Home Blog Page 78

Hind Düşünürlerinden Seçme Sözler

Eski Yunan yerine Hint Düşüncesine yoğunlaşmış olsaydık keşke..

İnönü: eski Yunan
Ecevit: eski Hint

BUDA

Eğer şiddet yoluyla var oluyorsa, o kişi iyi değildir; Öte yandan kanunu koruyan, akıllı olarak var olan kişi, doğruyu yanlışı ayırt eder, bilgilidir ve başkalarına yol gösterir; böyle kişiye bilge denir.
Çok konuşan kişi bilgisiz demektir. Sabırlı olan, nefret ve korkudan uzakta olan kişiye ise bilge denir.
Çok konuşan kişi Bilge değildir.
Bir insanın saçının beyazlaşması onun saygıya değer olduğunu göstermez; onun belki yaşı çok ileridir, fakat ona boşa yaşlanmış denir.
Doğru davranan, erdemli, merhametli, kendini kontrol eden, ılımlı, aynı zamanda kirlilikten uzak ve bilgili kişiye bilge denir.
Kıskanç, cimri, sahtekar adam, sadece çok konuşmakla veya görünüşünün güzelliğiyle saygıya değer bir hale gelmez.
Bütün bu kusurları kökünden söküp atan kişi, nefretten kurtulduğu ve bilgili olduğu zaman, ona bilge denir.
Sürekli yalan söyleyen disiplinsiz kişi, sadece kafasını kazıtmakla bilge olamaz, tutkusuna ve aç gözlülüğüne esir düşmüş bir kimse hiç bilge olabilir mi?
Büyük olsun küçük olsun bütün kötülükleri susturan kişiye bilge denir; çünkü bütün kötülükleri susturmuştur.
İyiliğin ve kötülüğün üstünde olan, bu dünyayı dikkatle yaşayarak geçen namuslu kişiye bilge denir.
Sessizliğin nedeni aptallığı ve cehaleti ise o kişi bilge değildir. İyiyi seçip kötüyü bırakan, dengeli ve bilgili kişi gerçek bir bilgedir; o bu dünyada doğruyu yanlışı tartarak yaşar.
Yaşayan varlıklara zarar veren kişi bilge değildir; yaşayan varlıklara merhamet duyan kişiye bilge denir.
Sadece disiplin ve ant içmekle, çok öğrenmekle, kendinden geçmekle, tek başına uyumakla değil bütün dünyevi işlerden terk ve feragat yoluyla mutluluğu yakalarım. Tutkularını söndürmüş kişi güvende demektir.
Kaynak: Buda, Dhammapada, İş Bankası Kültür Yayınları. ss. 27-29

Budist kutsal kitapları bilge bir kişinin genellikle iyi bedensel davranış, iyi sözel davranış ve iyi zihinsel davranışla donatıldığını öğretir. (AN 3:2)

Akıllı bir insan yapması hoş olmayan ancak iyi sonuçlar veren eylemler yapar, yapması hoş olan ancak kötü sonuçlar veren eylemler yapmaz (AN 4:115).
Bilgelik kişinin kendi seçimi olan cehaletin zehiri için panzehirdir.

Buda, bilgelik konusunda çok şey söylemiştir:

Bir vakayı zorla tahkim eden kişi, bu nedenle haklı değildir. Ancak bilge adam, doğru ile yanlış arasında dikkatlice ayırım yapan kişidir.
Başkalarına şiddet kullanmadan, dürüst ve adil bir şekilde liderlik yapan kişi, gerçekten de bilge ve dürüst bir adalet koruyucusudur.
Sadece çok konuştuğu için kişi bilge değildir. Ancak sakin olan ve nefret ve korkudan arınmış olan, kesinlikle bilge bir adam olarak adlandırılır.
Aptal ve cahil ise, yalnız başına sessizlikle kişi bilge olmaz. Fakat, bir teraziyi elinde tutması gibi, iyiliğini alıp kötülüğü küçümseyen kişi bilgedir; o gerçekten de bu yüzden bir bilgedir. Hem iyiyi hem de kötüyü gerçekte olduğu gibi anlayan, gerçek bir bilge olarak adlandırılır.
Kendini empoze eden üç tozlu zehirle kapsanan (açgözlülük, öfke, cehalet) öz-doğa orijinal yüce bilgeliğini (Buda-doğası) ortaya çıkarmak için, Buda, öğrencilere, açgözlülüğü cömertlik ve disipline, öfkeyi nezaket ve meditasyona ve cehaleti bilgeliğe dönüştürerek uygulanan üç aşamalı eğitim verdi.

TAGORE

Bilim insanın yaşamından daha değerli bir şeyi yoksa insanın yaşamının da bir değeri yoktur.
Çimen topraktaki kalabalığını ara ara, ağaç gökteki yalnızlığını…
Geçmiş her zaman bizimledir, bir zamanlar gerçek olan bir şey asla yok olmaz.
Gölgesinde asla oturamayacağını bilerek ağaçlar diken bir insan, en azından yaşamın anlamını çözmeye başlamıştır.
Güneş olamazsan yıldız ol, ama gökteki en parlak yıldız sen ol.
Güneşi gözden kaçırdım diye ağlarsan, yıldızları da göremezsin.
Sevincin kapaklarını acıların anahtarları ile açacağız.
İyilik ve kötülük kavramlarını aklından çıkarma, başkalarının sözleri, eylemlere seni etkilemesin. Modern dünyanın göz alıcı yapaylıkları seni bozmasın. Yalın ve düz bir yaşam sür, Zenginin sarayına da, yoksulun kulübesine de gönül rahatlığıyla açık alınla girer.
İyilikle kötülüğün çekiştiği çok saatler geçirdim; ama şimdi boş günlerimin arkadaşı hoşlanıyor kalbimi kendine çekmekten; hangi faydasız saçmalık için gelmiş bu çabuk çağrı, anlamıyorum.
Her yeni doğan çocuk, tanrının insanlardan umudunu kesmediğini gösterir.
Hey güzellik aşkta gör kendini, aynanın övgüsünü bırak.
Hiçbir şey saklamadan, hayatımı apaçık önüne serdim. Bu yüzden seçemiyorsun beni.
İnanç, şafak hala sökmemişken ışığı hisseden bir kuştur.
İnsanlardan saklanmak mı istiyorsunuz, hayatınızı apaçık önlerine serin ve çözemesinler sizi!
İstediğin zaman ışığı söndür, senin karanlığını da tanır ve severim.
İştahın yok diye, yemeğine kızma.
Kelebek ayları değil anları sayar ve yeterince de vakti vardır.
Kimse bize ait değildir
Kuş, bir bulut olayım, ah! diyor, bulutun dileği ise bir kuş olmak.
Mutlu olmak çok basittir ama basit yaşamak çok zordur.
Mutluluğun kabullenmeyle, mutsuzluğun beklentiler ve hayatın tutturduğu yol arasındaki mesafe ile çok ilgili olduğunu öğrendim.
Mümkün gayrı mümküne sorar: sen nerede oturursun? Öbürü cevap verir: acizim rüyalarında.
Ölü sözcüklerin tozu senin üzerine asılı kalıyor. Ruhunu sessizlikle yıka.
Ölüm kapını çaldığı gün ona ne ikram edeceksin?
Yapraklarını koparmakla güzelliğini toplayamazsınız çiçeğin.
Sakin sakin otur yüreğim, toz kaldırma. Bırak, dünya sana gelecek yolu, kendisi bulsun.
Toprağın esaretinden kurtulmak ağaç için bir özgürlük değildir.
Uyudum, rüyamda hayatın sevinç olduğunu gördüm, sonra uyandım, hayatın görevli olduğunu anladım. Çalışmaya başladığımda bir de baktım, görev de sevinç olabiliyormuş.
İnsan, hayvansal isteklerle, manevi özlemler arasında yaşayan bir Sınır boyu yaratığıdır. Yalnızca doğa isteklerine göre ayarlanmış hayat ona huzur veremez.
Yanlış, güçlenmekle hiçbir zaman doğru hale gelmez.
Yıldızlar ateşböceği zannedilmekten korkmazlar.
Yükseklere uzan, yıldızlar senin içinde saklı yatıyor. Yürekten hayal et, hedeflerin öncesinde hayaller geliyor.
Zarif bir yağmur damlası fısıldadı yaseminin kulağına: daima yüreğinde tut beni, ne olur! Yasemincik, ama ben diyebildi iç geçirdi derinden, usulca ve sonra toprağa düşüverdi.

 

Mahatma Gandi

 

Acı çeke çeke öğreneceğiz!. 
Altın prangalar, demir olanlardan daha çok canınızı yakar. 
Amaçlar hiçbir zaman geri çekilmezler. Memnuniyet, ona ulaşmakta değil, ona ulaşmak için sarf edilen çabadadır. 
Basit bir hayat sür ki, başkaları da var olabilsin. 
Ben kimseden beni izlemesini istemiyorum. Herkes kendi içindeki sesi takip etsin yeter.
Bu çağın ihtiyacı ortak bir din değil, farklı dinlere bağlı insanlar arasındaki karşılıklı hoşgörü ve saygıdır. 
Bu evrende hiç kimse üstün ya da değersiz değildir. 
Dinler aynı noktada birleşen farklı yollardır. Aynı amaca ulaşacak olduktan sonra, farklı yolları seçmemizin bir önemi yoktur. 
Doğuştan gelen, kendiliğinden oluşan üstünlük gibi bir kavram olamaz. Tüm kalbimle inanıyorum ki tüm insanlık eşit doğar. 
Dünya herkesin ihtiyacını yetecek kadarını sağlar, hırslarına yetecek olanı değil. 
Dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun. 
Düşünceyi engellemek, zihni engellemeye çalışmak gibidir. Bu, rüzgârı engellemekten daha zordur. 
Efendileri tarafından ona değersiz olduğu öğretilmiştir. 
Gerçek eğitim, insanın kendisindeki en iyiyi ortaya çıkarması içindir. 
Gerçek zafer, tüm gücünüzle çabalamaya devam etmekte yatar. 
Gördüğünüz en fakir veya en güçsüz insanın yüzünü gözünüzün önüne getiren ve atmayı düşündüğünüz adımın bu kişiye bir fayda sağlayıp sağlamayacağına karar verin. Adaletsiz rejimi adaletle yıkın, alkışların karşısına kansız ellerinizle çıkın. 
Her sabah uyandığımda kendime söz verdim; Dünya üzerinde vicdanımdan başka kimseden korkmayacağım. Kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği, adaletle yıkacağım. 
İnsanlığın sonunu getirecek olan şunlardır; İlkesiz siyaset, çalışmadan sahip olunan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlaktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini yok sayan bilim, vicdandan yoksun bir din anlayışı. 
Kendin için bir şey yapmayacaksan kim yapacak? Başkası için bir şey yapmadan yaşamanın ne anlamı var? Şimdi yapmayacaksan ne zaman? 
Mustafa Kemal İngilizleri yeninceye kadar Tanrı’yı da İngiliz sanıyordum. 
Öfke bir asit gibidir, üzerinde döküldüğü herhangi bir şeye verdiği zarardan çok daha fazlasını, içerisinde durduğu kaba verir. 
Önce önemsemezler, sonra gülerler, sonra kıskanırlar ve sonunda yenilirler. 
Saygı her zaman Erdem’in emrindedir, ancak erdem sahibi biri kendisini beğenmeye başlarsa, sahip olduğu erdemin dünya gözünde hiçbir değeri kalmayacaktır. 
Sevgi dünyadaki en incelikli güçtür. 
Siz kendi elinizle teslim etmedikçe, kimse kendinize olan saygınızı elinizden alamaz. Haksızlığa sapıp bütün insanları takipçin yapacağına, adaletle hareket ettiğin yolda yalnız kalmak daha iyidir. 
Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür. 
Şiddet bir ya da birkaç kötü yöneticiyi yok edebilir ama onların yerine yenileri gelecektir. Tüm toplumun benim görüşlerimi benimseyeceği ana kadar beklemeyeceğim, hemen kendi kendime başlayacağım. 
Tiranlar ve katiller olmuştur, hatta bir süre yenilmez sanılmışlardır ama sonunda mutlaka kaybetmişlerdir. 
Uğrunda ölmeyi göze alacağım birçok dava var ama uğrunda öldüreceğim hiçbir dava yok. 
Umutsuzluğa kapıldığımda, tarih boyunca doğruluk ve sevginin her zaman kazandığını hatırlarım. 
Üstün bir sınıfa ait olduğunu iddia eden kişi üstün değildir ve kendisinin değersiz olduğuna inanan kişi de cehaletinin kurbanıdır. 
Yeryüzü için yaptıklarınız önemsiz olacaktır, önemli olan onları sizin yapmış olmanızdır.

