Home Blog Page 48

82. Vilayetimiz “Kıbrıs ve Adalar Denizi Vilayeti” olmalıdır

Harita: Osmanlı Vilayetleri 1899 ve Adalar Denizi Vilayeti
Haritada Kıbrıs’ın üzerinde Archipelago Vilayet yazıyor. Tüm turuncular bu Adalar Denizi Vilayeti. Çanakkale (Biga) Midilli Adalar Rodos Girit Kıbrıs.
Demek Osmanlı, Akdeniz’e bir bütün olarak, Adalar Denizi olarak bakmış. Adaları da Çanakkale vilayeti ile irtibatlandırmış. Stratejik bir bakış. ÖNEMLİ.

 

Gelibolu yarımadası, Edirne vilayetine ait.

82. Vilayetimiz “Kıbrıs ve Adalar Denizi Vilayeti” olmalıdır tezimi youtube videosunda dile getirdim. (tıklayın)

Hatay Cumhuriyeti’nin 1939 yılında ana vatan topraklarına katılmasının ardından, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de aynı süreci yaşaması beklenmektedir. 50 yıllık tecrübenin gösterdiği yegane ve apaçık gerçek bu şekildedir.

Doğu Akdeniz’deki stratejik konumu ile Kıbrıs adasının, bir süre sınırlaması olmaksızın kendi şahsi ikbal ve saltanatı için Abdülhamid tarafından İngiltere’ye kiralamasının bedelini İmparatorluk Birinci Dünya Savaşı ile birlikte 1914 yılında ödemiş ve Kıbrıs adası İngiltere tarafından işgal edilmiştir.

Yüzyıl  süreli bir kira sözleşmesi ile Hong Kong’un sınırlı bir toprak parçasını kiralayan İngiltere 1997 yılında sürenin tamamlanmasını takiben Hong Kong’un tamamını, kendisine ait olan kısımlarını da Çin’e devretmek zorunda kalmıştı.

En güneyimizdeki bir vilayet konumu ile Kıbrıs hem Afrin hattına doğru olan konumu ile birlikte Suriye sınırındaki tehditlerin bertaraf edilmesinde ve hem de Doğu Akdeniz’deki stratejik konumu ve Adalar Denizi’ndeki adalarımızı ve Yunanistan tarafından işgal edilmiş ve anlaşmalara aykırı olarak silahlandırılmış adaları vilayet bünyesinde dahil ediyor olması ile birlikte denizdeki bir savunma hattı özelliğini öne çıkartacaktır. 

Bu durumda Saros Körfezi’nden İskenderun Körfezi’ne kadar olan hat boyunca ülkemizin denizlerdeki haklarının müdafaa edilmesi ve Libya ile olan münhasır ekonomik bölgenin hayatiyetinin sağlanması anlamında emperyalizmin karakol devletleri olan Yunanistan ve İsrail’e denizlerden set çekilmesi anlamında stratejik bir görev ifa edecektir. Kıbrıs Harekatımızın 50.yılının bize gösterdiği net mesaj bu şekilde algılanmalıdır.

Kıbrıs barış harekatımızın ardından bir sene sonra 1975, 20 Temmuz’unda Ege Ordusu kurulmuş olması rağmen ki bu Ordu NATO dışındadır, Yunanistan’ın Adalar Denizi’ndeki sinsi sinsi kazanımlarına, siyaset adamlarımızın aymazlıkları neticesinde, karşı konulamamıştır.

Bu durumda 82. vilayetin Adalar Denizi’ndeki ve Doğu Akdeniz’deki haklarımızın savunulması açısından caydırıcılığı önem kazanmaktadır. 

Emperyalizmin karakol devleti Yunanistan’ın işlevi, AB ve ABD’yi yani batıyı temsilen Türkiye’nin haklarına adım adım el konulmasıdır, bu sebeple ABD harekatın ardından Türkiye’ye ambargo uygulamış, 12 Eylül darbe rejimine Yunanistan’ın NATO üyeliğini dikte ettirmiş ve kendi kurguladığı bir yapı olan Avrupa Birliği ise Kıbrıs Rum kesimini bünyesine alarak birliğin doğu Akdeniz’e doğru genişlemesi sağlanmıştır.

Türkiye ise göçmenlerin Avrupa’ya intikalinin engellendiği bir tampon devlet konumuna düşürülmüştür. Çünkü tampon olarak kullanarak göçmenlerin Avrupa’ya erişimini engelleyen Avrupa Birliği diğer yandan Kıbrıs adasının güneyini kullanarak kendisine doğu Akdeniz’de zamanında Osmanlı İmparatorluğu’na ait olan bir toprak parçası edinmiş ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girişine bu şekilde de “gözünün üstünde kaşın var” tarzında suni bir engelleme icat etmiştir.

Buradan çıkarılacak stratejik ders ise Türkiye’nin Akdeniz havzasında kendi birliğini oluşturacak adımları bir an evvel ivedilikle atmasının gerekliliğidir. 

Bu anlamda da bir savunma hattı teşkil edecek olan 82. vilayetin Kıbrıs merkezli olarak tesis edilmesi, bir zamanlar teröre karşı yapılandırılan olağanüstü hal bölge Valiliği’nin bu kez de 82. vilayet nezdinde oluşturulması neticesinde hayati önem kazanmaktadır.

