Huqin’in (Çin kemanı) kökenleri belirsizdir, ancak hu hecesi bu enstrümanın Türk-Moğol kültürüyle ilişkili olduğunu ima eder.
Huqin, MS 13. yüzyılda Çin’e girdi.
Günümüzde “Çin” olarak bilinen müziğin, esas olarak Orta Asya’da çok derin kökleri vardır.
Huqin – Vikipedi Huqin enstrümanlarının, muhtemelen Xi kabilesi tarafından çalınan Xiqin (奚琴) adlı bir enstrümandan türemiş olan, antik Çin krallıklarının uçlarında yaşayan göçebe Hu halkından geldiğine inanılmaktadır.
Çin halkı gibi Moğol halkı da antik Hu göçebelerinin kültürel ve etnik mirasına sahiptir ve khuuchir olarak bilinen xiqin’in Moğol versiyonu, bu ortak mirasın kanıtıdır.
Although 22 Arab countries cannot unite politically, Arab music and songs unite Arabs with art from their hearts.
Why can’t Turks unite more countries in the same heart in music? Wouldn’t it be better to unite with the 9 worldwide regions of Turks with songs, folk songs, one voice, one heart, one heart, one heart and start with Turkish music instruments, melodies, sounds and breath?
22 Arap ülkesi siyasi olarak birleşemeseler de Arap Müziği ve şarkıları Arapları gönüllerinden sanat ile birleştiriyor.
Neden Türkler müzikte böyle 20 ülkeyi aynı kalpte buluşturamıyor. Turan’ın 9 Bölgesi ile birleşmeye şarkılar, türkülerle tekses, tekkalp, tekgönül ile Türk Müziğinden çalgılarından, ezgilerinden, seslerinden, nefesinden başlasak iyi olmaz mı?
Anadolu, Rumeli-Balkanlar, Kafkasya, Mezopotamya, Horasan, Türkistan, Azerbaycan (Kuzey-Güney), İdil Havzası (Rusya), Doğu Türkistan (Çin)
Fikrimin ilham kaynağı National Arab Orchestra.
Mozart Türk Marşını bestelemiş büyük bir başlangıç. Umarım Ulusal Türk Orkestrası da olur.
“Türk anayurdunun bugünkü Başkırdistan çevresinde olduğunu gösterdi.” “Çok söylenen ama çerçevesi kurulamayan Sümer bağlantısını bu bölge üzerinden kurdu.” “Ergenekon hadisesinin tarihlemesini ilk kez o yaptı.” “Karadeniz kuzeyindeki Türklüğün eskiliğini yine ondan okuduk.”
Abstract: Archaeology of the Early Turks: An Archaeological Perspective on the Homeland Problem of the Turks, Prof Dr Şevket Dönmez Writing systems Troubled Homeland…
Şevket DÖNMEZ* Prof. Dr. Şevket Dönmez, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı, Beyazıt 34453 İstanbul, Türkiye. [email protected] Turks are the…
“Türkler Önasya’ya uzak yerlerde değil, yakın bir coğrafyada ortaya çıkmıştır. Dilimizdeki orijinal tarım terimleri de bunu kanıtlıyor.” Prof Dr Şevket Dönmez
Orta Asya Tezi: Bu tezi savunan en önemli isimlerden biri, Türk tarihçiliğine önemli katkılarda bulunan Merkezî Asya Tarihi Araştırmaları Derneği‘nin kurucusu Prof. Dr. Halil İnalcık‘tır. İnalcık, Türklerin kökeninin Orta Asya bozkırlarında olduğunu ve buradan dünyanın çeşitli bölgelerine yayıldıklarını savunmuştur.
Rüstem Erkul
Türklerin anavatanı neresidir?
Altay, Kafkasya
İlk neresi?
Çıkış Altay, Buzul çağından sonra iklime bağlı olarak Mançurya ile Manş denizi arasında step düzlükleri
Türklerin anavatanı konusundaki farklı tezler nelerdir
Türklerin anavatanı konusu, tarih boyunca pek çok araştırmacı ve tarihçi tarafından incelenmiş ve farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bu farklılıklar, kullanılan kaynakların çeşitliliği, coğrafi keşiflerin artması ve bilimsel yöntemlerin gelişmesi gibi birçok faktöre bağlıdır.
