Home Blog Page 151

Vision for Leadership

Vision for Leadership. Vision for Leadership. Vision for Leadership. Vision for Leadership. Vision for Leadership. Vision for Leadership. Vision for Leadership.

What is VISION

Seeing with Thought

The French word vision is derived from the word “sight”. The French word derives from the Latin word visio, which means the same thing. The word is derived from the Latin videre, vis- “to see”, with the suffix +tion. see video article.

What is called as vision

Well, then I say that the thing called vision is what makes a person not content with less, push his potential to the maximum limit, in short “not be so happy”. so great thing!!

Brain Work

The ability mentioned in the story, which I relate to the fact that one’s brain is constantly working and that its antennas are always on, which is not even present in all intelligent people -which I am sure can be associated with intelligence and creativity.

Vision is a picture

It is a picture of what will be created in the future with the means at hand. The difference from the dream is that there are no nerves in the dream.

Beyond Reasoning and Intelligence

Vision is a concept that highlights the crucial fact that the difference is not about reasoning and intelligence, but about vision.

Vision Quotes

“The very essence of leadership is that you have to have a vision. It’s got to be a vision you articulate clearly and forcefully on every occasion. You can’t blow an uncertain trumpet.” THEODORE HESBURGH, PRESIDENT, NOTRE DAME UNIVERSITY

“Nothing, not even the most advanced technology, is as formidable as people working together enthusiastically toward a shared goal. Whether as a nation, an army, or a corporation- people become unstoppable when they are moved by a common vision, and have the power and tools to achieve it.”

Leadership is the capacity to translate vision into reality.’’ - Warren G. BENNIS, Management Professor

“Where there is a shared vision of excellence, where people can be the best they can be on a daily basis, where they know what is expected of them, understand that reward is linked to performance, and believe they can make a difference because they will be heard, they will make a difference. They will go beyond our expectations and great things will start to happen.” – Frederick W.SMITH, CEO, Federal Express

Vision without action is a daydream. Action without vision is a nightmare.” – Japanese Proverb

With or Without VISION

Visionary 

According to the parliamentary database, Salih Gün was a primary school graduate, former deputy, and mayor. If there was a chance to be educated with this vision, maybe our country would win a wonderful jewel, maybe in the field of art or science, who knows…

Visionless

Vision means vision. It’s a french word. Vision is the power of thought. To see with thought. Look and see. Those who look and cannot see are visionless.

Vision and Illusion

Vision was introduced in Turkey by President Turgut Ozal in early 1980s. Without vision, illusion gallops.

Lacking the Vision

People who do not have this usually come to very high levels in Turkey. sports, art, politics; Wherever you put your hand, you will always see people who lack it.

 Vision is zero!

I see people around me. The man is both smart, knowledgeable, and presentable, but the vision is zero! an ordinary job, an ordinary wife, an ordinary life.

Now the love chickens will immediately say, “what’s wrong with you? maybe he’s just that happy”

“Sir, nobody wears shoes in Africa, we certainly can’t sell shoes there.”

A shoe manufacturer in Antalya wants to start exporting shoes, so the owner of the company sends an employee to Africa and says, “Go and see if we can sell shoes to Africa”. The man goes, stays in Africa for a week, returns and says, “Sir, nobody wears shoes in Africa, we certainly can’t sell shoes there.” A month or two pass, the owner of the company sends another employee to Africa out of curiosity, this time the employee stays for a week, travels to Africa, comes back and says, “Sir, no one has shoes in Africa! We sell a lot of shoes there!” says.

People without vision

(no matter how good-hearted or well-intentioned, clean, beautiful people they may be) do not open my heart. Sometimes I drown in the shallow sea when I’m face to face with such people.

What is different with VISION

Difference is VISION

The chart egosystem (TURKEY) at the bottom, ecosystem (BANGLADESH) on top. 

Bangladesh has a unicorn since 2015, well before Turkey. So, the country is not only in the textiles sector, but has a vital ICT startup ecosystem also Thirdly, Bangladesh, with a population of 150 million, has entered the “medium human development” category @guvsak Mar 14, 2021

Image

Uniqueness

Vision refers to a person’s unique perspective and depth.

A concept that I understand as I get older, which I think is one of the personal development cliches used to give people energy in the past.

Mental Power

Mental Seeing

(mental) seeing or perceiving certain events that happened or did not happen in the past, distant or never, and will or will not happen, without the help of the organ of vision.

The name given to the phenomenon of (mental) seeing or perceiving certain events without the help of the organ of vision and the whole of the images in this phenomenon.

Mental Intensity

What every person should have. view of life, perception, lifestyle, attitude, stance. It’s a very total thing. mental intensity.

Turkish Visionaries

TURKISH VISIONARIES by Ahmet Yeşiltepe, Time Traveller, NTV

Time Traveller – In the Footsteps of Turks/In the Home of Oghuzes, the process of conversion to Islam and Hoca Ahmed Yesevi https://www.youtube.com/watch?v=sROnvvyHO8k The “Time Traveler”…

Visionary Leader Mustafa Kemal ATATÜRK by Arnold LUDWIG

Arnold LUDWIG; A professor of psychiatry from the USA… He has never been to Turkey in his life… He wrote a book, the name of the…

Turkish Visionaries

Dr Ayhan Yasan.