 

İlave Kaynaklar: 

Hezarfen Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN ÖZGEÇMİŞ (2024)

Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN
ÖZGEÇMİŞ (2024)

(Bilim Adamı, Beyin Cerrahı, Düşünür, Edib, Şâir, Güftekâr, Mûsıkîşinas, Teolog, Flozof, Hattat)

(ÖZ GEÇMİŞ)
İsmâil Hakkı AYDIN, MD, FCNS, IFAANS, FICA Medical Doctor, Fellow of the Congress of Neurological Surgeons (FCNS), International Fellow of the American Association of Neurological Surgeons IFAANS,

İsmail Hakkı Aydın, 11 Şubat, 1954 yılında Trabzon’da doğdu. İlkokulu Maçka’da, Orta ve Lise tahsilini Trabzon’da tamamladı. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra, Beyin Cerrahisi Kürsüsünde asistanlığa başladı. Bilahare İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Kürsüsü’nde ihtisasına devam ettikten sonra, Zürich Üniversitesi Nöroşirürji Kliniği’nde, Prof. Dr. Mahmut Gazi Yaşargil’in yanında, Beyin Cerrahisi İhtisas Tezini ve mikronöroşirürji çalışmalarını tamamladı. Zürich Mikronöroşirürji Araştırma Merkezi’nde, Instraktör olarak görev yaptı ve aynı zamanda, serebro-vasküler mikro-cerrahi alanlarında araştırmalarda bulundu.

1984 Yılı sonunda yurda dönerek, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Anabilim Dalı Başkanlığı’na atandı.

1985’de, Türkiye’de ilk olarak, “Ameliyatları Uzaktan Eşzamanlı İzleme, Kapalı Devre Televizyon ve Kayıt Sistemi”ni ve Mikronöroşirurji Araştırma Laboratuarını kurdu.

1988’de, beyin-damar tıkanıklıklarının operasyonlarında kullanılan ve dünyada ilk defa kendi adı ile literatüre geçen yeni bir ameliyat tekniği geliştirmesi sebebi ile, 1990 yılında TÜBİTAK ödülü aldı ve zamanın Cumhurbaşkanı tarafından taltif edildi.

Beyin kanamaları ve anevrizmaların cerrahi tedavisinde yaptığı uluslararası araştırma ve katkılarından dolayı, 1991 yılında, A.B.D.de, Congress of Neurological Surgeons’un INTERNATIONAL FELLOW’u ve F.C.N.S. unvanı ile ödüllendirildi.

Aynı yıl, REKTÖRLÜK ve DEKANLIK tarafından da ödüllendirilen Dr. Aydın, 1992’de TÜRK NÖROŞİRÜRJİ ARAŞTIRMA ÖDÜLÜ’nü kazandı. Yine aynı yıl, Avrupa Strok Bilim Konseyi’ne seçildi. Amerika Strok Konseyi’nce kendisine ULUSLARARASI BİLİM ADAMI ve F.I.C.A. PAYESİ verildi.

1992, 1993, 1994 ve 1995 yıllarında A.B.D. NÖROŞİRÜRJİDE SÜREKLİ TIP EĞİTİMİ KREDİ ÖDÜLLERİ’ni aldı. Ayrıca 1993’de, A.B.D. deki, Beyin Tümörleri Konseyi, Cerebrovascular Surgery Section ve diğer birçok bilimsel ve idarî kurul üyelikleri yanında, Congress of Neurological Surgeons’un ULUSLARARASI YÖNETİM KURULUNA seçilerek, bu kurula giren ilk Türk ve ilk Müslüman bilim adamı oldu.

Davetli konferansçı olarak, birçok uluslararası toplantıya katılan ve bilimsel dergilerin yayın kurullarında yer alan Prof. Aydın, New York Bilimler Akademisi’nin Aktif, AANS’un International üyesi ve 1994 yılı Uluslararası Skull Base Cerrahisi Kongresinin RESMİ LECTURER’i olup, ayrıca 1995’de CNS’in Uluslararası Bilim Konseyine seçilmiştir.

1996 yılında A.B.D.’de çok yüksek kredi ile Nöroşirürjide Sürekli Eğitim Ödülü’nü aldı.

1997 de yaptığı bir araştırması nedeni ile, bir Uluslararası Nöroşirürji dergisine kapak oldu.

1999’da Türk Nöroşirürji Ödülü aldı. ABD Beyin Cerrahisi Birliği (CNS) tarafından 2000 yılı Uluslararası Konferansçısı seçildi. Yurtdışında ve ülkemizde, değişik kurum ve kuruluşlarca birçok kez takdir edildi, ödüllendirildi.

2001 yılında Hindistan’da, Dünya Bilimine katkıları sebebi ile, KRİSTAL KÜRE ile taltif edildi.

2004 yılında Pakistan Beyin Cerrahisi Kongresine ŞEREF KONUĞU olarak katıldı ve çeşitli konferanslar verdi, ve burada kendisine, “ANNUAL AWAR 2004” takdim edildi.

Ayrıca, A.B.D., Japonya, İsviçre, Almanya, Fransa, Rusya ve İngiltere’nin yanında, Dünyanın hemen her ülkesinde, değişik zamanlarda araştırmalarda bulundu, davetli olarak konferans ve dersler verdi, eğitici ameliyatlar yaptı.

2015 de American Association of Neurological Surgeons (AANS) tarafından kendisine “Ömür Boyu IFAANS” ünvanı verildi.

2022 ve 2023 yıllarında Felsefe alanında “Altın Kalem” ve “Altın Yazar” ödülleri de alan Prof. Dr. Aydın, 2023 yılında, İran İslam Cumhuriyeti tarafından, İran-Fars Edebiyatına katkılarından dolayı taltif edildi.

Uluslararası düzeyde, yerli ve yabancı 200’ü aşkın bilimsel çalışması olan Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın bugüne kadar birçok doktor, beyin cerrahı, doçent ve profesör yetiştirmiş, dünyanın önde gelen bilim adamlarınca, yurt dışında gerek kitaplarda ve gerekse makalelerde bir çok kez, kaynak olarak gösterilmiş, geliştirdiği cerrahî teknikler klasik kitaplarda yer almıştır.

