Düşünce hayatımızın Türküler boyutu, memur değil halk temelindedir.
Düşünce olmaz düşünce.
Düşünce üretimi konusunda süreçlerin ( Dinleme• İşitme •Konuşma •Görme •Okuma •Yazma ) etki dereceleri eşit ağırlıklı mıdır, yoksa bazı süreçler daha mı etkilidir.
Düşünce ve Fikir çeşitliliği bu derece zengin, farklılıkları, karşıt kitapları, yaklaşımları içinde barındıran, bir kitabevi bünyesinde yan yana bulundurabilen, bu medeni cesareti ortaya koyabilen ikinci bir kitabevi daha görmedim; gönülden kutlarım Ahmet Koyutürk Beyefendi.
Düşünce’nin Gücü. İnanılmaz.
Düşünmek için “Hava Parası” da verecek miyiz?
Düşünür Yusuf Akçura’nın İZM’ler olarak ayrıştırdıklarını, Düşünür-Şair Yahya Kemal Beyatlı, BİZ’ler olarak ne de güzel birleştirmiş. Maalesef, halen Biz, bizde değiliz.
Fikir dünyamız neden çöl ve çorak?
Fikir peşinde koşmadığımız için bu tarz değerli eserlere zihin dünyamız ilgisiz kalıyor.
Fikir üretmeyenlerin küfür ve şiddet ürettiği yapı daha uzun süremez.
Okuma Yazma
Okuma’nın yüceltilmesi anlamında değil de, okumanın büyütülmesi anlamında devlet politikasını çok önemsiyorum. Spor salonları açılıyor. Bugün okuma salonlarının yetersizliği var, kütüphane de demiyorum, okuma salonlarının açılması lazım. Devlet böyle bir politikayı gütmeye başladığı anda resim değişecektir.
Düşüncelerimizi yazıya geçirdiğimizde, on parmak daktilo bilmediğimiz müddetçe, çoğumuz için yazma faaliyeti zordur ve yazmaktan çekiniriz, yazamayız. Yazma faaliyetlerimiz esnasında da bu zaman alır ve zaman aldığı için de düşünceler çok daha hızlı aktığı için düşünceleri kaçırmış oluruz, kaçan balıklar da büyük olur.
İnsanların gelişimine baktığımızda milyonlarca yıllık bir evrim söz konusu ve bu evrim içerisinde düşünsel faaliyetler konuşma ile birlikte gelişmeye başlamıştır, yazı çok daha sonradan gelmektedir. İnsanlığın yazı yazma eylemi Sümerlerle başlıyor Milat’tan önce 3500.yılda başlıyor. İlk insanlar Afrika’dan yola çıktıklarından beri konuşma faaliyetlerinin neticesinde düşünme yetileri de gelişmeye başlamıştır.
Düşünceleri yazarak kayda almak sınırlayıcı bir etkendir. Düşünceler yazıyla var olmamış, konuşma ile var olmuştur.
Ben kendim bir yazarım. Yazma eylemi konusunda da 5 yıl önce Bilge Tonyukuk’u keşfettim. İlk yazarımız, bu sene de Anıtının 1300.yılı kutlanıyor. Bizim ilk Başbakanımız aynı zamanda. Okuma eylemi konusunda ilk kez yazmayı başlatan yazan insan, onu çok önemsiyorum. Okumaya yönelik olarak da kamu politikalarını çok önemsiyorum.
Bizde eğitim sayısal. Sayısaldan biz okuma, sözel bir şey çıkarmaya çalışıyoruz. Mümkün değil. Buna bizim takla attırmamız lazım.
Okuma konusunda neden biz gerilerdeyiz, şimdi Aydın’ın genetiği Milet’e gider. Milattan önce 500’e gider. Thales, Anaxemender. Şimdi biz bunu bileceğiz. Aydın’da, İzmir’de o eğitim kalitesi neden son derece yüksek, genetik devamlılık var. Yani bu coğrafi genetiğin devamlılığı var. Biz bunu değerlendirmemiz lazım.
Çinliler bir kitap yazdılar. Dünyanın 100 büyük filozofu diye. İlk 10 içerisinde 5 tanesi Türkiye doğumlu. Miletli bunların 3 tanesi Aydınlı.
Düşünce
Akçura, “Üç Tarz-ı Siyaset” kitabı ile ana fikir akımlarını karşıt kutuplar haline getirmiştir ki, halen kanayan fikir yaralarıdır. Aslında, her üç akım da birbirlerini içermektedir, karşıt değildir. Fikir yaralarımızı tezelden saralım, kavramlarımızı kendimizden, dilimizden üretelim.
Girişiminizi kutlarım. “Türk Düşünce Tarihi’nde Özgürlük” konusu da kitabınızda yer alacak mı? İlk akla gelenler Maturidi (d. 853), Farabi (d. 872), Biruni (d. 973).
Horasan ve İyonya düşünce mirasını Rumi bileşime bizler kavuşturduk; Tilki İngiltere, Lozan Mübadelesi ile bunu berhava ettirdi.
Kaynağı olmayan her bilgi ve fikir, tartışmaya açıktır. Aksi takdirde şahsî düşünceler, şahsı bağlar ve orada kalır!
Kıtaların (Avrupa, Asya, Afrika) geçiş noktasındaki Türkiye yarımadaları (Rumeli, Anadolu) nın havuzunda yeralan gen çeşitlilik ve zenginliğinin neticesi aynı şekilde düşünce zenginliği ve çeşitliliği olmaktadır.
Mevla bereketini yoksun olduklarımıza; Fikirlere versin. Fikir fukaralarıyız.
Olmaya devlet cihanda bir nebze fikir gibi; Ki katresi bir hazine hükmündedir.
Özgürlüktür aslolan düşünce özgürlüğüdür.
Reflekslerimiz neden hep düşünce üretmek yerine, düşmanlaştırmak üzerine?
Soru: Çağımız düşünsel yönden neden güçsüz? Tüketim çılgınlığı, batı’nın çöküşü, doğu ve güney’in köleleştirilmesi, dengesiz gelir üçgeni.
Tebriz-Tiflis-Trabzon T3 kültür hattı ne değerler yetiştirdi geçmişte. Ama hepsi geçmişte kaldı. Yenilenme üzerinde düşünmeliyiz.
Ülkemizde ne kadar fikir üretilmektedir? Ölçüsü var mıdır? Ülkemizde üretilen fikirlerin ne kadarı ciddidir?
Yayınevleri satış kaygısıyla marka yazarlara takılmış gidiyorlar. Düşünce çeşitliliği yok.
Yönetim Literatürümüzde İngilizce kavramlara karşılık dahi bulamıyorsak, nasıl özgün kavramlar üreteceğiz; düşünmüyoruz.
Tefekkür
Oğuz Kağan, Bilge Tonyukuk, ve Bilge Kağan ile Çin Medeniyet bilgilerini edinen Türk Tefekkürü ardından Hint ve İran Medeniyetini de sentezlemiştir. Tüm bu Medeniyet istasyonlarında uzun yüzyıllar boyunca ikamet edilmiş ve bilgilerimiz derinleştirilmiştir.
Tefekkürümüz ile tarih bu kez tekerrür etmeyecektir.
Düşünür
2500 yıllık düşünce tarihimizdeki 30 büyük düşünürümüzün doğum yerleri: Büyük Asya:15, Türkiye: 9, Ortadoğu: 3, Avrupa:3
3000’li yılların şafağındayız. Şafak aydınlanırken fikirlerin ve bilgilerin de daha değerli olduğu dönemin ilk ışıkları 21.yüzyıl ile birlikte gözükmeye başlamıştır.
Düşüncelerin ilk filizlendiği topraklar olan Türkiye coğrafyası dünyaya gelen ilk on düşünürden beşinin yaşadığı bereketli coğrafyaların başında gelmektedir.
Afro-AvrAsya ana kıtasının en ücra köşelerinde bile Oğulları (Tolun, Kul), Bilgeleri (Tonyukuk, Kağan) ile varolan Türklerin düşünürleri neden sadece 1000 yıllık bir zaman dilimini esas alıp, aysbergin su altında kalan kısımlarını görmezler?
Aydın, entelektüel, düşünür terimleri arasında düşünür terimini tercih ediyorum. Yazana yazar, düşünene düşünür. Düşünme fonksiyonunu aydın, entelektüel gibi terimlerle sınır(f)lamak istemiyorum.
Bence futbolda toptan da hızlı olan şeydir “düşünce”. Eğer rakibinizden hızlı düşünür, hızlı karar verirseniz; en hızlı adamdan da, en şiddetli toptan da süratli oynamanız mümkün.
Bilgeleri (Tonyukuk, Kağan) ile varolan Türklerin düşünürleri neden sadece 1000 yıllık bir zaman dilimini esas alıp, aysbergin su altında kalan kısımlarını görmezler?
En çok düşünür yetiştiren ilk 10 il (Osmanlı Anadolu Coğrafyası) 1. Amasya 2. İstanbul 3. Edirne 4. Bursa 5. Siirt 6. Konya 7. Aydın 8. Tokat 9. Çanakkale 10. Diyarbakır
3G: Gaspıralı İsmail. Gumilev Lev. Galiyev Sultan
Hayatta en hakiki güç olan “Düşünce Gücü”nü hareketlendirerek gelişme yolunun açılması konusunda ülkemizin ender gazeteci düşünürlerinden Ali Gevgilili’nin 9 Şubat 1969 tarihinde ilk kez Milliyet gazetesinde yayınlanmaya başlanan Düşünenlerin Forumu 11 yıl içerisinde 453 hafta boyunca yayınlanarak 630 düşünürün düşüncelerini seslendirmiştir. Her hafta Pazar günleri gazete sayfalarında yerini alan forumlar “Düşünce Gücü”nün sergilenmesi ve pekiştirilmesi anlamında yegâne bir işlevi yerine getirmiştir.
MÜTEFEKKİR
Derginin adı şaka gibi: DÜŞÜNEN ADAM. Halen YOK: 1- Mütefekkir (Düşünen Adam) 2- Müteşebbis (Girişimci) Neden YOK?
Evlad-ı Fatihan: Fikir ile fethedilen İstanbul, mütefekkirleri ile dünyaları fethetmelidir. İstanbul dünyanın, Fatih, İstanbul’un merkezidir.
Hava kurşun gibi ağır. çünkü, değil mütefekkir, müsvettesi bile yok memlekette.
İlk İncelemeci Mütefekkirlerimizden Biruni (973-1048), Hindistan’ı, Tahkîku Mâ Li’l-Hind kitabında 80 bölümde metodik bir inceleme ile ele almıştır. İlk seyyahımızdır. İlk Hindologdur. Türk düşünce dünyasının sağı, solu, ortası hepsi kendisinden bihaberdir.
İlk inen surenin OKU! (ikra) ikincisinin de YAZ! (kalem) olması hem mütefekkir hem de müteşebbis olabilmeyi; mimlemiştir.
İngiliz Aklı hem mütefekkir hem müteşebbis yetiştiriyor. Bu sayede; Dilini, Din ve Devletini küresel bir güce dönüştürmüş. Kıssadan Hisse.
Memurlar ile olmuyor. Mütefekkirler hani?
Meşrutiyet mütefekkir ve münevverleri Çanakkale Savaşı’nda yok edilince, Cumhuriyet kadrosuz kaldı.
Müellif, Mütefekkir, Müteşebbis
Müfredattan gideceğimiz yer ferttir; entelektüel. Mütefekkir ise bizleri, fikirlere ulaştıracaktır
Mütefekkir’den Münevvere, Aydın’a ve Entelektüele savruluşu; yabancılaşmayı aşacağız.
Mütefekkirler için Müteferrika. Müteferrik değil Mütefekkir olmamız için bir kılavuz. Kutlarım!
Mütefekkirler Müteferrik.
Müteferrik tekrarlar kişiyi Mütefekkir yapmaz.
Mütehassıs müteferriktir. Mütefekkir müstesnadır.
Paris’in, Londra’nın, Barselona’nın kafelerinden bahseden GDO’lu Türkler’in muhayyile ve muhakemelerinde İsfahan’ın, Lahor’un, Karaçi’nin, Şam’ın, Kaşgar’ın, Xian’ın, Kazan’ın, Üsküp’ün, Adis Ababa’nın, Sevilla’nın, Endülüs’ün kahvehane, kıraathane ve çayhanelerinin ne kendileri ne de mütefekkirlerinin kırıntısı bile mevcut değildir.
Vesayet=Kast Sistemi, İngiltere tarafından Hindistan üzerinden Osmanlı/Türkiye’ye ihraç edilen “görünmeyen el”dir.
