Home Blog Page 58

Türk karşıtı ve Türksever sözler

https://www.google.com/search?q=Türk+karşıtı+sözler&ie=UTF-8&oe=UTF-8&hl=tr-tr&client=safari

DÜNYA’DAKİ TÜRK İMGELERİ
Kaba saba ve zekâdan yoksun Türkler!
– M arco Po lo , 1 2 7 0 ‘le r-
(Kom proff 1926: 4)

*
“Tanrı, Bizi Vebadan, Çekirgeden
ve Türklerden korusun” Tablosu
– Ressam Th o m as von V illach –
(C ra7 Katedrali, Avusturya: 1480)

*
Uygarlığın yasalarını saymayan Türk!
– ) . de Morgan –
(Bareilles 1917: Önsöz, XIV-XV)

*
Türklerin yönetimi altında gelişmiş
tek bir ülke, yükselen kültür yoktur.
-C le m e n c e a u , 1 9 1 9 –
(Woodward 1946 IV: 4)

*
Avrupa’nın “Hasta Adamı”nı iyileştirmekten çok
öldürmeye can atan hekimlerin örttüğü perdeyi
açıp (gerçeği) aydınlığa çıkarmaktır – amacımız.
– Robert Mantran –
(Fransız tarihçi)
(Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 1992: 15)
*

TÜRKSEVER SÖZLER

Türkler de – bizim gibi – insandır!
– ]ean T h e ve n o t, 1 6 6 4 –
(Billacois 1965)

Gerçeğe saygılı, soylu ve erdemli Türk!
– Pero Tafur –
I s p a n y o l g e z g i n , E d ir n e 1435
( T a f u r 1 9 2 6 : 1 4 6 )
*

Türklerle Savaşan Papalar

 

Türklerle Savaşan Papalar
( K a y n a k : N e v v m a tın 1 8 5 4 )

II Sylvester
V Gregory
II Urban
II Honorius
III Eugenius
V Innocent
IV Nicholas
X Gregory
V Urban
VI Innocent
-IX Boniface
IV Eugenius
V Nicholas
ILI Caîlixtus
II Pius
IV Sixtus
VII Innocent
V Pius
XIII Gregory
IX Clement
XI Innocent
XII Clement  Türklere karşı Hıristiyan Birliğini kurdu. Türkleri durdurmak için 50 bin asker topladı. Haçlı Seferlerini başlattı. Hacıları korumak için Knight Templars’ı örgütledi.
Aziz Bemard’a “Kutsal Savaş” yetkisi verdi.

Lateran Konseyinde Kutsal Haçlı Savaşı savundu. Türklere karşı Tatarlarla anlaşmaya çalıştı. Kral I Edvard ile birlikte Haçlı Seferine katıldı. Türklere karşı Yunan Imparatoru’na taç giydirdi.

Peter Thomas’ı Türklere karşı görevlendirdi. Nigbolu’da savaşan Haçlı Ordularını topladı. Varna’da savaşan Macarlarla Lehleri örgütledi. Hıristiyan Prenslerini Türklere karşı destekledi. Hunniad’ları Türklere karşı seferber etti. Zamanın Türk Sultanına tehdit mektubu yolladı.

Türklere karşı savaşacak bir Donanma kurdu. Papalık görevi süresince Türklerle savaştı.
Bir Türk zaferi üzerine Auxilium Christianorum payesiyle nişanını ihdas etti. Türklere karşı Rosary Bayramını ilan etti.

Türklerle savaşta yenilince kahrından öldü. Viyana sonrası Kutsal Mary Bayramı’nı ilan etti. Belgrad Zaferi üzerine XIII Gregory’nin Rosary Bayramı’nı tüm Hıristiyanların Bayramı yaptı.

