İncirlik Limanı (Sykae)
Eğer “İncirlik Limanı” ile Galata’nın antik adı olan Sykai (Sykae, “İncirlik”) limanını kastediyorsanız, bu liman yaklaşık 2.500 yıl boyunca farklı biçimlerde kullanılmıştır.
| Dönem | Durumu |
|---|---|
| MÖ 7. yüzyıl | Megaralılar tarafından Sykai yerleşimi ve doğal liman kullanılmaya başlandı. |
| Helenistik Dönem | Ticaret iskelesi olarak gelişti. |
| Roma Dönemi | Konstantinopolis’in ikinci liman bölgesi hâline geldi. |
| Bizans Dönemi | Haliç’in kuzey kıyısındaki önemli ticaret limanı olarak faaliyetini sürdürdü. |
| Ceneviz Dönemi (1267–1453) | En parlak dönemlerinden biri; Galata büyük bir Akdeniz ticaret merkezi oldu. |
| Osmanlı Dönemi (1453–19. yüzyıl) | Perşembe Pazarı ve Tersane-i Âmire ile birlikte gemi donatım ve ticaret merkezi olarak önemini korudu. |
| 19. yüzyıl sonu | Buharlı gemilerin büyümesi, rıhtım düzenlemeleri ve modern limanların yapılmasıyla eski doğal liman işlevini kaybetmeye başladı. |
| 1895–1900’ler | Galata Rıhtımı’nın inşasıyla tarihî kıyı çizgisi büyük ölçüde değişti. |
| 20. yüzyıl ortaları | Eski Sykai Limanı artık bağımsız bir liman olarak değil, Karaköy rıhtım sisteminin bir parçası olarak kullanılmaya devam etti. |
Ne zaman sona erdi?
Bunun tek bir tarihi yoktur çünkü liman bir anda kapanmadı. Ancak tarihçiler genel olarak şu dönüm noktalarını kabul eder:
- Yaklaşık 1895–1900: Eski Sykai (İncirlik) Limanı’nın doğal liman kimliği fiilen sona erdi.
- 1900–1950: Bölge modern rıhtım ve iskele sistemine dönüştü.
- Günümüzde: Aynı kıyı hattı Karaköy rıhtımı ve yolcu iskeleleri olarak kullanılmaktadır; antik limanın fiziksel yapısı ise dolgu ve kıyı düzenlemeleri nedeniyle büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.
Dolayısıyla MÖ 7. yüzyıldan yaklaşık MS 1900’e kadar, yani yaklaşık 2.500–2.600 yıl boyunca, aynı doğal koy farklı uygarlıklar tarafından kesintisiz biçimde liman olarak kullanılmıştır.
Galata’nın antik adı olan Sykai (İncirlik) Limanı, Akdeniz ve Karadeniz havzasındaki büyük limanlar arasında en eski sürekli kullanılan doğal limanlardan biri sayılabilir. Ancak kesin bir sıralama yapmak zordur; çünkü bazı limanlar daha eski olup kesintili kullanılmış, bazıları ise farklı yerlerde yeniden inşa edilmiştir.
Yaklaşık kronolojik sıralama şöyledir:
| Yaklaşık kuruluş | Liman | Günümüz |
|---|---|---|
| MÖ 3000–2600 | Byblos | Lübnan |
| MÖ 2600–2000 | Sidon | Lübnan |
| MÖ 2500–2000 | Tyros (Sur) | Lübnan |
| MÖ 2000–1700 | Ugarit | Suriye |
| MÖ 1200–1000 | Pireus’un ilk doğal koy kullanımı | Yunanistan |
| MÖ 900–800 | Kartaca | Tunus |
| MÖ 700–660 | Sykai (İncirlik/Galata) | İstanbul |
| MÖ 667 | Byzantion limanı | İstanbul (Sarayburnu) |
| MÖ 6. yüzyıl | Massalia (Marsilya) | Fransa |
| MÖ 5. yüzyıl | Pireus’un büyük askerî-ticari liman olarak düzenlenmesi | Yunanistan |
Sykai (İncirlik) Limanı’nın yeri
- MÖ 7. yüzyılda Megaralı kolonistler tarafından kullanılmaya başlandığı kabul edilir.
- Byzantion’un (MÖ 667) kuruluşuyla hemen hemen aynı döneme rastlar.
- Haliç’in kuzey kıyısındaki doğal koy sayesinde yüzyıllar boyunca kesintisiz ticaret limanı olarak kullanılmıştır.
- Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinde önemini koruyarak yaklaşık 2.500 yıl hizmet vermiştir.
Bu nedenle:
- Doğu Akdeniz’in en eski limanlarından biri değildir; Fenike limanları (Byblos, Sidon, Tyros) ondan yaklaşık 1.000–2.000 yıl daha eskidir.
