Home Blog Page 94

Düşünce Yazıları, Vedat Aydın

Düşünmek zor zanaat!

[email protected]

“Türkiye’nin sağında ve solunda düşünce sorununun kaynaklarını araştırırken ‘siyaset’ eski gündeme döndü; bitmiş bir mesele Danıştay’ın o manidar zamanlamasıyla, mahkemenin anayasa ihlali anlamına da gelen, yetki aşımı kararıyla yeniden ülkenin önüne kondu. Esas amacı ‘Cumhur ittifakına’ yönelik bir operasyonu akıllara getiren bu olayı doğru değerlendirmek gerekmektedir; daha önce yazdığımız gibi ‘Cumhur ittifakı’ herhangi bir seçim ittifakı değil, ülke için bir varlık ve gelecek duyarlılığına dayanan bir iradenin neticesinde ortaya çıkmıştır.”

Türkiye’yi yeniden geride bıraktığı, aştığı konular etrafında meşgul etmek isteyenleri bir tarafa bırakıp, esas meseleleri konuşmaya devam etmek durumundayız. Neden ‘sağ ve sol’ aydınlarımız yaratıcı aklı harekete geçirip yeni fikirler üretemiyorlar.

FİKİR NASIL GELİŞİR?

“Hadi ‘soldakiler’ bu ülkenin tarihsel geçmişiyle, kültürel birikimiyle problemlidirler yani tarihin gördüğü en uzun ömürlü, en büyük iki İmparatorluğu olan Osmanlıyla onun kurumlarıyla, mirasıyla sorunları vardır; dolayısıyla tepkisel bir tavır içinde oldukları medeniyet değerlerinden beslenemedikleri, ‘kimlik krizi’ içinde bulundukları için düşünsel bir varlık gösteremiyorlar peki, bu alanlarla sorunları olmayan ‘sağdakilerin’ hali nicedir? Bu durumda sebepleri başka yerlerde aramak gerekmez mi?”

Düşüncenin gelişmesi hiçbir zaman düz doğrusal bir seyir izlemez; bir toplum düşünce seyri olarak mitolojik düşünce aşamasından, mantıksal düşünce aşamasına, teolojik, felsefi ya da bilimsel düşünce aşamasına geçebileceği gibi, rasyonel, felsefi, bilimsel düşünceden, geriye de dönebilir. Toplumun gelişme süreçleri, uluslararası ilişkilerde karşılaştığı, siyasal yapıda yaşadığı sorunlar, kurumların kalitesi, aydınların zihniyet dünyası, devlet tolum ilişkileri ve elbette özgürlük meselesi, bireyin konumu gibi hususlar tarafından şekillendirilir.

Türkiye’nin toplumsal gelişme süreçlerinde, bilhassa İmparatorluk döneminde iki kırılma noktasında ortaya çıkan olayların düşünce dünyasını olumsuz etkilediği söylenebilir. Bunlardan biri, İmparatorluk eğitim kurumlarında matematiksel, mantıksal ve felsefi düşüncenin tasfiye edilip bunun yerine tekrara dayanan konuların ağırlık kazandığı, Osmanlı eğitim kurumlarında bilimden uzaklaşmaya yol açan neticelerle (ben buna ‘edebiyata boğulma’ diyorum), on yedinci yüz yıldan sonra aşikâr hale gelen süreçlerle ilgilidir. Felsefeyi, bilimi, matematiği, rasathaneyi, hatta İbni Sina’nın tıp kitaplarını yasaklayan zihniyet tam anlamıyla yıkıcı etkiler yapmıştır.

AYDIN DESPOTİZMİ

Diğer kırılma Tanzimat’la başlayan, düşüncenin bürokratize olduğu süreci ifade eder. Osmanlı bilim ve düşünce adamları on yedinci yüzyılda karşılaşılan sorunlar altında yaşarken de sivil bir konumdadırlar; vakıf niteliğindeki eğitim kurumları ağırlıktadır ve düşünce zemini buralardır. Bürokrasinin devlet içindeki konumunun güçlenmesi, zaten ciddi bir düşünce krizi yaşayan ‘fikir hayatının’ devlet bürokratlarının ağırlık kazandığı bir yapıya kaymasına yol açmıştır.

“Devlet elitlerinden oluşan ‘resmi aydınlara’ geçiş bu sürecin eseridir. Burada sorunlardan biri, düşüncenin bürokratize olması; diğeri, devletten güç alan resmi aydınların despotizmi; bir diğeri ise, batılılaşma akımı içinde, kendi kültürleriyle problemli aydın türünün ortaya çıkışıdır. Bu olayların düşünce aşamalarında geriye gidişleri, pozitivist dogmatizm başta olmak üzere eleştirel felsefi bilimsel düşünceye açık olmayan tortularını bugün ‘sağda ve solda’ görmek şaşırtıcı sayılmamalıdır.”