Türklerin Anavatanı Hakkında Başlıca Tezler:
Orta Asya Tezi: Bu tez, Türklerin kökeninin Orta Asya’daki geniş bozkırlarda olduğunu savunur. Hunlar, Göktürkler, Uygurlar gibi birçok Türk devletinin bu bölgede kurulması ve Türk kültürünün Orta Asya kökenli olması bu tezin en güçlü kanıtları arasındadır.
Kuzey Kafkasya Tezi: Bazı tarihçiler, Türklerin bir kısmının Kuzey Kafkasya bölgesinden göç ettiğini ve bu bölgenin de Türklerin anavatanı olabileceğini öne sürerler. Bu tez, özellikle Oğuzların ve bazı Kıpçak boylarının kökenleri hakkında tartışmalarda sıkça gündeme gelir.
İran Platosu Tezi: Bu tez, Türklerin bir kısmının İran platosundan göç ettiğini ve bu bölgenin de Türklerin anavatanı olabileceğini savunur. Bu tez, özellikle bazı Türk boylarının İran kültüründen etkilenmiş olmaları ve İran coğrafyasında yaşayan Türk topluluklarının varlığına dayanır.
Sibirya Tezi: Bazı araştırmacılar, Türklerin kökeninin Sibirya bölgesinde olduğunu ve buradan farklı coğrafyalara yayıldıklarını öne sürerler. Bu tez, Sibirya’da bulunan bazı arkeolojik bulgulara ve genetik çalışmalara dayanmaktadır.
Farklılıkların Nedenleri:
Kaynakların Sınırlılığı: Tarih öncesi dönemlere ait yazılı kaynakların sınırlı olması, Türklerin anavatanı konusunda kesin bir sonuca varmayı zorlaştırmaktadır.
Coğrafi Keşifler: Coğrafi keşiflerin artmasıyla birlikte, Türklerin yaşadığı coğrafyalar hakkında daha fazla bilgi elde edilmiş ve bu da yeni teorilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bilimsel Yöntemlerin Gelişimi: Genetik çalışmalar, dilbilimsel araştırmalar ve arkeolojik kazılar gibi bilimsel yöntemlerin gelişmesi, Türklerin kökeni hakkında daha detaylı bilgiler sunmaktadır.
Siyasi ve Kültürel Etkenler: Bazı tarihçiler, siyasi ve kültürel nedenlerle belirli bir tezi destekleme eğiliminde olabilir.
Sonuç:
Türklerin anavatanı konusunda kesin bir sonuç elde etmek oldukça zordur. Çünkü Türkler, tarih boyunca geniş coğrafyalara yayılmış ve farklı kültürlerle etkileşimde bulunmuştur. Bu nedenle, Türklerin anavatanı tek bir yer olarak değil, geniş bir coğrafi alan olarak düşünülmelidir. Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalar ve yeni keşifler, bu konuda daha net sonuçlar elde edilmesine yardımcı olmaktadır.
Önemli Not: Bu tezlerin hiçbiri tek başına doğru veya yanlış olarak kabul edilemez. Her bir tez, farklı bir bakış açısı sunmakta ve Türklerin kökeni hakkında daha kapsamlı bir bilgi edinmemizi sağlamaktadır.
Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi almak için şu kaynakları inceleyebilirsiniz:
Tarih kitapları: Türk tarihi, dünya tarihi ve Orta Asya tarihi konularında yazılmış kitaplar.
Bilimsel makaleler: Genetik, dilbilim ve arkeoloji gibi alanlarda Türklerin kökeni üzerine yapılan bilimsel çalışmalar.
Belgeseller: Türklerin göçleri ve kültürel mirasları hakkında hazırlanmış belgeseller.
