Home Blog Page 64

Balkanlar, Rumeli’de Türklere Karşı Yapılan Katliamlar

Balkanlarda Rumeli’de Türklere karşı katliamların kronolojik listesi

Not: Bu liste kapsamlı değildir ve tüm katliamları içermez.

14. Yüzyıl:

1363: Çirmen Olayı: Sırp Kralı Stefan Uroš V, Osmanlı topraklarında yaşayan Türk sivil halka saldırdı ve birçok kişiyi öldürdü.

15. Yüzyıl:

1444: Varna Savaşı: Macar ordusu, Türk ordusuna yenildikten sonra kaçarken, birçok Türk sivil de katledildi.
1453: Konstantinopolis’in Fethi: Şehrin düşmesinden sonra bazı Türk askerleri yağmacılık ve katliam yaptı.

16. Yüzyıl:

1526: Mohaç Savaşı: Macar ordusu Osmanlı ordusuna yenildikten sonra kaçarken, birçok Türk sivil de katledildi.
1593: Belgrad Kuşatması: Belgrad’ın Osmanlılar tarafından ele geçirilmesinden sonra bazı Türk askerleri yağmacılık ve katliam yaptı.

17. Yüzyıl:

1683: II. Viyana Kuşatması: Osmanlı ordusu Viyana’yı kuşattıktan sonra geri çekilirken, bazı Türk sivil de katledildi.
1690: Çırakdere Olayı: Sırp askerleri, Belgrad’daki Türk sivil halka saldırdı ve birçok kişiyi öldürdü.

18. Yüzyıl:

1739: Belgrad Antlaşması: Antlaşmanın imzalanmasından sonra Belgrad’dan göç eden Türkler, Sırp ve Arnavutlar tarafından katledildi.
1792: Avusturya-Rus Savaşı: Savaş sırasında Osmanlı topraklarında yaşayan birçok Türk sivil, Rus ve Avusturya askerleri tarafından öldürüldü.

19. Yüzyıl:

1804-1813: Sırp İsyanı: İsyan sırasında Osmanlı topraklarında yaşayan birçok Türk sivil, Sırp isyancılar tarafından öldürüldü.
1821-1829: Yunan Bağımsızlık Savaşı: Savaş sırasında Osmanlı topraklarında yaşayan birçok Türk sivil, Yunan isyancılar tarafından öldürüldü.
1876: Bulgar İsyanı: İsyan sırasında Osmanlı topraklarında yaşayan birçok Türk sivil, Bulgar isyancılar tarafından öldürüldü.
1877-1878: Osmanlı-Rus Savaşı: Savaş sırasında Osmanlı topraklarında yaşayan birçok Türk sivil, Rus askerleri tarafından öldürüldü.

20. Yüzyıl:

1908: Jön Türk Devrimi: Devrimden sonra Osmanlı topraklarında yaşayan birçok Türk sivil, Ermeni ve Rum çeteler tarafından öldürüldü.
1912-1913: Balkan Savaşları: Savaşlar sırasında Osmanlı topraklarında yaşayan birçok Türk sivil, Balkan devletleri askerleri tarafından öldürüldü.
1914-1918: I. Dünya Savaşı: Savaş sırasında Osmanlı topraklarında yaşayan birçok Türk sivil, düşman askerleri ve Ermeni çeteler tarafından öldürüldü.
1920-1922: Kurtuluş Savaşı: Savaş sırasında Anadolu’da yaşayan birçok Türk sivil, Yunan ordusu ve Ermeni çeteler tarafından öldürüldü.
1941-1945: II. Dünya Savaşı: Savaş sırasında Balkanlar’da yaşayan birçok Türk sivil, Nazi işbirlikçileri ve komünistler tarafından öldürüldü.

20. Yüzyılın Sonu:

1992-1995: Bosna Savaşı: Savaş sırasında Bosna’da yaşayan birçok Türk sivil, Sırp ve Hırvat askerleri tarafından öldürüldü.

1999: Kosova Savaşı: Savaş sırasında Kosova’da yaşayan birçok Türk sivil, Sırp askerleri tarafından öldürüldü.

Bilal Şimşir bey’in 3 ciltlik dev eseri yeradları temelinde harita yapımı için ana bir kaynak olabilir.

 

İpek Yolu/ Bilgelik Yolu: 41.Paralel

41.PARALEL

Yunzhong 41. paralelde, İstanbul’dan geçer, Semerkant’dan geçer. O zaman nedir bu? Bilgelik yoludur. Tonyukuk yoludur. Yesevi zihniyetinin arkası Tonyukuk’tur. Doğuya, batıya, kuzeye, güneye devamlı sefer yapmıştır, durmamıştır. Biz Yesevi’ye, Tonyukuk bağlantısını kurmak durumunda olacağız.

Nasıl 36.paralel Çekiç Güç olarak ünlenmişse; 41.paralel de Bilge Güç simgesidir. Tonyukuk’un doğduğu Yunzhong (Çin) ve İstanbul aynı 41.enlem üzerinde sıralanmışlardır. Göktürkler ve Osmanlıları bağlayan süreklilik çizgisidir bu. 40-41.enlemler üzerinde tarihi başkentler yeralmaktadır.  İstanbul, ayrıca, 19. yüzyıla kadar sıfır meridyen noktası idi. Yunzhong’dan itibaren İstanbul’a uzanan 41.paralel, Bilgelik Hattı’dır. Bu hat üzerindeki uygarlıkları sırtlamış ve geleceğe uzanmaktadır. Göktürkler’den başlayarak bizleri birleştirmektedir. Çin, Türkistan, Kadim Anadolu (Küçük Asya); birlikte İstanbul’a ulaşarak kıtaları birleştirmektedir.

  • Yunzhong 41.paralel
  • Semerkant 40.paralel
  • Hattuşaş 40.paralel
  • Ankara paralel
  • Truva 40.paralel
  • İstanbul 41.paralel

Ortaçağ Ticaret Yolları 11-12.yüzyıl

MÖ. 200’lerden başlayarak İpek Yolu ticaretinin kontrolü Sarı Nehir’in Ordos dirseği içindeki geniş sahaları kontrol eden Hun Türkleri tarafından sağlanıyordu. Kuzeyde Ordos dirseğindeki meralar ve sulu tarım Hunlar için verimli bir ortamı temin sağlamaktaydı. Ayrıca, Ordos’u tutan boylar, Gansu Koridoru üzerinden yürütülen ticaret rotasına yakınlık nedeniyle, maddi güç elde ediyorlar ve bu şekilde güçlerini de pekiştirmiş oluyorlardı. Ümit Burnu’nun keşfedilmesi ile birlikte (1487), İpek Yolu ticareti örselenmiş ve ticaret denizlere kayarak karasal kıta Asya ülkelerinde refahın azalmasına neden olmuştu. 500 yıl süren bir çöküş döneminin ardından, 20.yüzyılın son çeyreğinden itibaren tekrar canlanmaya başlayan İpek Yolu ticareti 2030’lardan itibaren hızlı trenlerin tam kapasiteli olarak devreye alınması ile birlikte, Akdeniz ve Yeni Akdeniz (Pasifik Okyanusu) Modern İpek Yolu Projesi ile yeniden birbirine bağlanmış olacaktır.

41.paralel ekseninde Pekin-Semerkand-İstanbul-Avrupa hattı sayesinde büyüme çevrimi Büyük Asya-Küçük Asya üzerinden etkili olmaya başlayacaktır.  Böylece, Doğu Asya-Doğu Akdeniz-Doğu Avrupa üçgen etkileşimi, Türkiye-Rusya-Çin pazarlarını merkez alarak Avrupa-Asya Birliği-Türkiye üzerinden gerçekleşme yoluna girecektir. İpek Yolu’nun stratejik orta kuşak hattı Türkistan ve Türkiye üzerinden geçmektedir. Baş aktör, Türkiye’dir. Afrika ve Ortadoğu, Türkiye üzerinden İpek Yolu’na entegre olacaktır. Küresel aktörlerin denizler üzerinden ticareti engelleme risklerine  karşı, Çin alternatif çözüm olarak kadim İpek Yolu’nu yeniden devreye aldı ve hızlı tren hatlarının inşasına girişti; Asya’nın eski komşuları olan Çin ve Türkiye, büyük oyunu yeniden ve bu sefer birlikte sahneye koyuyorlardı.

