Home Blog Page 9

Üretim, Ticaret ve ABD Hegemonyası

2022 yılı itibarıyla Starbucks şubesi bulunan ülkeler haritası

Trump ile birlikte ABD kendi ülkesinde üretimi teşvik etmek amacı ile gümrük vergilerini devasa ölçülerde yükseltme yoluna gitmektedir. Ayrıca kendi iktisadi ve siyasi politikalarına boyun eğmeyen ülkelere ambargo tehdidini savurmaktadır.

Bu durumdaki önemli soru ise kendi dışındaki ülkelere Coca Cola ile başlayan devamında Pepsi Cola, McDonalds, KFC, Burger King ve Starbucks, Malboro gibi gıda ve içecek ve tütün sektörü markaları ardından Microsoft, Iphone, Instagram, Facebook, Twitter, Youtube ve Eğlence sektörü olarak Holywood, Netflix ürünleri ile dünyadaki ülkelerin büyük çoğunluğunu işgal etmiştir.

Şu anda McDonald’s, sıradan sandviç zinciri Subway‘den sonra dünyanın ikinci büyük fast food restoran zinciridir. 120ülkede tahmini 36.889 şubesi bulunmaktadır. Her gün yaklaşık 68 milyon tüketiciye hizmet verilmektedir.

Coca Cola markalı içecek ürünleri ise, bağımsız şişeleme ortakları yanı sıra, müşteri ve satış ortaklarına bitmiş markalı içecekleri üreten, paketleyen, pazarlayan ve dağıtan konsolide şişeleme ve dağıtım operasyonlarından oluşan ağı aracılığıyla 200’den fazla ülke ve bölgedeki tüketicilere sunmaktadır.

2021 yılı itibarıyla dünyada 33.833 Starbucks şubesi bulunmaktadır.

Starbucks şubesi bulunan ülkeler listesi – Vikipedi

Böylesi bir trajik durumda dünya ülkelerinin yönetimlerinin ve tüketicilerinin sorması gereken soru şu şekildedir. ABD’nin kendi ülkesi dışındaki insanların cebinde devasa eli yer almaktadır, eli insanların ceplerine uzanmaktadır ve fakat bu ülkelerin ABD’ye yapılan ihracatları yüksek gümrük duvarları ile engellenmekte ve üretimler ABD’ye kaydırmak suretiyle bu ülkelerde işsizlik yaratılmaya çalışılmaktadır.

Zaten bugün Çin denilen devasa üretim gücünü yaratan ABD’nin kendisidir şimdi de yarattığı Çin canavarının gücüne karşı bütün üretimleri ABD’ye çağırarak kendisi üstünlük sağlamaya çalışmaktadır, kaybettiği üstünlüğü yeniden ele geçirmeye çalışmaktadır. Bunun insanlık değerleriyle demokrasi, ifade özgürlüğü ve benzeri ABD tarafından sloganlaştırılan sözde değerlerle hiçbir alakası bulunmamaktadır söz konusu olan hegemonik bir ilişkidir.

Bu dramatik probleme çözümler boykotlarla söz konusu olamayacaktır o halde böl yönet Aristoteles taktiği ile dünyayı ve kıtaları kendisine mahkum eden ABD’ye karşı ülkelerin birlikte ne gibi çözümler bulacağı konusu önümüzdeki dönemin ana sorusu olacaktır.

ABD’nin ithalatlarında ise Türkiye ihmal edilebilecek bir düzeyde yer almaktadır. Fakat burada üsler ve NATO yoluyla Türkiye ülke topraklarının işgali söz konusudur. Ambargo, gümrük vergisi yükselişleri ve aksiyonlar karşısında Türkiye’nin elindeki kozların ne şekilde devreye alınacağı önem kazanmaktadır.

Levendname Şiirler Söyleşisi; Gök. Yer. Kişi. 10 Aralık 2024

“Salı Buluşmaları” 10 Aralık 2024, salı akşamı saat 19.00’da Taşlık’tayız

Konuğumuz Şair, Düşünür
Levend Ağaoğlu size sesleniyor

Levendname Şiirler Seçkisi…

Levend beyin sunumunda bulunmayı çok istiyorduk. Ne var ki son dakika Zorlu AVM de Haluk Bilginer’in oyununa gitmek durumunda kaldık. Üzgünüz… Candan & Ahmet.

****************************************

SESLENDİRİLMİŞ LEVENDNAME ŞİİRLER

Nehir Boyları Şiiri

Selimiye ve Üç Nehir (Şiir)

Ben Bilge Tonyukuk Şiiri

Sübaşılar Şiiri

Kıbrıs Zafer Şiiri

Kızıl Elma Şiiri

Gök Yer Su. Kiş ve Kişi Şiirleri

Seslendirilmiş Şiirler

Seslendirilmiş Şiirler

İstanbul Şiiri 1975 ss. 205-207  Dk: 3.36

Küçük Bey’in Şiiri ss.153 dk  2.43

Bilge Şiiri ss.61.65.dk 5.57

Sütliman Akdeniz Şiiri dk 5.19

Tuna Şiiri Mustafa Kemal Atatürk Dk. 8.29

İda’da İnsan Şiiri  Dk 10.40

****************************************

 Babası sunum yaparken sevimli Haydut. Tahtaya kalkmış ders çalışıyor

 

Hacı Bektaşı Veli misali Rumelili Yörük Levendi..

.

Şiirin hası sokakta halkın arasında halkın enerjisini hisseder iken yazılandır.

Sevgili Taşlık Kahve dostlarımla birlikte harika bir şiir akşamı idi. Sıcak ilginiz ve değerli katkılarınız için tekrar teşekkür ederim.

 

Yollarda, Yerlerde,
Yıllarda, Yazılarda, Yüreklerde, Yitiklerde, Yırlarda

Sevgili Ali İsmet bey, hep birlikte dilimiz ile keyiflenmek harikaydı.

Çok teşekkür ederim.

Gerçekten çok keyifli bir akşamdı.

Başta Levent Bey olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler.

Salı akşamı dostları bekliyoruz…

L o v e n d i

Bu akşam Taşlık’tayız, sizi de bekleriz.

Levend Ağaoğlu çok değerli sunumunuz için teşekkür ediyoruz.

Sevgili Ağaoğlu güzel Türkçemizin kelimeleri ile harika bir şiirsel resital sundu. Çok teşekkürler Ağaoğlu

LEVENDNAME ŞİİRLER SUNUM 10 ARALIK 2024

Levendname Yeradları

Levendname Kişiler

3 BOYUTLU BİLGELİK (1) kişilik özellikleri tek sayfa (8)

Levendname Şiirler Sunum Sahaf Taşlık 7.8

Levent kelimesini 8 dile vermişiz.