Kıtalar Vizyonu

Kıtalar Vizyonu Avrupa

https://www.booksonturkey.com/?s=Avrupa

Kıtalar Vizyonu Asya
Kıtalar Vizyonu Avrasya
Afrasya
Kıtalar Vizyonu
Kıtalar
Avrupa menşeli siyasi düşüncelerin geliştirdiği vizyonlar neticesinde kuzey Amerika kıtasında Amerika Birleşik Devletleri adı altında 52 devletçikten oluşan siyasi organizasyon ve birleşme gerçekleştirilmiştir. Devamında ise bu yapı dünya hakimiyetini getirmiştir.
Kuruluştan önce iç savaş yaşanmış olmasına rağmen ardından dünya egemenliği söz konusu olmuştu.
Avrupa kıtasından Amerika’ya gidenlerin bu başarısına rağmen aynı başarı Avrupa kıtasının kendi içinde söz konusu olamamıştır.
Avrupa kıtası 20.yüzyılda iki adet iç savaş yaşamış neticede 70 yıllık bir Avrupa Birliği sürecinin ardından bu sorunlar aşılamamış ve birlik sorunlarla düşe kalka bir arada olma mücadelesi içerisinde hayatiyetini devam ettirme çabasındadır.
Peki Avrupa’nın batısındaki Amerika kıtasında birlik hareketi yaşanırken Avrupa’nın doğusuna doğru bir birlikleşme hareketi olmuş mudur sorusuna baktığımızda tekrar olumsuz bir cevapla karşılaşmaktayız.
Avrupa’da hiçbir zaman Asya ile birliktelik ve Asya’da bir birlik kurma düşüncesi söz konusu olmamıştır ama onların politik düşünceleri doğu ve güneylerindeki toprakların işgaline dayalı yapay bir birliktelik idi.
Burada en başarılı siyasi figür ise büyük İskender olarak gözükmektedir ki Hindistan’a kadar yol almış, Hindistan, İran, Türkiye coğrafyaları egemenliği altında kalmıştır, fakat bu çok kısa süreli bir birliktelik olmasına rağmen etkileri son derece kalıcı olmuş, misal Türkiye topraklarında o zaman Yunancayı resmi dil haline getirmiştir ve Anadolu’daki vilayetler düzenini tesis etmiştir.
Fakat bu, kıtaları kapsayacak tarzda bir birlikteliğe doğru evrilmemiştir. Avrupalı güçlerin İngiltere Fransa Almanya’nın, Asya konusundaki düşünceleri işgal etme yönünde olmuş fakat birlik anlayışı söz konusu olmamıştır.
Merkez; Atlantik olarak esas alındığında, Türkiye “kanat ülke” konumunda olmaktadır. Başkalarına kanat olunduğunda, onların hedeflerine kilitlenmiş olunacaktır. Merkez olunduğunda ise, kendi hedefimize kanatlanacağız. Merkez; Türkiye olarak esas…

Parçalatılan Kıta Devletler RUMELİ KITASI (Osmanlı İmp) Arnavutluk Bosna-Hersek Bulgaristan Hırvatistan Karadağ Kosova (sınırlı tanınmakta) Makedonya Moldova Romanya Sırbistan Slovenya Yunanistan HİND KITASI (Babür İmp) Hindistan Pakistan Bengladeş …

Afrika Kıtası Ülkelerinin Toplam İthalatı ve Türkiye3 Hilal 5 Deniz Bölgesi ve 5 Saat Uçuş Mesafesi Tedarikçi Ülke Hedefi 3 HİLAL KIRMIZI SANCAK : Kırmızı zemin üzerine beyaz üç Hilalden oluşur. Buradaki…

Kıtalar ve Türkiye Amerikalar (Kuzey ile Güney) arasındaki iletişim giderek azalırken, Avrupa, Asya (Türkiye, Rusya, Çin) ile yakınlaşarak AVRASYA olarak başkalaşmakta, Afrika ise Asya (Türkiye, Hindistan, Çin) ile yakınlaşarak…

Balkan Şehirleri…

TESPİT: Balkan Şehirleri. BALKAN VE ANADOLU YARIMADALARI birlikte bir bölge; bölgesel bir BALKANLAR bütünlüğü meydana getirmişlerdir. Avrasya kıtasının Avrupa ayağında BALKAN Yarımadası, Asya ayağında ise ANADOLU yarımadası bulunmaktadır. Boğaziçi”ni süsleyen iki kalenin adlarına da yansımıştır iki yarımada eksenli tarihimiz; Rumelihisarı”na ve Anadoluhisarı”na.

SORU: Balkan Şehirleri. Balkanlarda Pazar yeradları nerlerde yeralmaktadır?

Balkan Şehirleri 2

Balkan Şehirleri 1

Bilhassa Türklerin Balkan Yarımadası”na ayak basışlarından itibaren 650 yıl içerisinde Balkan ve Anadolu Yarımadaları”ndaki nüfus birbirleriyle büyük ölçüde kaynaşmış ve ortak bir kültür yaratılmıştır.
Anadolu ve Balkanlar, 1600 senedir aynı eksende beraber yaşamaktadır.
Kimilerine göre Asyalı, kimilerine göre Avrupalı, kimilerine göre ise Ortadoğulu olduğu söylenen Türkiye’nin, tartışılmayacak ve reddedilmeyecek esas coğrafyası Balkanlar’dır. Balkan ve Anadolu yarımadasındaki kültürlerin karışımı, farklı kültürlerin etkileşimi Türkler üzerinde çok farklı etkiler yapmıştır. Ortaya çıkan ortaklaşa kültür inanılmaz bir zenginliktedir; üç kıtaya hükmetmiş imparatorlukların (Roma, Doğu Roma-Bizans, Osmanlı) mirasını barındırmaktadır.

