Home Blog Page 48

Bilgelerin Seçme/Özlü Sözleri

İngiliz bilgelerinden özlü sözler

  1. “Düşünceler, dünyayı değiştirir.” – William Wordsworth
  2. “Bir insanın en büyük zaferi, kendisini yenmesidir.” – Thomas Carlyle
  3. “Bir insanın inancı, onun düşündüğüdür.” – Oscar Wilde
  4. “Bir insanın değeri, inandıklarının büyüklüğüyle ölçülür.” – Bertrand Russell
  5. “İnsanı çökerten en büyük şey, kendi korkularıdır.” – Samuel Johnson
  6. “Büyük bir başarı, büyük bir risk almayı gerektirir.” – Bill Gates
  7. “Akıl, herhangi bir düşünceyi kabul etmeye hazır olmalıdır, çünkü aklın amacı gerçektir.” – Charles Darwin
  8. “Bir insanın hayatı, umut ettiği şeylerle belirlenir.” – Lewis Carroll
  9. “İyi bir lider, kendi sorumluluğunu ve başkalarının başarılarını paylaşır.” – Winston Churchill
  10. “Bir insanın karakteri, ona verilen görevlerle değil, ondan beklenmeyen zorluklarla ortaya çıkar.” – John Stuart Mill

İngiliz bilgelerinden seçme sözler:

  1. “Bilgelik, bizi karanlıkta aydınlatan bir mum gibidir.” – John Locke
  2. “Gerçek bilgi, kendini bilen insanda yatar.” – John Milton
  3. “Dostluğun mutluluğu, paylaşılan şeylerin artmasıyla büyür.” – Marcus Tullius Cicero
  4. “Zihinler, birlikte düşünmek için bir araya geldiklerinde büyük güçlere sahiptir.” – Alfred North Whitehead
  5. “Eğitim, bir kişinin kendisini düşündürmeyi öğrenmesidir.” – John Stuart Mill
  6. “Sadece gerçek bir dost, sizi en kötü halinizde bile sevebilir.” – William Shakespeare
  7. “Gerçek adalet, kendi çıkarınızı değil, herkesin çıkarını gözetmek demektir.” – Mary Wollstonecraft
  8. “Başarının anahtarı, kendinize inanmak ve çalışmak için gereken özgüveni bulmaktır.” – Virginia Woolf
  9. “Hayatta en önemli şey, kendinize sadık kalmaktır.” – Bertrand Russell
  10. “Bilginin en iyi kullanımı, iyiliği yaymaktır.” – Francis Bacon

Amerikan bilgelerinden seçme sözler

  1. “Özgürlük, yaşamak için risk almayı gerektirir. Güvenlik, esaret demektir.” – Thomas Jefferson
  2. “Bir insan, özgürlüğünü hak etmiyorsa, güvenliği de hak etmez.” – Abraham Lincoln
  3. “Bilginin yayılması, özgürlüğün korunmasının temel şartıdır.” – James Madison
  4. “Hakimiyet kayıtsız şartsız halka aittir.” – John Adams
  5. “Bir toplum, adaleti korumak ve hakları savunmak için yasalarına uymalıdır.” – Alexander Hamilton
  6. “Hiçbir şey yapmak, özgürlüğün korunmasını istemekten daha etkisizdir.” – Benjamin Franklin
  7. “Bir ulus, halkının eğitimine yatırım yapmadığı sürece ilerleyemez.” – Horace Mann
  8. “Birlikte çalışmak, başarıya giden yolda en önemli adımdır.” – Helen Keller
  9. “Dürüstlük, başarı için en önemli değerdir.” – George Washington
  10. “Özgürlük, düşüncelerin ve ifadenin cesaretle savunulduğu yerde yeşerir.” – Rosa Parks

Çin bilgelerinden seçme sözler

  1. “Bin mil yolculuk, tek adımla başlar.” – Laozi
  2. “Gerçek bir zafer, kendini yenebilmektir.” – Confucius
  3. “Düşmanınızı tanımak için önce kendinizi tanıyın.” – Sun Tzu
  4. “Büyük mutluluk, küçük şeyleri takdir etmekle elde edilir.” – Confucius
  5. “Bir işe başlamak için en iyi zaman, on yıl öncesidir. İkinci en iyi zaman ise şimdidir.” – Çin Atasözü
  6. “Sözleriniz düşüncelerinizi yansıtır, düşünceleriniz ise karakterinizi.” – Confucius
  7. “Dünyayı değiştirmek istiyorsanız, önce kendinizi değiştirin.” – Laozi
  8. “Bir çiçeğin güzelliği, zamana karşı dayanıklılığından gelir.” – Confucius
  9. “Gerçek bilgelik, başkalarının hatalarından ders almayı öğrenmektir.” – Confucius
  10. “Bir an için mutlu olmak istiyorsanız, biraz içki için; bir saat mutlu olmak istiyorsanız, biraz uyuyun; bir gün mutlu olmak istiyorsanız, bir arkadaş edinin.” – Çin Atasözü

Hint bilgelerinden seçme sözler

  1. “Kendini bilmek, en yüce bilgidir.” – Upanişadlar
  2. “Güzel düşünceler, güzel eylemlere yol açar.” – Swami Sivananda
  3. “Işık, içimizdeki karanlığı dağıtır.” – Rabindranath Tagore
  4. “Gerçek sevgi, hiçbir beklenti olmadan verilendir.” – Mahatma Gandhi
  5. “Gerçek huzur, iç dünyamızda bulunur.” – Buddha
  6. “Eylemleriniz düşüncelerinizin yansımasıdır.” – Swami Vivekananda
  7. “Bir insanın en büyük zorluğu, kendisiyle olan savaşıdır.” – Bhagavad Gita
  8. “İçsel barış, dünyadaki barışın temelidir.” – Paramahansa Yogananda
  9. “Sevgi, en güçlü iyileştiricidir.” – Mata Amritanandamayi
  10. “Bir insanın doğru yolda yürüdüğünü, başkalarına ışık tuttuğunda anlarsınız.” – Swami Chinmayananda

Rus bilgelerinden seçme sözler

  1. “Bilgelik, zorlukların üstesinden gelmek için cesaret ve sabır gerektirir.” – Fyodor Dostoevsky
  2. “Sanat, hayatın anlamını keşfetmek için en etkili araçtır.” – Leo Tolstoy
  3. “Büyük bir düşünce, büyük bir eylemin başlangıcıdır.” – Vladimir Lenin
  4. “Bir insanın gerçek değeri, başkalarına nasıl hizmet ettiğiyle ölçülür.” – Anton Chekhov
  5. “Güzellik dünyayı kurtaracak şeydir.” – Fyodor Dostoevsky
  6. “Eğer ışığı görmek istiyorsanız, karanlıkta yürümeyi öğrenmelisiniz.” – Ivan Turgenev
  7. “Gerçek bir lider, insanları ileriye taşımak için onlara ilham verendir.” – Mikhail Gorbachev
  8. “Hakikat, en güçlü silahtır.” – Aleksandr Solzhenitsyn
  9. “Bilgi güçtür, ama eylem onun gerçek değerini ortaya çıkarır.” – Lev Tolstoy
  10. “Başarı, düşme yeteneğine sahip olmaktır ve her seferinde ayağa kalkmaktır.” – Konstantin Stanislavski

Alman bilgelerinden seçme sözler

  1. “Düşünce özgürdür ve hiçbir güç onu kontrol edemez.” – Immanuel Kant
  2. “Hayal gücü, bilginin öncülüdür.” – Friedrich Schiller
  3. “Bir insanın karakteri, ona verilen güçle değil, ondan beklenmeyen zorluklarla ortaya çıkar.” – Albert Einstein
  4. “Gerçek bilgi, insanın kendi deneyimiyle elde ettiği bilgidir.” – Johann Wolfgang von Goethe
  5. “Akıl, dünyayı anlamamıza yardımcı olan en büyük güçtür.” – Ludwig van Beethoven
  6. “Mutluluk, gerçek sevgiyi ve kabulü bulmaktır.” – Hermann Hesse
  7. “İç dünyanızdaki huzuru bulduğunuzda, dünya da size huzur sunar.” – Johann Gottfried Herder
  8. “Bilgi, en yüksek erdemdir.” – Friedrich Nietzsche
  9. “Gerçek bir lider, başkalarının potansiyelini ortaya çıkarmaya yardımcı olur.” – Johann Wolfgang von Goethe
  10. “İnsan, düşündüğü şeyleri yaratır.” – Martin Heidegger

Fransız bilgelerinden seçme sözler

  1. “Hayatta anlam aramak, hayatta olmanın anlamıdır.” – Albert Camus
  2. “Bir insanın düşünceleri, onun gerçek varlığıdır.” – René Descartes
  3. “Akıl, insanın en büyük hazinesidir.” – Voltaire
  4. “Bilgi güçtür.” – Francis Bacon
  5. “Eğitim, bir kişinin zihinsel dünyasını güçlendirmek için en iyi araçtır.” – Jean-Jacques Rousseau
  6. “Hayatta ne kadar az şey biliyorsak, o kadar büyük bir alanda uzman olabiliriz.” – Blaise Pascal
  7. “Düşünceler, özgürce ifade edildiğinde en etkili olurlar.” – Jean-Paul Sartre
  8. “Bir insanın aklı, sınırlarını aşabilecek en büyük güçtür.” – Émile Durkheim
  9. “Bir şeyi gerçekleştirmek için önce hayal etmek gerekir.” – Anatole France
  10. “Bir toplum, adaleti ve eşitliği korumak için yasalara saygı göstermelidir.” – Montesquieu

Afrika bilgelerinden seçme sözler

  1. “Birlik, gücümüzün kaynağıdır.” – Kenyan Atasözü
  2. “Bir çocuğun yetişmesi, bir köyün işidir.” – Nijerya Atasözü
  3. “Karanlık bir günde gökyüzüne bakmayı öğren.” – Etiyopya Atasözü
  4. “Umut, sabırla yeşeren bir fidandır.” – Güney Afrika Atasözü
  5. “Suçlu, suçsuzun kabusudur.” – Ganalı Atasözü
  6. “Büyük ağaçlar, küçük tohumlardan büyür.” – Sierra Leone Atasözü
  7. “Sözler, yürekten yüreğe giden köprülerdir.” – Zambiya Atasözü
  8. “İyi bir yol arkadaşı, uzun bir yolculuğu bile keyifli hale getirir.” – Tanzanya Atasözü
  9. “Görmek için gözlerin dışında bakmanı öğren.” – Kamerun Atasözü
  10. “Birlikte çalışarak, sıradan taşları bile dağlar yapabiliriz.” – Ruanda Atasözü

Bu sözler, Afrika bilgelerin düşüncelerini ve felsefelerini yansıtan bazı seçme örneklerdir. Afrika kültüründe atasözleri ve özlü sözler, hikmeti aktarmak ve yaşamı anlamlandırmak için sıkça kullanılmaktadır. Umarım ilham verici olmuşlardır!

İtalyan bilgelerinden seçme sözler

  1. “Hayatı anlamlandırmak için sevgiyle yaşamalıyız.” – Dante Alighieri
  2. “Bir dil, bir insanın dünyasını ifade eder.” – Cesare Pavese
  3. “Hayat, yaşamaya değer olan şeylerle doludur.” – Leonardo da Vinci
  4. “Bilgi, güçtür.” – Francis Bacon (İtalyan asıllı İngiliz bilge)
  5. “Gerçek bilgelik, deneyimden doğar.” – Leonardo da Vinci
  6. “Hayat, yürekten gelen duygularla doludur.” – Giuseppe Verdi
  7. “Bir insanın karakteri, ona verilen güçle değil, zorluklarla nasıl başa çıktığıyla ortaya çıkar.” – Carlo Goldoni
  8. “Sanat, duyguların dilidir.” – Michelangelo
  9. “Kendini keşfetmek, gerçek özgürlüğe giden yoldur.” – Giacomo Leopardi
  10. “Sabır, zaferin anahtarıdır.” – Leonardo da Vinci

İspanyol bilgelerinden seçme sözler

  1. “Gelecek, bugün yaptıklarımıza bağlıdır.” – Miguel de Cervantes
  2. “Eğitim, geleceğin temelidir.” – José Martí
  3. “İyi bir dost, sıkıntılı zamanlarda bile senin yanında olan kişidir.” – Baltasar Gracián
  4. “Gerçek bilgelik, yaşamı anlamlandırmak ve sevgiyi paylaşmaktır.” – Miguel de Unamuno
  5. “Dil, bir milletin ruhunun aynasıdır.” – Miguel de Cervantes
  6. “Bir insanı tanımak istiyorsanız, onun eylemlerine bakın.” – Lope de Vega
  7. “Hayatın en büyük zenginlikleri, basit ve doğal olanlardır.” – Antonio Machado
  8. “Geçmişe sıkı sıkıya bağlı kalırsak, geleceği kaçırırız.” – José Ortega y Gasset
  9. “Her engel, aşılması gereken bir fırsattır.” – Alejandro Jodorowsky
  10. “İnsanlar arasında sevgi, anlayış ve saygı olmadan barış mümkün değildir.” – Federico García Lorca

Portekiz bilgelerinden seçme sözler

  1. “Bilgelik, anlamaktan çok yaşamakla ilgilidir.” – Fernando Pessoa
  2. “Düşlerimiz, hayata anlam katan rehberlerdir.” – José Saramago
  3. “Kendini keşfetmek, gerçek özgürlüğün anahtarıdır.” – Luís de Camões
  4. “Direnç, insanın gücünü ortaya çıkaran bir özelliktir.” – António Lobo Antunes
  5. “Gerçek mutluluk, iç huzurunu bulduğumuzda ortaya çıkar.” – Sophia de Mello Breyner Andresen
  6. “Hayatın anlamı, yaşarken inşa edilir.” – Agustina Bessa-Luís
  7. “Özgürlük, insanın kendini kabul etmesiyle başlar.” – Miguel Torga
  8. “Büyük düşünceler, cesur adımlarla gerçeğe dönüşür.” – Alexandre O’Neill
  9. “Sevgi, kalbimizi dolduran en değerli armağandır.” – Florbela Espanca
  10. “Bir insanın değeri, nasıl davrandığıyla ölçülür.” – Vergílio Ferreira

