Doçent Tuğrul Kihtir Bey’in Türklerin Ataları başlıklı başucu kitabı aslında bir ansiklopedi tarzındadır ve kitabının ekinde de muhteşem bir dizin, çok detaylı, çok emek verilmiş bir dizin yer almaktadır. Bu dizini incelediğimizde Türklerin atalarının coğrafyalarının derinliğini ve genişliğini bizzat görmekteyiz. Bu derinlik yerleşimler olarak şehirler, ilçeler, köyler, bölgeler ve su boyutlu olarak da nehirleri, gölleri ve denizleri kapsamaktadır.
Neticede bunları değerlendirdiğimizde Türklerin coğrafyada son derece derin izlerinin yer aldığını görmekteyiz. Bu izler yer adlarındadır, bu bahsettiğimiz yerleşimlerin ve sularla ilgili yer adlarındadır. Artı bu coğrafyaya serpiştirilmiş çok geniş dağlara, ovalara kayalara yazılmış petroglifler ve yazıtlardır. Ve bunlar tüm kıtalara yayılmıştır. Dünyadaki tüm kıtalarda bu izler yer almaktadır. O zaman bizlerin yapması gereken Tuğrul Bey’in açtığı bu meşakkatle yolda ilerleyerek Türklerin coğrafyalarını özellikle detaylı tematik incelemelerle çeşitlendirmek olmalıdır.
Biz bu şekilde o zaman bu denli hareketli ve dinamik bir kültürün aslında dünyadaki başat bir kültür olması gerektiğini neticesini çıkarmakta çıkarabileceği, burada söz konusu olan Batı, Batı dediğimiz aslında işte kimdir Batı? Türklerin bu izlerini yok etmekle, ortadan kaldırmakla, silmekle kendini görevlendirmiş asimilasyon temelli bir kültür erozyon yapısıdır.
Bunu biz öncelikle ülkemizdeki insanlara anlatmalıyız, değerlendirmeliyiz. Nasıl ne şekilde? Etkili yayınlarla. Özellikle de İngilizce yayınlarla, ansiklopedilerle bunu değerlendirmeliyiz.
Bugün 18 Nisan 2026 Salı güneşli bir İstanbul günü. İyi günler sevgili dostlarım.
Hoşça kalın.