Bu imparatorluklardan sonuncusunun kurucusu olmaları nedeniyle Türkler bu mirasın sahibidirler. Balkan ülkelerinde, Osmanlı İmparatorluğundan bu yana milyonlarca soydaşımız hayatını sürdürmüştür. Balkanlar ile komşuluk ilişkimizin çok daha ötesinde, akrabalık ilişkimiz vardır. Türkler, Balkanların tüm halkları ile akrabadırlar ve Balkan ulusları ile bir arada yaşamayı pekala başarabildiklerini göstermişlerdir. Balkanların Osmanlı hakimiyetine geçmesiyle beraber, Türkler ve Balkan halkları uzun seneler huzur içinde birlikte yaşamışlardır. Asırlar süren bu birliktelik toplumların birbirleriyle kaynaşmasına, dolayısıyla komşuluk ilişkisinin dışında bir akrabalık ilişkisi doğmasına neden olmuştur.

Balkanlarda Pazar Yeradları

Türkçe, Balkan ülkelerinin ortak dilidir. BALKAN kelimesi Türkçe kökenli olduğu gibi, PAZAR kelimesi de Arnavutça, Bulgarca, Sırpça, Macarca, Romence, Rumca gibi tüm Balkan dillerinde ortak olarak kullanılan Türkçe kökenli bir kelimedir.

Ayrıca pazar kelimesi Balkanlar”daki yer adlarına da yansımıştır; Arnavutluk’da Ndrouqi Pazari, Bosna-Hersek’de Pazaric, Bulgaristan”da Pazarcık, Tatarpazarcık, Novi Pazar, Osman Pazarı; Makedonya’da Skopski Pazar, Romanya’da Pazarlia, Yugoslavya”da Novi Pazar, Virpazar, Hırvatistan’da Pazariste ve Yunanistan’da Megalo Pazaraki bu yer adlarından bazılarıdır.

Bu ülkelerde, içinde pazar kelimesinin geçtiği 40’dan fazla yeradı, bölgede pazar olgusunun ne denli yaşamsal olduğunu ve Türklerin yönetiminde Balkanlar”da bütüncül bir pazarın yaratıldığını göstermektedir.

Ticaret ve Kültür Hareketleri

BALKANPAZAR, bölgesel güçlerin yükselişine paralel bir Balkan ticaret ve kültür hareketine önayak olma misyonu doğrultusunda, Balkanlarda ticaretin bölgeselleştirilerek, bölgesel bir ekonomik dinamizm yaratılmasına yönelik bir inisiyatiftir. Balkan ülkelerinin biribirleri ile ticaretinin, Balkan dışı ülkeler ile olan ticaretinden daha fazla olmasının önü açılmalıdır. Burada TİCARET‘in gücü ve somut geliştirici etkisi birincil derecede önemlidir. Macaristan’dan Türkiye’ye , Karadeniz’den Adriyatik’e ve hatta bazılarının önesürdüğü şekilde Rusya’ya, Orta Asya ve Çin’e kadar olan bölgede, bölgesel bir (iç) pazar yeniden oluşmaktadır.

Macaristan’ın kuzeydoğusundaki Debrecen’den, Avrupa-Asya ticaretinin merkezi İstanbul’a kadar, devletlerin siyasi ve askeri sınır tanımlamalarından farklı bir bölgenin dış çizgileri gözükmeye başlıyor.

On yıldan daha uzun bir süredir, eski ticaret yolları bölgede yeniden ortaya çıkarken, mazide kalan şehirler, Balkanlar’da ticaret merkezleri olarak yeniden canlanmaktadır.

Geçtiğimiz on yıllık süre içinde, Balkanlar’ın tümünde ve orta ve doğu Avrupa boyunca yeni/eski pazar merkezleri ortaya çıktı. Sonunda, Avrupa-Asya ticaretinin belkemiği İstanbul, yeniden, bütün bölgenin ana ticaret merkezi oldu.

Tarih boyunca Doğu Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik etmiş ve yaklaşık 2500 yıllık ticari geleneğe sahip olan İstanbul; Balkan dünyasının merkezidir.

Ticaret yolları, üzerinde yalnızca ürünlerin değil, çeşitli kültürlerin dolaşımının da gerçekleştiği kanallardır. Ticaret ve kültür akışları hep birbirine bulanır birlikte hızlanırlar. Balkanlarda yeni bir Rönesans sürmektedir.

Yeryüzünün en kültür fışkıran bölgesi olan Balkanlar, 1990’lı yıllardaki geçiş döneminin çalkantılarını geride bırakırken, geçmişte bünyesinde barındırdığı imparatorluklar ve antik dönemden beri süregelen uygarlıkların birikiminden aldığı güçle, yeni bir evrensel kültürü, bölgesel ticaretin dinamizmi ile yaratma yolunda ilerlemektedir…

BİR UÇTAN BİR UCA BALKANLAR

Hedef; “BİR UÇTAN BİR UCA BALKANLAR” olgusunun Türk, Bulgar, Macar, Yunanlı, Romen, Moldayyalı, Arnavut, Boşnak, Sırp, Hırvat, Makedon, Sloven unsurlarının; Mostar’dan İstanbul’a, Gostivar’dan Erzurum’a, Üsküp’ten Bursa’ya, İşkodra’dan Varna’ya, Saraybosna’dan Lefkoşa’ya, İzmir’den Budapeşte’ye, Sofya’dan Konya’ya, İskenderun Körfezi’nden Adriyatik’e, Köstence’den Trabzon’a, Novi Pazar’dan Adapazarı’na, Estergon’dan Iğdır’a, Tuna boylarından Dicle’ye, Fırat’a, Saraybosna’dan Gaziantep’e, Gazimagosa’ya, Balkan Yarımadası’ndan Anadolu Yarımadası’na; “Ege’den Akdeniz’e”, “Karadeniz’den Adriyatik’e” artan dostluk ve işbirliği olmalıdır. Türkiye olarak, 21. yüzyıl’da çeşitli formlar altında yeniden birleşebilecek olan Balkanlar’da, yüzyıllar boyu oynadığımız birleştirici rol mirası, BALKANPAZAR‘ın hayata geçirilmesinde, gerçek bir zenginliktir.

