Home Blog Page 119

“Büyük Akdeniz” Birliği (BAB)

Levent Ağaoğlu

Şair-Düşünür. 40 yıllık ihracat profesyoneli. 1997-2001 yılları arasında Hong Kong’da yaşadı; yaklaşan Büyük Asya Yüzyılı’nın ayak seslerini duydu hep. İsmail Gaspıralı’nın “Dil’de, Fikir’de; İş’te Birlik” idealinin peşinde koşarak kitap serileri üzerinde çalışıyor; mütefekkir ve müteşebbis gözlem ve birikimlerini yazıya geçiriyor. Fikir ile yatıp, şiir ile kalkmayı şiar edinmiş.

İletişim: [email protected]

 

Çin Seddi’nden Rumeli’ne

Çin Seddi’nden
Rumeli’ne
Kurban olayım;
Asil ceddime

Akdeniz’den
Pasifik’e!
Bir kıvılcım yeter;
Azîz Milletime

Nisan 1997, Hong Kong

************************************************

Kavramsal Yenilenme

Emperyal Strateji Kavramları

“Büyük Orta Doğu” Strateji Kavramı

“Büyük Akdeniz” (Asya Akdeniz) Stratejik Kavramı

Akdeniz Yazıları

Atlantikçilik, Avrasyacılık, Akdenizcilik

Büyük Akdeniz’in Limanları, Nehirleri, Kervan-Ulaşım Güzergahları

İpek Yolu

“Dünya ekonomisinin tarihteki kalbi Türkistan’dı”

 “En değerli yeraltı kaynağımız Türkistan diyarlarında yatan aziz bilgelerimizdir”

“Çin sınırına kadar bir Akdeniz uzayıp gidiyor”

Akdeniz Dünyası ve Türk Cumhuriyetleri

Eski Akdeniz – Yeni Akdeniz

Türk Şiiri

Levend’nâme Şiirlerde Büyük Akdeniz

Akdeniz ve Türkler

Türkler Akdeniz’de bir birlik gerçekleştirebilir mi

Neden Akdeniz?

Büyük Akdeniz Birliği

Akdeniz

Büyük Akdeniz Birliği Ülkeleri 

Fransa’nın Büyük Akdeniz Birliği girişimi

Büyük Akdeniz ve Mavi Vatan

Sonuç

************************************************

Kavramsal Yenilenme

1 Asya-Pasifik olur da Asya-Akdeniz olmaz mı?

2 Orta Asya olur da Türk- Asya, Asya-Türk olmaz mı?

3 Beş Göz olur da Türk Gözü olmaz mı?

4 Çelebiler Dünyası.. Neden olmasın?

Yeni kavramlar ile silbaştan..

Emperyal Strateji Kavramları

Avrasya tabiri Alman stratejistlerince (1858) kurgulanmış bir kavramdır. Orta Doğu tabiri İngilizlerin (1850), Büyük Orta Doğu tabiri ise Amerikalıların (1943) kurguladığı bir emperyal kavramdır. Söz konusu bölgelerde bir tarihi geçmişleri ve tarihi derinlikleri olmayan bu emperyal güçler, bölge insanlarına, içinde hareket edemeyecekleri cendere misali bir elbise dikmektedirler. Oysa ki Akdeniz kavramı 7.yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Emperyaller 1300 yıllık bir kavramı değersizleştirip, kendilerinin olmayan bir bölgeyi uydurma bir askeri terminoloji ile kirletmişlerdir. Felsefi derinliği ve tarihsel derinliği olmayan bir kavram ve tanımlama objektif değildir, içi boştur. Büyük Orta Doğu kavramı dinsel temelli ve bundan ötürü de bölücü (mezhepler, tarikatlar) bir ideolojik kavram olarak tasarlanmıştır. Halbuki, Akdeniz kavramı Orta Dünya anlamını taşımakta ve birleştirici, etkileşim ve işbirliğini çoğaltan bir kavramdır. Roma İmparatorluğu’nun birleştirici, insanları kaynaştırıcı felsefesini yansıtmaktadır.

“Büyük Orta Doğu” Strateji Kavramı

“Böl parçala yönet” stratejistlerinin özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dikte etmeye çalıştıkları BOP projesi bir manda yönetimidir. Türkler, Türkiye üzerinden kuzeyde Rusya, Türkistan üzerinden güneyde Hindistan, doğuda Çin ile komşudur. Civar komşular yerine Atlantik ötesi müttefikler tercihimiz zorlamadır ve trajiktir.

Merhum Özal ile yakalamaya başladığımız çağ atlama yarışından çıkalı 30 yılı geçti. 1974 Kıbrıs çıkarmasından sonra nasıl iç savaş provaları ile engellendiysek, Özal’ın ölümünün (1993) ardından da aynı provalar sahneye kondu ve Avrupa hedefinden uzaklaştırılıp, en sonunda Ortadoğu’da bir BOP ülkesi haline getirildik. Üç doğu alternatifi (Doğu Avrupa, Doğu Asya, Ortadoğu) arasından seçimimizi Büyük Ortadoğu olarak yaptık.

2001 Haziran ayında 4,5 yıllık Hong Kong ikametimin ardından Türkiye’ye dönerken, aynı günlerde ABD, Oğul Bush ile birlikte Büyük Çin politikasını terk edip Büyük Ortadoğu politikasını yeniden başlatmıştı. Yeniden kanat ülkesiyiz. BOP, Atlantik gücünün projesidir.

1960‘ların ikinci yarısında ABD’li gazeteci (!) C.L.Sulzberger Türkler ile ilgili iki makale yayınlar. İlk olarak, 26 Kasım 1965 tarihli New York Times gazetesinde “Rusya, Çin ve Türkler” makalesi.

“Büyük Akdeniz” (Asya-Akdeniz) Stratejik Kavramı

15 Ağustos 1968 tarihinde de Sulzberger, Cumhuriyet gazetesinde “Büyük Türk” makalesini yayınlayarak “Adriyatik’ten Çin Denizine Türkler”i över. Sulzberger, kurucumuzun Akdeniz olarak gösterdiği istikameti, Çin Denizi olarak gösterir.

“Türk’ün Asyalı kalitelerini bir daha gözden geçirmekte fayda vardır. Moğolistan’dan Avusturya’ya doğru ağır ve emin adımlarla ilerliyen, önüne çıkan kapalı toplumları ezip eğerlerin altında at çatlatan eski Türkler hep gittikleri yöne, hep Batı’ya bakmışlardır. Bütün bunlar bir yana, giden Türkler Çin‘de, Rusya‘da kalan ırkdaşlarına unutulmaz anılar bırakmışlardır. Türkçülüğün tekrar güç kazanacağı, kültürünün yayılacağı günler gelecektir. Pek tabii bu hemen yarın gerçekleşmeyecektir. Tıpkı uzun vadeli plancıları ürküten Çin umacılarının ortaya çıkması konusu gibi. Ama bu plancılar önümüzdeki yüzyıl için Asya üzerine hesaplar yapmağa devam edeceklerse Büyük Türk’ün Asya’daki varlığını unutmamalıdırlar”

Sulzberger’in yayınladığı her iki makale ABD’nin Büyük Orta Doğu politikasında Türklere bakış açısını açıklıkla gösterirken, diğer yandan Rusya ve Çin’deki Türklerden de bahsederek, bunların ABD açısından bir tehdit de olabileceğini de varsayarak, uzak görüşlülüğünü de, 21. yüzyılın ilk çeyreğindeki gelişmeler hesaba katıldığında, ortaya koymuş gözükmektedir. ABD tarafından batıdan Yunanistan ve güneyden, Suriye üzerinden sıkıştırılan Türkiye artık, sözde müttefikin bu hasmane tavırlarına karşı çıkış yolları aramaktadır.

BAP, Büyük Akdeniz Projesi, Pasifik’ten Akdeniz’e kadar varolmuş Türk projesidir. BAP’ın kurumsal ve teknik altyapılarının hazırlanarak projenin işlevsel nitelik kazanması önemlidir. Türkler’in Büyük Akdeniz coğrafyasında, dilinin, nüfus ve nüfuzunun yer almadığı ülke yoktur.

Akdeniz Ülkeleri

Büyük Akdeniz tabiri Türkçe bir kavramdır. Türklerin önerilen bölgede binlerce yıllık bir tarihi, tarihi bir derinliği sözkonusudur. Bu açıdan üç kıtayla çevrelenmiş Akdeniz ve Hindistan, Pakistan, Afganistan, Çin, Rusya, Azerbaycan ve İran ile çevrelenmiş Türkistan bölgesini, İpek Yolu ve Baharat Yolu üzerinden sinerjik bir güce dönüştürmek elzemdir. Büyük şair Nazım Hikmet’in dizelerinde dile getirdiği

“Uzak Asya’dan dörtnala gelip,

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim”

Dizelerde dile gelen Türkistan özelinde Asya, kısrak başı Türkiye ve Akdeniz bir bütünlük taşımaktadır.

Cumhuriyetin 100.yılını geride bırakan Türkiye, Türk Devletler Teşkilatı’nın kurucu inisiyatifi olarak, Teşkilat ülkelerinin, Akdeniz ülkeleri ile geliştirebilecekleri dinamik bir iş birliği projesini gündeme getirerek, bu kez de BOP’un panzehiri Büyük Akdeniz Birliği (BAB) inisiyatifini başlatmalıdır. 2021 yılında Türk Devletleri Teşkilatı kurulmuş olsa da bu teşkilat sınırlı bir Türkiye ve Türkistan ülkeleri coğrafyaları esas alınmış olsa da,  Büyük Akdeniz (Akdeniz ülkeleri, Türkiye, Türkistan ve Horasan) entegrasyon ve çeşitliliği devreye alınmalıdır. Önemli olan Türkiye’nin Büyük Akdeniz vizyonunun kararlaştırılması ve hayata geçirilmesidir. Henüz ortada böyle bir vizyon gözükmemektedir.

Türk Devletler Teşkilatı Ülkeleri

Unutulmamalıdır ki, İpek Yolu güzergahının %70’i Türkistan ülkelerinden geçmektedir. Ayrıca, Akdeniz’e en uzun kıyısı olan ülke de Türkiye’dir. Tarihte Türkistan’dan yola çıkan İpek Yolu kervanlarının varış noktaları hep Akdeniz limanları olmuştur.

Bizlere düşen emperyal güçlerin “böl parçala yönet” tarzı stratejik kavramları olan Middle East, Greater Middle East vb. kavramlarını dilimize tercüme edip kullanmak değil, bu çöp kavramları kullanım dışı bırakarak tarihimizden gelen kavramlarımızı stratejimizin göbeğine yerleştirmektir. Örneğin, Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz, Gökçe Deniz gibi etrafımızı çevreleyen bu denizler hepsi renklerle ifade edilmişlerdir ve derin anlamları vardır.

Akdeniz aynı zamanda jeopolitik, siyasi bir kavram. Büyük Ortadoğu yerine Büyük Akdeniz. “İlk hedefiniz Akdeniz!” in devamı. Tabii bunu dillendirebilecek bir siyasi lider var m’ola? ki bulasınız.

Büyük Akdeniz kavramı ile birlikte, Akdeniz, doğuya doğru Çin Seddine kadar genişlemektedir. Çin Seddi ise Berlin Duvarı gibidir; Yasaklar Dünyası.

Kıyıdaş olmadığımız Atlantikçiliğe ve Amerikan, Rus, Çin Avrasyacılıklarına karşı “Büyük Akdenizcilik”. ABD tarafından Büyük Orta Doğu projesi (BOP) ile özellikle Batı ve Güney’den kuşatılan Türkiye, çıkış yolunu, Büyük Akdeniz Projesi üzerinden bulabilecektir.

Asya-Akdeniz

Asya Pasifik kavramı Asya kıtasının doğu kıyılarındaki Pasifik Okyanusu ve ötesindeki Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Avustralya kıtaları ile ilişkilendirmektedir. Asya’nın batı ucunda ise Akdeniz kıyıları yer almaktadır ve yine aynı şekilde bu kıyılar boyunca uzanan Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları ile ilişkili olan bir denizdir Akdeniz. Okyanusun karşılıklı kıyılarında yer alan Çin ve Amerika arasındaki uluslararası ticaret dünya ticaretinin en birinci sırasında yer almaktadır.

Fakat Asya kıtasının Akdeniz ile olan irtibatı hakkında henüz bir kavram üretilmemiştir. Biz burada Asya Akdeniz kavramını önerebiliriz. Asya Akdeniz olarak adlandırdığımız jeopolitik aslında Asya Pasifik’ten çok daha stratejik bir coğrafyadır. Burada yeralan beş deniz, boğazlar, kanal, adalar dünyanın ortası anlamını taşıyan Akdeniz’i yegane kılmaktadır. Büyük Akdeniz jeopolitik kavramı içerisinde yer alan Türkistan ve Türkiye tamamı ile geçiş bölgelerinde alanlardır; Çin’den Avrupa’ya geçiş, Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’ya geçiş.

Asya Pasifik bölgesinde Çin ve ABD arasındaki ticaret dünyanın en büyük ticaretidir. Aynı şekilde Türkiye üzerinden Akdeniz ticareti ve yine Türkiye üzerinden Türkistan ticareti de devasa boyutlara çıkabilme kapasitesi göstermekte, özellikle Türkistan bölgesinin doğal kaynakları ve Akdeniz bölgesinin pazarları, Çin’in Asya Pasifik bölgesi ülkeleri ile olan alışverişlerine benzer bir modeli Akdeniz’de yeniden sahneye koyma fırsatını ortaya koymaktadır.

Akdeniz Yazıları

Akdeniz yazıları

Atlantikçilik, Avrasyacılık, Akdenizcilik

Atlantikçilik bir Anglosakson stratejisi olarak gözüküyor iken ve özellikle BOP projesi üzerinden Akdenizi ve NATO stratejisi olarak da Karadeniz ve Kuzey Buz Denizini kontrol altına almaya çalışırken Avrasyacılık ise bir Almanya-Rusya ortak yapımı olarak gözükmektedir. Almanların doğuya açılım politikası Rusya ve Türkiye eksenli olarak genişlemeye çalışmaktadır. Rusya ise hem Avrupa hem de Asya kıtalarında topraklara ve dünyanın en geniş yüzölçümüne sahip olduğu için Avrasya stratejisini kuvvetle savunmaktadır.

Buradaki kritik nokta şudur; Atlantikçiler ve Avrasyacıların Akdeniz ve Afrika ile kıyı bağlantıları bulunmamaktadır, her iki akım da tamamen bölge dışı güçlerdir.

Sonuç olarak Akdenizciler stratejisini incelediğimizde burada sadece Fransa’nın netice alamadığı ve akamete uğramış bir girişimi söz konusu olmuştur. Burada yegane avantajlı ülke Türkiye’dir. Akdeniz’in en uzun kıyılarına sahip olan Türkiye geçmiş yüzyıllarda her üç kıtada Asya, Avrupa ve Afrika’da varlık göstermiştir. Özellikle kuzey Afrika’daki ve güneydoğu Avrupa’daki Balkanlar’daki Türk nüfus, Türk dili ve Türk kültürü üzerinden bir bölgesel birlik için gerekli olan şartlara fazlasıyla sahiptir. Türkiye, Büyük Akdeniz Birliği’ne  iki kanatlı bir yapı kazandırarak, hem Türkistan hem Akdeniz ülkeleri boyutunda bir model uygulayabilir ve canlı ve dinamik bir bölgeselleşme gelişimini başlatabilir.

Kıyımızın olmadığı Atlantik’deki ülkelerle biz hangi şekilde bir bölgesel birlik girişiminde bulunabiliriz? Fakat Akdeniz’in en uzun kıyılarına sahip olan ülkemiz bu potansiyeli Türk Devletler Teşkilatının hayatiyet kazanması ile birlikte hayata geçirebilir ve denize kıyısı olmayan Türkistan ülkelerini de denize ulaştırabilir ve onlara Türkiye üzerinden Akdeniz’e uzanan muhteşem bir vizyon kazandırabilir.

Atlantikçiler öncelikle Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini sürekli engellemişler ve ardından da ABD, Türkiye’yi Büyük Orta Doğu Projesi‘nde konumlandırmıştır. 21.yüzyılın başından itibaren Türkiye artık bir Büyük Orta Doğu ülkesi ve projenin eş başkanıdır. Hukuki altyapı da bu şekilde değiştirilmiştir. Başkanlık sistemi ile bir BOP uygulamasıdır. Türkiye’nin Avrupa Birliğine katılması durumunda, birliğin kazanacağı muazzam güç, ABD tarafından bir tehdit olarak algılanmıştır. Çünkü Türkiye hem Avrupa hem de Asya kıtaları üzerinde stratejik olarak etkili olabilecek jeopolitik bir konumda yer almaktadır. Bu durumda Türkiye’nin yapması gereken üç kıtanın de yer aldığı bir Büyük Akdeniz Birliği üzerinden kendi bölgeselleşme projesini hayata geçirmektir. Burada Din üzerinden ABD tarafından empoze edilen böl parçala yönet politikası yerine, Dil üzerinden “Akdeniz’den Çin Seddine” kadar uzanan alanlarda doğudan batıya ve batıdan doğuya etkileşimli bir dinamik ile bölgeselleşme projesinin bir an evvel uygulanmaya başlanmasıdır.

İki parçalı “Büyük Akdeniz” kavram tasarımı

Vatikan’ın öncülüğünde tasarlanan Atina Okulu freskosundaki 26 düşünürün 5 tanesi Türkiye coğrafyasında doğmuştur.