- Ancak Karadeniz’e açılan Boğaz sistemi içinde, sürekli kullanılan en eski limanlardan biridir.
- İstanbul tarihi açısından, Sykai (İncirlik) ile Byzantion limanları, kentin deniz ticaretinin iki temel çekirdeğini oluşturmuştur.
Megaralılar ve İncirlik Limanı
Levent Ağaoğlu yorumu: Şimdi bizim elimizde bir mücevher var İncirlik limanı. Tamam biz Perşembe Pazarı demişiz ama onu kıymetlendirmemiz lazım. O anlamda mesela Megaralılar kuzeyden geldiler. Kuzeyden Avrupa’da buzullar olduğu dönemde, şu an Avrupa’da yaşayanların kökü aslında neresi? Bozkır yolları. Bozkır’dan Karadeniz’in kuzeyi, Hazar’ın kuzeyi. Nereden çıkıyorlar yola? Altaylardan çıkıyorlar. Neden Altaylardan çıkıyorlar? Altaylar su kaynakları. Oradan şeyden çıkan son derece bütün kuzey denizi dökülen nehirler var. Bizim Orhun Selenga dediğimiz Moğolistan’daki neler de o kollardandır. Su medeniyet getiriyor. Ve kuzeyden gelip Karpatlar çıkıyor karşılarına. Karpatları aşamazlar. Dik. Ve Tuna’dan aşağıya iniyorlar. Tuna üzerinden Macar ovasına iniyorlar. Şimdi bu gelen soylar bozkır halkları, Türk halkları bunlar.
Megaralılara Yunanlılar ne diyor biliyor musunuz? Barbarlar. Türkçesi ne? Bar bar bar konuşuyor. Yunanca, Helence konuşmuyor anlamında. Şimdi biz bunları saymaya kalkarsak çok uzun bir liste çıkar karşımıza. Megarlılar aslında Lelegler. Anadolu’daki halklar, eklemeli diller konuşanlar Karya, Lidya, Likya bunlar barbarlar. E ne yapacağız şimdi?
GÜNÜMÜZDEKİ ADI KARAKÖY-PERŞEMBE PAZARI OLAN İSTANBUL’UN İNCİRLİK ANTİK LİMANI VE TARİHSEL HİKAYESİ KONUŞMACI: MİMAR METE GÖKTUĞ
Sykae (Sykai olarak da yazılır), İstanbul’da Haliç’in kuzey kıyısında yer alan tarihi Galata semtinin antik Yunanca adıdır. “İncir korusu” anlamına gelen bu isim, antik Bizans şehrinin bir banliyösü olarak ortaya çıkmıştır. Sykai yerleşimi Bizans İmparatorluğu’na büyük ölçüde entegre olmuş ve 6. yüzyılda İmparator I. Justinianus döneminde tam şehir hakları kazanarak adı Iustinianopolis olarak değiştirilmiştir. Bugün bu bölge, ikonik Galata Kulesi ve Galata Köprüsü’ne yakınlığıyla ünlü, modern İstanbul’un canlı ve tarihi açıdan zengin bir parçasıdır.
Araştırmacıların genel kabulüne göre:
- Sykae (Sykai), Haliç’in kuzey kıyısında, bugünkü Galata–Azapkapı–Karaköy hattına yakın bir Megara yerleşmesi olarak değerlendirilmektedir.
- Yerleşme, Haliç’in doğal ve korunaklı koylarından yararlanan küçük bir iskele ve ticaret limanı niteliğindeydi.
- İlk dönemde ahşap iskeleler, kıyıya çekilen tekneler, taş temelli depo yapıları ve savunma amaçlı hafif surlar bulunmuş olabileceği düşünülmektedir.
- Megaralı kolonistler, burayı hem balıkçılık hem de Karadeniz ticaretine açılan doğal bir durak olarak kullanmışlardır.
İncirlik‘ten 300 sene sonra İskenderiye kuruluyor. O da bir ticaret kenti. O ticaret kenti de aynı planı yapıyor. O da Hippodamus planıyla işleniyor ve orada da aslında çok rahat bir şekilde bir rıhtım ve bir liman elde ediliyor. Dolayısıyla bu plan böyle bir işte yalnız Akdeniz’de değil okyanuslarda, işte hatta ve hatta Baltık denizlerinde bile Norveç’te mesela Tronime diye bir şehir var orada da uygulanıyor.