ENTELEKTÜEL
Ciddiye almamız gereken husus aydın, entelektüel polemikleri değil; medeniyet mirasımızı nasıl canlandıracağımızdır; zor çok zor
Entelektüel dışa kapalılık, otarşizm had safhada.
Entelektüel, problem İngilizce’den dilimize direkt olarak alınmış. Çevrilmekten ise kullanım dışı bırakmak daha uygun olmaz mı?
Ha entelektüel, ha spiritüel.
Sanat
Bilim ve Sanat. Bilim adamını özgün ve farklı kılandır; Sanat.
Şair Sadrazamlarımız, Sultanlarımız vardı da, Şair Başbakan galiba sadece Ecevit. Siyaseti sanat ile harmanlamak tabii ki harika bir sentez. Artık Başbakanımız da yok. Bakalım zaman daha neler gösterecek. Ecevit, sanat için sanat, toplum için sanat tezlerine de açılım getirmiş.
TV ve gazetelerde az rastlanan, Kültür-Sanat-Bilim söyleşilerinin internet kanalları ( youtube, zoom vb. ) üzerinde yoğunluk kazanması sevindirici. Müthiş canlandırıcı bir etki ve kısa zamanda olumlu sonuçları görülecektir.
Felsefe
2020 Bilge Tonyukuk yılı kutlandı bitti. Tarihçiler, dilciler bilinenleri tekrarladılar ama konuya felsefe açısından yaklaşan olmadı, akıllara hiç gelmedi. Felsefe olmaksızın tarih incelenebilir mi?
Bizde aslolan Bilgelik. Filozof ise Bilgeleri seven kişi. 14 Şubat 2016
Çin’e karşı hayatta kalma mücadelesinden ötürü, Tonyukuk (d. 646) ile surlarla kaplı şehirlerde yaşama anlayışına şiddetle karşı çıkan Türk düşüncesi, Farabi (d. 872) ile birlikte şehri merkeze alarak, evrensel bir felsefe geliştirmiştir.
Önyargılar kalıplaşıyor. Bu kalıpları da söküp atmak son derece zor. Dilcilerimizin içinde dilin felsefesini de yapanlar azınlıkta. Hep ezber kalıplar üzerinden yeni zehirli kalıplar inşa ediyorlar. Hala yazıtlarımızın noktası, virgülündeler. Felsefesi hani?
Eski Yunan’da “sophia” hikmet, “philosophia” yani felsefe ise “hikmet sevgisi” anlamına geliyordu. Bu anlayışı Müslümanlar devraldı. Varlığı derinlemesine ve kuşatıcı biçimde kavramaya çalışan filozofa “hâkim”, filozoflara “hukema” dendi.
Evrensel Düşünürler Ansiklopedisi konusundaki ilk deneme MÖ 624 doğumlu ilk bilinen filozof Miletli Thales ile başlayan 2650 yıllık birikim ile başlamaktadır.
İlk 10 büyük filozof içinde ilk 3, Türkiye coğrafyasından. Felsefe, Türkiye coğrafyasında başlamıştır. İlk 10 filozof düşünürden 4 düşünür Türkiye doğumludur.
Thales, Milet. Anaximander, Milet. Pythagoras, Sisam adası. Laozi. Confucius. Sun Tzu. Heraclitus, Efes. Parmenides. Anaxagoras, Klazomenai, Urla. Protagoras Kaynak: Xue Xiaoyuan, Dr. The Charisma of 100 Philosophers. 2018. China Pictorial Press.
Felsefe = (Philo. Sophy) = “Bilgelik Sevgisi” para ile alınıp satılabilir mi? Bilgi, Sevgi ve PARA?! Kaynak: https://t. Co/dbnclkq0dy
Felsefe, Türkiye Coğrafyasında başladı.
Felsefe, eski Yunan’da değil, Antik Mısır’da başlıyormuş derler. Keskin Dönüş. Filosofyalar onlara, Ayasofyalar bize.
Felsefe, Filosofya; çöküştür. Aslolan Ayasofya’dır, Kutadgu Bilig’dir. Bilgeleri seven kişilerin değil, Bilgeliğin peşinde olalım.
Filozof, Diyojen feneri ile adam arıyordu, bizim simsarlar da kilo ile, modül ile felsefe satıyorlar.
Hanedanların (ki Osmanlı ve Selçuklu’nun ötesine geçmez) ve sultan, şahların ötesine geçip coğrafyaları, tarihimizin felsefesini, kavramlarını irdeleyen bir tarihçilik halen yok.
Haritada, ünlü Avrupalı filozoflar arasında Türkiye’den Farabi seçilmiş.
Hiçbir bilimsel dalın, disiplinin felsefesi yoktur bizde. Akademisyenler twitterı, çocukların McDonalds doğum günü partilerine çevirmişler. Habire fotoğraf paylaşırlar, doktoramı aldım vb. Tek bilimsel ünvan olan PhD aslında felsefi bir derecedir. Bilmesinler.
PhD filozofi
Tao aslen iç Asya kökenli bir felsefedir. Çin’de ilk devlet ve din iç Asya’dan Çin’e göçen Türk soylu Çu’lardan miras olan yapılardır. Bu konu Prof Dr Wolfarm Eberhard tarafından incelenmiştir. Bilge Tonyukuk ile Lao Tzu aynı İç Asya felsefe okullarıdır. Her ikisi de Konfüçyus’a karşıdırlar. Konfüçyus, Çin aydınlanmasıdır, akılcıdır. Lao Tzu, İç Asya tasavvufudur; en sonunda tekrar batıya giderek düşünsel köküne dönmüştür.
Tefekkürümüz ile tarih bu kez tekerrür etmeyecektir.
Tek bir bilim ünvanı var: Ph.D. Felsefe Doktoru
Edebiyat
Bizden başka Lise eğitimini Fen-Edebiyat şeklinde bölümleyen var mıdır? Edebiyat? Bu ayırım İnsanın kendisinin bilimin öznesi olamayacağına dair önyargıdır ve alelacele gençlere aktarılır. Tembeller Edebiyat bölümüne.
Edebiyatçılar dil üzerinden düşünce hayatımızı yakalıyorlar.
İyi yazarları dört duvar ortamlardan çıkartıp, halkın her kesiminden insanlarla kaynaştırarak, ilhamları teşvik etmenin harika bir örneği 15 yıldır Hindistan’da düzenlenen Jaipur açık hava edebiyat festivalidir.
Jaipur Edebiyat Festivali yıllardır açık alanlarda düzenleniyormuş. İzliyorum. İnsan başka insanlarla var olabiliyor. Bu duyguyu edebiyatla yaşatmaları ne güzel. İmrendim açıkçası. Edebiyat bir festivaldir. İçe yönelen dışa da açılmalı. Online.
Şiir
1978 yılında o zamanki Dünya gazetesindeki Attila İlhan’ın köşe yazılarının ve ayrıca şiir kitaplarının aşinası idim. Düşünürümüz halen keşfedilememiştir.
Bizans şiirinin, Türk (Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet) Şiiri üzerinde etkileri olmuş mudur, Fatih Sultan Mehmet’in şiirlerini etkilemiş midir? Malum son Bizans imparatorunun varis yeğenlerini Murat Paşa (Aksaray’daki MP Camii) ve Sadrazam Mesih Paşa’ya dönüştüren FSM idi.
Lord Byron’ı, şiirlerindeki kıtaları arkalarına almışlardı bir zamanlar. Yine de şiir kıtasına benzemez bu sahanlık.
Şiir girmeyen eve doktor girer.
Şiir ulusal dilde yazılıp söylenir ama evrenseldir ve başka dillere çevrildiğinde özgünlüğünü kaybeder. Ulusal diller şiir dilinde evrenseldir. Şiir evrenselliği, ulusal dil ile yakalamış bir sanat dalıdır.
Türk şiirini dünyada iz bıraktığımız coğrafyalar özelinde incelemeliyiz. Konu sadece Türkiye coğrafyasına indirgendiği için kısır kalıyor ve böylece Türk kavramı da soyut kaldığı için bu konunun peşine düşmeliyiz.
Şair
Ahmed’lerin sözü Arif. Sesi Kaya’dır. Dünyanın bu biricik topraklarında.
Büyük Şair ve Düşünce Adamı Yahya Kemal Beyatlı’nın Kurtuluş Savaşı yıllarında dile getirdiği Türk Evi fiziken muhal olmakla birlikte, ruh ve mana açısından hemhal olunarak, misyonunun takipçisi olmak; kutsal bir vazife olmak gerektir.
Hem Kosova hem de Fatih’ten hemşehrim Mehmet Akif. Al sancağımın, tüten en son ocağımın şairi.
Yapay Zeka
Yapay zekâ robot-insanlar toplumu olan Çin’i daha da pervasızlaştıracak, dünyanın başına bela edecek. Göreceğiz.
Yapay zekâlı insanlar da varmış demek.
Zeka
Hiç de yapay değilmiş demek. Üstün Zekâ
Akıl
Akıl anlamındaki öğ kelimesi ilk kez hangi metinde (yazıt, yazma) kullanılmıştır?
Akıl Odası’nın Nedret Yasalarındaki birinci ve değiştirilemez madde olan Moderasyon’un ne denli değerli olduğu artık belli olmuştur.
Akıl ve bilgi gücümüzün üzerine kalın bir perde çekilmiş. O melun perdeyi kaldırıp, “Kutadgu Bilig”i anlayıp anlatmamız lazım.
Bir donanım halindeki beynin yazılımı olan akıl, uzun vadede problem çözme ve planlama, işletim sistemi durumundaki zekâ ise, kısa süreli sorun çözme kabiliyetidir. Akıl matematiğe, zekâ reflekslere göre davranır.
Gök’a hocam Harita Metod Sohbetleriniz kitaplaşsa keşke. Akıl yürütme biçim ve yönteminizden dersler alınmalı.
Müthiş bir bağlantı (Ög: Anne). Ög (akıl) hem anne, hem öğretmen kavramlarının temeli.
Müttefikimizdir! Endişeye mahal olur mu?
Okumayan, okuduğunu anlamayan ve anlamamakta ısrar eden bir güruhun ter dökmeden, gayretsiz ve fiiliyattan uzak, kavli yakarışları nereye kadar ulaşabilir ki. İnsan olmanın olmazsa olmazı, akıl ve düşüncedir. Bir spor olan düşünmek çok önemlidir. Okumak ise, daha çok önemlidir!
Matematik
Fizik, kimya, matematik ve biyoloji bilen din adamlarımız kimlerdir?
Sıfır da kiliseden nasibini almış, aforoz edilmişti.
Sıfır’ı Hint buldu, Türk Harezmi matematik işlemlere uyguladı; bütün bunları alıp uygulayarak Sıfır’ı Bir yapan ise Avrupa oldu. Neden?
Kalp
Kalp kapağı, kapakçığı. Ne mutlu kalp ile kalpten kapak olabilene.
Kitap
Antik Türkiye ye tepki gösterenlerin WORLD CAT’de belgelenen bilimsel kaynakları okumalarını tavsiye ederim. Bu bir tepki meselesi değil, sadece saygı meselesi. 1050 sonuç: Kitaplarda “Antik Türkiye”. Kaynak:
Kitap kapak başlıkları ayrı bir inceleme konusu. Çoğunluğu bulvar gazeteleri manşeti gibi.
Kitap okuyanlar daha uzun yaşıyor.
Kitaplar zihne sığar, sonsuzluğa taşar.
Komplo Teorisi kitapları yetmez mi dantellektüellerimize!
Londra’da bir kitabevi. Raflar ve başlıklar insanı mest eder. İnsanın serüveni ile ilgili envai çeşit konular.
Nehir Söyleşilerinizdir, söyleştiklerinizdir kültürel miras. Halil İnalcık. Oktay Sinanoğlu. Muhibbe Darga. Miras da değil; Hazine. Yazıdır, kültürel miras. İlkyazıdır; Bilge Tonyukuk.
Hayal
Geçmişe saplanan hayallerimiz ile dopdolu zihnimizde, gelecek hayallerimize yer ve zaman yok.
Hayallerimiz geçmişte, gerçekler önümüzde, gelecek dibimizde.
Beyin
Bey’in İnsansız Hava Araçları’nı (İHA) ülkemiz İsmail Hakkı Aydın’da (İHA) simgeleşen Beyin Gücü ile geliştirmektedir.
Beyin değil Kalp. En temel Mesele. Kalp kapağı, kapakçığı. Ne mutlu Kalp ile, kalpten kapak olabilene. Farabi’den satırları da ekliyorum.
Beyin gücü, bey’lerin gücüdür, bey olabilenlerin, beylik olmayanların rahmani, üretken ve enerji dolu gücüdür.
Gazi Paşa (1881-1938) ile Gazi Yaşargil Hoca’nın(d.1925) mükemmel bir sentezidir, Muhterem Hocamız İsmail Hakkı Aydın.