  1. Homeros
  2. Diyojen
  3. Anaksagoras
  4. Anaksimandros
  5. Herakleitos

Atina Okulu freskosunda Katolik kilisesinin Akdeniz’i ideolojik olarak parçalayan bütünlüğü, “Büyük Akdeniz” kavram tasarımı ile, Akdeniz’in etki alanına giren Horasan ve Türkistan coğrafyaları da eklendiğinde Çin Seddi sınırlarına kadar uzayan bir “Kayıp Aydınlanma”  tekrardan gün yüzüne çıkmaya başlayacaktır.

“Büyük Akdeniz” iki parçalıdır. 1 Klasik, eski Akdeniz. 2 Türkistan ve Horasan coğrafyaları. “Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan” Türkiye ve vahaların çevrelediği Türkistan ile Horasan  coğrafyalarının oluşturduğu Büyük Akdeniz bütünlüğü, düşünürleri ile birlikte bir aydınlanma platformudur. Sözkonusu düşünürler, Akdeniz’den doğan, hareketlenip ivme alan tüm dalgalar gibi Büyük Akdeniz Medeniyetimizin kıyılarında bir gezintiye götürüyor bizleri.

Atlantik Aklı bölgeyi egemenliğine almak için parçalamış ve Ortadoğu vb. askeri terminolojide kullanılan tabirleri parçaladığı bölgeyi genelleştirmek için kullanmıştır. Büyük Orta Doğu Projesi bize ait olmayan bir projedir. Geleceğimiz ise Büyük Akdeniz haritasının temsil ettiği coğrafyadaki aksiyonlarımızla şekillenecektir.

Akdeniz nasıl 3 kıta (Asya, Avrupa, Afrika) tarafından çevrelenmiş ise, Türkiye de Avrupa’da Asya’da, Afrika’da her üç kıtada da büyüktür. Afrika’nın kuzeyinde, Avrupa’nın güney doğusunda, Asya’nın içlerinde, batısında, ortasında olan güç hep Türkiye‘dir. Bu bölgeleri, Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya gibi coğrafi isimlerle adlandırmaktansa, siyasi bir nitelendirme olan Türkiye kavramı ile karşılamamız son derece önemlidir.

Ortadoğu olarak ötekileştirilen Akdeniz, objektif ve doğru bir okumaya tabi tutulduğunda Orta Dünya’dır. Mediterrane’nin etimolojik anlamı budur. Orta Dünya’da tüm yönler biraraya gelmektedir. İpek Yolu güzergahı üzerinde yeralan İç Asya (Türkistan) da vahaları ile birlikte, tarihten gelen Akdeniz tarzı bir yapılanmadır.

Jeologlar, muhtemelen insanın ortaya çıkışına bitişik bir dönemde Boğaz mevcut olmadığı için Karadeniz’in suları doğuya doğru, Azak Denizi’nden geçerek Orta Asya’da mevcut Büyük Akdeniz Havzasına dökülmekte idi, hâlâ havzanın en derin noktaları Hazar ve Aral Denizi’nin doldurduğu çöküntüyle işaretlenmiştir.

Sözkonusu iki Akdeniz; Akdeniz Havzası (Mediterrane) ve İpek Yolu (Türkistan) coğrafyaları, 21. yüzyıl ile birlikte, “Büyük Akdeniz” kavramı etrafında birleşmektedirler. Akdeniz ülkeleri (Türkiye dahil), Türkistan ülkeleri ve tarihi Horasan bölgesi ülkeleri birlikte bir Bereketli Hilal manzarası göstermektedirler.

Kendi çıkarları doğrultusunda 19. ve 20. yüzyıllarda Orta Asya, Orta Doğu kavramlarını yaratan Batılı Atlantik güçlerine karşın, eski zamanlardan buyana binlerce yılın kadim gerçekliği Mediterrane (Akdeniz)’dir ve Orta Asya olarak adlandırılan bölge de Türkistan’dır.

Bereketli Hilal (Akdeniz, Türkiye Türkistan, Horasan)

Eski Dünyanın bilim ve yazı kültürlerinin “Bereketli Hilal”i (MÖ 3000-MS 2000) Kaynak: Elmar Holenstein, Felsefe Atlası

Büyük Akdeniz’in Limanları, Nehirleri, Kervan-Ulaşım Güzergahları

Tuna nehri, Adriyatik kıyıları, Akdeniz, Adalar Denizi, İyon Denizi, Karadeniz kıyıları ve Nil nehri kıyıları, Doğu Akdeniz, Levant ve Kuzey Afrika kıyılarındaki şehirler ve limanlar, Suriye ve Irak‘taki Fırat, Dicle nehirleri kıyıları, Hazar denizi kıyıları, Maveraünnehir (Seyhun, Ceyhun) kıyıları, Basra körfezi kıyıları, Doğu Türkistan’daki vaha kentler, Yenisey, Orhun, Selenga, Tola ırmak kenarlarındaki şehirler ve yerleşim yerleri, Büyük Akdeniz olgusunun sözkonusu olduğu alanlardır.

Dünyanın Ortası Büyük Akdeniz’in kıyıları hep fikirler ve emtialar ile dolup taşan limanlar ile çepeçevredir; İstanbul, Troya, Miletos, Bergama, Halikarnassos, Atina, Selanik, İzmir, Efes, Roma, Barcelona, Beyrut, Pire, İskenderiye, Girne, Magosa, Baf, Hayfa, Trablusgarp, Kasablanka, Tunus, Cezayir, Assos, Hayfa, Yafa, Alanya, İskenderiye, Lazkiye, Tartus limanları büyük düşünürlerin yetiştiği şehirlerdir.

Türkiye topraklarında yaşayan Homeros, Diagones Laertius, Thales, Anaximander, Heraclitus, Anaxagoras, Şeyh Edebali,  Nasrettin Hoca, Yunus Emre, Aşık Paşa, Yunanistan coğrafyasından Aristoteles, Platon, Sokrates, Parmenides, Protagoras, Pythagoras, Türkistan coğrafyasında yaşayan  Laozi, Ebu Hanife, Bilge Tonyukuk, Bilge Kağan, Farabi, Maturidi, Kaşgarlı Mahmud, Yusuf Has Hacip, Ahmed Yesevi ve Horasan coğrafyasında yaşayan  Harezmi, Biruni, İbni Sina, NizamülMülk, Gazali, Hacı Bektaşı Veli, Mevlana gibi bilge düşünürler Büyük Akdeniz kavramının, bu dünyada derin izler bırakmış tanıklarıdır, Akdeniz Havzası’ndan neşet etmekte olan Büyük Akdeniz Medeniyeti’nin öncül ışıltılardır, ışık hazineleridir.

Akdeniz Havzası bir Düşünce Atlası, dünyanın en kapsamlı Düşünürler Ansiklopedisi’dir; felsefenin anavatanıdır. Ansiklopedinin ilkler maddesi en kalabalık maddelerinin başında gelmektedir. İlk felsefe Atina ve Miletos’da, İlk kütüphane İskenderiye’de ve Bergama’da, ilk Hristiyanlık Antakya’da, Tarsus’da, İlk sosyoloji Tunus’da, günümüz alfabesinin ilk kökleri Fenikelilerde, Küçük Asya, Eski Mısır, Eski Yunan ve Girit medeniyetlerinin, Endülüs Medeniyetinin ışıltıları hep bu kıyılarda hayat bulmuştur.

Akdeniz’i çevreleyen adalar, yarımadalar, nehirler, dağlar, iç denizler, limanlar, havzalar, boğazlar, körfezler, kanallar dünyanın bu en etkileşimli coğrafya parçasında en etkileyici fikirler ve düşünürlerin ortaya çıkışına neden olmuştur.

İpek Yolu

Avrupa’ya tüm yenilikler ( kağıt, matbaa, barut, pusula) Büyük Asya’dan İpek Yolu ile taşınmış ve 2035’den itibaren faaliyete geçecek olan Demir İpek Yolu, “Büyük Akdeniz”i bütünleştirecektir.1935’lerde Küçük Asya Türkiye’si demirağlar ile örülürken, bir asır sonrası 2035’ler ise Büyük Asya’nın demiryolları ile Okyanusları birbirine bağlayacağı yeni bir çağın, İpek Yolu Çağı’nın başlangıcı olacaktır.

İpek (Bilgelik) Yolu’nun başlangıç noktasında 41.paralel boyunca Yunzhong Çuğay dağlarında Bilge Tonyukuk ile başlayan ve Yusuf Has Hacip (Türkistan), Yesevi Ahmet (Piri Türkistan), Hacı Bektaşı Veli, Yunus Emre (Diyarı Rum) üzerinden Rumeli’de Yahya Kemal Beyatlı ile Akdeniz Medeniyeti olarak tarif edilen düşünsel zenginlikler; Akdeniz Potası’nda yeniden harmanlanacaktır.

İpek Yolu, Türkistan, Maveraünnehir, Horasan, Mezopotamya, Küçük Asya (Anadolu), Kuzey Afrika arkaplanları, “Büyük Akdeniz Birliği”nin işlevsel üniteleridir.

“Dünya ekonomisinin tarihteki kalbi Türkistan’dı”

“Dünya ekonomisinin tarihteki kalbi Türkistan’dı. Bu cümleyi 1970-80’lerde iktisat tarihçileri kurdular. Gerekçeleri de şuydu, dediler ki: “Dünya ekonomisinin tarihi ne zamandır?” Bu meşhur tartışma 500  yıllık mı? Dünya ekonomisinin tarihi 5000 yıllık mı? 50.000 yıllık mı, diye. O tartışmanın ortasında bazı iktisatçılar dediler ki: Arkeolojik veriler bulgular falan bize şunu gösteriyor, en az 5000 yıldır, birbiriyle entegre şekliyle dünya ekonomisi var.

Neresi burası, hangi hat üzerinden, Çin ile Avrupa’yı bağlayan hat, peki bu hattın kalbi neresi, bu hattın kalbi Türkistan’dır. Ne zaman Türkistan’da güçlü devletler varsa bir dünya ekonomisi var, ne zaman Türkistan’da istikrarsızlık, bir çatışma varsa dünya ekonomisi durur.

O yüzden mesela Semerkant gibi şehirler dönemin New York’u yani her milletten insan var. Ticaret yapmak için oraya gelmişler, birbirleriyle alışveriş halinde çok mağrur ve çok zengin.” Prof Dr. Mehmet Akif Okur

Türkistan coğrafi olarak katalizör bir bölge. Bütün yönleri içinde sentezleyen Türkistan‘ın içinde Hint de var Çin de var, bölgeye batıdan gelen İslam da var, Tengricilik de Şamanizm de Zerdüştlük de var. Bütün bu dinler Türkistan’da bir senteze ulaşıyor;

“En değerli yeraltı kaynağımız Türkistan diyarlarında yatan aziz bilgelerimizdir”

  • İngiliz-Rus ortak yapımları olan Avrasya ve Orta Asya tabirleri yerine Büyük Asya ve Türkistan; stratejik coğrafya adlandırmalarıdır.
  • Büyük Britanya-Rusya elele, Büyük Oyun (Great Game) ile Türkistan tabirini, Orta Asya’ya dönüştürmüşlerdir.
  • Yeniden Büyük Asya. Yeniden Türkistan.

“Çin sınırına kadar bir Akdeniz uzayıp gidiyor”

Tuula Romagnoli  en iyi tanıdığım İtalyanlardan biriydi bir Akdeniz’den bahsediyor. Bu Akdeniz’in bir ucu burada, öbür ucu İran ve Asya’dan ta Çin’in sınırlarına kadar gider bunu unutmamamız gerekiyor. Bu dünyanın kültürü ve yapısı buna bağlıdır, burada 3. Dünya tipi bir kolonyalist miras söz konusu değildir, insanlar muhtelif diller ve muhtelif biçimde dünyaya açıklık beyitine sahiptirler. Hiçbir zaman buradaki münevverlerin, tek renkli, tek kutuplu olduğunu söyleyemeyiz muhafazakarlıkları da öyledir dünyaya açık yanları da öyledir. İspanya ve İran arasında nasıl elçiler teati edilmişse 11. ve 12 asırda işte Barcelona etrafındaki vilayetlerden toplanıp giden sefirin Timur’a gitmesi gibi Türk dünyası için de bu söz  geçerlidir.” İlber Ortaylı dk.37.57

Akdeniz Dünyası ve Türk Cumhuriyetleri

Akdeniz Dünyası bölünmez bir biçimde bir dünyanın parçasıdır o parçanın içerisinde Türkiye’nin her zaman için merkez bir bağlantı unsuru olduğuna şüphe yoktur. Siz istediğiniz kadar üniversiteler veya eğitimde İspanyolcaya önem vermeyin, Cervantes Enstitüsüne millet yığınla müracaat ediyor, talepler karşılanmaya devam ediyormuş. Çünkü insanlar ararlar Türkiye gibi bir ülkenin insanları etrafla ilişkiyi arar. Devletin ve siyasal partilerin bu konulardaki bilgisizlikleri ve alakasızlıkları bizi hiç alakadar etmez.

Bu memlekete bu ülkelerden göçmen gelir bunun önünü alamazsınız. Sırf o geldiği için değil biz istediğimiz için gelirler.Bugün çalışan annelerimiz yavruları için en iyi imkanı gidecekleri pahalı yuvalarda ve ilkokullarda değil doğudaki Cumhuriyetlerimizden gelen bakıcılarda buluyor o bizim alıştığımız tipte bir bakıcı değildir. Her üniversitede bilhassa yeni kurulanlara Azerbaycan‘dan ve Kazakistan‘dan gelen matematikçiyi Orta Asya’dan gelen edebiyatçıları aramak zorundayım. Mahvolan hayvancılığı, atçılığı, dökülmeye başlayan ziraatımız ancak buradan gelen insanlarla yaşayacak.

Türkiye’nin her tip göçmeni alacak bir kapasitesi olmadığı açıktır, hiç şüphesiz ki Türkiye göçmen ülkesi olacaktır buna karşı çıkamayız Çünkü ihtiyacımız var ve bu konularda biz doğudaki Cumhuriyetlerimizle devamlı ilişki içinde olacağız, bu göç sadece çiftçi veya hayvan bakıcısı değil bu göç aynı zamanda entelektüellerin ve mühendislerin göçü olacaktır.

Eğer insanlarımızın batıya kaçmasını önlemek istiyorsak önemli bir kadrolaşma yaratılması şarttır. Bu da ancak oradan gelecek insanlarla olur. Fatih Sultan Mehmet‘ten beri, O nasıl Semerkant rasathanelerinden insanları buraya celb etmişse bizim de aynı şeye devam etmemiz gerekiyor eminim ki yüzyılın sonunda Türkiye Cumhuriyeti’nin kazandığı en önemli meziyet budur ve gene eminim ki bu işler olduktan sonra Türkiye’de siyasi zihniyet de gelişecektir.

Real politik dediğiniz şey hafif kıvırmalar yön değiştirmeler esasa mugayir olamaz, esas her zaman için bu dünyanın birliğidir. Bu da tabii böyle siyasi birlik fetvalarıyla falan değil her şeyden evvel kitlenin birbiriyle yaşamasını iç içe bulunmasını temin etmekle olur.” İlber Ortaylı dk. 42:54

Felsefe geleneklerinin tüm dünyayı kapsayan bağlantıları 16.-20.yüzyıl

Kaynak: Elmar Holenstein, Felsefe Atlası

Eski Akdeniz – Yeni Akdeniz

Ülkemizdeki kamuoyu önderleri hep Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Türk Dünyası ezberlerinden bahsederler. Kuzey Afrika, Güney Avrupa, Akdeniz, Doğu Avrupa, Kuzey (Rusya-Ukrayna), Mezopotamya havzaları ise akıllarına gelmez. Yekunü on adet havzalardır. Havza kavramını kullanmadığımız müddetçe bu kopukluk, bu soyutlanmışlık ilelebet devam edecektir. Kağıt üstünde öyle olsa da, ada devletler bile yalnızlığa mahkum değilken, yarımada ülkeler misalen Türkiye yalnızlık içinde sıkışıp kalmıştır.

Bende bu havzalar düşüncesini pekiştiren Asya Pasifik’de kaldığım beş yıla yakın dönemdir. Asya kıtası Pasifik ile ilişkilendiriyorlar da neden Asya-Akdeniz kavramı yoktur. Havzalar düşüncesi Çin’i bugünlere taşımıştır. Çin özellikle 1978 yılından itibaren ihracatta Kanton (Guangdong) modelini uygulamaya başlamış, dünyanın fabrikalarını Kantona toplamıştır. Buradaki ipucu ise şudur; Kanton bölgesinde üretim yapan fabrikalar hammaddelerini havza ülkelerinden, bölgelerinden yaparken, ihracatlarını da bu ülkelere yoğunlaştırmışlardır. İşte bunun neticesinde Asya-Pasifik’te gelişen bir işbirliği anlayışıdır. Asya Pasifik bölgesinde beş adet havza var. Doğu Asya, Güneydoğu Asya, Kuzey Asya, Büyük Çin, Avustralasya.

Asya Pasifik havzası artık Yeni Akdeniz’dir.

Klasik Akdeniz bölgesinde Kanton modeli tarzı dinamo işlevi görebilecek ülke Türkiye’dir. Fakat işbirliği modellerini geliştiremeyen Türkiye, suni gündemlerle, dayatılan BOP gündemleri ile on yıllarını mirasyedi gibi harcamaya devam etmektedir. Buna karşın Çin, üzerinde uygulanan bütün baskılara karşın, havzalar ve işbirliği modellerini uygulayarak, 1,5 milyarlık nüfusunu aç bırakmadan yoluna devam etmektedir.