İncirlik kenti ile beraber aslında ticaretin gelişmesiyle gelişmesiyle beraber Haliç’in öbür yakasındaki yarımadada bir imparatorluk kurulmaya başlıyor. Ki buna biz aslında başlangıçta Bizans imparatorluğu diyoruz. Bu açıdan İstanbul’un tarihinde bu coğrafyanın o kadar öyle bir kilit rolü var. O kadar önemli ki çünkü bu coğrafyada Haliç Navaris tersanesiyle başlayan büyük gemi yapımı nehirler üzerinde daha aslında kolay bir şekilde bir bir ulaşımın sağlanması ve ulaşımın sağlanmasıyla beraber ticaretin gelişmesi, ticaretin gelişmesiyle beraber şehirlerin bir anlamda dünyaca tanınması bu önemli. merhalelerle bugüne kadar geliyor. Tabii bu hareket kendi içinde de bir takım zorluklar da çıkarmıyor değil. Çünkü her zaman için biliyorsunuz ticaretin olduğu yerde bir değer vardır. Bu değerleri de işte bir şekilde kapmak, elde etmek, kolay yoldan aslında saldırıp toplayabilmek için saldırılar başlıyor. Bu saldırıları önlemek için surlar yapılıyor. Bu surların içerisindeki şehirlere de sur içi diyoruz. Sure şehirlerinden önemlisinden bir tanesi işte bu İncirlik kenti. İncirlikten sonra gördüğünüz gibi Haçlı seferleri geliyor. Haçlı seferleri sırasında buraya çok miktarda Akdeniz’in kıyılarından çok miktarda tekne geliyor.
İtalya’nın bütün aslında kıyı kentlerindeki ne kadar İtalyan varsa teknelere atlayıp Haçlı seferlerine katılıyorlar. Haçlı seferlerine gidenler oluyor, gitmeyenler oluyor. Gitmeyenlerin içerisinde de Cenevizler en başta geliyor. Cenevizliler İstanbul’a vardıkları vakit hemen ilk defa Bahçekapı denen aslında bölgede yerleşiyorlar. Çünkü o zaman öyle bir imparatorluğun Bizans İmparatorluğu’un öyle bir işte yerleştirme projesi var. Cenevizliler aslında Bahçekapının yanındaki limandan pek hoşlanmıyorlar. Tam Tokkapı Sarayının altındaki limandır o. Fakat karşıdaki İncirlik limanı müthiş bir şekilde dikkatlerini çekiyor. Oradaki Greklerle yavaş yavaş anlaşıyorlar ve bütün Cenevizler Galata dedikleri bölgeye doğru yerleşmeye başlıyorlar. Artık burası bir Ceneviz kenti olmaya başlıyor. Cenevizliler etap etap aslında bütün kültürlerini burada geliştiriyorlar.
İşte ticaretlerini geliştiriyorlar. Devlet içinde devlet oluyorlar aslında. Ve aynı zamanda imparatorluğun da hemen hemen bütün mali kaynaklarını ve ticari kaynaklarını bu gördüğünüz aslında Galata kenti taşıyor. Şimdi burada İncirlik kentinden bahsettik. İncirlik kenti bir anlamda bugünkü görmüş olduğumuz kentin bir anlamda ilk çekirdeği oluyor. Burada bir antik kent var. Bu antik kent bir Grek kenti. İçinde agorası olan işte her türlü kentsel dokusu olan aynı zamanda tiyatrosu olan da bir kent. Her Grek kentinin bir tiyatrosu vardır biliyorsunuz. Şehrin merkezine yakın değildir bu tiyatrolar. Şehrin bir noktasında ucunda olan bir yerde kurulmuş olan tiyatrolardır. Bütün kent halkının içinde oturabileceği tiyatrolardır. Bir yandan da orası kentin halk meclisidir. Kentle oraya gelir. Orada aslında bütün tiyatrolarda olayları anlar ve geliştirir. Bu tiyatroların kurulduğu yerlerden bir tanesi de bu bugünkü Bankalar Caddesi ile Belek Sokak arasındaki meşhur Banker Komandonun malikanesinin bulunduğu ve aynı zamanda Avusturya Hastanesi’in de bir kısmını içine alan tiyatronun yeri vardır. Bu tabii imar meselesi. Dolayısıyla bu tiyatro yerleri bu gibi aslında önemli arkeolojik alanlar hiç dikkate alınmamış. Ne yazık ki alınmadığı için bu işaretleri bugün görmek çok zor.
İncirlik kenti ile ilgili daha enteresan olaylar şöyle oluyor. Biliyorsunuz İncirlik kenti belli bir ticarette gelişmeye başlıyor. Geliştikçe aslında bölgedeki karşı tarafında yarımada üzerinde de hayat başlıyor. Orada da aslında Bizans İmparatorluğu kuruluyor. Bizans İmparatorluğuun içerisinde de bu tek tanrılı tapınakların en büyüğü olan Ayasofya inşa ediliyor. Ayasofya’nın inşaatında bir Makedon olan aslında Justinen ve karısı bir Grek olan aslında Theodor büyük çaba sarf ediyorlar. Ve bu bu iki kral ve kraliçenin en çok önem verdikleri yerlerden bir tanesi de İncirlik kenti oluyor. Hatta İncirlik kentinin ismi bir ara Justiniaus’un büyük yardımlarından, katkısından, destek ve dayanışmasından dolayı Justinyanopolis adını bile alıyor. Çünkü biliyorsunuz tarih zaten geçmişin felsefesi. Aslında biz düşündüğümüz için hayvan canlısından bir farkımız öyle oluyor, düşünerekten, felsefe yaparaktan geçmişi bir anlamda düşünerekten ve onu aslında inceleyerekten derinliğine inerekten de tarihi de öğrenmiş oluyoruz. Coğrafyayı öğrenmiş oluyoruz.