22 Ekim 2018 Pazartesi

Türk sağında aydın sorunu!

Kendisini rahmetle andığım Durmuş Hocaoğlu, sağdaki aydın sorununu aşmak için ne yapılmalı sorusuna örnek teşkil edecek kıymetli bir düşünce adamıydı. Zaman zaman kendisiyle konuştuğumuz bir mesele olarak ‘sağdaki aydın sorununu’ üzerinde dururken, öncelikle sorunun derin olduğunu sadece sağda ve solda değil aydın kategorisi içinde yer alan zümrenin tamamı için geçerli bir durumdan bahsetmek gerektiğini söylerdi.

“Sağda ve solda aydın sorunun farklı sebepleri olduğunu unutmadan, meseleyi anlamak için analiz ederken ayrı ayrı üzerinde durmak daha faydalı olabilir. Burada ‘sağ ve sol’ kavramlarının ne kadar sahici olduğunu ayrıca ele almak gerektiği açıktır; İdris Küçükömer Hoca’nın yaptığı gibi tabloyu tersine çevirmenin de meseleyi çözmediğini belirtmek gerekir.”

SAĞIM SOLUM

Türkiye sağında görülen problemlerden biri, devlet siyaseti tarafından desteklenen ‘resmi aydınların’ karşısında moda tabirle ‘ezik’ bir yerde durmalarıyla ilgilidir ki, elbette bu genel durum dışında kalan vakur ve gerçekten aydın sıfatını hak eden ciddi entelektüellerin kastedilmediğini söylemeye gerek yoktur.

Sağ diye ifade edilen çizgide bulunan aydınlar arasında yer alan ve ‘resmi aydınlar’ (ki onlar kendilerine genellikle solcu dedikleri gibi, işin tuhafı solcu olarak muamele görmekte ve öyle kabul edilmekte olmalarıdır) karşısında sosyal bakımdan dışlanmışlığın meydana getirdiği aşağılık duygusunu yaşayanların sayısı hiç de az değildir.

“Temel mesele Hocaoğlu’nun üzerinde durduğu içe kapanmışlık, İmparatorluğun çöküşü ve Batılılaşma hareketleri karşısında yaşanılan şok ve buna karşı geliştirilen tepkilerde aranmalıdır. Durmuş Bey, bu durumu, kültürü içe kapanarak savunma anlayışını, bir dönem için kabul edilebilir bulmaktaydı fakat bunu sürdürmenin bir aydın tavrı olarak yanlış olduğunu, düşüncenin, efsaneden, alışılagelmiş olanın inanç haline getirilmesinden öteye gidemediğini; oysa düşüncenin eleştirel bir aşamaya geçmesi gerektiğini bunun da felsefeyle, bilimle olacağının üzerinde durmaktaydı. Modern dönemde bilimi söylem düzeyinde kutsallaştıran bir anlayış resmen egemen olmasına rağmen bilimsel gelişmede mesafe katedilememesinin arkasında eleştirel düşünce ve felsefe eksikliği vardır.”

KİMSİNİZ?

Sağdaki aydın sorununun temellerinde düşünce hayatına, fikri meselelere eleştirel bir yaklaşım içinden bakmak yerine içine kapanan bir anlayışla hareket etmek önemli bir yer tutmaktadır; bu içe kapanma tavrı kendi ekseni etrafında dönüp durmayı getirdiği gibi çağa karşı ya tepkisel ya da nihayetinde boyun eğici konformist bir tutuma yol açacaktır.

Türk sağındaki aydın sorunun en görünür en problemli boyutu siyasi gündemden tespit edilebilir. Türk sağının muhtelif grupları, özellikle milliyetçi düşünce çizgisi hızla kendi geleneğinin gerisine düşme eğilimine girmiştir. Bunu kendisine İslamcı veya başka sıfatlarla tanımlayan siyasi tavırlarda da görmek de mümkündür. Milliyetçiler arasında aslında resmi aydınların tepkisel ideolojisi olan ‘ulusalcılık’ veya Kemalizm söyleminin etkisine; diğerlerinde ise liberalizmin en kaba yansımalarına kolayca rastlanıyorsa burada bir problem olduğunu görmek, üzerinde durmak gerekir.

Aydın sorunu veya yerli düşünce

Türk düşünce hayatının gelişme sorunlarının başında gelen husus aydın sorunudur; aydın sorunu derken üzerinde durulması gereken konu ‘yerlilik’ meselesiyle ilgilidir. İmparatorluğun son döneminde ortaya çıkan, bir anlamda bir kurtuluş yolu arayışının neticesinde şekillenen ideolojik ayrışma, genel hatlarıyla ilki, kendi kimliğimizle ‘modernleşme imkânı var mı’ endişesiyle hareket eden yerli bir çıkış yolu arayışına; diğeri ise bunu ihtimal olarak dahi görmeyen, batılılaşmayı bir çare olarak kabul eden yaklaşıma yol açmıştır. Batılılaşma akımı kendi içinde ‘batıyı topyekûn benimseyelim, her şeyimizi değiştirelim’, diyenlerle ‘neleri değiştirmek gerektiğini’ tartışanlar şeklinde farklılaşmıştır.

