Haliç Civarı Ayvansaray ve Hasköy İskeleleri
Golden Horn Surroundings Ayvansaray and Hasköy Piers
IMG_1150 Video
IMG_1142 Video
IMG_1141 Video






Evrenin, âlemlerin dili olan müzik Türklerin gönüllerinde bir duygular pınarı olarak dile gelmiş ve bozkırların sessizliği bir anda âlemlerin çoksesliliğine dönüşebilmiştir.
Müziğin evrensel felsefesi ve ruhu, Türk Halk (Bozkır) ve Klasik Türk Sanat müziği olarak zengin müzik akımları şeklinde tezahür etmiştir.
Dünyadaki iki büyük müzik geleneği Asya’nın derinliğini ve coğrafyalarının çeşitliliğini ses, nefes olarak ve çalgıları ile dillendiren Hint ve Türk müzik geleneklerinde mevcut bulunmaktadır.
İpek Yolu Kitaro müzikleri 20.yüzyılın son çeyreğinden başlayarak İpek Yolu’nun gizemli sessizliğini seslendiren büyük bir eser olarak Japon müzisyenler tarafından sanatlaştırılmıştır.
Türkçe’nin gücü matematik yapısından geliyor iken, Türk müziğinin gücü ise dünyada sadece kendi dilinde olan gönül kelimesinin derinliği ve enginliğini evrensel bir sanat formu olan müziğe dönüştürmektedir.
Gönül telimizi titretenlerin, dile getirenlerin ortaya çıkardıkları makamların her geçen yüzyılda sayıları gittikçe artmış, Türk mûsikîsi 600’e yaklaşan makam sayısı ile çok zengin bir mûsikî halini almıştır.
Türk müziğinde 16 adet basit makam vardır. Bunlar: Çargah Makamı, Buselik Makamı, Kürdî Makamı, Rast Makamı, Uşşak Makamı, Hicaz Makamı, Uzzal Makamı, Hümayun Makamı, Zirgüleli Hicaz Makamı, Neva Makamı, Tahir Makamı, Bayati Makamı, Muhayyer Makamı, Hüseyni Makamı, Karcığar Makamı ve Basit Suzinak Makamı’dır.
Burada sormamız gereken soru Türklerin nasıl olup da böyle yüksek bir sayıda makam zenginliğini müziklerinde geliştirmiş olmalarıdır. Türklerin müzik ile yakaladıkları evrensellik nedir acaba, neleri içermektedir.
Bozkırların sessizliği, içinde barındırdığı göklerin ve âlemlerin çok sesliliğini gizlerken bu zenginliği ses ve nefesleri ve geliştirdikleri çalgılar yolu ile sanata dönüştürmeleri neticede makamlar olarak ve türkü olarak bilinen yani Türk tarzı olarak bilinen ve ayrıca alaturka olarak da dile getirilen formlar gelişmiştir.
Ve neticede müzik yolu ile Türkler özellikle türküler yolu ile düşünce dünyalarının tüm felsefi zenginliği ve derinliğini ortaya çıkarmışlardır.
Makamlar şeklinde süzülen Türk müziği aslında evrensel bir dil şeklinde gelişmiş olmaktadır. Türkler gezindikleri coğrafyalar arasında yer alan Anadolu, Rumeli-Balkanlar, Kafkasya, Mezopotamya, Horasan, Türkistan, Azerbaycan (Kuzey-Güney), İdil Havzası (Rusya), Doğu Türkistan (Çin) diyarlarından damıttıkları incelikleri müziğe dönüştürerek sanat eseri olarak sonsuzluğa ulaştırmışlardır.
Türkler, bozkırlar, dağlar, kıvrım kıvrım nehirler, çöller, pınarlar, dereler, tepeler, kıtalar, diyarlar ve denizleri müzikleri makamları ile gönül hazinelerimize dönüştürmeyi başarmışlar, tek bir dünya bütünlüğünü ortaya koymuşlar, farklı coğrafyaları ve halkları birleştirmişlerdir.
Türk düşünürü Ziya Gökalp tarafından bir deha kaynağı olarak ifade edilen halkın duyguları ve düşünceleri biçimindeki en zengin kaynakları, Türkler makam formları ile çeşitlendirerek insanlık medeniyetinin en müstesna hazineleri arasında yerini almıştır.
Türklerin müziğinde çalgılar neden çok çeşitlidir?