İpek Yolu: Pekin-Şian-Urumçi

Büyük Asya kıtası ülkelerinin (Osmanlı, Çin) İpek Yolu üzerinden ticareti ellerinde tutmalarını sonlandırmak isteyen Batı, yeni ticaret yolları arayışlarını, coğrafi keşifler neticesinde gerçekleştirerek, ticareti okyanuslar üzerinden yapmaya başladı. İpek Yolu devreden çıkartılınca Asya kıtası çöküş sürecine girmeye başladı ve limanları batılı donanmalar tarafından abluka altına alındı, işgal edildi.

Tarihi gelişim süresince, milattan önceki devirlerden itibaren Sarı Nehir ile çevrelenmiş stratejik Ordos düzlüğü ve Gansu Koridoru üzerinden Doğu ve İç Asya ticaretini kontrol eden Türkler, Talas Savaşı (751) ile Çinlilerin Orta Doğu’ya yürüyüşlerini durdurmuşlar ve ardından Anadolu (1071) ve İstanbul’u (1453) ele geçirerek, İpek Yolu’nu bu sefer de Batı ucundan kontrol altına almışlardır.  İpek Yolu, Avrupa-Asya Birliği entegrasyon idealinin binyıllık temelidir.

Küresel hegemon ABD’nin denizlerde hakimiyeti neticesinde, ticaretin karasal kıtalar üzerinden güvenlikli olarak tekrar canlandırılması gündeme gelince, kadim hasımlar Çin ve Avrupa, orta kuşakta yeralan Türkiye ile İpek Yolu üzerinden ticaret seçeneğine sarılmışlardır. ABD’nin aynı zamanda dünyanın en büyük pazarı olmasının verdiği güvenle korumacı bir ticaret anlayışına yönelmesi, İpek Yolu ( Bir Kuşak- Bir Yol ) projesinin hızlandırılmasına neden olmuştur.

Harita 18: Yeni Akdeniz ve Limanları

Harita 19: Tarihi İpek Yolu

“Akdeniz’den Pasifik’e”: Türkiye’nin Çin ile Ticareti ve Bölgeler Arası İşbirliği Önerisi

Türkiye ve Çin bölgelerindeki ortak ticari alan ve serbest (gümrüksüz) ticaret  entegrasyonlarında öncü olmuşlardır. Türkiye, Çin’in Avrupa-Akdeniz  serbest ticaret bölgesine, Çin ise Türkiye’nin Doğu Asya serbest ticaret bölgesine açılan kapısı olabilecek; Avrupa, Balkanlar, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Kafkasya, Avrasya ve  Asya-Pasifik’teki işbirliği ‘’Avrupa-Türkiye-Kafkasya-Orta Asya-Çin hattı’’ hem batıdan doğuya, hem de doğudan batıya her iki yönde de  geliştirilebilecektir. Bu hat üzerindeki AB, EFTA, KEİB, ECO gibi bölgesel entegrasyonlarda Türkiye’nin;  RCEP, APEC, ASEAN gibi entegrasyonlarda is Çin’in katılımı vardır. Türkiye, Asya-Pasifik’teki APEC ve ASEAN ile işbirliğine hazırlanarak ticari ilişkilerini ivedilikle geliştirme yolunda ilerlemelidir.

Global GSMH’de Asya ülkelerinin payının 2025 yılında %55’e çıkarak Batı ülkelerini geride bırakması beklenmektedir. Batı ülkelerinin global GSMH payının, Asya’daki hızlı kalkınma neticesinde, 2025 yılında %30 oranına gerilemesi tahmin edilmektedir. Akdeniz  bölgesi dünyanın merkez eksenini teşkil ettiği dönemlerde Akdeniz’ in süper gücü olan ve Akdeniz  dışına çıkamayan, çıkmak istemeyen Osmanlı İmparatorluğu gelişme ekseni Akdeniz  dışına Atlantik’e kayınca çöküş sürecine girmişti.

Şimdi ise gelişme ekseni tekrar yer değiştiriyor. Atlantik’ten (Avrupa’dan)  Pasifik’e (Asya) kayıyor. Bu gelişme ise Türkiye’ye büyük bir fırsat sunuyor. Pasifik kıyısındaki ülkeler arasındaki ekonomik dinamizm bir zamanlar Akdeniz  limanları arasındaki dinamizmi çağrıştırmaktadır. “Yeni Akdeniz”, Pasifik’te yaşanmaktadır.  Bu dinamizm Yeni Akdeniz  kavramını açığa çıkartmaktadır. Asya-Pasifik bölgesinde Çin merkezli bir Yeni Akdeniz  oluşmaktadır.

Akdeniz dünyası endüstriyel yenilikçi faaliyetlerin ve müteşebbislerin insiyatifinin birleştiği bir potadır. ‘’Akdeniz dünyası’’ sermaye akışının, ticaretin biraraya toplanmasının ve altyapı bağlantılarının  ürettiği kuvvetlerin kıyı bölgelerini anakaralarından ayırdığı ve bu mekanı diğer güç yönlerine doğru yeniden yapılandırdığı, bürokratik planlamanın sıkı kontrol mekanizmasını zorlaştıran çok yüzlü bir alandır. Akdeniz  dünyası farklı medeniyet bölgeleri arasında bir bağlantıdır. Yeni Akdeniz, artık Asya’da canlanmaktadır. Yeni Akdeniz’in bellibaşlı limanları ise dünyadaki en büyük 10 limandan ilk dördü olan Hong Kong, Singapur, Busan ve Kaohsiung ile 6.sırada yeralan Şangay’dır. Bu limanların üçü Çin Ekonomik alanındadır; Hong Kong, Kaohsiung ve Şangay. Asya-Pasifik’in birkaç onyıl içerisinde global GSMH dağılımında birinci sıraya oturacak olması, bu “Yeni Akdeniz” coğrafyasındaki sanayileri giderek büyütmektedir.

Çin ile birlikte  “Akdeniz ’den Pasifik’e” kadar ortak olarak  stratejik ticaret ortaklıklarını geliştirmeli ve ticaret artışlarını hedeflemeliyiz. İki tarafın ortak çabalarıyla yeni yüzyılda Türk-Çin ekonomik ve ticari işbirliğinin muhakkak, daha parlak bir geleceği olacaktır. Bundan sonra  Türkiye ve Çin dostluğu daha ileriye götürülmeli, ekonomik ve ticari işbirliği daha üst noktalara taşınmalıdır. Böylece,  Avrupa-Akdeniz  serbest ticaret bölgesindeki ve ‘’Yeni Akdeniz’’deki fırsatlar birlikte  değerlendirilebilecektir. Hedef ; ‘’Bir Uçtan Bir Uca Asya’’lıların ‘’Akdeniz ‘den Pasifik’e’’ artan dostluk ve işbirliği olmalıdır.

İpek Yolu Koridorları

  1. 1. Orhun: Pekin. Ulanbatur
    2. Tonyukuk: Zhengzhou. Xian. Lanzhou. Urumqi. Kazan. Moskova. Avrupa
    Hint: Kalküta. Dhaka. Kunming
    4. HindiÇin: Kunming. Bangok. KLumpur.Singapur
    5. Uygur-Pakistan: Kaşgar. Gwadar
    6. Türkistan-Türkiye: Bişkek. Semerkant. Tahran. Ankara. İstanbul

1.2.5.6 nolu koridorlar Türklük coğrafyalarını birbirine bağlamaktadır.

Bilgelik Yolu:41.Paralel. İpek Yolu Çizgimiz Tonyukuk’un doğduğu YunZhong ile İstanbul ve Roma arasındaki 41.Paralel’dir.

Bilge Güç Hattı, Sıfır taşlarını birbirine bağlamaktadır. 41.enlem aynı zamanda gez-göz-arpacık çizgimizdir; batı-doğu arasındaki gidiş gelişlerimiz, her seferinde bizleri de daha zenginleştirecektir. Çizginin bir ucunda yer alan Çin ve diğer ucunda yeralan Avrupa bağlantıları yeni İpek Yolları ile imkânlarını sunmaktadır.

