Home Blog Page 182

Türk Yazıtları

1721 yılında Alman bilgin, 1730 yılında İsveçli subay Asya’daki yazıtlarımız araştırırken, o dönemdeki Türk devletleri bundan bihaberdi.

Orhun Yazıtları’nı ilk dilimize çeviren ise 1850-1904 yılları arasında yaşamış olan Fraşereli doğumlu Şemsettin Sami’dir.

Kitabını yayınlatamamış ve varisleri tarafından notları Arnavutluk arşivine teslim edilmiştir.

Elin Almanı, İsveçlisi bizi bizden daha iyi biliyor. Maksat Türklüğü unutturmak. Gagavuzya dedikleri öz be öz GökOğuz Türkü. Adamlar Hristiyan diye Gagavuz deyip geçmiş, keza Konya Karaman’da ki Hristiyan Türkler de mübadele de Rum diye Yunan a gönderildiler.

Türk ün Müslümanı Hristiyanı diye ayrım yapılır mı arkadaş

Turkey is No1 Birthplace of Roman Emperors

Roman Emperors from Turkey:

  • Green = one emperor  6
  • Yellow = two emperors 2
  • Rosa = three emperors 3
  • Orange = four emperors 8
  • Red = forty-eight emperor 48

Total from Turkey: 67 emperors

Total Roman Emperors: 144

67/144: 46,5%

Thanks Emanuele Rizzardi. It seems that most of the birthplaces of total 144 Roman emperors are from Turkey geography for 1480 years longevity.

Following invaluable data and corresponding map is from Emanuele Rizzardi.

Birthplace of all Roman emperors (27 BC-1453 AD), from Augustus to Constantine XI

Given the numerous requests, I rolled up my sleeves and produced a complete map to show all the birthplaces of the Roman emperors from beginning to end.

The provinces are those of 395 because it seemed to me a good division.

The map is obviously approximate and only the emperors of which we have clues to the place of birth have been indicated.

The 5 “Thracian” emperors could have been born in any area within the orange lines.

Legend:
Purple = no emperor
Green = one emperor
Yellow = two emperors
Rosa = three emperors
Orange = four emperors
Brown = nine emperors
Blue = fourteen emperors
Red = forty-eight emperors

Constantinople, Rome and Sirmium are the cities where roughly 2/3 of the emperors were born.

Coming from Egypt or Britain did not bring good luck, because they are the only macro-regions without even a sovereign!

PS: these maps are very time consuming to make, thanks to those who sometimes offer me a coffee with the purchase of a book.

L’ultimo Paleologo – Emanuele Rizzardi

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=530292735772362&set=pb.100063749209824.-2207520000.&type=3

Cumhuriyet ve Halk

Ses Kaydını dinlemek için lütfen aşağıdaki görselin sağ alt köşesindeki ok şeklindeki butonu tıklatın.

2020.10.31

Merhaba dostlarım bugün 31 Ekim 2020 Cumartesi.

İki gün önce 97nci yılını kutladığımız Cumhuriyet Bayramı nedeniyle sizlerle Cumhuriyet kavramını değerlendirmek istiyorum. Bu değerlendirmedeki maksat, cumhuriyetin içeriğinin kendisinin yabancı uygulamalara ve kaynaklara bağlanmış olması gerçeğidir.

Halbuki, Mustafa Kemal Atatürk laiklik örneğinde olduğu gibi ki Tuğrul beyin Bağdat’a girişinde yaptığı bir uygulamadan, devlet ve din işlerini ayırmak şeklindeki uygulamadan esinlenmiştir, yine aynı şekilde Cumhuriyet kavramı da köklerini aslında Batı’daki Roma veya Fransız Cumhuriyetleri örneklerinden değil, Türklerin kendi tarihsel yaşantılarından almaktadır. Konuşalım üzerinde.

