Home Blog Page 152

ABD’den Rusya ve Rusya’dan dünyaya bakış

ABD‘den Rusya ve Rusya’dan dünyaya bakış bir jeopolitik satranç konusundaki görüşlerimi özellikle kaynaklar konusunda düşüncelerim var. Kaynaklar arasında konu ABD’nin Avrasya ile ilgili tarafı aslında. Şimdi burada bir eksik bir aktör var. Çin. Şimdi ABD’nin bakışını biz incelediğimiz analiz ettiğimiz zaman bu analiz dosyaya bakış kesinlikle Çin de olayın içerisinde bir oyuncudur.

Ve kaynaklar olarak RAND Corporation’ın yanı sıra Stratfor’un incelemelerinin bu analiz içerisinde yer alması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca Kissinger’ın Çin ile olan yaklaşımı bin dokuz yüz yetmişlerde Nixon döneminde başlatan insan. Niye başlatıldı? Çünkü
Rusya ile olan ilişkilerini denklemine Çin’i ekleyerek Rusya’yı dengelemeye çalıştılar. yani Brezilya’yı ve BRICS’i de özellikle Avrasya kavramından ötürü yani Avrasya Avrupa ve Asya kıtalarının tek kıta. Öyle diyelim. Yani Avrupa ve Asya’dan meydana gelmiş tek kıta. Burada yine Çin işin içerisinde bir önemli bir aktör. Onu da görmek isterim makalede. Rusya’nın bakışında Dugin ağırlıklı bir kaynak var.

ABD’den Rusya ve Rusya’dan dünyaya bakış ABD’nin bakışında da Rand Corporation ağırlıklı bir inceleme. Stratfor’un analiz raporlarını yıllar önce  görmüştüm. Mesela Çin’le ilgili bir raporları vardı. Hong Kong, Çin ilişkisi. Çok enteresan bir değerlendirmeydi. O açıdan Stratfor incelemelerini kaynak olarak kullanılmasını arzu ederim şahsen.

Tabii burada Türkiye’yle ilgili bakış açısında da makalede Türkiye de var çünkü. Stratejik kavramlar arasında kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk tarafından getirilen bir kavram var. Hattı müdafaa sathı müdafaa. Şimdi biz kendi stratejik kavramlar sözlüğümüzü
buradan başlayarak inşa etmeliyiz. O stratejik kavramlar nelerdir? Ben bunu  YouTube’da geçen gün oturum izlerken Zafer Toprak’a da sordum.

ABD‘den Rusya ve Rusya‘dan dünyaya bakış Oradan o linklere yollayacağım.  Kıbrıs’la ilgili bir sorum var.  Onun linkini de göndereceğim. Bir de tabii burada değil. Düşünce ilişkisi onu da ileteceğim. Yani bu üç tane videodan bu makaleyle ilintili olarak benim bağlantı kurmamın sebebi stratejik kavramlar sözlüğümüz. Biz bu sözlüğü oluşturmak durumundayız. Avrasya kavramı mesela. Bir Alman düşünüre ait. Bize ait değil. Yani Orta Asya kavramı da bir İngiliz kavramı.

Mesela Katip Çelebi’de bu kavramlar vardı. Yönleri tespit ediyordu. Yönlerimiz bizim kendi yönlerimiz. Bir Akdeniz, Karadeniz Kızıldeniz Gökçe Göl, Gökçe Deniz. Hepsi kavramlar bize ait. Akdeniz kavramı Türk bir kavram. Çünkü ak batıyı temsil eder.

Kara kuzeyi Kızıl Güney’i gök rengi de doğuyu temsil eder. Bunun gibi biz kendi kavramlarımızı oluşturmamız lazım. Makalenin bende tetiklediği duygu ve düşünceler bu şekilde. En temelinde de kendi kavramsal sözlüğümüzü oluşturmamız konusunda bir yaklaşımım var.

Yani tabii bir de Çin’in bu ABD Rus daha doğrusu şöyle söyleyeyim sadece Çin değil
BM5 artı bir. Artı bir Almanya. Bu değerlendirmelerde hepsinin birlikte yer alması konusu.

Türk Zihni

Tespit: Türk Zihni

Soru: Türk Zihni

 

  • – Yönlerde : Renkler
  • – Yollarda: Göçebe
  • – Yerlerde : Renkler
 
  • – Yıllarda : Hayvan Takvimi
  • – Yazılarda; Matematiksel Dil
  • – Yüreklerde: Gönül
  • – Yitiklerde : Kaya Yazıtları. Mezar Taşları
  • – Yırlarda: Saz Aşıkları
  • – Yazıtlarda: Yenisey. Orhun

Zihin, Ali Akar

Türkçe üstün bir metafor dilidir. “Yılan kırkmak” deyimi bunun en güzel örneğidir. Deyim, “çıkar uğruna her türlü tehlikeyi göze almak” anlamına gelir. Bu eylem için, insanların en iğrendiği ve korktuğu, tüyü olamayan yılanı kırkmak benzetmesi üst bir zihin üretimidir. Ağustos 24, 2018

Dede Korkut Oğuznâmeleri’nde otağlar hep “yeryüzü”ne dikilir…Niçin yeryüzü?
Çünkü zihin haritalarında sınır taşımayan Asya bozkırlarının efendisi Türklerin, mekân haritalarında da sınır yoktur. Bu yüzden bütün yeryüzü, onların otağlarının kurulacağı sonsuz coğrafyadır. Şubat 11, 2020

Türklerin zihin dünyası Türk edebiyatında saklıdır. Sosyologlar, felsefeciler, tarihçiler, pedagoglar, antropologlar… Orhun Yazıtları, KB, DLT, Dede Korkut ile Türkçe destan, hikâye ve masalları iyice incelemelidirler. Bunları anlamadan Türkleri anlamaları mümkün değildir. Eylül 29, 2019

Türk dilli zihin yapısı doğayı, nesneyi, olgu ve hareketleri olağanüstü bir mantık dizgesi içinde anlamlandırır ve adlandırır: Oğlum konuşmayı yeni öğrenirken peruk yerine “saçlık” demişti. Öğretilmediği halde +lık ekini, dişlik, analık, babalık sözlerindeki işleviyle kullanmıştı. Kasım 3, 2018

Tarihî bir metinde “Yarım çadır altında padişah düşü görmek” deyimi geçiyor.
Türkçede buna benzer “Ayranı yok içmeye…”, “Aç tavuk kendini…” gibi başka deyimler de var. Demek ki zihin dünyamızda hayal ile gerçek arasında oluşan uçurum ataların da dikkatini çekmiş. Ağustos 29, 2019

Dillerin evrensel işleyiş mantığı genelde aynı…Akıl ve zihin dünya dillerinde düşünmek ile ilgili yeti olarak algılanmakta galiba…ET’de ö- “düşünmek” fiilinden ög “zihin; akıl” ismi yapılmıştır. İngilizce mind (=zihin) de Eski Germancada men- “düşünmek” fiiline dayanır. Eylül 9, 2020

Eskişehir’de düzenlenen X. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu’nda “Hayat>Zihin>Dil İlişkileri Bağlamında Türkçe Sözler” adlı bildirimizi sunduk. Ekim 18, 2018

Bugün fakülte koridorunda 10-12 hocayla karşılaştım. Hepsinin yüzü asıktı. Bu bana Oğuz Atay’ın meşhur romanındaki bir cümleyi hatırlattı: “Gülmek, doktorayı verdikten sonra unutulan bir eylemdi.” Neşenin, mutluluğun olmadığı yerde zihin ne yapar ki?! Mart 19, 2018

Dil ve zihin konuşmamız
https://youtu.be/xMkOka_lQTQ
Dil ve Zihin – Ali Akar Mayıs 22, 2020

ök “anne”

Zaman Zemin Zihin

Zaman zemin zemin ilişkisinde aslolan zeminde yani sahadaki hareketlilik gezginlik ve dinamizmdir. Zeminde, sahada tecrübe edilenlerin geçmiş zamanda ilişkilendirilmesi neticesinde zihinde de yansımalar ve sentezler oluşacaktır.
Sahadan kopuk olan bir zihinsel süreç ise bu ilişkileri sağlayamayacaktır. Çok gezen çok bilendir. Çok bilmek, çok gezmekle, çok görmekle mümkündür.
Türklerin zihinsel zenginliği çok gezmeleri ve çok görmeleri ile ilişkilidir

Türkiye ve Dijital Çağ

TESPİT:  Türkiye ve Dijital Çağ

SORU: Türkiye ve Dijital Çağ

06 Ocak 2023 Cuma

Bu köşede sık sık yazdığım gibi yeni gelişen teknolojiler aynı zamanda dünyada yeni bir paylaşım modeli oluşturuyor. Eskiden solcuların Avrupa Ortak Pazarı için dediği “onlar ortak, biz pazar” lafı, bugünkü dijital teknoloji dünyası için söylenmiş olabilirdi. Kuralları koyanlar, tekel gücüyle kimin ne yapacağını belirleyenler ne yazık ki küresel şirketler. Bizim ise bu oyunun parçası olmak için somut devlet politikalarına ihtiyacımız var. O nedenle Turcorn 100’ü beğendim.

Türkiye ve Dijital Çağ

Programın tanıtım toplantısı yeniden açılan İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ndeydi. Sağolsun Mimar Sinan Üniversitesi’nden bir hoca müzenin birkaç odasını gezdirdi. İlk gezdiğimiz oda Türk resminin başlangıcı olan “asker ressamlar”ın eserleriyle donatılmıştı. Her biri birbirine benzeyen manzara tablolarına bakınca bir tuhaflık hissediyorsunuz. Meğer o dönem Osmanlı’daki minyatürcü/nakkaş lobisi modern resme karşı çıktığı için dışarı çıkıp manzara resmi çizmek yasakmış. Asker ressamlar da ellerine verilen fotoğrafları resmetmişler. Osmanlı, bu askerleri Avrupa’da resim eğitimine göndermiş. Ama geri döndüklerinde ülkedeki nakkaşlar, minyatürcüler gibi gerici lobiler yüzünden kendi duygularını katacakları resimler yapmalarına izin verilmemiş. Manzara dışında canlı figür çizmeleri vb. zinhar yasakmış. Oysa aynı dönemde, selefleri gibi, Padişah Abdülaziz kendi tablosunu Fransız ressamlara yaptırmaktan çekinmemiş. Yeni bir işi yabancı yaparsa serbest, Türk yaparsa yasak.

Turcorn 100 stratejisi uygulanırken de benzer engellerle karşılaşacağımızdan şüpheniz olmasın. Osmanlı’nın son döneminde olduğu gibi bugün de devlet bürokrasisinin bir kısmı dünyaya uyum sağlamayı, değişimi, yeniliği desteklerken, bir kısmı da küresel şirketlere sağlanan imkânları Türklere çok görecek.

Dilerseniz konuyu örnekler üzerinden açalım. Diyelim ki, yeni taşındığınız mahallenizde muayene olacak doktor arıyorsunuz. Google’dan tarama yapıp, aradığınız doktoru kolaylıkla bulabilirsiniz. Aynı işi bir Türk internet girişimi yapmaya kalkarsa 1928 tarihli “Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dai̇r Kanun” kapsamında bu şirket kapatılır. Hatta sahipleri mahkemelerde yargılanır. Eğer yurtdışında iş bulmayı kafanıza koyduysanız, Linkedin’e CV’nizi koyup üstüne biraz da para verip birçok şirketin sizinle temasa geçmesini sağlayabilirsiniz. Aynı işi Türkiye’deki kanunlara göre lisans almış bir Türk şirketi yapmak isterse, İŞKUR’dan ayrıca izin alması gerekir. Çünkü çalışma mevzuatımız, bir Türk’e yurtdışında iş bulmayı hâlâ Almanya’ya işçi götürmek gibi değerlendirmeye devam etmektedir.

Türkiye ve Dijital Çağ

Türkiye’de bugüne kadar çıkan “unicorn”ların neredeyse yarısı oyun sektöründe. Neden diye hiç merak ettiniz mi? Temel nedeni, oyun işinin dünyaya hitap eden bir iş olması ve Türkiye’deki kanunlarla düzenlenmemesi. Türkiye’de yenilikçi bir iş yapmak isterseniz, devletin bir kısmı sizi destekler, eski usulden kazanç sağlayan lobilerin veya bürokratik ataletin tesirindeki bir kısmı ise köstekler. Bu siyasi iktidardan veya zamandan bağımsız bir durumdur. Gördüğünüz gibi mesele aslında teknolojiden veya işten de bağımsızdır. Sanatta da durum aynıdır. Aynı işi yabancı yapıyorsa büyük hürmet görür. Tarih tekerrürden ibarettir. Turcorn 100 stratejisi hayırlı olsun! Allah uygulayıcılarına sabır versin.