Türk müziğindeki çalgı çeşitliliği, zengin bir kültürel ve coğrafi geçmişin sonucudur. Bu durum, Türklerin farklı coğrafyalarda yaşamış olmaları, çeşitli kültürlerle etkileşimde bulunmaları ve bu etkileşimlerden yeni çalgılar ve müzikal üsluplar geliştirmiş olmalarıyla açıklanabilir.
Türkler tarih boyunca geniş coğrafyalarda yaşamışlardır. Bu durum, farklı iklim koşulları, malzeme kaynakları ve kültürel etkileşimler sonucu farklı çalgıların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Türkler, tarih boyunca birçok farklı kültürle etkileşimde bulunmuşlardır. Bu etkileşimler sonucu, Türk müziğine yeni çalgılar ve müzikal unsurlar katılmıştır. Örneğin, Orta Asya’dan gelen göçebe kültürünün etkisiyle yaygınlaşan telli çalgılar, Ortadoğu kültüründen gelen vurmalı çalgılar ve Balkanlardan gelen nefesli çalgılar Türk müziğinin zenginliğini artırmıştır.
Türk toplumunda müzik, sadece eğlence değil, aynı zamanda dini ritüeller, sosyal etkinlikler ve kutlamalar için de önemli bir araç olmuştur. Bu nedenle, farklı sosyal grupların farklı müzikal ihtiyaçları, çalgı çeşitliliğinin artmasına neden olmuştur.
Türkler, doğayla iç içe yaşayan bir halktır. Doğanın sesleri, kuşların ötüşü, suyun akışı gibi doğal sesler, Türk müziğindeki çalgıların ses özelliklerini etkilemiştir.
Türk müziğinde çalgı yapımı ve çalımı, uzun yıllar süren bir eğitim süreci gerektirir. Usta-çırak ilişkisi sayesinde, çalgılar kuşaktan kuşağa aktarılmış ve geliştirilmiştir.
Türk Müziğinde Bulunan Bazı Çalgı Türleri:
Sonuç olarak, Türk müziğindeki çalgı çeşitliliği, Türklerin zengin bir kültürel mirasa sahip olmasının bir kanıtıdır. Bu çeşitlilik, Türk müziğini dünya müzikleri arasında eşsiz bir konuma getirmiştir.
Türk Müziği türküleri ve şarkıları ile insanları gönüllerinden sanat ile birleştiriyor. Türkler müzik yolu ile Mançurya bozkırlarından Macaristan ovalarına insanları ve gönülleri aynı kalpte buluşturmuşlardır.
Turan coğrafyasının bölgeleri ile birleşmeye şarkılar, türkülerle tek ses, tek kalp, tek gönül ile Türk Müziğinden çalgılarından, ezgilerinden, seslerinden, nefesinden başlasak iyi olmaz mı?
Türkler için en yüce bir değer olan bilgeliğin aktarılma, yayılma yollarından en etkili olanı ise müzik faaliyetleri ile olmaktadır. Kolça kopuz çalanlar, ayrıca ozanlar ile sanatçılar da bilgelik vasıflarını haiz olan ve özellikle de bilgiyi toplumda yaymaları, sanat yoluyla yaymaları itibarıyla önem kazanmaktadırlar.
Halk şiirleri kapsamı oldukça geniş bir terimdir içine sadece saz şairleri, aşık edebiyatı ürünleri değil, tekke şiirleri de girmektedir. Hatta mani, türkü gibi anonim ürünler de bu başlık altında ele almak mümkündür.
“Saz çalıp söyleyenlere Türkler neden aşık demekteler?”
Saz çalıp türkü söyleyenlere Türklerin verdikleri ad aşıktır. “Saz çalıp söyleyenlere Türkler neden aşık demekteler?” sorusunun yanıtı, aşıklık geleneğinin köklü bir geçmişe sahip olması, aşkın evrensel bir dil olması ve aşıkların toplumdaki rolüyle yakından ilişkilidir. Aşıklık, sadece bir müzik türü değil, aynı zamanda Türk kültürünün önemli bir parçasıdır.
Aşıklar, sözleriyle, müzikleriyle insanların kalbine dokunur, onları etkiler ve onlara ilham verirler. Bu nedenle aşk, aşıkların en önemli özelliklerinden biri olarak görülür. Aşıklık, toplumda saygı gören bir meslekti. Aşıklar, bilge kişiler, şairler ve ozanlar olarak kabul edilirlerdi. “Aşık” kelimesi, halkın dilinde bu anlamda yerleşmiş ve zamanla geleneğin bir parçası haline gelmiştir.
