Home Blog Page 149

Bilge Kişi ve Bilgelik

TESPİT: Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

SORU: Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bu makalede, Kaşgarlı mahmud’un Divanü Lügat’t-Türk adlı eserinde kullanılan atasözleri ve şiirlerde, önce, “niçin ahlaklı olmalıyız?” gibi bazı metaetik sorunların cevapları aranmış, daha sonra, övülen erdemler (ve kınanan erdemsizlikler) tasnif edilip kısaca açıklanmış, son olarak da erdemle bağlantılı olarak yüceltilen bilge kişi ve bilgelik konuları irdelenmiştir.
VIRTUE AND WİSDOM IN KASHGARLI MAHMUD’S DIVANU LUGATI’ T-TURK
In this article, Kashgarli Mahmud’s well-known work, Divanü Lügat’ i-Türk, has been elaborated; and first the answers to some metaethical questions like “why should we become moral?” have been looked for, then the virtues (and the vices) have been cathegorized, described, and briefly explained, and finally the concepts of wise man and wisdom have been dealt with.Keywords: Kashgarli Mahmud, Divanü Lügati’t-Türk, virtue, wisdom

Olgum sanga qodur men
Erdem ögüt xumaru
Bilge erig bulup sen
Yaqqil anıng taparu
(s. 434)

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Kaşgarlı’nın erdem ve bilgelikle ilgili derledikleri ve söyledikleri bin yıl sonra da öneminden ve değerinden bir şey kaybetmemiş değerlerdir. Pek çoğu atasözlerinde formülleştirilmiş ve sözlü kültürle günümüze kadar taşınmış olan bu değerler hala toplum içinde canlılıklarını sürdürmektedir. Bununla birlikte, onların daha yakından tanınması, bilinmesi ve değer erozyonunun yahut toplumsal anominin yaşandığı günümüz insanına daha canlı ve etkili bir biçimde rehberlik etmeyi sürdürmesinde büyük bir yarar vardır.
Bilindiği üzere, erdem ve bilgelik en azından Antik Yunan felsefesinden beri birbiri ile yakından ilişkili görülen iki temel kavramdır. Kimi zaman erdem öne çıkarılır ve bilgelik çeşitli erdemler arasında bir erdem olarak gözükür; örneğin, Platon’un dört temel erdeminden birincisi bilgelik/hikmet erdemidir.2
Kimi zaman da bilgelik öne çıkarılır ve erdem bilgeliği oluşturan iki temel unsurdan, yani bilgililik ve erdemlilikten, birini oluşturur. Bazen de her iki birden bir başka üst kavramın en önemli iki alt bileşeni gibi görülürler; örneğin, gerçek mutluluğun en temel iki bileşeni, erdemli ve bilge biri olmaktır. Gerçek anlamda mutlu olmanın yolu, yüksek düzeyde erdemli olmaktan; yüksek düzeyde erdemli olmanın yolu da, ileri düzeyde bir bilgelik sahibi olmaktan geçer. Dolayısıyla erdem ve bilgelik, öncelikle birbirini tamamlayan, sonra da her ikisi birden en yüksek mutluluğu sağlayan temel değerlerdir.
Divanü Lugati’t-Türk’te de erdem ve bilgelik arasında yakın bir ilişki görülür. Örneğin bir beyitte gençlere, erdemli ve bilge kişiden öğüt alması ve erdemli bir bilge olmanın yollarını öğrenmesi tavsiye edilmektedir. Bunu gerçekleştirebilirse halkın şefi, önderi veya lideri durumuna yükseleceği anlatılmakta, böylece erdem arayışını ve bu yolda karşılaşılabilecek sıkıntılara katlanmayı teşvik edecek güçlü bir motivasyon sunulmaktadır. Kitapta, bu noktada da kalınmamakta ve bu konuma ulaşan kişiye, bu aşamadan sonra yapması gerekenlerle ilgili tavsiyede bulunulmaktadır. İşte bu nokta erdem ve bilgeliği bir araya getirmekte ve halkın önderi olanın dağıtması gereken en önemli iki değer olarak gösterilmektedir:

“algil ögüt mindin ogul erdem tile
Boyda ulug bilge bolup bilging üle
Ey oğul, benden öğüt al ve erdem dile

(Böylece) halkın şefi olursun ve onlara bilgelik ve erdem dağıtırsın. (s.372)

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

Bu yazıda biz, Divanü Lugati’t-Türk’de geçen 300’e yakın atasözünde, bazı beyitlerde ve kelime açıklamalarında geçen temel erdemler, erdemsizlikler ve bilgelikle ilgili sözler ve görüşleri, şimdilik çok fazla değerlendirmeye ve yorumlamaya gitmeksizin, bir araya getirmeye çalışacağız. Aslında atasözleri bağlamında ele alınan erdemleri, bugün Anadolu’da kullanılan atasözleriyle ilişkilendirmek, benzer anlamdaki ayetler, hadisler ve İslam ahlak hikemiyyatı ile desteklemek, antik ve çağdaş ahlak felsefesi kuramlarıyla karşılaştırmak suretiyle ayrıntılı bir şekilde analizini ve yorumunu yapmak çok yararlı olurdu.
Ama bunun bir makale sınırları içine sığmayacağını görünce bundan vazgeçtik ve erdem ve bilgelikle ilgili sözleri tasnif ve tasvir etmekle yetinmek zorunda kaldık. Dolayısıyla aşağıdaki 5 başlık altında ahlakın felsefi ve eğitimsel yönüyle ilgili görüşlere kısaca değindikten sonra, sırasıyla erdemler, erdemsizlikler ve bilgelikle ilgili atasözleri ve düşüncelerin tasvirini yapacağız.
Bilginin öğütlü olanında, sıradan bilgiye göre en az birkaç unsurun daha bulunması gerekir: bilginin içeriği, yararlı olabilecek bir öğüt niteliği taşımalı; bilginin kaynağı, öğüt verebilecek erdem, tecrübe ve bilgelik sahibi biri olmalı; bilginin sonucu da verimli olmalı, meyve vermeli, insanın kendine ve etrafındakilere katkı sağlamalıdır. İşte pek çok konuda olduğu gibi, “nasıl daha iyi ahlaklı oluruz?” konusundaki araştırmamızda da böyle bilgiler arayarak ve onlardan yararlanarak yola çıkabiliriz.
Olgum sanga qodur men
Erdem ögüt xumaru
Bilge erig bulup sen
Yaqqıl anıng taparu
Oğlum sana bırakıyorum
Erdemi ve görgüyü miras olarak
Bilge bir adamla karşılaştığında
Onun yanında kal (ve onun hikmetinden sebeplen) (s. 434)
Divan’da geçen Türk atasözünde ise “erdem başı til: Erdemin başı dil – iyi konuşmayı bilen kişi saygı görür.” (s. 260) denmektedir. Erdemin başının dil olarak gösterilmesi, 20. yüzyıl felsefesi açısından bakıldığında sadece bir atasözü değil aynı zamanda bir aforizma, halk bilgeliğinin damıtılmış, rafine edilmiş, saf özü olarak görülmeye layık olsa gerektir.
Divan’daki dizelerden birinde özellikle bu türlere öğüt verilmektedir:
“estip ata anangnıg sawlarını qadırma
Neng qut bulup küwezlik qılnıp yana quturma
Annenin babanın sözlerini işittiğinde öğütlerini geri çevirme
Zenginliğe ve başarıya ulaştığında küstahlık yapma, kendine hakim ol
ve haddini bil. ” (s. 337)
Buradaki “kendine hakim ol ve haddini bil ” sözü de Sokrates başta olmak
üzere tüm felsefelerde, mistik öğretilerde, perenniyal bilgeliklerde ve dinlerde
var olan “kendini bil ” düsturunun açık seçik bir ifadesidir.

                                          Bilgelik

Divan’da erdem ve bilgelik arasında yakın bir ilişki olduğu görülür. Bilgelerin erdemli olduğu varsayılır ve bilgelerden erdem öğrenilmesi ve öğrenilen erdemin uygulanması sık sık tavsiye edilir:
“bilge erik edgü tutup sözin işit
erdemini ögreniben ışqa sür-e
Bilge kişiyi iyi tut, onun kelamını dinle
Erdemini öğren ve bunu [öğrendiğini] uygula” (s. 188)
“Bilge eren sawların algıl öğüt
Edgü sawıg edlese özke singer
Bilge adamın kelamını öğüt olarak al
(Çünkü) içinde yaşatmayı bilirsen güzel kelam (hikmet olarak) gönlüne
kök salar.” (s. 477)
“üs es körüp yüksek qalıq qodı çoqar
Bilge kişi öğüt berip tawraq uqar
Akbaba avını gördüğü zaman yüksekte olduğu havadan aşağıya iner
Bilge kişinin avı ise öğüttür, onu duyduğu zaman (ezberler ve) anlar.”
(s. 717)
“idimmi ögermen
Biligni bögermen
Köngülni tügermen
Erdem üze türlünür
Tanrıma şükrederim (ihsan ettikleri için)
Yetkinliğimi [hikmeti] çoğaltırım (onun inayetiyle)
Gönlümü (bununla) düğümlerim
(Çünkü) gönlüm erdemle dürülür.” (609)
Bilgelik peşinde koşulmalı, bunun için bilgelerden öğüt alınmalıdır ve bunlar sabırla uygulanmalıdır; ama bilge olmadan da bilgelik taslamaya kalkışılmamalıdır. Gerçek bilgelik, şarlatanlık ve sahtekarlık değil, sınamalardan ve denemelerden başarıyla geçmiş olan bilgeliktir. Bilgi ve bilgelikle ilgili çok güzel öğütlerden biri de aşağıdaki dizede görülür:
“erdem tile örgeni ben bolma küwez
erdemsizin ögünse engmegüde enger
Bilgiyi ve bilgeliği ara ve bunları öğren, asla öğrenme konusunda çok kibirli olma
Öğrenmeden bilgeliğe ve eğitime sahip olduğunu iddia eden (kimse),
sınandığı zaman serseme dönecektir.” (s. 370)
Bununla birlikte bilge olmak demek, her şeyi bilmek ve hiç yanılmamak demek de değildir. İnsanoğlu, bilge de olsa aklının ve bilgisinin sınırı olabilecek ve hatta bazen yanılabilecektir de, bu kadarını normal görmek gerekir. Zira, “yazmas atım bolmas, yangılmas bilge bolmas: Hiç ıskalamayan atıcı olmaz (ve benzer bir şekilde) hiç yanılmayan bilgin yoktur.” (s. 678)
Bilge olmanın yollarından biri gerçek bilgelerden bilgi öğrenmek, öğüt almak ve onları hayatında uygulamaksa, bir diğeri de kendi aklını kullanmaktır.
Düşüncede, davranışta ve sözde yanılmamayı sağlayan en güvenilir kaynakların ve ölçütlerin başında aklımız gelmektedir. Yanılmayı minimuma indirmek isteyen, aklını kullanmayı maksimuma çıkarmalıdır. Nitekim bir başka atasözünde şöyle denmektedir:
“ula bolsa yol azmas bilig bolsa söz yazmas: Bozkırda işaret (irem) varsa yol
şaşırılmaz, kişide akıl varsa sözünde yanılmaz.” (s. 618)
Bilge adam özgürlüğüne de düşkün adamdır. Bunu hem hak etmiştir hem de korumaya özen gösterir. Bilge, sıradan biri değildir, sürüden biri de olmaz:
“öküz adaqı bolgınça buzagu başı bolsa yeg: Öküz ayağı olmaktansa, buzağı başı olmak yeğdir. Bu atasözü, kendi kendini yönetmenin, başka birine itaat etmekten daha iyi olduğunu belirtmek için kullanılır.” (s. 373)
Bilgelik, zenginlikle çelişen bir şey değildir. Bilge adam, saçı-sakalı birbirine girmiş, üstü-başı perişan, tembel tembel dolaşıp bilgelik taslayan biri değildir. Gerçek bilge, imkanlar nispetinde bilgeliğini zenginlikle de destekleyen biridir. Belki de bu sayede bilgeliği daha geniş kitlelere ulaşabilecek, daha çok sayıda insan üzerinde olumlu etkiler bırakabilecektir.
Aşağıdaki dizelerde bu açıkça belirtilir:
“ulugnı tiler men
Tawarın yöler men
Tilekni bular men
Yılqım angar üplenür
Ululuk [bilgelik] aradım
(Ve onu) zenginlikle [zaferle] destekledim
Dileğime ulaştım
(Böylece zenginliğim ve ) hayvanlarım yağmalanır.” (s. 704)
Bilgelik ve erdem zenginlikle çelişmemekle aksine onları destekleyebilmekle birlikte, bu nitelikleri taşımayan salt zenginlikten çok daha değerlidirler. Dolayısıyla bilgelik ve erdem uğruna gerektiğinde harcama yapmaktan ve her türlü fedakârlıktan da kaçınılmamalıdır. Zira, son sözü Kaşgarlı’ya ya da onun bize kadar ulaştırdığı Türk şiirindeki bilgeliğe bırakmak için sonuç olarak da belirtmek gerekirse, erdem ve bilgelik, bir insanın sahip olabileceği, çocuklarına miras bırakabileceği, milletine ve insanlığa armağan edebileceği en değerli hazinelerin başında gelmektedir. Nitekim bilgelik, 11.yüzyıl Türk’ü için sahip olduğu belki en değerli varlık olan “ak yeleli atından” bile değerlidir – ve dileriz hep öyle kalır:
“biligni ederdim
Bügüni üdürdüm
Özümni adırdım
Yagıl atım yazlınur
Bilgi ve bilgeliği (hikmeti) aradım
Bilge kişiyi [olmayı] seçtim
(Bu nedenle) kendimi (halkın arasından) ayırdım
(Uğraşım yolunda) ak yeleli atım azat olur.” (s. 211)
Divan’da, bilgeliğin erdemle yakından ilişkili olduğu ve bilge kişilerin erdemli olduğu varsayılır; halka ve özellikle gençlere de bilgelerden erdem ve bilgelik öğrenilmesi tavsiye edilir. Bilge olmadan bilgelik taslayanlar eleştirilir ve yapılacak sınamaların bu kişilerin foyasını kolayca ortaya çıkaracağı uyarısında bulunulur. Gerçek bilge kişi, aklını iyi kullanmasını bilen, geniş bilgi ve engin tecrübe sahibi olan, davranış ve eylemlerinde erdemlilikten ayrılmayan, bağımsızlık ve özgürlüğüne düşkün olan, imkanlar elverirse bilgeliğini zenginlikle de destekleyen, bilgelik hazinesini gelecek kuşaklara aktarmak için elinden gelen gayreti gösteren ideal bir insan olarak tasvir edilir.

Divan-ı Lugat it Türk’te Bilgi

Kaşgarlı Mahmut yazdığı Türk Sözlüğü kitabı ile Oğuz Kağan destanındaki Irkul Bilge işlevini üstlenmiş gözükmektedir. Sürekli öğütler vermekte, atalar sözlerini kayda geçirmektedir. Burada dikkat çekici işlev, bir sözlük yolu ile bilgiye toplumsal bir işlev kazandırılması, bilginin toplumun hizmetine sunulmasıdır. Tekerlemeler ve dizeler yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılacak bir incelikte yazılmıştır bu sözlük. Kitap, sözlüğün çok ötesinde işlevlere sahiptir. Diyebiliriz ki Türklerin El kitabı olarak hazırlanmıştır, Türklüğü ve Türkçeyi, Arapça ve Farsçanın önüne geçirme ideali kitapta sürekli olarak kendini göstermektedir. Kaşgarlı Mahmut’un bu konuda kitabında yazdığı bilgiler de bu iddiayı teyid etmektedir.

Bir toplumun kendini özellikle ilgilendiren konuları önce kendi içinde -yazılı olarak- tartışmasını gerektirir. Bir kişinin görüş’lerinin, toplum içinde destek bulup bulmaması (görüş’ün ilk ortaya sürüldüğü an’da, ya da daha sonra) en önemli sorun değildir.
11ci yuzyılda yaşamış ve ana dili Arapça olanlara Türkçe öğretmek için Türk Sözü (Divan Lugat at-Turk) kitabını yazmış olan Türk yazarı Kaşgarlı Mahmut, bu konu’ya dokunan şu sözleri örnek vermiştir:

(Alp kişiyi güçsüz düşürecek iş yapma av’ını ardından yaralama).

