Home Blog Page 82

Yaşar Nuri Çoruhlu ile Türk Mitolojisi

Oğuz Türkçesi’nin 4 Kolu

Babek Cavanshir-OĞUZ TÜRKÇESİNİN 4 KOLU:
1. Batı Oğuz Türkçesi’nin Yayıldığı Coğrafyalar:
Türkiye, Balkanlar, Gagauz Eli, Güney Kırım ve Kuzey Kıbrıs, Gürcistan (Ahıska Bölgesi), Kuzey Irak, Suriye ve Lübnan
2. Merkezi (Ortanç) Oğuz Türkçesi’nin Yayıldığı Coğrafyalar:
Doğu ve Güneydoğu Türkiye, İran, Azerbaycan Cumhuriyeti, Gürcistan (Borçalı ve Ahıska Bölgeleri), Dağıstan-Derbent Bölgesi, Kuzey Irak, Suriye, Lübnan, Özbekistan Harezm Bölgesi ve Afganistan-Kabil’deki Afşar Eli
3. Doğu Oğuz Türkçesi’nin Yayıldığı Coğrafyalar:
Türkmenistan, Afganistan Türkmen Bölgesi, İran Türkmenleri (Hazar Denizi’nin güneyi ve kısmen Kuzeydoğu İran) ve Stavropol Türkmenleri bölgesi (Türkmen, Neftekum vb. bölgeler)
4. Salar-eli / Salır-eli Türkçesi’nin Yayıldığı Coğrafya:
Xun-hua Salar Özerk İlçesi, Gan-su (Keng-su) Eyaleti Lin-xia Bölgesi ve Qing-hai Eyaleti Long-hua Bölgesi
AÇIKLAMA:
1. Nüfus yüzdeleri en düşükten (%1) en çoğa kadar (%100) olan coğrafi bölgelerin tümü bir arada gösterilmiştir.
2. Ahıska, Kuzey Irak, Suriye ve Lübnan Türklerinin konuştuğu Türkçe, lehçe ve ağız özellikleri açısından “Merkezi (Ortanç) Oğuz Türkçesi”nde yer alsa da, bu bölge Türkleri yazı dili olarak “Batı Oğuz Türkçesi”ni kullanmaktadırlar. Bu nedenle de ilgili bölgelere, aynı zamanda “Batı Oğuz Türkçesi” haritasında da yer verilmiştir.
Babek Cavanşir

MGTV ile Papa’nın Ukrayna beyanatı ve İran

Azerbaycan’da neden Mehmet Emin Resulzade’nin adı bir havalimanına verilmez?

Turkish Inscriptions in Asia

Turkish Inscriptions

While a German scholar, Daniel G. Messeschmidt in 1721 and a Swedish officer Strahlenberg in 1730 were researching Turkish inscriptions in Asia, the Turkish…

The most used words in Turkish Inscriptions (103)

People 307 Bodun (Halk) 307 Kagan 206 Kagan 206 State 131 İL (Devlet) 131 Turkish 112 Türk 112 I am 107 Ban/bin/man (Ben) 107 Army 71 Sü (Ordu) 71 God 62 Tanri 62 Soldier 62 Ar (asker) 62 China 59 Tabgaç…

Turkish Inscriptions by Nuray Bilgili

https://twitter.com/search?q=%40NurayBLGL1%20yaz%C4%B1t&src=typed_query&f=top The inscription unearthed in the ancient city of Sura, located near the Syrian city of Raqqa, during the illegal excavations carried out by ISIS…

Cultural Heritage Monuments of Turks: Turkish Inscriptions in Asia

Please click on the blue texts to see the locations on the map. MONGOLIA Tonyukuk Yazıtı Kül Tigin Yazıtı Bilge Kağan Yazıtı Kül Çor Yazıtı …

Tonyukuk, Yenisei, Orkhon Inscriptions of TURKS by Ahmet Yeşiltepe, The Time Traveller, NTV

The Time Traveler – In Search of the Turks/Tonyukuk Inscriptions https://www.youtube.com/watch?v=2xWMgaavlxc In the second part of his Discovery – Special edition, “Time Traveller” brings to the…

Yenisey-Orkhon-Ahlat-Eyüp Inscriptions

Yenisei Yenisei orkhon orkhon Ahlat Ahlat Ahlat Eyüp http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/fatih-cekirge/bitlisteki-bu-mezarlar-her-seyi-anlatiyor-40574963

Babam Fevzi Ağaoğlu

Yakasında Beşiktaş rozeti ile gönlünü gözlerine nakşetmiş asil duruşlu Rumeli’nin Efendisi, sevdalı, çalışkan ve fedakâr insan; babam Fevzi Ağaoğlu           

Baba: Yakup     Anne: Fadliye    Doğum: Filibe 01/07/1928. Vefat: İstanbul 12/01/1997

© Copyright Levent Ağaoğlu

           Babam Fevzi Ağaoğlu’na           

Rumeli’nin Rind insanlarına

Yörük olarak gidip,

Muhacir olarak dönenlere

Balkanlar’dan esen fırtınalara

 

İsmail Kosoğlu, Büyük Dedem. Ustina, Pazarcık, Filibe (Plovdiv), Bulgaristan 1870.

 

Yakup Ağaoğlu, Dedem, Pazarcık, Filibe (Plovdiv), Bulgaristan

Dedem Yakup Ağaoğlu, babam Fevzi Ağaoğlu, amcam Necati Ağaoğlu, halam Şükran Ağaoğlu, babaannem Fadliye Ağaoğlu. Filibe. Rumeli Türklerinin mutlu bir ailesi.

Yörük büyükdedem “gel benim güzel Çerkez kızım” diye severmiş babaannemi. Büyük dedemiz İsmail ağa zengin olduğu için, aga olduğu için Çerkez kızı almış dört tane de dünya güzeli kız evladı olmuş.

Fadliye babaannem kardeşi Hesna Hanım ile. Güzel babaannem babamı nasıl da sarmalamış. Amcam hazırolda. Cicamın kızı Nermin Tetey meraklı bakışlarla. 

Fadliye Ağaoğlu. Doğum: Filibe 01/07/1903. Vefat İstanbul:  06/02/1969.  Babası: Mehmet. Annesi. Emir Babaannem yedi kardeş idi. Hesna, Müşerref, Fadliye. Şefkat, Münir, Müşerref, Cavit. Eski İstanbul vali yardımcılarından rahmetli Vala Enünlü de babamın Şefkat teyzesinin damadı idi.

Babaannem Fadliye Ağaoğlu, 1965.

“1864 büyük Kafkas Tehciri sonrası Çerkezler sadece Türkiye degil Osmanlının Varna, Dobruca, Filibe, Yugoslavya ve Makedonya’nın belli bölgelerine günümüz Yunanistan sınırları içinde köylere iskân edilmişlerdir. Alban ve Çerkezler Saka ve İskit ardılları olup kadim Turan insanlarıdırlar. Mükemmel bir aile. Çerkezler açık tenli olurlar. Belirli aile içi ve dışı kuralları vardır.” (Danyal Hergünsel)

Köfteci Sedat Ağaoğlu Edirne: Edirne’de akrabası Sedat Ağaoğlu da orada ünlü bir köfteciydi, Saraçlar Caddesindeki Rumeli Köftecisi hep dolup taşarmış.

Fotoğraflar: http://www.hudutgazetesi.com/yazar/8472/gemten-gnmze-lokantalarimiz-27.html

Babacığımın gürbüz bebekliği. Yörük babanın, Çerkez ananın hep çalışkan hep erdemli evladı.

Göçebe

Atadan göçebe

Dededen göçmen

Tuz yasaklı

Menemen Ovası’ndan

Saruhan’dan

 

Ustina tütünlü

Filibe Ovası’na

Tatarpazarcık’a

Küçükpazar’a

Fâtih’e

Payitaht’a

Fâtihlerin evlatları

Atalar

Büyükdedeler

Dedeler

Oğullar

Torunlar

Evlâd-ı Fâtihân

4 Mayıs 2019

Ustina: Filibe’ye bağlı bir köy.

