Home Blog Page 83

MGTV ile Papa’nın Ukrayna beyanatı ve İran

Azerbaycan’da neden Mehmet Emin Resulzade’nin adı bir havalimanına verilmez?

Turkish Inscriptions in Asia

Turkish Inscriptions

While a German scholar, Daniel G. Messeschmidt in 1721 and a Swedish officer Strahlenberg in 1730 were researching Turkish inscriptions in Asia, the Turkish…

The most used words in Turkish Inscriptions (103)

People 307 Bodun (Halk) 307 Kagan 206 Kagan 206 State 131 İL (Devlet) 131 Turkish 112 Türk 112 I am 107 Ban/bin/man (Ben) 107 Army 71 Sü (Ordu) 71 God 62 Tanri 62 Soldier 62 Ar (asker) 62 China 59 Tabgaç…

Turkish Inscriptions by Nuray Bilgili

https://twitter.com/search?q=%40NurayBLGL1%20yaz%C4%B1t&src=typed_query&f=top The inscription unearthed in the ancient city of Sura, located near the Syrian city of Raqqa, during the illegal excavations carried out by ISIS…

Cultural Heritage Monuments of Turks: Turkish Inscriptions in Asia

Please click on the blue texts to see the locations on the map. MONGOLIA Tonyukuk Yazıtı Kül Tigin Yazıtı Bilge Kağan Yazıtı Kül Çor Yazıtı …

Tonyukuk, Yenisei, Orkhon Inscriptions of TURKS by Ahmet Yeşiltepe, The Time Traveller, NTV

The Time Traveler – In Search of the Turks/Tonyukuk Inscriptions https://www.youtube.com/watch?v=2xWMgaavlxc In the second part of his Discovery – Special edition, “Time Traveller” brings to the…

Yenisey-Orkhon-Ahlat-Eyüp Inscriptions

Yenisei Yenisei orkhon orkhon Ahlat Ahlat Ahlat Eyüp http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/fatih-cekirge/bitlisteki-bu-mezarlar-her-seyi-anlatiyor-40574963

Babam Fevzi Ağaoğlu

Yakasında Beşiktaş rozeti ile gönlünü gözlerine nakşetmiş asil duruşlu Rumeli’nin Efendisi, sevdalı, çalışkan ve fedakâr insan; babam Fevzi Ağaoğlu           

Baba: Yakup     Anne: Fadliye    Doğum: Filibe 01/07/1928. Vefat: İstanbul 12/01/1997

© Copyright Levent Ağaoğlu

           Babam Fevzi Ağaoğlu’na           

Rumeli’nin Rind insanlarına

Yörük olarak gidip,

Muhacir olarak dönenlere

Balkanlar’dan esen fırtınalara

 

İsmail Kosoğlu, Büyük Dedem. Ustina, Pazarcık, Filibe (Plovdiv), Bulgaristan 1870.

 

Yakup Ağaoğlu, Dedem, Pazarcık, Filibe (Plovdiv), Bulgaristan

Dedem Yakup Ağaoğlu, babam Fevzi Ağaoğlu, amcam Necati Ağaoğlu, halam Şükran Ağaoğlu, babaannem Fadliye Ağaoğlu. Filibe. Rumeli Türklerinin mutlu bir ailesi.

Yörük büyükdedem “gel benim güzel Çerkez kızım” diye severmiş babaannemi. Büyük dedemiz İsmail ağa zengin olduğu için, aga olduğu için Çerkez kızı almış dört tane de dünya güzeli kız evladı olmuş.

Fadliye babaannem kardeşi Hesna Hanım ile. Güzel babaannem babamı nasıl da sarmalamış. Amcam hazırolda. Cicamın kızı Nermin Tetey meraklı bakışlarla. 

Fadliye Ağaoğlu. Doğum: Filibe 01/07/1903. Vefat İstanbul:  06/02/1969.  Babası: Mehmet. Annesi. Emir Babaannem yedi kardeş idi. Hesna, Müşerref, Fadliye. Şefkat, Münir, Müşerref, Cavit. Eski İstanbul vali yardımcılarından rahmetli Vala Enünlü de babamın Şefkat teyzesinin damadı idi.

Babaannem Fadliye Ağaoğlu, 1965.

“1864 büyük Kafkas Tehciri sonrası Çerkezler sadece Türkiye degil Osmanlının Varna, Dobruca, Filibe, Yugoslavya ve Makedonya’nın belli bölgelerine günümüz Yunanistan sınırları içinde köylere iskân edilmişlerdir. Alban ve Çerkezler Saka ve İskit ardılları olup kadim Turan insanlarıdırlar. Mükemmel bir aile. Çerkezler açık tenli olurlar. Belirli aile içi ve dışı kuralları vardır.” (Danyal Hergünsel)

Köfteci Sedat Ağaoğlu Edirne: Edirne’de akrabası Sedat Ağaoğlu da orada ünlü bir köfteciydi, Saraçlar Caddesindeki Rumeli Köftecisi hep dolup taşarmış.

Fotoğraflar: http://www.hudutgazetesi.com/yazar/8472/gemten-gnmze-lokantalarimiz-27.html

Babacığımın gürbüz bebekliği. Yörük babanın, Çerkez ananın hep çalışkan hep erdemli evladı.

Göçebe

Atadan göçebe

Dededen göçmen

Tuz yasaklı

Menemen Ovası’ndan

Saruhan’dan

 

Ustina tütünlü

Filibe Ovası’na

Tatarpazarcık’a

Küçükpazar’a

Fâtih’e

Payitaht’a

Fâtihlerin evlatları

Atalar

Büyükdedeler

Dedeler

Oğullar

Torunlar

Evlâd-ı Fâtihân

4 Mayıs 2019

Ustina: Filibe’ye bağlı bir köy.

Evlâd-ı Fâtihân: Rumeli’nin fethi sırasında Anadolu’dan göç ettirilip bu bölgeye iskân edilen Türkler

Hafta boyu cumartesi günü dâhil çalışan bir esnafın deniz kıyısındaki derme çatma sayfiye evinde hafta sonu keyfi. Filibe’de başlayan yaşantısında, 12 yaşında İstanbul’a göç eden bir ailenin de yükünü omuzlarında taşımış bir heybetli insan. İşine, ailesine ve taraftarı olduğu Beşiktaş futbol takımına sevdalı. Kaytan bıyıkları ile mutlu gülümseyen bir yüz ifadesi. Masada ithal Kent sigarası ve yerli bir kibrit. İstanbul’un 50 km batısında Kumburgaz sahil kasabası. Eternit çatı, güneşle kurutulan havlular. Gazete okurken.

  • “Çocuklarımı okutacağım” (İstanbul Koleji): Babam esnaf olarak çalışıyordu. Bizi özellikle İngilizce öğrenmemiz için Çukur bostan futbol sahasının oradaki bir eski konağın bahçesinde hizmet veren İstanbul Koleji’ne yazdırmıştı.
  • Alışveriş filesinde Meydan Larus fasikülleri: 1969 yılında yayınlanmaya başlayan Meydan Larus ansiklopedisini babamın dükkânına fasikül fasikül getirilir babam da o fasikülleri alışveriş filesinde eve getirirdi. Komşumuzun oğlu Hakan Bozkuş, daha sonra Tıp Profesörü olmuştur, Namık dayımın oğlu Tolga Funda, bizden gelip hep o fasikülleri alır ve okurlardı.
Yörüktük…. Yörüdük
Atadan dededen Yörüktük;
Yörüdük Saruhan illerinden
Urumelleri’ne…
Avdet ettik;
Deryaların hercümerç olduğu
Payitaht’ın rahmetine….
4 Şubat 2015

 

