Home Blog Page 61

Kafkasya Barışı ve Ermenistan

11.-12.yüzyıllarda Kafkasya İpek Yolları Güzergahı

 

Türkiye’nin ticaret fazlası verdiği ülkeler sıralamasında (2023) Gürcistan onuncu sırada, Azerbaycan 18.sırada yer alırken Ermenistan 109. sırada yer almaktadır. Ermenistan ve Azerbaycan’ın birbirlerine olan gümrük kapılarının kapalı olması bu sıralamadaki çelişkili durumu ortaya koymaktadır. 1993 yılında Ermenistan Azerbaycan’a saldırısı ve işgallerinin neticesinde 30 yılı aşkın bir süre ile kronik bir soruna dönüşen Kafkasya barışı konusu 2023 yılında Azerbaycan’ın dağlık Karabağ‘daki toprakların geri alması ile birlikte 2024 yılı itibarıyla olumlu bir noktaya doğru evrilmiştir.

Ülkeler arası ticari ilişkilerin özellikle bölgeselleşme stratejisi kapsamında teşvik edilmesi özellikle 2.Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa ülkeleri arasında Avrupa Birliği’ne doğru uzanan bir süreci tetiklemiştir. Benzer bir şekilde Kafkasya Birliği de söz konusu olabilirdi.

Türkiye kıtasal entegrasyon girişimleri konusunda Avrupa, Asya vb. gibi aktif olmasına rağmen bölgesel gelişimler konusunda çekingen davranmaktadır. Türkiye’nin, içerisinde  olduğu gibi etrafında da yedi bölge bulunmaktadır ve bu yedi bölgede Türkiye’nin herhangi bir bölgesel birleşme, iktisadi birleşme, bölgesel birlik oluşturma stratejisi bulunmamaktadır.

 

Türkiye her üç ülke ile sınır komşusu olmasına karşın özellikle BM 5 güçleri bölgede bir barış ortamının doğmasın Türkiye’nin Karadeniz ve Hazar havzalarından Türkistan coğrafyasına ve dolayısıyla Asya Pasifik‘e uzanacağı endişesi ile birlikte bölgeyi karıştırmak konusunda mahir ve kararlıdırlar. Ayrıca bölgede yer alan İran’ı da bu husustaki benzer davranışları konusunda ihmal etmemek lazımdır.

Öncelikle Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki kalıcı barış ortamının tesis edilmesi konusunda Türkiye’nin liderliği ve ardından da bölgesel bir Kafkasya Birliği oluşturulması ülkemizin, hem özellikle doğu Anadolu bölgesinde bir ihracat ve kalkınma atılımının başlamasına, Asya’ya yönelik ihracat ve kalkınma atılımının başlamasına, hem de söz konusu üç ülkenin diyasporalarının dünya çapındaki güçlü konumları hesaba katıldığında ülkemiz adına bir çarpan etkisi yaratacaktır. Tabii ki Ermenistan da dış ticaret fazlası verdiğimiz ülkeler arasında en başlarda yer almış olacaktır.

Halihazırda Paşinyan liderliğindeki Ermenistan yönetimi Azerbaycan ile olan barış ortamının kalıcı hale getirilmesi ve Türkiye ile olan ilişkilerin sözde soykırım kısır döngüsünden çıkartılması konusunda çabalar göstermektedir. Fakat burada değerlendirmemiz gereken diğer bir husus ta Ermenistan içinde diyasporanın özellikle ABD ve Fransa nezdinde gösterdiği kışkırtıcı ve oyun bozucu çabaların bir benzerinin de, Rusya’nın Azerbaycan yönetici eliti içerisindeki güçlü konumu nedeniyle bu barış çabalarının boşa çıkarılması yönündeki girişimlerdir.

2023 yılı itibari ile İran’ın bölgede barış karşıtı çaba ve girişimlerine Hindistan da ilave olmuş ve Ermenistan‘a silah satışlarını başlatarak Rusya-Ermenistan-İran-Hindistan hattını bir ticaret yolu olarak düzenlenmesi konusunda çabalar göstermeye başlamıştır. Türkistan‘ın komşusu olmasına karşın Hindistan’ın Pakistan konusunda bir ticaret yolu girişiminde bulunmaktansa uzaklardaki Ermenistan ile bu çabayı göstermesi, Pakistan ile olan husumetinden ve Türkiye’nin Pakistan’ı destekliyor olmasından ötürüdür. Ermenistan‘la Azerbaycan barışının tesis edilmesi konusundaki Türkiye’nin inisiyatiflerine bu durumda Pakistan ile ile Hindistan arasındaki sorunların giderilmesi yönünde, Türkiye’nin alacağı arabuluculuk inisiyatifi de önem kazanmaktadır.

Hindistan’da önemli bir Süryani Hristiyan topluluğu yaşıyor. Aslında, dünya Süryani nüfusunun yaklaşık %60’ı Hindistan’da bulunmaktadır. Tahminlere göre Hindistan’da 3 milyondan fazla Süryani Hristiyan yaşıyor. Bu sayı onları ülkedeki en büyük Hristiyan azınlık grubu haline getiriyor.

Çin bölge hakkında 800lü yıllardaki Tang Hanedanı döneminden beri çok yakından ilgilidir ve Hazar Denizi’ne kıyısı olması konusu o dönemden beri Çin’in stratejik hedeflerinin en başlarında yer almaktadır, çünkü bu hedef Çin’in Orta Doğu‘ya, Avrupa’ya ve Rusya’ya erişimini son derece kolay bir konuma getirecektir.

Görüldüğü gibi BM5 artı Hindistan güçlerinin arasında sadece Rusya’nın bölge ülkelerinden Ermenistan Gürcistan ve Azerbaycan ile sınırı olmasına karşın sınırdaş olmayan bu büyük güçler’in müdahaleleri bölge barışını ve ardından oluşturulacak bir Kafkasya Birliği’ni dinamitleme maksatlıdır. Unutulmamalıdır ki Kurtuluş savaşımızın ilk kongresi Ardahan’da düzenlenmiş ve Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti arasında 3 Aralık 1920’de Gümrü Anlaşması, TBMM’nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşmadır. Türk Kurtuluş Savaşı, Türkiye’nin savaş güçlerini batıya kaydırarak neticede Yunanistan’ı mağlup etmesinin yolunu açmıştır.