Chinatown in Kolkata, India

Chinatown in Kolkata, India. Chinatown in Kolkata, India. Chinatown in Kolkata, India. Chinatown in Kolkata, India

Indian Chinatown’s ‘forgotten’ history comes alive in Kolkata walking tours
Kolkata’s Tiretta Bazaar is home to a Chinatown that’s hundreds of years old, but while thousands once lived there that number dwindled and the area became less popular
That’s changing, though, with walking tours and neighbourhood groups keen to encourage interest in history and engage with the local community
Nilosree Biswas
Even before the British arrived in the 1600s, Kolkata traded with other nations, meaning foreign traders visited the city.
“It was never a city of Bengalis, per se,” said McGill, a linguistic anthropologist. “And yet most of the research done on Kolkata has been focused on the Bengal renaissance and the national movement led by Hindu Bengalis. The lack of research about the population other than the Bengalis is glaring and the gap is only starting to be addressed.”
Sabir Ahmed, one of the founders of the Bengal-based citizens’ initiative Know Your Neighbourhood, said historical amnesia was linked to identity politics. “Knowing one’s neighbourhood is linked with the creation of a society where pluralism, equality, communal harmony are considered integral and non-negotiable,” he said.
The project began as a social experiment in 2016 to try to heighten public engagement between communities. Now, it enables many to learn about Kolkata’s marginalised neighbourhoods and communities like Chinapada and Daftaripada, where many Muslim bookbinders live. “There is an urgent need for peaceful coexistence, by forging inclusive relationships,” said Sabir.
Such efforts have helped the area regain its popularity and build new relationships with Kolkata residents elsewhere; the population of the wider metro area is well over 10 million.
Is latest China-India border clash the start of increased violence to come?
Sharing stories
Neogi noted that the Chinese community “played a very important role in … professions like carpentry, dentistry, silk, shipbuilding”, while Ahmed said links between Chinese and Indians were “integral” to local culture.
“Just as they have been shaped by the city’s culture, the Chinese people have in turn played a role in shaping Kolkata,” he said.
An important contribution to the city is how Chinese setters have helped to shape modern Bengali food habits. From the 1950s to the late 1970s, the city had what many believe to be the best Chinese restaurants in India, all owned and managed by Cantonese people, and often housed in buildings that used to be tanneries.
Yet making a living through Chinese food was not enough for an overall sense of well-being; the ongoing political apathy added to continued migration that had begun in the post-war days.
Lunar New Year celebrations in Kolkata. File photo: Luo Ruiyao
Those who stayed, though, are bound to the city by love and livelihoods.
“We have many friends among the Cantonese community who have discussed their life experiences with us, happily opening some of their private spaces to the public,” said McGill. “It is the trust of the community members in our research, narrative, and in us personally that allows us to conduct tours.”
Visitors also appreciate this inclusive approach, she added.
Her words resonated with the city’s Chinese Consul General Zha Liyou, who joined a recent Know Your Neighbourhood walking event. “There should be more awareness about the community, their practices, traditions and lived histories,” he said.
Members of Kolkata’s Chinese community watch a lion dance during Lunar New Year 2018. Photo: Getty Images
Amid children and older history enthusiasts, Ahmed, who led the walk, reflected on how such tours integrate local community members. “We feel this gives them space to share their views and stories, and makes them feel less like tour exhibits,” he said.
While the old China-influenced diversity of Kolkata is not rising Phoenix-like, yet, with a more informed understanding of the city’s Chinese past and present, and so much more citizen participation, it is certainly being increasingly enjoyed, and recognised.
Source: Indian Chinatown’s ‘forgotten’ history comes alive in Kolkata walking tours

Yalta Malta

Yalta Malta Yalta Malta Yalta Malta

Dünya Yalta’nın Hegemon üçlüsü (ABD Rusya İngiltere) tarafından 80 yıldır yönetilir iken neden kendimiz Malta-Fatih düzeneğimizi kurgulamıyor da bu üçlüye tabi oluyoruz. O üçlü ülkeler değil kıtalardır; Asya Afrika Avrupa.

Ruslar için Avrupa pazarı kapandı iyi oldu. Çin için de kapandı sanki.
Büyük ölçüde siyaset içerde harami rant düzeni ile karun gibi zengin olmasa, Rusya, Çin hepsine çalışır dev oluruz. Yalta ile değil Malta ile devam. Yalta dengesinde Amerika’nın yörüngesindeyiz.

Malta Fatih Liderlik Akdeniz dengesi

ABD, İngiltere, Rusya tarafından ikinci Dünya Savaşı ertesinde kurgulanan Yalta paylaşımı düzeninde Türkler paylaşan değil paylaşılan konumda olmuşlardır. O zaman paylaşanı konumuna yükselmemiz açısından Malta paylaşımı olarak adlandırdığımız kendi inisiyatifimizle bir düzenin kurgulanması gerekmektedir. Paylaşılan aslında Türkistan topraklarından Yalta anlaşması gereği Stalin tarafından Rusya’dan Çin’e devredilen Doğu Türkistan’dır.
Malta Bazaar
Malta, Fatih’te yer alan bir semt ve buradan geliştirdiğimiz anlayış Fatih dönemindeki Karadeniz ve Akdeniz’deki genişlemeciliğin, hakimiyet alanlarının 21.yüzyıl imkanları ile aynı zihniyetle tekrardan yenilenmesidir. Kurucumuz Atatürk’ün “ilk hedefiniz Akdeniz ileri” hedefi de bu çerçeve ile uyumludur
Büyük bir medeniyet olan Türkiye’nin 21.yüzyıl hedeflerine ulaşabilmesi açısından muhakkak ki Fatih ve Atatürk’ten miras aldığı liderlik politikalarını devam ettirmesi gerekmektedir. Türk dili 18 ülkeye kelimeler vermiştir. Bunların çoğu da Türkiye’nin civarındaki ülkelerdir. Türkler yedi dinde de vardırlar. Üç kıtanın kesişme noktalarında hep Türkler bulunmaktadır Asya, Afrika, Avrupa.
İngilizlerin Baltalimanı anlaşması ile dış pazarların istilasına, dışardan gelen ürünlerin istilasına açılan Türkiye’nin bu sefer Malta paylaşım zihniyeti ile öncelikle dış pazarlarda proaktif yaklaşımlar uygulaması gereklidir.

