Home Blog Page 178

Greece as part of the Turkish Ottoman Empire

Number of years regions of Greece were under Ottoman rule.

Some regions were ruled for over 500 years, whereas others were never conquered.

Dil ve Düşünce, Doğan Göçmen

İlksel olan o zaman düşüncedir. Bir şeyin kalıba dönüşebilmesi için onun bir öncesinin olması gerekiyor. Dil burada düşüncenin kalıba getirdiği yerdir dil. Düşüncenin görünür olduğu yer de dildir, forma bürünüyor çünkü.

Hocam Levent bey de demiş ki Türkçenin içinde bu bir serzeniş aslında Türkçenin içinde yabancı sözcüklerin çokluğuna karşın neden yabancı diller konusunda ilgisiziz. gerçekten aslında temel sorun da buydu sevgili Doğan hocamızı bir anlamda rahatsız etmemizin temeli de buydu.
Doğan Göçmen: Aslında Levent bey çok önemli bir konuya dikkat çekiyor. Kendisine çok teşekkür ederim sosyal medyadan kendisi ile tanışırım. Levent bey aslında bizim de bu sohbetimizde dikkat çekmediğimiz bir konuya dikkat çekiyor. Başka dilleri öğrenmek aslında aynı zamanda kendi dilimizi de iyi anlamak anlamına gelir diyor ki çok doğrudur. Bazen ben Almanca’dan veya Fransızcadan işte İngilizceden bildiğim dillerden düşündüğüm zaman Türkçe bir sözcüğü bazen daha iyi anladığımı anlıyorum mesela. Levent Bey’in bu bakımdan gerçekten orijinal bir katkısı var bu sohbetimize. Kendisine teşekkür etmek gerekir.

Rabıta Düzeni, Uğur Mumcu

Uğur Mumcu’nun Rabıta kitabının arkasında kişi adları indeksi var. Uğur Mumcu’nun bütün kitaplarının arkasındaki bu kişi adları indeksi bir araya getirilirse bir bakılsa ilişkiler yumağı orada açık açık yazılıdır. Okumayan bir toplumuz bunların hepsi bu kitaplarda yazıyor demek ki arkasındaki index sadece kişi adları indeksi yer adları falan yok kavram yok sadece kişi adları bu çok enteresan bir şey Uğur Mumcu aslında günümüze belge bırakmış ya onun kaç tane kitabı yayınlandı ondan kitaplarındaki indeksler büyük iş görecektir

Ne olduysa Rabıta 1980 ile başladı..

Rabıta miladından buyana 40 yıl geçmiş. Dile kolay.

1980’den günümüz 40 yıldır RABITA zihniyeti hakimdir. 12 Eylülden buyana 40 yıldır yaşadığımız düzen RABITA düzenidir.