Bu stratejik hareketin bir benzerinin günümüzde de uygulanması neticesinde ülkemiz bu kez Asya açılımını da garanti altına almış olacaktır. Zengezur koridorun açılması bölge Birliği’nin oluşturulması yönünde de önemli bir taktik hareket olacaktır.

Ermenistan ve Orta Koridor İpek Yolu

 

ordubad dilucu mesafe

207 km. 2 saat 55 dakika

ordubad bakü mesafe

7 sa. 27 dk. (491,8 km) E002 üzerinden

ZENGEZUR KORİDORU neresi, kaç km? Zengezur Koridoru’nun önemi ve haritadaki yeri… | Türkiye Gazetesi

tiflis bakü mesafe


7 sa. 35 dk. (574,9 km) M2 üzerinden

kars tiflis mesafe

6 sa. 4 dk. (380,5 km) ს1 üzerinden

gümrü kars mesafe

1 sa. 20 dk. (82,9 km) D060 üzerinden

gümrü baku mesafe

10 sa. 30 dk. (707,3 km) M2 üzerinden

Bir izolasyon projesi olarak Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu | Agos

DİLUCU-BAKU MESAFE: 699 km (ZENGEZUR KORİDORU ÜZERİNDEN)

  • ordubad dilucu mesafe: 207 km. 2 saat 55 dakika
  • ordubad bakü mesafe: 7 sa. 27 dk. (491,8 km) E002 üzerinden

KARS-BAKÜ MESAFE: 955,4 km (GÜRCİSTAN ÜZERİNDEN)

  • tiflis bakü mesafe: 7 sa. 35 dk. (574,9 km) M2 üzerinden
  • kars tiflis mesafe: 6 sa. 4 dk. (380,5 km) ს1 üzerinden

KARS-BAKÜ MESAFE: 790,2 km (ERMENİSTAN ÜZERİNDEN)

  • gümrü kars mesafe: 1 sa. 20 dk. (82,9 km) D060 üzerinden
  • gümrü baku mesafe: 10 sa. 30 dk. (707,3 km) M2 üzerinden

Sonuç: En uzun yol halen kullanılmakta olan Gürcistan üzerinden giden Kars-Tiflis Baku yoludur ve olası Zengezur koridorundan 255 km daha uzundur. 

ORTA koridor ipek yolu Türkiye ve Ermenistan ilişkilerine faydalı mı

ORTA Koridor (Zengezur Koridoru) İpek Yolu’nun Türkiye ve Ermenistan ilişkileri üzerinde potansiyel olarak hem faydalı hem de olumsuz etkileri olabilir.

Faydalı etkiler:

  • Artan Ticaret:

ORTA Koridor (Zengezur Koridoru) İpek Yolu’nun Türkiye ve Ermenistan ilişkileri üzerinde potansiyel olarak hem faydalı hem de olumsuz etkileri olabilir.

Faydalı etkiler:

  • Artan Ticaret: ORTA Koridor, Türkiye ve Ermenistan arasında doğrudan kara taşımacılığı sağlayarak iki ülke arasındaki ticareti önemli ölçüde artırabilir. Bu, her iki ekonomiye de fayda sağlayabilir ve iş imkanları yaratabilir.
  • Ekonomik Kalkınma: Artan ticaret, Türkiye ve Ermenistan’ın doğusundaki bölgelerin ekonomik kalkınmasını da teşvik edebilir. Bu bölgeler, altyapı ve diğer kalkınma projelerine yatırım için daha fazla fon çekebilir.
  • Siyasi Normalleşme: ORTA Koridor’un açılması ve işlerliği, Türkiye ve Ermenistan arasındaki siyasi ilişkilerin normalleşmesine katkıda bulunabilir. Bu, iki ülke arasında uzun süredir devam eden gerginliği azaltabilir ve bölgesel istikrara katkıda bulunabilir.

Olumsuz etkiler:

  • Siyasi Gerginlikler: Türkiye ve Ermenistan arasındaki tarihi anlaşmazlıklar, ORTA Koridor’un kullanımıyla ilgili siyasi gerginliklere yol açabilir. Bu, koridorun etkinliğini engelleyebilir ve bölgesel istikrarsızlığa katkıda bulunabilir.
  • Gümrük Engelleri: Türkiye ve Ermenistan arasında halen gümrük engelleri bulunmaktadır. Bu engeller, ORTA Koridor üzerinden yapılan ticaretin maliyetini artırabilir ve cazibesini azaltabilir.
  • Altyapı Sorunları: ORTA Koridor’un bazı bölümlerinde altyapı sorunları vardır. Bu sorunlar, koridorun kapasitesini sınırlayabilir ve taşımacılık sürelerini uzatabilir.

Sonuç olarak, ORTA Koridor İpek Yolu’nun Türkiye ve Ermenistan ilişkileri üzerinde karmaşık bir etkiye sahip olma potansiyeli vardır. Koridorun potansiyel faydalarından yararlanmak için her iki ülkenin de siyasi iradeyi göstermesi ve altyapı ve gümrük engelleri gibi sorunları ele alması gerekecektir.

İpek Yolu’nun Türkiye ve Ermenistan ilişkileri üzerinde karmaşık bir etkisi olabilir. Potansiyel faydaları ve zararları şunlardır:

Potansiyel Faydaları:

  • Artan Ticaret: İpek Yolu’nun ye…

İpek Yolu’nun Türkiye ve Ermenistan ilişkileri üzerinde karmaşık bir etkisi olabilir. Potansiyel faydaları ve zararları şunlardır:

Potansiyel Faydaları:

  • Artan Ticaret: İpek Yolu’nun yeniden canlanması, Türkiye ve Ermenistan arasında ticaretin artmasına yol açabilir. Bu, her iki ülkenin ekonomisine de fayda sağlayabilir ve iş imkanları yaratabilir.
  • Ekonomik Kalkınma: Artan ticaret, Türkiye ve Ermenistan’ın doğusundaki bölgelerin ekonomik kalkınmasını da teşvik edebilir. Bu bölgeler, altyapı ve diğer kalkınma projelerine yatırım için daha fazla fon çekebilir.
  • Siyasi Normalleşme: İpek Yolu’nda iş birliği, Türkiye ve Ermenistan arasındaki siyasi ilişkilerin normalleşmesine katkıda bulunabilir. Bu, iki ülke arasındaki uzun süredir devam eden gerginliği azaltabilir ve bölgesel istikrara katkıda bulunabilir.
  • Kültürel Anlayış: İpek Yolu, Türkiye ve Ermenistan arasındaki halklar arasında kültürel anlayışı ve alışverişi de teşvik edebilir. Bu, iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirebilir ve insanların birbirlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir.