Çin Seddi fiziken Çin Halk Cumhuriyeti topraklarında yer almasına karşın, zihnen Türkiye’deki siyaset adamlarının, kamu yöneticilerinin ve kanaat önderlerinin her birinin zihninde bir Çin Seddi vardır ve bu zihniyet işbirliklerini türlü vesilelerle engellemektedir. Komşularla Sıfır aymaz siyaseti Türkiye’yi bu noktalara taşımıştır.

Türk Şiiri

Türkiye dışındaki Türkçe şairlerin haritasına baktığımızda karşımıza çıkan Büyük Akdeniz haritasıdır. Yoğunlaşmanın olduğu yerler Balkanlar ve Kafkasya bölgelerinde. Kafkasya’nın tanımı içerisinde İran da var ve daha doğuda ise Doğu Türkistan vahalarında en doğuda Turfan kenti olmak üzere şairler öbekleri göze çarpmaktadır. Asya’da seyrek bir dağılım görüntüsü söz konusudur.

Akdeniz ve Karadeniz arasında bir yerleşim olarak gözüken Balkan yarımadasında ve Karadeniz’in kuzeyinde Kırım’da, ayrıca da Kafkasya da Hazar’ın batı kıyıları ve hinterlandında, yine doğu Akdeniz kıyılarında Kahire’den başlayıp Türkiye sınırına kadar gelen çizgi içerisinde yoğunlaşmalar söz konusudur.

Deniz kenarları daha çok şairleri barındırmıştır. Türk şiirinin dünyada iz bıraktığımız coğrafyalar özelinde incelenmesi elzemdir. Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarındaki 200’ü aşkın şehir ve yerleşimlerde doğan şairler Türkçe şiirler yazmışlardır.

Levend’nâme Şiirlerde Büyük Akdeniz

Levend’nâme;

• Yol’larda…
• Yıl’larda…
• Yazı’larda…
• Yürek’lerde…
• Yır’larda…

biriktirdiklerimizi şiirle buluşturuyor. “Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan” Türkiye ve vahaların çevrelediği Türkistan’ın oluşturduğu Büyük Akdeniz bütünlüğündeki
Levend’âne şiirselliğin peşi sıra arayışlara giriyor. Sanılanın aksine, Yol’lar ve Yıl’lar, Yok olmamayı da sağlamıştır.

LEVENDNÂME Şiirler, Büyük Akdeniz Medeniyetimizin kıyılarında bir gezintiye götürüyor bizleri.

LEVENDNÂME Şiirler ile yol aldığımız ama yok olmadığımız geniş coğrafyaları izlerken kıtalar, ülkeler ve bölgelere bir göz atalım dedik; epey varlıklı bir liste çıktı
karşımıza.

Doğu Akdenizliliğe atıfta bulunan Levanten kavramına karşın Büyük Akdeniz mefkûresi ile ilintili Levend’âne kavramı dört kıtada elli civarında ülke ve bölgenin birikimlerini içeren bir kapsayıcılıkta gözüktü.

Akdeniz ve Türkler

Akdeniz, Türkler için tarihsel, kültürel ve ekonomik açılardan önemli bir bölge olmuştur. Tarihsel olarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun genişlemesi ve etkisi büyük ölçüde Akdeniz’e uzanmıştır. Bu bölge, Osmanlı’nın deniz ticareti ve stratejik konumu için kritik bir rol oynamıştır.

Kültürel olarak, Akdeniz’in etkileşim içinde olduğu farklı medeniyetler, Türk kültürüne çeşitli katkılarda bulunmuştur. Akdeniz’in kıyılarındaki Türk yerleşimleri, tarih boyunca kültürel alışverişe ve etkileşime tanıklık etmiştir.

Ekonomik olarak, Akdeniz kıyıları, tarım, balıkçılık ve turizm gibi sektörlerde Türkiye’nin ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Aynı zamanda deniz ticareti ve ulaşım açısından stratejik bir konumda bulunması, ekonomik önemini artırmaktadır.

Türkler Akdeniz’de bir birlik gerçekleştirebilir mi

Türkiye, Akdeniz bölgesinde bulunan birçok ülkeyle zaten çeşitli düzeylerde diplomatik, ekonomik ve kültürel ilişkilere sahiptir. Ancak, Türkiye’nin Akdeniz’de tam anlamıyla bir birlik gerçekleştirmesi, bölgesel dinamiklere, siyasi ilişkilere ve diğer ülkelerin tutumlarına bağlı olarak karmaşık bir süreç olabilir.

Bu tür bir birlik için öncelikle taraflar arasında ortak çıkarların ve hedeflerin tanımlanması önemlidir. Ayrıca, mevcut siyasi çatışmalar, güvenlik endişeleri ve diğer faktörler de dikkate alınmalıdır. Akdeniz bölgesindeki siyasi gelişmeleri ve ilişkileri izlemek, Türkiye’nin böyle bir girişimde bulunma olasılığını daha iyi değerlendirmeye yardımcı olabilir.

Neden Akdeniz?

Türklerde ak yön olarak batıyı, anlam olarak da bilgeliği temsil etmektedir. Türklerin hareketi daima batı yönünde olmuştur, İslamla buluşma da batı yönündedir. Avrupa ile buluşma da batı yönündedir. Türkler Asya’da bulundukları noktadan batıya, kuzeye, güneye yönelmişler fakat doğuya yönelmemişlerdi, çünkü doğuda ezeli düşman Çin vardır.

Büyük Akdeniz Birliği hedefi bu açıdan son derece anlamlıdır. Türk Devletler Teşkilatı ve Türkiye birlikte batıya doğru Akdeniz yönünde hareketlenmektedir. Fakat burada Akdeniz ülkeleri de doğuya doğru Türkiye ve Türkistan’a doğru hareketlenmiş olacaklardır. Bu anlamlı bir etkileşimdir. Örneğin Büyük Akdeniz fikrini Fransa cumhurbaşkanı Sarkozy kuzeye doğru, Avrupa’ya doğru, İngiltere yönüne doğru bir hareket olarak planlamış ve bundan ötürü de maalesef başarılı olamamıştır. Çünkü İngiltere’nin Fransa ile birlikte bir hareketi söz konusu olamayacaktır. O açıdan Büyük Akdeniz Birliği fikriyatının batıyla doğunun bir sentezi olarak oluşması çok anlamlıdır. İnsanlık mirasının en büyük kazanımları Akdeniz’e dökülen bir nehir olan Nil Nehri ile Türkistan’ın Amuderya yani Ceyhun Nehri arasındaki havza’da gerçekleşmiştir. Buradaki medeniyet şehirleri saymakla bitmez, burada Roma da vardı Sasani de vardı, Selçuk da vardı, Horasan da vardı, Osmanlı da vardı.

Türkler, tarihsel bağlamda Akdeniz kavramını kullanarak genellikle Akdeniz kıyılarına, bu bölgedeki yerleşimlere ve etkileşimlere atıfta bulunmaktadırlar. Osmanlı İmparatorluğu’nun genişlemesi ve hükümetin deniz ticaretiyle ilgilenmesi nedeniyle Akdeniz, stratejik ve ekonomik bir öneme sahipti.

Ayrıca, Türkiye’nin güney sahilleri ve kıyı bölgeleri Akdeniz iklimi etkisi altındadır, bu da tarım ve turizm açısından zengin bir potansiyele sahip oldukları anlamına gelir. Bu faktörler, Türklerin Akdeniz kavramını kullanmalarında etkili olmuştur.

Akdeniz, Türkçede “beyaz deniz” veya “iç deniz” anlamına gelir. Bu terim, denizin genellikle sakin ve berrak görüntüsünden kaynaklanmaktadır. Akdeniz, Türkiye’nin güneyindeki kıyıları da içine alan geniş bir bölgedir ve coğrafi, tarihi ve kültürel öneme sahiptir.

Osmanlılar döneminde, Türkler Akdeniz’de özellikle Anadolu, Mısır, Suriye ve Arabistan gibi bölgelerde güçlü bir etki ve hakimiyet kurmuşlardı. Bu topraklardaki stratejik konumları, deniz ticareti ve askeri başarılarıyla Osmanlılar, Akdeniz bölgesinde önemli bir güç haline gelmişlerdi.

Büyük Akdeniz Birliği

Türkistan coğrafi olarak katalizör bir bölge. Bütün yönleri içinde sentezleyen Türkistan‘ın içinde Hint de var Çin de var, bölgeye batıdan gelen İslam da var, Tengricilik de Şamanizm de Zerdüştlük de var.

Bütün bu felsefeler bir senteze ulaşıyor, bunu şöyle bir cümleyle nihayetlendirmiştim “En değerli yeraltı kaynağımız Türkistan diyarlarında yatan aziz bilgelerimizdir”

Büyük Orta Doğu Projesi bize ait olmayan bir projedir. Bu haritaya ise ben Büyük Türkiye gözüyle bakıyorum. Türk dünyası değil, Büyük Türkiye. Geleceğimiz bu haritanın temsil ettiği coğrafyadaki aksiyonlarımızla şekillenecektir.

Türkiye; Avrupa’da Asya’da, Afrika’da her üç kıtada da büyüktür.

Afrika’nın kuzeyinde, Avrupa’nın güney doğusunda, Asya’nın içlerinde, batısında, ortasında olan güç hep Büyük Türkiye‘dir. Bu bölgeleri, Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya gibi coğrafi isimlerle adlandırmaktansa, siyasi bir nitelendirme olan Büyük Türkiye kavramı ile karşılamamız son derece önemlidir.

Turkasya.com

Büyük Orta Doğu Projesi, Türkiye ve Avrupa-Asya Birliği

Turkish Belt: Turkey and Turkestan

Akdeniz

Kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk, stratejilerini bizlere emanet bırakmıştı. Teorisyen de kendisi idi uygulayan da. En büyük strateji meclise dayalı cumhuriyet fikridir. Meclis yani halk. Fakat süreç içerisinde önce Türk Ordusunun adı 27 Mayıs Darbesi ile Silahlı Kuvvetler olarak değiştirildi. Ardından da 2018 den itibaren Meclis tali konuma düşürüldü. Kurucumuzun bizlere emanet ettiği strateji Akdeniz stratejisidir. Fakat Yalta şeytani dengesinde Atlantik güçleri kampına itildik. Dünyanın ortası anlamına gelen Akdeniz’in anlamını unuttuk, Atlantikçilerin stratejisi olan Orta Doğu batağına saplandık. Büyük Orta Doğu ülkesiyiz artık.

Atlantikçilerin bir büyük stratejileri söz konusu tüm dünyayı kapsama alanına alan. Bizlerin de Büyük Akdeniz merkezli ve yine tüm dünyayı kapsayan bir stratejimiz Atatürk’ün bizlere en büyük bir emanetidir. En büyük strateji olan Cumhuriyet fikri’nin ardından Akdeniz stratejisidir esas olan.

Dünyanın Ortası olan Akdeniz’de, Büyük Akdeniz Birliği siyasetini, birliğini geliştirmektense, Atlantik güçlerinin dünya siyasetlerinin türevi olmaya devam etmek ülkemiz için ağır sonuçlar doğuracaktır.

Büyük Akdeniz Birliği Ülkeleri 

AVRUPA

  • Balkan 6 STA (Serbest Ticaret Anlaşması)
  • Karadeniz 1 STA
  • Güney Avrupa 9 GB -AB (Gümrük Birliği- Avrupa Birliği)
  • Doğu Avrupa. Tunaboyu. 1. TDT. (Türk Devletler Teşkilatı)

AFRİKA

  • Kuzey Afrika 3 STA

ASYA

  • Kafkasya 1 STA
  • Doğu Akdeniz 2 STA
  • Türkistan 7 TDT

Büyük Akdeniz 30

………………………………….

STA

Yürürlükte olan STA’lar listesi

    • Arnavutluk
    • Birleşik Arap Emirlikleri
    • Birleşik Krallık
    • Bosna Hersek
    • EFTA
    • Faroe Adaları
    • Fas
    • Filistin
    • Güney Kore
    • Gürcistan
    • İsrail
    • Karadağ
    • Kosova
    • Makedonya
    • Malezya
    • Mısır
    • Moldova
    • Morityus
    • Sırbistan
    • Singapur
    • Şili
    • Tunus
    • Venezuela

13 ülke Akdeniz. Kafkasya. Karadeniz

  • Balkan 6
  • Kuzey Afrika 3
  • Kafkasya 1
  • Doğu Akdeniz 2
  • Karadeniz 1

GB -AB: Güney Avrupa (9 ülke)

  • İspanya
  • Fransa
  • İtalya
  • Yunanistan
  • Bulgaristan
  • Hırvatistan
  • Slovenya
  • Malta
  • Romanya

Büyük Akdeniz Birliği Projeksiyonu 

  • TDT 8
  • STA 13
  • GB/AB 9

Toplam 30

AB 27 ülke

Fransa’nın Büyük Akdeniz Birliği girişimi

Büyük Akdeniz Birliğini bir ara Fransa başkanı Sarkozy ileri sürmüştü pek tutmadı. Sizinki ümit ederim tutar.

Akdeniz Birliği, Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler arasında işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan bir girişimdir. Bu birliği kurma çabaları zaman içinde değişiklik göstermiştir. Ana amaçlar arasında ekonomik işbirliği, kültürel alışveriş, güvenlik konularında dayanışma ve bölgesel kalkınma yer alır.

1995 yılında başlatılan Barcelona Süreci, Akdeniz Birliği’nin temelini atmıştır. Bu süreç, Avrupa Birliği ile 12 Akdeniz ülkesi arasında ortaklık ilişkilerini geliştirmeyi hedeflemiştir. Ancak, birliğin tam anlamıyla işler hale gelmesi ve projelerin uygulanması konusunda zaman içinde çeşitli zorluklar yaşanmıştır. Akdeniz Birliği’nin geleceği konusundaki gelişmeler, üye ülkeler arasındaki siyasi ve ekonomik dinamiklere bağlı olarak değişebilir.

Akdeniz Birliği, Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler arasında işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan bir girişimdir. Bu birliği kurma çabaları zaman içinde değişiklik göstermiştir. Ana amaçlar arasında ekonomik işbirliği, kültürel alışveriş, güvenlik konularında dayanışma ve bölgesel kalkınma yer alır.

1995 yılında başlatılan Barcelona Süreci, Akdeniz Birliği’nin temelini atmıştır. Bu süreç, Avrupa Birliği ile 12 Akdeniz ülkesi arasında ortaklık ilişkilerini geliştirmeyi hedeflemiştir. Ancak, birliğin tam anlamıyla işler hale gelmesi ve projelerin uygulanması konusunda zaman içinde çeşitli zorluklar yaşanmıştır. Akdeniz Birliği’nin geleceği konusundaki gelişmeler, üye ülkeler arasındaki siyasi ve ekonomik dinamiklere bağlı olarak değişebilir.

Nicolas Sarkozy‘nin Akdeniz Birliği girişimi, 2008 yılında Fransa’nın Avrupa Birliği dönem başkanlığı sırasında öne çıktı. Ancak bu girişim, bazı eleştirilere ve tartışmalara neden oldu. Sarkozy’nin önerdiği birlik, Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler arasında işbirliğini teşvik etmeyi amaçlıyordu. Ancak bazı ülkeler, özellikle bazı Arap ülkeleri, bu girişimi daha çok bir Fransız etkisi olarak gördü ve eleştirdi.

Bu nedenle, Sarkozy’nin girişimi tam anlamıyla başarılı olamadı ve planlanan hedeflere ulaşamadı. Ancak Akdeniz Birliği’nin temelini atan Barcelona Süreci gibi çabalar, bölgesel işbirliği ve diyalog konularında devam etmiştir.

Rektör Akdeniz için birlik 

Türkiye yine her zamanki davranışını göstererek kendi Akdeniz Birliği oluşumunun peşinde koşacağına, bunu oluşturmaya uğraşacağına, gidiyor başkalarının birliklerinin peşinden koşuyor. Türkiye, Fransızların Akdeniz için birlik girişimine ( ki 15 yıldır gündemde olmasına rağmen somut bir gelişim söz konusu değildir) oraya temsilci atamasını yapıyor.

Akdeniz için Birlik (AiB) Avrupa ve Akdeniz Havzası’ndan 43 ülkenin yer aldığı hükûmetler arası bir kuruluştur: Avrupa Birliği’nden 28 üye devlet ve Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Güneydoğu Avrupa’dan 15 ortak Akdeniz ülkesini kapsar.

Büyük Akdeniz ve Mavi Vatan

Mavi Vatan doktrininin Büyük Akdeniz bütünlüğündeki Beş Deniz (Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz, Hazar Denizi, Basra Körfezi/Hint Okyanusu) örneğin Hazar Denizi’ne kıyıdaş olan Türk Devletler Topluluğu ülkelerinden Türkmenistan ve Azerbaycan ve uzaklarda Yeni Akdeniz (Pasifik Okyanusu)’deki Japonya, Kore, Tayvan gibi ülkelerle bilgi birikimimizin paylaşılması önem kazanmaktadır.

Büyük Akdeniz ve Mavi Vatan

Mavi Vatan doktrininin Büyük Akdeniz bütünlüğündeki Beş Deniz (Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz, Hazar Denizi, Basra Körfezi) bölgesi ülkeleri örneğin Hazar Denizi’ne kıyıdaş olan Türk Devletler Topluluğu ülkelerinden Türkmenistan ve Azerbaycan ve uzaklarda Yeni Akdeniz (Pasifik Okyanusu)’deki Japonya, Kore, Tayvan gibi ülkelerle bilgi birikimimizin paylaşılması önem kazanmaktadır.

