Home Blog Page 74

Düşünme, Konuşma, Söz ve Yazma Üzerine, Gazali

İnsanın en büyük gücü düşünce gücü olup bu konuyu enine boyuna inceleyen filozof Gazali’nin “düşünme, söz ve konuşma” başlıklı kitabından önemli gördüğümüz pasajları seçerek dikkatinize sunuyorum.

Gazali’nin felsefi incelemesinin çok derinlere indiği görülmektedir. Düşünce gücü dendiği zaman tabii ki bunun fonksiyonları dinleme, söz, konuşma ve yazı şeklinde ortaya çıkmaktadır ki bütün bu safhalar Gazali tarafından incelenmiş bulunmaktadır.

Gazali, Mustafa Kemal Atatürk’ün de dikkat çektiği filozoflarımızdandır.

“Bütün İslam aleminin medarı iftiharı olan İbni Rüşd’ler, İbni Sina’lar, İmam Gazali’ler, Farabi’ler gibi yüksek düşünceli simaların milletimizin ulema sınıfı içinde nurlu beyinleriyle mevcudiyet arz edeceklerine eminim.”  Gazi Paşa, Konya Sultani Mektebi’nde Nutuk, 22 Mart 1923

 

Gazali üzerindeki tartışmalara da buraya aktardığımız pasajları okuduktan sonra daha dikkatli bir şekilde yaklaşılacağını düşünüyorum.
Dilimize düşünce gücünün yansıması okumak, kafa, felsefe yapma, “düşün düşün.. işin” kalıp cümleleri ile olumsuz bir şekilde yansımıştır.

Burada iki soru karşımıza çıkmaktadır. Bu olumsuz algı neden ortaya çıkmıştır ve ikinci soru olarak da bu algı nasıl kırılabilecektir?

Batılı filozof Descartes’den dilimizde sürekli alıntılanan “düşünüyorum o halde varım” manşet cümlesinin daha etkilileri, Gazali’nin metinlerinde fazlasıyla var olmasına rağmen, neden ezberlerimiz arasına girmediği de önemli bir sorudur.

 

DÜŞÜNME

 

İmdi, yüce Allah, ruhani alemi doğrudan yarattığı ve cismani alemi dolaylı yarattığı ( halk ) vakit insanı öteki yaratıklardan ayırdı ve büyük alemin bir örneği olması ve kendisine küçük alem denilmesi için var edilmiş en ince düşünülürleri ve duyulurları onda topladı.

Bu kelimenin, açıklaması uzun tutan, kalpleri açık olanlara gizli kalmayan ve yeteneği eksik olanlara verilmesi helal olmayan bir açıklaması vardır.

Bu insanın yaratılmış varlıklar arasından ayırt edilmesi ve hakikatin beyanı ile özelleşmesi sadece düşünmenin değeri sebebiyledir.

İşte kim düşünmenin hakikatini bilmezse onun insanlığı sadece isimden, doğru yoldan nasibi de resimden ibarettir.

İnsanlık salt düşünme olunca, bir çok insan konuşma, düşünme ve söz arasında ayırım yapamayarak, düşünmenin hali ve niteliği konusunda şaşırıp kalınca, sandılar ki bu sözcükler bir tek anlama isim olmuştur.

Eğer durum onların sandıkları gibi olsaydı yüce yaratıcıya düşünen feleğin cismine söyleyen denmesi mümkün olurdu. Oysa bu hiç belirtilmeyen bir şeydir. O nedenle biz bu isimlerin hakikatini açıklamak, bu anlamların arasını ayırmak ve böylece onların akıl sahipleri için ayrılmaz bir parça olmalarını istedik. 44

Düşünme, tümel aklın eseridir. Öyleyse, düşünme bir ibarenin biçimi,  bir işaretin kendisi,  harflerin şekli ve seslerin hecelenişi değildir. Tam tersine düşünme insan nefsinin,  bilgisine yerleşmiş,  aklına girmiş, şekilsiz ve cisimsiz soyut biçimi ifade edebilmesidir.

İnsan nefsi,  ne vakit kalp aynasında fertleri ve özleriyle nesnelerin hakikatlerini tasavvur eder,  nefis onları dile getirebilir;  zihin onları düşünebilir;  akıl onların içini ve dışını kuşatırsa iste o zaman nefse düşünen adı verilir. Açıklama yapmasa ve dille söylemese de adama düşünen denir. Sayfa 52

Böylece, akıllı kişi bilecek ki, düşünen insan, Allah’ın kitabını kendine örnek alan ve Allah’ın kelimelerinin içeriklerini tasavvur eden kişidir. Söylediğimiz şeyin hakikatini bilmeyen söyleyici olsa da dilsizdir; onu anlamayan dinleyici olsa da sağırdır. Nitekim yüce Allah “onlar sağırdır dilsizdir kördür. Onlar düşünmezler” diye buyurur. Sayfa 52

Demek ki düşünme,  hallerin en değerlisi,  vasıfların en yücesi,  konuşma ve sözün temelidir.  Mahiyeti ise nefsin,  bilinecek şeylerin biçimlerini tasavvur etmesi ve hangi dilden ve hangi ifadeyle olursa olsun,  nefsin,  akıldan geçen şeyleri başkasına duyurabilmesidir. Sayfa 53

Düşünmenin mahiyet ve şerefi, belirttiğimiz şeylerle anlaşılmış ve düşünen kimsenin, nefsi Allah‘ın kitabının bir örneği ve kalbi Allah‘ın kelimelerinden bir nüsha olan kimse olduğu iyice belirmiş oldu. Şu halde, düşünen kimse Rabbini duyabilir ve başkasını duyabilir.

Düşünme insanlık şerefinin sonu ve meleklerin halidir.

Çünkü onlar düşünme ile nitelenmişlerdir. Oysa insan bilkuvve melektir.

Özü düşünme haline geldiği ve cismin askılarından sıyrıldığı vakit birfiil melek olur ve Rabbinin melekleri ona “selam olsun size. Hoşgeldiniz. Oraya sürekli olarak giriniz”  diye seslenir. Sayfa 54

Bilmen gerekir ki; düşünmenin mahiyetini teemmül eden, hakikatine vakıf olan, inceliğinin ve derecesinin hakkını veren kimse, niçin sorusunu sormaya ihtiyacı duymaz. Kesin olarak bilir ki iyilik varlıkta, kötülük yokluktadır.

İnsan, varoluşuna ilkin düşünme ile başlar ve amacına doğru düşünme ile ilerler. Çünkü onun varoluş başlangıcı, büyüme ve biçimlendirme yetisidir. Bu yeti bitkisel nefsin yetilerinden biridir.

İnsanın amacı ise meleklik yetisidir. Bu yeti yüce Allah‘ın kitabında belirttiği Kutsal Ruh’un askerlerinden biridir: “O gün, ruh ve melekler sıra halinde ayağa kalkar.” Şu halde, insan düşünmeden başkasıyla amacına ulaşamaz. Sayfa 54

Anladık ki, insan sadece düşünme ile hayvanlardan ayrılır ve yalnız düşünme ile meleklere benzer. Bu düşünme, kullarına Allah‘ın en büyük bağışlarından biridir. Sayfa 54

İnsan, kemikleriyle madenlere, tüyleriyle bitkilere, delik ve damarlarıyla pınar ve nehirlere benzer. O, yedi yetisi ile yedi feleğe, oniki oyuğu ile 12 burca, kas ve damarlarıyla tomar kağıtlara; iki acı sıvısı, kanı ve balgamıyla dört unsura benzer. Dört unsur; ateş, hava, su ve topraktır. Kısaca, zatının her bir parçası alemin bir parçasına uygun düşer. Dolayısıyla insan şahsı ve kalıbıyla aşağı alemin bir örneği, ruh ve kalbinin nitelikleri ile de yüce alemin örneğidir. Ondaki düşünen nefis başkana benzer; bir başkan gibi güder, yönetir, yönlendirir, buyurur, yasaklar, istediğini yok eder ve istediğini tutar. Düşünen nefis; beden ülkesinde Allah‘ın halifesidir, yoğun kalıpta Allah‘ın hikmetidir, zayıf kulda Allah‘ın kanıtıdır, saf kötülük olan hayvanlık ile saf iyilik olan meleklik arasında uzanan Allah yoludur. Sayfa 55

En zayıf insan, şu latif cevherin şerefine bak. Allah onu, göklerin melekutundan bu karanlık, bulanık, küçük oluş âlemine indirdi ki bu içilecek suyun taşıyıcısı, bu toprağın sürücüsü ve bu harabenin tamircisi olsun.

Bilesin ki; yüce Allah bu heykeli sadece düşünen nefs için yaptı ve bu şehri de sadece onun için kurdu. Ta ki düşünme, bir başkan gibi, kalıp şehrine otursun, beynin ortasından bir taht, beynin arkasından koruyucu bir depo, beynin ön tarafından postacı ve ulak, duyularından casuslar ve kuşlar, önünden dağıtıcı, elinden kanatlar, ayaklarından direkler ve sütunlar, çalım ve hareketlerinden piyadeler ve süvariler edinsin. Nefs, ahiret azığı hazırlamak ve gayesine ulaşmak amacıyla işin başında bu durumlara, yani bu araçlara karşı çok istekli, bu hareketleriyle birlikte olmaya çok hevesli, onlardan ayrılmaya isteksizdir. Böylece o, düşmanlığı sevgiye, aykırılığı uygunluğa, kabalığı yumuşaklığa, yokluğu varlığa dönüştürür. Sayfa 56

İnsanın şerefi düşünme iledir; onun elde edeceği ve ulaşacağı şeyler de düşünme iledir. Sayfa 57

Bilesin ki; düşünme, durumu ne kadar yüksek, değeri ne kadar yüce, şanı ne kadar büyük, kanıtlanması ne ölçüde apaçık, yapısı ne kadar düzgün, temelleri ne ölçüde yüce olursa olsun; yine de o, insan nefsinin sıfatı ve insan aklının bir niteliğidir. Zira düşünme, insan nefsinin ibare ve ifadesinden başka bir şey değildir. İnsan nefsi ile bilen, yapan, algılayan, bilici, diri bir cevherdir. Bilesin ki; bu cevher, yaratılışının başlangıcında ve küçük et parçasına ilk yönelişinde işlenmemiş boş bir cevherdir. Fakat o, biçimleri alıcı ve bilgileri öğrenmeye yatkındır. Onda ne iyi ve kötü ne de bilgi ve bilgisizlik nakışı vardır. Sayfa 57-58

Öyleyse nefs, girme, veya bitişme ilişkisi ile değil de yönelme / gözetme amacıyla bedene iliştiği vakit açık kanıtlamalar ve parlak kanıtlar ile anlaşıldı ki nefs hiçbir anlamda bedene yerleşik olmaz ve ona girmez; tersine o, bedenin bakıcısı ve yöneticisidir. Bu sorun bilinmektedir ve onu açıklamaya gerek görmüyoruz.

Nefs, yaratılışın başında, nesnelerin ilkini aldığı zaman düşünülürlerin anlamlarını almaz; onun duyulurları algılama gücü de olmaz; öncüllerin / ilkelerin bilgileri, söz gelişi tümeller ile tikeller arasındaki ayrılık, bir şeye eşit olan şeylerin kendilerine de eşit oldukları gibi bilgiler nefste olmaz. Çünkü nefs dikkatli bir bakışla ve en küçük bir çıkarımla onlara ulaşır. Sayfa 58

İlk halinde ona saf / yalın nefs, sonra doğal / garizi akıl, daha sonra birkuvve akıl ve bilmeleke akıl, sonra kazanılmış akıl ve daha sonra da birfiil akıl denir. Şu halde, bu nefs, bilinecek şeylerin biçimlerine yöneldiği zaman akletme (akl) denir, düşünülürlerini ifade etmeye muktedir olduğu zaman ona düşünme (nutk) denir. Nefs bir cevherdir, düşünme de onun niteliklerinden biridir. İşte bu anlamdan ötürü yüce yaratıcıya düşünen (natık) adı verilmez. Çünkü düşünen demek, akıllı demektir yaratıcıya akıllı denilmez. Zira akıl bir cevherdir. Akıllı o cevherin cevherliğinden doğar. Yüce Allah cevher değildir. Dolayısıyla o, akıl da değildir. Sayfa 59

Akıl nefsten daha değerlidir; düşünme nefsin niteliğidir. Nefs bir cevherdir ve akıl cevherlik hususunda nefsten daha değerlidir. Sayfa 59

Öyleyse yüce yaratıcı; aklın, nefsin ve düşünmenin, hepsinin birden rabbidir. Akıl, konuşmasından bir eserdir; nefs onun emrinden bir sırdır ve düşünme, yaratılmış kıymetli bir niteliktir. Sayfa 59

Bilesin ki; tümel nefs cisme yöneldiği ( ikbal ) vakit onun yönelmesine insan nefsi denir. Bu yönelme ancak yüce Allah’ın emriyle olur. Tümel akıl cisme yayıldığı (feyz)  zaman onun bu yayılmasına düşünme denir

Tümel nefsin etki ettiği ilk şeye gelince; tümel nefs yalnız mutlak cisme etki etti ve felek diye bir cisim oldu. Aklın düşünmeyi verdiği ilk şeye gelince; akıl düşünmeyi ilkin feleğe verdi ve felek düşünen bir diri oldu. Demek ki felek düşünen bir diğeridir. Daha sonra insan düşünen, ölümlü bir diridir. Öyleyse düşünme akıldan doğar; insanın hayatı ise nefsten doğar. Nefs, ibare bakımından her ne kadar ikili ise de aslında o birdir ve yalnız tertip itibariyle çoğalır.

Belirttiğimiz şeylerle anlaşıldı ki, meleklerin düşünmesi vardır, insanın düşünmesi vardır, tümel aklın düşünmesi vardır, peygamberlerin düşünmesi vardır, bilginlerin düşünmesi vardır, müminlerin düşünmesi vardır. Müminlerin düşünmesi, feleklerin düşünmesine benzer; bilginlerin düşünmesi, meleklerin düşünmesine benzer; peygamberlerin düşünmesi, düşünmeyi veren tümel aklın düşünmesine benzer. Tümel akıl, yaratıcısının özünü bilen, kelimesiyle tamamlanan, feyz ve merhametiyle aşağısındakileri tamamlayan, eşsiz, mutlak bir cevherdir. sayfa 59-60

KONUŞMA

İnsanların sıfatları, birliklerinin çoğalması ve özel varlıklarının (inniyyet) bu sıfatlarla devam etmesi, tanımlarının ve resimleri / tasvirlerinin onlarla belirlemesi için özlerine ilavedir. Nitekim filozoflar tanım ile resmin / tasvirin arasını ayırmış ve onları zati, lazım, ayrılan araz ve ayrılmayan araz vb. diye ifade etmişlerdir; düşünme ile gülme sıfatları gibi. Onlardan ilki (düşünme) tanımda bulunur, diğeri (gülme) ise resimde / tasvirde bulunur. Sayfa 63

İnsanların konuşmasına gelince; kendisine söz denilmeden önce nutki düşünce ve akli sezgiden doğan ve onların düzenli (manzum) bileşkesi olan ifadeye konuşma denir.

Anlam, düşünce odasında gizli-kapalı durduğu sürece ona düşünme denir; düşünceden çıkıp söze yaklaştığı vakit ona konuşma denir. Demek ki düşünme, konuşma olmak için bir dışarı çıkartıcıya ve ileticiye muhtaçtır; konuşma, söz olmak için bir ifade, bir düzenleme ve bir sözcüğe muhtaçtır; söz de hadis olmak için harekete, organa ve ses hecelerine muhtaçtır; hadis, işitme olmak için, belirlediği gibi ona görünsün diye zeki bir kalbe ve anlayışlı bir kulağa muhtaçtır. Bu basamaklar sadece insan hakkında geçerli ve doğru olur. Zira insan, davranış ve sözleri zaman dilimleri içinde tekrarlanarak ortaya çıkan zamanlı bir bileşiktir. Sayfa 66

SÖZ

Bilesin ki; insanın sözü ince / latif olup, havada sabit değildir. Söz ancak ses aracılığıyla ortaya çıkar. Ses, cisimlerin havayla sürtünmesinden meydana gelen bir çarpmadır. Hava sıkıştığı vakit sesleri meydana getirir; ses kesildiği vakit harfleri oluşturur; harfler birleştiği vakit konuşmayı oluşturur; nutki, nefsi ve ruhani anlam, harflere bitiştiği vakit düşünme olur, diller onları dışarı çıkardığı vakit söz olur.

Demek ki söz, havanın o kelimeleri taşıyan bu sesi taşıması suretiyle dinleyicilerin kulaklarına aktarılan, faydalı ve dışarıda olan tam konuşmadır. Sözlerin biçimleri insanların istifade edecekleri şekilde havada dursaydı, insanlar yazmaya ve sözleri kitaplar ve defterler içinde kaydetmeye ihtiyaç duymazlardı. Ancak, hava ince; sesler kesik; sözler havada sabit ve devamlı olmadığı içindir ki, insan nefsleri söylenen şeylerin kalıcı olması için çeşitli yollara ve sebeplere başvurmuşlardır.

Şu halde, söz dillerde dolaşan tam konuşmadır. Dinleyicilerin kulakları alacak şekilde ortaya çıkmadıkça, tam konuşmaya söz denilmez. Çünkü nefste toplanmış, anlaşılır anlama düşünme denir. Düzenli, tam ve bilfiil düşünmeye, konuşma denir.

Düşünme ve konuşma, aracı ve dinleyici olmadan olur. Çünkü sıfat ve biçimin öze ait oluşu gibi düşünme ve konuşma da konuşanın özüne aittir. Söz ancak dışarıdan hitap edilen bir dinleyici ile birlikte olur.

Demek ki düşünen, diliyle sussa da kendisiyle beraber düşünendir; konuşan, beyanda bulunmasa vasfı itibariyle konuşandır; söyleyen ancak muhatabın dilini / tabirini ve dinleyicinin düzeyini öğrendikten sonra, içinin/sırrının anlamlarını açıklar ve bilgisinin anlamlarını ifade eder. Sayfa 71-72

İnsanın sözüne gelince; bir yönden latiftir, bir yönden kesiftir. Latifliği, ruhani anlamlar yönüyle ve söyleyenin durması ve susmasından sonra, havada yok olması veya izlerinin silinmesi yönüyledir. Kesifliği ise araç-gereçleri, basamakları, aletleri, mahreçleri ve sayısı yönündendir. Dolayısıyla insanın sözü, dilinde ortaya çıktığı vakit, beyanından önceki ruhani sözüne oranla kesif olur. Yüce Allah‘ın sözü, bizimkine benzemez; zira bizim sözümüz bir organı çağrıştırır ve süreye ihtiyaç duyar. Fakat O, akıllılara ve ihtiyaç sahiplerine vericidir. Şu halde, onun ilahi sözleri tüm yazıların temelidir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Bir şeyi istediğimiz zaman, sözümüz ona yalnız “Ol!“ dememiz ve onun da hemen oluvermesidir. Sayfa 73

Sözün Amacı ve Hakikati

Bilesin ki,  gerçekte insanın cevheri,  akleden,  düşünen,  algılayan,  eyleyen nefstir.  Tüm düşünülür biçimler,  onda bilkuvve vardır. O,  kendinden daha yetkin,  daha akıllı ve daha bilgili birinden öğrendiği ve istifâde ettiği vakit,  bilkuvve bulunan biçimler ortaya çıkar ve nefis,  bilfiil akıl olur ve duyulurları tetkike ve cisimli şeylerin tadını tatmaya ihtiyaç duymaz. Düşünen nefisler saf,  latif ve aydınlıktır. Hiç bir örtü ve hiç bir engel onlara engel olmaz,    Topraktan yapılma bu kalıplarla beraber oldukları,  beden gömleğini giydikleri ve beşeriyet mekanıyla çevrildikleri vakit duyu perdeleriyle perdelenir,  yoğun ve kalın örtülerle örtülür,  anlamları aktarmak ve onları madde ve aletlerden arınmış salt duruluk ve letâfetiyle almak,  onlar için inkansızlaşır.