Gen(etik). Geniş Birikim. Gezmek (Gezegen). Gazilik ile kişi de kuşaklanıyor. Beyin ve Bey’lik. El. Bel. Dil. Atalar, dedeler sadece bellerini değil beyinlerini de kuşaklıyordu (sarma kavuk vb.)
Google: “spor salonları” 2.180.000 haber “okuma salonları” 33.500 haber. Neticede body yapılırken, beyin göçer.
Z Kuşağı
Artık Çin’deki bütün kuşaklar Z kuşağıdır. Kendilerine gönderilen komutlarla hareket etmektedirler. Z kuşağı bu demektir.
Atası KUTADGU BİLİG kitabını yazmış. Z kuşağı imiş. Bihaber.
Merkez-çevre papağanseverliğin en son versiyonu da Z Kuşağı gevelemesi.
Z Kuşağı kimdir derseniz medya prototiplemelerinin aksine Zat olabilenlerin kuşağıdır.
Düşünce gücü Türklerin hayatından önemli ölçüde etkilenmiştir. Türk tarihi boyunca, düşünce gücü ve fikirler, toplum üzerinde derin bir etkiye sahip olmuştur.
Bunun birkaç örneği şunlardır:
Din: Türkler, İslamiyet’i kabul etmeden önce, Tengricilik ve Budizm gibi çeşitli dinlere inanıyorlardı. Bu dinlerin her birinin, Türklerin hayatını ve dünya görüşlerini etkileyen kendine özgü inançları ve ritüelleri vardı.
Felsefe: Türkler, Farabi ve İbn Sina gibi önemli filozofların eserlerinden etkilenmiştir. Bu filozofların fikirleri, Türklerin evreni ve insanlığın yerini anlama şeklini şekillendirmeye yardımcı olmuştur.
Edebiyat: Yunus Emre ve Mevlana gibi büyük şairlerin eserleri, Türklerin manevi ve ahlaki değerlerini geliştirmeye yardımcı olmuştur. Bu şairlerin şiirleri, sevgi, hoşgörü ve barış gibi evrensel temaları ele almıştır.
Siyaset: Türkler, Atatürk gibi liderlerin fikirlerinden etkilenmiştir. Atatürk, Türkiye’yi modern ve laik bir ülke haline getirmek için reformlar yapmıştır. Onun fikirleri, Türklerin siyasi ve sosyal yaşamında derin bir etkiye sahip olmuştur.
Düşünce gücü, Türklerin sanat, müzik, bilim ve diğer alanlarda da önemli katkılarda bulunmasına yardımcı olmuştur.
Türkler, tarih boyunca yaratıcı ve yenilikçi bir halk olarak tanınmıştır. Bu, büyük ölçüde, yeni fikirlere açık olmalarına ve düşünce gücüne değer vermelerine bağlıdır.
Türk’çe Düşünme
“Türkçe düşünce dayanışmacıdır, dosta, dostluğa çağırır.
Türkçe düşünce paylaşımcıdır. Kendi evini herkese dostlar sofrası gibi açar.
Türkçe düşünme özgürlükçüdür, ancak özgür olanların özgürleştirebileceğini öğretir.
Türkçe düşünme eşitlikçidir. Herkesi kardeşi bilir, kadının ikinci cinsiyet olarak bastırılmasını asla kabul etmez.
Türkçe düşünme barışçıdır. Irkçılıktan ve savaşlardan nefret eder, bunları insanlık suçu olarak kabul eder.
Türkçe düşünme barışçıdır, kültür ve uygarlık, insanlığı insanlık olarak kurmak ister.”
Ülkemizde din adamları konuştuğunda sanki bir din değil de ideoloji adına konuşmaktadırlar. Din adına bir ideoloji, siyasi ön yargıları sürekli olarak tekrarlayıp, dini duygular üzerinden insanların zihinlerini bloke etmekteler.
Türkiye’de sürekli olarak Türk kimliğinin ve Türkçenin inkarı ile meşgul olunmaktadır.
11. yüzyılda Karahanlılar devrinde Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan Türkçe sözlük Divan’ı lügat it Türk ve 1900 yılında yayınlanan Şemsettin Sami’nin Kamus-i Türki başlıklı Türkçe sözlükleri, bu inkarın ne kadar ideolojik ve aldatıcı olduğunu göstermektedir. Kaşgarlı Mahmut sözlüğünü, Bağdat’taki Abbasi halifesine sunarak Türkçenin, Arapçadan üstün bir dili olduğunu bizzat kendisine karşı dile getirmiştir. Şemsettin Sami ise sözlüğünü Osmanlı imparatorluğu döneminde yazmış olmasına rağmen, sonradan ideologlarca icat edilen kirli bir kelime olan Osmanlıca sözlük şeklinde adlandırmamış, Türkçe sözlük olarak adlandırmıştır.
Türkiye’de siyaset dini kavramlarla yapılmaktadır ve halkın dini duygularının kullanılıp sömürülmesi üzerine inşa edilmektedir. Siyaset dinden arındırılmadığı müddetçe, din adamları sanki bir siyasi otorite ve siyaset adamları da sanki bir dini otorite gibi baskın ve dominant ifadelerle konuşmaktadırlar.
Din adamları siyasi kavramları, siyaset adamları ve dini kavramları mesleki alanlarına ve tanımlarına bakmaksızın, sürekli olarak sözde hitabet sanatının incelikleri içerisinde kullanmaktadırlar.
Bu din değil ideolojidir. Türkiye’de din, siyaset, ideoloji iç içedir. Bu kimliğin inkarı tabii ki aynı zamanda Türk dilinin de inkarı anlamına gelmektedir. Dinin ancak Arapça ile kavranabileceği, anlaşılabileceği ideolojik ifadelerle sürekli beyinlere akıtılmaktadır. İtaat ve itikatta itiraza yer bulunmamaktadır.
Hristiyan dünyasında ise Papa’nın Vatikan’daki Latince ve İtalyanca pazar ayinleri anında İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Portekizce, İtalyanca, Lehçe, Arapça ve Çince dillerinde de yayınlanıyor. Yayınlar, Vatikan Radyo’su ve Vatikan Televizyonu aracılığıyla gerçekleşiyor.
Bülent Ecevit’in, çok taraflı dış politika uygulamaları çerçevesinde, 1997 yılında Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in (1997-2002) Çin’e açılım politikasını başlatmış, Türkiye Şanghay’da ilk kez konsolosluk açmıştır. Çinlilerin kutsal sayısı 8 dir.
Sonsuzluk döngüsü, su karakteri ile simgelenirken, bu döngü, Çin alfabesinin temel 8 karakteri ile oluşturulmuştur. Alfabedeki diğer bütün binlerce karakterler (kelimeler) bu 8 karakter kullanılarak türetilmektedir.
1998 yılı Türk Amerikan ilişkileri açısından kırılma noktasıdır.
Türk ordusu 1998 yılında doktrin değişikliğine giderek ABD ile arasındaki ayrılığı netleştirmiştir.
Ardından gelen çeyrek asırlık süreç içerisinde Türkiye’de yaşanan gelişmelerin temelinde söz konusu ayrılık vardır. Türk ordusu kendi bağımsız doktrinini beyan etmiştir. Ardından gelen 1 Mart 2003 tezkeresi oylaması, 4 Temmuz 2003 Çuval olayı, 2008 Ergenekon kovuşturması ve tutuklamaları ve 15 Temmuz 2016 bu sürecin köşe taşlarıdır.
Ordu’nun 1998’de Amerikan Doktrininden bağımsızlaşması
***************************************
1998’de Türk Ordusu, askeri-politik stratejisini değiştirerek geliştirmiştir.
“Soğuk Savaş döneminde Türk Ordusu’nun savunma anlayışı, bir Sovyet saldırısını caydırmak ve diğer NATO ülkeleri orduları ile birlikte kollektif güvenliğin sağlanması üzerine kuruludur. Ancak değişen koşullar değişen tehditler ve cevaplar ortaya çıkarmıştır.
Bundan dolayı, 1998’de Türk Ordusu, NATO’yu karşısına almadan; hatta NATO’daki yapısal değişime paralel olarak, “ileriden savunma” ve “kriz yönetimine askerî katkı” ilkelerini, caydırıcılık ve kolektif güvenlik ilkelerine eklemiştir.
Amerikalı akademisyen ve askeri istihbarat elemanı Michael Robert Hickok tarafından ABD Kara Kuvvetleri’nin resmi yayın organı olan Parameters dergisinde, 2000 yılında yayınlanan “Yükselen Hegemon: Türk Stratejisi İle Askeri Modernizasyon Arasındaki Uçurum” adlı makale önemlidir.Dr. Hickok’a göre, Soğuk Savaş boyunca NATO stratejileri çerçevesinde silahlanan, eğitilen ve NATO konseptine bağlı olan Türkiye, NATO dışında “inandırıcı şekilde gücünü yansıtamadığını” görmüştür.
Dr. Hickok, Türkiye’nin 1990’ların başında Kafkaslar ve Balkanlar’da etkisiz kaldığını gördüğünü savunmaktadır. Bundan dolayı 1990’lı yıllarda “Türk karar alıcılar, Batı ve NATO ile olan ilişkilerinde bir değişiklik olmaksızın, Atatürk’ün Türkiye’nin geleceğinin sadece Batı’da olduğu” yolundaki sözlerini yumuşatmaktadır (Bu husus Hickok’un kendi çarpıtmasıdır. Atatürk’ün böyle bir anlayışı yoktur. Ü.Ö.)
Resmi askerî belgeler günümüzde, Türkiye’yi bir Avrasya ülkesi olarak nitelemekte ve hem Batı hem de Doğu’yla ilişkilerini korumak ve geliştirmek zorunda olduğunu belirtmektedirler. 70 yıllık alışılmış politikadaki bu sapma, Hickok tarafından “Türk stratejik düşüncesinde önemli bir dönüm noktası” olarak nitelendirilmiştir.
Farklı bir jeopolitik algılama geliştiren ve NATO konseptinin bu jeopolitik algılama için yetersiz olduğunu gören Türkiye, Amerikalı uzmana göre, savunma konseptini değiştirmiştir.”
“Türk Ordusu’nun savunma doktrini, 1998’e kadar, caydırıcılık ve kollektif güvenlik ilkelerine dayanırken; 1998’de de eklenerek köklü bir değişim gerçekleştirilmiştir.”
Starting from ancient times, philosophers have tried to give power to thought by philosophizing. Philosophers who perceive and evaluate the world in terms of their subjects are knowledge-loving people and they wanted to write their names in history forever by expressing the solutions they found by thinking on behalf of humanity.
As a result of these efforts of philosophers, a discipline that we can call philosophy, that is, the love of wisdom and the love of knowledge, has emerged.
The greatest title in the world of science is philosopher. The adjective doctor, which is called a doctorate in Turkish, is actually the phrase doctor of philosophy, which is abbreviated as PhD in English.
What is meant here is the documentation that a new thought, a thesis, has been put forward by doing philosophy in that branch of science.
Unfortunately, we are not aware of the emphasis on philosophy here because we are alienated from the concepts. What is meant by philosophy is a new knowledge, a new thought.
The power of thought is directly related to innovation. What we call the history of philosophy is actually the thoughts of philosophers about thought.
In the works of the Greek philosophers, a great emphasis was placed on the subject of thought. We can even say that the basis of Greek philosophy is thinking and questioning.
“The beginning of an action is man himself. Detailed thinking is about actions that a person can do himself. Therefore, there are purposes for carrying out actions. As a result, detailed thinking and preference are different things, the decision made as a result of detailed thinking is a choice”Aristotle
“It’s not talking too much that shows intelligent thinking. Seek only wisdom, choose only honor. Thus thou shalt silence the incessant voices of chatterers.”Thales
In addition to the ancient Greek, Roman, Indian, Chinese, Egyptian and Mesopotamian philosophers, who took their place in the history of philosophy of humanity with the works of thought they created as a result of the act of thinking, the Turks started to create works as a result of thinking with the thinker and Prime Minister Bilge Tonyukuk, who produced the first written work in the eighth century.
In Tonyukuk’s Inscription, we see very clearly how the act of thinking takes place step by step. In fact, the work clearly shows how developed the Turkish language has come over time, how developed it has become with the first written work after the oral stages, and how clearly it reveals philosophical thoughts.
In the tenth century, the first Turkish philosopher Farabi, who will be known as the second Aristotle, the second Teacher. With the philosophical works he wrote, he especially focused on the power of thought and brought explanations, and he was the first philosopher to touch on the power of thought so much. Later, Ghazali of Khorasan created a work with a special title titled “On Thinking, Speaking and Speaking”, which evaluates reasoning methods. This is the first philosophical work in its field.