Yalta üçlüsüne karşı Türkiye kendi Malta üçlüsünü veya beşlisini tespit etmelidir. Bu tespit bilge güç kavramı çerçevesinde uygulamaya dönüştürülebilecektir.

Strateji kavramını dillerine dolayan Batılı güçlere karşın, Türkiye çevresindeki ülkeleri etkilemek açısından, bir hinterland oluşumu açısından bilgelik kavramını öne çekmelidir.

Türk

    
Yazıtlar (7)
  1. Küli Çor https://kulturenvanteri.com/tr/yer/kul-cor-yaziti/#16/46.853939/104.751762
  2. Bilge Kağan
  3. Kül Tigin
  4. Tonyukuk
  5. Ongi https://kulturenvanteri.com/tr/yer/ongi-yaziti/#16/46.263763/102.779373
  6. Şine Us https://kulturenvanteri.com/tr/yer/sine-us-yaziti/#16/48.541386/102.212936
  7. Taryat https://belleten.gov.tr/tam-metin/1755/tur
Türk kavramının kullanıldığı yedi yazıdan üç tanesi Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk yazıtı aslında Orhun Yazıtları olarak adlandırılan ve bir bütün teşkil eden Yazıtlar manzumesidir.
  • Türk Kağanlığı (Göktürk)
  • Divanı Lügat it Türk
  • Atatürk
  • Türkiye
Türk kavramındaki önemli husus kavramın siyasi bir kavram özelliği taşıyor olmasıdır. Bu da aslında. ırksal bir durum değil fakat birleştirici inanç birlikteliği ve yaratılmışların beraberliği anlamını taşımaktadır ilk yaratılandır. Zaten ilk Türk devletinde de göğe atıf vardır Göktürk. Kurucu devleti kuran kişiyi de yine Ata sıfatı ile onurlandırılmıştır; Türk’ün atası.
Türkçe sözlüğün erken tarihlerde yapılmış olması üretilmiş olması aslında Türklerde en önemli kültür varlığının dilleri olduğunun göstergesidir. Türkler dillerindeki özellikleri dünyadaki insanlara milletlere da göstermek istemişlerdir.
Yazıtlardaki Türk kavramını aslında devamında kurumsal olarak Türk Kağanlığı olarak da adlandırılan Göktürk Devleti’nin, Türkçenin ilk sözlüğü olan Divanı Lügat it Türk’de ve Atatürk tarafından 20. yüzyılda kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde görmekteyiz iki devlet bir sözlük bir de kişi.
Kavramın kullanılışına ilk kez yazıtlarda rastlamaktayız ve 103 yazıttan yedisinde kavram kullanılmıştır. Kullanım sıklığı ise en çok kullanılan dördüncü kelimedir kavram.
Yazıtlarda en çok kullanılan kelimeler (103)
  • Bodun (Halk) 307
  • Kagan 206
  • İL (Devlet) 131
  • Türk 112
  • Ban/bin/man (Ben) 107
  • Sü (Ordu) 71Tanri 62
  • Ar (asker) 62
  • Tabgaç (Çin) 59
  • Yaş 58
 
Türkiye’ler
Türkiye'ler
Türk adının bilim çevrelerince kabul edilen ilk kullanımı MS 1. yüzyılda Pomponius Mela ve Plinius adlı Romalı tarihçilerce kaydedilmiştir. Azak’ın doğusunda yaşayan insanlar Turcae/Tyrcae adı ile kayda geçmiştir. “Türk” sözcüğüne yakın ifadeler Çin kaynaklarında M.Ö. 3. yüzyılda geçmektedir.
Bizans kaynaklarında iki tane Türkiye’den (Tourkia) bahsedilmektedir birincisi “batı Türkiye” ki bugünkü Macaristan topraklarıdır.
Diğeri ise “doğu Türkiye” ve bugünkü Ukrayna topraklarıdır. Bu devletler Doğu Türkiye olarak bahsedilen Hazar devletidir, 651-983 yılları arasında ağırlıklı olarak Ukrayna’nın tamamını kapsayacak şekilde o topraklarda egemenlik sağlamıştır.
Buradan çıkan diğer bir netice ise batı Türkiye olarak adlandırılan Macaristan, doğu Türkiye olarak adlandırılan Ukrayna ve yine devlet it türkiye olarak adlandırılan güney Mısır’daki Türk devletlerinin hepsi Kıpçak Türkleri kökenlidir.
Bizlere unutturulmuş olan tarihimizle ilgili bilgileri tekrar hatırladıkça yeniledikçe gerçeklerin geç de olsa farkına varmaktayız.
Türkiye’ler
  1. Turcae (Herodot, MÖ500)
  2. Tyrcae (Pomponius, Plinius MS.1.yy)
  3. Tourkia (Khazaria) (Bizans kaynakları) ms 650
  4. Tourkia (Hungary) (Bizans kaynakları) ms 650
  5. Turchia (MS 1200, İtalyanca)
  6. Devlet it Türkiye (MS.1250 Mısır)
  7. Toikei (Tuarçi)
  8. Türkiye (1923)