Yazmaya ilk yazarımız olan Bilge Tonyukuk ile başladık. Düşünce dünyamızda bağlantı kurduğumuz düşünce merkezleri Paris, Londra, Hicaz’a, Semerkant, Buhara’ya kadar gitmiş fakat Buhara’nın doğusuna geçememiştir. Düşünce evrenimizi Tonyukuk Yazıtının yeraldığı, Türklüğün en doğu sınırına kadar genişletmeliyiz; karşımıza çıkacak olan Ulus kavramıdır ki, en etkili anlatımına Tonyukuk’tan binlerce yıl sonra Mehmed Akif’in satırlarında rastlamaktayız.

41.paralel, Çin’de Yunzhong‘da Bilge Tonyukuk ile başlar, Semerkant’dan İmam Maturidi, Yesi’den Ahmet Yesevi ile yoluna devam eder, Balasagun’a uğrar Has Hacip’in Bilgelik kitabını Kutadgu Bilig’i de yanına alıp, İstanbul’a Sıfır Taşı’na Aya Sofya’ya (Kutsal Bilgelik) ulaşır, Kızıl Elma Roma’sında Sıfır Taşı’na varır.  41.paralel tüm yönleri (Kuzey Güney Doğu Batı) kapsayıcıdır.

Tonyukuk; dönüm noktamızdır.

Tonyukuk, Bilge Kağan’ın “Budist olalım” önerisine karşı gelerek (723) nedenlerini sıralayıp kendisini ikna ederek Budistleşmemizin önüne geçmiş ve Batı’ya giden yolu sonsuza kadar açışının neticesinde, 30 yıl sonra Talas Savaşında (Kırgızistan) Araplarla birlik olan Türkler, Çinlileri mağlup etmiştir. Bu savaştan sonra da Çinlilerin Batıya ilerleyişleri durdurulmuş ve çok amaçladıkları halde ne Hazar’a ne de Ortadoğu’ya inememişlerdir.

  1. Enlem. Asya Pasifik bölgesi dünyanın yeni ekonomik aksı olarak yükseliyor. Bu durum ister istemez uluslararası ilişkiler düzenini de etkiliyor. Bu bağlamda Türkiye ve Türk Dünyasının jeopolitik öneminin giderek yükseldiği görülmektedir. https://www.booksonturkey.com/ makaleler sitesinin okunma sıklığına baktığımızda bunu çok çarpıcı bir biçimde görüyoruz. Türk, Türk dünyası, Türkistan, Tonyukuk gibi Asyalı kimliğimizin başat motifleri daha fazla merak edilip ilgi çekiyor.

Kalem ve Kılıçların Efendisi Bilge Tonyukuk: “Tanrı Korusun, Türk milletinin içinde silahlı düşman dolaştırmadım, damgalı at koşturtmadım”

395’de Roma çökerek İstanbul‘da yeniden kurulmamış mıydı?  Orhun-Ötüken-Semerkant-Horasan-Bursa-İstanbul-Filibe-Üsküp-Roma kuzey ekseni, Kızıl Elma Roma’sında (İstanbul) Sıfır Taşı’na varır. İtalya’da doğan Roma’nın yeniden doğumu Türkiye‘de gerçekleşmiştir ve devam etmektedir. 36° 42°, yaşamak için harika enlemler.

Dış Yatırımlar ve İhracat için Cazip Şehirler, Çin Örneği ve Türkiye

İhracat ve kalkınmada Çin örneği

Ülkemizde Japon modeli konusunda epey bir literatür oluşturulmuştu ve Turgut Özal dönemi de bu konudaki örnek uygulamalar ile doluydu. Fakat Çin modeli sadece ucuz emek ve kalitesiz üretim ile zihinlerde özdeşleştirilirken,  ithalatımızda Çin birinci sıraya yükseltilmiş ve fakat söz konusu modelin ülkemize  uyarlanabilirliği konusu incelenmemişti. Burada değerlendireceğimiz kriter ucuz yemek değildir.

Çinliler 1978 yılında başlayan 50 yıllık bir plan çerçevesinde hızlı kalkınma ve ihracat modelini uygulamışlar ve uygulamaya devam etmektedirler. Buradaki stratejiler ve taktikler konusunda da batı dünyasında bir literatür oluşturulmuştur, fakat bu literatür ülkemizde maalesef incelenmemiştir.

Bir kaç örnek ile bu uygulamalara ışık tutmaya çalışalım. Çin merkezi bir devlet olmasına karşın kalkınma ve ihracat çabalarında yerel yönetim dinamiğini kullanmaktadır.

Örneğin şehirlerin ve ilçelerin girişlerindeki ana yol üzerinde ışıklandırılmış taklar bulunmakta ve üzerlerinde “hoşgeldiniz gelin şehrimize yatırım yapın” tarzında ingilizce sloganlar ile yabancı sermaye bu şehirlere gelmeye teşvik edilmektedir.

Ülkemizde ise yerel kalkınma dendiğinde sadece konunun yurtdışı ile bağlantısı olmaksızın analizini düşünmekteyiz çoğunlukla. Toplum kalkınması ülkemizdeki literatürde bu şekilde oluşturulmuştur. Yasal mevzuat açısından da belediyelerde ihracata yönelik giriş bir mevzuat bulunmamaktadır. Belediyeler ülkemizde tamamen imar ve rant konularına yoğunlaşmışlardır.

Böylece toplumsal dinamiğin en tabandaki en hareketli olan yerel boyutunu siz yurt dışı dünyadan soyutlamış oluyorsunuz ne elde edebilirsiniz. Örneğin ülkemizde kalkınma ajanslarının kurumsal ana internet sayfasındaki bilgiler 2019 yılından kalmadır. 26 kalkınma ajansından söz edilmektedir. Bu ajanslar ne derece uygulamaya dönük hızlı çabalar içerisindedirler bunu değerlendirmek lazımdır.

En önemli bir nokta olarak Çinlilerin dünya pazarlarını ele geçirmelerindeki sebep ucuz emek değil ama organizasyon becerileridir.  Dünyada emtiaların, hammaddelerin, yardımcı maddelerin belli bir dünya piyasası vardır ve  Çin de alımlarını bu fiyatlar üzerinden yapmaktadır. Fakat rakiplerinden daha düşük fiyat verebildiyse, bu en önemlisini organizasyon becerisi olarak dile getirdiğimiz beceriler ile ilgilidir.

Çinliler bu karmaşıklığı çok iyi idare edebilmekte ve yönlendirebilmek tedirler. Biz ise bunun farkında ve ayırdında değiliz. Belli klişelerle düşünme alışkanlığımız bizi bu bilgileri sorgulama ve gerçeği bulma konusunda çekingen ve ilgisiz kılmaktadır.

Ayrıca Çinliler bu girişimlerinde sahil bandını, kuzeydeki diyelim Pekin‘den Hong Kong‘a kadar olan bölge içerisindeki sahil bandını dünyaya kendilerini gösterebilecekleri bir vitrin olarak tasarlamışlar ve kıyıdan 100 km içeriye kadar olan bandı tamamen Modern Çin olarak, yabancıların “Çin böyle ne kadar hızlı kalkınmış”  diyecekleri tarzda organize etmişlerdi.

Çin’in en önemli vitrini bu sahil bandı şehirlerde iken, 100 km’den sonra ise içerlerde başka bir dünya, gelişmemiş Çin yer almaktadır, ama zaten yabancılar 101. km’ye pek ulaşmamaktadır.

Ülkemizin sahil bandı şehirleri, özellikle Ege ve Akdeniz bölgeleri turizm ağırlıklı olduğu için aslında bu aynı zamanda bir avantaj teşkil etmektedir, çünkü buralara yoğun olarak yabancı ziyaretçiler gelmekte ve gelenler arasında iş adamları yoğunlukla yer almaktadır.

Yabancı işadamlarının da ziyaret ettiği bu yerlerde, ayrıca yabancı dil bilen uzmanlarla kuvvetlendirilmiş ihracat ajanslarının buralarda yer alması önemlidir.

Türkiye’nin dört yanı denizlerle çevrili olduğu için iç kısımlardaki iç Anadolu, doğu ve güneydoğu Anadolu gibi bölgeler de kolaylıkla yakın limanlara ulaşım açısından avantajlı konumdadırlar. Ayrıca ülke içi demir yolu ağlarının genişletilmesi ihracat bulunmayan şehirlerin bu kalkınma ve ihracat potasına girmeleri açısından da önem taşımaktadır.