In the 17th century, the French thinker Descartes, on the other hand, put forward the subject of thinking as an essential quality of human beings and made his philosophy a striking title with the motto “I think, therefore I am”. The most notable philosopher in thought is the Frenchman Descartes.
The thinkers we have mentioned here stand out especially with their views that define thought as power.
***************************************
OUR POWER OF THOUGHT
Think, Tonyukuk Inscription
Farabi and the Power of Thought
Ali Gevgilili: Our Own Roots and the Power of Thought
THE POWER OF THOUGHT
The truest power in life is the Power of Thought.
Gram Value of Thought
Power of Thought and Language
PROCESSES RELATED TO THE PRODUCTION OF IDEAS
POWER OF THOUGHT AND LANGUAGE
THOUGHTS AND WRITINGS
THOUGHT PINARS
Entries
Questions
Books
Words
GEOGRAPHY OF THOUGHT
THINK
Descartes
POEM
FREEDOM OF THOUGHT
ALIENATION
OUR POWER OF CONTEMPLATION
Our VISION is Contemplation and Innovation.
***************************************
***OUR POWER OF THOUGHT***
Think, Tonyukuk Inscription
The verb to fall, which is used three times in the Tonyukuk inscription, which is our first written work, revealed the etymological traces of the concept of thinking for the first time. What is in question with the dream, which is at the root of the concepts of dream and thought, is self. Falling, dreaming, thinking, happens by itself. What is meant by falling here, dreaming in your dreams, means suddenly being spontaneous.
Thus, the sameness and self-righteousness in the essence of both dream and thought phenomena emerge. What emerges is actually mental products. That is to say, in the human mind, products in the form of dreams and thoughts appear spontaneously, appear spontaneously and occur suddenly.
Tonyukuk, our first thinker-writer, brings an etymological clarity to these two philosophical concepts, the concepts of dream and thought, with his inscription. There is spontaneity when the verb to fall turns into the verb to think, as in the verb to see. From here, we can clearly see the creative power of Turkish and how the concept is transformed with the addition of two letters.
The verb to fall reveals spontaneity with the addition of an affix. At the core of thought, then, is the self. Self, on the other hand, is one of the seven concepts of the Turkish wisdom cycle.
So when we think, it’s important that we are with ourselves, it’s important that we be spontaneous. It’s important to be yourself.
Farabi and the Power of Thought
“Thinking is the soul talking to itself”
The reason you feel bad or good is because of what you think. Because feeling begins with thinking.
Who is an ignorant person? An ignorant person is a person who does not use his mind to educate and learn for himself.
Intellect is the highest value that man can have.
A person who cannot use his mind will remain in darkness and will not see anything.
He is the human being who also acts as a bridge between the physical and metaphysical worlds, which is at the center of the thoughts of Farabi of Turkestan, the first Turkish philosopher. Knowledge, which is the power of thought and its product, is the most important quality of human beings. Man also cannot exist by the power of thought alone. It is the need for help and solidarity with other people that makes human beings. Farabi idealized the world state and holistic human being by raising this solidarity to a universal level.
With these views, Farabi positioned freedom (power of thought) and solidarity simultaneously in his philosophy.
Ali Gevgilili: Our Own Roots and the Power of Thought
The revival of the “Thinkers’ Forum and Thoughts” school, initiated by Journalist-Thinker Ali Gevgilili Beyefendi, is also an important wish of ours to open the way for development by activating the Power of Thought, which is the most genuine power in life.
Our own power of thought comes from language. When we say thought, what is it, it is written in the inscription. He says I fell, I fell from the mountains, I fell into the river. So how does falling develop, how is thought formed? It occurs suddenly. If you wake up in the morning, it suddenly comes to your mind. We will go from these roots.
We will produce our own thinking, our own sociology, from our own roots. The Thinkers’ Forum, which was first published in Milliyet newspaper on February 9, 1969 by Ali Gevgilili, one of the rare journalist thinkers of our country, is the most remarkable initiative fifty years ago in order to pave the way for development by activating the “Power of Thought”, which is the most genuine power in life. What we need is the enlightenment of sciences from A to Z, which we will reach with the power of knowledge. Our examination of the identity of Bilge Tonyukuk has brought us together with ancient treasures. Bilge Tonyukuk’s criteria and the concept of wise power are the guarantee of our living in the 21st century, which is the first step that will lead us to the third millennium, as a Turkish Century.
Our main source of thought is the sages of Turkestan
The Power of Thought: What It Is and How to Use It?
The power of thought is the ability to create effects in the material and spiritual realm through the power of our mind. This happens not only through faith and imagination, but also through conscious and focused thinking. While there is no conclusive scientific evidence for how the power of thought works, many people argue that it has used this power to create tangible changes in their lives.
Uses of the power of thought:
Goal setting and achievement: Our thoughts can help us focus on our goals and find the necessary motivation to achieve them.
Developing a positive outlook: Focusing on positive thoughts reduces stress, increases optimism, and contributes to a happier life.
Improving relationships: Our thoughts can also affect our relationships with others. Positive thoughts and loving intentions can help us build stronger and more meaningful relationships.
Improving our health: Our thoughts can also have a powerful impact on our body. Techniques such as positive thoughts and meditation can help strengthen our immune system and prevent stress-related illnesses.
To use the power of thought:
Set your goals: Clearly define what you want to achieve.
Focus on positive thoughts: Push negative thoughts out of your mind and imagine that you are achieving your goals.
Visualization: Create vivid and detailed mental pictures that show you’ve achieved your goals.
Meditation: Meditating can help you calm your mind and focus on your thoughts.
Repetition: Repeating positive affirmations and beliefs can help you reprogram your subconscious and achieve your goals.
The power of thought has the potential to create change in many areas of our lives. By consciously using this power, it is possible to live a happier, healthier, and more successful life.
“The fact that the intellectual common set of East and West is used so effectively by these two countries (Britain and Russia) allows us to understand their diplomatic, anthropological, intelligence and military success. In this sense, British and Russian thinkers still maintain their treasure qualities.
When the intellectual world of the West is analyzed, it is clear that the German, French, British and Russian successes are not accidental. What the Westerners are doing is actually simple: To adapt the Turkish-Islamic thinkers and statesmen who have made the rise of the Turks and the Islamic geography by studying them well, and to strengthen their states by using the science they have obtained.
The British made great efforts in this regard, while the Russians, on the other hand, made use of the great accumulation by opening their doors to unknown thinkers, scientists and other elites, but definitely not coup plotters and enemies of the state, who were pushed and pushed by the dominant Turks in their interior and neighboring geographies, and by establishing a rational partnership. At the same time, both powers have serious problems and are struggling to overcome them.” Source: Bear (4) http://www.gunes.com/yazarlar/omer-ozkaya/ayi-4-813855
Our most valuable underground resource is our sages who lie in the bosom of Turkestan.
Gram Value of Thought
So how is thought valued?
In the United States, the country where thought is the most valuable in the world, the gram value of the iPhone is $ 3.77. With its plurality of thought and its richness and equality, it is actually a collective product, a collective achievement, produced with the contributions of think tanks in the country. Turkey’s export value is 1.44 dollars per kilo. This comparison has brought the dimensions of the value given to thought and the dimensions of worthlessness and indifference very well before our eyes.
Of course, how does America provide this, it constantly sends projects to think tanks, it says prepare your thoughts on this subject, projects are sent to many think tanks, they are paid for and financed. What does he want to see, what different ideas have been produced, he wants to see them, because he will go to a synthesis of these differences, and in this way, he keeps himself alive and alive and attracts the most well-equipped people from various parts of the world to his country.
In the depth of time, in the vastness of the grounds, the thoughts accumulated in the mind, which is constantly in motion, are of only value.
Of course, isn’t it a way of thinking in the form of “let me get into the eyes of my supervisor, the boss, let me do what he says”, then you will have copied, you will have acted within the chain of command, this is what he says in the military order, but there is no such copying in civilian life
Levent Ağaoğlu is a poet-thinker who loves poetry and prefers to take action by generating ideas. He cares about the sine qua non of the dream dimension at the core of the act of thought; He likes to enrich and diversify his power of thought with his imagination. He set his heart on developing an idea of Aghasophia from the sameness in the dictionary meanings of Hagia Sophia and Kutadgu Bilig. He likes to go to bed with the idea and wake up with the poem.
The main thing is to be ourselves. “The Power of Thought”.
I developed a three-dimensional vision model. Wisdom, leadership, the outside world. I believe that the different perspectives between the angles of this triangle are productive. It is a fundamental principle of mine that the greatest talent of man is the power of thought.
Listening, speaking, hearing, reading, writing, asking are our most important sources of information in the information system.
From a broad perspective, I wish to serve all sectors, our people in all age groups, without discrimination, with the power of thought and the rich accumulation of lived experiences.
Power of Thought and Language
Language, Thought and Philosophy
“You are quite right in your thoughts. I really liked the combination of philosophy and language, especially your reconciliation of our proverbs with Turkish Philosophy. My late father was also aware of this vast language treasure and always used to say, “I will rule this country with our proverbs”, so he goes to the same door as you. You are quite right, there is no philosophy without a deep language, and without philosophy there is neither art nor science…” Prof. Dr. Serdar Çelebi
Unless Man Pulls the Pearl Out of the Sea,
Whether It’s a Pearl — a Pebble, It Doesn’t Matter
If he does not reveal his knowledgeable knowledge with his tongue,
Even if he lies for years, his knowledge does not illuminate his neighborhood. Yusuf Has Hajib. Kutadgu Bilig. 1071.
“Words, words, language are the most important basis of human beings. You can’t show anything as human as language. Language is the expression of the intellect and the emotions it manages, and the main actor of these is words, hence concepts. Our words are our history, our soul. Teoman Durali on January 28, 2017
“Language is the expression of the intellect. Nations with rich languages are intelligent nations. ” Teoman Durali. Source: Academician Teoman Durali. I never wanted to be a professor. Interview: Nuriye Çakmak Çelik. 27/08/2019
“Writing is what genes are in humans” Source: Teoman Duralı
“Our most important asset is our language. The outward reflection of thinking is language. If I don’t use the language, I’m not thinking. And the most important bondage is incontemplation.” Teoman Durali. August 2018. Open Civilization Magazine
“The Power of Language” is the cover of a book by Nermi Uygur, one of our great philosophers. “The Power of Language” is a work of language that aims to articulate the language, which has been at the forefront of Nermi Uygur’s writing agenda from the very beginning. Source: Nermi Uygur, The Power of Language. Istanbul, Yapı ve Kredi Publications, 2015
“The Power of Language” facilitates the emergence of thoughts, the expression in the inscriptions, and makes thought a power.
The word THOUGHT is derived from the roots DREAM, (tüş in old Turkish; falling, suddenly appearing, product, nut, reward, appearing) and DÜŞÜN, (dream-ü-n/düşün; informational impression produced instantly) from the roots and gained the meanings of self-dropping, self-falling, revealing an object in its own memory, giving birth, downloading it to memory, producing. All the meanings contained in the root of dream are present in the act of thinking. Source: İsmet Zeki Eyüboğlu, Etymology Dictionary of Turkish Language, Social Publications. 1995
Self-righteousness and its sudden emergence in the root sense make the infinite influence of the power of thought unique.
To be in the state world
It’s a bit like an idea;
The “Power of Thought” is nourished by language and attains immortality when it is recorded in writing. It is living ideas that make man immortal. When the inscriptions, which are the first written works of the Turks, were examined, the level of development of the language amazed the readers. Starting from the Yenisei Inscriptions, the language of the Turks has left traces on three continents for one thousand five hundred years and has contributed to our “Power of Thought”.
Starting from our first thinker and writer, Tonyukuk, after the field mobility we have provided in geographies, continents, rivers, mountains, seas, and talays for a period of a thousand years, after the time we stopped and started to think in the last three hundred years, with a noble and prime power we get from our field riches, we should re-evaluate our thinkers and drop livable dreams and brand new and original thoughts into our brains and minds.
Thought, which is trapped in the brackets of Allies and Trustees, has been weakened, and our eyes have been blindfolded to contemplative eternities, and our brains have been dumbed. What we need are not false allies, ignorant trustees, but real thinkers full of “Power of Thought”. Our goal is to transform our language and our state into a global power by educating both thinkers and entrepreneurs.
Listening speech: If you recharge your memory by listening, your speaking process will be easier. If you switch to speaking without the accumulation of listening, you will have a hard time. It is listening that triggers both speech and thinking. My own experience proves this to me over and over again.
Yes, sir, thank you very much. We have two last questions from our listeners. Question: Levent Ağaoğlu gentleman says, dear teacher, is the degree of listening, hearing, speaking, seeing, reading, writing of the processes in thought production equally weighted or are some processes more effective
Yes, I would like to thank Mr. Levent. He reminded me again of his writing on social media.
