Home Blog Page 78

Roma ve Akdeniz / Rome and Mediterranean

Roman Empire Articles

https://www.booksonturkey.com/roman-empire-and-turkey/

Roma’nın Mirası Yazıları

Aile Tarihim, Dostlar ve Kaynak Referanslar

Büyük Babadedem İsmail Kosoğlu, Filibe, 1870

Babadedemin Ağaoğlu Ailesi

Vala Enünlü

Eski İstanbul vali yardımcılarından rahmetli Vala Enünlü de babamın Şefkat teyzesinin damadı idi.

Timsal Karabekir Yıldıran

Babaannemin kız kardeşi. Müşerref teyze capcanlı bir insandı. Bizi de çok severdi. Oğlu Murat felsefe öğretmeniydi. Abisi Cavit Yıldıran dayı Aksaray’da Namık Kemal Caddesi üzerinde otururdu. Gür sesli bir insandı. Kızı İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümünde okumuştu. Kâzım Karabekir’in kızı Tilmaç Karabekir Yıldıran hanımın eşi Atilla Köymen Yıldıran,  Cavit Yıldıran dayının yakın akrabası idi.

Ahmet Köymen Yıldıran

Timsal Karabekir hanımın eşi ATILLA KÖYMEN YILDIRAN, rahmetli babamın teyzesinin kocasının (Cavit Yıldıran) akrabasıdır. Atilla Köymen Yıldıran 1941 yilinda, Ankara’da , Istiklâl Savasi gazi ve komutanlarindan Ali Fehmi Bin Rasit Filibe’nin oglu olarak dünyaya geldi. Hukukçu olan Yildiran, devlet sektöründe genel müdürlük ve müstesarlik görevlerinde bulundu; ayrica üniversitelerde ögretim görevlisi olarak da egitime hizmet etmis olan hayirseverimiz çesitli kitaplar yazdi. Halen TBMM’de hukuk müsaviri olarak görev yapan Atilla Bey degerli esi Timsal Karabekir hanimla beraber yurt çapinda secere ve mezhep gözetmeksizin vatanin bütünlügünü savunan bilimsel konferanslar vermiştir

Annededemin Funda Ailesi

Fotoğraftakiler:

  • En sağdaki annededem Cemal Funda (papyonlu fesli).
  • Solunda büyükdedem Şükrü Funda,
  • Kucağında küçük kızı Müzeyyen Hala.(İzmirde Tanıklara gelin gitti)
  • Solunda büyükdedemin kardeşi Hamdi Funda.

Gururlu ve keskin bakışlar. Hepsi de devlet adamı, devletçi.  Bildiğim en eski Funda (Fanda) fotoğrafıdır.

Osmanlı İmparatorluğunu Rumeli’de kuranların evlatları, torunları.

Büyükdedem ile dedem 100 yıl önce. Evladı Fatihan..

Üsküp 1920

Arka plan:

  • Havara taşı (kelle muçuk 60×40)
  • Küfeki sıva harcı taşların arasında
  • Pencere parmakları dövme demir
  • Yorum: Yerleşik düzendeki insanların kullandığı yapı ve malzeme tipi.
  • Bulunduğu bölgeye sahip çıkan ve etrafını koruyup kollayan güven ve itimat üzerine insanları bir arada toplayan kişilerin içinde bulunduğu yapı tipi.

Dukaginzadeler

Selim Fande

Ismail Kemal’e Mektup

Isyan  için belirlenen tarih gűn geçtikçe yaklasıyordu, Ismail Kemal’e gorevini yerine getirmesi için mektup yazdim.

Verdiği cevap ha bugun ha yarın olduğu ortada hiçbirsey yoktu. Onun çağdaşlarına ve elimizde bulunan belgelere göre Ismail Kemali bu sıralarda arnavut-yunan arasında bir konfederasyon.

Yemin edenlerin soğuktan usumeleri, űzűlmeleri ve yorulmaları korkusundan, çok çalıstım her dakikayı iyi değerlendiriyordum , örneğin Necip Drage’nin olayına.

Üskűpte Necip Draga ile ne oldu? Bir gűn “Taş Köprűsűnde” Selim Fanda ile buluştu ve: “ Necip Draga Selim Fanda’ya görűyor musun, şu an jandarma peşime takildi ve yakalanmami isterler” dedi.

Selim Fanda Necip Draga’yi sakinlestirmek için kafe içmeye götűrdű ve sohbet boyunca isyanın şimdi başlamayacağını ama iki yıl sonra olacağını inandirdi. Tek amaç Necip Beyi sakinlestirmek içindi.

Bir zamanlar Üskűp’teki evime Makedon slavlarıın arnavutlarla işbirliği kurup kurmayacakları konusunda haber vermek için Bulgar Pollov gelir. Içeriye girip konuşmasına surdurdu ve sonunda “Bulgarlarin bir kalkışmada kesinlikle yer almamaları gerektiğini söyledi.

Bulgaristanin bu bildirisi bizi cok űzdű. Fakat diğer taraftan űstlendiğimiz bu önemli görevi yerine getirmek için maddi destekten de mahrum idik, o anda magazalarımı ve depolarımı satmaya karar verdim.

1921 Hasan Bey Priştine: 1912 Arnavutluk Ayaklanması Üzerine Kısa Anı

Hasan Bey Prishtina: Brief Memoir on the Albanian Uprising of 1912

Fazlı Fanda

Yücel Teşkilatı’ndaki akrabalarım. Anne tarafımdan akrabalarım, Makedonya’da Yücelci Türkler arasında idiler. Türkiye’nin duyarsız kaldığı Yücel Teşkilatı mensupları, Yugoslavya dışından gelen bir “ihbar” sonucu, 1947 yılında yakalanarak mahkemeye çıkarıldılar. Nazmi Ömer Yakup   (idam), Kamil Hakimoğlu  (hapis)

Fazlı Fanda (tüccar): 10 yıl hapis.  1953’te Kamil Hakimoğlu’nun dayısının oğlu CHP İstanbul il yönetiminden Sami Funda, Yugoslavya’ya giderek oradaki Türklerin durumuyla ilgili geniş bir araştırma yapar ve rapor hazırlar, raporda Yücelci Türkler konusuna da değinir.

Kemal Hakimoğlu

Namık Kemal Funda

Rahmetli dayım. Namık Kemal Funda. 1943-2000. Siyasetçi. Gönül Adamı. Devlet Adamı.  A d a m.