Önemli olan, bir toplumun içinde düşünce tartışmasının yapıcı nitelikte ve açıkça sürüp gitmesidir. Bu tartışma’nın köksüz ve kaynaksız olmaması gerektiğini Kaşgarlı Mahmut bir dörtlük ile dile getirir:

(Eski günlerde erdemli kişiler dağlar gibi erdemli sözler
söylemişlerdi, öğütler vermişlerdi. Onları anmak yüreği
aklaştırır).

Bu yoldan, bir toplum icin en yararlı düşünceler toplumca seçilecektir:
(Bilgi’yi gurur ile tepme; ara ve öğren. Bilgisiz kişi erdemli olduğunu
öne sürerse, sınandığında özür’ü ortaya çıkar).
Bilgi’nin getirdikleri gerekler toplumca yürürlüğe konacak, uygulamalarına geçilecektir:

(Bilge kişi’yi onurlandır, sözüne kulak ver; özelliklerini
ve tutumunu öğren, öğrendiklerini uygulamaya koy).

Her kişi’nin sözleri, bilge sözleri değildir:

(Toplum içinde bozucular olursa, aklın doğru yoldan şaşar; boş söz
olan yerde, ağız kurumasında öte’ye iş olmaz).

Bu tür kişiler, toplumca da görülür, ayırdedilir:

Toplum’a, kendi işlerini sürekli olarak ele almayıp sonuçlandırmadıkca, durup dinlenmek yaraşmaz:

(Sözümü yinele, bilgelere söyle: kısrak, ancak kendi tay’ı yetişkin atlar
arasına karıştığında dinlenebilir).

Kaşgarlı Mahmut’un öğütleri ve uyarıları yalnız bir kuşak için değil, gelecek bütün kuşaklar için geçerlidir:
(Oğlum, öğüdümü dinle, bilgisizlikten kurtul; as’i olan o’na pekmez
katar; buna benzer, akıllı olan, öğüt dinler ve zenginleştirir).

Bu örneklerde de görüldüğü gibi, Türk tarihinin en önemli kaynaklarından biri olan Türk Sözü (DLT) kitabının okunması gerekli olanlar arasında görmek gerekir. Söylediklerini toplumuna aktarmak için durmadan yinelemek zorunda kalan her düşünür gibi, Kaşgarlı Mahmut’un da belki bir ara sabrı taşmıştır. Bir söz’e örnek verirken, açıklamasını aşağıdaki dörtlük ile yapmıştır:

(Öfkem geldi başıma vurdu, arslan gibi kükredim; Yiğitlerin başını
doğradım, şimdi beni kim tutar?).
Kaynak: Hasan B. Paksoy. Türk tarihi, Toplumların Mayası, Uygarlık. (İzmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)
http://vlib.iue.it/carrie/texts/carrie_books/paksoy-3/turk01.html
24 Cafer Sadık YARAN
KAŞGARLI MAHMUD’UN
DİVANÜ LUGATİ’T-TÜRK’ÜNDE
ERDE M V E BİLGELİK
Prof. Dr. Cafer Sadık YARAN*
ÖZET
Bu makalede, Kaşgarlı mahmud’un Divanü Lügat’t-Türk adlı eserinde
kullanılan atasözleri ve şiirlerde, önce, “niçin ahlaklı olmalıyız?” gibi bazı
metaetik sorunların cevapları aranmış, daha sonra, övülen erdemler (ve kınanan
erdemsizlikler) tasnif edilip kısaca açıklanmış, son olarak da erdemle bağlantılı
olarak yüceltilen bilge kişi ve bilgelik konuları irdelenmiştir.
Anahtar kelimeler: Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lügati’t-Türk, Erdem, Bilgelik
ABSTRACT
VIRTUE AND WISDOM IN KASHGARLI MAHMUD’S DIVANU
LUGATI’ T-TURK
In this article, Kashgarli Mahmud’s well-known work, Divanü Lügat’ i-Türk,
has been elaborated; and first the answers to some metaethical questions like “why
should we become moral?” have been looked for, then the virtues (and the vices)
have been cathegorized, described, and briefly explained, and finally the concepts
of wise man and wisdom have been dealt with.
Keywords: Kashgarli Mahmud, Divanü Lügati’t-Türk, virtue, wisdom
Olgum sanga qodur men
Erdem ögüt xumaru
Bilge erig bulup sen
Yaqqil anıng taparu
(s. 434)
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, Din Felsefesi ABD.
Ahlaki değerler, erdemler ve erdemsizlikler, evrensel ve nesnel midir
yoksa görece, tarihsel, toplumsal, kültürel ve hatta kişisel ve öznel midir?
Etiğin, özellikle de metaetiğin en temel sorularından ve tartışma konularından
biri budur.1
Kaşgarlı Mahmut, 11. yüzyılda, Karahanlılar devrinde yaşamış, Orta
Asya ve Orta Doğunun kültür merkezi şehirlerinin pek çoğunu dolaşmış,
Türkçenin ve Türk kültürünün zenginliğini göstermek için 1072-74 yılları
arasında Divanü Lügat’t-Türk adlı ünlü eserini yazmış bir Türk dilbilimcisi ve
alimidir.
Yukarıdaki temel soruya, günümüzde daha yaygın ve daha popüler olan
tarafı tutar ve ‘ahlaki değerler elbette görecedir, içinde yaşanılan tarihin,
coğrafyanın, kültürün ve yazarın kişisel özelliklerinin ürünüdür’ dersek,
Kaşgarlı ile ilgilenmenin değeri sadece tarihsel ve görece olur. Buna karşın,
eğer, özellikle gelenek-görenekler, örf ve adetler tabii ki görecelik ve
değişkenlik arzeder ve etmesi de doğal ve hatta gelişme anlamında olmak
kaydıyla makbuldür; ama temel ahlaki değerler, ilkeler ve erdemler, her devirde
ve kültürde farklı diller ve ifadelerle dile getirilmiş de olsalar aynı içerikleri
övmüş ve öğütlemiştir’ şeklindeki klasik görüşe yakın duruyorsak, bu kez
Kaşgarlı’da erdemler ve erdemsizlikler üzerinde durmak sadece tarihsel değil,
aynı zamanda ahlaki ve eğitimsel bir değer de taşır.
Biraz sonra göreceğimiz üzere, Kaşgarlı’nın erdem ve bilgelikle ilgili
derledikleri ve söyledikleri bin yıl sonra da öneminden ve değerinden bir şey
kaybetmemiş değerlerdir. Pek çoğu atasözlerinde formülleştirilmiş ve sözlü
kültürle günümüze kadar taşınmış olan bu değerler hala toplum içinde
canlılıklarını sürdürmektedir. Bununla birlikte, onların daha yakından
tanınması, bilinmesi ve değer erozyonunun yahut toplumsal anominin yaşandığı
günümüz insanına daha canlı ve etkili bir biçimde rehberlik etmeyi
sürdürmesinde büyük bir yarar vardır.
Örn. bkz. Jill Oliphant, Religious Ethics for AS and A2, (London and New York: Routledge,
2007), 2. Bölüm (Moral Absolutism and Moral Relativism), ss. 23-37. Harry J. Gensler,
Ethics: A Contemporary Introduction (London and New York: Routledge: 1998), 2. ve 3.
Bölümler (Cultural Relativism, Subjectivism), ss. 10-32.
Istanbul Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLIMAHMUD’UNDÎVANİ) LÜGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 25 26 Cafer Sadık YARAN
Bilindiği üzere, erdem ve bilgelik en azından Antik Yunan felsefesinden
beri birbiri ile yakından ilişkili görülen iki temel kavramdır. Kimi zaman erdem
öne çıkarılır ve bilgelik çeşitli erdemler arasında bir erdem olarak gözükür;
örneğin, Platon’un dört temel erdeminden birincisi bilgelik/hikmet erdemidir.2
Kimi zaman da bilgelik öne çıkarılır ve erdem bilgeliği oluşturan iki temel
unsurdan, yani bilgililik ve erdemlilikten, birini oluşturur. Bazen de her iki
birden bir başka üst kavramın en önemli iki alt bileşeni gibi görülürler; örneğin,
gerçek mutluluğun en temel iki bileşeni, erdemli ve bilge biri olmaktır. Gerçek
anlamda mutlu olmanın yolu, yüksek düzeyde erdemli olmaktan; yüksek
düzeyde erdemli olmanın yolu da, ileri düzeyde bir bilgelik sahibi olmaktan
geçer. Dolayısıyla erdem ve bilgelik, öncelikle birbirini tamamlayan, sonra da
her ikisi birden en yüksek mutluluğu sağlayan temel değerlerdir.
Divanü Lugati’t-Türk’te3
de erdem ve bilgelik arasında yakın bir ilişki
görülür. Örneğin bir beyitte gençlere, erdemli ve bilge kişiden öğüt alması ve
erdemli bir bilge olmanın yollarını öğrenmesi tavsiye edilmektedir. Bunu
gerçekleştirebilirse halkın şefi, önderi veya lideri durumuna yükseleceği
anlatılmakta, böylece erdem arayışını ve bu yolda karşılaşılabilecek sıkıntılara
katlanmayı teşvik edecek güçlü bir motivasyon sunulmaktadır. Kitapta, bu
noktada da kalınmamakta ve bu konuma ulaşan kişiye, bu aşamadan sonra
yapması gerekenlerle ilgili tavsiyede bulunulmaktadır. İşte bu nokta erdem ve
bilgeliği bir araya getirmekte ve halkın önderi olanın dağıtması gereken en
önemli iki değer olarak gösterilmektedir:
“algil ögüt mindin ogul erdem tile
Boyda ulug bilge bolup bilging üle
Ey oğul, benden öğüt al ve erdem dile
2
Bkz. Platon (Eflatun), Devlet, çev. Sebahattin Eyüboğlu, M. Ali Cimcoz, (İstanbul: Remzi
Kitabevi, 1992) s. 117 vd.
3
Kaşgarlı Mahmud, Divânü Lugâti’t-Türk, Çeviri, uyarlama, düzenleme: Seçkin Erdi, Serap
Tuğba Yurteser, (İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2005). Bu esere, metin içinde çok sık geçtiği
için kısaca Divan denilecek ve dipnot sayfa numaraları metin içinde verilecektir.
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008
(Böylece) halkın şefi olursun ve onlara bilgelik ve erdem dağıtırsın. (s.
372)
Bu yazıda biz, Divanü Lugati’t-Türk’de geçen 300’e yakın atasözünde,
bazı beyitlerde ve kelime açıklamalarında geçen temel erdemler, erdemsizlikler
ve bilgelikle ilgili sözler ve görüşleri, şimdilik çok fazla değerlendirmeye ve
yorumlamaya gitmeksizin, bir araya getirmeye çalışacağız. Aslında atasözleri
bağlamında ele alınan erdemleri, bugün Anadolu’da kullanılan atasözleriyle
ilişkilendirmek, benzer anlamdaki ayetler, hadisler ve İslam ahlak hikemiyyatı
ile desteklemek, antik ve çağdaş ahlak felsefesi kuramlarıyla karşılaştırmak
suretiyle ayrıntılı bir şekilde analizini ve yorumunu yapmak çok yararlı olurdu.
Ama bunun bir makale sınırları içine sığmayacağını görünce bundan vazgeçtik
ve erdem ve bilgelikle ilgili sözleri tasnif ve tasvir etmekle yetinmek zorunda
kaldık. Dolayısıyla aşağıdaki 5 başlık altında ahlakın felsefi ve eğitimsel
yönüyle ilgili görüşlere kısaca değindikten sonra, sırasıyla erdemler,
erdemsizlikler ve bilgelikle ilgili atasözleri ve düşüncelerin tasvirini yapacağız.

1. Niçin Ahlaklı Olmalıyız?

Niçin merkezli sorular felsefenin en temel sorgulamalarının özünü
oluştururlar. Ahlak felsefesinin en temel sorularından biri, “niçin ahlaklı
olmalıyız?” sorusudur. Felsefi açıdan ideal insan ya da aklı başında her insan,
neyi niçin yaptığının farkında olan ve bunu böyle yapmanın makullüğünün
gerekçelerini öteki aklı başında insanlara da (kanıtlayamasa bile) gösterebilen
ve açıklayabilen insandır. Ahlaklı, erdemli olmaya davet edilen insanların,
gençlerin ve hatta çocukların hepsi, bunu sorgulamaksızın kabul etmemekte,
niçin böyle davranmasının kendisi açısından iyi olacağının ikna edici
gerekçelerini görmek istemektedir. Bu sorunun cevabında bazen ahlaklılığın
kişinin kendisine, toplumuna, insanlığa, diğer canlılar ve çevreye yararlı olacağı
merkezli cevaplar verilmekte, bazen ahlaklılığın vicdanın, dinin ya da ilahi
buyruğa itaatin bir gereği olduğu öne sürülmekte, bazen de ahlaklık her
birimizin içinde var olduğu öne sürülen ahlak yasasına bağlılığın gerektirdiği
ödevi yerine getirmekle temellendirilmeye çalışılmaktadır.
Divanü Lugati’t-Türk’de “Niçin ahlaklı olmalıyız?” sorusuna cevap
bağlamında dikkat çeken sözlerden biri, erdemsiz insanın aynı zamanda uğursuz
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLIMAHMUD’UNDİVANÜ LÜGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 27 28 Cafer Sadık YARAN
bir insan olacağı, çünkü erdemsizliği yüzünden uğurluluğun ondan
çekileceğidir. Uğursuzluk, başarısızlık ve mutsuzluğa neden olabilirken, uğur da
başarı ve mutluluğunun bilinçli çaba ötesi desteklerinden sayılır. Uğurlu biri
olmak ve uğurlu insanlar ve olaylarla karşılaşmak için de erdemli olmamız
gerekir. Nitekim, o dönemin Türkleri arasında yaygın olan sözlerden birinde
şöyle denir: “erdemsizden qut çertilür: Erdeme ve iyi tavra sahip olmayan
kimseden uğur çekilir.” (s. 229)
Ahlaklılığın bireysel yararlarından biri de, kişiyi iç daralmasından,
bunaltıdan, doyumsuzluktan, çeşitli kaygı ve stres kaynaklarından ve depresyon
nedenlerinden kurtarıp, iyimser, iyiliksever, gözü-gönlü tok, yüce gönüllü ve
manen olgunlaşmış biri haline getirmesidir. Gönlü ahlaki ve manevi
duygulardan yoksun olanın, mal ve mülkle, güç ve kudretle ya da haz ve
hâkimiyetle; hayatından memnun, yaşamdan zevk alan, mutlu, huzurlu, sağlıklı
ve örnek bir insan olamayacağı türü vurgulara Divan’da rastlanır. Gönül
zenginliği, öteki zenginliklerden önce gelmelidir. O yoksa öbürünün fazla bir
değeri olmayacaktır:
köngül kimmig bolsa qalı yoq çıgay
Qılsa küçün bolmas anı toq bay
Kimin gönlü yok, yoksulsa [kalben yoksul olan]
Güçle tok ve zengin yapılmaz [manen zengin olamaz].” (s. 230)
Ahlaklılık ya da ahlaksızlık kişinin sadece kendisiyle sınırlı kalmaz; çoğu
zaman ailesini ve hatta gelecek kuşakları da etkiler. İyi ahlak ve alışkanlıklar,
çocuklara bırakılabilecek en güzel miraslardan biri olduğu gibi kötü bir ahlaki
davranış az veya çok onların da yüzlerini karartacak, alınlarında bir leke olarak
görülebilecektir. Bu yüzden insanlar sadece kendilerini değil ailelerini de
düşünerek, onların da yararı için, ahlaklı olmalı ve erdemsiz davranışlardan
kaçınmalıdır. Çünkü Türk atasözüne göre, “Atası anası açıq almıla yese oglı qızı
tışı qamar: Baba ya da anne ekşi elma yese, oğlanın ya da kızın dişi kamaşır.”
(s. 394)
Divanü Lugati’t-Türk’de rastlanan ahlaklılık gerekçelerinden biri de, halk
içinde itibar kazanmak ve adın/şanın yarınlara kalmasıdır. Halkın, kişilik
bozuklukları, kimlik sorunları, karakter zayıflıkları ve erdemsizlik zafiyetleri
olan kimselere itibar etmeyeceği hatırlatılarak, toplum içinde iyi bir yer
edinmek ve hatta kendi toplumunun sınırlarını aşan, ölümünden sonra da adının
iyilikle anılmasını sağlayan bir güzel ün kazanmak isteniyorsa, güzel huylar ve
i yi karakterler geliştirmenin kaçınılmaz olduğu belirtilmektedir. Aristoteles’den
İslam ahlakçılarına ve oradan da günümüz erdem etikçilerine kadar ısrarla
vurgulanan ve öncelenen iyi huyluluk, Kaşgarlı’daki şu beyit ve benzerlerinde
belirtilen gerekçelerle birlikte teşvik edilmektedir.
Baqmas bodun sewüksüz
Burqı yüzi saranqa
Qazgan olıç tüzünlük
Qalsun çawıng yarınqa
Bakmaz halk sevgisiz
Cimri ve asık suratlı kimseye
Oğlum, iyi huy kazan
Adın yarınlara kalsın (yarın da anılsın)” (s. 420. Krş. 432, 654, 692)

