Home Blog Page 47

Türkler ve Çift Meclis

Osmanlı’da Çift Meclisli Sistem

Osmanlılar 19.yüzyılda meşrutiyet döneminde çift meclisli sistem uygulamışlar mıdır
volume_up

Evet, Osmanlılar 19. yüzyılda meşrutiyet döneminde çift meclisli bir sistem uygulamışlardır. Bu sistem, 23 Aralık 1876’da ilan edilen Kanun-ı Esasi ile kurulmuştur.

Çift meclisli sistemin unsurları:

Meclis-i Mebusan: Halk tarafından seçilen üyelerden oluşan, yasama yetkisine sahip meclis.
Ayan Meclisi: Padişah tarafından atanan üyelerden oluşan, Meclis-i Mebusan’ın kararlarını inceleyen ve onaylayan meclis.

Bu sistemin bazı önemli özellikleri:

Padişah, Meclis-i Mebusan’ı feshetme ve Ayan Meclisi’ni dağıtma yetkisine sahipti.
Meclis-i Mebusan, bütçeyi onaylama ve vergileri düzenleme yetkisine sahipti.
Ayan Meclisi, Meclis-i Mebusan’ın kararlarını reddetme veya geri gönderme yetkisine sahipti.

Çift meclisli sistemin Osmanlı İmparatorluğu’na etkileri:

Bu sistem, Osmanlı İmparatorluğu’nda modernleşmenin ve demokratikleşmenin önünü açmıştır.

Meclis-i Mebusan, halkın sesini duyurma ve yönetime katılma imkanı sağlamıştır.
Ayan Meclisi, Meclis-i Mebusan’ın kararlarının dengeli ve sağduyulu olmasını sağlamıştır.

Ancak, çift meclisli sistemin bazı eksiklikleri de vardı:

Padişah, Meclis-i Mebusan’ı feshetme ve Ayan Meclisi’ni dağıtma yetkisini kullanarak sistemi manipüle edebilirdi.

Meclis-i Mebusan’ın üyeleri, Osmanlı toplumunun tüm kesimlerini temsil etmiyordu.
Ayan Meclisi’nin üyeleri, padişaha bağlı oldukları için Meclis-i Mebusan’ın kararlarına bağımsız bir şekilde yaklaşamıyorlardı.

Sonuç olarak:

Osmanlılar 19. yüzyılda meşrutiyet döneminde uyguladıkları çift meclisli sistem, imparatorluk tarihinde önemli bir adımdır. Bu sistem, modernleşmenin ve demokratikleşmenin önünü açmış ve halkın siyasi katılımını sağlamıştır.

Ancak, sistemin bazı eksiklikleri de vardı ve padişahın yetkileri nedeniyle tam anlamıyla demokratik bir sistem olarak kabul edilemezdi.

Türk Devletlerinde Çift Meclisli Sistem

Türkler çift meclisi sistemi tarih boyunca hangi devletlerde uygulamışlardır

Tarih boyunca birçok Türk devleti, yönetim sisteminde çift meclisli yapıdan faydalanmıştır. Bu meclisler, farklı grupların temsiliyetini sağlayarak ve yasama sürecine çeşitli bakış açıları katarak önemli bir rol oynamıştır.

Bazı önemli örnekler:

Göktürk Kağanlığı: 6. yüzyılda kurulan Göktürk Kağanlığı’nda, Toygun ve Kağan olmak üzere iki meclis bulunmaktaydı. Toygun, soylular ve halk tarafından seçilen üyelerden oluşurken, Kağan ise hükümdarın başkanlığında devlet işlerini yönetirdi.

Karahanlı Devleti: 10. yüzyılda Orta Asya’da kurulan Karahanlı Devleti’nde de benzer bir sistem uygulanmıştır. Bu sistemde, Uç Beyleri Kurultayı ve Divan-ı Melik olmak üzere iki meclis bulunmaktaydı. Uç Beyleri Kurultayı, önemli siyasi ve askeri konularda karar verirken, Divan-ı Melik ise idari ve mali işleri yürütmekteydi.