Halk; ilham kaynağımızdır. düşünce hayatımızın türküler boyutu memur değil halk temelinde. Türki tarzında saz çalanlara verilen bu ad zamanla türkü kelimesine evrilmiştir.
Türklerin müziklerinde doğadaki hangi sesler öne çıkmaktadır?
Türk müziğinde doğa seslerinin önemi:
Örnekler:
Türk müziğinde doğa seslerinin bu kadar önemli olmasının nedeni, Türklerin doğayla iç içe yaşayan bir toplum olması ve doğayı kutsal saymasıdır. Doğa, Türk müziğinde sadece bir arka plan değil, aynı zamanda bir ilham kaynağı ve bir anlatı aracıdır.
Neşet Ertaş
tipik bir Asya tefekkürüdür,
düşüncesidir.
Horasan geleneğidir;
abdallık..
Asyalı köklere
uzanmak lazım.
Bozkırın sesi derken
İç Anadolu’yu
kastediyorlar.
Ama aslolan
Uçsuz bucaksız
Asya’nın bozkırlarıdır.
Büyük Asya’nın
Küçük Asya’da
dile gelişidir.
Neşet Ertaş.
25 Eylül 2016
Huqin’in (Çin kemanı) kökenleri belirsizdir, ancak hu hecesi bu enstrümanın Türk-Moğol kültürüyle ilişkili olduğunu ima eder.
Huqin, MS 13. yüzyılda Çin’e girdi.
Günümüzde “Çin” olarak bilinen müziğin, esas olarak Orta Asya’da çok derin kökleri vardır.
Huqin – Vikipedi Huqin enstrümanlarının, muhtemelen Xi kabilesi tarafından çalınan Xiqin (奚琴) adlı bir enstrümandan türemiş olan, antik Çin krallıklarının uçlarında yaşayan göçebe Hu halkından geldiğine inanılmaktadır.
Çin halkı gibi Moğol halkı da antik Hu göçebelerinin kültürel ve etnik mirasına sahiptir ve khuuchir olarak bilinen xiqin’in Moğol versiyonu, bu ortak mirasın kanıtıdır.
Although 22 Arab countries cannot unite politically, Arab music and songs unite Arabs with art from their hearts.
Why can’t Turks unite more countries in the same heart in music? Wouldn’t it be better to unite with the 9 worldwide regions of Turks with songs, folk songs, one voice, one heart, one heart, one heart and start with Turkish music instruments, melodies, sounds and breath?
Anatolia, Rumelia-Balkans, Caucasus, Mesopotamia, Khorasan, Turkistan, Azerbaijan (North-South), Idyll Basin (Russia), Eastern Turkistan (China).
Mozart composed the Turkish Anthem, a great start. I hope there will be a National Turkish Orchestra.
What do you say, dear friends?
22 Arap ülkesi siyasi olarak birleşemeseler de Arap Müziği ve şarkıları Arapları gönüllerinden sanat ile birleştiriyor.
Neden Türkler müzikte böyle 20 ülkeyi aynı kalpte buluşturamıyor. Turan’ın 9 Bölgesi ile birleşmeye şarkılar, türkülerle tekses, tekkalp, tekgönül ile Türk Müziğinden çalgılarından, ezgilerinden, seslerinden, nefesinden başlasak iyi olmaz mı?
Anadolu, Rumeli-Balkanlar, Kafkasya, Mezopotamya, Horasan, Türkistan, Azerbaycan (Kuzey-Güney), İdil Havzası (Rusya), Doğu Türkistan (Çin)
Fikrimin ilham kaynağı National Arab Orchestra.
Mozart Türk Marşını bestelemiş büyük bir başlangıç. Umarım Ulusal Türk Orkestrası da olur.
Ne dersiniz sevgili Dostlar?
Arap Orkestrası
Türk Orkestrası
Osman Karatay, Türklerin Kökeni kitabından
Osman Karatay
“Türk anayurdunun bugünkü Başkırdistan çevresinde olduğunu gösterdi.” “Çok söylenen ama çerçevesi kurulamayan Sümer bağlantısını bu bölge üzerinden kurdu.” “Ergenekon hadisesinin tarihlemesini ilk kez o yaptı.” “Karadeniz kuzeyindeki Türklüğün eskiliğini yine ondan okuduk.”