Mr. Levent, there is such a thing as selectivity in the perception of the person, that is, the person who produces thoughts, some people learn to produce thoughts by writing, some people see that there is no standard thing for these people, for example, I reach new thoughts by writing the most, or I write a text, the feeling of writing takes me to a new thought.
Some people are able to generate a new thought while talking, because of the interaction, this is a process that is completely related to the creative memory of the person. You know, as they say, here is your intelligence, visual intelligence, numerical intelligence, verbal intelligence. In children, these educational scientists classify the types of intelligence that I think some of them sit down and reach new things by thinking, for example.
So I think it’s going to be different from person to person, because we all have different ways of thinking, perceptions of thinking, and learning skills, both biologically and mentally. Some of you, for example, say that the child has a very high mathematical intelligence, that there is a mathematician in his mother, father or family because of his numerical memory and numerical intelligence.
In this respect, I don’t know such a standard thing, it is not my area of expertise, but I say it based on my experience so far. Today, at a point of support for you, for example, I express it much more easily when writing with a pen, that is, when writing with a pen rather than writing on a computer, much new thoughts, new concepts, new sentences come and come much more easily. For this reason, I copy some of my works with a pen like this, first and then I pass them to the computer, I think I am more comfortable. 2021 World Language Turkish Year Talks Turkish in the Context of Language and Thought Relations 1
On Thinking, Speaking and Speaking, Ghazali
This work, written by Ghazali while he was doing philosophical research, sheds light on many problems and debates at the intellectual level. In his work, Ghazali reveals the inner relationship between thinking, speaking, speaking and writing in general, with a philosophical attitude and method. According to the Arabic title of the work, these are understood as the achievements and ingenuity of the mind.
This book, which can be considered the first essay on its subject; It includes important approaches to existence, human beings and language, as well as offering different perspectives on God and his word, prophecy and revelation. It is a work that cannot remain indifferent to those who are curious about the different aspects of Ghazali, those who are interested in the philosophy of language, Hermeneutics and how the holy books should be explained.
After the printing press, which was first found by Gutenberg in the 18th century, the typewriter was invented in the early 19th century, and in the second half of the 20th century, the personal computer, PC and then the mobile phone began to be used. Again, with the end of the 20th century, the use of the internet began to intensify and mobility in mobile phones or computers gained momentum.
Subsequently, mobile phones began to contain all the features of the computer. In this process, when reading has settled in the digital environment and e-books channel, the act of writing has gained intensity mainly by writing messages on mobile phones.
The act of writing books, articles, etc. by talking on a mobile phone is the fastest and most suitable tool for the brain structure of the human brain.
***THOUGHT SPRINGS***
Speeches
Reading Culture
Thank you very much for this initiative. I’m a writer myself. Regarding the act of writing, I discovered Bilge Tonyukuk 5 years ago. Our first author, this year celebrates the 1300th anniversary of his monument. He is also our first Prime Minister. The person who first started writing about the act of reading, I care about him very much. In terms of reading, I attach great importance to public policies.
In the UK, 80 percent of education is verbal. Who did this is the State. Since when has he done it for 500 years? Who made the English language dominant in the world, the state. How he did it, how he made the Turkish do somersaults, how he defeated it. Arrived. He opened the Sir James Redhouse bookstore on the Coral Slope and published a Turkish dictionary. He said there are two major languages in the world. One of them is in English and one of them is in Turkish. Then 90,000 words. This meant that we would destroy the Turkish language. Were. Our language is our greatest strength, my opinion about reading is our greatest strength, our language. Because our communication was in the steppes, in the steppes of Asia, of Asia Great, we communicated by whistle. Turks have a great genius for communication.
Why are we behind in reading, the lady mentioned. The gentleman also mentioned. Mr. Erdogan is genetic. Now Aydin’s genetics go to the nation. It goes back to five hundred BC. Thales, Anaxemender. The Chinese wrote a book. One hundred great philosophers in the world. 5 of the top 10 were born in Turkey. 3 of them are from Miletus. Now we will know. Why is the quality of education in Aydın and Izmir extremely high, there is genetic continuity? In other words, there is a continuity of this geographical genetics. We need to evaluate this.
I don’t want to make it too long. I attach great importance to state policy here, not in the sense of glorifying reading, but in terms of enlarging reading. That is, gyms are opening. So today there is a shortage of things. I’m not saying reading rooms or libraries, reading rooms should be opened. As soon as the state begins to pursue such a policy, the picture will change.
Our Director of National Education mentioned it very well. Education in our country is numerical. From the numerical, we are trying to make something reading, something verbal. No way. We need to do a somersault for this. Thank you very much for listening and for our seminar. February 11, 2020, Bakırköy Yunus Emre Cultural Center.
Command and Memorization are the enemies of the idea.
The founder of freedom of thought in our country is Turgut Özal.
The 21st century will be the century of the Turks. Turgut Ozal
For the first time, a Turkish leader was talking about freedom of thought, giving us the opportunity to recapture our power of contemplation.
ALIENATION
Western (European); It has put the East (Ancient Greece, Ancient Egypt, Islam) at the center of its sources of contemplation and has carried out transformations (social, political, economic) by making use of these resources; It has created its own unique civilization. Whatever has happened has happened through contemplation. There was no question of turning into the structures in the sources of contemplation that he benefited from.
We, on the other hand, started to decline because we could not catch up with the transformations as a result of the closure of the door of contemplation, especially starting from the 16th century. Although Katip Çelebi identified and diagnosed the problem during this period and conveyed the solutions to the state, it was met with indifference. Çelebi’s point is how the West; If he used the contemplative power of the East, we should likewise study the methodology of the rising West. Indifference, 200 years later, has led to panic and resignation.
While we were aiming for territorial conquests, the enemies were drawing up the sociology, anthropology, mineral and oil resources, and maps of the lands we conquered.
They seized both the top and the bottom.
Alienation accelerated with the shift of the source of thought to Europe, especially with the Young Turks. The 1638 Treaty of Qasr Shirin (Iran) put a barrier in front of the thinker/source of thought coming from Turkestan. (Başar, Cezmi, Conference, Intellectual Movements from Tanzimat to Today, Ali Emiri Cultural Center)
At the end of the 1800s, the invasions of the Caucasus and Turkestan (Russia, China) further increased the interruption.
With the Egyptian Expedition (1514), the transfer of Ashari ideas from the South to Istanbul,
• After the Treaty of Qasr Shirin (1638) with Iran, the Turkestan Source of Thought was blocked,
• After the Treaty of Karlowitz in 1699, ideas began to be imported from the West in the 1700s, and
• Russia, rising in the north, began to seize the Ottoman lands;
Among the main causes of dullness in thinking in all directions can be counted among the leading ones.
While many examples of thoughts and thinkers from both the east and the west could be given during the Founding Period, during the Fatih period, following the end of the Ascendancy Period, the eastern channel was closed and the west entered into a race to inject its destructive ideas into the Ottoman Empire. During the Republican period, the eastern canal was personally blocked, and only the education of western languages was emphasized.
At this point, the Turkish world of thought is under the hegemony of the West. Istanbul (Eastern Rome) is oppressed by the Latin mentality in the 20th century. The Latin mentality, which could not conquer Eastern Rome and the Ottomans, has settled in our lands and minds under the guise of Europeanization. On March 24, 2017, Pope Francis met with the EU leaders who came to Rome for the 60th anniversary ceremony of the Treaties of Rome, where the foundations of the European Union were laid, at the Papal Palace in the Vatican, and gave a wide-ranging and well-attended photo with the leaders of 27 EU countries and representatives of the EU institutions; It is the representative image of the Latin mentality.
The China of the Tonyukuk period and the Europe of our time are identical in this sense and are centers of alienation. Identity in Europe and the Slavs; while being defined through language (Latin alphabet, Cyrillic alphabet) and religion (Catholicism, Protestantism, Anglicanism, Orthodoxy), Turks are de-identified through both dimensions. Since the early 1500s, the European, Arab, Persian walls of thought surrounding us in 3 directions have gradually invaded our world of thought, our minds, and undermined our indigenous attitudes.
Since the Göktürks took the Silk Road route from the Persians by making an agreement with Byzantium starting from the 550s, Iran has been stuck in its geography and the revival of the historical Silk Road route in the context of Beijing-Istanbul-London starting from the 2030s; It explains how the Turks, who followed the Tonyukuk Mind, became the center point of this route.
Upon the cessation of the human source of ideas from Turkestan in the East, nearly 30 thinkers, starting with the Russian Turks İsmail Gaspıralı and Mizancı Murat, fed Turkey with their ideas in the 19th century. Thus, the lost weight of Turkestan was replaced by Turkish thinkers in Russia. Upon the loss of Rumelia in the 20th century, this time Rumelian Turkish thinkers settled in Turkey with migrations. Our thinkers of Bulgarian and Russian origin, who emerged since the 19th century, have increased Turkey’s intellectual power and ideas.
***OUR POWER OF CONTEMPLATION***
Intersecting areas, geographies, rivers, seas; Its dual and multiple geographies and structures have brought our contemplative power to the peak.
Our VISION is Contemplation and Innovation.
When we break our mindset that has become dull since the 1000s, we will regain our contemplative power in the first 1000 years.
0-1000: 1st Thousand: Contemplative Power
• 1001-2000: 2nd Millennium: Blockage in Contemplation
• 2001-3000: 3rd Millennium: A Vision of Recontemplation
CONTEMPLATION AND REPETITION
Contemplation; In fact, it is a preventative of repetition. He who cannot contemplate, repeats himself and perishes.
With our own effort and mind; With our power of contemplation, we can give history a new and unprecedented direction. Although history repeats itself, it is in our hands to surprise history with our will and contemplative power.
CONTEMPLATION PROCESSES
The power is in the Wise, in the Contemplative. This is the message of our ancestor Bilge Khan over the millennia.
Whatever we do, let’s multiply our power of contemplation, let’s be contemplative.
Thinkers have always investigated the order of the universe. There are all kinds of sciences on the list; chemistry, physics, astronomy, mathematics, etc.
Ortaçağlar’da (11.12.yüzyıllar) Ticaret Yolları Büyük Akdeniz Havzası Pagan dinlerinin, Budizmin, Maniheizmin, Zerdüşt dininin, Nasturiliğin, Tengrizm’in birbirleri ile etkileştiği, tek tanrılı dinlerin doğduğu içerisinde Bereketli Hilal’in…
Levend’nâme; • Yol’larda… • Yıl’larda… • Yazı’larda… • Yürek’lerde… • Yır’larda… biriktirdiklerimizi şiirle buluşturuyor. “Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan” Türkiye ve vahaların çevrelediği Türkistan’ın oluşturduğu Büyük Akdeniz bütünlüğündeki Levend’âne…
LEVENT AĞAOĞLU’NDAN TÜRK DÜNYASINA BÜYÜK AKDENİZ BİRLİĞİ (BAB) ÇAĞRISI! https://www.youtube.com/live/id87xNqt-nU?si=ylCjF1SBiA1r5V23 TÜRK MEDYASININ TÜRK DÜNYASINDAN HABERİ VAR MI? https://www.youtube.com/watch?v=MBmTTHgGSwI&ab_channel=MGTVT%C3%BCrkD%C3%BCnyas%C4%B1n%C4%B1nSesi
Levent Ağaoğlu Şair-Düşünür. 40 yıllık ihracat profesyoneli. 1997-2001 yılları arasında Hong Kong’da yaşadı; yaklaşan Büyük Asya Yüzyılı’nın ayak seslerini duydu hep. İsmail Gaspıralı’nın “Dil’de, Fikir’de;…
“BÜYÜK AKDENİZ” BİLGELERİ Düşünürlerin veya eserlerinin üzerine tıklandığında bilgilerine ulaşılmaktadır. Homeros, Türkiye Aristoteles, Yunanistan Platon, Yunanistan Sokrates, Yunanistan Diagones Laertius, Türkiye Thales, Miletus, Türkiye…
Eski devirlerden başlamak üzere filozoflar, felsefe yapmak suretiyle düşünceye bir güç kazandırmaya çalışmışlardır. Dünyayı özneleri itibari ile algılayan ve değerlendiren filozoflar bilgi sever insanlardır ve düşünerek buldukları çözümleri insanlık adına dile getirerek isimlerini tarihe de sonsuza kadar yazdırmak istemişlerdir.
Filozofların bu çabaları neticesinde felsefe yani bilgelik sevgisi, bilgi sevgisi olarak adlandırabileceğimiz bir disiplin ortaya çıkmıştır.