Türklerin anavatanı konusunda farklı tezleri öne süren düşünürler, bilim adamları kimlerdir
Türklerin anavatanı konusu, tarih boyunca pek çok düşünür ve bilim insanının ilgisini çekmiş ve farklı teoriler ortaya atılmıştır. Bu konuda öne çıkan bazı isimler ve görüşleri şöyledir:
Orta Asya Tezi: Bu tezi savunan en önemli isimlerden biri, Türk tarihçiliğine önemli katkılarda bulunan Merkezî Asya Tarihi Araştırmaları Derneği‘nin kurucusu Prof. Dr. Halil İnalcık‘tır. İnalcık, Türklerin kökeninin Orta Asya bozkırlarında olduğunu ve buradan dünyanın çeşitli bölgelerine yayıldıklarını savunmuştur.
Kuzey Kafkasya Tezi: Bu tezi savunanlar arasında Rus tarihçi Vasili Bartold gibi isimler yer alır. Bartold, Türklerin bir kısmının Kuzey Kafkasya bölgesinden göç ettiğini ve bu bölgenin de Türklerin anavatanı olabileceğini öne sürmüştür.
İran Platosu Tezi: Bu tez, Türklerin bir kısmının İran platosundan göç ettiğini savunan tarihçiler tarafından öne sürülmüştür. Ancak bu görüş, genel olarak kabul gören bir tez değildir.
Sibirya Tezi: Bu tez, özellikle son yıllarda genetik çalışmaların gelişmesiyle birlikte daha fazla dikkat çekmiştir. Sibirya’da yapılan arkeolojik kazılar ve genetik araştırmalar, Türklerin kökeni konusunda yeni bilgiler sunmaktadır. Bu alanda çalışan birçok bilim insanı, Sibirya’nın Türklerin anavatanı olabileceği ihtimalini değerlendirmektedir.
Diğer Önemli İsimler:
Otto M. Böthlingk: Türk filolojisi alanında önemli çalışmalara imza atmış ve Türklerin kökeni hakkında görüşler bildirmiştir.
Vilhelm Thomsen: Göktürk yazıtlarını çözerek Türk filolojisine büyük katkılar sağlamış ve Türklerin kökeni hakkında önemli ipuçları vermiştir.
Bertold Spuler: Orta Asya tarihi konusunda uzmanlaşmış ve Türklerin siyasi ve kültürel tarihini incelemiştir.
Günümüzde Durum:
Günümüzde Türklerin anavatanı konusunda tek bir görüş birliği bulunmamaktadır. Genetik çalışmalar, dilbilimsel araştırmalar ve arkeolojik kazılar gibi farklı disiplinlerden elde edilen veriler, bu konuda sürekli güncellenmekte ve yeni teoriler ortaya çıkmaktadır.
Önemli Not: Türklerin anavatanı konusunda kesin bir sonuç elde etmek oldukça zordur. Çünkü Türkler, tarih boyunca geniş coğrafyalara yayılmış ve farklı kültürlerle etkileşimde bulunmuştur. Bu nedenle, Türklerin anavatanı tek bir yer olarak değil, geniş bir coğrafi alan olarak düşünülmelidir.
Adnan Şur, 2002 Dünyamızı doğru algılamak için, edebiyat, bilim, felsefe, şiir ve tarih okumaktan geçeceğini söylüyor Hilmi Yavuz, bu doğrultuda şunları söylüyor:” Dünya kurmaca ise…
Bilgi su gibi akışkandır ve okuyarak okuduklarının paylaşılması ile büyümektedir. Okumak da su gibi besleyicidir, çocukların beslenmelerinin en önemli unsurudur okumak, aldıkları gıdalar kadar…
Ülkemizde 81 şehirde 32.000’e aşkın mahalleler mevcuttur. Ortalamada her şehirde 400 mahalle vardır. Eski düzene modern anlayış: Mahalle kütüphanesi “mahalle kütüphanesi” – Google’da Ara “Felsefe hobi değil,…
“Benim evimde benim hatırladığım en önemli şey kütüphaneydi, o kadar okunmazdı ama kütüphane çok saygı duyulan bir şeydi oradan beslenmesi en faydalı alışkanlık bu…
Çok Kıtalılık. Türk Dünyası. Yer adları. Türkistan. Türk kavramı. Avrupa. Asya. Afrika. Güney Amerika. Kuzey-Güney Diyaloğu. Doğu/Batı. Kuzey/Güney
ÖZET
Avrupa sadece tek kıtalı izole bir Din (Hristiyan) Birliği’dir. Dünya nüfusunun sadece yüzde 10’unu kapsamaktadır.