Küresel Sosyal Adalet

Kapak Fotoğrafı: Fatih Parkı’ndan İtfaiyeden Taş Mektep’e Sokak 21 Aralık 1974

© Copyright photo by Levent Ağaoğlu

Fatih Camiine giden yol üzerinde oto yedek parça dükkanı, saat tamircisi ve esnaf lokantası. Temiz akça pakça giyimli karakaş, karabıyık seyyar satıcılar.
Camekanlı araba tezgahlarında soğuk tostlar. İstanbul sokak lezzetleri.
Hava soğuk mu soğuk, yumruklar soğuktan sımsıkı. Fatih Hava Şehitleri Parkından Taş Mektepe giden yol. 21 Aralık 1974

Küresel olarak sosyal adalet

Küresel olarak sosyal adalet. Merhaba arkadaşlar bugün 10 Şubat 2023. O zaman sosyal adaletten bahsedeceğiz.

Küresel olarak sosyal adalet. Öncelikle, beş gün önce Pazartesi günü Türkiye’de çok şiddetli bir deprem oldu.

Bu gerçekten çok şiddetli. Türkiye’nin güneyinde oldu ve ardından sayılar hızla artıyor. Şu noktadan bahsetmek istiyorum, öncelikle Türkiye’de ızdırap çekiyoruz. İstanbul’dan arıyorum.

Ama bu Türkiye’de 10 ilde daha var. 18’den fazla ülke kurtarma ekiplerini gönderdi. Bu çok iyi bir haber ancak insanlar çok fazla acı çekiyor ve bu nedenle şu anda bizim üzüntümüz bu.

Sosyal adalet konumuza gelecek olursak, 10 başlık içinde hızla tüm dünyada sosyal adalet konusuna geçeceğim.

En Zengin ve En Yoksul

Dünyanın en zengin yüzde 10’u gelirin yüzde 52’sini alırken, en fakir yüzde 50’si toplam gelirin sadece yüzde 8’ini alıyor.

Toplumsal Değer Kavramı

Her şeyden önce, sosyal kavram kavramına geliyoruz. Değer ve zenginlik toplumsal olarak üretilir. Bu değeri ve zenginliği insan üretir. İşçi olarak insanlar üretimi yapar. Sonra beyaz yakalılar ve maviler hep birlikte değer yaratıyorlar. Ancak bu üretim değerinin dağılımı için en çok yüzdeleri kim alıyor?

Üretim sosyal olmasına rağmen, sadece yüzde 10’luk bir gelir yüzde 52’dir. Bu değeri tek başlarına yapabilirler mi?. Hayır, insana ihtiyaçları var. İhtiyaç duyuyorlar ama neden insanlar çok daha az değerde gelir elde ediyorlar. Bu çok büyük bir soru. Çözümleriyle nasıl cevaplanabileceğini anlatacağım.

Üretim toplumsaldır ama paylaşım sınırlı bireyler tarafından yapılır. Hayır kabul edilemez.

Adalet Kavramı

İkincisi, adalet kavramı sadece mahkemelerde değildir. Adalet hayatın içinde olmalıdır. Adalet sadece mahkemelerde geçerlidir. Mahkemeye gidelim ondan sonra hakim ne yapacak görelim. Hayat adalet içinde olmalıdır.

Nasıl olacak gerçekten çok evrensel bir sorun. Dünya nüfusu 8 milyarın üzerinde ve 800 milyon gelirin yüzde 52’sini alıyor. Kabul edilebilir mi?.

Jüstinyen ve Roma Hukuku

Ardından adalet için noktalara geliyoruz. Justinianus’u hatırladım. O bir Roma imparatoruydu. Ve sonra benim şehrim İstanbul Türkiye coğrafyasındaydı. Evime 15 dakika uzaklıkta Roman Palace vardı. Ne yaptı. Dünyada adaleti temsil ediyordu. Çünkü tarihte ilk defa adalet için Roma Hukuku’nu vasıflandırmıştır. Kanunu kodladı ve ardından Ayasofya Kilisesi’ni de inşa etti. İstanbul’daki Ortodoks kilisesi olan MS 550’deki en büyük kiliseydi. O harika bir adamdı. Roma Hukuku olan adalet kanununu yazdı.

Birleşmiş Milletler

Kurumlar noktasına geldiğimizde Birleşmiş Milletler’dir. Milletler bölünmüş demektir. Evrenden dünyaya baktığımızda sadece coğrafyayı, fiziki haritayı görüyoruz. Neden dünyayı milletler olarak bölüyoruz?

Kurumun adı neden Birleşik İnsanlık değil?

Kurumlar

Bu çok önemli ve ikinci olarak son noktaya gelecek olursak dünyanın her yerindeki kurumları kullanmamız gerekiyor ve mevcut kurumlar tatmin edici değil.

İş hayatı

İş hayatında da adalet yok çünkü paylaşım doğru bir şekilde değil.

Meşrulaştırma

İnsanlık sosyal adalet için günlük yaşamda bir çözüm bulmalıdır. Bu durumda adalet haklıdır, aksi halde adalet sadece mahkemelerde gerçekleşir. Mahkemelere gitmek zorunda değiliz. Günlük yaşam için gerekçelendirilmelidir.

Öyleyse tüm arkadaşlarımın sosyal adaletli günleri olsun.

O zaman iyi günler, şimdilik hoşçakalın

VQ Vision

VQ Vision VQ Vision VQ Vision VQ Vision VQ Vision VQ Vision VQ Vision VQ Vision

vision is
etymologically
seeing with thought
it comes from the French word the sight
seeing

a person
is not satisfied with the less push his
potential for more and he
will not be so happy with small
things so vision is the brain work
to have more results with his brain
and it’s the thought power we can say
the power of the thoughts

Vision creates in your mind the pictures
for the future so you follow these
pictures images in your mind

vision is beyond reasoning and
intelligence it is much more than
reasoning and intelligence

so we call Vision as VQ Vision Quotient
is a simple definition
whatever makes you the leader
good day

with vision
you become
visionary
without vision
you become illusion visionless
so it
makes great difference
you may be
primary school graduate
however if you have the vision
you may have great results during your
life so it doesn’t relate to the
education
it comes from your Insight
Vision makes you smart and a
difference differentiated with
understanding
people without vision
are not attachable are not
differentiated so this is with Vision
or without vision
it is mental seeing and mental
intensity so it makes a person unique
it brings uniqueness for the person
so it is with
the brain generation brain
works like a generator with the vision
and the the person with a vision is
always productive and he is dissatisfied
with what what is happening as ordinary
Visionaries are not looking for
usual lives so they are trying to
see the future better than ordinary
people
they look for the developments the
achievements and for the new
for example
it is Steve Jobs
who was the Visionary so you can see the
mobile developments iPhones and
everything in the world with his Steve
Jobs
so good night good day

 

what is different with vision
difference is with vision you
create ecosystem
without Vision you are binded upon only
your ego so it is ego system and it is
not productive
and countries may have like persons
have visions as well. so with
vision Bangladesh became one of the main
powers for unicorn development
it is
150 million country and it’s developing
with unicorn developments
this is the
vision of the country so Vision was
introduced to Turkey by Prime Minister and then president
in 1980s
he was using this word
frequently so he created a big
difference in the country
so vision is a wizard word really

Çavuş Yeradları

 

Çavuş Yeradları 2

Tespit: Çavuş Yeradları   Çavuş: 156 yeradı..türkiye. bulgaristan. makedonya. yunanistanda. Çavuş Yeradları. Evet 56000 çavus ailesi mensubu söyleniyor ama çok komünal bir ad. Hepsi Beyşehir Çavuş yörük-türkmenlerimi bilmemiz zor…Sadece bildiğim büyük ve tehlikeli grubu Makedonya‘ya(1300 çadır civarı), bir başka grubu Şileden Çayeline kadar Karadenize, az bir grubu da Muğla ve Balıkesir arasına iskan etmisler diye Babam rahmetli İbrahim Hergünsel söylemisti…

Çavuş Yeradları

Evet. Cumhuriyet mah. Beykoz Çavuş çiftliği benim ailemin yanlarına beş-altı pomak aileyi getirerek süt ve süt ürünleri ile süt mamulleri üzerine üretim yaptığı çiftlik idi. İsmini Sülale adımızdan alır. Dönemin Üsküdar ki önemli (Zeynel Küsmezer amcamızın dedem Cafer’in amca oğlu) pastanesi idi. Günümüzün Divan pastanesi gibi idi..

Danyal Hergünsel

Çavuş Yeradları

Degerli Levent bey, O bölgede iki Çavuş yerleşimi var. Biri Beyşehir Çavuş, diğeri Seydişehir Çavuş.. Her ikisi de Beyşehir yörükleri adı altında geçiyor. Birbirlerine çok yakınlar. Benim düşüncem her iki tarafta yakın ama esas merkez Seydişehir Çavuş. Çünkü çok eski bir Selçuklu köyü ve 1467 sonrası (bizimkiler göç ettirilince yeni iskanlar olmus.)

Aktaran: Mehmet Danyal Hergünsel

———————————————

Nişanyan haritasına bakıldığında çavuş yeradları karadeniz bölgesinde bir hat oluşturmuş.  En eski yerleşim çatalhöyük coğrafyası

Çavuş Yeradları

Adrasan mahalle – Kumluca – Antalya
1968 📖Çavuş
1665 📖Azrasan
1530t 📖Adrason
Y1300~ 📖Atrasas [ Anadolu Dilleri Adrassós “(tanrı) Adra kenti” ]
■ Geç Bizans dönemine ait Atrasas yazımı muhtemelen Mut ilçesindeki Adrassós (Balabolu) ile aynı isme işaret eder. 15. – 18. yy’larda İğdir kazasının idari merkezi olan İğdir Hisarı adlı yer burası olsa gerekir. 2000 yılında Adrasan adı iade edildi. SN
■ Koord: 36° 19′ 54” D, 30° 25′ 53” K

Ağaver köy – Iğdır Merkez – Iğdır

2000 📖Çavuşbahçe
1901hb 1928 📖 📖Ağaver [ Ermenice “tuz ören” ]
■ 20. yy başında Azeri yerleşimi. Şimdi Azeri yerleşimi
■ Veya Erm Vağaver `eskiören`. SN
■ Koord: 40° 1′ 2” D, 44° 1′ 18” K

Aşağıçavuş köy – Yenice (Kalkım bucağı) – Çanakkale

1911h 📖Çavuş aş.
■ Koord: 39° 48′ 45” D, 27° 6′ 31” K

Aşağıçavuş köy – Çankırı Merkez – Çankırı

1896s 📖Çavuş aş.
■ Koord: 40° 41′ 15” D, 33° 36′ 59” K

Aşağıçavuşlu mahalle – Sürmene – Trabzon

1914h 📖Komanit aş. [ Yunanca ]
■ Bir Türk kavmi olan Koman’larla ilişki kurulması fantezidir. SN
■ Koord: 40° 54′ 34” D, 40° 4′ 37” K

Başçavuş köy – Ağrı Merkez (Cumaçay bucağı) – Ağrı

1928 📖Şeko [ Kürtçe “çevikler (aş.)” ]
■ Kürt-Sünni (Azizi) yerleşimi
■ Goma Şeko isimli bir mezrası var. Mar(d)astan
■ Koord: 39° 48′ 57” D, 43° 11′ 27” K

Başçavuş köy – Şenpazar – Kastamonu

1928 📖Anasra
■ Koord: 41° 47′ 8” D, 33° 15′ 3” K

Başçavuş mezra – Mutki (Meydan bucağı) – Bitlis

1977rh 📖Kelxok [ Ermenice kılxug “buruncuk” ]
■ Koord: 38° 25′ 35” D, 41° 44′ 25” K

Bozçavuş köy – Arıcak – Elazığ

1928 📖Geyit
■ Zaza-Sünni yerleşimi
■ Koord: 38° 33′ 6” D, 40° 11′ 42” K

Büyükçavuş mahalle – Viranşehir – Şanlıurfa

1977rh 📖Hacızeydo
1928 1935 📖 📖Hacızeyd
■ Müslüman Arap yerleşimi
■ Koord: 37° 14′ 12” D, 39° 48′ 30” K

Büyükçavuşlu mahalle – Silivri (Sinekli bucağı) – İstanbul

1909hb 📖By. Çavuşlu
■ Koord: 41° 14′ 12” D, 28° 3′ 36” K

Cemalçavuş köy – Eşme – Uşak

1928 📖Cemalçörüş
■ Koord: 38° 35′ 11” D, 29° 0′ 32” K

Cumhuriyet mahalle – Beykoz (Mahmutşevketpaşa bucağı) – İstanbul

1901h 📖Çavuşlu Çf.
■ Bulgaristan göçmeni yerleşimi
■ Mahalle 20. yüzyılın başlarında Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen muhacirlerin buraya yerleşmeleri ile kuruldu. M. Hakan
■ Koord: 41° 7′ 50” D, 29° 15′ 48” K