 

Avrupa Birliği

Avrupa Birliği Avrupa Birliği  Avrupa Birliği Avrupa Birliği
Bir de Rusya için ambargo konusu var ki çok önemli. Dikkate almalı. Avrupa’ya pek bulaşmamalı. Avrupa artık ABD yörüngesinde. Bizim yaptığımız denge siyasetini (ABD Rusya) ne Almanya ne İngiltere Fransa Avrupa yapamadı. Bu çok önemli. Rusya’ya çöp satmıyor artık. Boş beleş siyasetçiler Avrupalılar
Hong Kong – Çin ticari işbirliği TR ve Rusya arasında yaşanıyor, daha da derinleşecek, bu hattın potansiyeli büyük
Kuzey Güney
+ Afrika+Hindistan+Türkistan
+Hong Kong+Çin+Tayvan
Avrupa siyasi coğrafyası içerisinde yer alan on adet ülkede, ki aralarında Türkiye de vardır Avrupa birliği dışarısında tutulmuşlardır. Bu ülkelerde Balkanlar’daki ülkelerde ve Türkiye’de Müslüman ağırlıklı nüfus bulunması Avrupa Birliği’nin konuya miyop gözlerle yaklaşmasından ötürü birlikleşme söz konusu olamamıştı.
Avrupa’nın felsefesinde işbirliği ve birliktelik değil aslında feodal ayrılıklar geçerlidir. Avrupa’nın zihniyeti tamamen feodalite zihniyetidir, küçük küçük bölünmüş yapılar tercih edilmektedir din birliği yaklaşımından ötürü de Avrupa iktisadi birliğin ötesinde bir siyasi ve askeri birlik ortaya koyamamaktadır.
1856 yılından beri Avrupa siyasi coğrafyasının bir parçası olan Türkiye ise bu birliğin dışında kalmanın sancılarını çekmektedir. Fakat Avrupa’nın bu konuda hiçbir kaygısı yoktur Türkiye’ye tamamen bir tampon ülke gözüyle bakılmaktadır ve bu bakış açısı giderek daha da çoğalacaktır.
Türkiye ile bir bütünleşme hiçbir zaman programlarında olmamıştı karşılıklı yalanlar, aldatmacalar Avrupa birliği ile olan ilişkilerimizin temelinde yer almaktadır. Türkiye açısından mümkün olabilecek olan aynı sosyolojik yapıları paylaştığı Akdeniz ülkeleri ile birlikte bir birlik arayışı olmalıdır, Akdeniz havasındaki Kuzey Afrika ülkeleri de dahil olabilir.
Avrupa’nın yaklaşımı birlik değil fakat bölünmüşlük feodal bölünmüşlük yaklaşımıdır. Mitolojiye baktığımız zaman Avrupa ve Asya isimlendirmeleri Türkiye ile ilişkilidir. Bosphorus tarafından bu iki kıta birbirinden ayrılmaktadır fakat Avrupa Roma bilgeliğini hiçbir şekilde içselleştirmediği için olaylara küçük küçük mikro hesaplarla yaklaşmaktadır. Bir strateji koyamamaktadır. Çünkü Avrupa 25 yıl arayla iki tane Dünya Savaşı’nı topraklarında yaşamış ve bütün Avrupa şehirleri tarumar olmuştur, hala da akıllanmamıştır demek ki derinlerde yatan aslında barbarlıktır, Roma hiç değildir hiçbir şekilde değildir.
“Avrupa’nın anası Anadolu.
Bu bir alman yazar tarafından yazılmış türkçeye de çevrilmiş olan bir kitaptır. Avrupalılar kendi Avrupa tarihlerinin köklerini hep Türkiye’deki kazılarla tespit etmeye çalışıyorlar. O zaman neden bu dışlama. Türkler yedi tane dinde yer almışlardır. Avrupa ise hristiyanlık ayrımcılığı tamamen uygulamaktadır.
Türkiye’nin Avrupa içlerindeki tarihi 600 yılı aşkındır Hindistan içindeki tarihi 1000 yılı aşkındır böylesine bir medeniyet birikimi nasıl olur da dışlanır. Avrupa’nın bir de Hind Avrupa dilleri tezi vardır. Barbar Avrupa tarihsel bağlarının olmadığı eski Yunana eski Hinde bağlamaktadır kendini işte.

Orta&Güney Asya

Orta&Güney Asya Orta&Güney Asya Orta&Güney Asya Orta&Güney Asya Orta&Güney Asya

Temel olarak dünyanın merkezi Avrasya stratejisini uygulayan ABD bu çerçevede Hind kıtası ülkelerini güney Asya başlığı altında ve Orta Asya ülkeleri mi, Dışişleri Bakanlığında aynı departman içerisinde değerlendirmek dedim. Böylelikle güneyden kuzeye kuzeyden güneye diyorum ABD’nin etki ve ilgi alanın yaratılmış olan. Halbuki ya her iki alanda da soy bağlarının alabildiğine mevcut olduğu iki alanda da çok cılız yaklaşımlar da bulunmaktadır Asiye’nin bu orta ve güney sağlığımda Türkiye hemen hemen yok gibidir.
Tabi ABD tarafından hesaba katılmayan denklemi içerisine alınmayan kuzeydeki Rusya’da bu iki Asya bölgesinin etkileşimi içerisine alınabilecektir ülkemiz tarafından o şekilde yine Asya Orta Asya ve Rusya iktisadi bağları kuvvetlendirirmiş olacaktır. Rusya üzerinden de tekrar Türkiye’ye bir çevrim Türkiye’den Güney Afrika’ya bir çevrim ve oradan tekrar Hint Okyanusu üzerinden günaha sebep oldu Güney Asya Orta Asya ve Rusya etkileşimi. Bu son derece üretken bir döngüden özellikle güne Asya pazarının artan nüfusu ve büyüme özellikleri dikkate alınmalıdır.
Üniversitede beş ülke Türkistan da beş ülke içerisindeki Türk devletçiklere de hesaba katıldığında ayrıca Rusya ve Hindistan’ın geleneksel dostluk politikası incelendiğinde burası Türkiye için çok önemli bir açılım olacaktır
ABD dışişleri bakanlığı güney ve Orta Asya’yı grupaj yapmış. Doğrusu bu. Biz ise Türkistan ve Hind altkıtasını birlikte düşünemeyiz. Orta ve Güney Asya‘yı Çin ve Rusya’ya karşı konumlandıracak ABD.
Donald Lu, the top US diplomat for South and Central Asia. Donald Lu (born 1966) is a United States diplomat serving as Assistant Secretary of State for South and Central Asian Affairs since 2021. He previously served as both the United States Ambassador to Kyrgyzstan from 2018 to 2021 and the United States Ambassador to Albania from 2015 to 2018.

