Home Blog Page 82

Farabi’nin Hikmetli Sözleri (870-950)

“Düşünmek ruhun kendi kendiyle konuşmasıdır…”
Çok konuşanı az dinlemek lazım
Toplum adalet ve sevgi ile mutlu olur
İnsanın kaderi bildikleri ile doğrudan doğruya ilintilidir bilmek, insanın tercihlerini daha iyi yapabilmesini sağlar
Bazı insanların kılavuza ihtiyacı yoktur. Bazı insanların ise çok fazla ihtiyacı vardır.
İlmi arayınız, ilmin peşinden sürükleniniz. Sizin en yükseğe taşıyacak olan şey ilimdir.
Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun?
İnsanlar birbirini sevmekle mükelleftir. Sevgisizlik tüm kötülüklerin temelidir.
İnsan dostlarından ibarettir.
Birbirlerine yardım eden insanların olduğu bir toplum, en mükemmel toplumdur.
İnsan kendi hakikatinin önünde bir engeldir.
İnsan bir şeyi yapmaya kendini zorlamadıkça, her zaman kolay olan neyse o yönde hareket eder.
Sohbeti faydasız insanlardan uzak dur.
Bazıları uyanıkken de hiçbir şey görmez.
Mükemmel olan amaçlar, güzel olan amaçlardır.
Bilmek için ilme önem veriniz.
Güzel olan Erdemli amaçlardır.
Kötü insan, ruhu ile ilişkisini kaybeden insandır.
Cahil insan kimdir? Cahil insan aklını kendine eğitmek ve öğrenmek için kullanmayan insandır.
Sende olanı paylaşmayı bilirsen mutlu da olursun.
Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir.
Fazlalıkları ve kendini meşgul eden her şeyi bırakırsan, huzuru yakalarsın.
Sevgi dönüştürücüdür. Mutlak iyiliktir. Sevmeyi ve sevilmeyi bilmeyen bunu bilmez.
Devlet insanlar için vardır.
Kötülük, seçme ve iradenin bir ürünüdür.
Saygı bir toplumun en olmazsa olmaz direğidir.
Sevmek, değer vermektir.
Akıl, insanın sahip olabileceği en yüce değerdir.
Aklını kullanamayan insan karanlığın içinde kalacak ve hiçbir şey görmeyecektir.
Kötü ya da iyi hissetmenizin nedeni düşündüğünüz şeylerdir. Çünkü hissetmek düşünmekle başlar.
 ****************************************************

“Düşünmek ruhun kendi kendiyle konuşmasıdır…”

Bin elli yıl önce Türk bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen ve hayatı boyunca müzik, felsefe, botanik, matematik ve mantık alanlarında sayısız eser yazan Farabi, Aristoteles’ten sonra “ikinci öğretmen” olarak kabul edildi, bilim ve düşünce dünyasında bir “öğretmen” olarak.

Sadece filozofları değil, sayısız bilim adamını da derinden etkilemiş, akımlara ve buluşlara ilham kaynağı olmuştur.

Varlıklı bir ailenin mensubu olarak saraya yakın olmasına rağmen siyasi iradeyi tamamen reddederek kendini bilime adadı. Hayatını günde sadece bir öğün yemekle sürdüren Farabi, ömrünün her saniyesini bilimle geçirmeye çabaladı.

Çünkü Farabi’ye göre insan ilim aramakla yükümlüdür. İlmi bulmalı, öğrenmeli ve açıklamalıdır.

Bilim Çin’de olsa bile kalkıp onun peşine düşmek gerekiyor. Bir insan bilim için yaşamıyorsa, ıstıraplar içinde anlamsız ve mutsuz bir hayat yaşar. Farabi’nin ilham verici hayatı ve eserleri, çağımızın anlamlı ve anlamsız çabalarıyla yüzleşmek ve bir yaşam kurgusunu yeniden inşa etmek açısından örnek niteliğindedir.

https://www.goodreads.com/book/show/53239723-farabi

Al-Farabi (870-950). (Kazakistan)

  • Farab’da Vesic 870,
  • Merv, Bağdat, Harran 910 ve
  • Halep 942, Mısır ve İstanbul (?),
  • Şam veya Halep 950

Helenistik etkilerle İslam’da felsefe anlayışının önde gelen figürü (metafizik, epistemoloji, aynı zamanda bir siyaset bilimci), (Aristoteles’ten sonra) İkinci Üstad, Muallim-i Sani. Batıda modern Kazakistan’ın Otrar bölgesinden tanınan Alfarabius, Aristoteles’ten sonra “ikinci öğretmen” olarak anılır. Mantığın büyük kaşifi Farabi, bilginin her alanını kurgulamıştır.