Türk Yazıtları incelendiğinde 103 tane yazıt incelendiğinde bunun neticesinde, Yazıtlarda Hatice Şirin User tarafından yayınlanan Eski Türk Yazıtları, kalın bir kitap, kitabın ekinde istatistikler var. O istatistikleri biz kendimiz tekrar bir sınıflamaya tabi tuttuğumuzda 103 tane yazıttaki ki bunlar çoğunlukla birinci ve ikinci Göktürk dönemine ait yazıtlardır. Yazıtlarda en çok kullanılan kelimenin Halk olduğunu, yani Bodun kelimesi, o zaman, Bodun olduğunu tespit etmekteyiz.

Buradan çıkan önemli bir gerçek var. Türk Kağanlığı, Göktürklerin devleti Türk Kağanlığı, halkı devletin yönetiminde esas almıştır. Çünkü neden bu böyledir? Yaşamak için Kağanlık, yani Göktürk Devleti savaşmak zorundadır. Savaşmak için de insanın, halkın gücüne ihtiyacı o vardır ve o zaman yönetimde halk söz sahibidir ve bütün sistem Tanrı (Tengri) ve Halk hepsi Gök’le ilişkilendirilmiştir ve devletin görevi halkın mutluluğudur.

Cumhuriyet aslında Türk tarihinin geçmişinde olan bir gerçektir. Bu Gök Türk devletinde böyledir ve yazıtlara da bu şekilde yansımıştır.

Esas olan halktır, halkın mutluluğudur. Kağanın görevi kendisini zenginleştirmek değil, hanedan değil halktır. Şimdi bu gerçek daha sonraki devam eden yüzyıllarda hanedan yapılarının Türk devletlerinde kurumsallaşmasıyla birlikte halktan kopma yaşanmış ve halk dinamo gücünü bu şekilde yitirmiştir, ikinci plana atılmıştır. Atatürk‘ün cumhuriyeti ilan edişi aslında bu başlardaki, köklerdeki halk olgusuna dönüştür.

Atatürk‘ün en çok esinlendiği kaynaklardan olan kurucu sosyolog Ziya Gökalp‘in bir tespiti vardır. Sözümüzü onunla tamamlayalım.

“Deha halktadır, halktan alacaksınız, ne alacaksanız. Bütün yükseliş atılımlarının kaynağı o.”

Iyi bir haftasonu dileklerimle, hoşçakalın.

 

 

 

🍀 LEVENDNAME 🍀 QUOTES 🍀

QUOTES & LA

Levend’nâme

Turkish Inscriptions

While a German scholar, Daniel G. Messeschmidt in 1721 and a Swedish officer Strahlenberg in 1730 were researching Turkish inscriptions in Asia, the Turkish states at that time were unaware of this.

The one who translated the Orkhon Inscriptions into our first language is Şemsettin Sami, born in Fraşeri, who lived between 1850-1904.

He could not publish his book and his notes were delivered to the Albanian archive by his heirs.

The German and the Swede know us better than Turks. The aim is to make people forget Turkishness. The very essence of what they call Gagauzia is the GökOguz Turk. The men called Gagauz as Christians, and the Christian Turks in Konya-Karaman were sent to Greece as Greeks in the population exchange.

A distinction is made between Turk’s Muslim and Christian.

Türkiye/Turkey Chronology

The first use of the Turkey name, TRYCAE, accepted by the scientific community, was recorded in the 1st century AD by Roman historians named Pomponius Mela and Plinius. The people living in the east of Azov were recorded as Turcae/Tyrcae. Expressions close to the word “Turk” are found in Chinese sources in BC. It takes place in the 3rd century. Two Türkiyes (Tourkia) are mentioned in Byzantine sources, the first of which is “western Turkey”, which is the territory of present-day Hungary.

Yavitsas pistos krales Türkiyas

Yavitsas pistos Krales Turkiyas
To Turkey’s Loyal King YagBuca, Geyza.