Milliyetçilik ve Türkiye Cumhuriyeti

Dünyada Türk kültür mirası haritası
1789 devriminden sonra başlayan milliyetçilikler çağında Osmanlı imparatorluğu Ehli Kitap dinleri Osmanlı kimliği kapsamında gözeterek mevcut düzeni sürdürebilme ümidiyle yaşamakta idi. Fakat gelişen olaylar Osmanlı tebaasının kendi kimliklerini geliştirerek imparatorluktan kopmaları sürecini hızlandırmıştır. Sırplar ve Yunanlıların ardından Balkan Savaşı ile birlikte Bulgarlar ve Arnavutlar kendi devletlerini kurma yolunda ilerlemekteydiler. Osmanlılar bu kez de İslamcılık politikası gütmeye başlamıştı bu kopuşlar karşısında. Fakat bu sefer de Müslüman Araplar imparatorluktan kopmaya başlamıştı, sonunda imparatorluk en son çare olarak Türk kimliğiyle ilerlemeye başlamıştı.
Sonuçta, Türkiye Cumhuriyeti adı altında yeni bir devlet kurulmuş, Türkler de kendi kimliklerini geliştirmeye başlamışlardı. Fakat ikinci Dünya Savaşı’nın bitimi ile başlayan Büyük Orta Doğu çağında Türkler, ABD tarafından yeşil kuşak projesi çerçevesinde Siyasal İslamcılığa yönlendirilmişti. Tuhaftır, Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türk kimliği ile bir didişme içerisine girmişti. Gelinen son aşamada ise Turgut Özal’ın Kürt milliyetçiliğine karşı “Allah‘ın ipine sarılın” söyleminin, ikibinli yıllar sonrası dönemde devamı niteliğinde iktidar partisi yine İslamcılık ve başörtüsü üzerinden bu kez de Kürt partisi ile bir ittifak oluşturma peşinde gitmekteydi.
Ne yazık ki hala anlaşılamayan şudur ki Osmanlı kimliği ve ardından İslamcılık üzerinden parçalanması engellenemeyen Osmanlı İmparatorluğu örneği herhalde unutulmuştu ki, bu sefer de yeniden İslamcılık sahneye konmakta idi.
Milliyetçi hisler dinden daha kuvvetli olduğu için İslamcılık derde deva olmayacaktı.
Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecinde çöküşü engelleyici bir çözüm olarak düşünülen İslamcılık politikası, Türkiye Cumhuriyeti döneminde ise, ikinci  Dünya Savaşının galibi ABD tarafından empoze edilen bir dış güçler dayatması olarak kendini gösterecekti.
Yapılması gereken Türk kimliğinin, Türk Devletleri Teşkilatı kapsamında kuvvetlendirilmesi yolunda ilerlemek, devlete adını veren Türk kimliğinin kuvvetlendirilmesine, Türk dilinin yaygınlaştırılmasına çalışmaktır.

Blue Beads of Turkey….

Blue Beads is the map of Turks’ more than 25 thousand Cultural Heritage in the World.

From our Swedish Harapana martyrdom to the Ottoman Mosque in South Africa; From our Mexican Clock Tower to our martyrdom in Japan; Our ancestral works in four directions, from East to West, from North to South, 35 thousand kilometers, are the TURKISH BELT that adorns the worlds.

………………………………….

25bini aşkın Kültür Mirasımızın haritasıdır, Mavi Boncuklar.

İsveç Harapana şehitliğimizden, Güney Afrika‘daki Osmanlı Camiine; Meksika Saat kulemizden Japonya‘daki şehitliğimize; dört yöndeki ecdad eserlerimiz Doğu’dan Batı’ya Kuzey’den Güney’e 35bin kilometre TÜRK KUŞAĞI‘dır dünyayı dolanan Alemleri bezeyen

https://booksonturkey.com/cultural-heritage-of-turks-in-the-continents/

Rumeli ve Edebiyatımız

1 Necati Cumalı’nın romanlarında anlatılan kişiler Yaşar Kemal’in İnce Mehmet romanında anlatılan kişilerin ataları dedeleri, çünkü Rumeli’ndeki Türkler hepsi yörük kökenlidir ve Toroslardaki yörükler daha sonra Osmanlı tarafından Rumeli’ne iskan ettirilmiştir, 1400’lerden başlayarak.

2 Babam tarafından da dedemin soyu o tarihlerde Saruhan Beyliğinden Filibe’ye tuz yasağı nedeniyle iskan ettirilmiş soyadım da oradan geliyor. Rodoplarda gül ve tütün ticareti yaptığı için Aga imiş. Ağa değil. Zengin kişi anlamında.

3 Romancılarımız eğer Rumeli’yi anlatsalardı bizden de efsaneler çıkardı, Yüzükleriin Efendisi gibi sinema filmi dahi olurdu. Efsane kişilikler çıkardı. Orhan Kemal’in bir tarafı Şumnu Bulgaristan, Sabahattin Ali ise Gümülcine Yunanistanlı, ama eserlerinde Rumeli yok.