Kendilerinde düşünülür anlamlar varken nefisler,  dışardan hiç birşeye muhtaç olmayacak şekilde özü bakımından tam ve yetkindir. Fakat alan nefis,  veren nefisten birşey öğrenmek istediği zaman,  her ikisi de beden kalesi içindeyken,  öğrenme yalnız dışardan dinlemekle mümkün olur ve işitme,  nidâ için hazırlanır. Dinleme ancak açıklama ve ifâdeden sonra olur. Dolayısıyla bedendeki dil ve ses telleri hazırlanır ki,  veren âlim,  nefsinde varolan anlamları diliyle ifâde etsin ve onları açıklayarak kulaklarıyla dinleyen alıcıya ulaştırsın.

Nefislerin asıllarından bilgi maddeleri eksik olmasın diye ilahi hikmet,  anlamların sebeplerini hazırlayarak,  kurallarını yayarak ve aletlerini düzelterek bunu yarattı. Nefis konuşmanın anlamını, ifâde edilenin faydasını gösterir bir ifâdeyle bir başkasına ifâde ettiği vakit ona söz denir; her ne kadar bazı dinleyenler,  bir afet,  bir kusur,  bir taksir nedeniyle onu anlamasa da.

Şu halde,  nefsin anlamı ifâdesi iki yoldan biriyle,  yani ya sözle veya yazıyla olur.

Söz,  latifdir ve rûhânîdir. Ne var ki söz,  cismani kesif birşeyle,  yani ses,  hava,  harflerin çıkış yerleri ve şekilleriyle karışıktır. Ses ve harflerin şekilleri,  salt rûhânî anlama oranla kesiftir, Fakat onlar yazıya oranla latiftir.

Yazılan,  defterlerdeki iz ve nakışlardır.

Söz ise nefiste sabit duran izler ve dinlenebilir şeylerdir,  onlara ilave ve fazla birşey değildir. Söz,  konuşanın dilinden çıktığı ve ifâdesi düzene konduğu vakit hava onu harf kutuları içinde ses aracılığıyla taşır;  onu boğazdan,  ses tellerinden ve harflerin çıkış yerlerinden alır ki onlar,  konuşma aletleridir,  tıpkı mezmurların ses aletleri olması gibi- ve dizili,  bileşik ve giysili anlamları dinleyicilerin kulaklarına ulaştırır.

Nakışlar,  hayalde durur; harf şekilleriyle birlikte kulaklara gelen sesler,  onların sicil ve düzeni,  müfekkireye ulaşır;  biçimleri (suver) de hâfızaya gider; madde ve unsurlardan uzak duru anlamları da akıllı nefisle bitişir,  onun süsü ve takısı,  yetkinliğinin aleti,  biçiminin heyeti,  mutluluğunun sebebi ve onu başkalarından ayıran ayırıcı vasfı olur,

İnsanların sözünün hakikati işte budur,

Sayfa 73-74

 

YAZMA

Bilesin ki; kudreti büyük Allah, insanı yaratıp, onu şerefli kıldığı ve onu öteki yaratıklardan üstün tuttuğu için insan türünü sadece yardımlaşarak, dayanışarak hayatlarını sürdürecek biçimde birbirine bağlı, birbiriyle ilişkili ve birbirini koruyucu yaptı.

Dünyanın devamı ve alemin sürekliliği; insanların koruması ve türün temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmalarıyla, geçim ve yaşamı dokunulmaz kılmakla, verimli ve yararlı şeyleri gözetmekle, alemi bayındır hale getirmekle olur. Bunlar, sadece çeşitli mesleklerle ve türlü sanatlarla olur. Bir tek insan bütün sanatları yapmak isteseydi buna gücü yetmezdi, başaramazdı. Her durumda bir yardımcı ve dayanışmacı gerekirdi. Bazen bir tek meslek veya sanat bu meslek ve sanatın yapılması veya amacın gerçekleşmesi için bir grup insanı gerekli kılar. Sayfa 79-80

İlmi sanatlar, nesneleri oldukları gibi bilmek, onların hakikatlerini tasavvur etmek ve biçimlerini algılamaktır. Bu tasavvur sadece öğrenmeyle olur. Öğrenme, nefsin yetkinliğini istemek, aklı biçimlerle onu bezemek ve bedensel kötülük ve düşüklüklerden onu uzak tutmaktır.

Öğrenme, öğretme, alma ve vermenin yolu, sözle ve dinlemekle olur. Söz dillerden çıkar; dinleme kulaklarla olur.

Ancak, bilgeler demişlerdir ki: “Söz latif bir yazıdır, yazı kesif bir sözdür.”

Söz dilden kaleme intikal edince işitmenin yerine görme geçer. İşitme söylenene ait olduğu gibi görme de yazılana özgüdür. Dil söylemek ve söyleşmek ( hitap ) için olduğu gibi kalem de yazmak içindir.

Hava son derece inceldiği vakit ateş olur. Ateş de  yoğunlaşmaya başladığı vakit hava olur. Hava incedir, latiftir fakat suya oranla incedir. Ateşe oranınla hava ince değil kalındır, yoğundur, kesiktir. Yazı da şekillere oranla ince, sözlere olan oranla kalındır, yoğundur. Yazı insan arasında elden ele dolaşmasaydı, anlamlar belirlenemez ve nefisler olgunlaşamazdı. Zira isteklilerine rağmen, tüm dillerin istenilen her anlamı söze dökmediği olur ve öğretim boşa çıkar ve öğrenci zayi olur.

Lütfunun bolluğu ve hikmetinin inceliği ile yüce Allah, bazı kullarını ilham etti ve onlar da zihinlerinin duruluğundan, düşüncelerinin rahimlerinden ve gönül madenlerinden bu genel faydayı çıkardılar ve bilginin sürekliliği için iyi bir tedbir aldılar; dillerin yerini tutmak üzere kalemler edindiler; bedenler ruhlara, sedefler incilere ait oldukları gibi yazılanın da söylenilene ait olduğunu ifade ettiler; ruhani bilgileri, şekil kaleleri içinde korudular ve onları defterler ve sayfalar içinde kaydettiler ki bu ruhani bilgiler öncekilerden sonrakilere bir hazine olsun.

Yüce Allah, Peygamberine kalem bilgisini lutfetti ve şöyle buyurdu: “Oku! Kalemi öğreten cömert rabbin, insana bilmediğini öğretti” Yazının şerefindendir ki, yüce Allah onun araçlarıyla yemin etti ve şöyle buyurdu: onun araçlarıyla yemin etti ve şöyle buyurdu:

“Nun. Kaleme ve insanların yazmalarına and içerim!”

Öyleyse yazı Allah‘ın nimetlerinden bir nimettir ve akıllılar yanında onun için iyi bir yeri vardır. Zira yazı akıllı kişilerin zihinlerinden doğan şeyleri korur ve bilgelerin zihinlerinin yakaladığı şeyleri kaydeder.

Yazının eserleri ifade edilen, sözcükleşen kategorileri gösterir; bu kategoriler, şekiller, nakışlar ve örneklerin gerisinde olan sözcük harflerindeki gizli düşünülür ruhani anlamları gösterir. Bu anlamlar kulların nefslerini olgunlaştırır ve ahiret gününde onları mutlu eden Allah‘ın bağış ve nimetlerini gösterir. Sayfa 80-81

Harfler Üzerine

İnsan, etli ve yoğun (kesif) bir cisim ile nefsani ince (latif) bir ruhtan meydana geldiği için aletlere muhtaçtır. İnsan ruhu da karanlık şahıs perdesiyle perdelidir ve tasarruflarında şahsına uygun düşen aletlere muhtaçtır, zira nesnelerin hakikat ve biçimlerini bu aletler aracılığı ile elde eder.

Nitekim insan duyulur ve görülür şeylerin biçimlerini algılamada görme duyusuna muhtaçtır. Görme duyusu bir gözü ve göz bebeğini gerektirir. Göz kütlesi ise yedi tabaka ve üç sıvıdan meydana gelir.

İşitme duyusuyla duymak için kulağa muhtaçtır. Kulak da kıkırdaklar ile içi boş sinirlerden oluşur. İnsan söylemek için damak, dil, dudak ve dişlere muhtaçtır. Onlar da sinirlerden, kıkırdaklardan ve kaslardan meydana gelir.

Allah bunlardan münezzehtir. Zira o tüm varlıkları aletsiz ve gözbebeği olmadan görür. Oysa biz aletler ile görürüz. O tüm sesleri kelimeleri kulak olmadan işitir. Oysa biz kulaklar ile işitiriz. Yine O, bir alet, bir damak, bir dil olmadan tüm kelimeleri konuşabilir. Oysa biz aletler ve harflerin mahreçleri ile konuşuruz. Sayfa 89-90

İnsanların ihtilaf etmesi, mizaç ve anlayışlarının farklılığını gösterir. Bilesin ki; yüce Allah insan bedenini yeryüzü toprağının toplamından yarattı. Bu toplamaya toprağın iyisi kötüsü, sert, yumuşak, kırmızısı, siyahı ve beyazı dahildir.

Her şahsa belli bir bileşim ve özel bir karışım verdi. Bu bileşim ve karışımdan ona özgü ve tabiatının durumuna göre güç ve takati oranında onda tasarruf eden bir mizaç doğdu. Bu durum insana özgü olmayıp, aynı zamanda tüm yaratıkları, hayvanları, bitkileri ve cansızları da kapsamına alır.

Her şahıs mizacı ve yeteneği (istidat) oranında nefsi kabul eder. Mizacı ölçülülüğe ( itidal ) ne kadar yakınsa yeteneği de o kadar güçlü olur.
Yeteneği ne kadar artarsa nefis o kadar güçlü olur nefsin gücünden akıl gücü doğar.
Akıl gücünden yönetim (tedbir) iyiliği doğar.
Yönetim iyiliğinden de alemin düzeni meydana gelir.

Cisimliliği kabul eden madde, nefsin  gücünden bir şey eksiltmediği gibi ona bir şey de katmaz. Çünkü biçimler vericisinin cimriliği, engellemesi ve eğilimi yoktur; maddelerin kabul etmesi oranında biçimler hazır olur ve bu O’nun takdir ve inayeti iledir.

İnsan mizacının ölçülülüğe öteki mizaçlardan daha yakın olduğu anlaşılmış olunca, bu durumda insanın biçimi tüm biçimlerden daha güzel olur ve insan şahıslarındaki nefslerin yetileri de başkalarınınkinden daha tam ve daha güçlü ortaya çıkar.

Bütün insanlar bir mertebede durmazlar, tersine her birinin bir mizacı ve bünyesi vardır. Bu anlamlar insanların duyularında bulunur: Bir kimsenin görmesi daha keskin, konuşması daha açık ve işitmesi daha güçlü olur ve kendi türünden birinin gördüğünün ve işittiğinin iki katını görür, işitir ve konuşur. Kimi vakit o tüm bunları bir tek halde hata etmeden, bir şey onu başka bir şeyden engellemeden, işiten ve düşünen, söyleyen ve eliyle bir iş yapan biri olur. Durumu zayıf olan başka bir insanın işitmesi görmesini engeller; düşüncesi sözüne engel olur.

Görünüşlerin algısında bu farklılığı bulduğumuza göre düşüncelerdeki,  anlayışlardaki ve sıfatlardaki farklılığın daha çok olduğundan kuşku duymayız. Çünkü onlar daha ince ve daha zordur.
Şu halde, farklılık, İnsanların basireti, düşüncesi ve zihinleri arasında gerekli olduğuna göre, bazen bir insanın basireti diğerinin basiretinden daha güçlü olur; hatta bir insan, fikrinin duruluğu ve sezgisinin gücüyle en kısa zamanda sözgelişi bin sorunu tasavvur eder; başka bir insan bir dış bilgiyi kazanmak veya gizli bir sorunu tasavvur etmek için bütün ömrü boyunca kendini yorar fakat buna gücü yetmez.

İnsanların din konusundaki tüm ayrılığı, bu hallerden ve belirtilen sebeplerle doğar.

Bunu anladığın vakit bilesin ki; düşünen nefisler farklıdır ve basiretler ayrı ayrıdır, yetiler nefislere göredir, tasavvur basiretlere göredir.

Kim kendi payına cehalete razı olursa insanlık basamağında mahrum kalır ve ileride bilfiil şeytan olur. Allah katında hayvanların en kötüsü sağır, dilsiz, düşünmeyen, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini Allah‘ın mühürlediği hayvanlardır.

Sonuç itibarıyla, bir insan kendi adına harflerin kıdemini tasavvur etmekten hoşnut olur; diğer biri hakikat ve mahiyetlerini açıklamadan, harflerin sonradan olduklarını duymakla yetinir; başka biri de harflerin bazen kadim bazen de sonradan olmuş olduğunu tasavvur eder.

Kuşku yok ki harflerin ve Allah‘ın konuşmasının hükmü, nefislerde belirmiş ve akıllar, onlarla ve keyfiyetiyle ilgili konuları çözmüştür.

Fakat iş hissi tartışmacı ile zanni konuşan arasında olmuştur. Oysa işlerin hakikati hissin ve zannın ötesindedir.

Fakat bazı insanlara hissi şeylerin gücü hakimdir, bazı insanlara zanni şeylerin gücü hakimdir, bazı insanlara da cedelin (tartışmanın)  amaçları hakimdir. Sonuç itibari ile onlar aklın açıklamasına aldırmaz ve konuşmayı akılla ve adaletle dinlemekten sağır kesilirler. İşte böylece onlar şeytanla arkadaş olurlar ve basiretleri körelir. Sayfa 93

Gerçekten her insan, aklı oranında tasavvur eder, tasavvur ettiği kadar anlar ve anladığı oranda ifade eder. Sayfa 94

Düşünme (tefekkür) halindeki harfler incedir, hatırlama ( tezekkür) halindeki harfler kabadır ve onlar bir yönüyle ince, bir yönüyle kabadır, yazıldıkları vakit defterlerde her yönüyle kaba olurlar.

Kaba şey çözülme ve bozulmayı kabul eder; olma ve bozulmayı kabul eden şey değişkendir, yok olucudur ve kendi başına var olmaz. Gerçekten ince şey, değişmeyen ve çeşitli maddelerden oluşmayan bir bireydir. Hatta o, çağdan çağa, asırdan asıra, nefslerin asıllarında ve kalplerin cevherlerinde akıp durur. Sayfa 95

Akıllı hür kimseye göstermek yeter. Akıllı zeki kimse pek az bilgiden iyiliğe ulaşıyor; buna karşılık aptal cahil bütün bilgilerden onun ulaştığı iyiliğin yüzde birine bile ulaşamaz. Bu, Allah‘ın bir lütfudur ve onu dilediğine verir. Sayfa 98

Bilesin ki bu kitabı ben yararlanmak için ve isteyerek yazdım. Bunu yazma amacım basiret ve sır sahiplerine bu durumu arz etmektir. Sırları deneyimsiz kimselerden uzak tutmak gerekir. Sayfa 98

