Home Blog Page 14

Tonyukuk Stratejileri

Tonyukuk Seferleri Haritası

Tonyukuk, Göktürklerin tutsaklık yıllarında, Çin’de Çin Seddinin dışındaki topraklarda doğmuştur, Çin’de eğitim görmüştür, Hapishaneden kaçana değin Çin’de geçen yaşantısı, Çin stratejilerini ve Çinli karakterini çok iyi biliyor olması kendisini bizim ilk Sinoloğumuz yapmıştır ki ardından gelen Harezmi ve Biruni gibi Hindologlarımızın da, yabancı kültürleri tanıma anlamında da öncüsüdür.

Çin’de hapiste bulunduğu yerden kaçarak Gök Türk Devleti’ne sığınan Tonyukuk’un Kutlug tarafından Apa Tarkan tayin edilmesiyle devlet esas kuvvetini aldı. Tonyukuk’un yaptığı planlar ve uyguladığı stratejiler sayesinde devlet sağlam temellere oturtuldu.

Tonyukuk’un Savaş Sanatı

Savunma sanayii araçları Kıbrıs Harekatı ile ilk canlanışı yaşar. ABD’nin ıskarta uçakları. Savaş Akademisi (Aristo, İskender) Askeri Strateji incelenmemiştir. (Tonyukuk kitabı, ABD’li uzman)

Çinli Sun Tzu’nun Savaş Sanatı kitabı 2500 yıllık bir dünya klasiği iken ve Türklerle savaşı anlatırken, Yazıtlar ile (Tonyukuk, Bilge Kağan, KülTigin) taşa kazınan Türk Savaş Sanatı metinlerinin evrensel klasik haline gelememesinin sebep ve sorumluları kimlerdir?

Katkısı/Bilge Tonyukuk’un Stratejileri

• İlk Deniz Seferi
• İlk Stratejist
• İlk iç hatlar stratejisi

Tonyukuk’un Misyonu; Birlik ve genişlemedir.

Dış Strateji: Atatürk ile Hatay, Menderes ve Ecevit ve Erbakan ile Kıbrıs, Özal ile Irak (Musul Kerkük) ve Türkistan, Demirel ile Rusya, Erbakan ile D8, Erdoğan ile Ortadoğu (Mısır ve Suriye) konusunda yapılan hamleler ile Türkiye, köklerdeki Oğuz Kağan-Bilge Tonyukuk’un, Birlik ve genişleme misyonuna dönüş yapmıştır ve yapmaya devam edecektir.

700 lü yıllarda dikilen Göktürk Yazıtları Devletimizin vizyoner bakışlı 100er yıllık kutlamalarında yerini almalıdır. Kadim zamanlar düşünürlerimizin mahzunluğuna son verelim, ruhlarını hep beraber esen kılalım. Böyle örneklerin çoğalmasını dileriz.
Tonyukuk’un sağladığı birlik daha sonra devam ettirilemedi, birliğe karşı gelen Dokuz Oğuzlar (Uygurlar), Göktürk Devleti’ni sonlandırdılar. Geldiğimiz noktada ise Sezai Karakoç’un ifade ettiği tarzda “çözümün büyük haritasını hazırlayamadık”. Türkiye ve Türkistan zihin haritalarındaki dağınıklık ve parçalanmışlık, aşılması gerekli büyük bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Doğruyu söyleyen dokuz köyden kovulur. Yazıtlar arası 400 km’dir.

Çin Kaynaklarında Bilge Tonyukuk Stratejileri

Teslim olan aileleri alınca Bilge güneye akın yapmak planları yapıyordu.

Tonyukuk dedi ki:

“Tang reisi cesur ve bilgili insanları barış ve refah içinde, fırsat doğmazsa, ayrılık çıkmazsa harekete geçilmemeli. Bizim milletimiz yeni (henüz) toparlandı. Hasta ve yorgunlar. Beslenmeleri için üç seneye veya daha fazlasına ihtiyaç var. Ondan sonra bakışımızı değiştirir ve harekete geçeriz.”

Bilge yine şehirlerin etrafını surlarla çevirip budist tapınağı yapılmasını istedi.

Tonyukuk dedi ki:

“Olmaz, Gök-Türk insan ve hane sayısı çok az. Çin’in yüzde birine yetişmiyor. Buna rağmen genelde karşı karşıya gelebiliyoruz. (savaşabiliyoruz). Suları otlakları takip ederek, bir yerde uzun süre durmayarak ikamet ediyoruz. Av bizim mesleğimiz. İnsanların hepsi savaşçılığa antremanlı, bundan dolayı eğer kuvvetliysek askerlerle akın yapabiliriz. Zayıf olursak dağlarda ormanlarda gizleniriz. T’ang askeri çok olmasına rağmen kullanımsız. Eğer surlu şehirleri inşa edersek, eski geleneklerimizi değiştirirsek, bir kere mağlup olursak avantajımızı kaybeder, T’ang’a teslim oluruz. Ayrıca Budizm öğretisinin metodları insanlara zayıf olmayı öğretir. Kuvvetli olmanın, silah kullanmanın yolunda faydasızdır. Kumlamaz (inşa edilemez).”

Bilge ve diğer devlet adamları onun plan ve stratejilerini derinden kabul etti.

Sekizinci yılın kışında (720) Yü-shih-tai-fu Wang Chün, Shuo-fang başkumandanı olarak batıda Basmılları, doğuda Hsileri, Ch’i-tanları iki yabancıyı çağırdı. Ertesi yılın sonbahar başlangıcındaki vakitte, Shuo-fang ordusunun da hareketiyle birkaç yoldan girecekler. Chi-lo Suyunun yukarısında Gök-Türkleri bir baskınla yakalayacaklardı. Bilge duydu ve çok korktu.

Tonyukuk dedi ki:

“Basmıllar şimdi Beşbalık’ta iki yabancı doğu ve batı olmak üzere çok uzaktalar. Güçlerini birleştiremezler. Wang Chün’ün atları askerleri buraya gelmeyi planlayamaz. Eğer gelirlerse, onlar varmadan, çadırlarımızı kuzeye üç günlük yola naklederiz. T’ang askerinin yiyeceği biter ve geri giderler. Ayrıca Basmılların hafif (güçsüz) olması iyi avntaj, önce geleceklerini duydum. Wang Chün ve Chang Chia-chen birbirlerine yardım etmezler. İmparatora teklif ettiği şeyler yapılmazsa hareket etmeye cesaret edemezler. Eğer Wang Chün’ün asker ve atları gelmezse, Basmıllar yalnız varır. Biz de o halde onları bozguna uğratırız. Gücümüzle hallederiz.”

Basmıllar neticede Gök-Türk merkezine vardılar. Wang Chün ve Chi’-tan, Hsi’ler gelmedi. Basmıllar korkup geri çekildiler. Gök-Türkler saldırmak istiyorlardı.

Tonyukuk dedi ki:

“Bu halk evlerinden bin li ayrıldı. Ölümüne savaşırlar. Saldırmak zamanı değil. En iyisi takip edelim.”

Pei-t’ing’e iki yüz li kala Tonyukuk ordusunu çeşitli kollara ayırıp önce Beşbalık (Pei-t’ing)’ı kuşatmaya başladı. Uzun süre takip ettikten sonra çarptı. Basmılların halkının hepsi Gök-Türkler tarafından yakalandı. Onların reislerinin erkek kız bütün çocukları yakalandı ve geri dönüldü. Tonyukuk, askerleriyle ilerledi Ch’iht’ing (bugün Kansu’da Lung-hsien’in batısında)’e çıktı. Liang eyaletinin koyun ve atlarını yağmaladı. Yang Ching-shu, Liang eyaleti askeri valisi (tu-tu), yardımcı general P’an Kuan unvanlı Yian Ch’eng’e askerleriyle takip edip saldırmaya gönderdi.

Tonyukuk dedi ki:

“Yang Ching-shu eğer kaleyi savunuyorsa barış, eğer askerleriyle ortaya çıktıysa savaşmanızı emrediyorum. Şimdi zafer kazanabiliriz. Başarı gelmeli.”

Bilge Kağan, teslim olan aileleri elde edince güneye akın yapmak istedi.

Tonyukuk dedi ki:

“T’ang reisi cesur ve kuvvetlidir. İnsanları huzur ve refah içindeler. Fırsat doğmadıkça hareket edemeyiz. Bizim halkımız yeni toplandı. Hasta ve zayıflar. Beslenip kendilerine gelmeleri için üç yıldan fazla zamana ihtiyaç var. Değişimi (gelişmeleri) görür ona göre harekete geçeriz.”
.

2693 a

Bilge yine şehirlerin etrafına surlar yaptırmak ve Budist mabedleri inşa etmek istedi.

Tonyukuk yine dedi ki:

“Olmaz. Türklerin hane sayısı az. Çin’in yüzde biri bile değil. Genellikle karşı gelebiliyoruz. Suları otklakları takip ederek bir yerde sürekli ikamet etmeyerek yaşıyoruz. Avcılık insanların mesleği. İnsanların hepsi savaş için eğitimli, kuvvetliysek yağmaya giriyoruz. Zayıfsak dağlara, ormanlara saklanıyoruz. T’ang askeri her ne kadar çok ise de idaresi faydasız (savaş için). Eğer surlu şehirler inşa edersek, bir hücumda kaybedilir. T’anglıların avantajına olup, ele geçirirler.

