2023
Bilgelik üzerine Aynur Muslu ile. Bakırköy. 1 Kasım 2023
Şiir söyleşisi. Bakırköy Sakatlar Derneği. 1 Kasım 2023
Latin Amerika. Bakırköy Sakatlar Derneği. 1 Kasım 2023
2025
Şiir Toplantısı, Bakırköy Sakatlar Derneği. 29 Kasım 2025
Bilgelik üzerine Aynur Muslu ile. Bakırköy. 1 Kasım 2023
Şiir söyleşisi. Bakırköy Sakatlar Derneği. 1 Kasım 2023
Latin Amerika. Bakırköy Sakatlar Derneği. 1 Kasım 2023
Şiir Toplantısı, Bakırköy Sakatlar Derneği. 29 Kasım 2025
Hilmi Yavuz ile 17 Ekim 2023 Küçükçekmece. Cennet-Kultur-Ve- Sanat Merkezi-
Hilmi Yavuz ile 17 Ekim 2023 aş Küçükçekmece. Cennet-Kultur-Ve- Sanat Merkezi-
Şiir Söyleşisi. Bakırköy Sakatlar Derneği. 1 Kasım 2023
Mehmet Uhri Sahaf Taşlık Kahve Şiir Toplantısı. 19 Kasım 2024
Levendname Şiirler. Akademia Edu CE0 27 Haziran 2025
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 20 Kasım 2025
Mimar Sinan GSÜ Şiir 20 Kasım 2025
Şiir Paneli Avrasya Bir Vakfı ASAM. 4 Ekim 2025
Şiir Anma Toplantısı. 19 Şubat 2025. Avrasya Bir Vakfı ASAM
Foto şiirler yazıt şiirler yazın geçmişi 13 Ocak 2026
Göz Gönül Şiiri 13 Ocak 2026
Nihat Özdal 12 Ocak 2026. TRT Radyo
Dünyanın iki süper gücü ABD ve Çin hegemonyalarını farklı yöntemlerle pekiştirmeye çalışmaktadırlar. ABD özellikle lobiler ve dolarizasyon üzerinden bu gücü ikinci Dünya Savaşı’ndan sonraki 80 yıllık dönemde bir kalıp haline getirmişken, Çin ise Mao‘nun ölümünün ardından 1978 yılından beri uyguladığı 50 yıllık plan üzerinden hegemonyasını tesis etmişti.
Burada, ayrıca Türkiye’nin siyasi ve entelektüel elitlerinin pek de ayırdında olmadığı bir bölgedir Doğu Asya, çünkü o bölgeyi Uzakdoğu olarak adlandırmaktadırlar ki bu İngiltere’nin kavramıdır, İngilizler için orası uzaktır ama Türkler için tarihte binlerce yıl savaştığı ilişkiler geliştirdiği ticaret yaptığı komşusudur Çin.
Çin, öncelikle Hong Kong, Makao ve Tayvan ile birlikte bir Büyük Çin teşkil etmektedir. İkinci olarak Asya bölgesindeki hakim kültür Çin kültürüdür, bölge ülkelerindeki yazı sistemleri Japonya ve Kore dahil Çin karakter alfabesinden esinlenmiştir.
Üçüncü olarak ise 600 milyon nüfusa sahip olan güneydoğu Asya ülkeler grubunda (ASEAN) bu ülkelerin ekonomilerinde hakim olan 19. yüzyıl içerisinde Çin ana karasından buradaki on ülkeye göçmiş olan Çinlilerdir ve ASEAN ülkelerinin, güneydoğu Asya ülkelerinin ekonomileri bu yerli Çinli nüfus tarafından kontrol edilmektedir ve neticede Çin halk cumhuriyeti söz konusu güneydoğu Asya ülkeleri ile serbest ticaret bölgesi oluşturmuştur.
Mukayeseli üstünlükler kuramı gereği bu ülkeler Çin’e kendilerinde bol miktarda bulunan doğal kaynakları ham maddeleri ihraç ederken, Çin bu malzemeler ile ölçek ekonomisi kapsamında küresel talep için ürünler üretmekte ve ASEAN ülkelerine de ihracatını yapmaktadır. Bu durumda Büyük Çin ülkeleri grubu ülkeleri ile ASEAN ülkeleri arasında müthiş bir işbirliği dinamosu çalışmaktadır.
