Home Blog Page 73

Altin Gun (Golden Day). Anatolian Love Songs from Turkey.

Turkish Psych Folk band from Amsterdam

A very talented bunch.

https://www.youtube.com/@AltnGunband

It is also a special sensitivity that they circulate a great group of Turkish Anatolian love songs around the world. At their concerts, people play Şıkıdım, Şıkıdım. We have to tell the world about it. Especially when I learned that my “Doktor Civanim” was amazing, and that I was born on the same day as soloist Merve Daşdemir (September 20th), I was even more happy.

I was enchanted while listening to it. A great service to the Turkish language.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Merve_Daşdemir

The Golden Day band, consisting of Dutch and Turkish band members, is known almost all over the world. How would you like to get to know the songs of this band, which is talked about and loved all over the world with their different interpretations of Turkish songs? Let’s take a short journey with the songs of this band, which combines Anatolian rock and folk.

Here are the must-listen songs of Golden Day!

Turkish folk music is already an endless treasure.

Merve Daşdemir

 

Altın Gün. Anadolu Aşk Şarkıları.

https://www.youtube.com/@AltnGunband

Müthiş bir grup Türkçe Anadolu aşk şarkılarını dünyada dolaştırmaları da ayrı bir hassasiyet. Verdikleri konserlerde insanlar Şıkıdım Şıkıdım oynuyor. Biz bunu dünyaya anlatmalıyız. Hele hele ki o “doktor civanım” müthiş ayrıca Solist Merve Daşdemir ile aynı gün doğduğumu (20 Eylül) öğrenince daha da bir sevindim.

Dinlerken mest oldum. Türk diline müthiş bir hizmet.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Merve_Daşdemir

 

Röportaj: Altın Gün

Hollandalı ve Türk grup üyelerinden oluşan Altın Gün grubu neredeyse tüm dünyada biliniyor. Türkçe şarkılara yaptıkları farklı yorumlar ile tüm dünyada konuşulan ve sevilen bu grubun şarkılarını daha yakından tanımaya ne dersiniz? Anadolu rock ile folku birleştiren bu grubun şarkıları ile kısa bir yolculuğa çıkalım.

İşte Altın Gün’ün mutlaka dinlemeniz gereken şarkıları!

Türk halk müziği zaten sonsuz bir hazine.

Merve Daşdemir

Cumartesi Müzikleri

Su Sızıyor
Canım Oy
Leylim Ley
Doktor Civanım

https://youtu.be/uLayWDyFrAo?si=6gMoSzaO4BB498vl

Bir elinde bağlama
Kömür gözlüm ağlama
Ben buralı değilim
Bana gönül bağlama

Doktoor Civanım
Doktor Doktor Civanım

 

 

Ömer Lütfi Barkan’ın (1902-1979) Eserleri

Tek tek çok değerli Türkler var. Ama kolektif olarak bilgi motivasyonuyla hareket eden bir sosyal grup henüz oluşmuş değil bence.  Ama oluşacak, yoksa bu dünyada yaşayamayız. MEHMET GENÇ Hoca..

Barkan’ı bir bilim adamı olarak tek gördüm dedim, ondan sonra da görmedim. İşi bilgi olan bir grubun oluşması lazım, bu hâlâ yok. MEHMET GENÇ

Bugünkü toplumsal yapımızın ortaya orijinal bir düşünce koyma şansı çok zor. MEHMET GENÇ Hoca

İlimi gerçekten isterse insan, ancak ulaşabilir. Barkan öyleydi, gecesi gündüzü araştırdığı konu ile yaşamaktan ibaretti. MEHMET GENÇ Hoca

Barkan, ilimden başka bir kaygı taşımıyordu.İlim istemek için hakikaten onunla hemhâl olmak, fenafil ilim olmak gerek. MEHMET GENÇ Hoca

Barkan böyleydi, bilmediklerini kendi gayretiyle bilmek isteyen, araştıran bir insandı. Onun için gece gündüz çalışıyordu. MEHMET GENÇ Hoca

 

Osmanlı İmparatorluğunda kuruluş devrinin toprak meseleleri /Barkan, Ömer LütfiAnkara : Türkiye Harsî ve İçtimaî Araştırmalar Merkezi, 1939 (Recep Ulusoğlu Matbaası) 19 s. ;KİTAPMK Yer No 1939 AD 1598

XV ve XVIıncı asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda ziraî ve ekonominin hukukî ve mali esasları /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : İstanbul Üniversitesi;, 1943 Bürhaneddin Erenler Matbaası) c. “1.” (557 s.) ;KİTAPMK Yer No1933 AD 3585

Osmanlı İmparatorluğunda kuruluş devrinin toprak meseleleri /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : Devlet Basımevi, 1937 (İstanbul : Burhaneddin Basımevi) 15 s. ;KİTAPMK Yer No1937 AD 1412

Türkiyede sultanların teşriî sıfat ve salâhiyetleri ve kanunnameler /Barkan, Ömer Lütfi[İstanbul] : İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 1947 (İsmail Akgün Matbaası) 713-733 s. ;KİTAPMK Yer No1947 AD 126

İslâm-Türk mülkiyet hukuk tatbikatının Osmanlı İmmparatorluğunda [doğr. imparatorluğunda] aldığı şekiller /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : Kenan Basımevi, 1940. c. “1.k” (26 s.) ;KİTAPMK Yer No1940 AD 1738

İslâm-Türk mülkiyet hukuku tatbikatının Osmanlı İmparatorluğunda aldığı şekiller /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 1941 (İstanbul : Kenan Basımevi ve Klişe Fabrikası) 157-176 s. ;KİTAPMK Yer No1941 AD 1413

Türk toprak hukuku tarihinde Tanzimat ve 1274 (1858) tarihli arazi kanunnamesi /Barkan, Ömer Lütfi[İstanbul?] : Maarif Vekâleti, 1940 (İstanbul : Maarif Matbaası) 101 s. ;KİTAPMK Yer No1941 AD 233

Osmanlı devrinde Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Beye ait kanunlar /Barkan, Ömer Lütfi[Ankara] : Maarif Vekaleti, 1941 (Maarif Matbaası) 30,[5] s., ;KİTAPMK Yer No1942 AD 84

Tanzimat tetkiklerinin ortaya koyduğu bazı meseleler =Les problemes suscites par les etudes sur le tanzimat /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : İ.Ü. İktisat Fakültesi, 1941. c. “2.” (değişik sayfa numaralı) ;KİTAPMK Yer No1941 AD 1120

Türkiyede imparatorluk devirlerinin büyük nüfus ve arazi tahrirleri ve hakana mahsus istatistik defterleri,II =Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : [yayl.y.], 1941. 1c. (değişik sayfa numaralı) ;KİTAPMK Yer No1941 AD 1125

İslâm-Türk Mülkiyet Hukuku tatbikatının Osmanlı İmparatorluğunda aldığı şekiller, III :Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 1942. (İstanbul : Kenan Basımevi ve Klişe Fabrikası, 1942) 906-942.ss. ;KİTAPMK Yer No942 AD 1103

XV.Asrın sonunda bazı büyük şehirlerde eşya ve yiyecek fiyatlarının tesbit ve teftişi hususlarını tanzim eden kanunlar /Barkan, Ömer Lütfi[Ankara] : Maarif Vekâleti, 1942 (Maarif Matbaası) 59 s. ;KİTAPMK Yer No1943 AD 392

Milli korunma kanunumuzun kıymet ve ehemmiyeti /Okandan, Recai Galip Suvla, Refii Şükrü Barkan, Ömer Lütfi …[Ankara?] : C.H.P., 1940 (Ankara : Recep Ulusoğlu Basımevi) 72 s. ;KİTAPMK Yer No1940 AD 1269

Tarihte Türklük ve onun için çalışanlar :folklorumuzda milli hayat ve dil bakiyeleri /Caferoğlu, Ahmet Altundağ, Şinasi Barkan, Ömer Lütfi. …[Ankara] : C.H.P., 1940 (Recep Ulusoğlu Basımevi) 86 s. ;

İktisat tarihi :(Ders notları) /Barkan, Ömer Lütfi[İstanbul] : İst. Ünv. İktisat Fak., 1962 (İstanbul : Sermet Matbası) ..c.<2.k.> ;KİTAPMK Yer No1963 AD 3206

Şehirlerin teşekkül ve inkişafı tarihi bakımından : Osmanlı İmparatorluğunda imaret sitelerinin kuruluş ve işleyiş tarzı…Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : [yayl.y.], 1963 (İstanbul : Sermet Matbaası) 239-398. ;KİTAPMK Yer No1963 AD 4620

Osmanlı imparatorluğu bütçelerine dair notlar /Barkan, Ömer Lütfi[Y.y. : yayl.y., 1960?] (İstanbul : Sermet Matbaası) 32 s. :KİTAPMK Yer No1960 AD 3192

1079-1080 (1669-1670) mâli yılına ait bir Osmanlı bütçesi ve ek’leri /Barkan, Ömer Lütfi[Y.y. : yayl.y., 1960?] (İstanbul : Sermet Matbaası) 79 s. ;KİTAPMK Yer No1960 AD 3193

1070-1071 (1660-1661) tarihli Osmanlı bütçesi ve bir mukayese /Barkan, Ömer Lütfi[Y.y. : yayl.y., 1960?] (İstanbul : Sermet Matbaası) 45 s. ;KİTAPMK Yer No1960 AD 3194

1974-975 (M.1567-1568) malî yılına âit bir Osmanlı bütçesi /Barkan, Ömer Lütfi[Y.y. : yayl.y.], 1960 (İstanbul : Sermet Matbaası) 56 s. ;KİTAPMK Yer No1960 AD 3195

954-955 (M. 1547-1548) malî yılına âit bir Osmanlı bütçesi /Barkan, Ömer Lütfi[Y.y. : yayl.y.], 1960 (İstanbul : Sermet Matbaası) 219-276. ss. ;

İktisat tarihi :Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : İstanbul Ünv., 1957 (İstanbul : Sermet Matbaası) c. “2. k.” (179 s.) :KİTAPMK Yer No1958 AD 491

Les deportations comme methode de peuplement et de colonisation dans l’emprle ottoman /.Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : İstanbul Üniv. İktisat Fak. , 1953 (İstanbul : İsmail Akgün Matbaası) 6 s. :KİTAPMK Yer No1953 AD 1810

Osmanlı İmparatorluğunda bir iskan ve kolonizayon metodu olarak sürgünler /Barkan, Ömer Lütfi[İstanbul] : İst. Ünv. İktisat Fakültesi, 1954 (İstanbul : İsmail Akgün Matbaası) 23 s. ;KİTAPMK Yer No1954 AD 222