Source: “The name Hungarians gave to them was Turkish” Prof Dr Osman Karatay

“Géza, faithful king of Tourkia, the land of the Turks”

The other is “eastern Turkey” and the territory of today’s Ukraine. These states are the Caspian state, which is referred to as Eastern Turkey, between the years 651-983, it dominated those lands, mainly covering the whole of Ukraine.

Another conclusion that comes out of this is that the Turkish states in Hungary, which is called western Turkey, Ukraine, which is called eastern Turkey, and in southern Egypt, which is also called Devlet it Turkey, are all Kipchak Turks.

As we recall and renew the information about our history that has been forgotten, we become aware of the facts, albeit late.

Türkiye Chronology

  1. Turcae (Herodotus, 500 BC)
  2. Tyrcae (Pomponius, Plinius AD.1st century)
  3. Tourkia (Khazaria) (Byzantine sources) 650 AD: The name “Eastern Turkey” was given to the Khazars by the Byzantines.
  4. Tourkia (Hungary) (Byzantine sources) 650 AD: The name “Western Turkey” was given to the Hungarians by the Byzantines.
  5. Turchia (1200 AD, Italian)
  6. Devlet it Türkiye (MS.1250 Egypt): “Al-Dawlat al-Turkiyya” (State of Turkey) A name given to the Mamluks.
  7. Tujue (Chinese)
  8. “Turkestan” (Persian)
  9. The name “Türük el” is a name mentioned in the Bilge Kagan Monument.
  10. The name “Turcarum Imperium” (Turkish Empire and its derivatives) is a name given to the Ottoman Empire by the Europeans. Although the Ottomans did not use this name, they used the name “Turkey” since the 19th century.
  11. Turkey (1923)

Bibliyografya Felsefesi

Bibliyografya

305, MÖ: Kallimakhos, İskrenderiye
1609: Katip Çelebi
1670’ler: “Kitapların yazılması”, Yunanca bibliographia’dan “kitapların yazılması”, biblion “kitap”tan (bkz. biblio-) + graphos “çizilmiş veya yazılmış”.
1803: “Kitapların, yazarların, yayınların vb. incelenmesi” anlamı 1803’e aittir.
1814: Bir konunun literatürünü oluşturan kitapların listesi” anlamı 1814’te onaylanmıştır.

Kallimakhos

Kallimakhos (/kæˈlɪməkəs/; Greek , Kallimakhos; 310/305– 240 BC) Libya’da yer alan Kirene’deki Yunan kolonisinin yerlisiydi. İskenderiye Kütüphanesi’nde çalışan şair, eleştirmen ve bilim insanıydı. Mısır – Yunan Firavunları Ptolemy II Philadelphus ve Ptolemy III Euergetes’in himayesindeydi. Hiçbir zaman baş kütüphaneci olmadı. Kütüphanenin içeriğine dayalı bir bibliyografik araştırma yapmaktan sorumluydu. Bu, 120 cilt uzunluğundaki Pinake’leri, eski Yunan edebiyatı tarihi üzerine daha sonraki çalışmalar için temel oluşturdu. Helenistik çağın en üretken ve etkili alim-şairlerindendir.
İskenderiye kütüphanesinin yer aldığı İskenderiye kütüphanesi bibliyografya bilimine öncülük etmiştir. Düşünür yanı ağır basan bir şair olan Kallimakhos tarihte ilk kez kitapları listeleme ve kitaplardan antolojiler geliştirme konusuna el atmıştı.
Libya’daki Yunan kolonisinin vatandaşı olan Kallimakhos’un (310/305– 240 BC)  ardından Katip Çelebi (1609-1657) Osmanlı coğrafyasındaki çok sayıda şehirlerde yer alan kütüphaneleri dolaşarak devrimsel anlamda değişiklikleri içeren bibliyografyasını meydana getirmiştir.