Kanton (Çin) Modeli-Yeni Akdeniz

Küresel bir ihracat dinamosu olarak Kanton (Çin) Modeli, Türkiye merkezli bölgesel işbölümü önerisi açısından birçok ipuçlarını içerisinde taşımaktadır. Kanton bölgesi, Hong Kong ile birlikte değerlendirildiğinde ne denli büyük bir güç teşkil ettiği daha iyi anlaşılmaktadır.

Çin’in dış ticaretinin %40’ı Hong Kong’a komşu Kanton bölgesinden yapılmaktadır. Hong Kong’un yıllık dış ticareti 400 milyar dolar olup, bunun 160 milyar doları Çin ile olan dış ticarettir. İhracata yönelik üretim yapan JV fabrikalar Kanton bölgesinde yoğun olarak yeralmaktadır. İhracata yönelik çalıştıklarından, ithal lisansı alabiliyorlar. Asya-Pasifik’in ticaret merkezi olan Hong Kong bağlantısından yararlanıyorlar. Çin’in dünyaya açılımı da bu bölgedeki JV yatırımlarla gerçekleştirilmiştir.

Bu yatırımlar ABD, Tayvan, Hong Kong ve Tayland firmaları tarafından yapılmış olan tabakhane, ayakkabı ve saraciye fabrikası yatırımlarıdır. Bu yatırımlar bilhassa İnci Nehri deltası civarında yoğunlaşmıştır. Hong Kong’dan eyaletin başkentine karayoluyla 3 saatte ulaşılmaktadır. Eyalet başkentine kadar yine delta boyunca birçok şehir dizilmiş olup bu şehirlere deniz otobüsleri ile de ulaşılmaktadır.

İnci Nehri deltası küresel bir üretim üssü hüviyetindedir. Tüketim sanayine yönelik sayısız yabancı yatırımlı JV fabrikalar burada inanılmaz bir insan ve mal trafiği yaratmaktadır. Konteynerler, deniz otobüsleri, inip kalkan uçaklar, TIR’lar baş döndürücü bir dinamizm yaratmaktadır.

Pekin Modeli

Halen yüzde 28.4 payıyla dünyanın en büyük imalat sanayisine sahip Çin, birçok sanayi uzmanının katıldığı gibi (WSJ), “daha yaratıcı, daha rekabetçi”, giderek teknoloji bileşeni daha yüksek (elektrikli taşıtlar, güneş enerjisi panelleri, bilgisayar, cep telefonu, 5G…) ürünlerle dünya piyasalarında kendine yer açmanın ötesinde, egemen olmaya, diğer bir deyişle, yeni bir dünya düzenini inşa etmeye doğru gidiyor.

Diğer taraftan, otomotiv piyasalarında Avrupa Birliği-Çin rekabeti örneğinde olduğu gibi, üretkenlik düzeyleri arasındaki farklara bağlı olarak kimi zaman, korumacı önlemler de yeterli olmayabiliyor. Örneğin, bir Financial Times araştırmasına göre, Çin, iç pazarda 20 bin Avroya sattığı otomobilleri Avrupa’da 40 bin+ Avroya satabilmektedir. Bu koşullarda AB’nin ithalat vergisini yüzde 30’a hatta yüzde 50’ye çıkarması bile Çin şirketlerin kâr marjını caydırıcı olacak düzeyde etkileyemeyecektir.

Çin modeli, ekonomiyi ve siyaseti birlikte düşünen bir anlayışa, devlet kapitalizmine tabi özel kapitalizme dayanıyor. Planlama, yönlendirme, mali teşvik, destek, gerektiğinde devletin doğrudan katılımı, şirketleri birleşmeye zorlayabilme, bu rejimin bileşenleri içinde. “Pekin modeli”nin, güçlü devlet, vasıflı disiplinli bürokrasi, gelir dağılımı dengelerini denetim altında tutmaya, toplumsal istikrara özellikle önem veren bir siyasi parti (“modern prens”) gibi özellikleri de var. (Ergin Yıldızoğlu)

Türkiye’de Dış Yatırımlar ve İhracat için Cazip Şehirler

 

Son yıllarda Türkiye’de yatırımların artış gösterdiği şehirler hangileridir

Son yıllarda Türkiye’de yatırımların önemli ölçüde arttığı bazı şehirler var. İşte öne çıkanlardan birkaçı:

Büyükşehirler:

İstanbul: Türkiye’nin finans ve ticaret merkezi olması nedeniyle her zaman yatırımcıların gözdesi olmuştur. Son yıllarda ise ulaşım, turizm ve teknoloji gibi alanlarda yapılan yatırımlar ile öne çıkmıştır.

Ankara: Başkent olması ve kamu yatırımlarının yoğunlaşması nedeniyle Ankara da yatırımların arttığı şehirler arasındadır. Özellikle savunma sanayii, bilişim ve Ar-Ge alanlarında önemli yatırımlar yapılmaktadır.

İzmir: Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, son yıllarda limancılık, lojistik ve turizm alanlarında yapılan yatırımlar ile öne çıkmıştır. Ayrıca, Ege Bölgesi’nin kalkınma merkezi olması da yatırımları cezbetmektedir.

Diğer Şehirler:

Gaziantep: Sanayi şehri olarak bilinen Gaziantep, son yıllarda tekstil, gıda ve makine sektörlerinde yapılan yatırımlar ile dikkat çekmektedir.

Bursa: Otomotiv sanayisinin merkezi olan Bursa, son yıllarda Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin de açılmasıyla yatırımların arttığı şehirler arasındadır.

Adana: Türkiye’nin güneyinde yer alan Adana, son yıllarda tarım, lojistik ve turizm alanlarında yapılan yatırımlar ile öne çıkmıştır.

Yatırımların Artmasına Katkı Sağlayan Faktörler:

Genç ve dinamik nüfus: Türkiye’nin nüfusu genç ve dinamiktir. Bu durum, yatırımcılar için nitelikli işgücü anlamına gelmektedir.

Jeopolitik konum: Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika arasında önemli bir konumda yer almaktadır. Bu durum, Türkiye’yi transit ve lojistik bir merkez haline getirmektedir.

Türkiye’de Yatırımların Artış Gösterdiği Şehirler: Karadeniz ve İç Anadolu

Karadeniz Bölgesi:

Trabzon: Son yıllarda turizm ve tarım alanlarında yapılan yatırımlar ile öne çıkan Trabzon, Uzungöl ve Ayasofya Müzesi gibi turistik cazibe merkezleriyle popüler bir destinasyon haline gelmiştir.

Samsun: Samsun’da da son yıllarda turizm ve limancılık alanlarında yatırımlar yapılmaktadır.

Ordu: Ordu’da da son yıllarda fındık işleme ve turizm alanlarında yatırımlar artmaktadır.

Giresun: Giresun’da da son yıllarda fındık işleme ve tarım alanlarında yatırımlar artmaktadır.

İç Anadolu Bölgesi:

Konya: Tarım ve hayvancılık şehri olarak bilinen Konya, son yıllarda tekstil ve gıda sektörlerinde yapılan yatırımlar ile de dikkat çekmektedir.

Kayseri: Kayseri’de de son yıllarda turizm ve havacılık alanlarında yatırımlar yapılmaktadır.

Eskişehir: Eskişehir’de de son yıllarda turizm ve eğitim alanlarında yatırımlar artmaktadır.

Sivas: Sivas’ta da son yıllarda tarım ve enerji alanlarında yatırımlar artmaktadır.

Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgelerinde Yatırımların Arttığı Şehirler

Marmara Bölgesi:

İstanbul: Türkiye’nin finans ve ticaret merkezi olması nedeniyle her zaman yatırımcıların gözdesi olmuştur. Son yıllarda ise ulaşım, turizm ve teknoloji gibi alanlarda yapılan yatırımlar ile öne çıkmıştır.

İzmir: Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, son yıllarda limancılık, lojistik ve turizm alanlarında yapılan yatırımlar ile öne çıkmıştır. Ayrıca, Ege Bölgesi’nin kalkınma merkezi olması da yatırımları cezbetmektedir.

Bursa: Otomotiv sanayisinin merkezi olan Bursa, son yıllarda Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin de açılmasıyla yatırımların arttığı şehirler arasındadır.