Tarihi demografi araştırmaları ve Osmanlı tarihi /Barkan, Ömer Lütfi[Y.y. : yayl.y.], 1953 (İstanbul : Osman Yalçın Matbaası) 24 s. ;KİTAPMK Yer No1953 AD 1772

Türkiye‘de “sevaj” var mı idi? /Barkan, Ömer Lütfi[Ankara? : yayl.y.], 1956 (Ankara : Türk Tarih Kurumu Basımevi) 237-246 ss. ;KİTAPMK Yer No1956 AD 345

Türkiye‘de toprak meselesi toplu eserler 1 /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : Gözlem Yayınları, 1980 (Gözlem Matbaacılık) 965 s. :KİTAPMK Yer No1980 AD 6428

Türkiye‘de muhacir iskanı işleri ve bir iç Kolonizasyon planına olan ihtiyaç /Barkan, Ömer Lütfi[İstanbul? : İ.Ü. İktisat Fak.], 1951 (İstanbul : İsmail Akgün Matbaası) 1-20 ss. :KİTAPMK Yer No1951 AD 1111

İsviçre medeni kanununun çiftliği alâkadar eden maddelerindeki tadiller /Barkan, Ömer Lütfi[İstanbul?] : İstanbul Ünv. Hukuk Fak., [1946?] (İstanbul : İsmail Akgün Matbaası 1946) 209-237 ss. ;KİTAPMK Yer No1946 AD 1445

Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu” ve Türkiye‘de zıraî bir reformun ana meseleleri /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : [yayl.y.], 1946 (İsmail Matbaası) 125 s. ;KİTAPMK Yer No1946 AD 1308

Süleymaniye Cami ve imareti inşaatı (1550-1557) /Barkan, Ömer LütfiAnkara : Türk Tarih Kurumu, 1972 2 c. :KİTAPMK Yer No1973 BD 659

Hüdavendigâr livası tahrir defteri /Barkan, Ömer Lütfi Meriçli, Enver (F)Ankara : Türk Tarih Kurumu, 1988 …c.<1. c.> :KİTAPMK Yer No 1994 BD 350

Contributions á l’histoire économique et sociale de l’Empire ottoman /Barkan, Ömer Lütfi Bacqué-Grammont, Jean-… Dumont, PaulLeuven : Éditions Peeters, 1983 503 s. :KİTAPMK Yer No 1987 A 811

Osmanlı İmparatorluğunda bir İskân ve Kolonizasyon metodu olarak vakıflar ve temlikler, I :Barkan, Ömer Lütfi[Y.y. : yayl.y.], 1942 280-386. ss ;KİTAPMK Yer No 1942 BD 42

Osmanlı Devleti’nin sosyal ve ekonomik tarihi :Barkan, Ömer Lütfi Özdeğer, Hüseyinİstanbul : İstanbul Üniversitesi, 2000. c. “1.” (xxxıv, 702 s.)

XV ve XVI ıncı asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda ziraî ekonominin hukukî ve malî esasları /Barkan, Ömer Lütfi Özdeğer, Hüseyinİstanbul : İstanbul Üniversitesi, 2001. c. “1” (lxxıı , 559 s.) ;KİTAPMK Yer No 2008 AD 9098

Osmanlı Devleti’nin sosyal ve ekonomik tarihi :Barkan, Ömer Lütfi Özdeğer, Hüseyinİstanbul : İstanbul Üniversitesi, 2000. c. “2” (703-1427. ss.) ;KİTAPMK Yer No 2008 AD 8798

Şehirlerin teşekkül ve inkişafı tarihi bakımından :Barkan, Ömer Lütfi[İstanbul : yayl.y.], 1963 (İstanbul : Sermet Matbaası) 239-398. ss :KİTAPMK Yer No 2014 AD 40548

Türkiye‘de toprak meselesi :toplu eserler 1 /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : Gözlem Yayınları, 1980. 965 s. :KİTAPMK Yer No 2014 AD 25041

Osmanlı İmparatorluğunda kuruluş devrinin toprak meseleleri /Barkan, Ömer Lütfi[Y.y. : yayl.y.], 1939 (Ankara : Çıgır Mecmuası) 19 s. ;KİTAPMK Yer No 2014 AD 60472

[Kültür tarihi].Caferoğlu, A. Altundağ, Şinasi Barkan, Ömer Lütfi İpşir, Şevket[Y.y. : yayl.y.], 1940. 86 s. ;KİTAPMK Yer No 2014 AD 54494

Türk hukuk tarihi /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : [yayl.y.], 1952. 134 s. ;

Çiftçiyi topraklandırma kanunu ve Türkiye‘de zirai bir reformun ana meseleleri /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : [yayl.y.], 1946 (Üniversite Matbaası) 146 s. ;KİTAPMK Yer No 2018 AD 28714

Balkan memleketlerinin zirai reform tecrübeleri :Balkan memleketlerinin toprak meseleleri tarihine bir bakış /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : [yayl.y.], 1944 (Osmanbey Basımevi) c. “3.” (111 s.) ;KİTAPMK Yer No2018 AD 23221

İktisat tarihi :(ders notları) /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : İstanbul Üniversitesi, 1950 193 s. :KİTAPMK Yer No2018 AD 29192

İktisat Fakültesi mecmuası /Barkan, Ömer Lütfi Ülgener, Sabri F. Tuna, Orhanİstanbul : İstanbul Üniversitesi, 1964 c. “24.” (343 s.) :KİTAPMK Yer No2018 AD 32264

Şark ticaret yolları hakkında notlar =Notes sur les routes de commerce orientales /Barkan, Ömer Lütfiİstanbul : İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, 1940 10,7 ss. ;KİTAPMK Yer No2019 AD 91987

XV ve XVI ıncı asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda toprak işçiliğinin organizasyonu şekilleri =les formes de l’organisati…Barkan, Ömer Lütfi[Y.y. : yayl.y., 1939?] 46 s., [10] y., 31 s. ;KİTAPMK Yer No2019 AD 90555

XV ve XVI ıncı asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda toprak işçiliğinin organizasyonu şekilleri =Les formes de l’organisati…Barkan, Ömer Lütfi[Y.y. : yayl.y., 1940?] 51 s., [5] y., 31 s. ;

İstilâ devirlerinin kolonizatör Türk Dervişleri :(nüfus ve İskân meselelerine dair toplu çalışmalar) /Barkan, Ömer Lütfi Taştan, Yahya Kemal Çakır, Göktürk Ömerİstanbul: Ötüken Neşriyat, 2020 İmak Ofset 580 sayfa ;KİTAPMK Yer No2021 AD 24450

İstilâ devirlerinin kolonizatör Türk Dervişleri :(nüfus ve İskân meselelerine dair toplu çalışmalar) /Barkan, Ömer Lütfi Taştan, Yahya Kemal Çakır, Göktürk Ömerİstanbul : Ötüken Neşriyat, 2020 İmak Ofset 580 sayfa ;KİTAPMK Yer No2021 AD 23531

İstilâ devirlerinin kolonizatör Türk Dervişleri :(nüfus ve İskân meselelerine dair toplu çalışmalar) /Barkan, Ömer Lütfi Taştan, Yahya Kemal Çakır, Göktürk Ömerİstanbul : Ötüken Neşriyat, 2021 İmak Ofset 580 sayfa ; :KİTAPMK Yer No2021 AD 57191

(Tahrir Defteri) nin İstatistik Verimleri Hakkında Bir AraştırmaBarkan, Ömer LütfiTürk Tarih Kongresi () 1952, 290 – 294 ss.Konu: Türkiye TarihiMAKALEMK Yer No

Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak SürgünlerBarkan, Ömer LütfiHisar Fikir, Sanat, Edebiyat Dergisi13 (1-4) 1951, 56 – 78 ss.Konu: Siyasal BilimlerMAKALEMK Yer No

54Türkiye‘de İmparatorluk Devirlerinin Büyük Nüfus ve Arazi Tahrirleri ve Hâkana Mahsus İstatistik DefterleriBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 1 (1) 1939, 20 – 59 ss.Konu: Türkiye Tarihi – Ekonomi – Kamu YöntemiMAKALEMK Yer No1970 SA 397

55Şark Ticaret Yolları Hakkında NotlarBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 1 (4) 1940, 448 – 456 ss.Konu: Ticaret, İletişim, Taşımacılık – Genel Asya Tarihi Uzakdoğu – Türkiye Tarihi

Tanzimat Tetkiklerinin Ortaya Koyduğu Bazı MeselelerBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 1 (2) 1940, 288 – 329 ss.Konu: Bibliyografya – Türkiye Tarihi – Siyasal BilimlerMAKALEMK Yer No1970 SA 397

57Türkiye‘de İmparatorluk Devirlerinin Büyük Nüfus ve Arazi Tahrirleri ve Hâkana Mahsus İstatistik DefterleriBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 1 (2) 1940, 214 – 247 ss.Konu: Türkiye Tarihi – Ekonomi – Kamu YöntemiMAKALEMK Yer No1970 SA 397

58İslâm-Türk Mülkiyet Hukuku Tatbikatının Osmanlı İmparatorluğunda Aldığı Şekillerİstanbul Hukuk Mecmuası6 (1) 1940, 157 – 176 ss.Konu: Hukuk – Türkiye TarihiMAKALEMK Yer No1956 SA 153

59İslâm-Türk Mülkiyet Hukuku Tatbikatının Osmanlı İmparatorluğunda Aldığı Şekillerİstanbul Hukuk Mecmuası6 (4) 1940, 906 – 942 ss.Konu: Hukuk – Türkiye TarihiMAKALEMK Yer No1956 SA 153

60Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve TemliklerBarkan, Ömer LütfiVakıflar Dergisi (2) 1942, 279 – 386 ss.Konu: Türkiye Tarihi – Toplumsal Hizmetler ve Dernekler – HukukMAKALEMK Yer No1964 SB 155

61Bazı Büyük Şehirlerde Eşya ve Yiyecek Fiyatlarını Tesbit ve Teftişi Hususlarını Tanzim Eden KanunlarBarkan, Ömer LütfiTarih Vesikaları2 (7) 1942, 15 – 40 ss.Konu: Türkiye TarihiMAKALEMK Yer No1973 SB 305

62Bazı Büyük Şehirlerde Eşya ve Yiyecek Fiyatlarını Tesbit ve Teftişi Hususlarını Tanzim Eden KanunlarBarkan, Ömer LütfiTarih Vesikaları2 (8) 1942, 168 – 177 ss.Konu: Türkiye Tarih