Kaynak: Gazali, Düşünme Konuşma ve Söz Üzerine, 2022

isad008_yarimbas

İran doğumlu Düşünürler’den Bilge Sözler

*******************************

Zerdüşt

Şems-i Tebrizi

GAZZALİ

HALLAC-I MANSUR

******************************

ZerdüşT

Ben Zerdüşt, doruluğun yanında, sevgi ve erdemin sözcüsü, kötülerin ve yalancıların düşmanı, iyilerin yaveri. 
Ben, doğruluğu ve iyi düşünceyi her daim ayakta tutarım. 
Ben, Zerdüşt! Takatim var olduğu müddetçe ve bütün dünyalılar doğruluğun ölümsüz ülkesine yol bulana dek yalanın amansız düşmanı ve doğrunun kararlı koruyucusu olacağım.
Bende olan ne varsa sizin elinizde de gizli. 
Benden duyduğunuz ne varsa, doğru akıl ve fikirle, parlak ve temiz ziynetle ölçüp değerlendiriniz ve öylece kabul ediniz. 
Benim söylemek istediğim şey, açıklamak üzere bir irade beyanına sahip olduğumdur. Benim programım, adalet ve dürüstlük dünyasını bozup harap eden kimselerle mücadele etmektir. 
Benim, Zerdüşt! Kötülerin ve yalancıların amansız düşmanı! İyilerin yaveri ve doğruların güçlü sığınağı! Bütün dünyalıları var gücüyle doğruluğun olumsuz ülkesine yönlendiren adam. 
Bilgelik en büyük iyiliktir, o mutluluktur, bizim için mutluluk, yani bilgelik en büyük mutluluk içindir.
Bu görkemli sistemde ve bu büyük gösteride herkes kendi ödevini yapmalı ve kendisine düşen özel rolü oynamalıdır.
Cennet, en iyi düşüncenin, cehennem ise en kötü düşüncenin evidir.
Cennete herkesten önce girmeye layık olan kimse, herkesten önce uykudan uyanandır
Çiftçi ve çoban olan kimse, iyi düşünce sayesinde doğru ve faydalı olan yolu seçmiş ve kuşkusuz iyi mesajları benimsemişse huzura, emniyete ve nimete erecektir. Ancak böyle bir yolu seçmemiş olan kimse, kuşkusuz bereket, mutluluk ve asayişten nasibini almayacaktır.
Doğrunun izleyicileri sonunda her şeye ulaşacak fakat uzun karanlık, acı ve kötülük yalandan yana olanların payına düşecek, onların ruhları onları kendi eylemleriyle yönlendirecek.
Doğruyu anlama ve idrak etme kapasitesi, bir öğretmen gibi başkalarına da öğretecek şekilde herkese ulaşılabilir açıklıkta ve mükemmellikte olmalıdır.
Dünyada tek bir yol vardır, o da doğruluktur. 
Emir veya Şah, kötü yönetime değil iyi yönetime sahip olmalıdır. İyi düşünce ve iyi eylemlere sahip bir yöneticinin yönetimi altında beşer rahat bir şekilde temizliğe ve inşaya yönelir ve bu dünya, insanların huzuru için güzelce imar edilir, korunur.
En iyi bahtiyarlık, iyi işler vasıtasıyla yaşam koşulları ve toplumun düzelmesi yolunda elde edilen bilgidir. Doğru söz ve hak, cesaretle başkalarının kulağına fısıldanmalıdır. Bireyin ruhunu güçlü ve aydın kılan, doğru idrak, doğru muhakeme, doğru düşünme, doğru işler yapma gücü ve enerjisidir. 
Ey doğruluk, ne zaman sana erişecek? Ne zaman bir bilge gibi temiz bir yaradılışı göreceğim? 
Ey Erkek ve kadınlar! Bu dünyada yalancı güzelliği ve aldatmacayı içeren ve kimi haz ve yaraları olan işlerin doğruluktan uzak olanlarca işlendiğini görmektesiniz. Bunlardan sakınınız ve biliniz ki yalan ve günahtan elde edilen lezzet, üzüntü ve hasrete inkılap edecektir. İşlendiği sırada geçici lezzet veren ancak sonradan daimi pişmanlığa ve azaba sebep olan haz, lezzet ve mutluluk değildir aslında. Çünkü başlangıçta lezzet olarak düşünülen şey, iç dünyayı, ruhu ve mutlu yaşamı parçalayıp acıklı kılmaktadır.
Geçmişte yerine getirdiğim tüm işler, gelecekte yapacağım şeyler, doğruluk ve temiz yaradılıştan kaynaklı olan her şey, iyiliğe karşılık geldiği nispette değerlidir.
Hangi umutlarla bu kurtlar elde etmek zorunda olsalar da yalan yalanlar ve kötü akıllar ülkesinde güç, bu gücün kendisi yok eder onların ruhsal yaşamını.
Hangi yanda duracağım doğrunun mu, yalanın mı? Görüşecek miyim yalancı biriyle kötülük yapan ya da onların kurbanlarıyla acı çeken hakikat için? Yanlış, hep yadsır senin değerli armağanlarını. Yayılmaz mı yalan onların akıllarına ve yüreklerine.
Hepiniz düşünerek ve aklını kullanarak kendi seçiminizi yapınız. Kötü öğrencilerin hayatınızı altüst etmelerine fırsat vermeyiniz. Dünyada iki yol, iki cevher ve iki öz vardır. Biri iyi ve diğeri kötüdür ki hiçbir zaman birbirine uyum göstermezler. Kötü yolu seçenler, çok zarar edecekler. 
Işık için çalışanın kendisi görür aydınlığı.
İnsan bireysel ve toplumsal başarı ve mutluluk için yaratılmıştır. Hayat, iyilik ile kötülük arasındaki ezeli çekişme ve mücadeledir. Biz,  her daim doğruluk ve dürüstlüğün muhafızı, iyilik yolunun yolcusu olmalı ve kötülükle, bozgunculukla ve çirkinlikle mücadele etmeliyiz.
İnsanları iyi bir hayattan yararlanmaları için, temiz fıtratın yardımıyla yönlendirmeye çaba gösterecek, doğruyu ve hakikati takip etmeleri için gücüm ve takatim yettiğince yol göstereceğim. 
İnsanları seviyorum, yaşamı seviyorum. Ben dünyadan vazgeçmedim. Ben dağlara yaşamdan kaçan, ona karşı olan biri olarak gelmemiştim. Ben dağlara kendimi, özgürlüğümü ve bilgeliği bulmaya, bir başına olmaya geldim ve bunları buldum. Artık benim yükseklerde kalmama gerek yok. Tam tersine öylesine doldum ki bunları insanlarla paylaşmam gerek. Sevgimi paylaşmak istiyorum. Fazlasıyla yüklendim, doldum ve taşıyorum.
İyi düşünün! İyi konuşun! İyi yapın! 
İyilerin ruhları, zafer elde edecek ve ölümsüz olacaktır. Yalancıların ruhları ise, her zaman acı içinde kıvranacaktır.
Neden güçsüz olduğumu bilirim ey bilge. Benim koyunlarım az, insanlarım az da ondan. Yakarıyorum sana beni düşünmezlik etme. Dost el uzatır dostuna, bana da sen uzat sağduyu, adaleti öğret bana sen.
Reddediyorum kötü ile birlikte olmayı. Ben, fena olanı çile vereni, kötülük getiren, ahlaksız ve sefil olanı reddediyorum. Şeytan ve taraftarlarını, büyü ve taraftarlarını, tüm onların taraftarlarını, düşüncelerimde, sözlerimde ve görüşlerimde reddediyorum. Reddediyorum tüm yalancı insanları.
Şu sözlerime kulak veriniz, aydınlık bahşeden düşüncelerle bakınız, kadın ve erkek herkes, irade ve aklıselimle kendi özgür seçimini yapmalıdır.
Tabiatın fenomenleri üzerinde düşünüp, bilmeye rağbet ediniz. Çünkü kurtuluş bilgidedir. 
Tanrı doğruluk cevheridir. Doğruluk üzerine kurulu olan bu dünyayı, insanların doğruluk, dürüstlük, çaba, gayret, düzen ve adaletle en iyi şekilde içinde yaşamaları, bedensel ve fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamaları, bilgi ve görüyle ruhlarını donatmaları için yarattı.
Tanrı’yı tanımak için, insanın iç alemi, vicdanı ve ruh aynası saf, parlak ve aydınlık olmalıdır. 
Tanrısal liyakate sahip olan güç, semavi ve tanrısal kökenli en iyi hediye ve bağıştır. Doğru yolun takipçisi olan, hakikat yolunu her daim gözeten ve gerekliliklerini yerine getiren kimse, arzulanan bir yaşama kavuşur. Bu tanrısal güç dünyada ve bütün varlıklarda, özellikle insanda mevcuttur. Fakat kişi ondan yararlanması için onu istemeli ve kararlı davranmalıdır.
Tanrıya, aydınlığa ve kurtuluşa ne zaman ulaşmak isterseniz, ilkin başkalarına yol göstericilik yapmaya gayret ediniz. Bilginin ve hakikatin ya da adalet ve doğruluk ışığında onları bilgilendiriniz. Ruhsal ve bedensel hayatın mutluluğu doğruluğa, düzen ve dürüstlüğe sığınmadadır. Çünkü bu, hem zihinsel bir rahatlık ve ruhsal bir tatmin hem de maddi hayatta mutluluğa sebep olmaktadır. 
Tüm bir hayat iyilik ile kötülük arasında ezelden beri devam edegelen mücadele sahnesidir ve siz bu ezeli mücadelede taraf belirlemede tamamen özgürsünüz.  Her iki dünyada huzur, mutluluk ve kurtuluş isteyen kimse iyiliğin safında savaşsın ve vicdan azabı ile başlayan gergin ve sıkıntılı yaşamı arzulayan da kötülük yolunda yürürsün.
Uzun süre düşündüğüm ve aradığım için anladım ki, sen varlığın başlangıcı ve sonu, iyi düşüncenin, kanun, düzen, hak ve adaletin yaratıcısısın. Ben seni, kendi içimde düşünerek buldum.
Yalan, hezimete ve bozguna uğradığı vakit iyilikleri ile tanınanlar arzularına kavuşacaklardır.
Zalim hükümdarlar ile kötü davrananlar, kötü sözlüler, kötü vicdanlılar, kötü düşünceliler ve yalancıların ruhları, kendi içlerindeki karanlıktan aydınlığa dönecektir.
Zamanında ölmesini bil. Pörsümüş bir elma gibi dalda asılıp kalma. Ölüm canlılar için bir yetkinleşme, bir dürtü ve bir vaat olmalıdır. Ölüm bir şenlik gibi yaşanmalı, yaşayanların yeminlerini kutsamalıdır. Sen ölürken ruhun akşam kızıllığı gibi parlamalıdır. 

Şems-i Tebrizi

Bazen uzaklaşmak gerekir, yakınlaşmak için. Bazen hatırlamak gerekir, hatırlanmak için. Bazen ağlamak gerekir, açılmak için. Bazen atmak gerekir, anılmak için. Bazen susmak gerekir, duymak için. 
Allah‘ın sırrı sensin, kalbine yolculuk et. 
Susmak, mana eksikliğinden değil, mananın parlaklığındandır. 
Ne zaman ki iyiliğim, kötülük olarak algılandı, anladım ki ben doğru yoldayım. 
Bana bakan kişi, bende kendini görür.
Her işin vakti gelmedikçe, sana dostun dostluğu fayda vermez. 
Öyle bir söz söyle ki, ya yaşat ya da öldür ama asla yaralı bırakma. 
Hayatta her şey olabilirsin, fakat önemli olan hayatın içinde insan olabilmektir.
Hayat bu, bir bakarsın her şey bir anda son bulur. Hayat bu, son dediğin an her şey yeniden can bulur.
Kalbinde iyilik biriktirenlerin yolu daima açıktır.
Şems’in On Öğretisi
1) Dürüst ol, dürüst insanlarla ol: ” Nefsin seni yakmasına izin verme!”
Dürüstlük bir şehirdir, ben de o şehrin sultanıyım, onda kendim yaşayayım, kendim öleyim, kendim korunayım.
2) Sabır bir duadır: “Dikene baksan da gülü hayal et…”
Sabır sonunu gözlemek, sabırsızlık sonunu göremeyecek kadar kısa görüşlü olmaktır. Sabretmek öylece oturup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü hayal edebilmektir.
3) Bil ama önce dinlemeyi bil: “Yazının kaleme gelmeyen sesi kısılır…”
Söz dinlemeye kabiliyetli kimse bulunmazsa, o söz geldiği yere gider. Sözü dinleyen başkalarının sözünü de dinlemeye kabiliyetli olduğunu söylerse o, söz söylemekten de, dinlemekten de acizdir. Konuşmak can yakmak, dinlemek can beslemektir yazının kaleme gelmeyen sesi kısılır, harfler silinir.
4) Sitem etme: “Şükretmesini bil!”
5) İstemeyi bilmezsen alamazsın: “Allah isteyeni sever…”
6) Acele etmek isyan etmektir:
“Acele eden derinliği göremez!”
7) Tövbe makamı hep açıktır: “Yine de sen günahtan korun…”
8) İyi bir kalp kötülüğe kalkan olur: “Batın namazı, kalp huzurudur…”
9) Marifet kendi kusurunu görmektir: “Kusurunu gördün diye aynayı yere vurma!”
10) Umutsuzluk mutsuzluk getirir:
“Umut bulutunun yağış vakti elbet gelecektir…”
Umutsuz olma! Yüzün saf aya, temiz ışığa dönsün. Doğruya, huzura, rahata kavuşturan umuttur. Karanlık, bulanık günler geçer.
İlim üç şeydir: Zikreden dil, şükreden, sabreden beden..
Sen ol da ister yar ol, ister yara. Lütfun da  başım üstüne, kahrın da.
Birgül kadar güzel ol ama dikeni kadar zalim olma.
Güzel bir gülü, güzel bir geceyi, güzel bir dostu herkes ister. Önemli olan gülü dikeni ile, geceyi gizemiyle, dostu tüm derdiyle sevebilmektir.
Sevmek bu kadar güzel gül kim bilir sevmeyi yaratan ne kadar güzeldir.
Senin baktığını herkes bakar, ama senin onda gördüğünü herkes göremez.
Dünya insanı, heva ve hevesine kaptırır, nefsim arzularına uydurur.
Kır kalemin ucunu. Bundan sonraki yolculuğumuz aşk yolculuğudur. Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.
Bil ki güneşe bakmaya cesareti olmayan gölgede kalmaya, gölgeyi ışık sanmaya mahkumdur.
Başkalarına baktığın gözle Leyla’yı nasıl görebilirsin? Onu gözyaşlarınla tertemiz yıkamadıkça!.
Gerçek bir mürşit seni, kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri keşfetmeye yönlendirir.
Arş dönüyor, yıldızlar dönüyor dersin. Zahirdır gördüğün, zahirde dönersin. Marifet dönmek değil, bulmaktır bilesin.
Bir an bekle, arkana dön ve unuttuklarını anımsa. Kaybettiysen ara, kırdıysan af dile, kırıldıysan affet, çünkü hayat çok kısa.
Nice yüksek dağlar var ki tepeleri yüce sivrilerdir. O tepeler zamanla aşınır ama dağ yine dağ olarak kalır.
Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yarimden  de.
Sessizlik en güzel sestir, duyabilen için. 
Her şeyin bir hesabı var, üzdüğün kadar üzülürsün. 
İlmi olmayan bir beden, suyu olmayan bir şehre benzer. 
Şeriat der ki: seninki senin van benimki benim. Tarikat der ki, seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki, ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki, ne sen varsın ne ben.
Yürek ay gibidir. Vakti gelince tutulur.
Kalk, silkelen, kendine gel. Umutsuzluğa sarılma. Umutsuzluk şeytandan, ümit etmek ise Allah’tandır.
Mevlânâ benim sözümü benden daha iyi aktarır. Ama yine de benim sözümü nakletmiş olmaz.
Bildiklerini unut. yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla. Zanlarını, yargılarını, ön yargılarını ve bütün genellemelerini sil, terk et.
Aşk, “Her şeyi senin için var ettim!” diyen Allah’a, “Her şeyi senin için terk ettim” diyebilmektir.
Sığ suları en hafif rüzgârlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor. Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.
Bilesin, üstüne aşk giydirdiğim yüreğime söz verdim. Hiçbir harfi, sensiz bir cümleye kurban etmemeye.
Kalbi ile dili bir olan insandan korkma.
Sözün kıymetini lal olandan, aşın kıymetini aç olandan, aşkın kıymetini hiç olandan öğren.
Olmadı diye sızlandığın duaya, gün gelir olmadı diye şükredersin.
Yüreğime talipsen yalnızlığını bana adayacaksın.
Derdini sade anlatan adam dertlidir. Güzel anlatan edebiyatçı, haliyle anlatan aşık, tebessümüyle örten ariftir.
Hey benim yetim gönlüm. Bırak gamlı düşünmeyi. Sus ve sabret! Gözyaşının hesabını Rabbim sorsun. Sen hakkını helal et!
Hüzün ki en çok yakışandır aşıklara, yandık yakıldık ama hüzünden yana asla yakınmadık. Ne de olsa biz mazlum bir peygamberin ümmeti değil miyiz? Hüzün taze tutar aşk yarasını.  Yaramdan da hoşum, yârimden de. 
Olduğu kadar, olmadığı kader. 
Üstadın aşktır senin. Oraya erişince o sana hal diliyle anlatır ince ince. 
Okuyarak öğreneceksin ama severek anlayacaksın.
Anladım ki. İnsanlar susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysa ki, biz istediğimiz kadar hayatımızdalar. Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar. 
Testi, içinde ne varsa onu sızdırır. 
ey insan! Kafdağı kadar yüksekte olsan da, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma, her şeyin bir hesabı var, üzdüğün kadar üzülürsün.

 

Gazzali

Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder.
Çocuktaki utanma hâli ondaki akıl nurunun alametidir.
Her hâdisin hudûsu (sonradan var olanın var olması) için bir sebebe ihtiyaç vardır.
Evren hâdistir (sonradan var olmuştur). O hâlde evrenin de var olması için bir sebebe ihtiyaç vardır. O sebep de Tanrı’dır.
İlmi ile amel etmeyen âlim, başkalarını giydirdiği halde kendisi çıplak olan iğne gibidir.
Tamahkâr, aç gözlü olma, kalbin katı ve kara olur. Çok mal artırmak için hasislik (cimrilik) yapma.
Şüphe duymayan hakikati bulamaz.
Dargın ve küskün olanları barıştır ki yarın kıyamet gününde sevinenlerden olasın.
Allahü Teâlânın verdiği nimeti, onun sevdiği yerde harcamak şükür; sevmediği yerde kullanmak ise küfran-ı nimettir (nimeti inkâr etmektir).
Belaya şükretmek lazımdır. Çünkü küfür ve günahlardan başka bela yoktur ki içinde senin bilmediğin bir iyilik olmasın! Allah, senin iyiliğini senden iyi bilir.
Bir sözü söyleyeceğin zaman düşün! Eğer o sözü söylemediğin zaman mesul olacaksan söyle. Yoksa sus!
Bil ki kalble gıybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi kendi kendine söylemek de caiz değildir.
Sabır insana mahsustur. Hayvanlarda sabır yoktur. Meleklerin ise sabra ihtiyacı yoktur.
Allahü Teâlânın her yaptığımızı her düşündüğümüzü bildiğini unutmamalıyız. İnsanlar birbirinin dışını görür. Allahü Teâlâ ise hem dışını hem içini görür. Bunu bilen bir kimsenin işleri ve düşünceleri edepli olur.
Aklı olan kimse nefsine demelidir ki: Benim sermayem, yalnız ömrümdür. Başka bir şeyim yoktur. Bu sermaye, o kadar kıymetlidir ki her çıkan nefes hiçbir şeyle tekrar ele geçmez ve nefesler sayılıdır, azalmaktadır. O halde bu günü elden kaçırmamak bunu saadete kavuşmak için kullanmamaktan daha büyük ziyan olur mu? Yarın ölecekmiş gibi bütün âzâlarını haramdan koru.
Ey nefsim, sonra tevbe ederim ve iyi şeyler yaparım, diyorsan ölüm daha önce gelebilir, pişman olup kalırsın. Yarın tevbe etmeyi bugün tevbe etmekten kolay sanıyorsan aldanıyorsun.
Kabirdekilerin pişman olduğu şeyler için dünyadakiler birbirini yiyor.
İhtiyacı olan bir kimsenin o ihtiyaca ulaşması için ilk şart, o ihtiyacı sabahtan akşama kadar elde etmedikçe yemek yememektir.
Seven sevdiğini memnun etmeyi, başkalarını memnun etmeye tercih eder.
Bir şeye düşman olacaksan onu bilmen gerekir. Bir şeyi savunacaksan yine onu bilmen gerekir.
Cahillerle tartışmayın, çünkü ben hiç galip gelemedim.
Yalnızlığın güzelliğini ve derinliğini yaşadım. İnsan yalnız kalabilir fakat asla tek başına değildir. Yalnız olmak, Allahla başbaşa olmaktır. 
Okumak, üç türlüdür: dilin okuması kıraat, aklın okuması tefekkür, kalbin okuması hayattır. 
Şüphe duymayan hakikati bulamaz. 
Gözü aç ve savurgan olma; Ey oğul! Kendini iyice sıkıntıya sokmuş bir miskin gibi gözü aç; mal kıymeti bilmeyen, ilerisini görmeyen bir sefih gibi savurgan olma! Sana ait hakları belirle!  Dostuna saygılı, düşmanına insaflı ol !
Uzun mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür. 
Takva, çok secdeden ötürü alında iz bırakma veya oruç tutmaktan sararma veya secde ve rükudan belin bükülme hali değildir. Eğilen boyunda veya sarkıtılan eteklerde takva aranmaz. Takva, kalplerdeki vera halidir. Güler yüzle karşıladığın kimse, seni asık bir yüzle karşılar ve bilgileriyle sana mihnet yüklerse, Allah böyle kimselerin sayılarını artırmasın! 
Bir takım arzularının yerine gelmesi için küçülme. 
Ey nefsim! Sonra tövbe ederim ve iyi şeyler yaparım diyorsan, ölüm daha önce gelebilir, pişman olup kalırsın! Yarın tövbe etmeyi, bugün tövbe etmekten daha kolay sanıyorsan, aldanıyorsun!
Ceviz kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder.
Say ki öldün; yalvardın, yakardın, sana bir gün daha verildi. Bugünü, o gün bil, öyle yaşa!
İnsan iki küçük et parçasıyla ölçülür: kalbi ve dili.
Et Oğul! Ağırbaşlı, terbiyeli, saygılı ve nezaketli olmaya çok dikkat et ve itina göster! Ancak böyle yaparken, gurura kapılma! Sonra senden bu sıfatla söz edilir! Halka tepeden bakma, sonra senden bu sıfatla bahsedilir.
Cahillerle tartışmaya girmeyin; ben hiç yenemedim.
Zavallı insanoğlu eğer fakirlikten korktuğu kadar cehennemden de korksa, ikisinden de kurtulurdu.
Çok işte çırak olacağına, bir işte usta ol.
Benlik ve nefis üstünlüğü olan kişilere, nasihat acı gelir. Yasaklanan işler ise onların kalbine güzel ve cazip görünür. 
Mezardakilerin pişman oldukları şeyle ilgili, diriler birbirini yiyor.
İlmi ile amel etmeyen alim, başkalarını giydirdiği halde, kendisi çıplak gezen iğne gibidir.