4 Ayrıca Makedonya konusunda ve buna diğer Balkan ülkelerini de ilave edebiliriz hepsinin dışarda parçaları vardır. mesela Makedonya o zamanki üç parça Vardar Makedonyası, Ege Yunan Makedonyası ve Bulgaristan Prin Makedonyası. Ben bunu bugünkü dört ülkeye dağılmış durumdaki Kürtlerin kaderine benzettim. Makedonya sonunda üç parçalı olarak kalmaya devam etti. İMRO örgütü bu şekilde amacına ulaşamamış oldu. Tam tersine alabildiğine genişleyen bir Yunanistan çıktı ortaya. Osmanlı Makedonyasını da yutmuş bulunuyordu zaten.

5 Ayrıca 1902 yılında zirveye çıkan Makedonya ve Bulgaristan’daki tehdiş hareketlerinin neticesinde konuyu inceleyen Osmanlı devleti, ayaklanmaların temelinde özellikle Bulgarların kurduğu jimnastik kulüplerinin yattığını düşünerek 1903 yılında Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nü kurarak karşıt bir güç yaratma yoluna da gitmiştir.

 

Türk ve Çay

Türkiye’de çay alışkanlığı televizyon programında.

Pepsi, Kola veya Bira ile görülmekten çok daha üstün.

Çay’ın Türkiye’de daha sonra tanıtılması nedeniyle Türklerin çay ve çay içme ile ilgili atasözleri olmamasına rağmen, Türkler iyi bir çay içicisidir ve özel bardakları ve içme tarzları vardır. Türkler çay içmeye gelince, içme ve yeme konusundaki zarif ve şık davranışlarıyla Japonlara benziyorlar.

Türkler çok zengin ve çok gezgin olan dilleri ve çay içme alışkanlıkları ile felsefe geliştirmişlerdir.

Türkler için çay hava ve su gibidir.

Roma, Bizans

Sevgili dostlar merhaba. Bugün sizinle kısaca Bizans kavramı üzerinde konuşmak istiyorum. Bugün dört Aralık iki bin yirmi bir. İstanbul. Kapalı bir hava. Kısmen yağışlı bir gün.
Cumartesi. şimdi önüme bir gazetenin kitap tanıtım ekini aldım. Burada Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmış Bizans’ın entelektüel tarihi yeni çıkmış bir kitap.

Dört yüz kırk sekiz sayfa. ardından da bir yine tarih dizisindeki kitaplardan biri seçki başlığı altında. Bizans tarihi, Bizans’ta veya tabirnamelere Bizans’ın kadınları
kitaplarının isimlerini gördüm. Şimdi burada soru şudur. Bizans Almanya tarafından bin yedi yüzlerde geliştirilmiş bir kavramdır.

Burada maksat Roma’yı ki Doğu Roma Roma’dır artık. Batı Roma yıkıldıktan sonra ve onun mirasını devir alan da Türklerdir. Osmanlı İmparatorluğu’dur. Soru şu. O zaman Osmanlı imparatorları, Hakanlara hiçbir zaman Bizans kavramını kullanmadılar. Ve onlar hep Rum’un hükümdarı tabirini kullandılar.

Onun dediği yok ama Rumeli Tabia buradan çıktı. Arzum Erzurum’dur. Durumun giriş kapısı anlamında Rum Diyarı Rum iklimi bunlar hep bizim zihnimizde olan kavramlar.
Şimdi ben de şahsen diyorum ki nereden çıktı bu Bizans tabiri? Bizans tabiriyle ilgili kitaplar, başlıklar. maksat burada. Türklere Roma’nın devamı olduğu gerçeğini ortadan kaldırtmak. Bambaşka bir bir kavram ortaya çıkartıp Türklere de arasını Roma ile olan Doğu Roma ile olan aslen Roma arasını açmak.

Biz bugün tarihimize baktığımız zaman ta Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren bütün Roma’nın entelektüelleri Osmanlı tarafından kendi bünyesine katılmıştır Aksaray’da İstanbul Aksaray’da Muratpaşa Cami ondan sonra sadrazam Mesih Paşa. Bunlar hepsi Doğu Roma’nın ikisi de en son ölen imparatorun varisleriydiler.