Ziraî Reform Tecrübelerinin Türkiye İçin Haiz Olduğu Mâna ve EhemmiyetBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 1 (4) 1940, 455 – ss.Konu: Tarım ve İlgili Teknolojiler – Ekonomi – Kamu YöntemiMAKALEMK Yer No1970 SA 397

64Balkan Memleketlerinde Birinci Cihan Harbinden Sonra Yapılan Toprak ReformlarıBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 1 (4) 1940, 524 – 554 ss.Konu: Genel Avrupa Tarihi – Tarım ve İlgili Teknolojiler – Kamu YöntemiMAKALEMK Yer No1970 SA 397

65Balkan Memleketlerinin Millî Kurtuluş Mücadeleleri ve Toprak MeselesiBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 1 (4) 1940, 496 – 523 ss.Konu: Siyasal Bilimler – Türkiye Tarihi – Tarım ve İlgili TeknolojilerMAKALEMK Yer No1970 SA 397

66Balkan Memleketlerinin Toprak Meseleleri Tarihine Bir BakışBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 1 (4) 1940, 468 – 495 ss.Konu: Tarım ve İlgili Teknolojiler – Genel Avrupa Tarihi – EkonomiMAKALEMK Yer No1970 SA 397

67Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’ ve Türkiyede Ziraî Bir Reformun Ana MeseleleriBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 3 (1-2) 1941, 54 – 145 ss.Konu: Hukuk – Tarım ve İlgili Teknolojiler – EkonomiMAKALEMK Yer No1970 SA 397

68Bibliyografya() 201 – 213 ss.Konu: Coğrafya ve TarihMAKALEMK Yer No

69Osmanlı İmparatorluğu’nda Toprak Vakıflarının İdari – Mali Muhtariyeti Meselesi() 11 – 25 ss.Konu: Coğrafya ve Tarih

Osmanlı İmparatorluğu Teşkilat ve Müesseselerinin Şer’iliği Meselesiİstanbul Hukuk Mecmuası18 (3-4) 1952, 203 – 224 ss.Konu: Türkiye Tarihi – Kamu Yöntemi – HukukMAKALEMK Yer No1956 SA 153

71La Loi sur la Distribution des Terres aux Agriculteurs et les Problèmes Essentiels d’une Réforme Agraire en TurquieBarkan, Ömer LütfiRevue de la Faculte des Sciences de l’Universite d’Istanbul6 (1-2) 1944, 44 – 132 ss.Konu: EkonomiMAKALEMK Yer No1956 SA 266

72Türkiye‘de Sultanların Teşrii Sıfat ve Salahiyetleri ve Kanunnamelerİstanbul Hukuk Mecmuası6 (2-3) 1940, 713 – 733 ss.Konu: Türkiye Tarihi – HukukMAKALEMK Yer No1956 SA 153

73İsviçra Medeni Kanununun Çiftçiyi Alâkadar Maddelerindeki Tadillerİstanbul Hukuk Mecmuası6 (1) 1940, 209 – 237 ss.Konu: HukukMAKALEMK Yer No1956 SA 153

74Cemil Çalgüner: Ouvriers Agricoles en TurquieBarkan, Ömer LütfiRevue de la Faculte des Sciences de l’Universite d’Istanbul7 (1-4) 1945, 177 – 179 ss.Konu: Tarım ve İlgili TeknolojilerMAKALEMK Yer No1956 SA 266

75S. Lajugie: L’Avenir de Notre AgricultureBarkan, Ömer LütfiRevue de la Faculte des Sciences de l’Universite d’Istanbul7 (1-4) 1945, 176 – 177 ss.Konu: Tarım ve İlgili TeknolojilerMAKALEMK Yer No1956 SA 266

76Aperçu sur l’Histoire des Problèmes Agraires des Pays BalkaniquesBarkan, Ömer LütfiRevue de la Faculte des Sciences de l’Universite d’Istanbul7 (1-4) 1945, 120 – 172 ss.Konu: Ekonomi – Türkiye Tarihi – Tarım ve İlgili Teknolojiler

Türkiyede Muhacir İskânı İşleri ve Bir İç Kolonizasyon Plânına Olan İhtiyaçBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 13 (1-4) 1952, 204 – 223 ss.Konu: Kamu YöntemiMAKALEMK Yer No1970 SA 397

78Devletçilikte Vuzuh ve İstikrarBarkan, Ömer LütfiSigorta – Banka (11) 1948, 1 – 5 ss.Konu: Siyasal Bilimler – Ekonomi – HukukMAKALEMK Yer No

79Türkiyede Muhacir İskânı İşleri ve Bir İç Kolonizasyon Plânına Olan İhtiyaçBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 13 (1-4) 1952, 204 – 223 ss.Konu: Kamu YöntemiMAKALEMK Yer No1970 SA 397

80Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak SürgünlerBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 13 (1-4) 1952, 524 – 569 ss.Konu: Türkiye Tarihi – Kamu YöntemiMAKALEMK Yer No1970 SA 397

81Le Probléme de l’Etablissement des Immigrés en Turquie et la Nécessite d’un Plan de Colonigation InteriureBarkan, Ömer LütfiRevue de la Faculte des Sciences de l’Universite d’Istanbul11 (1-4) 1949, 132 – 152 ss.Konu: Türkiye Tarihi – Toplum BilimleriMAKALEMK Yer No  1956 SA 266

82Les Déportations comme Methode Peuplement et de Colonisation dans l’Empire OttomanBarkan, Ömer LütfiRevue de la Faculte des Sciences de l’Universite d’Istanbul11 (1-4) 1949, 66 – 131 ss. Konu: Türkiye TarihiMAKALEMK Yer No1956 SA 266

83Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak SürgünlerBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 13 (1-4) 1952, 524 – 569 ss.Konu: Türkiye Tarihi – Kamu YöntemiMAKALEMK Yer No1970 SA 397

84Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak SürgünlerBarkan, Ömer LütfiRevue de la Faculte des Sciences de l’Universite d’Istanbul11 (1-4) 1949, 67 – 131 ss.Konu: Siyasal BilimlerMAKALEMK Yer No1956 SA 266

85Türkiye‘de Göçmenlerin İskanî Meselesi ve Bir İç Kolonizasyon Plânının LüzumuBarkan, Ömer LütfiRevue de la Faculte des Sciences de l’Universite d’Istanbul11 (1-4) 1949, 132 – 152 ss.Konu: Siyasal BilimlerMAKALEMK Yer No956 SA 266

86Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak SürgünlerBarkan, Ömer LütfiHisar Fikir, Sanat, Edebiyat Dergisi13 (1-4) 1951, 524 – 569 ss.Konu: Siyasal ilimlerMAKALEMK Yer No

87Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak SürgünlerBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 13 (1-4) 1952, 56 – 78 ss.Konu: Türkiye Tarihi – Toplum Bilimleri – Siyasal BilimlerMAKALEMK Yer No1970 SA 397

88(Tahrir Defteri) nin İstatistik Verimleri Hakkında Bir Araştırma() 290 – 294 ss.Konu: Türkiye TarihiMAKALEMK Yer No1971 SB 21

89Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak SürgünlerBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 13 (1-4) 1952, 56 – 78 ss.Konu: Türkiye Tarihi – Toplum Bilimleri – Siyasal BilimlerMAKALEMK Yer No970 SA 397

90Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak SürgünlerBarkan, Ömer LütfiHisar Fikir, Sanat, Edebiyat Dergisi13 (1-4) 1951, 56 – 78 ss.Konu: Siyasal BilimlerMAKALEMK Yer No

91Vers un Renouveau de l’Histoire OttaomaneBarkan, Ömer Lütfiİstanbul Üniversitesi Yayınlarından: Atina Konferansları (533) 1953, 74 – 87 ss.Konu: Türkiye TarihiMAKALEMK Yer No

92(Tarihî Demografi) Araştırmaları ve Osmanlı Tarihi() 1 – 26 ss.Konu: Genel İstatistikler – Toplum BilimleriMAKALEMK Yer No1971 SB 21

93Türkiye‘de (Servaj) Var’mın idi?Barkan, Ömer LütfiBelleten20 (78) 1956, 237 – 246 ss.Konu: Türkiye Tarihi – Toplum BilimleriMAKALEMK Yer No1956 SA 267

94Toprak Reformları ve İç Kolonizasyon MeselesiBarkan, Ömer LütfiYeni Ufuklar9 (101-102) 1960, 297 – 302 ss. Konu: EkonomiMAKALEMK Yer No 1960 SA 62

95Saray Mutfağının 894-895 (1489-1490) Yılına Ait Muhasebe BilançosuBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 3 (1-2) 1941, 380 – 398 ss.Konu: Siyasal BilimlerMAKALEMK Yer No 1970 SA 397

96Osmanlı İmparatorluğunda İmaret Sitelerinin Kuruluş ve İşleyiş Tarzına Ait AraştırmalarBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 3 (1-2) 1941, 239 – 296 ss. Konu: Siyasal Bilimler – Kent ve Peyzaj SanatlarıMAKALEMK Yer No1970 SA 397

97Fatih Cami ve İmareti Tesislerinin 1489-1491 Yıllarına Ait Muhasebe BilançolarıBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 3 (1-2) 1941, 297 – 341 ss.Konu: Siyasal BilimlerMAKALEMK Yer No1970 SA 397

98 Ayasofya Cami’i ve Eyüb Türbesinin 1489-1491 Yıllarına Ait Muhasebe BilançolarıBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 3 (1-2) 1941, 342 – 379 ss.Konu: Siyasal BilimlerMAKALEMK Yer No1970 SA 397

99  894 (1488 / 1489) Yılı Cizyesinin Tahsilâtına Ait Muhasebe BilânçolarıBarkan, Ömer LütfiBelgeler1 (1) 1964, 1 – 117 ss.Konu: Türkiye Tarihi – EkonomiMAKALEMK Yer No1966 SB 138

100Türkiye‘de Din ve Devlet İlişkilerinin Tarihsel Gelişimi() 49 – 97 ss.Konu: Türkiye TarihiMAKALEMK Yer No1971 SB 21

101(Feodal) Düzen ve Osmanlı Tımarı [Ve Bildirinin Tartışması]() 1 – 32 ss.Konu: EkonomiMAKALEMK Yer No1971 SB 21

102Osmanlı Imparatorluğu’nda Esnaf CemiyetleriBarkan, Ömer Lütfiİstanbul İktisat Dergisi 13 (1-4) 1952, 39 – 46 ss.Konu: EkonomiMAKALEMK Yer No1970 SA 397

103Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun İktisadi CephesiBarkan, Ömer Lütfiİktisat Dergisi (388) 1999, 68 – 71 ss.Konu: Siyasal BilimlerMAKALEMK Yer No1965 SA 47

104Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun İktisadi Cephesi.Barkan, Ömer Lütfiİktisat Dergisi (388) 1999, 68 – 71 ss.Konu: Siyasal Bilimle

Osmanlı İmparatorluğu Bütçelerine Dair Notlar.Barkan, Ömer LütfiBelgelerle Türk Tarihi Dergisi (85) 2004, 77 – 82 ss.Konu: Ekonomi – Türkiye TarihiMAKALEMK Yer No1967 SB 460

106Akıncılar, Alperenler, Dervişler : Osmanlı İmparatorluğu’nda kolonizatör Türk DervişleriBarkan, Ömer LütfiYeni Türkiye21 (66 / Özel Sayı – Rumeli-Balkanlar Özel Sayısı- I) 2015, 491-518 – ss.Konu: Coğrafya ve Tarih – Türkiye Tarih

Atatürk ve Halkçılık Yazıları

Atatürk’ün Halkçılık hakkındaki sözleri

Amasya panayırındaki perişan halk manzarası karşısında Atatürk arkadaşına: Bak birader, böyle milletten nasıl ayrılırsın? Bu palasârelerin içinde perişan gördüğün insanlar yok mu? Onlarda öyle…

Türk Siyasetinde Milliyetçilik mi yoksa Halkçılık mı hakim?