Çağış mahalle – Bigadiç (Çağış bucağı) – Balıkesir

1890hk 📖Çavuş
■ Koord: 39° 31′ 9” D, 28° 0′ 48” K

Çamçavuş köy – Susuz – Kars

R1889 📖Vorontsovka [ Rusça “(öz.)” ]
E1880 📖Çamçavuş
■ 20. yy başında Rus (Molokan) yerleşimi. Şimdi Karapapak/Terekeme yerleşimi
■ Rusça adı 1905-1915 Kafkasya genel valisi olan İlarion İvanoviç Vorontsov-Daşkov adından. SN
■ Koord: 40° 44′ 2” D, 43° 9′ 14” K

Çauşli Чаушли ölü yerleşim – Doyran – MK

1910öh 📖Çavuşlu [ Türkçe ]
■ 20. yy başında Türk yerleşimi. Şimdi kaydedilmemiş/boş yerleşimi
■ Koord: 41° 15′ 54” D, 22° 38′ 59” K

Çavuş mahalle – Şereflikoçhisar – Ankara

1928 📖Totuç
1912hk 📖Tutuş
■ Koord: 38° 51′ 18” D, 33° 28′ 48” K

Çavuş mahalle – Manavgat – Antalya

1914hk 📖Çavuş
■ Koord: 36° 42′ 50” D, 31° 36′ 28” K

Çavuş mahalle – Manyas – Balıkesir

1902hk 📖Çavuş
■ 20. yy başında Kafkas göçmeni yerleşimi.
■ Koord: 40° 4′ 18” D, 27° 53′ 55” K

Çavuş mahalle – Karayazı – Erzurum

1928 📖Çavuş
■ Koord: 39° 36′ 5” D, 41° 57′ 36” K

Çavuş mahalle – Menemen – İzmir

1531 📖Çavuş
■ Yunanistan göçmeni yerleşimi
■ Köy halkı Selanik’ten gelen Muhacir Türkler’den oluşmaktadır. Cemil
■ Koord: 38° 38′ 21” D, 27° 1′ 26” K

Kıpçaklar

Kıpçaklar. Kıpçaklar. Kıpçaklar. Kıpçaklar

ÖZET: Türklerin Avrasya kıtası boyunca ilerleyişlerinde hareketi devamlı batıya doğru gözükmektedir. Fakat bu batıya doğru gidiş hem kuzeyden hem de güneyden gerçekleşmiştir. Oğuz Kağan destanında bahsedilen Kıpçaklar ve Oğuzlardan, Kıpçak boyları  kuzeyden batı yönüne doğru ilerlemişler ve Avrupa’da Macarlar, Litvanya ve Polonya’da Karaylar, Bulgaristan’da Kumanlar, Afrika’da Memlükler, Asya’nın Rusyasında Tatarlar, Kırım Tatarları, Başkurtlar, Karaçay Balkar, Kumuklar, Nogaylar ve Asya’nın ortasında Kazaklar, Karakalpaklar, Kırgızlar, Kıpçak elleri ortaya çıkmıştı.
Türkiye (Tourkika) olarak anılan ilk devlet de Macaristan’da kurulan Kıpçak devletidir. Ukrayna’da da Türkiye olarak anılan Kıpçak devleti söz konusuydu ve Mısır’da kurulan Memlük devleti de yine Türkiye devleti olarak anılmaktaydı. Görüldüğü gibi Kıpçaklar Türk tarihinde damgalarını basmışlar fakat Oğuzlar kadar anılmamaktadırlar. Tarihçimizin Halil İnalcık‘ın belirttiği üzere de Tatar yanlış bir anda adlandırmadır.
Oğuzlar ise Güney yolunu izlemişler ve İran Irak Suriye üzerinden Anadolu’ya ulaşmışlar Anadolu’dan da Avrupa içlerine kadar doğru ilerlemişlerdi.
Kıpçakların yayılımına baktığımız zaman Kıpçakların da Oğuzlar gibi üç kıtada da yer aldıklarını (Avrupa Afrika ve Asya) görmekteyiz.
Avrupa’da Macaristan üzerinden Tuna boyundaki ve Afrika’da Nil nehri üzerinden Mısır’daki ayrıca kuzeyde Ukrayna Kırım üzerinden kuzey steplerindeki Kıpçak yerleşmeleri üzerinden üç kıtanın birbirine irtibatlandırıldığı sahalardır.
Yıllar itibari ile tarihe bakışımızda bu durumda kuzey ve güney etkileşimini boyutlandırmamız gerekmektedir. Kıpçakların hıristiyan ağırlıklı olmaları nedeniyle Türk-İslam sentezi aslında bu kuzey güney işbirliğini zayıflatmış durumdadır. Buna da ilk tepki Macaristan başbakanından gelmiş ve “bizler Kıpçak Türk’üyüz” diyerek, Türk devletler Teşkilatı içerisinde yer almışlardır.
Bu durumda işbirliğini Türk Devletler Teşkilatı üzerinden boyutlandırmak ve dil öğesini öne çıkartarak din öğesini Kıpçaklar üzerinden hristiyanlık ile çeşitlendirmek önem kazanmaktadır. Ayrıca, Tatar adlandırması yerine Kıpçak adlandırmasının kullanılması önemlidir. Tatar adlandırması Ruslar tarafından teşvik edilmiş ve adlandırma da Moğollarla bağlantılıdır.
K I P Ç A K L A R 
Avrupa
  • Macarlar
  • Karaylar (Litvanya Karaylarının yazı dili)
  • Kumanlar (Bulgaristan)

Afrika

  • Memluklar

Asya-Rusya

  • Tatarlar
  • Kırım
  • Başkurtlar
  • Karaçay-Balkar,
  • Kumuklar
  • Nogaylar

Asya-Orta

  • Kazaklar
  • Karakalpaklar
  • Kırgızlar
TÜRK DİLİ KIPÇAK GRUBU
RUSYA
  1. Kırım Tatarcası,
  2. Tatarca (Kazan yada Tataristan Tatarcası),
  3. Başkortça,
RUSYA-KAFKASYA
  1. Karaçay-Balkarca,
  2. Kumukça,
  3. Nogayca,
TÜRKİSTAN
  1. Kazakça,
  2. Karakalpakça,
  3. Kırgızca,
AVRUPA
  1. Karayca (Litvanya Karaylarının yazı dili)
  2. Macarca

Kıpçak Grubu

Avrupa’da Kıpçak Türklerinin yaşadığı ülkeler
  1. Almanya (Macar-Kıpçak)
  2. Avusturya (Macar-Kıpçak)
  3. Bosna-Hersek (Macar-Kıpçak)
  4. Çek Cumhuriyeti (Macar-Kıpçak)
  5. Hırvatistan (Macar-Kıpçak)
  6. Kuzey Makedonya (Macar-Kıpçak)
  7. Litvanya (Karay)
  8. Macaristan (Kıpçak)
  9. Polonya (Karay)
  10. Romanya (Macar-Kıpçak)
  11. Sırbistan (Macar-Kıpçak)
  12. Slovakya (Macar-Kıpçak)
  13. Slovenya (Macar-Kıpçak)
  14. Ukrayna (Karay, Macar-Kıpçak)

……………………………..

Türkiye’de bir Üniversitesi’nin bünyesinde lisansüstü bilimsel çalışmalar yaptıracak Kıpçak Araştırmaları Enstitüsü‘nün kurulması gerekiyor.
Ukrayna’nın köylerini ziyaret ederseniz, Ukrayna halkının kültürü ile diğer Türk halklarının kültürleri arasındaki paralelliklere şahit olursunuz. Kuman Kıpçak ve Peçenek kökenli topluluklarla aramızda sadece genetik bakiye yok. Kültürel bakiye bağı da var. Prof Dr Musa Taşdelen

……………………………

Türük Atrak sadece ukranyada değil , polonya tatarları , baltıkların bütün ülkesinde lipka tatarları , romanyada hakeza tatarlar ve kırsalında kaybolmuş bir çok kıpçak ve peçenek mevcut.

Profesör Ahmet Taşağıl’dan:

Kazakistan’ın bağımsızlık gününde Kazaklar hakkında bazı düşüncelerimi paylaşmak isterim.
Volga ırmağından Kansu-Ordos’un çöllerine kadar uzanan geniş sahada ve Koşağaç ile Bayan-Ölgiy’de Moğolistan’ başta Nalayh olmak üzere değişik yerlerinde yaşayan Kazaklara benim bakış açım Türk boyları tarihi üzerindendir. MÖ. Hunlar zamanında Ting-ling(Ogur) boy gruplarının ömür sürdüğü Kazakistan toprakları Gök Türk devrinde önce Töleslerin daha sonra On Ok (Türgiş/Oğuzların) yurdu olmuştur.

İrtiş boyundaki Kıpçaklar, 9.yüzyılın sonlarında ortaya çıkıp Macaristan ovalarından Mısır’a, Hindistan’dan Tataristan’ kadar uzanan sahada hakim olmuşlardır. Altınordu devletinin zayıflaması üzerinde devletin doğu kanadını oluşturan boylar 15.yüzyıl ortalarında bağımsız hareket etmeye başlamış, neticede hem Kazak Hanlığı hem de Kazaklar ortaya çıkmıştır.

Kazakların boy sistemine bakıldığından özellikle büyük boyların tarihi derinlerden geldiği görülür. Yani Cengiz Han ve oğullarının hakimiyeti zayıflayınca bozkırdaki boylar Kazaklar olarak teşkilatlanmıştır. Kazaklar yerleşik hayatı tercih etmeyen boyların ittifakıdır. Bu açıdan bakıldığında bana göre Kazak= Muktedir adam, erkin adam demektir.
Günümüzde eski Türk töresini ve geleneklerini korumayı başarmış halktır Kazaklar.. Bu yüzden Türk Dünyası tarihinde özel bir yere sahiptirler..

Avrasya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında açlığa, susuzluğa ve Rus zulmüne rağmen ayakta kalabilmek büyük başarıdır.

Kuman yer adları

……………………………….

Dikkatle izleyiniz…
Ukrayna’nın geçmişi…
Ukrayna neresi?
Kim?
Kuzey Türklüğü ve Kıpçak Türkleri ile ilgili hiç bir şey bilmiyoruz.
Burada okunan mánilere de kulak kabartın…
Akla gelen soru?
Bulgar, Macar, Ukrayna gibi Türk Soylu halklara karşı Osmanlı nasıl bir tutum aldı?

https://fb.watch/aTqulHBNpj/

…………………………..

peçenek, kumuk, iskit ve kıpçakların Donbass başta olmak üzere güney ukrayna‘daki maddi kalıtları.
güney ukraynada kültür kalıtlar bizl çok ilgili

…………………………

“Kimek ve Kıpçak İsimleri Üzerine”, Türkolojiye Adanmış Bir Ömür. Attila Jorma Armağanı, yay. Özlem Demirel, İstanbul: Kutlu Yayınevi, 2022, 429-436.

Ortaçağın ikinci yarısında Avrasya bozkırının kuzey yarısında ortaya çıkan ve Kimek, Kıpçak, Kuman ve Kun üst isimleriyle kaynaklarda beliren halkın tarih veya dilden önce, eski bozkır sosyolojisinin öncelikli çalışma alanı olduğunu düşünüyoruz. Bu isimler içinde en kayşayıcı olanı Kıpçak‘tır. Kıpçaklığın tetkiki bozkırdaki etnik teşkilatlanma kalıplarının anlaşılmasında bir örnek olay teşkil etmektedir. Bunu kısaca, öne çıkan bir boyun isminin aynı bölgedeki aynı türden diğer boylar üzerine yayılarak ortak bir üst kimlikte buluşulması olarak tarif edebiliriz.

Böylece, belki 9. yy’da yüzlerce Türk boyundan sadece birisi olan Kıpçak, 11. yy’a gelindiğindeki tüm Türklerin yaklaşık üçte birinin adı haline gelmiştir. Bu bir kan bağı içermez; yani 11. yy’da Kıpçak olarak bildiklerimizin çok az bir kısmı öz Kıpçak’tır. Ama bölgesel ve uluslararası yapı, daha önceki veya daha başka yerlerdeki etnik kristalleşme süreçlerinin dışında kalan Kuzey Kazak bozkırları ve Güney Sibirya kuşağı boyunca uzanan boyların isteklice bu üst ismi benimsemelerine yol açmıştır.

Etnik oluşum süreçlerinde devlet yapılarının sağladığı itici kimliklendirmeyi önemli bir etmen olarak görenlerin Kıpçak hadisesinde ortada merkezi bir devlet görememeleri, hatta neredeyse hiç devlet görememeleri de dikkat çekici bir konudur. Bunu bir taraftan bozkır etnik oluşumlarında devletin bir gerek-şart olmadığı, bir taraftan da bozkırdaki devletin düşündüğümüzden çok farklı bir şey olduğu şeklinde okuyabiliriz.