IMG_7027.jpeg

Yabancı Dillerdeki Türkçe

Levent kelimesini verdiğimiz 8 dil. Levent kelimesini 8 dile vermişiz; dile kolay. Yunancadaki Levent’in anlamları çok enteresan. Yunanlının ruhuna girmişiz ama İngiliz 19.yyda ikisi Türk ( Hindistan Babür, Osmanlı) biri Çin; 3 büyük imparatorluğun içini boşaltmış, Yunan’ı, Ermeni’yi propaganda kitapları ile Türk’e azılı düşman yapmış.

Schubert

Schubert 1

Relaxing Classical Music

Türkistan Su Yolları

Neşet Ertaş

ŞİİR İÇİN NE DEDİLER

İoanna Kuçuradi Şiir ve Ses

Prof. Dr. İoanna Kuçuradi 

Teoman Duralı: Türkçe’nin Hastasıyım

Kişler ve Kişiler ss.154

Kıraathaneler, Çayhaneler ss.208

Democracy, Love and Peace Minute 16:03 – 35:42 Interview with Levent Ağaoğlu

 

Democracy, Love and Peace Minute 16:03 – 35:42

Interview with Levent Ağaoğlu from Istanbul, Turkey

Turgay Tüfekçioğlu ile Söyleşiler

 

 

 

Kenevir Yolu: Türkistan Tarımın ve Kenevirin Anavatanıdır

Türkistan Tarımın ve Kenevirin Anavatanıdır

 

 

Tarımın Türkistan ve Anadolu Kökenleri

 Tarım: Türkistan ve Anadolu

Ziraatin esasını teşkil eden kültür nebatlarına temas etmeden konumuzun incelenmesine girişemiyeceğiz. Anadolu’da yapılan kazılardan Alişar (Yozgat) da “chalkolithik” tabakada, takriben M.Ö. dördüncü bin yıl devresine ait hububat bulunmuştu. Alaca-Höyük’ün eski Bronz çağı yangın katında da kavrulmuş olarak, takriben M.Ö. 2100 yılına ait anbarlar dolusu buğday, burçak ve fiy bulundu. Muhtelif kazılarda meydana çıkarılan orak ve kalıç, basit öğütme taşı gibi aygıtlar, bazı taş kabartmalardaki resimler ziraî istihsal hususunda fikir vermeğe kâfidir. Kazılar ilerledikçe Neolithik devre ait hububatın da bulunacağına şüphe edilemez.

Anadolu’da bugün iptidai görülen ziraat usulleri aslında insanlığın yaptığı en önemli hamlelerden biri ve binlerce sene süren gelişmenin neticedir. Ayrıca Küçük Asya’ya gelip yerleşmiş olan Türkler eski medeniyetlerin varisleri oldukları kadar kendileri de Orta Asya’dan oldukça inkişaf etmiş bir medeniyet hamulesi ile gelmişlerdir. Bu sebepten karşımıza çıkacak etnografya malzemesi bizi eski Anadolu veya Orta Asya geleneği ile karşı karşıya bulundurabilir. Tabiî muhitin imkân ve şartlarına intibak, eski tecrübelerden faydalanmayı zaruri kılar. Yurt kuruculara eski kavimlerin iltihakı kültür mübadelelerini kolaylaştırır.

Gıda bitkilerini yetiştirme usulü bidayette, eski dünyanın güney doğusunda tatbik edilmiştir. Tanınmış Rus nebat uzmanlarından N. J. Vavilov’un (Bull, Appl. Bot. Plant Breed XVI. 2. Leningard 1926) araştırmalarına göre kültür bitkilerinin ana yurdu Türkistan, Afganistan ve Küçük Asya yaylalarıdır. Mezopotamya ve Mısır kültür bitkileri için esas menşe olmayıp ancak tâli merkezlerdir. Sabanla ziraatten önce ve beraber bir çapa zeriyatı devri vardır. Kültür cereyanları Batı Asya’dan Avrupa’ya doğrudan doğruya veya Afrika yolu ile bilvasıta olmuştur. Campinien devrinde başak resimlerinin gösterilmiş olması ve Fransa’da Azilien tabakasında “Piette” de hububatın bulunması bunu teyideder. Mühlhofer ve E. Mayer gibi âlimler neolithikden önce Avrupa’da arpanın yetiştirildiğini kabul etmektedirler. Bu suretle hububat, muhtelif yollardan ve muhtelif şekilde Avrupa’ya doğudan gelmiştir. Sayfa 1

Türkler Anadolu’ya veya umumiyetle garbe ulaştıkları zaman, eskidenberi ziraat kültürüne sahip oldukları için esaslı kelimeleri beraber getirmişlerdir. Bunları başka halklardan almak lüzumunu duymamışlardır. Kaynak: Hâmit Z. Koşay; Türkiye Halkının Maddi Kültürüne Dair Araştırmalar (Ziraat) / Türk Etnografya Dergisi Sayı 1 /  Sayfa 1. 10

Arpa ve Buğday

Arpanın muhtelif çeşitleri vardır: Hordeum spontaneum (ayabani arpa). Hordeum distichum (Anau I. de bulunmuştur).

Emmer buğdayı Schiemann’a göre ilk defa Asya’da yetiştirilmiştir. Buğdayın en eski vatanı Asyadır. Anau’da (M. ö. 4500) senelerine ait “Triticum vulgare) cinsi bulunmuştur. Her iki cins buğdayı Küçük Asya’ya “brachykephale ırk,, getirmiş ve buradan yayılmıştır. (Alfons Nehring).

Kaynak: Hâmit Z. Koşay; Türkiye Halkının Maddi Kültürüne Dair Araştırmalar (Ziraat) / Türk Etnografya Dergisi Sayı 1 /  Sayfa 1. 10

Orhon Yazıtları

Göktürkler

Aynı karşılıkları hayvan yetiştirme ve idari ve dinî terimlerde de göstermek mümkündür.

Sekizinci asırdan kalan Orhon yazıtları daha ziyade siyasi bir metin olduğu için fazla ziraate ait kelime beklenemezdi. Buna rağmen Türklerin, Türklüğe adını veren bu zümresinde de, onların yüksek derecede hayvan yetiştiricilikle beraber ziraate de vakıf olduklarına delâlet eden kelimeler vardır. Vilh, Thomsen’in: Inscriptions de I’Orkhon, Helsingfors 1896 ve Hüseyin Namık Orkun’un Eski Türk Yazıtları 1941 adlı eserlerinde:

  • Orhon bägni, buğday, darı, arpa gibi şeylerden yapılan içki. Bak. Kaşgeri I. 434.
  • Orhon äkinlig, ekinlik, ekin.
  • Orhon istigti, darı (?).
  • Orhon tarıg, ekin.
  • Orhon tarlag, tarla.