 

Yapay Zeka – Yaratıcı Zeka ve Zihin Akışı

Zihnimde oluşan sorular beni sürekli yazmaya yönlendiriyor.

Yazarken değişik bir teknik uyguluyorum. Cep telefonumun notlar bölümüne konuşuyorum, ben konuşurken otomatik olarak konuştuklarımı yazmaya başlıyor, yapay ve yaratıcı zeka sentezi oluyor. En altta sağdaki mikrofona tıklayıp konuşmaya başlayın, siz konuşurken otomatik yazmaya başlıyor, zihin akışı da kesintiye uğramamış oluyor.

IMG_9787.jpeg

Bu yazıları konuşarak yazıyorum, ses otomatik olarak yazıya dönüşüyor. Sonra üzerinde düzeltmeler yapıyorum. Böylece zihin akışına tabi oluyorum. İlginç bir yöntem. Bu yazıları telefona konuşarak dikte ediyorum sonra düzeltmeler yapıyorum, çünkü konuştuğunuz zaman, zihin akışı bilinç ve bilinçaltı olduğu gibi devrede oluyor hiçbir fikri kaçırmamış oluyorum.

Bu yazdıklarım aslında gelecek projeleri, geçmişle ilgili değil, tarih değil hep geleceğe yönelik yazıyorum bu projeleri aklımda hep.

Çin ve Düşünce Özgürlüğü

Soru: Yapay zeka var ama yapay akıl neden yok?

Akdeniz Havzası: İmparatorluklar’dan Parçalanmaya

5000 yıllık tarih sürecinde 16 adet imparatorluğa evsahipliği yaparak, birlik yapılarını gelenekselleştiren Akdeniz Havzası’nda, 20. yüzyıl başlarından itibaren 50 yılda 20 devlet oluşumu ile bölge böl-yönet politikalarına  teslim edilmiştir.

Birleşik Krallık, Birleşik Devletler, Avrupa Birliği benzeri Batılı yapıların; kendileri dışındaki birlik oluşumlarına tahammülü bulunmamaktadır.

Türkler, Talas Savaşı  (740) ile Çinlilerin, Selçuk yayılımı ile (1000’li yıllar) Bizanslıların Akdeniz Havzası’na inmelerinin önüne geçtiler. Böylece, iki emperyal imparatorluğun dünyanın merkezine inmelerine mani olundu.

BİRLİK

  • Türk /Arap (Talas, 741 ): Çin’in Akdeniz Havzası’na inmesi  engellendi. Onun yerine Türkler Akdeniz Havzası’na indi.
  • Türk/Arap/Kürt: Fatih, Akşemsettin, Molla Gürani, İstanbul fethedildi. (1453)
  • Türk / Kürt: Hilafet ve Mısır’ın fethi. Yavuz Sultan Selim (1517)
  • Türk/Kürt/Ermeni: Anadolu’nun Fethi (1071)
  • Türk/Kürt: Kurtuluş Savaşı. Doğu Anadolu (1919)
  • Türk/Rum: Fatih/Patrik Gennadios, Dimitri Kitsikis,    Türk-Yunan imparatorluğu: arabölge gerçeği ışığında Osmanlı tarihine bakış

Akdeniz Havzası İmparatorlukları:

  1. Mısır Krallığı, MÖ 1450
  2. Hitit İmparatorluğu; MÖ 1340
  3. İsrail Krallığı; MÖ 1050
  4. Asur İmparatorluğu, MÖ 721
  5. Babil İmparatorluğu; MÖ 600
  6. Pers İmparatorluğu; MÖ 550
  7. Makedon  İmparatorluğu; MÖ 336
  8. Roma İmparatorluğu ; MÖ 44
  9. Bizans İmparatorluğu; MS 565
  10. Sasani İmparatorluğu; MS 610
  11. Emevi İmparatorluğu; MS 750
  12. Selçuklu İmparatorluğu ; MS 1100
  13. Haçlı Krallığı ; MS 1140
  14. Selahattin Eyyubi İmparatorluğu ; MS 1187
  15. Moğol İmparatorluğu; MS 1279
  16. Osmanlı  İmparatorluğu ; MS 1700
  17. Bağımsız Devletler: MS 1971

MÖ 1450’de Mısır Krallığı ile başlayan ve  MS 1920’de Osmanlı İmparatorluğu ile son bulan 3470 yıl süren İmparatorluklar Çağı’nda;

– Toplam 16 İmparatorluk
– Bu imparatorlukların İsrail Krallığı hariç 15 adedi Türkiye toprakları ile ilintilidir.