Evlâd-ı Fâtihân: Rumeli’nin fethi sırasında Anadolu’dan göç ettirilip bu bölgeye iskân edilen Türkler

Hafta boyu cumartesi günü dâhil çalışan bir esnafın deniz kıyısındaki derme çatma sayfiye evinde hafta sonu keyfi. Filibe’de başlayan yaşantısında, 12 yaşında İstanbul’a göç eden bir ailenin de yükünü omuzlarında taşımış bir heybetli insan. İşine, ailesine ve taraftarı olduğu Beşiktaş futbol takımına sevdalı. Kaytan bıyıkları ile mutlu gülümseyen bir yüz ifadesi. Masada ithal Kent sigarası ve yerli bir kibrit. İstanbul’un 50 km batısında Kumburgaz sahil kasabası. Eternit çatı, güneşle kurutulan havlular. Gazete okurken.

  • “Çocuklarımı okutacağım” (İstanbul Koleji): Babam esnaf olarak çalışıyordu. Bizi özellikle İngilizce öğrenmemiz için Çukur bostan futbol sahasının oradaki bir eski konağın bahçesinde hizmet veren İstanbul Koleji’ne yazdırmıştı.
  • Alışveriş filesinde Meydan Larus fasikülleri: 1969 yılında yayınlanmaya başlayan Meydan Larus ansiklopedisini babamın dükkânına fasikül fasikül getirilir babam da o fasikülleri alışveriş filesinde eve getirirdi. Komşumuzun oğlu Hakan Bozkuş, daha sonra Tıp Profesörü olmuştur, Namık dayımın oğlu Tolga Funda, bizden gelip hep o fasikülleri alır ve okurlardı.
Yörüktük…. Yörüdük
Atadan dededen Yörüktük;
Yörüdük Saruhan illerinden
Urumelleri’ne…
Avdet ettik;
Deryaların hercümerç olduğu
Payitaht’ın rahmetine….
4 Şubat 2015

 

  • “Ne yapıciğiz be Neriman”:
  • Kılıbıklık diploması. Babam, dayımların beraber Kumburgaz’a gideriz daveti üzerine, “Pazar günü çamaşır yıkayacağız, gelemeyiz” cevabı üzerine, haftasına kılıbıklık diplomasını posta ile göndermişlerdi.
  • “Nerimaaan”. Babam annemi çağırırken Neriman kelimesini olduğu gibi heceleyip söylerdi.
  • Köfte patates. Babacığım dükkânda ızgara olarak pişirdiği köfteleri eve getirir, annem de evde patates kızartırdı, acil durumlarda diyelim annem bir yere gidecek, hemen bize okuldan döndüğümüzde, o köfteleri patatesleri servis ederdi, afiyetle yerdik.
  • Babamın ayağını fare ısırdı. Yine annemin anlattığı hatıralarıyla, Mutemet sokakta bodrum katında oturuyorduk, tabii nemli, sıhhi olmayan bir ortam, evde fare de bulunabiliyordu, annemin bizler için aşırı hassasiyeti vardı, bir kez de fareler babamın ayağını ısırıyor, 20 gün boyunca tetanoz aşısı oluyor.
  • “Nerimancığım”. Annemize hitap şeklimiz Nerimancığım şeklindeydi, demek ki babam anneme Nerimancığım diye hitap ediyordu biz de babamdan kopya çekiyormuşuz.
  • “Abiciklerin”. Dayılarım ile (dört tane dayım vardı) babam arasında, sevgi dolu bir ilişki vardı, aralarında çok güzel sohbetler ederlerdi, babacığım da anneme hep “abiciklerin” diye takılırdı.
  • Yazın babamın Eminönü’nden getirdiği Lolipop şekerlerin kumsalda satardım. Bir kez 2,5 lirayı kaybedince çok üzülmüştüm.
  • Beşiktaş sevgisi. Ailece Beşiktaşlıydık annem, babam hep Beşiktaş ile mutlu olur Beşiktaş ile üzülüyorduk, annem hep sorardı “oğlum Beşiktaş kazandı mı kaybetti mi” diye, o bizim için bir sevinç kaynağıydı.
  • “Ne iane alırım ne iane veririm”: Babamın sürekli kullandığı bir sözdü. Hayat mücadelesinin özünü ifade eden bir söz babamın söylediği. Hayatı sürekli mücadele içerisinde geçmiş ve mücadele ile sıfırdan başladıkları (Filibe’den muhacir olarak geliyorlar) bir hayatı neticede kaybetmemiş oluyorlar. Türkiye’deki bütün muhacirler aslında bu hayat felsefesine sahip.
Özbek, Türkmen, Tatar
Kazak, Kırgız, Salar
Neredesin koca Türk
Âlemlerde Törük
Dünyalarda
Kosoğlu Yörük
Kimi kimden
Seni benden
Beni senden
Saklar yalancılar
Yılancılar
Boynuma dolanan yılanlar
20.03.2022
  • “Süleyman abi” (Süleyman Seba): Tüm Beşiktaşlılar gibi babam da son derece tutkulu bir taraftar idi. Beşiktaş tutkusu hayatının her anını kapsayıcı nitelikteydi. Rahmetli olmadan 40 gün önce Beşiktaş’ın derbi maçını seyrederken fenalaştı ve hastaneye kaldırıldı. Evet, işte siyah ve beyazın anlamı; hayat ve ölüm.
  • “Namuğun hep arkasından konuşurlar ama işlerini de Namuğa yaptırırlar”: Küçük dayımın Namık dayımın öksüz ve yetim olarak büyümüş olması neticesinde ona karşı da ayrı bir sevgi duyardı, çok severdi kendisini. Birbirlerine hep destekte bulunmuşlar yardımcı olmuşlardı.
  • “Okusunlar adam olsunlar”: Bize hiçbir zaman yaptığı leziz köftelerin formülünü söylemedi, aynı mesleği devam ettirmemizi istemiyordu, okuyup adam olmamız arzusundaydı. Hong Kong’a gideceğim zaman da annemi teselli etmişti, “bak oğlumu seçmişler ne kadar güzel bir şey üzülme” Okumamız konusunda her zaman bize destek oldu babacığım.
  • “Yapma be Necati abi”: Abi kardeş köfteci dükkânında beraber çalışıyorlardı, hayata birlikte tutunmuşlardı. Eminönü kolay olmayan bir ortamdı fakat birbirlerinin nazını da çekiyorlardı. Kardeşçe işlerini götürdüler, ne güzel. Allah rahmet eylesin
  • “Abiciğim” (Halam) Halam babamı hep abiciğim şeklinde çağırdı, halacığım da çok şefkatli, sevgi dolu bir insandı.
  • “Ebe donu bebe donu” (Menderes dönemi) Babam Menderes ve Demirel yanlısı bir insandı. Menderes’e yapılan zulümleri sürekli olarak dile getiriyordu. Aynı çizgiden gelen Demirel’e o nedenle sempati duyuyordu.
  • Neşe Karaböcek: Şarkılarını tutkuyla söyleyen Neşe Karaböcek’in yorumlarını çok seviyordu, kendisi de bu şarkıları terennüm ederdi.
  • “Sirke bırakayım mı”: Eminönü’ndeki dükkânda esnafın arasında ayrı bir dil kullanılırdı, koymak fiili hiçbir şekilde kullanılmaz, onun yerine bırakayım mı tabiri kullanılırdı. Nezaket asıldı orada.
  • Demirel, Ecevit: Babam Demirelci, Kardeşim ve ben Ecevitçi idik, evde bu konularda birbirimizle arada sırada tartışırdık, hayat işte.
  • Meriç nehrine kışın düşmüş. Filibe’de iken küçükken böyle bir olay yaşanmış, herhalde babamın bünyesinde olumsuz etkileri olmuştur diye düşünüyorum.
  • “Çocuklarımı Bulgar kızları ile evlendirmeyeceğim” (Babaannem). Bu sözü halamdan duymuştum bu tabii kültürel hassasiyeti gösteriyor aynı zamanda, çünkü hristiyan kızlarla evlenen Türkler neticede kimliklerini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyaydılar. Bu hassasiyet neticesinde Bulgaristan terk edilerek İstanbul’a göç edilmişti.
  • Polis Karakolu (Küçük Pazar). Küçük Pazara geldiklerinde dükkânın yanında polis karakolu olduğundan bahsediyordu sürekli babam.
Kökler
Kosova Ovası’nda
Yegâne Şehid Hakan
Murat Hüdavendigâr
İpek Yolu’nda
İstiklâl’imin Şâiri
Kosova’da tüten
En son ocak
Kosova Ovası’nda
Yakova tekkeleri
Bakır sancaklı
Bayraklı
Papyonlu fesli
Devlet-i Âli’li
Funda Milleti
Kosoğlu İsmail,
Pazarcık, Filibe
Fotoğrafın ilk çıktığı yıllar,
1870’ler
1877 Rus Savaşı
Rodoplar kapı duvar
Filibe, Pazarcık
Rumeli’nde
“Doğu Rumeli Devleti”
Son Ocak
Balkan yörüklerinde
Fes biçiminde baş giysileri
Farklı cepkeni
Ha Kosoğlu Filibe
Ha Kosova Yakova
Gözlerde hep o
Kurucu gurur ve vakar
28 Haziran 2019
  • “Fevziko”: Samimi olduğum insanlar babamı Fevziko diye çağırırlardı. Annem Caniko derdi.
  • Beşiktaş Sevdası: Babam 12 yaşına kadar Bulgaristan’da iken Dinamo Levski takımını tutarmış Bulgaristan ordusunun siyah beyaz renkli takımı. Türkiye’ye gelince aynı renklere sahip Beşiktaş’la buluşturmuştu bu tutkusunu.
  • “Et alacaksan koldan, eş alacaksan soydan” Bu da babamın kullandığı bir atalar sözüydü, sürekli kullanırdı.