Akdeniz Medeniyeti

Böylece Akdeniz medeniyetinin öncüleri olan Yunanlılar ve Türkler bu bilimde en ön saflarda yer almaktadırlar.
Buradaki kritik soru işareti şudur. İçinde bulunduğumuz dijital çağda insan beyninin ürünü olan bibliyografyaya ihtiyaç bulunmamakta mıdır, yoksa algoritma mantıklı dijital beyinler, yapay zekalar ile makineleşmış, mekanikleşmiş bir bibliyografya çağına mı girmiş bulunmaktayız.
Harezmi
Özbek Türkü Harezmi
Aslında değinmemiz gereken bir konu da algoritmanın kelime anlamının Al Harezmi olduğunu ve Harezmi’nin Özbek Türkü bir matematikçi ve filozof olduğunu, hezarfen olduğunu unutmamalıyız. Algoritma sözcüğü Ebu Abdullah Muhammed bin Musa el Harezmi‘nin Latince isminden kaynaklanır.
Burada da tekrar bu mantık içerisinde yine bu sefer İç Asya bölgesinden ki orası da bir Akdeniz idi, etkileşim anlamında Akdeniz’de bir Harezmi görmekteyiz.
Sıfır ile matematiksel işlemler başlatan Harezmi bu konuda öncü bir kişidir.  Sıfırı felsefi anlamda, kavram anlamında geliştiren Hint felsefesidir. Bakın bibliyografya yolculuğumuz doğu Akdeniz’deki Libya’dan başladı yine Doğu’daki Hindistan‘a kadar uzanmış olduk. Doğa dediğimiz zaman da mekanikle sınırlanmayan, doğallık içerisindeki bir boyutla karşı karşıyayız.

Kitap Medeniyeti ve Bibliyografya Bilimi

Kitap kavramından yola çıktığımızda karşımıza bir harita çıkmaktadır. Bu harita doğu Akdeniz haritasında Türkiye kıyılarında Bergama, Efes, Milet, Mısır kıyılarında İskenderiye, Fırat ve Dicle nehirleri havzasındaki Bağdat’ta Beytül Hikmet (bilgelik evi), bu haritanın üçgen teşkil ettiği alanların köşe taşlarıdır.
Daha sonradan Osmanlı döneminde bu kütüphanelere İstanbul Süleymaniye yazmaları kütüphanesi de dahil olacaktır. İstanbul, yazmaların en çok yer aldığı bir kütüphanedir dünyada.
Şimdi bu açıdan bakıldığında tabii ki bibliyografya bilimi de bu şekilde kütüphanelerin en çok sayıda olduğu bir coğrafya sahasında başlayıp gelişmiş ve bugünlere gelmiştir.

Katip Çelebi

17. yüzyılda esas olarak kullanıma giren bibliyografya terimi ile birlikte Türkiye’den Katip Çelebi de bu yüzyılda yaşamıştır ve bir şaheser bibliyografya meydana getirmiştir; 15.000 künyeli Keşf El Zünun.
Keşf el-Zunun an Asâmi el-Kutub ve el-Fünûn: Arapça yazılmış 15.000’e yakın kitap ve 10.000’e yakın yazarı tanıtan büyük bir bibliyografya ansiklopedisi mâhiyetindedir. Mısır’da, Almanya’da, İstanbul’da basıldı. Latince ve Fransızcaya çevrilmiştir.
İlimlerin sayımını ve taksimini konu edinecek ölçüde, kitapları (kütüb) ve ilmî disiplinleri (fünûn) içeren geniş muhteviyatlı bir eserdir. Müellifi tarafından sonradan “Keşfü’z-Zunûn an Esamü’l-Kütübi ve’l-Fünûn” şeklinde adlandırılmıştır.
Katip Çelebi’nin açtığı bu yolda ülkemizdeki bilimsel disiplinler kendilerine kılavuzluk edecek bir pusulayı, bibliyografyaların zengin bir şekilde oluşturulması sayesinde temin edeceklerdir.