BRICS ise Avrupa, Amerika ve Avustralya kıtaları dışındaki Asya, Afrika ve Güney Amerika kıtalarını kapsamaktadır.
Türkiye ise siyasi olarak 200 yıla yol alan bir süredir Avrupa kıtasında olmasına karşın, ekonomik birlik Avrupa Birliği’ne kabul edilmemiştir.
Bu durumda Türkiye, Hindistan ile birlikte Batı değerlerini temsil eden ülkeler olarak BRICS bünyesinde yer alacaklardır.
BRICS, Batı medeniyetinin (ABD ve Avrupa) çöküşünü hızlandıracaktır.
Türkiye, Çin ile Avrupa arasındaki ulaşım bağlantılarını sağlar iken, Türkistan ise BRICS’in kurucularından olan Rusya, Çin ve Hindistan’ın kaynaklarını ve ulaşım bağlantılarını pekiştirecektir.
Türkler tarihleri boyunca tüm kıtalarda yer aldıklarından ötürü BRICS’ın çok kıtalı ana omurgasının kuvvetlendirilmesi adına büyük katkılarda bulunacaklardır.
BRICS kurucusu ilk 4-5 ülkenin ( Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) hiçbirisinin Türkiye’nin yegane özelliği olan çok kıtalılık deneyimleri bulunmamaktadır. Hepsi de bulundukları kıtanın dışında yer almamışlardır. O halde Türkiye BRICS oluşumunun anahtar ülkesi konumuna namzettir aslında.
D8 (müslüman) de AB (hristiyan) gibi bir din birliği olarak tasarlandığından ötürü güdük kalmış ve büyüyememiştir.
Türkiye’nin kıtalararası bir birlik hüviyetini daha da geliştiren BRICS üyeliği Türkiye’nin tarihsel birikimindeki kapsayıcı birlik felsefesi ile birebir örtüşen bir açılım ortaya koyacak ve AB’nin dışlayıcı, hegemon ve tekyanlı bakış açısını etkisiz kılacaktır. Atatürk stratejik aklını bizlere emanet etmiş ama bizler de emanete bırakıp gitmişiz. Atatürk Balkan Birliği ve Sadabad Paktı’nı kurmuştu. Rusya ile ilişkilerde de onun bizzat yönettiği stratejik aklı kullanmalıyız.
0 BRICS, Güney Amerika, Afrika, Asya kıtalarına yayılmış küresel bir organizasyon olup grupta temsil edilmeyen Avrupa kıtasını Türkiye bir Avrupa ülkesi olarak BRICS’e üye olmak…
Beş Kıta. Beş Ülke. Beş Blok. Beş Deniz Beş Yön BM5: ABD. İngiltere. Fransa Rusya. Çin. BM5 topluluğunda üç batı ülkesi yer alırken doğudan iki…
Türkistan ve BRICS
Türkistan, kuzeyden Rusya, doğudan Çin ve güneyden Hindistan ile çevrelenmiştir. Hepsi de BRICS üyeleridir. Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın BRICS başvurusu kabul edildiğinde batısından da BRICS ile çevrelenmiş olacaktır. Dört giriş çıkış yönü de BRICS olacaktır Türkistan ülkelerinin.
Çok Kıtalılık Deneyimi
Üstü örtülmüş gerçekler göz önüne alındığında, BRICS çok doğru ve haklı bir birleşme. Tek kıtalı AB bize zaten uygun değildi, çok kıtalı BRICS bize birebir uymaktadır.
Türk ön takılı yer adlarının sıklığı BRICS açısından ne anlama gelmektedir?
İlk Beş Ülke
Hindistan 202
Türkiye 79
Rusya 53
Irak 48
Pakistan 25
Toplam 207
Diğer 42 ülke Toplamı 455
Dünya Toplamı 662
Türk ön takısı ile başlayan yer adları sayısı anavatan Türkiye’de 79 iken anavatan dışındaki 46 ülkeyi de katar isek 662 sayısına ulaşmaktadır. Türk ön takısı ile başlayan yer adlarının yaklaşık %80’i anavatan Türkiye dışındaki dünya coğrafyalarındadır.
