Thales
Epiktetos
Diyojen
Epiküros
Phytagoras
Herakleitos
Thales
Epiktetos
Diyojen
Epiküros
Phytagoras
Herakleitos
Anadolu Düşüncesi
İkinci Bölüm Felsefe Çağı Anadolu Aydınlığı
İlk bilgeler 237
Kaynak: Türk Dünyasında Atasözleri Benzerlikleriyle
HAREZMİ
Ebu Abdullah Muhammed El-Horezmi (780-850): Harezmlidir (Özbekistan). Bağdat’ta çalışmıştır. Cebiri sistemleştirmiş ve isimlendirmiştir. Arap ve Batı dünyasında küresel geometri anlayışına katkıda bulunmuştur. Ondalık sistemin gerekliliğini savundu.
Algoritmaya kendi adını verdi. Bağdatlı Kutrubbul (?) 780, Bağdat 813-850. Astronom ve önde gelen Müslüman matematikçi. Hint rakamlarını okuyan kişi.
Transoxiana Hiva, Özbekistan. Matematik, Astronomi. Harezm’den gelmiş ve Bağdat’ta yaşamıştır. Cebiri sistemleştirmiş ve ona adını vermiş, geometrinin anlaşılmasına büyük katkılarda bulunmuş, basamak sistemini savunmuş ve Dünya üzerindeki 2.402 noktanın konumu hakkında veri toplamıştır.
Zaman
“Aslında her şeyi yansıtan insanın hesaplama ihtiyacıdır. Her şeyin sayılar içerdiğini keşfettim ve sayının birimlerin birleştirilmesinden başka bir şey olmadığını keşfettim. Tüm sayılar bu nedenlerle birlikte ifade edilir. Bununla birlikte tüm sayıların ona kadar olan sayılar türetilerek düzenlendiğini keşfettim. “
Zemin
“Affeden ve bağışlayan Allah’ın adıyla başlıyorum ve El-Kitâb el-Muhtasar fi Hisâb el-Cebr ve el-Mukâbele adlı kitabın Muhammed ibn-Musâ el-Harezmi tarafından yayınlandığını beyan ediyorum. Muhammed diyor ki; Bize önemli sayıları keşfetme gücü veren Allah’a şükürler olsun. Aslında her şeyi yansıtan insanın hesaplama ihtiyacıdır. Her şeyin sayılar içerdiğini keşfettim ve sayının birimlerin birleştirilmesinden başka bir şey olmadığını keşfettim. Bu nedenle tüm sayılar birlikte ifade edilir. Bununla birlikte, tüm sayıların ona kadar olan sayıların türetilmesiyle düzenlendiğini keşfettim. On sayısı aynı şekilde birlikte değerlendirilir ve bu nedenle birlik durumunda olduğu gibi iki veya üç kez aynı şekilde hesaplanır. Yani 10’un iki katı 20 olur ve üç katı 30 olur. Ve bu şekilde 10 katıyla 100’e ulaşabilirsiniz. Yine tıpkı 10 gibi 100’ün iki ve üç katı bu şekilde alınabilir. İki katı, üç katı vs. ile sayı bine kadar büyütülebilir. Bu şekilde binin katları alınarak ve sayılar çeşitli şekillerde isimlendirilerek sonsuz sayının araştırılması yapılır.”
Zihin
“Buna ek olarak, bulduğum sadeleştirme ve çaprazlama üç tür arasında gerçekleşiyor. Bunlar; kökler, kareler ve sayılar olarak adlandırılır. Ancak sayılar ne sadece kökleri ile ne de kareleri ile bağlantılıdır. Bunlardan kök, bir sayının kendisiyle çarpılabilen birimlerinden oluşur. Kare ise kökün kendisiyle çarpılmasının sonucudur. Örneğin bu üç formdan ikisi diğerine eşit olabilir;
Kareler köklere eşitlenir,
Kareler eşittir sayılar,
Kökleri sayılara eşitleme ““Bir bilim adamı ya kendisinden önce kimsenin tespit etmediği bir konuda eser yazar, ya kendisinden önceki bilim adamlarının kapalı bıraktığı konuları açıklar, daha kolay ve anlaşılır hale getirir, ya da daha önce yazılmış eserlerdeki eksiklikleri giderir, yanlışları düzeltir”
“Önemli sayıların keşfine güç veren Tanrı’ya şükürler olsun.”
FARABİ
“Düşünmek ruhun kendi kendiyle konuşmasıdır…”
Çok konuşanı az dinlemek lazım
Toplum adalet ve sevgi ile mutlu olur
İnsanın kaderi bildikleri ile doğrudan doğruya ilintilidir bilmek, insanın tercihlerini daha iyi yapabilmesini sağlar
Bazı insanların kılavuza ihtiyacı yoktur. Bazı insanların ise çok fazla ihtiyacı vardır.
İlmi arayınız, ilmin peşinden sürükleniniz. Sizin en yükseğe taşıyacak olan şey ilimdir.
Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun?
İnsanlar birbirini sevmekle mükelleftir. Sevgisizlik tüm kötülüklerin temelidir.
İnsan dostlarından ibarettir.
Birbirlerine yardım eden insanların olduğu bir toplum, en mükemmel toplumdur.
İnsan kendi hakikatinin önünde bir engeldir.
İnsan bir şeyi yapmaya kendini zorlamadıkça, her zaman kolay olan neyse o yönde hareket eder.
Sohbeti faydasız insanlardan uzak dur.
Bazıları uyanıkken de hiçbir şey görmez.
Mükemmel olan amaçlar, güzel olan amaçlardır.
Bilmek için ilme önem veriniz.
Güzel olan Erdemli amaçlardır.
Kötü insan, ruhu ile ilişkisini kaybeden insandır.
Cahil insan kimdir? Cahil insan aklını kendine eğitmek ve öğrenmek için kullanmayan insandır.
Sende olanı paylaşmayı bilirsen mutlu da olursun.
Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir.
Fazlalıkları ve kendini meşgul eden her şeyi bırakırsan, huzuru yakalarsın.
Sevgi dönüştürücüdür. Mutlak iyiliktir. Sevmeyi ve sevilmeyi bilmeyen bunu bilmez.
Devlet insanlar için vardır.
Kötülük, seçme ve iradenin bir ürünüdür.
Saygı bir toplumun en olmazsa olmaz direğidir.
Sevmek, değer vermektir.
Akıl, insanın sahip olabileceği en yüce değerdir.
Aklını kullanamayan insan karanlığın içinde kalacak ve hiçbir şey görmeyecektir.
Kötü ya da iyi hissetmenizin nedeni düşündüğünüz şeylerdir. Çünkü hissetmek düşünmekle başlar.
****************************************************“Düşünmek ruhun kendi kendiyle konuşmasıdır…”
Bin elli yıl önce Türk bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen ve hayatı boyunca müzik, felsefe, botanik, matematik ve mantık alanlarında sayısız eser yazan Farabi, Aristoteles’ten sonra “ikinci öğretmen” olarak kabul edildi, bilim ve düşünce dünyasında bir “öğretmen” olarak.
Sadece filozofları değil, sayısız bilim adamını da derinden etkilemiş, akımlara ve buluşlara ilham kaynağı olmuştur.
Varlıklı bir ailenin mensubu olarak saraya yakın olmasına rağmen siyasi iradeyi tamamen reddederek kendini bilime adadı. Hayatını günde sadece bir öğün yemekle sürdüren Farabi, ömrünün her saniyesini bilimle geçirmeye çabaladı.
Çünkü Farabi’ye göre insan ilim aramakla yükümlüdür. İlmi bulmalı, öğrenmeli ve açıklamalıdır.
Bilim Çin’de olsa bile kalkıp onun peşine düşmek gerekiyor. Bir insan bilim için yaşamıyorsa, ıstıraplar içinde anlamsız ve mutsuz bir hayat yaşar. Farabi’nin ilham verici hayatı ve eserleri, çağımızın anlamlı ve anlamsız çabalarıyla yüzleşmek ve bir yaşam kurgusunu yeniden inşa etmek açısından örnek niteliğindedir.
https://www.goodreads.com/book/show/53239723-farabi
Al-Farabi (870-950). (Kazakistan)
Helenistik etkilerle İslam’da felsefe anlayışının önde gelen figürü (metafizik, epistemoloji, aynı zamanda bir siyaset bilimci), (Aristoteles’ten sonra) İkinci Üstad, Muallim-i Sani. Batıda modern Kazakistan’ın Otrar bölgesinden tanınan Alfarabius, Aristoteles’ten sonra “ikinci öğretmen” olarak anılır. Mantığın büyük kaşifi Farabi, bilginin her alanını kurgulamıştır.
BİRUNİ
“Tarihte de hakikati meydana çıkarmanın yolu akılla istidlal (al-istidlal bi ‘l-macqulat) ve görüp hissedilen şeylerle mukayesedir.
Benim bilimle uğraşma sebebim Ali İmran 191.ayettir. /Söz konusu ayet: “Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken hep Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler (ve şöyle derler:) “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru!”
Ben herkesin kendi çalışmasında yapması gerekeni yaptım: Öncüllerinin başarılarını minnettarlıkla karşılamak, onların yanlışlarını ürkmeden doğrultmak, kendisine gerçek olarak görüneni gelecek kuşağa ve sonrakilere emanet etmek..
“Ben ne Arabım ne de Acem, bu iki dili sonradan öğrendim,” Kitabüs Saydele isimli eserinin önsözü
“Ben herkesin kendi çalışmasında yapması gerekeni yaptım: Öncüllerinin başarılarını minnettarlıkla karşılamak, onların yanlışlarını ürkmeden doğrulatmak, kendisine gerçek olarak görüneni gelecek kuşağa ve sonrakilere emanet etmek”. (El-Birüni, öl. 1048)
“Bilim, insanların ihtiyaçları neticesinde ortaya çıkmaktadır ve hayat için vazgeçilmezdir,”
İBNİ SİNA
Burada dikkat edilmesi gereken bir ayrım söz konusudur. Hanlar ve beyler, devlet yönetimindeki seçilmiş kişilerdirler.
Kolça kopuz çalanlar, ayrıca ozanlar ile sanatçılar da bilgelik vasıflarını haiz olan ve özellikle de bilgiyi toplumda yaymaları itibarıyla sanat yoluyla yaymaları itibarıyla önem kazanmaktadırlar.