Kaynak: Hâmit Z. Koşay; Türkiye Halkının Maddi Kültürüne Dair Araştırmalar (Ziraat) / Türk Etnografya Dergisi Sayı 1 /  Sayfa 1. 10

Xi Liao Nehri

Xiliao veya Batı Liao Nehri ( basitleştirilmiş Çince :西辽河; geleneksel Çince :西遼河; pinyin : Xīliáo Hé ) Çin’in kuzeydoğusundaki İç Moğolistan ve Liaoning eyaletinde bir nehirdir . Kaynağı İç Moğolistan’daki Xilamulun Nehri’dir . Liao Nehri’nin kaynaklarından biridir .

Xiliao veya “Batı Liao Nehri”, tarihi olarak Huang Nehri (潢水) olarak da bilinir, Liao Nehri’nin en büyük koludur. Xiliao 449 kilometre (279 mil) uzunluğundadır ve 136.000 kilometrekarelik (53.000 mil kare) bir havzayı boşaltır. Xiliao Nehri, güneybatıdan akan Laoha Nehri (老哈河) ile batıdan akan Xar Moron Nehri’nin (西拉木伦河) birleşmesiyle oluşur. Xiliao’nun tüm akışı İç Moğolistan’ın içinde doğuya doğru akar. Alt akışta Khingan Dağları’nın güneydoğu yamaçlarını boşaltan büyük bir kol olan Xinkai Nehri  [ zh ] (新开河) ile birleşir .

Xiliao, Shuangliao şehrinin 8 kilometre (5 mil) kuzeyinde, gök gürültülü fırtınalar dışında üst kesimlerinde kurudur ve daha sonra güneydoğuya dönerek Liaoning , Jilin ve İç Moğolistan’ın ortak sınırı yakınında Dongliao Nehri’ne katılarak Liao Nehri’ni oluşturur .

Liao medeniyeti

Xiliao Nehri bölgesinde çeşitli Neolitik kültürler tespit edilmiştir. Süpürge darısı ve tilki kuyruğu darısı ana tahıl ürünleriyken, Neolitik arkeolojik alanlarda bulunan ana evcil hayvanlar domuzlar ve köpeklerdi.

Dil ve Tarım

Kanıtlar, erken tarım uygulamalarının, özellikle de darı tarımının Batı Liao Nehri bölgesinde ortaya çıktığını ve Avrasya ötesi dillerin başlangıcına denk geldiğini göstermektedir. Bu bulgu, kültürel kimliklerin şekillenmesinde dil ve tarımın birbiriyle bağlantılı olduğunu vurgulamaktadır.

Tarım, Trans Avrasya halkları tarafından başlatılmıştır.

Kültürel özellikler ve temel olarak bulduğumuz şey darı tarımının burada, Batı Liao Nehri bölgesinde başladığını doğruladı, bu yüzden darı tarımının kökenlerini, Trans-Avrasya dillerinin kökenlerini bulduğumuz yerde buluyoruz ve oradan darı tarımı altı bin beş yüz yıl önce Kore’ye ve beş bin yıl önce Rusya’nın Uzak Doğusuna yayıldı ve daha sonra pirinç tarımı entegre edildi ve bu Liaodong Shandong etkileşim alanından Kore üzerinden Japonya’ya taşındı ve burada avcı-toplayıcı Almanlardan iki Yayoi halkına çiftçilere ve Türk halkına büyük bir değişime neden oldu muhtemelen aynı zamanda darı çiftçileriydi, burada yaşadılar, ayrılıp buraya daha fazla gittiler ve ancak Tunç Çağı’nda tüm Avrasya’ya yayılmaya başladılar, bu şekilde aslında darının büyük arkeolojik ortak bileşen olduğunu bulduk, bu yüzden Trans-Avrasya konuşanların ortak bir dilsel bileşen olarak Trans-Avrasya atalarını paylaştıkları yerde, hepsi ortak bir tarımsal bileşen olarak darı tarımını paylaşmalıdır, kültürel etnik, kişisel olarak ben bu tür bir araştırma yapmıyorum ama elbette yazının kökenlerini anlamak son derece ilginç olduğunu düşünüyorum.

Ancak doğru bir şekilde belirttiğiniz gibi sembol kelimesini vurguluyorsunuz, dolayısıyla yazı konuşulan dil için bir semboldür, dolayısıyla birçok kişi konuşulan bir dile sahip ancak yazıları yok, dolayısıyla odaklanmaya çalıştığımız şey onaylanmış konuşulan dil ve bunu tarih öncesinde konuşulan dile geri döndürmek, yani tabiri caizse, evet sizin kadar iyi değiliz, Ben şahsen bu tür bir araştırma yapmıyorum ama elbette alfabenin kökenlerini anlamak son derece ilginç ama siz de doğru bir şekilde belirttiğiniz gibi sembol kelimesini vurguluyorsunuz, dolayısıyla alfabe konuşulan dilin bir sembolüdür, bu yüzden birçok insanın konuşulan bir dili var ama alfabeleri yok.

şimdiye kadar tartıştığımız gibi, ortak noktalar, benzerlikler, ortak unsurlar arıyorduk, Avrasya ötesi dillerin farklı konuşmacıları arasında, bugün tartıştığımız gibi, Avrasya ötesi dillerin ortak atalarını bulduk, arkeolojide, yani darı çiftçiliğinde ortak bir bileşen bulduğumuzu gördük ve ardından genetikçilerimiz ayrıca, Avrasya ötesi dillerin farklı konuşmacıları tarafından paylaşılan amor genetik profili adı verilen ortak bir bileşen olduğunu buldular, dolayısıyla şimdiye kadar evet, iki Avrasya ötesi arasında ortak bir bileşen olduğunu söyleyebiliriz

Dakika 36.36 ve devamı Türkçenin 9 000 Yılı 

Darı Tarımı ve Avrasya Dilleri (Türkçe, Korece, Tunguzca, Japonca)

Trans-Avrasya dilleri, darı tarımına dair arkeolojik kanıtlar ve konuşanlar arasında ortak bir genetik profil ile desteklenen ortak bir atayı paylaşmaktadır. Bu bağlantı, zaman içinde bu halklar arasındaki kültürel ve dilsel etkileşimleri vurgulamaktadır. 45:20

Tartışma, 10.000 yıl önceki tarihsel önemini vurgulayarak Bering Boğazı’ndaki dilsel ilişki etrafında dönmektedir. Klasik bir tarihsel dilbilimci olan konuşmacı, daha önceki dönemlere odaklanıyor.