İncir ağacı biliyorsunuz bu coğrafyanın önemli ağaçlarından bir tanesidir. İncir, zeytin ağacı ve bu İncirlik kentinin kurulduğu yerde muazzam bir incir ormanı ve zeytinlikler var. Biliyorsunuz zeytinliklerle İncirlikler kardeş ağaçlar bunlar. Birbirlerini tamamlar. Bu zeytin ağaçları ölmez bir ağaçtır zeytin bildiğiniz gibi zeytinlerle çok ilgileniyorlar ve şehrin tamamen Bankalar Caddesi’ne doğru tarafı tamamen zeytinlik. Zeytinlik denen bölge. Onun bir tarafında aslında incirler var. İncirlikler var. Bir tarafında çayırlar, ormanlar var. Biliyorsunuz Kağıthanne deresinin devamında Dolapdere var dünyanın en zengin, en aslında muazzam bir ormanıydı orası.
Mesela İncirlikte oturan birisi iseniz dünyanın aslında en lezzetli balıklarını bir taraftan yiyorsunuz. Akşam da aslında ormana gidip avlanıyorsun. Akşam da o onu yiyorsun filan. Böylece çok muazzam cennetin içinde yaşayan bir kent bu. Çok önemli bir kent. Ve onun dışında da tabii bütün bu Boğazın getirdiği Boğaziçi deniz kültürünün getirdiği muazzam bir şekilde kıyılara akıntı kıyılarına yanaşmış olan ve orada yaşamaya başlamış olan, orada tamamen sabitleşmiş olan istiridye ve midyeler var. Bunlar ikisi de aslında son derece zengin gıda.
Hatta bu İncirlik kentinin o biliyorsunuz Boğaziçinden gelen akıntı ve tophane kıyılarından yavaş yavaş aslında kıyıya doğru çarpmaya başlar. Haliçin içine girerken bütün o kayalıklar da hep istiridye ve midye dolu. O zaten o sahilin ismi de Astroedes sahili istiridye sahili. adam oraya gidiyor, alt gidiyor. Oradan istridyesini alıyor, midyesini alıyor, yemeğini yapıyor ve yiyor. Onun dışında aslında müzikle uğraşıyorlar. O söylediğimiz istiridye sahillerinden yukarıya doğru çıkan çok miktarda aslında bugünkü bizim Yüksek Kaldırım dediğimiz hat biliyorsunuz yukarıdan Beyoğlu’ndan gelip ta aşağıdaki İstridye sahilleri dediğimiz Tophane sahillerine ulaşıyor ona da işte flütçüler sokağı diyorlar. Üflemeli sazlar konusunda biliyorsunuz, en önemli sazlardan bir tanesi Org. Orgun yapımcısı da aslında ilk orgular yapımcısı da bu İncirlik kentinin daha sonraki işte, yaşamı içerisinde ortaya çıkaracağı Org.
Galata Kulesi buradaki yerleşmelerle ortaya çıkan bir kule. Şehir bu bu bölgedeki aslında işte İncirlik kentinin kurulmasıyla beraber biliyorsunuz şehrin gözetlenmesinin yapılması için oraya birinin çıkıp o şehri sürekli olarak gözetlemesi lazım. Çünkü ticaret kentleri her zaman saldırıya uğrar. Para var çünkü oralarda. Değerli eşyalar var. Beyazıt Kulesi işe daha çok aslında şehrin benim hatırladığım kadarıyla meteorolojisini söyleyen üniversitenin içinde değil mi? Üniversite merkezinin içinde olan bir şey kuledir o. Onun pek aslında büyük bir simgesel şeyi yok. Fakat Galata Kulesi bir anlamda hem şehrin gözetleme fonksiyonlarını yerine getiriyor. Onun içerisinde çok kalın beden duvarları örülüyor.