‘Minik Kuş’ Funda

Namık Kemal Funda İstanbul’da Adalet Partisi ve ardından Doğru Yol Partisi’nde siyasetçiydi. Özü sözü doğru namuslu çok iyi bir insandı Namık dayım. Maalesef çok erken aramızdan ayrıldı. 

“Önceki gün, İstanbul’da merkez sağın önde gelen isimlerinden Namık Kemal Funda’yı kaybettik. 100’ü aşkın kilosu ile arkadaşlarının ‘Minik Kuş’ diye takıldıkları pırıl pırıl bir insandı; uçtu gitti. Cenaze namazına gelenlere bakıyorduk bir arkadaşımla; ‘şu kadroya bak’ dedi.

– Ne var kadroda?

– Baba’yı çukurdan çıkaran, DYP’yi iktidara taşıyan insanlar bunlar.

Kimler mi vardı cenazede?

Soruyu daha doğru koyalım:

– Cenazede kimler yoktu?!

Minik Kuş’a Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı ve sabır diliyoruz.”

Şakir Süter, Galeri Akşam Gazetesi 10 Aralık 2000

Dayım Namık Kemal Funda hep böyle ufukları gözlerdi, vizyon adamı idi. Erken yaşta vefat etti. Ülkemizin isimsiz kahramanlarındandır. Küçük oğlu Tamer’i kolu ile sarmış. İyiliksever, esprili bir ruha sahipti. Makamlı Türk Sanat Müziği şarkıları okurdu. Kanun çalardı.

Taşlıcalı Yahya

Taşlıcalı Yahya Efendi

Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi https://www.youtube.com/watch?v=A6-K7qwNDJY Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı…

Taşlıcalı Yahya Bey

Taşlıcalı Yahya Bey Taşlıcalı Yahya Bey Taşlıcalı Yahya Bey Taşlıcalı Yahya Bey YAHYÂ BEY, Taşlıcalı, Dukagin-zâde Mehmed Çavuşoğlu  TAŞLICALI YAHYÂ – TDV İslâm Ansiklopedisi Yahya Bey Dukaginzade Türk…

The poet Taşlıcalı Yahya and Suleiman the Magnificent

https://www.youtube.com/watch?v=hqqH1qqyEdY The poet Taşlıcalı Yahya and Suleiman the Magnificent. The poet Taşlıcalı Yahya and Suleiman the Magnificent. The poet Taşlıcalı Yahya and Suleiman the Magnificent.  Suleiman…

Feridun Dirimtekin

Dukakin Sancağı Arnavutluk

Feridun Dirimtekin Yunan komutan Trikopis’i Dumlupınar’da teslim almasıyla ünlenen Dukakinzade Feridun bey de sonradan Dirimtekin adını alır. 1895 doğumlu olan Feridun bey Harbiye’den mezundur. Balkan…

 

Kaynak Referanslar

Ahmet Cevdet Paşa

“Hot Malisyası’nın sağ ve sol iki bayrağı vardır ve İzlav memâlikine sefer olundukda Hot birinci olup mevki‘-i harbe en ibtidâ dahil olur ve en sonra avdet eyler ve Hotlar tayin almadıkça sairleri tayin alamaz. Cedvel-i mezkûr işte bu tertib üzere yazılmışdır. Ama sair tarafa sefer olundukda tertib-i mezkûr ber-aks olarak birinci bayrak Mirdita’nın Uroş Bayrağı’dır ve ucuna bakır kaplamak bu bayrağın imtiyâz-ı mahsusudur. Sair bayrakların uçları hep tenekedir.

Çünkü Mirditler Kosova Muharebesi’nde hüsn-i hizmet eylemekle mazhar-ı nazar-ı devlet olmuş ve mezkûr Uroş bayrağının ucuna bakır kaplamak imtiyâzı ihsân buyurulmuş idi ve meşhur İskender Bey birçok hâneleri bi’l-istishâb İtalya’ya firar [47] eylemiş olduğundan şimdi Mirdita denilen kıt‘a hâlî kalıp Mirditler ise o zaman Yakova havalisinde mutavattın oldukları hâlde yerleri dar olmakla barınamaz olduklarından mezkûr kıt‘a-i hâlîyenin kendilerine ihsân buyurulmasını istid‘â etmeleri üzerine sekiz yüz kırk tarihinde sâdır olan fermân-ı âlî mûcebince ol vakit Dukakin muzâfâtından olan Zavrime Hâkimi Hasan Efendi tarafından Fandi-i Sağîr ile Fandi-i Kebîr arasındaki yerler Mirditlere teslim ile buna dair yedlerine bir kıt‘a hüccet verilmiş ve ondan sonra bu kıt‘aya Mirdita denilmişdir.

O zaman Mirditler Uroş ve İspaç ve Kuşnani nâm üç bayrakdan ibaret iken sonra Fandi ve

Dibri Nahiyeleri dahi onlara katılarak Mirdita beş bayrağa münkasim olmuşdur. Ba‘dehû nüfus dahi tekessür ederek Mirdita’nın hududu tevessü‘ etmişdir.

Ve ber-vech-i bâlâ MirditaDukakin Sancağı voyvodalarının taht-ı zabt-ı idaresinde iken bu sancak ilgâ olundukdan sonra İşkodra Sancağı’na rabt olunmuş ve ondan [48] sonra Mirdita kaptanının nüfuzu tezâyüd eylemekde bulunmuş idi.”

Kaynak: Ahmet Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet

270 o s m a n l ı a r ş i v b e l g e l e r i n d e a r n a v u t l u k

s o s y a l h a y a t 271

T.C. BAŞBAKANLIK DEVLET ARŞİVLERİ GENEL MUDURLUĞU Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı

Yayın Nu: 97  O S M A N L I  A R Ş İ V  B E L G E L E R İ N D E ARNAVUTLUK İstanbul 2008