9.000 yıl önce şu anda kuzeydoğu Çin’de yaşayan ve darıyla uğraşan çiftçiler; Japonca, Türkçe ve diğer modern dillerin ortaya çıkmasına neden olan bir Trans-Avrasya ön dili konuşmuş olabilir. Türkçenin 9.000 yılı. Prof Martine Robeerts.

LİAO Nehrinin Türkçe için önemi. 9.000 yıl önce Çin yok, o topraklarda Altaylardan gelenlerin Türkçe lisanı ile Darı yetiştiren çiftçilerin arasında sonradan Korece, Tunguzca ve bugünkü Japoncanın temelleri atılıyor.

Max Plant Enstitüsünün araştırma sonucu varılan sonuç bu.

Çiftçiler, Hayvancılık ve Türkçe’nin Yayılışı

İlk olarak Türkçe konuşanların ataları muhtemelen çiftçilerdi, darı çiftçileriydi ama MÖ 1000 civarında, 3000 yıl önce batı ucundan doğu ucuna kadar hayvancılık  önemliydi.

Muhtemelen Türkçe konuşanlar hayvancılığı benimsediler, tarımsal bilgilerine hayvancılığı eklediler, hayvancılık ve at binme nedeniyle son derece hareketliydiler, Tunç Çağı’ndan itibaren Avrasya’nın her yerine yayıldılar.

Bu da bugün Türk dillerinin batıda Türkiye’den kuzeydoğuda Yakut’a kadar yayıldığı bu tablonun oluşmasına neden oldu.

Darı Tarımının Kökenleri

  • Temelde bulduğumuz şey darı tarımınınburada, Westlake Nehri bölgesinde başladığını doğruladı, bu yüzden darı tarımının kökenlerini, Trans-Avrasya dillerinin kökenlerini bulduğumuz yerde bulduk ve oradan darı tarımı altı bin beş yüz yıl önce Kore’ye ve beş bin yıl önce Rusya’nın Uzak Doğusuna yayıldı.
  • Daha sonra pirinç tarımı entegre edildi ve bu Liaodong-Şandong etkileşimalanından Kore üzerinden Japonya’ya taşındı ve burada avcı-toplayıcı Almanlardan iki Yayoi halkına çiftçilere ve Türk halkına büyük bir değişime neden oldu muhtemelen darı çiftçileriydi, burada yaşadılar, ayrılıp buraya daha fazla gittiler ve sonra ancak bronz çağında tüm Avrasya’ya yayılmaya başladılar, bu şekilde aslında darının  büyük arkeolojik ortak bileşen olduğunu bulduk.
  • Öyleyse, Trans-Avrasyalı konuşanlar ortak bir dilsel bileşen olarak Trans-Avrasyalı ataları paylaşıyorsa, hepsi ortak bir tarımsal bileşen olarak darı tarımını,kültürel ve etnik kökenini paylaşıyor olmalı.

Raphael Pumpelly

Sığır yetiştiricileri veya toprak işleyicileri ilkel zamanlarda ayrı yaşıyorlarsa, yiyecek sağlayan hayvanlar evcilleştirilmediği sürece göçebe bir yaşamı benimseme fırsatı olmadığı kesindir. Sonuç olarak, sığırların ilk evcilleştirilmesi, benim görüşüme göre, eski Anau-li gibi yerleşik bir tarım halkı tarafından yapılmış olmalıdır.

Dolayısıyla, ya Mucke’nin teorisi gereklilikleri karşılamıyor ve yerleşik bir tarım halkı evcilleştirmeyi gerçekleştirebildi; ya da vahadan vahaya, platodan platoya dolaşan göçebeler bunu başarabildiyse, o zaman bu halkın Anau‘nun yerel kültür alanından geldiği kesindir. Anau’nun etkileşim alanının daha sonra genişlediği ve göçebe kabileler tarafından diğer alanlarla -belki de Hintlilerle- ilişkiye sokulduğu, metallerin ithal edilmesinin yanı sıra, Avrupa bronz döneminin çoban köpeği Canis jamiliaris matris optima’nın ve Anau‘nun kültürünün II. döneminin MÖ 6000 ile 510 yılları arasındaki aeneolitik döneminde gelen deve ve keçi hayvanlarının aniden ortaya çıkmasıyla gösterilmiştir.

Bu zamana kadar, Türkistan-İran kültür alanı yabancı etkilerden uzak kalmış ve evcil hayvanlar -ister yerleşik Anau-li isterse göçebe komşular tarafından evcilleştirilmiş olsun- yerli ürünlerdi. Bu temel noktadır. Bu nedenle, evcilleştirilmiş hayvanların kökeni teorisi söz konusu olduğunda, evcilleştirmenin yerleşik Anau-li tarafından mı yoksa göçebe komşuları tarafından mı yapıldığı pek önemli değildir.

Bizim için şu an en önemli nokta, daha önce de belirttiğimiz gibi, Anau’daki iklimsel ve fizyografik koşulların, yerleşimin kurulmasından önceki kurak dönemde vahalarda sığınan vahşi hayvanların evcilleştirilmesini kolaylaştırmış olmasıdır. I. kültürün sonunda kuraklığa doğru çok olası bir başka değişim meydana gelmiş ve muhtemelen göçebe sığır yetiştiricilerinin batıya doğru göç etmesine neden olmuş, buna belki de Kafkasya’dan geçerek Anau’nun evcil hayvanlarını Avrupa’ya getiren bazı toprak yetiştiricileri eşlik etmiştir.

Prof. Raphael Pumpelly’nin Anau Harabelerinde Tarım Hakkında Buluşları

Prof. Raphael Pumpelly, 1904 yılında Türkmenistan’ın Aşkabat yakınlarındaki Anau harabelerinde yaptığı kazılar sonucunda, bu bölgede yaşayan insanların çok eski dönemlerden beri tarımla uğraştıklarına dair önemli bulgular elde etmiştir.

Pumpelly’nin Anau’da bulduğu buğday taneleri ve koyun kemikleri gibi kalıntılar, bölgede tarım ve hayvancılığın birlikte yapıldığının en önemli kanıtları arasındadır. Bu buluntular, günümüzde Philadelphia Doğa Tarihi Müzesi ve Türkmenistan’ın Ak Buğday Müzesi’nde sergilenmektedir.

Pumpelly’nin Anau hakkındaki diğer önemli bulguları şöyle özetleyebiliriz:

Çok Katmanlı Medeniyet: Anau’da farklı zamanlarda yaşamış beş farklı medeniyet tabakası tespit edilmiştir. Bu, bölgenin uzun süre boyunca yerleşim görmüş olduğunu gösterir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tarımın Önceliği: Anau’da tarımın, hayvancılıktan önce başladığı anlaşılmıştır. Bu durum, bölgenin coğrafi koşullarına ve insanların beslenme ihtiyaçlarına bağlı olarak ortaya çıkmış olabilir.