Eminönü Ahi Çelebi Camii kapısı üzerinde yer alan:
Yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm
“Ey celâl ve ikram sahibi olan Allah”

Bize iç huzuru, hayır ve başarılar ihsan eyle.
Âmin yâ Muîn.

Kaynak. https://twitter.com/kursad_mustafa/status/1268441455489671168

Ahi Çelebi Camii bitişiğinde, amcamla birlikte işlettikleri bir köfteci dükkânı vardı. Dayımlar, teyzemler hep babama takılırlardı dükkânın koyu yeşil renginden ötürü. Yeşil türbe diye isim takmışlardı. Sokak Arnavut kaldırımı döşeli, masaların üzeri lacivert muşamba kaplıydı. Aspirin köftesi diye takılırlardı.  Rumeli köftesi lezzetliydi. Babam formülünü hiçbir zaman bize vermemiş, “okusunlar adam olsunlar,” demişti. Hep okumamızı arzulamıştı. Emekçiydi rahmetli, müthiş çalışırdı. Amcam dışarı servislere bakardı. Babamın piyazı da meşhurdu. İçme suyu cam şişedeydi. Şambaba tatlısı yapardı. Yazları patlıcan kızartma, biber kızartma yoğurtlu. Çorba falan yoktu, yapmazdı. Maalesef hiçbir fotoğraf kalmadı o dükkândan. Kardeşim ve ben birlikte gider, yazları yardımcı olurduk. Babam yardımcı olmamız için bizi çağırırdı. Babamın dükkânı 12 Eylül darbesinden iki yıl sonra yıkıldı. Babamın dükkânı caminin tam dibinde idi. Zindan Hanı yakınımızda idi.

500 yıllık cami. Ahi Çelebi Camii.

Yazları okul kapalı iken babamın köfteci dükkânına yardıma giderdik. Servis yapar, bulaşık yıkardım. 1974-75’lerde peynirci Rum kardeşler vardı Taki ile Maki, Rum Yorgo ve gıda toptancısı Musevi Eli vardı. Kolsuz bir amca vardı peynircide, Türk Sanat Müziği şarkıcısı Recep Birgit gelip peynir alırdı.

Malatya Pazarı, Coşkun Sucukları, Apikoğlu, gıda toptancısı Talat bey, Alemdar, Kademoğlu, İhsan Taşkın, Paksoy, Şakarcanlar hep babacığımın aspirin lakaplı köftesinin lezzetine müptela idiler. Rum Yorgo nüktedan adamdı, babacığım ile şakalaşırdı. Çorbacı derdi babam gayrimüslimlere.

Çoğunlukla Pötürgeli hamallar sırtlarında kuruyemiş taşıyorlardı. Kuruyemişçiler Çarşısı’ndaki Yağ İskelesi, Yemiş İskelesi ve Limon İskelesindeki bütün binalar tarihi binalar. Ege kıyılarından, Küçükkuyu’dan, Ayvalık’tan zeytinyağı gelirdi mavnalarla. Karşıda Galata Kulesi gözükürdü. Bütün buradaki binalar çok güzel ve eski işyerleriydi. Hepsi Bedrettin Dalan tarafından yıkıldı, dümdüz edildi. Koskoca bir tarih yok oldu gitti. Yıkımdan kalan bir tek Ahi Çelebi Camii, Zindan Hanı ve Akbank’ın bulunduğu taş bina oldu. Daha sonrasında Akbank’ın olduğu tarihi bina Tarih Vakfı’nın kullanımına verildi. Yine babamın dükkânına çok yakın bir yerde Pandeli’nin restoranı vardı. O da yıkıldı gitti, hepsi yok oldu.

Yağ iskelesi, Haliç kenarı, Eminönü

 “Eski Galata Köprüsü’nün Eminönü tarafında, İstanbul Ticaret Odası binasının bitişiğinde, Yemiş İskelesi’nin komşusu bir mahalle idi adeta. 300-400 yıllık binaları, daracık sokakları, bu sokaklardan üçünün beşinin açıldığı meydancıklarıyla mini bir müzeydi. Ayvalık ve Edremitli zeytinyağı imalatçı ve tüccarları başta olmak üzere yağ ticareti ile uğraşan herkesin burada dükkânı vardı. Sait Faik de 1933’de burada bir ticarethane açmıştı. Pandeli’nin ilk açılan yeri de burada. Dalan zamanında tamamen yıkılarak yeni Galata Köprüsü’nün şantiye alanı haline getirildi.

Biraz daha anlatayım. Benim çocukluğumun geçtiği, belediyenin de üzerinden geçtiği açık hava müzesiydi burası. Evler tek katlı ahşaptı. Yollar toprak ya da arnavut kaldırımı. Fransız usulü ortası geniş, tepeleri sivri sokak lambaları vardı.

Artık anılarda kalan bu İstanbul semtinin çeşitli yerlerde ismine rastlarsınız:

Ara Güler’in “Yağ iskelesinde iş bekleyen hamallar” adlı fotoğrafı.

İbrahim Safi’nin “Eminönü yağ iskelesi” tablosu.

Sabahattin Ali “İçimizdeki Şeytan” adlı hikâyesinde.”

Kaynak;  https://eksisozluk.com/yag-iskelesi–1155582

Hamallar Kürtçe konuşurlardı. Hal binasının önü hep kalabalıktı. Zindan Han’a da köfte götürürdüm. Akbank binası babamın dükkânının karşısında, tarihi taş bir bina idi. Kuruyemiş toptancıları her tarafta idi.

Dedeler, dadalar
Saruhan, Karaman’dan
Yörükler, Evladı Fatihan’lar
Yıllarda yollar

 

Yollarda yıllar
Şehrengizler, Sevdalar
Dünya Rumeliler
Hep rind olanlar
06.09.2022

Babamın ızgaracısı Sait’in çocuğu olmuyordu. Annem hanımını hastaneye götürmüş ve ardından çocuğu da olmuştu. Daha sonra Eyüp’te kendi köfteci dükkânını açmıştı. Dayımlar, babama Bayrampaşa civarında dükkân buldular ama babam kabul etmedi. 1982’de 12 Eylül darbesinden sonra dükkân yıkılınca Aksaray’da Nevzat dayım babama bir yer buldu ve orada dükkânı yeniden açtı. Ama babam orayı hiç sevmedi. Eminönü’nün insanlarıyla Aksaray Namık Kemal Caddesi insanları çok farklıydı. Daha sonra da yanında çalışan Kastamonulu çırağına devrediverdi babam rahmetli.

Cavit Orhan Tütengil’in öldürüldüğünü İMÇ’nin oralarda duymuştum. Karanlık günlerde ağlamaklı olmuştum duyunca. Çalışkan, karınca misali bir sosyologdu. Özellikle köy sosyolojisini çok iyi biliyordu.

Babamın 69 yıllık ömrünün ise 12 yılı Filibe‘de, 57 yılı ise İstanbul’da Beşiktaş, Küçük Pazar ve Fâtih’ te geçmişti. Neticede Evlâdı Fâtihân olarak Rumeli’ye gidenler İstanbul’un Fâtih semtine muhacir olarak dönmüşlerdi. Bunun içerdiği anlamlar üzerinde derinliğine düşünmek gerektir.