 

Mahatma Gandi

“Hindistan bir anadır. Onun iki çocuğu vardır. Bunların biri Hintliler diğeri ise Müslümanlardır.” 

Mahatma Gandhi

“Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrı’yı da İngiliz’in yanında zannediyordum.” 10 Kasım 1938’de Atatürk’ün ölümünden sonra söylenmiştir.” 

Mahatma Gandhi

Türk düşünürlerinin Harezmî ve Biruni’den başlayarak özenle incelediği Hind Dünyası yenilenen içerikleri ile yeniden değerlendirmemizi beklemektedir. İlk yazılı belgelerimiz olan Bugut Yazıtı’ndan (581), Bilge’lerin Yazıtlarından (Bilge Tonyukuk, Bilge Kağan) itibaren Türk Düşünce Mirası ile etkileşim içindeki Hind Düşünce Mirası’nın Buda, Brahmagupta, Veda’lardan Gandhi’ye uzanan gücünü birlikte ve özgüvenle yepyeni ufuklara ulaştırmalıyız.

7.yüzyılda Hindistan’dan sıfır kavramını alarak ilk kez matematik işlemlere uygulayan Türk bilim insanı Harezmî’nin ardından bu kez de 20.yüzyıl ortalarında Hind Lider Mahatma Gandhi (1869-1948), Mustafa Kemal’i kendisine kahraman edinerek Hindistan’ı bağımsızlığa götürmüştü.

Türkler ve Hindliler tüm zamanlar boyunca birbirlerinin vizyonerleri olmuşlardır.  “Mustafa Kemal kendi vizyonu ile Asya’yı fethetmişti. Hindistan’ı bağımsızlığa götüren Gandhi‘nin kahramanı Mustafa Kemal idi.” (Halil İnalcık. Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci, Profil Kitap, 2018. syf 70.)

Anadolu Yarımadası ve Hindistan Ana (Mother India) dünyanın yegâne merhamet kıtalarıdır. Bu düşüncelerden alacağımız inanılmaz dersler ve ulaşacağımız hedefler, neticeler olacaktır.  Devlet Ana (Türkiye) ve Hindistan Ana (Mother India)’nın atalardan, analardan kalan kardeşlik dolu mirası;

  • Büyük Asya (İpek Yolu, Türkistan, Orhun, Maveraünnehir, Horasan, Mezopotamya, Rumeli),
  • Hind’i, Hindiçin’i
  • Küçük Asya (Anadolu),
  • Afrika

Havzalarında, Beş Deniz ve Hint Okyanusu yollarında, Pencap boylarında Türkçe, Sanskritçe, Urduca’da dillenmiş, destanlara dönüşmüş gerçekliklerin düşünce miraslarından beslenerek, Afrasya Binyılı’nın düşünsel merkezi konumuna yükselmektedir.

Hâsılı; Hint kumaşı bulunmaz değildir, arayan bulacaktır, Hint fakir de değildir, inanılmaz zenginlikleri barındırmaktadır. Harezmî, Bîrûnî ve Seydi Ali Reis’den bu yana atalarımızın yaptığı gibi Hint kıtasında seyrüsefer ve seyyah edelim.

Osmanlı, 16. Yüzyıl’da Hint Okyanusu’nda Portekiz ile girdiği deniz savaşlarında üs olarak Aden Körfezi’ndeki Zeyla Limanı’nı kullandı. Bu savaş Osmanlı gemilerinin okyanusa uygun olmaması nedeniyle kaybedildi.

1919 yılında Mustafa Kemal Türkiye’de ve Mahatma Gandi Hindistan’da bağımsızlık hareketlerine başladılar. Hindistan’ın bizlere karışık ve karanlık gelen vaziyeti arasında Mahatma Gandi’nin ismi 1919’dan itibaren yavaş yavaş yükselmeye başladı: Teşkilatlanma açısından konuyu değerlendirdiğimizde ilk olarak 1919 yılı gözümüze çarpmaktadır. Her iki ülke de 1919 yılından başlayarak liderlerinin öncülüğünde özgürleşme ve bağımsız hareketlerini başlatmışlar ve birbirlerine sonsuz destek vermişlerdi. Bu temel üzerinde yükselen teşkilatlanma deneyimi bu ülkelerin ekonomik işbirlikleri konusunda da siyasi işbirlikleri konusunda da önüne yeni ufuklar açmaktadır.

*******************

  • Hindistan’ın bağımsızlığına giden süreçlerin diğerlerinden bir farkı olduğunu düşünüyorum. Mahatma Gandi, sistem karşıtı hareketlerin çelişkisini görmüştü. Bu sebeple, mücâdelesine “sistem karşıtı” bir mücâdele olarak bakmıyordu. Hattâ kendisine “Mücâdelenizi nasıl târif edersiniz?” diye soran bir gazeteciye “Hindistan’ı inşâ etmekle meşgûl olduğu” cevâbını veriyordu. Gandhi’nin tasarımı tam bir sivil oluşuma karşılık geliyordu.. O kadar ki, uzun bir müddet gözden kaybolmuş, Ashram olarak adlandırılan komünlerde çalışmalar yürütmüştü. Hattâ bu durum İngiliz gazetelerinde, “Gandhi vazgeçti” gibi haberlerin çıkmasına bile sebep olmuştu.
  • Gandhi’nin yapmaya çalıştığı, “sistem karşıtı” değil “sistem dışı” bir oluşumu başarmakla alâkalıydı. Tuzakların farkındaydı. O, Hindistan’ı hegemonik kodların dışına çıkarmayı esas almıştı. Bir aldatmaca, yanılsama olarak gördüğü “Ulus” ve “Devlet” inşâsı, daha da mühimi “Kalkınma ve Refah“ sarmalının dışında, geleneklerini ayağa kaldırarak Hindistan’ı yeni baştan inşâ etme gayretindeydi. Bu büyük bir idealdi. Gandhi başaramadı. Öldürüldükten sonra sözüm ona en yakın arkadaşı Nehru Hindistan’ı egemen kodlara geri döndürdü.
  • Gandhi, Hindistan’ın çok kültürlü yapısının en büyük handikap olduğunu biliyordu. Egemen inanç olan Hinduizm, ikinci büyük inanç grubu olan İslâmiyet ile derinden çelişiyordu. Bu sâdece Çok Tanrılılık ile Tek Tanrılılık farkı değildi. Evet, Müslümanların gözünde Hindûlar Câhiliyyenin en uçlarında yaşıyordu. Ama, teolojik farklılık bir yana, daha beter olarak günlük, pratik hayâtta çözümü imkânsız çelişkiler vardı. Vejeteryan Hindûlar ineklere kutsal muamelesi yaparken, Müslümanlar onları âfiyetle(!) yiyiyordu. Bu da yetmez gibi(!) bir de Kurban Bayramları vardı.
  • Üzerinde pek durulmaz ama, Hindistan sırf bu sebepten, fiilen, yaygın ve banâl bir İslâmiyet düşmanlığına sâhiptir. Bu, meselâ içki üzerinden yaşanan Hristiyan-Yahudi veya Hristiyan-Müslüman husûmetine de benzemez. Çünkü içki Hristiyanların indinde “kutsal” değildir. Ama inekler Hindular için öyle midir? Gandhi bu yerleşik çelişki ve husûmeti gidermek için çok uğraştı. Ashram’larda her gece farklı bir kutsal kitabı okuturdu. Kur’an-Kerim’in okunduğu gecelerden birinde “Yazılanlar ne kadar da doğru… Bu gece iliklerime kadar Müslümanım” diye vecde geldiği rivâyet edilir.
  • İngilizler çekilirken bu benzinle Hindistan’ı tutuşturmayı ihmâl etmediler. Hindûlar ve Müslümanlar arasında muazzam kanlı bir iç savaş çıkardılar. Gandhi yıkılmıştı. İdeali gözlerinin önünde yok oluyordu. İngilizleri yenmişti. Ama kendi evinde yaşananlar karşısında çâresizdi. Ölüm Orucuna yattı. Bu sâyede yaşananları geçici bir süre durdurabildi. Gandhi’yi bir Hindû fanatik öldürdü. Sebebi de Gandhi’nin Hindûizme ihanet etmesi ve Müslümanları şımartmasıydı.
  • Pek çok Batılı kaynak, Cinnah’ın İngilizlerin oyununa geldiğini ve ayrılıkçı davranarak Gandhi’ye ihânet ettiğini iddia eder. Ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Bir defâ Gandhi’nin şiddetsiz muhalefetine destek olmuş, Müslüman Ligini kontrol etmişti. Cinnah, Müslüman ve Hindû cemaatleri arasındaki çelişkinin fevkalâde yaman olduğunu ve hiçbir tolerans ölçüsü üzerinden aşılamayacağını görüyor, realist davranıyordu. Tek çâre ayrılmaktı. Bu her iki toplum için de en selâmetli yoldu. Kaynak: Süleyman Seyfi Öğün. Gandhi ve Cinnahın İzinde Olup Bitenler. Yenişafak gazetesi.  7 Mart 2019
  • Hindistan’ın bizlere karışık ve karanlık gelen vaziyeti arasında Mahatma Gandi’nin ismi 1919’dan itibaren yavaş yavaş yükselmeye başladı. Garbın orijinal mevzu avlayan mütefekkir ve sanatkârları hemen üstüne atıldılar. Kimi onu eski bir Hindistan peygamberi, adeta ikinci bir Buda gibi göstermeye çalıştı, kimi onu büyük bir ihtilalci diye anlattı. Günlük gazetelere gelince, onlar adamın kendisinden ziyade keçisinden, çıkrık ve bez tezgâhından, kıyafetinden yahut kıyafetsizliğinden bahsettiler. Bunların hiçbiri Mahatma Gandi’nin hakiki simasını bize gösteremedi. Kaynak: Halide Edip Adıvar. Hindistan Üzerine.
  • Ta büyük harbin son senelerine doğru onun faaliyetinden bahsedilirken birtakım yeni tabirler kullanılmaya başlanmıştı: Biri non cooperation dı. Bu iştirak etmemek manasına gelir ki bir nevi grev olabilirdi. İkincisi non violence tı. Bu da şiddetsizlik demektir. Gerçi kuvvetli milletlerin iptidasında şiddet göstermeden sırf iktisadi yollarla bir memleketi istila ettikleri görülmemiş bir hadise değildir. Fakat istiklalini isteyen hangi millet onu kan dökmeden, şiddet göstermeden kazanabilmişti? Yahut kazanabilirdi? Bütün bunlar insana Hindistan hakkında vazıh bir fikir vermiyordu. Kaynak: Halide Edip Adıvar. Hindistan Üzerine.
  • Gandhi, siyasal yönden olduğu kadar iktisadi yönden de egemenler için tehlikeydi. El tezgahlarında dokunan kumaşlar Britanya’nın Hindistan’a gönderdiği kumaş stoklarını tıkamaya başladı. Adeta Troçki’nin Komintern’de öne sürdüğü; “Çinliler eteklerini bir karış kısaltırlarsa Manchester’daki tekstil sanayii top atar” öngörüşü Hindistan açısından gerçekleşmeye başlamıştı. Ardından tuzladaki olaylar ortaya çıktı. Bütün Hindistan ayanı ve siyasi liderler Britanya polisinden sopa yemek pahasına yasağa uymadılar.  En etkilisi Gandhi’nin şiddete başvurmayan ve şiddet uygulayanı da küçümseyen tavrıydı. Churchill’in tarifiyle “eski çarşaflara bürünerek gezinen adamın” kolay lokma olmadığını bütün dünya gibi Londra da anladı.  Kaynak: İlber Ortaylı Pasif direniş, Batı için yeni ama Şark’ın ananesinde var. Milliyet Gazetesi. 23 Haziran 2013