Bir diğer grup ise kamlar da yine Bilici özellikleri nedeniyle bilgelik anlamında çok önemli bir konumdadırlar, mesela Tonyukuk da Baş Kam’dır. Aynı zamanda Türklerde Kamlık konusunun daha da inceleniyor olması bilgelik kavramının detaylandırılması anlamında son derece önemli bir gelişme olacaktır.
Şimdi batı ile arada fark vardır, batıda bilgelik bir unvan değildir tamamen dini anlamlar içermektedir, yönetim kademelerinde olan insanlarda aranan bir özellik değildir. Bu da batı ile aramızdaki farklı boyutu göstermektedir.
Evet bilgelik nosyonu, Türkler tarafından daha sonra Sümerler üzerinden tek tanrılı dinlere de aktarılmış bulunmaktadır, bu şekilde de evrensellik kazanmıştır.
İki nokta çok önemli demek ki. Türk devlet geleneğinin ve davranışının temeli bilgeliktir ve Sümer bağlantısı üzerinden devam ettirilerek İbrahimi dinler ile evrensellik boyutu tüm dünyaya yayılmıştır.
Bu durum ise hem devlet hem de din kavramlarının temeline yerleştirdiğimiz bilgelik nedeniyle biz Türkler insanlık tarihinde yegane bir konumda yer almaktayız.
“BENİM BU KANIYA VARMAMIN TEMEL NEDENİ KAYNAK METİNLERDE O TÜR KİŞİLERDEN BİLİCİ, TAM BİLİCİ GİBİ NE DERSE YAPILIR GİBİ ÖZELLİKLERİ, BİLİNMEZDEN HABER VERMELERİ, KEHANETTE BULUNMA VASIFLARINA VURGU YAPILIYOR OLMASIDIR. Bu anlayışın sümer yolu ile ortadoğu halklarına, ibrahim kavmine intikal ettiğini düşünüyorum. kagan, hakan, haham, kam kan arasında köklü bir ilişki üzerinde durulması sorunu epeyce aydınlığa kavuşturur. “ (Prof Dr Dursun Yıldırım)
“Bilge unvanı Tanrı katına çıktığından dolayı Bilge Kağan’da kalınca, aklı ve enginliği ifade eden “köl” unvanı kardeşine kalmış olduğu kanısındayım.
Bilgeliğin bir alt derecesi, ifade edicisi “köl” olduğu anlaşılıyor, metinleri yazan Bilge Kağan’ın unvanına uygun bir bilgeliğe sahip olduğu söylenebilir.
Dede Korkut anlatılarında boy beyleri aynı zamanda birer kamdır. Bilgelik, bilicilik ve dediklerinin anında olması kamlık özelliklerinden gelmektedir.
Kam unvanının yanında bilge unvanının da eş anlamda bu kişiler için kullanıldığı kanısındayım. Baş kam işlevi gören kişi Bilge Tonyukuk’tur.
Törende, Tanrı ile irtibat kurmak için kesilecek yağış adlı at kurbanı törenini yönetir ve ardından kağan adayını bu tören ile keçe üzerine oturtup göğe doğru kaldırarak dokuz kez döndürülerek dokuzuncu dönüş ile ”teng eri”nin bulunduğu kata çıkarılır. Orada “teng eri” kendisine bodunu yönetmek için yarlık, bilig, küç, ülüş, kut, il tutsık yir yarlığı bağışlar ve bu donanım ile bir olağanüstü dönüşüme, yeniden doğmuş gibi erginleşerek “teng eri” katından yere tören ile iner, bodun üzerine kağan olarak oturur.
Boy beyleri, hanların her biri, alp kolça kopuz çalan ve ozanlık yeteneği ve kamlık özelliklerine sahip bilge kişiler tabakasını oluştururlar. Hanlar hanı Han Bayundur, Dede Korkut anlatılarında “Kam Gan oglı” biçiminde tanımlanır. Bu unvan, Oğuzların anlatılarının, onlarda yer alan olayların geçtiği süreci açıklayıcı güçlü bir kanıttır. Türk kültür ve yaşayış düzenlerini anlama açısından bu konu üzerinde ayrıca durulması icap eder, fırsat olursa bir başka yazıda üzerinde ayrıca durulacaktır. Dede Korkut anlatılarında yer alan bu sorunun çözümlenmesi tarihimizin bu dönemini daha iyi anlamamıza yardım edeceği kanısındayım.
İlteriş Kağan ile eşi İlbilge Katun’un göğe birlikte kaldırıldığı ve bu yüzden her “alp” unvanı Türk kadim tarihinde efsanevi kağanı Alp Er Tonga zamanından itibaren ortaya çıkmış bir tabaka olduğu anlaşılıyor. Bunların Dede Korkut anlatılarında onlar için belirtilmiş özellikleri, kamlık bilgesi de dahil görünüyor.
İkisinin sözlerinin birer “yalavaç” sözü, buyruğu mertebesinde görüldüğü ve bu yüzden bilge sözünün aynı zamanda kam karşılığı kullanılmış olduğunu tahmin ediyorum. Sözlerinin yüceliğini ifade etmek için kendilerine “bilge” unvanı ile hitap ettiklerini ve “bilge” unvanı taşıdıklarını düşünüyorum.
Bu bilgelik, kam, “yalavaç” yetilerine sahip kişi anlamı taşısa gerektir.
Bilge Tonyu Ak Aka (Bilge Tonyukuk), Budizmin Türkler arasında yayılmasına engel olur, karşı çıkar (Liu Mau- Tsai 2019).
Bundan da Tonyu Ak Aka’nın kadim Türk inancını ve kamlığı benimsediği, zorda kaldığında kamlık duyuşunun kendini bastığı, kararlarını vermede bu özelliğinin etkin olduğu anlaşılıyor. Aklındaki sorunu çözünceye kadar bir yerde duramıyor, içözi kendini basıyor, ondan soruna çözüm bulunca rahat ediyor.
Bilge Tonyu Ak Aka[=Bilge Tonyukuk]: “Ben Tabgaç’ta kılındım” dediğinde, “ben Tabgaçta anadan doğdum” dediği anlaşılır. Dilimizde belirtiğimiz gibi yine doğmayı ifade etmek üzere bir de, “törü-“ fiili vardır. Bu da Türk dilinde yaratılmak, doğmak anlamı taşıyan bir halden öbür hale geçerek yeniden doğmak anlamı taşıyan bir fiildir. “törük” biçimi “yaratılmış” anlamı taşır ama bu anadan doğmak gibi anlam taşımaz. Bu bir halden bir hale geçerek yaratılmışlık, olağanüstülüklerle yaratılmışlık kazanma, doğuş halidir.
Türkler, kendi başlarına han/kağan seçecekleri kişiyi göğe Tanrı katına çıkarır, orada olağanüstü yetkilerle donatılarak yeni kişilik kazanması haline “törük” diyorlar. Bu hal, yeniden “törük” olma hali Türklerin göğün dokuzuncu katına Tanrı [ Göğün Beyi, Kâinatın Efendisi] katına kağanı kaldırdıkları zaman, orada kendisine il tutma yarlığı, kut, bilig, küç, ülüş gibi olağanüstü yetkilerle donatıldıktan sonra bu şekilde yeniden yaratılmış, yeniden doğurulmuş toplumun/bodun üstüne kağan olarak indirilir.
Kaynak: TÜRK BENGGÜ TAŞ BİTİGİ 1YAZITLARDA YENİ OKUMA ÖNERİLERİ2 Prof. Dr. Dursun YILDIRIM
Bilge kişiler
Türklerde bilgelik bir unvan olarak verilmiştir ve ilk yazılı eserleri veren ilk iki kişi de bilge ünvanlıdır bilge tonyukuk ve bilge kağan. Bunlar taşa yazılmış yazıtlardır. Ardından yazma olarak yani kağıda yazılı olarak verilen ilk eserin adı da Kutadgu Bilig’dir, burada da bilgeliğin esasları anlatılmaktadır, görüldüğü gibi Türklerin yazdıkları taşa ve kağıda yazdıkları ilk üç eser bilgelik ile ilgilidir. Bu kayda değer bir noktadır.
Yazıtlarda bilge olarak ünvanlandırılmış 21 kişi tespit edilmiştir. Bu kişilerin hepsi de ünvanlarıyla devleti temsil eden insanlardır.
Yazıtlarda geçen 21 Bilge:
Bilgelik devletle ilişkilendirilmiştir. Neden sorusu burada önem kazanmaktadır. Türkler toplumsal hayatın organizasyonu yani devlet teşkilatlanmasını hep bilge insanlar eliyle götürmüşlerdir.
Burada anmamız gereken diğer bir bilge kişi de Farabi’dir ve bilge devletin esaslarını bir ilk filozof olarak felsefe ile oluşturmuştur. Buradaki önemli nokta ise bu esasların Bilgelik Yazıtları olarak adlandırabileceğimiz bilge tonyukuk ve bilge kağan tarafından yazılmış Orhun Yazıtlarının devamı niteliğinde olmasıdır. Türklerin toplumsal hayatında sistematik bir devlet yapılanması sözkonusudur, çok sayıda ünvanlar mevcuttur.
Mesela Tonyukuk’u yazıtında “bilgesi de çavuşu da bendim” ibaresi yazılıdır. Çavuştan kastedilen bugünkü başkomutandır, demek ki başkomutan aynı zamanda bir bilge olmalıdır. Askeri kuvvetler de bir bilgelik yapılanmasıdır. Türkler alemdeki kusursuz işleyiş yapısını bir şekilde dünyaya da indirip dünyada uygulamak istemişlerdir. Bunu ancak bilge bir devlet yapılanması ile sürdürebilecektir.
Bilgelik nasıl bir şeydir?, yazıtlardan anlaşıldığı kadarıyla özellikle de Bilge kağan ve Kül Tigin yazıtlarında anlatıldığı kadarıyla öncelikle Kağan, tanrı tarafından bir takım ilahi yetenekler ile donatıldıktan sonra yeryüzüne indirilmektedir. Bilgelik tanrısal bir kavramdır, bilge olan kişi aynı zamanda Bilici özelliklerini taşımaktadır burada Türklerde şaman, kam olarak adlandırılan ve geleceği öngörme yeteneği, sezgi yeteneği önem kazanmaktadır.
Toplumu yönetebilmek için geleceği okumak ve yeteneklerle donatılmış olmak önem kazanmaktadır.