  • “Ne yapıciğiz be Neriman”:
  • Kılıbıklık diploması. Babam, dayımların beraber Kumburgaz’a gideriz daveti üzerine, “Pazar günü çamaşır yıkayacağız, gelemeyiz” cevabı üzerine, haftasına kılıbıklık diplomasını posta ile göndermişlerdi.
  • “Nerimaaan”. Babam annemi çağırırken Neriman kelimesini olduğu gibi heceleyip söylerdi.
  • Köfte patates. Babacığım dükkânda ızgara olarak pişirdiği köfteleri eve getirir, annem de evde patates kızartırdı, acil durumlarda diyelim annem bir yere gidecek, hemen bize okuldan döndüğümüzde, o köfteleri patatesleri servis ederdi, afiyetle yerdik.
  • Babamın ayağını fare ısırdı. Yine annemin anlattığı hatıralarıyla, Mutemet sokakta bodrum katında oturuyorduk, tabii nemli, sıhhi olmayan bir ortam, evde fare de bulunabiliyordu, annemin bizler için aşırı hassasiyeti vardı, bir kez de fareler babamın ayağını ısırıyor, 20 gün boyunca tetanoz aşısı oluyor.
  • “Nerimancığım”. Annemize hitap şeklimiz Nerimancığım şeklindeydi, demek ki babam anneme Nerimancığım diye hitap ediyordu biz de babamdan kopya çekiyormuşuz.
  • “Abiciklerin”. Dayılarım ile (dört tane dayım vardı) babam arasında, sevgi dolu bir ilişki vardı, aralarında çok güzel sohbetler ederlerdi, babacığım da anneme hep “abiciklerin” diye takılırdı.
  • Yazın babamın Eminönü’nden getirdiği Lolipop şekerlerin kumsalda satardım. Bir kez 2,5 lirayı kaybedince çok üzülmüştüm.
  • Beşiktaş sevgisi. Ailece Beşiktaşlıydık annem, babam hep Beşiktaş ile mutlu olur Beşiktaş ile üzülüyorduk, annem hep sorardı “oğlum Beşiktaş kazandı mı kaybetti mi” diye, o bizim için bir sevinç kaynağıydı.
  • “Ne iane alırım ne iane veririm”: Babamın sürekli kullandığı bir sözdü. Hayat mücadelesinin özünü ifade eden bir söz babamın söylediği. Hayatı sürekli mücadele içerisinde geçmiş ve mücadele ile sıfırdan başladıkları (Filibe’den muhacir olarak geliyorlar) bir hayatı neticede kaybetmemiş oluyorlar. Türkiye’deki bütün muhacirler aslında bu hayat felsefesine sahip.
Özbek, Türkmen, Tatar
Kazak, Kırgız, Salar
Neredesin koca Türk
Âlemlerde Törük
Dünyalarda
Kosoğlu Yörük
Kimi kimden
Seni benden
Beni senden
Saklar yalancılar
Yılancılar
Boynuma dolanan yılanlar
20.03.2022
  • “Süleyman abi” (Süleyman Seba): Tüm Beşiktaşlılar gibi babam da son derece tutkulu bir taraftar idi. Beşiktaş tutkusu hayatının her anını kapsayıcı nitelikteydi. Rahmetli olmadan 40 gün önce Beşiktaş’ın derbi maçını seyrederken fenalaştı ve hastaneye kaldırıldı. Evet, işte siyah ve beyazın anlamı; hayat ve ölüm.
  • “Namuğun hep arkasından konuşurlar ama işlerini de Namuğa yaptırırlar”: Küçük dayımın Namık dayımın öksüz ve yetim olarak büyümüş olması neticesinde ona karşı da ayrı bir sevgi duyardı, çok severdi kendisini. Birbirlerine hep destekte bulunmuşlar yardımcı olmuşlardı.
  • “Okusunlar adam olsunlar”: Bize hiçbir zaman yaptığı leziz köftelerin formülünü söylemedi, aynı mesleği devam ettirmemizi istemiyordu, okuyup adam olmamız arzusundaydı. Hong Kong’a gideceğim zaman da annemi teselli etmişti, “bak oğlumu seçmişler ne kadar güzel bir şey üzülme” Okumamız konusunda her zaman bize destek oldu babacığım.
  • “Yapma be Necati abi”: Abi kardeş köfteci dükkânında beraber çalışıyorlardı, hayata birlikte tutunmuşlardı. Eminönü kolay olmayan bir ortamdı fakat birbirlerinin nazını da çekiyorlardı. Kardeşçe işlerini götürdüler, ne güzel. Allah rahmet eylesin
  • “Abiciğim” (Halam) Halam babamı hep abiciğim şeklinde çağırdı, halacığım da çok şefkatli, sevgi dolu bir insandı.
  • “Ebe donu bebe donu” (Menderes dönemi) Babam Menderes ve Demirel yanlısı bir insandı. Menderes’e yapılan zulümleri sürekli olarak dile getiriyordu. Aynı çizgiden gelen Demirel’e o nedenle sempati duyuyordu.
  • Neşe Karaböcek: Şarkılarını tutkuyla söyleyen Neşe Karaböcek’in yorumlarını çok seviyordu, kendisi de bu şarkıları terennüm ederdi.
  • “Sirke bırakayım mı”: Eminönü’ndeki dükkânda esnafın arasında ayrı bir dil kullanılırdı, koymak fiili hiçbir şekilde kullanılmaz, onun yerine bırakayım mı tabiri kullanılırdı. Nezaket asıldı orada.
  • Demirel, Ecevit: Babam Demirelci, Kardeşim ve ben Ecevitçi idik, evde bu konularda birbirimizle arada sırada tartışırdık, hayat işte.
  • Meriç nehrine kışın düşmüş. Filibe’de iken küçükken böyle bir olay yaşanmış, herhalde babamın bünyesinde olumsuz etkileri olmuştur diye düşünüyorum.
  • “Çocuklarımı Bulgar kızları ile evlendirmeyeceğim” (Babaannem). Bu sözü halamdan duymuştum bu tabii kültürel hassasiyeti gösteriyor aynı zamanda, çünkü hristiyan kızlarla evlenen Türkler neticede kimliklerini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyaydılar. Bu hassasiyet neticesinde Bulgaristan terk edilerek İstanbul’a göç edilmişti.
  • Polis Karakolu (Küçük Pazar). Küçük Pazara geldiklerinde dükkânın yanında polis karakolu olduğundan bahsediyordu sürekli babam.
Kökler
Kosova Ovası’nda
Yegâne Şehid Hakan
Murat Hüdavendigâr
İpek Yolu’nda
İstiklâl’imin Şâiri
Kosova’da tüten
En son ocak
Kosova Ovası’nda
Yakova tekkeleri
Bakır sancaklı
Bayraklı
Papyonlu fesli
Devlet-i Âli’li
Funda Milleti
Kosoğlu İsmail,
Pazarcık, Filibe
Fotoğrafın ilk çıktığı yıllar,
1870’ler
1877 Rus Savaşı
Rodoplar kapı duvar
Filibe, Pazarcık
Rumeli’nde
“Doğu Rumeli Devleti”
Son Ocak
Balkan yörüklerinde
Fes biçiminde baş giysileri
Farklı cepkeni
Ha Kosoğlu Filibe
Ha Kosova Yakova
Gözlerde hep o
Kurucu gurur ve vakar
28 Haziran 2019
  • “Fevziko”: Samimi olduğum insanlar babamı Fevziko diye çağırırlardı. Annem Caniko derdi.
  • Beşiktaş Sevdası: Babam 12 yaşına kadar Bulgaristan’da iken Dinamo Levski takımını tutarmış Bulgaristan ordusunun siyah beyaz renkli takımı. Türkiye’ye gelince aynı renklere sahip Beşiktaş’la buluşturmuştu bu tutkusunu.
  • “Et alacaksan koldan, eş alacaksan soydan” Bu da babamın kullandığı bir atalar sözüydü, sürekli kullanırdı.

Eminönü Ahi Çelebi Camii kapısı üzerinde yer alan:
Yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm
“Ey celâl ve ikram sahibi olan Allah”

Bize iç huzuru, hayır ve başarılar ihsan eyle.
Âmin yâ Muîn.

Kaynak. https://twitter.com/kursad_mustafa/status/1268441455489671168

Ahi Çelebi Camii bitişiğinde, amcamla birlikte işlettikleri bir köfteci dükkânı vardı. Dayımlar, teyzemler hep babama takılırlardı dükkânın koyu yeşil renginden ötürü. Yeşil türbe diye isim takmışlardı. Sokak Arnavut kaldırımı döşeli, masaların üzeri lacivert muşamba kaplıydı. Aspirin köftesi diye takılırlardı.  Rumeli köftesi lezzetliydi. Babam formülünü hiçbir zaman bize vermemiş, “okusunlar adam olsunlar,” demişti. Hep okumamızı arzulamıştı. Emekçiydi rahmetli, müthiş çalışırdı. Amcam dışarı servislere bakardı. Babamın piyazı da meşhurdu. İçme suyu cam şişedeydi. Şambaba tatlısı yapardı. Yazları patlıcan kızartma, biber kızartma yoğurtlu. Çorba falan yoktu, yapmazdı. Maalesef hiçbir fotoğraf kalmadı o dükkândan. Kardeşim ve ben birlikte gider, yazları yardımcı olurduk. Babam yardımcı olmamız için bizi çağırırdı. Babamın dükkânı 12 Eylül darbesinden iki yıl sonra yıkıldı. Babamın dükkânı caminin tam dibinde idi. Zindan Hanı yakınımızda idi.

500 yıllık cami. Ahi Çelebi Camii.

Yazları okul kapalı iken babamın köfteci dükkânına yardıma giderdik. Servis yapar, bulaşık yıkardım. 1974-75’lerde peynirci Rum kardeşler vardı Taki ile Maki, Rum Yorgo ve gıda toptancısı Musevi Eli vardı. Kolsuz bir amca vardı peynircide, Türk Sanat Müziği şarkıcısı Recep Birgit gelip peynir alırdı.

Malatya Pazarı, Coşkun Sucukları, Apikoğlu, gıda toptancısı Talat bey, Alemdar, Kademoğlu, İhsan Taşkın, Paksoy, Şakarcanlar hep babacığımın aspirin lakaplı köftesinin lezzetine müptela idiler. Rum Yorgo nüktedan adamdı, babacığım ile şakalaşırdı. Çorbacı derdi babam gayrimüslimlere.

Çoğunlukla Pötürgeli hamallar sırtlarında kuruyemiş taşıyorlardı. Kuruyemişçiler Çarşısı’ndaki Yağ İskelesi, Yemiş İskelesi ve Limon İskelesindeki bütün binalar tarihi binalar. Ege kıyılarından, Küçükkuyu’dan, Ayvalık’tan zeytinyağı gelirdi mavnalarla. Karşıda Galata Kulesi gözükürdü. Bütün buradaki binalar çok güzel ve eski işyerleriydi. Hepsi Bedrettin Dalan tarafından yıkıldı, dümdüz edildi. Koskoca bir tarih yok oldu gitti. Yıkımdan kalan bir tek Ahi Çelebi Camii, Zindan Hanı ve Akbank’ın bulunduğu taş bina oldu. Daha sonrasında Akbank’ın olduğu tarihi bina Tarih Vakfı’nın kullanımına verildi. Yine babamın dükkânına çok yakın bir yerde Pandeli’nin restoranı vardı. O da yıkıldı gitti, hepsi yok oldu.

Yağ iskelesi, Haliç kenarı, Eminönü

 “Eski Galata Köprüsü’nün Eminönü tarafında, İstanbul Ticaret Odası binasının bitişiğinde, Yemiş İskelesi’nin komşusu bir mahalle idi adeta. 300-400 yıllık binaları, daracık sokakları, bu sokaklardan üçünün beşinin açıldığı meydancıklarıyla mini bir müzeydi. Ayvalık ve Edremitli zeytinyağı imalatçı ve tüccarları başta olmak üzere yağ ticareti ile uğraşan herkesin burada dükkânı vardı. Sait Faik de 1933’de burada bir ticarethane açmıştı. Pandeli’nin ilk açılan yeri de burada. Dalan zamanında tamamen yıkılarak yeni Galata Köprüsü’nün şantiye alanı haline getirildi.

Biraz daha anlatayım. Benim çocukluğumun geçtiği, belediyenin de üzerinden geçtiği açık hava müzesiydi burası. Evler tek katlı ahşaptı. Yollar toprak ya da arnavut kaldırımı. Fransız usulü ortası geniş, tepeleri sivri sokak lambaları vardı.

Artık anılarda kalan bu İstanbul semtinin çeşitli yerlerde ismine rastlarsınız:

Ara Güler’in “Yağ iskelesinde iş bekleyen hamallar” adlı fotoğrafı.

İbrahim Safi’nin “Eminönü yağ iskelesi” tablosu.

Sabahattin Ali “İçimizdeki Şeytan” adlı hikâyesinde.”

Kaynak;  https://eksisozluk.com/yag-iskelesi–1155582

Hamallar Kürtçe konuşurlardı. Hal binasının önü hep kalabalıktı. Zindan Han’a da köfte götürürdüm. Akbank binası babamın dükkânının karşısında, tarihi taş bir bina idi. Kuruyemiş toptancıları her tarafta idi.

Dedeler, dadalar
Saruhan, Karaman’dan
Yörükler, Evladı Fatihan’lar
Yıllarda yollar

 

Yollarda yıllar
Şehrengizler, Sevdalar
Dünya Rumeliler
Hep rind olanlar
06.09.2022

Babamın ızgaracısı Sait’in çocuğu olmuyordu. Annem hanımını hastaneye götürmüş ve ardından çocuğu da olmuştu. Daha sonra Eyüp’te kendi köfteci dükkânını açmıştı. Dayımlar, babama Bayrampaşa civarında dükkân buldular ama babam kabul etmedi. 1982’de 12 Eylül darbesinden sonra dükkân yıkılınca Aksaray’da Nevzat dayım babama bir yer buldu ve orada dükkânı yeniden açtı. Ama babam orayı hiç sevmedi. Eminönü’nün insanlarıyla Aksaray Namık Kemal Caddesi insanları çok farklıydı. Daha sonra da yanında çalışan Kastamonulu çırağına devrediverdi babam rahmetli.