Potansiyel Zararları:

  • Siyasi Gerginlikler: Türkiye ve Ermenistan arasındaki tarihi anlaşmazlıklar, İpek Yolu iş birliğiyle ilgili siyasi gerginliklere yol açabilir. Bu, iş birliğini zorlaştırabilir ve bölgesel istikrarsızlığa katkıda bulunabilir.
  • Gümrük Engelleri: Türkiye ve Ermenistan arasında halen gümrük engelleri bulunmaktadır. Bu engeller, İpek Yolu üzerinden yapılan ticareti pahalı hale getirebilir ve cazibesini azaltabilir.
  • Altyapı Sorunları: İpek Yolu’nun bazı bölümlerinde altyapı sorunları vardır. Bu sorunlar, ticaret yollarının kapasitesini sınırlayabilir ve taşımacılık sürelerini uzatabilir.
  • Güvenlik Kaygıları: İpek Yolu’nun bazı bölgeleri siyasi istikrarsızlık ve çatışmalardan etkilenmektedir. Bu durum, ticaret ve yatırımlar için güvenlik riskleri yaratabilir.

Sonuç olarak, İpek Yolu’nun Türkiye ve Ermenistan ilişkileri üzerinde karmaşık bir etkisi olabilir. Her iki ülkenin de potansiyel faydalardan yararlanmak için siyasi iradeyi göstermesi ve siyasi gerginlikler, gümrük engelleri ve altyapı sorunları gibi zorlukları ele alması gerekecektir.

İpek Yolu’nun Türkiye ve Ermenistan ilişkileri üzerindeki etkisini inceleyen bazı kaynaklar:

 

Turk.tr

Rusların (Vkontakte, Odnoklassiki, Telegram, smotrim.ru, Yandex) ve Çinlilerin (Wechat, Alibaba) kendi üretimleri olan, kendilerine özgü sosyal medya programları olmasına karşın Türkler bu konuda tamamen Amerikan menşeli sosyal medya programları (Youtube, Facebook, Instagram) ve arama motorlarına ( google) bağımlı durumdadır. Bunun ivedilikle aşılması gerekmektedir.

Burada aslında son derece büyük bir imkan söz konusudur. Bu imkan da Türk dilinin 58 ülkede konuşuluyor olmasından kaynaklanmaktadır. Türklerin sosyal yapılı karaktere sahip olmalarından ötürü iletişimleri son derece yoğundur ve Türkçe tabanlı sosyal medya programlarının geniş olarak denenmesi durumunda Türkçe konuşan topluluklar birbirlerine yakınlaşacaklar ve yakın iletişim içerisinde olacaklardır.

Buna karşın Türkistan’daki Türkler arasında, Rusça sosyal medya ortamlarında yaygın olarak kullanılmakta ve büyük bir kültürel yabancılaşma yaşanmaktadır. Sosyal medya ortamları kültürel etkileşimleri, iletişimleri hızlandıran ve geliştiren ortamlardır,  bu ise Türkçe’nin yaygınlaştırılması anlamında Türklere büyük bir imkan sağlamaktadır.

Türk dünyasında Youtube’a nazaran smotrim.ru şimdilik o kadar yaygın değil. Ancak Türk dünyasını da Rusya içi ve orta Asya diye ayırmak lazım. Rusya’da evet, smotrim.ru hızla yaygınlaşıyor. Yaygın olan: YouTube. Videolar için Vkontakte’da bir sayfa açılması da çok faydalı ve işlevsel olabilir.

Türk Dünyası Ülkelerinde Bağımsız İnternet Altyapısı ve Sosyal Medya Platformları

Bağımsız İnternet Altyapısı:

Evet, bazı Türk Dünyası ülkeleri bağımsız internet altyapılarına sahip olmaya çalışmaktadır. Bu ülkelerden bazıları şunlardır:

Türkiye: Fırat Penguen projesi ile Türkiye kendi internet altyapısını geliştirmeyi ve uluslararası veri trafiğini kontrol etmeyi amaçlamaktadır.
Kazakistan: Kazakistan, Kaznet projesi ile kendi internet ağını kurmayı ve veri güvenliğini artırmayı hedeflemektedir.
Özbekistan: Özbekistan, Uznet projesi ile kendi internet altyapısını geliştirmeyi ve bilgi teknolojisi sektörünü büyütmeyi amaçlamaktadır.
Ancak, bu projelerin tamamlanması ve tam bağımsızlık sağlanması zaman alacaktır. Şu anda, Türk Dünyası ülkelerinin çoğu internet altyapısı için büyük ölçüde Rusya ve Çin gibi komşu ülkelere bağımlıdır.

Sosyal Medya Platformları:

Bazı Türk Dünyası ülkelerinde yerel ve bölgesel sosyal medya platformları da gelişmektedir. Bu platformlardan bazıları şunlardır:

VK (VKontakte): Rusya kökenli bir platform olmasına rağmen, Türk Dünyası ülkelerinde oldukça popülerdir.
Tengri: Kazakistan merkezli bir platformdur.
Bip: Türkiye merkezli bir mesajlaşma ve sesli/görüntülü arama uygulamasıdır.
Instabir: Türkiye merkezli bir fotoğraf ve video paylaşım platformudur.
Ancak, bu platformların çoğu hala uluslararası platformlar kadar popüler değildir ve kullanıcı sayıları ve işlevsellikleri bakımından sınırlı olabilir.

Genel Değerlendirme:

Türk Dünyası ülkeleri, bağımsız internet altyapısı ve yerel sosyal medya platformları geliştirme konusunda adımlar atmaktadır. Ancak, bu alanda hala büyük bir yol kat edilmesi gerekmektedir. Tam bağımsızlık ve uluslararası platformlarla rekabet edebilecek yerel platformlar oluşturmak için daha fazla yatırım ve geliştirme çabasına ihtiyaç vardır.