Tanrı tarafından ilahi bilgilerle donatılan bilgelerin bu konumları halk tarafından da izlenmekte, bu unvanlar onları izleyen halk tarafından da bu kişilere verilmektedir.
Bilge Kağan, Kağan soyudur, Bilge Tonyukuk ise yönetici soyludur. Bilgelik unvanı halk tarafından kendilerine verilmekte ve halk tarafından da takdir edilmektedirler. Çünkü yazıtlarda en çok kullanılan kavram halk kavramıdır. Buradan çıkarabileceğimiz netice, ilahi bir kavram olan bilgelik ile halk kavramının birbirleri ile ilişkilendirilmiş olmasıdır. Yaradan ile yaradılan bir bilgelik yolu ile birbirlerine bağlanmış olmaktadırlar.
Farabi ile aynı dönemde dokuzuncu asırda yaşayan Mâturidî ve sekizinci asırda yaşayan Ebu Hanife de her ikisi de Özbek Türküdürler, kavramın İslam dini içerisindeki gelişimini ve yetkinleşmesini temin etmişlerdir. Ayrıca ardından gelen Ahmet Yesevi ise yine Yusuf Has Hacip gibi Türkçe üzerinden giderek bilgeleri görevlendirmiş ve Anadolu’ya, İslam coğrafyasına, Hindistan’a, Hind kıtasına ve Balkanlara bu bilgeleri göndererek ilahi bazlı bilgelik yaşantısının Türklerin arasında yaygınlaşmasını ve derinleşmesini temin etmişlerdir. Yesevî’nin kitabının adı da Divan-ı Hikmet’tir, bilgelik divanıdır.
Bilge unvanı ilerleyen yüzyıllar itibarı ile kullanımdan düşmüştür, bu hazin bir noktadır. Bilge artık hem kadınlarda hem de erkeklerde ortak olarak kullanılan kullanılmakta olan bir kişi adıdır sadece. Türkler bilgelikten, bilgelik özelliklerinden giderek uzaklaşmışlar ve bencillik tarzında kişilik erozyonuna uğramışlardır.
Türk düşünürler, bilgelik kavramını öne çıkartarak Göktürkler, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular devletlerinde Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşuna kadar olan dönem içerisinde 700 yıla yaklaşan bir zaman diliminde evrensel manada insanı, toplumu ve devleti kavrayan eserler ortaya koymuşlardır. Söz konusu dönem Tonyukuk ile başlamış ve Anadolu’da Yunus Emre ile birlikte Türkçenin en yüksek bir seviyeye çıktığı dönem dahil devam etmiştir.
Fakat ne yazık ki günümüzde Türkler bu eserlere yabancılaşmışlar aralarına büyük mesafeler koymuşlardır. Bu düşünürler ve eserleri tanınmamaktadır, bilinmemektedir. Aydın olarak sınıflanan ve tanımlanan toplumun sözde elit kesimi bu düşünürlerden bihaberdir.
Böylesine bir dramatik durumda yapılması gereken özellikle milli eğitim tedrisatları ile söz konusu düşünürlerimizin ve eserlerinin çocuklara ve gençlere öğretilmesidir. Bu ise verimli tohumların ekilmesi ve yabancılaşmanın aşılması şeklinde olacaktır.
*****************************************
Bilge Tonyukuk Yazıtı
Bilge Kağan Yazıtı/ Kültigin Yazıtı
Farabi’nin En Önemli Eserleri
İmam Gazali’nin En Önemli Eserleri
Ebu Mansur el-Matüridi’nin Eserleri
İbn-i Sina’nın En Önemli Eserleri
Harezmi’nin En Önemli Eserleri
Kaşgarlı Mahmut’un En Önemli Eserleri
Yusuf Has Hacip en önemli eserleri listesi
Ahmet Yesevi en önemli eserleri
Hacı Bektaşı Veli en önemli eserleri
Mevlana en önemli eserleri
Nasrettin Hoca en önemli eserleri listesi
Sarı Saltuk en önemli eserleri listesi
Aşık Paşa en önemli eserleri listesi
Yunus Emre’nin En Önemli Eserleri
*************************************
Bilge Tonyukuk Yazıtı
Bilge Kağan Yazıtı/ Kültigin Yazıtı
Farabi’nin En Önemli Eserleri:
Felsefe:
El-Medinetü’l-Fâzıla (Faziletli Şehir): Bu eser, Farabi’nin en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Eserde, ideal bir toplumun nasıl olması gerektiği anlatılmaktadır. Farabi, ideal toplumun filozoflar tarafından yönetileceği bir şehir devleti olduğunu savunmaktadır. Erdemli Devlet (Medinetü’l Fazıla)
El-İhsa al-Ulum (Bilimlerin Sınıflandırılması): Bu eser, tüm bilimlerin bir sınıflandırmasını sunmaktadır. Farabi, bilimleri mantık, fizik ve metafizik olarak üçe ayırmaktadır.
Ahkamü’l-Hukuma (Devlet Yönetimi Kuralları): Bu eser, siyaset felsefesi üzerine bir çalışmadır. Eserde, ideal bir devletin nasıl yönetilmesi gerektiği anlatılmaktadır.
Et-Tenbîh ‘alâ Sebîli’s-Sa’âde (Mutluluğa Giden Yol): Bu eser, ahlak felsefesi üzerine bir çalışmadır. Eserde, insanın nasıl mutlu olabileceği anlatılmaktadır.
Mantık:
El-Cem’ Beyne Re’yeyi’l-Hakîmeyn (İki Bilge Kişinin Görüşlerinin Birleştirilmesi): Bu eser, Aristoteles ve Platon’un felsefeleri arasındaki farkları uzlaştırmaya çalışmaktadır.
İhsâ’ü’l-Cins (Cinslerin Sınıflandırılması): Bu eser, mantıkta kullanılan terimlerin bir tanımını sunmaktadır.
Müzik:
Bunların dışında Farabi’nin tıp, astronomi ve matematik gibi alanlarda da eserleri bulunmaktadır.
Farabi’nin eserleri, İslam felsefesinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Eserleri, Arapça’dan Latince’ye çevrilerek Avrupa felsefesini de etkilemiştir.
İmam Gazali’nin En Önemli Eserleri
Teoloji ve Akaid:
Ahlak ve Tasavvuf:
Diğer Eserler:
Ebu Mansur el-Matüridi’nin Eserleri
Ebu Mansur el-Matüridi, İslam ilahiyatının önemli bir akımı olan Maturidilik’in kurucusudur. Kelam, tefsir ve fıkıh gibi alanlarda birçok eser vermiştir.
Maturidi’nin en önemli eserleri şunlardır:
Kelam:
Tefsir:
Fıkıh:
Diğer Eserler:
İbn-i Sina’nın En Önemli Eserleri
Tıp:
Felsefe:
Diğer:
Harezmi’nin En Önemli Eserleri
Matematik:
Astronomi:
Coğrafya:
Kitab fi Taksim al-Akalim (İklim Bölgelerinin Tanımı): Dünyanın coğrafyasını ve iklim bölgelerini anlatan bir eserdir.
Diğer:
Kaşgarlı Mahmut’un En Önemli Eserleri
Türkçenin ilk sözlüğü ve külliyat halinde yazılmış ilk Türkçe eseri olma özelliğini taşır.
1072 yılında Bağdat’ta yazılmaya başlanmış ve 1074 yılında tamamlanmıştır.
Eserde 200.000’den fazla kelime yer almaktadır.
Kelimelerin anlamları yanında örnek cümleler, atasözleri ve şiirler de verilmiştir.
Divanü Lügati’t-Türk, Türk dili, tarihi ve kültürü hakkında önemli bilgiler içeren bir kaynaktır.
2. Kitabu Cevâhirü’n-Nahv fi Lugâti’t-Türk:
Türkçenin ilk gramer kitabı olma özelliğini taşır.
Günümüze kadar ulaşmamıştır.
Eserin varlığı Divanü Lügati’t-Türk’te yer alan bazı bilgilerden anlaşılmaktadır.
Kitabu Cevâhirü’n-Nahv fi Lugâti’t-Türk, Türk dilinin gramerininin nasıl işlediğini anlamak açısından önemli bir kaynak olabilirdi.
Diğer Eserleri:
Kaşgarlı Mahmut’un eserleri Türk dili, tarihi ve kültürü hakkında önemli bilgiler içeren kaynaklardır. Bu eserler sayesinde Türkçenin geçmişi ve gelişimi hakkında bilgi edinmek mümkündür.
Yusuf Has Hacip en önemli eserleri listesi
Yusuf Has Hacip’in En Önemli Eseri:
Yusuf Has Hacip’in tek eseri olduğu bilinen Kutadgu Bilig, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. 1069-1070 yıllarında Karahanlı hükümdarı Oğuz Arslan Kadir Han için yazılmış olan bu eser, bir siyasetname ve nasihatnâme olarak nitelendirilir.
Kutadgu Bilig’in Önemi:
Türkçenin ilk nazım eseri olması: Kutadgu Bilig, mesnevi nazım şekliyle yazılmış ilk Türkçe eserdir. Bu bakımdan Türk edebiyat tarihi açısından önemli bir yere sahiptir.
Ahlaki ve siyasi öğütler içermesi: Eser, adaletli olmak, cömert olmak, halka iyi davranmak gibi ahlaki ve siyasi öğütler içerir. Bu öğütler, Karahanlı Devleti’nin yönetim şekli ve toplum yapısı hakkında da bilgiler verir.
Dilimiz ve kültürümüz hakkında bilgi kaynağı olması: Kutadgu Bilig, 11. yüzyılda Türkçenin kelime dağarcığı,dil bilgisi ve atasözleri hakkında bilgiler içerir. Ayrıca eser, Karahanlı Devleti’nin ve Türk boylarının gelenekleri,görenekleri ve inançları hakkında da bilgiler verir.
Türk edebiyatını etkilemesi: Kutadgu Bilig, sonraki yüzyıllarda yazılan birçok Türkçe eseri etkilemiştir. Eserde kullanılan nazım şekli, dil ve üslup, daha sonraki yazarlar tarafından örnek alınmıştır.