– Kuzey (Türkiye) merkezli imparatorluklar: Hitit, Bizans, Selçuklu, Osmanlı: 4
– Güney merkezli imparatorluklar: 7
– Doğu merkezli imparatorluklar: 3
– Batı merkezli imparatorluklar: 2

Toplam: 16

Güney, Doğu ve Batı yönlerindeki İmparatorlukların merkezleri dağınık olmasına rağmen, Kuzey yönündeki 4 İmparatorluk da TÜRKİYE merkezlidir.

MÖ 1350 de HİTİT’den itibaren, ANADOLU; Akdeniz Havzası’nın kontrol-komuta merkezi olmuştur.

Bu imparatorlukların 2 tanesi TÜRK İMPARATORLUĞU idi;Selçuklu ve Osmanlı.

Dünyanın başka hiçbir bölgesinde bu şekilde katman katman imparatorluklar üstüste gelmemiş, zenginlikler birikmemiştir.

Osmanlı İmparatorluğu gerisindeki 15 Akdeniz Havzası İmparatorluğu’nun birikimini bünyesinde taşıyordu ve bu devasa zenginliğin, birikimin bitirilmesine karar veren, BATI, 1918 Ekim’inde amacına ulaştı.

Akdeniz Havzası İmparatorlukları arasında Osmanlı İmparatorluğu 620 yıl süre ile rekora ulaşmış, yıkımıyla bölge parçalanmış, neticede yüzyıla yaklaşan ve halen süregelen savaş, kaos ve kıyımlar yaşanmıştır.

Batı’nın adalet içermeyen hegemonyası bölgeyi kan gölüne çevirmiştir.

Akdeniz Havzası Birliği’nin Parçalanması:

  1. 1922 Mısır
  2. 1923 Türkiye
  3. 1925 İran
  4. 1932 Arabistan
  5. 1932 Irak
  6. 1946 Ürdün
  7. 1946 Suriye
  8. 1946 Lübnan
  9. 1948 İsrail
  10. 1951 Libya
  11. 1956 Fas
  12. 1956 Sudan
  13. 1956 Tunus
  14. 1961 Kuveyt
  15. 1962 Cezayir
  16. 1967 Yemen
  17. 1970 Umman
  18. 1971 BAE
  19. 1971 Bahreyn
  20. 1971 Katar

MÖ 1450  MISIR KRALLIĞI

MÖ 1340 HİTİT İMPARATORLUĞU
MÖ 1050 İSRAİL KRALLIĞI
MÖ 600 BABİL İMPARATORLUĞU
MÖ 550 PERS İMPARATORLUĞU
MÖ 336 MAKEDONYA İMPARATORLUĞU
MÖ 44 ROMA İMPARATORLUĞU
MS 565 BİZANS İMPARATORLUĞU
MS 610 SASANİ İMPARATORLUĞU
MS 750 EMEVİ HALİFELİĞİ
MS 1100 SELÇUK İMPARATORLUĞU
MS 1140 HAÇLI KRALLIĞI
MS 1187 SELAHATTİN EYYUBİ İMPARATORLUĞU
MS 1279 MOĞOL İMPARATORLUĞU
MS 1700 OSMANLI İMPARATORLUĞU
MS 1971 BAĞIMSIZ DEVLETLER

Büyük Akdeniz Havzası Bilgeleri Kimlerdir?

Ortaçağlar’da (11.12.yüzyıllar) Ticaret Yolları

Büyük Akdeniz Havzası Pagan dinlerinin, Budizmin, Maniheizmin, Zerdüşt dininin, Nasturiliğin, Tengrizm’in birbirleri ile etkileştiği, tek tanrılı dinlerin doğduğu içerisinde Bereketli Hilal’in de yer aldığı, dünyada Türkiye ve Çin’de gerçekleşmiş Neolitik devrimden bir tanesinin zemininde hayat bulduğu bir coğrafyadır.

Kıtaların; Avrupa, Asya, Denizlerin; Karadeniz, Kızıldeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi, Adriyatik, İyon Denizi, Hazar Denizi, Basra körfezi, Okyanusların; Atlas Okyanusu, Hint Okyanusu kavşak noktasıdır Akdeniz.