Asya’daki kültürel entegrasyon ve benzerlik ise aslında suni bir kıta olan Avrupa kıtasında bulunmamaktadır. Şimdi buradan dönüp baktığımızda Avrupa kendi kültürünün sınırdaş olduğu Rusya ve Türkiye’den tamamen farklı olduğu gerekçesiyle bu ülkelerle iktisadi birlik entegrasyon girişiminde ve talebinde bulunmamakta aksine hegemonik yaklaşımı gereği Türkiye ve Rusya’ya karşı hasmane ve dışlayıcı tutumlar sergilemektedir.
Türkiye ise güneydoğu Asya ülkeleri tecrübesini maalesef içselleştirmemiş olduğundan ötürü, kendi komşusu olan güneydoğu Avrupa ülkeleri yani Balkanlar ile (ki kültürel yapılarda büyük benzerlikler söz konusudur) birlik girişiminde Atatürk dönemi hariç bulunmamıştır demek ki dersini de almamıştır.
Aynı şekilde Türkistan ülkeleri ile de aynı kültür yapısında olmasına karşın bir iş birliği, bir iktisadi birlik girişiminde bulunamamaktadır ve bu ülkelerin toplam dünyadan yaptıkları toplam ithalatın ancak %5 kadarı Türkiye tarafından karşılanmaktadır.
Sonuç olarak ABD siyasi kültür ve sistemi lobilerin oluşturduğu baskı grupları tarafından kendi halkının menfaatleri hilafına işletilirken ki bu lobiler iktisadi sektörler itibari ile mesela silah lobisi, teknoloji lobisi ve benzeri olabilir iken Avrupa’da kendi içindeki ülkelerin birbirleriyle olan çelişkilere ve jeolojik sığlıklar nedeniyle hayali bir kıta olarak hayali bir dünyada yaşamakta ve komşulara olan Türkiye ve Rusya’yı dışlamaktadır.
Çin ise bölgesinde Asya’da hasımları olan ülkeler ile dahi bir iktisadi birlik ve ticaret bölgesi (RCEP) oluşturmaktan geri durmamıştır.
BOĞAZİÇİ DENİZ KÜLTÜRÜ
DENİZ VE SU SEYAHATNAMESİ SÖYLEŞİLERİM
Ulvi Sezer Prof Boğaziçi Platformu 31 Ara 2024
Mehmet Uhri 18 Aralık 2024 Boğaziçi Platformu
Boğaziçi Platformu 16 Aralık 2024
POYRAZ MAVİ VATAN (2024)
Sinan Kahyaoğlu Boğaziçi Platformu 20 Ocak 2025
Semih Güneri Prof 2 Mayıs 2025. Boğaziçi Platformu
Yusuf Halaçoğlu ile 3 Ekim 2025 Boğaziçi Platformu
Denizcilik Stratejileri 12 Ağustos 2025
Poyraz Mavi Vatan. Demiryolları
Dr Mustafa Korçak Boğaziçi Platformu 26 Ocak 2026
Semih Güneri 12 Ocak 2026 Boğaziçi Platformu 12 Ocak 2026
Atatürk Tarih Tezi ve Türk Denizcilik Doktrini 3 Mayıs 2026
İlker Meşe ile Karadeniz Vapuru Seyahatnamesi (1926). 6 Temmuz 2026
Levent Ağaoğlu. Türk ve Deniz Konferansı. Türk ve Deniz Konferansı. 21 Ekim 2024
Denizcilik-Rahmi Koç-Sanayi- Muzesi-20-Eylul- 2024
Cem Gürdeniz Mecidiyeköy 24 Kasım 2024
Cem Gürdeniz Denizcilik Rahmi M. Koç Sanayi Müzesi 20 Eyl 2024
Cem Gürdeniz 13 Ekim 2024 13 Eki 2024
Cem Gürdeniz Koç Müzesi 20 Aralık 2024
Denizcilik Rahmi M. Koç Sanayi Müzesi 20 Eylül 2024
Oylum Öktem 1 Kasım 2024 1 Kasım 2024
Fahri Işık Koç Müzesi 13 Ekim 2024
Fahri Işık Koç Müzesi 13 Ekim 2024