Bilim dünyasının en büyük ünvanı da filozoftur. Türkçemizde doktora olarak adlandırılan doktorluk sıfatı aslında İngilizcede PhD olarak kısaltılan felsefe doktoru ibaresidir.
Burada kastedilen hangi bilim dalı ise o dalda felsefe yapmak suretiyle yeni bir düşünce, bir tez ortaya konulduğunun belgelenmesidir doktora, Türkçemizdeki adlandırmayla doktor.
Kavramlara yabancılaştırıldığımız için buradaki felsefe vurgusunun maalesef farkında değiliz. Felsefeden de kastedilen yeni bir bilgi, yeni bir düşüncedir.
Düşünce gücü, yenilik ile birebir ilintilidir. Felsefe tarihi dediğimiz de aslında filozofların düşünce ile ilgili düşünceleridir.
Yunan filozoflarının eserlerinde düşünce konusuna büyük bir vurgu yapılmıştır. Hatta diyebiliriz ki, Yunan felsefesinin temelinde düşünme ve sorgulama yatar.
“Bir eylemin başlangıcı insanın kendisidir. Ayrıntılı düşünme insanın kendisinin yapabileceği eylemlerle ilgilidir. Bu nedenle eylemlerin yapılmasının amaçları vardır. Sonuç olarak ayrıntılı düşünme ve tercih birbirinden farklı şeylerdir, ayrıntılı düşünme sonucunda verilen karar tercihtir”Aristoteles
“Akıllı düşünceyi gösteren çok konuşmak değildir. Bir tek bilgeliği ara, bir tek onuru seç. Böylece geveze insanların kesilmek bilmeyen seslerini kısacaksın”Thales
Düşünme eylemi neticesinde meydana getirdikleri düşünce eserleri ile insanlığın felsefe tarihinde yerlerini alan eski Yunan, Roma, Hint, Çin, Mısır, Mezopotamya filozoflarının yanı sıra, Türkler sekizinci yüzyılda ilk yazılı eseri ortaya koyan düşünür ve Başbakan Bilge Tonyukuk ile düşünme neticesinde eserler meydana getirmeye başlamışlardır.
Tonyukuk’un Yazıtında düşünme eyleminin safha safha nasıl gerçekleştiğini çok net bir şekilde görmekteyiz. Eser aslında Türk dilinin de zaman içerisinde ne kadar gelişkin bir noktaya geldiğini sözlü aşamaların ardından ilk yazılı eserle birlikte ne kadar gelişkin bir noktaya geldiğini felsefi düşünceleri ne kadar net ortaya koyduğunu açık açık göstermektedir.
Onuncu yüzyılda ise ilk Türk filozofu Farabi, ki ikinci Aristoteles, ikinci Öğretmen olarak anılacaktır. Yazdığı felsefi eserlerle, özellikle düşünce gücü konusuna yoğunlaşmış ve açıklamalar getirmiş, düşünce gücü konusuna bu denli değinen ilk filozof olmuştur. Ardından Horasanlı Gazali,“Düşünme, Konuşma ve Söz Üzerine” başlıklı akıl yürütme yöntemlerini değerlendiren özel başlıklı bir eser meydana getirmiştir. Bu da alanında bir ilk felsefi eserdır.
17. yüzyılda Fransız düşünür Descartes ise düşünme konusunu insanın asli bir niteliği olarak öne sürmüş ve “düşünüyorum o halde varım” mottosu ile felsefesini çarpıcı bir başlık haline getirmiştir. Düşünce konusunda en kayda değer değer filozof Fransız Descartes’dir.
Burada saydığımız düşünürler özellikle düşünceyi güç olarak tanımlayan görüşleri ile öne çıkmaktadırlar.
***************************************
DÜŞÜNCE GÜCÜMÜZ
Düşünmek, Tonyukuk Yazıtı
Farabi ve Düşünce Gücü
Ali Gevgilili: Kendi Kökümüz ve Düşünce Gücü
DÜŞÜNCE GÜCÜ
Hayatta En Hakiki Güç Düşünce Gücü’dür.
Düşüncenin Gram Değeri
Düşünce Gücü ve Dil
DÜŞÜNCE ÜRETIMI ILE ILGILI SÜREÇLER
DÜŞÜNCE GÜCÜ VE DIL
DÜŞÜNCELER VE YAZILAR
DÜŞÜNCE PINARLARI
Yazılar
Sorular
Kitaplar
Sözler
DÜŞÜNCENİN COĞRAFYASI
DÜŞÜNMEK
Descartes
ŞİİR
DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ
YABANCILAŞMA
TEFEKKÜR GÜCÜMÜZ
VİZYON’umuz Tefekkür ve İnovasyon’dur.
***************************************
***DÜŞÜNCE GÜCÜMÜZ***
Düşünmek, Tonyukuk Yazıtı
İlk yazılı eserimiz olan Tonyukuk yazıtında üç kez kullanılan düşmek fiili, düşünmek kavramının etimolojik izlerini ilk kez ortaya çıkarmıştır. Düş ve düşünce kavramlarının kökünde yer alan düş ile söz konusu olan kendi kendineliktir. Düşmek, düş görmek, düşünmek, kendi kendine olmaktadır. Buradaki düşmekten, rüyanızda düş görmekten kasıt, aniden kendiliğinden olmak anlamındadır.
Böylece, hem düş hem de düşünce olgularının özündeki aynılık ve kendi kendinelik ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkanlar da zihinsel ürünlerdir aslında. Demek ki insan zihninde düş ve düşünce şeklinde ürünler kendiliğinden ortaya çıkmaktadır, kendi kendine ortaya çıkmaktadır ve aniden gerçekleşmektedir.
İlk düşünür-yazarımız olan Tonyukuk, yazıtı ile bu iki felsefi kavrama, düş ve düşünce kavramlarına da etimolojik açıdan bir açıklık getirmiş olmaktadır. Düşmek fiili, düşünmek fiiline dönüştüğünde kendiliğindenlik söz konusudur, görmek görünmek fiillerindeki gibi. Buradan Türkçenin yaratıcı gücünü, iki harf ilavesi ile kavramın nasıl dönüştürüldüğünü de açıklıkla görmüş olmaktayız.
Düşmek fiili, bir ek ilavesiyle kendiliğindenlik ortaya koymaktadır. Düşüncenin özünde o halde kendilik söz konusudur. Kendilik ise, Türk bilgelik döngüsünün yedi kavramından bir tanesidir.
O halde düşünürken kendi kendimizle olmamız önemlidir, kendiliğinden olmamız önemlidir. Kendiniz olmamız önemlidir.
Farabi ve Düşünce Gücü
“Düşünmek ruhun kendi kendiyle konuşmasıdır”
Kötü ya da iyi hissetmenizin nedeni düşündüğünüz şeylerdir. Çünkü hissetmek düşünmekle başlar.
Cahil insan kimdir? Cahil insan aklını kendine eğitmek ve öğrenmek için kullanmayan insandır.
Akıl, insanın sahip olabileceği en yüce değerdir.
Aklını kullanamayan insan karanlığın içinde kalacak ve hiçbir şey görmeyecektir.
İlk Türk filozofu olan Türkistanlı Farabi’nin düşüncelerinin merkezinde yer alan fizik ve metafizik dünyalar arasında köprü vazifesi de gören insandır. Düşünce gücü ve ürünü olan bilgi insanın en önemli hasletidir. İnsan ayrıca sadece düşünce gücü ile var olamaz. İnsanı vareden diğer insanlarla yardımlaşma ve dayanışma ihtiyacıdır. Farabi bu dayanışmayı evrensel düzeye çıkartarak dünya devletini ve bütünsel insanı idealize etmiştir.
Farabi bu görüşleri ile felsefesinin içine özgürlük (düşünce gücü) ve dayanışmayı eşzamanlı olarak konumlandırmıştır.
Ali Gevgilili: Kendi Kökümüz ve Düşünce Gücü
Gazeteci-Düşünür Ali Gevgilili Beyefendi’nin başlattığı “Düşünenlerin Forumu ve Düşünceleri” ekolünün yeniden canlandırılması da hayatta en hakiki güç olan Düşünce Gücü’nü hareketlendirerek gelişme yolunun açılması konusundaki mühim bir temennimizdir.
Kendi düşünce gücümüz dilden geliyor. Düşünce dediğimiz zaman nedir tüş, işte yazıtta yazıyor. Düştüm diyor, dağlardan düştüm, nehire düştüm. Peki düşmek nasıl gelişir, düşünce nasıl oluşur? Aniden oluşur. Sabah uyanırsanız aniden aklınıza düştü işte. Biz bu köklerden gideceğiz.
Düşüncemizi, kendi sosyolojimizi, kendi kökümüzden üreteceğiz. Hayatta en hakiki güç olan “Düşünce Gücü”nü hareketlendirerek gelişme yolunun açılması konusunda ülkemizin ender gazeteci düşünürlerinden Ali Gevgilili’nin 9 Şubat 1969 tarihinde ilk kez Milliyet gazetesinde yayınlanmaya başlanan Düşünenlerin Forumu, elli yıl öncesinden en kayda değer bir girişimdir. İhtiyacımız olan bilgi gücü ile ulaşacağımız A’dan Z’ye bilimlerin aydınlığıdır. Bilge Tonyukuk’un kimliği ile ilgili incelememiz bizleri kadim hazineler ile buluşturmuştur. Bilge Tonyukuk’un kriterleri ve bilge güç kavramı, bizleri üçüncü bine ulaştıracak ilk adım olan 21.yüzyılı bir Türk Yüzyılı olarak yaşamamızın teminatıdır.
Düşünce gücü, zihnimizin gücüyle maddi ve manevi alemde etkiler yaratabilme yeteneğidir. Bu, sadece inanç ve hayal gücüyle değil, aynı zamanda bilinçli ve odaklı düşünmeyle de gerçekleşir. Düşünce gücünün nasıl işlediğine dair kesin bir bilimsel kanıt olmasa da, birçok kişi bu gücü kullanarak hayatlarında somut değişimler yarattığını savunur.
Düşünce gücünün kullanım alanları:
Hedef belirleme ve ulaşma: Düşüncelerimiz, hedeflerimize odaklanmamıza ve onları gerçekleştirmek için gerekli motivasyonu bulmamıza yardımcı olabilir.
Olumlu bir bakış açısı geliştirme: Olumlu düşüncelere odaklanmak, stresi azaltır, iyimserliği artırır ve daha mutlu bir yaşam sürmemize katkıda bulunur.
İlişkileri geliştirme: Düşüncelerimiz, başkalarıyla olan ilişkilerimizi de etkileyebilir. Olumlu düşünceler ve sevgi dolu niyetler, daha güçlü ve anlamlı ilişkiler kurmamıza yardımcı olabilir.
Sağlığımızı iyileştirme: Düşüncelerimiz, bedenimiz üzerinde de güçlü bir etkiye sahip olabilir. Olumlu düşünceler ve meditasyon gibi teknikler, bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye ve stres kaynaklı hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.
Düşünce gücünü kullanmak için:
Hedeflerinizi belirleyin: Neyi başarmak istediğinizi net bir şekilde tanımlayın.
Olumlu düşüncelere odaklanın: Olumsuz düşünceleri zihninizden uzaklaştırın ve hedeflerinize ulaştığınızı hayal edin.
Görselleştirme: Hedeflerinize ulaştığınızı gösteren canlı ve detaylı zihinsel resimler oluşturun.
Meditasyon: Meditasyon yapmak, zihninizi sakinleştirmenize ve düşüncelerinize odaklanmanıza yardımcı olabilir.
Tekrar: Olumlu teyitler ve inançları tekrarlamak, bilinçaltınızı yeniden programlamanıza ve hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olabilir.
Düşünce gücü, hayatımızda birçok alanda değişim yaratma potansiyeline sahiptir. Bu gücü bilinçli bir şekilde kullanarak daha mutlu, daha sağlıklı ve daha başarılı bir yaşam sürmemiz mümkündür.
“Doğu’nun ve Batı’nın entellektüel ortak kümesinin bu iki ülke (İngiltere ve Rusya) tarafından bu kadar etkin kullanılması onların diplomatik, antropolojik, istihbari ve askeri başarısını anlamamızı sağlamaktadır. Bu anlamda İngiliz ve Rus mütefekkirler birer hazine vasfını hala korumaktadır.
Batı’nın entellektüel dünyası analiz edildiğinde Alman, Fransız, İngiliz ve Rus başarılarının tesadüfi olmadığı ortadadır. Batılıların yaptığı aslında basittir: Türklerin ve İslam coğrafyasının yükselişini sağlayan Türk-İslam mütefekkir ve devlet adamlarını iyi etüd ederek kendilerine uyarlamak ve elde ettikleri bilimi kullanarak devletlerini kuvvetlendirmektir.