Akdeniz denildiğinde kıtalar olarak akla gelen yerler, Avrupa ve Afrika kıtaları olup doğusunda yer alan Asya kıtası çok fazla dillendirilmemektedir.

Avrupa ve Afrika kıtaları kuzey güney hattında bir derinlik arz ederken, Asya kıtası doğu batı derinliğini taşımaktadır. Cebelitarık Boğazı’ndan Pasifik Okyanusu’na açılan noktada, en doğuda yer alan Çin’e kadar, altıncı kıtadır büyük Akdeniz.

Akdeniz’in Asya parçası incelendiğinde Türkiye kıyılarında başlamak üzere Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin kıyılarında doğuya doğru Pakistan’ı da içerecek şekilde devasa bir derinlik ortaya çıkmaktadır.

Felsefeci Elmar Holstein, Felsefe Atlası adlı adlı kitabında Nil ile Amuderya (Ceyhun) nehri arasındaki bölgeyi, dünyanın ana uygarlık merkezi olarak görmektedir.

Böylece büyük Akdeniz Bölgesi’nin ağırlık merkezi of Türkistan ile Nil Nehri arasında kalan bölgedir. Geçiş bölgesidir söz konusu olan Asya ile Afrika’nın geçiş bölgesi.

Büyük Akdeniz çok geniş bir alanı kapsadığı için içerisinde havzalar çeşitliliğini barındırmaktadır. Bu havzalar da aslen büyük nehirlerin oluşturduğu havzalardır; Tuna havzası, Po havzası, Nil havzası, Menderes havzası, Kızılırmak havzası, Fırat ve Dicle havzaları, Mezopotamya havzası ana nehirlere kadar, Seyhun ve Ceyhun Irmaklarının oluşturduğu Maveraünnehir havzası, Beş Nehirin oluşturduğu Indus nehri havzası ve vaha şehirlerden oluşan Doğu Türkistan havzası ana havzalardır.

Türkiye’deki İpek Yolları

Büyük Akdeniz Birliği’nin mihenk taşı her zaman ve zeminde Türkiye coğrafyası olmuştur. Türkistan’dan gelen/giden ipek yolları Türkiye üzerinden Akdeniz limanlarına ulaştırılmaktadır. 

  • Eski Yunan
  • Mısır-İslam
  • Tunus – İslam
  • Rumeli- İslam
  • Kırım – İslam
  • İstanbul, Türkiye – İslam
  • Türkiye – İslam
  • İspanya-İslam
  • İran-İslam
  • Türkistan – İslam
  • Roma
  • Türkistan-İslam
  • Türkiye – İslam
  • İspanya, Tunus – İslam
  • Fransa, İtalya
  • İspanya, Fas – İslam

Akdeniz’deki ticaret kolonileri olgusunun gösterdiği apaçık gerçek, İpek Yolu coğrafyası olan Türkistan ile Baharat Yolu coğrafyası olan Hint alt kıtasının Akdeniz’de büyük Akdeniz ile olan organik bağlarıdır. Bu maalesef özellikle Türk aydınları tarafından göz ardı edilmektedir.

Beş deniz civarındaki Hazar, Karadeniz, Akdeniz, Kızıldeniz, Basra körfezi limanları da büyük Akdeniz havzası ana damarları şeklinde gelişmiştir ve dünya ticaretinin yüzde sekseninin geçtiği liman sahalarıdır.

Keşifler ile birlikte tarihin yaprakları arasına gömülen Akdeniz ve Türkistan merkezli ticaret yollarının yeniden büyük Akdeniz birliği çerçevesi içerisinde canlandırılarak Atlas Okyanusu’nda Hint ve Pasifik Okyanusu’na uzanan, bir eski ve yeni Akdeniz etkileşimi yaratabilme kapsamındaki ülkelerin kültürel ve ticari etkileşimleri hızlandırılmalıdır. Büyük Akdeniz, aynı zamanda büyük imparatorluklar bölgesidir. 17 adet imparatorluk büyük Akdeniz kıyılarında kurulmuştur. İmparatorluk kavramı ise günümüzde ülkelerin birliği şeklinde yorumlanarak yeniden gerçekleşecektir.