[PDF] “DOĞU AVRUPA KIPÇAK TÜRKÇESİ” ADLANDIRMASI

A ÖZTÜRK – TÜRK DİLİNE ARTZAMANLI VE EŞZAMANLI …
MS 7-8. yüzyıllardan 21. asra kadar süregelen yazı dili geleneği ve buna bağlı
olarak oluşan yayılım ve kullanım alanları Türk dilinin köklü ve kadim bir dil olarak
dünya dilleri arasında yerini belirginleştirmiştir. Tarih boyunca Türk dilini ve …

Eski Türkçeden Kazakçaya Hayvan Adları

E Oba – Türkbilimde Arayışlar: Timur Kocaoğlu Armağanı (İkinci …, 2022
Kazakça, Kıpçak grubu Türk lehçeleri içerisinde yer almakla birlikte, konuşulduğu
coğrafyanın büyüklüğü ve sözcük hazinesinin zenginliği açısından son derece
önemlidir. Bugünkü söz varlığının genelini Türkçe kökenli sözcükler ve bu …
Türkiye’ler
Türk adının bilim çevrelerince kabul edilen ilk kullanımı MS 1. yüzyılda Pomponius Mela ve Plinius adlı Romalı tarihçilerce kaydedilmiştir. Azak’ın doğusunda yaşayan insanlar Turcae/Tyrcae adı ile kayda geçmiştir. “Türk” sözcüğüne yakın ifadeler Çin kaynaklarında M.Ö. 3. yüzyılda geçmektedir.
Bizans kaynaklarında iki tane Türkiye’den (Tourkia) bahsedilmektedir birincisi “batı Türkiye” ki bugünkü Macaristan topraklarıdır.
Diğeri ise “doğu Türkiye” ve bugünkü Ukrayna topraklarıdır. Bu devletler Doğu Türkiye olarak bahsedilen Hazar devletidir, 651-983 yılları arasında ağırlıklı olarak Ukrayna’nın tamamını kapsayacak şekilde o topraklarda egemenlik sağlamıştır.
Buradan çıkan diğer bir netice ise batı Türkiye olarak adlandırılan Macaristan, doğu Türkiye olarak adlandırılan Ukrayna ve yine devlet it türkiye olarak adlandırılan güney Mısır’daki Türk devletlerinin hepsi Kıpçak Türkleri kökenlidir.
Bizlere unutturulmuş olan tarihimizle ilgili bilgileri tekrar hatırladıkça yeniledikçe gerçeklerin geç de olsa farkına varmaktayız.
Türkiye’ler
  1. Turcae (Herodot, MÖ500)
  2. Tyrcae (Pomponius, Plinius MS.1.yy)
  3. Tourkia (Khazaria) (Bizans kaynakları) ms 650
  4. Tourkia (Hungary) (Bizans kaynakları) ms 650
  5. Turchia (MS 1200, İtalyanca)
  6. Devlet it Türkiye (MS.1250 Mısır)
  7. Toikei (Tuarçi)
  8. Türkiye (1923)

…………………………………

Oğuz Kağan Destanında ADA ve DENİZ

69 k(e)ne bir kün

70 og’uz kağan av-ğa kiddi. bir

71 köl ara-sında alın-dın bir ığaç

72 kördi . bu ığaç-nung kabu-çakında

73 bir kız bar irdi, çalğuz oldurur irdi.

Ava gitmisti birgün, ormanda Oguz-Kagan:
Gölün tam ortasinda, bir agaç gördü yalniz,
Agacin kogugunda, oturuyordu bir kiz.

87-88 Üçüncüsüge dengiz ad koydılar.

Üçüncüsüne de deniz adını koydular

Kaynak: Oğuz Kağan Destanı

“Bir gölün ortasinda bulunan adalar”, Türk mitolojisinin en önemli motiflerinden biridir. Uygurlarin Türeyis efsanelerinde ise bu kutsal adacik, iki nehrin kavustugu bir yerde bulunuyordu.

Oguz-Han destanindaki Kipçak Bey‘de, “Göl ortasinda bulunan bir adacikta agaç kovugunda dogmustu”.

Agaç, köklerini yerden aliyor ve kimbilir yerin ne kadar derinliklerine kadar inebiliyordu. Bu sebeple bereketin sembolü olan agaç, yerin soylarini da temsil edeyordu. Destan, “Gögün kizini Kutup yildizina benzetirken, yerden gelen kizin saçlarini ise, irmak dalgalari gibi” gösteriyordu. Gögün kizi göge, yerin kizi da yere benziyordu. (Bahaeddin Ögel)

……………………………

Benim devlet ve derin devlet kitabımda İngiliz siyaseti bölümünde Batı diyalektiği ve Doğu diyalektiği mukayesesi var

1-  2000 yıl önce Hunların ve kuman Kıpçak Türklerinin Karadeniz kuzeyinden gelerek romalıları germenleri yani Avrupa’yı rahatsız ettiği. Celal Tahir

……………………………………..

TÜRKÇENİN KIPÇAK GRUBU  VE YAYILDIKLARI COĞRAFYA

KAZAK TÜRKÇESİ: Kazakça, Türk dillerinin Kıpçak grubunda yer alır. “Kazak Türkleri”nin büyük bölümü Kazakistan’da yaşarken, komşu cumhuriyetlerde de (özellikle Türkmenisten, Moğolistan) Kazak azınlıklara rastlanır ve toplam nüfusları 18 milyonu aşar.

KIRGIZ TÜRKÇESİ: Kırgız dili, Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır ve bu dili konuşan Kıgızların sayısı, diğer komşu cumhuriyetlerde yaşayanlarla birlikte 8 milyonu bulur.

TATARCA: “Tatar Türkleri”nin 4 milyonu Rusya Devleti’nin içinde (Moskova’nın yaklaşık 750 km güneydoğusunda) Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nde (Kazan Tatarları) yaşarken, 2 milyon Tatar yine Rusya içindeki Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti’nde, 750 bini Kazakistan’da ve 600 bini ise Kırım Yarımadası’nda (Kırım Tatarları) yerleşmiştir. Dilleri Kıpçak grubundandır.

BAŞKURT TÜRKÇESİ: Günümüzde Başkurtistan Özerk Cumhuriyeti’nde (Moskava’nın yaklaşık 1.250 km Güneydoğusu’nda 4,2 milyon, diğer bölgelerde ise 2 milyon Başkurt Türkü yaşamaktadır. Dilleri Kıpçak grubunda yer alır.

KARAKALPAK TÜRKÇESİ: Dilleri Kıpçak grubunda yer alan Karakalpak Türkleri,Özbekistan’da (Aral Gölü’nün güneyinde) Karakalpak Özerk Cumhuriyeti’inde yaşarlar; nüfusları 1 milyon civarındadır.

ALTAY TÜRKÇESİ: Altay (Oyrat) dili Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır. Bu dili konuşan 60 bin Altay Türkü Altay Özerk Cumhuriyeti’nde (Rusya Cumhuriyeti’nde Kemerowo’nın güneyinde, Moğolistan sınırında) yaşarken 70 bini ise diğer bölgelere yerleşmiştir.

KUMUK TÜRKÇESİ: Kumuk Türkçesi Kıpçak grubundan olmakla birlikte Anadolu, Azeri ve Karaçay dillerine yakınlık da gösterir. Toplam nüfusları 300 bin kadar olan “Kumuk Türkleri”nin yaklaşık 250 bini Dağıstan bölgesinde (Kuzeydoğu Kafkasya’da) yaşamaktadır.

KARAÇAY TÜRKÇESİ: Karaçay dili Kıpçak grubundan olup, Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti’nde (Gürcistan’ın 200 km kuzeyinde) yaşamakta olan yaklaşık 160 bin Karaçaylı tarafından konuşulmaktadır. Balkar (Malkar) Türkçesi: Dilleri hemen hemen Karaçay Türkçesi ile aynı olan Balkar Türkleri Gürcistan’nın kuzeyinde, bu ülkeye komşu olan Balkar Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamaktadır; sayıları 85 bin civarındadır.

KARAİM TÜRKÇESİ: Kıpçak dil grubuna ait Karaim dili bugün çok az Karaim Türkü tarafından konuşulmaktadır. Bunlar, Ukrayna’nın batısı, Litvanya ve Polanya’da yaşamaktadır.

NOGAY TÜRKÇESİ: Nogay Türkleri, Stavropol ve Dağıstan Bölgesi,Çeçen-İnguş Cumhuriyeti ve de Karaçay-Çerkes bölgesinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Dilleri Kıpçak grubunda yer alan “Nogaylar”ın sayısı 75 bin dolayındadır.

Kaynak: Geçmişten Günümüze Türk Lehçeleri ve Yaşayan Örnekleri 

…………………………

Putin ve Kıpçaklar

Kıpçak, -k’ıöz. a. (kı’pçağı) tar. 1. XI-XV. yüzyıllarda, Hazar ve Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlarda, Mısır ve Suriye’de yaşamış bir Türk boyu, Kuman. 2. Günümüzde Kırım Tatarcası, Kazakça, Karaçay Malkarca vb. lehçeleri konuşan gruba verilen genel ad.Güncel Türkçe Sözlük


Kıpçak   Köken: T.

Cinsiyet: Erkek
XI-XV. yüzyıllarda, Ural dağlarıyla Volga ırmağı arasında yaşamış bir Türk boyu.

Kişi Adları Sözlüğü


Kıpçak

Diyarbakır ili, Lice ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kıpçak

Sivas ili, Doğanşar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Metinde Kıpçak ara 

………………………………

Mevlana ile Ahi Evran arasında var olduğu ileri sürülen husumete gelince, bu ayrılık ve husumetin temeli Kıpçak Tunguz mücadelesine dayanmaktadır. Bilinen çalışmalarda ise Mevlana’nın babası Baha Veled ile Ahi Evren’in hocası Fahrüddin-i Razi arasında Horasan’da cereyan eden mücadelenin Anadolu’daki uzantısıdır. Bazı yazarlar bu mücadeleyi Akliyeci alimlerle Sezgici alimler arasındaki mücadelenin Anadolu üzerindeki tecellisi olarak okumaktadırlar. Bu mücadelenin bir diğer yönü de Mevlana’nın hocası Şems’i Tebrizi ile Ahi Evren’in hocası ve kayın pederi Türkmen Şeyh  Evhadüddin Hamid el-Kirmani[43] arasındaki tasavvufi meşrep farklılığından doğan ihtilafa dayanmaktadır. Şems-i Tebrizi’nin[44] öldürülmesinde bu iki şeyh arasındaki dini-tasavvufi ve felsefi görüş ayrılığının önemli bir payı bulunmaktadır.

……………………………

Mesela Tunguzlarin sehir yapilari ve devlet toplum iliskileti daha cok devleti korurken Kipcaklar daha halk tabanli bit devlet anlayisina sahip buna istinaden kipcaklarda sehirler hep oval ya da yuvarlak fakat Tunguzlarda daha dik koseli sehirler. Kipcaklar sehirlerini Ruslara birakmislar ve yazarin dedigine gore zaten Ruslarin insa ettigi tek sehir Stalingrad. Digerleri hep kipcaklarin.

…………………………………..

tarihimiz Bavyera’dan Mançurya’ya yazıldığından Tunguzları (Mançuları) da içselleştirmek lazım.

…………………………………..

Kıpçak-Oğuz Mücadelesi. 
Kıpçaklar ve Oğuzlar Türk boyları içerisinde tarihi rolleri ve nüfus olarak kalabalık olmalarıyla önem arz ederler. Kıpçaklar tarihi süreç içerisinde Türklüğün kuzey kısmını, Oğuzlar ise güney kısmını oluşturmuşlardır. Zaman zaman değişik coğrafyalarda farklı zamanlarda karşı karşıya gelmişlerdir. Karadeniz’in kuzeyi, Kafkaslar, Balkanlar ve Orta Asya gibi coğrafyalarda Kıpçak-Oğuz mücadeleleri görülür. ” http://www.egitisim.gen.tr/tr/index.php/arsiv/sayi-11-20/sayi-20-demokrasi-egitimi-ekim-2008/274-kipcak-oguz-mucadelesi
————————————,
Kıpçaklar Oğuzlar

https://www.google.com.tr/search?q=k%C4%B1p%C3%A7aklar+ve+o%C4%9Fuzlar&rlz=1C1CHZL_trTR683TR683&oq=k%C4%B1p%C3%A7aklar+o%C4%9Fuzlar&aqs=chrome.1.69i57j0.6511j0j4&sourceid=chrome&ie=UTF-8

TATAR YANLIŞ BİR TERİM, ASIL SÖYLENMESİ GEREKEN KIPÇAK TÜRKÜDÜR

Rusya İmparatorluğu’nun, Osmanlı denetimindeki Kırım Türklerini tarih boyunca değişik dönemlerde istila etme ve topraklarına katma girişimlerinde bulunduğuna vurgu yapan İnalcık, Kırım’daki Türkler için Tatar ifadesinin kullanılmasına tepki gösterdi. “Bir yanlışı düzeltmek istiyorum” diyen İnalcık, şöyle devam etti:

Tatar ismi Moğolcadır. Doğu Avrupa’ya 1240’larda gelen Moğol ordularında Tatarlar vardı. Buradaki Kırım Hanlığını Osmanlı aldıktan sonra, diğer bölgeler Altınordu Moğol Hanlığına tabiydiler. Moğol devletinin tebası olarak bunlara Tatar denildi. Tatar yanlış bir terimdir, asıl söylenmesi gereken Kıpçak Türkü’dür.