 

Hallac-ı Mansur

Cehennem acı çektiğimiz yer değildir bilakis acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.
Dünyadan vazgeçmek nefsin işidir. Önemli olan ruhun işi olan ahiretten vazgeçebilmektedir.
Bu dünyayı cehenneme çevirenler cennete gitmek ister.
Allah’ım! Beni canımdan ayıran bu zalim kullarını affet.
Diller konuşursa kalpler helak olur.
Bizim canımızı düşmandan gelen taş değil dosttan gelen gül acıtır.
Cehennem acı çektiğimiz yer değil acı çektiğimizi kimsenin bilmediği yerdir 
Ben bu yeryüzünün hallacıyım, insanlar feryadımı duymuyor. 
Benim Allah’la olan ilişkimi anlamayan kişi, beni anlamamıştır, sapkın der bana. Beni kötü olmakla suçlar. Ama ne zaman ki doğruyu anlar, gelir kapıma af diler. 
İnsanlar dünyayı cehenneme çeviren ve ardından da cennete gitmeye çalışan varlıklardır.
Doğru, sadece gördüğünüzü değil, görmediğinizi de kapsar. 
Gördüğün her şey göz gözün algıladığıdır, bir de gözle görülemeyenler vardır. Bu yüzden gördüğün her şeye inanma, önce sorgula sonra anla, ondan sonra doğru neyse zaten kavrayacaksın. 
Ey insan! Yaratılanların içinde zerreden daha küçüğü yok. sen daha zerreyi bile tanıyamazken onu nasıl tanıyacaksın?. 
Bizi düşmanın attığı taş değil, dostun attığı gül yaralar. 
Sevginizi dostlarınızdan esirgemeyin… Dostun acı çektiği yerde sonuna kadar mücadele edin… 
İnsanların kavrama yeteneği gerçeklikle ilişkili değildir. Gerçeklik de insanla ilişkili değildir. Düşünceler kişiye özgüdür, insanların özellikleri gerçeklerle bu yüzden ilişkili değildir. Çünkü gerçeğin algılanması zordur. Ancak imkansız değildir. Ateşin ışığı gerçekliğin bilgisidir. Ateşin sıcaklığı ise gerçekliğin gerçeğidir. Bunu anlamak ise gerçekliğin doğrusudur. Bunlar niteliksiz insanın, yanlış yolda yürüyen insanın, tutarsız insanın anlayabileceği şeyler değildir. 
Her şey ancak karşıtının varlığıyla kavranabilir. 
Sizin gibi düşünmene düşman olmayın, anlamaya çalışın. 
Korkacak bir şeyim kalmadı. Kaybedecek hiçbir şeyim yok. Nasılsa senden uzağa düşmüşüm. Anladım ki, artık benim için yakın da bir uzak da. Ayrılık dostum oldu. Ey övgülerin sahibi, kul senden başkasına eğilmez!
Aşıklar hor görülür.
Dillerin konuşması, kalplerin helak olmasındandır.
Hayallerden uzak dur, gerçekliğin peşinde ol! Ayaklarını insanlardan yukarıya kaldır ve tutkulu ol! Bilmelisin ki dağların ve ovaların ötesini görebilmek için kanatlarını çırpıp en yükseklere uçman gerekir.
İnsan dışı kadar içinden de sorumludur.
Mutluluk anlamaktır. Anlamadan sevmek, mutluluk vermez.
Mutluluk paylaşmak demektir, paylaşmak insana huzur verir.
Hüznü, derdim, acım. Çevresi; kurak, yalnız, ıssız. Ondan sonrakiler aydınlık değil, sönük. Onun konuştuğu işin aslı. Hepsi budur, hepsi yeterli. Ondan gayrısı, onun dışında kalan sadece azap. Başarı yalnızca Allah’tandır.
İnsan bir kainattır, koca kainat da bir insandır. Teker teker bakarsan çok görürsün. Bütün bakarsan tek görürsün. 
Boş işten kendini arındır. Faydasız arkadaştan kendini arındır. Çok konuşan dillerden kendini arındır. 
Melek doğru ve iyi işlerin gösterir der ki: bunları yaparsanız ödüllendirilirsiniz. Ancak önceden kötünün ne olduğunu bilmeyenler, iyinin de ne olduğunu bilmezler.
Gerçek gizlidir: anlatılamaz, açıklanamaz. Onu anlamaya yola çıkanın önüne engin denizler, yakıcı çöller çıkarır. 
Yok oluş benimle birlikte yok oldu. Yok oldum da öylece ulaştım sana. 
Ben sonsuz bilgi denizinin en derinindeyim. Anlamayanlar denizin kıyısında kendi bilgileriyle oyalanır dururlar. Mahrum kalırlar beni anlamaktan. 
Bizi yaşatan şey korku olursa, yaşamamızın da bir anlamı kalmaz. 
Özgürlük korkmadan yaşayanların hakkıdır. 
Ben doğruyum denilerek, doğru olunmaz. Ben O’yum denilerek O olunmaz. Sadece O’ndan olunur. O olmak başka, O’ndan olmak başkadır. 
Kalbinin sesini dinlersen doğruyu duyarsın. Ve aklının sesini de dinlersen sana doğruyu yanlışı ayırt edebilme gücünü verir. 
Kalbinizi dış etkenlerden koruyun, aklınız ile kalbinizi ayrı ayrı değil bir tutun. Doğru olan sizin kendi içinizdedir, siz zaten iyi ve doğru iseniz ne kalbiniz ne de aklınız sizi yanıltabilir.
Ayaklarıma bakıyorum kanımın aktığını görüyorum yazık oldu kanıma yazık oldu kendimi kimseye anlatamadığıma.
Kırılmadan yaşamaz insan! Kırılmayan bilmez hayatın asıl gayesini. Önce kırılacaksın, sonra da kırmadan yaşamayı öğreneceksin.
Bizim sevgimiz; şikayetlerden, isyanlardan uzaktır. İmtihandır, gönül işidir.
Kimseyi kırmayın, inşa etmek zordur.  Ancak, kırıp yakmak her zaman kolaydır. 
Suretleri boş ver, gönüllere bak. Gönle giren dipsiz bir kuyuya iner, ancak sonu aydınlık ve ferahlıktır. Acıların dindiği, huzurun geldiği andır o an. İnciye ulaşan için, nice hikmetler vardır. Öyle inciler vardır ki, o incilere giden yollar zorluklarla dolu karanlıktır. Ama bilmezsin ki asıl karanlık girdiğin yolda değil senin gözlerindedir.
Gönül gözünün karanlığı senin yolunu karartır. Ancak gönül aydınlandın mı en karanlık kuyuya bile güneş dolar. Kendi aydınlığını bulan, başka birisinin aydınlığına ihtiyaç duymaz, yolunu kendi bulur…
Terk edildiysem, benim terk edilişim yoldaşımdır.
İnsan kendisinde olmayanı başkalarına da veremez. Önce kendisini doldurmalı insan.
Meseleniz insan olsun. Meseleniz doğruluk olsun. Meseleniz adalet olsun. Meseleniz gönül olsun.
Gösterişli davranmak boş kişilerin işidir.
Tüm insanlar parçaları iyi birleştirilmiş bir yapı gibidir.
Kendinden olmayana, senin gibi düşünmeyene bile kötü davranma. İyilik er kişinin işidir.
Adil olmak hakkı yememektir. Adil olmak zorda olana yardım etmektir. Adil olmak ayrıştırmamaktır. Adil olmak senden olana değil, senden olmayanı da göz etmektir. Adil olmak insan olmanın şartlarından biridir.
Son durak arınmış ve gönlü temizlerin ulaşabileceği bir duraktır.
“Ey kardeşim unutma ki, İblis özünden uzaklaştığı için Azazil diye adlandırıldı. Özüne dönmedi ve cezalandırıldı. Yukarıya çıkmak için verdiği çaba işe yaramadı Çünkü Yanan Ateşi direniyordu. Oysa çimenliğin içinde bir gölün kenarındaydı, o bu bolluğun içerisinde susuzluktan kıvranıyordu. Körlüğü bir gösterişti!”
Bedenden ayrılıp ruha ulaşamayan insan bedeninin de tamamına sahip değildir.
Ruhunu ve bedenini faydalı işler için kullan. Özgürlüğün gerçek anlamını kavra.
Sıradan insanın düşüncesi kuşkular denizine batar. Seçkin insanların düşüncesi kavrayışlar denizine. Ancak yine de bu iki deniz kurur ve gösterdiği yollar silinir. İki düşünce yok olur, iki sütun devrilir. Yokluğun, kanıtın, bilginin dünyası kaybolur. O kalır bütün bağımlı şeylerin üzerinde, Yüce Tanrı’dır O, ikincil özelliklere bağımlı değildir.
Söylediklerinle insanları güzele yönelt…
Söylediklerinle insanları ferahlat…
Söylediklerinle insanlara öğret…
 Söylediklerinle dünyaya yön ver…
Bir kuş gördüm bilgi denizinde sufileri andıran. Uçuyordu Sufiliğin çift kanadıyla, beni uçamadığım için yadsıdı, çünkü uçmakta diretiyordu. Arınmak nedir? diye sordu bana. Dedim ki: madem beni anlamıyorsun kes kanatlarını yok oluş makasıyla. Dedi ki: ben sevgilime uçuyorum bu kanatlarla. Dedim ki: öyleyse yazıktır sana! Çünkü o her şeyi duyan, gören anlayandır. Bunun üzerine kanatlarını kapattı ve bilgi denizine doğru süzülüp diğer suların içine düşüp boğuldu.
Olumsuz düşünmek umutsuz insanların yaptığı şeydir.
Olumsuz düşünmenin faydası yoktur, ancak zararı fazladır. 
Hayatın içinde sıkışıp kaldıysan kapılarını dışarıya değil içeriye aç. Herkesi anlamaya çalışmayı bırak önce kendini anla. Madde aleminden geç mana alemine karış. Kibir ile düşünmeyi bırak, tevazu olsun yoldaşın. Dünyevi hırslar için kendini paralayıp ruhunu rezil etme. Ruhumu koruyorum deyip de, dünyayı bedbaht etme. Ölçülü olmayı bil, her şeyi gerektiği kadar yap.
Gönül kuyusunda bulunan inci, bulan kişiye aittir.
Ötekini anlamak için, onu kendine katmak değil, ona gitmek gerekir.
Zıtlıkların içinde güzeli ve doğruyu bulmak zor olsa da, değerli ve kıymetli olan budur.
Yeryüzünde huzurlu bir yer aradım ömrümce, ama sakin ve huzurlu bir yer bulamadım. Dünya bana bir şeyler verdi. Karşılığında bir şeyler aldı. Verdikleri bazen tatlı bazen de acıydı. İsteklerimi takip ettim. Beni kendine köle etti.
Dünya iki gündür, ya inanırsın ya reddedersin.
Sende olmayan başkasında var diye suçlama. Sen anlamıyorsun diye başkalarını yaftalama.
O’na dönmen için, O’ndan olduğunu kabullenmen gerekir.
Çile, yüce hedeflere varmanın ve iyi netice elde etmenin tek yoludur.
Bu yola aşıkların yoludur. Bu yol kendilerine acı acıyı bal eyleyenlerin yoludur. Bu yol kendinden geçip O’na gidenlerin yoludur.
Yaşamımda ölümüm, ölümümde yaşamım. Ölümü kendime mutluluk sayarım.
İnsan anlamadığının düşmanıdır.
Görünen her şeyin mutlaka bir de görünmeyen tarafı vardır. Görünmeyeni görmek için çaba harca.

Selected Quotes by Indian Sages: Patanjali

Devotion (raga) is a modification of the mind that follows the emergence of knowledge of pleasure.
With the disappearance of the veil and imperfection of knowledge, one realizes that there is almost nothing to know due to the nature of the infinite.
When only the essence of an object appears as it is, without even its own form, the state of concentration of this value is called samadhi.
Pristine, discriminating knowledge is the way to stay free from this association.
Ignorance is perceiving the bringer of pain as the bringer of happiness.
Self-centeredness, or ego, born of ignorance, arises from perceiving the mind as pure consciousness.
Be pure in your thoughts and actions. Be pure so that you may regain your own birth.
In true freedom, everything is in its essence form.
The essential quality of the visible is to serve only the essence.
Whatever quality objects you are in with are more manifested in you.
After your experiences in life and other practices you do, yoga practice begins.
Dislike, hatred is a modification of the mind that occurs as a result of painful experiences.
When a person is enlightened, he returns home.
The source of karma is the perception of delusions as facts.
When a person is unable to control the modifications, he exhibits personality according to the modifications.
If you want to understand what it is, look at what it is not.
Due to the relationship between the object and the essence of the person, the person perceives the true nature of objects and himself and the power behind them.
With the disappearance of the cause, the underlying (the cause that holds them together), the effect, and the pretext that allow objects to exist, the desires themselves disappear.
You are looking for the non-temporary in the temporary.
The purpose of all your experiences is to lead you to the truth.
After all, when you yourself are constantly changing, how can it lead to lasting happiness?
He who controls his mind controls everything.
 

SELECTED SAYINGS FROM INDIAN SAGES

 

 Self-knowledge is the supreme knowledge. – Upanishads
Good thoughts lead to good deeds. – Swami Sivananda
Light dispels the darkness within us. – Rabindranath Tagore
True love is that which is given without any expectations. – Mahatma Gandhi
True peace is found in our inner world. – Buddha
Your actions are a reflection of your thoughts. – Swami Vivekananda
The greatest difficulty of a person is his battle with himself. – Bhagavad Gita
Inner peace is the basis of peace in the world. – Paramahansa Yogananda
Love is the most powerful healer. – Mata Amritanandamayi
You know that a person is walking on the right path when he sheds light on others. – Swami Chinmayananda

Selected Quotes from Indian Sages

Tagore and Gandhi

BUDDHA

If it exists through violence, that person is not good; On the other hand, the person who keeps the law, who exists intelligently, distinguishes right from wrong, is knowledgeable and guides others; Such a person is called a sage.
A person who talks a lot is ignorant. A person who is patient and free from hatred and fear is called wise.
He who speaks a lot is not a Sage.
The fact that a person’s hair turns white does not mean that he is worthy of respect; He may be too old, but he is called aged.
A person who behaves rightly, is virtuous, compassionate, self-controlled, moderate, at the same time free from impurity and knowledgeable is called wise.
The jealous, stingy, dishonest man does not become worthy of respect simply by talking too much or by the beauty of his appearance.
When the person who eradicates all these defects is freed from hatred and becomes knowledgeable, he is called wise.
An undisciplined person who lies all the time cannot become wise just by shaving his head, and a person who is in thrall to his passion and greed can never be wise?
He who silences all evil, whether great or small, is called a sage; for he has silenced all evil.
An honest person who is above good and evil, who lives this world carefully, is called wise.
If the reason for the silence is his stupidity and ignorance, then that person is not wise. The balanced and knowledgeable person who chooses the good and abandons the bad is a true sage; He lives in this world weighing right from wrong.
He who harms living beings is not wise; A person who has compassion for living beings is called a sage.
I find happiness not only through discipline and oath, by learning a lot, by being ecstatic, by sleeping alone, but also by abandoning and renunciating all worldly affairs. A person who has extinguished his passions is safe.
Source: Buda, Dhammapada, İşbank Culture Publications. Ss. 27-29
Buddhist scriptures teach that a wise person is usually endowed with good bodily behavior, good verbal behavior, and good mental behavior. (AN 3:2)
A wise person does actions that are unpleasant to do but produce good results, and does not do actions that are pleasant to do but produce bad results (AN 4:115).
Wisdom is the antidote to the poison of ignorance, which is one’s own choice.
The Buddha had a lot to say about wisdom:
A person who arbitrates a case by force is therefore not justified. However, the wise man is the one who carefully distinguishes between right and wrong.
A person who leads others in a nonviolent, honest and just manner is indeed a wise and righteous guardian of justice.
A person is not wise just because he talks a lot. But he who is calm and free from hatred and fear is definitely called a wise man.
If one is foolish and ignorant, one does not become wise by silence alone. But, like he who holds a scale, so he who takes away the good and despises the evil is wise; That is why he is indeed a sage. He is called a true sage, who understands both good and evil as they really are.
To bring out the original supreme wisdom (Buddha-nature) of self-nature, which was encompassed by the three dusty poisons (greed, anger, ignorance) that imposed on him, the Buddha gave the disciples the threefold training that was practiced by transforming greed into generosity and discipline, anger into kindness and meditation, and ignorance into wisdom.

 

TAGORE

If science has nothing more valuable than a person’s life, then man’s life has no value.
From time to time, the grass crowds in the earth, the solitude in the tree sky…
The past is always with us, something that was once real never disappears.
A person who plants trees knowing that he will never be able to sit in their shade has at least begun to unravel the meaning of life.
If you can’t be the sun, be the star, but be the brightest star in the sky.
If you cry because you missed the sun, you won’t be able to see the stars.
We will open the lids of joy with the keys of suffering.
Keep in mind the concepts of good and evil, don’t let the words and actions of others affect you. Don’t be discouraged by the glamorous artificialities of the modern world. Lead a simple and straight life, and enter both the palace of the rich and the hut of the poor with an open forehead with peace of mind.
I have spent many hours in the tug-of-war between good and evil; but now the companion of my days of leisure delights in drawing my heart to himself; I don’t understand what useless nonsense has come to this quick call.
Every newborn child shows that God has not given up hope in people.
Hey beauty, see yourself in love, leave the praise of the mirror.
Without hiding anything, I laid my life out in the open. That’s why you can’t choose me.
Faith is a bird that feels the light when the dawn is still not broken.
Do you want to hide from people, put your life in plain sight of them and they can’t figure you out!
Turn off the light whenever you want, I know and love your darkness too.
Don’t get angry with your food just because you don’t have an appetite.
The butterfly counts the moments, not the months, and has enough time.
No one belongs to us
Bird, let me be a cloud, oh! The cloud’s wish, he says, is to be a bird.
It is very simple to be happy, but it is very difficult to live simply.
I’ve learned that happiness has a lot to do with acceptance, and unhappiness has a lot to do with the distance between expectations and the path life takes.
He asks the unthinkable: where do you live? The other replies: “I am helpless in your dreams.
The dust of dead words hangs over you. Wash your soul in silence.
What will you offer him on the day death knocks on your door?
You cannot collect the beauty of the flower by plucking its petals.
Sit still, my heart, do not raise dust. Let the world find its own way to you.
Freedom from the bondage of the land is not a freedom for the tree.
I went to sleep, dreamed that life was joy, then I woke up, I realized that life is in charge. When I started working, I also saw that the task can be joy.
Man is a creature of the Frontier who lives between animal desires and spiritual aspirations. Life tuned only to the wishes of nature cannot give him peace.
Wrong never becomes right by getting stronger.
Stars are not afraid to be mistaken for fireflies.
Reach for the heights, the stars lie hidden within you. Dream from the heart, dreams come before goals.
A graceful raindrop whispered in her jasmine’s ear: always keep me in your heart, what will happen! Jasmine, but I sighed deeply, softly, and then fell to the ground.

 

Mahatma Gandhi

 

We will find out through suffering!.
Gold shackles hurt you more than iron ones.
Goals are never withdrawn. Satisfaction is not in reaching it, but in the effort made to reach it.
Lead a simple life so that others can exist.
I don’t want anyone to watch me. Just follow the voice within everyone.
What this age needs is not a common religion, but mutual tolerance and respect between people of different religions.
No one in this universe is superior or worthless.
Religions are different paths that converge at the same point. Once we are going to achieve the same goal, it doesn’t matter if we choose different paths.
There can be no such concept as innate, spontaneous superiority. I believe with all my heart that all humanity is born equal.
The world provides enough for everyone’s needs, not what is enough for their ambitions.
Be the change you want to see in the world.
Blocking the thought is like trying to block the mind. This is more difficult than blocking the wind.
He was taught by his masters that he was worthless.
True education is meant to bring out the best in oneself.
True victory lies in continuing to strive with all your might.
Visualize the face of the poorest or weakest person you’ve ever seen and decide whether the step you’re considering will benefit that person. Overthrow the unjust regime with justice, face the applause with your bloodless hands.
Every morning when I woke up, I promised myself; I will fear no one on earth but my conscience. I will not bow down to anyone’s injustice. I will destroy injustice with justice.
The ones that will bring the end of humanity are the following; Politics without principles, wealth without work, knowledgeable but characterless people, a business world devoid of morality, science that ignores human love, and an understanding of religion devoid of conscience.
If you’re not going to do something for yourself, who will? What’s the point of living without doing something for someone else? If you’re not going to do it now, when?
Until Mustafa Kemal defeated the British, I thought God was British.
Anger is like an acid, it does far more damage to the container it stands in than it does to anything it spills on it.
At first they don’t care, then they laugh, then they get jealous, and finally they are defeated.
Respect is always at the disposal of Virtue, but if a virtuous person begins to like himself, his virtue will have no value in the eyes of the world.
Love is the most subtle force in the world.
No one can take away your self-respect unless you hand it over with your own hand. It is better to be alone in the way in which you act with justice, than to stray into injustice and make all men your followers.
Pay attention to what you say, and it becomes your thoughts. Pay attention to your thoughts, and they turn into your feelings. Pay attention to your emotions, and they will translate into your behavior. Pay attention to your behavior, it turns into your habits. Pay attention to your habits, and it will turn into your values. Pay attention to your values, and it will translate into your character. Pay attention to your character, it will turn into your destiny.
Violence may destroy one or more bad rulers, but new ones will take their place. I will not wait until the moment when the whole society will adopt my views, I will immediately start on my own.
There have been tyrants and murderers, and for a while they were thought to be invincible, but in the end they always lost.
There are many causes for which I would be willing to die, but there is no cause for which I would kill.
When I despair, I am reminded that throughout history, righteousness and love have always won.
A person who claims to belong to a superior class is not superior, and a person who believes that he is worthless is a victim of his ignorance.
What you do for the earth will be insignificant, what matters is that you have done it.