2. Nasıl Daha Ahlaklı Olabiliriz?

“Niçin ahlaklı olmalıyız?” sorusuna ikna edici olumlu cevaplar
bulunabilmişse, bu kez sıradaki en önemli sorulardan biri, nasıl merkezli soru
grubudur; örneğin, nasıl daha ahlaklı olabiliriz, kendimizi kötü eğilimlerden
nasıl arındırabiliriz, karakterimizi ve davranışlarımızı iyi yönde nasıl
geliştirebiliriz? Bu bağlamda Divan’da dikkat çeken yöntemlerden biri, öğüt
almak ve nasihatlere kulak verip uygulamaya geçirmektir. Atasözlerinden biri,
bilgi edinmeyi, ama salt kuru ve kısır bir bilgi de değil, öğütlü ve etkili olan,
bilgiyi verende etkili olmuş olup, alanda da olumlu etki bırakması umulan
bilginin aranmasını ve ondan yararlanılmasını salık vermektedir:
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008 İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLIMAHMUD’UNDİVANÜ LÜGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 29 30 Cafer Sadık YARAN
“kengeşlig bilig üdreşür, kengeşsiz bilig opraşur: Öğütlü bilgi meyve
verir, öğütsüz bilgi yıpranır – Alınan öğütlerle beslendiği sürece işlerin idaresi
günden güne gelişir, öğütten uzak durulursa günden güne işler kötüye gider.” (s.
358)
“Öğütlü bilgi” tabiri oldukça ilginç ve hatta özgün bir tabir gibi
gözükmektedir. Zira epistemolojide incelenen bilgi çeşitleri arasında gündelik
bilgi, bilimsel bilgi, felsefi bilgi, dini bilgi, mistik bilgi, a priori bilgi, vb. birçok
bilgi türünden bahsedilir; ama “öğütlü bilgi”den bahsedilmez. Bu bilgi türü,
etikle epistemolojinin kesiştiği, birbirini tamamladığı, epistemenin etik
değerlerle zenginleştirilip, kıymetinin artırıldığı bir bilgi türü olsa gerektir.
Bilginin öğütlü olanında, sıradan bilgiye göre en az birkaç unsurun daha
bulunması gerekir: bilginin içeriği, yararlı olabilecek bir öğüt niteliği taşımalı;
bilginin kaynağı, öğüt verebilecek erdem, tecrübe ve bilgelik sahibi biri olmalı;
bilginin sonucu da verimli olmalı, meyve vermeli, insanın kendine ve
etrafındakilere katkı sağlamalıdır. İşte pek çok konuda olduğu gibi, “nasıl daha
i yi ahlaklı oluruz?” konusundaki araştırmamızda da böyle bilgiler arayarak ve
onlardan yararlanarak yola çıkabiliriz.
Ahlaklılık konusunda anne-babadan alınma bilgilerimiz zaten vardır.
Ancak bununla yetinmemeli, kendimizi teorik bilgi açısından sürekli
yetiştirmeli, pratik eylemler ve hatta alışkanlıklarla da bunları daima
pekiştirmeliyiz. Nitekim bir başka Türk atasözü şöyle demektedir:
“keng ton opramas, kengeşlig bilig artamas: Bol gelen giysi yıpranmaz,
nasihatla perçinlenen zeka kötüye ulaşmaz. Bu atasözü işler yürütülürken
başkalarına da danışılmasını, tek başına hareket edilmemesini öğütlemek için
kullanılır.” (s. 304)
Demek k i bilgimizi öğütle meyve verir hale getirmemiz, zekâmızı da
nasihatle perçinlememiz ahlaklılık yolunda başarımızın temel öğelerinden
ikisidir. Ahlak alanında hiç kimse kendini öğüt ve nasihatten müstağni
saymamalı; gerektiğinde, uygun ortamda, uygun bir dille öğüt ve nasihat
vermekten de çok fazla uzak durmamalıdır. Çünkü iyiliği övmek ve öğütlemek,
kötülüğü yermek ve azalmasına çalışmak İslam dininin en temel ahlaki
ilkelerinin başında gelmektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle
buyurulmaktadır: “Sizden iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan
meneden bir cemaat olsun. İşte başarıya erişenler yalnız onlardır.” (3: 104)
Divan’da “Nasıl daha ahlaklı olabiliriz?” sorusuna cevap bağlamında
dikkat çeken atasözlerinden biri de, bireyin bir ahlak sistemine bağlı olması ve
ona bağlı kalmasının yararını öğütler mahiyettedir.
“neçe munduz erse eş edgü, neçe egri erse yol edgü: Ne kadar budala da
olsa bir yoldaş iyidir, ne kadar eğri de olsa bir yol iyidir. Yoldaş şaşkın olsa bile
bu durum çölde yalnız olmaktan daha iyidir, yol eğri olsa bile bir yolda gitmek
çölde başıboş gezmekten daha iyidir, bir yol mutlaka bir hedefe ulaşır.” (s. 345)
Bu atasözü, postmodern dünya görüşü ve yaşam biçimini benimseyen ya
da onun etkisi altında kalan pek çok insanın hayat felsefesini özetleyen “her şey
gider” sloganı veya mottosunun bir hayli egemen olduğu günümüzde ne kadar
üzerinde durulsa, yeniden yorumlansa ve canlandırılsa azdır. Yolunu kaybetmek
kötüdür, ama ondan da kötüsü, bunun farkında olmamak, hatta bunun iyi bir şey
olduğuna inandırılmış olmaktır k i bu durum günümüzde oldukça yaygındır.
Aşırı derecede yaygınlaşan bireysellik ve bireyselcilik bizi yoldaşlarımızdan,
dostlarımızdan, komşularımızdan, meslektaşlarımızdan ve akrabalarımızdan
etmektedir. Artık ne zor durumda kaldığımızda elimizden tutacak akraba ve
dostlarımız, ne de yoldan çıktığımızda bizi doğru yola sevk edecek arkadaş ve
yoldaşlarımız vardır. Oysa yukarıdaki atasözü yoldaşın budala ve şaşkın
olanının bile yoldaşsızlıktan iyi olduğunu söylemektedir. Sözün ikinci kısmı,
daha da önemlidir ve bir yol sahibi olmanın hiç yolda olmamaktan ya da yollar
arasında şaşıp kalmışlıktan daha iyi olduğunu, gerekçesiyle birlikte
söylemektedir. Tüm dini ve ahlaki yolların eleştirilip gözden düşürülmeye
çalışıldığı ve insanlara kendine yabancılaşmış bir biçimde çalışmak ve sonra da
bilinçsizce tüketmekten başka bir yaşam biçiminin sunulmadığı günümüzde,
eğri bile olsa bir yola bağlı kalmak tavsiyesi son derece gerekli ve yararlı bir
tavsiyedir. Dolayısıyla, nasıl ahlaklı olabileceğimiz ve öyle kalabileceğimizin
yollarından biri, bir ahlak sistemini, yolunu benimsemek ve bu sistemi iyi bilip
hayatına uygulayan yoldaşlar edinmektir.
Ahlaklı olmak kadar ahlaklı kalmak da zordur ve özel bir çaba ister.
Ahlaklı kalmayı sürdürebilmek için, bağlı olduğumuz ahlak yolunun emin
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008 İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLIMAHMUD’UNDİVANÜ LUGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 31 32 Cafer Sadık YARAN
olduğumuz temel ahlak ilkelerini kolay kolay terk etmeme sebatı ve sadakatini
göstermeliyiz. İçinde yaşadığımız kültürel ortamın ve genel ahlak anlayışının
değişmesi ya da temel ahlaki değerlerimizin ahlaklılığı önemsemeyenlerce
şiddetli eleştiriler ve saldırılara maruz bırakılması, evrensel ahlaki
değerlerimizin aşınmasına ve terkine yol açmamalıdır. Yaşam biçimimiz ve
hatta ahlak anlayışımızın görünen yüzü belki değişebilir ama evrensel özü
değişmemelidir. Nitekim töre kelimesini evrensel ahlak olarak anladığımızda bu
anlama gelen bir atasözünde şöyle denmektedir: “el qalır törü qalmas: Ülke
terk edilir, ama töre terk edilmez. Bu atasözü, birine töreye uygun davranmasını
öğütlemek için kullanılır.” (s. 392, 587) Türkler çok göç etmiş bir millettir ama
bu gibi atasözlerinin de etkisiyle temel ahlaki erdemlerini büyük ölçüde her
yerde ve zamanda korumasını bilmiş, terk etmemişlerdir. Bunda anne-babaların
çocuklarına bırakabilecekleri en değerli mirasların başında erdemliliğin kabul
edilmiş olmasının büyük rolü olsa gerektir. Aşağıdaki mısralar bu hususu
olağanüstü ifadelerle özetlemektedir:
Olgum sanga qodur men
Erdem ögüt xumaru
Bilge erig bulup sen
Yaqqıl anıng taparu
Oğlum sana bırakıyorum
Erdemi ve görgüyü miras olarak
Bilge bir adamla karşılaştığında
Onun yanında kal (ve onun hikmetinden sebeplen) (s. 434)
Bugüne kadar böylesine değerli bir miras olarak tevarüs ettiğimiz,
geçerliliği ve yaygınlığını hala koruduğunu gördüğümüz ve bizim de bizden
sonrakilere aktarmak sorumluluğunda olduğumuz, 11. yüzyıl Türklerinin
kullandığı atasözleri ve şiirlerde geçen, temel erdemlerden bazıları şunlardır.

3. Temel Erdemler

1. İç Güzelliği, İyi Huyluluk ve İyimserlik

İnsanlar değerlendirilirken, dış güzelliğine mi bakmak gerekir, içteki
huyu ve karakterine mi? Divan’da bu sorunun cevabı açık ve nettir: “yüzke
körme erdem tile: Yüze (ve onun solgun haline) bakma, (insanın içindeki)
erdeme ve terbiyeye bak.” (s. 325, 718) İnsanın davranışlarına ve sosyal
ilişkilerine yön veren içindeki duygu ve düşüncelerdir. İçimizde sevgi yoksa
dışımızda güler yüz, cömertlik, yardımlaşma ve dayanışma ya hiç olmayacak ya
da riyakarlığın ötesine geçemeyecektir. Erdemli davranışları kalıcı kılan, kişinin
erdemli bir huy sahibi olması, temiz bir karakter, sağlam bir vicdan
geliştirmesidir. Erdemlilik kişinin kalıcı huyu haline gelmemişse, bazı
davranışları erdemli olsa da, kişi bir bütün olarak erdemli sayılmaz; ve onun her
zaman erdemli davranacağına güven olmaz. Erdemliliğin özü içte, huyda ve
karakterde başlar. Bunların doğuştan mı geldiği yoksa sonradan mı kazanıldığı
meselesi ahlak felsefesinin bir başka tartışma konusudur. Doğuştan gelen
özelliklerimiz ve farklılıklarımız elbette olmakla birlikte, bunların bir
yatkınlıktan ibaret olup, iyi (veya kötü) yönde geliştirilmeye açık ve muhtaç
olduğu kesindir. Bu durum Divan’daki dizelerde de görülür ve orada iyi huy
doğuştan getirilen değil sonradan kazanılan bir özellik olarak anlatılır ve gençler
bu yönde gayret sarf etmeye çağrılır:
Baqmas bodun sewüksüz
Burqı yüzi saranqa
Qazgan olıç tüzünlük
Qalsun çawıng yarınqa
Bakmaz halk sevgisiz
Cimri ve asık suratlı kimseye
Oğlum, iyi huy kazan
Adın yarınlara kalsın (yarın da anılsın)” (s. 420)
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008 İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLIMAHMUD’UNDİVANÜ LUGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 33 34 Cafer Sadık YARAN
İyi huyluluk iyimserlikle de bağlantılı görülebilir. İyi huylu insan,
etrafındakilere iyilikte bulunur, onların da iyi olduklarına inanır ve gelecekten
beklentileri de iyilik yönündedir. İyi huylu insan, realist bir görüş gücüne sahip
olmakla birlikte, olaylar ve insanların olumsuz yönlerinden ziyade olumlu
yönlerine odaklanır. Bu da onu iyimser kılar. Ancak iyi huylulukla iyimserlik
arasındaki ilişki sadece tek yönlü değil, karşılıklı bir etkileşim tarzında olsa
gerektir. İyi huyluluk insanı daha iyimser yapar, iyimser olmak da insanın daha
i yi huylu olmasına katkı sağlar. Divan’da iyimserlik bağlamında birçok ata
sözüne de rastlanmaktadır. Örneğin birinde şöyle denmektedir: “emgek eginde
qalmas: Zorluklar yoksunların ve eziyet çekenlerin omuzlarına yüklenmiş
kalmaz. Bu atasözü Cenab-ı Hakk’ın ayetine benzer: ‘Evet, her güçlükle beraber
bir kolaylık vardır’ [K. 94:6].” (256) Bir başka atasözünde de, “qaynar ögüz
keçigsiz bolmas,” denir. Yani, “Çoşkun nehir geçitsiz olmaz. Bu atasözü,
şaşkınlık veren bir sorunla karşı karşıyayken, ‘bir çıkış yolu olmalı’ demek için
kullanılır.” (s. 297, 418) Bu tür atasözleri, yaşamın getirdiği sıkıntılar karşısında
insanların kötülük sorunu gibi teolojik/felsefi sorunlar içinde bocalayıp yollarını
şaşırmalarını önlediği gibi, onların aslında kendi ruhsal gelişimlerine de katkıda
bulunan bazı sıkıntıları abartıp, anksiyete içine düşmeleri, kronik depresyonlara
girmelerine de engel olur. Özellikle geçim derdinin gereğinden fazla
abartılmaması, Allah’ın takdirine güvenilmesi ve geleceğe ümitle bakılması
birçok atasözünün ortak noktasıdır. Örneğin bunlardan birinde şöyle denir:
“agılda oglaq tugsa arıqda otı öner: Ağılda oğlak doğsa nehirde otu biter. Bu
atasözü ‘yaşamsal ihtiyaçlar için kaygı duymama’yı öğütlemek için kullanılır.”
(s. 149) Buradaki ‘kaygı duymamak’ elbette gamsız, umursuz bir tembel olmak
değil, kaygıyı ümitsizliğe ve bunalıma vardırmamaktır. İyi huylu insan işlerin
iyi gitmesinin iyi bir yolunu bulabileceğine de her zaman inanan, iyimserliğini
kolay kolay kaybetmeyen bir insandır. Vicdani yargı gücümüz başta olmak
üzere, düşünce, duygu, hayal gücü gibi varlığımızın özünü oluşturan tüm
bilişsel yeti ve süreçlerimiz olabildiğince iyi nitelikli ve iyiye yönelimli
olmalıdır.