Sulama Sistemleri: Anau’da bulunan yerleşim yerlerinin dağ çaylarının düzlüğe çıktığı yerlerdeki yamaçlarda olması, o dönemdeki insanların sulama sistemleri hakkında da önemli bilgiler vermektedir.

Bitkisel ve Hayvansal Üretim: Anau I döneminde büyükbaş hayvancılık, Anau II döneminde ise koyun ve keçi yetiştiriciliği daha yaygın olmuştur.

Pumpelly’nin çalışmaları sayesinde Anau harabeleri, Orta Asya’daki en önemli arkeolojik sitelerden biri haline gelmiştir. Bulunan bulgular, bölgenin tarım ve hayvancılık tarihine ışık tutmasının yanı sıra, insanlık tarihinin ilk yerleşik yaşam biçimleri hakkında da önemli bilgiler sunmaktadır.

Muratgeldi Söyegov* Amerikan bilim adamı R. Pumpelly’nin (1837–1923) yirminci yüzyılın başlarında Aşkabat yakınlarında, Anau’da geçirdiği arkeolojik kazıların sonuçları Türkmenistan topraklarının insanlar tarafından bitkilerin ilk ekimi yapmaya başladığı ve dünya’nın koyun ve keçinin ilk evcilleştirildiği yer olduğunu gösterdi. Anau’da önce tarım başlamış olup, hayvanların evcilleştirilmesi daha sonra ortaya çıkmıştır. Amerikan jeoloğu Prof. Raphael Pumpelly (08.09.1837–08.10.1923), yakından tanışmak amacıyla Washington Karegi Üniversitesi’nin malî yardımını kullanarak Türkmenistan’a ilk defa 1903 yılında geldi. 1904 yılında Aşkabat yakınlarında yerleşen Anau’da (Anev) ve Marı’da (Merv) yapmış olduğu kazılarının sonuçlarından oluşan ve 1908’de Washington’da yayımlanan ‘Exploration in Türkestan Expedition of 1904’ (Türkistan’daki Araştırmalar 1904 Yılı Heyeti) adlı kitabı ve bazı diğer eserleriyle bilim dünyasında çok zeki bir arkeolog ve tarihçi olarak da kendisini tanıtmayı başardı. Prof. Pumpelly’nin Anau’da elde ettiği buğday taneleri ve koyun kemikleri gibi buluntular, kıymetli numuneler halinde günümüze kadar Philadelphiya’daki Tabiat Müzesi’nde korunmaktadırlar. Philadelphiya müzesindeki numuneler, Türkmenistan’ın Ahal vilayetinde son yıllarda kurulan Ak Buğday Müzesi’nde tekrar sergilenmektedirler.

KENEVİR TARIM

Türkçe’nin 9.000 yıldır var olduğu bulundu!

Kenevir, Orta Asya, Türkistan’da ortaya çıkan bir üründür.

Tarımın ve Kenevirin Anavatanı Türkistan

Hazar-Türk Tezi

Bilgi Kaynakları

  • Rafaella Pompelli Exploration in Turkestan-Anau- ABD
  • Martine Robeerts- Belçika
  • Hamit Zübeyr Koşar- Türkiye
  • Robert Clarke- ABD

 

 

Altaylar Yazıları

Altaylardan Orta Asya’ya Kenevir

Vavilov, Çin Türkistan’ı ve Kuzey Orta Asya’daki yabani kenevir türlerini “bir meyve ağacının dibinde atın ayakları altında kalarak paramparça edilmiş, irili ufaklı her boyutta…

Altay Dilleri Hattı ve Dildaşlık

Altay Dilleri Haritası 20 (D3) (kalabalık Kırgız), güçlü kağan düşmanımız) oldu. Bu üç kağan birbirine akıl danışıp “Altay dağları üzerinde buluşalım!” demişler. Şöyle akıl danışmışlar:…

Common Motifs in Turkish Weaving from Altaylar, Central Asia to Samsun, Turkey

FROM ALTAYLAR TO SAMSUN COMMON MOTIVES IN TURKISH WEAVINGS Elibelinde-Cot Horn-Card- Lighter / Hook (Shepherd’s Marrow, Flag) Lect. See. Coskun YANAR* Turks made their weavings in aesthetic sensitivity…

Sibirya Yazıları /Siberia Articles

21.Yüzyıl Türk Jeopolitiği: Güney Sibirya Türkistan Su Kuşağı – Arktik Okyanusu (Kuzey Buz Denizi) Etkileşimi Levent Ağaoğlu – 16/01/20250 Anahtar Kelimeler: Güney Sibirya. Türk Jeopolitiği. Arktik Okyanusu. Su…

Sibirya Yazıları /Siberia Articles

Büyük Asya’daki atalar (kişiler) ise taa güney Sibirya’daki Yenisey ırmağı havzalarındaki kaya parçalarına yaşam-ölüm döngüsündeki sevinçlerini ve dramlarını kazıdılar. Ardından Orhun-Selenga-Tola nehirleri vadisinde granit taşlara sonsuzluğa mıhladıkları yazıtları bıraktılar. Yonutlar ve Yazıtlar bizim en değerli mirasımız.

21.Yüzyıl Türk Jeopolitiği: Güney Sibirya Türkistan Su Kuşağı – Arktik Okyanusu (Kuzey Buz Denizi) Etkileşimi

Anahtar Kelimeler: Güney Sibirya. Türk Jeopolitiği. Arktik Okyanusu. Su Kuşağı. Altaylar. Güney Sibirya bölgesi tarihin en erken devirlerinden itibaren insanlık için bir cazibe merkezi olmuştur….

Altaylardan Orta Asya’ya Kenevir

Vavilov, Çin Türkistan’ı ve Kuzey Orta Asya’daki yabani kenevir türlerini “bir meyve ağacının dibinde atın ayakları altında kalarak paramparça edilmiş, irili ufaklı her boyutta…

Jeopolitik Yazıları

Tonyukuk: Strateji ve Jeopolitik Levent Ağaoğlu – 22/12/20240 İkinci Göktürk Devleti’nin başbakanı ve başkomutanı ve ayrıca çeşitli devlet makamları sahibi Bilge Tonyukuk’un en önemli vasfı, ilk yazar-düşünür olmasıdır….