M i l l i y e t ç i l i k Milliyetçilik ideolojisinin Türkiye’de ilk olarak ortaya çıkışı 1912 Balkan Savaşı mağlubiyetinden sonra…

2024 Yerel Seçimi ve Halkçılık

Kapak Fotoğrafı: Fatih Parkı’ndan İtfaiyeden Taş Mektep’e Sokak 21 Aralık 1974, Fatih 2024 yerel seçim sonuçlarını izlediğimizde halkçılık fikriyatının önümüzdeki 30 yıllık dönem içerisinde öne…

Atatürk, Halk ve 101.yıl Yerel Seçimleri

Atatürk 1919 Mayıs-Aralık döneminde 225 gün ve 1923 Ocak-Mart döneminde 60 gün olmak üzere toplamda dokuz ayı aşkın bir süre boyunca halkla direkt temas…

Atatürk’ün Halkçılık hakkındaki sözleri

Amasya panayırındaki perişan halk manzarası karşısında Atatürk arkadaşına: Bak birader, böyle milletten nasıl ayrılırsın? Bu palasârelerin içinde perişan gördüğün insanlar yok mu? Onlarda öyle yürek, öyle cevher vardır ki, olmaz şey! Çanakkale’yi kurtaran bunlardır. Kafkasya’da, Galiçya’da şurada burada arslanlar gibi çarpışan, mahrumiyete aldırmayan bunlardır. (Ekim 1919, S. D. El)

Afyonkarahisar Türkocağı azasıyla bugün müşerref oldum. Ocak’ta geçen dakikalar birbirimizi anlamak ve dinlemek için güzel vesileler bahşetti. Çok memnunum. Bilhassa Karahisar halkının, gençliğinin, aydınlarının kıymetli duygularını hâkimiyeti milliyenin muhafazasındaki kararlılıklarını kendi heyecanlı lisanlarından işitmek benim için pek çok güven ve inanma nedeni olmuştur. ( 24 Mart 1923 günü Afyonkarahisar Türkocağı’nı ziyaretinde hatıra defterine yazdıkları)
Arkadaşlarımız ve milletin bütün bireyleri gibi, mîllî davamızda benim de emeğim geçmiş ise, bu çalışmada iş yapma kuvveti ve başarı varsa, bunu bana mal etmeyiniz. Ancak ve ancak bütün milletin manevî kişiliğine mal ediniz. Ben milletin bu yüksek manevî kişiliği içinde bir önemsiz birey olmakla mutluyum. Efendiler, millet bütünüyle manevî bir kişilik halinde ve bir birleşmiş kitle şeklinde belirdi ve bu yüce birliği koruyarak ona düşman olanları ortadan kaldırdı. 1923 (Atatürk’ün S.D.11, s. 115)
Ben zannediyorum ki, efradı umumiyei milletin hiç birinden fazla yüksekliğe malik değilim. Bende fazla teşebbüs görüldüyse bu benden değil, milletin muhasîasından çıkan bir teşebbüstür. Sizler olmasaydınız, sizlerin vicdanî temayülâtınız bana noktai istinat teşkil etmemiş olsaydı; bendeki teşebbüsâtın hiçbiri olamazdı, millete ait meziyetleri yalnız eşhasa atfeden zihniyet, eski arelerin sistem ve usul meselesinden neşet ediyordu. (Mart 1923, S. D. II)
Ben zannediyorum ki, millet fertlerinden hiçbirinden fazla yüksekliğe sahip değilim. Bende fazla bir girişim görüldüyse bu benden değil, milletin bileşkesinden çıkan bir girişimdir. Sizler olmasaydınız, sizlerin vicdani eğilimleriniz bana dayanak noktası olmasaydı; bendeki girişimlerin hiçbiri olmazdı. 
Ben milletin vicdanında ve istikbâlinde ihtisas ettiğim büyük tekâmül istidadını, bir millî sır gibi vicdanımda taşıyarak peyderpey, bütün heyeti içtimaiyemize tatbik ettirmek mecburiyetinde idim. (1927, N.)
Benim için en büyük noktai sıyanet ve membaı şefaat milletimin sinesidir. (Ağustos 1919, N.)
Bir ülkenin en değerli varlığı yurttaşlar arasında ulusal birlik, iyi geçinme, çalışkanlık duygu ve yeteneğinin olgunluğudur. Ulus varlığını ve yurdun bağımsızlığını korumak için tüm vatandaşların canını ve her şeyini hemen ortaya koymaya karar vermiş olmaları o ulusun en yenilmez silahı ve savunma aracıdır.
O nedenle Türk ulusunun yönetiminde ve savunmasında ulusal birlik, ulusal duygu, ulusal kültür, en yüksek düzeydeki idealimizdir. Yüksek ve devrimci bir kültür düzeyine erişebilmek için önümüzdeki yıllarda daha çok çaba harcayacağız. 04.02.1935, ASD
Efendiler, bizim hükümetimiz demokratik bir hükümet değildir, sosyalist bir hükümet de değildir. Ve gerçekten, bilimsel niteliği bakımından var olan hükümetlerin hiçbirine benzemeyen bir hükümettir.
Ama ulusal egemenliği, ulusal iradeyi gerçekleştiren tek hükümettir, böyle bir hükümettir. Sosyal bilimler açısından bizim hükümetimizi adlandırmak gerekirse halk hükümeti deriz. TBMM, 01.12.1921, ASD
Efendiler, tevessül ettiğimiz büyük icraatta, milletimizin yüksek kabiliyeti ve yüksek aklıselimi başlıca mürşidimiz ve membaı muvaffakiyetimiz olmuştur. (Kasım 1922, S. D. II)
60
Hayatımda en büyük dayanağım ve güç kaynağım vatandaşlarımdan gördüğüm güven ve yardımdır. Tüm görevlerimde vicdanımda duyduğum en büyük kaygı emanetinizin saygınlığına ve kutsallığına dikkat etmektir. 29.08.1927, ASD
Her vakit tekrar mecburiyetinde kalıyor ve tekrarı da faydalı görüyorum ki, eğer ben milletime herhangi bir hizmette bulunmuşsam; eğer ben herhangi bir teşebbüste ön ayak olmuşsam; bu hizmet ve teşebbüsün membaı aslîsi, hizmetler ve muhabbetlerle merbut olduğum, bundan sonra ı hürmet ve muhabbetle merbut olacağım ve gelecekte de hizmet ve muhabbetle saadet ve ikbaline hasrı vücut, vakfı ıyat edeceğim aziz milletime, sizlere râcidir.
Efendiler, bir millette güzel şeyler düşünen insanlar, fevkalade işler yapmaya kabiliyetli kahramanlar bulunabilir; lâkin öyle kimseler yalnız başına hiçbir şey olamazlar; meğer ki bir hissi umuminin âmili, mümessili olsunlar.
Ben milletimin efkâr ve hissiyatına yakından vâkıf olmaktan, aziz milletimde gördüğüm kabiliyet ve ihtiyacı ifadeden başka bir şey yapmadım.
Onun bu kabiliyet ve hissiyatına olan vukufumla müftehirim. Milletimdeki bugünkü muzafferiyaü tevlit edebilmek, hassayı görmüş olmak, bütün bahtiyarlığım
işte bundan ibarettir. (Mart 1923, S. D. II)
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir. Atatürk. Vatandaş için Medeni Bilgiler. 1930.
Yapılanların hepsi milletin eseridir. 1930 (Muzaffer Göker, TTK. Belleten, Cilt: 3, Sayı: 10, 1939, s.388)
Hatırlamak Ölüm, insanın değişmez kaderidir; marifet unutulmamaktır. (Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar; Nakleden: Eski Bir Atatürkçü (Münir Hayri Egeli). s:13)
Hoşgörü Medeniyet demek, afiv ve hoşgörü demektir. İlkel budunlardır ki kan davası güderler. Afiv ve hoşgörüye dayanmayan uygarlık, zorbalığa dayanan uygarlıktır ki çöker. O, uygarlık değildir.
Niteliğimiz iyi, güzel ve doğrudur. İyi ve güzelsiz doğru olmaz. Daima, her zaman, her yerde; iyi, güzel ve doğru beraber her yerde ve her zaman afiv. Afiv ve hoşgörü. Ancak ve ancak milli davalarda, milli kalkınmada, sonucu topluma etkili olan işlerimizde hoşgörünün yeri yoktur.
Kişisel kinleri, kişisel düşmanlıkları körükleyen ve güdenler ancak ve ancak ilkel budunlardır. Atatürk ve Çevresindekiler, Kemal Arıburnu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1994
Muhtelif inanışlı kimseler, birbirlerine kin, nefret besliyorlarsa, birbirlerini hor görüyorlar ve
hatta sadece birbirlerine acıyorlarsa, bu gibi kimselerde hoşgörü yoktur; bunlar bağnazdırlar. Hoşgörü o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdanî inanışlarına karşı, hiçbir kin duymaz; bilâkis hürmet eder.
Hiç olmazsa, başkalarının, kendininkine uymayan inanışlarını bilmemezlikten, duymamazlıktan gelir. Hoşgörü budur. 1930 (Afet İnan, Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atatürk’ün El Yazıları s. 509-512)
Türk halkı hürriyetine öyle bir ihtirasla bağlıdır ki, onu himaye etmek üzere her türlü fedakarlığı yapmaya hazırlıklıdır. Türk halkının en iyi vasıfları, verdiği sözlere sadakati, arkadaşlarına olan vefası ve memleketinin bağımsızlığına olan sarsılmaz düşkünlüğüdür. Mustafa Kemal Atatürk – 23 Ocak 1923
Türkiye’nin gelecekteki hükümet şekli kelimenin tam manasıyla demokratik olacaktır. Hakimiyet hakkı halka tanınacak ve halk tarafından seçilen üyelerden meydana gelen Milli Meclis tarafından tatbik edilecektir. Milli Meclis kendi iradesini, üyeleri arasından seçtiği heyeti vekile vasıtasıyla nöbetleşe icra edecektir. Mustafa Kemal Atatürk – 23 Ocak 1923
Milli yurdumuzun her köşesi azizdir. Fakat hatıraların çok olduğu yerde kalp her yerden fazla hassas olur. Bursa’ya girerken içimde çok mesut heyecanlar duydum. Bursa halkı bana bütün ömrümde unutamayacağım samimi ve coşkun bir kabul gösterdi. O gün kuvvetle dokunulmuş bir tel gibi baştan başa titreme halinde olan millettaşlarımın hakkımda gösterdiği şükrana daha tamamıyla hak kazanamadığıma eminim. Mustafa Kemal Atatürk – 16 Ekim 1922
Bugün Rize’den ayrıldığım sırada Rize ve Atina müftülerinin temsil ettiği bir hoca heyeti, bütün memleket ve civar halkı önünde kapattırılan medreselerin açılmasını dilekçeyle talep ettiler. Dilekçeyi okuduktan sonra çok kızdım. Yüksek ve şiddetli bir sesle kendilerini azarladım ve memleketin, milletin şimdiye kadar felaketi sebeplerinin kendileri olduğuna işaret ettim. Bütün halk ve mektep talebesi “bravo!” sesleri ve heyecanlı alkışlarla karşıladılar. Buna karşılık, Rize’deki liseyi canlandırmak elzemdir.
Mektep binası ve eğitim aletleri yoktur. Hocaları çok olan bu muhitte ilim ve irfan teşkilatımızın süratle faaliyete başlaması pek lüzumludur. Burada Osman Ağa’nın oğlu İsmail Bey, yirmi bin liralık bir mektep binası yapmak üzere imiş. Bunu taltif ederek, işin hızlandırılması ve hemen eğitim aletleri göndermek ve fazla alaka göstermek suretiyle, halkın taassuba karşı gösterdiği fiili tezahüre karşılık vermek icap eder. Mustafa Kemal Atatürk – 18 Eylül 1924
Cumhuriyet Halk Partisi cumhuriyetçi, laik, halkçı ve milliyetçidir ve milletin iktisadi menfaatlerini temin etmeyi birinci derecede önemli sayar. İşbu esaslar partimiz için bütün siyasetinde ve bütün kanunların konulmasında ve tatbikinde hakimdir. Mustafa Kemal Atatürk – 22 Ekim 1927
Rumeli ve Anadolu halkı, Azeri kardaşlarının kalbinin kendi kalbi gibi çarptığını bilirler. Mustafa Kemal Atatürk – 14 Ekim 1921
Memleketin kaynaklarının genişliği, halkın emek ve kabiliyeti ve ordularının süngüleri barış vaktinde de her türlü neticeleri elde edecektir. Üç buçuk sene süren bu mücadeleden sonra ilim bakımından, maarif bakımından, iktisadiyat bakımından mücadelelerimize devam edeceğiz ve eminim ki, bunda da muvaffak olacağız. Fabrikacı olacağız. Sanatkar olacağız. Bundan sonra zihniyetimizi hep buna hasredelim. Mustafa Kemal Atatürk – 17 Ekim 1922
Birleşik Devletler’in ideali, bizim idealimizdir. Meclisi Mebusan’ın 1920 Ocak’ında ilan ettiği Misakı Milli’miz, sizin Bağımsızlık Beyannamenize çok benzer. Talep ettiği, sadece, Türk ülkesinin istiladan kurtulması ve kendi kaderimize hakim olmamızdır. Bağımsızlık… Hepsi bu. O, halkımızın misakı, anayasasıdır ve ne pahasına olursa olsun bu misakı korumaya kararlıyız. Mustafa Kemal Atatürk – 13 Temmuz 1923
Rize’de gördüklerimden çok memnunum. Halk çok vatanperver ve Cumhuriyetperverdir. Mustafa Kemal Atatürk – 18 Eylül 1924
Tekmil Anadolu ahalisi milli bağımsızlığı kurtarmak için baştan aşağı yek vücut bir hale getirilmiş ve istisnasız tekmil kumanda heyetleri ve arkadaşlarımız yüksek bir fedakarlık ile müştereken karar almıştır. Vali ve mutasarrıfların hemen tamamı da bu halka etrafına alınmıştır. Bu yüce hedef için Müdafaai Hukuku Milliye ve Reddi ilhak Cemiyeti’nin kapsamlı unvanı kabul edilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk – 18 Haziran 1919
Kuran’ı şimdi ilk defa Türkçe bastırıyorum, ayrıca Muhammed’in hayatını da tercüme ettiriyorum.
Siz milliyetçi zümre, halkla konuştuğunuz vakit yüksek sesle söylemeyi unutmayınız. Yüksek ses, inancın ifadesi olduğu vakit tesir yapmaktan geri kalmaz. Yolunda çalıştığımız büyük mefkureyi halkın kalbinde bir fikir halinden, bir his haline geçirmelisiniz. Demokrasinin ne olduğunu halka anlatmak ,bilhassa sizin vazifenizdir.