Çünkü son ölen imparatorun kaçıncı Konstantin’i unuttum? Erkek evladı yoktu. Eğer ölseydi, onun yerine bu kişiler geçecekti. Bunlar daha sonra o Osmanlı İmparatorluğu tarafından bünyelerine alınmış ve entelektüeller. Neden bu konuları yazmazlar? Bunun gibi yüzlerce örnek var. niçin? Bizans’ın entelektüel tarihi diye sanki bize yabancılaştırılmış bir tarihi anlatırlar. Sorudur her şeye. Sorularla başlayacağız tabii ki. Tekrar görüşmek üzere dostlarım. Hoşça kalın.

Roman Empire and Turkey

Turkish provinces by years spent under Roman + Byzantine rule. @SonerCagaptay

Top 9 cities over 1500 years
Least 16 cities less than 300 years
Eastern cities were more under Persian rule compared to Roman rule.
Fascinating! Attalus III King of Pergamum in western Anatolia bequeathed his Hellenistic kingdom to the Romans. We can assume the dark blue was his kingdom.
Ted Sofis @Justtinian1
That would make sense: Pergamon was the first kingdom to join the Roman Empire in Anatolia, and Trabeizond its last and final vestige to survive. @SonerCagaptay

https://twitter.com/xruiztru/status/1554112473707462656/photo/1

Golden Horn, Eyüp

“Eyüb, the death city of Turks, stands green like a garden of Islamic heaven on the coast where European soil ends. Do those who once see this city of death know that they are in a dream when they feel lost in a dream of cypress and china? Because Eyub was a dream that the Turkish armies, who came to conquer Istanbul, had a dream against the walls in the spring of the 857th year of the Migration. That dream became the green city we see now, on the edge of the Golden Horn.” Yahya Kemal Beyatlı, Tevhîd-i Efkâr Newspaper dated 5 March 1922

Civilization Criteria;- Writing (Yenisey-Orhun-Eyüp)

  1. Writing (Yenisey-Orhun-Eyüp)
  2. Library
  3. Architecture
  4. Medina
  5. Association with the People of the Book
  6. Decency
  7. Suitability of water edges
  8. Fener- Balat -Ayvansaray-Eyüp are next to each other on the same shores.
  9. Bulgarian Church- House of Dimitri Kantemir- Fener Patriarchate- Balat Synagogues- Ayvansaray Holy Spring- Eyüp Mosque
  10. Life and Death Together

The importance of Eyüp is that, in an unprecedented geography where the two continents are closest to each other, the Turkish Civilization is inherited as a town of rare artifacts with all its elements like a magnificent showcase cabinet, not only continents, life and makes death live together.

In the Yenisey, Orhun and Eyüp inscriptions, the life philosophy of the Turks is like a farewell and testament. Accounting of life is made and entrusted to future generations as an invaluable treasure. It is up to the living generations to fulfill their will by showing loyalty to what the ancestors left behind, and to keep the relationship with the roots permanent.

Just as Medina, located in the Red Sea hinterland that forms the Asian-African continental transition, is the city where the Prophet (saas) friend Eyüp Ensari was born, Eyüp Ensari’s eternal resting place at the European-Asian continental crossing is the capital city of the Civilization of Eyüp and Asia- It connects the African-European continents.

The intercontinental capital city of Istanbul was rebuilt and revived starting from Eyüp.

Civilization

The concept of civilization in our language was inspired by the Turkish tribe Uyghurs, who first settled down to replace civilization. However, the essential element in civilization is writing, and the Uighurs have changed the alphabet by taking the Göktürk script as a basis. Not being settled is not synonymous with uncivilized. Turks were not settled, and for thousands of years they had raised the elements of civilization (language, religion, state, architecture) to a superior level. The non-settled Gokturk Empire built a civilization in the Steppe, sent an ambassador to Istanbul during the Eastern Roman period, and revealed a State Philosophy with Inscriptions.