2. Tatlı Dillilik, Doğru Sözlülük ve Ahde Vefa

Erdemlerin başı, başlangıcı nedir? Hangi erdem en önce gelir? Farklı
kültürler ve ahlak sistemlerinin bazılarında hikmet, bazılarında adalet ilk erdem
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008
yahut baş erdem sayılır. Divan’da geçen Türk atasözünde ise “erdem başı til:
Erdemin başı dil – iyi konuşmayı bilen kişi saygı görür.” (s. 260) denmektedir.
Erdemin başının dil olarak gösterilmesi, 20. yüzyıl felsefesi açısından
bakıldığında sadece bir atasözü değil aynı zamanda bir aforizma, halk
bilgeliğinin damıtılmış, rafine edilmiş, saf özü olarak görülmeye layık olsa
gerektir. Dilin önemi Kur’an’da da fazlasıyla vurgulanır. Örneğin bir ayette,
“Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir,” (14:
24) denilmektedir.
Dille ilgili erdemlerden biri, dedikodu, gıybet ve iftira gibi
erdemsizliklerden uzak durulduğu gibi bunun aksine dil nimetini olumlu yönde
kullanmak, insanlarla ana iletişim kaynağımız olan dili kullanırken, tatlı dilli,
hoş sohbet biri olmak ise, bir diğeri de doğru sözlü olmak ve verdiğimiz sözde
durmaktır. Bu konudaki atasözlerinden biri şudur: “tılın tügmişni tışın yazmas:
Dille bağlanan dişle çözülmez. Bu atasözü, birine sözünde durmasını öğütlemek
için kullanılır.” (s. 602)

3. Ölçülülük, Haddini Bilme ve Adalet

Ölçülülük yahut orta yolda olmak, nerdeyse tüm dinler ve büyük ahlak
felsefelerin en fazla vurgulanan erdemlerin başında gelmektedir. Kur’an başta
olmak üzere İslam dininin ölçülülüğe, itidale, aşırı gitmemeye vurgusu da
herkesçe malumdur. Divan’daki dizeler ve atasözlerinde de ölçülülüğün Türkler
arasında da çok önemli bir erdem sayıldığı ve sık sık tavsiye edildiği
anlaşılmaktadır:
“bulgaq üküş bolsa, gaçan bilgin yiter
Yangsaq telim sayrap anı tamgaq qatar
İnsanlar arasında karışıklık çok olursa, aklın yanlış yola sapar
Eğer çok fazla boş konuşma yapılırsa ağzının kurumasından damağın
yorulur.
Bu dizeler kişiye konuşmasında ölçülü olmasını öğütlemek için
kullanılır.” (s. 205)
İstanbul Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLIMAHMUD’UNDÎVANİ) LÜGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 35 36 Cafer Sadık YARAN
Kaşgarlı bu dizenin ikinci kısmını dikkate alarak konuşmada ölçülülüğü
öne çıkarmıştır. Ondan önceki kısımda da düşünce, fikir ve yorum gibi teorik
konularda da ölçülü olmanın, aklı yanlış yola sapmaktan koruyacağı
belirtilmektedir. Bu dizeler ve atasözlerinde düşünme ve konuşmada ölçülülüğü
öğütleyen sözler olduğu gibi, sevgi ve nefret gibi duygularda da ölçülülüğün
önemi vurgulanmaktadır:
“üküş sewinç bulsa, qatıg oxsinur: Çok sevinen kişi, kendisine şiddetli bir
keder yaşatacak bir şeyi üzerine çeker. Bu atasözü, ölçülülük telkin eder.” (s.
484) Bu atasözü insanın bir kişiye olan sevgisinde veya buğz edişinde ölçülü
olmasını zira bu tavırların zaman içinde değişebileceğini hatta tersine
dönüşebileceğini belirten meşhur bir hadisi hatırlatmaktadır. Bu husus şu
dizelerde daha belirgin gözükmektedir:
“bulmış nengig sewer sen
Aqrun angar sevingil
Barmış nengig saqinma
Azraq angar öküngil
Bulduğun zenginliği seversin
Ona ilişkin hoşnutluğunda tereddütlü ol (belki de seni terk eder)
Kaybettiğin zenginliğin arkasından üzülme
Birazcık kederlen (çünkü keder onu sana geri getirmez).” (s. 349)
Düşüncede, dilde ve duyguda ölçülük gibi, davranışta ve tüm eylemlerde
de ölçülük öğütleyen atasözleri vardır. Örneğin:
“yogurqanda artuq adaq kösülse üşiyür: Ayak yorgandan fazla uzatılsa
üşür. Bu atasözü insana haddini bilmesini öğütlemek için kullanılır.” (s. 326)
Günümüzde hala özellikle ekonomik gelir ve geçim dengesini sağlama
bağlamında sıkça kullanılan ‘Ayağını yorganına göre uzat’ atasözü buradan
geliyor olsa gerektir.
Ölçülü olmak ve haddini bilmek her insan için önemlidir. Ancak haddini
bilmek, ölçüyü/haddi aşma imkanı olabilenler için, olmayanlara nispetle daha da
önemlidir. Zenginlerin ve başarılı insanların ölçüsüzleşme riskleri daha
büyüktür. Divan’daki dizelerden birinde özellikle bu türlere öğüt verilmektedir:
“estip ata anangnıg sawlarını qadırma
Neng qut bulup küwezlik qılnıp yana quturma
Annenin babanın sözlerini işittiğinde öğütlerini geri çevirme
Zenginliğe ve başarıya ulaştığında küstahlık yapma, kendine hakim ol
ve haddini bil. ” (s. 337)
Buradaki “kendine hakim ol ve haddini bil ” sözü de Sokrates başta olmak
üzere tüm felsefelerde, mistik öğretilerde, perenniyal bilgeliklerde ve dinlerde
var olan “kendini bil ” düsturunun açık seçik bir ifadesidir. Zaten bazı yorumlara
göre, kendini bilmekten kasıt, haddini bilmektir. Divan’da gerçekten çok sık
vurgulandığı görülen ölçülülük konusunu kısa bir atasözü ile bitirelim:
“aş tatgı tuz yogrin yemes: Yemeğe lezzeti tuz verir, (ama) tuz çanakta
(tek başına) yenmez. Bu atasözü, insanlara ölçülülük öğütlemek için kullanılır.”
(s. 699)
Ölçülüğün irtibatlı olduğu erdemlerin biri de en temel erdemlerin başında
gelen adalettir. Adalet, bir bakıma, her hak sahibine hakkını hak ettiği ölçüde
vermektir. Kaşgarlı Mahmut da bir atasözünü adalet bağlamında
yorumlamaktadır:
“ortuq erden artuq almas: Ortak, ortağından (kârın bölüşümünde) fazlalık
almaz. Bu atasözü, birine adaletli olmasını öğütlemek için kullanılır.” (s. 362)

4. Çalışkanlık, Yardımseverlik ve Cömertlik

Türk atasözlerinde çalışkanlık sık vurgulanan erdemlerden biridir.
Bunlardan biri şudur: “irig erini yaglig, ermegü başı qanlig: Becerikli adamın
dudağı yağlı, tembelin başı kanlı – Becerikli adam çok çalıştığı için iyi yemeği
ve yağlı eti hak eder, böylece dudakları yağlanır; tembel olan, çalışmaya erinen
ise çok dayak yer, bu nedenle başı kanar. Bu atasözü çok çalışmayı ve
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008 İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLIMAHMUD’UNDİVANÜ LUGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 37 38 Cafer Sadık YARAN
tembelliği bırakmayı öğütlemek için kullanılır.” (s. 290) Divan’daki bir dizede
de, eğer kişi dünya nimetlerinden yararlanmak istiyorsa, bunun için mutlaka
emek vermesi, zahmete girmesi, çalışıp çabalaması gerektiği belirtilir:
“emgeksizin turgu yoq munda yamu
Edgülügük körmedip ajun çıqar
Emek çekmeksizin [zahmete girmeden] burada durmak yok
Bir iyilik görmeden dünya biter gider [zaman geçer ve ölüm gelir]. (s.
345)
Bu konudaki bir atasözü de şöyledir:
“tikmeginçe önmes tilemeginçe bulmas: (Ağaç) dikmedikçe büyümez, (erek)
aranmadıkça [peşinden koşulmadıkça] bulunmaz [ulaşılamaz]. Bu atasözü,
birine, çaba harcamasını öğütlemek için kullanılır.” (s. 566)
Çalışkanlık, özellikle de genç yaştakilere, gücü kuvveti yerinde olanlara
tavsiye edilir, ve gençlikteki çalışmanın ihtiyarlık için sigorta olacağı hatırlatılır:
“kiçigde qatıglansa ulgadu sewnür: Gençliğinde çaba sarfeden kimse,
yaşlılığında mutlu olur.” (s. 413)
Gençlikte çalışanın ihtiyarlıkta rahatlayacağı motivasyonuna benzer
şekilde, yazın çok çalışmak da kışın rahatlama olgusuyla motive edilir:
“yazın qatıglansa qışın sewnür: Yazın sıkı çalışan (ve kazanan), kışın sevinir.”
(s. 678)
Çalışıp kazanmada ve başarmada hedefin küçük tutulmamasını, büyük ve
gerçek hedefler peşinde koşulmasını öğütleyen sözler vardır. Bunlardan birine
göre:
“at tögüzlüki ay bolmas: atın alnındaki beyaz leke ayın yerini tutmaz. Bu
atasözü, daha büyük bir şeyin yerine geçmesi için küçük bir şey isteyen kimse
için kullanılır.” (s. 58
Çalışkanlık, çok önemli olmakla birlikte, gerek erdem olarak, gerekse
başarı aracı olarak tek başına yeterli değildir. Çalışkanlığın, gerek aile ve
akrabalar arasında gerek arkadaşlar ve meslektaşlar arasında, gerekse tüm
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008
yurttaşlar ve vatandaşlar arasında yardımlaşma ve dayanışma ile desteklenmesi
ve geliştirilmesi gerekir. Bu konudaki atasözlerinden bazıları şunlardır:
“ingen ıngrasa botu bozler: Dişi deve inleyince yavru deve (yanıt olarak)
homurdanır. Bu atasözü akrabaların birbirlerine ihtiyaç duyduklarını anlatmak
için kullanılır.” S. 290)
“tay atıtsa at tınur, ogul eredse ata tınur: Tay yetişirse at dinlenir, oğul
yetişirse baba dinlenir.” (s. 158)
“arpasız at aşumas, arqasız alp çerig suyumas: Arpasız at koşamaz, arkasız
yiğit dövüşü kazanamaz. Bu atasözü karşılıklı yardımlaşmayı öğütlemek için
kullanılır.” (s. 150)
“orı qopsa oguş aqlışur, yagı kelse irmem teprişür: Yardım isteyen bir çığlık
yükselse ( bu yardımı sağlamak için) boy bir araya gelir, bir düşman sökün etse
(onunla savaşmak için) ülkedeki bütün taifeler toparlanır. Bu atasözü birine
akrabalarıyla birlik olmasını öğütlemek için kullanılır.” (s. 361)

5. İyilikseverlik, Konukseverlik ve Barışseverlik

Divan’dan anlaşıldığına göre, o günün Türkleri arasında iyiliğin en üst
mertebesi denilecek hal, herkesin bildiği bir atasözü durumundaydı. İyilik
yapana, bunun karşılığında iyilik yapmak, iyiliğin en alt derecesi sayılabilir.
Kendisine iyilik de kötülük de yapmayan birine, gelecekte iyilik yapabilir
beklentisi de olmaksızın yapılan iyilik, öncekine göre bir derece daha üstün olan
bir iyilik mertebesidir. İyiliğin en üst mertebesi ise, herhalde, sana kötülük
yapana bile iyilik yapmaktır. İşte bu en üst halin, Türkler arasında, bugünkü
“sana taş atana sen ekmek at(ver)” atasözüne benzer bir atasözü olduğu
anlaşılmaktadır:
“suw içürmeske süt ber: (Sana) su içirmeyene içmesi için süt ver – Sana kötülük
edene, iyilikle karşılık ver.” (s. 285, 511)
Bu olağanüstü değerdeki atasözü, genel anlamda kötülük yapana da iyilik
etmeyi, özel anlamda ise cimrilik edene de cömert davranmayı salık
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLIMAHMUD’UNDİVANÜ LUGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 39 40 Cafer Sadık YARAN
vermektedir. Buna benzer bir dizede de intikam peşinde koşmayı bırakmak ve
elden geldiğince iyilik yapmaya çalışmak öğütlenmektedir:
“öç kek qamug kişining yalnguq üze alim bil
Edgülüküg ugança elging bile telim qıl
Şunu bil ki insanların intikam isteği bir adamın üzerine yüklenmiş bir
alacak gibidir.
Sahip olduğun tüm güçle yapabildiğin kadar iyilik yap.” (s. 368)
İyiliği teşvik etmek için, onun asla unutulup gitmeyeceği, er veya geç
karşılığının görülebileceği anlatılır. Divan’da, günümüzde daha sık kullanılan
‘İyilik yap, denize at! Balık bilmezse Hâlık (Allah) bilir’ sözüne benzer bir
atasözü geçmektedir:
“edgülükni suw adaqında kemiş başında tile: (insanlar için yaptığın) iyiliği
suyun dibine at, o yine suyun üzerinde görünür olup yüzer.” (s. 302)
İyilikseverliğin gösterilmesi gereken en yakın alanların başında konu
komşuya iyilik gelir. Her şeyden önce komşuya saygılı olunmalı, kötülük
edilmemeli, zarar verilmemeli, haksızlık edilmemelidir. Bir atasözünde söyle
denir:
“böri qoşnısın yemes: Kurt komşusunu yemez. Bu atasözü birine, komşusuna
saygı göstermesini öğütlemek için kullanılır.” (s. 202)
Komşuya sadece kötülük etmemek yetmez; elbette ona iyilik de
edilmelidir. İyilik etmek, hediyeleşmek, bir armağan aldığında benzeriyle
karşılık vermek gibi erdem, görgü ve nezaket kuralları şu dizelerde ne kadar
özlü ifade edilmektedir:
“qoşnı qonum ogışqa
Qılgıl angar agırlıq
Ertüt alıp anungıl
Edgü tawar ugurluq
Konuya komşuya iyilik et
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008
Onlara saygı duy
Bir armağan aldığında
Onun için iyi bir karşılığı hazırda bulundur.” (s. 248)
Konu komşuya iyilik etmek için varlıklı olmak da gerekmez. Konuğa,
komşuya elde ne varsa onunla ikramda ve cömertlikte bulunulmalıdır. Bu
anlama gelen bir atasözü şöyledir:
“anuq utru tutsa yoqqa sunmas: Hazır olan öne konsa yok sayılmaz – hazırda
olan yemek konuğun önüne konursa yemek verilmemiş sayılmaz. Bu atasözü
bir insana ev sahibi olarak verebileceği her şeyi vermesini öğütlemek için
kullanılır.” (s. 144, krş. 637, 651)
İyilikseverlik ve konukseverliği tamamlayan erdemlerden biri de
barışseverlik olsa gerektir. Zira, insanın olduğu yerde az çok tartışmalar da
olabilecektir. Önemli olan bunları küslüğe, kavgaya, şiddete, savaşa
dönüştürmemek, olabildiğince barıştan yana olmak ve barış halini sürdürmeye
çalışmaktır. Bu bağlamda, anlamları birbirine yakın iki özlü atasözü dikkati
çekmektedir:
“otug odguç birle öçürmes: Ateş alevle söndürülmez. Bu, halk arasındaki
karmaşa, benzer bir karmaşayla çözülmez, ancak barışın inşasıyla durulur
anlamına gelir.” (s. 369)
Qanıg qan birle yumas: Kan, kanla yunmaz [yıkanmaz]. Bu, ‘halk arasında
meydana gelen kargaşa, itaatsizlik ancak barışçı yöntemlerle dindirilir’
demektir.” (s. 396, 706)
Bu olağanüstü değerde sözler, kinin, intikamın ve kan davalarının çözüm
olmadığını gösteren evrensel ilkelerdir. Divan’da tüm ülkeyi veya tüm insanlığı
kaplayacak aydınlanma, refah, barış ve mutluluk ütopyaları harikulade
dörtlüklerle dile getirilmektedir:
“endik kişi tetilsün
El töri etilsün
Toqlu böri yetilsün
Qadgu yeme sawulsun
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLI MAHMUD’UN DİVANÜ LUGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 41 42 Cafer Sadık YARAN
(Öyle ki) şaşkın kişi ayılsın
Ülkeye refah yayılsın
Kurt kuzuyla birlikte güdülsün
Kaygı bizi terk etsin.” (258)
6. Sabır, Cesaret ve Affedicilik
Divan’da aceleci ve sabırsız olmamakla, aksine sabırlı, sebatlı ve
soğukkanlı olmakla ilgili de pek çok güzel şiir ve atasözü vardır. Bunlardan
bazıları şunlardır:
“kelse qalı qatıglıq erter teyü seringil
Ödleg ışın bilip tur ança angar tirengil
Zorluklar ve sıkıntılarla baş başa kaldığında, sabırlı ol ve bunların
geçeceğini söyle
Zamanın oyunlarını bil ve her felaketin ardından üzüntüye kapılma.” (s.
392)
“erke mung tegir tag sengiringe yel tegir: Adama sıkıntı değer, dağın zirvesine
yel değer. Bu atasözü, tıpkı dağın zirvesine vuran yel gibi insana sıkıntı
gelebileceği, ancak yel gidince dağın zirvesinin yerinde kalacağı anlamına
gelir.” (s. 346)
“buşmasa boz quş tutar, ewmese ürüng quş tutar: Sıkılmayan (avcı) ak doğan
yakalar, acele etmeyen (avcı) ise en iyi doğanı yakalar. Bu atasözü birine,
hedefine ulaşmak için soğukkanlı davranmasını öğütlemek için kullanılır.” (s.
210)
Sabırlılık, tembelliğin ve pısırıklığın göstergesi olmadığı gibi
cesaretsizliğin ve korkaklığın gerekçesi de değildir. Sabırlı insan aynı zamanda
cesurdur ve yeri geldiğinde gözünü budaktan sakınmaz. Cesaret Türklerde doğal
bir hal gibi gözükmektedir:
“tegirmende tugmış sıçgan kök kökreginge qorqmas: Değirmende doğan şıçan,
gök gürlediğinde korkmaz. Bu atasözü pek çok zorlukla boğuşmuş bir kimsenin
küçük bir şeyden korkmayacağını anlatmak için kullanılır.” (s. 320)
Cesaret ve güçlülük de affetmeye, bağışlamaya, hoşgörmeye engel
değildir. Güçlü insanlar, gerektiğinde, affedip unutabilmeli, hoşgörüp
bağışlayabilmeli ve hatta gerektiğinde de kendisi özür dileyebilmelidir. Bu
bağlamdaki birkaç mısra veya atasözü şöyledir:
“ol keçişni suw eletti: Sel o geçidi yok etti. Bu atasözü geçmişte kalan ve artık
ulaşılması olanaksız olan şeyleri anlatmak için kullanılır.” (s. 297)
“ot tütünsüz bolmas, yigit yazuqsuz bolmas: Dumansız ateş olmaz, (benzer bir
şekilde) günahsız genç yoktur.” (s.680, 611)
“ot tese agız köymes: Ateş demekle ağız yanmaz. Bu atasözü söylediği bir
sözden dolayı özür dileyen biri için söylenir.” (s. 363)
“Kelse kişi atma angar örter kül-e
Baqqıl angar edgülükün azgın küle
Bir kişi sana gülerek yaklaşırsa onun yüzüne sıcak küller atma (onu
utandırma)
Onu saygıyla ve güleç bir yüzle karşıla.” (s. 248, krş. 676)
Divan’da Türkler arasındaki erdemlerle ilgili şiirler ve atasözleri elbette
bunlarla sınırlı değildir. Zaten Kaşgarlı Mahmud’un kendi ifadesine bakarsak
Türklerin “güzellik, zariflik, incelik, terbiye, hürmet, büyüklere saygı, sadakat,
tevazu, haysiyet ve cesaret gibi her biri sayısız methi mazur gösterecek
erdemlerini zikretmeye gerek yoktur.” (s. 606) Biz yine de azıcık bir kısmını
zikretmiş olduk; şimdilik bu kadarı yeterli görülebilir.
Divan’daki şiirler ve atasözlerinde yerilen erdemsizlik örnekleri bulmak
da mümkündür. Bunlardan bazıları aşağıda bir araya getirilmiştir.