Sonuç:

Fatih, Akdeniz’in fethine Arnavutluk dağlarından başlamıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, 26 Ağustos 1922’de düşmana taarruz emrini verdiğinde, zamanları aşan bir ifade kullanmıştı.

“İlk hedefiniz Akdenizdir. İleri.!”

Ölümünden sonra ve İkinci Dünya Savaşını takip eden yıllarda bu hedef takipçileri tarafından Atlantik olarak revize edilmiştir.

Şimdi artık yeniden Atatürk’ün bizlere gösterdiği hedefe yönelmek zorundayız.

AB, KEİB, D8, ECO gibi entegrasyon ve bütünleşme gayretleri oyalanma yoluyla kadük edilmiş girişimlerdir. İçinde bulunduğumuz “Yeniden Asya Binyılı”nın  mihenk taşı “Büyük  Akdeniz”dir. Ülkemiz, Türk Devletler Teşkilatını kurarak bu konuda ilk somut adımı atmıştır. Şimdi sıra Türkiye ve Türkistan ülkeleri arasındaki işbirliği boyutunu Akdeniz ülkelerine doğru genişletmektir.

Türkiye ve Türkistan coğrafyaları yegâne kıymette bir bütünlük göstermekte ve İpek Yolu üzerinden Akdeniz’e çıkan güzergâh ve trafik ile birlikte üçlü bir işbirliği zemini oluşturmaktadır.

“Büyük Akdeniz” vizyonunda ilk adım olarak Libya’yı Türk Devletler Teşkilatı ile ilişkilendirerek bütünleşmeyi başlatabiliriz.

Ataları Akdeniz sularında seferlere çıkan bir nesil olarak yeniden ve çağdaş bir işbirliği, yeniden birleşme ve bütünleşme görevi bizleri beklemektedir.

Hazar denizi kuzey güney ekseninde, Akdeniz ise batı doğu ekseninde olduğu için genleşme katsayısı daha yüksek. Amerikalılar Büyük Çin, Büyük Ortadoğu kavramlarını üretti.

Biz Türkler ise Büyük Akdeniz kavramını üreterek alt havzaları ( Balkanlar, Kuzey Afrika, Levant, Hazar, Türkistan, Hind Alt Kıtası) bütünlüğe kavuşturarak birleştirebiliriz.

“Büyük Akdeniz” Bilgeleri

“BÜYÜK AKDENİZ” BİLGELERİ

 

Düşünürlerin veya eserlerinin üzerine tıklandığında bilgilerine ulaşılmaktadır.

“Büyük Akdeniz” Düşünürleri

Büyük Akdeniz düşünürlerinin dağılım tablosu, ana kaynağın Doğu Akdeniz (Türkiye) ve hinterland sahaları (Türkistan ve Horasan) olduğunu göstermektedir.

Türkiye 10

Türkistan 9

Horasan 7

Yunanistan 6

Toplam 32

Fikirlerin ilk filizlendiği yerdir Türkiye coğrafyası

3000’li yılların şafağındayız. Şafak sökerken fikir ve bilginin daha değerli olduğu dönemin ilk ışıkları 21. yüzyılla birlikte görünmeye başladı. Fikirlerin ilk filizlendiği Türkiye coğrafyası, dünyaya gelen ilk on düşünürden beşinin yaşadığı bereketli coğrafyalardan biridir. Kıtaların geçiş noktasındaki (Avrupa, Asya, Afrika) Türkiye yarımadalarındaki (Rumeli, Anadolu) havuzdaki gen çeşitliliği ve zenginliğinin sonucu, aynı şekilde düşünce zenginliği ve çeşitliliğidir.

Evrensel Düşünürler Ansiklopedisi’nin ilk yazısı, M.Ö. 624 yılında doğan bilinen ilk filozof Miletoslu Thales’ten başlayarak 2650 yıllık bir deneyimle başlıyor. İlk 10 büyük filozof arasında toplamda ilk 3 ve 5’i Türkiye coğrafyasındandır.  İlk 10 düşünürün 5’i Türkiye’de doğdu.

Felsefe Türkiye coğrafyasında başlamıştır.

  1. Thales, Milet
  2. Anaksimandros, Milet
  3. Pisagor, Samos Adası
  4. Laozi
  5. Konfüçyüs
  6. Sun Tzu
  7. Herakleitos, Efes
  8. Parmenides
  9. Anaksagoras, Klazomenai, Urla
  10. Protagoralar

Kaynak: Xue Xiaoyuan, Dr. 100 Filozofun Karizması. 2018. Çin Resimli Basını.

Türkiye coğrafyası, insanlık tarihinde ilk toplu yerleşimlerin (Çatalhöyük), ilk tarımın (Urfa, Diyarbakır), ilk inançların (Karahantepe, Göbeklitepe) ve ilk düşünürlerin (Milet) başlangıç ​​noktasıdır. İnsanlığa ilk sorular burada soruldu. 15.000 yıllık kesintisiz birikim, Türkiye coğrafyasında insan varlığının zenginleşmesine olanak sağlamıştır.

Batı aydınlanması Farabi et Türki (870-950) ile başlar

Emel Var; Atina Okulu

Akdeniz Medeniyeti

İlk çağlarda, Mısırlılar, Sümerler, Hititler, Asurlular ve Fenikelilerin yardımıyla oluşan Akdeniz sahilinde yaşayan milletler arasında müşterek bulunan Akdeniz Medeniyeti’nden eski Yunan medeniyeti, Yunan medeniyetinden de eski Roma medeniyeti doğdu. Doğu Roma ve Batı Roma diye ikiye ayrıldıktan sonra da Batı Roma’nın vârisi olan Avrupalılar bu medeniyeti benimseyerek ilerlettiler. Kaynak: Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, Millî Eğitim Bakanlığı Basımevi, 1. Basılış. İstanbul 1976, s. 48. 132 Age. s. 136

Doğu Roma ise 1071 ve 1453 zaferleri ile birlikte Uzak Asya’dan Küçük Asya’ya uzanan Türkler tarafından Selçuklu ve ardından Osmanlı İmparatorlukları olarak devam ettirilmiştir. Akdeniz Medeniyeti böylelikle çok sayıda bileşeni olan özgün bir medeniyet olarak binlerce yıllık bir geçmişi ve dinamik etkileşimleri barındırmaktadır.

Türk Kültürü’nün Kıbrıs’ta olduğu gibi son derece güçlü olduğu Üsküp (Makedonya), Türk şiirinin en büyük şairlerinden ve en büyük fikir adamlarından birisi olan Yahya Kemal Beyatlı’nın doğduğu yerdir. Bulunduğu coğrafyayı Akdeniz medeniyeti havzası içinde gören Yahya Kemal, özellikle bu tez üzerinden evrensele ulaşma çabasındadır. O dinin ve milletin ayrıştırılmaz bir bütün olarak kendisinden yaratıldığını iddia ettiği vatan toprağının, realist bir biçimde önce sınırlarını (misak-ı milli) sonrasında miladını (1071 ve 1453) tayin etmiş ve son bir çabayla Akdeniz havzası üzerinden Avrupa uygarlığı içine dahil etmiştir. Tabii tüm bu sentezi kurarken herhangi bir doktrin, nazariye ile örtüşmemeye, kendisine sorumluluk yükleyecek teoriler inşa etmemeye özen gösterir. “Vatan hiçbir zaman bir nazariye değil, bir topraktır. Toprak cedlerin mezarıdır. Camilerin kurulduğu yerdir. Sanayii nefise (Güzel Sanatlar) namına ne yapılmışsa onun sergisidir.” Kaynak: Kadrican Mendi, Yahya Kemal’in Siyaseti

“Yahya Kemal’in tefekkürü; Viyana, Budin, Belgrad, İstanbul, Bağdat, Basra çizgisindedir. Yahya Kemal Bey’in mütefekkir tarafı da önemlidir; mensur tarzı yazıları vardır.” Kaynak: Ömer Tuğrul İnançer

“Küresel egemen bir güç olmayı sağlayan, iddia edildiği gibi Kapitalizm ise, Kapitalizm’in beşiği İngiltere neden küresel bir güç değildir? Küresel güç olmayı sağlayan zengin kaynaklar ve geniş topraklar ise o zaman bir kıta kadar büyük Rusya neden küresel güç değildir?

Osmanlı’nın, ırk esasına dayalı bir yönetim kurmadığı için dağıldığı iddiası doğru değildir. Egemenliği sürdürebilmek için ırk esasına dayalı olmak eğer yeterli olsaydı, Çin, Japonya ve Almanya, batmaz, yenilmezlerdi. Aynı ırktan gelenlerin bir arada olması, egemen olmak için yeter şart değildir.

Sürekli olmasa da “uzun” hâkimiyetin sırrı, liyakatin gözetilmesindedir. Osmanlı’da devlet yönetimi dünyaya açıktı, İstanbul; dünyayı, beşeri potansiyel havuzu olarak görürdü, Osmanlı, kimliğini tanımak şartıyla, ihtiyacını bu küresel havuzdan karşılardı. Birçok Sadrazam ve Paşa aslında Türk asıllı değildi, Osmanlı’nın kapısı işini iyi bilen herkese açıktı.

Bu devşirmeler, idareciliği ve harp etmesini bildikleri kadar, şehid olmasını da bilmişlerdir. Ankara Savaşı’nda, Yıldırım’la beraber Timur ordusuna karşı savaştıkları zaman, muharebeye diri olarak kaç kişi girmişse, muharebe sonunda şehid olarak da harp meydanında o kadar ölünün yattığı görülmüştür. Dolayısıyla küresel güç olmak için en iyileri istihdam edebilmek yetmez, geniş kesimlerce kabul görecek bir dünya anlayışı da ortaya koymalısınız. Küresel şahsiyet sahibi olmak, küresel fikir sahibi olmakla mümkündür.

Büyük Akdeniz Bilgeleri

 

  • Thales, Miletus, Türkiye 12

 

 

 

 

 

İbni Sina dünyada tıbbın kralıdır ​ | Yeni Şafak Pazar Eki Haberleri

 

 

 

L&A Bilge Liderlik

L&A

 Bilge Liderlik

Levent Ağaoğlu (1958-    )

“Güç bilgide değil bilgeliktedir. İşlenmemiş, saf bilgi kişiyi ancak bilgiç yapar. Bilgi, yarıştırılmaz, yarışma konusu değildir. Bilgelik ise bilgileri kendisi oluşturan, sentezlere, akıl yürütmelere, duygu ve düşüncelere dayanan, sezgi ve sessizlik ile son şekli verilen, asil bir davranış ve düşünce biçimidir, bilge güç olarak hareket ederek liderlik yapar.”

İÇİNDEKİLER

  •  3 Boyutlu Vizyon
  • Levend’nâme
    • Liderlik: Zaman
    • Bilgelik: Sır.  Zihin
    • Dış Dünya: Zemin
  • Hizmetler A-Z
  • Kütüphane
    • Web sitelerim
    • Sosyal Medya
  • Fotoğraflar
    • Galeri – Bilgeler İle Levent AĞAOĞLU
    • Galeri- Liderler İle – Levent AĞAOĞLU
    • Galeri- Dış Dünya – Levent AĞAOĞLU
  • Videolar
    • Travellers Talks
    • Levendname Videos
  • Kariyerim
    • İhracat pazarlarında 40 yıllık (1983-2023) saha tecrübesi.
    • Yazarlık
  •  Dış Dünya
    •  Global Pazarlar
    • İhracatta İnovasyon
    • İhracat amacıyla (1997-2019) ziyaret ettiğim 33 ülke (A-Z)
    • Sektörler A-Z

 Bilgelik&Liderlik

    • Kitapları
    • Etkinlikler
    • Roportaj
    • Söyleşiler
    • Konuşmalar. Sunumlar. Projeler. Özlü Sözler
    • Makaleler
    • TV
  • İletişim
  • Hakkinda Yazılanlar
    • Bilgelik&Liderlik
    • Dış Dünya
  • English

 **********************************************

3 Boyutlu Vizyon[1]

 

 

                           L İ D E R L İ K:  STRATEJİ. ZAMAN

 

  •  Müellif
  • Dil; Dünyanın en gezgin ve zengin dili
  • “Güneş Bayrak, Gök Çadır” Oğuz Kağan
  • “Ben Bilge Tonyukuk” Bilge Tonyukuk
  • “Muzaffer Daima!” Fatih Mehmet
  • “Hürriyet ve Bağımsızlık Benim Karakterimdir” Kemal Atatürk
  • “Dil’de, Fikir’de; İş’te Birlik “ İsmail Gaspıralı
  • Hem Kosova Hem de Fatih’ten Hemşehrim Mehmet Akif
  • Al Sancağımın, Tüten En Son Ocağımın Şairi

 

                              B İ L G E L İ K:  SIR.  ZİHİN

 

  • Mütefekkir
  • Düşünce Gücü,  Düşünce, Tefekkür, Düşünürler
  • Düşünce Kodlarımız. Fikir Hazinelerimiz
  • Kaynaklara yöneliş
  • Farklı bakış açıları, Etkileşim
  • Anlamaya çalışmak
  • Ezberler olmaması
  • Yok: Kesin yargılar, önyargı ve kalıplar
  • Soru’nun Gücü: Her bir görüş bir sorudur
  • “Le Vent Nous Portera / Rüzgâr Bizi Götürecek”

 

                              D I Ş  D Ü N Y A:  SAHA. ZEMİN

 

  • Müteşebbis
  • Dış Dünya
  • Gez. Göz. Arpacık
  • Türk Evi, Türkistan, Türkiye
  • İhracat Vizyonu
  • Büyük Asya, Afrasya, Avrasya
  • Yapmak, Yazmak, Yayınlamak

21.12.2020 

 

LİDERLİK

Düşünce sistematiğinde üç başlık son derece önemlidir. Birinci başlık liderlik konusudur. Bu konuda  en çok önemsediğim şahsiyet Fatih Sultan Mehmettir. Çünkü ben Fatih’te doğmuş bir insanım. Fatih’in ruhu sürekli olarak semtin sokaklarında dolaşmaktadır ve karakterime en güçlü bir şekilde sinmiştir.[2]

BİLGELİK

İkinci önemli husus düşünce sistematiğinde bilgeliktir. Bilgelik de Türklerin en temel kavramlarından bir tanesidir. Bu konuda en çok önemsediğim şahsiyet ise ilk yazarımız düşünürümüz Bilge Tonyukuk’tur. 62 satırlık yazıtı tamamen bir bilge kişilik örneğidir ve anlatımlarında sürekli olarak satır aralarında bilgelik vurgusunu hissettirmektedir.[3]

DIŞ DÜNYA – Global Pazarlar 

 Üçüncü önemli unsur ise dış dünyadır. Bilgilerin kaynağı dış dünyadır. Görsel düşünme göz boyutuyla, dış dünyadan beslenecektir ve en temel bir bilgi kaynağıdır, çünkü çok gezen, çok gören daha çok bilmektedir. Dış dünyadan edindiğimiz bilgilerle, diğer iki unsur olan liderlik ve bilgelik boyutlarını da en güçlü bir şekilde geliştireceğiz. Dış dünya boyutumu şekillendiren 25 yaşından beri 40 yıldır mesleğim olan ihracatçılıktır. Bu meslek sayesinde 33 ülkeye adımımı attım ve çıplak gözle gördüğüm gerçekler ve insanlar benim için hep bir ilham kaynağıdır. [4]

Hizmetler A-Z

  • Araştırma
  • Bilgelik
  • Bilgi
  • Çözüm ve Pazar Odaklı
  • Dış Dünya
  • Dış dünyaya hızlı ve kalıcı erişim için, özellikle Asya-Pasifik ve BDT (Rusya ve Türk Cumhuriyetleri) pazarlarında saha tecrübesi.
  • Dış pazarlarda sanayicilerin ürünleri için ihracat bağlantıları kurmak konularında firmalar ile birlikte işbirliği geliştirmek
  • Etkinlik
  • Firmalara 3 Boyutlu (Bilgelik/Liderlik/Dış Dünya) Vizyon aktarımı
  • İlham
  • Konferans
  • Konuşmalar
    • (Söz’ün Gücü  [5]
    • (Voice of Wisdom [6]
  • Kolay Dilde Teknoloji Apple Podcast [7]
  • Liderlik
  • Proje
  • Rapor
  • Saha Gözlemleri
  • Sektörler ile ilgili ihtiyaçları karşılamak ve ihracat pazarlarında bağlantılar kurmak gayesi ile firmalara ürün tedarikinde ve iç/dış satışlarında yardımcı olmak
  • Sektörler Perspektifli
  • Sektörlerin ihtiyaç duyduğu hammadde/aramallarını iç/dış kaynaklardan temin/tedarik etmek
  • Seminer
  • Söyleşi
  • Sunum
  • Video Konferans
  • Vizyon [8]

Kütüphane

Web sitelerim

Sosyal Medya

 

Fotoğraflar

  • Galeri – Bilgeler İle Levent AĞAOĞLU [9]
  • Galeri- Liderler İle – Levent AĞAOĞLU [10]
  • Galeri- Dış Dünya – Levent AĞAOĞLU [11]

Videolar

  • Travellers Talks  [12]
  • Levendname Videos [13]

Kariyerim [14]

İhracat pazarlarında 40 yıllık (1983-2023) saha tecrübesi.