Selçuklu Devleti: 11. yüzyılda Anadolu’da kurulan Selçuklu Devleti’nde de Divan-ı Melik ve Vezirler Kurultayı olmak üzere iki meclis bulunmaktaydı. Divan-ı Melik, idari ve mali işleri yönetirken, Vezirler Kurultayı ise önemli siyasi ve askeri konularda karar verirdi.

Osmanlı İmparatorluğu: 13. yüzyılda kurulan Osmanlı İmparatorluğu’nda da Divan-ı Hümayun ve Padişah Divanı olmak üzere iki meclis bulunmaktaydı. Divan-ı Hümayun, vezirler ve diğer yüksek devlet adamlarından oluşan bir kurul olup, idari ve mali işleri yönetirdi. Padişah Divanı ise padişahın başkanlığında toplanır ve önemli siyasi ve askeri konularda karar verirdi.

Bunların dışında:

İlhanlı Devleti: 13. yüzyılda kurulmuştur ve Divan-ı Melik ve Kurultay olmak üzere iki meclis bulunmaktaydı.

Kırım Hanlığı: 15. yüzyılda kurulmuştur ve Divan-ı Han ve Hanlar Kurultayı olmak üzere iki meclis bulunmaktaydı.

Buhara Emirliği: 16. yüzyılda kurulmuştur ve Divan-ı Beğ ve Ulema Kurultayı olmak üzere iki meclis bulunmaktaydı.

Görüldüğü gibi, Türkler tarih boyunca farklı şekillerde de olsa çift meclisli sistemi oldukça yaygın bir şekilde kullanmışlardır. Bu sistem, Türk devletlerinin yönetiminde önemli bir rol oynamış ve siyasi istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmuştur.

Çift Meclisli Ülkeler Listesi

Çift meclisli bir sisteme sahip, yani yasama organlarının iki farklı meclisden oluştuğu birçok ülke var. Bu meclisler genellikle farklı yetkilere ve temsil biçimlerine sahiptir.

Federal Yapılı Ülkeler:

Arjantin: Temsilciler Meclisi ve Senato
Avustralya: Temsilciler Meclisi ve Senato
Avusturya: Ulusal Konsey ve Federal Konsey
Belçika: Temsilciler Meclisi ve Senato
Bosna Hersek: Temsilciler Meclisi ve Halklar Meclisi
Brezilya: Temsilciler Meclisi ve Federal Senato
Kanada: Avam Kamarası ve Senato
Almanya: Bundestag (Federal Meclis) ve Bundesrat (Federal Konsey)
Hindistan: Lok Sabha (Halk Meclisi) ve Rajya Sabha (Devletler Meclisi)
Malezya: Temsilciler Meclisi ve Senato
Meksika: Temsilciler Meclisi ve Senato
Nepal: Temsilciler Meclisi ve Ulusal Meclis
Pakistan: Ulusal Meclis ve Senato
Rusya: Devlet Duması ve Federasyon Konseyi
İsviçre: Ulusal Konsey ve Eyaletler Konseyi
Nijerya: Temsilciler Meclisi ve Senato
Amerika Birleşik Devletleri: Temsilciler Meclisi ve Senato

Üniter Yapılı Ülkeler:

Birleşik Krallık: Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası
Japonya: Temsilciler Meclisi ve Danışmanlar Meclisi
İtalya: Temsilciler Meclisi ve Senato
Fransa: Ulusal Meclis ve Senato
İrlanda: Dáil Éireann (İrlanda Temsilciler Meclisi) ve Seanad Éireann (İrlanda Senatosu)
Çekya: Temsilciler Meclisi ve Senato
Romanya: Temsilciler Meclisi ve Senato

Diğer:

Yeni Zelanda: Temsilciler Meclisi ve Yasama Konseyi
Güney Afrika: Ulusal Meclis ve Ulusal Eyaletler Konseyi
Suudi Arabistan: Şura Konseyi
Birleşik Arap Emirlikleri: Federal Ulusal Konsey
Bu listede yer alan ülkeler sadece birkaç örnektir. Dünyada 190’dan fazla ülke var ve bunlardan yaklaşık 50’si çift meclisli bir sisteme sahip.