Ayrıca Budizm insanları zayıflatır. Savaş alanlarında faydası yoktur. Mabetler inşa edilemez.”

Bilge Kağan ve diğerleri onun dediklerini derinden etkilenip kabul etti.

Sekizinci yılın kışında (720) Yü-shih-tai-fu unvanlı Wang Chün, Shuo-fang başkumandanı olarak, batıdan Basmılların, doğudan Ch’i-tan, Hsi gibi iki yabancının o yılın sonunda hareket ettirilmesini, Shuo-fang ordusunun da ilerlemesiyle Gök-Türklerin Chi-lo suyunun yukarısındaki merkez otağlarının basılmasını rapor etti. Bilge bunu duyunca çok korktu.

Tonyukuk dedi ki:

“Basmıllar şimdi Pei-t’ing’de iki yabancı (Liang-fan) doğuda, birbirlerine çok uzaklar. Güçlerini birleştirip hareket edemezler. Wang Chün’ün askerleri buraya gelemez. Eğer gelirlerse, onlar varmadan çadırlarımızı üç günlük yola naklederiz. T’ang askerlerinin yiyecekleri biter, geri giderler. Ayrıca Basmıllar hafif (güçlü değiller). Duydum ki önceden gelecekler, bu iyi bir avantaj. Wang Chün ile Chang Chia-chen birbiri ile anlaşamaz. Eğer istedikleri yerine getirilmez ise hareket etmeye cesaret edemez. Eğer Wang Chün’ün eşekleri ve atları gelmez ise Basmıllar yalnız gelirler, saldırıp kolayca ele geçiririz.”
Basmıllar neticede Gök-Türklerin merkezine vardı. Wang Chün ve İki yabancının askerleri gelmedi. Basmıllar korktu ve geri çekilip gittiler. Gök-Türkler onlara saldırmak istediler.

Tonyukuk dedi ki:

“Bu halkın evi bin li uzakta sonra saldırırız. Şimdi saldırma zamanı değil. En iyi onları takip etmektir.”

Pei-t’ing’e iki yüz li kalınca Tonyukuk orduyu yollara ayırdı. Önce Pei t’ing’i ele geçirdiler. Sonra Basmılları mağlup ettiler. Halklarının kadın erkek hepsi Gök-Türklere esir düştü. Dönüşe geçtiler. Tonyukuk askerleriye Ch’ih-t’ing’e girdi. Eyaletin at ve koyunlarını yağmaladı. Yang Ching-shu, Laing eyaleti askeri valisi, yardımcı general ve P’an-kuan olan Yüan Ch’eng’ı Gök Türklere karşı savaşa gönderdi.

Tonyukuk dedi ki:

“Eğer Ching-shu kalede kalıp savunmaya geçti ise barış yaparız. Eğer askerlerini çıkarıp buraya geldi ise, bu bizim lehimize avantaj, savaşalım. Başarı bizim. ”

Ching-shu’nun emrindeki askerler Ch’i-tan’ların olduğu yerde asilerle p(Gök-Türklerle) karşılaştı. Yüan Ch’eng, askerlerine birbirlerinin omuzlarını tutarak savaşmalarını emretti. Sonra çözüldüler. Rüzgar, kar, soğuk yüzünden yay ve mızraklar çalışmadı. Neticede subaylar büyük bozguna uğradı. Yüan Ch’eng vücudunu soyup (zırhlarını çıkarıp) kaçtı. Yang Ching-shu görevden alındı. Liang eyaletinin işleri sivil müfettişlerle idare edildi. Bundan sonra Mo-ch’o’nun halkına sahip oldu. Aniden elçi gönderip barış teklif etti. Hsüan Tsung’un oğlu sayılmayı istedi. İmparator kabul etti. Shang prensesi istedi. İmparator çok hürmet gösterdi ve hediye bağışladı.

Kaynak: Ahmet Taşağıl, Göktürkler I.II.III

Sacayağı

S’ye atlayacağız yani Sacayağı, kim onlar? Üçü de Asyalı Türkistanlı. Tonyukuk, Maturidi, Yesevi. Strateji, akıl, gönül. Bizim S’miz bunlardır, sacayağımızdır bunlar. Tonyukuk’a baktığınızda metinde savaş sanatını görüyorsunuz ama ötesinde bir düşünce vardır. B’si nedir olayın, A’sı B’si S’si dedik ya. A’dan Z’de çıkardığım bu üç adamdan bunlar. B’si bilgelik.

Ben Bilge Tonyukuk

Tonyukuk diyor ki, Ben Bilge Tonyukuk’um, yazıtında sürekli olarak Bilge Tonyukuk ifadesini kullanıyor. Şimdi buradan çıkardığınız nedir? Büyük bir mesajdır. Kadim olmak, ben yaptım, ben ettim, ben hesabımı verdim. İlk yazılı belgemizdir bizim yani bu yazıtın en önemli özelliği ilk yazılı metindir. Destan değildir, Oğuz Kağan destanı sözeldir, bu ilk yazılı metindir. Peki yazmak nedir? İşte bilgeliktir. Yazdığımız zaman biz bugün bunu okuyabiliyoruz. Eğer Tonyukuk bunu yazmasaydı.

Türklüğün Sıfır Taşı ve Noktası

Çin kaynaklarında Bilge Tonyukuk 10 tane strateji, savaş sanatıyla ilgili bilgiler var. Çinliler bunun kaydını tutmuş. Oradan haberimiz olacaktı, yoksa hiçbir şekilde haberimiz olmayacaktı. Dünyanın en büyük özelliği Orhun Yazıtları diye genelleştiriliyor. Haklıdır biri damadın yazdığı Bilge Kağan’ın yazdığıdır, diğeri kayınpederinin Bilge Tonyukuk’un yazdığıdır. Aralarında 350 km. mesafe vardır. Biz bunu biliyor muyuz? Neden, ilk yazan Bilge Tonyukuk’dur. Yazıtı ilk yazan kendisidir. Neden 350 km uzağa yazmıştır, kendi köyünden Tola Irmağı’nın kenarına gitmiştir ve yazıtı orada dikmiştir. Peki ben oraya ne derim Moğolistan’ın en doğusundaki Tola Irmağı. Orası benim kendi bakış açımdan Doğu Türkistan’dır. Biz ta Çin’in en batısındaki yere Doğu Türkistan olarak adlandırmışızdır. Oralar Doğu Türkistan değil mi? Yani o yazıt Türklüğün sınır taşıdır, sıfır taşıdır, sıfır noktasıdır. Biz bu bilinçle, Doğu Türkistan neresidir, Çin Seddi’nin sınırından başlar, biz bunun farkında olmamız lazım.

Budistleşmeyelim

Burada Tonyukuk’un çok bilinen bir konusu: Ben çok benzetiyorum: Vatan Caddesi, Millet Caddesi, Karadeniz, Akdeniz Caddesi, Kızılelma, Oğuzhan Caddesi… Bunlar nedir İstanbul’un Menderes döneminde iskana açılmıştır. İstanbul’un gerçek Fatih’i Adnan Menderes’tir. Asılan Başbakan. Bakın biz bu günlere geldik. İstanbul’u Hong Kong gibi en az yüzyıl İngiliz yönetiminde kalacaktı. İskana açılarak İstanbul bir stratejiyle ben buna devlet stratejisi diyorum, kurtulmuştur. Peki Tonyukuk ne yapmıştır? Burada şehirleşmiştir bakın. Anadolu İstanbul’a gelmiştir.

Bende geldim, anam, babam Balkan soylu, Balkan Türk’ü Vatan Caddesi’nde oturmaya başladık. Tonyukuk ne yaptı peki? Şehirleşmedi. İki bilge arasındaki ayrılma noktası. Bilge Kağan diyor ki: “Biz medeniyet değiştireceğiz. Biz Çinlileşeceğiz, Budist olacağız,” Bilge Tonyukuk diyor ki: “Haşa hiçbir şekilde biz şehirleşmeyeceğiz, aksi takdirde Çinli oluruz biz,” ve dediğini kabul ettirmiştir. Bizde der ki, yok göçebe Türkler, göçebe Türkler, Demirtaş kitap yazdı Göçebe Türkler diye. Kardeşim göçebeliği niye aşağılıyorsun, adamın, Türk’ün bulunduğu coğrafya öyle, yeşilliğin içerisine girse asimile, asimile oldu zaten.

Bakın Çinliler oturmuş 10 madde halinde Tonyukuk dedi ki, Tonyukuk dedi ki diye aman biz sakın karşımızda bizim yüzde bir gücü olan Çin var Çinli var, sakın ola ki biz şehirleşmeyelim, Budistleşmeyelim. Budist olduğumuz zaman zaten kendi, et yemeyeceğiz, inançlarımız Türk’ün tamamen özüne aykırı bir yapıya kavuşmuş olacağız. O açıdan Tonyukuk şehirleşmeyerek, göçebe değil göçer kalarak Türkleri kurtarmış bir insandır. Talas Savaşı, Tonyukuk 724’te ölüyor, Talas savaşı da kırk yıl sonra yaşanıyor 751’de. İşte orada Çin, bizim Türklerin İslamiyet’e geçişi orayı bulur, Çin’e karşı Türkler galip geliyor. Ve Tonyukuk’tan kalan nedir biliyor musunuz? Biz işte dünyanın en stratejik bölgesine geldik yerleştik. Biz çok özgürlüğümüzün peşinde koştuk. Eğer Türk halkı bunu kabul etmiş olsaydı zaten Biz Türkçe konuşmayacaktık. Tonyukuk’tan çıkan en önemli bir mesaj, bir bilgelik, bir bilge güç bir de dildir. Bilge güç nedir? Bilgeliği güce çevirmek, bugün Amerikalı Freedman Stratfor’u kuruyor Gölge CIA, açılımı ne stratejik koz, stratejik güç. Peki biz neyiz biz , bilge gücüz. Bilgeliği güce çevirmek sacayağında olacaktır. Tonyukuk, Maturidi, Yesevi.