Türkiye, Sinir Sistemi Cerrahisi Derneği Eski Başkanı, ABD Congress of Neurological Surgeons’un (CNS) Uluslararası Büyükelçisi ve Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Anabilim Dalı Emekli Başkanı olan ve ilmiye sınıfı bir aileden gelen Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, ismini taşıdığı dedesi, zamanın büyük âlim, müderris ve mutasavvıflarından Hacı Hafız İsmail Hakkı Efendi’den, yirmi yıl müddetle Kur’an-ı Kerim, Arapça, Farsça, Osmanlı Türkçesi, Kelam, Fıkıh, Tefsir, Hadis, Tasavvuf, Belagat, Hitabet, Felsefe, Mantık, Musıki ve Edebiyat, Babası Müftü Halit Aydın’dan Hat, Tahrir, İslam Hukuku, Usûl, Latince ve Fransızca, Hafız Ali Haydar Özak’tan Kıraat, Abbas Hacıefendioğlu’ndan Kelâm, Hasan Çavuşoğlu’ndan Fıkıh, Mustafa Kaygusuz’dan Tefsir, Ali Kemal Saran’dan Hadis ve Tahir Karagöz’den Mûsıkî dersleri aldı. Bu süre zarfında, aynı zamanda, ilk, orta, lise, Yüksek İslâm Enstitüsü ve Tıp Fakültesindeki eğitimini sürdürdü.

Nöroşirurji, nörokuantoloji, nöroteknoloji, holografik beyin, beyinlerarası iletişim ağı(wbw) ve nörofilozofi yanında, ağırlıklı olarak şiir, hat, klasik Türk musikisi, karikatür, musiki felsefesi, edebiyat ve teoloji alanları olmak üzere, güzel sanatlar ile ilgilendi, yazılar yazdı, konferans ve dersler verdi, televizyon programları yaptı. Çeşitli gazete ve dergilerde makale, yorum, eleştiri ve şiirleri yayınlandı. Halen haftalık bir gazetede, “Nörofilozofi” isimli köşesinde düzenli olarak makaleleri yayımlanmaktadır.

1991 yılında Suz-i Dilara,

2000 yılında Aşk,

2002’de Vuslat, 2010’da Nefes,

2013’de Hicran ve

2014’de de Ya Hayy! adlı şiir kitapları neşredildi.

Nöroflozofik makalelerinden meydana gelen “Rabbim Beni Doktorlardan Koru!” isimli kitabı 2013 yılında,

2015

“Ah Bu Doktorlar!” 2015 de,

2016

  • “Beynin Şifresi” ve “Öfke Kontrolü ve Motivasyon” ise (Can Hikmet Değirmenci ile birlikte) 2016 da yayımlandı.
  • Televizyon konuşmalarından derlenen “Beyin Fırtınası” isimli kitabı yine 2016’da yayımlandı.

2017

  • “Ah Bu Hastalar!” ve “Bir Beyin Cerrahının Anıları”, 2017 de,

2018

  • “Beyin Sizsiniz” “Aforizmalar”,
  • Ah Bu İnsanlar”,
  • “Rubâiyyât-ı Bircis”,
  • “Yapay Zeka” (Can Hikmet Değirmenci ile birlikte) ve
  • “Düşünce Sizsiniz”(Levent Ağaoğlu ile birlikte) isimli kitapları 2018 de,

2019

  • “Beyin Tanrısal Bir Parçacık”( Can Hikmet Değirmenci ile birlikte) 2019 da ve

2020

  • “Beyin Sizsiniz 2, WBW.”,
  • “Beyin Sizsiniz 3.0 İnsanlığın Geleceği”,
  • “Güfteden BESTEYE”,
  • “Aforizmalar 2”,
  • “Aforizmalar 3” 2020’de,

2021

  • “Biyografisine Sığmayan Adam” ve
  • “Aforizmalar 4” de 2021’de,

2022

  • “Aforizmalar 5”,
  • “İnsan 3.0 Yeni İnsan Arketip”,
  • “Beyin Sizsiniz 4.0 Kuantik Çağ”,
  • “Beyin Sizsiniz 5.0 Metaverse,
  • Holistik Çağ”,
  • Felsefe Dalında Altın Kalem ödülü alan “…Ve Tanrı Beyni Yarattı” ve
  • Altın Yazar ödülü alan “Frekansa Büründüm Beyin Diye Göründüm” isimli kitapları 2022’de,

2023’de de

  • “Vecizelerim”,
  • İnsan Endişeli Bir Damla Hem Parçacık Hem Dalga”,
  • Abdulkadir Cüneyt Aydın ve Ahmet Bircis Aydın ile birlikte yazdıkları “Yaşam 5.0 Kuantik Düşünce Sarmalı” ve
  • “Felsefe Karada Yüzme Denizde Yürüme Sanatıdır”,

2024’de de

  • “Bir Âlimin Not Defteri” ve
  • “Kâinat Beyne Küçük, Nöron Kâinata Büyük”

adlı eserleri neşredilerek okuyucuları ile buluşmuştur.

Güfteleri:

Kendisinin edebî ve sanatsal yönleri hususunda ilmî makaleler ve tezler neşredilen, edebiyat otoritelerinin ifadesi ile, geliştirdiği kendine has şiir ve modern rubâi formunda, aruz vezninin yanında heceyi de kullanan Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın’ın 200’ü aşkın güftesi, Dr. Yılmaz Karakoyunlu, Mustafa Fatih Salgar, Osman Erol Ünal, Amir Ateş, Salih Suphi Soner, Osman Nuri Özpekel, Prof. Dr. Gülçin Yahya Kaçar, Mehmet Kemiksiz, Yeşim Altınel Çoban, Prof. Dr. Adnan Çoban, Bekir Ünlüataer, Sebahattin Çevik, Bora Uymaz, Murat Türkmen, Nurullah Ejder, Ahmet Ünal, Hüseyin Erbay, Dilber Kılıçaslan, Hüseyin Samet Talaş, Prof. Dr. Kubilay Kolukırık, Şaban Keşkeş, Cüneyt Bayraktar, Ahmed Şahin Ak, Dr. Mustafa Uyan ve Salih Bora tarafından bestelenerek, musıki dünyası ve TRT repertuarlarında yerini almıştır.