Akdeniz Havzası: İmparatorluklar’dan Parçalanmaya

Fikirler Havzası Akdeniz 

A Fascinating Map of Medieval Trade Routes

Haritaya baktığımızda İspanya’dan Çin sınırına kadar geniş bir alanda ticaret yollarının etkinliğini görmekteyiz. 21.yüzyılda, eğer bir büyük Akdeniz birliği şeklinde bir ticari birlik oluşacak ise ki bu biz burada bilgeleri konu ediniyoruz, o zaman kültür ve ticaret birlikte değerlendirilecektir. Uluslararası ticareti ele geçiren Yahudilerin tekelinde mi devam edecektir, yoksa tüm Akdeniz Ulusları bu ticaretten eşit bir şekilde mi yararlanacaklardır, bu çok önemli bir sorudur.

Dünyada bu konuda ideolojileri temelde farklı olan ve çatışan iki kavim vardır; Türkler ve Yahudiler. Yahudiler sürekli olarak kendi kavimlerini kollamakta ve ticareti, kendi kavimleri ve ideolojileri için yapmaktadırlar tekellerinde tutmaktadırlar, hiçbir Yahudi tüccarın iflas ettiği görülmemiştir. 

Türklerin ideolojileri ise insanlığın hizmetinde bir ideolojidir. Karşısındakini düşünmek ve merhamet hisleri işbirliği dayanışma hisleri Türklerde son derece yoğundur. Gazze’de yapılan katliamlar da şunu göstermektedir ki öte dünya anlayışlarında cehennem olmayan Yahudiler bir ölüm makinesine dönüşmüşlerdi.

O halde bu ticaretin, büyük Akdeniz ticaretinin, ki nüfus olarak baktığımızda Türkler, burada Türkiye, İran, Türkistan, Rusya Türkleri, Suriye ve Irak Türkleri, Balkanlar hesaba katıldığında 150 milyona yaklaşan bir nüfus ortaya çıkmaktadır. Bu durumda büyük Akdeniz ticaretinde Türklerin başrol almaları tahmin edilebilecektir.

Türklerin ayrıca büyük Akdeniz bölgesinin parçaları olan doğu Avrupa, Balkanlar, Rusya, Ukrayna, Türkistan, doğu Akdeniz bölgesi ve Kuzey Afrika’da, Kafkaslarda çok güçlü kültürel bağları mevcuttur. Bu olgular aslında Akdeniz Birliği’ni hızlandırıcı etkenlerdir.

Cultural Heritage of Turks in Eastern Mediterranean
Ortaçağlarda Ticaret Rotaları Ağları

A Fascinating Map of Medieval Trade Routes

Akdeniz Kolonileri

Akdeniz coğrafyası özellikle limanları ile birlikte ticareti kolaylaştıran bir alan olduğundan ötürü Havza’da Yahudiler, Yunanlılar, Fenikeliler, İtalyanlar ticaret kolonileri kurmuşlar ve ipek yoluyla baharat yolundan gelen ticaretleri bu şekilde kontrol altına almışlardır. Bu koloniler İpek yolu ve Baharat yolu limanlarda da son derece aktiftiler.

Fenike Kolonileri

Venedik İmparatorluğu

Ceneviz (İtalya) Kolonileri

Karadeniz Kuzeyindeki Yunan Kolonileri

Yunan ve Fenike Kolonileri

Yunan Yerleşimleri ve Kolonileri

Akdeniz Diasporasında Yahudiler

Modern kapitalizmin iç dinamikleri ve bunların Yahudi tüccar, borsacı ve sermayedarlarla ilintisi hakkında özgün bir tez sunan ve bu tezi tarihî belgeler ve iktisadî olgulara dayandıran Werner Sombart‘ın başyapıtı “Yahudiler ve Modern Kapitalizm” başlıklı kitabın ilk baskısı 1911’de Almanca olarak yapılmıştır. Kitap, 16.-20. yüzyıllar arasında kapitalizmin gelişim seyrini büyük bir titizlikle ele alıyor ve aşağıdaki sorulara makul bir cevaplar manzumesi öneriyor. (Not: Werner Sombart ve kapitalizmde yahudilerin etkisi bilgilerini benimle paylaşan Prof Dr Musa Taşdelen hocamıza teşekkür ederim.)

  • Kapitalizm ve din arasında nasıl bir ilişki vardır?
  • Modern kapitalizmin oluşumunda Yahudilerin rolü nedir?
  • Avrupa’ya geçen Yahudiler ticareti ve borsayı nasıl hükmü altına aldılar?
  • Ekonomik yaşamda Yahudi dininin önemi nedir?
  • Sanayi nasıl ticarileştirildi ve Yahudi tüccarların müdahaleleri ne idi?
  • Yahudilik modern kapitalizme yönelik “doğal” bir yeteneğe mi sahiptir?