Cavit Orhan Tütengil’in öldürüldüğünü İMÇ’nin oralarda duymuştum. Karanlık günlerde ağlamaklı olmuştum duyunca. Çalışkan, karınca misali bir sosyologdu. Özellikle köy sosyolojisini çok iyi biliyordu.

Babamın 69 yıllık ömrünün ise 12 yılı Filibe‘de, 57 yılı ise İstanbul’da Beşiktaş, Küçük Pazar ve Fâtih’ te geçmişti. Neticede Evlâdı Fâtihân olarak Rumeli’ye gidenler İstanbul’un Fâtih semtine muhacir olarak dönmüşlerdi. Bunun içerdiği anlamlar üzerinde derinliğine düşünmek gerektir.

Yağ İskelesi Fotoğrafları

Kaynak; Google

Seyahatname’nin birinci cildinin daha ilk sayfalarında Hikmet-i Hudâ sebeb-i seyâhat ve geşt ü güzâr-ı vilâyet başlığı altında gördüğü rüyayı şöyle anlatır Evliya Çelebi:

İstanbul’da 1040 Muharrem’inin aşure gecesi (19 Ağustos 1630) evimizin köşesinde değirmi yastık üzerinde murat uykusuna yatmıştık. Bu hakir, kendimi uyku ile uyanıklık arasında Yemiş İskelesi yakınında, helal ve temiz para ile yapılmış, edilen duaların kabul olduğu Ahi Çelebi Camii’nde gördüm. Derhâl cami kapısı açıldı, tepeden tırnağa silahlı askerlerle, nurlu camiin içi nur yüzlü cemaatle doldu. Sabah namazının sünnetini kılıp salavat-ı şerifeye başladılar.

Evliya Çelebi de minber dibinde oturmuş bu nur yüzlü cemaati seyrederek hayran kalmıştır. Yanındaki nur yüzlü kişiye sorar:

-Benim sultanım, mübarek zatınız kimdir, mübarek isminizi bağışlar mısınız?

Nur yüzlü kişi, sağlığında cennetle müjdelenen on kişiden Ebi Vakkasoğlu Sad olduğunu söyleyince Evliya Çelebi hemen bu kişinin elini öper. Camide sağ tarafta ışıklar içinde oturmakta olan kişileri sorduğunda:

-Onların hepsi peygamber ruhlarıdır, gerideki safta bütün evliya ve asfiya ruhlarıdır. Bunlar Sahabe-i kiram, Muhacirin, Ensar, Erbab-ı suffe, Kerbela şehitleri ve sadıklarıdır. Mihrabın sağında Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, solunda Hz. Osman ve Hz. Ali vardır, cevabını alır.

Camideki cemaatin hepsi din ulularıdır. Hz. Muhammed ise mihrapta oturmaktadır. Evliya Çelebi bu cemaate müezzinlik yapar. Namaz bitince Ebi Vakkas, Evliya Çelebi’ye tevhit sonrasında hemen kalkıp Hz. Muhammed’in mübarek elini öpüp “Şefaat ya Resulallah” demesini öğütler. Çok heyecanlanan
Evliya Çelebi’yi Ebi Vakkas oğlu Sad, elinden tutarak Hz. Muhammed’in yanına götürür ve:

-Sadık âşıkın ve ümmetinden Evliya kulun şefaatini diler, diye söyleyince daha da heyecanlanan Evliya Çelebi, Hz. Muhammed’in elini öperken “Şefaat ya Resulallah” diyeceği yerde “Seyahat ya Resulallah!” der.

Hazreti Peygamber gülümseyerek:

-Allah’ım şefaati, seyahati ve ziyareti sağlık ve esenlikle kolaylaştır, diye dua ettikten sonra el-Fâtih a der, cemaat de Fâtih a suresini okuyarak bu duaya katılır.

Evliya Çelebi daha sonra camideki bütün mübarek kişilerin ellerini öper, hayır dualarını alır. Dönemin tanınmış rüya yorumcularına rüyasını anlatır. Yorumcular, rüyasının dünyayı gezip dolaşan seyyah olacağı, güzel bir sonla görevini bitirip Hz. Muhammed’in şefaatiyle cennete gireceği anlamına geldiğini söylerler.

İşte böylece Evliya Çelebi, dünyanın en ünlü seyyahı olur…

Gördüklerini, yaşadıklarını, duyduklarını yazıya geçirerek de ünlü eseri Seyahatname’yi yalnızca Türk milletine değil bütün insanlığa bir bilgi hazinesi olarak bırakır.

Kaynak: ŞÜKRÜ HALÛK AKALIN-Seyahatname’den Evliya Çelebi’ye (cu.edu.tr)

Etçi

Babamın köfteci dükkânı vardı, babamın mesleğini sorduklarında, etçi derdik.

Babamın 1982 yılında Eminönü’ndeki köfteci dükkânı, gelen bir başçavuşun tebligatıyla kapatılmıştı.

Babamın cenazesi Fâtih Camii’nden kaldırıldı ve Kozlu Mezarlığı’na gömüldü. Ben Hong Kong’a gittikten 40 gün sonra babam rahmetli olmuştu ve alelacele İstanbul’a gelmiştim. Tek başıma gelmiştim. Cenaze çok kalabalıktı. Annemin, babamın akrabaları, konu komşu hepsi orada toplanmışlardı. Allah rahmet eylesin, babacığım Hong Kong’a gitmemi çok arzulamıştı. Rahatsızdı, kalp rahatsızlığı vardı ama “Ne güzel, oğlumu seçmişler, gitsin tabii ki!” diye annemi de teselli etmişti. Rumeli’den göç eden, elde avuçta hiçbir şeyi olmayan muhacirlerin acılı yaşantısını telafi duygusuyla olsa gerek sürekli, hatta pazar günleri de dükkâna gidip çalışmıştı babacığım.

Koyunbaba’daki Balakar Muhallebicisi eski bir dükkândı. Babam Yavuzselim’deki köşe dükkândan köfteci dükkânı için şambaba kurusu alırdı.

Beşiktaşlılığım babamdan geçmedir. Eve gelir, böyle ortada salonda, masanın üzerinde hesap kitap yapar, sabahları erkenden kalkıp giderdi. Evden Eminönü’ne kadar yürür ve dönüşte de o şekilde gelirdi. Kar kış demeden o dükkânda çalışırdı babacığım. Çok çalışan bir insandı rahmetli. Türk Sanat Müziğini sever, şarkıcıları Müzeyyen, Neşe gibi hep ilk isimleriyle anardı. Onlardan sanki arkadaşlarıymış gibi söz ederdi. Almanya maçına gittiğini hatırlıyorum 70’li yıllarda. Türkiye – Almanya maçı vardı ama yenilmiştik. O maça gittiğini gayet iyi hatırlıyorum. Vatan Apartmanı’na ilk taşındığımızda Beşiktaş’ın maçı vardı. Babam maça gitmişti. İstanbul’a göç ettiklerinde Beşiktaş’ta teyzesinin ahşap konağında babaannem, kız kardeşi, amcamla birlikte oturmaya başlamışlardı. Teyzesinin oğlu Kamuran dayı ile birlikte Serencebey Yokuşu’ndan aşağıya öyle top oynaya oynaya inerlermiş. Babam Bulgaristan’da Levski takımını tutarmış. Renkler siyah beyazmış, tabii ki İstanbul’a gelince Beşiktaş’la buluşması çok güzel bir rastlantı olmuş ve hemen de sevdalısı olmuş.

ŞECERE
Atalardan Çungaryalı
Büyük Asyalı
Küçük Asyalı
Saruhan Kıpçaklı
Menemen Ovalı
Yörük Obalı
Balkan Yörüklü
Rodoplardan
Ustinalı
Doğu Rumelili
Kosoğlulu
Babadan Filibeli
Kosoğlu’lu, Tatarpazarcıklı
Gülbahçeli, Ustina Tütünlü
Paşa Camili
Kervansaraylı
Soydan
Evlâd-ı Fâtihânlı
Yollarda
Ayşekadın Edirneli
7 Temmuz 2018

Türklerin tarihi liderlerinde Bilge adı neden sıklıkla kullanılmıştır?

Bilgelik doğaüstü olayları anlama yetisidir. Bilgili kişinin niteliğini dile getiren bilgelik deyimi, inançsal düzeyde doğaüstü olayları bilme anlamını dile getiriyor. Ebedi bilgelik hemen hemen bütün inançlarda Tanrı’ya özgüdür. Kimi inançlarda bu bilgelik tanrı katında insanlarca çalınarak elde edilir, kimi inançlarda da tanrı tarafından bağışlanır.
Türkler tarih boyunca bilgeliğe ve bilgiye büyük değer vermişlerdir. Bu nedenle, devlet adamları için “bilge” unvanı kullanmak oldukça yaygındı. Türklerin tarihi liderlerinde bilge adı sıklıkla kullanılmasının birkaç sebebi var:

Bilgelik ve liderlik arasındaki bağlantı:

Türk kültüründe bilgelik, liderlik için önemli bir vasıf olarak görülür. Bilge lider, adil, dürüst, zeki ve tecrübeli bir kişi olarak kabul edilir. Bu vasıflar, bir topluluğu yönetmek ve doğru kararlar vermek için gereklidir.

Tarihi örnekler:

Türk tarihinde bilgeliğiyle öne çıkan birçok lider var. Örneğin:

  • Alp Er Tunga: Göktürklerin kurucusu ve ilk kağanı. Bilgeliği ve adil yönetimiyle tanınır.
  • Bilge Kağan: Uygur Kağanlığı’nın bilge hükümdarı. Göktürk alfabesini geliştirmiş ve Uygur kültürüne önemli katkılar yapmıştır.
  • Yavuz Sultan Selim: Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü padişahlarından biri. Siyasi ve askeri zekasıyla tanınır.

Türk tarihi bilge devlet adamlarıyla doludur. Oğuz Kağan, Alp Er Tunga, Bilge Kağan, Atatürk gibi liderler, bilgelikleri ve liderlikleriyle tarihe damgalarını vurmuşlardır. Bu liderler, Türklerin bilgelik ve bilgiye verdiği önemin en somut örnekleridir.

Bu liderlerin başarıları, bilgeliğin ve liderliğin bir araya geldiğinde neler başarabileceğini gösterir.

Atatürk ve Bilgelik

Aşağıdaki alıntı aslında Atatürk’ün adının “Bilgetürk” anlamına geldiğini gösteriyor…
 “”Ata” sözünün ”Bilge” sözüne Atatürk”ün de ”Türk Bilgesi”, ”TürkAtası” kavramlarına çıktığı perçinlenmiştir.”
“Atatürk adının etimolojisi üzerine birçok çalışma yapılmış, yapılan bütün çalışmaların ”Ata” sözünün ”Bilge” sözüne Atatürk”ün de ”Türk Bilgesi”, ”Türk Atası” kavramlarına çıktığı perçinlenmiştir.” https://www.yenicaggazetesi.com.tr/turk-kulturunde-bilge-tipi-ve-mustafa-kemale-ataturk-soyadinin-verilisi-452696h.htm

Manevi ve dini anlamlar:

Bilgelik, birçok din ve manevi gelenekte önemli bir kavramdır. Türklerin eski inançlarında da bilgelik, tanrılara yakın olmak ve onlardan bilgi almakla ilişkilendirilirdi. Bu nedenle bilge liderler, sadece siyasi ve askeri açıdan değil, aynı zamanda manevi açıdan da önemli bir yere sahipti.