1461 yılından itibaren devam eden, ilmiye sınıfı bir soydan gelen İsmail Hakkı Aydın, evli, üç çocuk (Prof. Dr. Abdülkadir Cüneyt Aydın, Sûz-i Dilârâ Canan Doğan, Fatma Merve Korucuk) babası ve sekiz torun (Ahmed Bircis Aydın, Emine Rayyan Aydın, Nazmiye Efnân Aydın, Vuslat Betül Doğan, Fatma Nur Doğan, Saliha Dilârâ Korucuk, Serrâ Rânâ Korucuk, Mina Korucuk) dedesi olup, Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce bilmektedir.
———————

İsmail Hakkı AYDIN Undergraduate Honors, Academic Awards and Prizes:

  • Turkish Science Scholarship 1972
  • Ataturk University Scholarship for I.U. 1981
  • Postgraduate Research Scholarship 1984
  • Turkish Scientific and Technical Research
  • Authority (TUBITAK) Award 1990
  • University Science Prize 1991
  • Medical School Science Prize 1991
  • Medical Chamber Award 1991
  • F.I.C.A. (USA) 1991
  • Turkish Neurosurgery Publication Prize 1992
  • CME Credit (U.S.A.) 1992
  • Maderland Party Award 1993
  • International Fellow of Stroke Councile (USA) 1993
  • CME Credit (U.S.A.) 1993
  • Deanery Award of Medical School 1994
  • The Artist Card of Turkish Culture Ministery 1994
  • Gratitude plaque of AANS (U.S.A.) 1994
  • CME Credit (U.S.A.) 1994
  • Golden Scalpel (U.S.A.) 1994
  • Active Member of NYAS (U.S.A.) 1994
  • Deanery Award of Medical School 1995
  • CME Credit (U.S.A.) 1995
  • AANS and CNS Education Committee (USA)
  • Continuing Education Award in Neurosurgery 1996
  • Cover Article (Cover Scientist) in MIN (Germany) 1997
  • Outstanding Achievement Award of the 20th Century, IBC, England, 1997
  • D.D.G.(International Biographical Centre) England, 1998
  • Presidential Seal of Honor, (ABI)
  • The American Biographical Institute, USA, 1998
  • Turkish Neurosurgical Society Award,1999
  • International Ambassador of CNS (USA), 1999
  • International Lecturer of CNS (USA), 2000
  • Crystal Sphere, Mumbai, 2001, INDIA
  • ABMYO, Plaquet, Istanbul 2001
  • Annual Award 2004, Karachi, 2004
  • Harvey Cushing Lecturer, Karachi, 2004
  • ABMYO, Plaquet, Istanbul, 2005
  • The Society of Nervous System Surgery, Plaquet, Istanbul, 2006
  • Classic Turkish Music Award, 2010, Istanbul, TURKEY
  • Honour Plaquet, Gazi University, 2011. Ankara, TURKEY
  • Gratitude Plaquet. The Union of Municipalities of Marmara. 2013, Istanbul, TURKEY
  • Classic Turkish Music Plaquet. 2014. Istanbul, TURKEY
  • Turkish Culture and Literature Honour. Presidency of Turkish Republic. 2014. Ankara, TURKEY
  • The Society of Nervous System Surgery Award, 2015, TURKEY
  • The Honorific Degree IFAANS, American Association of Neurological Surgeons (AANS), 2015, USA
  • Turkish Neurosurgical Society Award, 2016, TURKEY
  • Classic Turkish Music, Lyricist Plaquet, 2017, Istanbul, TURKEY
  • Turkish Honour Award, 2017 İstanbul, TURKEY
  • Gratitute Plaquet, ATSEF, Zürich University, 2017, Zürich, SWİTZERLAND
  • Phylosophy Award 2022, Istanbul, TURKEY
  • Persian Literature, Culture and Art Award. 2023. Iran Islamic Republic
  • Golden Writer Award 2013, İstanbul, TÜRKİYE
  • Golden Neurosurgeon Award 2024, World Health Awards. İstanbul, TÜRKİYE.

YOUTUBE Videoları

 

Harezm: Köne Ürgenç (Türkmenistan) ve Ürgenç (Özbekistan)

Atalarım acaba KöneÜrgenç’limiydi yoksa Ürgenç’limiydi.

KöneÜrgenç daha sonra Ürgenç’e taşınmış.

Ürgenç Özbekistan’da

KöneÜrgenç Türkmenistanda

Hive Ürgenç Biruni
Hepsi Harzemli
İlim bilim bileşkesi

 

Tarihî bölgeler:

  • Horasan (A),
  • Maveraünnehir (B) ve
  • Harezm (C)

Harezmşahlar kimdir
[email protected]
Doçent GÜLSEREN FERMANOĞLU Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı

 


Anamın akrabaları Üsküp Makedonya 1950

Hafif çekik Özbek gözler

Çıkık elmacık kemiği yanaklar.

 

Harezm

Harezm, günümüzde Özbekistan topraklarının Harezm vilayetini ve Türkmenistan topraklarının Daşoğuz vilayetini kapsamaktadır, özellikle de Harezm’in bilinen başkenti Ürgenç şehri Türkmenistan’ın Daşoguz vilayetinin günümüz tabiri ile Köhne Ürgenç topraklarında yer almaktadır.