Çin bilgelerinden seçme sözler

************

Acele eden saygınlığını yitirir.
Acı söz ilaçtır, tatlı sözse ağu.
Acı biber dalından acı biber çıkar.
Aç kalıp başı dinç olmak, kötülerle yemek yemekten iyidir.
Adam göndereceğine kendin git, iş buyuracağına işini kendin gör.
Ağ atmanın günü ayrı, ağ kurutmanın günü ayrı.

Ağaç yıkılınca gölge kalmaz.

Ağaç yüksek de olsa yaprakları yere düşer.
Ağzını fazla açan dertten kurtulmaz.

Ailede bir yaşlının olması zenginliktir.

Ak giysiyi de boyarsan kara olur.
Akıllı adama bir söz yeter.
Akıllı arı yere düşmüş çiçeğin balığını emmez.
Akıllı hekim kendine hekimlik yapmaz.
Akıllı kuş ağacını seçer.
Akşam karına lanet edersen, gece yalnız yatarsın.
Ala dokunursan allanırsın, kara dokunursan kararırsın.

Alçaktan uçan yavaş düşer.

Altının fiyatı vardır, öğrenmenin ise pahası olmaz.
Aşırı Nezaket çoğunlukla ‘bir şeyler istiyorum’ anlamındadır.
At, ahırının çevresindeki otu yemez.
Ateşi kağıtla söndüremezsin.
Atlar ve inekler rüzgâra karşı başka başka dururlar.
Adlı yayanın halinden anlamaz.
Ayakkabı alırken ayağını ölç.
Aydın kafa iyiliğin bahçesi, karakafa kötülüğün dehlizi.
Azimli adamdan iş korkar.

************

Bahçe çiçeklere kır çiçekleri gibi kokmaz, ama daha uzun dayanır.
Balık tutmak için ağaca çıkılmaz.
Balık tutmak için suya dalmaya uğraşacağına evine dön de ağ ör.

Balık yemi görür, oltayı görmez.

Bambu yemişini yerken onu ekeni hatırla.
Barış ve dinginlik altın değerinde iki sözcüktür.

Barışı kazanmak istiyorsan üç yaşlıya danış.

Bedeni eğmek kolay, istenci iradeyi eğmekse zordur.

Bekleyene bir gün bir yıl gibi gelir.

Bıçağı taş biler, adamı adam biler.

Bilge adamla bir akşamlık sohbet, on yıllık araştırmaya bedeldir.

Bilge kararını kendi verir, bilgisiz olan söylentilere uyar.

Bilgenin yazgısı yoksulluk.

Bin doğru adım, bir yanlış adımı düzeltemez.
Bin ustanın bin yolu.
Bir an için mutlu olmak istiyorsanız, biraz içki için; bir saat mutlu olmak istiyorsanız, biraz uyuyun; bir gün mutlu olmak istiyorsanız, bir arkadaş edinin. 
Bir elinde tütsü, bir elinde mızrak.
Bir evin lambası iki evi aydınlatamaz.

Bir gülücük yüz kederi savar.

Bir güzel kadın bütün çirkinliklerin düşmanı.
Bir hayatı kurtarmak, yedi katlı tapınak kurmaktan iyidir.
Bir kez daha bakmakla bir şey yitirmezsin.
Bir kez yılan ısıran, bir daha otta gezmez.
Bir köpek havlayınca, yüz köpek ona uyar.

Bir kötülük on yıllık iyiliği siler götürür.

Bir kuşak öbür kuşağın yolunu belirler.

Bir söz yetmiyorsa, bin söz boşuna.

Bir taşı yanlış oynamakla tüm oyunu yitirirsin.
Bir tek tatlı söz üç kış sıcak tutar.
Bir yığın kitap, iyi bir öğretmenin yerini doldurmaz.
Birine her gün ilenirsen, ömrü uzar.
Borç ver, düşman kazan.
Budalalar mutlu olur.
Buda’nın lambasını yaktığında tüm tutkularını söndürmelisin.
Bugünkü şarap bugüne, yarınki şarap yarına.
Büyük ağacın çevresindeki otu don tutmaz. Büyük ağaç rüzgârı çeker.

************

Canlı dilenci ölü kraldan yeğdir.
Çakmak taşını sürtersen ateş yakarsın, sürtmezsen duman bile olmaz.
Çamur Buda, kil Buda’yı paylar.
Çamurdan yükü olan, her gittiği yerde iz bırakır.
Çatıda duran kavun, öne de düşer arkaya da.
Çek çek de oturan da insan, çek çeki süren de insan. (Çekçek= Çin’de insan taşımaya yarayan el arabası).
Çevrendeki insanlara yararın yoksa, Buda’ya ettiğin dualar boşuna.
Çiftçi yağmur diler, gezginse güneş.
Çimen dondan korkar, don da güneşten.
Çin’e gidersen Çince konuş.
Çirkin kadın ya da budala hizmetçi kız, bulunmaz bir servettir.

Çok düşünen bilge olamaz.

Çok gök gürültüsü, azıcık yağmur.
Çok marifetli olan ailesini besleyemez.
Çok para tanrıları bile kımıldatır.
Çok söz yanlışsız olmaz.

************

Dağa tırmanırken geri adım atma.
Dağa tırmanmazsan vadiyi göremezsin.
Dağlar dereler değişir, ama insan zor değişir.
Davulunu evde çal, komşular duymasın. değerli olan müşteridir, mal değil.

Deneyimsiz bilgelik olmaz.

Derin sular yavaş akar.

Dıştan kuzu postuna bürünmüş, içi kurt.
Dili bal, yüreği kılıç…
Dil serttir, dökülür; dil yumuşaktır, kalır.
Dişi ağrıyan dişi ağrıyanı anlar.
Doğarken çıplak geliriz ölürken de çıplak gideriz.
Dolu çaydanlık ses yapmaz, yarı dolu çaydanlıksa çok ses yapar.
Dolu şişeyi çalkalayamazsın, yarım dolu şişeyi: evet.
Dostlar arasında duvar yüksek olmalı.
Dostluğu kurmaya yıllar gerek, yıkmayaysa dakika.
Dostluğun temeli karşılıklı güvendir.
Dökülen suyu toplayamazsın, olmuş bitmiş işi geri çeviremezsin.
Durulacak yerde durmasını bilirsen, utanmazsın.
Duyulmasını istemediğin şeyi yapma.
Dükkan açması kolay, açık tutması zor.

************

Ejder boyasan da derisini boyarsın, kemikleri yine aynı kalır.
Elin ekini bol olur, karısı da güzel.
Eller birleşirse, bakır altın olur.
En iyi atın bile eyeri tektir. en iyi bellek, soluk mürekkebin yerini tutmaz.
Erdemin kapısı kolay açılmaz.
Erdemler yeteneklerinden çok olan yüksek damdır, yetenekleri erdemlerinden çok olansa alçak.
Erdemli kadın evde, cilveli kadın eğlencede.
Erdemli olmak yokuş tırmanmak gibidir, erdemsizlikse uçuruma yuvarlanmak.
Erkeklere tuzağa düşüren güzel kadınlar değil, onlar kendileri düşer.
Erken eken  erken biçer, az eken az biçer, çok eken çok biçer.
Eti şarabı bol olanın dostu da çok olur.
Ev almadan önce komşuları tanı.

Eylemin bilgeliğini izlemeli.

************

Fakirin sözüne inanılmaz.
Falcı erken ölür, feng-shui yapanın mezarı olmaz.
Farelerin işinden fareler anlar.
Fırçayla yazı yazan aç kalmaz.

File binenin inmesi zor olur.

Fili dişleri için avlarlar.

************

Galip gelen kral bulur, yenilense eşkiya.
Gece binlerce düş kurdum, sabah her şey eskisi gibi.
Gemiyi yüzdüren su, batıran da su.
Gerçeği bilmek kolay, izlemek güç!
Gerçek Tanrı’ya sahte tütsü yakma.

Giysinin yenisi, dostun eskisi.

Gördüm demek duydum demekten üstündür.
Göz görmezse gönül acı çekmez.
Gün ışığını elle kapatamazsın.
Günah, keder ağacının köküdür.
Güvenmediğin adama iş verme, iş verdiğin adamaysa güven.
Güzel kuşu kafese korlar.
Güzel ya da çirkin, o benim köyüm; yakınımda ya da uzağımda, o benim köyüm.

************

Harcamadan kazanç olmaz.

Has çelikten çivi, has adamdan asker.

Hastalığın şifası var, kaderin şifası yok.
Hava güzel de olsa şemsiyeni al, karnın tok da olsa erzak bulundur.
Hava güzelken temizlemelisin oluklarını.
Her yol Pekin’e çıkar.
Her işin yolu ayrı.
Her yolun bir gerçeği, her gerçeğin bir yolu.
Hem gün artmayan öğrenme, her gün azalır. Herkes kapısının önündeki karı küresin.
Herkesi övüyorsan, düşmanın kim?
Heykeltraş, yaptığı Buda’ya tapmaz. Hırsızlama pirinçten iyi pilav olmaz.
Hiç kimse hep talihli değildir, çiçekler bile bir gün solar.

************

İnsanlara yakaracağına Tanrı’ya  yakar.
İçten gelen bir dilek göğü yerinden oynatır.
İğnenin batan ucu bir tane.
İğneyle topla sel alsın.
İki fıçı gözyaşı bile yarayı sarmaz.
İki kişinin beslediği at ölür, iki kişinin onardığı kayık devrilir.
İlkeli insanlar yürekli olur.