Kıpçak Türkü’nün lugatı neşredilmiştir, Kıpçak lehçesi vardır. Tatarlık iddiasında bulunmak Moğolluk iddiasında bulunmaktır. Rusya bunu bildiği için kendi nüfuzunu kurmak istediği bütün Türk illerinde Tatar unvanını kullanır. Bugün Azerilere bile Tatar der, oysa ki Azeriler Anadolu Türkü’dür.
……………………
Hazar Denizinin kuzeyinden geçenlerin bir kısmı zaman içerisinde benliklerini yitirirler;
Slav, Germen ve diğer kavimlerin arasında eriyip giderler. Kimileri de Bizans sınırları
içerisinde Hıristiyanlığa girerler. Bunlar vaktiyle Hun imparatorluğunu oluşturan boylar
arasında yer almış olan Peçenek, Kıpçak ve Kuman gibi Türk soydaşlarıdır. Kuzey yolu
üzerinden gelerek Bizans hizmetine girmişler ama 1071 Malazgirt ve 1176 Miryakefalon
muharebelerinde Türk olduklarını hatırlayıp Türkçe konuşanların tarafına, Alparslanın ve Kılıçarslanın tarafına geçmişleridir.

Bir başka ilginç husus ise, bu muharebelerde Bizans ordusunda görev yapan Hıristiyan
Türklerin Müslüman Türkler ile karşı karşıya gelmiş olmalarıdır. Bu Hıristiyan Peçenekler, Kıpçaklar, Uzlar ve Kumanlar, kökleri beşyüz veya binyıl öncesinin Orta Asyasına uzanan
boylardır. Hunlar ve Göktürklerden gelerek kuzeyden batıya gitmiş olan ve genelde Oğuzlar
ile akraba olan Türk boylarıdır. Mahmut Boğuşlu

………………………….
Balkan Devletlerinin Kuruluşunda Türkler’in Katkıları (Reşit Satvet Atabinen)
Hırvatistan (Avarlar)
Slovenya (Avarlar)
Makedonya (Kumanlar)
Bosna
Macaristan (Hunlar)
Bulgaristan (Bulgarlar, Uzlar, Peçenekler, Kumanlar)
Romanya (Kıpçaklar)
………………………..
BURSA SULTANİ MEKTEBİNDE KONUŞMA (23 OCAK 1923)
Mesela Türkün en muazzam hakanlarından bulunan Oğuz Hanın zamanında ve bütün

sultanlarımızın devirlerinde kadınlar, her işte erkeklerle beraber idiler. Bilirsiniz ki,
o zamanın en mühim ve daimi işleri de muharebelerdi. O halde kadınlar erkeklerle
beraber at üstünde ve muharebe meydanlarında muharebe eder, çarpışırlardı veyahut
erkeklere yardım eylerlerdi. Hatta muharebe zamanında emirlerden birinin eşi çürük
bir ağacın içinde doğurmuştu. Çocuğa, çürük ağaç manasına olan Kıpçak ismi
verilmişti ve daha sonra bu çocuk büyüdü, bir serdar oldu; Ural, Volga, Don nehirleri arasındaki araziyi zapt etti ve oraya Kıpçak eli namı verildi. Bunu hepiniz bilirsiniz. Cengiz zamanında da aynıdır. Mustafa Kemal Atatürk

………………………………….

Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları

Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları.  Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ataları.

https://sq.wikipedia.org/wiki/Njësia_administrative_Stëblevë

Türk dili ve tarihi programına hoş geldiniz. Bugün Mustafa Kemal Atatürk‘ün ataları konusunda Mehmet Danyal Hergünsel Beyefendinin katkılarıyla bu konuda yeni bilgiler sizlere aktarmak arzusundayım. Biliyorsunuz atamızın Kızıl  Hafız Ahmet Bey olarak bilinen Dedesinin Kocacık da görev yapmasından dolayı benim de Kocacıklı olduğu konusunda bilgilerim vardı. Kocacık Köyü gördüğünüz gibi Makedonya haritasında, Kocacık Türkler zamanında, Akgöl olarak bilinen ama bugün adı Ohri olarak adlandırılan gölün kuzeyinde ve Arnavutluk sınırına oldukça yakın 1250 metre yüksekliğindeki bir ova yerleşkesidir. Bunu harita üzerinde gösterirsek şu büyük Kırmızı Nokta ile gösterilen yer Kocacık ki orada da yaşayan Türklerin kendi dedelerinden ve atalarından duydukları kadarıyla bu ismin Kocacık değil Koca Cenk olduğu daha sonra o Cenk lafının çık Kocacık olarak değiştiği söylenir. Burası Arnavutluk sınırına oldukça yakın bir yerleşke olup 1250 metre yüksekliğindeki Köye tırmanırken Atatürk‘ün heykelini görüyorsunuz. 2018 yılında eşimle beraber orayı ziyaret etmiş idim. Bu Atatürkün heykeli Kocacık çok dikkat çekicidir.
Bir başka dikkat çekici husus, Türkiye dışındaki yaşayan Türklerimizin durumunu gösteren acı bir fotoğraf ise Türk Demokratik Partisinin görünüşüdür, bu da yurtdışındaki Türklere ne kadar sahip olup, olmadığımızın en büyük göstergesidir. Evet Kocacık köyüne geldik bu yerleşkenin girişindeki, Atatürk‘ün dedesi Kızıl  Hafız Ahmet Efendinin din adamlığı (Medrese Hocalığı) yaptığı dönemde yaşadığı, bizim Anadolu’daki evlerimiz gibi en altta hayvanların barınağı, onun üstündeki katta yaşam alanı olarak 2012 yılında restore edilmiş evin görünüşü ve kapıda da Mustafa Kemal Atatürk ün Babası Ali Rıza Efendi’nin anı evi olarak levhayı görüyorsunuz. Evin içinde biro da gelin odası olarak canlandırma yapılmış mankenlerin üzerinde o zamanki Türk insanımızın kıyafetleri ve ev eşyaları sergilenmiş yine odada Ali Rıza Efendi’nin annesi Kızıl  Hafız Ahmet Efendi’nin hanımı Ayşe hanımda canlandırılmıştır. Evin diğer odalarında sedir, ocakbaşı Anadoludaki gibi eşyalar, sergilenmektedir.

Buradaki Türkler, Beyşehir Karaman Türkleri olarak oraya gönderildikleri 1400 yıllı başlarında aynı yaşam tarzını muhafaza ettikleri için ve bu ev 2011 yılından sonra restore edildikten sonra bir müze gibi kullanılıyor. Şu anda evdeki o dönemde kullanılan eşyaları görüyorsunuz, o eve giden arkadaşlarımız duvarlarında Atatürk‘ün Harbiyeli arkadaşları ile beraber çekilmiş bir resmini ve yeni kendisine ait resmi ve bu Kocacık Türkleri hakkında Numan Bey’in Numan Kartal Bey’in çok kıymetli bir çalışması var

Atatürk ve Kocacık Türkleri diye meraklısı olan arkadaşlarımızın bunu da edinmelerini tavsiye eder şimdi buraya kadar bizim bildiklerimiz Atatürk‘ün Kocacık köyündeki veya yerleşesindeki Kızıl Ahmet Efendi’nin kendisinin Ali Rıza’nın babası olduğuydu ama ondan öncesine ait olan çalışmaları Mehmet Danyal Hergünsel beyin kıymetli çalışmaları neticesinde bende öğrenmiş oldum ve bunlar daha önce yazılı olarak kendisinin yazmış olduğu bu kitap içerisinde ki kitap uluslararası Balkan hikayeleri No 2 burada ilk defa yazıldı ama bildiğim kadarıyla internet vasıtasıyla sizlere ilk defa kendi çalışmalarını kendi ağzından bu önemli bilgileri aktarmış olacağız

Mehmet Danyal Hergünsel Beyi bu konuda dinleyelim Mustafa Kemal Atatürk‘ün ataları konusunda Mehmet Danyal Hergünsel Beyden önemli bilgiler alacağımız inancındayım

Mehmet Bey hoş geldiniz İyi günler Mehmet Bey ben önce bir sizin kendinizi kısaca tanıtmanızı rica edeceğim biraz sesi de yükseltirseniz memnun olurum Buyurun efendim

Mehmet Danyal Hergünsel

Sakarya Hendek doğumluyum babam İbrahim Hergünsel emekli Tekel Müdürü annem Hendekli Mülazımoğlu Ailesinin evladı. İlkokulu babamın görevleri nedeniyle değişik şehirlerde okudum, ortaokulu Hendek’de bitirdim, daha sonra yatılı olarak Haydarpaşa Lisesi ve İstanbul Teknik Üniversitesini bitirdim, emekliyim, şu anda danışmanlığım var ama fiili olarak Emekliyim daha çok otomotiv ve demir çelik sektörlerinde görev yaptım.

Peki Atatürk’ün ailesi ile sizin aileleriniz arasındaki bağlarından bahseder misiniz; bu bizim aile içinde konuşulan ama dışarıda çok dillendirilmeyen bir konuydu rahmetli Dedem Falih Rıfkı Atay’ın kitaplarında da bütün üçlemelerinde görürsünüz İttihat ve Terakki Umum Merkezinden Cafer bey aynı zamanda Selanik doğumlu Atatürk’ün de doğduğu Mahalle hem komşular Hem aynı iptidaiye birlikte gidiyorlar Atatürk dedemden büyük ama bizim ailenin tahminine göre Atatürk 1877-1878-1879 doğumlu olabilir yani birazcık daha 81’den büyük olduğunu düşünüyoruz. Dedeniz esas nereli efendim? dedem köken itibarıyla doğum yeri Selanik ama aile Üsküplü dedem Beyşehir Çavuş Yörüklerinden.

1467 yılı sonrası iskana tabi tutulan Beyşehir Çavuş yörüklerinden yani Beyşehir’den Makedonya’ya Osmanlı tarafından göçüyorlar oradaki ilk yerleştikleri işte bugün zaten sizin önemli belirteceğiniz yerleşmenin adı nedir efendim?

Stepleva efendim. Bu küçük kırmızı ile gösterdiğimiz bugün Arnavutluk topraklarında sınıra yakın 1250 metre yüksekliğinde Bir yerleşim yeri değil mi? Evet efendim Kalkan Dağı’nın sırtını dayamış bir esasında köyde demeyelim Bir ara 200 sene önceki nüfusu yaklaşık 4000 olan bir yer. Önceki nüfusa çok dikkat edin Numan Kartal beyin kitabında biliyorsunuz iskana tabi tutulan ailelerin ben bu kitabı Konya’dan buldum tek tek aileleri yazarlar Çavuşları orada görebilirsiniz Çavuşlar kalabalık bir aile 1305 çadır bunların bir kısmı da Yunanistan’da daha sonra Langaza, Sarıgöl dediğimiz ama Çavuş Yörükleri Kayı kökenlidir esas ismi Kayı olan yere yerleşiyor 300 kişi civarı orada kalıyor büyük bir kısmı gene tepede sıcak suyu olan patates yetişen florası çok mükemmel bir yer olan Steplevaya yerleşiyorlar.

Biraz da konumu itibariyle gerçekten yüksek güvenlikli ve korunmaya elverişli bir yer. Bu bahsettiğiniz yerin bugünkü girişindeki tanıtım panosu. Efendim herhalde biliyorsunuz zamanında Stepleva, Debrei Balaya bağlı o zaman şimdi hep anlatılır Atatürk‘le ilgili Kocacık diye Tabii ki Kocacıkla Stepleva arasında atla giderseniz eğer 13-14 kilometre bir mesafe var fakat günümüzde o şekilde gitme şansınız yok sınır kapısından bir u çizerek gidebiliyorsunuz.

Kızıl Ahmet Efendi

Ben Kocacığa da uğradım Kocacıklarla da görüştüm Atatürk‘ün dedesi Kızıl  Hafız Ahmet Efendi millet bu Kızıl Hafızı yanlış anlayabilir kızıllık bizim Oğuz türklerinde verilen bir lakaptır kızılkeçili gibi mesela Karakeçili gibi. Bunu da anlatmak şimdi gençlere çok mümkün sizler gibi bu konuya ilgi duyan Türklerin ataları konusunda derin araştırmalar yapan işte Hatta çok önemli şeyler de söyleyeceğim Bizimkiler oraya gittiği zaman Atatürk‘ün Türkiye’de herkes Dedesini biliyor değil mi dedesinin babasını bilen var mı yok onun babasını bilen var mı? yok.