Kocaeli: Son yıllarda sanayi ve limancılık alanlarında yapılan yatırımlar ile öne çıkan Kocaeli, Türkiye’nin en önemli sanayi merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Ege Bölgesi:

İzmir: Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, son yıllarda limancılık, lojistik ve turizm alanlarında yapılan yatırımlar ile öne çıkmıştır. Ayrıca, Ege Bölgesi’nin kalkınma merkezi olması da yatırımları cezbetmektedir.

Muğla: Muğla, turizm yatırımları bakımından Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biridir. Özellikle Bodrum, Marmaris ve Fethiye gibi ilçelerde turizm yatırımları yoğunlaşmaktadır.

Aydın: Aydın’da da son yıllarda tarım, enerji ve turizm alanlarında yatırımlar yapılmaktadır.

Denizli: Denizli’de de son yıllarda tekstil ve turizm alanlarında yatırımlar artmaktadır.

Akdeniz Bölgesi:

Antalya: Antalya, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Son yıllarda turizm altyapısının geliştirilmesi ve yeni tesislerin açılmasıyla yatırımlar artmaktadır.

Adana: Türkiye’nin güneyinde yer alan Adana, son yıllarda tarım, lojistik ve turizm alanlarında yapılan yatırımlar ile öne çıkmıştır.

Mersin: Mersin, Türkiye’nin en önemli liman şehirlerinden biridir. Son yıllarda limancılık ve lojistik alanlarında yapılan yatırımlar ile öne çıkmıştır.

Hatay: Hatay’da da son yıllarda tarım ve turizm alanlarında yatırımlar artmaktadır.

 

Silk Road Articles/ İpek Yolu Yazıları

İpek Yolu uzantısı olarak Via Egnetia

Avrasya ve Asya-Pasifik ile ticari teması ve kültür alışverişini atalarımız 2000 yıl önce dünyaca bilinen İpek Yolu ile gerçekleştirmiştir. Çin ile Türkiye’yi bağlayan İpek…

11-12.yüzyıl İpek Yolu Haritaları /Medieval Trade Routes 11-12th Centuries

İpek Yolu Zoom Haritası  https://easyzoom.com/imageaccess/ec482e04c2b240d4969c14156bb6836f

İpek Yolu güzergahı’nın %70’i Türkistan – Türkiye topraklarından geçiyor.

Doğu Türkistan: 1600 km. Kazakistan: 3157 km. Hazar 468 km Azarbeycan 429 km Türkiye 2285 km Toplam  7939 km 7939/11483: %70 By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Kasım 07, 2019

Cultural Heritage: Silk Road in Turkey

Monuments  Map

Silk Road through Turkey and Istanbul

The Silk Roads: A New History of the World Paperback – March 7, 2017 by Peter Frankopan (Author) Out of Istanbul: A Journey of Discovery along…

ANCIENT TURKISH CITIES of the Silk Road by Ahmet Yeşiltepe, Time Traveller, NTV

Time Traveler – In Search of the Turks / Kashgar and Balasagun https://www.youtube.com/watch?v=iqoJ-PQbEqw The “Time Traveler” goes to the ancient settlement Balasagun, the legendary capital of…

Silk Road caravans were also carriers of science.

by Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak / Mimar Sinan Fine Arts University 4.09.2021 The caravans that came to Khiva from distant lands did not only do trade, but also…

Silk Road Markets

The connection and integration of the Far East markets and the EU market will be possible with the New Silk Road, which will be…

Silk Road route

70% of the Silk Road route passes through the territory of Turkestan – Turkey. East Turkestan: 1600 km. Kazakhstan: 3157 km. Caspian 468 km …

Iron Silk Road opens… Train from London will be able to go as far as Beijing

https://twitter.com/search?q=Bakue-Tbilisi-Kars%20Demiryolu&src=tyah http://www.hurriyet.com.tr/demir-ipek-yolu-aciyor-londradan-kalkan-tren-pekine-kadar-gidecek-40627059

Life along the Silk Road

Click here to buy the book   21 May 2015 Susan Whitfield In this long-awaited second edition, Susan Whitfield broadens her exploration of the Silk Road and expands…

Turkey in Silk Road. Silk Road in Turkey

Cyprus on the Crossroads.

Ardan Zentürk – 1192 Cyprus-Afrin Line. Coming to 2018. What is this line? Let me learn about it first. I have a similar feeling too. Please. Levent Ağaoğlu – Now,…

Belt and Road

They say “One Belt, One Road.” Now it was called Silkroad and Chinese president Xi Jinping makes the name “belt and road”. So he…

İl (Devlet)’deki Dil

İl, değişik eylemler bildiren sözcüklerin kökenidir. “İl: İlçe, İlişki, İlinti, İlgi, İle, İleri, İlerlemek, İletişim, İletmek, İletken, İlgi, İlmek, İlik, İlişmek, İlk, İlke, El, Elli, Elçi, Elti, Elverişli, Elvermek, Elemek, Ellemek, Elek, Eleştiri” İsmet Zeki Eyuboğlu, Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, Sosyal Yayınlar, İstanbul 1995, ss. 226-230, 342-344,

“Süper güçler arasındaki ilişkileri “tam” anlamak, bunlar üzerinden vazgeçilmez ilişkiler/bağlar örmek sizi süper güç yapabilir mi? Adı geçen her ülke ve birbirlerini boğan/tutan bağları için daha yüzlerce örnek verebilirim. Biz nerede duracağız? Kimi zaman o ağları çekelim.. Kimi zaman da çözelim…Ama önce (b)ağları görmeyi öğrenelim. Süper güç olmak için süper güç şartlarını yerine getirin, sakıncası yok.. Ama süper güçler arasındaki bağları da tutun, o da sizi süper güç yapar…Süper değil mi?” http://www.yenisafak.com/yazarlar/alisaydam/bir-deli-bir-kuyuya-bir-tas-atarmis-2037601

“Eski Türkler devlet mefhumunu “İl” (el) kelimesi ile ifade etmişlerdir. İl’in hakiki manası teşkilatlanmış siyasi camia ve devlettir.Bütün Türk lehçelerinde il kelimesinin doğrudan doğruya veya zımnen ilgi, bağ, iyi münasebet, rabıta, manalarını içerdiği örneklerden anlaşılmaktadır. Bu bağ, rabıta, münasebet manalarındaki kelime (il), bir insan kütlesine tatbik olunduğu zaman ancak “bağlanmış (teşkilatlanmış) halk, teşkilatlanmış millet” manasını ifade edebilir. Teşkilatlanmış halkın hukuki ismi ise “devlet” dir. Sadri Maksudi Arsal, Türk Tarihi ve Hukuk, ss.259-260, Ankara Türk Tarih Kurumu, 2014.

Devlet Kavramı http://www.yenisafak.com/yazarlar/erolgoka/bati-bati-dedikleri-2037573

İlk ve Orta Zamanlarda Türklerde Devlet, Ülke ve Millet Fikri / Selim Karakaş https://www.tarihtarih.com/?Syf=26&Syz=367497&/%C4%B0lk-ve-Orta-Zamanlarda-T%C3%BCrklerde-Devlet,-%C3%9Clke-ve-Millet-Fikri-/-Selim-Karaka%C5%9F-

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Nisan 29, 2017

Altay Dilleri Hattı ve Dildaşlık

Altay Dilleri Haritası

20 (D3) (kalabalık Kırgız), güçlü kağan düşmanımız) oldu. Bu üç kağan birbirine akıl danışıp “Altay dağları üzerinde buluşalım!” demişler. Şöyle akıl danışmışlar: “Doğu Türk kağanına doğru ordu sevk edelim!” demişler

31 (K 7) Hatun yok olmuş idi. “Onun cenaze törenini yaptırayım” dedi. “Ordu, (siz) gidin,” dedi, “Altay dağlarında oturun,” dedi. “Kumandan (olarak) İnel Kağan ile Tarduş’ların[1] Şadı görev yapsınlar!” dedi.

32 (K 8) “Bu orduyu sevk et,” dedi, “(suç işleyenlerin) cezalarını dilediğin gibi ver. Ben sana (daha) ne diyeyim?” dedi, “(Düşman) gelir ise görülüp gelir; gelmez ise haberlerini alarak oturun!” dedi. Altay dağlarında oturduk.