 

Birtakım kelimeler var ki, sık sık telaffuz edildiği halde, hatta aydınlarımız arasında onu tamamıyla anlayanlar çok değildir. Halkçılığın ne olduğunu, esasları neden ibaret bulunduğunu, halkçıların halka karşı ne gibi vazifeler üstlenmek mecburiyetinde kalacaklarını madde madde izah etmek lazımdır. Cumhuriyet’i, onun icaplarını yüksek sesle anlatınız. Cumhuriyet prensiplerini sevdiriniz. Bunu kalplere yerleştirmek için hiçbir fırsatı ihmal etmeyiniz. Mustafa Kemal Atatürk – 18 Aralık 1930

 

Bak Bayar, bu güzel memleket ve bu temiz yürekli halk, istilacıların ayakları altında bırakılabilir miydi? Mustafa Kemal Atatürk – 2 Şubat 1938
İşe köyden ve mahalleden ve mahalle halkından yani kişiden başlıyoruz. Kişiler düşünür olmadıkça, hangi haklara sahip olduğunu anlamadıkça, kitleler istenilen yöne, herkes tarafından iyi veya kötü yönlere yöneltilebilirler. Kendini kurtarabilmek için her kişinin geleceği ile bizzat ilgilenmesi lazımdır. Aşağıdan yukarıya, temelden çatıya doğru yükselen böyle bir müessese elbette sağlam olur. Mustafa Kemal Atatürk – 1927
Kuvvetliyiz, ordularımız kuvvetlidir. Ordularımızı yaratan ordularımızı vücuda getiren milletimiz kuvvetlidir. Bu milleti yaşatan bu vatan sonsuz doğal zenginliklere ve verimliliğe sahiptir, kuvvetlidir. Fakat Efendiler, bütün bu kuvvetlerin üstünde başka bir kuvvetimiz vardır ki, o da milli egemenliğimizi idrak etmiş ve onu doğrudan doğruya halkın eline vermiş, halkın elinde tutmuş ve tutabileceğimizi gerçekten ispat etmiş olmaktır. Mustafa Kemal Atatürk – 19 Ocak 1923
Devletimizin ilerlemesi ve hükümet işlerinin sürat ve intizamını temin için Anayasamızın açıklanmasına, tamamlanmasına ve genişletilmesine ihtiyaç barizdir. Yüce Meclisçe bu hususun icabı gibi düşünüleceği ve temin olunacağı tabiidir.
Ancak, kaçınılmaz ve acil gördüğüm aşağıdaki açıklamaların evvelemirde acele olarak müzakere ve kabulünü teklif eylerim. 1. Anayasamızın birinci maddesinin sonuna “Türkiye devletinin hükümet şekli cumhuriyettir” açıklamasının ilavesi ile sözkonusu maddeyi: “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayalıdır. Türkiye devletinin hükümet şekli cumhuriyettir” haline sokmak…Mustafa Kemal Atatürk – 29 Ekim 1923
Bizim neslin gençlik yıllarına Osmanlılık telkin ve etkileri hakimdi. İmparatorluk halkını meydana getiren Türk’ten başka uluslara; bu arada yanlış bir din anlayışıyla Araplara; sarayın, ordu ve devlet ileri gelenleri anısında bulunan ırktaşlarının etkisiyle Arnavutlara özel bir değer veriliyor, onlardan söz edilirken “kavmi necip” deyimiyle sıfatlandırılarak bu duygunun belirtilmesine çalışılıyor, memleketin sahibi ve devletin kurucusu olan Türkler ikinci planda gelen önemsiz halk yığınları sayılıyordu. Mustafa Kemal Atatürk – 1931
Biz asrın icaplarına ve milletin hakiki ihtiyaçlarına göre kanun yapmalıyız. Eldeki kanunlarımızı hakimlerimiz süratle tatbik edemiyorlarsa hemen değiştirmeliyiz. Halka adaleti süratle dağıtmak ve tatbik etmek mecburiyetindeyiz. Yeni idaremizin manası bu olmak lazımdır. Mustafa Kemal Atatürk – 22 Ocak 1923
Uysal bir halk kitlesi, Doğu geleneklerine bağlı kalmışsa, yanlış ve köstekleyici alışkanlıklar sonunda birtakım kuvvetlerin tekelci vesayeti altına sürüklenebiliyorsa, bu kitle adına, milli iradeyi temsil eden aydınlar harekete geçerler. Kitleyi çağdaş bir düzene kavuşturmak için, geri düzenle, batıl itikatlarla, hurafelerle savaşırlar. Devrim yaparlar. Geri düzeni değiştirirler. Bunun için halk iradesine başvurulmaz. Mustafa Kemal Atatürk
Efendiler, biz Türkiye halkı insanlık dünyasından soyutlanarak kendi başımıza yaşayamayız. Bütün dünya ile bütün insanlıkla beraber yaşarız ve yürürüz! Ve hiç olmazsa onlarla bir hizada yürümeye mecburuz. Buna göre her hususta olduğu gibi özellikle yargıda da zamanın gereklerini daima göz önünde tutmak ve yeni yapacağımız bütün şeyleri ona göre yapmak zorundayız. Mustafa Kemal Atatürk – 19 Ocak 1923
Alacağımız kararlarda halk eğilimini elbette gözönünde tutacağız. Mutlaka bu eğilimlere karşı hareket etmeyeceğiz. Fakat eğer prensiplerimiz bahis konusu ise, başımızı veririz, prensiplerimizden fedakarlık etmeyiz. Mustafa Kemal Atatürk – 1922
Merkezi hükümetin takip ettiği gerici gidiş ve son zamanlarda aldığı mutlakiyet konumu mevcut endişe ve heyecanı şiddetlendirmeye sebep olduğu gibi, mebusan seçimlerinin icrasında ihmalkarane hareketi, barışın aleyhimizde olan bütün icaplarını kabul ve millete bir emrivaki tarzında takdim edeceğini göstermekte ve şu halde Sulh Konferansı’na verdiği nota icabınca Toros’un ötesindeki vilayetlerimizin kaybı ve Aydın vilayetinde kabul ettiği sınırın batı sahil kısımları ve memleketin muhtelif işgal edilmiş topraklarının maazallah kaybedilmek tehlikesi bütün çıplaklığıyla hissedilmekte olduğundan Meclisi Mebusan’ın seçilmesiyle, milletin, mukaddes haklarını kullanmasına ve irade ve kudretini göstermeye meydan kalmadan böyle bir tehlikeli vaziyet karşısında tedbirler almak ve hakları müdafaa eylemek ve keza halkı silahlandırmak ve yekdiğeri aleyhinde kıyam ve kıtale teşvik alçakça cinayetine teşebbüs ettiği elde edilmiş olan belgelerle reddedilemez bir şekilde tahakkuk eden merkezi hükümet ile her türlü tedbirlere rağmen mevkiini muhafaza ettiği müddetçe münasebetler kesilmekle, şayet bu müddet ve şu hal devam edecek olursa, memleketin idaresi ve aynı zamanda hasıl olması muhtemel yeni vaziyetlere karşı, milletin mukadderatının kararlaştırılması ve tespiti için bir genel kongrenin fevkalade olarak yapılmasına ihtiyaç hasıl olması muhtemeldir. Mustafa Kemal Atatürk – 13 Eylül 1919
Montesquieu’nün “Bir halkın müzikalitesine önem verilmezse, ıslahat mümkün olamaz” dediğini okumuştum. Bu çok doğru. Onun için bunu uyguluyorum. Mustafa Kemal Atatürk – 30 Kasım 1930
Bolşevik kuramının Rusya’da uygulanmış şekline bakalım: Bütün Rus milleti içinden işçi, deniz ve kara kuvvetlerinden ibaret bir azınlık ekonomik esaslara dayanan, komünist partisi adı altında birleşerek, bir diktatörlük meydana getirmişlerdir. Amaçlarında, millî değildirler. Kişisel özgürlük ve eşitlik tanımazlar. Halk egemenliğine saygıları yoktur.
İçeride çoğunluğu, zorlama ve baskı ile görüş noktalarına uymaya zorlarlar; dışarıda propaganda ve ihtilâl örgütü ile, bütün dünya milletlerine kendi ilkelerini yaymaya çalışırlar. Halbuki, hükümet kurmaktan amaç, evvelâ, bireysel özgürlüğün teminidir. Bolşevik hükümet şeklinde istibdat niteliği görülmektedir. Bir toplumu, bir kısım insanların görüşlerinin, zorla, esiri ve düşkünü yaşatmak şekline, doğal ve uygun bir hükümet sistemi gözüyle bakılamaz. Mustafa Kemal Atatürk – 1930