Balkan Türklerinden Bilge Sözler

                            BATI TRAKYA TÜRKLERİ

• Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
• Aç tavuk, kendini darı ambarında görür.
• Ağasız eşkıya yaşamaz.
• Alemin pirinci için, kendi bulgurundan vazgeçme.
• Ananı belleyen kadı.
• Arayan bulur.
• Ateş olmayan yerde duman tütmez.
• Ayakkabı ile duvara çıkılmaz.
• Aylak bakkal, takkesini tartar.
• Azarlama, çok zarar verir.
• Balı karıştıran, parmağını yalar.
• Balığa giden dönmeden, tava ateşe konmaz.
• Başkasının poposuyla yellenme!
• Besle kargayı, oysun gözünü.
• Boklu çamurluya mana bulur.
• Boş duranı kul da sevmez, Tanrı da.
• Cami ne kadar büyük olsa, imam yine bildiğini okur.
• Can yakanın canı yanar.
• Çalış kulum, ben vericiyim.
• Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.
• Çingenenin oynayacağı yerde davul patlar.
• Çingenenin oynayacağı yerde davul patlar.
• Çingeneyi an, değneğini yanına koy!
• Çitsiz bağ, olur dağ.
• Davulun sesi uzaktan iyi duyulur.
• Deli yapar, yakını utanır.
• Dişi köpek kuyruğunu sallamadan, erkek köpek yanına sokulmaz.
• Dumansız baca, kavgasız koca olmaz.
• Düğün kemiği ile köpek tavlanmaz.
• El gözü ile dünya görülmez.
• Eşeğe kızıp semerden art alınmaz.
• Fakiri öldürmektense, gömleğini al!
• Gündüz külahlı, gece silahlı.
• Güveyi toprağı, kaynana toprağından alınma imiş.
• Hacılık nasip olmayacak kişiyi, deve doruğunda yılan sokar.
• Her ağlamanın sonu gülmektir.
• Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi öbür dünya için çalış.
• İki çıkınım nerde, canım orda.
• Kadını yaşı, erkeğin maaşı sorulmaz.
• Kız evladı çürük mal.
• Kokuşmuş etin olsun, Bağdat’tan sinek gelir.
• Laf, insana söylenir.
• Maşa varken, elini yakma.
• Nasıl edersen, öyle bulursun.
• Ölmüş eşek, kurttan korkmaz.
• Sana taş atana sen ekmek at.
• Şaşkın ördek, kıçından gider.
• Tarlaya saban, koyuna çoban.
• Yeni zenginden korkulur.
• Zenginin parası, fakirin çenesini yorar.

BULGARİSTAN TÜRKLERİ

• Acemi nalbant, çoban eşeğinde öğrenir.
• Acıktın mı, çalmak günah değildir.
• Ağa, eşek değil ya!
• Ağza bak, süngüyle davran.
• Anası ne ise, danası da olur.
• Arı, baldan kaçmaz.
• Bağışlanmış eşeğin nalına bakılmaz.
• Bir ağaç, yemişinden anlaşılır.
• Bir Arap için, bütün Arabistan batmaz.
• Bulgara padişahlık olmaz, olsa da yakışmaz.
• Can boğazdan gelir.
• Çingene çalar, Kürt oynar.
• Deli kıza, her gün düğün-bayram.
• Et koldan, karı soydan, köpek mandıradan.
• Faydasız koyunu kurtlar yisin!
• Gençlik rezillik, ihtiyarlık maskaralık.
• Her söze kulak asma.
• İyilik yapan, kemlik bulur.
• Keçide de sakal var.
• Kurdu gören, bir bilir, görmeyen iki.
• Lafla pilav olsaydı, Tuna kadar yağ olurdu.
• Mal, sahibine benzer.
• Mühür kimde ise, Süleyman odur.
• Ne günlere kaldık, hey gazi hünkar: eşek silahtar oldu, katır mühürdar.
• Olgun armut kendi düşer.
• Ödünç alan elbette verecek.
• Padişah ekmeğini yiyor, Moskof’un duasını okuyor.
• Parasız erkek, odunsuz ocak.
• Sabır ile koruk pekmez olur, dut yaprağı atlas olur.
• Sağlık en büyük varlıktır.
• Sert atın binişi eyi olur.
• Şeytana mum yakılmaz.
• Tellal bağırmış: herkes kendi keyfine!

GAGAUZ 

• Aç ayı oyun oynamaz.
• Ağlatma bir kimsenin uşağını (çocuğunu), düşün kendininkilerini de.
• Akşamki öfkeyi sabaha bırak, akşamki işi bırakma.
• Alma(elma) fidanında ırak düzmez.
• Baca tütünsüz(dumansız) olmaz.
• Bin dostun varsa azdır, bir düşmanın varsa çoktur.
• Bu dünyada zordan zordur, boş kafa doldurmak.
• Can, tırnak altında durur.
• Çalışkan kula Allah yardım eder.
• Çok dolaşan, tez gelir.
• Dert derde uymaz.
• Dostlar üç çeşittir: para dostu, karı dostu, halis dostu.
• Dünya bir gemidir, akıl yelkeni, düşünce dümeni.
• Eşek ol, semer takacak çok.
• Ev karısız, adam parasız, ateşe yansın.
• Faydasız koyunu kurtlar yesin.
• Fena insandan ne iyilik beklersin.
• Gecenin gözü yoktur.
• Göz görür, can çeker.
• Hasta, döşekte düzelir.
• Horozsuz da sabah olur.
• Irzlıya dokun da geç, ırzsızdan sakın da geç!
• Islak, yağmurdan korkmaz.
• İki kapıya bakan köpek, aç kalır.
• İyi taşı, köşeye koyarlar.
• Kale,içerden alınır.
• Korkulu düşün, sonu hayırdır.
• Laf lafı açar.
• Mahkeme kapısı, kadıya mülk olmaz.
• Masallar çoktur, ucu yoktur.
• Meyhanede yazılan, cehennemde okunur.
• Nasreddin Hoca, ölü beygire gem takarmış.

DOBRUCA-KIRIM TATAR 

• Acele edip konuşma, dilini dişlersin.
• Qt borcuyla kız borcunu Tanrı öder.
• Baş ol da soğan başı ol!
• Bin tasa, bir kese doldurmaz.
• Can baldan tatlıdır.
• Cehenneme giden, yoldaş arar.
• Çok konuşan saçmalar.
• Çürüksüz koz olmaz.
• Davasını bilmeyene şahit olma!
• Dertli,deliden çok söylenir.
• Eklenen kuyruk, tez kopar.
• Et giren yere, dert girmez.
• Fakirin keçisi, tek doğurur.
• Garibe verilen selam, altın yerini tutar.
• Güneşe taş atılmaz.
• Her ağaç meyve vermez.
• Horoz ötmese de sabah olur.
• İçki, ocak söndürür.
• Kabahatin sahibi çıkmaz.
• Lokma karın doyurmaz.
• Meyvalı ağacın başı eğik olur.
• Nerde birlik, o yerde dirlik.
• Yiğit savaşta doğar.

KIBRIS TÜRKLERİ

• Aç köpek, fırın yıkar.
• Adam kıtlığında, keçiye Abdurrahman dayı derler.
• Ağır taş, köşe taşı olur.
• Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
• Ağzı südden yanan, yoğurdu öfürür de yer.
• Alışmış kudurmuştan beterdir.
• Allah bir kapıyı kaparsa, bin kapıyı açar.
• Altın kapı, gümüş kapıya muhtaç olur.
• Anasına bak, kızını al; kenarına bak, bezini al!
• Aş (aç) tavuk, (rüyasında) kendini buğday ambarında görür.
• At binenin, kılıç kuşananın.
• Ayranı yok içmeye, atla gider çeşmeye.
• Az verme arsız olur, çok verme yüzsüz olur.
• Aza kanaat etmeyen, çoğu hiç bulamaz.
• Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur.
• Bal tutan, parmak yalar.
• Çabuk hırsız, ev sahibini bastırır.
• Çok okuyan değil, çok gezen bilir.
• Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
• Dağdan gelir, dağ adamı, hasta eder, sağ adamı.
• Dayak cennetten çıktı.
• Demir tavında dövülür.
• Devlet malı deniz, yemeyen domuz.
• Dost kara günde belli olur.
• Ecel geldi mi baş ağrısı behane olur.
• El için kuyu kazan, evvela kendi düşer.
• Eşeğe “buban kim?” demişler,”at dayımdır” demiş.
• Eşeğini sağlam bağla, komşunu hırsız çıkarma!
• Evdeki hesap, çarşıya uymaz.
• Felek kimine kavun yedirir, kimine kelek.
• Gelin çıkmadık ev olur, ölü çıkmadık ev olmaz.
• Gözlenen göze diken batar.
• Hastaya çorba sorulmaz.
• Hayır edemeyecek hacıyı, devede yılan sokar.
• Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
• Hovardanın düşkünü, beyaz giyer kış günü.
• Kamıştan maşa, Arap’tan paşa olmaz.
• Tencere tekerlenir, kapağını bulur.
• Zararın neresinden dönsen kardır.

KOSOVA TÜRKLERİ

• Ağır söz veren çabık iş görür.
• Bayram kemiği ile köpek tavlanmaz.
• Bekar gözüyle kız, gece gözüyle bez alınmaz.
• Dilenci ekmek paralarını, bilgin söz parçalarını, toplar.
• Dilenci ekmek parçalarını, bilgin söz parçalarını toplar.

MAKEDONYA TÜRKLERİ

• Abdal tekkde Hacı Mekke’de bulunur.(Üsküp Yöresi)
• Balta kendi sapını kesmez.(Üsküp Yöresi)
• Boş çuval ayakta durmaz.
• Can çıkmadan huy çıkmaz.
• Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşmaz.
• Demir kızgın iken dövülür.
• Dilsiz olmak çok sülemekten daha iyidir.(Kalkandelen Yöresi)
• Evdeki esap (hesap) pazarda uymaz.
• Gör gütüm yolları iç soğuk suları.(Üsküp Yöresi)
• Hak kuvvetin üstündedir.(Vrapişte Yöresi)
• Horoz ölmiş, güzi çöplükte kalmış.
• İt ürer, kervan yürür.
• Kızım sana söylüyorum gelinim sen işit.
• Kurt dumanlı avayı (havayı) sever.
• Kuru yanında yaş da yanar.
• Mal, can yongasi.
• Misfir umduğunu değil, bulduğunu yer.
• Sabır acıdır meyvesi tatlıdır.
• Sütten yanan yoğurdu üfürür.
• Ucuz etin çorbası tatsız olur.
• Üküz üldi, ortaklık bozuldi.
• Yalancının evi yanmış, çimse inanmamiş.

YUGOSLAVYA TÜRKLERİ

• Aç gözünü, açarlar gözünü.
• Adam adamdan korkmaz, ama utanır.
• Adı vardır, sedası yoktur.
• Ağaçtan maşa, çingeneden paşa olmaz.
• Ağır taş, yerinden oynamaz.
• Ağzı sütten yanmış, yoğurda üfler.
• Akan su durulmaz.
• Araba kırıldı mı, yollar bulunur.
• Balık denizde, tava ateşte.
• Bükülmeyen eli öp!
• Can çıkar, huy çıkmaz.
• Cücenin sakalı olmaz.
• Çalgısız düğün olmaz.
• Çavdar unundan baklava olmaz.
• Dağ adamı, hasta eder sağ adamı.
• Dokuz yutkun, bir söyle!
• En büyük varlık sağlıktır.
• Evli adam, gailesiz olmaz.
• Felek kimine kürk giydirir, kimine yelek.
• Fena söz gezer, gene kendi başına konar.
• Geceler gebedir.
• Gün, sabahtan belli olur.
• Hareket olmadıkça, bereket olmaz.
• Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.
• Irmak kenarında çeşme yapılmaz.
• İki at, bir kazığa bağlanmaz.
• İnsana söz, hayvana kötek.
• Kaçanın anası ağlamaz.
• Kendi işini kendisi gören kazanır.
• Laf, koz kabuğunu doldurmaz.
• Lodosa kar dayanmaz.
• Maşa varken, elini yakma!
• Ne yavuz ol, asarlar, ne muti ol, basarlar.
• Nice yedisi, öyle yetmişi.
• Olacağa çare yoktur.
• Öğülen bağa, ufak sepetle git!.
• Önce hesap, sonra kasap.
• Para, parayı çeker.
• Pireden yağ çıkmaz.
• Sağır duymaz, uydurur.
• Şaşkın misafir, ev sahibini ağırlar.
• Tatlı söz unutulur, acı söz unutulmaz.
• Ucuz çorba dilini yakar.
• Üzümünü ye bağını sorma!
• Vakıtsız açılan gül, çabuk solar.
• Vermeden mabut, neylesin Mahmut?
• Yapamayacağın iş için kimseye söz verme.
• Zanaat, altın bileziktir.

Balkan Ülkelerinden Bilge Sözler

                                ARNAVUTLUK

• Akıl, dayağın önüne geçer ama; cesaret, cesaretse aklın önünde gitmelidir.
• Akıl, insanın külahında bir çividir, yumruk yemeden içine girmez.
• Bir adam geride küçük çocuklar bırakırsa, ölmemiş gibi olur.
• Birisi var ki onunla tokalaştıktan sonra kendi parmaklarını say.
• Borç verirsen ya paranı, ya dostunu kaybedersin.
• Çabuk gelen kötü şans, geç gelen iyi şanstan iyidir.
• Fareye göre kedi aslandır.
• Fikirlerini değiştirenler, fikirsiz kalırlar.
• Misafir misafiri, ev sahibi hiçbirini istemez.
• Ödünç veren, ya parasını kaybeder, ya da düşman kazanır.
• Sen çalış, işine alış, rızkın dişine kendi gelir.
• Şeytana da bir mum dik ki, sana zarar vermesin.
• Yalancının unutmasını bekleyin, sonra ona sorun.
• Akıl dayağın önüne geçer ama! Cesaret, cesaretse aklın önünde gitmelidir.
• Akıl kişinin kafasında bir çividir, yumruk yemeden kafasına girmez.
• Akıl, kişinin başında (KÜLLAHINDA) bir çividir, yumruk yemeden kafanın içine girmez.
• Akıllı başta aptal saçın işi ne?
• Araba kırılınca yol gösteren çok olur.
• Borç veren ya para kaybeder, ya da düşman kazanır.
• Borç verirken ya paranı, ya dostunu kaybedersin.
• Borç verirsen ya parayı ya da dostunu yitirirsin.
• Çabuk gelen kötü şans, geç gelen iyi şanstan iyidir.
• Dilinden bülbül, kalbinden katil.
• Evin içindeki güneş, dışarıdakilerden daha iyi ısıtır.
• Fareye aslan nedir demişler, kediyi göstermiş.
• Fikirlerini değiştirenler fikirsiz kalır.
• Her zaman gülen aptal, gülmeyen mutsuzdur.
• Kasabı sormadan hesabı yapma.
• Misafir misafiri, ev sahibi hiç birini sevmez.
• Rehberin yoksa asana güven.
• Sık sık fikir değiştiren, fikirsiz kalır.
• Tanrı’dan korkan, insanlardan korkmaz.
• Tanrı’dan korkan insanlardan korkmaz.
• Tavuk bile su içerken göğe bakar.
• İhtiyacın olduğu sürece domuza amca de.

                                              BOŞNAK 

• Dilsizin dili yalancının dilinden iyidir.
• Senin için yalan söyleyen, sana da yalan söyler.
• İnsan taştan pek, yumurtadan zayıftrı.
• Şeytan bile söylendiği kadar kara değildir.

BULGARİSTAN

• Acele kancık, gözsüz doğurur.
• Aç köpekle sürü beklenmez.
• Aç köpekle sürü beklenmez.
• Adını an, sopaya davran.
• Akıl parayla satılmaz, yine de değeri büyüktür.
• Aktır yüzü, götürür denizi.
• Aldım kuşunu (yavrusunu) neyleyim yuvasını.
• Allah kardeşi kardeş, kesesini ayrı yaratmış.
• Altın anahtar, demir kapıları açar.
• Altın leğenin, kan kusana ne faydası var.
• Anacığım, sen beni kısmetimle doğur da, sonra çöplüğe at.
• At beslenirken, kız istenirken.
• Atılan ok geri dönmez.
• Ayıyı vurmadan postunu satmayın.
• Ayranı yok içmeye, atla gider sıçmağa.
• Bağ dua değil, çapa ister.
• Bayramda borç ödeyene ramazan kısa gelir.
• Bayramdan sonra, bayramın mubarek ola.
• Bir ama pir.
• Bir ama pir.
• Bir çıplağı bin zırhlı soyamaz.
• Bir kafada iki külah olmaz.
• Biri kör, öteki hiç görmüyor.
• Biri ölmeye çalışıyor, diğeri koynunda ekmek arıyor.
• Biri sefada, biri cefada.
• Boklu çamurluya mana bulur.
• Boklu çamurluya mana bulur.
• Bu dünya bir çarkı felektir, aşk olsun çevirene.
• Burnunu sıksan canı çıkar.
• Büyük ambar, küçük ölçekle dolmaz.
• Büyük ambar, küçük ölçekle dolmaz.
• Çoğu arayan, azı da bulamaz.
• Çok sıkınan kadın, cılız doğurur.
• Çürüksüz koz olmaz.
• Dağın kulağı var, avlunun dayağı var.
• Delilere çan takmağa kalksalar, demirin okkası yüz kuruşa çıkar.
• Diri insana ağlanmaz.
• Dokuz kurda bir hurda.
• Dost, kötü günde belli olur.
• Dul kadına, etekleri bile düşmandır.
• Düğünden sonra kına.
• Eğri giren, ölü çıkar.
• Ekmediğin yerde biter.
• Etek ıslanmadan, balık avlanmaz.
• Eti tadan çoban köpeğinden hayır gelmez.
• Etin yumurtası iki sarı görünür.
• Evde ihtiyarın yoksa satın al, varsa sat.
• Gelini soydan, köpeği sayadan al.
• Gökteki yıldızları değil, yerdeki sürülerini bir kez daha say.
• Gülemeyen güldüğünü sanır, gülemediğini anlayınca da güleni kıskanır.
• Güler yüz, altından anahtardır.
• Güneş balçıkla sıvanmaz.
• Halep ordaysa, arşın burada.
• Halk eski un çuvalıdır, vurdukça tozar.
• Halkın sesi, hakkın sesidir.
• Hangi kör istemez dünyasını görmeyi.
• Hem karnı tok, hem çörek bütün.
• Her gördüğüne baba dersen, vay ananın haline.
• Her gün bayram olsa, çingene kolayca doyar.
• Her gün papaz yağlı yemez.
• Hoca bildiğini okur.
• Islanmışın, yağmurda korkusu olmaz.
• İşlemeyen dişlemez.
• İyilikle olmazsa, zorla dene.
• Kabültü luptü, kol bacak hepsi de hocaya kalacak.
• Kader sana küserse, sen çalışmayla barış.
• Kadın evin süsüdür.
• Kadınsız ev, kovasız pınara benzer.
• Kadınsız evi, parasız erkeği vur ateşe yansın.
• Kafamı kesseler bir damla kanım akmaz.
• Kardeş kardeşin onduğunu da istemez, öldüğünü de istemez.
• Karşındaki böceğe ayı gibi davran.
• Kel başa şimşir tarak.
• Kısmeti olan, bahtiyar olur.
• Kış güneşine, kadın gülüşüne inan olmaz.
• Kız kundakta, çeyiz sandıkta.
• Kızım, kınalı kuzum, gelin, acı pelin.
• Kimisi ziyarete, kimi ticarete gelir.
• Kişi refikinden sorulur.
• Kişiyi bilmek istersen, eline fırsat ver.
• Kocasız kar, beysiz arı.
• Kör boğaz doymak bilmez.
• Kör satıcının, kör alıcısı bulunur.
• Körden göz umar.
• Kötü insandan iyilik beklenmez.
• Kurnaz tilki, arka bacağından tutulur.
• Kurt eniği köpek olmaz.
• Kuru boktan yağ sızırır.
• Kuru sağlık, her gün ölüm.
• Küçük suda büyük balık barınamaz.
• Ölümün yanında ağır hastalığa razı olunur.
• Sağlık olmadıktan sonra varlık olmuş neye yarar.
• Sakalı olan tarağını yanında taşır.
• Senin dökecek şarabın varsa, benim kıracak kafam yok.
• Sıçanların düşündüğünü, kediler bozar.
• Sonradan görmeden, allah korusun.
• Suya delik açılmaz.
• Ta burama kadar, geldi.
• Te su, te Allah.
• Torbada ne varsa, çorbada da o vardır.
• Tut kelin perçeminden.
• Uyuz uyuzu sıvata bulur.
• Yağar, eser yolcu havası.
• Yaptın hayırı, çık bayırı.
• Yaya olan atlıdan hoşlanmaz.
• Yazın çalan, kışın oynar.
• Yoksullar olmasa, zenginleri köpekler bile yemez.
• Zahmetsiz rahmet olmaz.
• Zaman, samanı satar.