Bu programda sizin en büyük katkınız bu konuda olacak yani Çavuşlar Anadolu’dan göç ettikleri Atatürk‘ün atalarıyla beraber bu yere burası bugünkü görünüşü yeşillikler içerisinde yaşamaya çok uygun bir coğrafya. Çünkü gördüğünüz cami var ileride görüyorsun değil mi bu Cami babaannemin babası onlar şapku diyor Biz yabgu diyoruz, Hacı Bayram Yabgunun arazisinde. Büyük dedemin yani Hacı Bayram Beyin kardeşinin adı da Velidir o da size herhalde anlamlı bir şey söyleyebilir. Hacı Bayram ile Veli beyin küçük kardeşlerinin adı Cevahirdir. Aile Bayrami bir ailedir. Atatürk‘ün de zaten Anadolu’da Ulus’ta Kaan töreni yapıldıktan sonra Kızılca gün diyelim Hacı Bayram Veli Hazretlerini de ziyaret etmesi de buna bir vurgudur. Bu konuyu da burada belirtmiş olayım.

Yörükler ve Albanlar

Bizim dedemizin arazileri Çavuşlar üst mahallede sizi şöyle sağ tarafa alayım daha yüksek yerlerde. Köyün yüzde yetmişi Mersin hocanın bana söylediği Çavuşların arazisi %30 Hocalıların arazisi. Mersin Hocanın ismine dikkat ettiniz değil mi Kardeşinin adı da İzmir Hocadır. Yani Mersin’den İzmir’e bir yay çizerseniz orada neyi görürsünüz Torosların Yörüklerini. Böyle bir iz çok anlamlı. Bu isimler çok anlamlı bir ifade gerçekten babalarını da kutlamak lazım Çok ilginç Efendim Stebleva da eski Bulgar hanlığından kalma o bölgede Han Asparuk zamanından kalma aşığı inen Bulgar aileler var. çok eski ama sporlar zamanında aşağı inen Bulgar kökenli aileler var.

Fakat Bizim Türkler yörükler oraya gittiğinde biliyorsunuz Obalı evlilikleri 7 göbek aranır. Türkler evlenebilecekleri kim var diye baktıkları zaman akraba olmayacak bir İkincisi de ve Müslüman olacak kimi bulabiliyorlar dışarıdan O zaman Arnavut diyorlar ama yanlış bir tabir doğrusu Müslüman Albanlar. Bu konuda da sizi kutluyorum Mükemmel bir program yaptınız hepsini de Arnavutluğa ve oradaki dostlara gönderdim. Ben sizin yaptığınız programları çok beğeniyorum. Tabii böyle olunca bizim Yörüklerde mesela çok enteresan Babam işte sağ tarafta görüyorsunuz esmer büyük bir resmini koyacağım biraz çekik gözlü orta boylu fakat amcam sap sarışın masmavi gözleri var Hatta eşim biz nişanlı iken amcamı gördüğü zaman acaba Atatürk‘ümü gördüm filan demişti. İkiz gibi yani o kadar çok benziyordu bu nereden kaynaklanıyor şunu söyleyeyim size. Orada Alban gelini olmayan hiçbir Türk ailesi yok, muhakkak onlar da bir evlilik vasıtasıyla beraberlik sağlanmıştır biraz da renklilik galiba oradan geliyor olabilir diye düşünüyorum. Efendim Atatürk ün babasının Kızıl  Hafız Mehmet Efendi adında bir amcası var.

Kızıl  Hafız Mehmet Efendi 1805 Kızıl  Hafız Ahmet Efendi 1815 doğumlu bunu Kıymetli arkadaşım Levent Ağaoğlu belgelerden, tarihi kayıtlarından buldu. Telefonumda şu anda var ama ben bunu size e-mail olarak da atacağım. Kızıl  Hafız Mehmet Efendi ve Ahmet Efendi Steblava doğumlu. Bunların babaları Ali Piruş Efendi, bu lakap Yörüklerde kullanılan bir sıfat diyelim Ali Piruş Efendi, Ali Rıza bey‘in dedesi oluyor Pürtelaş diye de bir laf vardır zaten evet kutluyorum tamamı Peki onun babası kim lakabı Conka olan Mustafa Bey bu kişi Evet büyük Çavuş sülalesinden ama lakap olarak Conka verilmesinin sebebi de sözü, yüreği, bileği, aklı güçlü olan bir kişi anlamına geliyor aynı zamanda Conka ismi lakap oluyor dikkat ederseniz Atatürk en yakın arkadaşı kardeşten ötedir Nuri Conker Beye soyadı ne olarak veriyor Conker. Yani dedesinin lakabını Zaten size gönderdiğim resimler de de Conka Mustafa adına bir Çeşme görürsünüz Şimdi bu husus çok önemli.

Üsküp

Ben çok önemli bir Alban ailesinin ferdi olan Ferit Buşati Bey Köydeydi babaannemin amcasının oğlu Naim amca bizi görmek için Tirandan geldi, sarıldı ve ağladı. Halbuki Naim amca ne Dedemi, ne babamı görmüş bir kişi. Sebebi ise bizimkiler 1821’de bölgede olaylar başlayınca 11 aile Çavuşlar Çapalar, Kuburlar, Muradiler, Bağışlar ve ben Yabgular diyorum Şabgular bunlar çevredeki halklarla sorun yaşadıkları için büyük kısmı Üsküp e göç ediyor. Çünkü orası o kadar enteresan bir bölge ki işte kuzeyinde Slavlar var, batısında Yunanlılar var Efendim doğusunda Makedonlar var ve 1839’u biliyorsunuz zaten Balkanların en hassas olduğu dönemler 12 Aile yavaş yavaş Üsküpe göçer. Mesela Atatürk‘ün amcası Kızıl  Hafız Mehmet Beyde Üskübe göç eder.

Üsküp de onların geniş aileleri vardır, Kuburlar, Muradiler, Bağışlar, Yabgular filan onlar akraba idiler. Bizim Atatürk‘ün ikinci bir olayı daha biliyorsunuz Şam’da görevliyken Kahireden gemiyle Mısır’dan Kaçak olarak Üskübe geliyor İttihat ve Terakkinin esas çekirdeği İşte o zaman benim dedelerim Atatürk zaten Birbirlerini çok iyi tanıyanlar Balkanlardaki o zaman Resneli Niyazi beyler ve diğerleri İttihat ve Terakki’nin bir alt hazırlığı olan Vatan ve Hürriyet isimli Cemiyeti kuruyorlar. Üsküp aileler için çok korunaklı bir yer ancak Ticaret Merkezi değil bizim ailelerimizin bildiği işler belli hayvancılık Kerestecilik Sonradan da tütün ticareti.

Bu üçü çok önemli. Hanımlar ve ailelerin Üsküpde kalmasına rağmen bir ticaret merkezi olan Selanik o zaman ekonomik şartlarında daha gelişmiş daha dış dünyaya açık ve daha Merkezi bir konumda Çünkü Liman şehri Üsküp‘te Bu imkanı bulmanız mümkün değil. Aile büyükleri orada ticaret yapmaya başlıyorlar. Benim dedemin dedesi Cafer Bey durumu iyi olan kereste ticareti yapan bir insan. ilk milletvekillerinden gene akrabadan Kütahya Milletvekili Mehmet Somer Bey bunu hatıralarında anlatıyor Cimer’de de var.

Ali Rıza bey biliyorsunuz reji de memur olarak görev yapıyor yani tütün İdaresi reji dediğimiz bu bugünkü tekelin karşılığı fakat tabi maddi imkanları sınırlı yetmiyor bir evlilik yapıyor. Balkan yazarlarındaki benim kökler makalemden bir sonra bir yazı daha var Evet o Yazıda çok ilginç bir şey yakaladım Turgay Bey Atatürk‘ün annesi yani bizim Obadan Langaza da yerleşen yaklaşık 300 hane yerleştikleri yere Kayı adını vermişler (Kayı, Sarı Göl, Langaza). Demek ki bu aileler birbirlerini o zamandan tanıyorlar.

Zaten Langaza dediğimiz yer eski adı kayı olan 1467 sonrası orada yerleşen Karaman Türkleri. Bu köy halkı daha sonra Yunanistan’da hiç kimse kalmadı ve hepsi Türkiye’ye geldiler. Yani bunlar birbirlerini tanıyan ve belli ovalardan gelen ilişkileri olan insanlar. İşte Atatürk‘ün anne tarafı ama ben tabi baba tarafından olduğum için o konuda yeteri kadar bir bilgi sahibi değilim Sarıgöl, Langaza veya Kayıdan olanların bu konuda yaşlıların ellerinde döküman olanların daha net konuşabileceklerini düşünüyorum. Kitaptaki işte bu bilgi beni bu noktaya götürdü. O zamanki bölgenin durumunu düşünün Rum çeteciler bir taraftan Yunan çeteciler tabiri yanlış olur orada daha sonra Bulgar komitecileri Şimdi İttihat ve Terakki herkes zannediyor ki tek bir kanattan müteşekkil. Hayır İttihat ve Terakki içinde o zaman değişik gruplar var.

Enver Paşa, Talat Paşa, Bahattin Şakir, Mustafa Kemal Atatürk de İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde olan bir Osmanlı subayı ama zannediyorum ki dedemler daha çok o zamanki dönemde Sayın Akıncı bey kitaplarında yazıyor daha çok genç ve dinamik olmalarından ve bölgeyi iyi tanımalarından dolayı İttihat ve Terakki içinde farklı görevler üstlenmişler. Dedem Bu arada Fahri Rıfkı Atay Bey’in yazdıklarından görebilirsiniz. Şam 4 üncü Orduda Cemal Paşa var şifre çözme sorumlusu.

Şimdi bu da çok enteresan İnşallah sizinle de gitmek nasıl olur benim orada babaanneden kuzenlerin var Bunlar 7-8 lisan konuşurlar. Çok enteresan değil mi yani çok ilginçtir öyle Üstelik Kapalıçarşı’daki hanutçular gibi değil yani her lisanın hakkını vererek herkes zanneder ki işte Makedonca Bulgarca Rusça Slavca bunlar çok yakın değil hepsi farklıdırlar. Bunlar eski Yunanca da Konuşurlar oradaki enteresan bir topluluktur ama ana dil asla değişmez Türkçedir. Bakın bugün bile yengem Necmiye Arif hanımefendi gelin alırken bile şart koşar Türkçe ana dili olacak diye. Şimdi bu şuuru Bugün biz Anadolu’da göremiyoruz

Stepleva

Atatürk‘le ilgili çok tevatür var Shoqada Stepleva diye bir Face sayfası var Mersin Hoca oraya bir yazı koydu, Atatürk‘ün Çeşmesi var Atatürk‘ün işte Mahallesi var Atatürk‘ün yolu var Bunu devamlı birileri taşlıyor falan kırıyor orada ilginç bir tabir kullandı dedi ki Arnavutluk hükümetinin Kadim yüz Türk köyünden biri kabul ettiği Stepleva, Atatürk ü yetiştiren steplishler yani bunu hak etmiyorlar dedi. Bir ay sonra ben Allah’tan o sayfanın resmini çekmiştim. Bir ay sonra onu Türk köyü yerine turistik köy yaptılar ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi oradaki dostları çok fazla sıkıntıya sokmamak için daha fazla konuşmak istemiyorum.

Steplava köyünde bilgi aldığım Ferit Buşati amca önemli bir Alban ailesindendir. Kendisi 30 sene Libraj şehrinde nüfus idaresinde çalışmış. Kendisinden Steplava ile ilgili 1470 yılından 1770 yılına kadar olan belgelere ulaşmak istediğimi söyledim, kendisi de elinden geleni yapacağını söyledi ancak bu güne kadar bir bilgi alamadım.

Steplava çok önemli bir yer. Ben buradan tarihçilerimize sesleniyorum, ben bir tarihçi değilim, Teknik Üniversite mezunu Yüksek Mühendisim ve iyi bir tarih okuruyum. Kitaplığımda yerli, yabandı bütün tarihçilerin eserleri mevcuttur. Steplava konusunu iyi incelemeden Atatürk ün baba tarafı ile ilgili bir şey yazmak matematiksel gerçeklere aykırıdır. Steplava ya giden yolun 17 km lik kısmı kayalık ve kötü bir yoldur bu nedenle kolay kolay kimse gidemiyor. Bu vesile ile Atatürk ve Ailesi ile ilgili kitap yazanlar aradı, onlara siz hiç Steplava ya gittiniz mi? dedim. Bana Steplava neresi dediler bunun üzerine Atatürk ün baba tarafını Selanik de mevlevihaneye bağlamışsınız bunu hangi belge ve bilgiye dayanarak yazdıklarını sordum. Bakın şu anki Kosova genel kurmay başkanı, eski Makedonya parlamento meclis başkanı, dedesinden kalan bilgilerle Atatürk ün ailesinin Steplavalı olduğunu söylüyor.