Ek Kaynaklar:

https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27de_internet
https://en.wikipedia.org/wiki/Internet_in_Kazakhstan
https://en.wikipedia.org/wiki/Telecommunications_in_Uzbekistan
https://en.wikipedia.org/wiki/Tengri
https://en.wikipedia.org/wiki/BiP_%28software%29
https://en.wikipedia.org/wiki/Instagram

 

Türkiye’de Bağımsız İnternet Altyapısı ve Sosyal Medya Platformları

Bağımsız İnternet Altyapısı:

TURKNET: Tamamen yerli sermayeyle kurulmuş bir internet servis sağlayıcısıdır. Kendi fiber optik altyapısına yatırım yapmaktadır ve Türkiye’nin en geniş fiber ağlarından birine sahiptir. https://turk.net/online-islemler
Vodafone: Türkiye’nin en büyük telekomünikasyon şirketlerinden biridir. Kendi fiber optik altyapısına yatırım yapmaktadır ve geniş bir internet erişimi sunmaktadır. https://www.vodafone.com.tr/
Türk Telekom: Türkiye’nin eski devlet tekelinde olan telekomünikasyon şirketidir. Halen önemli bir pazar payına sahiptir ve fiber optik altyapısına yatırım yapmaktadır. https://www.turktelekom.com.tr/
Bunların dışında, Superonline, İzmirnet ve Komodor gibi daha küçük ölçekli yerel internet servis sağlayıcıları da bulunmaktadır.

Bağımsız Sosyal Medya Platformları:

Ekşi Sözlük: Türkiye’nin en popüler platformlarından biri olan Ekşi Sözlük, kullanıcıların bilgi alışverişi yapabileceği, fikirlerini özgürce ifade edebileceği ve çeşitli konularda tartışabileceği bir platformdur. https://eksisozluk.com/index-html–466822
Uludağ Sözlük: Ekşi Sözlük’e benzer bir platform olan Uludağ Sözlük, daha küçük bir kullanıcı kitlesine sahiptir ancak daha özgür bir ortam sunmaktadır. https://www.uludagsozluk.com/
Yerli Pazar: Yerli ürünlerin ve hizmetlerin alınıp satılabileceği bir e-ticaret platformudur. https://www.yerlipazari.com/
BiP: Türk Telekom tarafından geliştirilen bir mesajlaşma uygulamasıdır. https://bip.com/
Bunların dışında, Sesli Sohbet, Lokalize ve Tez gibi daha niş platformlar da bulunmaktadır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler:

Bu platformların hepsi tamamen bağımsız değildir. Hükümet tarafından bazı kısıtlamalara maruz kalabilirler veya devlet denetimine tabi olabilirler.
Bu platformların her birinin kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır. Kullanıcılar, ihtiyaçlarına en uygun platformu seçmelidir.
Türkiye’de internet sansürü ve ifade özgürlüğü ile ilgili endişeler bulunmaktadır. Bu nedenle, kullanıcıların çevrimiçiyken dikkatli olmaları ve yasalara uymaları önemlidir.

Kaynaklar:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Turkcell_Superonline
https://www.bbc.com/turkce/topics/cwr9jq90w8gt
https://www.hurriyetdailynews.com/

Rusya’da Sosyal Medya

  • mail.ru grubu
  • V kontakte
  • Telegram
  • Yandex Grubu
  • Kasperskiy Anti virüs şirketi
  • Smotrim.ru

Türkiye’de Bağımsız İnternet Uygulamaları ve Platformları

Sosyal Medya Platformları:

Evet, Türkiye’de Facebook, YouTube, Twitter, WhatsApp ve Instagram gibi popüler platformlara alternatif olan birçok bağımsız internet uygulaması ve platformu mevcuttur. Bunlardan birkaçı:

Ekşi Sözlük: Kullanıcıların bilgi alışverişi yapabileceği, fikirlerini özgürce ifade edebileceği ve çeşitli konularda tartışabileceği bir platformdur. https://eksisozluk.com/index-html–466822
Uludağ Sözlük: Ekşi Sözlük’e benzer bir platform olan Uludağ Sözlük, daha küçük bir kullanıcı kitlesine sahiptir ancak daha özgür bir ortam sunmaktadır. https://www.uludagsozluk.com/
Yerli Pazar: Yerli ürünlerin ve hizmetlerin alınıp satılabileceği bir e-ticaret platformudur. https://www.yerlipazari.com/
BiP: Türk Telekom tarafından geliştirilen bir mesajlaşma uygulamasıdır. https://bip.com/
Sesli Sohbet: Sesli sohbet odaları aracılığıyla yeni insanlarla tanışabileceğiniz ve sohbet edebileceğiniz bir platformdur. https://www.seslisohbet.com/
Lokalize: Bölgesel haberleri ve etkinlikleri takip edebileceğiniz, yerel işletmeleri keşfedebileceğiniz ve hemşerilerinizle bağlantı kurabileceğiniz bir platformdur. https://lokalise.com/
Tez: Kısa videolar paylaşabileceğiniz ve izleyebileceğiniz bir platformdur. https://tez.yok.gov.tr/
Deblur: Görüntüleri ve videoları netleştirmek için kullanılabilecek bir uygulamadır. https://play.google.com/store/apps/details?id=blur.photo.android.app.addquick&hl=en&gl=US
PicPick: Ekran görüntüsü alma ve düzenleme için kullanılabilecek bir uygulamadır. https://picpick.app/

Bunlara ek olarak:

Yerli arama motorları: Yandex Türkiye, Bing Türkiye ve DuckDuckGo gibi arama motorları da mevcuttur.
Yerli e-posta sağlayıcıları: Mail.com, Superonline E-posta ve Turk Telekom E-posta gibi yerli e-posta sağlayıcıları da kullanılabilir.
Yerli bulut depolama hizmetleri: pCloud Türkiye, Turk Telekom Bulut ve Vodafone Bulut gibi yerli bulut depolama hizmetleri de mevcuttur.
Dikkat Edilmesi Gerekenler:

Bu platformların hepsi tamamen bağımsız değildir. Hükümet tarafından bazı kısıtlamalara maruz kalabilirler veya devlet denetimine tabi olabilirler.
Bu platformların her birinin kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır. Kullanıcılar, ihtiyaçlarına en uygun platformu seçmelidir.
Türkiye’de internet sansürü ve ifade özgürlüğü ile ilgili endişeler bulunmaktadır. Bu nedenle, kullanıcıların çevrimiçiyken dikkatli olmaları ve yasalara uymaları önemlidir.