Kutadgu Bilig’in Konusu:
Eser, Oğuz Han’ın oğlu Gürengiz’in tahta çıkışını ve adil bir hükümdar olmasını konu alır. Gürengiz, Kutadgu adında bir bilgeden nasihatler alır ve bu nasihatler doğrultusunda devlet yönetir. Eserde, adaletli olmak, cömert olmak, halka iyi davranmak gibi ahlaki ve siyasi erdemler vurgulanır.
Kutadgu Bilig’in Dili ve Üslubu:
Eser, Karahanlı Türkçesiyle yazılmış ve aruz vezni kullanılmıştır. Dil yalın ve akıcıdır. Atasözleri, deyimler ve şiirler de eserde sıkça kullanılmıştır.
Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig’den başka bir eseri yoktur.
Ancak Kutadgu Bilig’in Türk edebiyatı ve tarihi açısından önemi büyüktür. Eser, Türkçenin ilk nazım eseri olması, ahlaki ve siyasi öğütler içermesi, dilimiz ve kültürümüz hakkında bilgi kaynağı olması ve Türk edebiyatını etkilemesi bakımından önemli bir yere sahiptir.
Ahmet Yesevi en önemli eserleri
Ahmet Yesevi’nin En Önemli Eserleri:
Ahmet Yesevi, 12. yüzyılda yaşamış önemli bir Türk mutasavvıf ve şairdir. Yesevilik tarikatının kurucusu olan Ahmet Yesevi, eserleri ile Türk tasavvuf edebiyatını ve düşüncesini derinden etkilemiştir.
En önemli eserleri şunlardır:
1. Divanı Hikmet:
Ahmet Yesevi’nin en önemli eseri olan Divan-ı Hikmet, 4.000’den fazla beyitten oluşan bir manzum eserdir.
Hikmetler, tasavvufi kavramlar, ahlak ve dinî öğütler içerir.
Eser, hece vezniyle yazılmış ve koşma nazım şekli kullanılmıştır.
Divan-ı Hikmet, sadece Türkçede değil, Arapça ve Farsçaya da çevrilmiştir.
2. Hikayetler:
Ahmet Yesevi’ye ait olduğu düşünülen çeşitli menkıbeler ve hikâyeler de vardır.
Bu hikâyeler, tasavvufi öğütler ve mucizeler içerir.
Hikâyeler, halk arasında dilden dile aktarılmış ve daha sonra yazılı hale getirilmiştir.
3. Risaleler:
Ahmet Yesevi’nin tasavvuf ve tarikat ile ilgili bazı risaleleri de vardır.
Bu risalelerde tarikatın kuralları, zikir ve ibadet yöntemleri gibi konular anlatılır.
Ahmet Yesevi’nin eserleri sadece dini ve tasavvufi açıdan değil, aynı zamanda Türk dili ve edebiyatı açısından da önemlidir. Eserlerinde kullanılan dil sade ve akıcıdır. Hikmetler, atasözleri ve deyimler bakımından zengindir. Ahmet Yesevi, Türkçenin en önemli şairlerinden biri olarak kabul edilir.
Bunların dışında:
Fuad Köprülü’ye göre, Ahmet Yesevi’ye ait olduğu düşünülen “Fakr-name” adlı bir eser de vardır.
Ancak bu eserin aitliği kesin olarak bilinmemektedir.
Ahmet Yesevi’nin eserleri, Türk İslam kültürü ve medeniyetinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu eserler,günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir.
Hacı Bektaşı Veli en önemli eserleri
Hacı Bektaş Veli, 13. yüzyılda yaşamış önemli bir Türk mutasavvıf, şair ve yazarıdır. Bektaşi tarikatının kurucusu olan Hacı Bektaş Veli, eserleri ile Türk tasavvuf edebiyatını ve düşüncesini derinden etkilemiştir.
En önemli eserleri şunlardır:
1. Makalat:
Hacı Bektaş Veli’nin en önemli eseri olan Makalat, tasavvuf, felsefe ve ahlak konularını içeren bir eserdir.
Eser, Arapça yazılmış ve daha sonra Türkçeye çevrilmiştir.
Makalat, Bektaşi inanç ve öğretilerinin temelini oluşturur.
2. Vilayetname:
Hacı Bektaş Veli’nin hayatını ve menkıbelerini anlatan bir eserdir.
Eser, nesir ve nazım şeklinde yazılmıştır.
Vilayetname, Hacı Bektaş Veli’nin kişiliği ve düşünceleri hakkında önemli bilgiler içerir.
3. Hacı Bektaş’ın Nasihatleri:
Hacı Bektaş Veli’nin müritlerine verdiği nasihatleri içeren bir eserdir.
Eser, kısa ve özlü sözler halinde yazılmıştır.
Hacı Bektaş’ın Nasihatleri, ahlaki ve tasavvufi öğütler içerir.
Bunların dışında:
Hacı Bektaş Veli’ye ait olduğu düşünülen çeşitli şiirler, mektuplar ve dualar da vardır.
Bu eserlerin aitliği kesin olarak bilinmemektedir.
Hacı Bektaş Veli’nin eserleri sadece dini ve tasavvufi açıdan değil, aynı zamanda Türk dili ve edebiyatı açısından da önemlidir. Eserlerinde kullanılan dil sade ve akıcıdır. Atasözleri, deyimler ve şiirler bakımından zengindir. Hacı Bektaş Veli, Türkçenin en önemli şairlerinden ve yazarlarından biri olarak kabul edilir.
Hacı Bektaş Veli’nin eserleri, günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir. Eserleri Türkçeye çevrilmiş ve çeşitli dillerde yayınlanmıştır. Hacı Bektaş Veli’nin düşünceleri, günümüz insanına da ışık tutmaya devam etmektedir.
Mevlana en önemli eserleri
Mevlana Celaleddin-i Rumi, 13. yüzyılda yaşamış en önemli İslam alimlerinden, mutasavvıflardan ve şairlerinden biridir.Eserleri sadece dini ve tasavvufi açıdan değil, aynı zamanda edebiyat ve felsefe açısından da büyük önem taşır.Mevlana’nın en önemli eserleri şunlardır:
1. Mesnevi:
Yaklaşık 26 bin beyit içeren altı ciltlik bir eserdir.
Tasavvuf felsefesini, ilahi aşkı, insan psikolojisini ve ahlakı anlatan alegorik hikâyelerden oluşur.
Mesnevi, sadece Türkçe değil, birçok dile de çevrilmiş ve dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir.
2. Divan-ı Kebir:
Mevlana’nın şiirlerini içeren bir eserdir.
Gazeller, kasideler, mesneviler ve rubailerden oluşur.
Divan-ı Kebir, tasavvufi aşkın ve ilahi güzelliğin şiirsel bir anlatımıdır.
Eser, Farsça yazılmış ve günümüze kadar ulaşmıştır.
3. Fihi Ma Fih:
Mevlana’nın sohbetlerinden derlenen bir eserdir.
Tasavvuf, felsefe, ahlak ve din gibi konularda Mevlana’nın düşüncelerini içerir.
Fihi Ma Fih, sade ve akıcı bir dille yazılmış olup, Mevlana’nın fikirlerini anlamak için önemli bir kaynaktır.
4. Mektubat:
Mevlana’nın müritlerine, devlet adamlarına ve diğer kişilere yazdığı mektuplardan oluşur.
Bu mektuplarda Mevlana, tasavvufi öğütler verir, nasihatlerde bulunur ve güncel olaylara dair yorumlarını dile getirir.
Mektubat, Mevlana’nın insan ilişkileri ve toplum hakkındaki görüşlerini anlamak için önemli bir kaynaktır.
5. Mecalis-i Seb’a (Yedi Vaaz):
Mevlana’nın yedi vaazını içeren bir eserdir.
Bu vaazlarda Mevlana, tasavvufun temel prensiplerini, ilahi aşkı ve insanın manevi yolculuğunu anlatır.
Mecalis-i Seb’a, Mevlana’nın en popüler eserlerinden biridir ve günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir.
Bunların dışında:
Mevlana’ya ait olduğu düşünülen çeşitli şiirler, dualar ve hikâyeler de vardır.
Bu eserlerin aitliği kesin olarak bilinmemektedir.
Mevlana’nın eserleri, günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir. Eserleri Türkçeye ve birçok dile çevrilmiş ve çeşitli dillerde yayınlanmıştır. Mevlana’nın düşünceleri, günümüz insanına da ışık tutmaya devam etmektedir.
Mevlana’nın eserlerinin önemi şu şekilde özetlenebilir:
Tasavvuf felsefesini ve ilahi aşkı anlatan en önemli eserlerdendir.
Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir.
Sade ve akıcı bir dille yazılmış olup, günümüzde de kolayca okunabilir.
Mevlana’nın fikirlerini anlamak için önemli bir kaynaktır.
Günümüz insanına da ışık tutmaya devam etmektedir
Nasrettin Hoca en önemli eserleri listesi
Nasreddin Hoca’nın Eserleri
Nasreddin Hoca’nın günümüze kadar ulaşan yazılı bir eseri bulunmamaktadır. Fıkraları asırlar boyunca sözlü gelenek yoluyla aktarılmış ve farklı coğrafyalarda farklı versiyonlar kazanmıştır.
Ancak Hoca’ya ait olduğu düşünülen bazı eserler şunlardır:
1. Saltuknâme:
15. yüzyılda Ebu’l-Hayr-ı Rûmî tarafından yazılmış bir eserdir.
Eserde Nasreddin Hoca fıkralarının yanı sıra hikâyeler ve atasözleri de yer alır.
Saltuknâme, Hoca fıkralarının en eski yazılı kaynaklarından biridir.
2. Nasreddin Hoca Fıkraları:
Çeşitli derlemeciler tarafından hazırlanmış fıkralar külliyاتidir.
Bu derlemelerde Hoca’ya ait olduğu düşünülen farklı versiyonlardaki fıkralar yer alır.
En bilinen derlemelerden biri Hikmet Şevket Aydemir tarafından hazırlanmış olanıdır.
3. Nasreddin Hoca Hikâyeleri:
Hoca’nın hayatı ve menkıbelerini anlatan hikâyelerden oluşur.
Bu hikâyeler genellikle halk arasında dilden dile aktarılmıştır.
Hikâyelerde Hoca’nın bilgeliği, zekası ve mizah anlayışı ön plana çıkarılır.
4. Nasreddin Hoca Tiyatro Oyunları:
Hoca fıkralarından ve hikâyelerinden uyarlanan tiyatro oyunlarıdır.