İran bilgelerinden seçme sözler

  1. “Dünya, bilgi arayışıyla aydınlanır.” – Avicenna (İbn Sina)
  2. “Gerçek bir dost, sıkıntılı zamanlarda bile seninle olan kişidir.” – Rumi (Mevlana)
  3. “Bilgelik, iç huzurun ve anlayışın kaynağıdır.” – Omar Khayyam
  4. “İnsanlar arasındaki en değerli hazine, sevgi ve anlayıştır.” – Saadi Shirazi
  5. “Her yeni gün, yeni bir başlangıç ve fırsattır.” – Hafez
  6. “Bilginin yanında alçakgönüllülük ve anlayış olmalıdır.” – Farid al-Din Attar
  7. “Bir insanın değeri, karakteri ve eylemleriyle belirlenir.” – Ali bin Ebu Talib
  8. “Hayatta en değerli şey, iç huzurunuzdur.” – Shams Tabrizi
  9. “Gerçek zenginlik, kalbinizdeki sevgi ve sahip olduklarınızın değil, sahip olduğunuzdur.” – Rumi (Mevlana)
  10. “Düşünce özgürlüğü, insanın en temel haklarından biridir.” – Abdolkarim Soroush

Afganistan bilgelerinden seçme sözler

  1. “Bir insanın değeri, karakteri ve ahlaki değerleriyle belirlenir.” – Ali Şir Nevai
  2. “Gerçek güç, bilgelik ve adaletle birleştiğinde ortaya çıkar.” – Ahmad Şah Durrani
  3. “Karanlık günlerde bile umudu kaybetmemek önemlidir.” – Rabbani Mahmud
  4. “İnsanlar arasındaki en değerli bağ, sevgi ve saygıdır.” – Rahman Baba
  5. “Eğitim, toplumun ilerlemesinin temelidir.” – Abdul Ali Mazari
  6. “Gerçek özgürlük, iç huzur ve anlayışa sahip olmaktır.” – Amanullah Han
  7. “Bilgi, insanların kendi potansiyellerini keşfetmelerini sağlar.” – Rabia Balkhi
  8. “Hayatta en değerli şey, insan ilişkileri ve dostluktur.” – Khushal Khan Khattak
  9. “Bir insanın değeri, başkalarına yardım etme ve paylaşma yeteneğiyle ölçülür.” – Sayyid Jamaluddin Afghan
  10. “Düşünce ve inanç özgürlüğü, insan haklarının temelidir.” – Malalai Joya

Sırp bilgelerinden seçme sözler

  1. “Bilgelik, hayatın anlamını keşfetmekle başlar.” – Nikola Tesla
  2. “Eğitim, insanın karanlık bir dünyayı aydınlatabileceği anahtardır.” – Dositej Obradović
  3. “Bir insanın değeri, karakteri ve dürüstlüğüyle ölçülür.” – Ivo Andrić
  4. “Gerçek adalet, insanlar arasında eşitlik ve saygı temelinde inşa edilir.” – Vuk Karadžić
  5. “Bilim ve sanat, insanlığın ilerlemesinin temel taşlarıdır.” – Mihailo Petrović Alas
  6. “Sevgi ve hoşgörü, insanların birbirleriyle daha iyi anlaşmalarını sağlar.” – Desanka Maksimović
  7. “Dil, bir milletin kültürünün ve kimliğinin ifadesidir.” – Milovan Đilas
  8. “Hayat, yaşanması gereken bir serüvendir.” – Meša Selimović
  9. “Bir insanın değeri, ne kadar çok başkasına yardım ettiğiyle ölçülür.” – Svetozar Marković
  10. “Bilgi, insanın özgürleşmesinin anahtarıdır.” – Branko Radičević

Arnavut bilgelerinden seçme sözler

  1. “Gerçek güç, bilgi ve eğitimle elde edilir.” – Naim Frashëri
  2. “Bir insanın değeri, karakteri ve dürüstlüğüyle ölçülür.” – Ismail Kadare
  3. “Hayatta en değerli şey, sevgi ve aile bağlarıdır.” – Mother Teresa
  4. “İyi bir insan olmak, toplumun ilerlemesinin temelidir.” – Fan Noli
  5. “Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Ibrahim Rugova
  6. “Bilgi, insanları aydınlatan bir kandildir.” – Faik Konica
  7. “Hoşgörü ve anlayış, insanlar arasında barışın temelidir.” – Lasgush Poradeci
  8. “Bir insanın değeri, başkalarına yardım etme yeteneğiyle ölçülür.” – Avni Rustemi
  9. “Dil, bir milletin kimliğini ve kültürünü yansıtır.” – Gjergj Fishta
  10. “Hayatta en önemli şey, kendin olabilmektir.” – Adem Demaçi

Makedon bilgelerinden seçme sözler

  1. “Gerçek bilgelik, bilgiyle birlikte ahlaki değerleri de içerir.” – Konstantin Miladinov
  2. “Bir insanın değeri, karakteri ve insanlara olan tutumuyla ölçülür.” – Kosta Abrashevich
  3. “Dil, bir milletin kültürünün taşıyıcısıdır.” – Blaze Koneski
  4. “Eğitim, toplumun ilerlemesinin temelidir.” – Kočo Racin
  5. “Bilim ve sanat, insanın ruhunu besleyen kaynaklardır.” – Grigor Prličev
  6. “Hoşgörü ve anlayış, insanların birbirleriyle uyum içinde yaşamasını sağlar.” – Dimitar Miladinov
  7. “Bir insanın değeri, ne kadar çok başkasına yardım ettiğiyle ölçülür.” – Todor Aleksandrov
  8. “Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Kole Nedelkovski
  9. “Bir insanın başarısı, ne kadar çok engeli aşabildiğiyle ölçülür.” – Rajko Žinzifov
  10. “Hayatta en önemli şey, gerçek özgürlüğü ve iç huzuru bulabilmektir.” – Venko Markovski

Yunan bilgelerinden seçme sözler

  1. “Kendini tanı.” – Sokrates
  2. “Bilgi, gerçek özgürlüğün anahtarıdır.” – Epiktetos
  3. “Akıllı insan, kendini yönetebilen insandır.” – Aristoteles
  4. “Dostluk, bir ruhun iki bedende yaşamasıdır.” – Aristoteles
  5. “Bilgelik, kendini bilme yolunda bir adımdır.” – Herakleitos
  6. “Bir insanın değeri, karakteri ve ahlaki değerleriyle ölçülür.” – Platon
  7. “Hayatta en önemli şey, düşüncelerimizi eylemlerimize dönüştürebilmektir.” – Demokritos
  8. “Güzellik, içsel bir aydınlıktır.” – Plotinos
  9. “Gerçek bilgi, sorgulamaya dayalı bilgidir.” – İskenderiyeli Hipatia
  10. “Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Solon

Bulgar bilgelerinden seçme sözler

  1. “Bilgi, insanın en değerli hazinesidir.” – Ivan Vazov
  2. “Dil, bir milletin kimliğini ve kültürünü korur.” – Hristo Botev
  3. “Bir insanın değeri, karakteri ve ahlaki değerleriyle ölçülür.” – Pencho Slaveykov
  4. “Eğitim, toplumun ilerlemesinin temelidir.” – Dimitar Talev
  5. “Gerçek özgürlük, iç huzur ve anlayışa sahip olmaktır.” – Peyo Yavorov
  6. “Hayatta en değerli şey, sevgi ve aile bağlarıdır.” – Nikola Vaptsarov
  7. “Bilim ve sanat, insanların ruhunu besleyen kaynaklardır.” – Ivan Shishmanov
  8. “Bir insanın değeri, başkalarına yardım etme yeteneğiyle ölçülür.” – Zahari Stoyanov
  9. “Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Hristo Smirnenski
  10. “Hayatta en önemli şey, doğru yolu bulmak ve ondan şaşmamaktır.” – Aleko Konstantinov

Romen bilgelerinden seçme sözler

  1. “Bilgelik, hayatın anlamını ve değerini keşfetmekle başlar.” – Mircea Eliade
  2. “Dil, bir milletin kimliğinin ve kültürünün taşıyıcısıdır.” – Mihai Eminescu
  3. “Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Ion Luca Caragiale
  4. “Gerçek güç, bilgi ve erdemle birleştiğinde ortaya çıkar.” – Nicolae Iorga
  5. “Bilim, insanlığın ilerlemesinin temel taşlarından biridir.” – Henri Coandă
  6. “Hayatta en önemli şey, sevdiklerimize zaman ayırmak ve onları anlamaktır.” – Octavian Paler
  7. “Bir insanın değeri, başkalarına yardım etme yeteneğiyle ölçülür.” – Constantin Brâncuși
  8. “Hayatta en değerli şey, iç huzur ve anlayışa sahip olmaktır.” – Lucian Blaga
  9. “İçinde yaşadığımız dünyayı anlamak için önce kendimizi anlamalıyız.” – Emil Cioran
  10. “Bir insanın başarısı, zorlukları aşabilme yeteneğiyle ölçülür.” – Ana Blandiana

Roma imparatorluğu bilgelerinden seçme sözler

Roma İmparatorluğu dönemi birçok önemli düşünür ve bilgeye ev sahipliği yapmıştır. İşte Roma İmparatorluğu bilgelerinden seçme sözler:

  1. “Bilgelik, huzurun ve mutluluğun anahtarıdır.” – Seneca
  2. “İyi bir insan olmak, gerçek bir zaferdir.” – Marcus Aurelius
  3. “Dil, uygarlığın ve iletişimin temelidir.” – Cicero
  4. “Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Justinianus
  5. “Eğitim, toplumun ilerlemesinin temelidir.” – Quintilianus
  6. “Bilim ve sanat, insanlığın ilerlemesinin kaynaklarıdır.” – Plinius the Elder
  7. “Bir insanın değeri, dürüstlüğü ve erdemleriyle ölçülür.” – Epictetus
  8. “Hayatta en değerli şey, iç huzur ve anlayışa sahip olmaktır.” – Lucretius
  9. “Bir insanın başarısı, azim ve kararlılığıyla ölçülür.” – Tacitus
  10. “Hayatta en önemli şey, bilgelikle yaşamaktır.” – Horatius

Kosova bilgelerinden seçme sözler

“Umutsuzluğun ortasında bile umut ışığı olmalıdır.” – Ibrahim Rugova
“Dil, kültürün ve kimliğin taşıyıcısıdır.” – Adem Demaçi
“Gerçek özgürlük, kendi düşüncelerimize sahip olmaktır.” – Fehmi Agani
“Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Xhemajl Mustafa
“Eğitim, toplumun ilerlemesinin temelidir.” – Anton Çetta
“Karanlık günlerde bile umutsuzluğa kapılmadan direnmeliyiz.” – Nexhmije Hoxha
“Bir insanın değeri, karakteri ve insanlara olan tutumuyla ölçülür.” – Rexhep Qosja
“Hayatta en önemli şey, sevgi ve dayanışma içinde birlikte hareket etmektir.” – Azem Shkreli
“Bir insanın başarısı, zorlukları aşma iradesiyle ölçülür.” – Fadil Hoxha
“Hayatta en değerli şey, insanlara yardım etmek ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmektir.” – Lulzim Zhaku

Arnavutluk bilgelerinden seçme sözler

“Dil, bir milletin kimliğinin ve kültürünün taşıyıcısıdır.” – Naim Frashëri
“Bir insanın değeri, karakteri ve ahlaki değerleriyle ölçülür.” – Ismail Kadare
“Eğitim, toplumun ilerlemesinin temelidir.” – Fan Noli
“Bilgi, insanın en değerli hazinesidir.” – Faik Konica
“Gerçek özgürlük, kendi düşüncelerimizi ifade edebilmektir.” – Petro Marko
“Bir insanın başarısı, azmi ve çalışma disipliniyle ölçülür.” – Mother Teresa
“Bilim ve sanat, insanlığın ilerlemesinin kaynaklarıdır.” – Gjergj Fishta
“Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Aleksander Moisiu
“Hayatta en önemli şey, insanların birbirine sevgi ve saygıyla yaklaşmasıdır.” – Eqrem Çabej
“Hayatta en değerli şey, iç huzur ve anlamı bulmaktır.” – Lekë Dukagjini
Bu sözler, Arnavutluk bilgelerinin düşüncelerini ve felsefelerini yansıtan bazı seçme örneklerdir. Umarım ilham verici olmuşlardır!

Irak bilgelerinden seçme sözler

Irak, zengin bir kültürel mirasa ve tarihe sahip olup birçok bilgeye ev sahipliği yapmıştır.