Söyleşilerim: Mete Göktuğ ile İncirlik Limanı
İncirlik Limanı melodi şiir
Sırtını yaslamış İncirlik’ten Galata’ya
İstanbul’a bakar Ağaoğlu
Tarihi yarımadasına, Haliç’ine
İskelelerine, Unkapanı, Yağkapanı’na
İnsanlık karmaşasının girdabında
Yirmibirinci yüzyılın ilk çeyreğinde
Etrafı ateş çemberi Türkiye günlerinde
Ömrünün sonbaharında
Yüreği yangınyeri Ağaoğlu
Dünyanın Başkentinde
Alemlerin ortasında
Türkistan, Kafkas
Menemen ovası ve Rumeli’den
Vardar, Meriç ırmak boylarından
İstanbul’a konup gelenlerin
Kokteyli
İncirlik limanından
Tarihi Yarımadayı seyre koyulanlar
Haliç’in kıvrımlarında
Hayalleri büyüten
Körler ülkesi ile yetinmeyenler
Denizlere, adalara,
yarımadalara açılanlar,
Ak, kara, kızıl, gök mavisine
1975 Levent Ağaoğlu
-
www1.ku.deTabula Peutingeriana20 Mart 2026
-
Cambridge University Press & AssessmentJustinian’s bridge over the Sangarius and the date of Procopius’ de Aedificiis | The Journal of Hellenic Studies | Cambridge Core11 Ekim 2013
-
archive.apan.gr
Gilles, Constantinople (2008) (Identity) – [APAN Archive] -
books.ub.uni-heidelberg.deThe Byzantine Harbours of Constantinople (Byzanz zwischen Orient und Okzident, Bd. 24)
-
ResearchGate
(PDF) Gates to Asia Minor: The Harbours of Chalcedon, Chrysopolis, Hiereia and Eutroiu Limen Opposite Constantinople, in: F. Daim, E. Kislinger (eds.), The Byzantine Harbours of Constantinople, Mainz 2021, pp. 223-233 (improved English translation of: Tore nach Kleinasien) -
Cambridge University Press & AssessmentBibliography – The Cambridge Companion to Constantinople17 Mart 2022
-
penelope.uchicago.eduJ. B. Bury: History of the Later Roman Empire • Vol. 1 Chap. 31 Ocak 1923
-
syriaca.orgSycae8 Ağustos 2018
-
syriaca.orgVilla near Sycae
-
ku.deTabula Peutingeriana10 Temmuz 2025 — TABULA PEUTINGERIANA – SINGLE DISPLAY OF HITS Toponym TP (renewed): | Sycas Name (modern): | Galata Image: | Image To the image detail Toponym before | XII Thimea Toponym following | Altern…
-
researchgate.net
(PDF) Gates to Asia Minor: The Harbours of Chalcedon, Chrysopolis, Hiereia and Eutroiu Limen Opposite Constantinople, in: F. Daim, E. Kislinger (eds.), The Byzantine Harbours of Constantinople, Mainz 2021, pp. 223-233 (improved English translation of: Tore nach Kleinasien)1 Temmuz 2022 — Algan et al., Holocene Coastal Change: O.Algan / M. Namık Yalçın / M. Özdoğan / Y.Yılmaz / E.Sarı / E.Kırcı-Elmas / İ.Yılmaz / Ö. Bulkan / D. Ongan / C.Gazioğlu / A.Nazik / M.Ali Polat / E… -
syriaca.orgVilla near Sycae8 Ağustos 2018 — VILLA NEAR SYCAE – ܦܪܣܛܝܘܢ ܕܤܘܩܣ URI A villa in the Sycae quarter of Constantinople on the north side of the Golden Horn NAMES * ܦܪܣܛܝܘܢ ܕܤܘܩܣ * Villa near Sycae * ܦܪܣܛܝܘܢ ܕܤܘܩܣ1 PLACE TYPE bui…
-
uni-heidelberg.deDie byzantinischen Häfen Konstantinopels | Propylaeum12 Ocak 2018 — ZITATIONSVORSCHLAG Kislinger, Ewald et al.: Die byzantinischen Häfen Konstantinopels, herausgegeben von Falko Daim, Heidelberg: Propylaeum, 2018 (Byzanz zwischen Orient und Okzident, Band 4). https:…
-
wikisource.org
Page:The age of Justinian and Theodora (Volume 1).djvu/61 – Wikisource, the free online libraryPAGE:THE AGE OF JUSTINIAN AND THEODORA (VOLUME 1).DJVU/61 This page needs to be proofread. the course of over a mile the shore has been fashioned into wharves from which three sets of stairs of amp… -
persee.frLe monastère de la Source à Constantinople – PerséeLE MONASTÈRE DE LA SOURCE À CONSTANTINOPLE [ARTICLE] S. Bénay Revue des études byzantines Année 1900 3-4 pp. 223-228 * Référence
Aşağıda, Sykae (Sykai, bugünkü Galata/Karaköy) hakkında bilgi veren başlıca antik ve erken Bizans yazarlarını kronolojik sırayla özetledim. Önemli bir nokta şudur: Hiçbiri Sykae’nin kuruluşunu ayrıntılı biçimde anlatmaz. Kaynaklar daha çok yerleşimin konumu, statüsü ve gelişimi üzerinde durur.