Çift meclisli sistemlerin işleyişi ve meclislerin sahip olduğu yetkiler ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilir.

Ek Bilgiler:

Çift meclislilik: https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ift_meclislilik
Federal devlet: https://tr.wikipedia.org/wiki/Federasyon
Üniter devlet: https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Cniter_devlet

Camlica Hill at Istanbul Strait, Bosphorus

IMG_0486

IMG_0467

Türkiye’deki Aziz (Saint) okulları listesi

Şişecam, katma değerli teknolojik ürünlere yönelmelidir.

https://www.ekonomist.com.tr/sirketler/sisecam-sise-yonetim-kurulu-baskani-ndan-istifa-karari-51087

Önceliklendirme

Her ne kadar Amerika’daki yatırımın karlılığı 2020’de 30 milyon dolar, 2021’de 60 milyon dolar ve 2022’de lojistik krizinin katkılarıyla 120 milyon dolar civarında olsa da, Ciner Grubunun da müsaadesiyle Şişecam’ın, bu yatırımı daha fazla büyütmemesini ve yatırım önceliklerini yeniden gözden geçirmesini tercih ederim.

Çünkü “Türkiye’nin sorunları nasıl çözülür” sorusuna, Türkiye’deki herkes ittifakla, katma değerli ürün üreterek, cevabını verir.

Fakat hayret edilecek bir müsamahayla hiç kimse ŞİŞECAM’dan böyle bir talepte bulunmuyor.

Şişecam’ın Alman ve İtalyan makinaları satın alarak yine Alman ve İtalyan arabalarına cam üretmesiyle, bu üretimlerden yüksek oranlarda para kazanamayacağı kesindir. İsterse bu alandaki fabrika sayısını iki misline çıkarsın oran yine yükselmez.

Standart ürünler olan düz cam ve ambalaj ürünlerinin de bir sınırı var.

Geriye cam ev eşyası kalıyor.

Şişecam’ın bu alandaki finansal başarıları pazar hâkimiyetinden kaynaklanıyor yoksa Şişecam’ın tasarım ve inovasyon yeteneği çok yüksek değil.

Sonunda, küçük veya büyük farketmez, şirketlerimiz her zaman dediğim noktaya savruluyor: Sadece “gelişmiş ülkelerin terk ettiği sektörlerde” bir varlık gösterebiliyorlar.

Böyle olunca da hem Ciner hem de Şişecam, çaresiz bir şekilde, batılıların artık girmek istemedikleri madencilik işinde büyümeye çalışıyorlar.

Peki, piyasa değeri 4,5 milyar dolar olan bir şirketin yurt dışında madencilik alanında 5 milyar dolarlık bir yatırım yapması doğru bir karar mı?

Eğer bu şirketin arkasında T. İş Bankası’nın “gücü” olmazsa bu yatırımın yapılması mümkün olabilir mi?

Türkiye’nin bugüne kadar rüyasında bile göremediği beş milyar dolarlık bu yatırım, acaba yurtiçinde katma değerli ürün üretimi alanına aktarılamaz mı?

Acaba telefonlarda kullanılan dokunmatik ekranlar veya bilgisayar ve televizyon ekranları üretilemez mi?

Acaba her yıl milyonlarca televizyon ekranı ithal eden KOÇ ve VESTEL grupları da bu üretim sürecine ortak olamaz mı?

Acaba KOÇ ve VESTEL bu yatırımdan cesaret alıp chip tasarlama işine daha yoğun bir şekilde giremezler mi?

Acaba tüketici elektroniği konusunda Türkiye’nin sınıf atlama imkân ve ihtimali tekrar ortaya çıkamaz mı?