Harezm, Orta Asya tarihinin önemli siyasi ve kültürel merkezlerinden biridir ve eskiden, şu anki durumundan daha geniş topraklara sahip olduğu bilinmektedir. Bu topraklarda hüküm süren hükümdarlar Hârizmşahlar olarak anılmaktadır ve bilinen 4 hanedanın hükümdarlığına ev sahipliği yapmıştır.

Harezm’in başkenti 995 senelerine kadar Kât şehri olmuştur, fakat Sâmânîlerin (819-999) desteği ile Harezm’e hâkim olarak tayin edilen Me’munoğulları hanedanı, tarihi milattan öncesine dayanan Afrigoğulları hanedanına son vererek Harezm’in başkentini ilk defa Ürgenc’e taşımaktadır.

Ürgenç şehri tarihi kaynaklarda Gürgenç olarak da bilinmektedir ve 1645 senelerine kadar Harezm’in başkenti konumundadır. Bu tarihler sonrasında Ürgenç şehri harabe vaziyetinde olup, Hive yakınlarında bir şehir kurulmuş ve yeni şehre Ürgenç adı verilmiştir. Bu sebepten ötürü de eski Ürgenç toprakları, bu topraklarda yaşayan nüfusun dili ile “Köhne Ürgenç” olarak ifade edilmektedir. Köhneürgenç,
Türkmenistan’ın Daşoguz vilayetinin en önemli tarihi ve ticaret merkezlerinden biridir ve günümüzde bile Harezmşahlar olarak hitap edilen Me’mûnoğulları, Altuntşoğulları, Anuşteğinoğulları dönemlerine ait mimarı eserlere veya izlerine dek gelmek mümkündür.

Ürgenç, İpek Yolu üzerinde yer alan bir şehir olması nedeniyle tarihi Harezm tarihi ile uyumlu bir şekilde milattan öncesine dayanmaktadır ve Harezm’in önemli ticaret merkezlerinden biri olduğuna dair bilgiler mevcuttur. Ürgenç şehrinin en parlak dönemlerinden birisi Me’munoğulları hanedanının (995-1017) hâkimiyetine aittir.

Ürgenç şehri bu dönemlerde İslam ve dünya tarihine damgasını vuran âlimlerin bir araya geldiği önemli bilim merkezi halini almıştır. Bu bilim merkezi ilerde “Me’mun Akademisi” olarak hatırlanmaktadır. Bu akademi, dönemin bilim uzmanları olan Birunî ile İbin Sinâ’nın da bir araya geldiği ve kısa bir süre (4-5 sene) birlikte ilmî faaliyetlerde bulundukları, birbirleri ile fikir ve görüşlerini paylaştıkları dönem olarak tarihte iz bırakmıştır.

Me’munoğulları hanedanı ve hanedanın ev sahipliğinde faaliyette bulunan Me’mun Akademisi 1017’de Gazneli Mahmud’un istilası sonucunda son bulmuş ve burada bulunan âlimlerin bir kısmı Birunî başta olmak üzere Gazne’ye götürülmüştür. Fakat bu akademinin tarihi ehemmiyeti hiçbir zaman önemini kaybetmemiş, Harezm ve başkenti Ürgenç şehrinin kültür ve sosyal tarihine ciddi bir itibar kazandırmıştır. Bu bildiride esas amaç
Harezm ve Ürgenç’in eski çağlardan itibaren tarihini kısaca açıklamak ve genel olarak Me’mun Akademisi konusu üzerinde durmaktır.

Özellikle de Me’mûn Akademisi ve burada faaliyet gösteren âlimlerin biyografisi, eserlerinin detaylı bir şekilde incelenmesi ve birbirleri ile karşılaştırılması ve aynı döneme ait olanlarının tespitinin yapılması, akademide görev alan âlimlerin birbirleri ile irtibatlarının araştırılması, bu akademinin önemini daha açık bir şekilde ortaya koyacaktır. Bu akademi Harezm tarihinin incisidir, İbn Sina, Bîrunî, İbn Irâk gibi daha birçok meşhur
Türk ve İslam âliminin bir araya gelmesine olanak sağlamıştır. Birçok âlimin ilmi faaliyetlerinde ve fikir alışverişinde bulunmalarına maddi ve manevi desteklerde bulunmuştur. Burada çalışan her bir âlime Harezmşah Me’mûnoğulları tarafından ayrıca maaş bağlanmıştır. Bu akademi, Gazneli Mahmud’un istilasına kadar âlimler mekânı olarak ayrıcalık elde etmiştir.

Arazgul Rejepova  HAREZM’İN BAŞKENTİ ÜRGENÇ VE ME’MUN AKADEMİSİ (1005-1017)

 

Harezmli düşünürler hangi şehirlerde doğmuşlardır

Harezmli düşünürlerin doğum şehirleri hakkında kesin bilgiler her zaman net değildir. Tarihi kayıtlarda tutarsızlıklar ve eksiklikler olabilir.

Ancak, mevcut bilgilere dayanarak, bazı önemli Harezmli düşünürlerin doğum şehirleri şunlardır:

Matematikçiler:

  • Muhammed bin Musa el-Harezmî (780-850): Harezm şehrinde doğduğu düşünülmektedir.
  • Beruni (973-1051): Kath (bugünkü Özbekistan’da) şehrinde doğmuştur.
  • El-Kâzânî (1180-1242): Gürganc (bugünkü Türkmenistan’da) şehrinde doğmuştur.

Filozoflar:

  • Farabi (870-950): Otrar (bugünkü Kazakistan’da) şehrinde doğmuştur.
  • İbn Sina (980-1037): Buhara (bugünkü Özbekistan’da) şehrinde doğmuştur.
  • Süreya Onur (1274-1313): Harezm şehrinde doğduğu düşünülmektedir.