 

Bu ordu sultanın ordusu idi ve onun iradesini yerine getirir, yalnızca onu tanırdı. Bu ordu günde üç kez, “Padişahım çok yaşa!” diye bağırmak zorundaydı. Yeni orduyu tamamen yeni prensipler ve temeller üzerine kurduk. Bu ordu, eski ordunun halkın davasına, vatan müdafaasına sadık kalmış kısımlarından ve emekçi köylü kitleleri arasından toplanan kişilerden oluşturulmuştur. Biz bu orduyu kurarken, yalnızca bir tek amaç güttük. Bu da, bu ordunun sultan ordusu değil, halk ordusu olması, ayrı ayrı şahısların değil, bütün halkın menfaatlarını savunmasıdır. Mustafa Kemal Atatürk – 4 Ocak 1922

 

Yüzyıllardan beri her şeyi efendilerinden, onların çevresinden ve daha sonra sınırlı bir oligarşiden beklemeye alışmış Türk halkı, 1919 yazından itibaren çalışmış ve kendi kaderini eline almayı başarmıştır. Mustafa Kemal Atatürk – 4 Ocak 1922
Arkadaşlar, beş sene evvel ilk defa Samsun’a ayak bastığım zaman, bana kalp kuvveti veren vatandaşlarımın ilk safında kahraman Trabzonluların bulunduğunu asla unutmayacağım. Büyük kanlı Sakarya Muharebesi’ne 3. Fırka ile yetişen Trabzon evlatlarının muharebe meydanında gösterdikleri fedakarlıkların kıymetli hatırası daima beynimde nakşolmuş kalacaktır. Bu vatanperver halka, o kahraman evlatlara sahip olan bu kıymetli memleketimizi, bir Ermenistan kapısı veya hayal edilen bir Pontos Krallığı ülkesi yapmak talep ve tehditleri, ne uğursuz idi. Şüphesiz o kabuslar, ilelebet hayal olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk – 15 Eylül 1924
Halk Partisi, memleket ve millet her türlü dayanaktan mahrum bırakılarak felakete atıldığı uğursuz zamanda bütün milleti kadrosu içine alarak kuvvet ve kudret yapan, harici düşmanları kovan, dahili düşmanları imha eden, halka hürriyet ve hakimiyet temin eden mukaddes bir cemiyettir. Halk Partisi, hiçbir safsataya iltifat etmeyerek Türk Cumhuriyeti’ni kuran inkılapçı bir ruhun bütün millette kendisini gösteren örgütlenişidir. Halk Partisi, Türkiye’yi medeni aleme sokan ve orada yükseltmeyi taahhüt eden azimkar bir partidir. Mustafa Kemal Atatürk – 16 Eylül 1924
Taassup cehalete dayanır. Dolayısıyla taassubu olan cahildir. Bilim, mutlaka cehalete yener. O halde halkı aydınlatmak lazımdır. Mustafa Kemal Atatürk – 17 Ocak 1923

 

Beni İstanbul’dan Samsun’a götüren vapur Boğaziçi’ni terk ederek Karadeniz’e girerken İstanbul ufuklarına baktım ve orada her türlü müdafaadan men edilmiş, kalp ve vicdanları kan ağlayan, dimağları yanan İstanbul halkı için ağladım, gözlerim yaşardı. Fakat bu sevgili kardeşlerin mutlaka kurtulacağına o kadar emindim ki, bu emniyet benim için avunma sebebi oldu. Mustafa Kemal Atatürk – 6 Mayıs 1924

 

Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat, kendi ırkından büyük tanıdığı ve başlarında taşıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi ondan daha acıdır. Bu, kalp ve vicdanlar için onulmaz yaradır. Mustafa Kemal Atatürk – 11 Eylül 1924
Büyük Amerikan milletine: Siz zulüm ve istibdadı kendi vatanınızdan uzaklaştırdınız. Siz uzun ve kanlı bir mücadeleden sonra kendi hürriyet ve bağımsızlığınızı elde ederek, halk hakimiyetine dayalı demokratik bir devlet ve kuvvetli bir medeniyet tesis ettiniz.
Bugün yerkürenin diğer tarafında bir millet var ki, o da aynı hürriyet, aynı bağımsızlık ve aynı demokrasi uğrunda mücadele ediyor, kan döküyor. Hürriyet ve bağımsızlık uğrunda harp eden ve tıpkı sizler gibi dünyada ilerleme ve adalet etkeni olmak için samimi bir surette mücadelede bulunan Türk halkına kalbinizi açık bulundurunuz. Mustafa Kemal Atatürk – 23 Ocak 1923
Arkadaşlar, bütün hayatımda pek sevimli geçirdiğim bir gece vardır. O gece, ordumuzun İzmir’e girdiği günün burada geçirdiğim gecesidir. O vakit buradan geçerken bu muhterem halkın gördüğü her türlü zulüm ve tecavüze rağmen resmimi koyunlarından çıkararak beni tanıdıklarını ve otomobilime atılarak kucakladıklarını unutmadım. Bugün o hatırayı yaşıyorum, bahtiyarım. Mustafa Kemal Atatürk – 12 Ekim 1925
Üçüncü Ordu Müfettişi Cevad Paşa’yı telgraf başına çağır. Depremde yaralanmış vatandaşlarımızı hemen ordu sağlık kurulları bakım altına alsın. Evi yıkılmış vatandaşlara ordu çadırları verilsin. Ordu gezgin fırınları hemen deprem bölgesine gönderilip halka ekmek pişirmeye başlasın.  Erzurum Valiliği ile sıkı bir işbirliği kurulsun ve gelişmelerden beni haberdar etsin. Mustafa Kemal Atatürk – 1924
Hatay dediğimiz topraklar bütün kapsamlı manasıyla Türk topraklarıdır. Bu hakikati biz 1921’den itibaren tespit ettirmiş bulunuyoruz. Bu Türk topraklarındaki halkın Türk olduğunu ise münakaşa mevzusu dahi kabul etmiş değiliz. Mustafa Kemal Atatürk – 31 Aralık 1936
Hakkımızı savunmak ve insanlık duygularına zerrece aldırış etmeyen kimselerin vahşi saldırıları yüzünden yiğit ve bahtsız halkımızın çekmekte olduğu korkunç acı­ları dünyaya duyurmak uğruna harcadığınız enerji için hepimizin size duyduğumuz minnettarlığı da bu vesileyle hemen belirtmek isterim. Emin olunuz ki, sizin gibi çok hararetli ve içten savunucuların haklı davamıza kazandırdıkları manevi zafere pek değer vermekteyiz. Size anlatmaya bilmem ki gerek var mıdır?
Geçen Temmuz’daki ilerlemesi sırasında düşmanın istila ettiği topraklar, dört ay önce sizin pek cesurca dolaşıp gördü­ğünüz aynı toplu katliamlara, aynı yıkımlara uğradı. Düşmanımızın geçtiği her yerde göze çarpan, ölüm, yangın, yağma ve Yunan afetinden kaçan zavallı köylülerin hüzünlü göçü oldu. Bu korkunç anı ve ona sebep olanların vahşi kinini, Anadolu yıllar boyunca ve hatta belki yüzyıllarca unutmayacaktır. Mustafa Kemal Atatürk – 5 Eylül 1921
Halka şimdiye kadar kaçırılan fırsatların ve memleketin maruz kaldığı elim neticelerin yegane saiki memleket ve millet işlerinin daima sınırlı bazı şahısların elinde oyuncak olmasından ve milli hakimiyetin daima ihmal edilmiş ve atıl bırakılmış bulunmasından ileri geldiğini telkin etmeli ve milli hakimiyete karşı vaki olacak en küçük bir taarruz ve tecavüzü büyük bir kahramanlıkla karşılamak lazım geldiğini yine elbirliğiyle ışık tutup aydınlatmalıyız. Mustafa Kemal Atatürk – 16 Ocak 1923