Kaynaklar:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Turkcell_Superonline
https://www.dogrulukpayi.com/bulten/turkiye-nin-internette-sansur-uygulamalari
https://www.hurriyetdailynews.com/

Türk dünyasında internet siteleri hangi dil esaslıdır

Türk dünyası, coğrafi ve siyasi açıdan geniş bir alana yayılmış ve farklı dilleri konuşan birçok ülkeden oluşmaktadır. Bu nedenle, Türk dünyasındaki internet sitelerinin dil çeşitliliği de oldukça fazladır.

En yaygın diller:

Türkçe: Türkiye, Azerbaycan, KKTC, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan’ın resmi dilidir. Bu nedenle, Türk dünyasındaki internet sitelerinin büyük bir kısmı Türkçe dilindedir.
Kazakça: Kazakistan’ın resmi dilidir ve Türk dünyasındaki internet sitelerinde de önemli bir yer tutmaktadır.
Özbekçe: Özbekistan’ın resmi dilidir ve Türk dünyasındaki internet sitelerinde de önemli bir yer tutmaktadır.
Uygurca: Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde konuşulan bir dildir ve Türk dünyasındaki internet sitelerinde de azımsanmayacak bir yere sahiptir.
Türkmençe: Türkmenistan’ın resmi dilidir ve Türk dünyasındaki internet sitelerinde de önemli bir yer tutmaktadır.
Kırgızca: Kırgızistan’ın resmi dilidir ve Türk dünyasındaki internet sitelerinde de önemli bir yer tutmaktadır.

Diğer diller:

Gagauzça: Moldova’da Gagauz Özerk Bölgesi’nde konuşulan bir dildir.
Altayca: Rusya’da Altay Cumhuriyeti’nde konuşulan bir dildir.
Hakasça: Rusya’da Hakasya Cumhuriyeti’nde konuşulan bir dildir.
Tuvaca: Rusya’da Tuva Cumhuriyeti’nde konuşulan bir dildir.
Şorca: Rusya’da Kemerovo Oblastı’nda konuşulan bir dildir.

Dil dağılımı:

Türkçe: %60
Kazakça: %20
Özbekçe: %10
Diğer diller: %10

Dikkat edilmesi gerekenler:

Bu dil dağılımı, internet sitelerinin sayısına göre kabaca bir tahmindir. Gerçek dil dağılımı, sitelerin içeriğine ve hedef kitlelerine göre değişiklik gösterebilir.
Türk dünyasında, Arapça ve Farsça gibi diller de bazı internet sitelerinde kullanılmaktadır.
Bazı internet siteleri, birden fazla dilde içerik sunmaktadır.

Kaynaklar:

https://www.internetworldstats.com/languages.htm

 

 

Türkiye Logosu ve Tanıtım Projesi 

Türkiye’nin uluslararası pazarlarda kültürü medeniyeti ve ürünleri ile birlikte tanıtılması anlamında mottosu da bulunan herhangi bir kayda değer logosu mevcut değildir, bulunmamaktadır.

Örneğin Uzakdoğu’da 8 milyon nüfuslu Hong Kong‘a baktığımızda ise her ikisinin de mevcut olduğunu görmekteyiz ve Hong Kong dünyanın özellikle fuarlar ve turizm açısından bir çekim merkezidir. 7 milyon nüfuslu Hong Kong’un logosu ve mottosu anlamlıdır.

Kıtaları birleştiren yegane ülke olan Türkiye işlevsel bir logodan ve mottosundan mahrum bırakılacak bir ülke değildir.

Kıtaları birleştiren ve İpekyolu’nu Akdeniz ile buluştuğu bir coğrafyada 1000 yılı aşkındır mevcut olan Türkiye’nin bu konuda hızlıca bir çözüm bulunması gereklidir. Bu konuda bir yarışma açılarak netice alınmalıdır.

 

Türk Dünyası Olimpiyatları 

Dünyada bir çok ülkeler bölgesel oyunlara aktif olarak katılmaktadırlar Akdeniz Olimpiyatları örneğinde olduğu gibi. Türk dünyası ülkeleri arasında bölgesel olimpiyatların düzenlenmesi durumunda ortak dil Türkçe üzerinden ülke sporcularının ve halklarının birbirleriyle yakın temas içerisinde kaynaşması söz konusu olacaktır.

Tabii ki bu olimpiyatlar neticesinde Türk sporu da ileri aşamalar kaydedecektir. Zaten Türkiye ve Türkistan ülkelerindeki Türkler sportif özellikler taşımaktadırlar ve böylece Türklük kavramı da bir bütünlüğe kavuşmuş olacak ve Türk ülkeleri sporcuları uluslararası yarışmalarda madalyalarla ülkelerindeki insanları da sevindirmiş olacaklardır.

Birçok farklı bölgesel olimpiyat türü var. En yaygın olanlardan bazıları şunlardır:

Ulusal Olimpiyat Oyunları: Bu oyunlar, her dört yılda bir belirli bir kıtada düzenlenir ve her ülkenin en iyi sporcularını bir araya getirir. En bilinen Ulusal Olimpiyat Oyunları arasında Yaz Olimpiyat Oyunları ve Kış Olimpiyat Oyunları yer alır.

Kıtasal Oyunlar: Bu oyunlar, belirli bir kıtadaki ülkeler arasındaki spor müsabakalarıdır. En bilinen kıtasal oyunlar arasında Pan Amerikan Oyunları, Afrika Oyunları, Asya Oyunları ve Avrupa Oyunları yer alır.

Bölgesel Oyunlar: Bu oyunlar, belirli bir coğrafi bölgedeki ülkeler arasındaki spor müsabakalarıdır. En bilinen bölgesel oyunlar arasında Pasifik Oyunları, Karayip Oyunları ve Akdeniz Oyunları yer alır.

Gençlik Olimpiyat Oyunları: Bu oyunlar, her dört yılda bir düzenlenir ve 14 ila 18 yaş arası genç sporcuları bir araya getirir. İlk Gençlik Olimpiyat Oyunları 2010 yılında Singapur’da düzenlendi.
www.olimpiyat.org.tr

Uluslararası Spor Federasyonları (ISF) Dünya Şampiyonası: Bu şampiyonalar, belirli bir spor dalındaki en iyi sporcuları bir araya getirir. En bilinen ISF Dünya Şampiyonası arasında FIFA Dünya Kupası, Kriket Dünya Kupası ve Rugby Dünya Kupası yer alır.

tedankara.k12.tr
ISF Dünya Şampiyonası

Bunlar sadece birkaç örnek. Bölgesel olimpiyat türü. Dünyanın her yerinde farklı spor dallarında ve farklı yaş grupları için birçok farklı bölgesel spor müsabakası düzenlenmektedir.