Diğer Düşünürler:

  • Biruni (973-1051): Kath (bugünkü Özbekistan’da) şehrinde doğmuştur.
  • Cezzar (925-990): Rey (bugünkü İran’da) şehrinde doğmuştur.
  • Ebû Reyhan Birûnî (973-1051): Kath (bugünkü Özbekistan’da) şehrinde doğmuştur.

Bunlar sadece birkaç örnektir. Harezm’in geniş coğrafyası ve tarihi boyunca birçok önemli şehir ve kasaba, yetenekli düşünürlerin doğduğu yer olmuştur.

Doğum şehirleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için, her bir düşünürün biyografisini araştırmanız ve güvenilir kaynaklara başvurmanız önemlidir.

Not: Bu bilgiler, mevcut araştırmalara dayanmaktadır. Gelecekteki araştırmalar, doğum şehirleri hakkında yeni bilgiler ortaya çıkarabilir.

Türk-İslâm Şehri Gürgenç ve Moğol İstilasındaki AkıbetiAbdylla Orazsahedov

 

Türk Dil ve Lehçeleri Haritası

 

 

Mehmet Ölmez
@mehmetolmeztr
Üçü bir arada:
1) Türk dillerinin dağılımını gösterir harita
2) Ana Türkçeden bugüne Türk dillerini ve dil gruplarını gösterir şema
3) Türk dil ve lehçelerinin listesi
Not: Azeri Türkçesi –> Azerbaycan Türkçesi

1878 Felaketi

1878 yılı Rusya’nın batılı güçler tarafından Türkiye’nin doğusundaki Kars vilayetine ve batısındaki Bulgaristan‘a bizzat saldırtıldığı ve nihayetinde Rusların İstanbul’a girdiği ve ardından 1912 Balkan Savaşı’nı ve 1914 Birinci Dünya Savaşı’nın tetikleyerek Osmanlı İmparatorluğu’nun ortadan kaldırıldığı talihsiz bir yıldır.

Devamında Meşrutiyet ortadan kaldırılmış, Türkiye’de 33 yıl süren bir istibdat dönemi yaşanmış, sürekli topraklar kaybedilmiş,  Adriyatik Denizine olan kıyılarımız elimizden çıkmış, Kars bölgesi 40 yıllık Rus işgaline uğratılmış, Kıbrıs İngilizlere güya kiralanarak elimizden çıkarılması süreci başlatılmış ve bu sayede İngiltere’nin Hindistan yolu açılmış, Batum da Ruslara teslim edilerek Osmanlı İmparatorluğu perişan olmuştu.

Aslında bu İngiltere’nin başarıyla neticelendirdiği bir oyun planının başlangıcı olup, neticede hem Osmanlı imparatorluğu hem de Rus Çarlığı ortadan kalkmıştı. Neticede, İngiltere 1923 Lozan görüşmeleri esnasında karşımıza Hindistan imparatoru olarak oturmuştur.

Türkiye, Cumhuriyet ile birlikte 1923 yılında her ne kadar bağımsızlığını kazanmış olsa bile artık büyük bir güç değildir ve ikinci Dünya Savaşı’nın ardından ABD, İngiltere, Rusya’nın Yalta konferansındaki paylaşımları neticesinde Türkiye örtülü Amerikan işgaline uğratılmış ve büyük güç olmaktan yoksun kalmanın bedeli çok ağır olmuştur. Türkiye’nin II. Dünya Savaşı sonrası ABD’ye yanaşmasıyla tam bağımsızlığımızı yitirmeye başladık. ABD ile 1947’de Truman, 1948’de Marshall ve 27 Aralık 1949’da eğitim anlaşmaları imzalandı. Bu anlaşmalar, öncelikle ekonomik alanda dışa bağımlılığı getirdi.

1878’de Rus askerleri tarafından işgale uğratılan İstanbul, ardından esas gizli aktör İngiltere tarafından beş yıl süreyle işgal edilmiştir.

1878 felaketi ile birlikte Rumeli ve Anadolu’da eşzamanlı olarak başlatılan Rusya’nın işgal hareketleri neticesinde Osmanlı’nın Avrupa’da ve Kafkasya’da kolu kanadı kırılmıştır. Esas aktör olan İngiltere’nin 1878’de Rusya’yı Osmanlı Türkiye’sine saldırtmasının ardından 30 yıl sonra, bu kez de Yunanistan’ı Anadolu’ya saldırtmış ve fakat 1878 felaketinden üç yıl sonra doğan Atatürk’ün stratejik liderliği sayesinde Rusya ile ittifak yapılarak Yunanistan Anadolu’dan ve patronu İngiltere ise İstanbul’dan kovulmuştur.

Demek ki önemli olan dövünmek şikayet etmek ağlamak değil fakat stratejik düşünmek, uygulamak ve çökmekte olan Osmanlıya bulaşan büyük güçler arası da denge politikası izlemek acziyetinin terkedilerek,  yeniden büyük güç olma yolunda mücadele etmektir. 

İşgalci Rus askerleri o sandal ve kayıklardan indirmek için İngilizlere 1878 de Kıbrıs’ı sözde kiraya vermiştik. 1914 de kiracılar adayı işgal ettiler sonra da bizden gitti.

İstanbul için korkutucu günler yaşatan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı döneminden bir kare. Yeşilköy’e kadar gelen Rus Ordusu Küçükçekmece’de. Benzer açı ile 2018 yılında aynı yere bakış.

1878 de Kıbrıs’ın İngiltere’ye kiraya verilmesinden buyana Atlantik-Avrasya dengesindeyiz.
1878-1945 arası İngiltere-Rusya dengesine oturan Türkiye, Yalta sonrasında Amerika’ya devredildi, 3 kıtaya yayılmışlık, bir alt bölgeye indirgendi. Pusulamız, 1878 İngiliz-Rus dengesi. Ayestafanos 1878 Dengesi
The Turks in India kitabı 1879 yılında basılmış. The Hindu gazetesinin kuruluş tarihi de 1878.