Dilsel ve kültürel bağlantılar:

Türkçede “bilge” kelimesi, “bilmek” fiilinden türemiştir. Bilmek, bilgi sahibi olmak ve doğruyu yanlıştan ayırt edebilmek anlamına gelir. Bu kelime, Türk kültüründe bilgeliğin önemini ve değerini gösterir.

Bilginin Gücü: Geçmişte, bilgelik hayatta kalmak ve gelişmek için hayati önem taşıyordu. Doğayla uyum içinde yaşamak, savaşlar kazanmak ve toplumu yönetmek için bilgi ve deneyim şarttı. Bilge devlet adamları, bu bilgi ve deneyimi kullanarak halklarını refaha ve zafere taşıyabilirlerdi.

Adil Yönetim: Bilgelik, adil ve merhametli bir yönetim için de gerekli görülüyordu. Bilge devlet adamları, yasaları bilgelikle uygular, halkın ihtiyaçlarını gözetir ve adaleti her şeyin üstünde tutarlardı.

Ahlaki Önderlik: Bilge devlet adamları sadece politik liderler değil, aynı zamanda ahlaki önderler olarak da görülürlerdi. Halkı doğru yola yönlendirmek, erdemli bir toplum inşa etmek ve ahlaki değerleri korumak için bilgeliklerini kullanırlardı.

Dilsel Anlam: “Bilge” kelimesinin Türkçedeki anlamı sadece “bilgili” olmanın ötesine geçer. Aynı zamanda “akıllı”, “tecrübeli”, “olgun”, “adil” ve “merhametli” anlamlarını da taşır. Bu nedenle, “bilge” unvanı bir devlet adamı için en yüksek övgülerden biri olarak kabul edilirdi. Türklerin geçmişte devlet adamları için “bilge” adını kullanmasının temelinde yatan temel neden, bilgeliğin liderlik için en önemli vasıflardan biri olduğuna inanmalarıydı. Bilge devlet adamları, halklarını refaha ve zafere taşıyabilecek, adil ve merhametli bir yönetim sağlayabilecek ve ahlaki değerleri koruyabilecek liderler olarak görülürlerdi.

Sonuç olarak:

Türklerin tarihi liderlerinde bilge adı sıklıkla kullanılmasının sebebi, bilgeliğin liderlik için önemli bir vasıf olarak görülmesidir. Tarihi örnekler, bilge liderlerin başarılarını gösterir. Bilgelik, manevi ve dini açıdan da önemli bir kavramdır. Dilsel ve kültürel bağlantılar da bu kullanımın yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur.

Prof Mim Kemal Öke’de Kıtaların Ruhu

Aşkla Dans

Türkler, Tasavvuf ve Musiki
Prof. Dr. Mim Kemal Öke İLGİ KÜLTÜR SANAT YAYINLARI
Mim Kemal Öke, bu denemesinde kendi metafiziksel derinliğinin bilincine varamayan çağımız insanının varoluşsal ıstırabına değinmekte ve sormaktadır: Nereye gidiyor bu dünya? ATM ile AVM arasında tüketilen ömürlerle sahi uygarlaşmanın neresindeyiz şu 21. yüzyılda?
Asıl önemlisi; ÖKE Türk’ün tarihi yolculuğunu müzik aracılığıyla aktarmakta ve tasavvuf musikisinin Türk kişilik, kimlik ve ruhu üzerindeki etkilerini irdelemektedir. Özetle, bu kitapta “keşf-i aşk” metodolojisinin şifreleri sunulmakta ve bu definenin yol haritasının da Türk’ün jeokültüründe bulunduğu savunulmaktadır.

Kim bilir belki küreselleşme devrinin mustarip insanının beklediği de bu e(st)etik reçetedir.

KADERLE  DANS

Özgürlük – Güvenlik Kıskacındaki Latin Amerika’da Kimlik Sorunsalı

Bu kitap, özgürlük/güvenlik kıskacındaki Latin Amerika halklarının “kimlik sorunsalı”nı irdelemektedir.

Futbolu, pembe dizileri, güzellik yarışmaları, müziği ve dansları ile bildiğimiz bu kıtayı ve sakinlerini aslında ne kadar tanıyoruz?

Bu çalışmada, kimlik arayışının nasıl serüvenleştirilebileceğini göreceksiniz. 1492’den başlayarak günümüze uzanan kaderle tarihi yolculukta derinlerdeki Latin Amerika’yı ve insanlarının ruhunu adeta bir karnaval kaleydoskobunun merceğinden bakarak keşfedeceksiniz.

Mim Kemal Öke’nin bilimsel analizlerine “büyülü gerçeklik” kattığı “deneme” türündeki bu özgün eserinde sadece Latin Amerika’yı değil, “Latin Amerika aynası”ndan kendi hakikatinizi de görecek ve sizin kaderle dansınızdaki oto-koreografinizi bulacaksınız.

Afrika Ruhunun Aşkın’a Ulaşma Etnomüzikolojisi
Bu öyle bir çalışma ki, yalnızca disiplinlerarası olarak addetmek müthiş bir eksiklik olur zira aynı zamanda kıtalararası, mekânlararası, zamanlararası ve hatta zamansız. Afrika’nın kadim ritim ve raks kültürünün, kâinat düzleminde insana verdiği ulvî sırların sırrını günümüzün neoliberal, postmodern, geç kapitalist dünyasına; özellikle kültür tarihi, kültürel antropoloji (Batılı olmayan), sosyal psikoloji, etnomüzikoloji ve uluslararası ilişkiler bağlamında vermeye çalışan bu yarı-akademik çalışma, Mim Kemâl Hoca’nın akademik birikimin yanı sıra özellikle kızı ile edindiği uygulamalı ritim ve raks tecrübelerinin bir neticesi olarak daha birçok çalışmaya kaynaklık etmesi gereken bir küll.

Mevzumuz, kadim dünya müzikleri/kültürlerinin -burada Afrika mistisizmi, esrime müzikleri ve raksları özelinde- kültür, ekonomi-politik ve siyaset üzerindeki etkileri, amacı “dünyalı olanı kutsala vardırmak” olan bu geleneğin tarih boyunca, yine Afrika ruhu merkeze alınarak (kölelik/kölecilik dönemi, sömürgecilik öncesi dönem, sömürgecilik dönemi, sömürgecilik sonrası dönem ve ardından gelen fikirlerin sömürgeleşmesi döneminde) bir serencamının çizilmesi. Fakat alelade bir kronolojik çalışma değil bu, burada anlatmaya kelime sınırlarının yetmeyeceği kadar holistik ve girift, bir o kadar da Hoca’nın kendine has zarif deneme dili ile aktarıldığı bir başyapıt. Afrika etnomüzikolojisi üzerine, kolektif çalışmalarda özellikle yurt dışında yapılan birçok araştırma mevcut olsa da bu kitabın bütüncüllüğü ve kompaktlığının ve elbette içinde o hiçbir zamanı ve mekânı ötekileştirmeyen, tevhidi bulan dilinin yanında birçoğunun esamesi okunmaz. Görselleri ve inanılmaz detaylı kaynakçası da (kitaplar, makaleler, DVD ve CDler, parçalar, filmler, belgeseller…) konuya ilgi duyanlara spesifik, interaktif bir veri akışı teşkil ediyor.

Bizim kadim kültürümüzde “aşk felsefesini bir ilim ve irfan sanatına dönüştürmek tasavvuf mesleğidir.” İşte bu kutsala ve Bir’e susamışlık dünyanın hemen bütün kültürlerinde süregelmiştir. Bazılarında ise daha baskın bir felsefe ile tezahür etmiştir. İşte bu çalışma, bu arayışın Afrika halklarının İber Yarımadası, ABD ve Latin Amerika gibi bölgelerinde katettiği mesafeyi, bir metamorfoz süzgecinden de geçirerek gözler önüne seriyor. Yüzyıllar boyunca özgürlük-güvenlik sarkacında kalan bu halkların manevî RR’sinin (ritim-raks), Yoruba ayinlerinden Condomble tertiplerine, ngangalardan simbalara, müziğinin ekonomi politiği üzerine getirdiği açılımlara ve modernizmle girdiği açmazlara temel bir yol haritası sunuyor. Bu kadim “müzik medeniyeti”nin kimi zaman bir “uzlaşma vaadi” (Adorno) kimi zaman ise bir “şiddet emisyonu” (Fletcher) işlevi gören ritimlerini Aşkın’a ulaşma yolunda ele alıyor. Allah-Âdem-Âlem denkleminde bizlere yer yer Nietszche’nin yer yer Shakespeare’in bilge-sanatçılık özlemlerinin sebeplerini çok daha geniş, zamansız bir perspektiften sunuyor. Hande Yıldırım Önsöz @handeyildirim 12 Ara 2019

 