Bölgesel olimpiyatların bazı faydaları şunlardır:

Sporculara uluslararası düzeyde yarışma fırsatı sunarlar.
Ülkeler arasında dostluk ve iş birliğini teşvik ederler.
Bölgesel gururu ve kimliği teşvik ederler.
Turizmi ve ekonomiyi teşvik edebilirler.

Bölgesel olimpiyatların bazı zorlukları şunlardır:

Pahalı olabilirler.
Düzenlemek zor olabilir.
Politik gerilimlere maruz kalabilirler.
Doping ve diğer suistimallere maruz kalabilirler.
Genel olarak, bölgesel olimpiyatlar sporcular ve ülkeler için değerli bir fırsat sunar. Uluslararası alanda yarışmak, dostluk ve iş birliğini teşvik etmek ve bölgesel gururu ve kimliği teşvik etmek için.

Türk Dünyası Olimpiyatları

04 Eylül 2020

Geçen yüzyıl boyunca küresel entegrasyonun en temel araçlarından biri küresel spor teşkilatları ve küresel spor organizasyonları oldu. 

Aslında daha sonraları uluslararası siyasi kuruluşlara dönüşen uluslararası entegrasyon projelerinin öncü girişimleri uluslararası spor organizasyonları ve uluslararası spor kurumları oldu.

Küresel organizasyon ve kurumların üst aklının Siyonist odaklardan gelmesinin nedeni de budur. Çünkü Siyonist kongreden hemen sonra, Siyonist kongrenin toplandığı bölgede ilk önce küresel spor organizasyonları kuruldu, hatta bunların ilk korsan örgütlenmeleri yapıldı.

Her biri hukuken sadece birer dernek olan İOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi, FFA, UEFA, FIBA, ULEB, daha aklınıza hangi uluslararası spor organizasyonu geliyorsa tümü kuruldu. CAS (Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi) diye bir korsan vakıf da kuruldu.

Küresel siyaset bir anlamda küresel sporun öncülüğünde şekillendirildi. Bugün uluslararası saygın kurumlar olarak gördüğünüz, ismi parlak pek çok kurum bildiğiniz birer dernektir. Özellikle de futbol alanındaki mafyalaşmayı nedense hiç kimse görmek istemiyor. 

Uluslararası Olimpiyat Komitesi, olimpiyat oyunları diye dört yılda bir küresel spor festivali düzenliyor. Bu olimpiyatlara her isteyen katılamıyor. Akredite yarışmalarda, önceden belirlenen barajları aşan elit sporcular katılıyor. Bu akreditasyonun bir kriteri var mı derseniz? Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin iki dudağının arası gibi son derece nesnel bir kriter var. Uluslararası Olimpiyat Komitesi, Kış Olimpiyatları, Paralimpik (Engelli) Olimpiyatları, Universiade (Üniversite Pyunları) gibi küresel organizasyonlar da yapıyor. Daha doğrusu bizim bildiklerimiz bunlar.

Ama Uluslararası Olimpiyat Komitesi, hiç kimsenin dikkatini çekmeyen başka organizasyonlar da yapıyor. 

Maccabiat (Yahudi Sporcular) Olimpiyatı, Pan Armenian (Ermeni Sporcular) Olimpiyatı gibi olimpiyatlar da düzenliyor. Hatta İOC akreditasyonu dışında düzenlenen Gay olimpiyatlarını da akredite etmeye hazırlanıyor. 

Küresel siyaset spor üzerinden, hatta açıkça söyleyelim spor mafyası üzerinden dizayn edilirken, bizim bu mafya düzenine akredite olmak dışında bir vizyonumuz olmaması da, Türkiye’nin küresel siyaset vizyonu ile bağdaşmıyor. 

Türkiye küresel spor mafyası haline gelen bu küresel spor sistemini hükümetlerin taraf olduğu, adalet hakkaniyet ve spor ahlakı temelinde yeniden inşa edecek bir vizyon ile hareket edebilmeli.

Bu sistemin içinde ise, kendi siyasal ekseninde bir organizasyon planlamalı.

Türk dünyasının bir büyük sportif organizasyon ekseninde bir arada hareket edebilmesi, bu takip edecek siyasal formasyonların da alt yapısını oluşturacaktır. Türk dünyasından kastım sadece Türk devletleri ile akraba toplulukları değil. Dünyanın her tarafına yayılmış Türkler var. Bulundukları ülkelerden, kendi milletlerinin spor organizasyonuna bunlar da katılmalı.

Önce Türk Dünyası Olimpiyat Komitesi kurulmalı. Her ülke kendi olimpiyat komitesini kurarak, ana omurgaya akredite olmalı. Örneğin Almanya’da, Fransa da, İngiltere’de, Libya’da veya dünyanın herhangi bir yerinde Türk soyundan gelen her kim varsa, bulundukları ülkede organize olarak ana komiteye akredite olmalı. Her bir ülkede, akredite komiteler aracılığı ile Türk dünyası olimpiyatlarına karışacak sporcuların bir yarışma formasyonu ile seçimi yapılmalı.

Eğer başarılı sporculara verilecek ödüller için tatmin edici bir düzey yakalanırsa, bu olimpiyatlardan birçok elit sporcu yetişecektir. Yarışma kalitesi yükseldikçe de bu organizasyonun ticari değeri artacaktır. Şuna da inanıyorum iyi bir hazırlık ile en geç on yıl içinde, tüm dünyanın takip ettiği, kendi kendini besleyen bir ekosistem ortaya çıkacaktır.

Tüm dünyada; Türk dünyasının entegrasyonu için çok büyük bir adım, çok değerli bir mekanizma kurulmasının önünde hiçbir engel yok. Sadece bir karar verilmesi yeterli olacaktır. Kaynak: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/av-yasar-bas/turk-dunyasi-olimpiyatlari-33414.html

Türkçe Seferberliği ( Radyo-TV, Medya Şirket isimleri, Tabelalar)

Evet burada seferberlik kavramını özellikle kullandık çünkü Türkçenin kaybedilmekte olan bir dil konumundan çıkartılarak layık olduğu en yüksek yere tekrardan ulaştırılması açısından bir seferberlik ilan edilmelidir. Yollarımızdaki sokaklarımızdaki tabelalar, özellikle şirketlerimizle konuşulan dil İngilizce ve kısmen de Arapça yönüne doğru meyletmektedir.