Sıralamada en başta gelen ülkeler ise Hindistan, Türkiye, Rusya, Irak ve Pakistan olarak bir Asya ve yakın gelecekteki BRICS ülkeler topluluğu fotoğrafını bizlere göstermektedir. Bu ise dünya mirası Türk yer adlarının birleştiriciliğinin yegane bir simgesidir.
Kıtalar
Avrupa 22
Asya 15
Afrika 8
Amerika 2
Toplam 47 ülke
BRICS, aday Türkiye’yi de dahil ettiğimizde nasıl dört kıtaya yayılmış bir birliktelik yapısı iken, Türk ön takılı yer adları da aynı şekilde dört kıtaya yayılmış bir görünüm arz etmektedir. O halde Türkiye BRICS oluşumunun anahtar ülkesi konumuna namzettir aslında.
Türkler ise Anadolu Selçuklularından başlamak üzere kasıtlı olarak Bizans olarak ötekileştirilen Roma İmparatorluğu topraklarına indiklerinde Roma devlet aklını Rumi akıl olarak özellikle çok kıtalı yönetim geleneği olarak kurumsallaştırmışlardır. Dünyayı olumlu manada küreselleştirecek olan bu yegane çok kıtalılık aklıdır.
4 kıtadaki 47 ülkeye yayılan Türk ön takılı 662 yer adları Türklerin bu zeminlere ayak bastığının kalıcı izlerini bıraktıklarının sonsuzluğa uzanan nişaneleridir. Türkler dilleri ile dünyayı bir aleme dönüştürmüşler,
Türk kavramının birleştiriciliği dört harfe sığdırılmış ve BRICS’in kapsama alanındaki dört kıtayı kapsayan evrensel bir simgesidir.
Üyeler
Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin Güney Afrika, Mısır, Etiyopya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri.
Asya: Rusya Çin Hindistan. BAE. Arabistan
Afrika: Güney Afrika. Mısır. Etopya
Güney Amerika: Brezilya
BRICS i ilk öneren kişi kimdir
BRICS ülkelerini ilk olarak bir araya getiren ve bu akımı başlatan kişi olarak Jim O’Neill gösterilir. O’Neill, 2001 yılında Goldman Sachs’ta görev yaptığı dönemde “Building Better Global Economic BRICs” adlı bir makale yayınlamış ve bu makalede Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in gelecekte küresel ekonomide önemli bir rol oynayacaklarını öngörmüştür.
Peki, BRICS tam olarak nedir?
BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan büyük bir ekonomik bloktur. Bu ülkeler, dünya nüfusunun yaklaşık yarısına ve küresel GSYİH’nın önemli bir bölümüne sahiptir. BRICS ülkeleri, ekonomik büyüme, siyasi işbirliği ve küresel etkilerini artırmak amacıyla bir araya gelmişlerdir.
BRICS’in oluşum süreci:
2001: Jim O’Neill, BRIC terimini ilk kez kullanır.
2006: Dışişleri bakanları düzeyinde ilk resmi temaslar başlar.
2009: İlk BRICS zirvesi gerçekleştirilir.
2010: Güney Afrika, BRICS’e katılır ve blok BRICS olarak adlandırılır.
Özetle:
BRICS’in kurucusu olarak kabul edilen Jim O’Neill, bu ülkelerin gelecekteki potansiyelini görmüş ve bu ülkeleri bir araya getirerek önemli bir ekonomik bloğun oluşmasına öncülük etmiştir.