İngilizler bu konuda büyük gayret sarfetmişler, Ruslar ise içlerindeki ve komşu coğrafyalardaki egemen Türkler tarafından itilip kakılan, kıymeti bilinmeyen mütefekkirlere, bilim insanlarına ve sair elite, ama kesinlikle darbeci ve devlet düşmanı olmayanlara, kapılarını açarak ve rasyonel bir ortaklık kurarak müthiş birikimi değerlendirmişlerdir. Bütün bunlarla birlikte iki gücün de ciddi sorunları bulunmakta ve bunları aşmakta zorlanmaktadırlar.” Kaynak: Ayı (4) http://www.gunes.com/yazarlar/omer-ozkaya/ayi-4-813855
En değerli yeraltı kaynağımız, Türkistan’ın bağrında yatan bilgelerimizdir.
Düşüncenin Gram Değeri
Peki düşünce nasıl değerlenmektedir.
Dünyada düşüncenin en değerli olduğu ülke Amerika Birleşik Devletleri‘nde bunun göstergesi de iPhone’un gram değeri de 3.77 $’dır. Düşünce çoksesliliği ve zenginliği ile eşitliği ile ülkedeki düşünce kuruluşlarının katkıları ile üretilen aslında kolektif bir üründür, kolektif bir başarıdır. Türkiye’nin ihracat değeri ise kiloda 1.44 dolardır. Bu karşılaştırma, düşünceye verilen değer ve değersizlik, ilgisizlik boyutlarını çok güzel gözümüzün önüne getirmişler.
Tabii Amerika bunu nasıl sağlıyor, düşünce kuruluşlarına sürekli projeler gönderiyor, bu konudaki düşüncelerinizi hazırlayın diyor, projeler çok sayıda düşünce kuruluşlarına gönderiliyor, bunların paraları ödeniyor, finanse ediliyor. Neyi görmek istiyor, acaba hangi farklı düşünceler üretildi, bunları görmek istiyor, çünkü bu farklılıklardan bir senteze gidecek ve o sayede de kendisini diri ve canlı tutuyor dünyanın çeşitli yerlerinden en donanımlı insanları ülkesine çekiyor.
Zamanların derinliğinde, zeminlerin enginliğinde sürekli hareket halinde olan zihinde biriken düşüncelerin değeri yeganedir.
Tabi amirimin patronun gözüne gireyim onun dedikleri neyse onları yapayım tarzında bir düşünce tarzı değil mi o zaman kopya almış olursunuz emir komuta zinciri içerisinde hareket etmiş olursunuz bu askeri düzende böyle der ama sivil hayatta böyle bir böyle bir kopyacılık söz konusu olamaz
Levent Ağaoğlu, fikir üreterek teşebbüse geçmeyi tercih eden şiir sevdalısı bir şair-düşünür. Düşünce eyleminin özündeki düş boyutunun olmazsa olmaz niteliğini önemsiyor; düşünce gücünü hayal gücü ile zenginleştirmeyi, çeşitlendirmeyi seviyor. Ayasofya ile Kutadgu Bilig’in sözlük anlamlarındaki aynılıktan bir AğaSofya düşüncesi geliştirmeye gönül vermiş. Fikir ile yatıp şiir ile kalkmayı seviyor.
Aslolan kendimiz olabilmektir. “Düşünce Gücü”.
Üç boyutlu bir vizyon modeli geliştirdim. Bilgelik, liderlik, dış dünya. Bu üçgenin açıları arasındaki farklı bakışların üretken olduğuna inanıyorum. İnsanın en büyük yeteneğinin düşünce gücü olduğu konusu temel bir ilkemdir.
Bilgi sistematiği içerisinde dinlemek, konuşmak, işitmek, okumak, yazmak, sormak yedilisi en önemli bilgi kaynaklarımızdır.
Geniş bir perspektiften bakarak ayırım yapmaksızın tüm sektörlere, tüm yaş gruplarındaki insanlarımıza, düşünce gücüyle ve yaşanmış tecrübelerin zengin birikimiyle hizmet vermeyi arzuluyorum.
Düşünce Gücü ve Dil
Dil, Düşünce ve Felsefe
“Düşüncelerinizde çok haklısınız. Felsefe ve dil birlikteliği özellikle bizim atasözlerimizi Türk Felsefesi ile bağdaştırmanızı çok beğendim. Rahmetli babam da bu geniş dil hazinemizin farkında idi ve hep “ya ben bu ülkeyi bizim atasözlerimizle yönetirim” derdi, yani sizinle aynı kapıya çıkıyor. Çok haklısınız derin bir dil olmadan felsefe olmaz, felsefe olmadan da ne sanat olur ne de bilim…” Prof Dr Serdar Çelebi
İnsan İnciyi Denizden Çıkarmadıkca,
O İster İnci Olsun — İster Çakıltaşı, Farketmez
Bilgili bilgisini dili ile meydana çıkarmazsa,
Yıllarca yatsa bile, onun bilgisi muhitini aydınlatmaz. Yusuf Has Hacip. Kutadgu Bilig. 1071.
“Kelime, söz, dil, insanın en önemli varlık dayanağıdır. Dil kadar insani başka bir olay gösteremezsiniz. Dil aklın ve onun idare ettiği duyguların ifadesidir ve bunların başoyuncusu sözlerdir, dolayısıyla kavramlardır. Sözlerimiz tarihimizdir, ruhumuzdur. “ Teoman Duralı 28 Ocak 2017
“Dil aklın dışavurumudur. Dili zengin olan milletler akıllı milletlerdir. “ Teoman Duralı. Kaynak: Akademisyen Teoman Duralı. Hiçbir zaman profesör olmak istemedim. Röportaj Nuriye Çakmak Çelik. 27/08/2019
“Beşerde gen ne ise, insanda yazı o’dur” Kaynak: Teoman Duralı
“En önemli varlığımız dilimizdir. Düşünmenin dışa yansıması dildir. Dili kullanmıyorsam düşünmüyorum demektir. En önemli esaret de zaten düşünmemezliktir.” Teoman Duralı. Ağustos 2018. Açık Medeniyet Dergisi
“Dil’in Gücü” büyük felsefecilerimizden Nermi Uygur’un bir kitabına kapak olmuştur. “Dilin Gücü”, Nermi Uygur’un yazarlık gündeminin “baştan beri en başında yer alan dili dile getirmeye yönelik bir dil yapıtıdır.” Kaynak: Nermi Uygur, Dil’in Gücü. İstanbul, Yapı ve Kredi Yayınları, 2015
“Dil’in Gücü”, Düşüncelerin ortaya çıkışını, yazıtlardaki tabirle yazar isek tüşüşünü kolaylaştırmakta, düşünceyi de bir güç haline getirmektedir.
DÜŞ, (eski türkçede tüş; düşme, birden ortaya çıkma, ürün, yemiş, ödül, belirme anlamını içeren kökten) ve DÜŞÜN, (düş-ü-n/düşün; anlıkta üretilen bilgisel izlenim) köklerinden DÜŞÜNCE kelimesi türetilerek kendi kendine düşürmek, kendi kendine düşmek, bir nesneyi kendi belleğinde ortaya çıkarmak, doğurtmak, belleğe indirmek, üretmek anlamlarını kazanmıştır. Tüş/düş kökünün içerdiği bütün anlamlar, düşünmek eyleminde vardır. Kaynak: İsmet Zeki Eyüboğlu, Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, Sosyal Yayınları. 1995
Kök anlamdaki kendi kendinelik ve birden ortaya çıkma durumu, düşüncedeki gücün sonsuz etkisini yegane kılmaktadır.
Olmaya devlet cihanda bir nebze fikir gibi;
“Düşünce Gücü”, dilden beslenmektedir ve yazı ile kayda geçirildiğinde ise ölümsüzlüğe kavuşmaktadır. İnsanı ölümsüz kılan yaşayan fikirlerdir. Türklerin ilk yazılı eserleri olan yazıtları incelendiğinde dilin gelişmişlik düzeyi okuyanları hayrete düşürmüştür. Türklerin dili, Yenisey Yazıtlarından başlayarak binbeşyüz yıl boyunca üç kıtada izler bırakmış ve “Düşünce Gücü”müze katkılar oluşturmuştur.
İlk düşünürümüz ve yazarımız Tonyukuk’dan başlayarak bin yıllık bir dönem boyunca coğrafyalarda, kıtalar, nehirler, dağlar, denizler, talaylar boyunca sağladığımız saha hareketliliğinin ardından, son üçyüz yıllık bir süreç içinde durup düşünmeye başladığımız zamanlardan itibaren, saha zenginliklerimizden de aldığımız asil ve asal bir güçle, düşünürlerimizi de yeniden değerlendirerek, yaşanası düşler ve yepyeni ve orijinal düşünceleri beynimize, dimağımıza düşürmeliyiz.
Müttefik ve Mütevekkil parantezlere kıstırılan Düşünce güçsüzleştirilerek Mütefekkir sonsuzluklara gözlerimiz bağlanmış, beynimiz dumura uğratılmıştır. İhtiyacımız olan sahte müttefikler, bihaber mütevekkiller değil, “Düşünce Gücü” ile dolu gerçek mütefekkirlerdir. Hedefimiz hem mütefekkirler hem de müteşebbisler yetiştirerek dilimizi ve devletimizi küresel bir güce dönüştürmektir.
Dinleme konuşma: Dinleyerek hafızanızı şarj ederseniz, konuşma süreciniz kolaylaşır. Dinleme birikimi olmaksızın konuşmaya geçerseniz, zorlanırsınız. Konuşmayı da düşünmeyi de tetikleyen dinlemektir. Kendi tecrübelerim bana bunu sürekli olarak ispatlıyor.
Evet hocam çok teşekkür ediyorum. Son iki sorumuz var dinleyicilerimizden geldi. soru Levent Ağaoğlu beyefendi diyor ki değerli hocam düşünce üretimi konusunda süreçlerin dinleme işitme konuşma görme okuma yazma etki dereceleri eşit ağırlıklı mıdır yoksa bazı süreçler daha mı etkilidir diyor
Evet ben de Levent beye teşekkür ediyorum. Bana sosyal medyadan yazmıştı bu şekilde tekrar hatırlattı.
Levent Bey, kişinin yani düşünce üreten kişinin algıda seçicilik gibi bir şey var bazı kişiler yazarak düşünce üretmeyi, bazıları görerek bu insanlar için bir standart şey yok mesela ben en çok yazarak yeni düşüncelere ulaşıyor ya bir metin yazıyorum yazarken yazma duygusu beni alıyor yeni bir düşünceye götürüyor.
Bazı insanlar konuşurken sohbet ederken yeni bir düşünce üretebiliyor etkileşimden dolayı bu tamamen kişinin yaratıcı belleği ile ilgili bir süreç. Hani derler ya işte senin zeka görsel zeka sayısal zeka sözel zeka. Çocuklarda bu eğitim bilimciler tasnif ediyorlar zeka türlerini burada düşünce üretilmesinde bence bazıları oturur mesela düşünerek yeni şeylere ulaşırlar.
O yüzden ben bunun kişiden kişiye farklı olacağını düşünüyorum çünkü bizim hepimizin düşünme biçimleri düşünme algıları ve öğrenme becerileri hem biyolojik olarak hem de zihinsel olarak farklı. Bazılarınız mesela matematik zekası çok yüksektir çocuğun dersiniz ki annesi babası veya sülalesinde bir matematikçi var sayısal belleği ve sayısal zekası nedeniyle.
Bu bakımdan düşünce de böyle bir standart şey bilmiyorum doğrusu uzmanlık alanım değil ama ben şimdiye kadar yaşadığım deneyimlerden hareketle onu söylüyorum. Bugün size bir destek noktasında bende mesela kalemle yazarken çok daha rahat ifade ediyorum yani bilgisayarda yazarken değil de kalemle yazarken çok daha yeni düşünceler yeni kavramlar yeni cümleler çok daha rahat geliyor geliyor. O nedenle ben bazı çalışmalarımı falan böyle kalemle kopya ederim önce ondan sonra bilgisayara geçiririm daha rahat ettiğimi düşünüyorum. 2021 Dünya Dili Türkçe Yılı Söyleşileri Dil ve Düşünce İlişkileri Bağlamında Türkçe 1
Düşünme Konuşma ve Söz Üzerine, Gazali
Gazâli’nin felsefe arastırmaları yaptıgı sırada kaleme aldıgı bu eser, fikrî düzeyde birçok sorunlara ve tartısmalara ısık tutmaktadır. Gazâli eserinde, felsefi bir tavır ve yöntemle, genel olarak düsünme, konusma, söz ve yazı arasındaki içsel iliskiyi gözler önüne sermektedir. Eserin Arapça baslıgına göre bunlar, aklın basarıları, marifetleri olarak anlasılmaktadır.