Tonyukuk’un Savaş Seferinin Güzergahı

29 Ekim 2016

Sayın Levent Ağaoğlu,

Tonyukuk’un siyasi faaliyetinin ve kahramanlıklarının her taraftan incelenmesine yönelik fikrinizi candan kabul ediyorum. Bu kişilik gerçekten derinden incelenmesine layık, çünkü faaliyetleriyle Eski Türk Devletinin gelişmesine  ve dünyada tarihi rol oynamasına önemli katkıda bulunmuştur.

Her yaz Orta Asya ve Güney Sibirya’da eski Türk devresine ait anıtların keşfedilmesini amaçlayan saha araştırmalarında bulunmamı galiba biliyorsunuz. Bir yıl önce Tonyukuk’un gerçekleştirdiği savaş seferinin güzergahından geçmeğe  çabaladım. Batı Sayan dağ zincirinden Ona (Anı) nehri boyunca uzanan bu yol bugün de çok zor, bazı kısımları bir taşıt aracıyla ulaşılamaz, sadece dar patikalarla  atlı olarak veya yürüyerek geçilebilir.

Tuvalı avcılar, bu yol üzerinde bulunan Kara-Hol gölü civarında bulunan ve  yerli efsanelere göre büyük meydan muharebesinin olduğu ovayı bana gösterdiler. Söz konusu ovada Türk devresine ait büyük mezarlık bulunmaktadır. Aynı yerde Türk runik yazıtlarını buldum ve şimdi bu yazıtların okunması üzerine çalışmaktayım. Tonyukuk tarafından  Kırgızlara karşı yapılması bilinen seferden başka bu bölgede herhangi bir askeri olay hakkında bilgi kaydedilmemiştir.

Size önerebildiğim birinci süje, Türk ordusunun tahminen yaptığı yolun betimlenmesi ve haritasıdır.

İkinci süje, bu bölgede keşfettiğim runik yazıtların okunmasından kaynaklanacaktır.

Üçüncü süje de, Tonyukuk’un gerçekleştirdiği savaş seferinin son noktası ve Kırgız Kağanıyla yaptığı meydan muharebesidir. Hakasya’da Kırgız Kağanı Bars-Beg’in konağının bulunduğu ovayı biliyorum. O ovada Tonyukuk’un başkanlığındaki ordu, Kırgızları uyku halinde bulmuştu. Ovada, yerli mitlere göre, meydan muharebesinin şemasını gösteren bir taş var, bir de bu olaylarla ilgili yazıtlar ve diğer şeyler keşfedilmiştir.

Yukarıdaki önerilerim ilginizi çektilerse, lütfen, bana bu materyellerin ve resimlerin hazırlanması için planladığınız süreleri bildiriniz. Öte yandan  önümüzdeki iki ayda başka işlerle çok meşgul olacağımı ve sadece  Aralık ayında bu çalışmalara başlayabileceğimi dikkate aldığınızı rica ederim.

Saygılarımla ve başarılar dileklerimle,

Prof. Dmitri Vasilyev                                  

Tonyukuk: Strateji ve Jeopolitik

İkinci Göktürk Devleti’nin başbakanı ve başkomutanı ve ayrıca çeşitli devlet makamları sahibi Bilge Tonyukuk’un en önemli vasfı, ilk yazar-düşünür olmasıdır. Biz bu sayede Türk strateji düşüncesinin ve jeopolitik yaklaşımının kavram ve tezlerine ulaşabilmekteyiz.Bu düşünceler, kendisi tarafından yazdırılan yazıtta 62 satırlık bir metin halinde ortaya konulmuş ve ayrıca Çinlilerin kendisi hakkında tuttuğu kayıtlarda da ana başlık halinde Tonyukuk’un stratejik düşünceleri dile getirilmiştir.  Buradan çıkardığımız ana kavramsal çerçeveyi aşağıda dikkatlerinize sunuyoruz.

Atamız Bilge Tonyukuk, bizlere hürriyetin sadece strateji ile inşa edileceğini  bizzat uygulamaları ile göstermiştir.  Buradan çıkarttığımız “Tonyukuk: Strateji ve Jeopolitik” kavramsal yapısıdır.Tabii burada değinmemiz gereken bir başka nokta da, Çinli Sun Tzu’nun  Savaş Sanatı kitabının dünyada en çok satan kitaplar arasında yer alması ve fakat Bilge Tonyukuk‘un stratejik savaş sanatı ve jeopolitik yaklaşımları konusunda, Türkçede henüz daha yayınlanmış bir eser bulunmaması, hakkında bir doktora tezine rastlanmaması, önemli bir zafiyetimizdir.

Tonyukuk hakkında tarih felsefesi, jeopolitik ve stratejik yaklaşımlar konusunda muhayyile ve düşünce gücümüzü kullanarak eserler yazmalı ve yayınlamalıyız. Burada 1972 yılında yayınlanan tarihimizdeki ilk deniz seferi başlıklı makale kayda değerdir.

Cevdet Gökalp: Bilge Tonyukuk’un «Shan-Tung» Seferi “Deniz Seferi” /  — Ankara, 1972. Töre, cilt, 15. sayı, 18-23. Sayfa. http://ulkunet.com/UcuncuSayfa/Tore_15_yeni_6747.pdf

Tonyukuk, uyguladığı stratejiler, istihbarat faaliyetleri ve bulunduğu coğrafyalardaki jeopolitik dengeleri gözeterek lehine çeviren yaklaşımları ile Türklere özgün strateji kavramı ile bizleri tanıştırmıştır.

Özgürlük ve bağımsızlık ki daha sonra devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından bu iki kavram kendi karakteri olarak ifade edilmiştir. Ve ardından Türk kimliği ve kendilik kavramları neticesinde Çinlileşmemizin önüne stratejik bir set çekmiştir.

2020 yılı ile birlikte yazıtının dikilişinin 1300.yılını kutladığımız stratejik deha ve tarihteki 3 bilge liderimiz (Tonyukuk, Fatih, Atatürk) arasında bir ilk olarak yeralan Bilge Tonyukuk hakkında A’dan Z’ye tüm bilimleri kapsayacak tarzda, stratejik düşünce ve jeopolitik çerçeveyi esas alacak eserlerin üretilmesi ve yayınlanması önem kazanmaktadır.

STRATEJİ: D5

Dava:

  • Yabancılaşma (Çinlileşme) ve Gök-Dininin terkedilerek Budistleşmeye karşı çıkış.

  • İstiklal (Bağımsızlık)

  • Türk Kimliği, Birliği ve Dili

  • Meclis

Devlet: 

  • “Devlet de devlet oldu”

  • Bilge Liderlik: “Bilgesi de Başkomutanı da bendim.” “Ben Bilge Tonyukuk”

  • İstihbarat ve İletişim: Stratejinin belkemiği

Dil:   

Orhun Yazıtları Bilge Kağan ve Kültigin dışında aslında genelde hakanlar için yazılması gerekenden farklı olarak bir siyasi kişi olan Tonyukuk hakkında da dikilmiştir. Tonyukuk “Gök gibi ve gökten olmuş” şeflerden biri değildir.

Bu anıtı ihtiyarlık devrinde kendisi diktirmiştir ve yazılar da kendisine aittir. Bu anıt Göktürk alfabesi ile yazılmıştır. Göktürk alfabesi ilk olarak bu anıtlar üzerinde bulunabilir.

Din: 

Gök/Din: Tonyukuk, Bilge Kağan devrinde Bilge Kağan’ı Budizm dinini yayma ve yerleşik hayata geçme düşüncelerinden vazgeçirmiştir.