 

Efendiler! Artık bizim hükümetimiz müstebit bir hükümet değildir. Bir mutlaki veya meşruti hükümet de değildir. Bizim hükümetimiz Fransa veya Amerika cumhuriyetlerine de benzemez. Bizim hükümetimiz bir halk hükümetidir. Tam bir şura hükümetidir. Yeni Türkiye devletinde saltanat millettedir. Mustafa Kemal Atatürk – 19 Ocak 1923

 

Sahil seyahatine devama imkan yoktur. Erzurum halkını, maruz kaldıkları acı felaket içinde ziyareti pek münasip ve lüzumlu görüyorum. Acı bir lisanla da davet ediyorlar. Hemen harekete karar verdimse de, Trabzon-Erzurum yolu bozuk, güvenilir otomobil yoktur. Yarın öğlende buradan hareket ederek yalnız çok hazırlıkla davet edilmiş olduğum Rize ve Giresun’a çıkmak ve oraya Ankara’dan gelecek otomobillerle Sivas-Erzincan üzerinden Erzurum’a gitmeyi ve orada halkla bizzat meşgul olmayı düşündüm. Görüş ve cevabınızı makine başında bekliyorum. Mustafa Kemal Atatürk – 16 Eylül 1924
Efendiler, bu münasebetle şunu da beyan edeyim ki, memleket idaresinde yüksekten atarcasına, muğlak, karışık fikirlerle ne yapılmak arzu ettiğini bilmeyenlere, halkın aklıselimine müracaatı tavsiye etmelidir. Mustafa Kemal Atatürk – 21 Eylül 1924
Bizim kanaatimizce, memlekette inkılabın müdafaası, cumhuriyetçi ve halkçı bir idarenin bütün nimetlerinin gelişmesi ve Cumhuriyet prensiplerinin ve nimetlerinin fena maksatlı adamlar elinde bizzat Cumhuriyet ve cumhuriyetçiler aleyhine kullanılmasının önlenmesi, mükemmel ve muasır bir adliye ile ve onun muktedir hakimleriyle mümkündür. Mustafa Kemal Atatürk – 10 Mayıs 1931
Görülüyor ki, yeni Türkiye devletinin teşekkülünden evvel millet hiçbir vakit kendi tarihine, kendi hayatına, kendi refah ve saadet vasıtalarına sahip olamamıştı. Hatta bu, kendisine düşündürülmemişti bile.
Sanki milletin vazifesi, herhangi bir padişahın hırs ve hevesini, herhangi bir serdarın geniş ve şaşalı hayatı­nı temin için sürüler halinde şuraya buraya gitmekten ibaretti. Fakat bugün böyle değildir. Bugün bütün halk, hepimiz benliğimizin idrakindeyiz. Mukadderatımıza hakim bulunuyoruz. Tekrar Viyana’ya gitmek, Mısır’ı fethetmek, Hindistan’da imparatorluk kurmak gibi hayallere kapılacak kimse kalmamıştır. Bütün dimağımızı, mesaimizi bu memleketin ümranına, refahına hasr ve tahsis edeceğiz. Gayemiz budur ve bu gaye için mevcudiyetimizi bile ortaya atmaya hazırız. Mustafa Kemal Atatürk – 22 Ocak 1923

 

Memleket mutlaka çağdaş, medeni ve yenilikçi olacaktır. Bizim için bu, hayat davasıdır. Bütün fedakarlığımızın verimli olması buna bağlıdır. Türkiye ya yeni fikirlerle donanmış namuslu bir idare olacaktır veyahut olamayacaktır. Halk ile çok temasım vardır. O saf kitle, bilmezsiniz ne kadar yenilik taraftarıdır. Mustafa Kemal Atatürk – 2 Aralık 1923

 

Mücadelemiz çok çetin oldu. Lakin henüz başlangıçtayız. İmparatorluktan miras aldığımız şey harap bir memleketten ibarettir. Şöyle bir benzetme yapayım: Vefat eden bir babadan oğullarına bir ev kaldı farz ediniz. Ev o kadar harap, o kadar harap ki, mutlaka esaslı bir tamire muhtaç. Buna ise para lazım. Varisler bu halden memnun olurlar mı sanırsınız? İşte bulunduğumuz vaziyet.
Vaktiyle Osmanlı sultanları halkın en iyi unsurlarını imparatorluğun uzak kısımlarına, sınırlara harbe gönderirlerdi. Geriye kalan ikinci derecede kabiliyet sahibi olanları ise öldürünceye kadar çalıştırırlar ve bunların emek mahsulünü hemen bütünüyle gasp ederlerdi. Halk bu yüzden daima fakir bir halde kaldı. Mustafa Kemal Atatürk – 9 Kasım 1930

 

Padişahlar halka acımadılar, Anadolu’ya acımadılar, onu sadece soydular. Mustafa Kemal Atatürk – 1922

Türk Siyasetinde Milliyetçilik mi yoksa Halkçılık mı hakim?

M i l l i y e t ç i l i k

Milliyetçilik ideolojisinin Türkiye’de ilk olarak ortaya çıkışı 1912 Balkan Savaşı mağlubiyetinden sonra gerçekleşmiştir.

İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem içerisinde Türkiye önemli bir dönüşüm geçirmişti. Savaşın galibi olan ABD, Yalta konferansı ardından Türkiye’de anti komünizm propagandası maksatlı olarak milliyetçilik akımlarını öne geçirirken, halkçılık ile ilgili kurumlar halk evleri, köy enstitüleri birer birer kapatılmaya başlanmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’nin anti komünist politikalarını Türkiye’ye empoze etmesi neticesinde milliyetçilik kavramı öne çıkmaya başlamış, zaten 1950’li yıllarda kapatılan halk evleri ve köy enstitülerinin ardından, Halk Partisi’nin de seçimleri kaybetmesi ile birlikte halk geri plana itilmiş ve Türk-İslam sentezi ideolojisinin zorlaması ile birlikte alternatif kurumlar olan imam hatip okulları ve Kur’an kursları peyderpey açılmaya başlanmıştır.

1946’da Milli Eğitim Bakanı olan Reşat Şemsettin Sirer döneminde Köy Enstitüleri kapatılmaya başlanmıştır. Köy Enstitülerine öğretmen yetiştiren, Yüksek Köy Enstitüsü bölümü 27 Kasım 1947’de, eğitmen kursları ise 28 Haziran 1948’de CHP döneminde kapatılmıştır.

Demokrat Partinin iktidara gelmesi ve 14 Mayıs 1950 tarihinde gerçekleşen seçim ertesinde, 11 Ağustos 1951 tarihinde 5830 sayılı kanun ile Türkiye genelindeki bütün Halkevleri kapatılarak malları hazineye devredilmiştir.

1974 Kıbrıs Savaşı’nın ardından ise bu sefer Milliyetçi Cephe  adında toplumu kutuplaştırıcı bir koalisyon hükümeti kurulmuştur.

1950-2024 arasındaki 75 yıllık dönem ise ülkemizde Atlantik güçlerinin insanımızı kendi gerçeklerine (dil, din, kimlik) yabancılaştırdığı, milliyetçilik ve dincilik görüntüsü altında Türkiye’nin Atlantik İttifakı dışındaki alternatif politika arayışlarının önünü kesmek maksatlı olarak uyguladığı bir dönem özelliği taşımaktadır.

Bir bütün olan halkın birliği ve birlikteliği kavramı zedelenmiş ve toplum özellikle 21. yüzyıl başları ile birlikte derin bir kutuplaşmaya itilmiştir. Halkın bütünlüğünün ortadan kaldırılması kimlik siyasetleri ile söz konusu olmuş ve etnik kimlikler bu anlamda teşvik edilmeye başlanmıştır. Bunun neticesi de halkın gelir dağılımından aldığı payların azalması olmuştur.

Türkiye’de halkın %80’i gelirin ancak yüzde yirmisini paylaşabilmekte buna karşın nüfusun %1’i gelirin yüzde kırkına sahiptir.

Bunun sebebi milliyetçilik ve tarikatçı/mezhepçi/cemaatçi dincilik siyasetlerinin uygulanması ile birlikte, halkın gözünü kimlikler ile karartarak gelirden aldığı payın azaltılması olmuştur.

Neticede asgari ücret Türkiye’de tüm çalışanlar için standart bir ücret haline gelmiştir.

 

H a l k ç ı l ı k

1919-1923 Kurtuluş Savaşı döneminde ise halkçılık ideolojisi güçlü hale gelmeye başlamıştır.

Atatürk, halkçılık kavramını milliyetçilik kavramından daha çok kullanmış, kurduğu partinin adında da halk kavramını kullanmıştır.

Bir tepki ideolojisi olarak ortaya çıkan milliyetçilik anlayışına karşın, halkçılık ideolojisi bir aksiyon ve inşa programı olarak ortaya çıkmış ve halk kongrelerinin kurulmaya başlandığı 1919 yılından, halk evleri ve köy enstitülerinin kapatıldığı 1950 li yılların başına kadar 30 yıl müddetle  ana politika olarak uygulanmıştır.

2024 yerel seçimlerinin de Halk Partisi tarafından kazanılmasının ardından beklentimiz en azından 30 yıllık dönem boyunca halkçılığın Türk siyasetinin merkezine yerleşeceği şeklindedir. 