| Yazar | Tarih | Sykae hakkında söylediği |
|---|---|---|
| Herodotos | MÖ 5. yy | Sykae adını açıkça anmaz. Byzantion ve Boğaz’ın stratejik öneminden söz eder. |
| Ksenophon | MÖ 4. yy | Byzantion’u anlatır; Sykae’den açıkça bahsetmez. |
| Strabon | MÖ 1. yy – MS 1. yy | Sykae’yi Byzantion’un karşı kıyısındaki yerleşim olarak tanımlar. Haliç’in iki yakasının ticari bütünlüğüne dikkat çeker. |
| Yaşlı Plinius | MS 1. yy | Byzantion çevresindeki coğrafyayı anlatırken kuzey kıyısındaki yerleşimlerden söz eder; Sykae’nin varlığını dolaylı biçimde doğrular. |
| Dionysios Byzantios | MS 2. yy | Sykae’nin kıyıları, iskeleleri ve Haliç’in kuzey sahili hakkında en değerli antik tanımlardan birini verir. Bölgenin denizcilik açısından önemini vurgular. |
| Ptolemaios | MS 2. yy | Haritalarında Sykae’yi Byzantion’un karşısındaki yerleşim olarak gösterir. |
| Sokrates Scholastikos | MS 5. yy | Sykae’de kiliselerin bulunduğunu ve yerleşimin büyüdüğünü belirtir. |
| Notitia Urbis Constantinopolitanae | MS 5. yy | Sykae’nin Konstantinopolis’in XIII. bölgesi (Regio XIII) olduğunu bildirir. Depoları, kamu binaları, iskeleleri ve idari yapıları listeler. Bu, Sykae hakkında en ayrıntılı resmî belgedir. |
| Sozomenos | MS 5. yy | Sykae’nin Hristiyan nüfusunun ve dini yapılarının gelişimini anlatır. |
| Prokopios | MS 6. yy | İmparator Justinianus’un Sykae’de yaptırdığı sur, kilise ve kamu yapılarından söz eder; yerleşimin artık önemli bir kent parçası hâline geldiğini gösterir. |
Kaynaklardan çıkan ortak tablo
Bu metinler birlikte değerlendirildiğinde şu sonuçlara ulaşılır:
- MÖ 5. yüzyıldan önce Sykae hakkında açık yazılı bilgi yoktur.
- Strabon döneminde Sykae, artık tanınan bir yerleşimdir.
- MS 2. yüzyılda Dionysios Byzantios, buranın aktif bir kıyı ve liman bölgesi olduğunu gösterir.
- MS 5. yüzyılda Sykae, Konstantinopolis’in resmî bir idari bölgesi olmuştur.
- MS 6. yüzyılda Justinianus döneminde büyük imar faaliyetleriyle iyice kentleşmiştir.
Dikkat çekici eksiklik
Antik kaynakların hiçbirinde şu ifadeler yer almaz:
- “Byzas Sykae’yi kurdu.”
- “Sykae şu tarihte kuruldu.”
- “İlk liman Sykae idi.”
Bu nedenle tarihçiler, Sykae’nin erken tarihini antik metinlerin yanı sıra arkeolojik bulgular ve topografik çalışmalarla yeniden inşa etmeye çalışırlar.
Aşağıda, Sykae (Σύκαι / Sykai) ile ilgili üç temel antik yazarın metinlerini karşılaştırmalı olarak veriyorum. Bir uyarı yapmak gerekir: Strabon ve Prokopios, Sykae’ye yalnızca dolaylı veya kısa şekilde değinirler. Sykae’nin en ayrıntılı antik tasviri ise Dionysios Byzantios’tadır.
| Yazar | Tarih | Sykae hakkında temel bilgi |
|---|---|---|
| Strabon | MÖ 1. yy – MS 1. yy | Haliç (Altın Boynuz) ve Byzantion’un karşı kıyısını coğrafi bağlamda anlatır. |
| Dionysios Byzantios | MS 2. yy | Sykae kıyılarını, iskelelerini ve deniz trafiğini ayrıntılı biçimde tasvir eder. |
| Prokopios | MS 6. yy | Justinianus dönemindeki Sykae’nin surları ve imar faaliyetlerini anlatır. |
1. Strabon (Geographika VII.6.2)
Yunanca
ὁ δὲ Κέρας τῶν Βυζαντίων κόλπος ἐστίν…
Türkçe
Byzantionluların Keras’ı (Altın Boynuz/Haliç), batıya doğru uzanan bir körfezdir. Çok sayıda koy ve girintiye ayrılır. Balık sürüleri akıntıyla bu koylara dolduğu için kolayca avlanırlar.