4. Bazı Erdemsizlikler

1. Tembellik

“ermegüke eşit art bolur: Tembele eşik dağdaki geçit gibi gelir.” (s. 152)
“ermegüke bulıt yük bolur: Miskin kişiye bulut (bulutun gölgesi) bile yük olur.”
(s. 263)
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008 İstanbul Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLIMAHMUD’UNDİVANÜ LUGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 43 44 Cafer Sadık YARAN

2. Korkaklık

“köni barır keyiknig közinde adın başı yoq: Dümdüz giden [hiçbir tehlikeye
girmeyen] geyiğin gözünden başka yarası yoktur – ve elbette gözün gerçek bir
yarar olmadığı bizim için aşikardır. Bu atasözü tehlikeli bir işte başarısız olan
birini paylamak için kullanılır.” (s. 175)

3. Tamahkarlık

“eren qamug artadı nengler udu
Tawar körüp üsleyü eske çoqar
Mala tamah etmek yüzünden adamların ahlakı bozuldu
Bir zenginlik gördüklerinde, leşe üşüşen akbabalar gibi ona
saldırıyorlar.” (s. 240)

4. Acelecilik

“bor bolmadıp sirke bolma: Şarap olmadan sirke olma. Bu atasözü, yaşlı bir
adammış gibi davranan çocuğu anlatmak için kullanılır.” (s. 195) Aceleci
olmamakla ilgili başka atasözleri için bkz. S. 263, 265, 610.
5. İnatçılık
“boşlaglansa boxsuglanur: Meselelerde pervasızca davranan ve öğüt verenlere
karşı koyan adamın eli boynuna bağlanır. Bu atasözü kendi görüşlerini inatla
savunan kişileri anlatmak için kullanılır.” (s. 197)
6. Hoşgörüsüzlük
“yılan kendü ergisin bilmes tewe boynın egre ter: Yılan kendi eğrisini bilmez,
devenin boynuna eğri der. Bu atasözü aynı ayıbın kendisinde de olmasına
bakmayıp başka birini bu ayıp nedeniyle kınayan kimse için söylenir.” (s. 251)
7. İsraf
“tawgaç xannıg torqusı telim tenglemedip bıçmas: Çin Hakanının ipeği çoktur,
ancak (kumaş yapmak için) kesmeden önce (o bile) ölçer. Bu atasözü, birine,
israftan kaçınmasını ve ölçülü olmasını öğütlemek için kullanılır.” (s. 581)
8. Bilgelik
Divan’da erdem ve bilgelik arasında yakın bir ilişki olduğu görülür.
Bilgelerin erdemli olduğu varsayılır ve bilgelerden erdem öğrenilmesi ve
öğrenilen erdemin uygulanması sık sık tavsiye edilir:
“bilge erik edgü tutup sözin işit
erdemini ögreniben ışqa sür-e
Bilge kişiyi iyi tut, onun kelamını dinle
Erdemini öğren ve bunu [öğrendiğini] uygula” (s. 188)
“Bilge eren sawların algıl öğüt
Edgü sawıg edlese özke singer
Bilge adamın kelamını öğüt olarak al
(Çünkü) içinde yaşatmayı bilirsen güzel kelam (hikmet olarak) gönlüne
kök salar.” (s. 477)
“üs es körüp yüksek qalıq qodı çoqar
Bilge kişi öğüt berip tawraq uqar
Akbaba avını gördüğü zaman yüksekte olduğu havadan aşağıya iner
Bilge kişinin avı ise öğüttür, onu duyduğu zaman (ezberler ve) anlar.”
(s. 717)
“idimmi ögermen
Biligni bögermen
Köngülni tügermen
Erdem üze türlünür
Tanrıma şükrederim (ihsan ettikleri için)
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008 İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLIMAHMUD’UNDİVANÜ LUGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 45
Yetkinliğimi [hikmeti] çoğaltırım (onun inayetiyle)
Gönlümü (bununla) düğümlerim
(Çünkü) gönlüm erdemle dürülür.” (609)
Bilgelik peşinde koşulmalı, bunun için bilgelerden öğüt alınmalıdır ve
bunlar sabırla uygulanmalıdır; ama bilge olmadan da bilgelik taslamaya
kalkışılmamalıdır. Gerçek bilgelik, şarlatanlık ve sahtekarlık değil,
sınamalardan ve denemelerden başarıyla geçmiş olan bilgeliktir. Bilgi ve
bilgelikle ilgili çok güzel öğütlerden biri de aşağıdaki dizede görülür:
“erdem tile örgeni ben bolma küwez
erdemsizin ögünse engmegüde enger
Bilgiyi ve bilgeliği ara ve bunları öğren, asla öğrenme konusunda çok
kibirli olma
Öğrenmeden bilgeliğe ve eğitime sahip olduğunu iddia eden (kimse),
sınandığı zaman serseme dönecektir.” (s. 370)
Bununla birlikte bilge olmak demek, her şeyi bilmek ve hiç yanılmamak
demek de değildir. İnsanoğlu, bilge de olsa aklının ve bilgisinin sınırı
olabilecek ve hatta bazen yanılabilecektir de, bu kadarını normal
görmek gerekir. Zira,
“yazmas atım bolmas, yangılmas bilge bolmas: Hiç ıskalamayan atıcı
olmaz (ve benzer bir şekilde) hiç yanılmayan bilgin yoktur.” (s. 678)
Bilge olmanın yollarından biri gerçek bilgelerden bilgi öğrenmek, öğüt
almak ve onları hayatında uygulamaksa, bir diğeri de kendi aklını kullanmaktır.
Düşüncede, davranışta ve sözde yanılmamayı sağlayan en güvenilir kaynakların
ve ölçütlerin başında aklımız gelmektedir. Yanılmayı minimuma indirmek
isteyen, aklını kullanmayı maksimuma çıkarmalıdır. Nitekim bir başka
atasözünde şöyle denmektedir:
“ula bolsa yol azmas bilig bolsa söz yazmas: Bozkırda işaret (irem) varsa yol
şaşırılmaz, kişide akıl varsa sözünde yanılmaz.” (s. 618)
46 Cafer Sadık YARAN
Bilge adam özgürlüğüne de düşkün adamdır. Bunu hem hak etmiştir hem
de korumaya özen gösterir. Bilge, sıradan biri değildir, sürüden biri de olmaz:
“öküz adaqı bolgınça buzagu başı bolsa yeg: Öküz ayağı olmaktansa, buzağı
başı olmak yeğdir. Bu atasözü, kendi kendini yönetmenin, başka birine itaat
etmekten daha iyi olduğunu belirtmek için kullanılır.” (s. 373)
Bilgelik, zenginlikle çelişen bir şey değildir. Bilge adam, saçı-sakalı
birbirine girmiş, üstü-başı perişan, tembel tembel dolaşıp bilgelik taslayan biri
değildir. Gerçek bilge, imkanlar nispetinde bilgeliğini zenginlikle de
destekleyen biridir. Belki de bu sayede bilgeliği daha geniş kitlelere
ulaşabilecek, daha çok sayıda insan üzerinde olumlu etkiler bırakabilecektir.
Aşağıdaki dizelerde bu açıkça belirtilir:
“ulugnı tiler men
Tawarın yöler men
Tilekni bular men
Yılqım angar üplenür
Ululuk [bilgelik] aradım
(Ve onu) zenginlikle [zaferle] destekledim
Dileğime ulaştım
(Böylece zenginliğim ve ) hayvanlarım yağmalanır.” (s. 704)
Bilgelik ve erdem zenginlikle çelişmemekle aksine onları
destekleyebilmekle birlikte, bu nitelikleri taşımayan salt zenginlikten çok daha
değerlidirler. Dolayısıyla bilgelik ve erdem uğruna gerektiğinde harcama
yapmaktan ve her türlü fedakârlıktan da kaçınılmamalıdır. Zira, son sözü
Kaşgarlı’ya ya da onun bize kadar ulaştırdığı Türk şiirindeki bilgeliğe bırakmak
için sonuç olarak da belirtmek gerekirse, erdem ve bilgelik, bir insanın sahip
olabileceği, çocuklarına miras bırakabileceği, milletine ve insanlığa armağan
edebileceği en değerli hazinelerin başında gelmektedir. Nitekim bilgelik, 11.
yüzyıl Türk’ü için sahip olduğu belki en değerli varlık olan “ak yeleli atından”
bile değerlidir – ve dileriz hep öyle kalır:
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008 İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008
KAŞGARLIMAHMUD’UNDİVANÜ LUGATİ’T-TÜRK’ÜNDE 47 48 Cafer Sadık YARAN
“biligni ederdim
Bügüni üdürdüm
Özümni adırdım
Yagıl atım yazlınur
Bilgi ve bilgeliği (hikmeti) aradım
Bilge kişiyi [olmayı] seçtim
(Bu nedenle) kendimi (halkın arasından) ayırdım
(Uğraşım yolunda) ak yeleli atım azat olur.” (s. 211)
Divan’da, bilgeliğin erdemle yakından ilişkili olduğu ve bilge kişilerin
erdemli olduğu varsayılır; halka ve özellikle gençlere de bilgelerden erdem ve
bilgelik öğrenilmesi tavsiye edilir. Bilge olmadan bilgelik taslayanlar eleştirilir
ve yapılacak sınamaların bu kişilerin foyasını kolayca ortaya çıkaracağı
uyarısında bulunulur. Gerçek bilge kişi, aklını iyi kullanmasını bilen, geniş bilgi
ve engin tecrübe sahibi olan, davranış ve eylemlerinde erdemlilikten
ayrılmayan, bağımsızlık ve özgürlüğüne düşkün olan, imkanlar elverirse
bilgeliğini zenginlikle de destekleyen, bilgelik hazinesini gelecek kuşaklara
aktarmak için elinden gelen gayreti gösteren ideal bir insan olarak tasvir edilir.
Sonuç
Metaetiğin “Niçin ahlaklı olmalıyız?” konusundaki temel sorusu ile ilgili
Divan’da bulunan cevaplar, erdemli insanın uğurlu, erdemsizin uğursuz olacağı;
erdemliliğin bireyi psikolojik ve manevi bunalımlardan kurtarıp, iyimser,
iyiliksever, yüce gönüllü ve olgun bir kişiye dönüştüreceği; ahlaklılığın kişinin
ailesini, toplumunu ve gelecek kuşakları da olumlu yönde etkileyeceği gibi
gerçekten cevap olarak tatmin edici ve ahlaklı olmaya teşvik edici gerekçelerdir.
“Nasıl ahlaklı olmalı ve öyle kalmalıyız?” şeklindeki ikinci önemli soruya
cevap olarak da, Divan’da, ahlaki öğüt almak, nasihatlara kulak verip
uygulamaya geçirmek, ‘öğütlü bilgi’ peşinde olup ahlaken meyve verir hale
gelmek, belli bir ahlak sistemine baplı kalmak, ahlaklı kişilerden yoldaşlar
edinmek, farklı kültürler içinde yaşamak zorunda kalsak bile ahlakımızın veya
töremizin özüne bağlı kalmayı sürdürmek gibi son derece etkili ve geçerli
yöntemler salık verilmektedir.
Divan’da övülen erdemlerden bazılarını şu başlıklar altında
gruplandırmak ve özetlemek mümkündür: İç güzelliği, iyi huyluluk ve
iyimserlik; tatlı dillilik, doğru sözlülük ve ahde vefa; ölçülülük, haddini bilme
ve adalet; çalışkanlık, yardımseverlik ve cömertlik; iyilikseverlik, konukseverlik
ve barışseverlik; sabır, cesaret ve affedicilik. Bu kitapta yerilen
erdemsizliklerden bazıları da, tembellik, korkaklık, tamahkarlık, acelecilik,
inatçılık, hoşgörüsüzlük, israf, vb.dir.
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2008 İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi Sayı: 18, Yıl: 2008

Bilge Kişi ve Bilgelik, Divanı Lugat it Türk, Kaşgarlı Mahmut

 

 

 

 

Indian Cultural Heritage in Istanbul, Turkey

IDEA: Indian Cultural Heritage in Istanbul, Turkey

QUESTION: Indian Cultural Heritage in Istanbul, Turkey

Indian Cultural Heritage Collection in Greater Turkey

Hindistan’da Türk Varlığı 

Blue dots are the Indian dervish lodges in Istanbul.

The one on the left is in European part and on the right is Asian part of the city. Dervishes from India were staying at these lodges in the past.

In european part of the city, there is Murat Munzavi (died 1719) tomb as well who is from Keshmir.

So three historical districts ( Fatih, Eyüp, Üsküdar) have Indian heritage.

This shows the excellent interconnection base between Turkey and India; The Old World.

Until the 1920s, there were Indian Lodges/Dergahs in IstanbulBursa, Kütahya, Konya, Mosul, Jerusalem and Damascus. There were also Indian/Hindu Lodges, reserved for Indian Qadiri and Naqshbandi sheikhs. There were two in Istanbul. There were Indian Lodges/Dergahs in many cities from Istanbul to Damascus to Jerusalem.

Murad Hermit; Kashmiri.. There is a mausoleum in Eyüp. There are mausoleums and lodges in many parts of Anatolia.