Bu oyunlar genellikle çocuklara yöneliktir ve didaktik bir amaca hizmet eder.
Nasreddin Hoca tiyatro oyunları, Türk tiyatrosunun önemli bir parçasını oluşturur.
5. Nasreddin Hoca Filmleri:
Hoca fıkralarından ve hikâyelerinden uyarlanan filmlerdir.
Bu filmler genellikle komedi türündedir ve her yaştan izleyiciye hitap eder.
Nasreddin Hoca filmleri, Türk sinemasının önemli bir parçasını oluşturur.
Bunların dışında:
Nasreddin Hoca fıkraları ve hikâyeleri çeşitli dillere çevrilmiş ve dünya çapında tanınmaktadır.
Hoca fıkraları, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde de yer almaktadır.
Sonuç olarak: Nasreddin Hoca’nın günümüze kadar ulaşan yazılı bir eseri olmasa da, fıkraları ve hikâyeleri sözlü gelenek yoluyla aktarılmış ve farklı coğrafyalarda farklı versiyonlar kazanmıştır. Bu fıkralar ve hikâyeler, Hoca’nın bilgeliğini,zekasını ve mizah anlayışını yansıtır ve günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir
Sarı Saltuk en önemli eserleri listesi
Sarı Saltuk’un Eserleri Hakkında Bilgiler
Sarı Saltuk, 13. yüzyılda yaşamış ve Anadolu’da Türk-İslam kültürünün yayılmasında önemli rol oynamış bir mutasavvıf ve erendir. Hakkında birçok menkıbe ve hikâye anlatılmış olsa da, günümüze kadar ulaşan yazılı bir eseri yoktur.
Sarı Saltuk’a atfedilen eserler, genellikle onun menkıbelerini ve kerametlerini anlatan eserlerdir. Bu eserler, halk arasında dilden dile aktarılmış ve yazılı hale getirilmiştir.
Sarı Saltuk’a ait olduğu düşünülen bazı önemli eserler şunlardır:
1. Saltukname:
15. yüzyılda Cem Sultan tarafından yazdırılan ve Sarı Saltuk’un hayatını anlatan bir menkıbe eseridir.
Eser, Saltuk’un doğumu, yetişmesi, Anadolu’ya gelişi, menkıbeleri ve kerametleri gibi konuları ele alır.
Saltukname, Sarı Saltuk hakkında en önemli kaynaklardan biridir.
2. Velayetname:
Sarı Saltuk’un menkıbelerini ve kerametlerini anlatan bir başka eserdir.
Farklı yazarlar tarafından yazılmış çeşitli Velayetname’ler mevcuttur.
Bu eserler, Saltuk’un farklı coğrafyalardaki izlerini ve halk üzerindeki etkisini yansıtır.
3. Hikâyeler:
Sarı Saltuk’a ait olduğu düşünülen birçok hikâye de vardır.
Bu hikâyeler genellikle halk arasında dilden dile aktarılmış ve yazılı hale getirilmiştir.
Hikâyelerde Saltuk’un bilgeliği, zekası ve adaleti ön plana çıkarılır.
4. Türbeler:
Sarı Saltuk’un türbeleri de önemli bir eser olarak kabul edilebilir.
Anadolu’da ve Balkanlar’da birçok yerde Sarı Saltuk’a ait olduğu düşünülen türbeler bulunmaktadır.
Bu türbeler, halk tarafından ziyaret edilmekte ve kutsal sayılmaktadır.
Sonuç olarak: Sarı Saltuk’un günümüze kadar ulaşan yazılı bir eseri olmasa da, menkıbeleri, hikâyeleri ve türbeleri onun varlığını ve etkisini sürdürmektedir. Bu eserler, Sarı Saltuk’un Türk-İslam kültürü ve inanç sistemindeki önemli yerini göstermektedir.
Aşık Paşa en önemli eserleri listesi
Aşık Paşa’nın En Önemli Eserleri:
Aşık Paşa, 13. yüzyılda yaşamış önemli bir Türk şair ve mutasavvıftır. Eserleri, Anadolu Türkçesi edebiyatının ilk eserleri arasında yer alır ve tasavvufi düşünceyi yansıtır. Aşık Paşa’nın günümüze kadar ulaşan tek eseri Garibnâme’dir.
1330 yılında tamamlanmış 12 bin beyitlik bir mesnevidir.
Eser, tasavvufi öğütler, hikâyeler ve atasözleri içerir.
Garibnâme, Anadolu Türkçesi edebiyatının en önemli eserlerinden biridir ve Türkçenin ilk hacimli eserlerinden biri olma özelliğine sahiptir.
Eser, didaktik bir tarzda yazılmış olup, ahlaki ve tasavvufi erdemleri vurgular.
Garibnâme, Aşık Paşa’nın tasavvufi düşüncelerini ve dünya görüşünü yansıtır.
Eser, günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir ve Türkçeye ve birçok dile çevrilmiştir.
Garibnâme’nin dışında Aşık Paşa’ya ait olduğu düşünülen bazı eserler de şunlardır:
Ancak bu eserlerin Aşık Paşa’ya aitliği kesin olarak bilinmemektedir.
Sonuç olarak: Aşık Paşa’nın en önemli eseri Garibnâme’dir. Bu eser, Anadolu Türkçesi edebiyatının önemli bir mirasıdır ve tasavvufi düşünceyi yansıtır. Aşık Paşa, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir ve eserleri günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir.
Yunus Emre’nin En Önemli Eserleri
Yunus Emre, Anadolu Türkçesinin en önemli şairlerinden biridir. Eserlerinde tasavvuf felsefesini ve insan sevgisini sade bir dille işlemiştir. Yunus Emre’nin en önemli eserleri şunlardır:
1. Divan: Yunus Emre’nin en kapsamlı eseridir. Hikmetli sözler, ilahiler, şiirler ve tasavvufla ilgili metinler içerir.
2. Risâletü’n-Nushiyye: Tasavvuf felsefesini anlatan bir mesnevidir. Eserde, Allah sevgisi, marifet ve tasavvuf yolu ile ilgili bilgiler yer alır.
3. Tapşukname: Ahilik geleneği ve erdemli bir yaşam üzerine nasihatler içeren bir eserdir.
4. Saltuk Buğraç Destanı: Hz. Muhammed’in hayatını anlatan bir destandır.
Bunların dışında Yunus Emre’ye ait olduğu düşünülen birçok şiir ve ilahi de bulunmaktadır. Yunus Emre’nin eserleri, Anadolu Türkçesinin gelişmesinde ve tasavvuf felsefesinin yayılmasında önemli rol oynamıştır. Eserleri günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir.
Yunus Emre’nin eserlerinin önemi:
Levendname şiirlerin ana temalarından bir tanesi de İstanbul tarihi yarımadasını dizeleştiren şiirlerdir. Şair, Roma ve Osmanlı dönemine referanslar vererek özellikle tarihi yarımada Fatih üzerinde yoğunlaşıyor ve ayrıca Beşiktaş ve Eyüp semtlerine de şiirlerinde göndermeler yapıyor.
İstanbul ile ilgili şiirlerde çok sayıda semt, cadde ve sokak adları yer alıyor. Yazar, Fatih’te geçen çocukluğunun ve ilk gençlik çağındaki 1975 yılındaki günümüzden 50 yıl önceki İstanbul’un da “İstanbul 1975” şiiri ile panoramasını çiziyor. “Sıfır” şiiri ile de milyon taşında simgelenen sıfır kavramının neden İstanbul ile özdeşleştiğini dizelerinde sonsuzluğa uzanacak bir şekilde bizlere aktarıyor.
Şairin İstanbul’a ilişkin şiirleri aslında bize bir davetiye.
Müellif-i Azam Reşat Ekrem Koçu ile birlikte bir ansiklopedi haline gelen dünya başkenti İstanbul’un arkeolojik kazılarla 8000 yıla yaslanan tarihi derinliğinin şiirlerle insanlığa sunulması adına çok adresli bir davetiye.
Burada ayrıca başlık olarak da ilettiğimiz şiirlerin başlıkları da İstanbul’un hangi kavramlar ve duygular ile yegane bir kimliğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Levendname Şiirler kitabındaki İstanbul şiirlerinin ana teması olan Fatih, hem Roma hem de Osmanlı döneminde İstanbul’un kalpgahı olan tarihi yarımadanın ta kendisidir. Açık hava müzesi misalidir, ayrıca “Vitrin Dolabı” şiirinde yaşam ile ölümü birlikte bir araya getiren Eyüp semti de İstanbul’un üç tarihi ilçesinden bir tanesidir.
Beşiktaş semti ise fethedileni simgeleyen Fatih semtinin yanı sıra fetihlere çıkılan Barbaros‘un ve Leventlerinin deniz kenarı diyarıdır, İstanbul Boğazı’ndan beş denizlere doğru seferlere yol alınan bir semttir Beşiktaş.
Tarih boyunca Çifte Boğazları bünyesinde barındıran Türkiye coğrafyasının bu nadide konumu, hem İstanbul hem de Truva’yı dizeleştiren şiirleri ile Levendname şiirlerde yerini almıştır.
Baba tarafı kökeni itibarıyle ilk yörük göçü ile 1385 yılında Menemen Ovası’nda Filibe’ye iskan edilen Evlad-ı Fatihan Türklerden olan şairin 1940’lı yıllarda Türkiye’ye dönüş yaparak Beşiktaş’ta nüfusa kaydolan, ardından Fatih Camii yakınlarında Akdeniz caddesi ile Fevzipaşa caddesinin kesiştiği noktadaki Mutemet Sokak’ta ikamet eden aile büyükleri ile olan yaşantısından yola çıkan İstanbul şiirlerinde ağırlıklı olarak tarihi yarımada Fatih temaları işlenmiştir.
Şair Ağaoğlu 17 yaşındayken 1975 yılında satın aldığı siyah beyaz fotoğraf makinesi ile daha o zamanlarda İstanbul’un yine özellikle tarihi yarımadasını ve insanlarını, evlerini, cadde, sokaklarını fotoğraflamış ve 50 yıl önceden günümüze belge olarak bırakmıştır.
***************************************
İstanbul Şiirlerindeki Semtler
Abbasağa Mahallesi. Akdeniz Caddesi. Akşemsettin. Asitane. Atikali. Aya Sofya.