Acaba T. İş Bankası, şahsi PR’ını her şeyin önüne koyan, performansı göstergelerini muğlaklaştırmak için bilanço birleştirmelerine kafa yoran yöneticiler yerine sorduğum bu sorulara cevap arayan yönetimler oluştursa daha doğru olmaz mı?

Şişecam bir bakıma herkesin olduğu için bu sorulara ve tavsiyelere herkes kendi özgün cevabını verebilir.

https://www.karar.com/yazarlar/mehmet-ali-vercin/sisecam-1600261

Türk Ordusunun (Kara. Hava. Deniz. Uzay. Jandarma) 2233. Yılı olarak kutlanmalı.

Şanlı tarihimizin ayrılmaz parçası, kutlu zaferlerimizdeki büyük güç olan Türk Kara Kuvvetlerimizin kuruluşunun 2233’üncü yılı kutlu olsun!

TSK yerine Türk Ordusu tabiri kullanılmalıdır.

Türk Silahlı kuvvetleri tabiri 1960 darbesi tarafından sözlüğümüze girmiş bir tabirdir. İngilizceden tercümedir Türkçe bir kelime değildir. TSK ifadesi olarak Türk ordusunun yerine geçirilen bu tabirden Türk ordusu tabirine geri dönülmelidir.

Ordu millet tanımı İstanbul’un tarihi yarımadadaki üç ana caddesine yansımış durumdadır Topkapı’dan Aksaray’a kadar giden cadde millet caddesi ve paralelinde Vatan caddesi birleşerek Ordu Caddesi olarak Sultanahmet’e doğru devam etmektedir.

Batı tabiri olan Silahlı Kuvvetler (Armed Forces) ile Türk tabiri olan Ordu-Millet farkı, darbeci Batı’nın hesaplarını şaşırtmaktadır.

Amerikalılar, Millet kavramını pek severler.
Millet’in aynı zamanda Ordu olabileceğini ise hiç düşünemediler.

Kast sistemi İngilizler eli ile Hind’den başlayarak, İran(mollalar) Mısır (ordu) ve Türkiye’de (bürokrasi, aydın) ihya mı edildi?

Onlarınki Silahlı Kuvvetler (Armed Forces)
Bizimki Ordu-Millet
Arada dağlar var..
Ordu: armed forces silahlı kuvvetler
Paşa :general

Ordu-Millet tabirinin İngilizcesi yok ama. Ne yapacağız şimdi?

Ordu dili : Urduca..

  • millet caddesi
  • ordu caddesi
  • vatan caddesi
  • oğuzhan caddesi
  • kızılelma caddesi
  • akdeniz caddesi
  • akşemsettin caddesi

1826 yılında yeniçeri ocağının kapatılmasından sonra Davutpaşa Tophane Rami Kasımpaşa Maçka kışlaların yapımı başlamıştır yanılmıyorsam ordu son hazırlıklarını Rami kışlasında tamamladıktan sonra Rumeli seferine buradan çıkardı

Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz’dir İleri!

Tarihten gelen atalarımızı Oğuz Kağan’la başlayarak bu dünya devleti ideali, bütün kuvvetler işte burada var, gök, hava, kara, deniz hepsi burada var, bu destanda müthiş karakter var zaten.

Stalin, Türk kimliğini nasıl yok etti?

Azerbaycan Türklerinin kimliklerinde 1937 yılına kadar Türk yazıyordu. Latin alfabesi kullanıyorlardı. Stalin bütün Türk cumhuriyetlerinde olduğu gibi kiril alfabesine geçirdi. Kimliklerden Türk sözcüğü yerine uydurma Azeri sözcüğü kondu. Binlerce ziyali (aydin) katledildi. Bugün hala bilerek veya bilmeden Azerbaycan Türklerine Azeri denilmektedir.ki Azerbaycan Türkleri bu durumdan oldukça rahatsızdır. Ünlü sanatçı Azerin bir programda Sunucu Okan Bayülgen’nin Azeri demesine tepki göstermişti. Türkler dil grublamasina göre Oğuz, Karluk ve Kipcak ana grublamasina göre adlandırılmaktadır. Anadolu Türkleri gibi Oğuz grubundan olan Azerbaycan Türklerine Azeri yerine Oğuz denmesini öneriyorum.