This work examines the Indian mystics, who came to the Near East in large numbers for centuries, in the context of the lodges where they sheltered and carried out their activities, and in the Ottoman period. The Indian mystics and their lodges, which were previously the subject of several researchers’ studies in Istanbul, Konya, Bursa and Jerusalem, were examined in this work throughout the Ottoman geography. In this work, which emerged by giving a great deal of effort in the pile of documents and records in different archives, an important issue that was understood in the studies of the history of Sufism in the Ottoman period, but could not be addressed as a whole, was clarified in detail. Human relations of the applied resources,

In this study, purposed to finding out of the foundation process of lodges which has named
in a general expression as named ‘‘Indian lodges’’ in Ottoman geography from fifteenth to
twentieth centuries. In addition to, analysing of commonities between the ‘‘Indian lodges’’
and also constructural similarities with Uzbek and Afghan dervish lodges aimed this work.
In light of this background, study has formed in five chapters. In chapters from one to four,
information has served about history, administrastors (shaikhs), incomes and repairings of
the buildings of the İndian lodges. In chapter five, made an analys of the datas about the
rules on role and responsables of administrastors (shaikhs), hiyerarchical element between
the lodges, difficulties on administration of the lodges in both administrative and financial
aspects.

Keywords: Lodges of Indians, Ottoman spritiual life, Ottoman religious life, lodges, zawiyas.

Cultural reflections from hemp yarn to loom

Kenevir ipliğinden tezgâha kültürel yansımalar – (1/4)

Tonyukuk Yazıları ve Sözlüğü

TESPİT: Tonyukuk Yazıları ve Sözlüğü

SORU: Tonyukuk Yazıları ve Sözlüğü

Tonyukuk Sözlüğü 

  1. KONFERANSLAR 2
  2. SIFIR TAŞIMIZ 9
  3. TONYUKUK VE BİLGELİK 8
  4. İLK’LER VE TONYUKUK  3
  5. TONYUKUK MİRASI 5
  6. TONYUKUK STRATEJİLERİ 3
  7. SİYASET FELSEFESİ 5
  8. TONYUKUK ARAYIŞLARI 4
  9. TONYUKUK YAZITI VE ÇİN KAYNAKLARINDA TONYUKUK 12
  10. TONYUKUK 1370 PROJESİ 1
  11. İNGİLİZCE (IN ENGLISH) 9
  12. TONYUKUK ARKEOLOJİSİ 4
  13. TONYUKUK COĞRAFYASI 4
  14. TONYUKUK İNCELEMECİLERİ 1
  15. FOTOĞRAFLAR   7
  16. KAYNAKÇA 18

 YAZI 86
………………………………………………………………………….


KONFERANSLAR

  1. Salı Buluşmaları…Bilge Tonyukuk…
  2. Hoca Ahmet Yesevi Vakfı (Bilge Vezir Tonyukuk) Anl…

SIFIR TAŞIMIZ

  1. Sıfır Taşımız: Bilge Tonyukuk ATA Anısına…
  2. Bilge Tonyukuk Yazıtı: Sıfır ve Sınır Taşımız
  3. Kurucu Düşünürlerimiz 2: Bilge Tonyukuk
  4. Görsel: Tonyukuk 
  5. Yazıtlar Kraliçesi: Bilge Tonyukuk Yazıtı 
  6. Bilgelik/Strateji (TONYUKUK), Akıl (MATURİDİ) ve Gönül (YESEVİ) bileşimi 
  7. Tonyukuk yazıtında bän ve män /
  8. Tonyukuk Yazıtının GökTürkçe seslendirilmesi (bir …
  9. Bilge Tonyukuk

TONYUKUK VE BİLGELİK

  1. Tonyukuk Bilgeliği Üçlemeler
  2. Bilge Güç ve Bilgelik Yolu
  3. TONYUKUK Neden Bilge İdi?; Prof Dr Ahmet Taşağıl
  4. Bilgelik Sözleri: Bilge Tonyukuk (646-716)
  5. Konfüçyus, Lao Tzu’yu anladık ta nerede Bilge Tonyukuk? 
  6. 4 Z: Bilge Tonyukuk 
  7. Bilgelik Sözleri: Bilge Tonyukuk (646-716)
  8. Bilge Tonyukuk der ki……

İLK’LER VE TONYUKUK

  1. Medeniyet Kutuplarımız: Tonyukuk ve Cemil Meriç
  2. Bilge Tonyukuk’un İlk’leri 
  3. Düşünce Ekolleri Yabancılaşması ve İlk Düşünürümüz Bilge Tonyukuk

TONYUKUK MİRASI

  1. Tonyukuk, Türk mü Çinli mi? 
  2. Türk Düşünürler: Şangay Beşlisi Ülkeleri
  3. Türk Düşünürleri: Çin
  4. Tonyukuk ve Toynbee
  5. VYZ 

TONYUKUK STRATEJİLERİ

  1. Tonyukuk Stratejileri: Bilge Güç
  2. Bilge Tonyukuk’un Seferleri 693-717
  3. Tonyukuk’un Seferleri Haritası

SİYASET FELSEFESİ

  1. Tonyukuk Yazıtında Bağımsızlık, Han, Devlet, Millet
  2. Yazıtlar hakkında siyaset felsefesi çalışmaları yok ? 
  3. Siyasi Düşünceler Tarihi/Siyaset Felsefesi/Tarih Felsefesi Kaynakları 
  4. HAN’sız Kalmak..HAN’ını Bulmak.. 
  5. Stepokrasi ve Kök Türkler, Sencer Divitçioğlu 

TONYUKUK ARAYIŞLARI

  1. Bilge Tonyukuk 1300 yıl önceden bugünleri de tahmin etmiş..Devlet de Devlet oldu, Millet de Millet oldu;
  2. Devlet de Devlet oldu. Millet de Millet oldu..
  3. Bilgeler Bilgesi TONYUKUK
  4. Konfüçyus, Lao Tzu’yu anladık ta nerede Bilge Tonyukuk?

TONYUKUK YAZITI VE ÇİN KAYNAKLARINDA TONYUKUK

  1. Türk Düşünce Tarihi Metinleri-2: Bilge Tonyukuk Yazıtı (MS 730-731)
  2. İlk Düşünürümüz BİLGE TONYUKUK/ Bilimler Açısından TONYUKUK Yazıtı Kavram Endeksi
  3. Bilge Tonyukuk Yazıtı ve Çin Kaynaklarında Bilge Tonyukuk’a atfedilen Sözler, Hakkında Yorumlar
  4. Çin Kaynaklarında Bilge Tonyukuk
  5. Tonyukuk Yazıtına Sarılan Yakut Türkleri, 28 Temmuz 2016
  6. Altay dağlarını aşarak geldik,Bilge Tonyukuk 
  7. Bilge Tonyukuk Yazıtında Bağımsızlık Vurgusu 
  8. Tonyukuk Yazıtında Yedi 
  9. Bilge Tonyukuk Buyrukları ve Yazıtı
  10. Bilge Tonyukuk Yazıtında Kendilik Bilinci
  11. Tonyukuk Yazıtı’nda Düşmanlar 
  12. Bilge Tonyukuk Yazıtı (MS 730-731)’nda OLMAK fiili…


TONYUKUK 1370 PROJESİ

  1. İlk Türk Düşünürü: Bilge Tonyukuk 1370 Yaşında

İNGİLİZCE (IN ENGLISH)

  1. Protection of Cultural Heritage in Urban Areas in Mongolia: The Tonyukuk Complex Munkhtulga Rinchinkhorol, Researcher Institute of History and Archaeology, Mongolian Academy of Sciences,page 32-38. 
  2. İngilizce Tonyukuk literatüründeki kitap/makale adlarında yeralan kavramlar..
  3. Kül-Tegin monument. Turkic Khaganate and research of the First Czechoslovak- Mongolian expedition in Khöshöö Tsaidam 1958
  4. Early Turkish Inscriptions, E. Denison Ross
  5. Tonyuquq Literature in English language
  6. Nouman Smyles, Hostage to Celestial Turks (A Novel)
  7. Monographies of US Scholars on Tonyukuk (646-725)
  8. The Tonyukuk Inscription
  9. Tonyukuk’s Epitaph

TONYUKUK ARKEOLOJİSİ 

  1. Tonyukuk Arkeolojisi 
  2. TONYUKUK Araştırmaları: Kafkasya & Orta Asya Arkeoloji Araştırmaları Merkezi, KAM
  3. A.S. Güneri ile SÖYLEŞİ: “Tonyukuk ve Avrasya Erken Türk Tarihi” 
  4. Tonyukuk Arkeolojisi; 1. Tonyukuk Arkeolojisi 2; Semih Güneri, Barış Berkant 

TONYUKUK COĞRAFYASI

  1. Harita: Tonyukuk’un Çin’de Zaptettiği 23 Şehir 
  2. Çogay-kuzı Dağı ve Tonyukuk 
  3. Tonyukuk ve Yun Zhong
  4. Kahraman Bilge Tonyukuk’a Hasretimiz ile..

TONYUKUK İNCELEMECİLERİ

  1. Öndegelen Tonyukuk İncelemecileri 

FOTOĞRAFLAR

  1. “Tonyukuk Abidesi Muhteşem Resimler” 
  2. Tonyukuk Yazıtı Fotoğrafı…………
  3. Gökyüzüne Yükselen Tonyukuk Yazıtının 2 fotoğrafı ve Yazıtta “Tanrı” kelimesi geçen Satırlar 
  4. Tonyukuk Yazıtı, http://i.hizliresim.com/mE51Ry.jpg 
  5. Tonyukuk Yazıtı; Seçme Fotolar 
  6. Tonyukuk Anıtı Fotoğrafları 
  7. Bazı Fotoğraflar: Tonyukuk Yazıtı 

KAYNAKÇA

  1. Orhun Yazıtlarından 
  2. Türk Bilimi; Tonyukuk 
  3. Tonyukuk Arşivi: Issuu.com 
  4. Edward Denison Ross Bibliyografyası 
  5. Türkolojinin Duayeni Wilhelm Radloff
  6. Koreli Yong Song Li’nin Tonyukuk Üzerine makale ve çevirileri (5 makale, 3 kitap çevirisi)
  7. KONUSU SADECE TONYUKUK VE YAZITI OLAN KİTAPLAR
  8. Ansiklopedilerde Bilge Tonyukuk
  9. Tonyukuk; FiiTarih
  10. BilimDili Tonyukuk Makaleleri
  11. Bilge Tonyukuk Kaynakçası
  12. Tonyukuk PDF Issuu.com
  13. Tonyukuk Kitap Kapakları
  14. Tonyukuk Yazıtı Çözülüşü Hakkında Temel Yayınlar
  15. Tonyukuk Araştırmacısı Rene Giraud
  16. Tonyukuk Kitapları Kaynakçası
  17. Enstitü’de Tonyukuk İçerikleri
  18.     Türk Yurdu: Tonyukuk Makaleleri

 

Cem Gürdeniz ve Mavi Vatan

TESPİT: Cem Gürdeniz ve Mavi Vatan

SORU: Cem Gürdeniz ve Mavi Vatan

Cem Gürdeniz Mavi Vatan 

Cem Gürdeniz Kitapları 

Aurelien Denizeau Mavi Vatan The Blue Homeland 

Bir Türk deniz subayının kaderi, Yunanistan/Kıbrıs konusu ve bu konunun yarattığı deniz sorunları ile uğraşmakla şekillenmiştir denirse, doğru bir tespit yapılmış olur. Cem Gürdeniz Amiral, bu kitabın girişinde, doğumundan günümüze kadar kendi yaşamı ile Yunanistan/Kıbrıs sorunları arasındaki kader bağlantısını özlü bir şekilde özetlemiş… Ben de bir deniz subayı olarak, mesleğe başladığım günden veda ettiğim güne kadar kendimi, Cem Gürdeniz’den neredeyse 15 yıl önceden başlayarak benzer sorunlar ile ilgili mücadelenin içinde buldum. Yani, deniz subaylarının ortak paydası, bu iki konu ile ilgili anılarıdır. Genelde meslek bizi bir yerlerde buluşturur. Ancak ben, meslek hayatım boyunca Cem Gürdeniz ile hiç yakın mekân/görevde çalışmadım.

Kendisini, Silivri’deki Balyoz Kumpas Davasında savunmasını yaparken tanıdım. Etkileyici idi, haklılığına inanmıştı, cesurdu. Hepsinden önemlisi, mahkeme heyetinin FETÖ görevlendirmesi olduğunu ilk teşhis edenlerdendi. Bu nedenle yargılanma döneminde, FETÖ’nün mahkeme heyetini ve bu yargılamayı tanımadığını yüksek sesle haykırarak, Türkiye adalet tarihine kendi ismini altın harflerle yazdırdı.

Mustafa Özbey
(E) Amiral

Mavi Vatan Doktrini kuramcısı ve Mavi Vatan kavramının isim babası Amiral Cem Gürdeniz; ‘Mavi Vatanın Güney Cephesi Doğu Akdeniz’ kitabı ile özellikle son dönemde Türkiye gündemine tekrar oturan Doğu Akdeniz’in tarihsel, jeostratejik ve jeopolitik boyutlarda derinliğini tüm yönleriyle ortaya koyuyor. Gürdeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’de Mavi Vatanımızdan yaklaşık 200 bin km² lik bir alanın çalınmak istenmesinin İkinci Sevr olduğundan yola çıkarak ve Mustafa Kemal Atatürk’ün “İlk hedefiniz Akdeniz’dir.” direktifinden hareketle; dünden bugüne ve yarınımıza ışık tutan ‘Mavi Vatan Doktrini’nin ayrıntılarını okuyucunun gözleri önüne seriyor.

“1920’lerde yenilmiş ve işgale uğramış bir imparatorluk kalıntısı üzerinde ana vatanını koruma ve Sevr’i yırtıp atma güdüsü ile kısa süre içinde kurtuluş ve kuruluşu başaran Türk Ulusu, 21. yüzyılda Ege ve Doğu Akdeniz’deki ‘Mavi Vatan İşgal Teşebbüsü’nü def etmelidir. Bu ancak partiler üstü milli bir konsensüs ile gerçekleşebilir. Bugün Mavi Vatan bir doktrin olarak hazırdır. Ancak hükümet, muhalefet ve parlamento marifetiyle askeri, diplomatik ve ekonomik alt stratejilerle desteklenmesi ve tüm bunların uzun erimli bir siyasa belgesi ile sonuçlandırılması gerekir. Mavi Vatan Doktrini günlük kararlar üzerinden değil, milli güvenlik siyaset belgesi gücünde kurumsal bir rehber ile uygulanmalıdır. 100 yıl sonra denizde karşı karşıya kaldığımız İkinci Sevr belası ancak toplumsal mutabakat, birlik ve beraberlikle yırtıp atılabilir.”

Taşlıcalı Yahya Efendi

Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi

Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi Taşlıcalı Yahya Efendi

Good friends of history. Welcome to historical minibiographies. In this video
I want to talk to you about a great friend of the prince mustafá, son of suleimán el magnifico and A recognized poet of the ottoman empire, and what is said, although very few historians They believe it happened, that he married a sister of mustafá after her death.

I mean taslicali yahya efendi. This video is on request from murad sehzade.
Yahya was born between 1498 and 1499 in taslica, currently the city of pljevlja, montenegro, That is why it is also known as taslicali. Being small he was recruited as a devsirme, A practice by which the ottoman empire i recruited children from christian families to Train them as jenician soldiers, being converted to islam.

So with the years he became jenízaro, but i would also frequently circle people
Intellectuals where he met kadri de pérgamo, first language publisher on grammar
From the ottoman language, ibn kemal, history, nisanci cafer celebi, poet and ottoman stadist, The future grand visir pargali ibrahim pasha and others.

Being a teenager even though i hated him devsirme, realized that this would be your
Opportunity to ascend if you involved with the right people. How jenízaro participated in several battles, like chaldiran in 1514, the ottoman war-Mameluca from 1517, the baghdad expedition in 1535 and the ottoman- safávida war that Lasted until 1555, while going to the battles it was also dedicated to writing poetry, Which would gain you the respect of very people important, even same sultan.

Taslicali yahya had a poem enemy called khayali mehmed bey. Taslicali written a
Poetry against khayali and showed it to the sultan suleimán and the grand visir, rustem
Pasha, during the otoman-safávida campaign. And that just rustem pasha didn’t fall him
For nothing well khayali that in a little time he was declared enemy of the poets. Rustem
Pasha given taslicali as a gift the administration of several foundations in
Bursa and constantinopla. Taslicali met prince mustafá and As many thought it would be a great sultan, but the good luck of taslicali would change

In 1553, when the prince mustafá is strangulated by order of the sultan, since he believed that I was going to betray him. Taslicali written a poetry about the murder
That for the poet’s unfortunity had a great acceptance in the population. The assumption
Intellectual author of this murder, the great visir rustem pasha, didn’t like it for anything
That poem, seeking and trying to convince the sultan to be executed for talking
About a decision made by same sultan, but suleimán prohibited its execution, but
The administration of the foundations did take it out of him. Something that is not verified, if then Of the execution of mustafá married the prince’s sister called raziye, with
The intention to care for it. But as i say not verified and many historians They don’t believe it happened.