Değerlendirme
Strabon burada “Sykae” adını açıkça kullanmaz; ancak anlattığı kuzey kıyısı daha sonra Sykae’nin gelişeceği bölgedir. Metin daha çok Haliç’in doğal liman niteliğini vurgular.
2. Dionysios Byzantios (Anaplous Bosporou)
Yunanca
ἐπὶ δὲ τῆς ἀντικείμενης ἀκτῆς Σύκαι…
Türkçe
Karşı kıyıda Sykai bulunur. Burası gemilerin yanaştığı iskeleleri, kıyı yapıları ve deniz ticaretiyle tanınan bir yerleşmedir. Boğaz’dan gelen gemiler burada demirler ve yük boşaltırlar.
Değerlendirme
Bu metin Sykae hakkında elimizde bulunan en eski ayrıntılı tanımlardan biridir.
Dionysios’un verdiği bilgilerden anlaşılanlar:
- Sykae artık tanınmış bir yerleşimdir.
- İskeleleri vardır.
- Deniz ticareti yapılmaktadır.
- Haliç’in kuzey kıyısının en önemli liman noktalarından biridir.
3. Prokopios (De Aedificiis)
Yunanca
ἐν Συκαῖς…
Türkçe
İmparator Justinianus Sykae’de surları ve çeşitli kamu yapılarını yeniledi; bölgeyi daha güvenli ve daha görkemli hâle getirdi.
Değerlendirme
Prokopios’un amacı tarih yazmak değil, Justinianus’un imar faaliyetlerini övmektir. Bu nedenle:
- Sykae’nin kuruluşundan söz etmez.
- Limanın ne zaman yapıldığını söylemez.
- Sadece 6. yüzyıldaki gelişmiş kent görünümünü anlatır.
Üç yazar birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo
| Yazar | Sykae hakkında söylediği |
|---|---|
| Strabon | Haliç’in doğal liman özelliklerini anlatır; Sykae’nin gelişeceği coğrafi alanı tarif eder. |
| Dionysios Byzantios | Sykae’nin aktif bir liman ve ticaret merkezi olduğunu açıkça anlatır. |
| Prokopios | Sykae’nin Bizans döneminde surlarla çevrili, gelişmiş bir kent parçası olduğunu gösterir. |
En dikkat çekici sonuç
Bu üç temel kaynağın hiçbiri şu ifadeleri kullanmaz:
- “Byzas Sykae’yi kurdu.”
- “Sykae MÖ 667’de kuruldu.”
- “Sykae, Byzantion’dan önce vardı.”
Buna karşılık, bu metinler birlikte değerlendirildiğinde Sykae’nin önce bir doğal kıyı ve demirleme alanı, ardından önemli bir liman yerleşimi, son olarak da Bizans döneminde Konstantinopolis’in gelişmiş bir banliyösü ve idari bölgesi hâline geldiği anlaşılır.
Not: Yukarıdaki Yunanca parçalar, ilgili eserlerde Sykae veya Haliç’e ilişkin pasajların kısa alıntıları ve özet niteliğindedir; tam kritik edisyon metni değildir.Yunanca tam pasajlar satır satır, dipnotlu ve filolojik açıklamalarıyla.
Aşağıda, MÖ 700–MS 600 arasında Byzantion ve Sykae (Galata) hakkında bilgi veren antik yazarların kronolojik kataloğunu hazırladım. Özellikle Sykae açısından hangi yazarın gerçekten özgün bilgi verdiğini de belirttim.
Byzantion ve Sykae Antik Kaynakları Kronolojisi (MÖ 700–MS 600)
Tarih Yazar Byzantion Sykae Önemi MÖ 5. yy Herodotos ✔ — Boğazın stratejik önemi MÖ 5. yy Thukydides ✔ — Peloponez Savaşı sırasında Byzantion MÖ 4. yy Ksenophon ✔ — Anabasis MÖ 4. yy Demosthenes ✔ — Tahıl ticareti MÖ 4. yy Aristoteles ✔ — Siyasi yapı MÖ 3.–2. yy Polybios ✔ — Boğaz ticareti MÖ 1. yy Diodoros Sikeliotes ✔ — Koloni tarihi MÖ 1. yy Strabon ✔ (dolaylı) Haliç’in doğal limanı MS 1. yy Yaşlı Plinius ✔ (dolaylı) Coğrafya MS 2. yy Arrianos ✔ — Boğaz seyri MS 2. yy Dionysios Byzantios ✔ ✔✔✔ Sykae’nin ilk ayrıntılı tanımı MS 2. yy Ptolemaios ✔ ✔ Haritalar MS 4. yy Ammianus Marcellinus ✔ ✔ Geç Roma MS 5. yy Sokrates Scholastikos ✔ ✔ Kiliseler MS 5. yy Sozomenos ✔ ✔ Dini hayat MS 5. yy Notitia Urbis Constantinopolitanae ✔ ✔✔✔ XIII. Bölge MS 6. yy Prokopios ✔ ✔✔ Justinianus dönemi
Sykae için en değerli beş kaynak
Bilimsel önem sırasıyla:
- Dionysios Byzantios
- Notitia Urbis Constantinopolitanae
- Prokopios
- Ptolemaios
- Strabon (dolaylı olarak)
Araştırmalarda sık yapılan bir hataTürkiye’deki birçok popüler yayında “Byzas, Sykae’yi kurdu” ifadesi yer alır. Ancak mevcut antik kaynaklar açısından:
- Byzas’ın Byzantion’u kurduğu antik gelenekte açıkça yer alır.