Türklerin Anayurdu Batıda mı? / Prof. Dr. Osman Karatay
Türklerin Kökeni, Kitap Tanıtımı
Prof. Dr. Osman Karatay ile “Türklerin Tarihi”
Türklerin Kökeniyle İlgili Farklı Bir Tez
Osman Karatay Türklerin Anavatanı
Şevket Dönmez
Ahmet Taşağıl
Halil İnalcık
Orta Asya Tezi: Bu tezi savunan en önemli isimlerden biri, Türk tarihçiliğine önemli katkılarda bulunan Merkezî Asya Tarihi Araştırmaları Derneği‘nin kurucusu Prof. Dr. Halil İnalcık‘tır. İnalcık, Türklerin kökeninin Orta Asya bozkırlarında olduğunu ve buradan dünyanın çeşitli bölgelerine yayıldıklarını savunmuştur.
Rüstem Erkul
Türklerin anavatanı neresidir?
Altay, Kafkasya
İlk neresi?
Çıkış Altay, Buzul çağından sonra iklime bağlı olarak Mançurya ile Manş denizi arasında step düzlükleri
Kafkasya?
İdil Volga, Veronej, Saratova, Çelyabi
Çelyabisnk bir nevi Göbeklitepe
Hazar denizi kıyıları?
Tabiki merkez Kafkasya’nın kuzeyi
Hazar kıyılarında mı ötelerinde mi bu yerleşmeler
Hazar kıyıları, Karadeniz kıyıları
https://en.wikipedia.org/wiki/
Türklerin Anavatanı Tezleri
Türklerin Anavatanı Neresidir?
Türklerin Anavatanı, Hazar-Türk Tezi
İlk Türk Devletleri Hangileridir? Türklerin Ana Yurdu Neresidir? İşte İlk Türk Beylikleri
“Yoğurt Türklerin Değildir” Demişti: Şengör’ün “Orta Asya Türklerin Anayurdu Değildir” Sözleri de Gündem Oldu
1071’de Türklere Anadolu’nun Kapısının Açılması ve Orta Asya’dan Göç Bir Efsane miymiş?
TÜRK – TDV İslâm Ansiklopedisi
Urmu Teorisi-kadim Türklerin ilk atayurdu – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
Anadolu’da Erken Dönem Türk İzleri
TÜRKLERİN YAŞADIKLARI COĞRAFYA
Eski Anadolu’da Türkler ve Türkler’in Anayurdu Sorunu. Ekrem Memiş
Türklerin anavatanı konusundaki farklı tezler nelerdir
Türklerin Anavatanı Hakkında Başlıca Tezler:
Farklılıkların Nedenleri:
Sonuç:
Türklerin anavatanı konusunda kesin bir sonuç elde etmek oldukça zordur. Çünkü Türkler, tarih boyunca geniş coğrafyalara yayılmış ve farklı kültürlerle etkileşimde bulunmuştur. Bu nedenle, Türklerin anavatanı tek bir yer olarak değil, geniş bir coğrafi alan olarak düşünülmelidir. Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalar ve yeni keşifler, bu konuda daha net sonuçlar elde edilmesine yardımcı olmaktadır.
Önemli Not: Bu tezlerin hiçbiri tek başına doğru veya yanlış olarak kabul edilemez. Her bir tez, farklı bir bakış açısı sunmakta ve Türklerin kökeni hakkında daha kapsamlı bir bilgi edinmemizi sağlamaktadır.
Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi almak için şu kaynakları inceleyebilirsiniz:
Türklerin anavatanı konusunda farklı tezleri öne süren düşünürler, bilim adamları kimlerdir
Türklerin anavatanı konusu, tarih boyunca pek çok düşünür ve bilim insanının ilgisini çekmiş ve farklı teoriler ortaya atılmıştır. Bu konuda öne çıkan bazı isimler ve görüşleri şöyledir:
Diğer Önemli İsimler:
Günümüzde Durum:
Günümüzde Türklerin anavatanı konusunda tek bir görüş birliği bulunmamaktadır. Genetik çalışmalar, dilbilimsel araştırmalar ve arkeolojik kazılar gibi farklı disiplinlerden elde edilen veriler, bu konuda sürekli güncellenmekte ve yeni teoriler ortaya çıkmaktadır.