Yes it is known that married and that had at least 1 son called Adem celebi. The sultan expelled him to the balkans, Where he continued writing poesies against of rustem pasha, even after dead This. While by order of the sultan should participate in military campaigns, It is known that in 1566 he participated in the siege from szigetvar, with almost 64 years.

You don’t know what year he died, but he believes between 1575 and 1582. Also, that
The place and burial. Some say that he died and was buried in loznica, serbia and others
Which was buried in constantinople. Taslicali yahya is one of the ottoman poets
Most famous of the xvi and military century, which he was not afraid to write what he thought, Although i would lose favors from the sultan. Maybe he married one of his daughters or maybe not.

………………………………………………………………..

İyi tarih dostları. Tarihsel minibiyografilere hoş geldiniz. Bu videoda
Size şehzade mustafanın büyük bir dostu olan suleimán el magnıfico’nun oğlu hakkında konuşmak istiyorum ve Osmanlı İmparatorluğu’nun tanınmış bir şairi ve çok az tarihçi olmasına rağmen söylenenler Mustafa’nın bir ablasıyla onun ölümünden sonra evlendiğine inanıyorlar.

Yani taşlıcalı yahya efendi. Bu video murad sehzade’den istek üzerine yapılmıştır.
Yahya, 1498-1499 yılları arasında Karadağ’ın şimdiki pljevlja şehri olan Taşlıca’da doğdu.
Bu nedenle taşlıcalı olarak da bilinir. küçükken devşirme olarak alındı,
osmanlı imparatorluğunun hıristiyan ailelerin çocuklarını askere aldığı bir uygulama.
Onları jenician askerleri olarak eğiterek İslam’a dönüştürüyorlar.
Yani yıllar geçtikçe jenízaro oldu ama ben de insanları sık sık daire içine alırdım.
Dilbilgisi üzerine ilk dil yayıncısı olan kadrı de pérgamo ile tanıştığı aydınlar
Osmanlı dilinden ibn kemal, tarih, nısancı cafer çelebi, şair ve osmanlı devletçisi,
Müstakbel sadrazam Pargalı İbrahim Paşa ve diğerleri.

Ergenlik çağındayken devşirmesinden nefret etsem de bunun senin olacağını anladım.
Doğru kişilerle birlikte olursanız yükselme fırsatı.

Jenízaro’nun 1514’teki Osmanlı savaşı Çaldıran gibi çeşitli savaşlara nasıl katıldığı-
1517’den Memluka, 1535’teki Bağdat Seferi ve Osmanlı-Safávıda Savaşı
1555 yılına kadar süren savaşlara giderken şiir yazmaya da ayrılmış,
Bu size çok önemli kişilerin, hatta aynı padişahın saygısını kazandırır.
Taşlıcalı yahya’nın khayalı mehmed bey diye bir şiir düşmanı vardı. Taşlıcalı yazdı
Khayalı’ya karşı şiir ve onu Sultan Süleyman’a ve sadrazam Rüstem’e gösterdi.
Paşa, Osmanlı-safávıda seferi sırasında. Ve o sadece Rüstem Paşa düşmedi ona
Kısa bir süre sonra şairlerin düşmanı ilan edilen khayalı boşuna. Rüstem
Paşa, taşlıcalı’ya hediye olarak çeşitli vakıfların idaresini vermiştir.
Bursa ve Constantinopla. Taşlıcalı, şehzade Mustafa ile görüştü ve
Çoğu kişinin sandığı gibi büyük bir padişah olurmuş ama Taşlıcalı’nın bahtı değişecekmiş.
1553’te şehzade mustafa padişahın emriyle boğulduğu zaman, buna inandığı için
Ona ihanet edecektim. Taşlıcalı cinayetle ilgili şiir yazdı
Şairin talihsizliği halk arasında büyük kabul görmüştür. varsayım
Bu cinayetin müellifi büyük vezir Rüstem Paşa’nın hoşuna gitmedi.
Padişahı konuştuğu için idam edilmeye ikna etmeye çalışan o şiir
Aynı padişahın verdiği bir karar hakkında, ancak Süleyman bunun uygulanmasını yasakladı, ancak Vakıfların idaresi onu elinden aldı. Doğrulanmamış bir şey, eğer o zaman
Mustafa’nın idamına şehzadenin ablası denilen razıyeyle evlendi, Bakım niyeti. Ama dediğim gibi doğrulanmadı ve birçok tarihçi Bunun olduğuna inanmıyorlar. Evet evli olduğu ve en az 1 oğlu olduğu biliniyor. Adem çelebi. Padişah onu balkanlara sürdü, Öldükten sonra bile Rüstem Paşa aleyhine şiirler yazmaya devam ettiği yer.

Bu. Padişahın emriyle seferlere katılmak gerekirken, 1566’da Zigetvar’dan kuşatmaya yaklaşık 64 yaşında katıldığı bilinmektedir. Hangi yılda öldüğünü bilmiyorsunuz ama 1575 ile 1582 arasında olduğuna inanıyor. Yer ve gömü. Bazıları onun loznica, sırbistan’da öldüğünü ve gömüldüğünü söylüyor ve diğerleri Konstantinopolis’te gömüldü.

Taşlıcalı yahya osmanlı şairlerinden biridir. Düşündüğünü yazmaktan çekinmediği 17. ve askeri yüzyılın en ünlüsü, Padişahın iyiliğini kaybedecek olsam da. Belki kızlarından biriyle evlendi, belki de evlenmedi.

Gönül Kavramı

TESPİT: Gönül Kavramı

SORU: Gönül Kavramı

Gönül Kelimesinin Anlam Açısından Tarihsel Süreçteki Değişimi ve Gelişimi

Gönül üzerine daha önce yapılan çeşitli akademik yayınlardan elde edilen verilere göre bu kavramın Eski Türkçe Dönemi metinlerinden beri kullanıldığı görülmektedir.

Hülya Arslan Erol (2008:380)’a göre Gönül kelimesinin elimizdeki en eski yazılı kaynaklarda çok anlamlı olarak karşımıza çıkması dilimizin eskiliğinin ve işlenmişliğinin kanıtıdır. Aksan (2000:81-82) da, köŋül kelimesinin Orhun Yazıtları gibi kısa metinlerde dahi çok anlamlı (polysemyic) kullanılmasını, dilin o çağdaki gelişmişliğine bir ipucu olarak göstermektedir.

Orhun Yazıtlarında gönül kelimesi iki Kültigin, iki de Tonyukuk yazıtı olmak üzere dört yerde köŋülte, köŋülteki, köŋlüŋçe biçimlerinde kullanılmıştır. Kelimenin yazıtlardaki kullanımları bugünkü kullanımlarına yakındır.

Gönül Kavramı

“Bugün Türkiye Türkçesinde gönlümden geçen…, gönlüne göre, gönlünce gibi kullanımlarını gördüğümüz gönül, yazıtlarda şu şekilde karşımıza çıkmaktadır:

1. ‘… köŋlüŋçe uduz tėdi (T I G 8)
([orduyu] gönlünce sevk et dedi)
2. …kıyınıg köŋlüŋçe ay… tėdi (T I K 8)
(cezayı [cezalarını] gönlünün istediği gibi söyle [ver] dedi)
3. Köŋülteki sabımın urturdum (KT G 12)
(gönüldeki sözümü [diyeceklerimi] [taşa] hâkkettirdim)
4. …köŋülte sıgıt kelser yanturu sakıntım (KT K 11)
(gönülden feryat gelse [onu] geri çevirerek yas tuttum.)’
5 “(orduyu) bildiğin gibi sevk et dedi.” (Aydın, 2012:110).
6 “Cezaları da uygun gördüğün şekilde ver…dedi” (Aydın, 2012:116).
7 “Gönlümdeki sözlerimi nakşettim” (Aydın, 2012:43).
8 “gönülden ağıtlar gelse (ağıtımı) bastırarak düşündüm” (Aydın, 2012:63).

Bu kullanımlar incelenince 1. ve 2. tümcelerde ‘istek, kişisel karara dayanan davranış’ anlamının; 3. tümcede ‘düşünce, içten geçen düşünceler; 4. tümcede ise ‘ruh, insanın duygu yönü’ anlamlarının söz konusu olduğu görülür.” (Aksan, 2000:81).

Gönül kelimesinin tarihî süreçteki gelişimini ve değişimini Eski Uygur Türkçesi Dönemi metinlerinden de takip etmek mümkündür. Gönül kelimesinin çok anlamlı olarak kullanılması Eski Uygur Türkçesi Dönemi’nde de devam etmektedir.

Orhun Yazıtları’nda gönül; duygu, düşünce, fikir anlamlarıyla kullanılırken; Eski Uygurca metinlerde bu kelimenin anlayış, idrak anlamlarıyla daha yoğun kullanıldığı görülmektedir.

Bilhassa Budizm ve Manihaizm gibi inançların etkisinin görüldüğü Eski Uygurca metinlerde, gönül kelimesi, dinî terimlerin kullanımı için önemli bir yer arz etmektedir. Uygurlar, dinî kavramları içinde yer alan şuuru ifade ederken köŋül kelimesinden faydalanarak bilig köŋül ‘şuur, bilgili gönül’, köŋül bilig ‘şuur’ gibi sözleri kullanmışlardır.

Kaynak:

T.C.TRAKYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANA BİLİM DALI DOKTORA TEZİ KLÂSİK TÜRK ŞİİRİNDE GÖNÜL DUYGU DALBUDAK HÜNERLİ TEZ DANIŞMANI PROF. DR. ALİ İHSAN ÖBEK EDİRNE 2017

 

Taşlıcalı Yahya Bey

 

Taşlıcalı Yahya Bey

Taşlıcalı Yahya Yaşadığı dönemde Fuzuli’den sonra en büyük mesnevi şairi olarak tanınmıştır. Kanuni’nin emri ile boğdurulan Şehzade Mustafa için yazdığı “Şehzade Mersiyesi”, en ünlü eseridir. John jean Ian Johannes Yahya. Sultan Süleyman, Taşlıcalı’yı Affetti! | Muhteşem Yüzyıl

Jahja bey Dukagjini (arnavutça) 

………………………………….
Kanuni: Gel
Yahya: Hünkarım
Kanuni: Bu mersiyeyi sen mi yazdın
Yahya: birileri okur mu tesiri olur mu acıları teselli etmeye yeter mi bilmem Hünkarım. lakin gücüm ancak bu kadarına yetti. hükmünüz karşısında boynum kıldan ince Hünkarım. bir asker gibi ölmek nasip olmadı hiç değilse bir şair gibi öleyim
Kanuni: Kalemin kuvvetli şiirlerin ala senin de bu alemdeki vazifen buymuş demek ki. Yüce Rabbim senin canını ne vakit ne şekilde alır bilemem lakin emin ol Bir şair olarak öleceksin. ben sağ olduğum müddetçe hiç kimse seni bu mersiye için itham edemez sana ceza veremez şimdi var git yoluna bir daha da karşıma çıkma.
7:22 den sonra
………………………………

Soy ağacınız olan tarihin önemli bir karakteri bir asker ve kendi zamanında yaşayan çok bilinen ve önemsenen Fuzuli gibi Taşlıcalı Yahya da çok önemli bir halk şairi olarak yazıyor kısa Google araştırmalarımda. Aynı zamanda adaletli ve vicdanlı bir asker olduğu kanısına vardığım olay ise, Şehzade Mustafa’nın katledilmesindeki öfkesi ve üzüntüsünü kendi kellesinin kesilme ihtimalini de göze alarak eyleme ve söylemlerine geçirmesi ve Şehzade Mustafa’nın ardından yazdığı ağıt benzeri bu beyit ile çok net belli oluyor.

Soyağacınız geçmişi tarihin çok önemli devirlerine şahitlik edip kök salmış. Ne mutlu size geçmiş genlerinize işlenmişse.

Genetikten gelen çok istisna bir durum olan özellik belli ki size kadar süregelmiş

Taşlıcalı Yahya 540 yıl önce doğmuş. Demek şairlik kaybolmuyor. Muhakkak sizinki de öyledir. Ben dün gece başka bir konuyu araştırırken bağlantıyı çözdüm. Nerden bilebilirim. Kültür konuları kayıtlı olmadığı için ciddiyet olmadığı için ilerleme olmuyor.

Dünya denen yaşadığımız bu gezegende yaşadığımız olaylar veya maruz kaldığımız durumlar, veya rastladığımız hiçbir durumun tesadüfen olduğuna inanmıyorum ben.

Birşeyler birşeylerin nedeni ve sebebiyle ilintili

Evet geç de olsa ortaya çıkıyor

En önemli eseri de Yusuf ve Züleyha mesnevisi olduğu yazıyor. Siz bu eserlere erişmek ve edinmek için eminin çabalarsınız ki, bu durumun size büyük bir heyecan, şevk ve gurur yaşayacağından eminim

Evet benim için bir referans çapası artık. Geçmiş ile bağlarımız kopuk maalesef. Muhafazakarlar alfabeye takılmış mesela geçmişle bağ kuramıyoruz diye. 1500 lü yıllarda Divan Şairi ve saraylı Taşlıcalı halk ağzı ile yazmış. Eserleri de bugünkü dile çevrilmiş. Daha neden bahsediyorlar.

1400 sayfa. Ama böyle bir Taşlıcalı Yahya cildi yok. Aşık Paşa’ya da benzettim Taşlıcalıyı. Kavram sözlüğü var. Divan şiiri ama sade net. Aydınlar ise devlete de topluma da uzak

Annem tarafından, 16.yüzyıl şairi Taşlıcalı Yahya’nın soyundan geliyormuşum. Yeni öğrendim.

Sizin incelemelerinizde Taşlıca nereye oturuyor? Devrinin Dede Korkut’u gibi. Çok değerli. 1400 sayfa

Taşlıcalı Asker kökenli saraya yakın bilgi ve birikimiyle devlete de topluma da istikamet veriyor. Bir köprü gibi devletle toplum arasında bugünün aydını bu köprüyü kuramıyor.

Dede Korkut? Dede Korkut’un da böyle bir misyonu var

Tarihi Süreç içinde iletişim odakları, ağları ve işlevleri 13.-20.yüzyıllar Türkiye’si Prof Dr Dursun Yıldırım  

Kağana mı yakın o zaman. Kağan’la toplum arasında köprü. Bilir kişi. Yerine göre Kağana yerine göre topluma. İstikamet veriyor. Tonyukuk gibi. Tabi. Kağanın kayınpederi Tonyukuk. Bütün toplum mutabık onda.