35 (K 11) Orduyu sevk edelim, diyecektir. Kabul etmeyin!” Bu haberi duyunca orduyu sevk ettim. Altay dağlarını yolsuzun aştık, İrtiş ırmağını geçitsizin geçtik. Geceleri akın ettik. Bolçu’ya[2] tan atarken vardık.

37 (B 2) “Dönelim; temizin (yani “savaşıp yenilmemişin”) utancı (savaşıp yenileninkinden) daha iyidir!” dediler. (Ben de şöyle dedim:) “Ben şöyle diyorum, ben Bilge Tunyukuk: Altay dağlarını aşarak geldik, İrtiş ırmağını

38 (B 3) geçerek geldik. (Buralara kadar) gelenler “Geliş zordu!” dediler, (ama pek de zorluk) hissetmediler. Galiba, Tanrı Umay, kutsal Yer ve Su (ruhları bize) yardımcı oluverdiler. Niye kaçıyoruz?

41 (B 6) korkmadık. Savaştık. Tarduş Şad’a doğru kovalayarak bozguna uğrattık. Kağanlarını tuttuk.

44 (B 9) Biz de sefere çıktık. Onları geçtik. İnci ırmağını geçerek, “Tanrı oğlu” denilen (dorukları ak) benekli (yani “karla kaplı”) Ek dağını[3] aşarak 

45 (G 1) Demir Kapı’ya kadar vardık. Oradan (ordumuzu) geri döndürdük. İnel Kağan’a, [öylece Mançud’lar, Saka’lar], Tacik’ler, Tohar’lar. 

46 (G 2) ve onların berisindeki Aşok başlı Soğdak halkı hep geldiler, boyun eğdiler ve (kağanı övdüler?). Türk halkının) Demir Kapı ‘ya, “Tanrı Oğlu” 

47 (G 3) “Tanrı Oğlu” denilen dağlara (kadar) vardığı hiç yok imiş. O topraklara (Türk halkını) ben Bilge Tunyukuk götürdüğüm için 

Tonyukuk Yazıtı, 720

Düşüncenin gücü kadim bilgenin (Tonyukuk) gizemlerini ortaya çıkarır. Tonyukuk Yazıtı Altay dil ailesinden Türkçe’nin ilk yazılı örneğidir. Doğudaki Tonyukuk Yazıtı’ndan İstanbul’a 6400 km, Arktik Okyanusu kıyısındaki Kaldoavin’e ise 9600 km mesafe vardır. Düşüncenin gücü kadim bilgenin (Tonyukuk) gizemlerini ortaya çıkarıyor.  Tonyukuk Yazıtı Altay dil ailesinden Türkçe’nin ilk yazılı metnidir. Yazıtta yeralan kelime ve kavramlar, kültürel kodlarımızdır; üzerinde derinlemesine çalışmalar yapılmalıdır. Tonyukuk Yazıtı Altay dil ailesinden Türkçe’nin ilk yazılı örneğidir. Günümüz itibariyle Altay dilleri’nin dağılımı yukarıdaki haritada yeralıyor. Akdeniz, Arktik Kuzey Buz Denizi, Pasifik kıyılarına kadar uzanmış Altay Dilleri, 455 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır.

Altay dilli şehirleri incelediğimizde, Pasifik Okyanusundaki Tokyo ile İstanbul arasındaki mesafe 9600 km iken, Kuzey Buz Denizindeki (Arktik Okyanusu) Kaldoaivin (Finlandiya’nın en kuzeyi) ile İstanbul arasındaki mesafe de aynıdır.

  • Orhun- Tokyo mesafesi 3200 km
  • Semerkand-Orhun mesafesi 3200 km
  • Semerkand-İstanbul mesafesi 3200 km
  • İstanbul-Kaldoaivin mesafesi 3200 km

 Harita 5: Altay Dilleri Haritası[4]

Günümüz itibariyle Altay dilleri’nin dağılımı yukarıdaki haritada yeralıyor. Akdeniz, Arktik Kuzey Buz Denizi, Pasifik kıyılarına kadar uzanmış Altay Dilleri 455 milyon kişi tarafından konuşuluyor.

 Altay Dilleri [5]

Türk dilleri
Moğol dilleri
Tunguz dilleri
Japonca
Korece
Ainu dillleri

Akdeniz, Arktik Kuzey Buz Denizi, Pasifik kıyılarına kadar uzanmış Altay Dilleri 455 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır. Orhun-Tokyo mesafesi 3200 km’dir. İstanbul-Kaldoaivin mesafesi de 3200 km’dir. Kaldoaivin, Finlandiya’nın en kuzeyindeki kenttir. 10 bin km’lik yayın (Kaldoaivin-İstanbul-Semerkand-Orhun) hareketlenmesi lazımdır. Tonyukuk Yazıtı, Sıfır Taşı olarak ölçü alındığında, tüm bu mesafeler anlam kazanmaktadır.

Kültürel Kodlar:  Altay Dillerindeki kodlar bu Medeniyetin insanları için aynı anlamları ifade etmektedir. Bu kodlar üzerinden bir işbirliği çok daha verimli ve üretken olmak durumundadır. Amerikalı yazar  Boyé Lafayette De Mente, Çin, Japonya ve Meksika’nın kültürel kod sözlüğünü, yayınladığı kitaplarla ortaya çıkarmıştır. [6] Benzer bir çalışma, Türklerin kültürel kod sözlüğü olarak da yayınlanabilir.

Altay Dilli Ülkeler Ailesi Nüfus (Milyon) ve Nüfuzu

  • Kuzey Doğu Asya Nüfusu 230 milyon
  1. Güney Kore….. 50
  2. Kuzey Kore……24
  3. Japonya……….127
  4. Moğolistan………3
  5. İç Moğolistan….26

Altay dilleri ailesinden oldukları için bu ülkelerle yakın düşünsel iletişimde olmamız lazım.

 Türkistan  Türk Nüfus 140 milyon

  1. Kazakistan ……….18
  2. Özbekistan ……….32
  3. Kırgızistan …………6
  4. Türkmenistan……..5
  5. Azerbaycan ………10
  6. İran………………..30
  7. Rusya……………. 25
  8. Çin……………….. 10
  9. Diğer (X)…………..4
  1. Türkiye (xx)……85 milyon 

Toplam…………225 milyon

(xx) Almanya, Fransa, İngiltere’deki Türkler dahil

En nüfuslu ülke Japonya, Türkiye ve Güney Kore’dir.

Altay Dil Ailesi   ……………….. 455 Milyon

  • Kuzey Doğu Asya ……230 milyon
  • Türk Dünyası………… 225 milyon

 Avrupa Birliği Nüfusu ………..445 Milyon

  (X) Diğer (Afganistan. Tacikistan. Pakistan. Hindistan vb.)

Soru: Nüfuslu Olanın Nüfuzu da artmakta mıdır? 

  • AB  : Avrupa Birliği
  • ADB: Altay Dil Birliği

Dildaşlar Birliği

  • Kuzey: Fin, Eston
  • Batı: Estonya- Bosna çizgisi, Macar, Muhacir Türkler, Rumeli Türklüğü, Avrupa Birliği
  • Güney: Pakistan, Afganistan, Hindistan(Urdu, Dravit, Tamil)
  • Doğu: Kore, Japon, Moğol, Türkistan
  • Kuzey Denizi, Adriyatik, Pasifik, Hint Okyanusu
  • Çin Seddi’ne tabiri yerine Pasifik’e tabiri kullanılarak dildaşlarımız Koreli ve Japonlarla kucaklaşılmalıdır. Seddin ötesine geçilmelidir.
  • Batı’da Arnavut, Boşnaklar, Makedonlar  gibi, Doğu’da Pasifik’de Koreli, Japon ve Moğollar ile dil ortaklığı bazında işbirliği yapılmalıdır.
  • Değerlerimiz Avrupa köleliği ile yabancılaşmıştır. Latin dilleri tabanlı İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca ortak kültürüne benzer tarzda Türk dilleri, Japonca, Korece, Balkan dilleri, Macarca, Estonca, Fince, Urduca, Tamilce, Dravit dilleri filolojik çalışmalarla desteklenerek, dil temelli kültürel işbirliği geliştirilmeli, KÜLTÜR BİRLİĞİ’nin önü açılmalıdır.
  • Asya kavramını gündeme almamız lazım.
  • Kıta olan Asya’dır. Asya Vizyonuna ihtiyacımız var. Avrupa kıta değildir.
  • Asya’da DİLDAŞ’larımız da var: Türkistan. Doğu Asya (Japonya, Kore, Moğolistan)
  • 2 Kore: Güney Kore, Kuzey Kore
  • 2 Moğolistan: Moğolistan, İç Moğolistan
  • Dildaş’lar gönülden ırak olmaz.
  • Dil’de olan gönülden gelir.
  • Dil paydasında birleşen 15 Devletin aralarında işbirliği.
  • Altay Dillerindeki kodlar bu Medeniyetin insanları için aynı anlamları ifade etmektedir. Bu kodlar üzerinden bir işbirliği çok daha verimli ve üretken olmak durumundadır.