Asya Su Jeopolitiğimiz

Harita: Bozkır ve Su Kuşağı (sarı bant)   ********************* Kuzey Stepleri Su Kuşağı Türkistan Su Kuşağı Güney Sibirya Su Kuşağı ******************** Asya Tipi Üretim Tarzı ATÜT vb. tarzlarda sağlı sollu ideolojik…

Türk Jeopolitiği

Bir eser başlığı olarak ilk kez Kaşgarlı Mahmut’un Divan’ı Lügati’t Türk (1074) adlı sözlüğünde kullanılan Türk kavramı ardından geçen uzun yüzyıllar boyunca kavram olarak…

TÜRK DENİZCİLİĞİNDE STRATEJİK BİR ÜRÜN: T Ü R K   K E N E V İ R İ

Ana Kavramlar: Kenevir. Deniz. Osmanlı. Türkistan. Nehi.r Yol. Göl. Bozkır. Halat KENEVİRİN KÖKEN COĞRAFYALARI: TÜRKİSTAN SU KUŞAĞI ve KENEVİRİN TÜRK DENİZCİLİĞİ AÇISINDAN ÖNEMİ Kenevirin kökeni Orta…

Kenevir, Orta Asya, Türkistan’da ortaya çıkan bir üründür.

Kenevir Yeradlarının Bulunduğu Ülkeler   Belki de Buzul Çağı’nın bitiminden sonraki Holosen ısınması yaklaşık 12.000 yıl önce başladıktan hemen sonra veya daha sonra tarımın gelişi sırasında…

Kenevir Yolu

Derler ya bunun kökü kökeni nerde diye, bu manada denizciliğimizin kökünü de atavatan Türkistan’daki 14,000 yaşındaki kenevir bitkisinde bulmak anlamlı oldu. Neticede, kenevirden mamul…

Gök – Yer – Kutsal Su

Türklerin en karakteristik özellikleri üç kıtanın coğrafyalarında, zeminlerinde binlerce yıl boyunca mayalayıp geliştirdikleri özgün kültürleridir. Ve bu kültür Gök, Yer-Kutsal Su ve Kişi unsurlarından…

Tonyukuk’un Savaş Seferinin Güzergahı

29 Ekim 2016 Sayın Levent Ağaoğlu, Tonyukuk’un siyasi faaliyetinin ve kahramanlıklarının her taraftan incelenmesine yönelik fikrinizi candan kabul ediyorum. Bu kişilik gerçekten derinden incelenmesine layık, çünkü faaliyetleriyle…

S I B E R I A 

Cannabis is a native crop that originated in Central Asia, Turkestan

Perhaps soon after Holocene warming began about 12,000 years ago, or later during the advent of agriculture, it was spread across Eurasia by humans….

Turkic Languages and TransEurasian Languages

The discussion revolves around the study of Turkic languages and their historical connections to Japonic, Koreanic, and Mongolic languages. It explores the methods of…

Sumer Place Names in India

Source: Atlas of Philosophy; Spaces and Ways of Thinking, Elmar Holenstein, Küre Publications, June 2015 Sumer is found as place name mostly in India. Sumerian…

Wise Man and Turkish Wisdom by Nuray Bilgili

https://twitter.com/search?q=%40NurayBLGL1%20bilge&src=typed_query&f=top TURKISH HEALING KNOT AND TURKISH MEDICINE SYMBOL. Snake; It is an iconography associated with Healing and Rebirth, with the cosmic-celestial archetype “The Ophiuchus Constellation”….

Turkish Shamans

Şaman by Nuray Bilgili Altai Turk Shaman during a ritual. 1895. Turkish Altai Shaman Drum. Turkish Altai Shaman drum with the Turkish runic letter “God” on…

Archaeology of the First Turks by Prof Dr Şevket Dönmez

Abstract: Archaeology of the Early Turks: An Archaeological Perspective on the Homeland Problem of the Turks, Prof Dr Şevket Dönmez   Writing systems Troubled Homeland…

Archaeology of the Proto-Turks by Prof Dr Şevket Dönmez

Şevket DÖNMEZ* Prof. Dr. Şevket Dönmez, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı, Beyazıt 34453 İstanbul, Türkiye. [email protected] Turks are the…

Branches of the Turkish Languages

https://doi.org/10.1093/jole/lzz010 HOW MANY BRANCHES OF THE TURKISH LANGUAGE ARE ON THE EARTH? (AS WRITTEN LANGUAGES AND SPEAKING LANGUAGES) The languages ​​of the Turks, who live in different…

Altaylardan Orta Asya’ya Kenevir

Vavilov, Çin Türkistan’ı ve Kuzey Orta Asya’daki yabani kenevir türlerini “bir meyve ağacının dibinde atın ayakları altında kalarak paramparça edilmiş, irili ufaklı her boyutta tohumlu ” olarak betimlemiştir. Vavilov’a göre, yabani kenevir yerel halk tarafından yalnızca bayramda seyranda halat yapmak için kullanılıyordu. Orta Asya halkı bu işlemi keneviri ıslatmadan, kenevir liflerini ilkel yöntemlerle kuru saplardan çekip çıkararak yapıyorlardı. Kullanımı özellikle Altay Dağları’nda nasılsa yaygın olduğundan yabani kenevirin bölgedeki yerleşik halk tarafından ıslah edilip ekilebilecek bir ürün olduğu kanısına vardı. Eskiden avcı toplayıcıların, sonradan göçebelerin keneviri nasıl kullanmış olabileceğini, soğuk kıştan korunmak amacıyla alçak vadilere göçmeden sonbahar başında yüksek dağlarda yabani kenevir lifleri topladıklarını gözlemledi.

Herodot yaklaşık 2500 yıl önce, değiştirilmiş bilinci tetiklemek için kenevir dumanının teneffüs edildiği İskit uygulamasını açıklayan ilk kişiydi ve yaklaşık 2300-2500 yıl öncesine dayanan kenevir tohumları ile sigara teçhizatını içeren İskit mezarları Altay Dağları’nda donmuş olarak bulundu (Artamanov 1965; Rudenko 1970).

Vavilov’un 1929’da Yarkand’ı ziyaret ettiği zaman kenevirin kültürleştirilmesinin yanısıra esrar yapımını da gözden kaçırmış olması gerekiyor. Yarkand’da, Tian Shan ve Altay Dağları’ndaki kenevir bitkilerine benzer  olarak tarif ettiği “C. sativa var. spontanea” yı gözlemlemiş, Hillig (2005a) ise bu biyotipi NLHA türü C. sativa ssp. spontanea olarak değerlendirmiştir. Vavilov, bu bitkilerin atık bölgelerinde her yerde kendiliğinden yetiştiğini, ancak yine de bu kenevirin büyük çoğunluğunun kültürleştirilmiş olabileceğini gözlemlemiştir.