The roots of the Eyüp Civilization were in the Göktürks. When the Islamic Civilization was entered, the roots were revived even more and the works were built in Istanbul. Göktürk-Byzantine relations were also the subject of a book. Eyüp Civilization is located in the middle of the world. It is the junction point of West and East, North and South.

Turkish inscriptions and tombstones tradition

The Turks, who started the tradition of Turkish inscriptions and tombstones on the banks of the Yenisei and Orkhon River, continued to give excellent examples of this tradition on the banks and hills of the Golden Horn in Eyüp Valley with the conquest of Istanbul. In Eyüp Sultan, it is possible to find clues of all the elements that make up this great civilization carved into stone. The Orhun-Yenisey monuments, one of the written documents of the Turks originating from the Yenisei River and its vicinity, contain information about the old Turkish concept of the state, Turkish names, proverbs covering death and mourning ceremonies, and these monuments are the most important written sources.

Bilge, Ensar and Hanif

The first Turkish thinker and writer Bilge Tonyukuk (646-724), the first Ensar Ayyub el Ensari (576-669) and the first sect imam Ebu Hanife (699-767) are the supreme titles they carried, melting them in the same civilization pot; Bilge, Ensar and Hanif. The point where the Orkhon and Khorasan Turkish Wisdom and the Muslim Ansar of Medina meet is the principle of Adamism of Abu Hanifa.

Ansar means “those who help, helpers” in Arabic. As an adjective, it means “who loves everybody, helps everybody.” When they migrated from Mecca to Madinah (M. 622), it takes its meaning from Job al-Ansari, representing the Muslims of Medina who embraced the Prophet (pbuh) and helped with all their means.

Orkhon-Medina-Eyup

The origin of Revelation, Medina, expressed its longing for Istanbul in the language of the Messenger of Allah (pbuh), and the Turks who broke away from Orkhon and flocked to Asia Minor and Rumelia made this longing come true with their armies.

The conquest campaigns and dynamism were the basis of the Turkish Wisdom earned on stone in the Tonyukuk and Orkhon Inscriptions. The intersection of the lines of Rasulullah (saas), Eyüp Ensar and Fatih Sultan Mehmet and the lines of Bilge Tonyukuk-Bilge Khan-Kül Tigin will present us new Eyüp and Istanbul.

 

Medina-Edirne-Eyup

After Madinah and Edirne, the place where the Medina Convention and the principle of Adamism were first applied is Eyüp. Born and raised in Edirne; Fatih Sultan Mehmet (1432-1481), who conquered Istanbul, closed the era and opened the era and had his name written in history in golden letters, brought not only his books to Istanbul but also a model he tried in Edirne; Ebu Hanife (699-767) ‘s Decency and Common Life principle.

Medine-Edirne-Eyüp (Istanbul) is a line of continuity. The Ottomans, since the conquest of Bursa, used Islamic law and its main source, Hz. They implemented the Madinah Convention of the Prophet (SAV). The first to make Islam prevalent in Medina, Hz. One of the important articles of this contract, on which the Prophet (SAV) and his entourage swore to Allah, was about how non-Muslims would be treated in the lands that were conquered, that is, the lands opened to Islam.

According to the principle of Adamism of the Hanafi sect, all people have indispensable rights. This principle and common life style came to life in Edirne. Edirne is home to the Selimiye Mosque and Europe’s 2nd largest Synagogue. What is in question is a union and embrace that begins with Ahli Hanafi and extends to the People of the Book. Inviolability of people’s rights and freedoms The principle of Adamism is applied for the first time in Edirne and brought to Istanbul. Civilization and Common Life Culture that conquered Istanbul was developed in Edirne and applied in Eyüp. Neighboring districts of Eyüp, Fener, Balat, Ayvansaray host Greek, Jewish and Armenian communities. The historical Wall is on the shores of Istanbul’s Golden Horn.