Düşünce: 

İlk yazar. Kurucu Düşünür

JEOPOLİTİK

Jeopolitik: Sahayı (Jeo)  geniş tutup, birliği (Politik) Türk bodun kimliği üzerinden sağlama

JEO: 

Yer/Zemin: Kuzeyde Sibirya’nın güneyinden (Kök Öng) Batıda Demir Kapı’ya (Tacikistan) güneyde Sarı Irmak boylarına, Doğuda Shandong civarı Pasifik Okyanusu kıyılarına

POLİTİK: 

Kişi: Türk Bodun. Türk Kimliği

Lütfen linkleri tıklayınız. Tonyukuk Stratejileri: Bilge Güç

Tonyukuk Stratejileri: Bilge Güç https://www.slideshare.net/lagaoglu1/tonyukuk-bilge-g

*****************

Tonyukuk, Jeopolitik ve Saha

Tonyukuk, anlatısı ile dilde derin izler bırakmıştır. Söz varlığı ise son derece zengindir. Dildeki izlerin yanısıra sahada da bırakılan izler söz konusudur. Bu izleri…

*****************

Etienne de la Vaissière

*****************

Bilge Güç: Tonyukuk

Bilge Güç: Tonyukuk

*****************

Şaban Gülbahar bey ASAM’ın uluslararası boyutundan bahsetti az önce. Geçen toplantıda da Musa Serdar Bey Stratfor’dan bahsetti. Şimdi ASAM 1998’de Ankara’daydı. Sonra İstanbul’a geldi. Şu…

 *****************

Tonyukuk Stratejileri

Tonyukuk Seferleri Haritası Tonyukuk, Göktürklerin tutsaklık yıllarında, Çin’de Çin Seddinin dışındaki topraklarda doğmuştur, Çin’de eğitim görmüştür, Hapishaneden kaçana değin Çin’de geçen yaşantısı, Çin stratejilerini ve…

 *****************

Tonyukuk’un Savaş Seferinin Güzergahı

29 Ekim 2016 Sayın Levent Ağaoğlu, Tonyukuk’un siyasi faaliyetinin ve kahramanlıklarının her taraftan incelenmesine yönelik fikrinizi candan kabul ediyorum. Bu kişilik gerçekten derinden incelenmesine layık, çünkü faaliyetleriyle.

*****************

Filozof’un Türkçe karşılığı BİLGE’dir. Roma İmparatorluğu’ndaki “Filozof İmparatorlar” (Marcus Aurelius, Iulianus Apostat)’ın  karşılığı, medeniyetimizde tarih yapan 3 Kurucu Filozof Liderimiz olan Bilge Tonyukuk, Fatih ve Atatürk’tür. Tarih boyunca…

*****************

Bilgelik/Strateji (TONYUKUK), Akıl (MATURİDİ) ve Gönül (YESEVİ) bileşimi

BİLGE TONYUKUK YAZITI/ BİLGE GÜÇ Bilge Tunyukuk, ben kendim, Çin yönetimi sırasında doğdum. Türk halkı o zaman Çin’e bağımlı idi.Türk halkı, kendi hanını bulmayınca, Çin’den ayrıldı; han sahibi oldu; fakat hanını bırakıp…

*****************

Tonyukuk Anlatı ve Anıtların Bilgesi

Tonyukuk Anlatı ve Anıtların Bilgesi EDİTLİ

*****************

Danışman Bilge Tonyukuk

danışman bilge tonyukuk2

*****************

Bilge Tonyukuk Türk Bilimler Devlet Akademisi

Nasıldı derken, Türkistan bilgeleri özellikle bu bilge güç: zaman, zemin, zihin bu bizim kökümüz budur. Bir de benim bir ideal olarak devlet bilimler akademisi…

*****************

Tonyukuk Stratejileri: Bilge Güç

*****************

Bilge Tonyukuk’un Seferleri 693-717

*****************

Tonyukuk’un Seferleri Haritası

*****************

***************

Bilgelik/Strateji (TONYUKUK), Akıl (MATURİDİ) ve Gönül (YESEVİ) bileşimi

BİLGE TONYUKUK YAZITI/ BİLGE GÜÇ

Bilge Tunyukuk, ben kendim, Çin yönetimi sırasında doğdum. Türk halkı o zaman Çin’e bağımlı idi.Türk halkı, kendi hanını bulmayınca, Çin’den ayrıldı; han sahibi oldu; fakat hanını bırakıp Çin’e yeniden bağımlı oldu. Tanrı şöyle demiş olmalı : “Sana han verdim, hanını bırakıp yine bağımlı oldun.” Türk halkı yeniden bağımlı olduğu için Tanrı “Öl!” demiş olmalı. Türk halkı öldü, mahvoldu, yok oldu. Türk Sir halkının ülkesinde boy kalmadı. (Tonyukuk Yazıtı, satır.1 ve 2)

Türkistan Ortak Misyon Abideleri;  Tonyukuk (646-724), İmam Maturidi (852-944), Ahmet Yesevi (1093-1166);  ana kurucu unsurlarımızdır. Çin’de doğan ve devlet adamlığı eğitimini de Çin’de alan Türk Devlet Adamı ve Düşünürü  Bilge Tonyukuk’dan gelen mirasın Maturidi ve Ahmed Yesevi çizgisine eklenmesi elzemdir.

Strateji (Tonyukuk), Akıl (Maturidi) ve Gönül (Yesevi) bileşimi; 500 yılda (646-1166) mayalanarak oluşmuştur ve Arnold J. Toynbee’den başlayarak ardılları Atlantik müelliflerinin ( Brezinski, Kissinger, Fukuyama, Huntington) yokettiği zaman/zemin/zihin idrakimizi Bilge Tonyukuk ile geri kazanacağız. Toynbee ekolü ardılları Thomas Friedman, Brezinski, Huntington, Fukuyama tarafından devam ettirilmektedir. Toynbee’nin doktrinini yırtarak yerine Tonyukuk‘un Ata Mirası Taş’a nakşedilmiş Anayasası’nı koyacağız; Onların Toynbist yaklaşımlarını biz Tonyukuk‘un esaretten aldığı güç ile bıraktığı kadim bilgi ile bozacağız.

Siyaset Teorisi’nin toplumun tarih ve sosyolojisinden yola çıkılarak organik bir biçimde oluşturulması gereğince, günümüze kadar ağırlıklı olarak tarih, dilbilim ve edebiyat alanlarında incelenen Tonyukuk‘un diğer disiplinler, özellikle de siyaset bilimi ve siyasi düşünce konuları itibariyle incelenmesi; 21. yüzyıl  başlarında anayasasını ilk kez toplumsal süreçlerle değiştiren Türkiye toplumu açısından önemlidir ve sosyolojik ipuçlarımızı bünyesinde barındırmaktadır.

Çin siyaset felsefesi Konfüçyus’tur.  Türk siyaset felsefesinde ise ana referans Bilge Tonyukuk’dur. Siyasetimizin felsefi boyutunun yerli ve organik kaynaklarla temellendirilmesi elzemdir.

Strateji, Akıl ve Gönülü bir potada eriten bu sacayağı bileşim mayasını tutturduktan itibaren 500 yıl boyunca,  kıtaları ve gönülleri birlikte fetih yollarında birleştirmiş, adaleti, imanı ve imarı insanlığın hafızasına nakşetmiştir. Atlantik profesörlerinin fesat aklı ile havsalasını yitiren zihinlerimizin yeniden mayalanması için başvuracağımız bileşim, bin yıl önceden kadimleştirdiğimiz bilgi kaynaklarımızdır.

Türkistan bilgelerimiz, sahip olunan ortak hafızadır. Bu ortak hafızadan uzaklaşılması, Türk milletinin bunalımıdır, esaretidir, yok oluşudur. Bunun için yönetenlerin kurumsal açıdan Türk milletinin maddî ve manevî- kültürel gelişimini sağlayıcı yapılanmalara gitmesi gerekirken, yönetilenlerin de Türk milletinin yabancı bir kültüre ihtiyaç duymayacak denli orijinal bir kültür ve medeniyete sahip olduğunu idrak etmesi gerekir.

En değerli yeraltı kaynağımız, Türkistan coğrafyasının bağrında yatan aziz bilgelerimizdir; bizlere bilgeliğin akıl ve kalp birlikteliğini esas almak olduğunu hayat tarzları ile ortaya koyan velut köklerimizden, Bilge Tonyukuk‘tan başlayarak tekrar mayalanalım..

MATURİDİ TÜRBESİ/TÜRK AKLI

AHMED YESEVİ TÜRBESİ/ YUMUŞAK GÜÇ

En değerli yeraltı kaynağımız, Türkistan coğrafyasının bağrında yatan aziz bilgelerimizdir.

BİLGE GÜÇ                   

                                   T Ü R K   A K L I

                                Y U M U Ş A K  G Ü Ç

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: 3 Temmuz 2017

Etienne de la Vaissière

Lütfen Linklerin üzerini tıklayınız

Etienne de la Vaissière (CV)

http://leventagaoglu.blogspot.com.tr/2017/06/ilk-turk-hakanlklarnn-tarihi-uzerine.html

http://leventagaoglu.blogspot.com.tr/2017/06/yinshan-ordos-orkhon-tonyuquq-etienne.html

http://leventagaoglu.blogspot.com.tr/2017/06/otukenden-istanbula-turkcenin-1290-yl.html

http://leventagaoglu.blogspot.com.tr/2017/06/etienne-de-la-vaissiere.html

http://leventagaoglu.blogspot.com.tr/2017/06/away-from-otuken-geopolitical-approach.html

Hayata bir IŞIK olmak..