 

Dil ve Alfabe

Dil ve Alfabe Dil ve Alfabe Dil ve Alfabe Dil ve Alfabe Dil ve Alfabe

Dil ve alfabe etkileşimi konusunda çarpıcı iki örnek Türkçe ve Çince arasında yapılacak karşılaştırmadır. Türkçe çok değişik alfabelerde yazılmış olan 8-10 farklı alfabede yazılmış olan bir dildir. Fakat alfabelerin çeşitliliğine ve değişikliğine karşın söz varlığı aynıdır ve Türkler alfabeler farklı olmasına rağmen söz varlıklarıyla kolayca anlaşabilmektedirler.

Fars alfabesi, Arap alfabesi, Kiril alfabesi eski yunan alfabesi ermeni alfabesi Sanskritçe gibi değişik alfabelerde yazan Türkler tarih boyunca sözlü dilde birbirleri ile kolaylıkla anlaşılabilmektedir. Çünkü bozkır koşullarında yaşam olmasından ötürü yazılı kültür daha sonradan gelişmiş ve iletişimin sözlü olarak yapılmasında ötürü sözlü kültür ise son derece gelişmiş bir hale gelmiştir.

Diğer yandan Çin’e baktığımızda ise Çin’de tek bir Çince alfabesi vardır fakat konuşulan diller son derece farklıdır ve birbirlerini anlayamamaktadırlar. Alfabe tek fakat diller çok sayıda. Mesafelerin uzaklığı farklı dillerin gelişimine neden olmuştur. Buradan şöyle bir tez de ortaya çıkmaktadır alfabe tek tipleştirilmiş ve fakat mandarince dediğimiz Çince kuzey Çin ile sınırlanmış bir dil olarak ortaya çıkmış ve fakat diğer yönlerde ve bölgelerde MANDARINCEnin bir etkinliği varlığı söz konusu olmamıştır.
Uzaklardaki bölgeler kendi yerel etki alanları içerisinde bir söz varlığı geliştirmişlerdir. O zaman Çince sözlük diye bir kavram söz konusu değildir. Söz konusu olan sözlüklerdir. Söz varlığının farklı olması Çinlilerin birbirlerini anlamalarının önündeki en büyük engeldir. Şimdi ise devlet bütün ülkede mandarinceyi yaygınlaştırmaya çalışmakla birlikte 21. yüzyıla kadar gecikmiş ve iletişim kopukluğu olarak kalıplaşmış bir süreçten bahsediyoruz.
Hindistan ise mesafelerin uzaklığından ötürü oluşan yerel dil farklılıklarını İngilizce dilini, yabancı bir dili yaygınlaştırmak suretiyle aşmaya çalışmaktadır. Tabi burada sorulması gereken soru ise söz konusu kopukluğun acaba neden Türk dili için geçerli olmadığıdır. Alfabe farklılıklarına karşın yaygın ve ortaklaşa bir söz varlığı bütün Türk lehçelerini ve bireyleri bütüncül bir iletişim yapısında bir arada yaşatmaktadır.
Demek ki aslında Çin’de çekirdek olarak kuzeyde bir standart olan yaygın olan Çin diline karşın, Türkçe Adriyatik’ten Çin Seddine çok daha geniş coğrafyalar ve kitleler için standart bir dil olarak gelişmiştir. Türkçede yabancı kökenli kelimeler ( Arapça Farsça) %20 seviyesindedir Fakat İngilizcenin %50’si Latincedir. Demek ki Türk dili söz varlığının yoğun etkileşimi ile etkileşimi ile kendi içerisinde devinim kazanmış ve gelişmiş bir dilsel yapıdır.
Çincede yabancı kelimeler fazla değildir fakat demek ki tarih içerisinde konuşulan dilde söz varlığında bir bütünlük sağlanamamıştır kopuk kopuk bir dilsel dönüşüm gelişim söz konusu olmuştur. Demek ki dil üzerinden Çinliler birleşememişlerdir birbirlerinden kopuk olarak kalmışlardır. Diğer gerçeklik ise bu farklı söz varlıklarının siyasi bir öneri olarak varlık göstermelerinin sürekli olarak merkezi otorite tarafından engellenmesi süreci ile karşı karşıyayız. Bu da bizlere Çin tarihinden günümüze değin kalıplaşan bir sorun olan özgürlük ve demokrasi sorunu ile karşı karşıya bırakmaktadır.