Prof Mim Kemal Öke’nin Yayınları

http://tubis.ticaret.edu.tr/_Adek/CV/CV.aspx?x=mkoke%40ticaret.edu.tr

ÖZGEÇMİŞ
1.
Adı Soyadı : Mim Kemal Bülent ÖKE
Unvanı : Prof. Dr.
2.
3.
4. Öğrenim Durumu
Derece Üniversite Alan Yıl
Lisans University of Cambridge İNGİLTERE İktisat 1973 – 1977
Lisans University of Cambridge İNGİLTERE Tarih 1973 – 1977
Yüksek Lisans University of Cambridge İNGİLTERE Uluslararası İlişkiler 1978 – 1979
Yüksek Lisans University of Sussex İNGİLTERE Uluslararası İlişkiler 1977 – 1978
Doktora İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler 1979 – 1981
5. Akademik Unvanlar
Unvan Alan Üniversite Yıl
Siyaset Bilimi İstanbul Üniversitesi 1980 – 1982
Dr. Öğr. Üyesi Kamu Yönetimi Boğaziçi Üniversitesi 1982 – 1984
Doç. Dr. Tarih Boğaziçi Üniversitesi 1984 – 1989
Prof. Dr. Tarih Boğaziçi Üniversitesi 1989 – Devam Ediyor
6. Yönetilen Yüksek Lisans ve Doktora Tezleri
6.1 Yüksek Lisans Tezleri
ABDELLA, A. (Devam ediyor). POST-ELECTION CRIES IN THE HORN OF AFRİCA AND THEIR IMPACTS ON GROUP MIGRATIONS: THE CASE OF THE OROMO NATION IN ETHIOPIA., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Afrika Çalışmaları ve Uluslararası İlişkiler İngilizce Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
ATASEVER, Y. (Devam ediyor). Uluslararası Örgütlere Yeni Bir Model , İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
ATOUI, I. (Devam ediyor). Algerian National Securtiy Strategy Towards Security Threats in the Sahel Region., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Afrika Çalışmaları ve Uluslararası İlişkiler İngilizce Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
BİÇER, Y. (Devam ediyor). TÜRKİYE, SURİYE VE IRAK ARASINDA DÜNDEN BUGÜNE SU SORUNU., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
CERAN, H. (Devam ediyor). OSMANLI DEVLETİ VE ERMENİLERİN YER DEĞİŞTİRİLMESİ – 1915, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
FAZLIOĞLU, E. (Devam ediyor). URANYUM ZENGİNLEŞTİRME PROGRAMI BAĞLAMINDA RUSYA-İRAN İLİŞKİLERİ, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
İNCİ, H. (Devam ediyor). SSCB NİN DAĞITILMASI SONRASI OLUŞAN TÜRKİYE CUMHURİYETLERİNİN TÜRKİYENİN DIŞ POLİTİKASINA ETKİSİ, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
KANDEMİR, H. (Devam ediyor). Hakkı Hami (ULUKAN) Bey?in Birinci TBMM?deki Faaliyetleri , İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
KESGİN, H. (Devam ediyor). The Security Dilemma in the Mealiterranean Sea Region and Its Impact on Regional Caperation, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Afrika Çalışmaları ve Uluslararası İlişkiler İngilizce Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
PEKER, B. (Devam ediyor). KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN DÖNÜŞÜMÜ., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
UYSAL, Y. (Devam ediyor). ENTEGRASYON KÜLTÜRÜN ENTEGRASYONA ETKİSİ., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
YANTUNA, İ. (Devam ediyor). TÜRKİYE’DE SELEFİ HAREKETTEKİ KADINLARIN SOSYO-EKONOMİK PROFİLİ., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
YUSUFU, S. (Devam ediyor). BİR KUŞAK BİR YOK PROJESİ ÇERÇEVESİNDE ÇİN VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE YENİ GELİŞMELER, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, Devam ediyor
ŞENOĞLUGİL, M. (2016). NASTURİ İSYANİ VE MUSUL SORUNUNA ETKİLERİ, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, 2016
DURMUŞOĞLU, S. (2016). TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI İLİŞKİLER ZEMİNİNDE KOMŞULARIYLA ENERJİ POLİTİKALARININ ETKİSİ VE TARİHÇESİ., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, 2016
KAYA, D. (2016). Kalkınmakta olan ülkeler açısından açmaz ve açılımlarıyla dünya ticaretinin küreselleşmesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Dış Ticaret Enstitüsü, Uluslararası Ticaret Tezli Yüksek Lisans Programı, 2016
YILMAZ, B. (2016). Dünya Ticaret Örgütü Doha Turu Görüşmeleri ve Getirdikleri, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Dış Ticaret Enstitüsü, Uluslararası Ticaret Tezli Yüksek Lisans Programı, 2016
EKŞİ, E. (2017). Türkiye-Rusya İlişkilerinde Yabancı Misyonların Dış Ticarete Etkileri, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Dış Ticaret Enstitüsü, Uluslararası Ticaret Hukuku ve Avrupa Birliği Tezli Yüksek Lisans Programı, 2017
ŞAHİN, M. (2018). Küresel Ekonomi Politiğinin Bölgesel Entegrasyonu, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Dış Ticaret Enstitüsü, Uluslararası Ticaret Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
ÇİNAR, Y. (2018). Küresel Göç Sorunları ve Birleşmiş Milletler , İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
MZIARANI, K. (2018). MAYOTTE: STRİNGENT RELATION SHIP BETWEEN FRANCE AND COMOROS: 1975-2015, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Afrika Çalışmaları ve Uluslararası İlişkiler İngilizce Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
ALBAYRAK, K. (2018). Necip Fazıl?ın Başyücelik Modelinde Hürriyet Anlayışı, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
TÜRKMEN, C. (2018). TÜRKİYE’DE ARA AKIM SOLUN TEORİK VE PRATİK PROBLEMLERİ., İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
OLUK, M. (2018). NATO?nun Rus Dış Politikasına Etkisi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Tezli Yüksek Lisans Programı, 2018
6.2 Doktora Tezleri
7. Yayınlar
7.1 Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanan makaleler
ÖKE, M. K., (1985), Arabic Studies in Modern Turkey: Themes, Approaches and Sources, Foreign Policy, 12(1,2), 0-0
ÖKE, M. K., (1982), The Lausanne Conference (1922-1923): Themes and Sources in The Archives of Great Britain, Pakistan Journal of Science, 8(1-2), 3-21
ÖKE, M. K., (1980), Zionists and the Ottoman Foreign Ministry During the Reign of Abdulhamid II (1876-1909), Arab Studies Quarterly, 2(4), 0-0
7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler
ÖKE, M. K., (1986), Turkish Decision for Secularısation and the Question of Muslim Unity, International Seminar on Islamic History, Art and Culture in South Asia, Islamabad, Mart
ÖKE, M. K., (1983), Jerusalem (Al-Quads/Kudüs-i Şerif) Under The Ottoman Empire, Eight United Nations Seminar on the Question of Palestine, New York, Mayıs
ÖKE, M. K., (1979), The Question of the Observance of the Fourth Geneva Convention of 1949 in Gaza and the West Including Jerusalem Occupied by Israel in June 1967 (Rapor), United Nations, New York, Ağustos
7.3 Yazılan uluslararası kitaplar veya kitaplarda bölümler
[Kitap Yazarlığı] MEVLANA JALALUDDIN RUMI AND SUFISM, 2017, İSTANBUL: Sufi Yayınları
[Kitap Yazarlığı] DERVİŞİN SEMA DEFTERİ, 2016, İSTANBUL: Sufi Yayınları
[Kitap Yazarlığı] AŞKIN EKOLOJİSİ: ÇEVRE BİLİNCİNİN METAFİZİKSEL BOYUTLARI, 2015, İSTANBUL: Sufi Kitap
[Kitap Yazarlığı] CUNTALAR VE CEMAATLER: KÜRESEL TOPLUMDA DIŞLANAN DEMOKRASİ, 2015, İSTANBUL: İlgi Kültür Sanat Yayıncılık
[Kitap Yazarlığı] DERVİŞİN SEYİR DEFTERİ, 2015, İSTANBUL: Sufi Yayınları
[Kitap Yazarlığı] YARALI CEYLANLAR KULÜBÜ, 2015, İSTANBUL: Sufi Kitap
[Kitap Yazarlığı] AŞKLA DANS: TÜRKLER, TASAVVUF ve MUSİKÎ, 2012, İSTANBUL: İlgi Kültür Sanat Yayıncılık
[Kitap Yazarlığı] DUVARDAKİ KAN, 2012, İSTANBUL: Babıali Kültür Yayıncılığı
[Kitap Yazarlığı] MUSUL KOMPLOSU, 2012, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] İLAHLARLA DANS: RİTİM, RAKS VE AFRİKA RUHU, 2011, İSTANBUL: Başlık Yayın Grubu
[Kitap Yazarlığı] SİYONİZM VE FİLİSTİN SORUNU, 2011, İSTANBUL: Kırmızı Kedi Yayınevi
[Kitap Yazarlığı] KADERLE DANS: ÖZGÜRLÜK-GÜVENLİK KISKACINDAKİ LATİN AMERİKA’DA KİMLİK SORUNSALI, 2010, İSTANBUL: Başlık Yayın Grubu
[Kitap Yazarlığı] GAZİ ve SUFİ: ÖMER FEVZİ MARDİN, 2009, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] KILIÇ ve NEY: 21. YÜZYILDA ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE TÜRK DIŞ POLİTİKASI, 2006, İSTANBUL: Etkileşim Yayınları
[Kitap Yazarlığı] DERVİSH AND COMMANDER: TURKEY’S IDENTİTY QUESTİON, 1983-2004, 2005, New York: Nova
[Kitap Yazarlığı] IRAK SAVAŞI GÜNLÜĞÜ, 2005, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] DERVİŞ ve KOMUTAN: ÖZGÜRLÜK-GÜVENLİK SARKACINDAKİ TÜRKİYE’NİN KİMLİK SORUNSALI, 2004, İSTANBUL: Alfa Yayınları
[Kitap Yazarlığı] ERMENİ SORUNU, 2003, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] MUSUL-KÜRDİSTAN SORUNU, 2003, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] (R. AKIN/E. TİRALİ) ; ÇİLLERLİ YILLAR 1993-1997; DYP’NİN KİMLİK, SÖYLEM VE SİYASETİ, 2002, İSTANBUL: İstanbul
[Kitap Yazarlığı] DİN-ORDU GERİLİMİ: KÜRESEL TOPLUMDA DIŞLANAN DEMOKRASİ, 2002, İSTANBUL: Alfa Yayınları
[Kitap Yazarlığı] FİLİSTİN SORUNU SİYONİZM’DEN UYGARLIKLAR ÇATIŞMASINA, 2002, İSTANBUL: Ufuk Kitapları
[Kitap Yazarlığı] KÜRESEL EKONOMİ POLİTİK MODERNİTENİN KIRILMA NOKTASI, 2002, İSTANBUL: Timaş Yayıncılık
[Kitap Yazarlığı] KÜRESEL TOPLUM, 2001, İSTANBUL: Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi
[Kitap Yazarlığı] THE ARMENİAN QUESTİON, 2001, İSTANBUL: Türk Tarih Kurumu
[Kitap Yazarlığı] YALNIZLIKTAN SAYGINLIĞA: DEMOKRAT PARTİ’NİN DIŞ POLİTİKASI, 2000, ANKARA: Demokratlar Kulübü Yayınevi
[Kitap Yazarlığı] BİLGİ ÇAĞI ve TÜRKİYE, 1999, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] MUSTAFA KEMAL PAŞA VE İSLAM DÜNYASI: HİLAFET HAREKETİ, 1999, İSTANBUL: Aksoy Yayıncılık
[Kitap Yazarlığı] ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETİ, 1999, İSTANBUL: Alfa Yayınları
[Bölüm Yazarlığı] MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ’NDE YEMEN- TÜRKİYE İLİŞKİLERİ: İMAM YAHYA- MUSTAFA KEMAL YAZIŞMALARI, 1997, İSTANBUL: Ufuk Kitapları
[Kitap Yazarlığı] TÜRK DÜNYASI/TARİHİN SÜZGECİNDEN, 1997, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] BİLİNMEYEN TARİHİMİZ, 1996, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] 47. KROMOZOM (DOWN SENDROMU), 1994, İSTANBUL: Nesil Yayınları
[Kitap Yazarlığı] KIZILELMA: SÜRGÜNDEKİ SEVDA, 1993, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] YAŞANMAMIŞ ANILAR, 1993, İSTANBUL: Nesil Yayınları
[Bölüm Yazarlığı] ERTUĞRUL FIRKATEYNİ FACİASI ve TÜRK- JAPON İLİŞKİSİNİN BAŞLANGICI, 1991, İSTANBUL: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
[Bölüm Yazarlığı] SULTAN OSMAN, 1991, İSTANBUL: E Yayınları
[Kitap Yazarlığı] A CHRONOLOGY OF THE ”FORGOTTEN WAR” KOREA, 1950-1953, 1991, İSTANBUL: Kültür Bakanlığı
[Kitap Yazarlığı] GÜN BATIMI, 1991, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] MUSUL MESELESİ KRONOLOJİSİ (1918-1926), 1991, İSTANBUL: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
[Kitap Yazarlığı] SARAYDAKİ CASUS: GİZLİ BELGELERLE ABDÜLHAMİD DEVRİ ve İNGİLİZ AJANI YAHUDİ: VAMBERY, 1991, İSTANBUL: İrfan Yayımcılık
[Kitap Yazarlığı] UNUTULAN SAVAŞ’IN KRONOLOJİSİ: KORE, 1950-1953, 1990, İSTANBUL: Boğaziçi Yayınları
[Kitap Yazarlığı] HİLAFET HAREKETLERİ 1919-1926; GÜNEY ASYA MÜSLÜMANLARININ İSTİKLAL DAVASI VE TÜRK MİLLİ MÜCADELESİ, 1988, ANKARA: Kültür Bakanlığı
[Kitap Yazarlığı] THE ARMENİAN QUESTİON,, 1988, Oxford: Oxford
7.4 Ulusal hakemli dergilerde yayımlanan makaleler
ÖKE, M. K., (2000), Osmanlı’yı Anarken, Yeni Türkiye, 0(33), 0-0
ÖKE, M. K., (1992), İngiltere ve Ayasofya’yı Kurtarma Kampanyası, 1918-1922, Türk Yurdu, 12(1), 9-13
ÖKE, M. K., (1988), Avrupa’da ve Amerika’da Aile Kurumu ve Devlet Koruyuculuğu, Türk Yurdu, 9(6), 10-15
ÖKE, M. K., (1987), Hukuk-Tarih-Siyaset Üçgeninde Kilikya Ermeni Krallığı Polemiği, Türk Dünyası Araştırmaları, 46(46), 128-155
ÖKE, M. K., (1987), İngiliz Belgelerinde Türkçülük (1916-1918), Türk Yurdu, 7(347), 13-18
ÖKE, M. K., (1986), Osmanlı İmparatorluğu’nda Cemaatler arası ilişkiler ve Siyonist- Ermeni Ayrılıkçıları, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, 1(16), 73-76
ÖKE, M. K., (1982), Jön Türkler, Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, 5(0), 0-0
ÖKE, M. K., (1982), Şark Meselesi ve II. Abdulhamid’in Garp Politikaları, Osmanlı Araştırmaları, 1(1), 0-0
7.5 Ulusal bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında basılan bildiriler
ÖKE, M. K., (1986), Osmanlı-Türk Siyasal Düşünce Tarihi İçerisindeki Milli Hakimiyet Fikrinin Doğuşu, Milli Egemenlik Sempozyumu, ANKARA, Ocak
ÖKE, M. K., (1985), İnkılap Tarihi Anabilim Dalı: Kapsam, Metodoloji ve Yaklaşımlar, I. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Semineri (Bildirileri), SAMSUN, Mayıs
7.6 Diğer yayınlar
8. Projeler
9. İdari Görevler
Adı Yeri Tarih Aralığı
Müdür Yardımcısı Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü 1984 – 1989
Araştırmacı United Nations 1978 – 1979
Müdür Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü 1990 – 1992
Bölüm Başkanı Beykent Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü 2002 – 2004
Bölüm Başkanı İstanbul Ticaret Üniversitesi, Ticari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü 2005 – 2011
Dekan İstanbul Ticaret Üniversitesi, İletişim Fakültesi 2017 – Devam Ediyor
10. Bilimsel Kuruluşlara Üyelikler
11. Ödüller
12. Son iki yılda verdiğiniz lisans ve lisansüstü düzeydeki dersler için aşağıdaki tabloyu doldurunuz.
Akademik Yıl Dönem Dersin Adı Haftalık Saati Öğrenci Sayısı
Teorik Uygulama
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Güz Dönemi History of Political Thoughts 1 3 0 69
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Güz Dönemi Political Antropology 3 0 20
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Güz Dönemi Siyasal Reklamcılık 3 0 37
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Anayasa Hukuku ve Kurumları 1 0 67
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Anayasa Hukuku ve Kurumları 1 0 67
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Anayasa Hukuku ve Kurumları 1 0 67
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Sosyal Politika ve Demokrasi Kültürü 1 0 25
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Sosyal Politika ve Demokrasi Kültürü 1 0 25
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi Sosyal Politika ve Demokrasi Kültürü 1 0 25
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi History of Political Thoughts 2 1 0 65
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi History of Political Thoughts 2 1 0 65
2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 2017 – 2018 Bahar Dönemi History of Political Thoughts 2 1 0 65