Kaynak: Bozkurt Güvenç, Türk Kimliği

Türk Bilim İnsanları Parkı (Heykeller)

Türk bilim insanlarının özellikle çocuklara gençlere tanıtılması açısından okullarda, üniversitelerde ve şehir parklarında ve şehir meydanlarında, Türk bilim insanlarının burada Türkiye dışındaki Türk ülkelere Türkistan ve diğer coğrafyalardaki Türklerin coğrafyaları da dahil edilmelidir, heykellerin kamusal alanlarda sergilenerek tanıtımlara son derece yararlı olacaktır.

Böylelikle özellikle geçmiş zamanlarda Türk kimlikleri yok sayılarak dışımızdaki dünya tarafından yurt dışında her türlü kimliğe Arap olsun olsun Acem olsun olsun yamanan, kimlikleri yok edilen Türk bilim insanlarının gerçek kimlikleri Türkiye coğrafyasında o heykeller ile birlikte sonsuzluğa dek uzanacaktır.

 

Ortaokul ve liselerde Türk İnsanının Ruhu dersleri

Türk İnsanı’nın Ruhu

Kadim zamanlardan başlayarak Yunus Emre döneminin sonuna kadar olan dönemdeki kültür eserlerimizden Destanlar, Yazıtlar ve Yazmalardaki kavramların kullanımında aşağıda sıralanan belirgin sıklıklar gözlenmiştir. Kişi:…

*******************************

Okul müfredatlarında dini referanslardan yola çıkarak tarikat ve cemaatlerin nezaret ve yönlendirmesiyle müfredatı ideolojik bir içeriğe büründürmek, geleceğimizi de kendimize yabancılaştırmanın en kestirme bir yoludur.

Oysa ki çıkacağımız yol kendimiz ile başlamalı, bu da kendi tarihimizden süzülen karakter ve ruhumuzun açıklanması ve aydınlatılması ile mümkün olacaktır. Kendimize ilişkin destanlar ve ardından yazıtlar çağından başlamak üzere ardından yazmalar ve matbaanın ülkemize gecikerek de olsa girişi ile birlikte yazılar ana referans kaynaklarımızdır. Bu eserlerde biz kendimizi bulmaktayız ve kaynağımız dilimizdir Türkçemizdir.

Sistematik bir inceleme neticesinde Bilge Tonyukuk’u ilk yazılı metninden başlayıp Yunus Emre’nin şiirleri dahil olan 700 yıla yaklaşan dönem içerisindeki yazılmış metinlerde kendi gerçekliğimiz ve karakterimiz olanca çıplaklığı ve netliğiyle düşünürlerimiz tarafından ortaya konulmuş bulunmaktadır.

Önemli olan bu kendi referanslarımızın çocuklarımıza ve gençlerimize eğitim öğretim sistematiği içerisinde aktarılması ve üzerlerinde istişareler, münazara ve söyleşiler yapılarak derinliğine içselleştirilmesidir.

Binyıllar ve Türkler

20.yüzyılın hemen başlarındaki ikinci onyılın 23 Nisan’ında  egemenlik Mustafa Kemal Atatürk tarafından halka emanet edilerek yeni bir milenyum başlatılmıştır. Kutlu olsun! Atatürk geçmişteki 1000 yıldan bahsediyor. Osmanlı…

Atatürk ve BinYıl

10.yüzyıldan 20.yüzyıla geçen Milenyum süresince Karahanlılardan başlayıp Osmanlılara kadar kesintisiz devam eden hanedan yönetimlerinde ataların kurduğu meclis ve kurultaylar ortadan kaldırılmış, halk sultanlara kul…

Avrasya BinYılı ve Türkiye

https://www.youtube.com/watch?v=JUZ2aWMM2SM Bizim pırlanta gibi bir vakfımız var; Avrasya Bir. Burası benim için bir okul oldu 2013 yılında başladım sonunda bu okul, Avrasya okulunu, konferansları kastediyorum…

*************************************

Türklerin tarihine ve zaman boyutundan kuşbakışı bakmak ve değerlendirmek alışkanlığımızın olduğu söylenemez. Çoğunlukla Hanlar, Hakanlar, Sultanlar,  Beyler, Padişahlar üzerinden, kişiler üzerinden gideriz. Bu şekilde kişileri suçlamak veya övmek ise bizi gerçeklere yakınlaştırmayacak ama alabildiğine uzaklaştıracaktır. Fakat zamanın objektif ruhu açısından değerlendirdiğimizde ise karşımızda gerçeklerin tablosu ile karşı yüzyüze geleceğiz.