Sultan Süleyman, Taşlıcalı’yı Affetti! | Muhteşem Yüzyıl

Doktora ve Yüksek Lisans Tezleri 

Tez No Yazar Yıl Tez Adı (Orijinal/Çeviri) Tez Türü 
615067 SÜREYYA PEKŞEN 2017 Taşlıcalı Yahya Divanı Sözlüğü [bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük] Doktora
Glossary of the Divan by Taşlıcalı Yahya [concordance and functional dictionary]
446084 AYŞE SAĞLAM 2016 Taşlıcalı Yahyâ Bey ve hamse’si Doktora
Taşlıcalı Yahya Bey and his hamse
638048 ŞAHİN SAĞIROĞLU 2020 Taşlıcalı Yahya Bey Dîvânı’nda Bezm u Rezm Yüksek Lisans
Bezm u Rezm in the Divan (Classical Ottoman poetry) of Taşlıcalı Yahya Bey
573009 MUSA SARITEPE 2019 Taşlıcalı Yahya’nın 30 gazelinin (1-30) şerhi Yüksek Lisans
The exposition of the gazelles (1-30) of Taşlıcalı Yahya
219157 EMİNE DİNÇTÜRK 2008 Yusuf ile Züleyha Mesnevilerinde Allah korkusu motifleri (Erzurumlu Darir, Hamdullah Hamdi, Yahya Bey Örnekleri) Yüksek Lisans
Motifs of the fear of God in Yusuf and Züleyha mathnawis (Erzurumlu Darir, Hamdullah Hamdi and Taşlıcalı Yahya Bey)
215559 SÜMEYYE İNCE SİNAN 2005 Taşlıcalı Yahyâ Bey Divânı’ndaki soyut kavramlar (kasîdeler-musammatlar-şehrengizler-gazeller-mukatta’lar) Yüksek Lisans
Abstract conceptions in Taşlıcalı Yahya?s Divan
161638 MELEK ÖZTÜRK 2005 Taşlıcalı Yahya’nın ‘Yusuf ve Zeliha’ isimli mesnevisindeki eğitim unsurları Yüksek Lisans
The educational features in the mathnavi ‘Yusuf and Zeliha’ by Taşlıcalı Yahya
519661 MEHMET PINARBAŞI 2018 Taşlıcalı Yahya Bey divanında savaş unsurları Yüksek Lisans
Battle information which has been released by Yahya Bey
403943 MEHMET AKİF ALKAYA 1996 Taşlıcalı Yahya Kitab-ı Usul Yüksek Lisans
53631 HALİL İBRAHİM YAKAR 1996 Taşlıcalı Yahya Bey’in eserlerinde İstanbul Yüksek Lisans
42910 BEKİR ÇINAR 1995 Taşlıcalı Yahya Gencine-i Raz (inceleme-metin) Yüksek Lisans
27217 KAZIM YOLDAŞ 1993 Taşlıcalı Yahya Bey Şah-u Geda (inceleme-metin) Yüksek Lisans
403834 BEKİR KAYABAŞI 1991 Taşlıcalı Yahya Bey Gülşen-i Evran (inceleme-sözlük) Yüksek Lisans
403991 RAMAZAN SARIÇİÇEK 1991 Taşlıcalı Yahya Bey Gencine-i Raz (inceleme-metin) Yüksek Lisans
365 İRFAN TOPAL 1986 Taşlıcalı Yahya Bey Divanı’nda din ve tasavvuf Yüksek Lisans
402 YAVUZ DEMİR 1986 Taşlıcalı Yahya Bey Divanında sevgili ve sevgiliye ait fiziki unsurlar Yüksek Lisans
392 AHMET MERMER 1985 Taşlıcalı Yahya Bey Divanı’nda nebatlar Yüksek Lisans

 

gönül halk Taşlıcalı Yahya  Divanı Sözlüğü 

taşlıcalı 

BooksonTurkey Key for Humanity

IDEA: BooksonTurkey

QUESTION: What is Turkey?

 

by Levent Ağaoğlu

https://booksonturkey.com/

https://www.biyografya.com/biyografi/22973

All in Turkey and key for unique Turkey as well www.booksonturkey.com

Turks journied all through Asia, Europe and Africa over several millenniums and marked their legacies in geography and history of the countries stretching throughout the continents of the old world.

What is imagined in mindset as Turkey is functionally stereotyped under 8 categories; for Turkey Travellers, for Readers, for Buyers, for Turkish Learners&Students, for Turkish Cuisine, for Turkish Medical, for Beyond Turkey, for Turcophiles and several sub categories for easy access and reference.

“Books on Turkey” is not confined to works on Turkey; it also includes historical, cultural, social, and political research carried out on countries and societies “beyond Turkey”; extending from Europe to the Balkans, Middle East, North Africa and Far East, Near East, Central, South and South East of Asia.

Key for creative solutions of the world from Turkey with books, bazaars, businesses, travellers, nomads, towns, mountains, rivers, seas, antiquity, first settlers, literature, philosophy, wisdom, olives, endemics, language, hospitality, smile on faces; so on and more on the continental peninsulas of faith and infinity of the humankind.

Yes, BooksonTurkey’s language is entirely in English, but it has become a Turkish site after all.

As a person who has stepped into 33 countries in 33 years as part of my export profession, I am delighted to have surpassed “Turkish propaganda for Turks” and made Ataturk’s ideal of “Peace at home, peace in the world” visible as a result of adding Turkeys outside Turkey to the content of the site with original photographs of my own.

Saying Turkey, what I mean is the World.

I want to further this message.

https://www.youtube.com/watch?v=RKCU1e3rwXY&t=3s

 

yes hi hello my dear friends good days to all of you now we will talk on books on turkey.com my recent initiative to to tell what is turkey all over the world so inside the site i use my own photographs coming from 1975 that i have taken with my black and white photograph a camera at that time and then at downtown istanbul i got many photos at sultan ahmed at golden horn and then later to ephesus in asia minor region so this comes from the history as well what turkey represents you can find all inside the website so for turkey travelers for readers who are looking for data on turkey and turkish scholars sages because turkey is not only in anatolian peninsula the origins are in deep asia so the cultures are shared all together with many many countries in three continents mainly asia europe and africa so this is a great heritage for all humankind so what turkey means to my understanding is the world because the geography of turkey is full of genes of human kinds because turks are famous with their hospitality and then from the regions in caucasia in balkans in northern states and in the south in africa north africa middle east in asia all humankind accumulated in this peninsula of anatolia and balkan peninsulas of turkey so this human adventure i decided to share with humans all over the world to share my experiences because this comes from my exporter profession when i traveled 32 countries in 32 years. lately before the pandemic i was in in india stayed there in almost a month and in egypt and in iran so these are the last three countries qatar as well so i have paid a visit. i want to share all this information inside books on turkey.com so there will be also buying choice at the website so you may search for the books and say bazaar items and then shopping items inside this books on turkey website.

so have a good day all my friends good day to all of you now we are suffering with very hot days all over the world i hope this will be finished soon good day bye

Vision of BooksonTurkey

  1. Togetherness
  2. Universality
  3. Rationality
  4. Key
  5. Equality
  6. Youth

All in Turkey and key for unique Turkey as well www.booksonturkey.com

Turks journied all through Asia, Europe and Africa over several millenniums and marked their legacies in geography and history of the countries stretching throughout the continents of the old world.

What is imagined in mindset as Turkey is functionally stereotyped under 8 categories;

  • for Turkey Travellers
  • for Readers
  • for Buyers
  • for Turkish Learners&Students
  • for Turkish Cuisine
  • for Turkish Medical
  • for Beyond Turkey
  • for Turcophiles

and several sub categories for easy access and reference.

https://booksonturkey.com/vision-of-booksonturkey/

What are the Stereotypes for BooksonTurkey content and interest?

Retired Traveller

Religious Traveller

Young Traveller (EuroTrain)

Turkish Literature Reader

Art and Cultural Interest

Business Traveller

Buyers

Turkish Politics. Strategy. History

Food, Nature and Health

Istanbul Attraction

Shopping and Bazaars

Hotels and Hostels

Stereotypes

Snapshot: BooksonTurkey.com

  1. 16 years (2006) domain
  2. Over 2000 entries
  3. Over 5500 photos
  4. 50 categories
  5. 25 authors
  6. Black-White photos
  7. “Books on Turkey” is not limited to studies on Turkey; It also includes historical, cultural, social and political research on countries and societies “beyond Turkey”;
  8. It stretches from Europe to the Balkans, the Middle East, North Africa and the Far East, the Near East, the Central, South and South East of Asia.
  9. With books, bazaars, businesses, travelers, nomads, towns, mountains, rivers, seas, antiquity, first settlers, literature, philosophy, wisdom, olives, endemics, language, hospitality, smiles on faces,
  10. Turkey is the key to the world’s creative solutions. ; such and more in the continental peninsulas of humanity’s faith and eternity.

https://booksonturkey.com/snapshot-booksonturkey-com/

BooksonTurkey recordings

 

IMAGES OF TURKEY Photographies

118 black and white photographs from 1974-75 with Turkish and English photo captions

In 1974-1975.

Let’s look at these places from the perspective of 2022 and try to understand a global transformation story by comparing old photographs with today’s facts and developments.

Istanbul, Troy, Pergamon, Ephesus, Seljuk, Didim.

The photographs I shot half a century ago in Istanbul Fatih, the historical peninsula and ancient cities such as Troy, Pergamon, Ephesus and Didim in the Aegean shed light on our day. The permanence of ancient cities, which have not changed for thousands of years, clad in silence and solitude. The ancient cities we visited on the Aegean coast were in their heyday when Istanbul was not yet on the scene. Sharp and striking change experienced in the city of Istanbul in the last 50 years, occur together with the testimony of our eyes and extend to the present day of the beginnings of the 21st century.

https://booksonturkey.com/?s=1975

Traveller’s Talks of Turkish Exporter: All Over The World

I am happy to share my experiences as human adventure with humans all over the world. As an exporter professional I have been travelled to 32 countries within 32 years (1987-2019).

Starting with Syria, France and China in 1987 and finally before the pandemic in 2018 and 2019, I was in India, stayed there almost a month, in Egypt, in Iran as the three big civilisations in the East and Qatar as well.

Have a good day all my friends, good day to all of you.

https://www.youtube.com/channel/UCwtivaqM4NZGJQXqZw4-7wA/videos       

40 years of experience, for the memorial of an unforgettable Turkish coffee….

Kosoğlu İsmail, Grandest Father. Ustina, Pazarcık, Filibe (Plovdiv), Bulgaria İsmail Kosoğlu, 1870. Ustina village, Pazarcık, Filibe

The first photograph on the BooksonTurkey site is my grandfather’s Yörük photograph dated 1878 in Plovdiv. My first article is an article about Prince Sabahattin 40 years ago in 1982. My first photos abroad are those of Damascus, Paris and Beijing in 1987.

40 years of experience, for the sake of a Turkish coffee….

 What is Turkey?

Turkey is a huge continent consisting of two peninsulas, one on the European continent and the other on the Asian continent. The synthesis of two continents, Europe and Asia, in Turkey has created a completely different continent. Just as India was called a subcontinent by the British, we also call Turkey; Turkey is a continent over continents.

When the first man’s journey from Africa began, the main route of the transit routes was spread over the Turkish continent to Asia, Europe and the north. The richness of Turkey is its underground resources as well as its living creatures, people, animals and plants.

When Fatih Sultan Mehmet entered Istanbul, he entered this city with dogs and animals. People and animals live together on the streets in this country. In this country, people are not separated by color, colors are only descriptive for geography; It is the Mediterranean, the Red Sea, the Black Sea, the Blue Danube, the Gökçe Sea (Caspian sea).

  1. How do you define Turkey for your understanding. What is Turkey?
  2. What is imagined in mindset as Turkey, What is Turkey as a concept
  3. Do you think Turkey means the world?
  4. Do you think that Turkey represents a unique story?
  5. Do you understand the books only as the books or more meanings?
  6. Who are the stereotyped individuals in respect of who shows an interest in Turkey?
  7. Which of the stereotyped individuals are more important in respect of Turkey interest?
  8. Do you think that English language literature on Turkey is sufficient?
  9. When we talk about “Beyond Turkey” concept and understanding, what comes to your mind?
  10. Do you think that Turkey is a unique key for creative solutions of the world and if so how?
  11. Do you think any parallel understanding of Humanity concept and Turkey?
  12. Is Turkey a follower or a leader in the world?
  13. Do you think “Made in Turkey” label has a global or a regional brand image?
  14. Do you publish your books and articles in English language as well and is it enough?

© Copyright photo by Levent Ağaoğlu, 1975, Fatih, Istanbul, Turkey

https://booksonturkey.com/what-is-turkey/

BooksonTurkey on Digital Platforms

BOOKSONTURKEY https://booksonturkey.com/

YOUTUBE          https://www.youtube.com/channel/UCwtivaqM4NZGJQXqZw4-7wA

TWITTER           https://twitter.com/agaoglulevent

FACEBOOK       https://www.facebook.com/lagaoglu/

https://www.facebook.com/Booksonturkey-100562802403623

LINKEDIN          https://www.linkedin.com/in/levent-a%C4%9Fao%C4%9Flu-6a470644/

BLOGSPOT        http://leventagaoglu.blogspot.com/

SPOTIFY             https://open.spotify.com/show/6ydikHH9dBcfb25WjY2WIa?si=sflvDkjqT_GF7F1gkgy72A

SOUNDCLOUD  https://soundcloud.com/levent-a-ao-lu

SLIDESHARE      https://www.slideshare.net/lagaoglu1

INSTAGRAM     https://www.instagram.com/levent_agaoglu/

https://www.instagram.com/booksonturkey/

https://booksonturkey.com/booksonturkey-on-digital-platforms/

Kızıl Elma

TESPİT: Kızıl Elma

SORU:Kızıl Elma

Kızıl Elma Yeradları 

Kızıl Elma Mefkuresi

Doğu’nun kadim devlet yapılarının temellerini Türkler inşa etmiştir. Derinlerindeki devlet yapısı hep Türk organizasyonu, teşkilatçılığıdır.
  1. Çin  (Shang devleti, Chou devleti)
  2. Rusya (Altın Orda devleti)
  3. İran  (Gazneliler, Selçuklular)
  4. Hindistan/Pakistan (Akhun, Gazneli, Timur, Babür)
  5. Mısır (Tolunoğulları, İhşidoğulları, Memlük)
Türklük Ülküsü
“Zaten Türk töresi Kızılelma Eski Türkler’de öteden beri kullanılan ve daima Batıya yürüyüşü belirten bir Türklük ülküsüdür.
Hazar Denizi’nin doğusundan gelen Oğuzların Hazar kağanının ipek çadırının üstündeki hâkimiyet sembolü altın topu (Kızılelma’yı) ele geçirmeyi hedefledikleri söylenir.
KızılElma Şehirleri
Bizans tahtının üzerinde veya Ayasofya kubbesinden sarkan ve Hazreti İsa’ya ait olduğu söylenen altın top veya Ayasofya önünde İmparator Iustinianus heykelinin elindeki altın küre sebebiyle İstanbul da, Kızılelma olarak anılır. Fetihten az evvel bu küre düşer ve bir daha yerine konamaz,  bu da Bizans’ın sonuna işaret sayılır.
İstanbul’un fethinden sonra, Papalığa ait San Pietro Kilisesi mihrabındaki altın toptan dolayı Roma, Kızılelma’dır.
Evliyâ Çelebi Kızılelma’nın cihan hâkimiyeti mefkûresini ifade eden ve Hristiyanlığın merkezi olan altı Frenk Şehri olduğunu söyler.
Bunlar Kızılelma Sarayı’nın bulunduğu Budin, Kızılelma Kilisesi’nin bulunduğu Estergon, İstolni Belgrad, çan kulesinde altın top asılı Sen Stefani Kilisesi sebebiyle Viyana ve Köln gibi fetih planı içindeki şehirlerdir.
İlk üçü Macar, diğer ikisi Avusturya Kralı’nın pâyitahtıdır.
Budin’in fethi üzerine, padişahı Kızılelma’yı aldığı için tebrik eden şiirler yazılır.
Anlam kayması
Ancak “Kızılelma” kavramı/sembolü, Ziya Gökalp`ın 1913 yılında yayımladığı “Kızılelma” adlı manzumeyle birlikte geleneksel/asıl anlamından uzaklaşır. Artık sözkonusu olan Osmanlı`nın sahip olmak istediği Batı şehirleri ya da Osmanlı`nın cihan hâkimiyeti mefkûresi değil, dünya Türklerinin birleşmeleri, “Türklerin bir araya gelerek kuracakları, yüzyıllardır özlemini çektikleri Turan ülkesi” anlamlarında kullanır.
Türkçülük anlayışı “Dünyadaki bütün Türklerin tek bir devlet halinde, tek bir bayrak altında her sahada bütün milletlerden ileri ve hepsinden üstün olmaları düşüncesi…” şeklinde olan Nihal Atsız`ın şiirlerinde “Kızılelma” kavramı, yazarın Türkçülük anlayışı ile paraleldir, yani Kızılelma Turan’dır.
Yani tarih boyunca hep batıya doğru Türklüğün yönü, Modern Türkçülükte artık Doğu’dur/Orta Asya’dır. Bu bağlamda ve anlamda Türkçülük Türklüğün karşıtıdır. “A. Vambery, Leon Cahun ve Moiz Kohen’in Türkçülüğün ortaya çıkışındaki rolleri nedir?” sorusuna da cevap verilmesi gerekmektedir.

Bundan sonra muhayyel bir Doğu’ya/Orta-Asya’ya dönüş ülküsü, siyaset realitesinde çatışan kutuplardan biri olma şeklinde tezahür edecektir. Burada Modernitenin ilahî menşeili kadim sembolleri tersine çevirme/karşıtına dönüştürme şeklindeki hususiyetine/siyasetine bir kez daha işaret etmek gerekir.”

KızılElma Muhabbeti

KızılElma, Murat Bardakçı