Orta Asya’nın Kafkasya’dan Altay Dağları’na kadar olan bölümleri, Güney Asya (Himalaya ve Hindu Kush Dağları’nın etekleri boyunca) ve Doğu Asya (dağlık Hengduan-Yungui bölgesinde Yangzi Nehri ve Sarı Nehir olarak da bilinen Huang He boyunca) tarihte kenevirin doğal menşei ve ilk olarak evcilleştirilmeleri için müsait olan yerler olarak kabul edilmiş, nitekim tüm bu bölgeler kenevirin zaman içindeki evrimi süresince önemli bir rol oynamıştır. Kenevirin coğrafi kökeni bugün tam olarak belirgin değildir, çünkü yüzbinlerce yılı kapsayan buzul ve buzul arası dönemler boyunca coğrafi aralığı sürekli olarak yer değiştirmiştir.

Yaklaşık 12000 yıl önce başlayan Holosen devrindeki ısınmadan hemen sonra, ya da daha sonrasında tarımın ortaya çıktığı dönemle birlikte Avrasya’ya yayılmış olabilir. Her halükarda, Orta Asya’nın kenevirin ilk çıkış noktası ve erken evrimi için en muhtemel bölge olduğuna inanıyoruz. De Candolle (1967), kenevirin sadece Hazar Denizi’nin güneyinde, Sibirya’nın Irtysch Nehri yakınlarında ve Baykal Gölü’nün ötesindeki Kırgız Çölü’nde “yabani” olarak bulunduğunu, ayrıca ilk olarak Güney Sibirya’da ekildiğini öne sürmüştür.

Vavilov, Çin Türkistan’ı ve Kuzey Orta Asya’daki yabani kenevir türlerini “bir meyve ağacının dibinde atın ayakları altında kalarak paramparça edilmiş, irili ufaklı her boyutta tohumlu ” olarak betimlemiştir. Vavilov’a göre, yabani kenevir yerel halk tarafından yalnızca bayramda seyranda halat yapmak için kullanılıyordu. Orta Asya halkı bu işlemi keneviri ıslatmadan, kenevir liflerini ilkel yöntemlerle kuru saplardan çekip çıkararak yapıyorlardı. Kullanımı özellikle Altay Dağları’nda nasılsa yaygın olduğundan yabani kenevirin bölgedeki yerleşik halk tarafından ıslah edilip ekilebilecek bir ürün olduğu kanısına vardı. Eskiden avcı toplayıcıların, sonradan göçebelerin keneviri nasıl kullanmış olabileceğini, soğuk kıştan korunmak amacıyla alçak vadilere göçmeden sonbahar başında yüksek dağlarda yabani kenevir lifleri topladıklarını gözlemledi.

Vavilov gibi yanılma hakkımızı saklı tutarak, kenevirin doğal kökeninin Orta Asya’da, muhtemelen Tian Shan veya Altay Dağları’nın yüksek vadilerinde olabileceğini, bu konuda yanılıyorsak dahi bu bölgenin erken Pleistosen döneminde kenevirin ilk kültürleştirildiği yerler olduğunu iddia edebiliriz. Eğer kenevir Orta Asya’dan çıktıysa, Pleistosen buz tabakaların hareketiyle güneydoğudan güney Asya’ya ve güneybatıdan Avrupa’ya yayılma imkanı açısından ideal bir yerde konumlanmış demektir. Vavilov ve ondan sonraki araştırmacılar tarafından gözlemlenen Orta Asya biyotipleri, erken Holosen döneminde insanların dağılışına da benzerlik gösterdiği sonucunu vermektedir.

İnsan-kenevir ilişkilerinin Son Buzul Maksimum dönemin sonuna veya Holosen dönemin başlangıcına kadar başlamamış olması ihtimaline karşın, biz yine de bu bitki-insan ortaklıklarının kısmen Orta Asya’nın çevresel açıdan uygun yerlerinde Son Buzul Maksimum döneminden önce başlamış olabileceğini daha olası görüyoruz. Adovasio ve diğ. (2007), “modern insanlık” konusunda birçok araştırmaya, Avrupai bir bakış açısı üst vurgusuyla önayak olan Avrupa’da ve Rusya’nın bozkırlarındaki arkeolojik yerleşim yerlerinin bolluğuna atıfta bulunmuşlardır. Dolayısıyla son zamanlarda, pek çok bilim insanı Avrupa’nın doğusundaki bölgelere odaklanmaktadır:

Öyleki Rus arkeologlar geçenlerde, 45000 yıl önce modern teknolojilerin Sibirya’nın Altay Dağları’nın yanısıra Orta Asya’ya geldiğini ispatladılar. (Adovasio et al. 2007). Bununla birlikte, genetik analizlere göre anatomik olarak modern insanların 40000 yıl kadar önce Orta Asya’ya yayıldığı ileri sürülmektedir. İnsanlar kenevirle ilk kez Orta Asya’da, belki de Altay Dağlarındaki ilk geçici yerleşim yerlerinde karşılaştı ve nihayetinde yabani keneviri kullanmaya başladı.

Kenevir, insanların yerleşim yerlerinin etrafındaki çöplerin, hayvansal atıkların beslediği topraklarda bilinçsizce artış gösterdiğinden “yerleşim otu” olarak anılabilir, Hawkes’ın da (1969, Englebrecht’e atıf 1916) belirttiği gibi, “İnsanın bitkilere gereksinim duyduğu kadar bitkilerin de insana gereksinimi  vardı” (kenevir  ve insanların karşılıklı evriminin teorik bir tartışması için 13. bölüme bakınız).

Hawkes (1969), keneviri ilk kez inceleyen, yabani kenevirin de kültürü gibi gübre açısından zengin bir toprağa ihtiyaç duyduğunu, Altay’daki göçebelerin kampları yakınlarında kış boyunca büyük baş hayvanların gübresi sayesinde zenginleşmiş toprakta, mutfak bahçelerinde ve hatta çöp yığınlarında her zaman bulunabileceğini gözlemleyen Sinskaja’ya (1925) burada atıfta bulunur. Sinskaja, “Eski Dünya’da insanın izlediği yolu takip eden”, kendiliğinden büyüyen kenevirin geniş çeşitliliğine odaklanmış ve insanın yokluk zamanlarında bu çeşitlilik içinde “daha dayanıklı meyveler ve yağ içeriği daha yüksek formlar” seçtiği varsayımında bulunmuştur.

Sinskaja (1925, Vavilov tarafından 1926’da alıntılandı), “kenevir ekimini tüm ayrıntılarıyla inceleyebildiği” özellikle Altay bölgesindeki gözlemlerine dayanarak gelişmekte olan insan-kenevir ilişkisinin dört aşamaya ayırmıştır: “(1) Bitki yalnızca yabani doğada ortaya çıkmıştır. (2) Kendi yabani merkezinden insanın olduğu yerlere yayılmıştır. (3) Sonrasında insan tarafından kullanılmaya başlanmıştır. (4)Ve nihayet kültürleştirilmiştir. Aşağıdaki bölümde, Üst Paleolitik dönem boyunca kenevir ve insanlar arasındaki bazı muhtemel ilişkilerin üzerinde duracağız.