Tarihçiler Türk olsun yabancılar olsun zaman boyutunda Türk tarihini inceleyen kitap ve makaleler yayınlamışlardır. Ayrıca batılı tarihçiler kendi emperyal gündemleri ve ihtirasları neticesinde de ırkçı tezleri geliştirmişlerdir ki, bunlar büyük ölçüde batılı istihbarat servislerinin patronajında ortaya atılmıştır.

Zaman boyutunun yanı sıra zemin boyutu da ikinci bir değişken olarak değerlendirmeye alındığında hamaset edebiyatı yapmak yerine, kıtaların mekanlarına ve ülkelerine bütünlüğüne bakarak dilimizin ve kültürümüzün oralardaki kalıcı izlerini ve bugüne uzayan bağlantılarını ortaya koymak durumundayız. Türkiye’de bu konuda, üzerinde mutabakatı varılmış ortaklaşa gündem ve fikir söz konusu değildir.

Zaman konusu gündeme getirildiğinde arkeoloji ve antropoloji bilimlerinin verileri ve kazanımlarına değinmeden geçemeyeceğiz. Türkiye bu manada Türklerin yaşadığı ülkelerin Hindistan, Moğolistan, Türkistan ülkeleri, İran ve  Rusya mekanlarındaki arkeolojik kazıları başlatmak durumundadır. Bugün Türk Arkeolojisine bütünlüğüne bakarak kendimize bu soruları sormak zorundayız.

TURGAY TÜFEKÇİOĞLU Bey’in YouTube kanalında sürekli olarak yayınladığı videolar ile birlikte Türk dil ve tarihine ilişkin katkılarını görmezlikten gelemeyiz.

Bu ve benzeri girişimler Türk düşünürleri tarafından çoğaltılacaktır. Zaman açısından baktığımızda eskilik ve yenilik kavramını söz konusu edebiliriz ama önü arkası tarzında bir nitelemede bulunamayız. O açıdan eski Türkler kavramını gündemimize almalıyız.

Birinci Bin Yıl ve Türkler

  • Attila ö.453
  • İlteriş Kağan ö.694
  • Tonyukuk, 646-724;
  • Bilge Kağan, 683-734;
  • Kültigin, 684-731;
  • Ebu Hanife, 699-767;
  • Musa El Harezmi, 780-850;
  • İmam Maturidi, 852-944;
  • Farabi, 872-951  (ilk İslam filozofudur);(870-950): İslam felsefesinin önemli isimlerinden olan Farabi, felsefe, mantık, siyaset felsefesi ve felsefi-psikolojik eserler kaleme almıştır. Platon ve Aristoteles’in eserlerini Arapça’ya çevirmiş ve yorumlamıştır.
  • El Biruni, 973-1048;
  • İbni Sina, (980-1037): İslam dünyasının en önemli filozoflarından biri olan İbn Sina, tıp alanında da önemli katkılar yapmıştır. “El-Kanun fi’t-Tıb” (Tıp Kanunu) adlı eseri, Orta Çağ’da Avrupa’da tıp eğitimi için temel kaynak olarak kullanılmıştır.