Elbette biz genel Türk adını aldığımız için diğer Türk cumhuriyetlerinde yaşayan Türkler için ya boy adı, Kırgızlarda olduğu gibi yada Özbek Türklerinde olduğu gibi Özbek han’nin adı kullanılıyor. Türkmen adı ise Oğuzlara Avrupalıların verdiği ad. Kazak adı ise 16.yuzyilda ortaya çıkmış Kipcak Türklerinin bir kısmını kapsamistir. Tatar, Oryat, Buryat, Kumuk Avar gibi boy adları ise 1500 yıldır bilinen isimler. Ama Azeri ismi Stalin tarafından uydurulmuş ve kimliklere işlenmiştir. En önemli sebeb ise Türkiye ile ilgiyi uzaklaştırmak için yapılmış aynı zamanda tüm dünyada Türkistan diye bilinen coğrafyaya Orta Asya deyip 5 cumhuriyete ve 5 ayrı kimliğe bölmüşlerdir. Çin Doğu Türkistan Cumhuriyetini 1945 de yiktiktan sonra Sincian diye uydurma bir isim koymuşlardır. Türk devletleri teşkilatı önemlidir. İsmail gaspiralinin mücadelesini verdiği dilde, fikirde iş’de birliği sağlamaya çalışmalı, öncelikle ortak alfabe ile baslanilmalidir diye düşünüyorum.

Stalin’in getirdiği Orta Asya tabiri yerine Türkistan ve boy adları yerine Türk tabirinin kullanılarak, 1937 öncesi döneme geri dönülmelidir. Bu coğrafyaya Türklerin coğrafyası olarak Türkistan adı verildiğine göre, Tonyukuk Yazıtındaki (MS 720) Türk tabiri esastır.

 

Türk Tarihi ve Coğrafyaları

Türk Düşünce Tarihi -5: Tefekkür Medeniyetimizin Devletleri, Coğrafyaları ve Mütefekkirleri

  İÇİNDEKİLER   ÖZET GİRİŞ Anayurt ve İlk Genişleme Türk Devletleri Kronolojisi Türk Devletleri ve Denizler Türk Devletleri’nin Egemenlik sağladığı Ülkeler Emperyal Vizyon TÜRK DEVLETLERİ Çu Devleti ve Çin…
ÖZET Tefekkür Medeniyetimizin ilk kadim kavramları Altaylar’daki Yenisey Havzasında (Sibirya, Rusya) MÖ 3000’lerde oluşmaya başlamış, oradan Orhun Havzası’na (Moğolistan) ve ardından MÖ 1000’li yıllarda biriken…
Türkiye kavramını bir ülke adı olarak bir devlet adı olarak ilk olarak adlandıranlar Doğu Romalılar-Bizanslılar olmuştur. M.S 1000 li yılların başlangıcında doğu Romalılar bugünkü…
Turcae (Herodot, MÖ500) Turcae by Pomponius Mela of Roman geographer and Plinius of Roman natural philosopher Tyrcae (Pomponius, Plinius MS.1.yy): Türk adının bilim çevrelerince…
Hong Kong’un önemli İngilizce günlük gazetelerinden South China Morning Post gazetesi Chinese History başlığı altında Çin tarihinden bilgiler vermektedir. Çinlilerin tarihi konusu burada önemlidir….

Türk tarihi okullarda çoğunlukla Osmanlı ve Selçuklu devletleri özelinde padişahların ve sultanların tarihi olarak okutulmaktadır. Bu çok çarpık bir bakış açısıdır. O halde Türk tarihini yani zamanı coğrafya yani zemin temelli olarak öğretmek, zihinlere yer etmesini sağlamak, metodolojik olarak yapılması gereken bir tercihtir. Çünkü Türkler çok geniş coğrafyalarda yer almışlardır. Bu durumda bu coğrafyaları dışlamamak gerekmektedir.