Konusuyla ilgili ilk deneme kabul edilebilecek olan bu kitap; varlık, insan ve dil üzerine önemli yaklasımları içerdigi gibi, Tanrı ve kelamı/sözü, Peygamberlik ve vahiy konularında da farklı bakıslar sunmaktadır. Gazâli’nin farklı yönlerini merak edenlerin, dil felsefesine, Hermeneutik’e ve kutsal kitapların nasıl anlatılması gerektigine ilgi duyanların kayıtsız kalamayacagı bir eser.
Yazın gereci olarak, teknolojik yazı aracı olarak ilk kez Gutenberg tarafından 18. yüzyıldan bulunan matbaanın ardından, 19. yüzyıl başlarında daktilo bulunmuş, 20. yüzyılın ikinci yarısında ise kişisel bilgisayar PC ve ardından cep telefonu kullanılmaya başlanmıştır. Yine 20.yüzyıl sonları ile birlikte internet kullanımı yoğunlaşmaya başlamış ve cep telefonu veya bilgisayarlarda mobilite hız kazanmıştır.
Devamında cep telefonları bilgisayarın bütün özelliklerini barındırmaya başlamıştı. Bu süreç içerisinde artık okuma, dijital ortama, e kitaplar kanalına yerleşince, yazma eylemi de cep telefonları üzerinden, mesaj yazma ağırlıklı olarak yoğunluk kazanmıştır.
Cep telefonundan konuşarak kitap, makale vb yazma eylemi, yazılımlar içerisinde en hızlı ve insanın beyinsel beyin yapısına en uygun bir verimli kullanım aracıdır.
***DÜŞÜNCE PINARLARI***
Konuşmalar
Okuma Kültürü
Çok çok teşekkürler bu girişiminiz için. Ben kendim bir yazarım. Yazma eylemi konusunda da 5 yıl önce Bilge Tonyukuk’u keşfettim. İlk yazarımız, bu sene de Anıtının 1300.yılı kutlanıyor. Bizim ilk Başbakanımız aynı zamanda. Okuma eylemi konusunda ilk kez yazmayı başlatan yazan insan, onu çok önemsiyorum. Okumaya yönelik olarak da kamu politikalarını çok önemsiyorum.
İngiltere’de eğitimin yüzde 80’i sözel. Kim yaptı bunu Devlet. Ne zamandan beri yaptı 500 yıldır böyle yapıyor? İngilizceyi dünyadaki kim hakim kıldı, devlet. Nasıl yaptı, Türkçeyi nasıl takla attırdı, mağlup etti. Geldi. Mercan Yokuşu’nda Sir James Redhouse kitabevini açtı, Türkçe sözlüğü yayınladı. Dünyada iki tane büyük dil var dedi. Bir tanesi İngilizce, bir tanesi de Türkçe. O zaman 90.000 kelime. Bunun anlamı şuydu: biz Türkçe’yi yok edeceğiz. Edildi. Dilimiz bizim en büyük gücümüz okuma konusunda düşüncem bizim en büyük gücümüz dilimiz. Çünkü iletişimimiz bozkırlardaydı, Asya’nın, Büyük Asya’nın bozkırlarındaydı, ıslıkla iletişiyorduk. Büyük bir iletişim dehası var Türklerde.
Okuma konusunda neden biz gerilerdeyiz, hanımefendi bahsetti Aydın. Beyefendi de bahsetti. Erdoğan Bey genetik. Şimdi Aydın’ın genetiği millete gider. Milattan önce beşyüz’e gider. Thales, Anaxemender. Çinliler bir kitap yazdılar. Dünyanın yüz büyük filozofu diye. İlk 10 içerisinde 5 tanesi Türkiye doğumlu. Miletli bunların 3 tanesi Aydınlı. Şimdi biz bunu bileceğiz. Aydın’da, İzmir’de o eğitim kalitesi neden son derece yüksek, genetik devamlılık var. Yani bu coğrafi genetiğin devamlılığı var. Biz bunu değerlendirmemiz lazım.
Fazla uzatmayayım uzuyor. Ben burada Okuma’nın yüceltilmesi anlamında değil de, okumanın büyütülmesi anlamında devlet politikasını çok önemsiyorum. Yani spor salonları açılıyor. Yani bugün şey yetersizliği var. Okuma salonları, kütüphane de demiyorum, okuma salonlarının açılması lazım. Devlet böyle bir politikayı gütmeye başladığı anda resim değişecektir.
Milli Eğitim Müdürümüz çok güzel bahsetti. Bizde eğitim sayısal. Sayısaldan biz okuma, sözel bir şey çıkarmaya çalışıyoruz. Mümkün değil. Buna bizim takla attırmamız lazım. Dinlediğiniz için de seminerimiz için de çok çok teşekkür ediyorum. 11 Şubat 2020, Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezi.
Emir ve Ezber, fikrin düşmanıdır.
Ülkemizde fikir hürriyetinin banisi, Turgut Özal’dır.
21.YY Türklerin Asrı olacaktır. Turgut Özal
İlk kez bir Türk Lider fikir hürriyetinden bahsediyor, tefekkür gücümüzü tekrar yakalama imkanını bizlere bahşediyordu.
YABANCILAŞMA
Batı (Avrupa); Doğu’yu (Eski Yunan, Eski Mısır, İslamiyet) tefekkür kaynaklarının merkezine almış ve bu kaynaklardan yararlanarak dönüşümleri (toplumsal, siyasi, iktisadi) gerçekleştirmiş; kendi özgün medeniyetini yaratmıştır. Ne olduysa tefekkür sayesinde olmuştur. Yararlandığı tefekkür kaynaklarındaki yapılara dönüşme sözkonusu olmamıştır.
Biz ise, tefekkür kapısının bilhassa 16.YY’dan başlayarak kapatılması neticesinde, dönüşümleri yakalayamadığımızdan düşüşe geçmeye başladık. Katip Çelebi, bu dönemde problemi tespit ve teşhis etmiş, devlete çözümleri iletmişse de, ilgisizlikle karşılanmıştır. Çelebi’nin yakaladığı husus, nasıl Batı; Doğu’nun tefekkür gücünü kullandıysa, aynı şekilde biz de yükselen Batı’nın metodolojisini incelemeliydik noktasıdır. Kayıtsızlık, 200 yıl sonra, panik ve teslimiyete yol açmıştır.
Biz toprak fetihlerini hedeflerken, düşmanlar, fethettiğimiz toprakların sosyolojisini, antropolojisini, maden ve petrol kaynaklarını ve haritalarını çıkartıyordu.
Altını da üstünü de ele geçirdiler.
Düşünce kaynağının bilhassa Jön Türklerle birlikte Avrupa’ya kayması ile yabancılaşma hızlanmıştır. 1638 Kasrı Şirin Anlaşması (İran), Türkistan’dan gelen düşünür/düşünce kaynağının önüne set çekmiştir. (Başar, Cezmi, Konferans, Tanzimattan Bugüne Fikir Hareketleri, Ali Emiri Kültür Merkezi)
1800’lerin sonunda Kafkasya’nın ve Türkistan’ın (Rusya, Çin) işgalleri ise kesintiyi daha da çoğaltmıştır.
• Mısır Seferi (1514) ile Güney’den Eşari düşüncelerin İstanbul’a taşınması,
• İran ile Kasrı Şirin Anlaşması (1638) ardından Türkistan Düşünce kaynağının önünün kesilmesi,
• 1699 Karlofça Anlaşmasının ardından, 1700’lü yıllarla birlikte Batı’dan düşüncelerin ithal edilmeye başlanması ve
• Kuzeyde yükselen Rusya’nın Osmanlı topraklarını ele geçirmeye başlaması;
her yönden düşüncedeki donukluğun ana sebepleri arasında önde gelenler arasında sayılabilir.
Kuruluş Devrinde, Fatih zamanında hem doğu hem de batıdan gelen düşünce ve düşünürlere çok sayıda örnekler verilebilirken, Yükselme Devrinin bitimini takiben doğu kanalı kapanmış, batı ise yıkıcı fikirlerini Osmanlı’nın içine boca etme konusunda yarış içine girmiştir. Cumhuriyet devrinde de doğu kanalına bizzat set çekilmiş, sadece batı dillerinin eğitimine ağırlık verilmiştir.
Geldiğimiz noktada Türkiye Düşünce Dünyası, Batı’nın hegemonisi altındadır. İstanbul (Doğu Roma), 20.yüzyılda Latin zihniyeti ile baskılanmaktadır. Doğu Roma’yı ve Osmanlı’yı ele geçiremeyen Latin zihniyet Avrupalılaşma görüntüsü altında topraklarımıza ve zihinlerimize yerleşmiştir. 24 Mart 2017 tarihinde Papa Francesco’nun Avrupa Birliği’nin temellerinin atıldığı Roma Antlaşmaları’nın 60. yıldönümü töreni için Roma’ya gelen AB liderleri ile Vatikan’da Papalık Sarayı’nda görüşerek, 27 AB ülkesinin liderleri ve AB kurumlarının temsilcileri ile verdiği geniş kapsam ve katılımlı fotoğraf; Latin zihniyetinin temsili görüntüsüdür.
Tonyukuk döneminin Çin’i ile çağımız Avrupa’sı bu manada özdeştir ve yabancılaştırmanın merkezleridir. Avrupa’da ve Slavlarda kimlik; dil (Latin alfabesi, Kril alfabesi) ve din (Katoliklik, Protestanlık, Anglikanlık, Ortodoksluk) üzerinden tanımlanırken, Türkler her iki boyut üzerinden kimliksizleştirilmiştir. 3 yönümüzü çevreleyen Avrupa, Arap, Acem düşünce duvarları 1500’lü yılların başlarından itibaren peyderpey düşünce dünyamızı, zihnimizi işgal altına almış, yerli tavırlarımızı örselemiştir.
Göktürklerin 550’li yıllardan başlayarak Bizans ile anlaşarak İpek Yolu güzergâhını Acemlerin elinden almalarından itibaren, İran bulunduğu coğrafyada sıkışıp kalmıştır ve tarihsel İpek Yolu güzergâhının 2030’lardan başlayarak Pekin-İstanbul-Londra bağlamında yeniden canlanması; Tonyukuk Aklını izleyen Türklerin nasıl bu güzergâhın merkez noktası haline geldiklerini açıklamaktadır.
Doğu’daki Türkistan’dan gelen insan fikir kaynağının kesilmesi üzerine, 19.yüzyıl ile birlikte Rusya Türkleri İsmail Gaspıralı ve Mizancı Murat’dan başlamak üzere, 30’a yakın düşünür Türkiye’yi fikirleri ile beslemişlerdir. Böylelikle kaybolan Türkistan ağırlığının yerini, Rusya’daki Türk Düşünürleri almıştır. 20.yüzyılda Rumeli’nin kaybedilmesi üzerine, bu sefer Rumeli Türk düşünürleri göçlerle Türkiye’ye yerleşmişlerdir. 19.yüzyıldan itibaren ortaya çıkan Bulgaristan ve Rusya kökenli düşünürlerimiz, Türkiye’nin düşünce gücünü, fikriyatını çoğaltmışlardır.
***TEFEKKÜR GÜCÜMÜZ***
Kesişen alanlar, coğrafyalar, nehirler, denizler; ikili ve çoklu coğrafya ve yapıları, tefekkür gücümüzü doruklara çıkarmıştır.
VİZYON’umuz Tefekkür ve İnovasyon’dur.
1000’li yıllardan itibaren donuklaşan düşünce yapımızı kırdığımızda, ilk 1000 yıldaki tefekkür gücümüze tekrardan kavuşacağız.
• 0-1000: 1.Bin: Tefekkür Gücü
• 1001-2000: 2.Bin: Tefekkürde Tıkanma
• 2001-3000: 3.Bin: Yeniden Tefekkür Vizyonu
TEFEKKÜR VE TEKERRÜR
Tefekkür; tekerrürün önleyicisidir aslında. Tefekkür edemeyen, tekerrür eder ve yokolur.
Kendi çabamız ve aklımızla; tefekkür gücümüz ile tarihe yeni ve görülmemiş bir yön verebiliriz. Tarih tekerrürden ibaret ise de, irade ve tefekkür gücümüz ile tarihi şaşırtmak elimizde.
TEFEKKÜR SÜREÇLERİ
Güç Bilge’dedir, Mütefekkirdedir. Atamız Bilge Kağan’ın binyıllar aşan mesajı budur.
Ne yapıp edelim, tefekkür gücümüzü çoğaltalım, Mütefekkir olalım.
Mütefekkirler, hep evrenin nizamını araştırdılar. Listede hertürlü ilim/bilim var; kimya, fizik, astronomi, matematik vb.