Genel olarak weberyan bir bakış açısı takip edilerek kapitalizmin ruhunun asketik Protestanlıktan kaynaklandığı kabul edilir. Sombart ise kapitalizmin ruhunun asketik Protestanlıktan değil, daha eski bir din olan Yahudilikten kaynaklandığını iddia etmekte ve bunu sosyolojik bakış açısı ile ortaya koymaya çalışmaktadır. (Kaynak: Kapitalizmin Ruhu Problemi: Werner Sombart Satılmış ÖZ )

Akdeniz havzası özellikle çok sayıdaki limanları ile birlikte ülkeler arası ticareti kolaylaştıran bir altyapıyı doğal olarak temin etmekte idi. Bu altyapı öncelikle Yunanlı, Yahudi, Fenikeli ve İtalyan tüccarlar tarafından Karadeniz dahil olmak üzere yoğun olarak kullanıldı.

Daha sonra Yahudi tüccarlar Akdeniz limanlarındaki ticareti ellerine geçirdiler. İtalyan tüccarlar, Venedik ve Cenevizliler de Akdeniz ve Karadeniz’de koloniler kurdular. Tüccarlara hizmetler vermek üzere ilk konsoloslukları kuranlar İtalyanlar idi. Daha sonra Fenike kökenli Lübnanlılar da Afrika kıtasındaki ticareti de ellerinde tutmaya başladılar. Günümüzde de Afrika ticaretinde Lübnanlılar etkindir.

Yahudiler ise Akdeniz dışına da çıkarak İpek Yolu ve Baharat Yolundaki emtiaların ticaretlerini ellerine geçirdiler.

Bugün dünyadaki ana emtiaların pazarları Yahudi tüccarların ellerindedir. Bunlar sarfı en fazla olan insanların en çok tükettiği temel maddelerdir, emtialardır, bu ticaretin ele Yahudiler tarafından ele geçirilişi Akdeniz bölgesinde vuku bulmuştur. Kapitalizm de bu sayede gelişmiştir.

Düşünürlerimizden Tarık Çelenk, Yahudilikten çok filozof çıkması olgusu üzerine bir söyleşi yapmış ve iki de makale yazmıştır. Düşünce metodolojisi ve düşüncenin finanse edilmesi değişkenlerinin bu gerçeği açıklayabildiğini dile getirmektedir.

Yunan ve Fenike Kolonileri

Talasokratik Kenan Cumhuriyeti

Yunan, Fenike Kolonileri ve Etrüskler

Akdeniz Bilgeleri

Seyyahlar, tüccarlar, diplomatlar, gezginler, bilgeler ve filozoflar büyük Akdeniz bölgesini adım adım dolaşmışlardı. Pisagor, Aristo, Marco Polo, Evliya Çelebi, İbni Batuta, İbni Haldun, Farabi, Harezmi, Birûni akla gelen ilk örneklerdir.

Havzalar, sadece nehirlerin, denizlerin, suların toplandığı yerler değildir, kendisine yol çizdiği coğrafi noktalar değildir. Akdeniz Havzası aynı zamanda fikirlerin de oluştuğu toplandığı, fikir adamlarının, bilgelerin bir araya geldiği, sürekli olarak bilgelerin ve fikirlerin peşinde seyahatlerle havzanın içerisinde dolandığı, dünyanın en etkileşimli ana bölgesi güzergahıdır, dünyanın ortasıdır.

Fikirler bu orta bölgede oluşmakta ve dünyanın dört tarafına da dağılmaktadırlar. Tarihte böyle olmuştur, günümüzde de bu şekildedir. Büyük Akdeniz Havzası‘nın göz ardı edilen Asya parçası aslında aydınlanmanın ilk kez gerçekleştirdiği coğrafi alanlardır.  Bu alanlardan, Türkistan bölgesinin Türk ve İranlı fikir ve düşünce adamları, Amerikalı Frederick Starr tarafından Kayıp Aydınlanma adlı kitabında, tek tek incelenmiş ve değerlendirilmiştir.

Eski Yunan bilgelerinin eserleri özellikle Bağdat’taki Bilgelik Evi Beytül Hikme’de Arapçaya tercüme edilmiştir. (o zaman bilim dili Arapçaydı)

Aristoteles bir Yunanlı olmasına karşın ikinci Aristoteles Türkistan’da Farabi et Türki olarak ortaya çıkmıştır. 