  • Aldığınız her nefes, hayata bir ışık olamıyorsanız israf, olmuyorsanız haramdır!
  • Âleme bir ışık yakmak için yeraltı dünyasıyla irtibatı sürdürmek gerek!
  • Atomların kendi aralarında, ışıktan çok daha hızlı bir internet ve konnektom iletişim ağı vardır.
  • Bilim insanı; zamanın ihtiyaçlarına çözüm bulmanın yanında, asırlar sonrasının problemlerine de çare ve ışık olmakla yükümlüdür! Çin Ulusal Nanobilim ve Teknoloji Merkezinde (NCNST) beş yıldır yürütülen araştırmada geliştirilen DNA nanorobotları, kanserin tedavisinde başarılı oldu. Gözle görülemeyecek boyutlarda ve tüp şeklinde üretilen nanorobotların çapı 19 nanometre ve boyu 90 nanometre. “Bir iğnenin ucundan beş bin kat daha küçük” olan nanorobotlar, kan dolaşımına bırakıldıklarında vücuttaki tümörü tespit ediyor ve harekete geçiyor. Kanın pıhtılaşması ve ipliksi doku oluşturması için tümöre thrombin enzimi enjekte eden nanorobotlar, kanla beslenme yolunu keserek tümörü açlığa terk ediyor. Bu şekilde kanserle mücadele eden nanorobotlar, tümörün haftalar içinde küçülmesini sağlıyor.
  • Bilim insanlığı; hiçbir ışığın olmadığı yerde, daha parlak ışıklar yaktırabilecek bir ışık yakabilmektir!
  • Bir söz, hakikat yolunda bir ışık yakabilir!
  • Birbirinden farklı bilim / ilim dalları arasında, ne kadar fazla münasebet kurabilirsek, istikbale ışık tutacak o kadar çok yeni fikirle yaratıcılığımızı artırmış oluruz!
  • Elektron bir kuantum parçacığı, foton ışık kuantumudur.
  • Hayal gücü, keşiflerin yolunu aydınlatan bilgiden daha güçlü bir ışıktır!
  • Hedefte Lucifer var, belli bir ışık spektrumunda parlar ve geçiş üstünlüğü sağlar!
  • Her ölümde hayat için bir ışık vardır. Keşke fark edebilsek!
  • Işık, ışığa ışıktır.
  • Kâinata ışık tutan kahramanlar, laboratuvarlarda yetişir!
  • Madde değişiyor, zaman değişiyor… Değişmeyen sadece ışık.
  • Sırf doğmuş ve doğurmuş olmak için değil âleme ve hayata bir ışık yakmak için doğmak ve doğurmak gerek!
  • Sürücüsüz araçlar gibi otonom hareketli sistemlerin sanal olarak kumanda edilmesi, ışık hızındaki gecikmeler sebebiyle tehlike arz edebilir.
  • Yarın, internette ışık hızı kullanılacak. Çünkü ışık dalgalarının titreştiği oranında frekansı artar, frekansı arttığı oranda da bilgi taşıma kapasitesi artar.
  • Aklı, bilimi, ilmi ve âlimleri; rehberim ve yolumu aydınlatan ışık olarak gördüm.

Mütefekkir Mehmet Çifteoğlu’ndan (ö. 13 Kasım 2024) Düşünceler

  • Meclisi Kebir
  • Cumhuriyetin mecliste kabulü çok zor olmuştur
  • Atatürk’ü sevmezler Çünkü saray ve gayrimüslimler üzerinden para kazanamazlar artık.
  • Cihanbeyli ovası 2.Beyazıt Cem Sultan savaşıyor Ölenler müslüman
  • Uzun Hasan Osmanlıya nasıl da düşmandı
  • Konya da Osmanlıya düşmandı
  • Rumeli buğday
  • En büyük gerçek şiirdir eğer şiir ise yazılan
  • Uydur bir hadis
  • Toplanma biraraya gelme disiplini yok, sadece cenazelerde biraraya geliyoruz.
  • Deutschland über alles
  • Viyana kapısıymış, Viyana kapı mı ki, Atlantiğe kadar gitmiştik

*****************************

akıl, akıl gel …..me takıl..

…….. e sürülecek akıl yok.

yakilün
takilün

AKLIMIZDAN RAZI….. HALİMİZDEN ŞİKAYETÇİ…

30/05/2015 ASAM, Mehmet Çifteoğlu

…………………………………………………………

Ebu İshak El Kindi
İbni Abhas (Kabul Akbar)

İnsan Allahın verdiği aklı kullanmamak için elinden geleni yaparmış. EDİSON

Yarabbi..; Türk Milletini bilgili et…Bilgisini ilim eyle..ilmimizi ilminden eyle.. AKLI tanrı edip ona bilerek, bilmiyerek TAPMAK’tan muhafaza eyle, Amen!

İnsanlar akılda değil imanda ittifak eder.

30.05.2015 ASAM
Mehmet Çifteoğlu,

***************************************

İspanya’da Beni Ahmer’in Gırnata devletinin 1490’da yıkılmasının ardından 1492’de Yahudiler İspanya’dan sürülür ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından kabul edilirler. (Tefekkür edenler için ibret vardır; Kuran ayeti) Genç alimlerin dikkatine sunulur.

Kanuni, 1570’lerde sürülen yahudiler arasında bulunan Joseph Nassi ile anlaşma yapar, Kıbrıs’ta Josep Nassi’nin riyasetinde Yahudi Krallığı kurulacaktır. 1570-71 Kıbrıs Fethi’nden önce bir gecede Napoli’deki Venedik Donanması yokedilir.

1571’de fethedilen Kıbrıs, 93 Harbi neticesinde elimizden çıkmaya başlar, 1878 Ayestafanos Anlaşması, 1.Dünya Savaşı ve 1923 Lozan Anlaşması neticesinde kaybedilir. Kıbrıs’tan çıkarılan dersler neticesinde başlamakta olan 2.Dünya Savaşı koşulları değerlendirilir ve 1.Dünya Savaşında kaybedilen Antakya-İskenderun’un Hatay olarak geri dönüşü sağlanır. Hatay örneği de bu sefer Kıbrıs’a ışık tutar ve adadaki 1974 Yunan Darbesi’nin yarattığı yeni koşullar değerlendirilerek, Kıbrıs’a Barış Harekatı düzenlenir ve adanın kuzey kısmında Türk egemenliği tesis edilir.

*************************************

10 Ağustos 1389 I. Kosova Zaferi

11 Ağustos 1473 Otlukbeli

1 Ağustos 1571 Kıbrıs

23 Ağustos 1514 Çaldıran

24 Ağustos 1516 Mercidabık

26 Ağustos 1071 Malazgirt

29 Ağustos 1521 Belgrad

29 Ağustos 1526 Mohaç

30 Ağustos 1922 Dumlupınar

Ve 15 Temmuz 2016 Hilal Uğruna Büyük Anadolu

20 Ocak 2018 Afrin

Ve 15 Temmuz 2016 Hilal Ugruna Büyük Anadolu…TC,..+++MEHMET cifteoglu+kasimpasa..30.8.17+++2018 birde AFRINI ilave edelim++iyi aksamlarrr++

Mehmet Çifteoğlu

Kasımpaşa, İstanbul
16 Nisan 2018

(özellikle fetih öncesi döneme vurgu yaparak kitabın kapsamını genişletmeme öncülük eden bilge mütefekkir Mehmet Çifteoğlu Bey’e, teşekkürlerimle)

************************************

mehmet çifteoğlu bey, bugün sohbetimizde, medeniyet mimarlık ile başlar dedi. evet çünkü mimarlık şehir (medine) ile ilgili temel bir konu. 23 Mayıs 2015

………………………………………………………….

Zaman Vel asır suresi

ASR SURESİ VE AKİF’İN YORUMU

1- Asra andolsun ki,
2- İnsan ziyandadır.
3- Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyânda değillerdir.

Asrı Kurana söyletmek
Marşandiz
Türk İslam tarihinin bir abidesidir
Zihin Tasavvuf
Zaman Asrı saadet

…………………………………

mehmet çifteoğlu, peygamberimizin teenni metodu diyor..

27 Aralık 2015

kubbealtı sözlüğünde:
TEENNÎ
(ﺗﺄﻧّﻰ) i. (Ar. eny “ağır davranmak, temkinli olmak”tan te’ennі) İlerisini düşünerek, ihtiyatlı davranarak acele etmeden iş görme, düşünceli hareket etme: Gazab ta’cîl ile câhillerindir / Teennî hilm ile âkıllerindir (Şeyhî). Bir hadîs-i şerifte, “Teennî Rahman’dan, acele ise şeytandandır” buyrulmuştur (Ömer N. Bilmen). Hayâtı boyunca dâima ihtiyat fikrinden, kontrol ve teennî şuûrundan mahrum yaşamış (Sâmiha Ayverdi).

…………………………………………………………

Mehmet Akif ve Asr Suresi Şiiri

Asr, isim olarak “dehr, mutlak zaman, özellikle içinde bulunulan zaman, karn yani seksen veya 100 senelik zaman dilimi, gündüz, gece, sabah, akşam, ikindi vakti” gibi mânalara gelir

Mehmet Akif, vel asır suresine değinen şiirinde, zamana damgasını vuracak olan dört dörtlük insan niteliklerini sıralamış, bu nitelikleri bizatihi kendinde taşıyarak, zeminde, sahada sürekli hareket ve aksiyon halinde bulunmuş, Berlin’den Hicaz’a kadar olan coğrafyalarda kendisine görevler edinmiş, gözlemlerde bulunmuş ve bunların neticesinde yüreğinde taşıdığı istiklal ruhu yine zamanlar aşan bir istiklal marşına dönüşmüştü.

Buradaki istiklal, sadece savaşı kazanmak, bağımsızlığı elde etmek tarzında değildi. Bu istiklal, vel asır suresinde anlatılmış olan insanın temel karakteristiği idi, bu karakteristik ile istiklal ruhunu taşıyan insanlar, medeniyetin yüreği olan tüm işlerde de vasıflarını ortaya koyacak ve bu manada iktisat da istiklal meselesi haline getirecektir.