                                         KARADAĞ 

• Kış insanı ya dişiyle ısırır ya da kuyruğuyla kırbaçlar.

MACARİSTAN

• Adem elmayı ısırdı, bizim dişlerimiz hala ağrır.
• Aşkta da rüyadaki her şey mümkün.
• Bir tanrın ve birçok dostun olsun.
• Baykuş her zaman oğlunun şahin olduğuna inanır.
• Daima nazik olmaya bak, sevilirsin..Kabalığın zararını görmek için kulağının çekilmesini bekleme, o zaman üzüntüden ölürsün.
• Dikkatsiz bir adamın karısı, yarı yarıya dul sayılır.
• El yumruğu yemeyen, kendi yumruğunu değirmen taşı sanırmış.
• Etin bekçiliğini, köpeğe bırakma.
• Evlenme, uzun bir pazarlıktır.
• Geciken adalet, adaletsizlik getirir.
• Hiçbir şeyi olmayan, zengin insandır.
• Para ile alınmış iltifat, süslü bir yalandır.
• Tutkunun bittiği yerde, mutluluk başlar.
• Bir Tanrı’n ve bir çok dostun olsun.
• Borç, eskise de armağan değildir.
• Dalkavuk gizli düşmandır.
• Dikkatsiz bir adamın karısına dul desen yeridir.
• El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanırmış.

                                   ROMANYA

• Bekleyen adama her şey gelir.
• Biri siz bir kez aldatırsa suç onundur. İki kez aldatırsa suç sizindir.
• Biri sizi bir kez aldatırsa suç onundur, iki kez aldatırsa suç sizindir.
• Biri sizi bir kez aldatırsa suç onundur. İki kez aldatırsa suç sizindir.
• Böbürlenme tavsiye değildir.
• İnsan, insanla alay eder ama, şeytan herkesle alay eder.
• İnsan,korktuğundan kaçamaz.
• Lafla çorba pişirilmez.
• Yemeğe gelince kurt, çalışmaya gelince kütük.
• Zengin hata yapar, fakir özür diler.

                             YUGOSLAVYA (SIRP) 

• Açgözlü babanın oğulları hırsız olur.
• Akıllılar düşünürken, budalalar kale alırlar.
• Akıllıya öğüt vermek kolaydır.
• Belasını arayan kişiden kötüsü yoktur.
• Bir insanı tanımak istersen, eline kudret ver.
• Bir şekilde (biçimde) doğar bin şekilde (biçimde) ölürüz.
• Bir şekilde doğar, fakat bin bir şekilde ölürüz.
• Bir şekilde doğar, fakat bin şekilde ölürüz.
• Bir şekilde doğar, fakat binbir şekilde ölürüz.
• Buğday tanecikleri ekmek, taş parçaları kale yapar.
• Çocuk ne mi yapar? Babalarından gördüklerini.
• Denizcinin udtalıpı fırtınalı havada belli olur.
• Denizcinin ustalığı fırtınalı havada belli olur.
• Dilini yakan ve şirketine çorbanın sıcak olduğunu söylemeyen dürüst biri değildir.
• İhtiyaç dışı harcamalar kaybetme riski taşır.
• İhtiyar köpek boşuna havlamaz.
• İnanmak araştırmaktan kolaydır.
• İnsandan utanması kalmayan, Allah korkusunu da kaybedecektir.
• İnsanlar balık gibidir, balık sudan çıkınca, insan insanlığından çıkınca ölür.
• İnsanlar balık gibidir, balık sudan çıkınca, insan insanlıktan çıkınca ölür.
• İyi işler en iyi ibadettir.
• Kadınlar ancak bilmediği şeyleri gizli tutarlar.
• Kadınlar çocuk gibidir, hayır demekten hoşlanırlar, bazı erkeklerde bu sözü ciddiye alırlar.
• Kadınlar çocuk gibidir, hayır demekten hoşlanırlar, bazı erkeklerde bu sözü ciddiye alır.
• Kardeşe kardeş gibi muamele etmeyen, bir yabancıya efendi demek zorunda kalacaktır.
• Kedi beslemeyen, sıçan besler.
• Kendini kalkındırmak isteyen, önce devleti kalkındırmalıdır.
• Kendini kalkındırmak isteyen, önce devleti kalkındırmalıdır.
• Kişiler balık gibidir. Balık sudan çıkınca, kişi insanlıktan çıkınca ölür.
• Mutluluk ve mutsuzluk her zaman beraberdir.
• Nefreti nefretle değil, nefreti saygı ile yok etmek hünerdir.
• Nefreti nefretle değil, nefreti saygıyla yok etmek hünerdir.
• Savaş birilerinden alıp ötekilere götürür.
• Tane tane bir demet, taş üstüne taş bir kale.
• Yalnızlık Tanrı’yı içinde barındırır.
• Yol kenarındaki ağaç kolay yıkılır.
• Ziyan, en akılsızın bile gözlerini açar.

YUNANİSTAN

• Acıkmayan insan, ekmeğin ne olduğunu bilmez.
• Ağa ile şeytan, ikiz kardeştir.
• Ağa kor gibidir, yakamazsa karalar.
• Ağa kömür (kor) gibidir, yakamazsa karalar.
• Ağanın kurşunu, yağ gibi üste çıkar.
• Aile ocağı sevgili, aile ocağı en iyidir.
• Akıllı adam kabına uyan su gibi duruma uymasını bilmelidir.
• Akıllı adam, kabına uyan su gibi, hale uymasını bilmeli.
• Akıllı bir kimsenin memleketi, bütün dünyadır.
• Akıllı kimsenin yurdu, bütün dünyadır.
• Akıllıların en akıllısı bile hata yapabilir.
• Akılllı kişi kabına uyan su gibi, duruma uymasını bilmelidir.
• Arayan, bulur.
• Aşk gece dolaşır.
• Ateşi ateşle söndüremezsin.
• Atı şişmanlat ki, ayağı toprağı şişmanlatsın.
• Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz.
• Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz.
• Azizlerde mucize ister, korku yaratmak için.
• Başaranın çok arkadaşı olur.
• Başkasını susturmak için, önce kendiniz susunuz.
• Başlangıç bütünün yarısıdır.
• Beddualar tavuklar gibidirler, tünemek için geri gelirler.
• Bela tavuk gibidir, eve tünemek için dadanır.
• Beni şeytan almazsa, ben onun ensesine binerim.
• Beyaz saç, aklın değil yaşın işaretidir.
• Beyaz saç, aklın değil yaşın işaretidir.
• Bezgin halk, azgın deniz gibidir.
• Bildiğin işi yap yoksa rezil olursun.
• Bin umut vermektense, bir iş yapmak daha iyidir.
• Binlerce kişi bir araya gelse, çıplak bir insanı soyamaz.
• Bir ağaç, her zaman meyve vermez.
• Bir el diğerini yıkar.
• Bir işin geç olması, hiç olmamasından iyidir.
• Bir tek adam her şeyi göremez.
• Bir umut vermektense bir iş yapmak daha iyidir.
• Bugün iyi yaşayayım; yarın ne olacağımı kimse kestiremez.
• Cehenneme giden yolda yürümek çok kolaydır.
• Cehenneme giden yolda yürümek kolaydır.
• Deve dize gelmezse, üzerine yük vurulmaz.
• Dışarıdan koyun, içeriden kurt.
• Dil, kılıçtan daha etkili bir silahtır.
• Dilin kemiği yoktur ama, kemik kırar.
• Dostunun düşmanınmla arkadaşlık, edersen dostunu kaybedersin.
• Eğer konuşalım dersen, sen söyle bende söyleyeyim.
• Eğitim aklın asma yaprağıdır.
• En büyük fedakarlık zamandan yapılan fedakarlıktır.
• En büyük özveri zamanında yapılan özveridir.
• En iyi akıl hocası zamandır.
• Eşek horoza koca kafalı demiş.
• Fakir elbisesinin zevkini üç defa sürer; bir yeni aldığında, bir eskidiğinde, bir de yamalı iken.
• Fakir hakkını alabilmek için; önce haklı olmalı, sonra söylemesini bilmeli, sonra da onu dinleyecek olanı bulmalı.
• Fakirler acıkmadan, zenginler doymaz.
• Fakirlik, kavgayı getirir.
• Gıpta edilmek, acınmaktan yeğdir.
• Güvenmemeyi unutma.
• Hak yenilir ama hazmedilemez.
• Hak yenir ama hazmedilemez.
• Hak yenir fakat hazmedilmez.
• Hak, yenir ama hazmedilemez.(sindirilemez)
• Hamur yoğurmak istemeyen, beş gün un elermiş.
• Hamur yoğurmak istemeyen, beş gün un elermiş.
• Hamur yoğurmak isteyen, beş gün un elermiş.
• Hata işlemeyenin kanuna ihtiyacı yoktur.
• Hayat talihliler için kısa, talihsizler için uzundur.
• Hayat talihliler için kısa; talihsizler için uzundur.
• Hazlar geçici, erdem ise sonsuzdur.
• Hediye bazen ilahları bile ikna eder.
• Her insan kendi servetinin mimarıdır.
• Herkesten korunabilirsin, uşaklarından asla.
• Hiç kimseye, hayatının sonu gelmeden mes’ut deme.
• Huzur içinde kuru ekmek yemek, kavga ederek balık yemekten iyidir.
• Işık söndürülünce, bütün kadınlar aynıdır.
• İhtirasın sonu, nedamettir.
• İhtiyarlar, iki kez çocukturlar.
• İktidar, iktidara düşkün olmayanlara teslim edilmelidir.
• İlahlar, yok edeceklerini ilk önce deli ederler.
• İmkansızlıklar, yalnız aptalların sözlüğünde bulunan bir kelimedir.
• İnsan bir cesedi sürükleyen küçük bir ruhtur.
• İnsan hiçbir zaman başarıya doymaz.
• İster evlenin, ister evlenmeyin sonunda pişman olacaksınız.
• İşleyen demir her zaman ışıldar.
• İte ot, ata et verilmez.
• İyi ev kadını, iki kişilik yemeği üçe taksim edendir.
• İyi kaptan fırtınada belli olur.
• İyi olmak isterseniz, ilk önce kötü olduğunuza inanın.
• İyi yazar olmak isteyen, daima okuyup yazmalıdır.
• Kader, kendisine boyun eğenlere daima yol gösterir.
• Kadınlarla karpuzları seçmek şans işidir.
• Kafası bir piskoposun (hocanın) düşünceleriyle dolu, gönlü bir değirmencininkiyle eş.
• Kafası piskoposun düşünceleri ile dolu, fakat gönlü bir değirmencininkinden farksız.
• Karılar ve karpuzlar şans eseri seçilirler.
• Karşısına duvar çıkan kör, dünyanın sonu geldi zannederler.
• Kendi kendini tanı, aşırılığa kaçma.
• Kendine hürmetli ol ki, hürmet gör.
• Kısa konuşma, çok hikmet içerir.
• Kim kıskanırsa kördür, kim nefret ederse sağırdır, kim kızarsa topaldır, yalnız kim severse onun her şeyi tamdır.
• Kim kıskanırsa kördür, kim nefret ederse sağırdır, kim kızarsa topaldır. Yalnız kim everse onun herşeyi tamdır.
• Kimi yazar ve inler, kimi kafayı çeker.
• Kişilik uzun süreli alışkanlıktır.
• Korku mantıktan daha kuvvetlidir.
• Korku, mantıktan daha kuvvetlidir.
• Kör, samanlıkta iğne ararmış, sağır da sesini duydum dermiş.
• Körler diyarında tek gözlü kraldır.
• Kötü dilek, en çok dileyene kötülük verir.
• Kullandığınız kelimeler nasıl yaşayacağınızı belirler.
• Kütüphane aklın eczanesidir.
• Olanaksızlık, yalnız aptalların sözlüğünde bulunan bir sözcüktür.
• Öfkeyle söylenen tek söz, tüm hayatı zehir eder.
• Öğüt gecede yatar.
• Özgürlüğe, onu hergün elde edebilen layıktır.
• Para her kapıyı açar ama, kilitleyemez.
• Pirinç yenildikten sonra, tozu getirir.
• Rüşvet yemek hırsızlık kadar fenadır.
• Sıra bugün bedeyse yarın sende.
• Sol elin sağ elinden habersiz olsun.
• Son gününü görmeden hiç kimseye “mutlu olmuş” denemez.
• Sukut kadınların süsüdür.
• Şanslı kişi çakıl ekip patates devşirir.
• Talihsizliklere tahammül edemeyen, cidden talihsizdir.
• Tanrı’lar çok çalışana her şeyi bahşeder.
• Tavuk başka yere gıdaklar, başka yere yumurtlar.
• Tok ekmek der, aç ekmekçik.
• Umut yoksa gönül paramparça.
• Uyku, insanı huzura kavuşturan yegane ilaçtır.
• Varlıklı bir kadınla evlenen bir erkek, gerçekte bir kadına değil, efendiye kavuşur.
• Yanlış yapmayanın yasaya gereksinimi yoktur.
• Yardım et bana fakir kardeş, yardım et ki sana benzemeyeyim.
• Yaşamak için sanat öğren, zengin olmak için hile.
• Yoksul hakkını alabilmek için, önce haklı olmalı, sonra söylemesini bilmeli, daha sonra da kendisini dinleyecek birirni bulmalı.
• Yurdun dumanı yabanın ateşinden iyidir.
• Zaman en iyi öğütçüdür.
• Zaruretler, en aptal insanları bile akıllı yapar.
• Zengin kadınla evlenen fakir erkek, bir karıya değil, bir efendiye kavuşmuştur.

Hind Düşünürleri: Patanjali

Bağlılık (raga) zihnin, zevkin bilgisinin ortaya çıkışını takip eden bir modifikasyonudur. 
Bilginin perdesinin ve kusurunun ortadan kalkmasıyla, sonsuzun doğası gereği neredeyse bilinecek hiçbir şeyin olmadığının farkına varılır.
Bir objenin sadece özü, kendi şekli bile yok olarak, olduğu gibi ortaya çıktığında, bu değerin konsantrasyon durumuna samadhi denir.
Bozulmamış, ayırt edici bilgi, bu birliktelikten özgür kalmanın yoludur.
Cehalet, acı getireni mutluluk getiren gibi algılamaktır. 
Cehaletten doğan ben Merkezcilik veya ego, zihni saf bilinç olarak algılamaktan kaynaklanır. 
Düşüncelerinde ve eylemlerinde saflaş. Saflaş ki öz doğana kavuşabilesin.
Gerçek özgürlükte her şey öz formundadır.
Görünenin esas niteliği sadece öze hizmet etmektir.
Hangi nitelikteki objelerle bir arada bulunursan senin içinde o nitelikler daha çok tezahür eder.
Hayatta yaşadığın deneyimlerin ve yaptığın diğer pratiklerin ardından yoga pratiği başlar. 
Hoşlanmama, nefret zihnin, acı verici deneyimlerinin sonucu olarak oluşan bir modifikasyondur.
İnsan aydınlandığında eve döner.
Karmanın kaynağı yanılgıların gerçek gibi algılanmasıdır.
Kişi modifikasyonları kontrol edemediği zamanlarda, modifikasyonlara göre kişilik sergiler. 
Ne olduğunu anlamak istiyorsan ne olmadığına bak.
Nesne ve kişinin özü arasındaki ilişki sebebiyle kişi, nesnelerin ve kendinin gerçek doğasını ve ardındaki gücü algılar.
Objelerin olmasına imkan veren neden, temel (bir arada tutan sebep), sonuç ve bahanenin yok olmasıyla, arzuların kendisi de yok olur.
Sen geçici olanda geçici olmayanı arıyorsun. 
Yaşadığın bütün deneyimlerin amacı seni gerçeğe götürmektir. 
Zaten sen kendin sürekli değişirken, kalıcı mutluluğa götürebilir ki?
Zihnini kontrol eden, her şeyi kontrol eder.

 

Hind Düşünürlerinden Seçme Sözler

Eski Yunan yerine Hint Düşüncesine yoğunlaşmış olsaydık keşke..

İnönü: eski Yunan
Ecevit: eski Hint

BUDA

Eğer şiddet yoluyla var oluyorsa, o kişi iyi değildir; Öte yandan kanunu koruyan, akıllı olarak var olan kişi, doğruyu yanlışı ayırt eder, bilgilidir ve başkalarına yol gösterir; böyle kişiye bilge denir.
Çok konuşan kişi bilgisiz demektir. Sabırlı olan, nefret ve korkudan uzakta olan kişiye ise bilge denir.
Çok konuşan kişi Bilge değildir.
Bir insanın saçının beyazlaşması onun saygıya değer olduğunu göstermez; onun belki yaşı çok ileridir, fakat ona boşa yaşlanmış denir.
Doğru davranan, erdemli, merhametli, kendini kontrol eden, ılımlı, aynı zamanda kirlilikten uzak ve bilgili kişiye bilge denir.
Kıskanç, cimri, sahtekar adam, sadece çok konuşmakla veya görünüşünün güzelliğiyle saygıya değer bir hale gelmez.
Bütün bu kusurları kökünden söküp atan kişi, nefretten kurtulduğu ve bilgili olduğu zaman, ona bilge denir.
Sürekli yalan söyleyen disiplinsiz kişi, sadece kafasını kazıtmakla bilge olamaz, tutkusuna ve aç gözlülüğüne esir düşmüş bir kimse hiç bilge olabilir mi?
Büyük olsun küçük olsun bütün kötülükleri susturan kişiye bilge denir; çünkü bütün kötülükleri susturmuştur.
İyiliğin ve kötülüğün üstünde olan, bu dünyayı dikkatle yaşayarak geçen namuslu kişiye bilge denir.
Sessizliğin nedeni aptallığı ve cehaleti ise o kişi bilge değildir. İyiyi seçip kötüyü bırakan, dengeli ve bilgili kişi gerçek bir bilgedir; o bu dünyada doğruyu yanlışı tartarak yaşar.
Yaşayan varlıklara zarar veren kişi bilge değildir; yaşayan varlıklara merhamet duyan kişiye bilge denir.
Sadece disiplin ve ant içmekle, çok öğrenmekle, kendinden geçmekle, tek başına uyumakla değil bütün dünyevi işlerden terk ve feragat yoluyla mutluluğu yakalarım. Tutkularını söndürmüş kişi güvende demektir.
Kaynak: Buda, Dhammapada, İş Bankası Kültür Yayınları. ss. 27-29

Budist kutsal kitapları bilge bir kişinin genellikle iyi bedensel davranış, iyi sözel davranış ve iyi zihinsel davranışla donatıldığını öğretir. (AN 3:2)

Akıllı bir insan yapması hoş olmayan ancak iyi sonuçlar veren eylemler yapar, yapması hoş olan ancak kötü sonuçlar veren eylemler yapmaz (AN 4:115).
Bilgelik kişinin kendi seçimi olan cehaletin zehiri için panzehirdir.

Buda, bilgelik konusunda çok şey söylemiştir:

Bir vakayı zorla tahkim eden kişi, bu nedenle haklı değildir. Ancak bilge adam, doğru ile yanlış arasında dikkatlice ayırım yapan kişidir.
Başkalarına şiddet kullanmadan, dürüst ve adil bir şekilde liderlik yapan kişi, gerçekten de bilge ve dürüst bir adalet koruyucusudur.
Sadece çok konuştuğu için kişi bilge değildir. Ancak sakin olan ve nefret ve korkudan arınmış olan, kesinlikle bilge bir adam olarak adlandırılır.
Aptal ve cahil ise, yalnız başına sessizlikle kişi bilge olmaz. Fakat, bir teraziyi elinde tutması gibi, iyiliğini alıp kötülüğü küçümseyen kişi bilgedir; o gerçekten de bu yüzden bir bilgedir. Hem iyiyi hem de kötüyü gerçekte olduğu gibi anlayan, gerçek bir bilge olarak adlandırılır.
Kendini empoze eden üç tozlu zehirle kapsanan (açgözlülük, öfke, cehalet) öz-doğa orijinal yüce bilgeliğini (Buda-doğası) ortaya çıkarmak için, Buda, öğrencilere, açgözlülüğü cömertlik ve disipline, öfkeyi nezaket ve meditasyona ve cehaleti bilgeliğe dönüştürerek uygulanan üç aşamalı eğitim verdi.