“Meşhur İskender Bey bir çok hâneleri istishâb[en] firar ettikte hâlen Mirdita denilen kıt’ a hâli kalmış idi. Yakova havâlisinde sâkin olan Mirdita kabilesi ise Kosova muhârebesinde hüsn-i hizmet etmekle mazhar-ı nazar-ı devlet olup bulundukları yerlerde dahi barınmaz olduklarından bu kıt’anın kendilerine ihsan buyrulmasını istid’â etmeleri üzerine sekiz yüz kırk tarihinde sâdır olan fermân-ı âlîye imtisâlen ol vakit -Dukakin muzâfâtından olan Zadrima hâkimi Haşan- Efendi Fandi-i sagîr ve Fandi-i kebîr arasını Mirdit kabilesine îtâ ile buna dâir kendilerine bir kıt’a hüccet vermiş idi. Mu’ahharen Mirdita’ya etraftan hayli ahâli gelerek çoğalmışlar ve îspah ve Dibri bayrakları dahi anlara katılıp mirditleşmişler ve nüfûsu çoğalarak Mirdita hudûdunu tevsi’etmişlerdir. Bib Doda Paşa bir aralık İskender Bey neslinden olmak iddiâsında bulunarak rehâbîn ile öyle bir silsile-nâme te’lîfine çalışmıştır ve bir aralık dahi Lek Dukakin’in vârisi olmak iddiâsında bulunup hattâ Dukakin deyu bir mühür kazdırıp ba’z-ı mahallere gönderdiği mektub zarşarının üzerine anı basardı. Hakîkat-i hâl ise Arnavudluk’ça ma’lûm ve Doda’ların gerek İskender Bey ve gerek Dukakin neslinden olmadıkları emr-i meczûm olmağla ve Işkodra malisyaları içinde Mirditler en ednâ kabilelerden ma’dûd bulunmağla Bib Doda Paşa’nın bu sanî’aları te’sirsiz kalmıştır.

Hot Malisyası’nın sağ ve sol iki bayrağı vardır ve İzlav memâlikine sefer olundukda Hot bi-
rinci olup mevki‘-i harbe en ibtidâ dahil olur ve en sonra avdet eyler ve Hotlar tayin almadıkça sairleri tayin alamaz. Cedvel-i mezkûr işte bu tertib üzere yazılmışdır. Ama sair tarafa sefer olundukda tertib-i mezkûr ber-aks olarak birinci bayrak Mirdita’nın Uroş Bayrağı’dır ve ucuna bakır kaplamak bu bayrağın imtiyâz-ı mahsusudur.

Sair bayrakların uçları hep tenekedir. Çünkü Mirditler Kosova Muharebesi’nde hüsn-i hizmet eylemekle mazhar-ı nazar-ı devlet olmuş ve mezkûr Uroş bayrağının ucuna bakır kaplamak imtiyâzı ihsân buyurulmuş idi ve meşhur İskender Bey birçok hâneleri bi’l-istishâb İtalya’ya firar [47] eylemiş olduğundan şimdi Mirdita denilen kıt‘a hâlî kalıp Mirditler ise o zaman Yakova havalisinde mutavattın oldukları hâlde yerleri dar olmakla barınamaz olduklarından mezkûr kıt‘a-i hâlîyenin kendilerine ihsân buyurulmasını istid‘â etmeleri üzerine sekiz yüz kırk tarihinde sâdır olan fermân-ı âlî mûcebince ol vakit Dukakin muzâfâtından olan Zavrime Hâkimi Hasan Efendi tarafından Fandi-i Sağîr ile Fandi-i Kebîr arasındaki yerler Mirditlere teslim ile buna dair yedlerine bir kıt‘a hüccet verilmiş ve ondan sonra bu kıt‘aya
Mirdita denilmişdir.

O zaman Mirditler Uroş ve İspaç ve Kuşnani nâm üç bayrakdan ibaret iken sonra Fandi ve
Dibri Nahiyeleri dahi onlara katılarak Mirdita beş bayrağa münkasim olmuşdur. Ba‘dehû nüfus dahi tekessür ederek Mirdita’nın hududu tevessü‘ etmişdir.”  Ahmet Cevdet Paşa

Anneannemin Merganlar Ailesi, Üsküp

Müesser , ölen genç yaşında . Feleknaz in kardeşi.Yaninda Zekir Ağa’nın ikinci eşi. Anneannem Mevlüde ve Müesser iki elti. Diz çökmüş Kamil amca, Zekir aga kucağında Rüştü. Dato ağa , Zekir dedenin amca oğlu. Muazzez hala. En önde Canan teyzem (isimlendiren Feyzan İstanbullu)

Şehit Nazmi Ömer

  • Annemin teyzesi Kızılelma’da oturuyordu çok sevimli bir insan ve al yanakları vardı, yemek tarifini bu şekilde ifade ediyordu, kayınbiraderi ise Üsküp’te idam edilen Yücelci Türklerden Nazmi Ömer idi.
  • Anneannemin babası Zekir Aga, annesi Hamdiye Nene. Kızları Feleknaz, Nakşiye, Muazzez. Oğulları Fuat, Sabri.  Kamil. Muazzez teyzenin eşi Kadri Yücel’in kardeşi Yücelci şehit Nazmi Ömer’dir.
  • Annemin teyzesinin kayınbiraderi idam edilen Yücelci Nazmi Ömer.

Lalelili Funda Ailesinin Dostları

 

İstanbul’a vali olacağına Laleli’ye muhtar ol.

Nejat Eczacıbaşı Laleli’de ne yapıyordu?

Uzun boylu, yakışıklı genç adam komşusu bakkala girdi. Şimdiki marketlere benzeyen kocaman bakkal dükkânının sahibi aynı zamanda Laleli muhtarı idi. Adı Recep Funda. Genç adamı sevgiyle selamladı Recep bey. Parmağıyla “sus” işareti yaptı. Fasulye çuvallarının arasına oturmuş şişman bir beyfendi elindeki kâğıttan şu şiiri okumaktaydı:

“Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç.”

Beyefendinin sesinden bu güzel şiir, dükkânın loş yüksek tavanına musiki gibi yükseliyordu. Yakışıklı genç adam büyülemiş gibi dinliyordu.

“Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç.”

Tezgâhın arkasında oturan hanımefendi çayını yudumlamayı bırakmıştı.

Beyefendi şiiri bitirince bir an gözlerini kapattı. Sonra gülümseyerek baktı dükkândakilere… Tezgâhın ardında oturan hanım:

“Her şiiriniz bir başka güzel Yahya Kemal Bey. Her okunuşuna dalıp gidiyorum,” dedi.

Evet. Laleli muhtarı Recep Funda Bey’in bakkal dükkânında, fasulye çuvalları arasında şiir okuyan Yahya Kemal Beyatlı idi. “Bizzat kendisi.”

Tezgâhın ardında tavşan kanı çayını yudumlayan hanımefendi ise Halide Edip Adıvar.