İnsan göğün ve yerin minyatürüdür.

İnsan toprağı aldatırsa toprak da insanı aldatır.
İnsan yaşamı, rüzgârda mum.
İnsan yüz yıl yaşamaz, ama bin yıllık dert üretir.

İnsanın ne olacağı çocukluğunda bellidir.

İnsanların yüzlerini görürüz ama içlerinden geçeni bilemeyiz ki!
İpi uzunsa uçurtma yüksek uçar.
İşler iyi giderken Buda’ya  uğramayız da, işler bozulunca tütsü yakarız.
İştahını kısan borca girmez.
İti dönmeden önce sahibini ara.
İtin ağzında fildişi olmaz.
İyi davula fazla vurmak gerekmez.
İyi dinleyici iyi konuşucudan yeğ.
İyi dostlar hesapları kapamakta acele eder.
İyi iş yaparsan kimse duymaz, kötü iş yaparsan tüm ülke duyar.
İyi komşu zenginliktir.
İyi sözler söylemek iyi olmak değildir, iyi olmak iyi şeyler yapmaktır.
İyi sözü alması zor, kötü sözü vermesi kolay.
İyiliğin kapısını açmak da güç, kapamak da.
İyilik bin günde öğrenilmez, kötülükse bir anda öğrenilir.

************

Kaç tane kafa, o kadar görüş.

Kaçan balık büyük olur.
Kadının uzun dili eve kötülüklere tırmandıran merdivendir.
Kaplanın inine girmeden yavrusunu alamazsın.
Kaplanla geyik dost olamaz.
Kaplanların da uyuduğu zaman vardır.
Kaptanı çok olan gemi karaya vurur.
Kara gömülen ceset bir gün ortaya çıkar.
Kararsız adam su verilmemiş kılıç gibidir.
Karaya oturan ejder hamsiler maskarası olur.
Kargayı ağartsan da yine kararır.
Karnımı doyuran her şey iyi besindir.
Kavuncu kavunum tatsız der mi?
Kazanç büyüdükçe risk de büyür.
Kedi geldiğinde köpek giderse, kavga olmaz.
Kedi gidince fareler ortaya çıkar.
Kediyi kazanırken, ineği kaybetme.
Kendi kağıt fenerinin ateşinde kendi parmağını yakma.
Kendine inancı olmayan toplum yaşamını sürdüremez.
Kendini bilmek, insanları anlamaktır.
Kendini düzeltmeden, başkalarını düzeltemezsin.

Kenti kent yapan insandır, duvarlar değil.

Kırık kol yen içinde kalmalı.
Kızlar ailesi için evlene, dullar kendi için.
Kibir belayı çağırır, alçakgönüllülükse harman kaldırır.
Kimse bilmesin istersen, yapma!
Kişi niyetlenir, Tanrı gerçekleştirir.
Kitap okumak büyük kazançtır.
Konuğu olmayan, konuk da olamaz.
Koyunun ağaca çıktığı görülmüş mü hiç?
Kör iyi işitir, sağır iyi görür.
Kör körü yenerse, birlikte suya düşerler.
Kötü adamdan insanlar korkar, Tanrı korkmaz, iyi adamı insanlar üzer, Tanrı üzmez.

Kötü görünüşlü şapkaların altında nice iyi adam bulunur.

Kötü karakter şifası olmaz.
Köyünde her şey iyi, gurbette herşey acı.
Kulak duymazsa, Gönül üzülmez.
Kumarda tanrılar bile kazançlı çıkmaz.
Kuru parmakla tuz alamazsın.
Kuyunun dibinden bakarsan, göğün çok azını görebilirsin.
Kuzu eti iyidir de, herkesin keyfine göre pişirmesi güç.
Küçük direkler büyük ağırlıkları kaldıramaz.
Küçük sabırsızlık, büyük planları bozar.
Küçük şeylere sabredemeyen büyük projeleri başaramaz.
Küçük tapınakta Tanrı olacağına, büyük tapınakta şeytan ol.

************

Leopar ölür kürkü kalır, insan ölür ünü kalır.

************

Müziği yalnızca müzikçi ile konuş.

************

Ne çok yüksek olmalı, ne de çok alçak.

************

Oğulları torunların erdemli ise, paraya ne gerek var, oğulların, torunların erdemli değilse neye yarar para?
On parmağın onu bir olmaz.
On bin altın liran olsa, yarın bakır metelik götüremezsin.
On binlerce nehir akar akar, denizi dolduramaz.

************

Öğretmen öğretmeni, hekim hekimi eleştirmesin.
Övülmek insanı zayıflatır, eleştirilmekse eğitir.

************

Para ayıpları örter.
Pasta resmi yapmakla karın doymaz.
Pervane muma koşarak kendini yakar.
Peygamberdevesi çekirgeyi yakalar, ama arkasındaki sarı kuşu görmez.
Portakalı paylaşmakla tadı bozulmaz.
Rahip tapınağına döner, tacirse dükkanına…
Rüzgâr olmayınca ağaçlar oynamaz.

************

Sabah akşam koşuşturan az yaşar.
Sağ el sol eli yenmekle bir şey kazanmaz.

Sarı altın dünyada çok bulunur, ak saçlı dost ise az.

Sarı ırmağın akıntısını geriye döndüremezsin, geçen yıllar geri gelmez.
Sayit it eti kapar, ak it dayak yer.
Satrancı ses çıkarmadan izleyen adam, akıllı adamdır.
Senden daha iyi olanlarla dostluk kuramazsan, hiç olmazsa kendin gibilerle kur.
Serçeyi vurmak için havan topu gerekmez.
Sevinç gönlünün zekasını arttırır.

Sevinç sığdır, keder derin…

Sevinçli olan zamanın nasıl geçtiğini bilmez.
Sıcakta kesmiyorum, soğuktaysa elbiseye göre.
Sırası gelince gelin kaynana olacaktır.
Sıska it sahibini utandırır.
Söz boşa gider, yazı fırçanınınsa izi kalır.
Söz dudaktan çıktı mıydı yarış atı bile onu tutamaz.
Sözcükler yüreğin sesidir.
Su alçalınca taşları ortaya çıkar.
Su içmeyecek öküz boynunu eğer mi?

Suyu ısıtsan da gene su…

Şakıyan bülbülün eti yenmez.
Şansın varsa herkes gelir, şansın yoksa kim gelir?
Şarabı küçük küçük al, bilgiyi büyük büyük….
Şarap içici değilsen, fiyatından sana ne?
Şarap insanları zehirlemez, insanlar kendi kendini zehirler.
Şiirini akılsızlara gösterme!
Şişede şarap yoksa nasıl misafir çağıracaksın?
T’ai Shan bir toz zerresini bile geri çevirmez.
Talihe ya da talihsizliğe getiren yol yoktur, herkes yolunu kendi çizer.

Tanıdıklarımız sayılmayacak denli çoktur, dostlarımızsa az.

Tao’ya inanmak kolay, Tao’ya uymak zor..
Tapınağın tahtaları hep bir ağaçtan değil ki.
Tarak almaya Budist tapınağa  gidilmez.
Tarlanı baharda terk etme, evini kışta.
Tarlanı sürmezsen ambarın boş olur, kitaplarını okumazsan torunların cahil kalır.

Taşlar altın olsa kişioğlu doymaz.

Tedbir almak kolaydır, pişmanlıksa zor.
Tek direk bir evi nasıl taşısın!
Tek elle iki kurbağa yakalayamazsın.
Tokgözlü yoksul mutludur, açgözlü varsılsa mutsuz.
Toprak birikir dağ olur, su birikir nehir olur.

************

Ucuz değerli olmaz, değerli olan da ucuz olmaz.
Uçurumun kenarında atın yularını çeksen de faydası yok.
Uyku değerli bir hazinedir ne denli çok olsa o denli iyi.
Uzaktaki su yakındaki yangını söndüremez.
Üzüntü çekmeden Buda olunmaz.

************

Varlıklı varlığını artırır, varlıksızsa yıllarını.
Varsa paran ejderha olursun, yoksa paran solucan.
Varsıl gelecek günleri düşünür, yoksul bugünü.
Verdikçe elindeki artar.

************

Yağmuru ya da yeniden evlenmek isteyen anneni durduramazsın.
Yalnızken kendi yanlışlarını anımsa, insan içindeyken kimsenin kusurunu arama.
Yardım istemediğin sürece bütün insanlar iyilik severdirler.
Yaşam bir düş, ölümse yuvaya dönmek gibidir.
Yaşam ya da ölüm gerçek dostu değiştirmez.
Yaşlıya gülme, sen de yaşlanacaksın.
Yayı sıkı çekersen, ok hızlı uçar.
Yaz böceği buzu bilmez, sudaki kurbağa gökyüzünü tanımaz.
Yemek yemeye niyetin varsa, aşçıyı kızdırmamalısın.
Yetkililerle gezersen dilenirsin, tacirlerle gezersen para kazanırsın, Budacı keşişlerle gezersen senden sadaka dilenirler.
Yılan deliğini tanır.
Yılana vurunca öldür, yoksa seni ısırır.
Yılana bambunun içine koysan, o yine kıvrılmaya uğraşır.
Yıllık izlenceni baharda yap, günlük izlenceni gün doğarken.
Yitirdiğin parayı ola ki bulursun, yitirdiğin zamanıysa asla.
Yoksul varsılla ortak olursa, donunu bile yitirir.
Yokuş aşağı inmek yokuş yukarı çıkmaktan kolaydır.

Yolda giderken konuşma, otlar işitir.

Yumuşak otlar rüzgâra uyar.
Yüreğin pekse, bedenin esen olur.
Yüz senede kurulan bir günde yıkılır.

Yüz yıldızın ışığı bir ayı örtemez.

Yüzün gülmüyorsa dükkan açma.

************

Zeka fırsatları görebilmektir.

Zenginin ardından ağlayan çok olur.