Değerli arkadaşım Levent Ağaoğlu Arnavutluk büyük elçimiz vasıtasıyla Steplava kayıtları ile ilgili bilgi almak için yetkililere başvurduk. Bize gelen cevap da tüm belgelerin 1445 den sonra Enver Hoca tarafından yok edildiği söylendi. Ben buna inanmıyorum. Bu nedenle tarihçilerimize bir görev düşüyor, o bölgede çok akrabam var. Steplavada, Lbrajda, Deprede keza Topkapı Saray kayıtlarında eski kayıtlar net olarak çıkabilir.

Bu da tarihçilerimiz en büyük görevidir. Türkiyede biraz İngiliz biraz başka mahreçlerin adamları yüksek cehaletlerinden ötürü Ali Rıza beyin Dedesi, Ali Piruş Efendiyi A. Piruş yazıldığı için Aptuş efendi diye babası olarak gösteriyor. Buna maalesef inan ve itibar eden alçak ve hainler var işin en acı tarafı bu. Atatürk hayatı boyunca her adımı ile Türklüğünü ön plana çıkarmış bir değerimiz. Türkiyenin ismini Kemaliyede koyabilirlerdi. Almanlar Çanakkale savaşında silah ve mühimmat gönderdikleri zaman sandıklarda Enverland yazıyordu.

Çavuş Yörükleri

Bakın 2 Karamanlı Türklük adına çok önemlidirler ilki Türkçeyi bu topraklarda başat kılan Karamanoğlu Mehmet bey ikincisi de gene Beyşehir Karaman Çavuş Yörüklerinden bu ülkeye Türkiye adını veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Lütfen ilgili tarihçileriniz gelsinler sadece 17 km lik yolu çıkmayı göze alsınlar kayalık bir yol Libraj dan jip kiralanıp gideriz. Geçenlerde Tarihçi Bahtiyar Aydın kardeşimle yaptığınız programda çok önemli noktaya temas ettiniz, Bahtiyar Aydın kardeşime iyi dileklerimi gönderiyorum. Buradaki önemli konu Anadolu’daki hristiyan Türkleri anlamadan Türk tarihine katkı vermek çok zor.

Geçen hafta ata memleketim, Beyşehir Çavuş köyüne gittim, Çavuş köyündeki Selçuklu camiinin inşaat tarihi 1289 yılıdır. Bizimkilerin köyde bir kişi kalmamak kaydı ile iskana tabi tutuldukları yıl 1467-1470 arası. Bakın sadece Beyşehir Çavuş Yörükleri değil Seydişehir Çavuşda var. Rahmetli Babam İstanbul Şilede Çavuş mahallesi mezar taşlarını okuduğunda kendisi arapça, farsça ve ingilizce hakimiyeti yüksek bir insandı mezar taşlarındaki 1500 lü yılları görünce, muhtemelen bunlar da buraya iskan edilen başka Çavuşlar dedi. İskan sadece Makedonya ve Güney Bulgaristan’a değil Sinop hatta Trabzon’a kadar Karamanlı Türklerin yerleştikleri bölgeler oldu.

Ben tarihçi değilim Ailemden kalan ve araştırarak edindiğim elimdeki belge ve bilgi ve Makbule adında kardeşleri vardı. Bu isimler benim ailemde de var. Bunlar üst dedelerden gelen adlardır. Çok konuşulmayan bir konu daha vardır Atatürkün üvey babası Ragıb bey, babası öldükten sonra Zübeyde hanım Mustafa Kemal ve Makbule hanımla Atatürk’ün dayısının çalıştığı Langaza (Kayı, Sarıgöl) çiftliğe giderler ama olumsuz şartlardan geri dönerler. Babamın dedesi İbrahim beyin Üsküp müftüsünün kızı olan hanımı vasıtasıyla yaşını almış ilk eşini kaybetmiş reji müdürü Ragıb bey ile evlenir. Bu evlilik de hem ailenin korunması hem de sahiplenme ile açıklana bilir.

Siz hatırlarsınız belki Üsküdar da meşhur tatlıcı Zeynel vardı oda bizim büyük amcamız dededen babam İbrahim bey ile kuzen idiler. Bizim büyük Çavuş ailesi İttihat ve Terakki içinde deşifre olunca o dönem üst rütbeli önemli bir Çerkes paşa muhtemelen o da ittihatçı idi, Beykoz tarafında bizim aileye geniş arazi veriyor. Bizimkilerde yanlarında sütü peyniri çok iyi işleyen beş pomak aileyi yanlarında getiriyor. Ben çocukken o bölgeye Çavuşların Çiftliği deniyordu. Bugünkü ismi bizim aileden dolayı Çavuşbaşı olarak biliniyor. Kısaca Beyşehir Çavuş köyünden 430 yıl sonra aile Beykoz Çavuşbaşına gelerek tekrar Anadolu topraklarına dönüyorlar.

Mehmet Danyal bey çok önemli bilgiler verdiniz sizi kesmek istemedim. Atatürk ün ailesi Beyşehir Çavuş Yörüklerinden Ali Rıza bey onun Babası Kızıl  Hafız Ahmet Efendi onun babası Ali Piruş Efendi onun da babası Conka Mustafa Bey. Diyorsunuz ki 1467 den sonra 300 senelik kopukluğunda eski belgelerin incelenmesiyle mümkün. Bu da Türk tarihçilerine verilmiş bir görev oluyor. Bunları ortaya koymanız çok değerli idi. Ben Conka Mustafa Bey konusunda ilk defa bilgilendim. Bu konularla ilgili olmama rağmen Kızıl  Hafızdan sonrasını bilmiyor idik.

Kocacık Meselesi

Turgay bey Ali Rıza bey 1839 Selanik doğumlu. Kocacık meselesi Ali Rıza beyin babası Kızıl  Hafız Ahmet beyin gençliğinde bir müddet Kocacık köyünde medrese hocalığı yapmasından geliyor. Kocacık köyüne gittiğimde Atatürkün dedesi Kızıl  Hafızın babası kim akrabaları kim pek bir cevap alamıyorsunuz ama Steplava ya gittiğinizde Atatürk ün atalarının oturduğu mahalleden Büyük büyük dedesi Conka Mustafa Beye kadar size bilgi veriyorlar. Ferit Buşati amcaya peki bu Conka Mustafa kim dediğimde bana dönerek sizin Çavuş ailesinin bir üyesidir dedi.

Steplava ile Kocacık arası kuş ölçümü 13, 14 km. Her ikisi de 1200 metre yüksekliğinde yayla iklimine sahip olan yerler. Atatürk ile ilgili bundan sonra bir referans alınmak istenirse bunu Steplava üzerinden yapmak gerekir. Shoqada Steplava sayfasında benim de hoşuma giden tartışmalar oluyor.

Albanlar

Alban kardeşlerimizden bazıları Atatürkü Arnavut olarak sunmak isterken, bazıları kardeşim her şeyi kendimize maletmeyelim. Burada Türkler vardı ve Atatürk her şeyi ile Türklüğü ön planda tutan bir Osmanlı subayı idi. Bana göre Albanlarda kadim bir Turan halkıdır. Buna her yerde söylüyorum. Arnavut adı maalesef onlara Grek (Yunanlı) tarafından verilmiş bir addır. Grek lafının ne anlama geldiğini biliyorsunuz. Eski tarihçiler Grekler için Trabzondan, Karadeniz kıyılarından, Marmaradan topladıkları hayvanları Egenin ve Mısırın sahil kesimlerinde satanlara verilen isim. Fazla bir şey söylemek istemiyorum.

Mehmet Bey açıkca söyleyelim karşılığı hırsız demektir. Bu biliniyor.

Çavuş Yörükleri

Efendim Yunanlı diye bir halk var mı yok, genetik biliminin ışığında Fethiye Sarper Erdemgil ki ailesi Kocacıklıdır. Bu işlerle çok uğraşıyor. Ben Çavuş yörüklerinden Cafer Beyin torunu olarak genetik test yaptırdım, Atatürkün büyük amcası Kızıl  Hafız Mehmet Beyin Türkiyede torunları yaşıyor. Atatürkle birinci dereceden akrabadırlar. Orhan Erbatur Bey var. Bunlarında çocukları var. Çok değerli bir ailedir. Gerekirse bu konuyu genetik olarak da ispat etmek mümkündür. Biz hala Balkanlarda Büyük Çavuş ailesi olarak tanınırız. Atatürk dedeme soyad verirken dedem Cafer Beyin İttihat ve Terakki Cemiyetinin Türkçü kanadının adamı olması hasabiyle ERGÜNSEL yani biz Kayı kökenli olduğumuz için (Kayı Gün Beyin Oğludur) SEL, Selçukluya olan saygı ER de Türklerde rütbesiz asker, Yörüklerde de erim (Başım, büğüm) demektir. Yine biz Çavuş ailesinin bir büyük kahramanı babamın orada kalan kuzeni Ferhat İslam Çavuşi idir. Hitlerin kuvvetlerine karşı yakın arkadaşları ile büyük bir kahramanlık göstermiş ve 23 yaşında şehit olmuştur.

Alban halkı Ferhat İslam Çavuşi’yi büyük bir kahraman olarak görmektedir ve belki de ona olan saygıdan Çavuş ailesinden Bakanlar ve üst rütbeli bürokratlar Albanya’da görev yapmışlardır. Ülkemizde de biliyorsunuz Kafkas kökenli bir çok önemli isim Bakan, General, Yüksek bürokrat olarak görev yapmışlardır. Kafkas halkı İskit ve Sakalardan gelen kadim Türk turan halkıdır. Peki Balkanlara baktığımızda herkes Türk mü? Türkler daima yönetici sınıftır. Bugün Avrupa’daki Kraliyet ailelerine bakın hepsi genetik olarak kuman kökenlidir. İnternetten de bunu bulabilirsiniz. Hatta Amerika’daki yerlilere maalesef soykırım uygulayan İspanyol komutan da bu genetiktendir. Bunu Bahtiyar Aydın hocamızda ifade etmiştir. Belki bu konu epigenetik ile açıklanabilir. Size teşekkür ediyorum.

Bir 15-20 yıl sonra genetik biliminin ışığında ve epigenetik bilimi ile çok şeyler açıklanacaktır. Değerli Hilmi Özden Hocama selam ve saygılarımı gönderiyorum. Gaspıralı İsmail beyin işte, dilde ve fikirde birlik ifadesi ile Hilmi Hocamın epigenetik makaleleri birbirine çok uyum sağlar. Atatürk ne mutlu Türk olana değil, Ne Mutlu Türk diyene demiştir. Mesele Atatürkle kan bağınızın olması değil, Atatürkün Türk ulusuna yaptıklarını devam ettirmek, sahip çıkmak ve yolu izlemek olmalıdır.

Mehmet bey çok teşekkür ediyorum. Bundan önce Balkan Hikayeleri kitabınızda KÖKLER isimli anı biyografi makalenizde yazdıklarınızı bu programda yüzbinlere anlattık. Bundan sonra konunun takibi ve Beyşehir Çavuş köyü ile Conka Mustafa Bey arasındaki yaklaşık 300 senelik kısmı tarihçilerimiz tarafından araştırılacaktır. Verdiğiniz kıymetli bilgiler için size çok teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

 

Saruhan-Tatarpazarcık Hattı

Saruhan-Tatarpazarcık Hattı. Saruhan-Tatarpazarcık Hattı. Saruhan-Tatarpazarcık Hattı. Saruhan-Tatarpazarcık Hattı. Saruhan-Tatarpazarcık Hattı

19 Mayıs 2019
Sencer Divitçioğlu, 2005 yılında yayınlanan Saruhanoğlu Beyliği’nin Kıpçak Kökenli Olma İhtimali (XI-XIV. Yüzyıllar) adlı çalışmasında Saruhanoğulları’nın Orta Asya ile bağlantısı ve Saruhanoğulları’nın kültürel izlerinden hareketle Saruhanoğulları’nın kökeni meselesi işlenmektedir.

90 Sencer Divitçioğlu, “Saruhanoğlu Beyliği’nin Kıpçak Kökenli Olma İhtimali (XI.-XIV.
Yüzyıllar)”, Doğu-Batı Düşünce Dergisi, 8/33 (Ağustos-Eylül-Ekim 2005), ss. 287-297.