TAGORE

Bilim insanın yaşamından daha değerli bir şeyi yoksa insanın yaşamının da bir değeri yoktur.
Çimen topraktaki kalabalığını ara ara, ağaç gökteki yalnızlığını…
Geçmiş her zaman bizimledir, bir zamanlar gerçek olan bir şey asla yok olmaz.
Gölgesinde asla oturamayacağını bilerek ağaçlar diken bir insan, en azından yaşamın anlamını çözmeye başlamıştır.
Güneş olamazsan yıldız ol, ama gökteki en parlak yıldız sen ol.
Güneşi gözden kaçırdım diye ağlarsan, yıldızları da göremezsin.
Sevincin kapaklarını acıların anahtarları ile açacağız.
İyilik ve kötülük kavramlarını aklından çıkarma, başkalarının sözleri, eylemlere seni etkilemesin. Modern dünyanın göz alıcı yapaylıkları seni bozmasın. Yalın ve düz bir yaşam sür, Zenginin sarayına da, yoksulun kulübesine de gönül rahatlığıyla açık alınla girer.
İyilikle kötülüğün çekiştiği çok saatler geçirdim; ama şimdi boş günlerimin arkadaşı hoşlanıyor kalbimi kendine çekmekten; hangi faydasız saçmalık için gelmiş bu çabuk çağrı, anlamıyorum.
Her yeni doğan çocuk, tanrının insanlardan umudunu kesmediğini gösterir.
Hey güzellik aşkta gör kendini, aynanın övgüsünü bırak.
Hiçbir şey saklamadan, hayatımı apaçık önüne serdim. Bu yüzden seçemiyorsun beni.
İnanç, şafak hala sökmemişken ışığı hisseden bir kuştur.
İnsanlardan saklanmak mı istiyorsunuz, hayatınızı apaçık önlerine serin ve çözemesinler sizi!
İstediğin zaman ışığı söndür, senin karanlığını da tanır ve severim.
İştahın yok diye, yemeğine kızma.
Kelebek ayları değil anları sayar ve yeterince de vakti vardır.
Kimse bize ait değildir
Kuş, bir bulut olayım, ah! diyor, bulutun dileği ise bir kuş olmak.
Mutlu olmak çok basittir ama basit yaşamak çok zordur.
Mutluluğun kabullenmeyle, mutsuzluğun beklentiler ve hayatın tutturduğu yol arasındaki mesafe ile çok ilgili olduğunu öğrendim.
Mümkün gayrı mümküne sorar: sen nerede oturursun? Öbürü cevap verir: acizim rüyalarında.
Ölü sözcüklerin tozu senin üzerine asılı kalıyor. Ruhunu sessizlikle yıka.
Ölüm kapını çaldığı gün ona ne ikram edeceksin?
Yapraklarını koparmakla güzelliğini toplayamazsınız çiçeğin.
Sakin sakin otur yüreğim, toz kaldırma. Bırak, dünya sana gelecek yolu, kendisi bulsun.
Toprağın esaretinden kurtulmak ağaç için bir özgürlük değildir.
Uyudum, rüyamda hayatın sevinç olduğunu gördüm, sonra uyandım, hayatın görevli olduğunu anladım. Çalışmaya başladığımda bir de baktım, görev de sevinç olabiliyormuş.
İnsan, hayvansal isteklerle, manevi özlemler arasında yaşayan bir Sınır boyu yaratığıdır. Yalnızca doğa isteklerine göre ayarlanmış hayat ona huzur veremez.
Yanlış, güçlenmekle hiçbir zaman doğru hale gelmez.
Yıldızlar ateşböceği zannedilmekten korkmazlar.
Yükseklere uzan, yıldızlar senin içinde saklı yatıyor. Yürekten hayal et, hedeflerin öncesinde hayaller geliyor.
Zarif bir yağmur damlası fısıldadı yaseminin kulağına: daima yüreğinde tut beni, ne olur! Yasemincik, ama ben diyebildi iç geçirdi derinden, usulca ve sonra toprağa düşüverdi.

 

Mahatma Gandi

 

Acı çeke çeke öğreneceğiz!. 
Altın prangalar, demir olanlardan daha çok canınızı yakar. 
Amaçlar hiçbir zaman geri çekilmezler. Memnuniyet, ona ulaşmakta değil, ona ulaşmak için sarf edilen çabadadır. 
Basit bir hayat sür ki, başkaları da var olabilsin. 
Ben kimseden beni izlemesini istemiyorum. Herkes kendi içindeki sesi takip etsin yeter.
Bu çağın ihtiyacı ortak bir din değil, farklı dinlere bağlı insanlar arasındaki karşılıklı hoşgörü ve saygıdır. 
Bu evrende hiç kimse üstün ya da değersiz değildir. 
Dinler aynı noktada birleşen farklı yollardır. Aynı amaca ulaşacak olduktan sonra, farklı yolları seçmemizin bir önemi yoktur. 
Doğuştan gelen, kendiliğinden oluşan üstünlük gibi bir kavram olamaz. Tüm kalbimle inanıyorum ki tüm insanlık eşit doğar. 
Dünya herkesin ihtiyacını yetecek kadarını sağlar, hırslarına yetecek olanı değil. 
Dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun. 
Düşünceyi engellemek, zihni engellemeye çalışmak gibidir. Bu, rüzgârı engellemekten daha zordur. 
Efendileri tarafından ona değersiz olduğu öğretilmiştir. 
Gerçek eğitim, insanın kendisindeki en iyiyi ortaya çıkarması içindir. 
Gerçek zafer, tüm gücünüzle çabalamaya devam etmekte yatar. 
Gördüğünüz en fakir veya en güçsüz insanın yüzünü gözünüzün önüne getiren ve atmayı düşündüğünüz adımın bu kişiye bir fayda sağlayıp sağlamayacağına karar verin. Adaletsiz rejimi adaletle yıkın, alkışların karşısına kansız ellerinizle çıkın. 
Her sabah uyandığımda kendime söz verdim; Dünya üzerinde vicdanımdan başka kimseden korkmayacağım. Kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği, adaletle yıkacağım. 
İnsanlığın sonunu getirecek olan şunlardır; İlkesiz siyaset, çalışmadan sahip olunan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlaktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini yok sayan bilim, vicdandan yoksun bir din anlayışı. 
Kendin için bir şey yapmayacaksan kim yapacak? Başkası için bir şey yapmadan yaşamanın ne anlamı var? Şimdi yapmayacaksan ne zaman? 
Mustafa Kemal İngilizleri yeninceye kadar Tanrı’yı da İngiliz sanıyordum. 
Öfke bir asit gibidir, üzerinde döküldüğü herhangi bir şeye verdiği zarardan çok daha fazlasını, içerisinde durduğu kaba verir. 
Önce önemsemezler, sonra gülerler, sonra kıskanırlar ve sonunda yenilirler. 
Saygı her zaman Erdem’in emrindedir, ancak erdem sahibi biri kendisini beğenmeye başlarsa, sahip olduğu erdemin dünya gözünde hiçbir değeri kalmayacaktır. 
Sevgi dünyadaki en incelikli güçtür. 
Siz kendi elinizle teslim etmedikçe, kimse kendinize olan saygınızı elinizden alamaz. Haksızlığa sapıp bütün insanları takipçin yapacağına, adaletle hareket ettiğin yolda yalnız kalmak daha iyidir. 
Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür. 
Şiddet bir ya da birkaç kötü yöneticiyi yok edebilir ama onların yerine yenileri gelecektir. Tüm toplumun benim görüşlerimi benimseyeceği ana kadar beklemeyeceğim, hemen kendi kendime başlayacağım. 
Tiranlar ve katiller olmuştur, hatta bir süre yenilmez sanılmışlardır ama sonunda mutlaka kaybetmişlerdir. 
Uğrunda ölmeyi göze alacağım birçok dava var ama uğrunda öldüreceğim hiçbir dava yok. 
Umutsuzluğa kapıldığımda, tarih boyunca doğruluk ve sevginin her zaman kazandığını hatırlarım. 
Üstün bir sınıfa ait olduğunu iddia eden kişi üstün değildir ve kendisinin değersiz olduğuna inanan kişi de cehaletinin kurbanıdır. 
Yeryüzü için yaptıklarınız önemsiz olacaktır, önemli olan onları sizin yapmış olmanızdır.

 

Mahatma Gandi

“Hindistan bir anadır. Onun iki çocuğu vardır. Bunların biri Hintliler diğeri ise Müslümanlardır.” 

Mahatma Gandhi

“Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrı’yı da İngiliz’in yanında zannediyordum.” 10 Kasım 1938’de Atatürk’ün ölümünden sonra söylenmiştir.” 

Mahatma Gandhi

Türk düşünürlerinin Harezmî ve Biruni’den başlayarak özenle incelediği Hind Dünyası yenilenen içerikleri ile yeniden değerlendirmemizi beklemektedir. İlk yazılı belgelerimiz olan Bugut Yazıtı’ndan (581), Bilge’lerin Yazıtlarından (Bilge Tonyukuk, Bilge Kağan) itibaren Türk Düşünce Mirası ile etkileşim içindeki Hind Düşünce Mirası’nın Buda, Brahmagupta, Veda’lardan Gandhi’ye uzanan gücünü birlikte ve özgüvenle yepyeni ufuklara ulaştırmalıyız.

7.yüzyılda Hindistan’dan sıfır kavramını alarak ilk kez matematik işlemlere uygulayan Türk bilim insanı Harezmî’nin ardından bu kez de 20.yüzyıl ortalarında Hind Lider Mahatma Gandhi (1869-1948), Mustafa Kemal’i kendisine kahraman edinerek Hindistan’ı bağımsızlığa götürmüştü.

Türkler ve Hindliler tüm zamanlar boyunca birbirlerinin vizyonerleri olmuşlardır.  “Mustafa Kemal kendi vizyonu ile Asya’yı fethetmişti. Hindistan’ı bağımsızlığa götüren Gandhi‘nin kahramanı Mustafa Kemal idi.” (Halil İnalcık. Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci, Profil Kitap, 2018. syf 70.)

Anadolu Yarımadası ve Hindistan Ana (Mother India) dünyanın yegâne merhamet kıtalarıdır. Bu düşüncelerden alacağımız inanılmaz dersler ve ulaşacağımız hedefler, neticeler olacaktır.  Devlet Ana (Türkiye) ve Hindistan Ana (Mother India)’nın atalardan, analardan kalan kardeşlik dolu mirası;

  • Büyük Asya (İpek Yolu, Türkistan, Orhun, Maveraünnehir, Horasan, Mezopotamya, Rumeli),
  • Hind’i, Hindiçin’i
  • Küçük Asya (Anadolu),
  • Afrika

Havzalarında, Beş Deniz ve Hint Okyanusu yollarında, Pencap boylarında Türkçe, Sanskritçe, Urduca’da dillenmiş, destanlara dönüşmüş gerçekliklerin düşünce miraslarından beslenerek, Afrasya Binyılı’nın düşünsel merkezi konumuna yükselmektedir.

Hâsılı; Hint kumaşı bulunmaz değildir, arayan bulacaktır, Hint fakir de değildir, inanılmaz zenginlikleri barındırmaktadır. Harezmî, Bîrûnî ve Seydi Ali Reis’den bu yana atalarımızın yaptığı gibi Hint kıtasında seyrüsefer ve seyyah edelim.

Osmanlı, 16. Yüzyıl’da Hint Okyanusu’nda Portekiz ile girdiği deniz savaşlarında üs olarak Aden Körfezi’ndeki Zeyla Limanı’nı kullandı. Bu savaş Osmanlı gemilerinin okyanusa uygun olmaması nedeniyle kaybedildi.

1919 yılında Mustafa Kemal Türkiye’de ve Mahatma Gandi Hindistan’da bağımsızlık hareketlerine başladılar. Hindistan’ın bizlere karışık ve karanlık gelen vaziyeti arasında Mahatma Gandi’nin ismi 1919’dan itibaren yavaş yavaş yükselmeye başladı: Teşkilatlanma açısından konuyu değerlendirdiğimizde ilk olarak 1919 yılı gözümüze çarpmaktadır. Her iki ülke de 1919 yılından başlayarak liderlerinin öncülüğünde özgürleşme ve bağımsız hareketlerini başlatmışlar ve birbirlerine sonsuz destek vermişlerdi. Bu temel üzerinde yükselen teşkilatlanma deneyimi bu ülkelerin ekonomik işbirlikleri konusunda da siyasi işbirlikleri konusunda da önüne yeni ufuklar açmaktadır.

*******************

  • Hindistan’ın bağımsızlığına giden süreçlerin diğerlerinden bir farkı olduğunu düşünüyorum. Mahatma Gandi, sistem karşıtı hareketlerin çelişkisini görmüştü. Bu sebeple, mücâdelesine “sistem karşıtı” bir mücâdele olarak bakmıyordu. Hattâ kendisine “Mücâdelenizi nasıl târif edersiniz?” diye soran bir gazeteciye “Hindistan’ı inşâ etmekle meşgûl olduğu” cevâbını veriyordu. Gandhi’nin tasarımı tam bir sivil oluşuma karşılık geliyordu.. O kadar ki, uzun bir müddet gözden kaybolmuş, Ashram olarak adlandırılan komünlerde çalışmalar yürütmüştü. Hattâ bu durum İngiliz gazetelerinde, “Gandhi vazgeçti” gibi haberlerin çıkmasına bile sebep olmuştu.
  • Gandhi’nin yapmaya çalıştığı, “sistem karşıtı” değil “sistem dışı” bir oluşumu başarmakla alâkalıydı. Tuzakların farkındaydı. O, Hindistan’ı hegemonik kodların dışına çıkarmayı esas almıştı. Bir aldatmaca, yanılsama olarak gördüğü “Ulus” ve “Devlet” inşâsı, daha da mühimi “Kalkınma ve Refah“ sarmalının dışında, geleneklerini ayağa kaldırarak Hindistan’ı yeni baştan inşâ etme gayretindeydi. Bu büyük bir idealdi. Gandhi başaramadı. Öldürüldükten sonra sözüm ona en yakın arkadaşı Nehru Hindistan’ı egemen kodlara geri döndürdü.
  • Gandhi, Hindistan’ın çok kültürlü yapısının en büyük handikap olduğunu biliyordu. Egemen inanç olan Hinduizm, ikinci büyük inanç grubu olan İslâmiyet ile derinden çelişiyordu. Bu sâdece Çok Tanrılılık ile Tek Tanrılılık farkı değildi. Evet, Müslümanların gözünde Hindûlar Câhiliyyenin en uçlarında yaşıyordu. Ama, teolojik farklılık bir yana, daha beter olarak günlük, pratik hayâtta çözümü imkânsız çelişkiler vardı. Vejeteryan Hindûlar ineklere kutsal muamelesi yaparken, Müslümanlar onları âfiyetle(!) yiyiyordu. Bu da yetmez gibi(!) bir de Kurban Bayramları vardı.
  • Üzerinde pek durulmaz ama, Hindistan sırf bu sebepten, fiilen, yaygın ve banâl bir İslâmiyet düşmanlığına sâhiptir. Bu, meselâ içki üzerinden yaşanan Hristiyan-Yahudi veya Hristiyan-Müslüman husûmetine de benzemez. Çünkü içki Hristiyanların indinde “kutsal” değildir. Ama inekler Hindular için öyle midir? Gandhi bu yerleşik çelişki ve husûmeti gidermek için çok uğraştı. Ashram’larda her gece farklı bir kutsal kitabı okuturdu. Kur’an-Kerim’in okunduğu gecelerden birinde “Yazılanlar ne kadar da doğru… Bu gece iliklerime kadar Müslümanım” diye vecde geldiği rivâyet edilir.
  • İngilizler çekilirken bu benzinle Hindistan’ı tutuşturmayı ihmâl etmediler. Hindûlar ve Müslümanlar arasında muazzam kanlı bir iç savaş çıkardılar. Gandhi yıkılmıştı. İdeali gözlerinin önünde yok oluyordu. İngilizleri yenmişti. Ama kendi evinde yaşananlar karşısında çâresizdi. Ölüm Orucuna yattı. Bu sâyede yaşananları geçici bir süre durdurabildi. Gandhi’yi bir Hindû fanatik öldürdü. Sebebi de Gandhi’nin Hindûizme ihanet etmesi ve Müslümanları şımartmasıydı.
  • Pek çok Batılı kaynak, Cinnah’ın İngilizlerin oyununa geldiğini ve ayrılıkçı davranarak Gandhi’ye ihânet ettiğini iddia eder. Ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Bir defâ Gandhi’nin şiddetsiz muhalefetine destek olmuş, Müslüman Ligini kontrol etmişti. Cinnah, Müslüman ve Hindû cemaatleri arasındaki çelişkinin fevkalâde yaman olduğunu ve hiçbir tolerans ölçüsü üzerinden aşılamayacağını görüyor, realist davranıyordu. Tek çâre ayrılmaktı. Bu her iki toplum için de en selâmetli yoldu. Kaynak: Süleyman Seyfi Öğün. Gandhi ve Cinnahın İzinde Olup Bitenler. Yenişafak gazetesi.  7 Mart 2019
  • Hindistan’ın bizlere karışık ve karanlık gelen vaziyeti arasında Mahatma Gandi’nin ismi 1919’dan itibaren yavaş yavaş yükselmeye başladı. Garbın orijinal mevzu avlayan mütefekkir ve sanatkârları hemen üstüne atıldılar. Kimi onu eski bir Hindistan peygamberi, adeta ikinci bir Buda gibi göstermeye çalıştı, kimi onu büyük bir ihtilalci diye anlattı. Günlük gazetelere gelince, onlar adamın kendisinden ziyade keçisinden, çıkrık ve bez tezgâhından, kıyafetinden yahut kıyafetsizliğinden bahsettiler. Bunların hiçbiri Mahatma Gandi’nin hakiki simasını bize gösteremedi. Kaynak: Halide Edip Adıvar. Hindistan Üzerine.
  • Ta büyük harbin son senelerine doğru onun faaliyetinden bahsedilirken birtakım yeni tabirler kullanılmaya başlanmıştı: Biri non cooperation dı. Bu iştirak etmemek manasına gelir ki bir nevi grev olabilirdi. İkincisi non violence tı. Bu da şiddetsizlik demektir. Gerçi kuvvetli milletlerin iptidasında şiddet göstermeden sırf iktisadi yollarla bir memleketi istila ettikleri görülmemiş bir hadise değildir. Fakat istiklalini isteyen hangi millet onu kan dökmeden, şiddet göstermeden kazanabilmişti? Yahut kazanabilirdi? Bütün bunlar insana Hindistan hakkında vazıh bir fikir vermiyordu. Kaynak: Halide Edip Adıvar. Hindistan Üzerine.
  • Gandhi, siyasal yönden olduğu kadar iktisadi yönden de egemenler için tehlikeydi. El tezgahlarında dokunan kumaşlar Britanya’nın Hindistan’a gönderdiği kumaş stoklarını tıkamaya başladı. Adeta Troçki’nin Komintern’de öne sürdüğü; “Çinliler eteklerini bir karış kısaltırlarsa Manchester’daki tekstil sanayii top atar” öngörüşü Hindistan açısından gerçekleşmeye başlamıştı. Ardından tuzladaki olaylar ortaya çıktı. Bütün Hindistan ayanı ve siyasi liderler Britanya polisinden sopa yemek pahasına yasağa uymadılar.  En etkilisi Gandhi’nin şiddete başvurmayan ve şiddet uygulayanı da küçümseyen tavrıydı. Churchill’in tarifiyle “eski çarşaflara bürünerek gezinen adamın” kolay lokma olmadığını bütün dünya gibi Londra da anladı.  Kaynak: İlber Ortaylı Pasif direniş, Batı için yeni ama Şark’ın ananesinde var. Milliyet Gazetesi. 23 Haziran 2013

Çin bilgelerinden seçme sözler

************

Acele eden saygınlığını yitirir.
Acı söz ilaçtır, tatlı sözse ağu.
Acı biber dalından acı biber çıkar.
Aç kalıp başı dinç olmak, kötülerle yemek yemekten iyidir.
Adam göndereceğine kendin git, iş buyuracağına işini kendin gör.
Ağ atmanın günü ayrı, ağ kurutmanın günü ayrı.