“Bilgi, aydınlık bir zihnin ürünüdür.” – Al-Farabi
“Bilge insan, hatalarından ders çıkaran insandır.” – Ibn Sina
“Adalet, toplumun temel direğidir.” – Al-Mawardi
“Bilim, insanlığın ilerlemesinin anahtarıdır.” – Ibn al-Haytham
“Gerçek özgürlük, iç huzur ve anlayışa sahip olmaktır.” – Ibn Arabi
“Bir insanın değeri, bilgisi ve davranışlarıyla ölçülür.” – Al-Jahiz
“Eğitim, toplumun gelişimi ve ilerlemesi için vazgeçilmezdir.” – Al-Khwarizmi
“Bilgelik, yaşamın anlamını anlamaktır.” – Al-Ghazali
“Hayatta en değerli şey, sevgi ve dayanışma içinde birlikte yaşamaktır.” – Rabia al-Adawiyya
“Bir insanın başarısı, sabır ve azimle ölçülür.” – Ibn Rushd

Mısır bilgelerinden seçme sözler

“Bilgelik, gerçek hazineye ulaşmanın anahtarıdır.” – Ptahhotep
“İnsanın gerçek gücü, bilgiyle donanmış olmasındadır.” – Imhotep
“Adalet, toplumun temel taşıdır.” – Amenemope
“Bilim ve sanat, insanlığın ilerlemesinin kaynaklarıdır.” – Thoth
“Gerçek özgürlük, iç huzur ve dengeye sahip olmaktır.” – Akhenaton
“Bir insanın değeri, kalbindeki iyilikle ölçülür.” – Ani
“Eğitim, insanın ruhunu besleyen bir nimettir.” – Merit-Ptah
“Hayatta en önemli şey, doğruluk ve dürüstlük prensiplerinden sapmamaktır.” – Hesy-Re
“Bilge insan, bilgeliğini başkalarıyla paylaşandır.” – Dedi Djadjaemankh
“Bir insanın başarısı, kendini tanıma ve geliştirme yolunda ilerlemesinde gizlidir.” – Djedefhor

İsrail bilgelerinden seçme sözler

“Bilgelik, korku ve sevgiyle Tanrı’ya saygı duymaktır.” – Süleyman
“Sevgi, insanlar arasında köprüler kurar ve dünyayı daha iyi bir yer yapar.” – Hillel
“Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Maimonides
“Gerçek özgürlük, bilgelik ve erdemle donanmaktır.” – Yehuda Halevi
“Eğitim, toplumun ilerlemesinin temelidir.” – Rabbi Akiva
“Bilim, insanın Tanrı’nın yaratılışının sırlarını keşfetmesinin aracıdır.” – Moses Ben Maimon
“Bir insanın değeri, sevgi ve anlayışla diğer insanlara hizmet etmesiyle ölçülür.” – Baal Shem Tov
“Hayatta en önemli şey, iç huzur ve maneviyatı bulmaktır.” – Nachman of Breslov
“Bir insanın başarısı, sevgi, sabır ve azimle ölçülür.” – Menachem Mendel Schneerson
“Hayatta en değerli şey, bilgelikle yaşamak ve başkalarına yardım etmektir.” – Rabbi Yisrael Salanter

Polonya bilgelerinden seçme sözler

“Gerçek güzellik, içimizdeki iyiliği yansıtmaktır.” – Jan Paweł II (II. John Paul)
“Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Stefan Wyszyński
“Bilim, insanlığın ilerlemesinin anahtarıdır.” – Marie Curie
“Eğitim, toplumun ilerlemesi ve geleceği için vazgeçilmezdir.” – Janusz Korczak
“Bir insanın değeri, sevgi ve empatiyle başkalarına hizmet etmesiyle ölçülür.” – Maximilian Kolbe
“Hayatta en değerli şey, dürüstlük ve sadakattir.” – Lech Wałęsa
“Bilgelik, hayatta doğru kararları verme yeteneğidir.” – Kazimierz Pulaski
“Sevgi, insanları birleştiren ve dünyayı değiştiren güçtür.” – Saint Faustina
“Hayatta en önemli şey, insanların birbirine saygı duyması ve hoşgörülü olmasıdır.” – Tadeusz Reichstein
“Bir insanın başarısı, azim, çalışma ve inançla ölçülür.” – Ignacy Domeyko

İsveç bilgelerinden seçme sözler

“Adalet, toplumun temel taşıdır.” – Gustav II. Adolf
“Bilgi, insanlığın en değerli hazinesidir.” – Carl Linnaeus
“Gerçek özgürlük, iç huzur ve kendi doğrularımızı yaşamaktır.” – Dag Hammarskjöld
“Eğitim, bireylerin ve toplumun ilerlemesinin temelidir.” – Ellen Key
“Bilim ve sanat, hayatımıza anlam ve güzellik katar.” – August Strindberg
“Sevgi, insanların arasında köprüler kurar ve dünyayı değiştirir.” – Raoul Wallenberg
“Bir insanın değeri, sevgi, saygı ve empatiyle ölçülür.” – Selma Lagerlöf
“Hayatta en önemli şey, doğruluk ve dürüstlük ilkelerinden sapmamaktır.” – Carl von Linné
“Bilgelik, yaşamın anlamını keşfetme yolculuğunda derin düşünceyle elde edilir.” – Emanuel Swedenborg
“Bir insanın başarısı, hedeflerine odaklanma ve azimle çalışma iradesinde gizlidir.” – Astrid Lindgren

Fin bilgelerinden seçme sözler

“Gerçek güzellik, iç huzur ve doğanın bütünlüğüdür.” – Eino Leino
“Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Johan Vilhelm Snellman
“Bilim, insanlığın ilerlemesinin anahtarıdır.” – Rolf Nevanlinna
“Eğitim, bireylerin potansiyellerini geliştirmeleri ve topluma katkıda bulunmaları için önemlidir.” – Minna Canth
“Bir insanın değeri, sevgi ve empatiyle başkalarına yardım etmesiyle ölçülür.” – Aleksis Kivi
“Doğa, bize güç ve ilham veren bir öğretmendir.” – Akseli Gallen-Kallela
“Hayatta en değerli şey, dürüstlük ve sadakattir.” – Eero Saarinen
“Sevgi, insanları birleştiren ve dünyayı daha iyi bir yer yapabilen güçtür.” – Tove Jansson
“Hayatta en önemli şey, doğayla uyum içinde yaşamaktır.” – Alvar Aalto
“Bir insanın başarısı, azim, disiplin ve yaratıcılıkla ölçülür.” – Tom of Finland (Touko Valio Laaksonen)

Azerbaycan bilgelerinden seçme sözler

“Bilgi, insanın en büyük servetidir.” – Nizami Ganjavi
“Adalet, toplumun temeli ve düzenin sağlanmasıdır.” – Nasimi
“Gerçek özgürlük, iç huzur ve bağımsız düşünceyle elde edilir.” – Fuzûlî
“Eğitim, bireylerin potansiyellerini keşfetmeleri ve topluma katkıda bulunmaları için vazgeçilmezdir.” – Bakui Rahimov
“Sevgi, insanları birleştiren ve dünyayı dönüştüren güçtür.” – İlyas Efendiyev
“Bilim, insanlığın ilerlemesinin temel taşıdır.” – Yusif Vezir Çemenzeminli
“Hayatta en değerli şey, dürüstlük ve ahlaki değerlere sadık kalmaktır.” – Samed Vurgun
“Bir insanın değeri, başkalarına yardım etme ve sevgiyle hizmet etme yeteneğiyle ölçülür.” – İsa Melikzade
“Hayatta en önemli şey, insanların arasında hoşgörü ve anlayışın egemen olmasıdır.” – Molla Panah Vagif
“Bir insanın başarısı, azim, çalışma ve inançla ölçülür.” – Nezami Aruzi

Özbekistan bilgelerinden seçme sözler

“Bilgelik, iç huzur ve doğru bilgiyle elde edilir.” – Alisher Navoi
“Adalet, insanların eşitlik ve haklarının korunmasıyla sağlanır.” – Zahiriddin Muhammad Babur
“Bilim, insanlığın ilerlemesinin anahtarıdır.” – Muhammad al-Khwarizmi
“Eğitim, toplumun ilerlemesi ve geleceği için vazgeçilmezdir.” – Abdulla Avloniy
“Sevgi, insanları birleştiren ve dünyayı daha iyi bir yer yapabilen güçtür.” – Ali Şir Nevai
“Hayatta en değerli şey, dürüstlük ve insanlık değerlerine sadık kalmaktır.” – Fitrat
“Bilim, insanların bilgiyi araştırma ve keşfetme gücüdür.” – Ulugbek
“İç barış ve hoşgörü, toplumun ilerlemesi ve refahı için önemlidir.” – Mahmud Koshgari
“Hayatta en önemli şey, insanların birbirine saygı duyması ve yardımsever olmasıdır.” – Mirzo Ulugbek
“Bir insanın başarısı, azim, çalışma ve disiplinle ölçülür.” – Ikrom Umarov

Kazak bilgelerinden seçme sözler

Kazakistan, zengin bir tarihe ve kültürel birikime sahip olup birçok önemli bilgeye ev sahipliği yapmıştır. İşte Kazak bilgelerinden seçme sözler:
“Bir insanın değeri, dürüstlük ve erdemli davranışlarla ölçülür.” – Abay Kunanbayev
“Adalet, toplumun temeli ve huzurun sağlanmasıdır.” – Mukhtar Auezov
“Gerçek güzellik, içsel barış ve doğanın bütünlüğüdür.” – Shakarim Kudaiberdiyev
“Eğitim, bireylerin yeteneklerini geliştirmeleri ve topluma faydalı olmaları için vazgeçilmezdir.” – Saken Seifullin
“Sevgi, insanları birleştiren ve dünyayı daha iyi bir yer yapabilen güçtür.” – Zhambyl Zhabayev
“Bilim, insanlığın ilerlemesinin temel taşıdır.” – Mukagali Makatayev
“Hayatta en değerli şey, dürüstlük ve ahlaki değerlere bağlı kalmaktır.” – Olzhas Suleimenov
“Bilgelik, iç huzur ve derin düşünceyle elde edilir.” – Magzhan Zhumabayev
“Hayatta en önemli şey, insanların birbirine saygı duyması ve yardımlaşmasıdır.” – Tolegen Mukhamedzhanov
“Bir insanın başarısı, azim, çalışma ve inançla ölçülür.” – Gabit Musirepov

Tatar bilgelerinden seçme sözler

Tataristan, zengin bir kültürel mirasa sahip olup birçok önemli bilgeye ev sahipliği yapmıştır. İşte Tatar bilgelerinden seçme sözler:

“Bilgelik, iç huzur ve derin düşünceyle elde edilir.” – Ğabdulla Tuqay
“Adalet, toplumun temelidir ve her bireyin eşitlik içinde yaşama hakkını garanti eder.” – Şihabetdin Mardjani
“Eğitim, bireylerin yeteneklerini geliştirme ve potansiyellerini keşfetme aracıdır.” – Musa Cälil
“Sevgi, insanları birleştiren ve dünyaya anlam katan güçtür.” – Ğäliäsen Mämmetğäräyim
“Bilim, insanlığın ilerlemesinin temel taşıdır.” – Ş. M. Fevzi
“Hayatta en değerli şey, dürüstlük ve ahlaki değerlere bağlı kalmaktır.” – Ğäliyäsen Tubay
“Bir insanın değeri, başkalarına yardım etme ve sevgiyle hizmet etme yeteneğiyle ölçülür.” – Fäxriäxit Xäydärov
“Hayatta en önemli şey, hoşgörü ve anlayışla birlikte insanlar arasında barışı sağlamaktır.” – Qayum Nasiri
“Gerçek mutluluk, içsel huzur ve kendi iç yolculuğumuzda bulunur.” – Ämirxän Yıldırım
“Bir insanın başarısı, azim, disiplin ve çalışma iradesiyle ölçülür.” – Räşit Vahitov

Japon bilgelerinden seçme sözler

“Bir günün yarısını gülümseyerek geçirin, geri kalan yarısını da başkalarını mutlu etmek için harcayın.” – Niten Dōraku Miyamoto Musashi
“Hedefe ulaşmak için sadece yavaşça yürüyebilirsiniz, ancak asla geri gitmemelisiniz.” – Hakuin Ekaku
“Düşmanınızın gözünde erdemli olmak, gerçek bir zaferdir.” – Tsunetomo Yamamoto
“Bir insan, başkalarını değiştirmek istiyorsa önce kendisini değiştirmelidir.” – Morihei Ueshiba
“Huzur içinde yaşamak istiyorsanız, dışarıda değil içeride aramalısınız.” – Yoshida Kenkō
“Daima öğrenmeye açık olun, çünkü gerçek bilgelik, sonsuz bir deneyimden doğar.” – Kukai
“Bir çiçek, bahçenin en güzel kısmı değildir; o, kendi olağanüstülüğünü kendi biçiminde taşıyan küçük bir hazine taşıyıcısıdır.” – Kenji Miyazawa
“Sessizliğin içindeki sükûnet, gerçek farkındalığın kaynağıdır.” – Dōgen Zenji
“Yoldaşınıza şüpheyle yaklaşmayın; zira güven dolu bir kalp, en güçlü dostluğun temelidir.” – Saigyō Hōshi
“Büyük mutluluklar küçük şeylerden gelir.” – Masaoka Shiki

Kore bilgelerinden seçme sözler

“Sabır ve azimle, her engeli aşabilirsiniz.” – Sejong the Great
“Karanlıkta bile bir mum yakarak aydınlık yaratabilirsiniz.” – Jeong Mong-ju
“Başarının anahtarı, sürekli çaba göstermektir.” – Yi Sun-sin
“Bir insanın değeri, başkalarına yardım etme kabiliyetiyle ölçülür.” – Kim Sowol
“İç huzur, dışarıdaki koşulların değişmesine bağlı değildir.” – Seoae Yu Chi-gong
“Büyük bir umutla, büyük bir hayal kurun.” – Han Seung-jun
“Gerçek güzellik, içtenlikle gelen bir gülümsemedir.” – Hwang Jin-i
“Bilgi, gücün kaynağıdır; fakat onu uygulamak daha büyük bir güçtür.” – Yi I
“Doğruluk ve dürüstlük, en değerli erdemlerdir.” – An Jung-geun
“Yardımseverlik, insanların birbirine bağlılığını artıran bir iyilik kaynağıdır.” – Yun Sim-deok
Bu sözler, Kore bilgelerinin düşüncelerini ve felsefelerini yansıtan bazı seçme örneklerdir. Umarım ilham verici olmuşlardır!