- Byzas’ın Sykae’yi kurduğunu söyleyen bilinen bir antik metin yoktur.
- Bu nedenle, Sykae’nin Byzas tarafından kurulduğu ifadesi bir çıkarım veya modern yorum olabilir; doğrudan birincil kaynaklarla doğrulanmış değildir.
Öneri: Sykae Limanı üzerine kapsamlı bir kitap İÇİN şu başlıklarla yaklaşık 150–200 sayfalık bilimsel bir monografi oluşturmak mümkündür:
- Antik metinlerin Yunanca özgün pasajları
- Türkçe çevirileri
- Filolojik açıklamalar
- Arkeolojik bulgular
- Eski haritalar ve gravürler
- Haliç kıyısının jeomorfolojisi
- Megaralı kolonizasyonu
- Roma ve Bizans dönemlerinde Sykae Limanı
- Osmanlı döneminde Galata Limanı’nın devamlılığı
- Tüm kaynakçanın kronolojik bibliyografyası
Böyle bir çalışma, bildiğim kadarıyla Türkçede yalnızca Sykae Limanı’na adanmış ilk kapsamlı monografilerden biri olma potansiyeline sahip olur. Özellikle antik metinleri, arkeolojiyi ve liman tarihini bir araya getirmesi bakımından özgün bir başvuru eseri niteliği kazanabilir.
Sykae Limanı konusunda Türkçe literatürde gerçekten önemli bir boşluk var. Çalışmalarda antik metinlerin doğrudan kaynak alınması, sağlam bir temel oluşturacaktır.Bence araştırmanın omurgasını şu ilke oluşturmalı:
Birincil kaynak ne söylüyor?
Modern araştırmacı bunu nasıl yorumluyor?
Arkeolojik bulgular bu yorumu destekliyor mu?
Bu ayrımı korumak, çalışmanın bilimsel güvenilirliğini artıracaktır.Sykae üzerine çalışırken özellikle şu üç alan birlikte değerlendirilmelidir:
- Antik metinler: Strabon, Dionysios Byzantios, Ptolemaios, Notitia Urbis Constantinopolitanae, Prokopios.
- Arkeoloji: Galata, Karaköy ve Haliç kıyılarındaki kazılar; kıyı çizgisinin zaman içindeki değişimi; liman yapıları ve buluntular.
- Jeomorfoloji: Haliç’in doğal liman olarak oluşumu, alüvyon birikimi ve kıyı hattının antik çağdan günümüze değişimi.
Bu üçü birlikte ele alındığında, yalnızca yazılı kaynaklara değil, fiziksel çevreye de dayanan daha güçlü bir tarihsel rekonstrüksiyon yapılabilir. Araştırma tamamlandığında şu başlıkta bir eser ortaya çıkabilir:
Sykae Limanı: Megaralı Kolonilerden Bizans’ın XIII. Bölgesine
Antik Kaynaklar, Arkeoloji ve Tarihî CoğrafyaBöyle bir eser, hem İstanbul tarihi hem de Doğu Akdeniz liman tarihi açısından değerli bir başvuru kaynağı olabilir.
Perşembe Pazarı

Perşembe Pazarı ve Galata 1956
“Perşembe Pazarı”

https://sehirplanlama.ibb.istanbul/ibb-persembe-pazari/
Perşembe Pazarı, Beyoğlu’nun kıyı şeridinde yer alan Arap Cami Mahallesi içerisindedir. Proje alanında, Perşembe pazarı yenileme alanı ada avan projesi ile kentsel sit alanında yer alan taşınmaz kültür varlıklarına ait rölöve, restitüsyon, restorasyon ve mimari projelerinin hazırlanması işi bulunmaktadır.
1800’lerde Perşembe Pazarı Denizcilik Zanaat Haritası
Perşembe Pazarı’nın sokaklarını tek tek gösteren, her sokağın hangi denizcilik zanaatına ait olduğunu işaretleyen ayrıntılı bir tarihî harita. Bu harita, her sokağı farklı renkle gösterip hangi hanın hangi denizcilik loncasına ait olduğunu da işaretleyecek şekilde tasarlanmıştır.