Not: Açılmışsa yaz döneminde verilen dersler de tabloya ilave edilecektir.

Gazali Türk müdür, İranlı mıdır

Gazali, İran’da doğmuş bir İslam alimi ve mutasavvıfı olarak kabul edilir. 1058 yılında İran’ın Tus şehrinde doğmuş ve 1111 yılında aynı şehirde vefat etmiştir. Ana dili Farsça’dır ve eserlerini de bu dilde yazmıştır.

Ancak Gazali’nin etnik kökeni konusunda farklı görüşler mevcuttur. Bazı kaynaklarda Türk kökenli olduğu, bazı kaynaklarda ise Arap kökenli olduğu belirtilmektedir. Bu konuda kesin bir bilgi olmamakla birlikte, Gazali’nin eserlerinde Türk kültürü ve edebiyatına dair birçok atıf bulunması, Türk kökenli olma ihtimalini güçlendirmektedir.

Gazali’nin eserleri İslam dünyasında ve Türk toplumunda büyük bir etkiye sahip olmuştur. Özellikle “İhya’u Ulumiddin” adlı eseri, İslam tasavvufunun en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir.

Sonuç olarak, Gazali’nin etnik kökeni konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte, İran’da doğmuş bir İslam alimi ve mutasavvıfı olarak kabul edilir. Eserleri İslam dünyasında ve Türk toplumunda büyük bir etkiye sahip olmuştur.

D5: Beş Durak. Beş Deniz. Beş Renk

 

*********************************************

Dava: Oğuz Kağan

Dil: Tonyukuk. Kaşgarlı Mahmut. Yunus. Dedem Korkut. Fuzuli

Devlet: Tonyukuk.  Bilge Kağan. Yusuf Has Hacip

Düşünce Gücü: Farabi. Yusuf Has Hacip. Nasreddin Hoca. İbni Sina. Gazali

Din: Ebu Hanife. Yesevi. Yunus. Maturidi. Hacı Bektaşı Veli

*********************************************

Yeri ve göğü konu edinen bir destan ile başlayan Türk düşüncesi duraklardan geçe geçe kendisini olgunlaştırmış ve bir bütün haline gelmiştir. Zaman zemin zihin boyutlarında gelişen Türkçe düşüncesi kurucu düşünürlerin katkıları ile sistematik bir bütünlüğe kavuşmuştur.

Söz konusu düşünürler dili, devleti, düşünceyi sürekli olarak yenilemiş, geliştirmişler, semavi dinlere ise ehli kitap olarak yaklaşarak, insanlık ailesinin bütününü kapsamışlardı. Meydana getirdikleri ise bilgelik kumaşı ile örülmüş bilge güçtür ve insanlığa hitap etmektedir, ayırım yapmamaktadır.

Türkler, Asya’nın en uç noktasından Avrupa ve Afrika kıtalarının içlerine kadar zeminde çok uzun yolculuklar yapmışlardır, bu insanlığın en uzun yolculuklarının başında gelmektedir. Zemindeki bu yolculuklar zaman içerisinde zihin yolculuklarına da neden olmuş ve insanlığın tüm unsurlarını kapsayan evrensel bir düşünceyi, düşünürler üzerinden mükemmel bir şekilde geliştirmişlerdir .

Türkler, sözlü kültüre alışık oldukları için, bu söz hazinesini saklayan, saklamak zorunda olan zihin çok güçlü hale gelmişti. Tanıdığım bir dostum “Atasözleri ile Türkiye’yi ben idare ederim” ifadesinde bulunmuştur. İşte burada söz konusu olan zaman bütünlüğüdür, atalar geçmiştedir, ama yöneteceğiniz ülke bugündedir.

Beş duraklı Türk düşüncesi neticede Beş Deniz bölgesine gelip konaklayarak Akdeniz, Karadeniz, Hazar Denizi, Basra Körfezi, Kızıldeniz ile birlikte kendisine işlevsel bir pusula edinmiş olmaktadır. Türk düşüncesi pusulanın tüm yönlerini ak, kara, kızıl sarı, gök renkleri şeklindeki beş temel renk üzerinden evrenselliğini ortaya koymuştur.

Türklerde renkler insanları ayırmak için değil ama gidilecek yönleri simgelemek için kullanılmaktadır. Bu çok eski bir İç Asya menşeli Türkistan  düşüncesidir.

Neticede Türk düşüncesi yer ve gök etkileşiminde insanı ortaya koyan bir düşüncedir. Göğü simgeleyen yaradan ve yeri simgeleyen yaratılan yani insandır.

The Power of Thought – Wise Words

***********************************
THOUGHT, THINKER, IDEA
LITERACY
THOUGHT
CONTEMPLATION
THINKER
CONTEMPLATIVE
INTELLECTUAL
ART
PHILOSOPHY
LITERATURE
POETRY
POET
ARTIFICIAL INTELLIGENCE
INTELLIGENCE
MIND
MATHEMATICS
HEART
BOOK
IMAGINATION
BRAIN
GENERATION Z
*********************************************

Thought, Thinker, Idea

  • Bedreddin, Piri Reis, Socrates
  • It doesn’t stop when you dream.
  • The Power of Thought is “in Language, in Idea; Unity at Work”
  • The Folk Songs dimension of our intellectual life is based on the people, not the civil servants.
  • There is no thought, no thought.

Are the degrees of influence of the processes (Listening • Hearing • Speaking • Seeing • Reading • Writing) equally weighted in thought production, or are some processes more effective?

  • I have never seen a second bookstore that has such a rich diversity of thoughts and ideas, that contains differences, opposing books and approaches, that can have them side by side in a bookstore, and that can demonstrate this civil courage; I congratulate you from the bottom of my heart, Mr. Ahmet Koyutürk.
  • The Power of Thought. Incredible.
  • Are we also going to give “Air Money” to think about?
  • How well the thinker-poet Yahya Kemal Beyatlı combined what the thinker Yusuf Akcura separated as İZMs as BIZs. Unfortunately, we still don’t have us.
  • Why is our world of ideas desert and barren?
  • Since we do not pursue ideas, our mental world is indifferent to such valuable works.
  • The structure in which those who do not produce ideas produce profanity and violence cannot last much longer.