Balipaşa. Bankalar Caddesi. Beşiktaş Kıyıları. Beşiktaş. Beyoğlu. Bezmi Âlem.
Çarşamba Pazarı. Çarşı. Çemberlitaş. Çınaraltı İstanbul. Dolmabahçe
Sarayı. Elmadağ. Eminönü. Eski Kozlu. Eyüp. Fâtih. Fevzipaşa Caddesi.
Galata Köprüsü. Galata Kulesi. Galatasarayı.
Haliç. Halkalı. Hırka-i Şerif. İstanbul.
Kapalıçarşı. Karadeniz Caddesi. Karaköy. Kızılelma Caddesi. Kızılelma Semti. Kızılelma. Kızılırmak Çengeli. Kızılırmak. Kıztaşı. Kocasinan Caddesi. Koyunbaba. Kumkapı Çeşmesi. Küçükpazar. Laleli.
Merkezefendi. Mese. Millet Caddesi. Millet Kütüphanesi. Mimar Sinan Mescidi. Mutemet Sokak. Nea Roma.
Oğuzhan Caddesi. Ordu Caddesi.
Sarıgüzel. Serencebey. Sütlüce.
Tahtakale. Tarihi Yarımada. Taşkışla. Tersâne-i Âmire. Tophane.
Vakıf Gureba. Vatan Caddesi. Yavuzselim. Zindan Han.
***************************************
İstanbul Şiirleri
***************
Sıfır
Sıfır,
Türk’ün Simgesidir.
Çoğaltan etkisi yapan
Mayalandırır.
Bir’i Bin
Bini Milyon
Milyonu milyar
yapar.
Taş Yazıt olur
Dairecik olur
Meridyen olur
İstanbul’dan
Sonsuzluğa
Yol alır
∞
14 Kasım 2017
Çarşı
Aslolan Çarş’dır
Ortadır
Ordu’dur
Orta olan Orda’dır
Ordos’dur, Hordus’dur, Urdu’dur
Türkistan’da, Hindistan Rusya, Çin’de, Maçin’de
İstanbul’un ortası Fatih
Fatih’in ortasıdır Çarşamba
Anadolu’nun Kızılırmak
Kızılırmağın ortasıdır Çarşamba
Payitahtta Fatih
Fatih’de Çarşamba Pazarı
Türkiye’nin en büyük pazarı
Karadeniz Caddesi’nden Akdeniz Caddesi’ne
Ordu, Millet,
Vatan Caddelerinden
Oğuzhan’a, Kızılelma’ya
İnsanlar, insancıklar
Ellerde fileler
Hamallarda heybeler
Tezgâhlarda pazarlıklar
Alışverişler
Gönüllerde sevdalar
Gözlerde hayâller
Haftanın ortası Çarşamba
Şehrin ortası Çarşı
Milletin ortası Ordu
Beşiktaş’ımın herşeyidir Çarşı
Memleketimin yaşayan ruhudur Çarşı Pazar
Ağasofya
20 Nisan 2019
Fatih, Fatiha, Evlâdı Fatihân…
Kuran’ın kalpgâhındaki sure:
Fatiha
İstanbul’un kalpgâhı:
Fatih
Osmanlı’nın Ruhu:
Evlâd-ı Fatihân
Farklı bir tavır ve kültür.
“Payidar ol evladım.”
diyen büyüklerimizin
ellerini öperdik.
Payitahttayız çünkü.
Rumeli de öyle, Fatih de.
Sultan Mehmed’in
Tuğrasına nakşettiği
Tavırdayız,
Kararlılıktayız:
Her daim
Hep daim
21 Nisan 2018
İstanbul 1975
Sırtını yaslamış Beyoğlu’na
Geleceğe bakar onyedisinde
Kanlı yüzyılın sonçeyreğinde
Bindokuzyüzyetmişbeş senesinde
Kalleş silahların ateşlendiği
Türkiye günlerinde
Bir delikanlı
Bakışları tezcanlı
Yüreği yangınyeri Ağaoğlu
Dünyanın başkentinde
Âlemlerin ortasında
Bir tarafta Galata Kulesi
Galatasarayı, Galata Köprüsü
Bankerler, Bankalar Caddesi
Karaylardan Karaköy
Taşkışla, Beşiktaş,
Dolmabahçe Sarayı
Diğer yanda
Sarraflar, Kapalıçarşı
Tahtakale, Eminönü
Enderun Mektebi
Çarşılar, Pazarlar
Hanlar, Hamamlar
Konstantin, Fâtih
Mese, Çemberlitaş
Hanedanlar, Saraylar
Devleti Âli Saraylıları
Beyoğlu’nun beyleri
Rumeli’nin yörük ağaları
İstanbul’un efendileri
Avlonya’dan Gedikpaşa’ları
Enderun’dan Kasımpaşa’ları
Kaptan-ı Deryaları, Levendleri
Hercümerc olurlar
İnsanlık yarımadasında
Dünya’nın başkentinde
Kıtaların katığında
16 Ağustos 2022
Kıraathaneler, Çayhaneler
İsfahan, Lahor’un,
Karaçi, Şam’ın,
Kaşgar’ın, Şian’ın,
Kazan Üsküp’ün,
Adis Ababa’nın,
Sevilla Endülüs’ün
Kahire Fişavi’nin
Çınaraltı İstanbul’un
Kahvehane, kıraathane çayhaneleri
Muhayyileler, Muhakemeler
Mütefekkirler Medeniyetler
Fikri, efkarı
Tefekkür mekanları
20 Ağustos 2022
Yarımadalar
Koca Asya’nın
Uçsuz bucaksız
Susuz Issız Bozkırlarından
Hind yarımadasına
Hint’erlandlara
Küçük Asya Rumeli
Yarımadalarına
Sulara, çağlayan, pınarlara
Dağlara ovalara nehirlere göllere
Beş deniz kenarlarına
Ak, Kara, Kızıldeniz’lere
Basra körfez, Hazar denizi
Kıyılarından
“Aman bre deryalara”
“Subaşı duraklara”
Gönlü firaklara
Gönül dağlarına
Issız, sonsuz bozkırlar
Uzaklara yololan
Bereket durakları yarımadalar
Doğudan batıya
Kuzeyden güneye
Seyahatler, seyyahlar
Hind yarımadasında Biruni
Türk yarımadasında
Çelebi Evliyâ’lar
Adalar yarım
Anadolu, Balkan
Altları kıta
Altıncı kıta
Çarşılar dört köşe
Pazarlar her yerde
İçiçe halklar
Denizler misâli
Ak, kara, kızıl
Sevdalar kızılca gönlünce
Avrupa, Asya, Afrika
Avrasya, Afrasya
Dünyalar, âlemler insanca
Yarımadalar Türkiye’si
Dünyalar, kıtalar
Kavuşan, kesişen, birleşen
Gönülleri, kıtaları birleştiren
Dünyanın merkezi
İnsanlık kıtası
İstanbul
Tarihi yarımada
Bir dünya başkenti
Dev imparatorluklardan
Doğu, Batı Roma’ya
Büyük İskender’e
Konstantin, Justinianus’a
Fâtih, Kanuni’ye
Adalete, fetihlere
Ayasofya, Kutadgu Bilig’e
Kutsal Bilgi’ye
Fethedilene
Selçukilere
Devleti Âlilere
Yeditepe, yedi iklimlere
Yedi Kiliselere
Küçük Asya’da, Avrupa’da
Dünya Adası Yarımadalar
20 Ağustos 2022
Su
Ustur su
Zamanı besleyen
Zihinlere açıklık
Zeminlere bereket
Uslanmaktır
Yerlerde yeraltlarında
Karizlerde dolanan
Yağmurdur buhardır
Gözyaşıdır bende
Nemli gözlerdir sende
Yaşlanmaktır
Yaştır su
İstanbul’dur
Sarnıçlar, Çeşmeler
Sakalar, Kemerlerle
Su Müzesidir
Sudaştır
Su dostudur
Kandaştan öte
Recep Ali Topçu beydir
Bin dereden değil
Uludağlardan, Ararat’dan
Everest’den, Toroslar’dan
Su getiren
Sudaş gönüllere serpen.
21 Mart 2022
Kızıl Elma
Dünya kızılca kıyamet
Hayâllerde bir Kızıl Elma
Sınırsız, sınıfsız
Dilim dilim paylaşılan
İnsanlık adası
“Yarım elma gönül alma”
Havsalamda
Yarımadalardan
Adalara, dünyalara
Şehirlerde mabetler
Yedi kiliseler
Istanbul, Roma, Budin
Estergon, Istolni Belgrad
Köln, Viyana
Hepsi Kızılelma
Almaata, Elmadağ, Elmalı
Kızılağaç, Kızılelma, Kızılbel
Caddeler Oğuzhan, Kızılelma
Şehirlerde Kızılelma köyleri
Dünyalarda Kızılelma hayâli
Cennet misâli
Dünyalar Kızıl Kızılelma’m
20 Ağustos 2022
Bir Çift Karanfil
Yıllardan Bindokuzyüzaltmış
Feleknaz nenenin
İki yaşında Levkoşe’si
Cemal dedenin
Ömründe göremediği
Levend torunu, bebesi
Funda atalar
Dedeler, dadalar
Saruhan, Karaman’dan
Yörükler, Evladı Fatihan’lar
Yıllarda yollar
Yollarda yıllar
Şehrengizler, Sevdalar
Dünya Rumeliler
Hep rind olanlar
Mirdita Yakova’dan
Bayraktarlar, Tekkeler
Kosova’sından
Fande’ler, Funda’lar
Makedonya Üsküp’ten
Yollarda yörükler
Keskin kılıçlar
Hep Kahramanlar
Hüdavendigar’dan
Fatih torununa
Fatihan evlatlarına
Levkoşe torununa..
Aşklar, Sevdalar
Hep Gönüllerde
Feleknaz nene,
Cemal dede
Birlikte yatarlar
Edebi alemlerde
Nenemden dedeme
Satır satır sevdalar
Sevdanın nişanesi
Karanfiller
İstanbul’un kale kapılarında
Merkezefendi’nin
Şefkatli toprağında
Merhamet kucağında
Fatihan diyarında
Sevdalıları Rumeli’nin
6 Eylül 2022
Sü’başılar. Sü’baylar. Sü’variler
Ruhumuz;
Dokuz Sekiz
İlk hedefimizdi
Mavi gökler
Lâcivert deniz;
Akdeniz!