  1. Batı Pazarlama Dış Ticaret sermaye şirketi 1983-1986
  2. Şişecam AŞ 1986-2012
  3. Şişecam Hong Kong 1996-2001
  4. Kaynak Holding 2018-2019
  5. Danışmanlık 1986 – 2023

 Yazarlık

DIŞ DÜNYA

Global Pazarlar

  •  Asya Pasifik: Çin. Hong Kong. Tayvan. Hindistan.
  • Doğu Avrupa: Rusya. Ukrayna. Kazakistan
  • Kuzey Afrika: Mısır. Tunus. Sudan
  • Ortadoğu: İran. Irak. Katar. Arabistan
  • BDT: Rusya ve Türk Cumhuriyetler
  • Asya Pasifik. Doğu Avrupa. Kuzey Afrika. Ortadoğu. Balkanlar. BDT. Türk Cumhuriyetleri
  • Çin  Hong Kong  Tayvan
  • Rusya  Hindistan

İhracatta İnovasyon [15]

İhracat amacıyla (1997-2019) ziyaret ettiğim 33 ülke (A-Z): [16]

  • Almanya
  • Belçika
  • Birleşik Krallık
  • Brezilya
  • Bulgaristan
  • Çin
  • Endonezya
  • Etiyopya
  • Fransa
  • Güney Kore
  • Hindistan
  • Hong Kong
  • İran
  • İtalya
  • Japonya
  • Katar
  • Kosova
  • Lübnan
  • Macaristan
  • Makao
  • Makedonya
  • Mısır
  • Pakistan
  • Polonya
  • Romanya
  • Singapur
  • Slovakya
  • Suriye
  • Suudi Arabistan
  • Tayland
  • Tayvan
  • Tunus
  • Yunanistan

Sektörler A-Z

  1. Alüminyum.
  2. Barter.
  3. Deri.
  4. Dijital Yayıncılık.
  5. Fırın Pasta Ekipmanları
  6. Horeca Sektörü
  7. Kimya.
  8. Madencilik
  9. Makine.
  10. Matbaa.
  11. Mutfak Ekipmanları
  12. Orman Ürünleri.
  13. Otomotiv.
  14. Savunma Sanayii.
  15. Şemsiye.
  16. Teknoloji Transferi
  17. Tekstil.
  18. Toz Metal
  19. Yapı Kimyasalları.
  20. Yazılım
  21. Yurtdışı Üretim Yatırımı.

 BİLGELİK&LİDERLİK

 Kitapları [17]

Etkinlikler [18]

Roportaj [19]

Söyleşiler [20]

Konuşmalar. Sunumlar. Projeler. Özlü Sözler [21]

Makaleler [22]

TV [23]

İLETİŞİM

Hakkında Yazılanlar

 BİLGELİK&LİDERLİK

 “Muhteşem bir dünyan var sevgili dostum. Kutadgu Bilig bugün yazılacak olsaydı onu sen yazardın.”  Ahmet Kot, Balıkesir Belediyesi Millet Kütüphanesi Ahmet Kot Kitaplığı. 22 Ekim 2022

Değerli Levent Bey. Levendname eserinizi bugün aldım. Hızlıca göz attım. Çok etkileyici. Tebrik ediyorum. Hikmet Özdemir i tanırım. Onun yorumlarına katılıyorum. Çok teşekkür ediyor sevgi ve selamlar sunuyorum. Cem Gürdeniz.

Can Bey Kardeşim, lütfettiğiniz söylemlerinize lâyık olmak için çok çabaladım. Ama acı çekiyorum. Ülkemiz bir uçurumda şu anda yok  oluşa gidiyor! Sizin çabalarınız Namık Kemal gibi tarihe yazılacak ve unutulmayacaksınız değerli kardeşim! Yolunuz açık olsun!  Yüce Türk Ulusu duyarlılığınız için sizi kutlarım  Kardeşim! Çabalarınızın sürmesini dilerim. Necati Ulunay Ucuzsatar Doç Dr

Levent Ağaoğlu’nun blog’unu her fırsatta inceliyorum. Tek başına bir enstitü. Tonyukuk Enstitüsü. Muhteşem bir hazine değerinde çalışmaları var.15 Ağustos 2018 Prof Dr Hikmet Özdemir

“Şiirde böyle bir üsluba rastlamadım. Düzyazı için aklıma Yağmur Atsız geliyor. Kullandığınız kavramlar zihin atlasınızı yansıtıyor. Müthiş ve muhteşem dizeler. Sarsıcı. Annenize ithaf zarif ve çarpıcı. Sizi seviyorum Sevgili Levent Ağaoğlu. İyi ki varsınız.” Prof Hikmet Özdemir. 30 Mayıs 2019.

“Destanı söyledim. (Sesli okudum). Oratoryo olarak anma günlerinde hayal ettim. Dilerim bir gün olur. Aklımda tutacağım. Belki bir gün bir müzisyen buluruz. Sizde etrafınıza bakının lütfen.” 15 Kasım 2019 Prof Hikmet Özdemir.    (Muhterem Hocam; Kahramanlarımız Bilge ile Ata’yı tek şiirde birleştirdim, köprü kurdum. Levent Ağaoğlu 14 Kasım 2019)

“Şair yanınız bir köprüyle düşünür yanınıza bağlanıyor.” Prof. Dr. Hikmet Özdemir7 Ekim 2022.

İntikal kabiliyetiniz çok yüksek; Rüstem Erkul

Levent bu fikir ve tarih kaç trilyon dolar eder biliyor musun. Bunların ne akli ne asaletleri senin düşüncene yetişmez. Yalçın Koçak

“Levent harika olmuş. Diline sağlık bunu fon müziği ile şiir olarak okutalım belki türkü olarak bile bestelenebilir.”  Yalçın Koçak 4 Şubat 2015.  (Çanakkale şiirim üzerine)

 Ağasofya’sın sen Levent; Yalçın Koçak

Bilge Tonyukuk Enstitüsü’nün tümünü siz mi hazırladınız? Bugün inceleme zamanım oldu. Bu ne büyük emek Levent bey. Ne kadar ciddi bir çalışma. Sizi içtenlikle kutluyorum. Ne kadar güzel bir şiir Levent bey. Seslendirme de çok güzel. Kutlarım. Yücel Feyzioğlu

DIŞ DÜNYA

İşte, Levent Ağaoğlu Kıbrıs simgesi etrafında bir dantel gibi ördüğü bu çalışmasında bir taraftan dinamik bir coğrafya okuması yaparken, diğer taraftan yağmacı Haçlı zihniyetinin kurduğu jeopolitik kıskacı kırmanın şifrelerini araştırıyor, adeta ipuçlarını veriyor. Kıbrıs’ı sembolik olarak merkezine oturttuğu bir yol haritası sunuyor. Bu ifşa, onun kendine özgü üslubu içinde bazen bir şairin dizelerine dönüşüyor, bazen bir gezginin özenle yerleştirilmiş işaret taşlarına, bazen bir süvarinin keskin kılıcına, bazen de bir dervişin dualarına…

Şimdi araştırmacı bir yazar bir dostum var. Üniversiteden de arkadaşım çıktı. Tesadüf yeni öğrendim. Sayın Levent Ağaoğlu, hoşgeldiniz. Şimdi şu kitabı bir göstereyim ben, hoşuma gitti bu çalışma, elinize sağlık. Kıbrıs Afrin hattı. 1192den 2018’e geliyorsunuz.  Ardan Zentürk ile Moderatör Gece Programı, 22 Mayıs 2018, Kanal 24

Powerful thoughts indeed! Congrats Levent! Great content! Genseric, Kelony Co. France

But that doesn’t mean that it’s preventing my feelings to admire you as a very nice person. Thanks for keeping me updated and with your information. Thanks  my dear Levent , wishing you joy and happiness in 2023 . I admire very much you as a person and as influencer . My deep gratitude for your friendship and what you are doing. Julien Gendov Bulgaria

Dear Mr. Levent, You have wisdom and have a good heart. I am very happy to have you as my good friend. Juselia Taiwan, PIIP Company. 27 Eylül 2022

Levent beğefendi,  Allah sizden razı olsun. İlk defa böyle hayırlı bir teşebbüste bulunanla karşılaşıyorum. Hamasi saçmalamalara gerçek millî milliyetci bir cevap. Sizi canıgönülden kutluyor, cehdügayretlerinizin devanı diliyorum. Allah size zihin ve natıka gücü ihsan eyleye. Şaban Teoman Duralı, Prof.Teoman Durali [email protected] 28 Aralık 2016

Kıymetli Levent Bey günaydın. Araştırmacı ruhunuz ve kararlılığınız çok etkileyici. Milletimiz zaman ve mekanın hülasası gibi. Herbir dal ayrı hikaye. Bizim bir dalımız da Pakistan Anadolu güzergahından. Ekteki kitap bir tez çalışması. Yök tez sitesinden de ulaşabilirsiniz.  Umarım birtakım işaretler vardır. Bilvesile bayramınızı tebrik ederim.  Baki selam 23 Haziran 2023. Azmi Özcan Prof Dr 

“Levent Bey bölgeyi çok iyi, yakından takip eden, çok uzun yıllar, Uzak Doğu’da, sahada bulunan bir isim.  Yalnızca kitabi olarak uzaktan takip eden değil de Asya’nın kokusunu hisseden, bilen bir isim.” 20 Haziran 2021. Prof. Dr. Mehmet Akif Okur

Muhterem Levent Beyefendi; Hindistan Seyahatnamesi kitabınız mühim  bir katkı. Hızlıca göz attım. Maalesef bizim bu tarz bir külliyatımız pek zayıf. Senelerini Japonya’da geçiren eski bir lise arkadaşıma çok ısrar ettim. İntibalarını yazsın diye. Ama bir türlü beceremedi. Hâlbuki konuşurken nefis intibaları olduğunu görüyorum. Çalışmanızdan ona da bahsedeceğim. Ne güzel üşenmemiş bir Türk olma mes’uliyeti ile bu zayıf birikime mühim bir katkı sağlamışsınız. Çok akıcı ve okuyucuya çeşitli fırça darbeleriyle bir fikir kazandırıyor. Ayrıca çok tertipli bir çalışma. Dağınık değil. Bunu da herkes yapamaz. Tebrik ederim.. Tabii ki bunlar sadece bir göz atmayla sağladığım intibalar. Bilgisayardan okuyamıyorum. Gözlerimi yoruyor.  Belki de alışkanlıklarımın esiri olduğum için kitap formuna girmeyen şeyleri okumakta çok zorlanıyorum. İnşaallah neşredildikten sonra kıymetli imanızla beraber bir tane edinmek isterim. Ayrıca bu cildin bir devamı olacağı anlaşılıyor. Ne güzel. Allah kolaylık versin. Lütfettiniz, kıymetli çalışmanızı gönderdiniz.. Tekrar tebrik eder, teşekkürlerimi arz ederim. 24 Nisan 2020 Süleyman S. Öğün, Prof.Dr

 

Bugün Çin’in de içinde bulunduğu Pasifik havzasında Türkler, çok az sayıda ve ithalatçı kimliğiyle var. Şişe Cam’ın Pasifik bölgesinin başında Levent Ağaoğlu var. Ekonomi Bakanı Güneş Taner’e Hong Kong ziyareti öncesi iki önemli araştırma hazırladı: Pasifik Çağı ve Türkiye başlığında hem Çin pazarını hem de Asya Pasifik pazarını karşılaştırmalı ele aldı. Çok geniş bir kaynak taramasıyla desteklenmiş araştırmayı üç gündür inceliyorum. Bakan Taner’e de verilen bu raporların bence son derece dikkate alınması gerekiyor. Zira 1988’den beri ihracatçı kimliği ile Şişe Cam’ın bölgeden elde ettiği altın kıymetinde bilgiler içeriyor. Kuru ve kitabi rapordan öte, pratikten gelen gözlemlere yer verilmiş. Ağaoğlu’nun araştırmasının özü şu; Dünyanın yeni dev pazarı bu bölgede oluşuyor. Burada bir çırpıda 1 milyar dolarlık ihracat yapabiliriz. Akdeniz’in dışına çıkamayan Osmanlı, büyük bir fırsat olan Atlantik Çağını kaçırdı. Şimdi Pasifik havzası, henüz bakir ve ihracatçılarımızın akınını bekliyor. Şeref Oğuz 25 Eylül 1997 http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/cin-dersi-2-5375500

Good morning Levent. Very nice interview. You are a very special person.I have to thank the Lord for making you my friend. Have a lovely Sunday. Santosh India. 8.10.2023

 

ENGLISH

Consultancy by BooksonTurkey https://www.booksonturkey.com/business-consultancy-for-turkey-and-beyond-turkey/

Who is Levent Ağaoğlu https://www.biyografya.com/biyografi/22973

Presentations https://www.slideshare.net/lagaoglu1

Global Consultancy: Wise Leadership https://www.linkedin.com/in/levent-a%C4%9Fao%C4%9Flu-6a470644

 

DİPNOTLAR

[1] Vizyon: https://www.booksonturkey.com/vizyon-nedir/

[2] https://www.booksonturkey.com/?s=L%C4%B0DERL%C4%B0K       https://www.agaoglulevent.com/?s=liderlik

[3] https://www.booksonturkey.com/?s=liderlik+bilgelik+d%C4%B1%C5%9F+d%C3%BCnya

https://www.booksonturkey.com/?s=B%C4%B0LGEL%C4%B0K

https://www.agaoglulevent.com/?s=bilgelik

[4] https://www.booksonturkey.com/?s=%22d%C4%B1%C5%9F+d%C3%BCnya%22

https://www.agaoglulevent.com/?s=d%C4%B1%C5%9F+d%C3%BCnya

[5] https://open.spotify.com/show/6ydikHH9dBcfb25WjY2WIa?si=XxDx6OK7S8WKK6l9d4pmiQ )

[6] https://open.spotify.com/show/6w4Z41Nzs8gRiX2jg7g3CK?si=LCf–PGeTgyvpiurcxHehg

[7] https://podcasts.apple.com/us/podcast/t%C3%BCrkiyede-cep-telefonlar%C4%B1-nokia-ile-ayn%C4%B1-zaman-da-aselsanda/id1582385018?i=1000556299332

[8] https://www.booksonturkey.com/?s=vision

https://www.booksonturkey.com/?s=vizyon

https://www.youtube.com/@leventagaoglu328/search?query=vision

[9] https://www.agaoglulevent.com/galeri/

[10] https://www.agaoglulevent.com/galeri-liderler-ile/

[11] https://www.agaoglulevent.com/galeri-dis-dunya/

[12] https://www.booksonturkey.com/travellers-talks-2/

       [13] https://www.youtube.com/@leventagaoglu328/videos

       [14] https://www.biyografya.com/biyografi/22928

[15] https://www.linkedin.com/groups/5160629

[16] https://www.booksonturkey.com/travellers-talks-2/

[17] https://www.kitapvadisi.com.tr/levent-agaoglu

[18] https://www.booksonturkey.com/booksonturkey-etkinlikleri-levent-agaoglu/

https://www.agaoglulevent.com/k/etkinlik/

[19] https://www.agaoglulevent.com/k/roportaj/

https://www.booksonturkey.com/levent-agaoglu/

[20] https://www.agaoglulevent.com/k/soylesiler

https://www.booksonturkey.com/levent-agaoglu/

https://www.booksonturkey.com/levent-agaoglu/

[21] https://www.agaoglulevent.com/k/konusmalar/

https://www.booksonturkey.com/levent-agaoglu/

[22] https://www.booksonturkey.com/levent-agaoglu/

[23] https://www.booksonturkey.com/levent-agaoglu/

 

Yaşayan Bilgelerim (A-Z) 2023

İsimlerin üzerine tıklandığında bilgelerin video konuşmalarına ulaşılmaktadır.

 

 

 

Library of 12 Turkish Sages

When you click on the links, the texts of the works can be accessed.

  1. Bilge Tonyukuk Inscription
  2. Bilge Khagan Inscription / Kültigin Inscription
  3. Farabi: Virtuous State (Medinatü’l Fazila)
  4. Maturidi: Kitabut Tawhid
  5. Mahmud of Kashgar: Divanı Lügatit Türk
  6. Yusuf Has Hacip: Kutadgu Bilig
  7. Ahmed Yesevi: Divanı Hikmet
  8. Hacı Bektaş Veli: Makalat
  9. Mevlana: Masnavi
  10. Nasreddin Hodja: Humor and Wisdom
  11. Yunus Emre: Poems , Divan
  12. Aşık Pasha: Garibname

Turks have a unique worldview, and this unique worldview is shaped around the concept of wisdom, starting from inscriptions and manuscripts . 12 Turkish sages created a library of wisdom with the huge works they wrote.

The first writer, the first thinker, Bilge Tonyukuk, the author of the Orhun Inscriptions, Bilge Kağan, the first written Turkish book, Kutadgu Bilig; The main thing has always been wisdom.

The first work started with the Tonyukuk Inscription erected by Bilge Tonyukuk on the banks of the Tola River in Mongolia, and then extended to infinity with works written in Kazakhstan, Uzbekistan, East Turkestan and finally Turkey.

Hacı Bektaş Veli, one of our sages, was born in Nişabur, Iran and Mevlana was born in Belh, Afghanistan. The ideal of wisdom, which started with our first writer Tonyukuk, eventually reached its peak with Aşık Pasha in Kırşehir, in the center of Anatolia, with more than ten thousand couplets.