Türkçemiz ve Niçin Yabancı Tabelalar?

Bu acı bir gerçektir ve biz bu acı gerçekle yüz yüze bulunmaktayız.

Türkçe konusu devlet tarafından getirilecek tedbirlerle acilen disiplin altına alınmalıdır. Radyo televizyonlarda kullanılan dil giderek bayağılaşmaktadır ve 50 yıl önceki akıcı duru Türkçeyi maalesef tamamen kaybetmiş durumdayız. Kendi ülkemizde kendi dilimiz yabancılaştırılmaktadır buna acilen aşmamız elzemdir.

 

Türk ve Dünya Üniversitelerinde Araştırılacak Öncelikli Doktora Tez Konuları

Türk üniversitelerinde seçilen doktora tez konuları arasında Türk kültür ve tarihi konularında hiç işlenmeyen Tonyukuk ve benzeri düşünürlerimiz ve devlet adamlarımız vardır. Bu inanılmaz bir aymazlıktır.

Demek ki tez konularının seçiminde bir çarpıklık söz konusudur. Ayrıca yurt dışında doktora tezi yapan tüm öğrencilerin seçtikleri konular maalesef yine Türkiye, Osmanlı imparatorluğu ve benzeri kendi iç konularımızdır.

Öğrencinin bulunduğu ülke ile ilgili diyelim ki Hindistan’da bulunuyor öğrenci orada doktora yapıyor Hindistan‘daki Türkler konusu hiçbir şekilde işlenmemektedir bu inanılmaz bir kısır döngüdür ve yabancılaşmadır.

Öğrenci buradan gönderilirken kendisine konu seçimi konusunda bir yönlendirme yapılmalı ve yurtdışında bulunduğu ülkedeki üniversite nezdinde bu konu için kulis yapılmalı ve takip edilmelidir.

Ülkemizde ikamet eden yabancı bilim adamları bizlerle ilgili konuları kitaplaştırırken neden yurtdışındaki bilim adamlarımız bulundukları ülkelerle ilgili yayınlar yapmamaktadırlar. Bu dış dünyaya olan ilgisizliğimizin tipik bir göstergesidir.

 

 

 

Kalkınma yolu ve Orta Koridor İpek Yolu

Irak’ta planlanmakta olan kalkınma yolu Basra körfezi ile Türkiye sınırındaki Ovaköy gümrük kapısı arasında tren yolu ve otoyolları kapsayan geniş kapsamlı bir projedir.

Orta koridoru ise Çin’den başlayıp çoktan topraklarından geçerek Hazar kuzeyinden veya Hazar denizi güzergahı üzerinden ülkemize ulaşmakta ve Türkiye topraklarından geçmektedir.

Ayrıca Hindistan Pakistan ve Türkistan ülkeleri arasında demiryolu bağlantısı söz konusudur. Burada değindiğimiz üç yolun Çin Pakistan Hindistan ve Irak topraklarından geçip Türkiye’ye ulaşan yolların birbirlerine entegre edilerek Asya ülkelerinin bu entegrasyon üzerinden küçük Asya’da ülkemiz üzerinden yol alarak Avrupa güzergahlarına doğru ilerletilmesi önemli bir stratejik gelişme olacaktır.

Kalkınma Yolu Projesi, 1200 kilometrelik demir yolu ve otoyol ile Türkiye’yi Basra Körfezi’ndeki Faw Limanı’na bağlayacak. Yeni İpek Yolu olarak tanımlanan proje, Avrupa’dan Körfez ülkelerine kadar geniş bir bölgeyi etkileyecek ve ortak fayda üretecek.

Temelleri 2005 yılında atılan, Basra Körfezi’nden başlayarak Divaniye, Necef, Kerbela, Bağdat ve Musul gibi Irak’ın önemli kentlerini aşarak Türkiye’ye, dolayısıyla Avrupa’ya ulaşacak Kalkınma Yolu Projesi’nde somut adımlar atılmaya başlanıyor.

Rusya’nın içinde bulunduğu “Kuzey Koridoru” ile İran’ın içinde yer aldığı “Güney Koridoru”na alternatif oluşturan Orta Koridor, Çin ile Avrupa’nın bütünleşmesi adına önemli bir yere sahip bulunuyor. Pekin’den Londra’ya uzanan bu hat, yıllık 600 milyar doları aşkın ticaret trafiğinin kalbinde yer alıyor.

Çin’i ve bölge ülkelerini Orta Doğu ve Avrupa’ya bağlayan Kuzey ve Güney koridorları da “jeopolitik konumları açısından sıkıntı yaşanabilme ihtimali yüksek” hatlar kategorisinde…

Özellikle Suriye ve Irak dahil Orta Doğu’daki istikrarsızlıklar Güney Koridoru’ndaki riski artırırken Kuzey Koridoru da Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan olumsuz etkilendi. Bu durum Orta Koridor’un stratejik önemini artırdı.

Kalkınma Yolu'nu kim, nasıl gördü?

Orta Koridor’un geçtiği Türkiye’nin Asya-Avrupa bağlamında stratejik geçiş güzergahlarının tamamını kontrol ediyor olması, ülkeyi projede kilit konumuna getirdi. İşte bu nedenlerle Kalkınma Yolu Projesi’nin Orta Koridor’un artan değerine katkı yapacağı değerlendiriliyor.

Peki, hem Türkiye hem de bölge ülkeleri için oldukça önemli olarak görülen proje dünya basınında nasıl yer buldu? Önemli haber ajanslarından biri olan Reuters haber ajansı haberi, “Irak, Türkiye, Katar ve BAE, Kalkınma Yolu Projesi’nde iş birliği için ön anlaşma imzaladı” başlığıyla abonelerine duyurdu.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli The International News haber sitesinde yer alan analizde ise “Irak’ın Kalkınma Yolu nedir ve ABD ile Çin ticaret yollarına meydan okuyacak mı?”  başlığının altında projenin diğer projelerle karşılaştırması yapıldı.

Hindistan ve Hint Okyanusu’na güvenli ticaretin stratejik önemi: Babu’l Mendeb ile Hürmüz Boğazları ve ötesinde güvenli seyir |

Türkiyeler Tezi

Türkiye kavramını bir ülke adı olarak bir devlet adı olarak ilk olarak adlandıranlar Doğu Romalılar-Bizanslılar olmuştur.