[1] Altayların batısında yurt tutan ve Tölis kavmine mensup olan bir Türk boyu

[2] Bolçu (Çin, Altay İli)

[3] ek tag Altay Dağlarının batı bölümünde bir silsile, Tinsi Oglı Dağı(Tanrı Oğlu Dağı)

[4] https://tr.wikipedia.org/wiki/Altay_dilleri#/media/File:Lenguas_altaicas.png

[5] https://en.wikipedia.org/wiki/Altaic_languages

  • [6]Japan’s Cultural Code Words: 233 Key Terms That Explain the Attitudes and Behavior of the Japanese 2004 Tuttle Publishing ISBN 0-8048-3574-8
  • NTC’s Dictionary of China’s Cultural Code Words, NTC publishing group, 1996, 506 sayfa
  • NTC’s Dictionary of Mexican Cultural Code Words : NTC publishing group, 1996, 368 pages

 

Hilmi Ziya Ülken Yazıları

Hilmi Ziya Ülken

https://www.youtube.com/live/ZZY62KuzoBA?si=E1iyvkYj3O7XFE_C 20. yüzyılın başında 1901 yılında dünyaya gelen Hilmi Ziya Ülken ülkemizde insan bilimlerinin, sosyal bilimin en önde gelen kurucu bir düşünürüdür. Düşünce tarihi konusunda…

Türk Bilgeliği, Hilmi Ziya Ülken

Türk Bilgeliği,   Türk Bilgeliği,  Türk Bilgeliği,  Türk Bilgeliği ilk kez sosyolog filozof Hilmi Ziya Ülken tarafından 1933 yılında yayınladığı Türk Tefekkür Tarihi kitabında kapsamlı…

Felsefe ve Matematik, Hilmi Ziya Ülken

TESPİT: Felsefe ve Matematik, Hilmi Ziya Ülken.1930’lu yılların sonunda Türk Tefekkür Tarihi kitabındaki hazine değerindeki bilgiler ile ufkumuzu açan İstanbul Üniversitesi Felsefe ekolünden Hilmi Ziya…

Küçük Pazar Zeyrek Süleymaniye tarihi restorasyon

KüçükPazar on the edge of Golden Horn, Eminönü, Fatih, Istanbul

Zeyrek Wooden Houses, Fatih, Istanbul

Garden of the Süleymaniye Mosque Complex. Fatih. Istanbul.1975

From the Garden of the Süleymaniye Mosque Complex, 11 October 1975 © Copyright photo by Levent Ağaoğlu

Haliç-Üsküdar Gezinti Mavnası (Hong Kong örneği)

Golden Horn, Eyüp

“Eyüb, the death city of Turks, stands green like a garden of Islamic heaven on the coast where European soil ends. Do those who…

Historical Panorama of Istanbul from Golden Horn.

https://www.youtube.com/watch?v=pei-xulasVM Yes, now you go through the Golden Horn of Istanbul. You see the Palace on the left and then Saint Sophia. You see the Suleymaniye mosque…

Golden Horn Tram Voyage, Istanbul

  https://www.youtube.com/watch?v=btk3gVDbIcU   https://www.youtube.com/watch?v=UGHS0xZPWts

Pierre Loti Tram at Golden Horn, Istanbul

https://www.youtube.com/watch?v=kZK4TtdEaFs https://www.youtube.com/watch?v=R3pUU07tigg&t=64s https://www.youtube.com/watch?v=0twehepYZ-8 https://www.youtube.com/watch?v=EGd1rgSb5Os&t=3s

Oil Pier, Golden Horn, Eminönü, Istanbul

Between 1956 and 1982, my father and uncle ran a restaurant in Eminönü on the land next to the Ahi Çelebi Mosque, as tenants…

Golden Horn-Bosphorus, Istanbul. 1975

© Copyright photo by Levent Ağaoğlu

********************************************

How Victoria Harbour’s red-sailed junk boat serves as iconic reminder of Hong Kong’s heritage
The last of Hong Kong’s original wooden junk boats is still afloat

İstanbul Yağ İskelesi, Yemiş Semti-Haliç Kenarı, Eminönü

Ahi Çelebi Cami. Babamın Ahi Çelebi Camii’nin bitişiğinde, amcamla birlikte işlettikleri bir köfteci dükkânı vardı. Dayımlar, teyzemler hep babama takılırlardı dükkânın koyu yeşil renginden ötürü. Yeşil türbe diye isim takmışlardı. Sokak Arnavut kaldırımı döşeli, masaların üzeri lacivert muşamba kaplıydı. Aspirin köftesi diye takılırlardı.  Rumeli köftesi lezzetliydi. Babam formülünü hiçbir zaman bize vermemiş, “okusunlar adam olsunlar,” demişti. Hep okumamızı arzulamıştı. Emekçiydi rahmetli, müthiş çalışırdı. Amcam dışarı servislere bakardı. Babamın piyazı da meşhurdu. İçme suyu cam şişedeydi. Şambaba tatlısı yapardı. Yazları patlıcan kızartma, biber kızartma yoğurtlu. Çorba falan yoktu, yapmazdı. Maalesef hiçbir fotoğraf kalmadı o dükkândan. Kardeşim ve ben birlikte gider, yazları yardımcı olurduk. Babam yardımcı olmamız için bizi çağırırdı. Babamın dükkânı 12 Eylül darbesinden iki yıl sonra yıkıldı. Babamın dükkânı caminin tam dibinde idi. Zindan Hanı yakınımızda idi.

500 yıllık cami. Ahi Çelebi Camii.

Yazları okul kapalı iken babamın köfteci dükkânına yardıma giderdik. Servis yapar, bulaşık yıkardım. 1974-75’lerde peynirci Rum kardeşler vardı Taki ile Maki, Rum Yorgo ve gıda toptancısı Musevi Eli vardı. Kolsuz bir amca vardı peynircide, Türk Sanat Müziği şarkıcısı Recep Birgit gelip peynir alırdı.

Malatya Pazarı, Coşkun Sucukları, Apikoğlu, gıda toptancısı Talat bey, Alemdar, Kademoğlu, İhsan Taşkın, Paksoy, Şakarcanlar hep babacığımın aspirin lakaplı köftesinin lezzetine müptela idiler. Rum Yorgo nüktedan adamdı, babacığım ile şakalaşırdı. Çorbacı derdi babam gayrimüslimlere.

Çoğunlukla Pötürgeli hamallar sırtlarında kuruyemiş taşıyorlardı. Kuruyemişçiler Çarşısı’ndaki Yağ İskelesi, Yemiş İskelesi ve Limon İskelesindeki bütün binalar tarihi binalar. Ege kıyılarından, Küçükkuyu’dan, Ayvalık’tan zeytinyağı gelirdi mavnalarla. Karşıda Galata Kulesi gözükürdü. Bütün buradaki binalar çok güzel ve eski işyerleriydi. Hepsi Bedrettin Dalan tarafından yıkıldı, dümdüz edildi. Koskoca bir tarih yok oldu gitti. Yıkımdan kalan bir tek Ahi Çelebi Camii, Zindan Hanı ve Akbank’ın bulunduğu taş bina oldu. Daha sonrasında Akbank’ın olduğu tarihi bina Tarih Vakfı’nın kullanımına verildi. Yine babamın dükkânına çok yakın bir yerde Pandeli’nin restoranı vardı. O da yıkıldı gitti, hepsi yok oldu.