O halde Türk tarihini oturtacağımız temel coğrafyadır ve ilk elde kıtalar bazındadır. Türk tarihi Asya Avrupa ve Afrika kıtaları bazında incelenmelidir, bu şekilde Türklerin kurdukları devletler, genç zihinlere aktarılmış olacaktır.

Coğrafi boyutu ihmal ettiğinizde Türk devletlerinin kuruluş ve yıkılışları kişiler bazında değerlendirilmiş olacak, hanedanlar bazında değerlendirilmiş olacak ve gençlerin zihinlerinde kaotik bir tablo oluşacaktır. Bu tablo yerine Türk tarihinin zihinlere oturtulması açısından coğrafya temelli bir tarih öğretimi elzemdir.

Türklerin tarihte egemenlik sağladıkları coğrafyalar ve ülkeler saymakla bitmeyecek büyüklüktedir. Oysa sultanlar padişahlar tarihine girdiğinizde bir süreklilik ortaya çıkmayacaktır. Tarih ve coğrafyanın bize kazandıracağı ise Türk kavramı ve kimliğidir. Böylelikle biz Türkiye’de kırka yakın Türklerin de içine dahil edildiği bir etnik grup yapılanmasından değil ve fakat Türklerin kırkı aşkın boylar halinde dünyada yerleştiği coğrafyaları konuşuyor olacağız.

https://www.booksonturkey.com/turklerin-cografyalari/

Tarihi ve coğrafyaları anlatılırken adlandırmalarda özellikle Türkçe kavramların kullanılması stratejik derecede önemlidir. Orta Doğu, Orta Asya ve benzeri yabancı dillerden dilimize girmiş coğrafi adlandırmalardan özellikle kaçınmak gerekmektedir.

Bilge Sözler

Her fatihin arkasında bir filozofun gölgesi vardır.

Aristo-İskender. Oğuz Kağan-Aksakallı Bilge. Bilge Kağan-Bilge Tonyukuk. Osman Gazi- Edebali. Fatih-Akşemsettin.

Atatürk ise Fatih Filozoftur

Felsefe akademisyenleri bu konulara girmiyorlar, hocam çok haklısınız. Felsefe gibi devasa bir imkan kullanım dışı kalıyor, avara kasnak haline dönüşüyor, kimse bir şey anlamıyor.

Fiziken maddeten yaşamak hücreler ile, manen ruhen var olmak ise kelimeler ile kaim.

Bilgelik, beklentisizliktir.

Türkçe felsefedir, felsefenin kendini en üstün düzeyde ifade edebildiği yegane dildir.

Önce bakmak, sonra görmek; göz ile düşünmek.

Görmek: Vizyon
Düşünmek: Bilgelik

Zaman değerli, zemin dinamik, zihin derindir.

Halbuki insan için en büyük nimet, görmektir. Bilhassa olanı olduğu gibi görmek… Bundan üstün zevk arayanlar ise ancak onu, gördüklerini göstermekle göstermekte bulabilirler. Bundan sonraki sayfaları dolduran fikirler, bu yolda hayat vermiş büyük insanlarındır. Hasan Ali Yücel. 19 Mayıs 1956

Sömürge Madenciliği

Madenler

Ülkemizse son 20 yılda verilen maden özelleştirme ruhsatları 385 bin civarında. Halbuki bu verilen ruhsatların sayısı Cumhuriyetin ilk 80 yılında 1100’ü geçmiyordu. Tarık Çelenk

https://www.karar.com/gorusler/iki-sutun-uzerine-mahkum-ulke-siyasetinde-yeni-bir-tanzimati-tartisabilmek-1872826#google_vignette

Madencilik bir beka sorunu. Dr Eşref Atabey Dr. Eşref Atabey, Türkiye’deki gerçek ‘beka meselesi’nin ne olduğunu ortaya koydu: Sömürge madenciliği – Son Dakika Türkiye Haberleri | Cumhuriyet