Eski Yunan’ın bu şekilde bütün filozof ve bilgelerinin eserleri tercüme edilmiş ve Türkistan‘daki Türk ve İranlı bilgeler de bölgelerindeki Akdeniz çeşitliliği ve ki bunun temelinde de İpek Yolu dinamizmi yatmaktadır, diller, dinler, coğrafyalar çeşitliliği içerisinde  büyük eserlerini ortaya koymuşlardı. Daha sonra, bu eserler Arapça üzerinden Avrupa’ya ulaşmış ve Avrupa’nın karanlıklardan çıkmasını, aydınlanma çağını ateşlemiştir, yolların birleştirdiği Akdeniz Havzası, denizler, nehirler ve şehirlerin etkileşimli bir kültür ve medeniyeti ortaya çıkarmasını sağlamıştı.

Eski Yunan

Büyük Akdeniz Havzasında İslam Bilginleri

 

 

Mısır-İslam

Tunus – İslam

Rumeli- İslam

Kırım – İslam

İstanbul, Türkiye – İslam

Türkiye – İslam

İspanya-İslam

İran-İslam

İran – İslam

Türkistan – İslam

Roma

Türkistan-İslam

Türkiye – İslam

İspanya, Tunus – İslam

Fransa, İtalya

İspanya, Fas – İslam

Bilgeler Galerisi

 

Bilgeler Galerisi

 

Bilgeler İle

 

Prof Dr İlber Ortaylı

  

Prof Dr Mehmet Genç

Prof Dr Teoman Duralı

Can Yücel

Prof Dr Hakan Bozkuş

Dr. Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif

Tarık Bayram Gölezlioğlu

 

Yakup Ömeroğlu

 

Erdoğan Aslıyüce                                      Ardan Zentürk

 

Ahmet Kot                                              Doç Dr Necati AYDIN

Doç Dr Necati Aydın

 

Mehmet Bozdağ                                       Ertuğrul Dizisi

 

İhsan Fazlıoğlu’nu dinlerken                    Nevzat Kaya

 

Prof Dr Stoyan Dinkov, Orhan Sakin                     Prof Dr Stoyan Dinkov

 

Prof Dr Melih Baş

Bilgelerin İkiz Masaları

Türk Bilgeleri

Eski Yunan, Roma, Hint, Çin, İran, Avrupa Bilgeleri

Türkçe Bilge/lik Literatürü

Milli Kütüphane kataloglarının istatistiki değerlendirilmesinden anlaşılan o ki, bilgelik hakkında yazılan kitap ve makaleler ülkemizde edebiyat ile ilgili bir konudur.

Bilgeliğin asıl alanı olan Felsefe, Psikoloji, Yönetim ve Siyasal Bilimler ile ilgili yazılanlar azınlıkta kalmaktadır.

Kendimize ait olan binlerce yıllık bir kavramı değerlendirmek ve yorumlamak konusunda demek gerçeklik ile bağımız kopmuş.

Bilgelik literatürümüzün zenginleştirilmesi önem taşımaktadır.

Başlangıç olarak Bilge Tonyukuk, Bilge Kağan ve Kültigin Yazıtlarının tarih felsefesi açısından değerlendirilmesi önemli kazanımlar sağlamamıza neden olacaktır.

Milli Kütüphane kataloglarındaki yayın adetleri – 26 Şubat 2024’e kadar 

BİLGE

• Tümü 227

• Türkçe Roman ve Hikaye 117
• Retorik ve Edebi Eser …90
• Doğa Bilimleri ve Mate…19