Pakistan bilgelerinden seçme sözler

Pakistan, zengin bir kültürel mirasa ve tarihe sahip olup birçok önemli bilgeye ev sahipliği yapmıştır. İşte Pakistan bilgelerinden seçme sözler:

“İnsanların eşit haklara ve adaletli bir topluma sahip olması, gerçek bir ilerlemenin temelidir.” – Muhammad Ali Jinnah
“Eğitim, toplumun gelişimi ve ilerlemesi için en güçlü silahtır.” – Abdul Sattar Edhi
“Sevgi ve hoşgörü, insanları birleştiren en güçlü güçlerdir.” – Malala Yousafzai
“Bir insanın değeri, insanlığa yaptığı hizmetle ölçülür.” – Abdus Salam
“Bilim, insanlığın geleceğinin anahtarıdır.” – Pervez Hoodbhoy
“Dil, kültürün koruyucusudur ve insanların birbirlerini anlamalarını sağlar.” – Faiz Ahmed Faiz
“Hayatta en değerli şey, dürüstlük ve ahlaki değerlere bağlı kalmaktır.” – Allama Muhammad Iqbal
“Toplumun ilerlemesi, kadınların güçlendirilmesine bağlıdır.” – Benazir Bhutto

 

Yerli Uçak Üretimi

Levent Ağaoğlu – Halil Bey çok teşekkür ederiz. Ben 19 yaşında 1977 yılında Türk Hava Yollarında Gümüşsuyu Rezervasyon ile çalışma hayatına başlamıştım. İki tane soru sorucağım. Oğuz Kağan’dan gelen misyon gök, çadır, güneş, bayrak misyonunu biz nasıl öldürmüşüz? İkincisi,  D-8  ile ilgili, siz şahsen bunu üzerinize aldığınızı söylediniz. Benim asıl mesleğim ihracattır, D-8’i de çok çok önemserim, yani Nijerya, Mısır, Türkiye, İran, Pakistan, Malezya, Endonezya, Bangladeş 8 tane olduğu gibi. Şimdi bunların 3 tanesi, Türkiye en büyük havaalanına sahip oluyor.

Dünyanın en büyük 10. havayoluna sahip. Endonezya yolcu uçağı üretiyor, Pakistan askeri uçak üretiyor. Şimdi bu 8 ülke nasıl işbirliği yapıyor, neler düşünüyorsunuz. Çünkü D-8 elimine edildi. Faal değil. Özellikle bu havacılık konusunda bir faal olabilirse.. çok önemli, o konuda birşeyler söyleyebilirseniz çok sevinirim. Ayrıca bunun alametifarikası Yalçın Bey’e ait, “Karataş”. Yalçın Bey hep bahseder, “bu melanet adamları, hain adamları biz bir karataşa yazalım” diye. Şimdi bir de aktaşta ki insanlar var Killigil, Demirağ, Hürkuş, Şakir Zumre bunlar bizim aktaşlarımız. Şimdi bunlar eğer Japonya’da olsalardı, bunlar Sumitomo olurdu, Honda olurdu, Toyoto olurdu, Isuzu olurdu. Bu isimlerin hepsi şahıs isimleri, işadamlarının isimleri. Japon devleti diyor ki, “gel bakalım Sumitomo sen küçük bir esnafsın ama ben devlet olarak karar verdim. Seni büyüteceğim, kocaman yapacağım” diyor. Şimdi bizde bu karataşa yazılı adamlar, en tepeleri de var bunların. Hani bahsettiniz Yeşilköy’ü havalimanını adamın elinden aldılar. Önerim, sorum, biz bu karataşı yazalım mı? Bu havacılık sanayiinde bu melanet adamları ismen bilmek istiyoruz. Bunu fasıl havacılıktan açılsın, bu melamet adamlar kimlerdir, bu daire başkanları kimlerdir? Çok teşekkür ediyorum.

Halil Tokel – Türkiye’ye ihanet edenlerin bilinmesi lazım. Ben o kanaatteyim. Çünkü  bu ülkenin düzgün insanlarla, düzgün çalışmayla yapamayacağı bir şey yok. Ama hep şahit olduğumuz gibi Karataş listesindekiler devreye giriyor, sıkıntı çıkarıyor, geciktiriyor, öldürüyor. Bilemediniz ayak oyunlarıyla bizim aklımıza gelmeyen şeytani işler çeviriyorlar. Bunlar oluyor maalesef. Burada belki şunu diyebiliriz, Nuri Demirağ’ın Sivas’taki havaalanına isminin verilmesi iade-i itibar olarak düşünülebilir. Ama yeterli değil, çünkü Türkiye’yi kurtaracak bir işe başlamış, Türkiye’yi kurtarabilecek, çağ atlatacak, sanayileşmiş kılacak işi başlatmış. Birine sadece havaalanı ismi vererek yırtamayız. Onun için mesela ne olabilir, rahmetli Nuri Demirağ’ın birçok çalışması var. Bir tanesi de Teknik ve Ahlak Üniversitesi kuruyor bakın. Önerilerinden bir tanesi de hem İslam ülkelerini bir araya getirme projesi de var hem de bir üniversite Teknik olacak bir de Ahlak olacak ikisini bir araya getirmiş. Pilotlarıyla ilgili talimatları var: “Sigara içmeyeceksiniz, içki içmeyeceksiniz.” Tam bir muhafazakar, müspet, şuurlu bir gençlik, pilotlar bekliyor. Bunların toplumun bütün katmanlarına duyurulması lazım. Haberdar edilmesi lazım. Ben İstanbul Teknik Üniversitesi mezunuyum. Asistanlıkta yaptım. Gümüşsuyu’nu Maslak’a da taşıdık. Fakat bizim bölümü rahmetli Nuri Demirağ’ın kurduğunu kaç sene sonra öğrendim. Yani ben bilemiyorum. Bu öyle bir şey ki, insanların fedakarlık damarlarının öne çıkarılması lazım. Kendinden önce başkalarının öne çıkarılması lazım. Başka türlü toplum gelişemez, herkes serfiş olursa, herkes kendini düşünürse, kendi menfaati herkesten önce gelirse, orada bir toplum olmaz ki zaten.

Böyle bir yapıdan da kalkınmış bir şey çıkmaz. Onun için bu topluma ihanet edenlerin bilinmesi lazım. Mesela bunlardan bir tanesi detayına girmedim ama soru vesilesiyle söyleyeyim. Ahmet Emin Yalman isminde bir gazetecidir. Ahmet Emin Yalman, Selanik kökenli bir dönmedir. Özelliği ne gazeteci. Peki nasıl bir gazeteci? 48’li yıllarda İnönü’ye muhalefet etmiş, Demokrat Parti’yi tutmuş. 50’li yıllarda Demokrat Parti zamanında öteki tarafı tutmuş. Ama esas işi Amerikan Havacılık Sanayilerinin, uçak şirketlerinin Türkiye temsilcisi. Hem mason, hem sabetayist, hem gazeteci. Ahmet Emin Yalman’a bir suikast teşebbüsü oluyor biliyorsunuz, Necip Fazıl’ın rahmetlinin o meseleden dolayı “bir kişi ayağa kalktı, o da amuda kalktı” dediği sözü var. Yani mesele şu, evet bunlar Türkiye’ye faydalı işler yapmadılar, bunlar kendi fikir ve zikir olarak dışarıya bağlı insanlar. Ama hasbel kader bu memleketi yönetmişler. Yönetenleri yönetmişler. Buna müsade edilmemesi lazım. Bu devleti, Türkiye’yi Anadolu’nun kendi insanları yönetmeli.

Bu gizli yöneticilerin aşikar edilmesi şart. Nasıl olabilir? Mesela diziler olabilir, şimdi yeni yeni güzel televizyon dizileri geliyor. Mesela Nuri Demirağı, Hürkuş’u dizi olarak görebiliriz. O dizi içerisinde yapılan ihanetleri, engellemeleri senaryo içerisinde anlatabiliriz. İnsanlar dizi seyrediyor, dolayısıyla böyle bir çözüm olabilir. İkincisi D-8’le olan çalışma şu; bundan bir-bir buçuk ay önce Pakistan’da D-8’in gene o sivil havacılık komitesi, yani sekiz ülkenin sivil havacılık otoritelerinin toplantısına biz Türk Hava Yolları teknik olarak katıldık ve orada bir sunum yaptım. O sunum sırasında üç tane önerim oldu. Bu önerilerin birisi, o sekiz otorite bir araya gelsin tek otorite olsun, aynı Avrupa’daki gibi havacılık otoritesi.  Burada bizim sivil havacılık otoritesi koordine etsin.

Yani bir sene sonra İran’da olacak. Oraya bir çözüm modeliyle gelsin, önersin, desin ki;  o sekiz tane sivil havacılık otoritesi aynı dilden konuşsun, kelimeleri aynı olsun. Birisi bir şeyi onaylarsa, diğerleri otomatik olarak onaylasın. Bu çalışma inşallah sonuçlanır. Bir tanesi ise o sekiz ülkenin havacılık sanayilerini koordine edelim. Kimse talip değil, öneri getiren de yok. Türk Hava Yolları Teknik olarak, biz üstümüze alalım. Biz oraları toplayacağız, dernekleri, daireleri toplayabildiğimiz kadarıyla ve onları tanıştıracağız, bu süreçte  belki fuar organizasyonları olur, gitmeler gelmeler olur. Ne bekliyoruz, şunu bekliyoruz. Belki bizim ihtiyacımız olan bir ürünü orada göreceğiz. Onlarda bizim ürünlerimizi burada görecekler. En azından iki şirket bir şirket kuracak, yeni yatırımlara gidecek. Bu imkanı sağlamamız lazım. Bir üçüncü önerimiz de şu oldu:

Bu sekiz ülkenin uçak bakım şirketlerini bir şemsiye altına alalım. Ve birbirlerine destek olsunlar, parça ihtiyaçlarında, uçak bakım ihtiyaçlarında öncelik sahibi olsunlar diye.  Bir dernek önerisi vardı, o da kabul gördü. Onu da biz koordine edeceğiz. Bunları yapabilsek bir üçüncü konu, biraz önce bahsettiğiniz, bu sekiz ülkedeki bunların çoğu olmayabilir ama Pakistan’dır, İran’dır, İran belki öncelikli olmayabilir, ama Endonezya, Pakistan, Türkiye, Malezya arasında o projelerimize yani TAI’nin yönettiği projelere iştirak olabilir. Onların yaptığı projelere biz katılabiliriz. Ortak mesela 150 kişilik yeni bir yolcu uçağı projesini hep beraber biz gündeme getirebiliriz. Onun için bu konuların konuşulacağı bir daimi komite ve sürekli bir görüş ortamı düşünebilir. Bu önerilmedi ama gündeme getirilse iyi olur. Bunu TAI kanalında yürütebiliriz. TAI’de bu konuda sorumluluk alsa çok iyi olur. Mesela saymadım ama Özbekistan da biliyorsunuz Taşkent’te yolcu uçağı fabrikası var. Rusların bütün yolcu uçakları orada üretildi. Bu da bizim bir imkanımız sayılır.

Yalçın Koçak – Örneğin Endonezya’nın yaptığı uçağın dünyada uçuş lisansı yok, Endonezya’da uçuyor. Bizde de uçar mı?

Halil Tokel – Uçar. Aslında sahibi kendisi olduğu için Amerika’da, Avrupa’da da uçar. Sıkıntı şu; Amerika’ya, Avrupa’ya satmaya kalkarsa satamaz.

Yalçın Koçak – Biz peki şöyle yapalım, ben turizmcilik de çok yaptım. Bizim koltuk başına bu uçakla uçmamız çok pahalı, o uçakla uçmamız çok ucuz, bu küçük uçaklarla Türkiye’nin içinde uçsak. THY’nin büyük uçaklarını kullanmasak onları yurtdışına satsak olmaz mı?

Halil Tokel – Olur tabi ki, bakınız Türkiye’nin eksiği Regional dediğimiz bölgesel uçak tipleridir. Bizdeki en düşük uçağın yolcu sayısı 150, ama 19 kişilik yolcu uçağına da ihtiyacımız var, 40 kişiliğe de var, hatta 11 kişilik uçağa da ihtiyacımız var. 70 kişilik uçağa da ihtiyacımız var, bunlar diğer ülkelerde var. Şimdi bizde olmamasının sebebi, bunları üretmeye çalışıyoruz, bölgesel uçakları. Endonezya üretmiş alabilir miyiz, alırız. Endonezya bizden sayılır, o bizim kardeşimiz.

Yalçın Koçak – D-8’i böyle canlandırabiliriz. Ortak para birimi gibi, ticaret birliği gibi, ortak gümrük birliği gibi, ortak bir havacılık da olur.

Halil Tokel – Çok güzel bir şey söylediniz. Ne olur sekiz ülke tek para birimine geçse, süper olur. Şahane olur. Ama biz havacılıkta kuralları aynileştirebilirsek, aynı işlevi gören şirketleri aynı çatı altına alabilirsek, zaten çok önemli bir iş yapmış oluruz.

AVRASYA BİR – HALİL TOKEL KONFERANSI

DAKİKA: 2:38.27 – 2:52:24

TradeMap verileri ile ihracat pazarlarına nasıl girilir?

TRADEMAP 6 lı GTİP olarak veriyor.

İthalatçı ülkeler büyükten küçüğe

Türkiye’nin ihracatı büyükten küçüğe

bu tablolardan hedef pazarlar seçilir

https://www.trademap.org/

Dünya Ticaret Örgütü verileri.

Birim fiyat ve miktar bazında aylık veriler de sistemde mevcut.