“Attila İlhan çağdaş dönem Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir; şiirde, romanda, fikir sahasında ortaya koyduğu eserler gün geçtikte değeri daha fazla anlaşılacak eskimeyen nitelikteki ürünlerdir. Attila İlhan’ın bir şairin, bir yazarın hayattayken gördüğü ilgiyi yıllar geçtikçe artarak görecek eserler vermiş olması üzerinde durulması gereken bir konudur.”

YERLİ OLMAK NEDİR?

Bir defa kendisinin de sıkça vurguladığı gibi bir eser ister şiir olsun, ister roman edebi niteliği olmadan neyi anlatırsa anlatsın bir değer ifade edemez; böyle bir nitelik taşıması için de öncelikle kendi geleneği ile kendi kültürel duyarlılığı ile kendine has bir dili olan eser olması lazımdır. Edebiyat türünün teknik imkânlarıyla, kültürel duyarlılık arasında bir sentez yapamayan ne şiir, ne roman ya da başka bir türün kalıcı olması mümkün değildir.

İkinci bir mesele kendi halkıyla eserin kurduğu bağdır; Attila İlhan kendi halkının duyarlılıklarını esas alan bir anlam dünyasıyla, onunla duygusal güven bağları kurmadan bir yazarın ilgi görmeyeceğini muhtelif şekillerde ifade etmiş bir sanatçıdır. Bir sanatçı ‘ben çok edebi veya düşünsel derinliği olan eserler veriyorum, halk beni anlamıyor’ diyemez, böyle diyorsa bu hem halkına yabancılaştığının hem de ortaya değerli bir şey koyamadığının göstergesidir. Bu problemin bir boyutu düpedüz aydın sorunuyla ilgilidir ki bu konu onun en çok tartıştığı meselelerin başında gelmektedir.

GÜN GELİR ATTİLA İLHAN ÖLMEZ!

“Bir şair, bir romancı olarak ortaya koyduklarının yanı sıra sinemaya, televizyon dizilerine yansıyan senaryolarıyla da popüler olmuş, bunlar yayınlandıkları dönemde geniş yankılar uyandırmışlardır. Ölümünün üzerinden on üç yıl geçtikten sonra Attila İlhan’ın anılması, yazdıklarının ilgi görmesi önemlidir fakat onun üzerinde durduğu bir sorunun aşılmasında hala ciddi problemler olduğunu vurgulamak bunun düşünce hayatımızda nasıl büyük bir açmaz oluşturduğunu tartışmak da mühimdir.”

Yerli düşünce olmadan yerli sanatın olamayacağını, bunun evrensel bir değer de taşımayacağını anlamak bakımından Attilla İlhan’ın şiir ve roman dışında düşünce eserlerindeki tartışma temaları oldukça değerlidir. Taşıdığı ‘sosyalist kimliğine’ rağmen ideolojisi üzerinden halkına yabancılaşmadan, kendi kültürel duyarlılığı, entelektüel birikimi ile yerli bir sentez yaratma çabası sanırım bugün aydın sorununu aşma konusunda kıymetli bir örnek olarak durmaktadır.

15 Ekim 2018 Pazartesi

Putları kırmak

[email protected]

Mesele yeni değildir, Mehmet Akif Bey ‘Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı’ diyordu; mevzu bahis olan Akif’in bahsettiği fakat aradan yüzyıl geçmesine rağmen aşamadığımız bir meseledir. Demek ki değişen şeyler var ve bunlardan biri de ‘idraktir’, eğer zamanın idrakine söyleyecek sözünüz olmazsa çağın dışına itilmek tehlikesiyle karşılaşırsınız. Dikkat ederseniz bu meseleyi bugün ilahiyat fakülteleri, bilim çevreleri, aydınlar gündeme getirip bu konuda bir zemin oluşumuna katkı yapmaktan uzak bulunurken konuyu Cumhurbaşkanı Erdoğan dikkatlere sokup meselenin önemini göstermek istemektedir.

“Başkan Erdoğan, bir devlet adamı olarak, başta Türkiye olmak üzere İslam coğrafyasının sorunlarıyla yıllardır karşılaşıp, bunların çözümüne dönük fiili bir mücadelenin içinde olduğu için esas sorun çözülmeden ne politik ne ekonomik sorunların aşılmasının mümkün olmadığını yaşayarak tecrübe ettikçe, zaman zaman konuyu açıkça dile getirip bu hususta aydınları, ilahiyatçıları, akademyayı, diyaneti uyarmak durumunda kalmaktadır. Ey düşünen insanlar neredesiniz!”