************

Bin mil yolculuk, tek adımla başlar. – Laozi
Gerçek bir zafer, kendini yenebilmektir. – Confucius
Düşmanınızı tanımak için önce kendinizi tanıyın. – Sun Tzu
Büyük mutluluk, küçük şeyleri takdir etmekle elde edilir. – Confucius
Bir işe başlamak için en iyi zaman, on yıl öncesidir. İkinci en iyi zaman ise şimdidir. – Çin Atasözü
Sözleriniz düşüncelerinizi yansıtır, düşünceleriniz ise karakterinizi. – Confucius
Dünyayı değiştirmek istiyorsanız, önce kendinizi değiştirin. – Laozi
Bir çiçeğin güzelliği, zamana karşı dayanıklılığından gelir. – Confucius

Gerçek bilgelik, başkalarının hatalarından ders almayı öğrenmektir. – Confucius

 

Selected Quotes from Chinese Sages

************
A beautiful woman is the enemy of all ugliness.
A bitter word is medicine, a sweet word is a mouth.
A full teapot doesn’t make a sound, while a half-full teapot makes a lot of noise.
A good drum doesn’t need to be hit much.
A good listener is better than a good speaker.
A good neighbor is wealth.
A heartfelt wish moves the sky.
A journey of a thousand miles begins with a single step. – Laozi
A living beggar is better than a dead king.
A lot of money even stirs the gods.
A lot of words are not without mistakes.
A pile of books is no substitute for a good teacher.
A single sweet word keeps you warm for three winters.
A smile exorcises grief.
A society that does not believe in itself cannot survive.
A thousand right steps can’t fix one misstep. A thousand ways of a thousand masters.
A true victory is being able to defeat oneself. – Confucius
A wise physician does not practice medicine for himself.
All people are benevolent unless you ask for help.
All roads lead to Beijing.
An evening conversation with the wise man is worth ten years of research.
An ugly woman or a foolish servant girl is a fortune to be found.
Anything that fills me is good food.
Arrogance summons trouble, humility invokes a blend.
As the gain grows, so does the risk.
************
Beat your drum at home, so that the neighbors do not hear it. It is the customer who is valuable, not the goods.
Beautiful or ugly, it’s my village; Near or far from me, it’s my village.
Being praised weakens a person, and being criticized educates.
By misplaying a piece, you lose the whole game.
By sharing the orange, its taste does not deteriorate.
************
Call the owner before you push.
Cheap will not be valuable, and what is valuable will not be cheap.
************
 Deep waters flow slowly.
Do not burn false incense to the true God.
Do not leave your field in the spring, but your home in the winter.
Do your annual schedule in the spring, and your daily schedule at sunrise.
Does the melon say my melon is tasteless?
Don’t back down when climbing the mountain.
Don’t burn your own finger in the fire of your own paper lantern.
Don’t do what you don’t want to be heard.
Don’t give a job to a man you don’t trust, and a moth to a man you give a job to.
Don’t laugh at the elderly, you will grow old too.
Don’t show your poetry to fools!
************
Easy to open a shop, hard to keep open.
Even if the tree is high, its leaves fall to the ground.
Even if the weather is nice, take your umbrella, even if your stomach is full, keep supplies.
Even if you bleach the crow, it will still darken.
Even if you dye a dragon, you dye its skin, and its bones will remain the same.
Even if you heat the water, it’s still water…
Even if you pull the horse’s halter on the edge of the cliff, it is useless.
Even the best horse has only one saddle. The best memory is no substitute for pale ink.
Even two barrels of tears will not heal the wound.
Every job has its own way.
Every path has a truth, every truth has a way.
Everything is good in the village, everything is bitter in the country.
Extreme Kindness often means ‘I want something’.
***********
Fools are happy.
************
Garden flowers don’t smell like wildflowers, but they last longer.
Get to know the neighbors before you buy a house.
Girls marry for their families, widows for themselves.
Gold has its price, and learning is priceless.
Good friends are in a hurry to settle accounts.
Good is not learned in a thousand days, but evil is learned in an instant.
Great happiness is achieved by appreciating the little things. – Confucius
************
Have you ever seen a sheep climb a tree?
Having an elder in the family is wealth.
He cannot feed his family, which is very ingenious.
He doesn’t understand the situation of the pedestrian.
He must follow the wisdom of action.
He thinks about the days to come, the poor present.
He who curtails his appetite does not go into debt.
He who does not have a guest cannot be a guest.
He who has a burden of mud leaves a mark wherever he goes.
He who has a toothache understands the one who has a toothache.
He who hurries loses his dignity.
He who opens his mouth too much does not get rid of trouble.
He who runs in the morning and evening lives little.
He who sows early will reap early, he who sows little will reap little, and he who sows a lot will reap much.
He who thinks too much cannot be wise.
He who writes with a brush does not go hungry.
His tongue is honey, his heart is a sword…
Horses and cows stand differently against the wind.
Hot peppers come out of the hot pepper branch.
How are you going to invite guests if there is no wine in the bottle?
How can a single pole move a house!
How many heads, so many views.
Human life, candle in the wind.
************
I don’t cut it in the heat, and in the cold it depends on the dress.
I dreamed a thousand dreams at night, in the morning everything is the same as before.
If he beats the blind, they fall into the water together.
If man deceives the land, the land deceives man.
If one word is not enough, a thousand words are in vain.
If the dog leaves when the cat comes, there will be no fight.
If the ear does not hear, the heart does not grieve.
If the eye does not see, the heart does not suffer.
If the hands are joined, copper becomes gold.
If the poor associate with the rich, he loses even his frost.
If the stones were gold, one would not be satisfied.
If the string is long, the kite will fly high.
If you are of no use to the people around you, your prayers to the Buddha are in vain.
If you can’t make friends with those who are better than you, at least make friends with people like yourself.
If you curse your wife in the evening, you will sleep alone at night.
If you do a good job, no one will hear about it, if you do a bad job, the whole country will hear about it.
If you don’t climb the mountain, you can’t see the valley.
If you don’t plow your field, your granary will be empty, and if you don’t read your books, your grandchildren will remain ignorant.
If you don’t want anyone to know, don’t!
If you dye the white garment, it will be black.
If you go to China, speak Chinese.
If you had ten thousand gold pounds, you would not be able to take a copper penny tomorrow.
If you have a chance, everyone comes, if you don’t, who comes?
If you have money, you become a dragon, if you don’t, your money is a worm.
If you intend to eat, you should not anger the cook.
If you know how to stand still, you are not ashamed.
If you look from the bottom of the well, you can see very little of the sky.
If you pull the bow tight, the arrow will fly fast.
If you put the snake in bamboo, it will still try to curl up.
If you rub a flint, you will light a fire, if you do not rub it, there will not even be smoke.
If you touch the snow, you will be tarnished, if you touch the snow, you will be blackened.
If you travel with the authorities, you will beg, if you travel with the merchants, you will earn money, if you travel with the Buddhist monks, they will beg for alms from you.
If you treat someone every day, their life will be extended.
If you want to be happy for a moment, have some drinks; if you want to be happy for an hour, get some sleep; If you want to be happy one day, make a friend.
If you want to change the world, change yourself first. – Laozi
If you want to win the Peace, consult the three elders.
If your heart is good, your body will be good.
If your sons and grandsons are virtuous, what is the use of money, and if your sons and grandsons are not virtuous, what is the use of money?
If you’re not a wine drinker, what’s the price for you?
If you’re not smiling, don’t open a shop.
If you’re praising everyone, who is your enemy?
In gambling, even the gods do not win.
Incense in one hand and a spear in the other.
Instead of being a god in the small temple, be a devil in the big temple.
Instead of burning for people, he pleads on God.
Instead of sending a man, go yourself, and instead of ordering a job, do your own thing.
Instead of trying to dive into the water to fish, go home and weave a net.
Intelligence is being able to see opportunities.
It is better to be hungry and vigorous than to eat with the wicked.
It is better to save a life than to build a seven-story temple.
It is difficult for the one who rides the elephant to get off.
It is difficult to open the door of goodness, and it is difficult to close it.
It is easy to bend the body, but difficult to bend the will.
It is not beautiful women who trap men, but they themselves fall.
It is the people who make the city a city, not the walls.
It should not be too high, nor too low.
It takes years to build friendship and minutes to destroy it.
It’s easier to go downhill than uphill.
It’s easy to believe in the Tao, it’s hard to follow the Tao.
It’s easy to know the truth, it’s hard to watch!
It’s easy to take precautions, it’s hard to regret them.
It’s hard to get the good word, it’s easy to get the bad word.
It’s the water that floats the ship, and it’s the water that sinks it.
************
Joy increases the intelligence of the heart.
Joy is shallow, grief is deep…

 

************
Lamb is good, but it is difficult for everyone to cook it to their liking.
Learning, which does not increase both days, decreases every day. Shovel the snow in front of everyone’s door.
Lend money, make enemies.
Let the flood take with the needle.
Life is like a dream, and death is like returning home.
Life or death does not change a true friend.
Lots of thunder, a little rain.
Low-flying falls slowly.

 

************
 
Man does not live for a hundred years, but he produces a thousand years of trouble.
Man is a miniature of heaven and earth.
Measure your foot when buying shoes.
Mice understand the work of mice.
Money covers up the defects.
Mountains and streams change, but man hardly changes.
Nails made of steel, soldiers made of men.

 

************
 
No one is always lucky, even flowers wither one day.
************
 
On the way, he hears speech, grasses.
Once a snake bites, it will not wander in the grass again.
Once the word came out of the lips, not even a racehorse could hold it.
One cannot become a Buddha without sorrow.
One evil wipes out a decade of good.
One generation determines the path of the next.
One intends, God performs.
One word is enough for the wise man.
Our acquaintances are too numerous to count, and our friends are few.
Outwardly clad in lambskin, inside is wolf.

 

************

 

Peace and serenity are two words worth their weight in gold.
People are afraid of the bad man, God is not afraid, people are sorry for the good man, God does not upset them.
Principled people have courage.

 

************

 

Reading books is a big win.
Recognizes the snake hole.
Remember your own mistakes when you are alone, do not look for anyone’s fault when you are in public.

 

************

 

Saying good words is not being good, being good is doing good things.
Sayit it snatches the meat, and the ak it takes a beating.
Selected sayings from Chinese sages
Sin is the root of the tree of sorrow.
Sleep is a precious treasure, the more the better.
Small impatience disrupts big plans.
Small poles cannot handle large weights.
Soft grass adapts to the wind.

 

************

 