Laleli’nin muhtarı Recep Funda böyle dostları olan adamdı. Ne derlermiş o 1940’lı yıllarda “İstanbul’a vali olacağına, Laleli’ye muhtar ol.”

 Manastır’lı Türk aydınları Laleli’de

Laleli muhtarı Recep Funda, Rumeli’den göç eden Manastırlı bir Türk aydını idi. Mustafa Kemal Atatürk’ün hemşehrisi ve komşusuydu.

Solda Esat Tanık sağda Recep Funda. Laleli Funda Pazarı. Funda Bakkaliyesi

Manastır İdadisi’nden arkadaşları Kâzım Taşkent ve Mustafa Laleli muhtarı Recep Funda’nın dükkânı akademik bir kulüp gibiydi. Rahmetli babamın çok yakın dostuydu Kazım Taşkent. İkisi de genç Türkiye Cumhuriyeti’nin hizmetindeki heyecanlı gençlerdiler. Alpullu Şeker Fabrikası’nı 1929’da kurarken beraberdiler. Maden Tetkik Arama’nın ilk yönetiminde, Türkiye Kömür Madenlerinin yönetiminde birlikteydiler. Türkiye Şeker Fabrikaları’nın bina edilmesinde yine birlikteydiler.

Kâzım Taşkent, daha sonra Yapı ve Kredi Bankası’nı 1944’te kurdu. 27 yıl bankayı yönetti.

Kâzım Taşkent, çocukluk arkadaşı Recep Funda’ya takılırdı. “Sana Manastır’da küçükken Mustafa Kemal Paşa’yı gösterip, “Bak, büyü de böyle bir adam ol” dediler, sen tuttun bakkal oldun” derdi.

Başa dönelim, Yahya Kemal’in şiirini okuduğu dükkâna giren yakışıklı genç adam, muhtar Recep Funda’ya;

“Recep Bey bir ricam var dedi.

“İlaçlarımı pazarlamak için bazı kimselere başvuracağım. Siparişler için sizin telefonu verebilir miyim?”

Recep Bey “Memnuniyetle” dedi. Bu genç adamı çok seviyordu. Bakkalın hemen karşısındaki Kanatlı Apartmanı’nda otururdu. Avrupa ve Amerika’da öğrenim görmüştü. Genişlettiği evinin mutfağında balık yağı ve vitaminler üretiyordu. Balık yağını D vitamini katarak güçlendirmekteydi ayrıca…

Ürettikleri şişelenmişti, müşteriye hazırdı. Ancak, 1941 yılında telefon sahibi olabilmek, yeni patlamış 2. Dünya Savaşı’nda Hitler’i durdurmak kadar zordu. Ama Muhtar Recep Bey’in telefonu vardı.

Bakın bundan sonrasını size o genç eczacı anlatsın:

 “…O zamanlar İstanbul’da telefon az. Bizim mahallede yalnız Recep Funda’nın telefonu vardı. Ondan alışveriş ediyorduk, nazımız da geçiyor. Kendisine rica ettim. Bir zaruret olursa, telefonundan yararlanayım diye… Laboratuvarım yoktu. İlaçları apartmanın mutfağında imal ediyordum. Müşteri adaylarına da Funda’nın telefonunu vermiş sipariş bekliyordum… Bir akşam Funda kapıdan bana el etti. İlk sipariş Funda’nın telefonuna gelmişti. (İlk aşkım ilk heyecanım benim) İlk defa ilacımı satıyordum. İlk kazandığım para muhtarımız Recep Funda’nın telefonundan geldi.”

Hatıratına bunları yazan genç Lalelili eczacı sonradan Türkiye’nin en büyük sanayicilerinden oldu. Saygıyla andığımız Nejat Eczacıbaşı.

Küçük yaramaz Adile

 Bir de, dünyayı dolaşmasıyla ünlü Lalelili gazeteci Hikmet Feridun Es neler yazmış okuyalım:

“… Eczacıbaşı’nın Recep Funda ile karşı karşıya oturduğu günler Laleli’nin Laleli olduğu zamanlardı Şehir ortasında tam bir huzur cenneti. Bir taze huzur almak için Münir Nurettin ile birlikte kalkıp da Kalamış’a gitmeye asla lüzum yok. Gel Laleli’ye al huzuru. Kadıköy gibi bir aydınlar semtiydi Laleli. Beyazıt’tan Aksaray’a inen bol ağaçlı bir bulvar. İki tarafında oturan Türkiye’nin en büyük şöhretleri, Antalya Apartmanında Halide Edip, Dr. Adnan Adıvar. Birkaç adım ötesinde Sabri Esat Siyavuşgil. Tam karşı sokakta oturan ve Adile namında gayet yaramaz bir kızı bulunan komik Naşit. Mukabil sokakta Dümbüllü İsmail…”

Kaynak: Yener, Tevfik  (2011). İstanbul Aşk Ekmek Hayal. İstanbul: İnkılâp Kitabevi. S. 331-334 

 

 Kazım Taşkent

Halide Edip Adıvar

Nejat Eczacıbaşı

                         

Yahya Kemal

Anneannem ve Yahya Kemal aynı gün vefat etmiş.. Yazan emel teyze.

“Anneannen ve Yahya Kemal aynı gün vefat etmiş”

“Ben orta ikinci sınıfyaydım halamın öldüğünde okulda ağlıyordum. O gün Yahya Kemal Beyatlı da ölmüş, arkadaşlarım şair için ağladığımı zanetmişlerdi. Çok iyi anımsarım halam şairle aynı gün vefat etmişti mekanları cennet olsun inşallah”

Adnan Şenses

Mehmet Akif

1.Murat 2.Murat

Soyu Şehit Hüdavendigar 1.Murat’ın 1389 Kosova Savaşında gösterdiği kahramanlıklardan ötürü, Fâtih Sultan Mehmet’in babası 2.Murat tarafından 1436’da fermanla ödüllendirilmiştir. Ahmet Cevdet Paşa’nın Tezakir-i Cevdet kitabında bu hususlar yazılıdır.