Mehmet Âkif’in baş yapıtı olan Safahat kitabı da bir atlas mahiyetindedir. Dilimizde yayınlanmış bulunan hiçbir şiir kitabında bu derece zengin bir şehirler, ülkeler, memleketler, insanlar, kişiler, coğrafyalar zenginliği göze çarpmamaktadır.

Safahat kitabı bu manada da bir şaheserdir. Ülkemizde yayınlanan kitaplar arasında indeksi bulunan tek şiir kitabı da Safahat idi, bu şekilde şiirdeki şehirler ve coğrafyalar takip edilebilmektedir.

Acılı bir dille yazılan bu kitap sefaleti gözler önüne sermiş ve sefahatdan, sefaletten safhalar halinde kurtuluş Safahat’ına bir umut ışığı olarak önerdiği çarelerle ulaşılmasını, nesillerin gözünün önüne sermiştir.

Bu nesil Asım’ın nesli olacaktır, bir umut ışığıdır.

Asr Suresi Şiiri (Mehmet Akif Ersoy)

 

Halikın namütenahi adı var en başı Hakk
Ne büyük şey kul için Hakk’ı tutup kaldırmak
Hani ashâb-ı kirâm ayrılalım derlerken
Mutlaka sûre-i ve’l-Asr’ı okurmuş bu neden ?
Çünkü meknun o büyük sûrede esrârı felâh
Başta iman-ı hakikî geliyor sonra salâh
Sonra Hak, sonra sebat, işte kuzum insanlık
Dördü birleşti mi yoktur sana hüsran artık.

Bu güzel manzumenin sade anlamı şöyledir:

  • Yaratıcının sonsuz adı var, bunların başında “Hak” adı gelir.
  • Hakkı tutup ayağa kaldırmak, kul için ne büyük sevap, ne değerli bir eylemdir!
  • Peygamber’in arkadaşları ayrılacakları sırada Asr Suresini okurlarmış, acaba neden?
  • Çünkü o büyük Surede felahın (başarının, mutluluğun) sebepleri gizlidir.
  • Başarı ve mutluluğun ilk sebebi gerçek iman, sonra güzel eylem ve düzgün ahlâktır. Sonra hak (doğruluk, hakikatten ayrılmamak) doğru işte sebat gelir. İşte insanlık budur kuzum!
  • Bu dördü (yani iman, güzel ahlâk, düzgün işte sebat ve hak (doğruluk, dürüstlük) bir arada bulundu mu artık sen hiç ziyana uğramazsın, daima başarılı ve mutlu olursun!

 

ASR SURESİ 

1- Asra andolsun ki, 

2– İnsan ziyandadır. 

3– Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyânda değillerdir.

 

 

Tonyukuk Yılı’nda (2020) ve devamında Yayınlanan Tonyukuk Kitapları

Bilge Türk Tonyukuk /
İstanbul : Yeditepe Yayınevi, 2020 Şenyıldız Yay. Matbaacılık 192 sayfa :
Bilge Türk Tonyukuk
İstanbul, 2020
https://www.hepsiburada.com/bilge-turk-tonyukuk-pm-HBC000037ZXQW
Bilge Tonyukuk yazıtları /
Ankara : Türk Dil Kurumu Yayınları, 2021 Kalkan Matbaacılık 517 sayfa :
Bilge Tonyukuk :Türk’ün bilge aklı /
Ankara : Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı, 2021 Vega Basım 26 sayfa :

 

Tonyukuk, Jeopolitik ve Saha

Tonyukuk, anlatısı ile dilde derin izler bırakmıştır. Söz varlığı ise son derece zengindir. Dildeki izlerin yanısıra sahada da bırakılan izler söz konusudur. Bu izleri ancak yabancı yazarların çalışmalarından öğrenebilmekteyiz. Rus bilim insanı Dmitri Vasilyev ve Fransız bilim insanı Etienne de la Vaissière’in çalışmalarından biz bu izleri görebilmekteyiz.

Tonyukuk’un anlatısında bahsettiği, sefer yaptığı 23 Çin şehirinin isimlerini Fransız akademisyenin makalesinden öğrenebilmekteyiz. Türk yazarların  eserlerinde ise bu konuda bilgi verenlere rastlanmamaktadır.

Anlatı dilindeki izler bizleri sahaya yönlendirmektedir, çünkü Tonyukuk’un sıcağı sıcağına yegane anlatısı bizlere ipuçlarını teker teker vermektedir. Devam eden Türk devletlerinde ise Evliya Çelebi, Babür Şah ve Atatürk gibi sıcağı sıcağına anlatılar ve anlatıcılara nadiren rastlamaktayız. Örneğin Selçuklu ve Osmanlı’nın kuruluşlarında söz konusu kuruluş  anlatıları olmadığından, ancak kör karanlıkta yol alınmaktadır.
Aşağıya bir bölümünü aktardığımız Etienne de la Vaissière‘in “Ötüken’den Uzakta: “7. Yüzyıl Doğu Türklerine Jeopolitik Bir Yaklaşım”, Bonn, 2015, s. 453-461. makalesinde Tonyukuk‘un stratejik katkısı değerlendirilmiştir.
Şekil 2. 708’den önce/sonra Çin vilayetlerine yapılan Türk akınlarının değişen örüntüsü (682–744). Siyah çizgi ve daireler: 708’den önceki Türk akınları; gri daireler: 708’den sonraki Türk akınları (Liangzhou her iki dönemde de akınlara uğramıştır). Dairelerin boyutu, vilayet adından sonra belirtilen akın sayısıyla orantılıdır.

Yinshan merkezi (708’den önce)

Moğolistan merkezi (708’den sonra)

寸Feng1

曰Ling2
嗕Lan1
㵤Liang1+2
䓀Gan1
⢷Xia1
㚼Shuo3
ẋDai2 ⭂Ding3
並Bing2
⩗Gui2
壇Tan1
勝Sheng1
⍇Yuan1
渥Yan1
哂Yu2幽You1
㖴⸛
Changping1
嵁Zhao1
㚫Hui1
沜㱁Mingsha1
⾣Xin2
北庭Beiting2

Bu harita, ikinci Türk imparatorluğunda şimdiye kadar fark edilmemiş derin bir jeopolitik evrimin önemli bir kanıtıdır. 708’den önce, bu imparatorluk Gobi‘nin güneyinde gelişti ve elitlerinin zenginliğinin büyük bir kısmı Kuzey Çin‘deki yıllık yağmalardan geliyordu.

708‘den sonra, yani Çinlilerin Huanghe döngüsünün kuzeyinde kaleler inşa etmeyi başarmasından ve bunun sonucunda Türkleri Gobi‘nin güneyindeki yüzyıllık üslerinden kovmasından sonra, imparatorluk elitlerinin ekonomik temeli çok farklıydı.

Artık Kuzey Çin‘e hiçbir akın yoktu. Sadece Moğol bozkırına ve zenginliğine güvenmek zorundaydılar. Bu da, Orhun yazıtlarının bu felaket yeni durumla başa çıkma girişimi, kötü bir pazarlıktan en iyi şekilde yararlanmak için tutkulu bir yalvarış olarak tamamen yeni bir yorumlanma olasılığını açar.

708‘den önce Türkler Ötüken‘den uzakta olmaktan çok mutluydular. Bu harita s. J. Bemmann, M. Schmauder (ed.), The Complexity of Interaction along the Eurasian Steppe zone in the first Millennium AD, (Bonn Contributions to Asian Archaeology, 7), Bonn, 2015, s. 453-461’deki “Away from the Ötüken: A geopolitical approach to the 7th c. Eastern Türks” adlı eserin 457. sayfası. Makalede daha fazlası ve makalenin pdf’i talep üzerine mevcuttur!

Uygun jeopolitik ortamına yerleştirildiğinde, altıncı yüzyılın sonunda Çin politikasının bir tampon bölge yaratmak ve bu bölgeyi Tulan (Dulan) Kağan’ın ölümünden sonra gerçek bir Doğu Türk İmparatorluğu hayatta kalmış gibi bir imparatorluk ilan etmek olduğunu görüyoruz. Tarih yazımının tuzağı burada: Çinliler kötü bir pazarlıktan daha iyisini yaptılar çünkü Dulu (Tuldikh) beklentileri karşılayamadı. Şampiyonlarının Büyük Kağan olduğunu iddia ettiler, oysa o aslında Tiele ve Batı İmparatorluğu’nun ana rolleri oynadığı bozkırdaki siyasi sahneden büyük ölçüde kovuldu.

Çin’in iç siyasetinde kaos patlak verdiğinde, bu tampon bölge gerçekten de Shibi ve Xieli yönetiminde güçlü bir Güney İmparatorluğu’na dönüştü. Ancak bu, göçebe müttefikleri yerleştirmek için bu kuzey Ordos bölgesini kullanmanın son derece tehlikeli olduğunu kanıtlayan tamamen beklenmedik bir gelişmeydi; Antik Çağ’da Ordos, Hun (Xiongnu) halkının güçlendiği ilk bölgeydi. Shibi ve Xieli yönetimindeki Doğu İmparatorluğu, Çin sınırını doğuya doğru takip eden çok uzun bir imparatorluk, kuzey Çin’i yağmalayarak yaşadı. Sarayı Gobi’nin kuzeyine geri koyma yönünde belirgin bir girişim yoktu. İlk Türk İmparatorluğu’ndan çok farklıydı ve bu ilk imparatorluğun bir mirası olarak görülemez, ancak Çin’in karmaşık Ashinas politikalarına verdiği yanıtın bir sonucu olarak görülebilir.