T’ai Shan doesn’t turn away a speck of dust.
Take the wine small, the knowledge big….
Talk about music only with the musician.
Ten of your ten fingers will not become one.
Tens of thousands of rivers flow and flow, unable to fill the sea.
The basis of friendship is mutual trust.
The beauty of a flower comes from its resistance to time. – Confucius
The best time to start a business is ten years in advance. The second best time is now. – Chinese Proverb
The blind hear well, the deaf see well.
The broken arm must remain in the yen.
The corpse, buried in the snow, is revealed one day.
The crop of the hand will be abundant, and the wife will be beautiful.
The day of casting a net is different, the day of drying a net is different.
The door of virtue does not open easily.
The dragon that runs aground becomes the anchovies mascara.
The farmer wishes for rain, and the traveler wishes for the sun.
The fate of the wise is poverty.
The fish sees the bait, but not the fishing rod.
The fish that escapes becomes large.
The fortune teller dies early, the one who does feng-shui has no grave.
The grass around the perimeter of the large tree does not hold frost. The big tree attracts the wind.
The grass is afraid of frost, and frost is afraid of the sun.
The greedy poor are happy, the greedy rich are unhappy.
The horse does not eat the grass around its stable.
The horse fed by two people dies, the boat repaired by two people overturns.
The indecisive man is like a sword without water.
The intellectual head is the garden of goodness, the black head is the corridor of evil.
The joyful one does not know how time passes.
The knife is sharpened by the stone, the man is sharpened by the man.
The lamp of one house cannot illuminate two houses.
The leopard dies, its fur remains, the human dies, its reputation remains.
The light of a hundred stars cannot cover a moon.
The man of determination is afraid of work.
The man who watches chess without making a sound is the smart man.
The meat of the singing nightingale is inedible.
The melon on the roof falls both in front and back.
The more you give, the more you have it.
The mud Buddha shares the clay Buddha.
The person who sits on the cheque is a human being, and the one who drives the cheque is a human. (Rickshaw = wheelbarrow used to transport people in China).
The planks of the temple are not always made of a tree.
The praying mantis catches the grasshopper, but does not see the yellow bird behind it.
The priest returns to his temple, and the merchant returns to his shop.
The propeller runs to the candle and burns itself.
The right hand gains nothing by beating the left hand.
The sage makes his own decision, the ignorant one follows the rumors.
The sculptor does not worship the Buddha he makes. There is no good rice from thieving rice.
The ship, which has a lot of captains, runs aground.
The skinny dog embarrasses its owner.
The smart bee does not suck the fish of the flower that has fallen to the ground.
The smart bird chooses the tree.
The soil accumulates and becomes a mountain, the water accumulates and becomes a river.
The stinging tip of the needle is one.
The summer beetle does not know the ice, the frog in the water does not recognize the sky.
The teacher should not criticize the teacher, and the physician should not criticize the doctor.
The tongue is hard, shed; The tongue is soft, remains.
The victor finds the king, and the defeated one finds the bandit.
The virtues are higher than the talents, and the lower ones whose talents are more than the virtues.
The virtuous woman is at home, the flirty woman is at fun.
The wall between friends should be high.
The wealthy increase their wealth, and the unwealthy increase their years.
The woman’s long tongue is the ladder that leads the house to evil.
The word is wasted, and the brush of writing is left with a trace.
The word of the poor is incredible.
There are many good men under the bad-looking hats.
There are many who cry after the rich.
There is a cure for illness, there is no cure for fate.
There is no bad character healing.
There is no ivory in the mouth of the dog.
There is no path that leads to fortune or misfortune, everyone draws their own path.
There is no profit without spending.
There is no wisdom without experience.
They hunt the elephant for its tusks.
They put the beautiful bird in a cage.
Those who can’t be patient with small things can’t accomplish big projects.
Those who have plenty of meat and wine will also have many friends.
Tigers also have time to sleep.
Tigers and deer cannot be friends.
To be a member of virtue is like climbing a hill, and to be a member of virtue is to fall into the abyss.
To know oneself is to understand people.
To know your enemy, first know yourself. – Sun Tzu
To say that I have seen is superior to that which I have heard.
To those who wait, a day feels like a year.
Today’s wine is for today, tomorrow’s wine is tomorrow.
True wisdom is learning to learn from the mistakes of others. – Confucius
************
Water in the distance will not be able to extinguish the nearby fire.
We don’t visit the Buddha when things are going well, but we burn incense when things go wrong.
We see people’s faces, but we don’t know what’s going through them.
What a person will be is clear in childhood.
What was established in a hundred years is destroyed in one day.
When a dog barks, a hundred dogs obey him.
When the cat is gone, the mice appear.
When the tree falls, there is no shade.
When the turn comes, the bride will be the mother-in-law.
When the water descends, its stones are exposed.
When there is no wind, the trees do not move.
When we are born, we come naked, and when we die, we go naked.
When you eat the bamboo berry, remember the one who planted it.
When you hit the snake, kill it, or it will bite you.
When you light the lamp of the Buddha, you must extinguish all your passions.
While you win the cat, don’t lose the cow.
Will the ox that will not drink water bend its neck?
Wine doesn’t poison people, people poison themselves.
Without correcting yourself, you can’t fix others.
Words are the sound of the heart.
************
Yellow gold is abundant in the world, and white-haired friends are few.
You can not take salt with dry fingers.
You can’t catch two frogs with one hand.
You can’t get enough of painting a cake.
You can’t pick up the spilled water, you can’t turn back the finished work.
You can’t put out a fire with paper.
You can’t shake a full bottle, you can’t shake a half-full bottle: yes.
You can’t stop the rain or your mother wanting to remarry.
You can’t take your cub without entering the tiger’s lair.
You can’t turn back the tide of the yellow river, the years that have passed won’t come back.
You can’t turn off daylight by hand.
You don’t climb a tree to fish.
You don’t go to a Buddhist temple to buy a scallop.
You don’t lose anything by looking at it again.
You don’t need a mortar to shoot the sparrow.
You should clean your gutters when the weather is nice.
You will find the money you lost, and never the time you lost.
Your garment is new, your friend is old.
Your words reflect your thoughts, and your thoughts reflect your character. – Confucius

Philosophers and Sages Born in Ancient Turkey

Antik Türkiye’de Doğmuş Filozoflar ve Bilgeler

Rantlar, Kamuya döndürülemez mi?

Türkiye’de belediye imar rantları yıllık 100 milyar dolar olarak buharlaşmaktadır. İhracatımızın yarısına yakın bir değerdir sözkonusu olan.

Oysa, 1997-2001 döneminde bulunduğum Hong Kong’da imar rantları hazineye aktarılmaktadır. Hong Kong örneği pozitif anlamda önemli. Düşük verginin temelinde kent rantlarının kamuya gelir kaynağı olması yatıyor.

Bizde ise Kırk Haramiler her yerde. Hong Kong’da imar rantları kamuya ait olduğu için vergi oranı da sadece %16’dır. Rantlar kamunun malı olmadığı müddetçe, her yer karanlık.

Parasal kaynak aslında ülkede sürekli belediye rantları şeklinde üretilmektedir, dış borç alınmasına gerek yoktur.

Fakat belediyeleri elinde bulunduran iktidar partisi ve ana muhalefet partisinin yerelde örtülü ortaklığı neticesinde de bu kaynaklar toplumdan alınmakta ve kişilerin elinde heba edilmektedir.

Siyaset, toplumun iyiliği için yapılan yüce bir faaliyet ise konunun meclis gündemine getirilerek yasallaştırılması elzemdir, dış borç sarmalının bu şekilde önüne geçilmiş olunacaktır.

İlçe ve beldeler bazında üretimlerde uzmanlaşmalar konusunda çalışmalar var mı acaba? Çin bunu yapıyor. Yerleşimler hep belli konularda uzmanlaşıyor. Çin belediyeleri de dışardan yatırım çekmede öncü. Bizde ise model beledi rant üretiyor. Dışa kapalı tamamen beledi. Çin’inki ise tüm dünyaya açık.

İlk aklıma gelen; Fransızların 1991 den beri Hong Kong’da bir araştırma merkezi var.
www.cefc.com
China Perspectives dergilerinde bilimsel makaleler de yayınlanıyor. Fransızlar, Çin’i, HindiÇin’i iyi tanır ve bilirler.

Prof Turhan Koçar ile Roma Tarihi ve Hristiyanlık

Prof. Dr. Turhan Kaçar | Tarih Söyleşileri | 138. Bölüm @trt2

Roma ve Akdeniz / Rome and Mediterranean

Roman Empire Articles

https://www.booksonturkey.com/roman-empire-and-turkey/

Roma’nın Mirası Yazıları

Aile Tarihim, Dostlar ve Kaynak Referanslar

Büyük Babadedem İsmail Kosoğlu, Filibe, 1870

Babadedemin Ağaoğlu Ailesi

Vala Enünlü

Eski İstanbul vali yardımcılarından rahmetli Vala Enünlü de babamın Şefkat teyzesinin damadı idi.

Timsal Karabekir Yıldıran

Babaannemin kız kardeşi. Müşerref teyze capcanlı bir insandı. Bizi de çok severdi. Oğlu Murat felsefe öğretmeniydi. Abisi Cavit Yıldıran dayı Aksaray’da Namık Kemal Caddesi üzerinde otururdu. Gür sesli bir insandı. Kızı İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümünde okumuştu. Kâzım Karabekir’in kızı Tilmaç Karabekir Yıldıran hanımın eşi Atilla Köymen Yıldıran,  Cavit Yıldıran dayının yakın akrabası idi.

Ahmet Köymen Yıldıran

Timsal Karabekir hanımın eşi ATILLA KÖYMEN YILDIRAN, rahmetli babamın teyzesinin kocasının (Cavit Yıldıran) akrabasıdır. Atilla Köymen Yıldıran 1941 yilinda, Ankara’da , Istiklâl Savasi gazi ve komutanlarindan Ali Fehmi Bin Rasit Filibe’nin oglu olarak dünyaya geldi. Hukukçu olan Yildiran, devlet sektöründe genel müdürlük ve müstesarlik görevlerinde bulundu; ayrica üniversitelerde ögretim görevlisi olarak da egitime hizmet etmis olan hayirseverimiz çesitli kitaplar yazdi. Halen TBMM’de hukuk müsaviri olarak görev yapan Atilla Bey degerli esi Timsal Karabekir hanimla beraber yurt çapinda secere ve mezhep gözetmeksizin vatanin bütünlügünü savunan bilimsel konferanslar vermiştir

Annededemin Funda Ailesi

Fotoğraftakiler:

  • En sağdaki annededem Cemal Funda (papyonlu fesli).
  • Solunda büyükdedem Şükrü Funda,
  • Kucağında küçük kızı Müzeyyen Hala.(İzmirde Tanıklara gelin gitti)
  • Solunda büyükdedemin kardeşi Hamdi Funda.

Gururlu ve keskin bakışlar. Hepsi de devlet adamı, devletçi.  Bildiğim en eski Funda (Fanda) fotoğrafıdır.

Osmanlı İmparatorluğunu Rumeli’de kuranların evlatları, torunları.

Büyükdedem ile dedem 100 yıl önce. Evladı Fatihan..

Üsküp 1920

Arka plan:

  • Havara taşı (kelle muçuk 60×40)
  • Küfeki sıva harcı taşların arasında
  • Pencere parmakları dövme demir
  • Yorum: Yerleşik düzendeki insanların kullandığı yapı ve malzeme tipi.
  • Bulunduğu bölgeye sahip çıkan ve etrafını koruyup kollayan güven ve itimat üzerine insanları bir arada toplayan kişilerin içinde bulunduğu yapı tipi.

Dukaginzadeler

Selim Fande

Ismail Kemal’e Mektup

Isyan  için belirlenen tarih gűn geçtikçe yaklasıyordu, Ismail Kemal’e gorevini yerine getirmesi için mektup yazdim.

Verdiği cevap ha bugun ha yarın olduğu ortada hiçbirsey yoktu. Onun çağdaşlarına ve elimizde bulunan belgelere göre Ismail Kemali bu sıralarda arnavut-yunan arasında bir konfederasyon.

Yemin edenlerin soğuktan usumeleri, űzűlmeleri ve yorulmaları korkusundan, çok çalıstım her dakikayı iyi değerlendiriyordum , örneğin Necip Drage’nin olayına.

Üskűpte Necip Draga ile ne oldu? Bir gűn “Taş Köprűsűnde” Selim Fanda ile buluştu ve: “ Necip Draga Selim Fanda’ya görűyor musun, şu an jandarma peşime takildi ve yakalanmami isterler” dedi.

Selim Fanda Necip Draga’yi sakinlestirmek için kafe içmeye götűrdű ve sohbet boyunca isyanın şimdi başlamayacağını ama iki yıl sonra olacağını inandirdi. Tek amaç Necip Beyi sakinlestirmek içindi.

Bir zamanlar Üskűp’teki evime Makedon slavlarıın arnavutlarla işbirliği kurup kurmayacakları konusunda haber vermek için Bulgar Pollov gelir. Içeriye girip konuşmasına surdurdu ve sonunda “Bulgarlarin bir kalkışmada kesinlikle yer almamaları gerektiğini söyledi.

Bulgaristanin bu bildirisi bizi cok űzdű. Fakat diğer taraftan űstlendiğimiz bu önemli görevi yerine getirmek için maddi destekten de mahrum idik, o anda magazalarımı ve depolarımı satmaya karar verdim.