“Ahmed Cevdet Paşa, Fande Mirditlerin aslında bugün bilindiği gibi bölgede yaşamadıklarını, Yakova bölgesine yerleştiklerini kaydeder. Ona göre, Kastrioti İskender Bey’in bölgeden kaçmasından sonra bu bölge boş kaldığından, 1436-7 yıllarında Sultan’ın bir fermanıyla Fani i Vogël (“Küçük Fani”) ve Fani i Madh (“Büyük Fani”) nehirleri arasındaki bölgede kendilerine toprak tahsis edilmiştir. Ayrıca on yedinci yüzyılın başlarına kadar, bugün Mirdita olan bölgenin Dukagjin olarak adlandırıldığı (ve aynı adı taşıyan sancağa ait olduğu) ve Dukagjin ailesinin Batı ve Orta Kosova’ya uzanan mülklerini de içerdiği unutulmamalıdır.”

Sami Funda

Soldan Nüsret Tınay -Sami Funda – Naki Tınay ve Mehmet Ali Tınay

Annemin babasının tarafı Fundalar, hep Aksaray-Laleli bölgesinde otururlardı. Funda Emlak Sami Funda, Funda Bakkaliyesi Recep Funda, Funda Apartmanı Nejat Funda. Dedemin akrabaları hep Laleli’de idi ve daha 1940’lı yıllarda, Sami Funda, emlak dükkânının içerisinde Rumeli’den gelen muhacirlerin vatandaşlığa kayıt işlemlerini yaptırıyordu. Daha sonra bu yapı Fındıkzade’deki Rumeli Türkleri Dayanışma Derneği oluşumunun çekirdeğini teşkil edecekti. Funda’lar, Rumeli’de bir aşiret yapısı olduğu için bağları çok güçlü idi ve her zaman devletin yanında idiler.

Sami Funda, Yugoslavya’ya gidip 1953 yılında oradaki Türklerin durumu ile ilgili bir rapor hazırlamıştı, fakat o rapora bir türlü erişemedim. Kendisi CHP İstanbul il yönetimi adına hazırlamıştı bu raporu.

Fransız yazar Frances Trix tarafından 31 Aralık 2015’de yayınlanan “Urban Muslim Migrants in Istanbul” başlıklı kitapta Sami Funda’nın 1940’lı yıllarda Laleli’de ilk olarak başlattığı Rumeli’den gelen muhacirlere bir dernek çatısı altında nasıl tek başına sahip çıktığı detaylı olarak anlatılmaktadır. Umarız kitap biran önce dilimize çevrilir.

Nejat Funda rahmetli, annemin amca çocuğu, Vatan Apartmanı’ndaki dairemizin alınması konusunda kendisi öncü olmuş ve babamı bu konuda ikna etmişti.

 

 

Roma’nın Mirası Yazıları

Romalılar ve Türkler: Dönüşüm Gücü

Osmanlı Sadrazamı Mesih Paşa  Evrensel zaman zemin zihin döngüsü açısından bakıldığında Romalılar ve Türkler zaman ve zemindeki engelleri aşacak yolları zihinlerindeki dönüşümler ile keşfetmişlerdir.  Öncelikle Romalılar…
“Fatih’in İstanbul’u alarak Osmanlı’yı Üçüncü Roma İmparatorluğu olarak dizayn ettiğinin somut bir delilidir”. http://www.halksahnesi.org/2016/05/29/bir-roma-imparatoru-fatih-sultan-mehmed-suat-parlar/image20/ http://www.halksahnesi.org/2016/05/29/bir-roma-imparatoru-fatih-sultan-mehmed-suat-parlar/
TESPİT: Her yol Roma’ya çıkar SORU: Her yol Roma’ya çıkar Roma İmparatorluğu’nun Kalbi Türkiye A reconstruction of an antique Roman map with internet technology ORBIS  Her yol Roma’ya çıkar Her…

Roma, Bizans

Sevgili dostlar merhaba. Bugün sizinle kısaca Bizans kavramı üzerinde konuşmak istiyorum. Bugün dört Aralık iki bin yirmi bir. İstanbul. Kapalı bir hava. Kısmen yağışlı…
Murat Paşa Camii, Aksaray, İstanbul İstanbul’un fethi ile birlikte iki küçük Bizans prensi Osmanlı tarafından devşirildi. Bu iki prens ilerleyen yıllarda karşımıza Mesih Paşa ve…

Latin alfabesi ile ilk Türkçe Sözlük 1641, Roma

Osmanlı döneminde basılmış bir Türkçe gramer sözlüğü. Yıl 1641. Yani IV. Murat padişah.. Kitabın, daha doğrusu sözlüğün adı “Dittionario Della Lingua Italiana-Turchesca” -Interprete: Giovanni Molino. Basılan yer Roma. Bugün bile kullandığımız…

Roma İmparatorluğu’nun Kalbi Türkiye

Harita: Roma İmparatorlarının doğum yerleri (MÖ 27 – MS 1453) 1480 yıl süren Roma İmparatorluğu imparatorlarının %46,5’i TÜRKİYE topraklarında doğmuş. Türkiye doğumlu Roma İmparatorları: Yeşil =…
MS 125 Roma İmparatorluğu Savunma Üsleri Haritası  Hadrianus zamanı MS 125 Roma İmparatorluğu. Sarı noktalar savunma üsleridir. Toplam 28 savunma üssünün 19 tanesi Osmanlı Coğrafyasında. Yeşil…

Nevruz-Ergenekon Bayramı Kutlamaları

turan_ethno_folk
Nevruz ve Ergenekon, Türkistan’da resmi bayram. Türkistan ve Türkiye birbirinden kopuk. Nevruz, PKK ile, Ergenekon ise Ergenekon yapılanması ile ilişkilendirildi. Zihin manipülasyonları.
https://youtube.com/shorts/J7k3luo7x9s?si=T9-KpeBTXqaSugC1

Orta Asya Türk devletlerinde Nevruz bayramı kutlamaları

Evet, Orta Asya Türk devletlerinde Nevruz bayramı kutlanmaktadır ve birçoğunda resmi bayram statüsündedir. Nevruz’un resmi bayram olduğu Orta Asya Türk devletleri: Azerbaycan: 21 Mart Nevruz Bayramı…

Türkiye’de Nevruz Bayramı Kutlamaları

Türkiye’de Nevruz’un kutlanma tarihi farklı dönemlerde değişiklik göstermiştir: Tarihi Dönem | Nevruz Kutlama Durumu Antik Çağlar | Yaygın olarak kutlanırdı. Selçuklu ve Osmanlı Dönemi | Resmi bir bayram olarak…

Ortaasya’da Türk devletleri Ergenekon bayramı kutlamaları

Evet, Orta Asya’daki Türk devletlerinde Ergenekon Bayramı kutlanmaktadır. Bu bayram, Türklerin ortak atadan türediği ve zorluklara karşı birlikte mücadele ettiği Ergenekon destanına dayanmaktadır. Her ülkede…

Ortaasya’da Türk devletleri Ergenekon bayramı kutlamaları

Evet, Orta Asya’daki Türk devletlerinde Ergenekon Bayramı kutlanmaktadır. Bu bayram, Türklerin ortak atadan türediği ve zorluklara karşı birlikte mücadele ettiği Ergenekon destanına dayanmaktadır.