İnsan Beyni (Zihin) ve Yapay Zeka

Bu oluşturma işleminde de aslolan insan beyni merkezde olacak şekilde Yapay zeka ve benzeri arama motorları ve bu konuda insan beynine yardımcı olacak aletler ve unsurlardır.  Bağlantılar kurma konusunu insan beyninin kapasiteleri açısından değerlendirmeliyiz. Bu sonsuz kapasitenin gücüne hiçbir yapay alet erişemeyecektir.
Burada önemli diğer bir unsur ise Türkçenin matematiksel yapısının bibliyografya bilimi açısından getireceği olanaklar ve sonsuz ufuklardır. Türk dili konusu bibliyografya biliminin gelişimi açısından başat bir ilerletici unsurdur.
İnsan zihni ile üretilen bibliyografya beş duyunun eseridir. İnsanidir. Duygulardan yoksun algoritmalar, Google tarzları, gerçek dünyayla alakasız sanal bir dünyanın üreteceği listeler aslında başka bir şekilde adlandırılmalıdır. Adı üstünde yapay zeka.
Enine boyuna düşünmek ile kestirme yollardan giderek, konuları basite indirgeyerek incelemek farklı rotalardır. Önemli olan çözümler üretmektir ve fakat hangi düzeyde olursa olsun entelektüel düzeyde kesin hükümlere varmak konusunda aceleci bir tavır izlenmemelidir.
Küresel Atlantik Çağı, kadim Akdeniz medeniyetinin fersah fersah uzağındadır halen. Kallimakhos ve Katip Çelebi’nin temellerini attığı bir bibliyografya bilimi, insan zekasının bir ürünü olarak daha da geliştirebilme sürecindedir. Bibliyografyanın bilinen katkılarının dışında yapabileceği en büyük katkı kitaplarla haşır haşır neşir olmanın, kitaplarla ilgili çapraz listeler yapmanın yıllar içerisinde insan zihninde oluşturacağı birikim ve katkıların analiz ve sentezinden üretilecek kıymetli fikirlerdir.
Bu bakış açısı ise tek kelimeyle söyleyebilirsek ufuk ötesini görebilme yetisidir.
Henüz daha insan beyninin sonsuz olan kapasitesini çok sınırlı bir şekilde kullanan günümüz insanlığının önündeki vazife, insan beynini beyni ile ilgili bilgilere bilim eşliğinde ulaşabilmektir, insan beyninin sonsuz kapasitesini kullanarak, bibliyografya bilimine yeni ufukların açılmasıdır. Bu noktada ise yapay zeka, Google arama motorları gibi teknikler ise yardımcı unsurlardır, hiçbir zaman asla insan beyninin yerini tutamazlar.
Görmemiz gereken asıl nokta ise insan beyninin yegane olduğu ve sonsuz üretim kapasitesi ile birlikte kitapların künye bilgilerinden hareketle hangi noktalara, hangi yenilikçi noktalara ulaşabileceğidir.
Katip Çelebi’nin ardından gelen Seyfettin Özege, Fuat Sezgin, Türker Acaroğlu, Bülent Ağaoğlu  gibi Türk bibliyografları zihinlerinde barındırdıkları yüzbinlerce bibliyografik künye bilgilerinin yaratacağı fırsat ve fikirler, Türk Bilim Dünyası için hazine değerindedir.
……………………………………………………

bibliography (n.)