Literacy

  • I attach great importance to state policy, not in the sense of glorifying reading, but in terms of enlarging reading. Gyms are opening. Today, there is a shortage of reading rooms, I am not saying libraries, reading rooms should be opened. As soon as the state begins to pursue such a policy, the picture will change.
  • When we write down our thoughts, unless we know a ten-finger typewriter, the activity of writing is difficult for most of us, and we hesitate to write, we cannot write. During our writing activities, this takes time, and because it takes time, we miss the thoughts because the thoughts flow much faster, and the fish that escape are big.
  • When we look at the development of human beings, there is an evolution of millions of years, and in this evolution, intellectual activities began to develop with speech, writing comes much later. The writing action of humanity begins with the Sumerians and begins in the 3500th year BC. Since the first humans set out from Africa, their thinking skills have begun to develop as a result of speech activities.

Writing down thoughts is a limiting factor. Thoughts did not exist in writing, they existed in speech.

  • I’m a writer myself. Regarding the act of writing, I discovered Bilge Tonyukuk 5 years ago. Our first author, this year celebrates the 1300th anniversary of his monument. He is also our first Prime Minister. The person who first started writing about the act of reading, I care about him very much. In terms of reading, I attach great importance to public policies.
  • Education in our country is numerical. From the numerical, we are trying to make something reading, something verbal. No way. We need to do a somersault for this.
  • Why are we behind in reading, now Aydın’s genetics goes to Miletus. It goes back to 500 BC. Thales, Anaxemender. Now we will know. Why is the quality of education in Aydın and Izmir extremely high, there is genetic continuity? In other words, there is a continuity of this geographical genetics. We need to evaluate this.

The Chinese wrote a book. The 100 great philosophers of the world. 5 of the top 10 were born in Turkey. 3 of them are from Miletus.

Thought

  • With his book “Three Styles of Politics”, Akchura turned the main currents of ideas into opposing poles, which are still bleeding wounds of ideas. In fact, all three currents include each other, they are not opposed. Let’s heal our intellectual wounds and produce our concepts from ourselves, from our language.
  • Behavior; psychologically. Thought; Ontological. Would you agree?
  • I congratulate you on your initiative. Will the subject of “Freedom in the History of Turkish Thought” be included in your book? The first ones that come to mind are Maturidi (b. 853), Farabi (b. 872), Biruni (b. 973).

We have brought the Khorasan and Ionian intellectual heritage to the Rumi composition; England eliminated this with the Lausanne Exchange.

  • Any information and idea that does not have a source is open to discussion. Otherwise, personal considerations bind the person and stay there!
  • The result of the gene diversity and richness in the pool of the Turkish peninsulas (Rumelia, Anatolia) at the crossing point of the continents (Europe, Asia, Africa) is the richness and diversity of thought in the same way.

The blessings of Mawla are given to those we lack; Let it give to ideas. We are idea freaks.

The state is a bit of an idea in the world; Ki katresi is like a treasure.

  • Freedom is the freedom of thought.

Why are our reflexes always about antagonizing instead of producing thoughts?

  • Question: Why is our age intellectually weak? Consumption frenzy, the collapse of the west, the enslavement of the east and the south, the unbalanced income triangle.
  • What values did the Tabriz-Tbilisi-Trabzon T3 cultural line raise in the past? But that’s all in the past. We need to think about renewal.

How many ideas are produced in our country? Is there a measure? How much of the ideas produced in our country are serious?

  • Publishers are obsessed with brand authors with sales concerns. There is no diversity of thought.
  • If we cannot even find a response to English concepts in our Management Literature, how will we produce original concepts; We don’t think so.

Contemplation

  • Oğuz Kagan, Bilge Tonyukuk, and Bilge Kagan, who acquired the knowledge of Chinese Civilization, synthesized the Indian and Iranian Civilization after the Turkish Contemplation. All these stations of Civilization have been inhabited for many centuries and our knowledge has been deepened.
  • With our contemplation, history will not repeat itself this time.

Thinker

  • The birthplaces of 30 great thinkers in our 2500-year history of thought: Greater Asia: 15, Turkey: 9, Middle East: 3, Europe: 3
  • We are at the dawn of the 3000s. As the dawn brightens, the first lights of the period, in which ideas and information are more valuable, have begun to appear with the 21st century.

The geography of Turkey, which is the land where ideas first sprouted, is one of the fertile geographies where five of the first ten thinkers who came to the world lived.

  • Why do the thinkers of the Turks, who exist even in the most remote corners of the Afro-Eurasian mainland with their Sons (Tolun, Kul) and Sages (Tonyukuk, Kagan), take only a period of 1000 years as a basis and do not see the submerged parts of the Aysberg?
  • I prefer the term thinker among the terms intellectual, intellectual, thinker. He writes to those who write, and thinks to those who think. I don’t want to limit the thinking function to terms such as intellectual, intellectual.
  • I think “thought” is what is faster than the ball in football. If you think faster than your opponent and make quick decisions; It is possible to play fast from the fastest man or the fiercest ball.
  • Why do the thinkers of the Turks, with their sages (Tonyukuk, Kagan), take only a period of 1000 years as a basis and do not see the parts of the aysberg that are under water?
  • Top 10 provinces that raise the most thinkers (Ottoman Anatolian Geography) 1. Amasya 2. Istanbul 3. Edirne 4. Bursa 5. Siirt 6. Konya 7. Aydin 8. Slap 9. Canakkale 10. Diyarbakir
  • 3G: Ismail of Gaspıra. Gumilev Lev. Galiyev Sultan
  • The Thinkers’ Forum, which was published for the first time in Milliyet newspaper on February 9, 1969 by Ali Gevgilili, one of the rare journalist thinkers of our country, was published for 453 weeks in 11 years and voiced the thoughts of 630 thinkers in order to open the way of development by activating the “Power of Thought”, which is the most genuine power in life. The forums, which take their place on the pages of newspapers on Sundays every week, have fulfilled a unique function in terms of exhibiting and reinforcing the “Power of Thought”.

CONTEMPLATIVE

  • The name of the magazine is like a joke: THINKING MAN. Still NONE: 1- Thinker (Thinking Man) 2- Entrepreneur (Entrepreneur) Why is there NONE?
  • Son-ı Fatihan: Istanbul, which was conquered with ideas, should conquer the worlds with its thinkers. Istanbul is the center of the world, Fatih is the center of Istanbul.
  • The air is heavy as lead. Because, let alone a thinker, there is not even a contemplative in the country.

Biruni (973-1048), one of our first Examining Thinkers, dealt with India with a methodical analysis in 80 chapters in his book Tahkîku Mâ Li’l-Hind. He is our first traveler. He is the first Indologist. The right, left and middle of the Turkish intellectual world are all ignorant of itself.

  • READ the first descending surah! (ikra) of the latter, too, WRITE! (pen) to be both a thinker and an entrepreneur; He has mimicked.

The British Mind educates both thinkers and entrepreneurs. In this way; It has transformed its language, religion and state into a global power. Stock from the parable.

  • It doesn’t happen with civil servants. Contemplatives, you know?
  • When the thinkers and scholars of the Constitutional Monarchy were destroyed in the Battle of Çanakkale, the Republic was left without a staff.
  • Author, Thinker, Entrepreneur
  • The place where we will go from the curriculum is the individual; intellectual. The thinker will lead us to ideas

The thinker is not a civil servant, he does not make his thoughts a civil servant.

  • The drift from Müfekkir to Münevvere, Aydın and Intellectual; We will overcome alienation.
  • Mutferrika for the Thinkers. It is a guide for us to be Contemplative, not Mutual. Congratulations!
  • The contemplatives are mutferrik.
  • Repeated repetitions do not make a person a Contemplative.
  • The specialist is the consequential. The contemplative is exceptional.

In the imaginations and judgments of the GMO Turks who talk about the cafes of Paris, London and Barcelona, there is not even a crumb of the coffeehouses, coffeehouses and teahouses of Isfahan, Lahore, Karachi, Damascus, Kashgar, Xian, Kazan, Skopje, Addis Ababa, Seville and Andalusia.

  • The Tutelage=Caste System is the “invisible hand” exported by Britain to the Ottomans/Turkey via India.

INTELLECTUAL

  • What we need to take seriously is not intellectual, intellectual polemics; how to revive our civilizational heritage; Hard, Very Hard
  • Intellectual isolation and autarchism are at the highest level.
  • Intellectual, the problem is taken directly from English into our language. Wouldn’t it be more appropriate to deprecate it than to translate it?
  • Ha intellectual, ha spiritual.

Art

  • Science and Art. It is what makes the scientist unique and different; Art.

We had poet grand viziers and sultans, but I think only Ecevit was the poet Prime Minister. Blending politics with art is, of course, a great synthesis. We don’t have a Prime Minister anymore. Let’s see what more time will tell. Ecevit has also opened up to art for art’s sake and art for society.

  • It is pleasing that Culture-Art-Science interviews, which are rarely seen on TV and newspapers, have gained intensity on internet channels (youtube, zoom, etc.). It has a tremendously invigorating effect and positive results will be seen in a short time.

Philosophy

  • 2020 is the year of Tonyukuk the Wise. Historians and linguists repeated what was known, but no one approached the subject from the point of view of philosophy, it never came to mind. Can history be studied without philosophy?
  • What we have is Wisdom. The philosopher is the one who loves the Sages. 14 February 2016

Due to the struggle for survival against China, Turkish thought, which strongly opposed the understanding of living in walled cities with Tonyukuk (b. 646), developed a universal philosophy by centering the city with Farabi (b. 872).

  • Prejudices are stereotyped. It is extremely difficult to dismantle these patterns. Among our linguists, those who also philosophize the language are in the minority. They are always building new poisonous patterns based on memorized patterns. They are still in the dot, comma of our inscriptions. His philosophy?
  • In ancient Greece, “sophia” meant wisdom, and “philosophia”, that is, philosophy, meant “love of wisdom”. This understanding was taken over by Muslims. The philosopher who tried to comprehend existence in a deep and encompassing way was called “judge” and philosophers were called “hukema”.
  • The first essay on the Encyclopedia of Universal Thinkers begins with 2650 years of accumulation, starting with the first known philosopher, Thales of Miletus, born in 624 BC.

The top 3 among the top 10 great philosophers are from the geography of Turkey. Philosophy started in the geography of Turkey. 4 of the top 10 philosophers were born in Turkey.

  • Thales, Miletus. Anaximander, Miletus. Pythagoras, the island of Samos. Laozi. Confucius. Sun Tzu. Heraclitus, Ephesus. Parmenides. Anaxagoras, Klazomenai, Urla. Protagoras Source: Xue Xiaoyuan, Dr. The Charisma of 100 Philosophers. 2018. China Pictorial Press.
  • Philosophy = (Philo. Sophy) = “Love of Wisdom” can be bought and sold with money? Knowledge, Love and MONEY?! Source: https://t. Co/dbnclkq0dy

Philosophy began in the geography of Turkey.