1919 yılında halk kongrelerini toplayarak savaşı başlatan Atatürk daha sonra 1923, 9 Eylül‘ünde, İzmir’in kurtuluş tarihinde, Cumhuriyet halk Partisi’ni, 1932 yılında ise Halk Evlerini kurmuştur. 

Görüldüğü üzere halkı ve halkçılığı temel alan bir siyasi yaklaşım söz konusudur.

Tekalifi Milliye emirleri

Burada özellikle 1920 Tekalifi Milliye emirleri halkı bizzat savaşın içerisine çekmiş ve fiili katılımını sağlamış, bu sayede de halk elini taşın altına koymuş ve devletine sahip çıkmıştır. Burada soyut bir millet kavramı yerine somut bir halk gerçeği ile yüzleşilmiş ve olumlu sonuçlar alınmıştır

Tekalifi Milliye emirleri, 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilmiş ve aynı yılın Mayıs ayında uygulamaya konulmuştur. Bu emirler, Kurtuluş Savaşı’nın finansmanını sağlamak için alınmış bir dizi tedbirdir.

Tekalifi Milliye emirleri, halktan çeşitli mal ve hizmetlerin bedelsiz veya indirimli olarak toplanmasını içeriyordu. Bu mallar ve hizmetler şunlardır:

  • Para: Halktan altın, gümüş ve para bağışları toplanmıştır.
  • Tahıl: Halktan buğday, arpa, yulaf gibi tahıllar toplanmıştır.
  • Hayvan: Halktan at, katır, deve gibi hayvanlar toplanmıştır.
  • Ulaşım: Halktan araba, kağnı gibi ulaşım araçları toplanmıştır.
  • Erzak: Halktan yiyecek ve giyecek gibi erzak toplanmıştır.

Tekalifi Milliye emirleri, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Bu emirler sayesinde:

  • Kurtuluş Savaşı’nın finansmanı sağlanmıştır.
  • Milli birlik ve beraberlik güçlendirilmiştir.
  • Halkın Kurtuluş Savaşı’na olan desteği artmıştır.

Tekalifi Milliye emirleri, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Bu emirler sayesinde Türk ordusu ihtiyaç duyduğu maddi kaynakları sağlayabilmiş ve savaşı kazanabilmiştir. Tekalifi Milliye emirleri, geçici bir süre için uygulanmış ve Kurtuluş Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte kaldırılmıştır.

2024  Yerel Seçimleri Sonrası Dönem

2024 yerel seçimleri neticesinde alınan sonuçlar ise şunu göstermektedir ki Türkiye’nin lider Partisi haline gelen Cumhuriyet Halk Partisi halkın yüzde altmışını belediyelerde temsil eder pozisyona gelmiştir.

Bu durumda Halkçılık ideolojisi %60, Milliyetçilik ideolojisi ise %40 paya sahip gözükmektedir. 

Milliyetçilik ideolojisi iktidar partisi tarafından temsil ediliyor olması rağmen, halkçılık ideolojisi ülkenin birinci partisi haline gelen muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi tarafından temsil edilmektedir.

Önümüzdeki yılların halkçılık ve milliyetçilik ideolojilerinin birbirlerine kıyasıya rekabet edecekleri bir dönem olması beklenmektedir.

Levent Ağaoğlu, Yeniçağ Gazetesi Makaleleri

12 Bilge Türk ve iz bırakan eserleri / Levent Ağaoğlu

12 Bilge Türk ve iz bırakan eserleri / Levent Ağaoğlu

Bilge Liderlerimiz Atatürk, Tonyukuk ve istikbalimiz - Gençlerimiz / Levent AĞAOĞLU

Bilge Liderlerimiz Atatürk, Tonyukuk ve istikbalimiz – Gençlerimiz / Levent AĞAOĞLU

 

Atatürk, Halk ve 101. yıl Yerel Seçimleri / Levent Ağaoğlu

 

 

Atatürk, Halk ve 101.yıl Yerel Seçimleri

Atatürk 1919 Mayıs-Aralık döneminde 225 gün ve 1923 Ocak-Mart döneminde 60 gün olmak üzere toplamda dokuz ayı aşkın bir süre boyunca halkla direkt temas ederek kongreler toplamış ve konferanslar vermiştir.

Atatürk’ün fikirlerinin ana kaynağı halkla temas neticesinde ortaya çıkmaktadır. Halktan  aldığı enerjiyi, daha sonra kendisi engin uzak görüşlülüğü ile birlikte inceden inceye işlemiş ve bunun neticesinde bir halk yönetimi olan Cumhuriyet idaresini ilan etmiştir. Ve nihayetinde de Cumhuriyet Halk Partisini kurmuştur.

Burada dikkat çekici olan Cumhuriyet ve Halk vurgularıdır.

Demek ki cumhuriyeti yaşatacak olan kaynağında yer alan halktır. Bu kurucu liderin kendi özgün bir düşüncesidir ve safha safha geliştirdiği bir uzak görüşlülüktür.

Cumhuriyetin 100. yılının ardından yeni bir başlangıç yapan ülkemiz, 101.yılda yani ikinci yüzyılının başlangıcında yapılan ilk seçimde, halk Türk siyasetinde kendisini merkeze oturtmuştur. Merkez-Çevre denilen ithal kavramı berhava ettirmiştir.

Türk siyasetçilerinin, merkez kast edildiğinde, anladıkları merkez sağ kavramıdır. Ve yıllardan beri de merkezin yokluğundan şikayet etmektedirler.

Seçim sonuçları ise halkın merkezi kendisinde konumlandırdığının somut bir göstergesidir. Bu anlayış ise siyasi partilerin oluşturdukları yamalı bohça misali ittifakları bir kenara  itmektedir.

Halk partilerde değil merkezde ittifak etmektedir. Bu merkez de tek başına bir parti değildir ama halkın kendisidir.

Sürekli olarak milliyetçilik kavramlarını kullanmak suretiyle halkı geri plana iten partilerin toplamı artık %10 rakamına ulaşamamaktadır.

Amerikan üniversitelerinden ithal ettikleri Merkez-Çevre kavramını dillerine pelesenk edenler, artık halk gerçeği ile yüzleşmek durumundadırlar. Anlamadıkları gerçek şu ki, halk, hiçbir zaman periferi, çevre değildir.

Büyük sosyolog Ziya Gökalp‘in veciz ifadesi ile “Deha halktadır, halktan alacaksınız, ne alacaksanız… Bütün yükseliş atılımlarının kaynağı o.”

Deha hiçbir zaman çevre olabilir mi? Kendi düşünce tembellikleri neticesinde Amerika’dan, Avrupa’dan kopyala yapıştır yöntemiyle edindikleri teorileri, Türkiye Cumhuriyeti’ne uygulayanların önü kesilmiştir artık.

Atatürk, kurduğu partinin adını halk ile ifadelendirerek, halkı bizzat merkeze yerleştirmişti. 100. yıldan itibaren yeniden halk gerçeği ile karşı karşıya gelinmiştir.

Merkez Partisi, Merkez Sağ, Merkez Çevre ilişkileri, Merkez kavramları artık kullanışlı değildir.

Merkez; parti ayrımı yapılmaksızın halkın bizzat kendisidir.

Bunu idrak eden ve kendilerine rehber edinen partiler söz konusu merkezde yer alacaklar, algılayamayanlar ise Türk siyasetinden silinip gidecekler siyasi partiler müzesinde yerlerini alacaklardır.

Halkın müzelik ettiği partiler saymakla bitmez.

Oğuz Türkçesi Hattı nerelerden geçmektedir?

Oğuz Türkçesi, Afganistan’ın kuzeyindeki Herat şehrinden itibaren 5420 kilometrelik hat boyunca konuşulmaktadır.

Katettiği ülkeler Afganistan, Türkmenistan, İran, Azerbaycan, Irak, Suriye, Lübnan Türkiye, Bulgaristan, Kosova, Makedonya, Yunanistan, Moldova coğrafyalarıdır.

Toplam 13 ülke söz konusu olan.

Hazar Denizi’nin güney, doğu, kuzey, batı yönlerindeki çevresi yoğun şekilde Türkçe coğrafya sistemine dahil olup, aynı şekilde Karadeniz ve doğu Akdeniz kıyıları da Türkçe coğrafyalarıdır.

Ayrıca İran’ın güneyinden Basra körfezi kıyılarına yakın Şiraz ve Kazerun şehirlerinde de Oğuz Türkçesi konuşulmaktadır.

Türkiye’nin sınır illeri olan Edirne ve Ardahan illeri arasındaki mesafe 1670 km’dir. Buna karşın Oğuz Türkçesi bu mesafeden üç misli daha uzun olan bir hat boyunca konuşulmaktadır.

Demek Oğuz Türkçesi Türkiye sınırlarının dışına taşmış olan bir dildir, söz konusu olan çok uzun bir mesafede çok sayıdaki ülkeleri aşmaktadır.

Dört denizin kıyılarında konuşulmaktadır bu dil.

Yaşayan Türk Lehçelerinin Konuşulduğu Bölgeler

https://www.otuken.com.tr/u/otuken/docs/turk_dili_tarihi.pdf

https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_dilleri_listesi

https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_dilleri

I. Batı Türkçesi (oğuz grubu)

b.1. güney-batı türkçesi…

b.1.1 anadolu türkçesi
i.eski anadolu türkçesi
ii.osmanlı türkçesi
iii.türkiye türkçesi

b.1.2. azerbaycan türkçesi

b.2. güney-doğu türkçesi (türkmence)

II. Kuzey türkçesi

a.1. kuzey türkçesi (kıpçak grubu)
başkurtça
karaimce
karakalpakça
karaçay balkarcası
kazakça
kıpçakça (†)
kırgızca
kırım tatarcası
kumanca (†)
kumukça
nogayca
tatarca

III. Doğu Türkçesi (çağatayca-karluk şivesi yahut uygur grubu)
özbekçe
uygurca
batı yugurca
ainu dili

IV. Kuzey Doğu Türkçesi (Sibirya Türkçesi)

V. Çuvaş Grubu

VI. Halaç Grubu

 

Herat’ta konuşulan Türkçe, Anadolu Türkçesi‘nin bir lehçesi olan Horasan Türkçesi‘dir. Horasan Türkçesi, Afganistan’ın kuzeybatısında ve İran’ın kuzeydoğusunda konuşulan bir Türk lehçesidir.

Horasan Türkçesi, Afganistan’da ve İran’da azınlık bir dil olarak kabul edilir. Herat’ta yaşayan Türklerin çoğu Farsça da konuşmaktadır.

image0014.gif