M.S 1000 li yılların başlangıcında doğu Romalılar bugünkü Macaristan topraklarını batı Türkiye ve Ukrayna topraklarını Karadeniz’in kuzeyini Hazar‘la Karadeniz arasındaki bölgeyi de doğu Türkiye, Hazarya olarak adlandırmışlardır.

Doğu Türkiye (Hazarya)

Burada dikkat çekici bir unsur var çünkü Türk-İslam sentezini bir Amerikan tezi olarak Türkiye’de 50 yılı aşkın süredir gündemde tutanlar Türk = İslam algısını yaratmışlardır. Hâlbuki bahsettiğimiz iki devletten batı Türkiye Katolik Hristiyan ve Doğu Türkiye ise Yahudi Musevi inancına sahip Türklerin oturduğu topraklar idi. 250 yıl sonra ise güneydeki bugünkü Mısır toprakları Memlukler tarafından kurulan devlet ile birlikte Devlet it Türkiye olarak anılmıştır.

Böylece Türkiye adlandırması başlangıçta Katolik Hristiyan, Musevi ve nihayetinde İslam inanışları ile ilgilidir.

Buradan çıkarmamız gereken aslında Türklerin ehli kitap oldukları her üç semavi dine de intisap ettikleri şeklindedir. Bunu sadece İslamiyet’e indirgemek yanlı bir yaklaşımdır.

Devletlerin hiçbir zaman dini olmaz resmi dili olur. Ayrıca dili ilahi dil Arapça olarak sınırlandırıp Türkçe’yi inkar etmek de dinsel inanışla ilgili olan bir husus değildir tamamen ideolojiktir. Burada söz konusu olan Türk kimliğinin reddedilmesidir.

Tourkia (Hungary) – Search results – Wikipedia
Tourkia – Search results – Wikipedia
Tourkia (Khazaria) – Search results – Wikipedia

Türkistan Arkeolojisi

İlk Türk Köyü; MÖ 4500, ANAU, Türkmenistan; Türkistan

Atatürk’ün başlattığı çalışmalarla Türkiye’de arkeoloji kazıları yoğunlukla yapılmış ve ortaya bir Anadolu Uygarlıkları tarihi meydana çıkarılmıştır. Osmanlı sultanlarının “bu taşları bu taş bebekleri alıp gitsinler bizim ihtiyacımız yok” söylemine karşın Cumhuriyet dönemi ile birlikte Türkiye arkeolojik kazılar ülkesi haline gelmişti. Neticede dünya çapında arkeologlarımız yetişmiş ve ülkedeki tüm arkeolojik eserler Türkiye ve Türklerin tarihi kapsamında değerlendirilmiştir. Bu çalışmalar neticesinde yurt dışı müzelere kaçırılan eserlerimiz de geri çağrılmaya başlanmıştır.

Şimdiyse benzeri bir heyecan ile Türkistan ülkelerinde Türkiye’nin de katıldığı deneyimlerini paylaştığı Türkistan ülkeleri arkeolojisi ve kazı çalışmaları başlatılmalıdır.

Bu ülkelere Rusya Moğolistan Cin Halk Cumhuriyeti İran Hindistan Pakistan gibi Asya ülkeleri de dahil edilmelidir. Bunun neticesinde eski Türklerin toprak altında kalmış eserleri, 16 Türk devletinin ve daha nicelerinin toprak altı hazineleri ortaya çıkarılmış olacaktır. Moğolistan’da bu konuda ortaklaşa çabalar söz konusudur ve Moğolistan’ın örneği başka ülkelere de genişletilmelidir.

“Rus Arkeolojisi Eski Türklere yönelik çok araştırma yapmış. Bizde Türk Eskiçağı araştırması yapan bir arkeoloji anabilim dalı bile yok çok müracaat ettik açmadılar.”

Prof Dr Kemal Üçüncü

Türkistan Arkeolojisi

Turgay Tüfekçioğlu ile Türk Dili ve Tarihi

“Sintaşta Kültürü ve Türkler: 4 Bin Yıl Öncesinden Bugüne”

 

Türkistan Arkeolojisindeki Önemli Antik Şehirler ve Yerleşmeler:

Türkistan, Orta Asya’nın kalbinde yer alan ve zengin bir tarihi ve kültürel mirasa sahip bir bölgedir. Bölge, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve bu da arkeolojik açıdan önemli bir yer haline gelmiştir. Türkistan’da birçok antik şehir ve yerleşim yeri bulunmaktadır. Bunlardan bazı önemli olanlar şunlardır:

  • Otrar: Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Otrar, Türkistan’ın en önemli antik şehirlerinden biridir. Şehir, 8. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar önemli bir ticaret merkeziydi. Otrar’da yapılan kazılarda birçok tarihi eser bulunmuştur.
Otrar, Türkistan resmi
  • Taraz: Taraz, bir diğer önemli İpek Yolu şehridir. Şehir, 6. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar önemli bir ticaret ve kültür merkeziydi. Taraz’da yapılan kazılarda birçok tarihi eser bulunmuştur.
    Taraz, Türkistan resmi
  • Savran: Savran, 8. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar önemli bir şehir olan Savran, Otrar’ın yakınında yer almaktadır. Şehir, İpek Yolu üzerinde önemli bir durak noktasıydı. Savran’da yapılan kazılarda birçok tarihi eser bulunmuştur.
    Savran, Türkistan resmi
  • Yassy: Yassy, 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Kazak Hanlığı’nın başkenti olan Yassy, Türkistan’ın en önemli tarihi şehirlerinden biridir. Şehirde birçok tarihi eser ve anıt bulunmaktadır.
Yassy, Türkistan resmi
  • Türkistan: Türkistan şehri, 10. yüzyıldan beri önemli bir dini ve kültürel merkezdir. Şehirde Hoca Ahmet Yasavi Türbesi ve Azret Sultan Türbesi gibi birçok önemli tarihi eser bulunmaktadır.
  • Şahrisabz:Timur İmparatorluğu’nun başkenti olan Şahrisabz, 14. ve 15. yüzyıllarda önemli bir şehirdi. Şehirde Timur’un türbesi ve Ak Saray gibi birçok önemli tarihi eser bulunmaktadır.
    Şahrisabz resmi

Karadeniz ve Hazar Denizi’nde Yunan ve Yahudi Kolonileri