Daha fazla bilgi için şu kaynağa göz atabilirsiniz:
Yeni Akdeniz Haritası Levent Ağaoğlu – 23/01/20240 By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Ağustos 06, 2016 Hedefimiz; “Yeni Akdeniz!” Levent Ağaoğlu – 23/01/20240 Yeni Akdeniz neresi, biz bu soruyu kendimize sorduk mu hiç? Pasifik. İşte Kıbrıs…
İpek Yolu uzantısı olarak Via Egnetia Levent Ağaoğlu – 03/05/20240 Avrasya ve Asya-Pasifik ile ticari teması ve kültür alışverişini atalarımız 2000 yıl önce dünyaca bilinen İpek Yolu ile…
Türkiye Akdeniz ve Karadeniz’e kendi sınırları coğrafyası üzerinden çıkabilirken Hazar denizine çıkış ise Gürcistan, Azerbaycan, İran üzerinden olmaktadır. Basra Körfezi’ne çıkış ise Türkiye,…
Rusya, Batı’nın üzerinde hiçbir kontrolünün olmadığı yeni iki nakliye hattı yarattı.
Rusya; BRICS’i ulaşım ağları ile örüyor.
Her iki BRICS hattının da düğüm noktası Azerbaycan.
“Türk hâriciyesinin yaptığı Çin atağı, Türkiye’nin BRICS açılımı, Çin’in ve Rusya’nın arda arda, Asya Türk devletleriyle tertip ettiği toplantılar ve hızlanan görüşme trafiğiyle örtüşüyor. Yine tam bu esnâda Rusya’nın bugüne kadar oluruna bıraktığı Türkiye-Sûriye gerilimine vaziyet etmesi, Esad’ı Türkiye ile uzlaşmaya zorlaması âdeta bunun bonusu.” Doğu Akdeniz ve Kafkasya | Süleyman Seyfi Öğün
Kuzey Güney Hattı
Kuzey: Rusya. Çin
Merkez: Türkiye
Güney: Brezilya. Hindistan. Mısır. Arabistan. Güney Afrika
Yorum: Türkiye, Batı/Doğu’dan Kuzey/Güney’e yol alıyor.
Kuzey-Güney Diyaloğu Kuzey-Güney Diyaloğu Kuzey-Güney Diyaloğu Kuzey-Güney Diyaloğu Kuzey-Güney Diyaloğu TESPİT: Bu açılardan yaklaştığımızda yirmi birinci yüzyılın yeni gelişmeleri karşısında Türkiye’nin önünde gözüken kuzey-güney diyaloğudur….
Türk ön takısı ile başlayan yer adları sayısı anavatan Türkiye’de 79 iken anavatan dışındaki 46 ülkeyi de katar isek 662 sayısına ulaşmaktadır. Türk ön takısı ile başlayan yer adlarının yaklaşık %80’i anavatan Türkiye dışındaki dünya coğrafyalarındadır.
Sıralamada en başta gelen ülkeler ise Hindistan, Türkiye, Rusya, Irak ve Pakistan olarak bir Asya ve yakın gelecekteki BRICS ülkeler topluluğu fotoğrafını bizlere göstermektedir. Bu ise dünya mirası Türk yer adlarının birleştiriciliğinin yegane bir simgesidir.
Kıtalar
Avrupa 22
Asya 15
Afrika 8
Amerika 2
Toplam 47 ülke
4 kıtadaki 47 ülkeye yayılan Türk ön takılı 662 yer adları Türklerin bu zeminlere ayak bastığının kalıcı izlerini bıraktıklarının sonsuzluğa uzanan nişaneleridir.
Evrensel bir Simge
Türkler dilleri ile dünyayı bir aleme dönüştürmüşler, insanlığa armağan etmişlerdir.
Destanlar çağında Oğuz Kağan ve Yazıtlar çağında İlk yazar Başbakan Başkomutan Bilge Tonyukuk ile başlayan seyyahlık, gezginlik geleneği, Yazılar çağında Biruni ile Hind kıtasını seyir etmiş, Evliya Çelebi ile ise üç kıtada 4500 şehire seyahat ederek kitaplaştırmışlardır.
Seyyahlarımız görmekle yetinmemişler, gördüklerini yazıya da geçirerek, insanlık hazinesine katkıda bulunmayı kendilerine vazife edinmişlerdir.
Anlaşılan o ki Türk kelimesi olarak kıtalara, ülkelere, şehirlere, köylere, dağlara, denizlere, nehirlere, sulara, bozkırlara, çöllere nakşedilen insanın alemleri kapsayan macerasının, yaşantılarının kısacık bir ömür ile sınırlı olmadığının ve birleştiriciliğinin dört harfe sığdırılmış evrensel bir simgesidir.