Her ülkede kutlama tarihleri ve biçimleri farklılık gösterebilse de, genel olarak kutlamada ortak unsurlar şunlardır:

Tarihi:

  • Kazakistan: 21 Mart
  • Kırgızistan: 23 Mart (Mart ayının ilk Pazar günü)
  • Özbekistan: 21 Mart (Nevruz Bayramı ile birlikte kutlanır)
  • Türkmenistan: 21 Mart
  • Azerbaycan: 20 Mart (Nevruz Bayramı ile birlikte kutlanır)

Kutlama Biçimleri:

  • Resmi törenler ve geçit törenleri
  • Geleneksel oyunlar ve yarışmalar
  • Konserler ve halk oyunları gösterileri
  • Atlı gösteriler ve güreş müsabakaları
  • Yöresel yemeklerin sunulduğu şölenler

Ergenekon Bayramı, Türklerin ortak tarihi ve kültürüne sahip çıkmak, birlik ve beraberlik duygularını pekiştirmek için önemli bir vesiledir.

Ülkelere göre bazı özel bilgiler:

  • Kazakistan: Ergenekon Bayramı, 1993 yılından beri resmi bir bayram olarak kutlanmaktadır. Bayram günü, Kazakistan’da “Ulusal Birlik ve Bağımsızlık Günü” olarak da bilinmektedir.
  • Kırgızistan: Ergenekon Bayramı, 2009 yılından beri resmi bir bayram olarak kutlanmaktadır. Bayram günü, Kırgızistan’da “Nevruz Bayramı” ile birlikte kutlanır.
  • Özbekistan: Ergenekon Bayramı, 2009 yılından beri resmi bir bayram olarak kutlanmaktadır. Bayram günü, Özbekistan’da “Nevruz Bayramı” ile birlikte kutlanır.
  • Türkmenistan: Ergenekon Bayramı, 1991 yılından beri resmi bir bayram olarak kutlanmaktadır. Bayram günü, Türkmenistan’da “Nevruz Bayramı” ile birlikte kutlanır.
  • Azerbaycan: Ergenekon Bayramı, 2009 yılından beri resmi bir bayram olarak kutlanmaktadır. Bayram günü, Azerbaycan’da “Nevruz Bayramı” ile birlikte kutlanır.

Ergenekon Bayramı, Orta Asya’daki Türk devletleri için önemli bir kültürel ve tarihi değere sahiptir. Bu bayram, Türklerin köklü geçmişine ve ortak değerlerine sahip çıkmanın bir sembolüdür.

Orta Asya Türk devletlerinde Nevruz bayramı kutlamaları

Evet, Orta Asya Türk devletlerinde Nevruz bayramı kutlanmaktadır ve birçoğunda resmi bayram statüsündedir.

Nevruz’un resmi bayram olduğu Orta Asya Türk devletleri:

  • Azerbaycan: 21 Mart Nevruz Bayramı resmi tatildir.
  • Kazakistan: 21 Mart Nevruz Bayramı resmi tatildir.
  • Kırgızistan: 21 Mart Nevruz Bayramı resmi tatildir.
  • Özbekistan: 21 Mart Nevruz Bayramı resmi tatildir.
  • Tacikistan: 21 Mart Nevruz Bayramı resmi tatildir.
  • Türkmenistan: 21-22 Mart Nevruz Bayramı resmi tatillerdir.

Nevruz’un kutlandığı fakat resmi bayram statüsünde olmadığı Türk devletleri:

  • Türkiye: 21 Mart Nevruz Bayramı resmi tatil değildir, fakat birçok bölgede kutlanmaktadır.
  • Başkurdistan: 21 Mart Nevruz Bayramı resmi tatil değildir, fakat kutlanmaktadır.

Nevruz kutlamaları:

Nevruz kutlamaları Orta Asya Türk devletlerinde genel olarak baharın gelişini, doğanın uyanışını ve yeni yılın başlangıcını simgeler. Kutlamalar geleneksel olarak;

  • Semeni (sümbül) ekimi
  • Nevruz sofrası kurma
  • Hediyeleşme
  • Atlı gösteriler
  • Geleneksel müzik ve danslar
  • Ateş üzerinden atlama
  • Bahar şenlikleri

gibi etkinlikleri içerir.

Nevruz, Orta Asya Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan ve coşkuyla kutlanan bir bayramdır.

Türkiye’de Nevruz Bayramı Kutlamaları

Türkiye’de Nevruz’un kutlanma tarihi farklı dönemlerde değişiklik göstermiştir:

Tarihi Dönem | Nevruz Kutlama Durumu

Antik Çağlar | Yaygın olarak kutlanırdı.

Selçuklu ve Osmanlı Dönemi | Resmi bir bayram olarak kutlanmazdı, ancak halk tarafından geleneksel olarak sürdürüldü.

1921 | TBMM’nin açılışından sonra ilk Nevruz-Ergenekon Bayramı 21-22 Mart tarihlerinde kutlandı.

1925 | Takvim değişikliği ile Nevruz’un tarihi 21 Mart’a sabitlendi.

1995 | 21 Mart’ın resmi bayram olarak kabul edilmesi için yasa teklifi sunuldu, ancak kabul edilmedi.

2009 | Nevruz’un “Uluslararası Nevruz Günü” olarak kabul edilmesi için UNESCO’ya başvuru yapıldı.

2010 | 21 Mart’ın “Uluslararası Nevruz Günü” ilan edilmesi.

2016 | 21 Mart’ın resmi bayram olarak kabul edilmesi.

Görüldüğü gibi Nevruz, Türkiye’de uzun bir geçmişe sahip bir bayramdır. Resmi bayram olarak kabul edilmesi 2016 yılında gerçekleşmiş olsa da, halk tarafından çok daha önceleri kutlanmaya başlanmıştır.