Önemli Not: Türklerin anavatanı konusunda kesin bir sonuç elde etmek oldukça zordur. Çünkü Türkler, tarih boyunca geniş coğrafyalara yayılmış ve farklı kültürlerle etkileşimde bulunmuştur. Bu nedenle, Türklerin anavatanı tek bir yer olarak değil, geniş bir coğrafi alan olarak düşünülmelidir.
📅 9 Eylül Pazartesi
🇹🇷 Ankara saatiyle 21.00
🇦🇿 Bakü vaktiyle 22.00
🔽 Konuklar: Şair-Düşünür Levent Ağaoğlu, Uluslararası İlişkiler ve Dış politika Uzmanı Nejmeddin Özdemir
Anahtar Kelimeler:
Çok Kıtalılık. Türk Dünyası. Yer adları. Türkistan. Türk kavramı. Avrupa. Asya. Afrika. Güney Amerika. Kuzey-Güney Diyaloğu. Doğu/Batı. Kuzey/Güney
ÖZET
********************************************
Türkiye ve BRICS
Türkistan ve BRICS
Çok Kıtalılık Deneyimi
Üyeler
BRICS Ülkeleri Deneyimlerim
BRICS’i çevreleyen Okyanuslar ve Ticaret Yolları
Kuzey-Güney Hattı
********************************************
Türkiye ve BRICS
BRICS, Güney Amerika, Afrika, Asya kıtalarına yayılmış küresel bir organizasyon olup grupta temsil edilmeyen Avrupa kıtasını Türkiye bir Avrupa ülkesi olarak BRICS’e üye olmak…
Türkistan ve BRICS
Türkistan, kuzeyden Rusya, doğudan Çin ve güneyden Hindistan ile çevrelenmiştir. Hepsi de BRICS üyeleridir. Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın BRICS başvurusu kabul edildiğinde batısından da BRICS ile çevrelenmiş olacaktır. Dört giriş çıkış yönü de BRICS olacaktır Türkistan ülkelerinin.
Çok Kıtalılık Deneyimi
Üstü örtülmüş gerçekler göz önüne alındığında, BRICS çok doğru ve haklı bir birleşme. Tek kıtalı AB bize zaten uygun değildi, çok kıtalı BRICS bize birebir uymaktadır.
Türk ön takılı yer adlarının sıklığı BRICS açısından ne anlama gelmektedir?
İlk Beş Ülke
Toplam 207
Diğer 42 ülke Toplamı 455
Dünya Toplamı 662
Türk ön takısı ile başlayan yer adları sayısı anavatan Türkiye’de 79 iken anavatan dışındaki 46 ülkeyi de katar isek 662 sayısına ulaşmaktadır. Türk ön takısı ile başlayan yer adlarının yaklaşık %80’i anavatan Türkiye dışındaki dünya coğrafyalarındadır.
Sıralamada en başta gelen ülkeler ise Hindistan, Türkiye, Rusya, Irak ve Pakistan olarak bir Asya ve yakın gelecekteki BRICS ülkeler topluluğu fotoğrafını bizlere göstermektedir. Bu ise dünya mirası Türk yer adlarının birleştiriciliğinin yegane bir simgesidir.
Kıtalar
Toplam 47 ülke
BRICS, aday Türkiye’yi de dahil ettiğimizde nasıl dört kıtaya yayılmış bir birliktelik yapısı iken, Türk ön takılı yer adları da aynı şekilde dört kıtaya yayılmış bir görünüm arz etmektedir. O halde Türkiye BRICS oluşumunun anahtar ülkesi konumuna namzettir aslında.
4 kıtadaki 47 ülkeye yayılan Türk ön takılı 662 yer adları Türklerin bu zeminlere ayak bastığının kalıcı izlerini bıraktıklarının sonsuzluğa uzanan nişaneleridir. Türkler dilleri ile dünyayı bir aleme dönüştürmüşler,
Türk kavramının birleştiriciliği dört harfe sığdırılmış ve BRICS’in kapsama alanındaki dört kıtayı kapsayan evrensel bir simgesidir.
Üyeler
Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin Güney Afrika, Mısır, Etiyopya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri.
BRICS i ilk öneren kişi kimdir
Peki, BRICS tam olarak nedir?
BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan büyük bir ekonomik bloktur. Bu ülkeler, dünya nüfusunun yaklaşık yarısına ve küresel GSYİH’nın önemli bir bölümüne sahiptir. BRICS ülkeleri, ekonomik büyüme, siyasi işbirliği ve küresel etkilerini artırmak amacıyla bir araya gelmişlerdir.