İkinci Bin Yıl

  • Kaşgarlı Mahmud, 1008-1105;
  • Yusuf Has Hacib, 1017-1077;
  • Nizamülmülk, 1018-1092;
  • Ömer Hayyam, 1048-1131;
  • Gazzali, 1058-1111;
  • Ahmet Yesevi, 1093-1166;
  • Şeyh Edebali, 1206-1326;
  • Mevlana, 1207-1273;
  • Hacı Bektaşı Veli, 1209-1271
  • Yunus Emre, 1240-1321
  • Katip Çelebi 1609-1657
  • Evliya Çelebi
  • Mimar Sinan
  • Ahmet Cevdet Paşa
  • Mustafa Kemal Atatürk

Üçüncü Bin Yıl

 

 

Yunan milli marşında Türk Nefreti

Türklerin İstiklal Marşı’nda vatan sevgisi, bayrak sevgisi ve millet sevgisi çok güçlü ve duygulu ifadeler ile yer alırken, Yunanlıların milli marşını tamamının kin ve nefret hisleri ile yazılması kayda değer üzücü bir durumdur. Ki Türkler İstiklal Marşlarını, Yunanlıların Türkiye’yi işgaline son verdikten sonra yazmış olmalarına rağmen dizelerde Yunanlılar ve düşman tabirleri kullanılmamıştır.
Çünkü söz konusu olan belli bir tarihte gerçekleşmiş acı bir olayın dizelerle yinelenerek daha da travmatik ve dramatik bir hale getirilmesi değil, fakat zamanlar aşan duygularla istiklali simgeleyen vatan, özgürlük, bayrak, millet sevgilerinin sonsuzluğa uzanacak bir duygu sağanağında dile getirilmesidir.

Tabii, burada açıklayıcı bir faktör olarak Yunanlıların tarihte hiçbir zaman bütüncül bir devlet yapılarının olmaması ve fakat birbirleriyle savaşan şehir devletleri fikrinin ötesine geçememeleri, fakat buna karşın Türklerin çok sayıda devletler kurarak çok geniş coğrafyalara yayılmış olmaları konusu önem kazanmaktadır. Bizans olarak adlandırılan Roma İmparatorluğu‘nun sadece dili zaman içerisinde Yunancaya dönüşmüştü ve fakat imparatorluk bir Roma imparatorluğuydu, Romalılar tarafından kurulmuş ve yine Romalılar tarafından yönetilmekteydi.

Türkler neden yönleri renklerle ifade ediyorlar?

 

Türk ve Çin Filozofları Arasındaki Farklar

 

Türk ve Çin filozofları, tarihsel ve coğrafi konumlarının da etkisiyle, farklı bakış açılarına ve düşünce sistemlerine sahiptirler. Bu farklar, felsefi sorulara yaklaşım tarzlarında, odaklandıkları konularda ve vardıkları sonuçlarda kendini gösterir.

Odak Noktaları:

  • Türk filozofları: Varlık, bilgi, ahlak ve siyaset gibi felsefi disiplinlerin yanı sıra, tasavvuf ve din felsefesi gibi alanlara da yoğunlaşmışlardır.
  • Çin filozofları: Doğaya ve evrene dair gözlemlere ve pratik yaşamın ilkelerine odaklanma eğilimindedirler. Taoizm, Konfüçyüsçülük ve Legalizm gibi felsefi akımlar, bu pratik odaklı bakış açısını yansıtır.

Sorgulama Yaklaşımı:

  • Türk filozofları: Varoluşun anlamı, Tanrı’nın varlığı, ruhun ölümsüzlüğü gibi soyut ve evrensel sorulara yoğunlaşma eğilimindedirler.
  • Çin filozofları: Ahlaki yaşamın nasıl olması gerektiği, toplumda uyum ve düzenin nasıl sağlanacağı gibi günlük yaşamla ve siyasetle daha bağlantılı sorulara eğilim gösterirler.

Düşünce Sistemleri:

  • Türk filozofları: Felsefi sistemleri genellikle idealist ve teistik bir temele dayanır. Varlığın temelinin Tanrı olduğunu ve evrenin bir düzen ve amaç doğrultusunda işlediğini savunan görüşler hakimdir.
  • Çin filozofları: Düşünce sistemleri daha pragmatik ve naturalist bir eğilim gösterir. Taoizm gibi akımlar, doğanın akışına uyum sağlamanın ve evrenin doğal dengesini bozmamanın önemini vurgular.