“Yıldırım Bâyezid devrine ait ilk iskân kaydı 1400-1401 yıllarında tuz yasağına uymayan aşiretlerin nakledilmesi ile ilgilidir.70 Bu hususta Âşıkpaşazâde’de,71 “.Saruhan ilinin göçer halkı var idi. Menemen ovasında kışlarlar idi. Ol iklimde duz yasağı var idi. Anlar ol yasağı kabul etmezler idi. Bâyezid Han’a bildirdiler. Han dahi Ertuğrul’a haber gönderdi kim. Ol göçer evleri her ne kadar var ise iyice düzene alasın. Yarar kullarına ısmarlayasın. Filibe yöresine gönderesin.
Ertuğrul dahi atasının sözlerini kabul etdi. Ol göçer evlerü gönderdi. Geldi Filibe yöresine kondurdular. Şimdiki dem de Saruhan Beğlü dedikleri anlardır. Paşa Yiğit Beğ, o kavmin ulusu idi. Ol zamanda anlarun ile bile gelmiş idi.” şeklinde bir kayıt vardır. Bu bölgeye yapılan iskân neticesinde, 1516 tarihli bir tahrir defterinde, merkezi Tatarpazarı olan nahiyenin Saruhan Beyli adıyla kaydedilmesi, kuruluş aşamasında buraya yoğun bir Türk unsurunun yerleştirilmiş olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.72″
https://www.tarihtarih.com/?Syf=26&Syz=381422
Büyükdede tarafından saruhanlıyız; tütüncüyüz. Osmanlının şehzade sancakları: saruhan(içsiyaset), trabzon (dış siyaset)
Saruhan; Osmanlı Şehzadelerinin en büyük okuludur. Tatarpazarcıklı yörük soyum Saruhan’dan gitmedir. Tatarpazar, Filibe baba tarafımdan Evladı Fatihan’ız. Manisa (Saruhan) dan gitme..
Muhacir iskanında hiçbir prensip takip edilmedi. Balkanlar, bitmez tükenmez bir Türklük ambarı farzedilip tüm kapılar açıldı ve gelen herkes “Evlad-ı Fatihan” diye içeri alındı.
İskan siyasetinde dil ve kültür gibi en iptidai ve en zaruri milliyet ölçülerinin bile hiçe sayılması, en sonunda Türkiye’yi, her türlü antropoloji araştırmasına en müsait zemin haline getirdi.
Kapıların açılıp her gelenin içeri alınmasıyla ve “ibate”nin ne olduğunu bilmeyen diplomatlarla, Balkan dünyası üzerindeki tesir ve söz hakkımız yok oldu. Halbuki, 100 yıllık bu hesapları bilseydik bugün Bulgaristan cumhurbaşkanı, pekâlâ bir Türk olabilirdi! 
“Bölgeye ilk yerleştirilen Türkmen grupları Saruhan’nın Menemen ovasından olmuştur.”
XVI. yüzyılda Filibe kazası / The Kaza of Plovdiv in the XVI. century
Yazar: NURULLAH KARTA Danışman: DOÇ. DR. MEHMET İNBAŞI Yer Bilgisi: Atatürk Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı Konu: Tarih = History Dizin: Onaylandı Doktora Türkçe 2005 236 s.
Filibe üç tepe üzerinde kurulmuş tarihte en eski yerleşim yerlerinden biridir. Pelaj kavminin oluşturduğu İlliryalılar, daha sonra Traklar Roma Bizans, Hun, Slavlar, Uz, Peçenek ve Bulgar Prenslikleri hakimiyetinde kalmıştır. Edirne’nin fethinden hemen sonra L Murad döneminde 1363’de Lala Şahin Paşa tarafından fethedilerek Osmanlı hakimiyetine geçmiştir. Filibe, fethedildikten hemen sonra sistemli olarak iskana tabi tutulmuştur. Tahrir Defterleri verilerine göre, XVII. Yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir.
Bölgeye ilk yerleştirilen Türkmen grupları Saruhan’nın Menemen ovasından olmuştur. Daha sonra Samsun ve Konya ovasından da bölgeye Türkmenler yerleştirilmiştir. Fatih Sonrası Filibe Rumeli Eyaleti Paşa Sancağı merkezi konumuna getirilerek yönetimi Lala Şahin Paşa’ya verilmiştir. Kısa bir süre sonra kaza statüsüne getirilerek bu şekilde yönetilmiştir.
VI Tahrir verilerine göre, XV. ve XVI. Yüzyılda Türk-Müslüman nüfusun gayri Müslim nüfusa oranı oldukça fazladır. 1489’da Müslüman nüfus %80 iken, gayri Müslim nüfus %10 civarındadır.
Son tahrir 1613’de ise Müslümanlar %79, gayri Müslimlerde %ll’ dir. Balkan yarımadasında önemli ticaret yollan üzerinde kurulmuş olan Filibe, iktisadi ve ticari yönden gelişmişti. Şehirde değişik meslek kollan bulunmaktaydı. Bunlar genelde dokumacılık, dericilik, taşımacılık, alet imalatı ve bunun yanı sıra yiyecek sektöründe çeltik üretimi önemli bir yer tutmaktaydı. Filibe’ye bağlı köylerde ise zirai ürünlere yönelik mahsuller yetiştirilmekteydi. Köylünün büyük bir kısmı buğday, arpa, meyva, ceviz, bağcılık ve hayvancılıkla uğraşmaktaydı. Filibe kazasında miri arazi, timar, zeamet ve has olarak ayrıldığı gibi, vakıf ve mülk olarak da tahsis edilmiştir.
Saruhan Bey
toplu linkteki (saruhanoğulları kıpçak ) bazı sayfalarda bu konuda bilgiler var.
saruhanoğulları kıpçak iddia 
Wikipedia Saruhanoğulları beyliği maddesi.
Saruhan Bey, Harzemşahlar devleti komutanlarından. Harzemşahlar devletinin haritası önemli.
Saruhan Beyliği, Osmanlı Devleti tarafından ortadan kaldırıldıktan sonra, kışlakları Melemen olan Saruhanlı göçerler, tuz yasağına uymadıkları için Yıldırım Bayazıt’ın emriyle Rumeli’ye Filibe yöresine göç ettirilmişlerdi (Âşık Paşazade 2003: 406).
Kıpçak Türkçesi 
Saruhanlı Beyliği’nin Kıpçak Kökenli Olma İhtimali  (XI. ila XIV. Yüzyıllar)
Saruhanlı Beyliği’ni kuran göçebe Türk boyları 13. yüzyılın başlarında (…) Manisa, Akhisar gibi yerleşim yerlerini ele geçirmişlerdir.
Bölgeye ilk giren Türk konat beylerinden birinin adı Alpağı’dır. (Alp savaşçılığı, Ağı zenginliği verir).
Oğlunun adını Saruhan koymuştur.
(Saruhan) Yaklaşık 1313 yılında Magnesie’yi Bizans’tan alıp Saruhanlı beyliğini kurmuştur. Saruhan’ın Çuğa ve Ali Paşa adında iki kardeşi vardır. (s. 73)
Basmil -> İduk-Kut -> Kıpçak -> Sarıhan -> Saruhanlı Beyliği
Sencer Divitçioğlu – Orta Asya Türk Tarihi Üzerine Araştırmalar
Tatarpazar, Filibe baba tarafımdan Evladı Fatihan’ız. Manisa (Saruhan) dan gitme..
Bu çerçevede ilk tahrir, evlad-ı fatihan zabiti tayin edildiği anlaşılan Belgrad muhafızı Vezir Hasan Paşa tarafından yapılmıştır. 1102 ( 1691) yılına ait olan ve Defter-i Piyadegan -1 Evlad -1 Fatihfın adını taşıyan bu defterde (BA, KK, Meuku{at Def teri, nr. 2737) Rumeli eyaletindeki evlad-ı fatihanın piyade miktarı nefer ve hane olarak verilmiş, ayrıca koyun sayıları kaydedilmiştir.
Defterde evlad-ı fatihana ait Çatalca, Silivri, Çorlu. Burgos (Lüleburgaz). Tekfurdağı (Tekirdağı). Baba-yı AtıK. (Babaeski), Hasköy, Hayrabolu, Kırkkilise (Kırklareli}, Hatuneli, Rus Kasrı, Aydos, Ahyolu, Karinabad, Yenice-i Kızılağaç, Yanbolu, İslimye, Zağra-i Cedid, Zağra i Atik, Çırpan, Kızanlık, Tatarpazarı. Filibe, Çirmen. Edirne, Cisr-i Ergene, Sultanyeri, Malkara, Kavak. İpsala, Ferecik, Mekri, Dimetoka, Kavala, Bereketlü, Demirhisarı , Yenice-i Vardar, Vodina. Toyran, Avrathisarı, Selanik, Karaferye, Cumapazarı. Çarşanba, Misivri, Petriç, Ustrumca, Tikveş, Radovişte, İştip, Dubniçe, Gümülcine, Yenice-i Karasu, Çağlayık, Drama, Pravişte, Serez, Karadağ, Pravadi, Yenipazar, Hacıoğlu Pazarcığı, Balçık, Babadağı, Hırsova, Karasu (Tekfurgölü}, Silistre, Çardak, Hezargrad. Rusçuk, Yergöğü, Tırnova. Ziştovi, Lofça, Hotaliç (Servi), Osmanpazarı (Aiakilise), Eskicuma ve Şumnu kazalarıyla Ereğli, Vize. Saray, Yanbolu kazası nahiyeleri, Karlıoğlu (Köpesti). Filibe kazası nahiyeleri, Edirne kazası nahiyeleri, Uzuncaova Hasköy nahiyeleri, Bazargah, Bağdan, Lankaza, Kelmeriye ve Tozluk nahiyelerinde toplam 16.582 nefer, 1116 hane bulunduğu ve 10.552 adet koyunları olduğu kaydedilmiştir.
Bu rakamlar evlad-ı fatihan gruplarının Balkanlar’ın iskanındaki rolleri bakımından önemlidir. Yaptıkları göreve karşılık avarız vergisinden muaf olmakla birlikte evlad-ı fatihan zaman zaman güçlerini aşacak derecelere varan vergi talebi sebebiyle yerlerini terketmiştir. Mesela 1704-1708 yılları arasında yapılan yoklamada Niğbolu ve Silistre’de mevcut 2311 nefer piyadeden 240’ının vefat etmiş, 116’sının fakir düşmüş, 635’inin de kaçmış olduğu tesbit edilmişti (BA, KK, Meuku{at Defteri, nr. 28ı5). Bunun üzerine 1707 yılında evlad-ı fatihan neferatma zulmedilmemesi ve vergilerinin eski usul üzere toplanması emredilmiştir.  Yusuf Halaçoğlu
http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c11/c110331.pdf

 

Debre -Yakova İpek -Yakova Üsküp -Yakova

Debre Makedonya

Debre –Yakova İpek -Yakova Üsküp -Yakova. Debre -Yakova İpek -Yakova Üsküp -Yakova. Debre -Yakova İpek -Yakova Üsküp -Yakova. Debre -Yakova İpek -Yakova Üsküp -Yakova.

Debre -Yakova, İpek -Yakova, Üsküp -Yakova

2 Haziran 2019 Pazar

Debre -Yakova: 141 km mesafe

Debre, Arnavutluk - Yakova güzergahının haritası
İpek – Yakova: 36 km

İpek - Yakova güzergahının haritası
Üsküp – Yakova: 165 km

Üsküp, Kuzey Makedonya - Yakova güzergahının haritası

“Arnavutluk ülkesindeki 100 Türk kökenli köylerden biri olan Stebleva, günümüz Arnavutluk Ülkesinde eskiden Debrei Bala’ya günümüzde ise Librazhd iline bağlı bir yerleşme.
A.RIZA BEY 1839 Selanik doğumludur. Babası Kızıl Hafız Ahmet Efendi ve abisi Mehmet Efendi ise Ali Piruş Conka’nın evlatları olup Stepleva doğumludur.

Önce Üsküp sonra Selanik’e göç eden A.Rıza beyin babası Kızıl hafız Ahmet Efendi. Muhtemelen 1937 yılı civarı Selanik’e gelmiş olabilir. Abisi Mehmet Bey Üsküp’te yaşamış. Torunları Erbatur soyadını taşıyor.

Atatürk’ün babası Ali Rıza Bey, Conka ailesinden ve Atatürk’ün dedesi babası Piruş Conka’dan olup, Selanik’e (İstanbul’dan sonra en gelişen şehir) 1861’de göç etmeden önce Debre-i Bala’nın Stebleva köyünde (Librazhd’a 12 km ve Struga’ya 23 km) yaşadı. Komünistlerin iktidara geldiği 1945 yılına kadar Debre’deki topraklarına sahiplerdi. Bugün bile Mustafa’nın Kemal’in dedesinin malı olan Conka’nın tarlası var.” Mehmet Danyal Hergünsel

Debre -Yakova, İpek -Yakova, Üsküp -Yakova

Atatürkün dedesi Debreli,
Cemal dedem Yakovalı
Memed Akif, İpek’li
Aşağıdan yukarıya güzel bir çizgi

Debre: Atatürk’ün dedesi
Yakova: dedem

141 km

Yörüklerde akraba evliliği olmadığı için müslüman arnavutlarla evlenmişler

Stebleva Facebook 

KLA nin açılımı nedir?

Ostren, Debre 

Eskiden Steplevada Debre-i Balaya bağlı imiş..