1921 Hasan Bey Priştine: 1912 Arnavutluk Ayaklanması Üzerine Kısa Anı

Hasan Bey Prishtina: Brief Memoir on the Albanian Uprising of 1912

Fazlı Fanda

Yücel Teşkilatı’ndaki akrabalarım. Anne tarafımdan akrabalarım, Makedonya’da Yücelci Türkler arasında idiler. Türkiye’nin duyarsız kaldığı Yücel Teşkilatı mensupları, Yugoslavya dışından gelen bir “ihbar” sonucu, 1947 yılında yakalanarak mahkemeye çıkarıldılar. Nazmi Ömer Yakup   (idam), Kamil Hakimoğlu  (hapis)

Fazlı Fanda (tüccar): 10 yıl hapis.  1953’te Kamil Hakimoğlu’nun dayısının oğlu CHP İstanbul il yönetiminden Sami Funda, Yugoslavya’ya giderek oradaki Türklerin durumuyla ilgili geniş bir araştırma yapar ve rapor hazırlar, raporda Yücelci Türkler konusuna da değinir.

Kemal Hakimoğlu

Namık Kemal Funda

Rahmetli dayım. Namık Kemal Funda. 1943-2000. Siyasetçi. Gönül Adamı. Devlet Adamı.  A d a m.

‘Minik Kuş’ Funda

Namık Kemal Funda İstanbul’da Adalet Partisi ve ardından Doğru Yol Partisi’nde siyasetçiydi. Özü sözü doğru namuslu çok iyi bir insandı Namık dayım. Maalesef çok erken aramızdan ayrıldı. 

“Önceki gün, İstanbul’da merkez sağın önde gelen isimlerinden Namık Kemal Funda’yı kaybettik. 100’ü aşkın kilosu ile arkadaşlarının ‘Minik Kuş’ diye takıldıkları pırıl pırıl bir insandı; uçtu gitti. Cenaze namazına gelenlere bakıyorduk bir arkadaşımla; ‘şu kadroya bak’ dedi.

– Ne var kadroda?

– Baba’yı çukurdan çıkaran, DYP’yi iktidara taşıyan insanlar bunlar.

Kimler mi vardı cenazede?

Soruyu daha doğru koyalım:

– Cenazede kimler yoktu?!

Minik Kuş’a Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı ve sabır diliyoruz.”

Şakir Süter, Galeri Akşam Gazetesi 10 Aralık 2000

Dayım Namık Kemal Funda hep böyle ufukları gözlerdi, vizyon adamı idi. Erken yaşta vefat etti. Ülkemizin isimsiz kahramanlarındandır. Küçük oğlu Tamer’i kolu ile sarmış. İyiliksever, esprili bir ruha sahipti. Makamlı Türk Sanat Müziği şarkıları okurdu. Kanun çalardı.

Taşlıcalı Yahya

Taşlıcalı Yahya Efendi

Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi https://www.youtube.com/watch?v=A6-K7qwNDJY Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı…

Taşlıcalı Yahya Bey

Taşlıcalı Yahya Bey Taşlıcalı Yahya Bey Taşlıcalı Yahya Bey Taşlıcalı Yahya Bey YAHYÂ BEY, Taşlıcalı, Dukagin-zâde Mehmed Çavuşoğlu  TAŞLICALI YAHYÂ – TDV İslâm Ansiklopedisi Yahya Bey Dukaginzade Türk…

The poet Taşlıcalı Yahya and Suleiman the Magnificent

https://www.youtube.com/watch?v=hqqH1qqyEdY The poet Taşlıcalı Yahya and Suleiman the Magnificent. The poet Taşlıcalı Yahya and Suleiman the Magnificent. The poet Taşlıcalı Yahya and Suleiman the Magnificent.  Suleiman…

Feridun Dirimtekin

Dukakin Sancağı Arnavutluk

Feridun Dirimtekin Yunan komutan Trikopis’i Dumlupınar’da teslim almasıyla ünlenen Dukakinzade Feridun bey de sonradan Dirimtekin adını alır. 1895 doğumlu olan Feridun bey Harbiye’den mezundur. Balkan…

 

Kaynak Referanslar

Ahmet Cevdet Paşa

“Hot Malisyası’nın sağ ve sol iki bayrağı vardır ve İzlav memâlikine sefer olundukda Hot birinci olup mevki‘-i harbe en ibtidâ dahil olur ve en sonra avdet eyler ve Hotlar tayin almadıkça sairleri tayin alamaz. Cedvel-i mezkûr işte bu tertib üzere yazılmışdır. Ama sair tarafa sefer olundukda tertib-i mezkûr ber-aks olarak birinci bayrak Mirdita’nın Uroş Bayrağı’dır ve ucuna bakır kaplamak bu bayrağın imtiyâz-ı mahsusudur. Sair bayrakların uçları hep tenekedir.

Çünkü Mirditler Kosova Muharebesi’nde hüsn-i hizmet eylemekle mazhar-ı nazar-ı devlet olmuş ve mezkûr Uroş bayrağının ucuna bakır kaplamak imtiyâzı ihsân buyurulmuş idi ve meşhur İskender Bey birçok hâneleri bi’l-istishâb İtalya’ya firar [47] eylemiş olduğundan şimdi Mirdita denilen kıt‘a hâlî kalıp Mirditler ise o zaman Yakova havalisinde mutavattın oldukları hâlde yerleri dar olmakla barınamaz olduklarından mezkûr kıt‘a-i hâlîyenin kendilerine ihsân buyurulmasını istid‘â etmeleri üzerine sekiz yüz kırk tarihinde sâdır olan fermân-ı âlî mûcebince ol vakit Dukakin muzâfâtından olan Zavrime Hâkimi Hasan Efendi tarafından Fandi-i Sağîr ile Fandi-i Kebîr arasındaki yerler Mirditlere teslim ile buna dair yedlerine bir kıt‘a hüccet verilmiş ve ondan sonra bu kıt‘aya Mirdita denilmişdir.

O zaman Mirditler Uroş ve İspaç ve Kuşnani nâm üç bayrakdan ibaret iken sonra Fandi ve

Dibri Nahiyeleri dahi onlara katılarak Mirdita beş bayrağa münkasim olmuşdur. Ba‘dehû nüfus dahi tekessür ederek Mirdita’nın hududu tevessü‘ etmişdir.

Ve ber-vech-i bâlâ Mirdita, Dukakin Sancağı voyvodalarının taht-ı zabt-ı idaresinde iken bu sancak ilgâ olundukdan sonra İşkodra Sancağı’na rabt olunmuş ve ondan [48] sonra Mirdita kaptanının nüfuzu tezâyüd eylemekde bulunmuş idi.”

Kaynak: Ahmet Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet

270 o s m a n l ı a r ş i v b e l g e l e r i n d e a r n a v u t l u k

s o s y a l h a y a t 271

T.C. BAŞBAKANLIK DEVLET ARŞİVLERİ GENEL MUDURLUĞU Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı

Yayın Nu: 97  O S M A N L I  A R Ş İ V  B E L G E L E R İ N D E ARNAVUTLUK İstanbul 2008

“Meşhur İskender Bey bir çok hâneleri istishâb[en] firar ettikte hâlen Mirdita denilen kıt’ a hâli kalmış idi. Yakova havâlisinde sâkin olan Mirdita kabilesi ise Kosova muhârebesinde hüsn-i hizmet etmekle mazhar-ı nazar-ı devlet olup bulundukları yerlerde dahi barınmaz olduklarından bu kıt’anın kendilerine ihsan buyrulmasını istid’â etmeleri üzerine sekiz yüz kırk tarihinde sâdır olan fermân-ı âlîye imtisâlen ol vakit -Dukakin muzâfâtından olan Zadrima hâkimi Haşan- Efendi Fandi-i sagîr ve Fandi-i kebîr arasını Mirdit kabilesine îtâ ile buna dâir kendilerine bir kıt’a hüccet vermiş idi. Mu’ahharen Mirdita’ya etraftan hayli ahâli gelerek çoğalmışlar ve îspah ve Dibri bayrakları dahi anlara katılıp mirditleşmişler ve nüfûsu çoğalarak Mirdita hudûdunu tevsi’etmişlerdir. Bib Doda Paşa bir aralık İskender Bey neslinden olmak iddiâsında bulunarak rehâbîn ile öyle bir silsile-nâme te’lîfine çalışmıştır ve bir aralık dahi Lek Dukakin’in vârisi olmak iddiâsında bulunup hattâ Dukakin deyu bir mühür kazdırıp ba’z-ı mahallere gönderdiği mektub zarşarının üzerine anı basardı. Hakîkat-i hâl ise Arnavudluk’ça ma’lûm ve Doda’ların gerek İskender Bey ve gerek Dukakin neslinden olmadıkları emr-i meczûm olmağla ve Işkodra malisyaları içinde Mirditler en ednâ kabilelerden ma’dûd bulunmağla Bib Doda Paşa’nın bu sanî’aları te’sirsiz kalmıştır.

Hot Malisyası’nın sağ ve sol iki bayrağı vardır ve İzlav memâlikine sefer olundukda Hot bi-
rinci olup mevki‘-i harbe en ibtidâ dahil olur ve en sonra avdet eyler ve Hotlar tayin almadıkça sairleri tayin alamaz. Cedvel-i mezkûr işte bu tertib üzere yazılmışdır. Ama sair tarafa sefer olundukda tertib-i mezkûr ber-aks olarak birinci bayrak Mirdita’nın Uroş Bayrağı’dır ve ucuna bakır kaplamak bu bayrağın imtiyâz-ı mahsusudur.

Sair bayrakların uçları hep tenekedir. Çünkü Mirditler Kosova Muharebesi’nde hüsn-i hizmet eylemekle mazhar-ı nazar-ı devlet olmuş ve mezkûr Uroş bayrağının ucuna bakır kaplamak imtiyâzı ihsân buyurulmuş idi ve meşhur İskender Bey birçok hâneleri bi’l-istishâb İtalya’ya firar [47] eylemiş olduğundan şimdi Mirdita denilen kıt‘a hâlî kalıp Mirditler ise o zaman Yakova havalisinde mutavattın oldukları hâlde yerleri dar olmakla barınamaz olduklarından mezkûr kıt‘a-i hâlîyenin kendilerine ihsân buyurulmasını istid‘â etmeleri üzerine sekiz yüz kırk tarihinde sâdır olan fermân-ı âlî mûcebince ol vakit Dukakin muzâfâtından olan Zavrime Hâkimi Hasan Efendi tarafından Fandi-i Sağîr ile Fandi-i Kebîr arasındaki yerler Mirditlere teslim ile buna dair yedlerine bir kıt‘a hüccet verilmiş ve ondan sonra bu kıt‘aya
Mirdita denilmişdir.