Yeşilköy. Eski adıyla Ayastefanos. 1204 de İstanbul’un Haçlılar tarafından istilasında, Haçlı Ordusu Kumandanlarının ilk ayak bastıkları yer. 1878 yılının Şubat ayında 40.000 kişilik Rus Ordusunun geldiği köy. II. Abülhamit’in tahttan indirilip sürgüne  gönderilmesi kararının alındığı yer.

Filibe 1878 Büyükdedem. Büyükdedem İsmail Kosoğlu, Ustina köyü Pazarcık, Filibe. Çatık kaşlı, yörük cepkenli, başlıklı, çoraplı, Ağa duruşlu. Rodop yamacındaki Ustina köyünde iken tütün ve gülyağlarını Rodop köylerine satarmış. Büyükdedem, Rumeli yörüğü İsmail Aga, Tatarpazarcık, 1870’li yıllar. Yörük kıyafeti ile.

Rumeli’nde ne kaldı? 1878’de Bulgar geldi büyükdedemin altınlarına el koydu; çıldırdı.

Rus askerleri Küçükçekmece Mimar Sinan Köprüsünde 1878. 93 Harbi

Mutemet Sokak, Fatih

Fâtih,  Mutemet Sokak, 1961. Bülent Ağaoğlu-Levent Ağaoğlu ikizler. Hafızamdaki çocukluğum ve ellerimle tuttuğum umut balonları.

Küçük Bey’in
 
Payitahttayım
Fâtih’te
Mutemet Sokak
Evlâd-ı Fâtihân
 
Büyük Atalar
Küçük çocuk
Kütüklerde Levent
Yüreklerde Levkoşe
 
Anasının Kuzusu
Ataların Kızıl Elma’sı
                                                              
Ellerde balonlar
Küçük beyinde
Büyük düşler
 
Mutemet’in
Dik sokağında
Lapa lapa karlar
Hayallerde
Çocukları sevindiren
Büyükler
Hediye ambalajında
Haki yeşili kızaklar
 
Sokakta yollar
Arnavut Kaldırımlar
Yürünecek
Aşınacak
 
Yollarda yıllar
Yaşanacak
Gözlerde
Hülyalar, Hayaller
 
29 Eylül 2019
  • Levent Ağaoğlu; Şair-Düşünür. Fâtih, 20 Eylül 1958 doğumlu. Bilgelikle yoğrulmuş Evlâd-ı Fâtihân ana babanın evlâdı olarak Fâtih’te, Vakıf Gureba’da doğdu (1958), “Pâyidâr ol evlâdım” diyen büyüklerinin ellerini öperek Mutemet Sokak’da ve Akşemsettin’de büyüdü. Payitaht bir başka idi. Sultan Fâtih Mehmed’in Tuğrasına nakşettiği tavır ve kararlılıkta olmayı seviyor: Hep daim. Her daim.
  • Anası Makedonya Üsküp, babası Bulgaristan Filibe’den gelmiş Rumelili bir Evlâdı Fâtihân olmak, çocukluğunu Fâtih Camii’nin eteklerindeki Mutemet Sokak’ta yerleşmiş bir aile içinde geçirmiş olmak benim açımdan bütün yaşantımı şekillendiren mühim bir talih ve fırsat olmuştur.
  • Nerelisin diye sorduklarında cevabım hep “Fâtihliyim” olmuştur. Fâtihli hep Hakk’ın peşinden giden, hakkı arayan, hak yedirmeyendir. Fâtih’lilik haksızlığa karşı çıkan, sesini çıkartan, isyan edendir. Fâtihlilik dinleri, dilleri, insanları, cinsleri birbirine eşit olarak görendir. Bütün bu ilkeler Fâtih’in Bosna’daki Katolikler için yazdığı bir fermanda kayıt altına alınmıştır.
Mutemet Sokaklı
Fevzipaşalı
Taşmektepli, Atikalili
Akşemsettin Koyunbabalı
Ali Emîrî Efendi’li
 
7 Temmuz 2018

 

Mutemet Sokak, Fatih

Mutemet Sokak No.19. Doğduğum Ev.

IMG_0386 Video

  • Babamın teyzesinin binasında bodrum katta yedi yıl boyunca oturduk. Oyun oynadığımız bir arka bahçemiz vardı. Dik bir yokuşun olduğu bir sokaktı. Rahmetli halamın beyi Şevki enişte Amerikan Konsolosluğu’nda baş mütercim olarak görevli idi. Amerikan kızağını getirdiydi. Kızağı bize bir sürpriz olarak getirdiğinde kocaman bir paketti. Ne olduğunu bilemediğimizden, “bu ne!” diye sorduyduk merakla. Çok sevinmiştik. Rahmetli Şevki eniştenin hediye kızağıyla biz o dik yokuşta karlı zamanlarda yukardan aşağıya kayıp durduk yıllarca. Mutemet Sokak’ta oturan meşhurlar olarak Erol Büyükburç ve Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Yavuz Kocaömer’i basında okumuştum. Daha sonraları, yazar Müfid Yüksel ve Cem Gürdeniz Amiral’in Mutemet Sokak akrabalarını da kendilerinden dinlemiştim.

 

Babaannemin kızkardeşi Hesna Hanım. Yüreği sevgi ile dolup taşan Cicamız. Mutemet sokaktaki evimizin üst katında otururdu. Beni ve kardeşimi çok severdi. Biz de kendisine Cicianne’yi dilimizin döndüğünce söyleyerek Cica derdik.

Anacığım. Mutemet Sokak’ta evimizin bahçesi. Solda ben, sağda kardeşim Bülent

Mutemet Sokak evimizin giriş kapısı. Solda ben, sağımda kardeşim Bülent.