Yağ İskelesi Fotoğrafları

Kaynak; Google

Seyahatname’nin birinci cildinin daha ilk sayfalarında Hikmet-i Hudâ sebeb-i seyâhat ve geşt ü güzâr-ı vilâyet başlığı altında gördüğü rüyayı şöyle anlatır Evliya Çelebi:

İstanbul’da 1040 Muharrem’inin aşure gecesi (19 Ağustos 1630) evimizin köşesinde değirmi yastık üzerinde murat uykusuna yatmıştık. Bu hakir, kendimi uyku ile uyanıklık arasında Yemiş İskelesi yakınında, helal ve temiz para ile yapılmış, edilen duaların kabul olduğu Ahi Çelebi Camii’nde gördüm. Derhâl cami kapısı açıldı, tepeden tırnağa silahlı askerlerle, nurlu camiin içi nur yüzlü cemaatle doldu. Sabah namazının sünnetini kılıp salavat-ı şerifeye başladılar.

Evliya Çelebi de minber dibinde oturmuş bu nur yüzlü cemaati seyrederek hayran kalmıştır. Yanındaki nur yüzlü kişiye sorar:

-Benim sultanım, mübarek zatınız kimdir, mübarek isminizi bağışlar mısınız?

Nur yüzlü kişi, sağlığında cennetle müjdelenen on kişiden Ebi Vakkasoğlu Sad olduğunu söyleyince Evliya Çelebi hemen bu kişinin elini öper. Camide sağ tarafta ışıklar içinde oturmakta olan kişileri sorduğunda:

-Onların hepsi peygamber ruhlarıdır, gerideki safta bütün evliya ve asfiya ruhlarıdır. Bunlar Sahabe-i kiram, Muhacirin, Ensar, Erbab-ı suffe, Kerbela şehitleri ve sadıklarıdır. Mihrabın sağında Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, solunda Hz. Osman ve Hz. Ali vardır, cevabını alır.

Camideki cemaatin hepsi din ulularıdır. Hz. Muhammed ise mihrapta oturmaktadır. Evliya Çelebi bu cemaate müezzinlik yapar. Namaz bitince Ebi Vakkas, Evliya Çelebi’ye tevhit sonrasında hemen kalkıp Hz. Muhammed’in mübarek elini öpüp “Şefaat ya Resulallah” demesini öğütler. Çok heyecanlanan
Evliya Çelebi’yi Ebi Vakkas oğlu Sad, elinden tutarak Hz. Muhammed’in yanına götürür ve:

-Sadık âşıkın ve ümmetinden Evliya kulun şefaatini diler, diye söyleyince daha da heyecanlanan Evliya Çelebi, Hz. Muhammed’in elini öperken “Şefaat ya Resulallah” diyeceği yerde “Seyahat ya Resulallah!” der.

Hazreti Peygamber gülümseyerek:

-Allah’ım şefaati, seyahati ve ziyareti sağlık ve esenlikle kolaylaştır, diye dua ettikten sonra el-Fâtih a der, cemaat de Fâtih a suresini okuyarak bu duaya katılır.

Evliya Çelebi daha sonra camideki bütün mübarek kişilerin ellerini öper, hayır dualarını alır. Dönemin tanınmış rüya yorumcularına rüyasını anlatır. Yorumcular, rüyasının dünyayı gezip dolaşan seyyah olacağı, güzel bir sonla görevini bitirip Hz. Muhammed’in şefaatiyle cennete gireceği anlamına geldiğini söylerler.

İşte böylece Evliya Çelebi, dünyanın en ünlü seyyahı olur…

Gördüklerini, yaşadıklarını, duyduklarını yazıya geçirerek de ünlü eseri Seyahatname’yi yalnızca Türk milletine değil bütün insanlığa bir bilgi hazinesi olarak bırakır.

Kaynak: ŞÜKRÜ HALÛK AKALIN-Seyahatname’den Evliya Çelebi’ye (cu.edu.tr)

Etçi

Babamın köfteci dükkânı vardı, babamın mesleğini sorduklarında, etçi derdik.

Babamın 1982 yılında Eminönü’ndeki köfteci dükkânı, gelen bir başçavuşun tebligatıyla kapatılmıştı.

Babamın cenazesi Fâtih Camii’nden kaldırıldı ve Kozlu Mezarlığı’na gömüldü. Ben Hong Kong’a gittikten 40 gün sonra babam rahmetli olmuştu ve alelacele İstanbul’a gelmiştim. Tek başıma gelmiştim. Cenaze çok kalabalıktı. Annemin, babamın akrabaları, konu komşu hepsi orada toplanmışlardı. Allah rahmet eylesin, babacığım Hong Kong’a gitmemi çok arzulamıştı. Rahatsızdı, kalp rahatsızlığı vardı ama “Ne güzel, oğlumu seçmişler, gitsin tabii ki!” diye annemi de teselli etmişti. Rumeli’den göç eden, elde avuçta hiçbir şeyi olmayan muhacirlerin acılı yaşantısını telafi duygusuyla olsa gerek sürekli, hatta pazar günleri de dükkâna gidip çalışmıştı babacığım.

Koyunbaba’daki Balakar Muhallebicisi eski bir dükkândı. Babam Yavuzselim’deki köşe dükkândan köfteci dükkânı için şambaba kurusu alırdı.

Beşiktaşlılığım babamdan geçmedir. Eve gelir, böyle ortada salonda, masanın üzerinde hesap kitap yapar, sabahları erkenden kalkıp giderdi. Evden Eminönü’ne kadar yürür ve dönüşte de o şekilde gelirdi. Kar kış demeden o dükkânda çalışırdı babacığım. Çok çalışan bir insandı rahmetli. Türk Sanat Müziğini sever, şarkıcıları Müzeyyen, Neşe gibi hep ilk isimleriyle anardı. Onlardan sanki arkadaşlarıymış gibi söz ederdi. Almanya maçına gittiğini hatırlıyorum 70’li yıllarda. Türkiye – Almanya maçı vardı ama yenilmiştik. O maça gittiğini gayet iyi hatırlıyorum. Vatan Apartmanı’na ilk taşındığımızda Beşiktaş’ın maçı vardı. Babam maça gitmişti. İstanbul’a göç ettiklerinde Beşiktaş’ta teyzesinin ahşap konağında babaannem, kız kardeşi, amcamla birlikte oturmaya başlamışlardı. Teyzesinin oğlu Kamuran dayı ile birlikte Serencebey Yokuşu’ndan aşağıya öyle top oynaya oynaya inerlermiş. Babam Bulgaristan’da Levski takımını tutarmış. Renkler siyah beyazmış, tabii ki İstanbul’a gelince Beşiktaş’la buluşması çok güzel bir rastlantı olmuş ve hemen de sevdalısı olmuş.

ŞECERE
Atalardan Çungaryalı
Büyük Asyalı
Küçük Asyalı
Saruhan Kıpçaklı
Menemen Ovalı
Yörük Obalı
Balkan Yörüklü
Rodoplardan
Ustinalı
Doğu Rumelili
Kosoğlulu
Babadan Filibeli
Kosoğlu’lu, Tatarpazarcıklı
Gülbahçeli, Ustina Tütünlü
Paşa Camili
Kervansaraylı
Soydan
Evlâd-ı Fâtihânlı
Yollarda
Ayşekadın Edirneli
7 Temmuz 2018

Türklerin tarihi liderlerinde Bilge adı neden sıklıkla kullanılmıştır?

Bilgelik doğaüstü olayları anlama yetisidir. Bilgili kişinin niteliğini dile getiren bilgelik deyimi, inançsal düzeyde doğaüstü olayları bilme anlamını dile getiriyor. Ebedi bilgelik hemen hemen bütün inançlarda Tanrı’ya özgüdür. Kimi inançlarda bu bilgelik tanrı katında insanlarca çalınarak elde edilir, kimi inançlarda da tanrı tarafından bağışlanır.
Türkler tarih boyunca bilgeliğe ve bilgiye büyük değer vermişlerdir. Bu nedenle, devlet adamları için “bilge” unvanı kullanmak oldukça yaygındı. Türklerin tarihi liderlerinde bilge adı sıklıkla kullanılmasının birkaç sebebi var:

Bilgelik ve liderlik arasındaki bağlantı:

Türk kültüründe bilgelik, liderlik için önemli bir vasıf olarak görülür. Bilge lider, adil, dürüst, zeki ve tecrübeli bir kişi olarak kabul edilir. Bu vasıflar, bir topluluğu yönetmek ve doğru kararlar vermek için gereklidir.