Avrupa ve Araplar

Evet Araplar Hazreti Muhammed’in ölümüyle birlikte her tarafa akınlar yapmışlardır ve kılıç zoruyla insanları Müslümanlaştırmışlardır. Bu konular Emeviler döneminde yaşanmıştır. Fakat köleleştirdikleri Türkleri asker olarak içlerine almışlar bu askerler de Tuğrul Bey öncülüğünde 1000li yılların başında Bağdat’ı ele geçirmişler Arap halifesine diz çöktürmüşlerdi.

Üzücü olan şudur ki Yavuz Sultan Selim, Halifeliği bünyesine alarak Türklere yabancılaşmıştır. Yavuz Selim’in yıktığı devletler Türk devletleriydi; İran’da Safeviler ve Mısır’da Memlükler.

740’ta ne oldu 740’ta Araplar Çinlilerle bugünkü Kırgızistan’da savaşa tutuştular. Türkler orada Çinlilerden de çok zülüm gördükleri için bir karar alarak Arapların yanında yer aldılar ve Çinliler Savaşı kaybettiler bu savaş Kırgızistan’da Talas kentinde oldu ve haritaya bakıldığında Çin’in en batıdaki sınır komşusu Kırgızistan’dır yoksa bu savaşı kazansa idi daha Orta Doğu’ya kadar inecekti Çinliler.

Konunun Özü itibarıyla benim düşüncem şudur ki Araplar ve Avrupalılar ırkçı adamlardır.

Avrupa parlamentosu seçimleri aslında ırkçılıkla yabancı düşmanlığı ile ilgisi olan bir konu değildir. Amerika’nın Ukrayna olayları üzerinden Avrupa’yı aşağılaması neticesinde halkın koyduğu tepkidir.

Üçüncü Dünya Savaşı öncesinde yaşadığımız bu dönemde Türkiye de kendine gelecek ve yolunu çizecektir.

Türkiye ve Çin: Karşılaştırmalı Analiz

You searched for Türk Çin – Books on Turkey | Key for Humanity

Türk ve Çin Filozofları Arasındaki Farklar

  Türk ve Çin filozofları, tarihsel ve coğrafi konumlarının da etkisiyle, farklı bakış açılarına ve düşünce sistemlerine sahiptirler. Bu farklar, felsefi sorulara yaklaşım tarzlarında, odaklandıkları…
İhracat ve kalkınmada Çin örneği Ülkemizde Japon modeli konusunda epey bir literatür oluşturulmuştu ve Turgut Özal dönemi de bu konudaki örnek uygulamalar ile doluydu. Fakat…
05/08/2022 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TARAFINDAN TANINMAYAN ADA DEVLETLERİ: ÇİN TAYVAN CUMHURİYETİ VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ ÖZET 1997’de Hong Kong’un Çin’e devri ile başlayan genişleme süreci, 25. yılında…

Ayrışan Yollar: Hindistan, Çin, Türkiye

Üretim güçlerinin İpek Yolu üzerindeki Çin ve Baharat Yolu üzerindeki Hindistan üzerinde yoğunlaştığı gerçeği karşısında, ikisi de Asya kıtasında, doğuda yer alan bu büyük…

Çin, Hindistan, İran ve Türkler

Türkler iç Asya ve doğu Asya topraklarında binlerce yıl boyunca faal olmuşlardı. Neticede İç Asya Türkistan’a dönüşürken, Türkler Doğu Asya topraklarını terk etmek durumunda…

Çin sanatında Türklerin ataları

Japon Shigaraki kentindeki Miho Müzesi’nde ve başka yerlerde sergilenen MS 6-8. Yüzyıllara tarihlenen bu mermer kabartmalarda Çin sanatında Türklerin ataları tasvir ediliyor. https://twitter.com/0zhan0zturk/status/1284185329885421570 By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Temmuz…

Türkçe, Çince, Hintçe ve Sanskritçe

Hintçe ve Sanskritçenin de kökü Türkçe “Yin” ve “Yang” Türkçe mi

“Akdeniz’den Pasifik’e”: Türkiye’nin Çin İle Ticareti Ve Bölgeler Arası İşbirliği Önerisi

Levent AĞAOĞLU  “Şarktan şimdi doğacak olan güneşe bakıyorum…Bugün, günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün şark milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum..Onların (Şark Milletleri’ nin) yeniden doğuşu,…

Çin-Türk dünya görüşü olarak Taoculuk ve Renkler

Çin-Türk dünya görüşü olarak Taoculuk ve Renkler Çin-Türk dünya görüşü olarak Taoculuk ve Renkler Çin-Türk dünya görüşü olarak Taoculuk ve Renkler Çin-Türk dünya görüşü…

Türk ve Çin Medeniyetleri neden birbirinin zıddıdır?

Çin ötekileştirir, ayrıştırırken, Türkler hep kaynaştırmıştır. Çin sürekli hanedan değiştirmiş, 22.000 km.lik Çin Seddi, devasalaşan ülke sınırları karşısında da minyatürleşmişti. Türkler dünya çapı olan 40.000 km’nin…

Marmara Denizi, Türkiye ve İnci Deltası, Çin Feribot Limanları/Seferleri

Çin’in İnci Nehri deltasında 70 milyonu aşkın nüfus yaşamakta ve bölgedeki şehirler Hong Kong ile feribot seferleri üzerinden sürekli bağlantılı olup, Çin’den alım yapmaya…
Ben kendimi Osmanlı addediyorum… Çünkü 400 yıl Osmanlılar’ın bıraktığı kalıntıların içinde doğdum, orada büyüdüm ve Osmanlı gibi yaşıyorum…  Omer Serif sabah 13.05.2001

 

Emperyalizm Osmanli’nin otuziki eyaletinden otuz tane devlet cikartti. Fakat Cin’in otuziki eyaleti halen eyalet olarak devam ediyor…Velhasil Cin’i  parcalayamadilar…Aslinda Cin’in  ceperinde yeralan eyaletleri (Ic Mogolistan,Dogu Turkistan, Tibet) etnik olarak Cin asilli da degil…

Tabiatiyle Cin oyuna gelmiyor.. Dis ticaretinin %60’ini bolge ulkeleri ile yapiyor…bolgesinde kuvvetleniyor..Japonya, Kore, Tayvan en onemli ticaret ortaklari..Japonya ve Tayvan ile hayati derecede onemli sorunlari var.. Fakat cok ince bir strateji izliyor..Bolge ulkelrei ile ticarete onem veriyor..Onlarin yatirimlarini ulkesine cekiyor..Bugun Japonya, Kore ve Tayvan’in Cin’de devasa yatirimlari var..Zaten ABD’nin de niyeti Cin’i komsulari ile dusman etmek…

Donup Turkiye’ye baktigimizda dis ticaretimizin ancak %10’unu komsularimizla yapiyoruz…Butun komsularimizla kavgaliyiz… Cin ne yapiyorsa biz tersini yapiyoruz…

Devamli krizlere girmemizin  temelinde bu stratejik yanlisin yattigi kanaatindeyim…”Tas yerinde agirdir” guzel bir atasozumuz…Ama maalesef atalarimizi dinlemiyoruz..

Osmanli bugun yasasaydi 450 milyon nufus ile Bati’ya Cin gibi diz cokturecekti..Heyhat..Bize Musul’u vermeyen, vermemek   icin ic  isyan cikarttiran Ingiltere, Hong Kong’u Cin’e kendi ellerinle teslim etti..Yok efendim Hong Kong’u Cinlilerden kiralamislar da kira sozlesmesi bittigi icin teslim etmisler…Kira sozlesmesine konu olan Hong Kong’un Cin sinirina yakin olan bir bolgesiydi sadece…Hong Kong’un tamami degildi..

………………………………………………………….

BIR UCTAN BIR UCA ASYA: TURKIYE VE CIN- KARSILASTIRMALI ANALIZ

Yirminci yuzyilin son yirmi yilinda iki eski  ve koklu dunyanin yeniden ortaya ciktigini gormekteyiz:Turk Dunyasi ve Cin Dunyasi. Bir zamanlar bibirbirleri ile komsu olan , eski kitanin, eski dunyanin her iki uyesi hemen hemen ayni yillarda ekonomilerinde devrim niteliginde degisiklik yaparak disa acilmaya baslamislardir.

Modernoncesi caglardaki uygarliklar arasinda, Cinliler  ve Osmanlilar kendilerini, kendi dislarindaki dunyadan ustun hissediyordu. Cin uygarliginin en carpici yani, teknolojik alanindaki erken gelisme olsa gerektir. Cok oncelerden baslayarak kocaman kitapliklar kuruldu. Cin kentleri, orta cag Avrupasindaki  kentlerden cok daha buyuktu. Osmanlilar ise, Roma Imparatorlugundan daha genis bir alanda ve uyruklari haline gelen cok genis halk yiginlari uzerinde resmi bir inanc, kultur ve dil birligi kurdular.

Osmanli kentleri genis, iyi aydinlatilmis ve kanalizasyonuolan kentlerdi; kimilerinde universiteler, kitapliklar ve sasirtici guzellikte camiler vardi. Modern cagin baslarinda Avrupa’ya yonelen en buyuk tehdit, kuskusuz, Osmanli Turklerinden, daha dogrusu, Osmanlilarin heybetli ordulraindan va sahip olduklari cagin en ileri muhasara kuvvetleri ve araclarindan geliyordu.    Asya’nin bati ve dogu uclarinda yeralan Turkiye ile Cin’in ekonomik kalkinma hamlelerinin karsilastirilmasi ilginc tespitleri beraberinde getirecektir.

Ünlü Fransiz Sinolog Alain Peyrefitte’nin deyisiyle “Türkler ve Çinliler, ayni dev kitanin iki ucunda birbirlerine taban tabana aykiri bir konum içinde gibidirler. Yine de birbirlerini anlamalari için pek çok neden vardir. Türkmen atlilari yirmi yüzyil boyunca Asya’yi dolasmistir. Ayni Orta ve Güney Asya steplerinden gelmisler, Anadolu yaylalarinda oldugu gibi , Huang Ho vadilerinde de tarihe yön vermislerdir. Türkmen kervanlari, yüzyillar boyunca , Çin ile Bati topraklari arasinda tek baglantiyi meydana getirmislerdir. Bugün bile, Çin’de, Çinli olmayanlarin yasadigi en genis ve en kalabalik bölgelerden biri , Anadolu Türklerinin kan hisimlarinin  yasadigi Çin Türkistani’dir.

Ama, Tarih, fetih ve ticaretin yarattigindan çok daha yakin benzerlikler yaratmistir: sözgelimi kader benzerligi. Türkler, Çinlilerle ayni zamanda, akbabalari çeken bir les gibi Batili büyük devletleri üstlerine çeken siyasal dagilmayi tatmislardir. Bir ulusun gücünün, ona yeniden bagimsizligini nasil kazandirdigini da bilirler. Dehasi olaganüstü  kosullarin pariltisinda belirip kendini kanitlayan sarsilmaz bir adamin ulusal kadere neler kazandirabildigini  ve felakete sürüklenen Tarihi nasil dogrultup yoluna soktugunu bilirler. Çagdas serüvene, geçmisten bütün köklerini koparmadan da girilebilecegini bilirler.”

Kurtuluş Savaşı sonrası Mustafa Kemal’in “Dünyanın kilidi Anadolu’dur, bu kilidi iyi kullanmak ve muhafaza etmek zorundayız.” diye izah ettiği stratejik vasiyetin önemi, Türkiye ve Türkler için bugün de çok iyi anlaşılmalıdır.

Batı, 16. yüzyıldan sonra elindeki yüksek teknoloji ile, devlet dahi olamamış ilkel toplumları kitle halinde imha suretiyle açtığı sahalara yerleştikten sonra, devlet olmuş eski dünya toplumlarının topraklarını işgale yöneldi. Kısmen başardı da. Sıra kilidi ele geçirmeye gelmişti ki başaramadı. Başarsa idi daha doğuda işgal ettiği İran Ortadoğu, Hindistan, Çin ve Güneydoğu Asya’ya ulaşacağı bir ana koridor temin etmiş ve böylece bütün devreler tamamlanmış olacaktı.

Anadolu’nun kurtuluşunun eski dünya milletlerinin kurtuluşunda sadece psikolojik değil, son derece etkili fiziki ve coğrafi rolü de olmuştur. Neticede Grek-Latin, Anglosakson veya Germen nitelikli batı; bir önceki aşamada imha ettiği yerli halkların yerine yerleştiği Amerika, Avustralya ve kısmen de Afrika sınırlarına çekilmek zorunda kalmıştır. Anadolu’ya geliş- ten Kurtuluş Savaşına kadar yaşanan uzun ve büyük bir tarihin ana maddelerinden en önemlisi Anadolu’nun mu hafazasıdır…

Atatürk’ün askeri ve siyasi yüksek kurmay kabiliyetinden süzülüp çıkan “dünyanın kilidi, Anadolu’dur, bu kilidi iyi kullanmak ve muhafaza etmek zorundayız” diye vasiyet ettiği strateji, yabancı kurmaylarca menfi tarafları düşünülerek titizlikle dikkate alınmış ve geçidin yol geçen hanına dönüştürülmesi planlanmıştır.

21.yüzyil eger Asyalilarin yüzyili olacak ise Türkiye Dogu’da sadece lideri oldugu Avrasya’nin Türk Dünyasina degil, Çin Dünyasinin lideri olacagi Asya-Pasifik’e de yönünü çevirmelidir. Böylelikle Asya’nin dogu ucundaki tarihten gelen komºumuz Çin ve bati ucundaki Türkiye arasindaki iºbirligi arttirilmalidir. Türkiye 21.Yüzyil dünyasinin merkez eksenini teºkil edecek olan  Asya ile baglantisini Türk boyutunu taºiyan Orta Asya ile sinirlamamali ve fakat Orta Asya üzerinden Asya Pasifik ile baglantiyi Çin boyutu üzerinden kurmalidir.