 

Fâtih Camii, 1960
Levent Ağaoğlu- Bülent Ağaoğlu (İkizler)
Bakkal Nabzi ile

Fâtih Camii ve Fâtih Sultan Mehmet Türbesi,
1958-1965 arasında yaşadığımız Mutemet Sokak’taki
evimize 260 metre uzaklıktaydı.

  • Babamın ayağını fare ısırdı. Yine annemin anlattığı hatıralarıyla, Mutemet sokakta bodrum katında oturuyorduk, tabii nemli, sıhhi olmayan bir ortam, evde fare de bulunabiliyordu, annemin bizler için aşırı hassasiyeti vardı, bir kez de fareler babamın ayağını ısırıyor, 20 gün boyunca tetanoz aşısı oluyor.
  • “Menderesin idamında göbek attılar.” Evet, yine Mutemet Sokaktaki bodrum katında otururken bazı komşular Menderes’in idamı üzerine göbek atıyorlar, annem buna üzüldüğünü, ağladığını defalarca anlatmıştı.
  • Bamya: Amcamın evi Fevzi Paşa caddesinde bize yakın bir yerdi, ben bir ara Mutemet Sokaktaki evimizden çıkıp kendi başıma Amcam ile Muzaffer Yengeye gitmişim, orada evde hiç yemediğim halde bamyayı afiyetle yemiştim. Gülerdik çocukluk işte.
  • Annem Mutemet sokakta ikizlerini gezdirirdi. Annem bizleri çok güzel giydiriyordu, bu fotoğraflara da yansımıştı bizi sürekli gezdirirdi. Sokaklarda tabii ikiz olduğumuz için de sevimli gözüküyorduk, bizi hep severlerdi
  • Çocukluğum 1958-65 yılları arasında Mutemet Sokak’ta geçti yedi yaşıma kadar. Daha sonra şu an Ali Emiri Kültür Merkezi’nin (“o zamanlar bostandı”) karşısında bulunan Akşemsettin Caddesi’nde Vatan Apartmanı’na taşındık, ilkokul birinci sınıfı Fâtih Taşmektep’de daha sonra da Atikali İlkokulu’nda okudum. Fâtih benim kimliğim.
  • Mehmet Akif Ersoy’un doğduğu ev (o zamanlar Sarıgüzel Camii karşısındaydı, günümüzde Balipaşa Caddesinde yerinde bina var, Mutemet Sokağın başlangıcının karşısında)

Anneannem, kardeşi Fuat dayı ile.

  • Levkoşe: Anneannem beni küçükken Lefkoşem diye severdi. Kıbrıs davasının en sıcak olduğu yıllardaki yakıcı özlemin torun sevgisi ile bütünleşmiş hali. Beni iki yaşına kadar Lefkoşe’m olarak sevip okşarken vakitsiz dünyadan göçen Anamın Anacığı, Rumeli Sultanı Feleknaz Funda’nın (1905-1960) müthiş sevgi dolu bir insandı. O zamanlar Kıbrıs olayları da vardı biz küçükken. Makarios’un kötü anlamda “seni gidi Makarios” tarzında çok kullanıldığını gayet iyi hatırlıyorum. Anneannem bizi Orhan dayıya bırakıp annesine acele acele gidermiş, yine bir sefer bizi Orhan dayıya bıraktığında geç gelince de Orhan dayı çok sinirlenmiş… Anlatırlardı.
  • Singer’in sokağı: Fevzipaşa Caddesi’nden Mutemet Sokağa girişte, sol tarafta Singer mağazası vardır ve sokak Singer’in sokağı diye tarif edilirdi. O günün yegâne markası olan Singer dikiş makinaları satılırdı dükkânda.
  • Mutemet evinde oyun kafesi: İkiz kardeşimle birlikte pek yaramaz olduğumuzdan, bize marangozda ahşaptan bir oyun kafesi yapmışlar biz sağa sola uzanmayalım diye. Ama daha sonra birimiz kafesi kaldırır, diğerimiz kafesten dışarı çıkarmışız, birimiz de onun içinde kalırmış öyle.
  • Evin karşısında bakkal vardı. Bodrum katta oturuyorduk. Annem babam 1956 yılında evlendiklerinde 1965 yazına kadar bu evde oturmaya başlamışlar.
  • “Amca alebros”: Sokağımıza çok yakın Akdeniz Caddesi üzerinde Arnavut bir berber vardı. Annem öğretmişti, “amca alebros kes” derdik. Traşımızı Alebros tarzda olurduk ama Alebros ne demek bilmiyorduk.
  • Ayakkabıcı Necmettin: Sokağımızın aşağısında ayakkabı tamircisi Necmettin vardı. Kosovalıydı. Ayakkabılarımızı hep orada tamir ettirirdik. Diplomalı tamirciydi. Duvarda diploması vardı. Zaten eski Yugoslavya doğumlu Rumelililer, hep ayakkabı imalatında bulunuyorlardı. Kendisiyle sohbet ederdik. Sevdiğimiz bir insandı. Yenilerde rahmetli olmuş diye duyduk.

Rumeli Hasreti

Chios Island Greece

by our Senior Correspondent Irfan Benli from Istanbul, Turkey

Cumhuriyet Bayramı Bir Haftalık Milli Bayram ile Kutlanmalıdır

Çin Cumhuriyet Bayramı nedeniyle 1-7 Ekim arası milli bayram nedeniyle tatil idi.

Çin’de en uzun resmi tatil Çin Yeni Yılı ve Çin Cumhuriyet Bayramı zamanında yapılıyor. Yedişer gün resmi tatil yapılan bu iki bayram haricindeki resmi tatillerde üçer gün tatil yapılıyor.

Cumhuriyet bu derece değerlidir.

Hegel felsefesinde devlet

Hegel felsefesinde devlet