Tarihi örnekler:

Türk tarihinde bilgeliğiyle öne çıkan birçok lider var. Örneğin:

  • Alp Er Tunga: Göktürklerin kurucusu ve ilk kağanı. Bilgeliği ve adil yönetimiyle tanınır.
  • Bilge Kağan: Uygur Kağanlığı’nın bilge hükümdarı. Göktürk alfabesini geliştirmiş ve Uygur kültürüne önemli katkılar yapmıştır.
  • Yavuz Sultan Selim: Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü padişahlarından biri. Siyasi ve askeri zekasıyla tanınır.

Türk tarihi bilge devlet adamlarıyla doludur. Oğuz Kağan, Alp Er Tunga, Bilge Kağan, Atatürk gibi liderler, bilgelikleri ve liderlikleriyle tarihe damgalarını vurmuşlardır. Bu liderler, Türklerin bilgelik ve bilgiye verdiği önemin en somut örnekleridir.

Bu liderlerin başarıları, bilgeliğin ve liderliğin bir araya geldiğinde neler başarabileceğini gösterir.

Atatürk ve Bilgelik

Aşağıdaki alıntı aslında Atatürk’ün adının “Bilgetürk” anlamına geldiğini gösteriyor…
 “”Ata” sözünün ”Bilge” sözüne Atatürk”ün de ”Türk Bilgesi”, ”TürkAtası” kavramlarına çıktığı perçinlenmiştir.”
“Atatürk adının etimolojisi üzerine birçok çalışma yapılmış, yapılan bütün çalışmaların ”Ata” sözünün ”Bilge” sözüne Atatürk”ün de ”Türk Bilgesi”, ”Türk Atası” kavramlarına çıktığı perçinlenmiştir.” https://www.yenicaggazetesi.com.tr/turk-kulturunde-bilge-tipi-ve-mustafa-kemale-ataturk-soyadinin-verilisi-452696h.htm

Manevi ve dini anlamlar:

Bilgelik, birçok din ve manevi gelenekte önemli bir kavramdır. Türklerin eski inançlarında da bilgelik, tanrılara yakın olmak ve onlardan bilgi almakla ilişkilendirilirdi. Bu nedenle bilge liderler, sadece siyasi ve askeri açıdan değil, aynı zamanda manevi açıdan da önemli bir yere sahipti.

Dilsel ve kültürel bağlantılar:

Türkçede “bilge” kelimesi, “bilmek” fiilinden türemiştir. Bilmek, bilgi sahibi olmak ve doğruyu yanlıştan ayırt edebilmek anlamına gelir. Bu kelime, Türk kültüründe bilgeliğin önemini ve değerini gösterir.

Bilginin Gücü: Geçmişte, bilgelik hayatta kalmak ve gelişmek için hayati önem taşıyordu. Doğayla uyum içinde yaşamak, savaşlar kazanmak ve toplumu yönetmek için bilgi ve deneyim şarttı. Bilge devlet adamları, bu bilgi ve deneyimi kullanarak halklarını refaha ve zafere taşıyabilirlerdi.

Adil Yönetim: Bilgelik, adil ve merhametli bir yönetim için de gerekli görülüyordu. Bilge devlet adamları, yasaları bilgelikle uygular, halkın ihtiyaçlarını gözetir ve adaleti her şeyin üstünde tutarlardı.

Ahlaki Önderlik: Bilge devlet adamları sadece politik liderler değil, aynı zamanda ahlaki önderler olarak da görülürlerdi. Halkı doğru yola yönlendirmek, erdemli bir toplum inşa etmek ve ahlaki değerleri korumak için bilgeliklerini kullanırlardı.

Dilsel Anlam: “Bilge” kelimesinin Türkçedeki anlamı sadece “bilgili” olmanın ötesine geçer. Aynı zamanda “akıllı”, “tecrübeli”, “olgun”, “adil” ve “merhametli” anlamlarını da taşır. Bu nedenle, “bilge” unvanı bir devlet adamı için en yüksek övgülerden biri olarak kabul edilirdi. Türklerin geçmişte devlet adamları için “bilge” adını kullanmasının temelinde yatan temel neden, bilgeliğin liderlik için en önemli vasıflardan biri olduğuna inanmalarıydı. Bilge devlet adamları, halklarını refaha ve zafere taşıyabilecek, adil ve merhametli bir yönetim sağlayabilecek ve ahlaki değerleri koruyabilecek liderler olarak görülürlerdi.

Sonuç olarak:

Türklerin tarihi liderlerinde bilge adı sıklıkla kullanılmasının sebebi, bilgeliğin liderlik için önemli bir vasıf olarak görülmesidir. Tarihi örnekler, bilge liderlerin başarılarını gösterir. Bilgelik, manevi ve dini açıdan da önemli bir kavramdır. Dilsel ve kültürel bağlantılar da bu kullanımın yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur.

Prof Mim Kemal Öke’de Kıtaların Ruhu

Aşkla Dans

Türkler, Tasavvuf ve Musiki
Prof. Dr. Mim Kemal Öke İLGİ KÜLTÜR SANAT YAYINLARI
Mim Kemal Öke, bu denemesinde kendi metafiziksel derinliğinin bilincine varamayan çağımız insanının varoluşsal ıstırabına değinmekte ve sormaktadır: Nereye gidiyor bu dünya? ATM ile AVM arasında tüketilen ömürlerle sahi uygarlaşmanın neresindeyiz şu 21. yüzyılda?
Asıl önemlisi; ÖKE Türk’ün tarihi yolculuğunu müzik aracılığıyla aktarmakta ve tasavvuf musikisinin Türk kişilik, kimlik ve ruhu üzerindeki etkilerini irdelemektedir. Özetle, bu kitapta “keşf-i aşk” metodolojisinin şifreleri sunulmakta ve bu definenin yol haritasının da Türk’ün jeokültüründe bulunduğu savunulmaktadır.

Kim bilir belki küreselleşme devrinin mustarip insanının beklediği de bu e(st)etik reçetedir.

KADERLE  DANS

Özgürlük – Güvenlik Kıskacındaki Latin Amerika’da Kimlik Sorunsalı

Bu kitap, özgürlük/güvenlik kıskacındaki Latin Amerika halklarının “kimlik sorunsalı”nı irdelemektedir.

Futbolu, pembe dizileri, güzellik yarışmaları, müziği ve dansları ile bildiğimiz bu kıtayı ve sakinlerini aslında ne kadar tanıyoruz?

Bu çalışmada, kimlik arayışının nasıl serüvenleştirilebileceğini göreceksiniz. 1492’den başlayarak günümüze uzanan kaderle tarihi yolculukta derinlerdeki Latin Amerika’yı ve insanlarının ruhunu adeta bir karnaval kaleydoskobunun merceğinden bakarak keşfedeceksiniz.

Mim Kemal Öke’nin bilimsel analizlerine “büyülü gerçeklik” kattığı “deneme” türündeki bu özgün eserinde sadece Latin Amerika’yı değil, “Latin Amerika aynası”ndan kendi hakikatinizi de görecek ve sizin kaderle dansınızdaki oto-koreografinizi bulacaksınız.

Afrika Ruhunun Aşkın’a Ulaşma Etnomüzikolojisi
Bu öyle bir çalışma ki, yalnızca disiplinlerarası olarak addetmek müthiş bir eksiklik olur zira aynı zamanda kıtalararası, mekânlararası, zamanlararası ve hatta zamansız. Afrika’nın kadim ritim ve raks kültürünün, kâinat düzleminde insana verdiği ulvî sırların sırrını günümüzün neoliberal, postmodern, geç kapitalist dünyasına; özellikle kültür tarihi, kültürel antropoloji (Batılı olmayan), sosyal psikoloji, etnomüzikoloji ve uluslararası ilişkiler bağlamında vermeye çalışan bu yarı-akademik çalışma, Mim Kemâl Hoca’nın akademik birikimin yanı sıra özellikle kızı ile edindiği uygulamalı ritim ve raks tecrübelerinin bir neticesi olarak daha birçok çalışmaya kaynaklık etmesi gereken bir küll.