Türkiye’de Nevruz Bayramı, resmi bir bayram olmasa da Anadolu’nun birçok yerinde coşkuyla kutlanmaktadır. Kutlamalar bölgeden bölgeye değişiklik gösterse de genel olarak şu unsurları içerir:

Nevruz Sofrası:

  • Semeni: Buğdaydan filizlendirilen semeni, bereketi ve yeni başlangıçları simgeler.
  • Yumurta: Yeniden doğuşu ve hayatı temsil eder.
  • Sirke: Sağlığı ve uzun ömrü simgeler.
  • Sumak: Bereketi ve bolluğu temsil eder.
  • Bal: Tatlılığı ve güzelliği simgeler.
  • Kefen: Buğday, arpa, nohut, mercimek, fasulye ve pirinçten oluşan ve bereketi simgeleyen bir yemektir.

Hediyeleşme:

Aile büyükleri ve çocuklar birbirlerine hediye verirler.

Atlı Gösteriler:

Bazı bölgelerde atlı gösteriler düzenlenir.

Geleneksel Müzik ve Danslar:

Yöresel halk oyunları ve müzikler eşliğinde eğlenceler düzenlenir.

Ateş Üzerinden Atlama:

Bazı bölgelerde arınma ve yenilenme inancıyla ateş üzerinden atlanır.

Bahar Şenlikleri:

Kırlarda şenlikler düzenlenir, insanlar piknik yapar ve eğlenir.

Nevruz’un Türkiye’de kutlandığı bazı bölgeler:

  • Alevi-Bektaşi toplulukları: Nevruz’u dini bir bayram olarak kutlarlar.
  • Kürtler: Newroz olarak kutlarlar ve Newroz’u ulusal bir bayram olarak görürler.
  • Türkmenler: Nevruz’u “Sultan Nevruz” olarak kutlarlar.
  • Balkan göçmenleri: Mart Dokuzu olarak kutlarlar.
  • Anadolu’nun birçok köyü ve kasabası: Yerel geleneklere göre kutlanır.

Nevruz, Türkiye’de farklı etnik ve dini gruplar tarafından kutlanan ve baharın gelişini, doğanın uyanışını ve yeni yılın başlangıcını simgeleyen bir bayramdır.

Türkiye’de Nevruz kutlamalarının tarihi oldukça eskilere dayanmaktadır. Orta Asya’dan göç eden Türkler Nevruz geleneğini Anadolu’ya da taşımışlardır. Anadolu’da Nevruz’un ilk ne zaman kutlanmaya başladığına dair kesin bir tarih olmamakla birlikte, Selçuklu ve Osmanlı döneminde de kutlandığına dair bilgiler mevcuttur.

Ancak Nevruz kutlamaları 1925 yılında yasaklanmıştır. Yasağın gerekçesi olarak, Nevruz’un “gerici” ve “feodal” bir gelenek olması gösterilmiştir. Yasağın ardından Nevruz kutlamaları yeraltına inmiş, ancak Alevi-Bektaşi ve Kürt toplulukları tarafından gizlice kutlanmaya devam etmiştir.

1991 yılında Nevruz yasağı kaldırılmış ve tekrar kutlanmasına izin verilmiştir. Bu tarihten sonra Nevruz kutlamaları her geçen yıl daha da yaygınlaşmıştır. Günümüzde Nevruz, Türkiye’nin birçok yerinde coşkuyla kutlanan bir bayramdır.

Türkiye’de Nevruz’un resmi bayram olarak kabul edilmesi için çalışmalar yapılmaktadır.

Nevruz’un Türkiye’de kutlanmaya başlanmasına dair bazı önemli tarihler:

  • MÖ 8. yüzyıl: Orta Asya’da Nevruz’un ilk kutlanmaya başladığı tarih
  • 11. yüzyıl: Anadolu’ya Türk göçleri ile Nevruz’un Anadolu’ya taşınması
  • 13. yüzyıl: Selçuklu döneminde Nevruz kutlamalarının yaygınlaşması
  • 15. yüzyıl: Osmanlı döneminde Nevruz kutlamalarının devam etmesi
  • 1925: Nevruz’un yasaklanması
  • 1991: Nevruz yasağının kaldırılması
  • 2009: Nevruz’un UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edilmesi

Nevruz’un Türkiye’de kutlanmasının önemi:

  • Nevruz, baharın gelişini ve doğanın uyanışını simgeleyen bir bayramdır.
  • Nevruz, farklı etnik ve dini grupların bir araya geldiği ve ortak değerlerini paylaştığı bir bayramdır.
  • Nevruz, barış ve kardeşlik mesajı veren bir bayramdır.

Sonuç olarak, Türkiye’de Nevruz kutlamaları köklü bir geçmişe sahip olan ve her geçen yıl daha da yaygınlaşan bir bayramdır.

Türk İşadamları Ağı

Çin kalkınmasından Türkiye’nin çıkarması gereken dersler (Bölgesel İşbirliği/Emperyal Güç temelli Bölgeselleşme ve Çin İşadamları Ağı) olduğuna inanıyorum. Her iki ülke de emperyal imparatorluk geleneğinden gelmelerine rağmen, Türkiye bu gücünü kullanamamaktadır.

İki konuyu özellikle vurgulamak isterim:

1. Türk Milliyetçiliğinde JEOTİCARİ yaklaşım  Türkiye’nin AB’nin ticaretinden aldığı pay %1, Beş Bölge (Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Rusya-Ukrayna, Orta Asya) ülkelerinin ve komşu ülkelerin ticaretinden aldığı pay ise %3’tür.

En yüksek oran ise %10 ile Kafkasya  ülkelerinin (Azerbaycan, Gürcistan) ticaretinden alınan paydır. AB ile ticaretin arttırılmasına yönelik olarak Gümrük Birliği tesis edilmiş olmasına rağmen AB ticaretinden alınan pay %1’i geçememiştir.

Kafkasya  ülkelerinin ticaretinden alınan pay emsal teşkil edilerek, diğer bölgeler için hedef alındığında 120 milyar doları aşan bir ticaret hacmine ulaşılacaktır ki, bu AB ile ulaşılan ticaret hacminin iki katıdır.   Güç siyasidir, siyaseten güç olunur ama bunun olmazsa olmazı ticarettir, ticari güç olmaktır diye düşünüyorum.