Türk Dünyasi Kazakistan ve Kirgizistan  ile birlikte Çin Dünyasi ile  sinir komşusudur.  Uygur Özerk bölgesinde ise her iki dünya içíçe geçmiş durumdadir.

Asean ülkelerinin ekonomileri büyük ölçüde ülke vatandaşı olan etnik Çinlilerin elindedir.

Çin asilli         Ekonomik

nüfus(%)       Güç

Singapur        76                   76

Malezya          32                   60

Endonezya       4                   50

Filipinler           1                   40

Tayland          10                   50

Vietnam           1                   20

Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Moldova, Makedonya, Iran, Irak, Azerbaycan gibi ulkelerde Turk asilli nufus yasamaktadir.

Her iki ulke de gecmislerinde emperyal imparatorluklari da beraberlerinde getirmislerdir.  Cin Imparatatorlugu sona ermis olsa da , Cin Halk Cumhuriyet hemen hemen ayni toprak parcasinda devam etmekte iken, uc kitaya yayilmis olan Osmanli Turk Imparatorlugu dagilmis ve Turkiye Cumhuriyeti ise imparatorluk topraklarinin onda biri olan bir toprak parcasinda devam etmektedir.

  • Cumhuriyet’e gecis-Cin 1912, Turkiye 1923
  • Bati Hristiyanlastirma politikasi +Misyonerlik (Cin)
  • Yunan+Ermeni Turkiye. Guncel soykirim oylamalari. Halen devam eden bir politika.
  • Misak-i milli sinirlari icerisinde yeralan Musul ve Kerkuk Ingilizlerden geri alinamazken, 1898 yilinda bugunku Hong Kong’un sadece belli bir kisminin 1997 yilinda Cin’e-kira sozlesmesinin bitiminde-geri verilmesi ongorulmus olmasina ragmen Hong Kong’un tamami Ingiltere tarafindan Cin’e geri verilmistir.
  • Hristiyan alemine komsu olan Osmanli Turk Imparatorlugu’nun Avrupa’ya bir tehdit olusturmasi
  • Osmanli’nin 31 eyaleti arasindan 31 devlet cikarken, Cin Imparatorlugu’nun 30 eyaleti ise Cin Halk Cumhuriyeti’nin eyaletleri olmustur.

Bati ile savasin sonunda Turkiye orta bir buyuklukte bir ulke, Cin ise buyuk bir ulke olarak cikmistir.

Ayrica, Kemal Dervis, son on yil içinde once Arnavutluk, daha sonra ve özel olarak Bosna-Hersek ve nihayet Filistin’i ekonomik açidan ayaga kaldirmak için müthis bir çaba harcadi.  Türkiye’nin Osmanli geçmisinin Müslüman Balkan ve Ortadogu  ayaklarinin güçlenebilmesi için bir “misyoner” gibi çalisti.

Akdeniz bölgesi dünyanin merkez eksenini teşkil ettigi dönemlerde Akdeniz’in süper gücü olan ve Akdeniz dişina çikamayan, çikmak istemeyen Osmanli Imparatorlugu gelişme ekseni Akdeniz dişina, Atlantik’e kayinca çöküp gitmişti. ªimdi ise gelişme ekseni tekrar yer degiştiriyor.

Atlantik’ten (Avrupa’dan)  Pasifik’e (Asya) kayiyor. Bu gelişme ise,  Avrasya araciligi ile Türkiye’ye büyük bir firsat sunarken bunun gerekleri maalesef yerine getirilmiyor. Türkiye Avrasya’da takilip kalmamali, Avrasya üzerinden Asya-Pasifik’e ulaşmalidir. Türkiye’nin temel ihracat hedefleri Pasifik’in iki kiyisinda yeralan ABD ve Asya ülkelerine yönelik olmalidir.

Cin 1,2 milyar nufusu ile devasa bir pazar olmanin getirdigi avantajlari gayet ustalikla kullanmakta ve yabanci sermayeyi ulkesine cekerken , oyunu da kendi kurallarina gore oynatmaktadir.

Cin 1978 yilinda disa acilirken, Turkiye 1980 yilindan itibaren disa acilmaya baslamistir.  Cin, bu tarihten itibaren kararli bir bicimde disa acilmaya ve her yil %7 kalkinma hizlarini basariyla gerceklestirmesine ragmen, Turkiye’nin disa acilma deneyimi bilhassa 1988 yilindan itibaren kesintiye ugramis ve ardindan krizler basgostermeye baslamistir. Cin, yabanci sermayenin en cok yatirim yaptigi bir ulke olmasina ragmen, Turkiye bu konuda hicbir caba gostermemektedir.
Cin’in sanayi kompozisyonu da cesitlilik gostermeye baslamis ve hizla bilgi cagi sanayilerine yonelmistir. Turkiye ise halen tekstil disina cikamamaktadir. Cok sayida Cinli ogrenciler ABD’de egitim gormektedirler. Cin hizla ve kesintisiz olarak buyumektedir.

Turkiye’nin Hong Kong Konsoloslugu ise, Cin’in disa acilmaya basladigi 1978  yilinda kapatilmistir. Bugun bilhassa Clinton yonetimi tarafindan Greater China kavrami islenmistir. Cinliler de 20 yildan uzun suredir devamli %7-8 buyuyen ekonomileri ile bunun semeresini toplamaktadirlar. Clinton yonetimi Cin’i (daha dogrusu Greater China= Cin+Hong Kong+Tayvan) dunyanin 10 gelisen ekonomisi arasinda baskoseye oturtmustur.

Turkiye’de olanlar ise malum..Surekli Kriz..Suni Gundemler..Bizans Entrikalari..Yolsuzluk..Uyusturucu Trafiginde Kopru Vazifesi…
Neden Turkiye’nin de bir Greater Turkey(Turkistan) poltikasi yoktur.. Boyle bir kamuoyu olusturulmamaktadir…Neo-Osmanli denmektedir de Greater Turkey, Turkestan denmemektedir… Turki denmektedir.

Ayni dili konusan Tayvanli, Hong Kong’lu, Cin Halk Cumhuriyetindeki Cinliler ve Diaspora’daki (ABD, Ingiltere, Kanada, Tayland, Endonezya, Malezya, Filipinler, Avustralya, Yeni Zelanda) Cinliler inanilmaz bir ekonomik dinamizm yaratiyorlar. Bunu altinda yatan ise ayni dili konusuyor olmalari, kulturlerinin ayni olmasi..

Peki ayni dili konusan Turkiyeli, Kibrisli, Balkanli, Kafkasyali, Iranli, Irakli, Kirimli, Rusyali, Orta Asyali Turkler ve Diaspora Turkleri (Avrupadaki 3 milyon Turk vatandasi, ABD, Ingiltere) neden boyle bir ekonomik dinamizm yaratmamaktadirlar da muthis bir yolsuzluk/uyusturucu trafigi dinamizmi yaratilmaktadir?

Kimse karsiliginda bir diyet koymadan Türkleri cok sevdigi icin milyarlarca dolari akitmaz ve bunun son örnegi Türkiyenin [yanilmiyorsam ya Kosova ya da Bosna ] ile yapmak istedigi ufak bir ticaret antlasmasi Brükselden döndü …”bana sormadan sen ne yapiyorsun?” diye . Rahatsizligin büyüklügü Anadolu Türklerinin Orta Asya ya dogru sarkmasi. Bu konu Amerikayi cok ürkütmüyor [ Amerikanin Orta Asya arastirmalari icin sadece verdigi burslara göz atmak yeterli olur sanirim ] zamani gelince bu etkenin kendi cikari icin kullanabilecegi ileri dönük politik hesaplari arasinda ancak Avrupa bu isten oldukca rahatsiz ve Türkiye aleyhine yaptigi edepsizlik ve tüm girisimlerin altinda büyük ölcüde bu rahatsizlik yatiyor.. Sonuc olarak kurulursa böyle bir kurumun T.C. devletinin idari yönetiminde olmamali Son on bes yilin .

T.C. hükümetleri Avrupanin rahatsizligini bildigi ve her nedense tüm gücüyle kalelerinin anahtarlarini teker teker Avrupaya kendi eliyle verdigi icin < Greater Turkey > [ Büyük Türkiye ] sözcügünü edemiyor..özcesi sonucundan korkuyor.  Cin [ Greater China ] sözünü telafuz ettiriyorsa bunun nedeni Cinin ekonomik bagimsizligindan ve kültürel gücünden kaynaklaniyor .. bu nokta göz ardi edilmemeli…

Her iki ulke de bilhassa 19.yuzyilda emperyalizmin saldirisina ugramis; fakat neticede Cin toprak kaybina ugramazken Osmanli Turk imparatorlugu yildirim hiziyla topraklarini kaybetmistir. Cin’in bir diger ozelligi de Mogollar ve Mancular tarafindan isgal edilmesine ragmen, isgalcileri zaman icerisinde kendi icinde eritebilmistir. Cin’in oyle bir yapisi vardi ki, kendisini fethedenlerce degistirilmekten cok, kendisi onlari degistiriyordu. Osmanli Imparatorlugu ise isgal ile birlikte bir daha geri donmemek uzere (Anadolu ve Dogu Trakya haric) tamamen isgalcilerin eline gecmistir.

Su an dünyada, Osmanli’nin hem bizim, hem bölgemiz, hem de dünya (tarihi) için ne anlam ifade ettigini bilmeyen tek ülke ve toplumuz. Osmanli, tarihe karismisti ama Osmanli’nin tarihe karismasiyla birlikte bölgemizde olusan vakum (bosluk) henüz bölgeye ait bir güç tarafindan doldurulabilmis degil. Bu vakumu, bölge disindaki güçler dolduruyor. Bu vakumu ilkin Avrupali güçler doldurdu; ikinci dünya savasindan sonra ise ABD dolduruyor.

Türkiye’de güçlü bir tarih bilinci olmadigi için biz olan bitenleri anlamakta zorlaniyoruz. Bugün Osmanli’nin bulundugu cografya’da 45 devlet; Osmanli hinterlandinda ise 31 devlet bulunuyor.  Bu boslugu suratle doldurmaliyiz. Emperyalizmin Cin’i istedigi sekilde parcalayamamasi neticesinde Cin yeniden buyuk bir guc haline gelmekkte ve denge hesaplari degismektedir.

Osmanlılar; Revan’dan (Erivan) yani bugünkü Ermenistan’dan bugünkü Macaristan-Avusturya sınırlarına; Kırım’dan Yemen’e kadar uzanan bir imparatorluk coğrafyasını temsil ediyordu. Turkler ise boyle bir sansi yitirmislerdir. Osmanli Imparatorlugu eger parcalanmasaydi, bugun 450 milyon nufuslu bir guc olarak Guneydogu Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya, Asya’nin batisina hukmedecek idi.  Cin’in de Asya’nin dogusunda super bir guc olarak sivrilmesi ile birlikte stratejik dengeler baska bicimlerde olusacakti.  Bu nufus buyuklugu, dogal olarak, sartlari empoze etme gucunu verecekti.

Aslinda empoze edilen sartlari kabul etmeme konusunda Turkiye Ataturk ile bir firsati yakalamis, tek kursun atmadan Hatay’i geri almis, fakat Ataturk’un zamansiz vefati ve 2.dunya savasinda izlenen politikalar sonucunda yeniden tamamen  Bati’nin yorungesine girmis ve istedigi sartlari dayatma gucunu tamamen yitirerek Bati’ya teslim olmustur.

Turgut Ozal ile tekrar bir firsat yakalanmis, Osmanli cografyasi ve Turkistan ulkelerinin ekonomik dinamizminin merkezi olunmasi yolunda adimlar atilmis ve fakat o firsat da yitirilmistir.

TABII CIN’IN AVANTAJI NUFUSUNUN 1,2 MILYAR OLMASI. AYNI SEBEPLE, HINDISTAN DA PAZARINI ACMIYOR..biz ise parcalanmis durumdayiz..turkiye’deki nufusun yarisi eger 19. ve 20.yy da dagilan osmanli imparatorlugu topraklarindan multeci olarak gelmis ise..problem bence orada..cin dagilmamis ..ama osmanli’yi dagitmislar..bak..ingiliz bile hong kong’dan cekip gitmek zorunda kaldi 1997 de.

Osmanli Imparatorlugu Kafkasya ve Balkanlarda bilhassa Rusya tarafindan parcalanmis ve bu bolgelerden multeci olarak gelerek Anadolu’ya siginan Turkler bugun nufusun onemli bir oranini teskil etmektedir. Turkiye bir multeciler ulkesi haline gelmistir. Ortadogu Fransizlar ve Ingilizler tarafindan paylasilmistir.  Balkanlarda, Rumeli’nde bir vatan yitirilmistir.

Çin’e giden yabanci sermayenin, Türkiye’de oldugu gibi,  Çin ekonomisini ele geçirerek onu öksürse yataga düsürecek denli denetimi altina almasina Çin’li yöneticilerin izin verdiklerini kim söyleyebilir? Çinliler, ülkelerine yabanci sermaye gelecek diye onlara asla ödün vermis degillerdir!

Çin gibi büyük bir pazara girebilmek, orada bir isim hakkina sahip olabilmek için yabanci sirketler Çin’e ödün vermislerdir. Söyler misiniz, acaba Çin yönetimi, Türkiye’nin yirmi yildir tam bir uysallikla boynunu uzatmis oldugu, IMF ve benzeri “sistem” kaynakli dayatmalarin ürünü olan programlarin hangisini uygulamistir? Tam aksine Çin, söz gelimi bilim ve teknoloji alanindaki patent ve know-how yasalarini bugüne kadar hiçe saymakta devam edegelmistir. Ama kapitalist kar anlayisi ile çalisan sirketler, orada bükemedikleri eli öpmek yoluyla Çin pazarina girebilmislerdir ancak!

Batili devlet ve hukumet baskanlari Cin’I ziyaret icin siraya girmekte ve her ziyaratte is anlasmalari kotarmaya calismaktadirlar.