 

In these wisdom-centered works, the essential thing is human with its universal dimension, and human beings are elaborated in detail with disciplines and perspectives focused on martial arts, philosophy, theology, linguistics, political book, and Sufism.

The concepts of virtue, tawhid, divan, knowledge, wisdom in the titles of the works and the words bilge, has hacip, veli, hodja and aşık in the names of the thinkers give clues about the perspectives of wisdom.

With these works, our traveler language has been fermented and opened the door to a rich mental world. 

The cities of Kırşehir, Eskişehir and Konya , located in the center of the Turkish geography, within the range of the shepherd fires lit by Ahmed Yesevi, the last ring of the 7 sages who formed a continuous line in the lands of Turkestan, further deepened the Cappadocian wisdom tradition in Anatolian lands .

It cannot be explained by coincidence that dozens of thinkers have focused on a single common point in their works. Our wise thinkers have been constantly on the move from city to city, from land to land, in pursuit of the true love of wisdom, and they have not only poured their ideas and thoughts across the continents, but also conveyed and spread them across the continents. 

While the 12 stars on the European Union flag are content with an abstract image of unity, limited to only one continent and one religion, our 12 Sages, based on the synthesis of Great Asia and Asia Minor, become stars by reaching for universality.

The ideas and thoughts enlightened by 12 Turkish Sages continue to keep alive forever the love of wisdom and the ideal of unity of people within the circle of earth-sky-human harmony.

Our works of wisdom, which have accumulated more than ten thousand pages over nearly 700 years, from Bilge Tonyukuk, who was born in Yunzhong city of China’s Inner Mongolia province in 646, to Aşık Pasha, who died in 1333 in Kırşehir city in Cappadocia of Central Anatolia, continues to guide and enlighten the world of minds for the next 700 years.

12 Bilgelerin Bilgelik Kütüphanesi

Linklerin üzerine tıklandığında eserlerin metinlerine ulaşılmaktadır.

  1. Bilge Tonyukuk Yazıtı
  2. Bilge Kağan Yazıtı/ Kültigin Yazıtı
  3. Farabi: Erdemli Devlet (Medinetü’l Fazıla)
  4. Maturidi: Kitabüt Tevhid
  5. Kaşgarlı Mahmud: Divanı Lügatit Türk
  6. Yusuf Has Hacip: Kutadgu Bilig
  7. Ahmed Yesevi: Divanı Hikmet
  8. Hacı Bektaşı Veli: Makalat
  9. Mevlana: Mesnevi
  10. Nasrettin Hoca: Mizah ve Bilgelik
  11. Yunus Emre: Şiirleri, Divan
  12. Aşık Paşa: Garibname

Türklerin yegâne bir dünya görüşü vardır ve bu kendine özgü dünya görüşü yazıtlar ve yazmalardan başlayarak bilgelik kavramı etrafında şekillenmektedir. 12 Türk Bilge mütefekkirler yazdıkları devasa eserler ile bir bilgelik kütüphanesi oluşturmuşlardı.

İlk yazar ilk düşünür Bilge Tonyukuk, Orhun Yazıtlarının yazarı Bilge Kağan, İlk yazılı Türkçe kitap Kutadgu Bilig’dir; aslolan hep bilgelik olmuştur.

İlk eser Moğolistan’da Tola ırmağı kenarında Bilge Tonyukuk tarafından dikilen Tonyukuk Yazıtı ile başlamış ve ardından Kazakistan, Özbekistan, Doğu Türkistan ve en son olarak Türkiye coğrafyasında yazılan eserlerle sonsuzluğa uzanmıştır.

Felsefenin kurucusu Filozof Aristo Yunan, 2.Aristo olan Farabi ise Türk idi.

Mütefekkirlerimizden Hacı Bektaşı Veli Nişabur İran, Mevlana ise Belh Afganistan doğumludur. İlk yazarımız Tonyukuk ile başlayan bilgelik ülküsü, nihayetinde Aşık Paşa ile Anadolu’nun merkezinde Kırşehir’de onbini aşkın beyit ile zirveye ulaşmıştır.

 

Bilgelik merkezli bu eserlerde aslolan evrensel boyutu ile insandır ve Savaş sanatı, felsefe, ilahiyat, dil bilim, siyasetname, tasavvuf ağırlıklı disiplinler ve bakış açıları ile insan inceden inceye işlenmiştir.

Eserlerin başlıklarındaki erdem, tevhid, divan, bilig, hikmet kavramları ile mütefekkirlerin isimlerindeki bilge, has hacip, veli, hoca ve aşık kelimeleri bilgelik perspektiflerinin ipuçlarını ele vermektedir.

Bu eserler ile gezgin dilimiz mayalanmış, zengin bir zihin dünyamıza kapı aralamıştır. 

Türkistan diyarlarında sürekli bir çizgi oluşturan 7 bilgenin son halkası Ahmed Yesevi’nin yaktırdığı çoban ateşlerinin menziline giren Türkiye coğrafyasının merkezinde yeralan Kırşehir, Eskişehir ve Konya şehirleri, Anadolu topraklarındaki Kapadokya bilgelik geleneğini daha da derinleştirmişlerdir.

1166 de vefat eden Türkistanlı Ahmet Yesevi’nin insan felsefesi, Türkiye topraklarında Yunus Emre (ö.1321) ve Aşık Paşa (1272-1333) tarafından dillendirilmiştir. Önemli olan mayanın oluşumundan itibaren geçen 900 yıla yakın sürenin sonunda mayanın bozulmamış olması aslını koruyor olmasıdır. Demek ki maya çok sağlamdır. Kültür dediğimiz de işte bu maya ile çoğalmakta ve genişlemektedir, savaşlar, ihanetler mayanın devamlılığına 7mani olamamıştır. Her üç bilgenin ortak bir özelliği de şiirlerini Türkçe ile yazarak Türk diline yepyeni ufuklar ve derinlikler kazandırmalarıdır.

Bir düzineyi bulan düşünürlerin tek bir ortak noktayı eserlerinde merkeze almaları tesadüfle açıklanamaz. Bilge mütefekkirlerimiz gerçek manada bilgelik sevgisinin peşinde şehirlerden şehirlere, diyarlardan diyarlara sürekli hareket halinde olmuşlar, fikir ve düşüncelerini kıtalara dökmekle kalmamışlar, kıtalara da ulaştırmışlar, yaymışlardır. 

Avrupa Birliği bayrağındaki 12 yıldız sadece bir kıta ve tek bir din ile sınırlanmış, soyut bir birlik görüntüsü ile yetinir iken Büyük Asya&Küçük Asya sentezini esas alan 12 Bilgemiz evrenselliğe uzanarak yıldızlaşmaktadır.

12 Bilgemizin aydınlattığı fikir ve düşünceler, bilgelik sevgisi ile insanların birliği idealini, yer-gök-insan uyumu dairesinde sonsuza kadar yaşatmaya devam etmektedir.

646 yılında Çin’in İç Moğolistan eyaletinin Yunzhong şehrinde doğan Bilge Tonyukuk’dan, Orta Anadolu’da Kırşehir şehrinde 1333 yılında vefat eden Aşık Paşa’ya değin 700 yıla yakın onbin sayfayı aşkın bir birikim meydana getiren bilgelik eserlerimiz, devamındaki 700 yılın da zihin dünyasını yönlendirirken, aydınlatmaya devam etmektedir.

Sözkonusu eserlerin sonuncusu olan Aşık Paşa‘nın Garibname adlı eserinde en sık kullanılan kavramlar sıralandığında gözüken tablo Türk Bilgelik felsefesindeki evrensel bakış açısının net bir özeti gibidir: Gör, hak, cân, yer, kendi, halk, dünya, dost, aşk, kamu, kişi, göz, adem, aşık, âlem, gönül, gök, rahmet, Tañrı.

Turks of Albania and Kosovo in Europe

Dukagjini in Albania and Ottoman Turks

History shows that the originator of this Dukagin Law is “Le Dukagin”, that is, “Le Dukagin”, who was one of the princes of the…

Fandi Clan in Albania and Kosovo

Considering that the Fandi who immigrated to Kosovo were not exclusively members of that bayrak but also often belonged to other bayraks of the…

Albania with special reference to Ottoman Turkish period

https://trakya.academia.edu/ilirRRUGA   Trakya University, History of Religions, Assis. Prof.

Cultural Heritage of Turks in Albania

Monuments Map   Arnavutluk (89) Avlonya (8) Berat (11) Borş (1) Burim (1) Çorovoda (1) Delvine (1) Dıraç (11) Durres (1) Elbasan (9) Ergiri (12) Ferraj (1) Görice (5) İşkodra (6) Kavalye (1) Leş (2) Libohova  (1) Ogdunan (1) Preze (1) Rusan (1) Tiran (11) Ujanik (1)

Urosh flag and Mirditas in Albania

“Because the Mirdites appreciated with the state with their good service in the Battle of Kosovo, and the privilege of plating copper on the…

Europe Born Turkish Scholars: Albania

Europe Born Turkish Scholars: Albania.  Europe Born Turkish Scholars: Albania. Europe Born Turkish Scholars: Albania EBÜL’ULÂ MARDİN İşkodra İSLAM ÇUPİ Tiran KOÇİ BEY Görice Lütfi Paşa Avlonya

Ancestors of Mustafa Kemal Atatürk

Ancestors of Mustafa Kemal Atatürk Ancestors of Mustafa Kemal Atatürk Ancestors of Mustafa Kemal Atatürk Ancestors of Mustafa Kemal Atatürk Ancestors of Mustafa Kemal…

Yakova, Kosova

Map Monuments Batuşa Kulesi, Yakova Batusha Tower, Gjakova Abdullah Paşa Kulesi, Yakova Abdullah Pasha Tower, Gjakova Hacı Şeyh Musa Tekkesi, Yakova Haji Sheikh Musa Lodge, Gjakova Hasan Ağa Camii, Yakova Hasan Aga Mosque,…

Cultural Heritage of Turks in Kosovo

Monuments Map   Kosova (89) Prizren (36) Yakova (19) Priştine (15) Vıçıtırın (7) İpek (7) Mitroviça (3) Kaçanik (2)

Europe Born Turkish Scholars: Kosovo

ÂŞIK ÇELEBİ Prizren CELALZÂDE SALİH ÇELEBİ Vulçitrin, Priştine ENVER ZİYA KARAL Osmaniye HİKMET KIVILCIMLI Priştine

Dukagjini in Albania and Ottoman Turks

History shows that the originator of this Dukagin Law is “Le Dukagin”, that is, “Le Dukagin”, who was one of the princes of the…
Eastern Europe Memories MACEDONIA Bitpazar. Turkish district. Köfte long shape. British man eating with his family called it as sausage. Mosques, Hammams. I got many photos there. Met with…

Arnavutluk ve Kosova’da Türkler

Dukakin Sancağı Arnavutluk

Feridun Dirimtekin Yunan komutan Trikopis’i Dumlupınar’da teslim almasıyla ünlenen Dukakinzade Feridun bey de sonradan Dirimtekin adını alır. 1895 doğumlu olan Feridun bey Harbiye’den mezundur. Balkan…

Kıtalar ve Ülkeler

Avrupa & BDT Ülkeleri Aland Adaları Almanya Andorra Arnavutluk Avusturya Belçika Bosna-Hersek Bulgaristan Cebelitarık Çek Cumhuriyeti Danimarka Estonya Faroe Adaları Finlandiya Fransa Grönland Guernsey Güney…

Debre -Yakova İpek -Yakova Üsküp -Yakova

Debre Makedonya Debre -Yakova İpek -Yakova Üsküp -Yakova. Debre -Yakova İpek -Yakova Üsküp -Yakova. Debre -Yakova İpek -Yakova Üsküp -Yakova. Debre -Yakova İpek -Yakova Üsküp…

Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları

https://youtu.be/GnQnib3FXSQ Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları.  Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları….

Yakova, Kosova

Map Monuments Batuşa Kulesi, Yakova Batusha Tower, Gjakova Abdullah Paşa Kulesi, Yakova Abdullah Pasha Tower, Gjakova Hacı Şeyh Musa Tekkesi, Yakova Haji Sheikh Musa Lodge, Gjakova Hasan Ağa Camii, Yakova Hasan Aga Mosque,…

Türkiye ve Türk Dünyası, İlber Ortaylı

Türkiye Cumhuriyeti’nin Yüz Yıllık Tarihi /Dakika 37:25 – 1:11:56

Türkiye ve Türk Dünyası. 

 

İlber Ortaylı: “Türk Dünyası Doğu ve Batı’nın Sentezidir” | ASYA’DA DEVLET BİRİKİMİ ÇALIŞTAYI

Ulusal Kanal

Konuşma metni

bu konu e Asya Dünyası konusu Tabii mühim ölçüde Türk Dünyası

içine almaktadır Eee

tartışılmaması ve yetersizliği vardır daha geniş bir platformda daha geniş

görüşlerin daha geniş bilgi birikimlerinin ortaya konularak

tartışılmasına çok büyük faydalar görüyorum İnşallah konular yayıla yayıla

açıla açıla gider Bunun üzerinde Yani Türkler ve Türk

dünyası Türkler ve Doğu Dünyası ikinci bölümü meydana

getirecek şunun üzerinde durmak lazım bana verilen ve sual edilen konu Batı Doğu oryant

oksident meselesidir bu gibi kavramlarla Bizim bulunduğumuz İçinde

bulunduğumuz Dünya çok çetin bir şekilde ikiye

ayrılmıştır ikiye ayrılın taraftarlarının ve

üyelerinin bir tutarlı olmadığı da açıktır aralarındaki tutarlılık fevkalade

azdır istisnalar vardır o istisnalar maalesef

kaideleri iptal edecek kadar kuvvetlidir Bunlardan birisi dinlere

dayanır bu dinler yanlış kavramdır Çünkü bir tarafta Hristiyanlık

vardır öbür taraftaki ise tamamen İslami bir dünya

değildir Hristiyanların da yaşadığı kültürel kavramda örgülerinin kanav

larının yer aldığı asıl mühimi mühimi

önemlisi eskiden beri var olan Yahudiliğin devlet olarak ortaya

çıkması Ama kültür olarak bu Yahudilik kültürünün Yahudilik yaş

doğuda sadece İsrail devletiyle sınır sınırlandırılamayan eski

olduğudur bu kavramların Coğrafi olarak tasnifine geldiğimiz vakit Adam akıllı

bir karışık diiz karışıklık içine düşeriz İspanya’nın ve Fransa’nın ve

İtalya’nın yani Batı medeniyetinin neredeyse anası babası olarak gösterilen

ülkelerin burnunun dibindeki mağrip ve Libya

nedir doğu nereye kadar gider acaba içine Çin alır mı almaz

mı batıdan Anlaşılan nedir Batı acaba Rusya’yı da içine alır

mı almaz mı şurası bir gerçek Batı medeniyetinin

temel sorunlarını temel oluşumlarını temsil eden Rusya’nın matematikten

musikiyi muhteşem bir roman edebiyatına yani modern Batı kalıplarına giren

mesleklere sahip olmasına rağmen doğruluğu üzerinde çok ısrar eden bir

kültür tarihçileri grubu vardır ve bunlar siyaseten Rusya’yı her zaman için

asyal laştırmak dırlar içinde buldukları bazı

elemanları Yerine göre fazla İzam ederek abartarak

karşılarında başka bir devlet çıkartıyorlar böyle bir durumda bilhassa

toby’nin çok meşgul olduğu bu konuda

Rusların Batı kültüründeki yerlerine rağmen ne inançlarına

ne de dil gruplarına mensup oldukları dil grubuna itaat edilmediği dikkate

alınmadığı görülüyor çok daha enteresan bir şey

Batı medeniyeti kendisini Helen Hristiyan ve ikinci harften sonra çok

nefret ettikleri suçlu ve borçlu oldukları olaylar

Dolayısıyla jui de içine kattıkları görünmektedir yavaş yavaş bugünkü Batı medeniyetinin

kart viziti Bizim eski İstanbul’daki levanten zenginlerin kartvizitine

dönmektedir sonsuz tanımlamalar Helen Hristiyan ve Yahudi

Dünyası bunu Hammer İstanbul’a geldiği zaman ünlü

tarihçi Beyoğlu’ndaki

lövenhuk yeni üyelerinin de karşılarına aldıkları

Rusya’dan ve hatta bir ölçüde

Eee lübnan’dan ve hatta bir ölçüde İsrail’in

kendisinden ne kadar Avrupalı oldukları çok tartışılır bir mavyala mı acaba Daha

batılı ve daha hristiyandır yoksa bir Lübnanlı mı acaba moldava Batı

kültürüne girişi ve onu bugün kullanışı yla Lübnanlı aynı mıdır soru israilliye

gelince yahudiye kuvvetlenmek bugünkü Yunanistan’ın

batılı ne kadarıyla 18 asırda tasavvur edildiği kadar uyum

halindedir elhak bir sürü konularda Yunanistan batıya girmişse de bu acaba

Dışlanan Rusya kadar Dışlanan Lübnan kadar göze batıcı

mıdır şurası bir gerçektir coğrafya bakımından doğuyla batının ayrımları

üzerinde çok gülünç neticeler vardır üzerinde yaşadığımız

Anatolya Yunanca Doğu demektir yani Doğu dünyasından söz

ediyoruz gene İran’ın Horasan da Doğu demektir İran ki eski Farsça’da pahlavi

ve sasaniler devrindeki doğu kelimesinin horasanın kullanılış da kendi içinde

bile tutarsızdır Çünkü İran ülkeleri bugünkü Orta Asya’yı kapsamaktadır dar

dediğimiz Farsça konuşulmaktadır tacikler bu kültürün içindedir ve daha

da ilginci Hindistan’da Farsça en çok

kullanılan dillerin birincisi değilse de galiba ilk dördüne

girmektedir hatta çok ilginçtir ki nehrun kızı indra gandhi’nin farsçası

ziyaülhak tan daha güzel olduğunu iddia edenler olmuştur

o takdirde Horasan gibi bir tabirin İran kültürü içindeki tutarsızlığı ne kadar

Doğuyu ifade ediyorsa işte doğu batı tipi bölünmeler de Bunlara karşılık

gelir Eski dünya için Yunanistan’ın dışındaki dünya bir Barbar dünyasıdır

yani acayip dil konuşanlar Yoksa eski Yunanistan’ın bu

medeniyetleri küçümsediğini söyleyemeyiz Hatta herodot’un ünlü tarih kitabında ki