Bazı Önemli Farklar:

  • Mantık Kullanımı: Türk filozofları mantığı felsefi sorgulamalarda önemli bir araç olarak görürken, Çin filozofları sezgiye ve pratik bilgeliğe daha fazla önem verirler.
  • Toplumsal Rol: Türk filozofları genellikle din adamı veya eğitimci gibi toplumsal rollere sahipken, Çin filozofları daha çok danışman veya devlet adamı olarak görev yapmışlardır.

Özetle:

  • Türk ve Çin filozofları, farklı coğrafi ve tarihi kökenlerden gelen ve farklı bakış açılarına sahip iki ayrı felsefi geleneği temsil ederler.
  • Türk filozofları varlık, bilgi, ahlak ve siyaset gibi genel felsefi disiplinlere odaklanırken, Çin filozofları doğaya, evrene ve günlük yaşama dair pratik bilgeliğe daha fazla önem verirler.
  • Türk filozoflarının düşünce sistemleri idealist ve teistik bir temele dayanırken, Çin filozoflarının düşünce sistemleri daha pragmatik ve naturalist bir eğilim gösterir.

Bu farklar, her iki geleneğin de felsefi düşüncenin gelişimine önemli katkılar yapmasını sağlamıştır.

Kaynaklar:

Türklerin Roma yerine Bizans terimini kullanmasının nedenleri

Türklerin Roma yerine Bizans terimini kullanmasının birkaç sebebi vardır:

 

Tarihsel:

  • Türkler, Anadolu’ya ilk olarak 11. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun topraklarına girerek göç etmeye başladılar. Bu nedenle, bölgenin ve imparatorluğun tarihiyle daha yakın bir bağ kurdular.
  • Roma İmparatorluğu, MS 4. yüzyılda ikiye bölündü ve Bizans İmparatorluğu doğu kısmını oluşturdu. Türkler, Bizans ile daha uzun süreli ve doğrudan bir etkileşime sahip oldular.
  • Bizans İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu’nun mirasını devraldığı için, Türkler tarafından bölgenin tarihi ve kültürel kimliğinin bir temsilcisi olarak görülmeye başlandı.

Kültürel:

  • Bizans İmparatorluğu, zengin bir kültürel mirasa sahipti ve sanat, mimari, din ve felsefe gibi alanlarda önemli katkılarda bulundu. Türkler, bu kültürel mirasın bir kısmını benimsediler ve kendi kültürlerine entegre ettiler.
  • Bizans İmparatorluğu’nun resmi dili Yunancaydı ve bu dil, Türkçenin yanı sıra Anadolu’da yaygın olarak konuşulmaya başladı. Bu durum, iki kültürün birbirini etkileşime girmesine ve ortak bir kimlik geliştirmesine katkıda bulundu.

Politik:

  • Osmanlı İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olarak kendini gördü ve bu nedenle Bizans terimini kullanarak tarihi ve siyasi meşruiyetini pekiştirmeye çalıştı.
  • Osmanlılar, Bizans’ın siyasi ve idari sistemlerinden de faydalandılar ve kendi imparatorluklarını kurarken bu sistemlerden ilham aldılar.

Sonuç olarak:

Türklerin Bizans terimini kullanma tercihi, tarihi, kültürel ve politik etkenlerin bir kombinasyonundan kaynaklanmaktadır. Bu terim, Türklerin bölgeyle olan tarihi bağını ve Bizans İmparatorluğu’nun mirasına duyduğu saygıyı yansıtmaktadır.

Roman Hippodrome Square. Sultanahmet. Istanbul. 1975

 

Doğu’nun Bilgelerinden Seçme Sözler

Çin

Hind

İran

Türkistan

Eski Yunan