Bu bizi yedinci yüzyılın sonuna, 682‘de kısa süre sonra İlteriş Kağanı olacak olan Kutluğ’un (Kutluγ) isyanına götürür (Şekil 2). İsyanın güneyde kök saldığına şüphe yoktur.Türklerin üssü Yinshan ve Kara Nehir bölgesi, yani Hohhot çevresindeki bölgeydi: Czeglédy 1962’de Tonyuquq yazıtındaki Çogay Kuzi/Yiş‘in isyancıların bir araya gelip imparatorluklarını kurdukları yer olduğunu, Yinshan‘dan başkası olmadığını (Çogay, Yin ile aynı anlama gelir, gölgeli, bir dağın kuzey yamacı) ve aynı yazıttaki Karakum’un başkentinin Çince metinde Heisha cheng olduğunu (ikisi de siyah kumlar anlamına gelir), Yinshan‘ın kuzey yamaçlarında bulunan bir yerleşim yeri olduğunu gösterdi (Czeglédy 1962, 55–56)8.

Çin kaynaklarında belirtilen tüm topografik isimlerin basit bir listesi, coğrafyadan bahsedecek olursak, İkinci Doğu İmparatorluğu’nun başlangıçta Xieli imparatorluğunun bir yeniden canlanması olduğunu her türlü makul şüphenin ötesinde göstermektedir. Yinshan‘dan Çin’in kuzeydeki tüm vilayetlerine bir nesil boyunca defalarca baskınlar düzenlediler (Liu 1958, 433–439; Skaff 2012, 302–312’deki baskın listeleri).

Ancak bu, Orhun yazıtlarında geçmişin bir özelliği olarak açıkça anlatılmıştır. Bu metinlerde tekrarlanan mesaj, Türk İmparatorluğu’nun son yıllarında Türk kağanlarının ikametgahı olan Ötüken‘e övgüdür. Dolayısıyla, Dulu‘nun (Tuldikh) kuzeyden güneye kaçışından bir asır sonra, ikinci Türk İmparatorluğu’nun örgütlenmesinde fark edilmeyen büyük, tersine çevrilmiş bir coğrafi kayma gerçekleşmiş olmalıdır.

Sebep açıkça, resmi yazıtlar gibi propaganda metinlerinde açıkça tanınamayan Türklerin yıkıcı stratejik yenilgisinde yatmaktadır: Aslında Türkler, Çinlilerin askeri bir hamlesiyle Yinshan’ı terk etmeye zorlandılar.

708‘de Çin ordusu, Huanghe’nin kuzeyinde üç müstahkem nokta kurarak Yinshan Türklerini güneyden kesti. Bu hamle hakkında çok daha fazla şey bilmek isterdik ancak metin kesin değil (Jiu Tangshu 194a: 5172; Liu 1958, 169).

Yinshan ve Hohhot Vadisi, Dulu‘dan (Tuldikh) beri Türk gücünün kalbi olduğundan, yeniden canlanan bir Tang hanedanı bağlamındaki bu Çin ilerlemesi güç dengesini değiştirdi.

Sonuç hemen oldu ve Türklerin Çin kuzey sınırına yaptığı yıllık baskınların tamamen sona erdiğini görüyoruz. Bir daha asla kuzey Ordos bölgesinin veya kuzey Shanxi’nin vilayetlerini yağmalamaya gelmeyeceklerdi. Türk İmparatorluğu’nun ekonomik stratejisi bir kez daha değişmek zorundaydı.

Bu üç müstahkem noktanın böylesine etkili olması bir bakıma oldukça gizemlidir. Karakum, Yinshan‘ın diğer tarafındaydı ve hiçbir metin Yinshan‘ın doğrudan fethinden bahsetmez. Türkler aslında Yinshan‘dan kovulmadılar, onları terk ettiler. Belki de artık saray için güvenli olması için Çin sınırına çok yakındılar.

Ya da Yinshan‘ın kendisi, Huanghe ve Heihe tarım ovalarından veya/veya daha güneydeki baskın hinterlandından kesilirse gerçek bir imparatorluk merkezini sürdürmek için yetersiz olabilirdi9.

Tersine, bu üç kalenin inşasından sonra, kuzeyden ulaşılabilecek sınır boyunca çok daha doğudaki bölgelerde bile baskınların tamamen sona ermesi, aslında Yinshan‘ın önceki doğu baskınlarının başlangıç ​​noktası olduğunu, kuzey olmadığını düşündürmektedir.

Ancak bu stratejik yenilgi, ekonomik ve politik önemi ne olursa olsun, Tonyukuk’un etkisi altındaki imparatorluğun evrimiyle hafifletildi. Yedinci yüzyılın ilk on yıllarının aksine, kağanlar ve özellikle baş danışmanları Tonyukuk, 708‘de güney kısmını terk etmek zorunda kalmadan önce imparatorluklarının kuzey kısmına ilgi gösterdiler.

Kuzeyin bu fethinin kronolojisi kesin olarak bilinmemektedir, İlteriş’in (682-691) hükümdarlığı döneminde, belki de Hebei’deki 687‘deki büyük doğu seferinden önce 685 veya 686‘da gerçekleşmiş olmalıdır-Ötüken‘in fethi, Tonyukuk’un yazıtında Shandong’dan denize kadar yapılan bazı akınlardan hemen önce bahsedilir10.

İmparatorluğun kuzey kesiminin bir güç merkezi olarak önemi de bilinmemektedir: Olaylardan sonra fikirlerini savunmak için yazan Tonyukuk , “[kağanı?] ve Türk halkını Ötüken diyarına götürdü” dediğinde cum grano salis* olarak okunmalıdır. Ancak, İlteriş Kağan’ının faaliyetlerinin çoğunun imparatorluğun kuzeyinde değil, güneyinde ve doğusunda yoğunlaştığı anlaşılmaktadır:

Tonyukuk’un İlteriş’e atfettiği 19 akından sadece beşi Oğuzlara karşıydı ve bunlardan ilki Gobi’nin güneyinde gerçekleşmiş olabilir. Kuzey, her şeyden önce Tonyukuk’un etki alanıydı ve oradan Kırgızlar ve On Oklara akınlar düzenledi: Tonyukuk’un kendi yazdığı gibi “Ötüken diyarına yerleştim”, kağana değil.

Kapgan Kağan (691–716) daha geniş bir vizyona ve çok daha fazla araca sahipti: 698‘de ilk kez Çin kaynaklarında 黑紗南庭 “Karakum’daki Güney Sarayı” ifadesini görüyoruz (Jiu Tangshu 194a: 5169; Liu 1958, 162). Açıkça 698‘de neredeyse bir asırdan fazla süren bir durum sona erdi ve Kapgan imparatorluğu artık Gobi’nin her iki yakasında kurulmuştu – tıpkı ilk Türklerin imparatorluğunun doruk noktasında olduğu gibi.

Ancak bu, Çin’in 708’deki hareketinin buna son vermesiyle çok kısa bir süre devam edecekti. Kuzeye çekilmek zorunda kalan ve artık her zamanki kaynakları olmayan Kapgan Kağan, güney hariç her yöndeki tüm asi kabilelere çılgınca boyun eğdirmeye çalıştı. Ötüken‘i üs olarak kullanmış, ancak birkaç yıl sonra 716‘da öldürülmüştür. 711-712 yıllarında batıya doğru yapılan büyük sefer, Çin’in artık ulaşılamayacak bir yerde olması nedeniyle yağma için alternatif bir yer bulma zorunluluğundan kaynaklanmış olabilir.

Yani kötü bir durumdan en iyi şekilde yararlanmak Bilge Kağan ve Kül Tegin’e kalmıştı . Bu bağlamda, Orhun yazıtının mesajı saf politik propagandadır ve gerçekte ne söylediklerine yakından bakıldığında bu yorum doğrulanmaktadır. Bilge Kağan tahtı miras aldığında, daha doğrusu kuzeninden devraldığında, Türkler zayıf, fakir ve çaresizdi. Orhun metinlerine göre, batıya ve doğuya göç etmek zorunda kalmışlardı.
Bu metinler, güneyden göç gönüllü ve barışçıl olmadığı için, Çogay dağı ve Tögültün Vadisi’nin aksine, Ötüken ve Orhun bölgelerinin uzun politik değerlendirmeleridir: “Güneye giderseniz ölürsünüz” der metin, “Ötüken‘de kalırsanız kervanlar gelir” ifadesinin aksine.
Bu, Çogay ve Tögültün’ün Türklerin gerçek yurdu olduğu bir asırlık Türk tarihinin tersine çevrilmesini haklı çıkarma girişimi, değişimin nihayetinde bir Çin hamlesi ve bir Türk yenilgisiyle gerçekleştiğini gizleme girişimidir. Orhun yazıtlarının siyasi mesajı, bu asırlık perspektife konulduğunda çok daha nettir.

Benzer şekilde, bu metinlerde Bumin ve İstemi’ye yapılan çağrı, Türklerin gizemli Ötüken tarihini yeniden izlemek için aynı yalvarışa aittir. Büyüleyici ama hem aldatıcı hem de oldukça politik Orhun yazıtlarına rağmen, sekizinci yüzyılın ilk yaklaşık elli yılı (685-743), gerçek Tiele ve Uygur hakimiyetinin çeyrek milenyumu (603-840) içinde kuzeyde oldukça sınırlı bir Türk gücü dönemi olarak kabul edilebilir.