aslında bir tarih yazma özentisi içindeki bir büyük

seyahatnamedeki rejimin tartışması

sırasında yunanlının karşısında otes megabiz vesaire dört isim iranlının

savunduğu monarşi rejimi g

gelmektedir bir tükidides için Yunanlıları kapalı ama mükemmel bir

yunanlının dışındaki dünyaya kapalı ama mükemmel bir tarih eseri vardır Diğer

Yunanlılar için ise medeniyetin Yunanistan bugünkü Yunanistan kıtasıyla

sınırlı olmadığı çok açıktır daha öteye gelelim

Bugün bizim üzerinde durduğumuz konular Grek Hristiyan ve Yahudi

medeniyeti bu medeniyetin mebde baktığınız zaman karşımızda eski Mısır’ı

egiptus görürüz Mısır ibran bir kelimedir egiptus da Yunanca Mısırlılar kendi

ülkelerine Şem derler ve Şem kimya ilmini merkezidir o memleket kimya

ilmine ismini vermiştir palestine Filistin bundan daha

evveldir Yunanca Mısır’da bugünkü Avrupa’dan çok daha

evvel tanınmış ve kullanılmıştır bilhassa Helenistik

devrinde p devirde ptolemaioslar zamanında Firavun’un emriyle yani yeni

Halef diy dokun emriyle ibran cdan çeviriler yunancaya

yapılmaktadır batıdaki ve doğudaki medeniyetin

bilhassa Hristiyanlığın temel eserlerinin ilk önce ibran cdan

yunancaya yapılan bu Metin üzerinden gittiği ve tercümede hataların Bütün

Avrupa dünyasını ortaçağ boyunca etkilediği ancak Rönesansın büyük

filologlar sayesinde bunun

ayıklandığını haz Musa heykeli görürsünüz Mikel angelo’nun

eseridir bu Biz Musa boynuzlarıyla temsil ediliyor Bir tercüme hatasıdır

sanatkar incile Sadık kalmıştır ama incilin mebdei olan Yunancada Yani ilk

kullanıldığı dil ve yazılan dil olan ibran çünkü amca ve ibran yazılmış

keren Nur demektir Karen boynuz

demektir ufak bir harf hatasıyla sessiz harf sesli harflerin

çok az kullanılması dolayısıyla başında nurla Sina Dağından

inen haz Musa başında boynuzla inen olarak tasvir ediliyor bunun

düzeltilmesi için 16 asırda rotterdamlı

erasmus’un acımasız eleştirisi ve metni yeniden ene etmesi

gelmiştir Rönesansın doğuya yönelik tarafı Yunanca

ile başlar Yunanca O vakte kadar çok dar zümrenin elinde zümrenin değil

şahısların elinde bulunan ne ulemanın ne Ruhban sınıfının

ne de büyük münevverler bilmediği bir dildir yani Fatih Sultan Mehmet

otomatikman mükemmel bir Rönesans entelektüeli olmaktadır

Çünkü bu dilde gayet İyi okumalar yazdığı notlar tuttuğu

açıktır yunancanın dışında ibran ca Sadece bazı entelektüeller için söz

konusudur Pietro piccolo de la mirandola ve Roy

hellin Alman Roy Helin gibi incirin üzerinde oturanlara has bir bilgidir

luther’in bile ibran bilmediği çok açıktır böyle bir

dünyada belki doğudaki bir takım insanların Yunanca bildikleri için ipso

Facto otomatikman batılılardan daha çok batılı oldukları da

açıktır medeniyet bakımından hiç şüphe yok ki Yunan Roma matematiği

aritmetiği Mısırlıların Hintlilerin ve orta çağ’daki

Süryanilerin tercümeleri ve faaliyetleri sonucunda çok geridir bugünkü Batı dünyasının el

cebiri bile kendi kurucusundan kurucusu un izmiy le anıldığı

açıktır bunların üzerinde duracak değiliz doğu batı kavramının

geçersizliği son zamanlarda politikamıza bile girmiştir neye istinaden doğuluyuz neye

istinaden batılı yız Kuzey Avrupa ve

Afrika bilgisi mükemmel olan Faslı coğrafyacı

Bir Prens olan idrisi kitabı Roger adlı Sicilya

krallığının içinde yazdığı ve prens Roger Kral Roger iaf ettiği ünlü tarihi

atlasında konuyu ele almaktadır İdris’i Tabii ki Latince

biliyordu Ve bildiği Latince ile iskandinavlar la temasa geçmişti

idrisinin normanların kullandığı kuzeylilerin kullandığı Yani bugünkü

İsveç Danimarka ve Norveç’in atalarının dili olan nsu bilmediği çok açıktı ama

nors konuşan ve kendi tarihlerini bilen hiç deilse sözlü olarak nakleden

insanlarla Latince bildiği için muasır Rusya’nın tarihini aydınlatacak çok

enteres bilgiler verir bu bilgiler son

zamanlarda o kitabı çok araştıran italyanlardan da daha ilginç olarak

Ukraynalı türkolog ve tarihçi doğrudan doğru tarihçiler

tarafından ele alınmıştır burada enteresan bir şey bu kitaplarla

Rusya’nın orijini konusunda münakaşalar yapılmaktadır

Peki acaba bu Batı Doğu kültürü gene nedir 11 Miladi Asrın sonunda 12’nin

başlarında kadi Ahmet El

andalusi endülüslü tarihçi şöyle bir teori ortaya atıyor bu

vidan ve montesan çok daha evvel coğrafi

anlamda milletlerin kaderini izen bir trakt attır Kitab tabakat imem

milletlerin kategorisi milletlerin kategorisine göre

medeniyeti yaratan Kavimler evvela Eski Mısırlılar bilahare eski

Yunanlılar eski İranlılar Hintliler suryaniler yani arami takımı

ve Araplar tabi Tabii ki bunların dışında pratik olarak medeniyetin

mefhumlar uzak olmakla birlikte yaptıkları işlerle Bu dünyaya bir

şekilde yandaş olan ikisi vardır esun V etrak Türkler ve

Çinliler ürettikleri silahlarla bilhassa Türkler at bakıcısı olarak en önemli

harp vasıtası elde tutmakla Çinliler ise kağıt ve İpek gibi

icatlarıyla paratik insanlardır bu pratik insanların dışında

dünyanın öbür tarafı maalesef iklim ve coğrafya şartlarının imansızlığın ve

bereketsizliğe Zavallı insanlar yaratmaktadır yani bilinen dünyanın

içindeki Kuzey Avrupa bu Kuzey Avrupa germanı ve Galya iı bile içeriyor

angliya ve güneydeki coğrafi bölgeler yani etiyopya’dan başlayarak Arap

dünyasına bitişik Afrikalılar bu teorilerin

geçerliliği şu bakımdan önemlidir sahiplerinin kolonyalizm Fikri

yoktur Hiçbir şekilde hattın dışında kalan insanların arasına gidip

yerleşmeyi onları kendilerine esir etmeyi

köleleştirme hedefleyerek hedeflemek değil aynı zamanda hedefleyenler

açıktır Bu bir pür coğrafya merakı dır

şimdi dünya değişmiştir kadi Ahmet El endeli sonra hepinizin tekrar bileceği

gibi ortalık karışıyor Girit ın elinden yeniden

çıkıyor Hatta Sicilya elden çıkıyor Güney İtalya elden çıkıyor Anadolu’daki

Arap fütuhatı Müslüman fütuhatı geriliyor yerlerine gelenler

andalusi pratik ve organize bir kavim oldukları ama Medeni

olmayan türklerdir Türkler İslam dünyas

coğrafyasını yeniden organize ediyorlar ve organize eden Türklerin bugünkü

Anadolu ile ilişkileri yoktur Hepsi bizim bildiğimiz Orta Asya

coğrafyasından gelmektedirler kullandıkları silahtan bindikleri attan oradan

başlamaktadırlar Üstelik bunların batıyla teması çok daha

erkendir justinanus zamar kosu elçi olarak göktürklere

gitmiştir göktürklerin elçisi manyah onunla birlikte Bizans’a

gelmiştir o tarihten sonra artık Türk Dünyası için İstanbul ve küçük Asya

unutulacak bilinecek göz dışında tutulacak yer değildir İtalya doğunun ve batının

birleştiği bir noktadır acaba bu Bugün de böyle midir Bunun

üzerinde biraz sonra duracağız şurası çok açıktır Türkler için bu dünya nedir

bugün bu kontrast üzerinde de bu me halde ele

alacağız Türkiye’nin ele geçirmek zorunda olduğu

Türklerin Bugünkü Küçük Asya malazgırt

in kahramanı Sultan Apar Alparslan için hiçbir şey ifade etmez o malazgit

zaferinden sonra bırakın Orada kalmayı Erzincan’ın ötesinde Kayseri’ye eski

Sezar’a bile ulaşmayı düşünmez hedefi güneydir suriya Filistin

ve mısır bunda da çok haklıdır önündeki 80 senede Bunu tam

gerçekleştiremedi sadece Suriye’nin kuzeyi ve bugünkü Irak’ın kuzeyinde

kalabildi ve Talih onları bir anda Anadolu’nun batısına itti malazgir

zaferinden sonra 200 sene geçmeden İznik’te Anadolu Selçuklu devleti

kuruldu haçlılara direndiler püskürtüldü gene ilerlemeye

başladılar Orta Asya tarihimizde o kadar önemli ki hayatında tek cihadı yani

gayrimüslimlere yapılan tek Harbi olan çünkü hep Türk devletleriyle kavga

ediyor timurlenk’in aldığı yer Rodos şövalyelerini elinden çektiği ve çok

kanlı ibretnüma bir tesirle gelen Haçlı donanmasını korkuttuğu

izmir’dir İzmir onun sayesinde vatanımızın ayrılmaz bir

parçası olmuştur bize hediyesidir şunun dışında daha fazla duracak bir şey

yok hiç şüphesiz ki büyüyen imparatorluk çok kısa zamanda 11 15

asırlarda Tuna mansaba ulaşmıştır ortada bir Türk meselesi

vardır doğulular kimdir Türkler kimdir

1960’larda çıkan Alman okul ansiklopedisi muzes leksikon bile

firdovsi maddesini yazdığında Güya çocuklara bütün Doğu edebiyatını bile

tanıtıyor 1051 651 diyor Türkler İran’ı

fethedip Müslümanlığı buraya sokana kadar diye başlıyor devam ediyor Hepiniz

çok iyi biliyorsunuz ki 651 yılında Türklerin kendilerinin müslümanlıkla

alakası yoktu ve İran’ı fethedip yerleşmeleri de söz konusu bile değildi

78 asırdaki Türklerin Müslüman olanlarının sayısı herhalde bugün

Harvard ve Moskova’da okuyanlar kadar bile değildi Çok az bir gızın lıkta

Ama bu kitlenin 10 Asrın sonunda 900′

lde Uygur devletini kurdukları Uygur medeniyetinin diliyle

ve bütün eserleriyle Türk Dünyasının temelini attığı

bellidir batı dünyasında 900′ lde yazılan bir

Lugat 900′ lde yazılan bir devlet siyaset teorisiyle ilgili müşterek bir

kitap yoktur yazılanlar Latince birtakım traktat

sulardır latina vulgata daki bir takım bozukluklardır felsefe olarak Yunanca

unutulmuştur eski Latince da doğrudan doğruya petrark zamanını Bekleyecek

kadar emandasyon bekleyecek kadar bir Derin uykudadır

Türk kavimlerinin ortak dilini müşterek kültürünü yaratan Kutat bilik Atabetül

Hakayık hibet hatık gibi eserlerin yanında Kaşkarlı mahmud’un Divanı lügatı

türkü bir Rönesans bu Rönesans eserini yeniden

bulunması ve diriltilmesi 20 yüzyıl başındaki Türkiye’ye aittir

tamamen tesadüflerle ortaya çıkmıştır bulan Emrullah Efendi’nin

yanında Emrullah efendiye de daha doğrusu bunu getiren hepinizin bildiği

gibi meşhur tarihçimiz ve lügatçemiz danan birisidir

Talat Paşa eseri büyük bir heyecanla

basmıştır İşte bizim Cumhuriyetimizin Türk Dil Kurumunu Türk

Tarih Kurumu gibi müesseselerini oluşturan önemli eserlerden

biri en karanlık en kapalı en birbirimizle ilişkilerimizin koptuğu

zamanlarda bile Kutat kilik Divanı lügatı Türk Dede Korkut oğuznamesi gibi

eserler Cumhuriyetler imiz arasındaki ilişkileri ve bilginlerin birbirlerini

Tan al arını temin eden Mukaddes eserler derecesine

çıkmıştır peki hala doğu ve batı nedir

Türkiye Tuna mansaba kadar gitti 400 senenin içinde geri

çekildi 20 yüzyılın başında kaybettiğimiz parçalar artık

imparatorluğun parçaları değildir bunlar bizim an vatanımızın

parçalarıdır yani Bugünkü Kayseri ve Erzurum ve ordu

ve Giresun ve hatta Sinop Neyse oralarda o derecede bizim için önemlidir Rumeli

Türklüğü muasır Türkiye türklüğünün en önemli kültürel

ayaklarından biridir kurucumuz ebedi Cumhurbaşkanımızın bile

doğduğu yerler or dadır bu ülkeyi buraya katmak bağlamak

nedir bu bir kaçırılmaz kültürel vakadır ikinci meşrutiyetten

sonra insanlar İran’a ve Asya’ya başka türlü bakmaya

başladılar Bu bakış yeterli değildi araya giren Demir Perde zamanı

Dolayısıyla koptu da ama ş şunu da bir yde belirtmek

gerekir tekrardan açılacaktır açılma döneminde Bilginler

imizin yanında onlardan çok daha etkin bir şekilde bu ilişkileri büyütenler iş

adamları ve siyasiler her şeye rağmen Atatürk

türkiyesi Orta Asya’nın kültürel yetişmiş liği ed un eğitiminin

mükemmele yakın olması dışında Belki de yarattığı siyasal hava açık

düşünce ve liberal yaşamın getirdiği nimetler dolayısıyla her zaman için çekici

olacaktır Ve esas da öyledir bugün Orta Asya dünyasını

birbirine bağlayan eserlerin başında birkaç romanımız

ama daha çok müzisyenlerimiz geliyor yakın bir çağda bu

artacaktır aslında doğuyla batıyı birbirine bağlayan dünya Türkiye’dir

mısırdır ve bu iki kıtayla çok teması olan

İtalya’dan Akdeniz‘in la Türki Türkiye Türkmen

dediklerini biliyoruz Biz imparatorluğum muza Rum dedik Roma dedik Türklüğü

sadece Lügat olarak aklımızda tutardık buranın adını koyanlar

italyanlarda şurası çok ilginçtir 20 yüzyıl

italy’s Bence en önemli partilerinden birisi en önemli partilerinden birisi

parlamentodaki Mebus sayısı ve siyasal

panoramadan senora tulya romagnoli partisidir

Bu isme dikkat etmenizi tavsiye ediyorum bilmeyenlerin İlk Etap olarak bir

ansiklopediden bu ismi takip edip okumalarını tavsiye ederim babası bir

klasis kendisi Afrikan istir eşi Pamukkale kazılarını yürüten hafir olan

biridir kurduğu partinin tek Milletvekili olarak 40 sene İtalyan Par parlamentosunda

bulunmuştur ve bu ülkedeki garip siyasi oluşumların neticesinde birkaç kere de

bakan olmuştur ve hatta çok etkili Bakanlığından birisi publico ision Yani

Milli Eğitim bakanlığıdır romoli biz L Daha doğrusu ben Türk

İpekyolu projesi sırasında Umman sultanın bize tahsis ettiği bir gemide

tanıdık bu venedik’ten yola çıktık gemi ummana ve daha öteye kadar

gidiyordu Tabii değiştirici manzaralar vardı İngiliz

personel mürettebat aralarında Konuşurken duydum bu Türkler neyin nesi

ne halt olduklarını bilmem ama iyi gemi yapıyorlar dedi birisi

1970’ler ve 80’lerde Türk Gemi Sanayi yüz artacak gelişmeler

gösteriyordu Demek ki Türkiye’deki bütün gelişmelerin Son 20 yıla mahsus olmadığı

açıktır hiç kimsenin ne ik harp sonrası

gelişmeleri hele hele Türk Cumhuriyeti’ni ve tanzimattan sonraki

devlet adamlarını ve reformları bir rafa koyarak konuşma hakkı

yoktur gelişme bir Toptancılık işi değildir bir Tekamül meselesidir her

şeyden evvel revolüsyon dediğimiz şey bu tekamülün üstünde bir küçük parça

olabilir veya hiç olmaya da bilir bazen mühim değildir ama Mühim olan o

yapılanma Türkiye’nin ordusu iç İdaresi Maarif

ordusu Tıp Ordusu ve mühendisleri hiç şüphe yok ki büyük

işler başarmıştır Cumhuriyet bunların çoğunu okullaştırılması

Azerbaycan’daki gelişmenin gerisindedir örnek almamız gereken nokta budur

Bunların hepsi Sovyet gelişmesi midir Hayır çar devrini de

içeriyor Peki sadece Rusya’nın mıdır Hayır unutmayın Rusya çarlığının Türk

münevverleri sadece Moskova ve peterburg da Rusça tahsil eden Rusça öğrenen

adamlar değillerdir Paris okurlar Almanya’da okurlar

ortalama İranlı Azerbaycanlı bir Münevver bile Farsça bilirdi Türk

tiyatrosunun Belki ilk kurucularından Mirza fethali

ahundov bu dediğim dilleri çok iyi bilen Üstelik kafkasya’daki vilayet idaresinde