Eyüp Sütlüce’den
Gülümserken
Şehid Killigil
Haliç’ten seslenir
Zümrezade
Divriği’den haykırır Demirağ
Semâlardan süzülür Hürkuş
Göklerde iz sürer Bayraktar
Deryalar, Semâlar, Dağlar
Dar gelir onlara
Paşaların nuru
Manastır’dan Azerbaycan’a
Bakü’den Erzurum’a Şehid Nuri Paşa
Sobrenya’da bir Vatanperver
Varna mebusu
İlk Türk motorunun mucidi
Zümrezade Şakir
Divriği’den Demirağ
Yurdu sarmış
Bütün Demirağlar
Semâlarda
Kartal ruhlu Tayyareler
Deryalar, Talaylar,
Semâlar, Dağlar
Dar gelir onlara
İlk Türk uçağını yaptın
Çocuklar gibi şendin
Vidin’den, İstanbul’dan
Vecihi Hürkuş
Sü’Başılar
Sü’Baylar
Sü’variler
İş başa
Tuğlar göklere
Tuğralar kalplere
Dağlar başına
Deryalar, Talaylar uğruna
Semâlar çadırımız ola!
16 Nisan 2018
Vitrin Dolabı
Eyüp’ün önemi,
İki kıtanın birbirine
En yakın olduğu
Emsâlsiz bir
Coğrafya noktasında,
Türk Medeniyeti’nin
Adeta şâhâne bir
Vitrin dolabı gibi
Tüm unsurları ile
Arz-ı endâm ettiği
Nâdide bir
Eserler beldesi olarak
Tevârüs etmiş halidir ki,
Değil sadece kıtaları,
Hayat ve ölümü de
Birarada yaşatmaktadır.
16 Eylül 2017
Kumkapı Çeşmesi
Kumkapı Çeşmesi akıyor
Kalbimden
Sevdalar geçiyor
Gönlümden
Geçtim alemlerin
Bezminden
Gözlerimi dünyaya açtım
Bezmi Alemden
22 Eylül 2021
Beşiktaş Kıyıları
Akdeniz,
Karadeniz,
Kızıldeniz,
Beşiktaş kıyılarında bir olurlar…
Yol alırlar
Deryalara Barbarossalar
Dar Üs Sınai, Tophane
Tersâne-i Âmire, Asitane,
Venedik, Londra
Toplar, Doklar’a
Pourtsmouth’a
Woolwich’e
Royal Arsenal’e
7 Nisan 2019
Şecere
Atalardan Çungaryalı
Büyük Asyalı
Küçük Asyalı
Saruhan Kıpçaklı
Menemen Ovalı
Yörük Obalı
Balkan Yörüklü
Dedelerden Rumelili
Mirditalı Bayraklı
Ahmed Cevdet Paşalı
Kosova Yakovalı
Mirdita Fanlı
“Kosova Muharebeli
Fermanlı
Hüsn-i hizmetli
Mazhar-ı nazar-ı devletli
Uroş bayrağının ucu bakır kaplı
İmtiyazı ihsanlı buyruklu”
Rodoplardan
Ustinalı
Doğu Rumelili
Kosoğlulu
Anadan Üsküplü
Hamamönülü
Vardar Ovalı
Meriçli, Fanlı, Tunalı
Yücelcilerli Yücel şehitlerli
Fazlı Fandalı, Şehid Nazmi Ömerli,
Kemal Hakimoğlu’lu, Kadri Yücelli
Fanlı, Fandili, Fandalı, Fundalı,
Namık Kemal Fundalı
Fadliyeli, Feleknazlı
Babadan Filibeli
Kosoğlu’lu, Tatarpazarcıklı
Gülbahçeli, Ustina Tütünlü
Paşa Camili
Kervansaraylı
Soydan
Evlâd-ı Fatihânlı
Yollarda
Ayşekadın Edirneli
Gönülden Aşktan
1903 Jimnastik Kulüplü
Beşiktaşlı
Serencebey yokuşlu
Abbasağa mahalleli, muhtarlı
Küçükpazar
Zindan Hanlı, Ahi Çelebili
Lalelili, Tayyare Apartmanlı
Laleli muhtarlı
Kâzım Karabekirli, Kazım Taşkentli,
Halide Edip Adıvarlı, Nejat Eczacıbaşılı,
Yahya Kemalli, Adnan Şensesli
Funda Bakkaliyeli
Vardarlılar Dernekli
Funda Emlaklı
Vatan Caddeli
Vatan Apartmanlı
Bozdoğan Kemerli, Kıztaşılı
Katip Çelebili
Yavuzselimli, İbrahim Müteferrikalı
Osman Nihat Akınlı, Seyfettin Özege’li
Mimar Sinan Mescidli
Millet Kütüphaneli
857’li şühedâlı
Doğuştan
Vakıf Gurebalı
Payitahttan Fatihli
Her daimli
Hep Daimli, Daimalı
Hem Mütefekkirânlı
Hem Fatihânlı
Mutemet Sokaklı
Fevzipaşalı
Taşmektepli Atikalili
Akşemsettin Koyunbabalı
Ali Emîrî Efendili
Kocasinan Caddeli
Sarıgüzelli, Mehmet Akif’li
Safahatlı
İstiklâl Marşlı
Sönmez Ocaklı
Balipaşalı, Hırka-i Şerifli
Merkezefendili
Eski Kozlulu
Akdeniz Oğuzhanlı
K ı z ı l e l m a l ı
7 Temmuz 2018
Göçebe
Atadan göçebe
Dededen göçmen
Tuz yasaklı
Menemen Ovasından
Saruhan’dan
Ustina tütünlü
Filibe Ovasına
Tatarpazarcık’a
Küçükpazar’a
Fatih’e
Payitaht’a
Fatihlerin evlatları
Atalar
Büyükdedeler
Dedeler
Oğullar
Torunlar
Evlâd-ı Fatihân
Yörüktük…. Yörüdük
Atadan Dededen Yörüktük;
Yörüdük Saruhan illerinden
Urumelleri’ne…
Avdet ettik;
Deryaların hercümerç olduğu
Payitaht’ın rahmetine….
4 Şubat 2015
İda’da İnsan
Kaz Dağlarında çiçek
Ege’lerde imbat
Arşipel’de bir Cennet;
İda
Rumeli’ne de
senden yol alındı
Roma
Nea Roma’ya da;
Truva!
Sevginin Bilgiye
Bilginin Sevgiye
Kavuştuğu Yersin,
Ulu İda
Payidarsın, Truva
Payitahtsın, İda
Hürriyetin istiklâl ile
Kutlandığı
İstiklalin hürriyet ile
Kutsandığı yersin
Çanakkale’den buyana
Efsanevi toprak;
Truva
Paris ile Helena,
Hasan ile Emine,
Sarıkız, Hasanboğuldu,
Afrodit, Sappho, Iphigenia
Odiseus, İlyada
Sevgi’nin Efsanesisin;
İda!
Bilginin Sevgiyle,
Sevginin Bilgiyle
Büyülendiği Yersin
Kazdağ İda!
Aristo, Strabon, Çelebi Evliya
Bedreddin, Piri Reis, Sokrates
Bilgi Pınarları
İda’da Bilgi, İda’da Sevgi
Bilgi ile Sevgi, Sevgi ile Bilgi
Ayasofya, kutsal bilgelik
Kutsal Bilgi, Kutadgu Bilig
Yusuf Has Hacib
İdealar ülkesi,
Tanrıların Dağı
İda
Kartalçimen, Kaz Avlusu
İdea’da İda
İdalar içre bir efsane;
İlyada
İda, İdea, Aida
İda, Asya’nın ulu silsilesi
İdea, bilgi hazinesi
Aida, İda’nın gizemli zirvesi
Aya Sofya, Filozofya
Filozofya’nın doğduğu yer
Truva, İda
İyonya, Anatolya
Antandros, Assos, Agonya
Nea Roma, Truva, Asya
Bir olurlar Küçük Asya’da
Filozofya, Bilgi Sevgisi
Bilginin Sevgisi
Sevginin Bilgisi
Filosofi
Platon’un ideası
Sokrat’ın diyalogları
Aristo’nun poetikası
Bu topraklarda
hayat buldu
Dallandı budaklandı
Ece’lerin İdası, İdeası
İda’nın Pınarları
Efsaneleri, tanrıları
Aristo, Eflâtun, Aziz Pavlos
Sappho, Sokrates, Homeros
Bilgeler diyarısın; Assos
Ölmez ağaç
Ölümsüz insanlar
İdaların sonsuz ölümsüz ruhu
Sarı Zeybek,
Sarı Kız,
Sarı Saltuk,
Sonsuzluk
Kutsal Hasat
Kutsal toprakların
Kutsal zeytin ağacı
Kutsal sarı
Kutsal sarı sıvı
Kutsal su
Ayazmalar dolusu
Ey İdalar’ın, Arşipel’in yolcusu;
Kazdağlarında tohum olduk
Çanakkale’nin kutsal topraklarına düştük; göverdik
Tarz-ı şiir böyle gerek,
Hem Destane, Hem Levend’âne
19 Şubat 2012
İda’da Zaman
Reislerin Pîrî
Gelibolu’dan Piri Reis
Deryalar içre bir Deniz;
Adalar Denizi, Arşipel, Ege!
Rumeli’nden gülümserken Yahya Kemal
Midilli’den seslenir Namık Kemal
Bolayır’dan haykırır Mustafa Kemal…
Ruhumuz;
Dokuz Sekiz
İlk hedefimizdi,
Bahr-i Sefid, Akdeniz!
Bin türlü zorlasalar da, açamadılar,
Aşamadılar seni; Kilit-ül Bâhir.
Midilli’den bir Kaptan-ı Derya…
Deryalar dar gelir ona;
Barbarossa!
İşte, Arşipel!
Adalar Denizi…
Adalar denizinde kale misali bir yarımada;
Kale-i Sultaniye
Deryaları,
Dünyaları aydınlatırsın;
Kitâb-ı Bâhriye
Orhan Gâzî’nin
Holofera’nın
Oğlusun,
Rumeli’nin fenerisin;
Gâzî Süleyman Paşa!
Afrodit’in oğlusun,
Roma’nın Efsanesisin
Truva’dan miras
Kahraman Aeneas!