Müfit Özdeş Anma Toplantısı 20 Aralık 2024
Selim Ramazanoğlu. Çektirmeler, Koç Müzesi. 16 Aralık 2025
Cem Gürdeniz Kırmızı Kedi Pera 13 Şubat 2025
Cem Gürdeniz Rahmi M. Koç Sanayi Müze 18 Mart 2025
Mert Bayat Cem Gürdeniz 13 Mayıs 2026
Rahmi M. Koç Müzesi Cem Gürdeniz: Nejdet Uran Hakkında. 5 Mayıs 2026
Mete Göktuğ 14 Haziran 2025




Mete Göktuğ Beyoğlu Belediyesi 28 Eylül 2025


Mete Göktuğ 18 Ocak 2026. Taşlık Sahaf. Ataköy
3BEBA875-BC52-4DAC-B857-DCE2FC68DBBD
NATO
Pergelin merkezi ne yazık ki halen kıyılarımızın olmadığı Atlantik. 9 Temmuz’da ilk neticelerini almaya başlarız. METO şeklinde güneye (Arabistan, Mısır, Libya) doğru esnetileceğiz. Ankara merkezli olsa idik doğumuzda Türkistan, batımızda Akdeniz Havzası ile kanatlanırdık. Heyhat!
ABD PENTAGON /MISIR OCTAGON lojistiği
Boğazlar ve Kanallar jeopolitiği
RABITA (Kenan Evren)
Pazarı gümrük birliği ile ve insan hareketliliği, vizeler ile Türklere sınırlanan Avrupa Birliği’nin savaş örgütü NATO’nun kanadı olmaya devam.
Tek kanatla uçmak olur mu.
Kuş kanadı
Kalem olsa
Yazılmaz derdim
2001 krizinden sonra getirilen sömürge valisi Kemal Derviş’in Düyunu Umumiye sistemi kesintisiz olarak devam etmektedir. DU sistemi geçmişte 1881-1954 Osmanlı borçları ödenene kadar 3 x 25 yıl devam ettirilmişti.
Lozan’ın bedeli Londra bankerleri tarafından tahsil edilerek ödetilmeye devam edilecektir.
Birinci çeyrek (2001-2026) henüz tamamlanmaktadır. Daha 2 çeyrek asırlar vardır önümüzde.
Çin ise başka bir oyunu 2 çeyrek asırda (1978-2028) kurgulamış ve dünya liderliğine oturmuştur.
Saltanat zihinlerimizde lağv edilememiş demek ki..
Osmanlı hanedanının savaşlarla mahvettiği Türkler şimdi de NATO’nun dayatacağı silahlanma harcamaları ile birlikte İhvan ideolojisinin halkı fakirleştirerek kendisine kul köle etme zihniyetinin esirleri olarak daha da mahvolacaklardır.
Nato Liderleri mehter marşı ile karşılandı. Çin’de İmparatorluk askerlerinin bu tarz karşılamalarda kullanılması devlet felsefe ve ciddiyetine aykırı. Devrimi başarıp Çin Halk Cumhuriyetini kuran Halkın Kurtuluş Ordusu PLA var iken hele.
Bizde ise Türk Ordusu kavramı bile 1960 darbecisi Alparslan Türkeş tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri TSK olarak değiştirilmişti. Darbe metnini Türkeş radyolardan Türk Silahlı Kuvvetleri olarak okumuştu. ki direkt İngilizceden tercümedir; Armed Forces.
Ordu kavramı ise binlerce yıllıktır. Ordos bozkırlarındaki en az ikibin yıllık Türk-Çin Savaşlarından gelir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun ziyaret ettirilmemesi kötü niyettir.
Çin’de imparatorluk yıkılmış ve imparatorculuk yapan da yoktur. Komünist
Parti kadrolarına dahi sızan CIA organizasyonu Falun Gong (FG) örgütü de yok edilmiştir; oradaydım.