1670s, “the writing of books,” from Greek bibliographia “the writing of books,” from biblion “book” (see biblio-) + graphos “(something) drawn or written” (see -graphy).The meaning “the study of books, authors, publications, etc.,” is from 1803. The sense of “a list of books that form the literature of a subject” is attested by 1814. Related: Bibliographic.

biblio- 

word-forming element meaning “book” or sometimes “Bible,” from Greek biblion “paper, scroll,” also the ordinary word for “a book as a division of a larger work;” originally a diminutive of byblos “Egyptian papyrus.” This is perhaps from Byblos, the Phoenician port from which Egyptian papyrus was exported to Greece (modern Jebeil, in Lebanon; for sense evolution compare parchment). Or the place name might be from the Greek word, which then would be probably of Egyptian origin. Compare Bible. Latin liber (see library) and English book also are ultimately from plant-words.

word-forming element meaning “process of writing or recording” or “a writing, recording, or description” (in modern use especially in forming names of descriptive sciences), from French or German -graphie, from Greek -graphia “description of,” used in abstract nouns from graphein “write, express by written characters,” earlier “to draw, represent by lines drawn,” originally “to scrape, scratch” (on clay tablets with a stylus), from PIE root *gerbh- “to scratch, carve” (see carve).

algorithm (n.)

1690s, “Arabic system of computation,” from French algorithme, refashioned (under mistaken connection with Greek arithmos “number”) from Old French algorisme “the Arabic numeral system” (13c.), from Medieval Latin algorismus, a mangled transliteration of Arabic al-Khwarizmi “native of Khwarazm” (modern Khiva in Uzbekistan), surname of the mathematician whose works introduced sophisticated mathematics to the West (see algebra). The earlier form in Middle English was algorism (early 13c.), from Old French. The meaning broadened to any method of computation; from mid-20c. especially with reference to computing.  https://www.etymonline.com/word/algorithm

https://www.felsefe.gen.tr/kallimakhos-kimdir/

https://leventagaoglu.blogspot.com/2017/03/the-origins-of-bibliography-first.html

http://leventagaoglu.blogspot.com/2017/03/bibliyografyanin-felsefesi-ve-onemi.html

 

 

 

 

Memories from Hong Kong, South Horizons 1997-2001

Social Club near the sea coast

I was walking at South Horizons and watching the vessels up to Aberdeen.

No more Jumbo Restaurant

The Mall. I try to remember the name.

Precious moments in HK

For sending these photopraphs, I am thankful to Dear Andy Lee of StarExpressasia     

 

Geçtim âlemlerin bezminden

 
Prof Mehmet Genç Bilgemiz ve Kardeşim Bülent Ağaoğlu ile
Mehmet Genç hocamız ile..
Filozof bilgemizi, Teoman Duralı Hocamızı dinlerken..
Kumkapı Çeşmesi akıyor kalbimden

Sevdalar geçiyor gönlümden

Geçtim âlemlerin bezminden

Gözlerimi dünyaya açtım

Bezmi Âlemden

22.09.2021

Tonyukuk Yazıtı’nda TÜRK

29 Temmuz 2022’de Azerbaycan Medeniyet Bakanlığı desteğiyle Gence yaylalarında yapılan II Milli Yayla Festival alanındaki “Göktürk alfabesi ile TÜRK yazısı şeklindeki standların” görüntüsüdür.

Selam olsun Azerbaycan’a, Gence yaylaklarına!

Darısı tüm Türk yurtlarına olsun!

TÜRK kimliğinin Türkistan ülkelerinde öne çıkarılması açısından Tonyukuk Yazıtındaki Göktürk alfabesi ile TÜRK ifadesi, Gence, Azerbaycan Festivalindeki benzer uygulamalarla Rusların dayattığı parçalanmış kimliklerin yerini alabilir.

Yıl 2008. Çinliler Bunu da Yaptı. Vatikan’dan ve Pentagon’dan, Daha Büyük, Ejderha Biçiminde Havaalanı Tamam.

Tonyukuk Yazıtında TÜRK

Türk ülkeleri Başkent havaalanları terminal binaları neden bu şekilde olmasın?

  • Ankara TÜRK HavaLimanı
  • Aşkabat TÜRK HL
  • Bakü TÜRK HL
  • Taşkent TÜRK HL
  • Almata TÜRK HL
  • Bişkek TÜRK HL

Ne dersiniz Sevgili Dostlar?

TÜRK, büyük bir siyasi güç değil midir?