“Başlangıcından günümüze bir bütün olarak Avrasya’nın tarihi bir ölçüde, Orta Avrasyalıların ve kültürlerinin çevreye, çevre halkların ve kültürlerinin Orta Avrasya’ya başarılı bir şekilde nüfuzu şeklinde görülebilir” (Beckwith 2009). Kenevirin Avrupa, Orta Asya ve Doğu Asya bölgelerinde yabani  ve/veya kültürleştirilmiş bir ürün olarak yayılması Metal Çağı’nın başlangıcından (günümüzden yaklaşık 4000 yıl öncesi) binlerce yıl öncesine dayanmasına rağmen, yerleşik kültürler tarafından yoğun olarak yetiştirilmesi ve kullanılması muhtemelen bu dönemde başladı.

Herodot yaklaşık 2500 yıl önce, değiştirilmiş bilinci tetiklemek için kenevir dumanının teneffüs edildiği İskit uygulamasını açıklayan ilk kişiydi ve yaklaşık 2300-2500 yıl öncesine dayanan kenevir tohumları ile sigara teçhizatını içeren İskit mezarları Altay Dağları’nda donmuş olarak bulundu (Artamanov 1965; Rudenko 1970). MÖ 13. yüzyılda Haşhaşi suikastçileri tarikatı, bugünkü İran’ın kuzeyinde oldukça etkindi.

Marco Polo, zamanının ünlü yolculuklarını anlatmış, Doğu Türkistan’da Kaşgar ve Khotan vahalarında büyüyen kenevirlerden bahsetmiştir. Kenevir, Orta ve Güney Asya tarihi boyunca zaman zaman ham madde üretimi için lif temin etmiştir, ancak nadiren lif veya tohum üretimi için kullanılmaktadır. Esrar, aslen Orta Asya’da üretilen bitişik kenevir reçinesi için kullanılan Arapça terimdir.

Genellikle, kenevirin Orta Asya’da bir yerde doğal olarak ortaya çıktığı ve geliştiği düşünülmektedir. Damania (1998), de Candolle’ün (1967) izinden giderek, yetiştirilmiş ekin olarak kenevirin yaklaşık 4000 yıl önce Batı Asya’ya ve yaklaşık 500 yıl sonrasında Avrupa’ya ulaştığını ileri sürmüştür.

Kaynak: https://www.amazon.com/Cannabis-Evolution-Ethnobotany-Robert-Clarke/dp/0520270487

Jeopolitik Yazıları

Tonyukuk: Strateji ve Jeopolitik

İkinci Göktürk Devleti’nin başbakanı ve başkomutanı ve ayrıca çeşitli devlet makamları sahibi Bilge Tonyukuk’un en önemli vasfı, ilk yazar-düşünür olmasıdır. Biz bu sayede Türk…

Tonyukuk, Jeopolitik ve Saha

Tonyukuk, anlatısı ile dilde derin izler bırakmıştır. Söz varlığı ise son derece zengindir. Dildeki izlerin yanısıra sahada da bırakılan izler söz konusudur. Bu izleri…

Türk Jeopolitiği

Bir eser başlığı olarak ilk kez Kaşgarlı Mahmut’un Divan’ı Lügati’t Türk (1074) adlı sözlüğünde kullanılan Türk kavramı ardından geçen uzun yüzyıllar boyunca kavram olarak…

Asya Su Jeopolitiğimiz

Harita: Bozkır ve Su Kuşağı (sarı bant)   ********************* Kuzey Stepleri Su Kuşağı Türkistan Su Kuşağı Güney Sibirya Su Kuşağı ******************** Asya Tipi Üretim Tarzı ATÜT vb. tarzlarda sağlı sollu ideolojik…

21.Yüzyıl Türk Jeopolitiği: Güney Sibirya Türkistan Su Kuşağı – Arktik Okyanusu (Kuzey Buz Denizi) Etkileşimi

Anahtar Kelimeler: Güney Sibirya. Türk Jeopolitiği. Arktik Okyanusu. Su Kuşağı. Altaylar. Güney Sibirya bölgesi tarihin en erken devirlerinden itibaren insanlık için bir cazibe merkezi olmuştur….

Dilpolitik Kavramı

Tespitler: Jeo Politik: Kendimiz için kullanılmamaktadır, Atlantik güçlerinin karakol devletleri ( Yunanistan, İsrail) üzerinden JP gücümüz eritilmekte, işlevsiz hale getirilmektedir. Ekonomi Politik: Faiz ve…

TÜRK DENİZCİLİĞİNDE STRATEJİK BİR ÜRÜN: T Ü R K   K E N E V İ R İ

Ana Kavramlar: Kenevir. Deniz. Osmanlı. Türkistan. Nehi.r Yol. Göl. Bozkır. Halat KENEVİRİN KÖKEN COĞRAFYALARI: TÜRKİSTAN SU KUŞAĞI ve KENEVİRİN TÜRK DENİZCİLİĞİ AÇISINDAN ÖNEMİ Kenevirin kökeni Orta…

Dil, Tarih, Coğrafya: Kutadgu Bilig

Sulak Alanlar Atatürk, 1935 yılında dil, tarih ve coğrafya ( zihin, zaman, zemin) fakültesini bizzat kendi isimlendirmesi ile kurdurarak Türkiye Cumhuriyeti için çok önemli bir…

Türk Denizcilik tarihinde Hamit Naci Özdeş Paneli ve Lütfi Müfit Özdeş…

Denizler dalgalıdır doğası gereği, cesur yürekler için ise fikri sörf zamanlarıdır. Hürriyet sadece strateji ile inşa edilir. Hamit Naci Özdeş toplantısından çıkarttığım “ Tonyukuk: Strateji ve…

Malta Konferansı

Malta Çarşısı, Fatih, 26 Mart 2020 Yalta şablonu tam bir maymuncuk, ama karşıtı olan Malta şablonunu da Türkiye inisiyatif olarak kendisi oluşturabilecek mi, bu önemli…

ABD’nin Çin’e karşı Turan kartı

Nisan 1997 Çin Seddi’nde 1.10.2024 ÖZ ABD, Yeşil Kuşak teorisini terkederek, İran’ı da Türkistan kapsamına alıp dönüştürerek Rumeli’den Çin Seddine Türk Kuşağı’nı Çin’e kama gibi saplamanın peşinde. Eşzamanlı…

Büyük Güçler ile Büyük Oyun ve Türkiye-Türkistan

4-11 Şubat 1945’de gerçekleşen Yalta Konferansı için bir araya gelen üç lider: Churchill (Britanya), Roosevelt (ABD) ve Stalin (Rusya) 19. yüzyılda Büyük Oyun’un aktörleri olan…