  • They say that philosophy began in Ancient Egypt, not in ancient Greece. Sharp turn. Filosophias to them, Hagia Sophias to us.

Philosophy, Filosophia; It is a collapse. The main one is Hagia Sophia, Kutadgu Bilig. Let us seek Wisdom, not those who love the wise.

  • The philosopher was looking for a man with the lantern of Diogenes, and our brokers are selling philosophy by the kilo, by the module.

There is still no historiography that goes beyond dynasties (which does not go beyond the Ottomans and Seljuks) and sultans and shahs and examines geographies, the philosophy and concepts of our history.

  • On the map, Farabi from Turkey was chosen among the famous European philosophers.
  • We do not have the philosophy of any scientific branch or discipline. Academics have turned Twitter into children’s McDonalds birthday parties. They post photos, I got my PhD, etc. The only scientific title, a PhD, is actually a philosophical degree. They shouldn’t know.
  • PhD philosophy

Tao is a philosophy originally originating in Inner Asia. The first state and religion in China are the structures inherited from the Turkic noble Chou who migrated to China from Inner Asia. This topic was studied by Prof Dr Wolfarm Eberhard. 

Tonyukuk the Wise and Lao Tzu are the same Inner Asian schools of philosophy. Both are opposed to Confucius. Confucius is the Chinese enlightenment, he is rational. Lao Tzu is Inner Asian mysticism; Finally, he went back to the west and returned to his intellectual roots.

  • With our contemplation, history will not repeat itself this time.
  • There is only one science title: Ph.D. Doctor of Philosophy

Literature

  • Is there anyone other than us who divides high school education into Science and Literature? Literature? This distinction is a prejudice that man himself cannot be the subject of science, and it is hastily passed on to the young. Lazy to the Literature department.
  • Men of letters capture our intellectual life through language.

A great example of inspiring good writers by bringing them out of the four-wall environments and connecting them with people from all walks of life is the Jaipur open-air literature festival, which has been held in India for 15 years.

  • The Jaipur Literature Festival has been held outdoors for years. I’m watching. Human beings can exist with other people. It’s nice that they keep this feeling alive through literature. Frankly, I envied it. Literature is a festival. What turns inward should also open up to the outside. Online.

Poem

  • In 1978, I was familiar with Attila İlhan’s columns in the then Dünya newspaper and also his poetry books. Our thinker is still undiscovered.
  • Did Byzantine poetry have an impact on Turkish (Seljuk, Ottoman, Republican) poetry, did it affect the poems of Fatih Sultan Mehmet? As you know, it was the FSM that transformed the heirs of the last Byzantine emperor into Murat Pasha (MP Mosque in Aksaray) and Grand Vizier Messiah Pasha.
  • Levend’nâme; It brings together what we have accumulated in Roads, Places, Years, Writings, Hearts, Yitiks, and Yırs with poetry.
  • Once upon a time, they had Lord Byron behind them and the stanzas in his poems. Still, this landing is not like a stanza of poetry.

A doctor enters a house where poetry does not enter.

  • Poetry is written and sung in the national language, but it is universal and loses its originality when translated into other languages. National languages are universal in the language of poetry. Poetry is a branch of art that has captured universality with the national language.

We should examine Turkish poetry in terms of the geographies where we have left a mark in the world. Since the subject is reduced to the geography of Turkey, it remains barren, and thus the concept of Turkish remains abstract, we should pursue this issue.

Poet

  • Ahmeds’ word is Arif. His voice is Kaya. In this unique land of the world.
  • The Turkish House, which the Great Poet and Thinker Yahya Kemal Beyatlı expressed during the War of Independence, is physically opposed, but to be a follower of its mission by being united in spirit and meaning; It has to be a sacred duty.
  • Mehmet Akif, my compatriot from both Kosovo and Fatih. Al is the poet of my banner, of my last smoking hearth.

Artificial Intelligence

  • Artificial intelligence will make China, the robot-human society, even more reckless, and will plague the world. See.
  • It means that there are also people with artificial intelligence.

Intelligence

  • It’s not artificial at all. Superior Intelligence

Mind

  • In which text (inscription, writing) was the word öğ in the sense of mind used for the first time?
  • It is now clear how valuable Moderation, the first and unchangeable article in the Laws of Reason, is in the Chamber of Reason.
  • A thick veil has been drawn over our power of intellect and knowledge. We need to lift that veil and understand and explain “Kutadgu Bilig”.
  • The mind, which is the software of the brain in the form of hardware, is the ability to solve and plan problems in the long term, and intelligence in the case of the operating system is the ability to solve problems in the short term. The mind behaves according to mathematics, and the intellect behaves according to reflexes.
  • To Gök, I wish your Map Method Conversations were turned into a book. Lessons should be learned from your form and method of reasoning.
  • It’s a terrific connection. Ög (mind) is the basis of both the mother and teacher concepts.
  • He is our ally! Is there any cause for concern?

How far can the cries of a mob that does not read, does not understand what it reads and insists on not understanding it, without sweat, without effort and far from action, reach? The sine qua non of being human is reason and thought. It is very important to think about which is a sport. Reading, on the other hand, is even more important!

Mathematics

  • Who are our clergymen who know physics, chemistry, mathematics and biology?
  • Zero had also received his share of the church and was excommunicated.

The Indian found zero, the Turkish Khwarizmi applied it to mathematical operations; It was Europe that took all these and applied them and made Zero One. Reason?

Heart

  • Heart valve, valve. Blessed is the one who can cover the heart with the heart.

Book

  • I recommend that those who react to ancient Turkey read the scientific sources documented in WORLD CAT. It’s not a matter of reaction, it’s just a matter of respect. 1050 results: “Ancient Turkey” in the books. Source:
  • Book cover titles are the subject of a separate review. Most of them are like tabloid newspaper headlines.
  • Those who read books live longer.

Books fit into the mind, overflowing into eternity.

  • Aren’t Conspiracy Theory books enough for our lace!

A bookstore in London. Shelves and headboards enchant people. All kinds of topics related to the human adventure.

  • River: Cultural heritage is your conversations, what you interview. Halil Inalcik. Oktay Sinanoglu. Muhibbe Darga. It’s not an inheritance either; Treasure. It’s writing, it’s cultural heritage. It is primary; Wise Tonyukuk.

Imagination

  • In our minds, which are full of our dreams stuck in the past, there is no time and place for our dreams for the future.

Our dreams are in the past, the reality is in front of us, the future is at our bottom.

Brain

  • Bey’s Unmanned Aerial Vehicles (UAV) are developed with the Brain Power symbolized in our country’s İsmail Hakkı Aydın (UAV).
  • It’s not the brain, it’s the heart. The most basic Issue. Heart valve, valve. Blessed is the one who can be a cover from the heart. I am also attaching lines from Farabi.

Brain power is the power of beys, the merciful, productive and energetic power of those who can be beys and those who are not beys.

  • It is a perfect synthesis of Gazi Pasha (1881-1938) and Gazi Yaşargil Hodja (b.1925), our Venerable Teacher İsmail Hakkı Aydın.

Gene (ethics). Extensive Accumulation. Wander (Planet). With veteranship, the person is also girdled. Brain and Bey’ness. Hand. Waist. Language. Ancestors and grandfathers girdled not only their loins but also their brains (wrapping, turban, etc.)

  • Google: “gyms” 2,180,000 news “reading rooms” 33,500 news. As a result, while the body is being made, the brain collapses.

Generation Z

All generations in China are now Generation Z. They act on the commands sent to them. That’s what Gen Z means.

  • His ancestor wrote the book KUTADGU SCIENCE. It was Generation Z. I don’t know.
  • The latest version of center-periphery parrot lover is Generation Z babble.
  • If you ask who Generation Z is, it is the generation of those who can be Zat, contrary to media prototyping.

Chinese Thinkers A-Z

Of the 55 thinkers, 25 were people who lived before Christ.

Confucius, born in 551 BC, is at the basis of all Chinese Thought.

Book of Documents ………………………………………………(c.5th century BC)

Cheng Hao——————————————————– 1032-1085

Cheng Yi———————————————————– 1033-1107

Confucius—————————————————— 551-479 BC

Daochuo———————————————————— (d.645)

Deng Xiaoping ——————————————— (1904-1997)

Doctrine of the Mean ——————————– (c.2nd century BC)

Dong Zongshu—————————————– (c.179 – c. 104 BC)

Fazang………………………………………………………………..(643-712)

Ge Hong……………………………………………………….. (c.283-343)

The Great Learning———————————-(c.3rd century BC?)

Guanzi ———————————- (Text c.4th to 2nd century BC)

Guo Xiang ————————————————— (d.312)

Han Yu———————————————————— (764-824)

Khan Wendi————————————————- (c.180-157 BC)

Hanfeizi————————————————- (c.280-c.233 BC)

Hu Shi————————————————————– (1891-1962)

Huainanzi ———————————————— (C.139 BC)

Huangbo——————————————————– (d.850)

Huineng ……………………………………………………………….(638-713)

Huisi ———————————————————— (514-577)

Kang Youwei—————————————————– (1858-1927)

Laozi …………………………………………………………(c.late 3rd century BC)

Li Ao ————————————————————— (c.800)

Li Si——————————————————— (280-280?BC)

Liang Qichao————————————————— (1873-1929)

Lu Xun———————————————————- (1881-1936)

Mao Zedong—————————————————– (1893-1976)

Mencius————————————————– (4th century BC)

Mozi—————————————————— (5th century BC)

The Methods of the Sima……………………………………… (c.mid 4th century BC)

Ouyang Xiu——————————————————- (1007-1072)

Sengzhao——————————————————– (384-414)

Shang Yang———————————————— (c.385-338 BC)

Shen Buhai———————————————- (c.400-c.337 BC)

Shenhui……………………………………………………………… (670-762)

Sima Qian—————————————————– (145-90 BC)

Sun Yatsen——————————————————– (1866-1925)

Sunzi—————————————————— (c.544-496 BC)

Tai Gong———————————————— (c.4th century BC)

Wang Anshi—————————————————– (1021-1086)

Wang Chong————————————————— (27 C – 100)

Wang Yangming————————————————- (1472-1529)

Wei Jingsheng—————————————————- (1949-)

Wei Liaozi———————————————- (c.3rd century BC)

Wuzi ……………………………………………………………. (4th century BC)

Xun Yue—————————————————— (148-209)

Xunzi—————————————————– (c.296-c.236 BC)

Yijing————————————————– (c.9th century BC?)

Yixuan——————————————————— (D.867)

Zhang Zai—————————————————— (1020-1077)

Zhou Dunyi—————————————————– (1017-1073)

Zhu Xi———————————————————– (1130-1200)

Zhuangzhi ………………………………………………………….(4th century BC)

Zuo Commentary————————————– (c.3rd century BC)

 

Source: The Great Thoughts of China, Liang Congjie, 1996, Canada