Bilgesi, çavuşu ben kendim idim

 

TESPİT: Bilgesi, çavuşu ben kendim idim. Tonyukuk’u yazıtında, Tonyukuk’un ifadesiyle İlteriş Kağan’ın bilgesi ve çok başı ben idim cümlesini analiz etmeye çalışalım. Burada dile getirilen gerçek Türklerde bilgelik ve askerliğin aynı derecede değerli olduğudur. Demek ki askerlikte gerekli olan bir kişilik özelliğidir bilgelik. Çavuş’un bugünkü karşılığı ise başkomutandır. Burada kurmay bilgisi olarak günümüzde dile getirilen özelliğin Tonyukuk yazıtında karşılığı bilgelik olarak verilmektedir. Bilgesi, çavuşu ben kendim idim.

SORU:  Bilgesi, çavuşu ben kendim idim. 

“İlteriş Kağan’ın bilgesi, çavuşu ben kendim idim.”

Bilge Tonyukuk Yazıtı. 1B7

Bilgesi, çavuşu ben kendim idim. Çavuş’un taşıdığı orjinal anlam başkumandan. Daha sonra anlam kayması yaşamış ve bugünkü takım komutanı anlamını kazanmıştır. Başkumandan bilgi olmalı, bilge olan da başkumandan olmalıdır. Burada kastedilen ise bilginin masa başı bir iş değil fakat hayatı da bir savaş olarak yorumlarsak sahalarda kazanılan, hayatın içinde olduğu hayat memat meseleleri ile yüzleşmesi neticesinde  kazanılan bir vasıf olduğudur. Bilgeliğin temelinde bilgi yer aldığı için de bilgi pratikte kazanılan edinimlerdir. Okumak bilgili olmak için yetmemektedir, bilgili olmak edilgen bir durum değil değildir, etkinliğin konumdur. Bilgili olan başkumandan olur.

Başkumandan bir bilge olmalıdır. Türklerin ana konuları olan askerlik mesleğini bilgelikle özdeşleştirmeleri bu konulardaki başarılarının altında yatan ana nedendir. Bilginin sadece kalemi yoktur kılıcı da vardır. Bilgelik hayatla yüz yüze gelmek yüzleşmektir.
Yaparken yazmaktır da onun için başkumandan Bilge Tonyukuk türkçenin ilk yazarıdır. O zamanlarda kağıt bulunmadığı için taşa kazınmıştır bu bilgiler. İşte aynı sebeple başkumandan Atatürk de yaptıklarını Nutuk adlı eserinde yazmıştı. Esinlendiği Türklerin ana geleneğidir.
Kalem kılıç sentezi Türklerde bilge ve çavuş geleneğinde birleşmiş gözükmektedir. Halbuki batı ve doğu geleneklerinde böyle bir durum söz konusu değildir. Aristo bilgedir, İskender ise başkumandandır. Aristo, İskender’e bilgeliği ve savaşmayı öğretmiştir.
Doğu geleneğinde de bilgeler Konfüçyüs olsun, Sun Tzu olsun sadece bilgilidirler hayatın gerçeklerinin içerisinde değillerdi.
Türklerin ise kendine özgü dilleri ve dilden esinlenen düşünüş biçimleri ve bulundukları coğrafyaların özellikleri sentezi zorunlu kılmıştır.

Bilgesi çabışı ben ük ertim.

Bilgesi, çavuşu ben kendim idim. 

(Bilge Tonyukuk, birinci taş, batı yüz, 7. dize)

Çabış, günümüzde çavuş dediğimizdir. O dönem üst bir makamı anlatır addır ve ağır ihtimal bu ad ordunun en başında bulunan kişiyi gösteriyor. O dönem elbet sahada da olmakla birlikte bir tür Genelkurmay denebilir belki, çünkü Tonyukuk’un tüm bu işleri çekip çevirdiğini, orduyu denetlediğini, sevk ve de idare ettiğini biliyoruz ki bizzat kendisi de yazıtaşında bunu anlatır. Burada ayrıca yine doğruca kağanın çabışı olduğuna vurgu yaptığı ayrıntısı da böyle düşünmemize nedendir. Yine bu yönde düşündüren bir diğer husus ise Kaşgarlı’nın DLT’de verdiği şu bilgidir:

Çawuş. Savaşta birliklerin düzen içinde durmasını sağlayan ve onların gereksiz şiddet uygulamalarını önleyen yönetici.

Buradan açıkça bu makamın özde bir tür düzeltme ve yönetme yetkisine sahip olduğunu anlıyoruz. Nitekim savaşta -tüm- birlikleri düzene koymak, görüp gözetmek işi yüksek bir makamı imler, zira büyük çaplı ve üst konumlu bir görevdir. Mesele şu ki bu kelime o dönemden bu döneme, ve Kaşgarlı’nın döneminden de sonraki dönemlere (Harzemşahlar, Kıpçaklar, vs.) epeyce anlam değişmesine uğramıştır ve en sonunda günümüze bildiğimiz hâliyle tutunagelmiştir.

Tonyukuk’un anlatımından ve Kaşgarlı’nın bize bıraktığı eşsiz tarihî nottan kelimenin Tonyukuk’un çağında neyi anlatabileceğini çıkarımlayabiliyoruz.

Bununla birlikte, Kaşgarlı’nın düştüğü son malumata da dikkat çekmekte büyük yarar vardır. Hangi ordu ola ki çerisini bu tür gözetleye ve bu tür bir nizam içinde tutmak isteye. Burada, Kutadgu Bilig’de kendisine dair çok şey öğrenebileceğimiz Türk Savaş Erdemi üzerine çok güzel bir ayrıntı görüyoruz. Ayrıca, Erkan Göksu hocanın bu konuda yine KB’den yola çıkarak yaraştırdığı ”Türk Savaş Sanatı” adında değerli bir çalışması olduğunu da yeri gelmişken anmadan geçmeyelim