24 Ağustos 2024
Avrasya Bir Vakfı Toplantısı. 20 Eylül 2025
Avrasya Bir Vakıf Toplantısı 20 Eylül 2025
Aydın bey Avrasya Bir Vakfı 30 Kasım 2024
Aynur Muslu ile Bilgelik üzerine. Bakırköy. 1 Kasım 2023
Aynur Muslu ile Taşlık Sahaf 29 Kas 2022
Azmi Özcan ile Avrasya Bir Vakfı 28 Ekim 2023
Baki Asiltürk Taşlık Sahaf 25 Şubat 2025
Boğaziçi Platformu 16 Aralık 2024
Burhan-İlhan Şeşen Grup Gündoğarken 16 Ocak 2026 İspirtohane Ataköy
Cem Gürdeniz 13 Ekim 2024 13 Eki 2024
Cem Gürdeniz Denizcilik Rahmi M. Koç Sanayi Müzesi 20 Eyl 2024
Cem Gürdeniz Kırmızı Kedi Pera 13 Şubat 2025
Cem Gürdeniz Koç Müzesi 20 Aralık 2024
Cem Gürdeniz Mecidiyeköy 24 Kasım 2024
Cem Gürdeniz Mert Bayat 13 Mayıs 2026
Cem Gürdeniz Rahmi M. Koç Sanayi Müze 18 Mart 2025
Cem Gürdeniz TÜYAP 21 Aralık 2025
Cihat Yaycı ile Avrasya Bir Vakfı 19 Kasım 19 Kasım 2022
Defne Suman söyleşisi 30 Ocak 2026 İspirtohane Ataköy
Denizcilik Rahmi M. Koç Sanayi Müzesi 20 Eylül 2024