Cin’in ticaretinde ve yabanci sermaye cekislerinde komsulari Japonya ve Kore ile gayet iyi iliskiler icerisindedir, ki aslinda Japonya, Cin’i 2.dunya savasindan once Cin’i isgal etmistir ve Cinlilerin Japonlara iliskin anilari acilarla doludur.

Cin, APEC uyesidir. Yeni bir atilim olarak Cin, Guneydogu Asya ulkeleri Orgutu-ASEAN (Endonezya, Malezya,Filipinler, Tayland,  Burma, Vietnam, Kambocya,Laos, Singapur)  ile yakinlasma girisimlerinde bulunmus ve boylece ASEAN+3 (Japonya, Kore, Cin) formulu uzerinde calisilalarak Dogu Asya’da (Guneydogu+Kuzeydogu) bolgesel bir kalkinma girisimi baslatilmasinda inisiyatif alinmistir. 2 milyar nufuslu Dogu Asya Birligi’ne dogru adimlar atilmaktadir.

Ayrica, bilhassa Japonya, Kore, Tayvan, Hong Kong, Tayland gibi bolge ulkeleri Cin’de yatirim yapmaktadirlar. Cin ve Tayvan arasinda savasa kadar gidebilecek sorunlar olmasina ragmen, Tayvan firmalari Cin’de devamli yatitim yapmaktadirlar.

Pasifik kiyisindaki ulkeler arasindaki ekonomik dinamizm bir zamanlar Akdeniz limanlari arasindaki dinamizmi   cagristirmaktadir. “Yeni Akdeniz”, Pasifik’te yasanmaktadir.
Cin, ayrica Turkistan cografyasinda da giderek aktiflesmektedir. Sangay Beslisi..Turkistan ulkeleri ile ekonomik isbirligini gelistirmekte ve Turkistan cografyasinda da bir guc olarak ortaya cikmaktadir.  Turkiye’nin Kafkasya ve Turkistan cografyasindaki ulkeler ile iliskileri ise inisli cikisli bir seyir izlemektedir.

Dogu Asya-Orta Asya(Turkistan)
Turkiye ise bolgesinde KEIB ile bolgesel kalkinma girisiminde bulunmustur  ve fakat KEIB islememektedir. Olumlu bir gelisme ise Turkiye bolgesindeki bircok ulke ile munferit Serbest Ticaret Antlasmalari imzalamaktadir. Bilhassa Israil ile imzalanan anlasma ticareti sicratici etki yapmistir.
ECO,ISEDAK
Turkiye ise Avrupa Birligi yonunde ilerlemektedir.
Bati Asya’da bolgesel kalkinma girisimi yoktur.

Turkiye’nin bolgesindeki ulkelerle benzeri isbirligi imkanlari sinirlidir.  Israil haric, komsularindan yatirim cekememektedir.Turkiye’nin yakin komsulari arasinda Japonya ve Kore gibi gelismis ulkeler yoktur. Bolgede, Turkiye(Turk),  Iran(Farsi) ve Misir(Arap) gibi benzer nufus buyuklugunde ulkelerin olmasi, bolgede siyasi ve ekonomik liderlik sorununu gundeme getirmektedir. Turkiye’deki siyasi cinayetlerin arkasindan Iran derin devleti cikmaktadir.

Evet, Turk ihracatcilari icin 1980 li yillarda Iran ve Irak en onemli pazarlar idi. Fakat 1990’larin basindan itibaren bu ulkeler ile ticaretimiz neredeyse sifirlandi. Yerine ikame olan Rusya pazari ise guven vermemektedir. Demek ki, Turkiye’nin komsu ulkeleri siyasi ve ekonomik istikrarsizlik icerisindedirler.   Bu ulkeler arasinda ayrica ideolojik sorunlar yeralmaktadir.

Cinlilerin uyguladigi uzun vadeli politikalardan ders almamiz gereklidir.
Disa acilma her iki ulke icin de son derece onemlidir. Cunku bilhassa imparatorluk donemlerinde tamamen disa kapali politikalar izlemisler, 19.yy’da ise, Ingiltere tarafindan, disa acilmaya zorlanmislardir. 1838 ticaret anlasmasi, Cin afyon savaslari..

Disa kapalilik ornek ver-Paul Kennedy’nin kitabi.
G-7 ulkeleri:ABD, Ingiltere, Italya, Fransa, Almanya, Japonya, Rusya
Yabanci sermaye ABD, Japonya ve Kore’den geliyor. (China Perspectives-levent 1566)

Komsularla Ticaret (Ilk 10) (% Olarak)
Turkiye DIE
Cin TDC ne kadari ASEAN +2 ile

Osmanli+Orta Asya

Ulke                                           Nufus

  • Arnavutluk                             3,364,571
  • Azerbaycan                             7,908,224
  • BAE                                        2,419,119
  • Bahreyn                                    629,090
  • Bosna-Hersek                         3,482,495
  • Bulgaristan                             8,194,772
  • Cezayir                                  31,133,486
  • Ermenistan                             3,552,972
  • Fas                                         29,661,636
  • Filistin(West Bank)                 1,089,774
  • Gurcistan                                5,056,976
  • Hirvatistan                              4,486,825
  • Irak                                        22,427,150
  • Israil                                       6,188,054
  • Katar                                        723,542
  • KKTC                                      784,955
  • Kuveyt                                    1,725,158
  • Libya                                      5,523,263
  • Lubnan                                   3,562,699
  • Macaristan                             10,065,420
  • Makedonya                             2,069,270
  • Misir                                      67,273,906
  • Moldova                                 4,489,657
  • Oman                                      2,446,645
  • Romanya                                2,334,312
  • S.Arabistan                            21,504,613
  • Slovakya                                 5,396,193
  • Suriye                                    17,213,871
  • Tunus                                     9,513,603
  • Turkiye                                  65,599,206
  • Ukrayna                                 49,811,174
  • Urdun                                     6,597,136
  • Yugoslavya                            10,991,352
  • Yunanistan                            10,717,135
  • Toplam(I)                             427,938,254
  • Turk Cumhuriyetleri
  • Kazakistan                             16,824,825
  • Kirgizistan                              4,656,464
  • Turkmenistan                         4,366,383
  • Ozbekistan                             24,102,473

Toplam (II)                            49,950,145

Genel Toplam                       477,888,399

Kaynak:www.population.com

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Ağustos 06, 2016

Çin Hanedanları ve Osmanlı Hanedanı: Toprak Kazanç ve Kayıpları 

Sokullu Mehmed Paşa’nın ağırlığını hissettirdiği III. Murad döneminde, Osmanlı toprakları en geniş sınırlarına ulaştı. Babası İkinci Selim’den devraldığı 15. 162.151 km2 ülke toprağını, 19.902.000 km2’ye çıkardı

Çin ise 2024 yılı itibariyle 9,6 milyon km2 dir.

Osmanlı imparatorluğu en geniş döneminde  20 milyon metrekareye yakın bir yüzölçümüne sahipken, Türkiye 780.000 km²’ye inmiş ve Çin imparatorluğu ise 9.600.000 kilometrekarelik yüzölçümünü Çin Halk Cumhuriyeti devrinde de korumuştur. Bunun sebepleri önemlidir.

İşgaller yaşamasına ve tarihin çeşitli devirlerinde dış çeperlerinde, iç Moğolistan Doğu Türkistan ve Tibet eyaletleri yer alıyor olmasına rağmen, ki bunlar Çinli kökenli  değildirler, Çin, yüzölçümünü hangi stratejilerle korumasını bilmiştir bunu iyi öğrenmemiz lazımdır. Ve neticede Çin kaybettiği toprakları  da teker teker geri almaya başlamış, Hong Kong ve Makao Çin’e geri dönmüştür ve Tayvan da sırada beklemektedir, o da bir süre sonra Çin Halk Cumhuriyeti’ne geri dönecektir.

Demek ki batının sinsi vesilelerle Çin’den toprak koparması mümkün olamamıştır fakat Osmanlı imparatorluğu inanılmaz bir şekilde topraklarını kaybetmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’ne devreden topraklar ki savaş neticesinde o topraklar kurtarılmıştır, Osmanlı’nın en geniş olduğu dönemin sadece yüzde dördüdir.

Bunun üzerinde oldukça uzun düşünüşler yapmak lazımdır. Çin’in dış çeperlerindeki alanlar Çinli olmamasına rağmen Çin o toprakları elinde tutmayı bilmiş ve kendi ana karasına Çin nüfusunun yoğun olarak bulduğu alanlara inilmesini engelleyici bir tampon bölge teşkil ettirmiştir.

Çoğunlukla çöl alanları olan  iç Moğolistan, doğu Türkistan ve müthiş derecede sarp dağlarla çevrili bir eyalet olan Tibet stratejik olarak Çin anakarasını koruma alanı olarak tespit edilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun özellikle Avrupa’daki dış çeperleri de Türk olmayan nüfusla meskun idi fakat buraları hangi sebeplerle kaybetmişlerdi. İlk akla gelen sebep buraların Avrupa’nın içerisinde yer alan bölgeler olmasıdır ki Avrupa sürekli buraları kışkırtmış ve Osmanlı’dan kopartmıştır, bu konuda çok sayıda nedenler sayabiliriz.

İpekyolu dönemi Osmanlı’nın çöküşünde temel bir neden ise Çin’den de İpek Yolu geçiyordu ve Çin’in de çökerek toprak kayıpları yaşaması lazımdı. Ama böyle olmamıştır.  Demek ki önemli olan strateji ve dayanıklılıktır, unutmayalım ki Çin, Savaş Sanatı kitabını yazmış bir ulustur.

Türkler ise savaş sanatını en mükemmel bir şekilde uygulayan Atatürk’ün acaba kıymetini bilmekte midirler yoksa bilmemekte midirler bunu samimiyetle sorgulayıp cevaplamaları lazımdır.

Bu durumda, devlet stratejisi önem kazanmaktadır. Çin’deki hanedan zihninde demek ki devlet öncelikli olarak yer almaktaydı fakat Osmanlı hanedanı ise kendi kişisel haneden çıkarlarının peşinde koşmaktaydı. Demek ki ki Osmanlı Hanedanında bir vatan kavramı söz konusu değildi, vatan kavramı Namık Kemal‘le gelmişti ve Namık Kemal “Vatan yahut Silistre” oyununu yazdığı için hanedan tarafından sürgüne mahkum edilmiş neticede sürgünde de hayatını kaybetmişti.

Neden İran ve Balkanlar Türkleşmedi de Anadolu Türkleşti?

14 Haziran 2024
Balkanlar dilsel bir Türkleşme sürecinden geçmiştir. Daha doğrusu Doğu Balkanlar geçirdi. Açık olmak gerekirse, Doğu Balkanlılar arasında konuştukları dilden Oğuz Türk dil ailesinin bir kolu olan Türkçeye geçişten bahsediyorum. Bu iki vektör tarafından gerçekleştirilmiştir:Anadolu’ya ve Balkanlar’a giren azınlıktaki Türkmen göçmenler (ikincisinde Yörükler olarak adlandırılırlar), Türk dilini tanıtmak için yeterli sayıdaydılar, ancak bunu bir nüfus değişimi olarak değil, bir dil değişimi olarak değerlendirmek için çok azdılar.Bu azınlık Türkmenler, elitist ve dilsel olarak Farslaşmış Mevlevilerin aksine, çok popüler ve Oğuz karakterli olan Yesevi tasavvuf koluna mensuptu. Bu Yesevi sufi kolu Oğuzları İslamlaştırmış ve karşılığında yerel Anadoluluları Türkleştirmiştir.

İkinci noktaya gelince, Rum Selçuklu Sultanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu boyunca İslam, elitist Sünni İslam (ve onun Mevleviyye ve Nakşibendiyye gibi ortodoks Farsça sufi tarikatları ile Müslüman centilmen aristokratların Ahilik şövalyelik loncaları) arasında bölünmüştü, ve popüler heterodoks aslen Sünni Yesevi, ancak Şiileştirilmiş İslam (ve Kızılbaş, Alevi ve Bektaşilerin Türkçe sufi tarikatları). Bu popüler Türk Yesevi İslamı ve onun şiileştirilmiş kolları, Baba Veli Sarı Saltık, Yunus Emre, Hacı Bektaş, Lokman Perende, İshak Baba gibi gezginlerle dolu da’wa (İslam’ı yayma) üzerine odaklanmıştı. Bu çok da’wa odaklı popüler Sufizm, Oğuzları ilk etapta İslamlaştırdı, İslamlaştırma “Hazret-i Türkistan” (Türk Topraklarının Hazretleri) olarak adlandırılan mistik Ahmed al-Yasavi tarafından yapıldı.

Yesevilerin ve onların Alevi/Bektaşi kollarının bu Türk İslam’ı mistik-entelektüel (elitleri cezbeden) değil, daha ziyade eğitimsiz kitleleri cezbeden basit bir evliya türbelerine ziyaret pratiğine dayanıyordu. Elbette bu durum, karmaşık Kalkedon teolojisini zaten pek de umursamayan ve Yesevilere katılarak hiçbir teolojik vaazın yer almadığı gezilere katılmaktan memnuniyet duyan Hıristiyan Ortodoks halk için çok cazipti. “Sadece bize katılın, gelin, yolda eğlenelim ve azize ithafen saz eşliğinde Türkçe şarkılar söyleyelim! Bunun için Selçuklu/Osmanlı Sarayı’ndaki enayiler gibi eğitimli bir beyefendi olmanıza gerek yok! Şeriat yok, hat bilmeye, Arapça, Farsça bilmeye, okumaya gerek yok. Saz çalarsan daha da iyi, hem yolda türkü söyleye söyleye Türkçeyi de kaparsın, gel bize katıl!” Gerçekten de Türkçe, Yesevi/Alevi/Bektaşi İslam’ının kutsal diliydi ve hala da öyle.