Elbette biz cumhuriyetiz ama bir ayağımız ampüte; monarşiye, birinci meşrutiyete meyleden. Çin ise 1911 de cumhuriyet iken 1949 da halk cumhuriyetine dönüşmüştü. Farklıyız ama Çin kendi devlet ideolojisinden sapmaz iken biz çıkmaz sokak ve rejimlere sapmakta kararlıyız.
Türk Silahlı Kuvvetleri
Türk Ordusu kesinlikle daha güzel ve doğru 1949’daki askerî teşkilat reformunu hazırlayan Genelkurmay ve Millî Savunma Bakanlığı bürokrasisi ile başlıyor olmalı bu kullanım. İnönü’nün Amerika özentisi. Maalesef. Rejimimizi kuran karşı devrimci. Onun teslimiyet çizgisi devam ediyor.
İlk yazılı metnimiz olan Bilge Tonyukuk Yazıtında “düşündüm” ifadesinin yer aldığı satırlar. 5. 6. 22. 24.
Düşünmeyi öğrenmek adına bu satırların yer aldığı yazıtını okumalı ve nasıl akıl yürüttüğü üzerinde düşünmeli.




Atatürkten Referanslar: Fikir ve Düşünce
Düşüncesizsiniz.
86 milyonun nöronları ekosistem değil de egosistem mimarisinde olduğundan bağlantı kuramıyor.
Kişi eğer anlamıyor da anlatmaya özellikle de kendisini anlatmaya çalışıyor ise düşüncesizdir, düşünmeyi öğrenemeyecektir.
Bu durumda iki kelimeyi birleştirerek okumak lazımdır; Düşüncesizsiniz.
Fakat anmak anlamında muhteşemiz. Durmadan geçmişteki birtakım kişi ve olayları anıyoruz. Bu ise otomatik bir refleks. Düşünmek ise otomatik refleksin dışında bir anlama sürecidir, özellikle de dinlediğini anlamı dolayısıyla karşındakini anlama.
Anlamak
Düşünmek etkileşimli bir süreçtir ve ilk adımı da dinlemek ve dinlediğini anlamak ile başlamaktadır. İşte bizim düşünemememiz, düşüncesizliğimiz daha ilk adımda başlamaktadır. Çünkü dinlemiyoruz ve dolayısıyla da anlamıyoruz.
Düşünmeyi öğrenmek. Nasıl?
Önem sırasına göre sıralama..
1. Sesin ve Sözün Gücü;
Dinlemek + Konuşmak
Zaman: 100 bin yıl
2. Gözün Gücü
Görmek+ Bakmak
Zaman: 150 bin yıl
3. Yazının Güçü
Yazmak + Okumak
Zaman: 5 bin yıl
Not: Madde 1 ile başlandıktan sonra gerisi kolaydır..
1. Düşüncesizsiniz
2. Düşünce Sizsiniz
Bakalım 2.şıkka ne zaman geçeceğiz.
İpin ucunu harika bir noktadan yakalamışsınız.
Ortamda:
Soru yok sorun var.
Çözüm önerisi yok şikayet var sadece.
Ekosistem değil egosistem.
Netice: Düşünme engelli topluluklar.
Düşün/me
Düşün/ce
Düşün/ür
Hakkında yazdığım 100 yazının linkidir
Soru sormaktır düşünmek.
Bilgi bizde yarışmaya konu edildiği için yanlış formatlanmıştır; bilgelik değil ama bilgiçlik üretir sadece.
Muhakeme
“Muhakeme ahlâkı, düşüncenin vicdanıdır.” Rubil Gökdemir
Türk edebiyatının çok büyük bir edebiyat olmasının nedeni Türkçenin bir muhakeme (ve ayrıca matematik) dili olması ile ilgilidir.
Buna rağmen düşünce üretilememesi Türkleri atomize topluluklara dönüştürmüştür.
İNCİRLİK ANTİK KENTİ ( SKYEA )
Araştırmacıların genel kabulüne göre:
* Sykae (Sykai), Haliç’in kuzey kıyısında, bugünkü Galata–Azapkapı–Karaköy hattına yakın bir Megara yerleşmesi olarak değerlendirilmektedir.