BİLGELİK

• Tümü 268

• Retorik ve Edebi Eser …52
• Diğer Dinler 20
• Uygulamalı Psikoloji 20
• İslâm 15
• Türkçe Roman ve Hikaye 11
• Felsefe ve Psikoloji9
• Halkbilim (Folklor)8
• Psikoloji7
• Karşılaştırmalı Din 5
• Türkçe Denemeler5
• Çocuk Yetiştirme ve Ev…4
• Diğer Ahlâki Kurallar4
• Edebi Tarih ve Eleştir…4
• Esenliğe Dönük Okkült …4
• Fransızca Denemeler4
• Genel Yönetim4
• Siyasal Bilimler4
• Ayrımsal ve Gelişme Ps…3
• Din3
• Epistomoloji (Bilgi Ku…3
• Hint Kökenli Dinler3
Modern Batı Felsefesi3
• Stoacı Felsefe3
• Toplum Bilimleri3
• Yönetim ve Yardımcı Hi…3
• Afro-Asyatik Edebiyat …2
• Antik, Ortaçağ, Doğu F…2
• Bilgi2
• Dini ve Benzeri Amaçlı…2
• Doğu Hint-Avrupa ve Ke…2
• Hukuk2
• İngiliz Edebiyatında Ç…2
• Kültür ve Kurumlar2
• Mimarlık2
• Sosyal Gruplar2
• Türk Dili2
• 499’a Kadar Eskiçağ Ta…1
• Algılama,Duygular, Fiz…1
• Belirli Felsefi Okulla…1
• Bilinçaltı ve Başkalaş…1
• Binalar1
• Biyografi, Şecere, Niş…1
• Doğa Bilimleri ve Mate…1
• Eğitim1
• Emek Ekonomisi1
• Etik (Ahlâk Felsefesi)1
Felsefe ve Kuram1
• Felsefe ve Kuram1
• Felsefede İnsan Türler…1
• Felsefenin Çeşitli Kon…1
• Felsefenin Tarihi Ele …1
• Finansman Ekonomisi1
• Fransa1
• Gelenekler, Görgü, Hal…1
• Güney Asya Hindistan1
• Hastalıklar1
• İngilizce ve Eski İngi…1
• İnsanlık1
• İspanyolca Çeşitli Ese…1
• İspanyolca Roman ve Hi…1
• Kozmoloji (Doğa Felsef…1
• Metafizik (Spekülatif …1
• Normal Üstü (Paranorma…1
• Okul Yönetimi; Özel Eğ…1
• Ortadoğu (Yakındoğu)1
• Osmanlıca Edebiyat1
• Parapsikoloji Okkültiz…1
• Platoncu Felsefe1
• Sağlığın Geliştirilmes…1
• Sokrat Öncesi Yunan Fe…1
• Tıp Bilimleri Tıp1
• Toplumsal Etkileşim1
• Toplumsal Hizmetler ve…1
• Türkçe Çeşitli Eserler1
• Türkçe Edebiyat1
• Türkçe Hiciv ve Mizah1
• Türkiye Coğrafyası1
• Yahudilik1

Bilgi ve Gönül

Yusuf Has Hacip, “Bilgi, dibi olmayan bir deniz gibi olan insan gönlünün dibinde yatan incidir” der iken, gönülün sonsuz nitelikli derinliğini ve bilginin gönül içre olduğunu açıklıyor.

Demek bilginin yeri gönüldür. Gönülden olmayan da bilgi değildir. Gönülde olan bilgi de bilgelerdedir. Taşıyıcılar aktaranlar bilgelerdir. Bilge bilgisini gönlünde taşıyandır. Gönülsüz bilgi de bilgi sayılmaz.

Yusuf Has Hacip bilgeliğin şifresini 211-213 beyitlerde vermiş. Gönül-bilgi ilişkisi. Gönül tabiri, Oğuz Kağan destanından başlar.

“İnsan gönlü dibi olmayan bir deniz gibidir; bilgi onun dibinde yatan inciye benzer. İnsan inciyi denizden çıkarmadıkça, o, ister inci olsun ister çakıl taşı fark etmez. Kara toprak altındaki altın, taştan farksızdır, oradan çıkınca beylerin başına tuğ tokası olur. “

Kutadgu Bilig ss.211-213

Türk Aydınlanması yazıları

Türk Aydınlanmasının Metinleri: 12 Temel Eser

Türk Aydınlanmasının metinleri, Türk Aydınları için temel okuma metinleridir. Sözkonusu metinleri bilmeden, okumadan, hazmetmeden Aydın iddiasında bulunmak imkansızdır. Kayalara, granit taşlara, yazılan, dağlara ovalara dikilen…

Türk Aydınlanması

Türk, kendisini, yaratılan (Törük) olarak tanımlamış ve yer gök insan dizgisinde evrende konumlandırmıştır. Evren nasıl matematik bir sistematiğe sahip ise, Türk dili olan Türkçe…

Türk Aydınlanması ve Yunus Emre

  https://www.youtube.com/watch?v=CK043c9gyz0&ab_channel=BirGazeteciBirD%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr Dk: 32:25 Prof Dr Doğan Göçmen: Evet şimdi Levent Ağaoğlu’nun bir şeyi var Olcay ona da şey yapayım Ondan sonra evet Avrupa karanlıktan aydınlığa geçerken…

Batı aydınlanması Farabi et Türki (870-950) ile başlar

https://open.spotify.com/show/2t6Z4bChnIOzlrT9jV3zsR Dk. 24-36 Farabi ve Batı Aydınlanması