Ancak Türkçeye dilsel geçiş doğal ve yavaş bir şekilde gerçekleşmiştir. Bu nedenle, Bektaşi İslam’ının 1669’da Girit’te olduğu gibi çok daha geç nüfuz ettiği bölgelerde, Müslüman nüfusu dilsel olarak Türkleştirmek için zamanı olmadı. Arnavutluk’ta da Müslümanlar ancak geç bir dönemde, 18. yüzyılın ikinci yarısında çoğunluk haline geldiler. Bosna’da İslamlaşma daha hızlıydı, ancak bu bölge elitist ortodoks Sünni İslam’ın kalesiydi, bu nedenle Yesevi’nin dilsel Türkleştirme vektörü eksikti. Bunun yanı sıra, Yörükler oraya hiç göç etmedi.

Ancak Doğu Balkanlar’a Yörükler göç etmiştir ve Bektaşi varlığı çok erken dönemlerden beri oradadır. Baba Veli Sarı Saltık’ın türbesi Romanya Dobruca’da, Babadağ’dadır. Burası 1400’lü yıllardan beri Türk İslam’ı için bir hac merkeziydi ve hala da öyle. Bu nedenle, çok erken dönemlerden beri Doğu Balkanlar’daki Türk popüler Bektaşi/Alevi İslamı için bir fırlatma rampasıydı ve yoğun misyonerlik faaliyeti İslam’ın bu versiyonuna ve kaçınılmaz dilsel Türkçeye geçişe yol açtı.

Bektaşi Giritliler ve Arnavutlar arasında bile konuşma dili Yunanca ya da Arnavutçaydı, ancak tüm edebiyatları (sufi bektaşi şiirleri) ve dini terminolojileri Türkçeydi. Arnavutluk’ta Bektaşiliğin dilsel olarak Arnavutlaştırılması ancak Arnavutluk’un bağımsızlığından sonra, Arnavut Bektaşiliğinin Arnavut yeni milliyetçileri tarafından ulusal miraslarının bir parçası olarak algılanmasını ve kabul edilmesini ve yabancı olarak düşmanca muamele görmemesini sağlamak için gerçekleşti. Öyle olsa bile, Arnavut Bektaşi dini terminolojisi hala Arnavutça değil Türkçedir. Yani Arnavut Bektaşiliğini tamamen Türkleştirmediler.

Pontus Müslümanları katı Sünni İslam’a geçtikleri için Anadolu’nun tamamı Türkleşmemişti ve bu nedenle Rumca, Lazca, Ermenice ve Gürcüce Müslümanlar arasında hala kullanılıyordu. Karadeniz bölgesi Müslümanları arasındaki dilsel Türkleşme geç, çoğunlukla XX. yüzyılda gerçekleşmiştir. Bunun yanı sıra İslamlaşmaları da geç, çoğunlukla XVIII. yüzyılda olmuştur.

Buna ek olarak, Arnavutlar tarafından da paylaşılan ve toplulukları dilsel Türkleşmeden izole eden coğrafi bir faktör olan dağlar tarafından oldukça izole edilmişlerdir. Öte yandan, Doğu Balkanlar bölgesi, Osmanlı ekonomisinin belkemiği olan canlı Tuna-Karadeniz-İstanbul-Ege-Levant-İskenderiye ticaret yolu üzerinde bulunan Karadeniz kıyı bölgesinde büyük dağların bulunmaması nedeniyle dilsel Türkleşmeyi kolaylaştırmıştır. Pomaklar, Rodop dağlarında izole oldukları için Müslümandırlar ancak Bulgar dilini korumuşlardır.

İran’da Yesevi Türk İslamı aracılığıyla dilsel Türkleşme gerçekleşmiştir. Bu yüzden Azeriler Türkçe konuşur! Gerçi İran’ın tamamı Türkleşmedi çünkü Safevi İmparatorluğu’nun yöneticilerinin dili Farsçaydı. İran Safevi İmparatorluğu’nu kuran Azeri Kızılbaşlar büyük savaşçılardı ve Türkçeyi Safevilerin askeri dili olarak korudular ama yine de kağıt işlerinde berbatlardı, bu yüzden İranofonların bununla uğraşmasına izin verdiler. Anadolu Selçuklu Sultanlığında da durum hemen hemen aynıydı: askeri dil Türkçeydi, ancak sivil idari dil Farsça ve Rumcaydı.

Bunun yanı sıra, Yesevi tasavvufu olan Türkleştirme vektörü İran’da eksikti. Kızılbaş Safeviler İran’da iktidarı ele geçirir geçirmez, Türk Alevi İslam’ını terk ettiler ve Twelver Şii İslam’ını benimsediler. İran’da (Azerbaycan ve Kafkasya hariç) Türk Yesevi/Alevi/Bektaşi İslam geleneği yoktu. İran’ın kendi Mezopotamya tasavvuf geleneği vardı ve Fars dili onun manevi ifade dili olduğu için Farslaşmanın bir vektörüydü. Aslında Türk seçkinleri, tasavvufun bu seçkin versiyonu aracılığıyla dilsel olarak Farslaştırılmıştır. Celaleddin er-Rumi’nin Mesnevi’si Farsça yazılmıştır. Selçuklu ve Osmanlı aristokrasisi bu tür bir Farsça elitist ve dışlayıcı sufi maneviyatına ilgi duyuyordu.

Sonuç olarak, elit İslam’ın dili Farsçaydı ve Türk elitlerini ve Bizanslı dönmeleri az sayıda da olsa İslam’a döndürmüştü. Din değiştiren kitlelere hitap eden popüler İslam’ın dili Türkçeydi ve Anadolu’nun çoğunu (Karadeniz hariç), Doğu Balkanlar’ın bir kısmını ve İran’ın (Azerbaycan) bir kısmını dilsel olarak Türkleştirmenin başlıca aracıydı.

 

Üniversite ilk 500 Liginde Neden Yokuz?

Üniversite

Dünyanın saygın eğitim kurumu sıralama listelerinden olan QS World University Ranking, 2021 edisyonunu yayınladı. Raporda Türkiye’nin acı tablosu gözler önüne serildi. Listede ilk 500’de sadece 1 üniversite yer alırken ilk 1000’de sadece 9 üniversite kendine yer bulabildi. Birçok Türk üniversitesi 2020’ye oranla daha düşük puan aldı.

Corona virüsü salgını dolayısıyla üniversitelerde eğitim büyük bir sekteye uğrarken, Türkiye’de üniversite eğitiminin halini ortaya koyan acı bir tablo ortaya çıktı…

Dünyanın saygın üniversite ölçüm ve inceleme kurumlarından Quacquarelli Symonds (QS) 2021’de dünya çapında üniversitelerin sıralamalarına yer verdi. Elde ettiği verileri kullanarak oluşturduğu metodoloji ile üniversiteleri sıralayan QS’in yeni raporunda Türkiye için iç karartıcı bir sonuç ortaya çıktı.

Geçtiğimiz yıllarda farklı isimlerde yayınlanan raporun 2021 listesinde Türkiye’den 14 üniversite yer aldı. Fakat bu üniversitelerden sadece bir tanesi ilk 500 içerisine girdi. İlk 500 içerisine girmeyi başaran Koç Üniversitesi 465’inci sırada kendine yer bulabildi.

Sabancı Üniversitesi 521 ile 530’uncu üniversiteler arasında yer alırken Bilkent Üniversitesi 551-560’ıncı üniversitelerden biri olarak listeye girdi.

6 ÜNİVERSİTE İLK 1000’DE

Ankara’daki ODTÜ, 601 ile 650’nci üniversiteden biri olurken, Boğaziçi Üniversitesi 651-700’üncü üniversite arasında yer aldı. İstanbul Teknik Üniversitesi sıralamada 751-800 arasında yer alırken, Ankara Üniversitesi 801-1000 üniversiteden biri oldu. Sıralamada 801-1000 üniversite arasında Hacettepe Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi de yer aldı.

Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, İzmir Teknoloji Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ise sıralamada 1000 üniversiteden sonra geldi. Kurum, 999’uncu üniversiteden sonra herhangi bir sıralama yapmıyor.

2020’DEN GERİLEME BÜYÜK

QS’in geçen yıl hazırladığı listede Türk üniversiteleri daha yüksek puanlar alırken, Koç Üniversitesi 451’inci sırada yer alırken, Bilkent Üniversitesi 501-510, Sabancı Üniversitesi 521-530, ODTÜ 591-600, Boğaziçi Üniversitesi 651-700, İTÜ 651-700 üniversite arasında yer almıştı.

Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi 801-1000 üniversite arasında kendine yer bulmuştu.

2021’DE ZİRVEDEKİ İLK 10 ÜNİVERSİTE

  • MIT- ABD
  • Stanford Üniversitesi- ABD
  • Harvard Üniversitesi- ABD
  • Calltech- ABD
  • Oxford Üniversitesi- Birleşik Krallık
  • ETH- İsviçre
  • Cambridge Üniversitesi- Birleşik Krallık
  • Imperial College London- Birleşik Krallık
  • Chicago Üniversitesi- ABD
  • UCL- Birleşik Krallık

Türkiye’nin Doğu Avrupa’daki Varlığı

Türkiye’nin Avrupa kıtasındaki varlığı çoğunlukla temel olarak Akdeniz havzasında, güneydoğu Avrupa yani Balkanlar ve doğu Avrupa sahalarında olmuştur. Doğa Avrupa ülkeleri arasında özellikle Polonya Romanya Ukrayna Macaristan Slovakya gibi ülkelerde Osmanlılar Rusya’yı dengeleyici bir unsur olarak gözükmüştür.

Doğu Avrupa’daki soylular ve komutanlar arasından bu sebeple Osmanlı topraklarına iltica edenler olmuştur. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethi için toplarını bir Macar’a döktürmüş, matbaayı ilk kez Osmanlı ülkesine getiren yine bir Macar olmuştu; İbrahim Müteferrika. Polonya ve Macaristan’dan komutanlar özellikle Osmanlı ordusunda önemli görevler yerlerine getirmişler ve bunlar sonradan Müslüman da olmuşlardır.

Doğu Avrupa ülkeleri açısından bakıldığında Osmanlı büyük bir güçtür. Batı Avrupalıların özellikle kilise baskısı ve haçlı zihniyeti nedeniyle hasmane olan tavırlarına karşın doğu Avrupa ülkelerinde Türklere ve Türkiye’ye karşı kurtarıcı koruyucu bir vasıf yüklenmiş ve olumlu bir bakış açısı geliştirilmişti.

Turancılık bir doğu Avrupa ülkesinde bir fikriyat olarak ortaya çıkmıştır; Macaristan. Polonyalıların İstanbul’da yerleştiği bir köyü vardır Polonezköy. Estonya-Bosna arasında bir çizgi çektiğimiz zaman çizginin doğusunda kalan alan Türklerin varlıklarını alabildiğine hissettirdikleri bir dünyadır.

Estonya – Bosna Çizgisi

Neden Gelişemiyoruz? 10 bin dolarlık duvarı aşamıyoruz?

Birleşmiş Milletlerin yaptığı sınıflamaya göre gelişmişlik seviyesi için temel ölçüt kişi başına düşen millî gelirdir. Buna göre kişi başına düşen millî gelirin 1.000 ile 10.000 dolar arasında olduğu ülkeler gelişmekte olan ülkeler; 10.000 doların üzerinde olduğu ülkeler ise gelişmiş ülkeler olarak belirlenmiştir.

Neden Gelişemiyoruz? 10 bin dolarlık duvarı aşamıyoruz?

Bu soruya aslında verilebilecek çok sayıda cevaplar sözkonusudur fakat bunların arasında bir tanesi vardır ki kendisini çok belirgin olarak göstermeyen bir olgudur bu. Bahsettiğimiz düşünce gücüdür. Türkler düşünce gücü ve sorgulama konusunda maalesef çok zengin tarihi ve kültürel birikimlerine karşın gerilerde yer almaktadır. Sürekli geçmişlerindeki zengin bilgelik birikimine karşın hep benci ve bencil yaklaşımlar neticesinde toplumu ve devleti kapsayıcı çözümler geliştirememektedirler.

Siyasi gücü elde edenler bunu toplum ve devlet için değil ama cemaatler tarikatlar ve yakın hısım akrabalar için bir fırsat alanı olarak değerlendirmektedirler. Bunun neticesinde de dünyadan kopuk bir manzara göstermektedirler. Türkiye aslında bir yarımadadır ve daha ötesi kıtalar arası bir yarımadadır ve burada geçiş alanları sözkonusudur fakat Türkler bu geçiş alanlarını AB ve ABD’den gelen üç kuruşluk yardımlarla  heder etmekte, göçmenleri ülkesinde tutarak gelir elde etme hevesi neticesinde çok daha fazlasını masraf olarak üstlenmektedirler.

Amerika’nın kalkınmışlığının temelinde yatan düşünce kuruluşlarıdır. Türkiye’deki düşünce kuruluşları ise maalesef düşünce üretmemektedirler. Tabii burada düşünce üretiminden bahsederken karar alıcıların önüne çok sayıda alternatif düşünceler ve çözüm önerilerinin konulması önem kazanmaktadır, fakat böyle bir durum söz konusu değildir. Proje önerilerimizde ana başlık olarak değerlendirdiğimiz düşünce konusu 10.000 dolarlık barajı aşamamızın ana sebebidir. Amerika’nın siyah elması olan Apple bir düşünce gücü ürünüdür, bir düşüncedir ve Apple iPhone telefonunun gram değeri Türkiye’nin ihracat kilogram değerinden 2,5 misli daha fazladır. Bu hazin bir tablodur, demek ki düşünce gücünü alabildiğine geliştirmemiz stratejik derecede önemlidir.

Kızıl Elma ve Siyah Elma (Apple)