* Yerleşme, Haliç’in doğal ve korunaklı koylarından yararlanan küçük bir iskele ve ticaret limanı niteliğindeydi.
* İlk dönemde ahşap iskeleler, kıyıya çekilen tekneler, taş temelli depo yapıları ve savunma amaçlı hafif surlar bulunmuş olabileceği düşünülmektedir.
* Megaralı kolonistler, burayı hem balıkçılık hem de Karadeniz ticaretine açılan doğal bir durak olarak kullanmışlardır.
İSTANBUL’UN ANTİK LİMANI İNCİRLİK (PERŞEMBE PAZARI) KONUŞMACI:…




MÖ 7. YÜZYILDA MEGARALILARIN KURDUĞU “SYCAE” YA DA “SYKAI” ADLI KENTİN TÜRKÇE ADI.


Eski Yunanlılar, Osman Karatay
Ne yazık ki, Atatürk’ün Dünya ölçeğinde kavram olarak zihinlerimize ikram ettiği “büyük Türk milleti” kavramı neden Türklerin yaşadığı kıtasal coğrafyaları kapsayacak şekilde Türk milliyetçilerine mefkure olmadı?
Bugünkü Türkçeyle metin şu şekilde ifade edilebilir:
“Efendiler! Bu insanlık dünyasında en az yüz milyonu aşan nüfusa sahip büyük bir Türk milleti vardır. Bu milletin yeryüzüne yayılmış olduğu genişlik ne kadar büyükse, tarih içindeki derinliği de o kadar büyüktür.”
Anlamını biraz daha akıcı ve günümüz Türkçesine uygun biçimde ifade etmek gerekirse:
“Efendiler! İnsanlık dünyasında nüfusu yüz milyonu aşan büyük bir Türk milleti vardır. Bu millet yalnızca yeryüzüne geniş bir coğrafyaya yayılmış değildir; aynı zamanda tarihin derinliklerine uzanan köklü bir geçmişe de sahiptir.”
Kelime karşılıkları:
Dünya-yı beşeriyet → İnsanlık dünyası
Asgari → En az
Mütecaviz → Aşan, geçen
Mürekkep → Oluşan, meydana gelen
Millet-i azîme → Büyük millet
Saha-i arz → Yeryüzü, dünya coğrafyası
Vüsat → Genişlik
Nisbetinde → Oranında, ölçüsünde
Saha-i tarih → Tarih alanı, tarih sahnesi
Derinlik → Köklülük, geçmişin derinliği
Bu cümle, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1 Kasım 1922’de, saltanatın kaldırılması görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, Türk milletini yalnızca o günkü Türkiye sınırlarıyla değil, tarihî ve coğrafi bakımdan çok daha geniş bir topluluk olarak değerlendirdiğini ifade eden dikkat çekici sözlerinden biridir.
Türk Milleti kavramı saltanatın yerine ikame edilmişken, hem bu kavram parça pinçik edilecek hem de ben Kasım 1922 öncesi saltanat dönemine mi dönüş yapacağız?
Milliyetçi düşünürlerimizin sözlüğünde Türk milleti sadece Türkiye ile sınırlı bir kavram.
Atatürk’ün ise Dünya Türklüğünü Büyük Türk Milleti olarak tanımlaması muhteşem.
Milliyetçi düşünürlerimiz ise halen Stalin’in Türkleri parçalamak için icat ettiği Kazak Türkmen Tatar Kırgız falan diye sloganlar üretiyorlar. Acı.
Ne yazık ki, Atatürk’ün Dünya ölçeğinde kavram olarak zihinlerimize ikram ettiği büyük Türk milleti kavramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi sözlüğünden, anayasasından dahi silinmek isteniyor. Amerika ve NATO’nun Ankara’daki gölgesi izinde nasıl da planlanıyor.
Elbette 1000 yıllık hanedan ve saltanat tortusunun yüzyıl içinde Cumhuriyet düşünce ve ideali ile ortadan kaldırılması mümkün değil. Bu tarz rezonanslar herhalde Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında da söz konusu olacak.