8 Ayrıca, Karakum’un yerini açıklığa kavuşturma girişimi ve Yinshan‘daki Türklerin ekonomik temelinin tasviri için Suzuki 2011’e bakın. Bu makaleye dikkatimi çektiği ve bana gönderdiği için Michael Drompp’a içten teşekkürlerimi sunarım.

9 Bu düşünce çizgisinin yan etkilerinden biri, Orhun yazıtlarındaki hâlâ gizemli olan Tögültün yazısını tanımlama girişimi olabilir. Bunun, “Çogay Dağı ve Tögültün ovası” ikili ifadesinde Yinshan ile ilişkilendirildiği açıktır. Çeşitli akademisyenler bu yer adını yerelleştirmeye çalışmışlardır (bkz. Li 2011, WHO, Ordos platosu da dahil olmak üzere Huanghe’nin tüm üst bölgesi için geniş bir anlam önermektedir). Huanghe ve Heihe’nin iki alüvyonlu vadisinin bu ad altında anlaşılmaması gerektiğini merak ediyorum
: birleştikleri yerde hâlâ Tuoketuo 托克托 – daha önceki Tuoketun 托克屯 – oldukça yakın bir isme sahip bir ilçe var mı? – ve en doğudaki müstahkem nokta 708’de bu alanın etrafına inşa edildi. J. Jeong, Tögültün yazï’yi Tümed bozkırıyla özdeşleştirmeyi önerdi (bkz. Li 2011, 375 dipnot 6), Tümed bozkırı Tuoketuo’nun hemen kuzeyinde olduğu için benimkine oldukça benzer bir çözüm. Çin fethi, Çogay’ı, Tögültün’den kesmiş olurdu ve ikisi de Gobi’nin güneyinde bir imparatorluk merkezini sürdürmek için gerekli olurdu.

10 Differently Skaff 2012, 309, bu yıllarda Çin sınırına yapılan akınların azlığı nedeniyle Moğolistan’ın fethinin 688-693 yılları arasına yerleştirilmesini tercih ediyor.

cum grano salis*: latincede “tuz tanesiyle” anlamına geliyor. bir deyim olarak kullanılıyor ve bizdeki “kılıkırk yarmak”, “bin dereden su getirmek” (daha doğrusu kılıkırk yararak kabul etmek, bin bir çabadan sonra kabullenmek anlamlarında) deyimlerinin karşılığıdır. bir olaya doğrudan teslim olmayıp, ona şüpheyle bakmayı gerektirir.

Kaynak:Ötüken’den Uzakta: 7. Yüzyıl Doğu Türklerine Jeopolitik Bir Yaklaşım”, J. Bemmann, M. Schmauder (editör), MS 1. Milenyumda Avrasya Bozkır Bölgesi Boyunca Etkileşimin Karmaşıklığı, (Bonn Asya Arkeolojisine Katkılar, 7), Bonn, 2015, s. 453-461. Etienne de la Vaissière  https://www. academia.edu/23883202/AWAY_ FROM_THE_ÖTÜKEN_A_ GEOPOLITICAL_APPROACH_TO_THE_ SEVENTH_CENTURY_EASTERN_TÜRKS

Etienne de la Vaissière’nin analizini aşağıdaki Prof Ahmet Taşağıl’ın aşağıdaki bilgileri ile birleştirdiğimizde 701-716 yılları arasındaki dönemde Tonyukuk’un devlet görevlerinde bulunmadığı fakat 716 yılı sonrasındaki 10 yıl boyunca

“Tonyukuk batı seferlerini sürdürüyordu. Bir kaç tanesi batı Gök Türk hanedanından gelen beyler tarafından yönetilen Batı Türkistan şehir devletçikleri yaklaşan Arap saldırılarına karşı direniyordu33. 701 yılında Demir Kapı’ya kadar uzanan harekatta Sır Derya(Seyhun/ Yincü Ögüz) kıyılarından yola çıkıldı; Kızılkum Çölü’nde ilerlenmişti. İnel (Bögü) Kağan kumandasındaki bir kuvvet burada kaldı. Tonyukuk, güneye ilerleyip, Türgiş başbuğu So-ke’nın idaresindeki Soğd halkını ele geçirdi34. Ek Tağ (Ak Dağı geçen) Tonyukuk
Demir Kapı’da seferine son verdi35.

Bu seferle birlikte 716 yılına kadar Tonyukuk’u kaynaklarda göremeyiz. Kapgan Kağan, 708 sonrası halkına sert davranmaya başlamıştı. Çin’de ise tahta başarılı bir imparator geçmişti. Onlar da Gök Türklere karşı politika değişikliğine gittiler. Çinlilerin yolladığı ajanlar, adeta Gök Türk ülkesinde cirit atıyorlardı. Neticede boy isyanları birbiri ardına patladı ve kağanlık zor durumlara düştü. Boy isyanlarından biri olan Bayırku’ların isyanını bastıran Kapgan Kağan, tedbirsiz bir şekilde geri dönerken, onların arta kalanlarının pususuna düştü. Kendini kurtaramayan Kapgan, orada ölünce yerine oğlu İnel geçti. Fakat, Kül Tegin bir ihtilal planlayarak hayata geçirdi. İnel Kağan ve etrafındakileri öldürerek ağabeyi Bilge’yi tahta oturttu.

T’ang hanedanı imparatorları bu tedbirleri alırken Gök Türk ülkesinde boy isyanlarının birdenbire patlak verdiğini, isyanlarının birbirini takip ettiğini ve devleti çok yıprattığını görüyoruz. Bunların çoğu Orhun ve Tonyukuk yazıtlarında ve de Çin kaynaklarında anlatılmıştır36.

Kaynaklarda Kül Tegin’in sadece Tonyukuk 暾欲谷’u Bilge’nin kayın pederi olması sebebiyle sağ bıraktığı ve tekrar devlette görev verdiği şeklinde bir ifade vardır37. O sırada 70 yaşından fazla olan Tonyukuk’a, halk tarafından saygı duyuluyordu38. II. Gök Türk Devletinin hızla büyümesinde büyük rol oynayan Tonyukuk, Kapgan döneminde yukarıda bahsettiğimiz boy isyanlarının bastırılmasında da önemli vazifeler üstlenmişti. Dolayısıyla onun sırf Bilge’nin kayın pederi olması sebebiyle değil, II.Gök Türk Devleti için gerçekten eşsiz bir şahsiyet olması, halk tarafından çok sevilip saygı duyulması neticesinde
hayatına kastedilmeyip sağ bırakıldığı sonucuna varmak mümkündür. Zaten
daha sonra gelişecek olaylarda Tonyukuk’un oynadığı rol ve onun görüşlerine
verilen diğer söylediklerimizi desteklemektedir.”

  • 33 CTS 194A s. 5167; HTS 215A, s. 6043; TT 198/ 1073c; WHTK, 343, 2691c.
  • 34 Kafesoğlu, s.111.
  • 35 Chavannes, Documents sur les Tou-kioue Occidentaux, Paris 1941, s.67.
  • 36 René Giraud, L’Empire de Turc Celéstes, Paris 1960, harita 4.
  • 37 Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Taşağıl, Gök-Türkler, III, s.361 vd.
  • 38 CTS 194A, s.5173; HTS 215, s.6051; TT 1074, c, 1075a; WHTK, 2692c.

Kaynak: BİLGE TONYUKUK’UN GÖK TÜRK KAĞANLIĞINA KATKISI Prof. Dr. Ahmet TAŞAĞIL Tonyukuk Kitabı. ss.330 https://www.istanbulturkocagi.org/kullanici/goruntu/bilgiler/el/pdf/tonyukuk_sempozyumu_2020.pdf

Tonyukuk Yazıtı’nın Kronolojisi

BİRİNCİ TAŞ

  • Birinci bölüm (1. satır) Tonyukuk’un çocukluğu ve gençliği (M.S. 663 (?)-679).
  • Bölüm II (2-4. str.) Akim kalmış ayaklanma (M.S. 679-681).
  • Bölüm III (4-6. str.) Eltariş’in başarılı ayaklanması (M.S. 682).
  • Bölüm IV (7-11. str.) Yin shan bölgesinden göçmeden önceki olaylar. (M.S.682-687)
  • Bölüm V (12-15. str.) Ötüken (Hanghai) dağlarına göç (M.S. 687).
  • Bölüm VI (15-17. str.) Oğuz’a boyun eğdirilmesi (M.S. 687 veya az sonra).
  • Bölüm VII (18-19. str.) «Shantung»a akınlar (M.S. 693-706 arası).
  • Bölüm VIII (19-29. str.) Kırkız’a boyun eğdirilmesi (M.S. 710).
  • Bölüm IX (29-43. str.) On Ok (Batı Türkü) ve Türgaş’e karşı sefer (M.S. 710).

İKİNCİ TAŞ

  • Bölüm X (43-47. str.) Demir Kapı seferi (M.S. 710 veya 711).
  • Bölüm XI (satır 48’den satır 62 sonuna kadar) Eltâriş Kağan’ın kahramanlıkları ve Tonyukuk’un ona ve haleflerine hizmeti.