Ağaç yıkılınca gölge kalmaz.

Ağaç yüksek de olsa yaprakları yere düşer.
Ağzını fazla açan dertten kurtulmaz.

Ailede bir yaşlının olması zenginliktir.

Ak giysiyi de boyarsan kara olur.
Akıllı adama bir söz yeter.
Akıllı arı yere düşmüş çiçeğin balığını emmez.
Akıllı hekim kendine hekimlik yapmaz.
Akıllı kuş ağacını seçer.
Akşam karına lanet edersen, gece yalnız yatarsın.
Ala dokunursan allanırsın, kara dokunursan kararırsın.

Alçaktan uçan yavaş düşer.

Altının fiyatı vardır, öğrenmenin ise pahası olmaz.
Aşırı Nezaket çoğunlukla ‘bir şeyler istiyorum’ anlamındadır.
At, ahırının çevresindeki otu yemez.
Ateşi kağıtla söndüremezsin.
Atlar ve inekler rüzgâra karşı başka başka dururlar.
Adlı yayanın halinden anlamaz.
Ayakkabı alırken ayağını ölç.
Aydın kafa iyiliğin bahçesi, karakafa kötülüğün dehlizi.
Azimli adamdan iş korkar.

************

Bahçe çiçeklere kır çiçekleri gibi kokmaz, ama daha uzun dayanır.
Balık tutmak için ağaca çıkılmaz.
Balık tutmak için suya dalmaya uğraşacağına evine dön de ağ ör.

Balık yemi görür, oltayı görmez.

Bambu yemişini yerken onu ekeni hatırla.
Barış ve dinginlik altın değerinde iki sözcüktür.

Barışı kazanmak istiyorsan üç yaşlıya danış.

Bedeni eğmek kolay, istenci iradeyi eğmekse zordur.

Bekleyene bir gün bir yıl gibi gelir.

Bıçağı taş biler, adamı adam biler.

Bilge adamla bir akşamlık sohbet, on yıllık araştırmaya bedeldir.

Bilge kararını kendi verir, bilgisiz olan söylentilere uyar.

Bilgenin yazgısı yoksulluk.

Bin doğru adım, bir yanlış adımı düzeltemez.
Bin ustanın bin yolu.
Bir an için mutlu olmak istiyorsanız, biraz içki için; bir saat mutlu olmak istiyorsanız, biraz uyuyun; bir gün mutlu olmak istiyorsanız, bir arkadaş edinin. 
Bir elinde tütsü, bir elinde mızrak.
Bir evin lambası iki evi aydınlatamaz.

Bir gülücük yüz kederi savar.

Bir güzel kadın bütün çirkinliklerin düşmanı.
Bir hayatı kurtarmak, yedi katlı tapınak kurmaktan iyidir.
Bir kez daha bakmakla bir şey yitirmezsin.
Bir kez yılan ısıran, bir daha otta gezmez.
Bir köpek havlayınca, yüz köpek ona uyar.

Bir kötülük on yıllık iyiliği siler götürür.

Bir kuşak öbür kuşağın yolunu belirler.

Bir söz yetmiyorsa, bin söz boşuna.

Bir taşı yanlış oynamakla tüm oyunu yitirirsin.
Bir tek tatlı söz üç kış sıcak tutar.
Bir yığın kitap, iyi bir öğretmenin yerini doldurmaz.
Birine her gün ilenirsen, ömrü uzar.
Borç ver, düşman kazan.
Budalalar mutlu olur.
Buda’nın lambasını yaktığında tüm tutkularını söndürmelisin.
Bugünkü şarap bugüne, yarınki şarap yarına.
Büyük ağacın çevresindeki otu don tutmaz. Büyük ağaç rüzgârı çeker.

************

Canlı dilenci ölü kraldan yeğdir.
Çakmak taşını sürtersen ateş yakarsın, sürtmezsen duman bile olmaz.
Çamur Buda, kil Buda’yı paylar.
Çamurdan yükü olan, her gittiği yerde iz bırakır.
Çatıda duran kavun, öne de düşer arkaya da.
Çek çek de oturan da insan, çek çeki süren de insan. (Çekçek= Çin’de insan taşımaya yarayan el arabası).
Çevrendeki insanlara yararın yoksa, Buda’ya ettiğin dualar boşuna.
Çiftçi yağmur diler, gezginse güneş.
Çimen dondan korkar, don da güneşten.
Çin’e gidersen Çince konuş.
Çirkin kadın ya da budala hizmetçi kız, bulunmaz bir servettir.

Çok düşünen bilge olamaz.

Çok gök gürültüsü, azıcık yağmur.
Çok marifetli olan ailesini besleyemez.
Çok para tanrıları bile kımıldatır.
Çok söz yanlışsız olmaz.

************

Dağa tırmanırken geri adım atma.
Dağa tırmanmazsan vadiyi göremezsin.
Dağlar dereler değişir, ama insan zor değişir.
Davulunu evde çal, komşular duymasın. değerli olan müşteridir, mal değil.

Deneyimsiz bilgelik olmaz.

Derin sular yavaş akar.

Dıştan kuzu postuna bürünmüş, içi kurt.
Dili bal, yüreği kılıç…
Dil serttir, dökülür; dil yumuşaktır, kalır.
Dişi ağrıyan dişi ağrıyanı anlar.
Doğarken çıplak geliriz ölürken de çıplak gideriz.
Dolu çaydanlık ses yapmaz, yarı dolu çaydanlıksa çok ses yapar.
Dolu şişeyi çalkalayamazsın, yarım dolu şişeyi: evet.
Dostlar arasında duvar yüksek olmalı.
Dostluğu kurmaya yıllar gerek, yıkmayaysa dakika.
Dostluğun temeli karşılıklı güvendir.
Dökülen suyu toplayamazsın, olmuş bitmiş işi geri çeviremezsin.
Durulacak yerde durmasını bilirsen, utanmazsın.
Duyulmasını istemediğin şeyi yapma.
Dükkan açması kolay, açık tutması zor.

************

Ejder boyasan da derisini boyarsın, kemikleri yine aynı kalır.
Elin ekini bol olur, karısı da güzel.
Eller birleşirse, bakır altın olur.
En iyi atın bile eyeri tektir. en iyi bellek, soluk mürekkebin yerini tutmaz.
Erdemin kapısı kolay açılmaz.
Erdemler yeteneklerinden çok olan yüksek damdır, yetenekleri erdemlerinden çok olansa alçak.
Erdemli kadın evde, cilveli kadın eğlencede.
Erdemli olmak yokuş tırmanmak gibidir, erdemsizlikse uçuruma yuvarlanmak.
Erkeklere tuzağa düşüren güzel kadınlar değil, onlar kendileri düşer.
Erken eken  erken biçer, az eken az biçer, çok eken çok biçer.
Eti şarabı bol olanın dostu da çok olur.
Ev almadan önce komşuları tanı.

Eylemin bilgeliğini izlemeli.

************

Fakirin sözüne inanılmaz.
Falcı erken ölür, feng-shui yapanın mezarı olmaz.
Farelerin işinden fareler anlar.
Fırçayla yazı yazan aç kalmaz.

File binenin inmesi zor olur.

Fili dişleri için avlarlar.

************

Galip gelen kral bulur, yenilense eşkiya.
Gece binlerce düş kurdum, sabah her şey eskisi gibi.
Gemiyi yüzdüren su, batıran da su.
Gerçeği bilmek kolay, izlemek güç!
Gerçek Tanrı’ya sahte tütsü yakma.

Giysinin yenisi, dostun eskisi.

Gördüm demek duydum demekten üstündür.
Göz görmezse gönül acı çekmez.
Gün ışığını elle kapatamazsın.
Günah, keder ağacının köküdür.
Güvenmediğin adama iş verme, iş verdiğin adamaysa güven.
Güzel kuşu kafese korlar.
Güzel ya da çirkin, o benim köyüm; yakınımda ya da uzağımda, o benim köyüm.

************

Harcamadan kazanç olmaz.

Has çelikten çivi, has adamdan asker.

Hastalığın şifası var, kaderin şifası yok.
Hava güzel de olsa şemsiyeni al, karnın tok da olsa erzak bulundur.
Hava güzelken temizlemelisin oluklarını.
Her yol Pekin’e çıkar.
Her işin yolu ayrı.
Her yolun bir gerçeği, her gerçeğin bir yolu.
Hem gün artmayan öğrenme, her gün azalır. Herkes kapısının önündeki karı küresin.
Herkesi övüyorsan, düşmanın kim?
Heykeltraş, yaptığı Buda’ya tapmaz. Hırsızlama pirinçten iyi pilav olmaz.
Hiç kimse hep talihli değildir, çiçekler bile bir gün solar.

************

İnsanlara yakaracağına Tanrı’ya  yakar.
İçten gelen bir dilek göğü yerinden oynatır.
İğnenin batan ucu bir tane.
İğneyle topla sel alsın.
İki fıçı gözyaşı bile yarayı sarmaz.
İki kişinin beslediği at ölür, iki kişinin onardığı kayık devrilir.
İlkeli insanlar yürekli olur.

İnsan göğün ve yerin minyatürüdür.

İnsan toprağı aldatırsa toprak da insanı aldatır.
İnsan yaşamı, rüzgârda mum.
İnsan yüz yıl yaşamaz, ama bin yıllık dert üretir.

İnsanın ne olacağı çocukluğunda bellidir.

İnsanların yüzlerini görürüz ama içlerinden geçeni bilemeyiz ki!
İpi uzunsa uçurtma yüksek uçar.
İşler iyi giderken Buda’ya  uğramayız da, işler bozulunca tütsü yakarız.
İştahını kısan borca girmez.
İti dönmeden önce sahibini ara.
İtin ağzında fildişi olmaz.
İyi davula fazla vurmak gerekmez.
İyi dinleyici iyi konuşucudan yeğ.
İyi dostlar hesapları kapamakta acele eder.
İyi iş yaparsan kimse duymaz, kötü iş yaparsan tüm ülke duyar.
İyi komşu zenginliktir.
İyi sözler söylemek iyi olmak değildir, iyi olmak iyi şeyler yapmaktır.
İyi sözü alması zor, kötü sözü vermesi kolay.
İyiliğin kapısını açmak da güç, kapamak da.
İyilik bin günde öğrenilmez, kötülükse bir anda öğrenilir.

************

Kaç tane kafa, o kadar görüş.

Kaçan balık büyük olur.
Kadının uzun dili eve kötülüklere tırmandıran merdivendir.
Kaplanın inine girmeden yavrusunu alamazsın.
Kaplanla geyik dost olamaz.
Kaplanların da uyuduğu zaman vardır.
Kaptanı çok olan gemi karaya vurur.
Kara gömülen ceset bir gün ortaya çıkar.
Kararsız adam su verilmemiş kılıç gibidir.
Karaya oturan ejder hamsiler maskarası olur.
Kargayı ağartsan da yine kararır.
Karnımı doyuran her şey iyi besindir.
Kavuncu kavunum tatsız der mi?
Kazanç büyüdükçe risk de büyür.
Kedi geldiğinde köpek giderse, kavga olmaz.
Kedi gidince fareler ortaya çıkar.
Kediyi kazanırken, ineği kaybetme.
Kendi kağıt fenerinin ateşinde kendi parmağını yakma.
Kendine inancı olmayan toplum yaşamını sürdüremez.
Kendini bilmek, insanları anlamaktır.
Kendini düzeltmeden, başkalarını düzeltemezsin.

Kenti kent yapan insandır, duvarlar değil.

Kırık kol yen içinde kalmalı.
Kızlar ailesi için evlene, dullar kendi için.
Kibir belayı çağırır, alçakgönüllülükse harman kaldırır.
Kimse bilmesin istersen, yapma!
Kişi niyetlenir, Tanrı gerçekleştirir.
Kitap okumak büyük kazançtır.
Konuğu olmayan, konuk da olamaz.
Koyunun ağaca çıktığı görülmüş mü hiç?
Kör iyi işitir, sağır iyi görür.
Kör körü yenerse, birlikte suya düşerler.
Kötü adamdan insanlar korkar, Tanrı korkmaz, iyi adamı insanlar üzer, Tanrı üzmez.

Kötü görünüşlü şapkaların altında nice iyi adam bulunur.

Kötü karakter şifası olmaz.
Köyünde her şey iyi, gurbette herşey acı.
Kulak duymazsa, Gönül üzülmez.
Kumarda tanrılar bile kazançlı çıkmaz.
Kuru parmakla tuz alamazsın.
Kuyunun dibinden bakarsan, göğün çok azını görebilirsin.
Kuzu eti iyidir de, herkesin keyfine göre pişirmesi güç.
Küçük direkler büyük ağırlıkları kaldıramaz.
Küçük sabırsızlık, büyük planları bozar.
Küçük şeylere sabredemeyen büyük projeleri başaramaz.
Küçük tapınakta Tanrı olacağına, büyük tapınakta şeytan ol.

************

Leopar ölür kürkü kalır, insan ölür ünü kalır.

************

Müziği yalnızca müzikçi ile konuş.

************

Ne çok yüksek olmalı, ne de çok alçak.

************

Oğulları torunların erdemli ise, paraya ne gerek var, oğulların, torunların erdemli değilse neye yarar para?
On parmağın onu bir olmaz.
On bin altın liran olsa, yarın bakır metelik götüremezsin.
On binlerce nehir akar akar, denizi dolduramaz.

************

Öğretmen öğretmeni, hekim hekimi eleştirmesin.
Övülmek insanı zayıflatır, eleştirilmekse eğitir.

************

Para ayıpları örter.
Pasta resmi yapmakla karın doymaz.
Pervane muma koşarak kendini yakar.
Peygamberdevesi çekirgeyi yakalar, ama arkasındaki sarı kuşu görmez.
Portakalı paylaşmakla tadı bozulmaz.
Rahip tapınağına döner, tacirse dükkanına…
Rüzgâr olmayınca ağaçlar oynamaz.

************

Sabah akşam koşuşturan az yaşar.
Sağ el sol eli yenmekle bir şey kazanmaz.

Sarı altın dünyada çok bulunur, ak saçlı dost ise az.

Sarı ırmağın akıntısını geriye döndüremezsin, geçen yıllar geri gelmez.
Sayit it eti kapar, ak it dayak yer.
Satrancı ses çıkarmadan izleyen adam, akıllı adamdır.
Senden daha iyi olanlarla dostluk kuramazsan, hiç olmazsa kendin gibilerle kur.
Serçeyi vurmak için havan topu gerekmez.
Sevinç gönlünün zekasını arttırır.

Sevinç sığdır, keder derin…

Sevinçli olan zamanın nasıl geçtiğini bilmez.
Sıcakta kesmiyorum, soğuktaysa elbiseye göre.
Sırası gelince gelin kaynana olacaktır.
Sıska it sahibini utandırır.
Söz boşa gider, yazı fırçanınınsa izi kalır.
Söz dudaktan çıktı mıydı yarış atı bile onu tutamaz.
Sözcükler yüreğin sesidir.
Su alçalınca taşları ortaya çıkar.
Su içmeyecek öküz boynunu eğer mi?

Suyu ısıtsan da gene su…

Şakıyan bülbülün eti yenmez.
Şansın varsa herkes gelir, şansın yoksa kim gelir?
Şarabı küçük küçük al, bilgiyi büyük büyük….
Şarap içici değilsen, fiyatından sana ne?
Şarap insanları zehirlemez, insanlar kendi kendini zehirler.
Şiirini akılsızlara gösterme!
Şişede şarap yoksa nasıl misafir çağıracaksın?
T’ai Shan bir toz zerresini bile geri çevirmez.
Talihe ya da talihsizliğe getiren yol yoktur, herkes yolunu kendi çizer.

Tanıdıklarımız sayılmayacak denli çoktur, dostlarımızsa az.

Tao’ya inanmak kolay, Tao’ya uymak zor..
Tapınağın tahtaları hep bir ağaçtan değil ki.
Tarak almaya Budist tapınağa  gidilmez.
Tarlanı baharda terk etme, evini kışta.
Tarlanı sürmezsen ambarın boş olur, kitaplarını okumazsan torunların cahil kalır.

Taşlar altın olsa kişioğlu doymaz.

Tedbir almak kolaydır, pişmanlıksa zor.
Tek direk bir evi nasıl taşısın!
Tek elle iki kurbağa yakalayamazsın.
Tokgözlü yoksul mutludur, açgözlü varsılsa mutsuz.
Toprak birikir dağ olur, su birikir nehir olur.

************

Ucuz değerli olmaz, değerli olan da ucuz olmaz.
Uçurumun kenarında atın yularını çeksen de faydası yok.
Uyku değerli bir hazinedir ne denli çok olsa o denli iyi.
Uzaktaki su yakındaki yangını söndüremez.
Üzüntü çekmeden Buda olunmaz.

************

Varlıklı varlığını artırır, varlıksızsa yıllarını.
Varsa paran ejderha olursun, yoksa paran solucan.
Varsıl gelecek günleri düşünür, yoksul bugünü.
Verdikçe elindeki artar.

************

Yağmuru ya da yeniden evlenmek isteyen anneni durduramazsın.
Yalnızken kendi yanlışlarını anımsa, insan içindeyken kimsenin kusurunu arama.
Yardım istemediğin sürece bütün insanlar iyilik severdirler.
Yaşam bir düş, ölümse yuvaya dönmek gibidir.
Yaşam ya da ölüm gerçek dostu değiştirmez.
Yaşlıya gülme, sen de yaşlanacaksın.
Yayı sıkı çekersen, ok hızlı uçar.
Yaz böceği buzu bilmez, sudaki kurbağa gökyüzünü tanımaz.
Yemek yemeye niyetin varsa, aşçıyı kızdırmamalısın.
Yetkililerle gezersen dilenirsin, tacirlerle gezersen para kazanırsın, Budacı keşişlerle gezersen senden sadaka dilenirler.
Yılan deliğini tanır.
Yılana vurunca öldür, yoksa seni ısırır.
Yılana bambunun içine koysan, o yine kıvrılmaya uğraşır.
Yıllık izlenceni baharda yap, günlük izlenceni gün doğarken.
Yitirdiğin parayı ola ki bulursun, yitirdiğin zamanıysa asla.
Yoksul varsılla ortak olursa, donunu bile yitirir.
Yokuş aşağı inmek yokuş yukarı çıkmaktan kolaydır.

Yolda giderken konuşma, otlar işitir.

Yumuşak otlar rüzgâra uyar.
Yüreğin pekse, bedenin esen olur.
Yüz senede kurulan bir günde yıkılır.

Yüz yıldızın ışığı bir ayı örtemez.

Yüzün gülmüyorsa dükkan açma.

************

Zeka fırsatları görebilmektir.

Zenginin ardından ağlayan çok olur.

************

Bin mil yolculuk, tek adımla başlar. – Laozi
Gerçek bir zafer, kendini yenebilmektir. – Confucius
Düşmanınızı tanımak için önce kendinizi tanıyın. – Sun Tzu
Büyük mutluluk, küçük şeyleri takdir etmekle elde edilir. – Confucius
Bir işe başlamak için en iyi zaman, on yıl öncesidir. İkinci en iyi zaman ise şimdidir. – Çin Atasözü
Sözleriniz düşüncelerinizi yansıtır, düşünceleriniz ise karakterinizi. – Confucius
Dünyayı değiştirmek istiyorsanız, önce kendinizi değiştirin. – Laozi
Bir çiçeğin güzelliği, zamana karşı dayanıklılığından gelir. – Confucius

Gerçek bilgelik, başkalarının hatalarından ders almayı öğrenmektir. – Confucius