Geldikleri gibi
gittiler
Koca Asya’nın kilidi,
Truva
Küçük Asya’nın zirvesi,
İda
İda’nın zirvesine
Nakşettik
Efsanelerimizi
Arşipel’in dibine
Gönderdik
Heybetli savaş gemilerini
Odiseus, Hektor, Priamos
Aeneas, Evranos
Süleyman Paşa, Gâzî Paşa, Barbaros
Fatihlerin Diyarısın Troas
Truva’ya can verenler
İskender, Sezar
Fatih Memet ile Gâzî Kemal
Havranlı Seyit Ali
Truva’da can verenler
Hektor, Dimitroyati,
Kınalı Hasan, Ezineli Yahya
Aşılmaz, sonu gelmez serüvenlere,
Yolculuklara, Odise’lere de
buradan çıkılmıştır,
Tulum üzre sallar dizenler
Gemileri sallarla denize indirenler
Gemilerden köprüler yapanlar
Suya seccade salanlar
Deryalarda Yürüyenler
Aeneas, Odiseus,
Şeyh Bedreddin, Azîz Paulus
Ece Yakup, Ece Bali,
Süleyman Gazi, Ara Bali,
Denizi Yürüyerek geçenler
Kara Koca, Kara Hace,
Kara Mürsel, Kara Yalova,
Kara Biga, Kara Sığla,
Yalvaç Dede, Hali Dede
Upuzun Yollar
Kısacık adımlarla aşılır
Yeter ki Yürüyelim
Deyip deryaları yürüyenler
İda’nın Yollarında
Kervanları dizenler
Devranları Çanakkale’den döndürenler.
Agamemnon’u sulara gömenler;
İlhamlarını hep buralardan almışlardır.
19 Şubat 2012
Hemşehri
Hem Kosova
Hem de Fatih’ten
Hemşehrim
Mehmet Âkif.
Al Sancağımın,
Tüten
En Son Ocağımın
Şairi
31 Aralık 2016
Küçük Bey’in
Yıl: 1962, Fatih Mutemet Sokak, İstanbul
Payitahttayım
Fatih’te
Mutemet Sokak
Evlad-ı Fatihan
Büyük Atalar
Küçük çocuk
Kütüklerde Levent
Yüreklerde Levkoşe
Anasının Kuzusu
Ataların Kızıl Elma’sı
Ellerde balonlar
Küçük beyinde
Büyük düşler
Düşlerde düşünceler
Mutemet’in
Dik sokağında
Lapa lapa karlar
Hayallerde
Çocukları sevindiren
Büyükler
Hediye ambalajında
Haki yeşili kızaklar
Sokakta yollar
Arnavut Kaldırımlar
Yürünecek
Aşınacak
Yollarda yıllar
Yaşanacak
Gözlerde
Hülyalar, Hayaller
29 Eylül 2019
Memedim Âkif
Babaocağı İpek kasabası,
Tekkeler Yakova’sı
Hüdavendigâr Kosova’sı
Sarıgüzel, Fatih Medresesi
Halkalı, Çatalca
Bayramiç, Çanakkale
Kastamonu, Konya
Eskişehir, Burdur
Sandıklı, Dinar
Afyon, Antalya
Balıkesir, Gelibolu
Ankara
Memedim Âkif’in
Eskimiş paltosuna
Sıkı sıkıya sarılarak,
Isıtmak için odun bulamadığı
Tacettin Dergâhının
Alev alev duvarları
En son ocak
Ankara’dan
İstiklâl ateşi her yanı saracak
Sakarya
En son hat
“Kayseri’ye
Meclis taşınmayacak”
Duvarları İstiklâl
Ateşi ile yanan
Memedim Akif’in
Tacettin Dergâhı
Terkedilmeyecek
7 Eylül 2019
19 Mayıs
Payitaht’tan yolalan
Bir Vapur
Bandırma
Kandıra bandıra değil
Kırıla döküle
Dalgalarla
Takipteki sinsi
Kraliyet gözlerinin kıskacında
Yetmiş altı çift göz
Tek yürek
İskenderun Akdeniz’den
Samsun Karadeniz’e
“İngiliz’e silâh çekerim”
İradenin beyanı
Yüreklerin isyanı
Zaman tünelinde
Karadeniz’den
“İlk hedefiniz Akdeniz’e”
Ordularla, isyanlar
İnsanlarla..
Bir başlangıçtır
19 Mayıs
Destandır, Nutuk’tur
Doğum günüdür
Alnıma yazılandır
1919
19 Mayıs 2022
Tarihi yarımadadan
Zübeyde ananın
Evladı Ata’nın
Beşiktaş’ına
Akaretlere Ihlamura
Beşiktaş’tan ilk hedefe
Akdeniz’e
Doğan Güneştir
Cumhuriyet
LA
29.10.2023
Yağmur çiseliyor
Beşiktaş Çarşısı dilsiz,
Beşiktaş Çarşısı kör
Havada konuşmamanın,
Görmemenin kahrolası hüznü
Beşiktaş Çarşısı
Kapatmış elleriyle yüzünü
Karanlık ellerin zamanıdır
Yağmur çiseliyor
Yağmur çiseliyor
Korkarak, yavaş sesle
Bir ihanet konuşması gibi
Yağmur çiseliyor
Beşiktaş’ın esnaf çarşısında
Levent Ağaoğlu
18 Nisan 2024
| Alphabetical listing of Places in World | |||||||
| Name | What | Region | Country | Lat | Long | Elev ft. | Pop est |
| Levenda | city | Vladimirskaya Oblast’ | Russia | 55.32 | 41.80 | 830 | 1490 |
| Levendale | city | Tasmania | Australia | -42.53 | 147.57 | 1669 | 149 |
| Levendalovka | city | Kharkivs’ka Oblast’ | Ukraine | 49.88 | 35.50 | 830 | 2 |
| Levendochori | city | Kentriki Makedonia | Greece | 40.95 | 22.82 | 830 | 6393 |
| Levendochori | city | Dytiki Ellada | Greece | 37.69 | 21.33 | 200 | 10779 |
| Levendokhorion | city | Dytiki Ellada | Greece | 37.69 | 21.33 | 200 | 10779 |
| Levendokhóri | city | Dytiki Ellada | Greece | 37.69 | 21.33 | 200 | 10779 |
| Levendokhórion | city | Kentriki Makedonia | Greece | 40.95 | 22.82 | 830 | 6393 |
| Levenduks | city | Kareliya | Russia | 61.15 | 32.94 | 141 | 447 |
| Levendyanskiy | city | Vladimirskaya Oblast’ | Russia | 55.32 | 41.73 | 830 | 1490 |
| Levent | city | Sakarya | Turkey | 40.95 | 30.43 | 187 | 6561 |
| Levent | city | Malatya | Turkey | 38.44 | 37.85 | 5141 | 3427 |
| Levent | city | Rize | Turkey | 41.07 | 40.88 | 1669 | 1043 |
| Levent | city | Izmir | Turkey | 38.42 | 27.16 | 830 | 154845 |
| Levent Pinari | city | Erzincan | Turkey | 39.62 | 38.61 | 5869 | 1639 |
| Leventehegy | city | Vas | Hungary | 46.99 | 16.31 | 898 | 8899 |
| Leventevár | city | Jihomoravsky Kraj | Czech Republic | 48.76 | 16.89 | 830 | 53535 |
| Leventici | city | Republika Srpska | Bosnia & Herzegovina | 43.85 | 19.Mar | 2719 | 4023 |
| Leventici | city | Bosne i Hercegovine | Bosnia & Herzegovina | 43.38 | 17.32 | 830 | 4869 |
| Leventis | city | Dytiki Makedonia | Greece | 40.37 | 22.Nis | 3349 | 1927 |
| Leventkoy | city | Rize | Turkey | 41.07 | 40.88 | 1669 | 1043 |
| Leventler | city | Erzincan | Turkey | 39.96 | 38.98 | 6023 | 1639 |
| Leventli | city | Malatya | Turkey | 38.33 | 38.08 | 3349 | 4813 |
| Leventochori | city | Kentriki Makedonia | Greece | 40.95 | 22.82 | 830 | 6393 |
| Leventochorion | city | Kentriki Makedonia | Greece | 40.95 | 22.82 | 830 | 6393 |
| Leventochorion | city | Dytiki Ellada | Greece | 37.69 | 21.33 | 200 | 10779 |
| Leventochóri | city | Dytiki Ellada | Greece | 37.69 | 21.33 | 200 | 10779 |
| Leventpınar | city | Erzincan | Turkey | 39.62 | 38.61 | 5869 | 1639 |
| Leventpınarı | city | Erzincan | Turkey | 39.62 | 38.61 | 5869 | 1639 |
| Leventseva | city | Poltavs’ka Oblast’ | Ukraine | 49.52 | 34.24 | 288 | 2800 |
| Leventsevka | city | Poltavs’ka Oblast’ | Ukraine | 49.52 | 34.24 | 288 | 2800 |
| Leventsevo | city | Poltavs’ka Oblast’ | Ukraine | 49.62 | 35.25 | 830 | 3319 |
| Leventsivka | city | Poltavs’ka Oblast’ | Ukraine | 49.52 | 34.24 | 288 | 2800 |
| Leventsivka | city | Dnipropetrovs’ka Oblast’ | Ukraine | 48.91 | 35.61 | 830 | 5 |
| Leventsivka | city | Poltavs’ka Oblast’ | Ukraine | 49.62 | 35.25 | 830 | 3319 |
| Leventsova | city | Poltavs’ka Oblast’ | Ukraine | 49.62 | 35.25 | 830 | 3319 |
| Leventsovka | city | Poltavs’ka Oblast’ | Ukraine | 49.52 | 34.24 | 288 | 2800 |
| Leventsovka | city | Dnipropetrovs’ka Oblast’ | Ukraine | 48.91 | 35.61 | 830 | 5 |
| Leventsovka | city | Poltavs’ka Oblast’ | Ukraine | 49.62 | 35.25 | 830 | 3319 |
| Leventsovskoye | city | Rostovskaya Oblast’ | Russia | 47.20 | 39.57 | 39 | 157088 |
| Leventum | city | Provence-Alpes-Cote d’Azur | France | 43.86 | Tem.23 | 1830 | 8790 |
| Leventys | city | Kareliya | Russia | 61.15 | 32.94 | 141 | 447 |
| Copyright 1996-2021 b | |||||||