Baron Ren ile birlikte tercüme bürosunun şef liğini yapan Aydın bir Azerbaycanlı

dır bu listeyi epey uzatabiliriz Orta Asya Ruslardan evvel

kendine göre bir mirası olan Ruslardan sonra başka türlü gelişme gösteren hiç

şüphesiz Sovyet devrinde de menfi veya müspet bir takım başka gelişmeler

yaşayan bir memlekettir Orta Asya’dan önümüze gelen

Talebelerin hiç de 3 Dünya tipi bir yapıdan çıkmadıkları bizzat mesleğimden

Biliyorum bu önemlidir bizim baktığımız Türk

dünyası bizim baktığımız Rusya bizim baktığımız Bu bölgedeki devletler İran

hiçbir şekilde 3 Dünya çerçevesi içinde ele

alınamaz Amerikan tipi basit science

politiğin Yani bir sodo ilim olan bu bilgi birikiminin şayet bilim bilgi

birikimiyle oluyor ise Alman siy politik çilerin hitler’den kaçanların kurduğu

muhteşem bir kurgunun bugün bu seviyede de olmadığı açıktır siy politiğe uyarak 3 Dünya tipi

ordular 3 Dünya tipi devlet mekanizması 3 Dünya tipi educational

structure eğitim strüktürü gibi şeyleri yaygınlaştırması

yanlıştır bu metotları ve çizgileri kullandığınız vakit etrafınızdaki

dünyayı Anlayamazsınız ve bazı şeyleri görmedi görmeye başladıkça

kafanızda ne gibi karışıklıklar ve kaosun ortaya çıktığını görürsünüz

tuula romagnoli bize demişti ki Fransa münasebetsiz bir devlettir ve

aklı başında olmayan idarecileri vardır bunu söylediği vakit yıl

1992 di ve sirak gibi son parlak politikacılar artık Fransız ekolünden

tasfiye edilmekteydi Al’ın peşine takılmış benelux ve

Almanya’nın bizi bir yeri götürmeye çalışıyorlar Halbuki Fransa bizim

önümüze düşse yani İspanya İtalya ve Türkiye dikkatle söylüyorum Yunanistan’ı

zikretmeden yargılı olduğunu söyleyemezsiniz Yunan kültürünü tanıyan

en iyi tanıdığım italyanlardan biriydi sadece bir manzaraya uymuş

bir Akdenizden bahsediyor Bu Akdenizin bir ucu bura öbür ucu İran ve Asya’dan

ta Çin’in sınırlarına kadar gider bunu unutmamamız gerekiyor Bu dünyanın

kültürü ve yapısı buna bağlıdır burada 3 Dünya tipi bir

kolonyalist miras söz konusu değildir insanlar muhtelif Diller ve

muhtelif biçimde dünyaya açıklık beyitine

sahiptirler hiçbir zaman buradaki Münevver ellerin tek renkli Tek kutulu

olduğunu söyleyemeyiz muhafazakarlık varı da öyledir dünyaya açık yanları da

öyledir İspanya ve İran arasında nasıl elçiler teati edilmişse

11 12 asırda işte şeyden giden

Eee Barcelona etrafındaki Eee vilayetlerden toplanıp giden

Eee sefirin timur’a gitmesi gibi Türk Dünyası için de bu söz

konusudur 100 yıllık Cumhuriyet 100 yıllık şeyler

yaptı Türkiye modern Türkiye’nin müzik eğitimi Türkiye’nin doğu batıya

bakışları insanların yakın zamanda bu memlekette doğru dürüst piyano hocası

bulması Batı müziğine yaklaşımları bile Cumhuriyetin ilk devirleri

başındaki Batıdan Gelen insanların yardımını unutmuyoruz ama doğrudan

doğruya Azerbaycan deposundan ve Kazan Tataristan’ın sağlandı bunlar unutulacak

şeyler değildir şu kadarını söylemek gerekiyor Türk

münevverleri batıya bakmasını bilmiyorlar doğuya bakmayı da

bilmiyorlar Türk okumuşları bizim için Batı Neyse doğuda

ancak tecrübeyle öğrenilecek şeylerdir Tabii yetmiyor Çünkü gözle görülen bir kültür

araştırması belki bazı toplumlar için geçerli olabilir ama immanent bir bakış için

oranın kültürüne sahip olmak gerekir Komünizmin yıkılmasından sonra

Sovyet sisteminin orta Asya’ya ilgi arttı ve

Amerikalılar hemen bir Orta Asya toplantısına giriştiler Türkiye’den de adamlar çağırdılar

gidenlerin hiçbirisine hiçbir şey söylemek istemiyorum ama

İngilizceyle Orta Asya bilgisi edinemez siniz belirli referanslar elinize geçer

ve işin acayip tarafı doğudaki Cumhuriyetler imiz istiklalini aldığı

zamanda bile onlar için raporları Alman eğitiminden geçen bir siyah ajanı kaleme

almıştı derhal kitap olarak bunlar çıktı İlk seriyi oradan alırsınız uzbekistan

Kazakistan gibi bir kitap serisi henze Ankara’ya gelip giderdi Uğur Mumcu

onun hakkında çok yazardı menfi fakat çok da ahbaptan bilgisi fazlaydı o da

onun yazdıklarına pek aldırış etmeden Uğur Mumcu ile görüşmeye devam ederdi

her iki taraf da birbirini bildikten sonra mesele yok tabii ve o adamın

kitapları olmasa Washington çok daha uzun zaman Orta Asya hakkında bir şeyler

bilemeyecek halen de bildiğini zannetmiyorum daha fazla bir şey çok

ürktüğü Amerikan mekanizmasının bazı konularda

son derece Naif ve hakikaten meseleye intibak edemeyecek kadar cahil olduğu

malumdur Eğer Britanya İmparatorluğu olmasa ST

günlük müracaat edeceği bir ofis bulunmazdı bu ofisin adı British embassy

dirir washington’da en çok yoğun işi olan devletle bulunduğu devletle en çok

ilgisi günlük ilgisi bulunan en kalabalık kadrolu Ofisi burasıdır diğeri

gözlemlemek için bulunurdu diğer de aynı şeyi yürütür 3

be tanenin dışında önemli Avrupa ülkelerinin bile göze batar bir

aktivitesi yoktur Çünkü ilişkiler başka düzeyde gider Akdeniz Dünyası Bölünmez

bir biçimde bir dünyanın parçasıdır o parçanın içerisinde

Türkiye’nin her zaman için Merkez bir bağlantı unsuru olduğuna şüphe

yoktur Siz istediğiniz kadar üniversitelerin veya

eğitimde ispanyolcaya önem vermeyin kurulan servant enstitüsünde

millet yığınla müracaat ediyor talepler

karşılanamayan devam ediyormuş Çünkü insanlar

ararlar Türkiye gibi bir ülke in insanları etrafla ilişkiyi arar devletin

ve siyasal partilerin bu konulardaki Bilgisizlik yi alakasız varı bizi hiç

alakadar etmez bu memlekete bu ülkelerden göçmen gelir bunun önünü

alamazsınız Sırf o geldiği için değil biz istediğimiz için gelirler bugün çalışan

annelerimiz yavruları için en iyi imkanı gidecekleri pahalı yuvalarda ve

İlkokullarda değil doğudan Co Cumhuriyetler mizden gelen bakıcılarda

buluyor o bizim alıştığımız tipte bir bakıcı değildir her üniversitede

bilhassa yeni kurulanlara Azerbaycan’dan ve Kazakistan’dan gelen

matematikçiyi orta asyalar gelen edebiyatçıları aramak zorundayım

mahvolan hayvancılığı atçılığı dökülmeye başlayan Ziraat mız ancak

buradan gelen insanlarla yaşayacak Türkiye’nin her tip göçmeni

alacak bir kapasitesi olmadığı açıktır Hele Hele bu neydi belirsiz Güya

Ukrayna Rusya savaşından kaçtım bahanesiyle gelen 200.000 tane rusu

birdenbire Antalya’ya doldurmaya benzemez ama hiç şüphesiz ki Türkiye

göçmen Ülkesi olacaktır buna karşı çıkamayız Çünkü ihtiyacımız var ve bu

konularda Biz doğudaki Cumhuriyetler mizle devamlı ilişki içinde olacağız bu

göç sadece Çiftçi veya hayvan bakıcısı değil bu göç aynı zamanda

entelektüellerin ve mühendislerin göçü olacaktır Eğer insanlarımızın batıya

kaçmasını önlemek istiyorsak önemli bir kadrolaşma yaratılması şarttır Bu da

ancak oradan gelecek insanlarla olur Fatih Sultan Mehmet’ten beri O nasıl

Semerkant Nas tanelerinden insanları buraya celb etmişse bizim de aynı şeye

devam etmemiz gerekiyor eminim ki yüzyılın sonunda Türkiye Cumhuriyeti’nin

kazandığı en önemli meziyet budur ve gene eminim ki bu işler olduktan sonra

Türkiye’de siyasi zihniyette gelişecektir kaçan

mülteciyi İskan kanunlarımız gerekçesinde Ruhul kavanin dediğimiz yani ratso legis

karşı bir şekilde oturup geri vermekle iade etmekle işten

kurtulamazsınız bu aslında Türk İmparatorluğu gibi mülteciyi veya

göçmeni muhafaza etmek için hiçbir şey fedakarlığı göstermeyen bir memlekette

unutmayın 1853 arb ne 1848 49′ daki

göçmenleri iade etmemek için girdik büyük ölçüde bu ana Neyi

kesemezsiniz böyle bir Real politik olmaz Real politik

dediğiniz şey hafif kıvırmalar yön

değiştirmeler esasa mugayir olamaz esas her zaman için bu dünyanın birliğidir Bu

da tabii böyle siyasi Birlik fetvaları la falan değil her şeyden evvel kitlenin

birbiriyle yaşamasını iç içe bulunmasını temin etmekle olur

fazla vaktinizi almadan bana ayrılan zamanı istismar etmemek için konuşmamı

burada kesmek zorundayım davet ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum Merhaba

arkadaşlar Ben Halil Nebiler ulusal YouTube kanalına göz attığınız için Peşin peşin Teşekkür ederim Eğer daha

fazla Video program özeti Ne bileyim canlı yayın falan İzlemek isterseniz sağ taraftaki abone ol butonuna

tıklayabilirsiniz butonlar da aşağıda mı yukarıda ve aşağıda galiba değil mi He oraya tıklayabilirsiniz son dakika haberleri için ulusal uygulamasını

indirmeyi unutmayın şimdiden izlediğiniz için teşekkür ederim

Türkçe (otomatik olarak oluşturuldu)

TümüDünya HaberleriİlgiliCanlıSon yüklenenler

 

Dukagjini in Albania and Ottoman Turks

History shows that the originator of this Dukagin Law is “Le Dukagin”, that is, “Le Dukagin”, who was one of the princes of the Normandy of France and who came to Albania during the Eastern Roman period and later rose to the rank of Principality, thanks to the delegation he formed. Then he established the term “Lek Dukagin” has been introduced in the law. It should not be doubted that the word “Lek” here corresponds to the French word “Leva”, meaning “Law”. Salname‐i Vilayet‐i Kosova, 1318, p. 691.

Dukakin-Oglu: They are one of the Normandy lords who captured some parts of Albania after the power of the Eastern Roman emperors collapsed before the conquest of Istanbul, and they are an Albanian family who captured the Shkodra area. p.166. Hammer Ottoman History

Alphabetical listing of Places in World
Name Region Country Lat Long Elev ft. Pop est
Dukagjin Durres Albania 41.56 19.64 13 17324
Dukagjin Kukes Albania 42.11 20.28 1669 5364
Dukagjin Diber Albania 41.70 20.06. 2509 4588

Alphabetical listing of Places in Albania

Fan city Fier Albania 40.87 19.82 55 16060
Together with many other Albanian noblemen (such as Moisi Arianit Golemi, Pal Dukagjini and Hamza Kastrioti) he abandoned Skanderbeg’s forces and deserted to the Ottomans. Ottomans allowed him to govern 25 villages in Debar and 7 villages in Fandi. Nicholas died before 1454.
To this son were born many other children in direct lineage, many descendants whom I cannot remember, except for one George Dukagjini. He had two brothers, one called Tanusso (Tanush) and one called Dukagjini. The first brother, George, was Lord of Zadrima. The second one, called Tanush, was Lord of Fan and the rest of the country. The third brother, Dukagjini, had as his part of the country, eight villages in Zadrima. He married and set up house in Shkodra.

Many Albanians were recruited into the Ottoman Janissary and Devşirme and Grand Viziers of the Ottoman Empire were of Albanian origin

The Dukagjin family did have significant influence in the region of Kosovo during the 15th and 14th centuries, but they did not rule the entire region. The Dukagjini were an influential noble family in medieval Albania and Kosovo, and they played a prominent role in the political and military affairs of the region during that time. The Dukagjini family is a historical Albanian noble family known for the Kanun of Lekë Dukagjini, a set of traditional Albanian laws. The family has played a significant role in the cultural and historical development of the region.

Mirdita= Söğüt

  • Robert Guiscard
  • Hauteville family 
  • Tanush 
  • Dukakinzade Ahmed Pasha (died March 1515) (Albanian: Ahmed Pasha Dukagjini), another descendant of the family, was an Albanian Ottoman statesman. He was grand vizier of the Ottoman Empire from 1512 to 1515. His son, Dukakinzade Mehmed Pasha (Turkish: Dukakinoğlu Mehmed Paşa), was the governor of the Egypt Eyalet from 1544 to 1546, until he was executed.
    Many Albanians were recruited into the Ottoman Janissary and Devşirme and 42 Grand Viziers of the Ottoman Empire were of Albanian origin.

She was the youngest child of Nikollë and Dranafile Bojaxhiu (Bernai). Her father, who was involved in Albanian-community politics in Ottoman Macedonia, died in 1919 when she was eight years old. He was born in Prizren (today in Kosovo), however, his family was from Mirdita (present-day Albania). Her mother may have been from a village near Gjakova, believed by her offspring to be Bishtazhin.

Feriz Beg belonged to the Mihaloğlu family, a noted Byzantine family which converted to Islam and was important in the early Ottoman conquests of the Balkans. When his brother Stefan betrayed him to the Ottomans in 1496, Đurađ proposed to accept the suzerainty of the Ottoman Empire and Firuz Bey if they allowed him to remain as governor in Zeta.

The plain of Gjakova has been partially colonised by Catholic Albanians from the Fani [Fandi] tribe of Mirdita whose land is less productive than the rest of Mirdita. This led them to come and settle on this plain as farmers for the Muslims. The latter, being lazy, villain and haughty by nature, like the hidalgos, were delighted to see their lands prosper without having to do anything themselves. But once the land was in full productivity, they endeavoured brutally to expel those who had made it fertile. Fortunately, the Fani are just as skilled with their rifles as they are with their spades, and the Muslim faithful were forced to limit themselves to cursing their industrious farmers.

The warlike spirit of the Fani to which I have just alluded, broke out recently. At the edge of the plain of Gjakova, there was a fortified home inhabited by Muslims who lived the life of Riley. They went into the surrounding Bulgarian villages and took whatever they wanted – food, money, women, cattle. This went on for quite a while and the authorities then had to intervene. As there were only Turkish police and soldiers, the bandits could do whatever they wanted, but finally, impatient consuls demanded of the Pasha of Prizren that he rid the country of this nest of thieves.

The matter was handed over to an officer from Gjakova, a well-known bandit himself, but a man capable of action. Instead of taking his subordinates with him, he called upon the Fani, assembled seventeen of them and went off to attack the bandits’ fortress (kulla). It was taken by assault, the bandits were slain and two Fani men were seriously wounded. I need not add that these two men, wounded while in public service, never received their promised wages. They were lucky enough to be left alone. After all, they had dared to kill “believers,” and everyone knows that in Muslim countries, the life of a Muslim thief is sacred for any infidel whose wallet he is after. […]

After the Dukagjini family left the League of Lezhë in 1450, together with Arianiti family, they concluded a peace with Ottoman Empire and started their actions against Skanderbeg.

Dukakinzade Ahmed Pasha (died March 1515) (Albanian: Ahmed Pasha Dukagjini), another descendant of the family, was an Albanian Ottoman statesman. He was grand vizier of the Ottoman Empire from 1512 to 1515. His son, Dukakinzade Mehmed Pasha (Turkish: Dukakinoğlu Mehmed Paşa), was the governor of the Egypt Eyalet from 1544 to 1546, until he was executed.[27]