Yağ iskelesi, Haliç kenarı, Eminönü

 “Eski Galata Köprüsü’nün Eminönü tarafında, İstanbul Ticaret Odası binasının bitişiğinde, Yemiş İskelesi’nin komşusu bir mahalle idi adeta. 300-400 yıllık binaları, daracık sokakları, bu sokaklardan üçünün beşinin açıldığı meydancıklarıyla mini bir müzeydi. Ayvalık ve Edremitli zeytinyağı imalatçı ve tüccarları başta olmak üzere yağ ticareti ile uğraşan herkesin burada dükkânı vardı. Sait Faik de 1933’de burada bir ticarethane açmıştı. Pandeli’nin ilk açılan yeri de burada. Dalan zamanında tamamen yıkılarak yeni Galata Köprüsü’nün şantiye alanı haline getirildi.

Biraz daha anlatayım. Benim çocukluğumun geçtiği, belediyenin de üzerinden geçtiği açık hava müzesiydi burası. Evler tek katlı ahşaptı. Yollar toprak ya da arnavut kaldırımı. Fransız usulü ortası geniş, tepeleri sivri sokak lambaları vardı.

Artık anılarda kalan bu İstanbul semtinin çeşitli yerlerde ismine rastlarsınız:

Ara Güler’in “Yağ iskelesinde iş bekleyen hamallar” adlı fotoğrafı.

İbrahim Safi’nin “Eminönü yağ iskelesi” tablosu.

Sabahattin Ali “İçimizdeki Şeytan” adlı hikâyesinde.”

Kaynak;  https://eksisozluk.com/yag-iskelesi–1155582

Hamallar Kürtçe konuşurlardı. Hal binasının önü hep kalabalıktı. Zindan Han’a da köfte götürürdüm. Akbank binası babamın dükkânının karşısında, tarihi taş bir bina idi. Kuruyemiş toptancıları her tarafta idi.

Babamın ızgaracısı Sait’in çocuğu olmuyordu. Annem hanımını hastaneye götürmüş ve ardından çocuğu da olmuştu. Daha sonra Eyüp’te kendi köfteci dükkânını açmıştı. Dayımlar, babama Bayrampaşa civarında dükkân buldular ama babam kabul etmedi. 1982’de 12 Eylül darbesinden sonra dükkân yıkılınca Aksaray’da Nevzat dayım babama bir yer buldu ve orada dükkânı yeniden açtı. Ama babam orayı hiç sevmedi. Eminönü’nün insanlarıyla Aksaray Namık Kemal Caddesi insanları çok farklıydı. Daha sonra da yanında çalışan Kastamonulu çırağına devrediverdi babam rahmetli.

Cavit Orhan Tütengil’in öldürüldüğünü İMÇ’nin oralarda duymuştum. Karanlık günlerde ağlamaklı olmuştum duyunca. Çalışkan, karınca misali bir sosyologdu. Özellikle köy sosyolojisini çok iyi biliyordu.

Eminönü Ahi Çelebi Camii kapısı üzerinde yer alan:
Yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm
“Ey celâl ve ikram sahibi olan Allah”

Bize iç huzuru, hayır ve başarılar ihsan eyle.
Âmin yâ Muîn.

Kaynak. https://twitter.com/kursad_mustafa/status/1268441455489671168

Yağ İskelesi Fotoğrafları

Seyahatname’nin birinci cildinin daha ilk sayfalarında Hikmet-i Hudâ sebeb-i seyâhat ve geşt ü güzâr-ı vilâyet başlığı altında gördüğü rüyayı şöyle anlatır Evliya Çelebi:

İstanbul’da 1040 Muharrem’inin aşure gecesi (19 Ağustos 1630) evimizin köşesinde değirmi yastık üzerinde murat uykusuna yatmıştık. Bu hakir, kendimi uyku ile uyanıklık arasında Yemiş İskelesi yakınında, helal ve temiz para ile yapılmış, edilen duaların kabul olduğu Ahi Çelebi Camii’nde gördüm. Derhâl cami kapısı açıldı, tepeden tırnağa silahlı askerlerle, nurlu camiin içi nur yüzlü cemaatle doldu. Sabah namazının sünnetini kılıp salavat-ı şerifeye başladılar.

 Evliya Çelebi de minber dibinde oturmuş bu nur yüzlü cemaati seyrederek hayran kalmıştır. Yanındaki nur yüzlü kişiye sorar:

-Benim sultanım, mübarek zatınız kimdir, mübarek isminizi bağışlar mısınız?

Nur yüzlü kişi, sağlığında cennetle müjdelenen on kişiden Ebi Vakkasoğlu Sad olduğunu söyleyince Evliya Çelebi hemen bu kişinin elini öper. Camide sağ tarafta ışıklar içinde oturmakta olan kişileri sorduğunda:

-Onların hepsi peygamber ruhlarıdır, gerideki safta bütün evliya ve asfiya ruhlarıdır. Bunlar Sahabe-i kiram, Muhacirin, Ensar, Erbab-ı suffe, Kerbela şehitleri ve sadıklarıdır. Mihrabın sağında Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, solunda Hz. Osman ve Hz. Ali vardır, cevabını alır.

Camideki cemaatin hepsi din ulularıdır. Hz. Muhammed ise mihrapta oturmaktadır. Evliya Çelebi bu cemaate müezzinlik yapar. Namaz bitince Ebi Vakkas, Evliya Çelebi’ye tevhit sonrasında hemen kalkıp Hz. Muhammed’in mübarek elini öpüp “Şefaat ya Resulallah” demesini öğütler. Çok heyecanlanan
Evliya Çelebi’yi Ebi Vakkas oğlu Sad, elinden tutarak Hz. Muhammed’in yanına götürür ve:

-Sadık âşıkın ve ümmetinden Evliya kulun şefaatini diler, diye söyleyince daha da heyecanlanan Evliya Çelebi, Hz. Muhammed’in elini öperken “Şefaat ya Resulallah” diyeceği yerde “Seyahat ya Resulallah!” der.

Hazreti Peygamber gülümseyerek:

-Allah’ım şefaati, seyahati ve ziyareti sağlık ve esenlikle kolaylaştır, diye dua ettikten sonra el-Fâtih a der, cemaat de Fâtih a suresini okuyarak bu duaya katılır.

Evliya Çelebi daha sonra camideki bütün mübarek kişilerin ellerini öper, hayır dualarını alır. Dönemin tanınmış rüya yorumcularına rüyasını anlatır. Yorumcular, rüyasının dünyayı gezip dolaşan seyyah olacağı, güzel bir sonla görevini bitirip Hz. Muhammed’in şefaatiyle cennete gireceği anlamına geldiğini söylerler.

İşte böylece Evliya Çelebi, dünyanın en ünlü seyyahı olur…

Gördüklerini, yaşadıklarını, duyduklarını yazıya geçirerek de ünlü eseri Seyahatname’yi yalnızca Türk milletine değil bütün insanlığa bir bilgi hazinesi olarak bırakır.

 Kaynak: ŞÜKRÜ HALÛK AKALIN-Seyahatname’den Evliya Çelebi’ye (cu.edu.tr)

Zindan Han (Inn) Eminönü. 1975

Oil Pier, Golden Horn, Eminönü, Istanbul

 

Yağ İskelesi

Yavuz Oztop @OztopYavuz · 10 Oca Eminönü yağ iskelesi 1960 lar… İstanbul Sayfasi @istanbulsayfasi · 8 Haz 2015 Eminönü / Yağ iskelesi – 1959 Fotoğraf : Ara Güler http://fb.me/28DX48jP4 İstanbul Sayfasi @istanbulsayfasi · 2 Kas 2015 Eminönü / Yağ iskelesi – 1958 Fotoğraf : Ara Güler http://fb.me/4JJCLBbU5

Yağ İskelesi, Haliç Kenarı, Eminönü

ResimEminönü Ahi Çelebi Camii kapısı üzerinde yer alan:
Yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm
“Ey celâl ve ikram sahibi olan Allah”Bize iç huzuru, hayır ve başarılar ihsan eyle.
Âmin yâ Muîn. https://twitter.com/kursad_mustafa/status/1268441455489671168Yağ İskelesi Fotoğrafları

Yağ İskelesi- Ekşi Sözlük