2. Türk İşadamları Ağı  Çin İşadamları Ağı (Chinese Business Network)ndan esinlenilerek  dünyadaki Türkişadamlarının Türkiye ve Türk dünyasının kalkındırılmasında en etkili bir güç olarak işlev göreceğine  inanıyorum. Asimetrik bir örnek TÜSİAD uygulamasında kendini göstermektedir.   Türk ve Çin kalkınma modelleri karşılaştırıldığında işadamlarının ve bürokrasinin yaklaşımları temel farklar olarak gözükmektedir.

“Chinese Business Network” olarak literatüre de geçen Çin modelinde Çinli işadamları Çin’in kalkınmasının arkasındaki temel güçtür. Çin’e akan yabancı sermayeyi de Çin dışında yaşayan Çinli işadamları temin etmektedirler. Model bilhassa Çin dışında yaşayan Çinli işadamlarının dayanışması, Çin’in kalkınması ideali üzerinde çalışmaktadır. Ayni dili konuşan Tayvanlı, Hong Kong’lu, Çin Halk Cumhuriyetindeki Çinliler ve Diaspora’daki (ABD, İngiltere, Kanada, Tayland, Endonezya, Malezya, Filipinler, Avustralya, Yeni Zelanda) Çinliler inanılmaz bir ekonomik dinamizm yaratıyorlar. Bunun altında yatan ise aynı dili konuşuyor olmaları, kültürlerinin aynı olması. ASEAN ülkelerinin ekonomileri büyük ölçüde ülke vatandaşı olan etnik Çinli işadamlarının elindedir.

  Ekonomik Güç %                 Çin asıllı Nüfus %

Singapur                          76                                   76                   Malezya                           32                                   60

Endonezya                       4                                     50

Filipinler                          1                                     40

Tayland                          10                                   50

Vietnam                           1                                    20

Benzeri bir uygulama Hint İşadamları arasında da geçerlidir. Türkiye uygulamasına dönüp baktığımızda, Ankara’da  dönem dönem Dünya Türk İşadamları Kurultayı toplanmaktadır. Kurultay Dünya Türk İşadamları Vakfı tarafından düzenlenmektedir. http://www.dutiv.org.tr/. En son kurultay  2004yılında toplanmıştır.   http://www.dutiv.org.tr/kurultay5/ Firmalarla ilgili veritabanına  http://www.dutiv.org.tr/rehber/sfirma.htmladresinden ulaşılmaktadır.

Tabii “Türk İşadamları Ağı” nın muhakkak ki formel bir organizasyon olması gerekmez. Önemli olan bu görünmeyen ağı işler, işlevsel kılmaktır. İşadamlarının böyle bir şuura sahip olmalarını sağlamaktır.  Böyle bir şuura sahip olunsaydı  komşularımızın ticaret hacminden alınan pay %3 gibi son derece düşük bir oranda olmazdı. Türkiye tüm varlığını Avrupa Birliğine endekslediği için bu ağ bir türlü kurulamamaktadır.

Devlet böyle bir konuya ilgisiz kaldığıiçin bu tip bir ağ ancak siyasi inisiyatif alınarak oluşturulabilecektir.  Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Moldova, Makedonya, Iran, Irak, Azerbaycan gibi komşu ulkelerde Turk asilli nufus yasamaktadır.  Peki ayni dili konusanTurkiyeli, Kibrisli, Balkanli, Kafkasyali, Iranli, Irakli, Kirimli, Rusyali,Orta Asyali Turkler ve Diaspora Turkleri (Avrupadaki 3 milyon Turk vatandasi,ABD, Ingiltere, Avustralya, Uzakdoğu) neden boyle bir ekonomik dinamizm yaratmamaktadirlar da muthis bir yolsuzluk/uyusturucu trafigi dinamizmi yaratilmaktadir?

Öneri- Her Türk işadamının  45 devlet ve 14 özerk cumhuriyette yaşayan 200milyonTürk veya Türkçe konuşan arasından  en az iki  işadamı ile işbirliğine giderek bir ağ oluşturulması yoluna gidilmelidir.

Evet bir ağmevcuttur, ticaret de bu ağa dahildir ama bu ağ “Türk İşadamları Ağı”değildir!.

Türk Milliyetçiliğinin ideolojik yeniden yapılandırılması çalışmalarında, en önemli eksiklik olan JEOEKONOMİK gerçeğinin teorilendirilmesi ve uygulamaya geçirilmesidir.

“Dış ekonomik ilişkiler alanındaki stratejimizi, teknoloji ekseninde yeniden kurgulamamız lâzım. Mesela fuar desteği ile yurtdışına çikolata satabilirsiniz ama teknoloji alanındaki bir işi fuarlar üzerinden küreselleştiremezsiniz. Teknoloji işi standart dışı düşünmeyi gerektirdiği için tamamen insani ilişki ağları üzerinden ilerliyor. İlişki ağları sayesinde tecrübe aktarımı ve finans bulma gibi işler de daha kolay ilerliyor.

Örneğin Hintliler teknoloji sektöründeki diasporasını bir araya getirmek için 1992 yılında “Indus Entrepreneurs Network” (TEİ) diye bir kuruluş kurmuş. Tamamen sivil bir girişim olan bu yapının 60 şehirde 12 binin üzerinde üyesi var. Bu ağ sayesinde bugüne kadar birçok başarılı yeni girişim ortaya çıkmış. Dünyada bu gibi örneklere bakarak bizim de benzer perspektiften teknoloji işlerini yeniden düşünmemiz faydalı olacaktır.” https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/turkiyede-yapilan-yapay-zeka-ile-ispanyada-ev-satilir-mi/751333

TiE Global
https://tie.org/

We’r Türkiye Tanıtım Projesi

SERIE A İtalya liginde futbol maçları oynanırken pozisyon tekrarlarında sürekli bu iki logo SERIE A logosu ve be IT logosu ekrana geliyor. be IT İtalya’nın tanıtım logosudur ve her mecrada karşımıza çıkmaktadır.

İtalya dışişleri bakanlığının hazırladığı tanıtım sitesi ve videosu. TV de tüm SERIE A lig maçları yayınlanırken sürekli pozisyon tekrarları esnasında spot olarak yayınlanıyor.

Italy is simply extraordinary: be IT

https://youtu.be/JKxOsHxXERc

Dünya izliyor.

İngilizce olarak yayınlanıyor.

İlham kaynağım “be IT” İtaly.

https://madeinitaly.gov.it/en/

İhracatta İnovasyon