There are two great music tradition in the world; Turkish and Indian.
Attached is a classical turkish music concert from early 1989.
Foreign Ministry and art. Süleyman Seyfi Öğün.29/08/2024 Thursday
India is the geography of a polytheistic culture where multi-coloured worship, rituals and folklore prevail. There is a god or goddess who is the cure for every problem in abundance. Indian music; even if not as much as Indian music, Indian dances have always interested me. Personally, I have done some reading on Indian music and have a considerable archive. In fact, I have always claimed that this music is one of the two most profound traditions of the Orient on the basis of maqam music.
No offence to others, but I must state that the second great tradition on a global scale is Ottoman-Turkish music, even though we have forgotten its value nowadays. In this respect, I have always admired and respected this richness of Indian culture. Indian dances, on the other hand, seemed very strange to me. Every time I watched them, they left a kaleidoscope effect on me. Yes, these dances are very colourful and have a moving structure in which the figures are constantly transformed.
We know that Iran has been historically very close to Indian culture. I have always thought that Iran made a great effort to create its own originality in order not to be crushed under the weight of this rich culture and not to be assimilated by it. They must have realised that they had a very difficult job in music, so they turned to poetry and literature.
We must recognise that they have been very successful in this too. To be honest, again, no offence to anyone, but I believe that a poetry tradition that can rival Iranian poetry does not exist in these neighbourhoods. Iran also succeeded very well in miniature painting. Turks and Persians are neck and neck in tiles. In fact, no one can even come close to the Turks. In music, as I said, Istanbul is unrivalled. https://www.yenisafak.com/yazarlar/suleyman-seyfi-ogun/hariciye-ve-sanat-4641546
Hindistan çok tanrılı; hâliyle çok renkli ibâdetlerin, âyinlerin ve folklorun hüküm sürdüğü bir kültürün coğrafyası. Her bir derdin devâsı olan bir tanrı veyâ tanrıça mebzul miktarda mevcut. Hint müziği; onun kadar olmasa bile Hint dansları alâkamı çekmiştir. Şahsen, Hint müziği hakkında hem bâzı okumalar yaptım hem de hatırı sayılır bir arşiv sâhibi oldum. Doğrusu bu müziğin, ,Şark’ın makâm müziği temelinde en derûnî iki büyük geleneğinden birisi olduğunu hep iddia etmişimdir.
Başkaları alınmasın ama, küresel ölçekte ikinci büyük geleneğin; her ne kadar biz kıymetini bugünlerde iyiden iyiye unutmuş olsak da Osmanlı-Türk mûsıkisi olduğunu ifâde etmeliyim. Bu itibârla Hint kültürünün bu zenginliğine hep hayran olmuş, saygı duymuşumdur. Hint dansları ise bana çok tuhaf gelmiştir. Her seyredişimde bende bir kaleydoskop tesiri bırakmıştır. Evet, çok renkli ve figürlerin sürekli başkasına dönüştüğü hareketli bir yapısı var bu dansların.
İran’ın Hint kültürü ile târihsel olarak çok içli dışlı olduğunu biliyoruz. İran’ın, bu zengin kültürün ağırlığı altında ezilmemek, onun tarafından asimile olmamak için kendi özgünlüğünü meydana getirmek için büyük bir gayret sarfettiğini düşünmüşümdür. Müzikte işlerinin çok zor olduğunun farkına varmış olmalılar ki, şiire ve edebiyâta yüklendiler. Bunda da hakikaten çok muvaffak olduklarını kabûl etmeliyiz. Doğrusu, yine kimse alınmasın ama, İran şiirine rakip olabilecek bir şiir geleneğinin bu civarlarda pek de mevcût olmadığı kanaatindeyim. İran bir de minyatürü çok iyi başardı. Çinide Türkler ve Farslar başabaş gelir. Hatta ise kimse Türklerin yanına yaklaşamaz. Mûsıkide ise, dediğim gibi, İstanbul rakipsizdir. https://www.yenisafak.com/yazarlar/suleyman-seyfi-ogun/hariciye-ve-sanat-4641546