O zaman Mirditler Uroş ve İspaç ve Kuşnani nâm üç bayrakdan ibaret iken sonra Fandi ve
Dibri Nahiyeleri dahi onlara katılarak Mirdita beş bayrağa münkasim olmuşdur. Ba‘dehû nüfus dahi tekessür ederek Mirdita’nın hududu tevessü‘ etmişdir.”  Ahmet Cevdet Paşa

Anneannemin Merganlar Ailesi, Üsküp

Müesser , ölen genç yaşında . Feleknaz in kardeşi.Yaninda Zekir Ağa’nın ikinci eşi. Anneannem Mevlüde ve Müesser iki elti. Diz çökmüş Kamil amca, Zekir aga kucağında Rüştü. Dato ağa , Zekir dedenin amca oğlu. Muazzez hala. En önde Canan teyzem (isimlendiren Feyzan İstanbullu)

Şehit Nazmi Ömer

  • Annemin teyzesi Kızılelma’da oturuyordu çok sevimli bir insan ve al yanakları vardı, yemek tarifini bu şekilde ifade ediyordu, kayınbiraderi ise Üsküp’te idam edilen Yücelci Türklerden Nazmi Ömer idi.
  • Anneannemin babası Zekir Aga, annesi Hamdiye Nene. Kızları Feleknaz, Nakşiye, Muazzez. Oğulları Fuat, Sabri.  Kamil. Muazzez teyzenin eşi Kadri Yücel’in kardeşi Yücelci şehit Nazmi Ömer’dir.
  • Annemin teyzesinin kayınbiraderi idam edilen Yücelci Nazmi Ömer.

Lalelili Funda Ailesinin Dostları

 

İstanbul’a vali olacağına Laleli’ye muhtar ol.

Nejat Eczacıbaşı Laleli’de ne yapıyordu?

Uzun boylu, yakışıklı genç adam komşusu bakkala girdi. Şimdiki marketlere benzeyen kocaman bakkal dükkânının sahibi aynı zamanda Laleli muhtarı idi. Adı Recep Funda. Genç adamı sevgiyle selamladı Recep bey. Parmağıyla “sus” işareti yaptı. Fasulye çuvallarının arasına oturmuş şişman bir beyfendi elindeki kâğıttan şu şiiri okumaktaydı:

“Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç.”

Beyefendinin sesinden bu güzel şiir, dükkânın loş yüksek tavanına musiki gibi yükseliyordu. Yakışıklı genç adam büyülemiş gibi dinliyordu.

“Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç.”

Tezgâhın arkasında oturan hanımefendi çayını yudumlamayı bırakmıştı.

Beyefendi şiiri bitirince bir an gözlerini kapattı. Sonra gülümseyerek baktı dükkândakilere… Tezgâhın ardında oturan hanım:

“Her şiiriniz bir başka güzel Yahya Kemal Bey. Her okunuşuna dalıp gidiyorum,” dedi.

Evet. Laleli muhtarı Recep Funda Bey’in bakkal dükkânında, fasulye çuvalları arasında şiir okuyan Yahya Kemal Beyatlı idi. “Bizzat kendisi.”

Tezgâhın ardında tavşan kanı çayını yudumlayan hanımefendi ise Halide Edip Adıvar.

Laleli’nin muhtarı Recep Funda böyle dostları olan adamdı. Ne derlermiş o 1940’lı yıllarda “İstanbul’a vali olacağına, Laleli’ye muhtar ol.”

 Manastır’lı Türk aydınları Laleli’de

Laleli muhtarı Recep Funda, Rumeli’den göç eden Manastırlı bir Türk aydını idi. Mustafa Kemal Atatürk’ün hemşehrisi ve komşusuydu.

Solda Esat Tanık sağda Recep Funda. Laleli Funda Pazarı. Funda Bakkaliyesi

Manastır İdadisi’nden arkadaşları Kâzım Taşkent ve Mustafa Laleli muhtarı Recep Funda’nın dükkânı akademik bir kulüp gibiydi. Rahmetli babamın çok yakın dostuydu Kazım Taşkent. İkisi de genç Türkiye Cumhuriyeti’nin hizmetindeki heyecanlı gençlerdiler. Alpullu Şeker Fabrikası’nı 1929’da kurarken beraberdiler. Maden Tetkik Arama’nın ilk yönetiminde, Türkiye Kömür Madenlerinin yönetiminde birlikteydiler. Türkiye Şeker Fabrikaları’nın bina edilmesinde yine birlikteydiler.

Kâzım Taşkent, daha sonra Yapı ve Kredi Bankası’nı 1944’te kurdu. 27 yıl bankayı yönetti.

Kâzım Taşkent, çocukluk arkadaşı Recep Funda’ya takılırdı. “Sana Manastır’da küçükken Mustafa Kemal Paşa’yı gösterip, “Bak, büyü de böyle bir adam ol” dediler, sen tuttun bakkal oldun” derdi.

Başa dönelim, Yahya Kemal’in şiirini okuduğu dükkâna giren yakışıklı genç adam, muhtar Recep Funda’ya;

“Recep Bey bir ricam var dedi.

“İlaçlarımı pazarlamak için bazı kimselere başvuracağım. Siparişler için sizin telefonu verebilir miyim?”

Recep Bey “Memnuniyetle” dedi. Bu genç adamı çok seviyordu. Bakkalın hemen karşısındaki Kanatlı Apartmanı’nda otururdu. Avrupa ve Amerika’da öğrenim görmüştü. Genişlettiği evinin mutfağında balık yağı ve vitaminler üretiyordu. Balık yağını D vitamini katarak güçlendirmekteydi ayrıca…

Ürettikleri şişelenmişti, müşteriye hazırdı. Ancak, 1941 yılında telefon sahibi olabilmek, yeni patlamış 2. Dünya Savaşı’nda Hitler’i durdurmak kadar zordu. Ama Muhtar Recep Bey’in telefonu vardı.

Bakın bundan sonrasını size o genç eczacı anlatsın:

 “…O zamanlar İstanbul’da telefon az. Bizim mahallede yalnız Recep Funda’nın telefonu vardı. Ondan alışveriş ediyorduk, nazımız da geçiyor. Kendisine rica ettim. Bir zaruret olursa, telefonundan yararlanayım diye… Laboratuvarım yoktu. İlaçları apartmanın mutfağında imal ediyordum. Müşteri adaylarına da Funda’nın telefonunu vermiş sipariş bekliyordum… Bir akşam Funda kapıdan bana el etti. İlk sipariş Funda’nın telefonuna gelmişti. (İlk aşkım ilk heyecanım benim) İlk defa ilacımı satıyordum. İlk kazandığım para muhtarımız Recep Funda’nın telefonundan geldi.”

Hatıratına bunları yazan genç Lalelili eczacı sonradan Türkiye’nin en büyük sanayicilerinden oldu. Saygıyla andığımız Nejat Eczacıbaşı.

Küçük yaramaz Adile

 Bir de, dünyayı dolaşmasıyla ünlü Lalelili gazeteci Hikmet Feridun Es neler yazmış okuyalım:

“… Eczacıbaşı’nın Recep Funda ile karşı karşıya oturduğu günler Laleli’nin Laleli olduğu zamanlardı Şehir ortasında tam bir huzur cenneti. Bir taze huzur almak için Münir Nurettin ile birlikte kalkıp da Kalamış’a gitmeye asla lüzum yok. Gel Laleli’ye al huzuru. Kadıköy gibi bir aydınlar semtiydi Laleli. Beyazıt’tan Aksaray’a inen bol ağaçlı bir bulvar. İki tarafında oturan Türkiye’nin en büyük şöhretleri, Antalya Apartmanında Halide Edip, Dr. Adnan Adıvar. Birkaç adım ötesinde Sabri Esat Siyavuşgil. Tam karşı sokakta oturan ve Adile namında gayet yaramaz bir kızı bulunan komik Naşit. Mukabil sokakta Dümbüllü İsmail…”

Kaynak: Yener, Tevfik  (2011). İstanbul Aşk Ekmek Hayal. İstanbul: İnkılâp Kitabevi. S. 331-334 

 

 Kazım Taşkent

Halide Edip Adıvar

Nejat Eczacıbaşı

                         

Yahya Kemal

Anneannem ve Yahya Kemal aynı gün vefat etmiş.. Yazan emel teyze.

“Anneannen ve Yahya Kemal aynı gün vefat etmiş”

“Ben orta ikinci sınıfyaydım halamın öldüğünde okulda ağlıyordum. O gün Yahya Kemal Beyatlı da ölmüş, arkadaşlarım şair için ağladığımı zanetmişlerdi. Çok iyi anımsarım halam şairle aynı gün vefat etmişti mekanları cennet olsun inşallah”

Adnan Şenses

Mehmet Akif

1.Murat 2.Murat

Soyu Şehit Hüdavendigar 1.Murat’ın 1389 Kosova Savaşında gösterdiği kahramanlıklardan ötürü, Fâtih Sultan Mehmet’in babası 2.Murat tarafından 1436’da fermanla ödüllendirilmiştir. Ahmet Cevdet Paşa’nın Tezakir-i Cevdet kitabında bu hususlar yazılıdır.

“Ahmed Cevdet Paşa, Fande Mirditlerin aslında bugün bilindiği gibi bölgede yaşamadıklarını, Yakova bölgesine yerleştiklerini kaydeder. Ona göre, Kastrioti İskender Bey’in bölgeden kaçmasından sonra bu bölge boş kaldığından, 1436-7 yıllarında Sultan’ın bir fermanıyla Fani i Vogël (“Küçük Fani”) ve Fani i Madh (“Büyük Fani”) nehirleri arasındaki bölgede kendilerine toprak tahsis edilmiştir. Ayrıca on yedinci yüzyılın başlarına kadar, bugün Mirdita olan bölgenin Dukagjin olarak adlandırıldığı (ve aynı adı taşıyan sancağa ait olduğu) ve Dukagjin ailesinin Batı ve Orta Kosova’ya uzanan mülklerini de içerdiği unutulmamalıdır.”

Sami Funda

Soldan Nüsret Tınay -Sami Funda – Naki Tınay ve Mehmet Ali Tınay

Annemin babasının tarafı Fundalar, hep Aksaray-Laleli bölgesinde otururlardı. Funda Emlak Sami Funda, Funda Bakkaliyesi Recep Funda, Funda Apartmanı Nejat Funda. Dedemin akrabaları hep Laleli’de idi ve daha 1940’lı yıllarda, Sami Funda, emlak dükkânının içerisinde Rumeli’den gelen muhacirlerin vatandaşlığa kayıt işlemlerini yaptırıyordu. Daha sonra bu yapı Fındıkzade’deki Rumeli Türkleri Dayanışma Derneği oluşumunun çekirdeğini teşkil edecekti. Funda’lar, Rumeli’de bir aşiret yapısı olduğu için bağları çok güçlü idi ve her zaman devletin yanında idiler.

Sami Funda, Yugoslavya’ya gidip 1953 yılında oradaki Türklerin durumu ile ilgili bir rapor hazırlamıştı, fakat o rapora bir türlü erişemedim. Kendisi CHP İstanbul il yönetimi adına hazırlamıştı bu raporu.

Fransız yazar Frances Trix tarafından 31 Aralık 2015’de yayınlanan “Urban Muslim Migrants in Istanbul” başlıklı kitapta Sami Funda’nın 1940’lı yıllarda Laleli’de ilk olarak başlattığı Rumeli’den gelen muhacirlere bir dernek çatısı altında nasıl tek başına sahip çıktığı detaylı olarak anlatılmaktadır. Umarız kitap biran önce dilimize çevrilir.

Nejat Funda rahmetli, annemin amca çocuğu, Vatan Apartmanı’ndaki dairemizin alınması konusunda kendisi öncü olmuş ve babamı bu konuda ikna etmişti.