BRICS’in oluşum süreci:
Özetle:
BRICS’in kurucusu olarak kabul edilen Jim O’Neill, bu ülkelerin gelecekteki potansiyelini görmüş ve bu ülkeleri bir araya getirerek önemli bir ekonomik bloğun oluşmasına öncülük etmiştir.
Daha fazla bilgi için şu kaynağa göz atabilirsiniz:
BRICS Ülkeleri Deneyimlerim
Rusya, G Afrika hariç BRICS ülkelerinin tamamına ihracat maksatlı iş seyahatlerinde bulundum, hepsine gittim.
BREZİLYA

HİNDİSTAN



ÇİN



ETOPYA

MISIR


İRAN

SUUDİ ARABİSTAN

BRICS’i çevreleyen Okyanuslar ve Ticaret Yolları
Her iki BRICS hattının da düğüm noktası Azerbaycan.

2) Doğu -Batı BRICS hattı.
Zangezur: Türkiye- Azerbaycan-Türkistan-Çin:

“Biz dolardan imtina politikası yürütmüyoruz, bize doları yasakladılar…”
Türkiye’nin BRİCS’e girmesi tarihî hata olur, Esfender Korkmaz
“Türk hâriciyesinin yaptığı Çin atağı, Türkiye’nin BRICS açılımı, Çin’in ve Rusya’nın arda arda, Asya Türk devletleriyle tertip ettiği toplantılar ve hızlanan görüşme trafiğiyle örtüşüyor. Yine tam bu esnâda Rusya’nın bugüne kadar oluruna bıraktığı Türkiye-Sûriye gerilimine vaziyet etmesi, Esad’ı Türkiye ile uzlaşmaya zorlaması âdeta bunun bonusu.” Doğu Akdeniz ve Kafkasya | Süleyman Seyfi Öğün
Kuzey Güney Hattı
Levent Ağaoğlu
Ataköy, İstanbul
İlk Beş Ülke
Toplam 207
Diğer 42 ülke Toplamı 455
Dünya Toplamı 662
Türk ön takısı ile başlayan yer adları sayısı anavatan Türkiye’de 79 iken anavatan dışındaki 46 ülkeyi de katar isek 662 sayısına ulaşmaktadır. Türk ön takısı ile başlayan yer adlarının yaklaşık %80’i anavatan Türkiye dışındaki dünya coğrafyalarındadır.
Sıralamada en başta gelen ülkeler ise Hindistan, Türkiye, Rusya, Irak ve Pakistan olarak bir Asya ve yakın gelecekteki BRICS ülkeler topluluğu fotoğrafını bizlere göstermektedir. Bu ise dünya mirası Türk yer adlarının birleştiriciliğinin yegane bir simgesidir.
Kıtalar
Toplam 47 ülke
4 kıtadaki 47 ülkeye yayılan Türk ön takılı 662 yer adları Türklerin bu zeminlere ayak bastığının kalıcı izlerini bıraktıklarının sonsuzluğa uzanan nişaneleridir.
Evrensel bir Simge
Türkler dilleri ile dünyayı bir aleme dönüştürmüşler, insanlığa armağan etmişlerdir.
Destanlar çağında Oğuz Kağan ve Yazıtlar çağında İlk yazar Başbakan Başkomutan Bilge Tonyukuk ile başlayan seyyahlık, gezginlik geleneği, Yazılar çağında Biruni ile Hind kıtasını seyir etmiş, Evliya Çelebi ile ise üç kıtada 4500 şehire seyahat ederek kitaplaştırmışlardır.
Seyyahlarımız görmekle yetinmemişler, gördüklerini yazıya da geçirerek, insanlık hazinesine katkıda bulunmayı kendilerine vazife edinmişlerdir.
Anlaşılan o ki Türk kelimesi olarak kıtalara, ülkelere, şehirlere, köylere, dağlara, denizlere, nehirlere, sulara, bozkırlara, çöllere nakşedilen insanın alemleri kapsayan macerasının, yaşantılarının kısacık bir ömür ile sınırlı olmadığının ve birleştiriciliğinin dört harfe sığdırılmış evrensel bir simgesidir.
7 Eylül 2024
Levent Ağaoğlu
Ataköy, İstanbul