Mevzumuz, kadim dünya müzikleri/kültürlerinin -burada Afrika mistisizmi, esrime müzikleri ve raksları özelinde- kültür, ekonomi-politik ve siyaset üzerindeki etkileri, amacı “dünyalı olanı kutsala vardırmak” olan bu geleneğin tarih boyunca, yine Afrika ruhu merkeze alınarak (kölelik/kölecilik dönemi, sömürgecilik öncesi dönem, sömürgecilik dönemi, sömürgecilik sonrası dönem ve ardından gelen fikirlerin sömürgeleşmesi döneminde) bir serencamının çizilmesi. Fakat alelade bir kronolojik çalışma değil bu, burada anlatmaya kelime sınırlarının yetmeyeceği kadar holistik ve girift, bir o kadar da Hoca’nın kendine has zarif deneme dili ile aktarıldığı bir başyapıt. Afrika etnomüzikolojisi üzerine, kolektif çalışmalarda özellikle yurt dışında yapılan birçok araştırma mevcut olsa da bu kitabın bütüncüllüğü ve kompaktlığının ve elbette içinde o hiçbir zamanı ve mekânı ötekileştirmeyen, tevhidi bulan dilinin yanında birçoğunun esamesi okunmaz. Görselleri ve inanılmaz detaylı kaynakçası da (kitaplar, makaleler, DVD ve CDler, parçalar, filmler, belgeseller…) konuya ilgi duyanlara spesifik, interaktif bir veri akışı teşkil ediyor.

Bizim kadim kültürümüzde “aşk felsefesini bir ilim ve irfan sanatına dönüştürmek tasavvuf mesleğidir.” İşte bu kutsala ve Bir’e susamışlık dünyanın hemen bütün kültürlerinde süregelmiştir. Bazılarında ise daha baskın bir felsefe ile tezahür etmiştir. İşte bu çalışma, bu arayışın Afrika halklarının İber Yarımadası, ABD ve Latin Amerika gibi bölgelerinde katettiği mesafeyi, bir metamorfoz süzgecinden de geçirerek gözler önüne seriyor. Yüzyıllar boyunca özgürlük-güvenlik sarkacında kalan bu halkların manevî RR’sinin (ritim-raks), Yoruba ayinlerinden Condomble tertiplerine, ngangalardan simbalara, müziğinin ekonomi politiği üzerine getirdiği açılımlara ve modernizmle girdiği açmazlara temel bir yol haritası sunuyor. Bu kadim “müzik medeniyeti”nin kimi zaman bir “uzlaşma vaadi” (Adorno) kimi zaman ise bir “şiddet emisyonu” (Fletcher) işlevi gören ritimlerini Aşkın’a ulaşma yolunda ele alıyor. Allah-Âdem-Âlem denkleminde bizlere yer yer Nietszche’nin yer yer Shakespeare’in bilge-sanatçılık özlemlerinin sebeplerini çok daha geniş, zamansız bir perspektiften sunuyor. Hande Yıldırım Önsöz @handeyildirim 12 Ara 2019

 

Prof Mim Kemal Öke’nin Yayınları

http://tubis.ticaret.edu.tr/_Adek/CV/CV.aspx?x=mkoke%40ticaret.edu.tr

ÖZGEÇMİŞ
1.
Adı Soyadı : Mim Kemal Bülent ÖKE
Unvanı : Prof. Dr.
2.
3.
4. Öğrenim Durumu
Derece Üniversite Alan Yıl
Lisans University of Cambridge İNGİLTERE İktisat 1973 – 1977
Lisans University of Cambridge İNGİLTERE Tarih 1973 – 1977
Yüksek Lisans University of Cambridge İNGİLTERE Uluslararası İlişkiler 1978 – 1979
Yüksek Lisans University of Sussex İNGİLTERE Uluslararası İlişkiler 1977 – 1978
Doktora İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler 1979 – 1981
5. Akademik Unvanlar
Unvan Alan Üniversite Yıl
Siyaset Bilimi İstanbul Üniversitesi 1980 – 1982
Dr. Öğr. Üyesi Kamu Yönetimi Boğaziçi Üniversitesi 1982 – 1984
Doç. Dr. Tarih Boğaziçi Üniversitesi 1984 – 1989
Prof. Dr. Tarih Boğaziçi Üniversitesi 1989 – Devam Ediyor
6. Yönetilen Yüksek Lisans ve Doktora Tezleri
6.1 Yüksek Lisans Tezleri
ABDELLA, A. (Devam ediyor). POST-ELECTION CRIES IN THE HORN OF AFRİCA AND THEIR IMPACTS ON GROUP MIGRATIONS: THE CASE OF THE OROMO NATION IN ETHIOPIA., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Afrika Çalışmaları ve Uluslararası İlişkiler İngilizce Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
ATASEVER, Y. (Devam ediyor). Uluslararası Örgütlere Yeni Bir Model , İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
ATOUI, I. (Devam ediyor). Algerian National Securtiy Strategy Towards Security Threats in the Sahel Region., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Afrika Çalışmaları ve Uluslararası İlişkiler İngilizce Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
BİÇER, Y. (Devam ediyor). TÜRKİYE, SURİYE VE IRAK ARASINDA DÜNDEN BUGÜNE SU SORUNU., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
CERAN, H. (Devam ediyor). OSMANLI DEVLETİ VE ERMENİLERİN YER DEĞİŞTİRİLMESİ – 1915, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
FAZLIOĞLU, E. (Devam ediyor). URANYUM ZENGİNLEŞTİRME PROGRAMI BAĞLAMINDA RUSYA-İRAN İLİŞKİLERİ, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
İNCİ, H. (Devam ediyor). SSCB NİN DAĞITILMASI SONRASI OLUŞAN TÜRKİYE CUMHURİYETLERİNİN TÜRKİYENİN DIŞ POLİTİKASINA ETKİSİ, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
KANDEMİR, H. (Devam ediyor). Hakkı Hami (ULUKAN) Bey?in Birinci TBMM?deki Faaliyetleri , İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
KESGİN, H. (Devam ediyor). The Security Dilemma in the Mealiterranean Sea Region and Its Impact on Regional Caperation, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Afrika Çalışmaları ve Uluslararası İlişkiler İngilizce Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
PEKER, B. (Devam ediyor). KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN DÖNÜŞÜMÜ., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
UYSAL, Y. (Devam ediyor). ENTEGRASYON KÜLTÜRÜN ENTEGRASYONA ETKİSİ., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
YANTUNA, İ. (Devam ediyor). TÜRKİYE’DE SELEFİ HAREKETTEKİ KADINLARIN SOSYO-EKONOMİK PROFİLİ., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
YUSUFU, S. (Devam ediyor). BİR KUŞAK BİR YOK PROJESİ ÇERÇEVESİNDE ÇİN VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE YENİ GELİŞMELER, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
ŞENOĞLUGİL, M. (2016). NASTURİ İSYANİ VE MUSUL SORUNUNA ETKİLERİ, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, 2016
DURMUŞOĞLU, S. (2016). TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI İLİŞKİLER ZEMİNİNDE KOMŞULARIYLA ENERJİ POLİTİKALARININ ETKİSİ VE TARİHÇESİ., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, 2016
KAYA, D. (2016). Kalkınmakta olan ülkeler açısından açmaz ve açılımlarıyla dünya ticaretinin küreselleşmesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Dış Ticaret Enstitüsü, Uluslararası Ticaret Tezli Yüksek Lisans Programı, 2016
YILMAZ, B. (2016). Dünya Ticaret Örgütü Doha Turu Görüşmeleri ve Getirdikleri, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Dış Ticaret Enstitüsü, Uluslararası Ticaret Tezli Yüksek Lisans Programı, 2016
EKŞİ, E. (2017). Türkiye-Rusya İlişkilerinde Yabancı Misyonların Dış Ticarete Etkileri, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Dış Ticaret Enstitüsü, Uluslararası Ticaret Hukuku ve Avrupa Birliği Tezli Yüksek Lisans Programı, 2017
ŞAHİN, M. (2018). Küresel Ekonomi Politiğinin Bölgesel Entegrasyonu, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Dış Ticaret Enstitüsü, Uluslararası Ticaret Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
ÇİNAR, Y. (2018). Küresel Göç Sorunları ve Birleşmiş Milletler , İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
MZIARANI, K. (2018). MAYOTTE: STRİNGENT RELATION SHIP BETWEEN FRANCE AND COMOROS: 1975-2015, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Afrika Çalışmaları ve Uluslararası İlişkiler İngilizce Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
ALBAYRAK, K. (2018). Necip Fazıl?ın Başyücelik Modelinde Hürriyet Anlayışı, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
TÜRKMEN, C. (2018). TÜRKİYE’DE ARA AKIM SOLUN TEORİK VE PRATİK PROBLEMLERİ., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
OLUK, M. (2018). NATO?nun Rus Dış Politikasına Etkisi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
6.2 Doktora Tezleri
7. Yayınlar
7.1 Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler
ÖKE, M. K., (1985), Arabic Studies in Modern Turkey: Themes, Approaches and Sources, Foreign Policy, 12(1,2), 0-0
ÖKE, M. K., (1982), The Lausanne Conference (1922-1923): Themes and Sources in The Archives of Great Britain, Pakistan Journal of Science, 8(1-2), 3-21
ÖKE, M. K., (1980), Zionists and the Ottoman Foreign Ministry During the Reign of Abdulhamid II (1876-1909), Arab Studies Quarterly, 2(4), 0-0
7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler
ÖKE, M. K., (1986), Turkish Decision for Secularısation and the Question of Muslim Unity, International Seminar on Islamic History, Art and Culture in South Asia, Islamabad, Mart
ÖKE, M. K., (1983), Jerusalem (Al-Quads/Kudüs-i Şerif) Under The Ottoman Empire, Eight United Nations Seminar on the Question of Palestine, New York, Mayıs
ÖKE, M. K., (1979), The Question of the Observance of the Fourth Geneva Convention of 1949 in Gaza and the West Including Jerusalem Occupied by Israel in June 1967 (Rapor), United Nations, New York, Ağustos
7.3 Yazılan uluslararası kitaplar veya kitaplarda bölümler
[Kitap Yazarlığı] MEVLANA JALALUDDIN RUMI AND SUFISM, 2017, İSTANBUL: Sufi Yayınları
[Kitap Yazarlığı] DERVİŞİN SEMA DEFTERİ, 2016, İSTANBUL: Sufi Yayınları
[Kitap Yazarlığı] AŞKIN EKOLOJİSİ: ÇEVRE BİLİNCİNİN METAFİZİKSEL BOYUTLARI, 2015, İSTANBUL: Sufi Kitap
[Kitap Yazarlığı] CUNTALAR VE CEMAATLER: KÜRESEL TOPLUMDA DIŞLANAN DEMOKRASİ, 2015, İSTANBUL: İlgi Kültür Sanat Yayıncılık
[Kitap Yazarlığı] DERVİŞİN SEYİR DEFTERİ, 2015, İSTANBUL: Sufi Yayınları
[Kitap Yazarlığı] YARALI CEYLANLAR KULÜBÜ, 2015, İSTANBUL: Sufi Kitap
[Kitap Yazarlığı] AŞKLA DANS: TÜRKLER, TASAVVUF ve MUSİKÎ, 2012, İSTANBUL: İlgi Kültür Sanat Yayıncılık
[Kitap Yazarlığı] DUVARDAKİ KAN, 2012, İSTANBUL: Babıali Kültür Yayıncılığı
[Kitap Yazarlığı] MUSUL KOMPLOSU, 2012, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] İLAHLARLA DANS: RİTİM, RAKS VE AFRİKA RUHU, 2011, İSTANBUL: Başlık Yayın Grubu
[Kitap Yazarlığı] SİYONİZM VE FİLİSTİN SORUNU, 2011, İSTANBUL: Kırmızı Kedi Yayınevi
[Kitap Yazarlığı] KADERLE DANS: ÖZGÜRLÜK-GÜVENLİK KISKACINDAKİ LATİN AMERİKA’DA KİMLİK SORUNSALI, 2010, İSTANBUL: Başlık Yayın Grubu
[Kitap Yazarlığı] GAZİ ve SUFİ: ÖMER FEVZİ MARDİN, 2009, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] KILIÇ ve NEY: 21. YÜZYILDA ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE TÜRK DIŞ POLİTİKASI, 2006, İSTANBUL: Etkileşim Yayınları
[Kitap Yazarlığı] DERVİSH AND COMMANDER: TURKEY’S IDENTİTY QUESTİON, 1983-2004, 2005, New York: Nova
[Kitap Yazarlığı] IRAK SAVAŞI GÜNLÜĞÜ, 2005, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] DERVİŞ ve KOMUTAN: ÖZGÜRLÜK-GÜVENLİK SARKACINDAKİ TÜRKİYE’NİN KİMLİK SORUNSALI, 2004, İSTANBUL: Alfa Yayınları
[Kitap Yazarlığı] ERMENİ SORUNU, 2003, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] MUSUL-KÜRDİSTAN SORUNU, 2003, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] (R. AKIN/E. TİRALİ) ; ÇİLLERLİ YILLAR 1993-1997; DYP’NİN KİMLİK, SÖYLEM VE SİYASETİ, 2002, İSTANBUL: İstanbul
[Kitap Yazarlığı] DİN-ORDU GERİLİMİ: KÜRESEL TOPLUMDA DIŞLANAN DEMOKRASİ, 2002, İSTANBUL: Alfa Yayınları
[Kitap Yazarlığı] FİLİSTİN SORUNU SİYONİZM’DEN UYGARLIKLAR ÇATIŞMASINA, 2002, İSTANBUL: Ufuk Kitapları
[Kitap Yazarlığı] KÜRESEL EKONOMİ POLİTİK MODERNİTENİN KIRILMA NOKTASI, 2002, İSTANBUL: Timaş Yayıncılık
[Kitap Yazarlığı] KÜRESEL TOPLUM, 2001, İSTANBUL: Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi
[Kitap Yazarlığı] THE ARMENİAN QUESTİON, 2001, İSTANBUL: Türk Tarih Kurumu
[Kitap Yazarlığı] YALNIZLIKTAN SAYGINLIĞA: DEMOKRAT PARTİ’NİN DIŞ POLİTİKASI, 2000, ANKARA: Demokratlar Kulübü Yayınevi
[Kitap Yazarlığı] BİLGİ ÇAĞI ve TÜRKİYE, 1999, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] MUSTAFA KEMAL PAŞA VE İSLAM DÜNYASI: HİLAFET HAREKETİ, 1999, İSTANBUL: Aksoy Yayıncılık
[Kitap Yazarlığı] ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETİ, 1999, İSTANBUL: Alfa Yayınları
[Bölüm Yazarlığı] MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ’NDE YEMEN- TÜRKİYE İLİŞKİLERİ: İMAM YAHYA- MUSTAFA KEMAL YAZIŞMALARI, 1997, İSTANBUL: Ufuk Kitapları
[Kitap Yazarlığı] TÜRK DÜNYASI/TARİHİN SÜZGECİNDEN, 1997, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] BİLİNMEYEN TARİHİMİZ, 1996, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] 47. KROMOZOM (DOWN SENDROMU), 1994, İSTANBUL: Nesil Yayınları
[Kitap Yazarlığı] KIZILELMA: SÜRGÜNDEKİ SEVDA, 1993, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] YAŞANMAMIŞ ANILAR, 1993, İSTANBUL: Nesil Yayınları
[Bölüm Yazarlığı] ERTUĞRUL FIRKATEYNİ FACİASI ve TÜRK- JAPON İLİŞKİSİNİN BAŞLANGICI, 1991, İSTANBUL: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
[Bölüm Yazarlığı] SULTAN OSMAN, 1991, İSTANBUL: E Yayınları
[Kitap Yazarlığı] A CHRONOLOGY OF THE ”FORGOTTEN WAR” KOREA, 1950-1953, 1991, İSTANBUL: Kültür Bakanlığı
[Kitap Yazarlığı] GÜN BATIMI, 1991, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] MUSUL MESELESİ KRONOLOJİSİ (1918-1926), 1991, İSTANBUL: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
[Kitap Yazarlığı] SARAYDAKİ CASUS: GİZLİ BELGELERLE ABDÜLHAMİD DEVRİ ve İNGİLİZ AJANI YAHUDİ: VAMBERY, 1991, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] UNUTULAN SAVAŞ’IN KRONOLOJİSİ: KORE, 1950-1953, 1990, İSTANBUL: Boğaziçi Yayınları
[Kitap Yazarlığı] HİLAFET HAREKETLERİ 1919-1926; GÜNEY ASYA MÜSLÜMANLARININ İSTİKLAL DAVASI VE TÜRK MİLLİ MÜCADELESİ, 1988, ANKARA: Kültür Bakanlığı
[Kitap Yazarlığı] THE ARMENİAN QUESTİON,, 1988, Oxford: Oxford
7.4 Ulusal hakemli dergilerde yayımlanan makaleler
ÖKE, M. K., (2000), Osmanlı’yı Anarken, Yeni Türkiye, 0(33), 0-0
ÖKE, M. K., (1992), İngiltere ve Ayasofya’yı Kurtarma Kampanyası, 1918-1922, Türk Yurdu, 12(1), 9-13
ÖKE, M. K., (1988), Avrupa’da ve Amerika’da Aile Kurumu ve Devlet Koruyuculuğu, Türk Yurdu, 9(6), 10-15
ÖKE, M. K., (1987), Hukuk-Tarih-Siyaset Üçgeninde Kilikya Ermeni Krallığı Polemiği, Türk Dünyası Araştırmaları, 46(46), 128-155
ÖKE, M. K., (1987), İngiliz Belgelerinde Türkçülük (1916-1918), Türk Yurdu, 7(347), 13-18
ÖKE, M. K., (1986), Osmanlı İmparatorluğu’nda Cemaatler arası ilişkiler ve Siyonist- Ermeni Ayrılıkçıları, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, 1(16), 73-76
ÖKE, M. K., (1982), Jön Türkler, Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, 5(0), 0-0
ÖKE, M. K., (1982), Şark Meselesi ve II. Abdulhamid’in Garp Politikaları, Osmanlı Araştırmaları, 1(1), 0-0
7.5 Ulusal bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında basılan bildiriler
ÖKE, M. K., (1986), Osmanlı-Türk Siyasal Düşünce Tarihi İçerisindeki Milli Hakimiyet Fikrinin Doğuşu, Milli Egemenlik Sempozyumu, ANKARA, Ocak
ÖKE, M. K., (1985), İnkılap Tarihi Anabilim Dalı: Kapsam, Metodoloji ve Yaklaşımlar, I. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Semineri (Bildirileri), SAMSUN, Mayıs
7.6 Diğer yayınlar
8. Projeler
9. İdari Görevler
Adı Yeri Tarih Aralığı
Müdür Yardımcısı Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü 1984 – 1989
Araştırmacı United Nations 1978 – 1979
Müdür Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü 1990 – 1992
Bölüm Başkanı Beykent Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü 2002 – 2004
Bölüm Başkanı İstanbul Ticaret Üniversitesi, Ticari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü 2005 – 2011
Dekan İstanbul Ticaret Üniversitesi, İletişim Fakültesi 2017 – Devam Ediyor
10. Bilimsel Kuruluşlara Üyelikler
11. Ödüller
12. Son iki yılda verdiğiniz lisans ve lisansüstü düzeydeki dersler için aşağıdaki tabloyu doldurunuz.
Akademik Yıl Dönem Dersin Adı Haftalık Saati Öğrenci Sayısı
Teorik Uygulama
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Güz Dönemi History of Political Thoughts 1 3 0 69
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Güz Dönemi Political Antropology 3 0 20
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Güz Dönemi Siyasal Reklamcılık 3 0 37
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Anayasa Hukuku ve Kurumları 1 0 67
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Anayasa Hukuku ve Kurumları 1 0 67
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Anayasa Hukuku ve Kurumları 1 0 67
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Sosyal Politika ve Demokrasi Kültürü 1 0 25
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Sosyal Politika ve Demokrasi Kültürü 1 0 25
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Sosyal Politika ve Demokrasi Kültürü 1 0 25
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi History of Political Thoughts 2 1 0 65
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi History of Political Thoughts 2 1 0 65
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi History of Political Thoughts 2 1 0 65

Not: Açılmışsa yaz döneminde verilen dersler de tabloya ilave edilecektir.

Gazali Türk müdür, İranlı mıdır

Gazali, İran’da doğmuş bir İslam alimi ve mutasavvıfı olarak kabul edilir. 1058 yılında İran’ın Tus şehrinde doğmuş ve 1111 yılında aynı şehirde vefat etmiştir. Ana dili Farsça’dır ve eserlerini de bu dilde yazmıştır.

Ancak Gazali’nin etnik kökeni konusunda farklı görüşler mevcuttur. Bazı kaynaklarda Türk kökenli olduğu, bazı kaynaklarda ise Arap kökenli olduğu belirtilmektedir. Bu konuda kesin bir bilgi olmamakla birlikte, Gazali’nin eserlerinde Türk kültürü ve edebiyatına dair birçok atıf bulunması, Türk kökenli olma ihtimalini güçlendirmektedir.

Gazali’nin eserleri İslam dünyasında ve Türk toplumunda büyük bir etkiye sahip olmuştur. Özellikle “İhya’u Ulumiddin” adlı eseri, İslam tasavvufunun en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir.

Sonuç olarak, Gazali’nin etnik kökeni konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte, İran’da doğmuş bir İslam alimi ve mutasavvıfı olarak kabul edilir. Eserleri İslam dünyasında ve Türk toplumunda büyük bir etkiye sahip olmuştur.

D5: Beş Durak. Beş Deniz. Beş Renk

 

*********************************************

Dava: Oğuz Kağan

Dil: Tonyukuk. Kaşgarlı Mahmut. Yunus. Dedem Korkut. Fuzuli

Devlet: Tonyukuk.  Bilge Kağan. Yusuf Has Hacip

Düşünce Gücü: Farabi. Yusuf Has Hacip. Nasreddin Hoca. İbni Sina. Gazali

Din: Ebu Hanife. Yesevi. Yunus. Maturidi. Hacı Bektaşı Veli

*********************************************

Yeri ve göğü konu edinen bir destan ile başlayan Türk düşüncesi duraklardan geçe geçe kendisini olgunlaştırmış ve bir bütün haline gelmiştir. Zaman zemin zihin boyutlarında gelişen Türkçe düşüncesi kurucu düşünürlerin katkıları ile sistematik bir bütünlüğe kavuşmuştur.

Söz konusu düşünürler dili, devleti, düşünceyi sürekli olarak yenilemiş, geliştirmişler, semavi dinlere ise ehli kitap olarak yaklaşarak, insanlık ailesinin bütününü kapsamışlardı. Meydana getirdikleri ise bilgelik kumaşı ile örülmüş bilge güçtür ve insanlığa hitap etmektedir, ayırım yapmamaktadır.

Türkler, Asya’nın en uç noktasından Avrupa ve Afrika kıtalarının içlerine kadar zeminde çok uzun yolculuklar yapmışlardır, bu insanlığın en uzun yolculuklarının başında gelmektedir. Zemindeki bu yolculuklar zaman içerisinde zihin yolculuklarına da neden olmuş ve insanlığın tüm unsurlarını kapsayan evrensel bir düşünceyi, düşünürler üzerinden mükemmel bir şekilde geliştirmişlerdir .

Türkler, sözlü kültüre alışık oldukları için, bu söz hazinesini saklayan, saklamak zorunda olan zihin çok güçlü hale gelmişti. Tanıdığım bir dostum “Atasözleri ile Türkiye’yi ben idare ederim” ifadesinde bulunmuştur. İşte burada söz konusu olan zaman bütünlüğüdür, atalar geçmiştedir, ama yöneteceğiniz ülke bugündedir.

Beş duraklı Türk düşüncesi neticede Beş Deniz bölgesine gelip konaklayarak Akdeniz, Karadeniz, Hazar Denizi, Basra Körfezi, Kızıldeniz ile birlikte kendisine işlevsel bir pusula edinmiş olmaktadır. Türk düşüncesi pusulanın tüm yönlerini ak, kara, kızıl sarı, gök renkleri şeklindeki beş temel renk üzerinden evrenselliğini ortaya koymuştur.

Türklerde renkler insanları ayırmak için değil ama gidilecek yönleri simgelemek için kullanılmaktadır. Bu çok eski bir İç Asya menşeli Türkistan  düşüncesidir.

Neticede Türk düşüncesi yer ve gök etkileşiminde insanı ortaya koyan bir düşüncedir. Göğü simgeleyen yaradan ve yeri simgeleyen yaratılan yani insandır.