ESKİ ÇAĞIN PUTLARI

Çağ değişmesi, çağın idrakinin değişmesinin ne demek olduğunu anlamadan meseleye yaklaşmak dahi mümkün değildir. Çağ denilen şey çoğunlukla kelime anlamıyla yani yüz yıllık bir süreyle sınırlı olarak anlaşılır oysa çağ bir tarihsel dönemi yani o dönemin karakteristik özelliklerini, benzer nitelikli olaylarını, düşünme biçimini, anlayışını, olayları yorumlama anlamlandırma tarzını ve zihniyet dünyasını ifade etmektedir.

Burada idrak, algı, zihniyet, dünya görüşü, bilgi kavramı, yöntem epistemolojik sorunlar önem kazanır. Demek ki çağ değişimi denilince, insanların fikriyatları, düşünme biçimleri, idrakleri, algıları, zihniyet dünyaları değiştiği için yeni bir çağa eski anlayış, yorum ve dünya görüşünün kavramlarıyla hitap etmenin mümkün olmadığını anlamak lazımdır.

Dini bilginin esaslarının değişmesi veya reforme edilmesini bu bağlamda tartışmaya kalkmak meseleyi anlamaktan uzaklaşmak olacağı gibi, konunun ele alınmasını da önleyen bir yanlış olacaktır. Bugün Müslüman toplumların esas sorunu, yeniçağın, modern çağın birey ve toplumlarının olayları evreni, toplumsal dünyayı anlama mekanizmaları olan düşünsel yapılara uygun kavramsal, düşünsel bir dil geliştirememiş olmasıdır.

YENİ İNSANA ULAŞMAK

“Rahmetli hocam Erol Güngör Bey İslam’ın Bugünkü Meseleleri kitabı yeni yazılmış gibi duruyor; çünkü bugünkü meseleler birkaç yüzyıllık meseleleri kapsamaktadır; İslam dünyası bu meselelere cevap vermedikçe bunları tartışıp aşacak fikri derinliğe sahip olmadıkça sorunların yığılması dahası büyüyüp gelişmenin önünde engel olması kaçınılmazdır.

Müslümanlar Arap yarımadasının dışına çıkınca karşılaştığı düşünsel duruma, yani o günün problemetiğine hitap eden, onu aşacak büyük bir bilim ve düşünce geleneği yarattığı, bir aydınlanma dönemi oluşturduğu için modern çağa uzanan entelektüel hegemonya kurabilmiştir.”

Düşünce dünyasında yaşanan değişimin hızını dikkate aldığımızda aydınlanmadan materyalizme, modernizmden, post modernizme uzayan birçok teorik felsefi tartışma bilgi yaklaşımlarının nasıl hızla aktığını görebiliriz. Çağı ve onun ‘düşünsel mekanizmalarıyla’iletişim kuracak bir bilgiyi yeniden üretmeden sanayi öncesi toplumların algısına dayalı, o zihniyetinin kavramlarıyla yeniyle buluşmak ciddi bir sorundur.

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Kasım 18, 2018

Türkiye’deki düşünce kuruluşları listesi

Düşünce kuruluşları (İngilizceThink tank), alanında bilgi ve analiz üretir. İlgili bilgileri takip eder, tasnif eder ve ihtiyaç halinde sunar. Türkiye için yeni bir alandır.

Tarık Çelenk yazdı: Düşünmeyen düşünce kuruluşlarımız

Türkiye‘de bulunan düşünce kuruluşları alfabetik sıra ile şunlardır:

Kuruluş adı Kısaltması Merkezi Kuruluş yılı
Strateji Enstitüsü SEN İstanbul 2014
Evrensel Stratejik Araştırma Merkezi EVSAM İstanbul 2014
Actus Sağlık Araştırmaları ve Sosyal Stratejiler Geliştirme Merkezi ACTUS Kuzguncukİstanbul 2009
Akademik Araştırma Enstitüsü AAE Eskişehir 2013
Akbank Düşünce Kulübü ADK Sabancı Centerİstanbul 2008
Anadolu Stratejik Düşünce Akademisi ASDA SelçukluKonya 2014
Ankara Düşünce ve Araştırma Merkezi ADAM DikmenAnkara 2006
Ankara Global Araştırmalar Merkezi AGAM ÇankayaAnkara 2006
Ankara Strateji Enstitüsü Ankara Strateji AnıttepeAnkara 2011
Araştırma ve Etütler Merkezi AREM Yenimahalle, Ankara 2005
ARI Hareketi Beşiktaş, İstanbul 1994
Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi ORSAM ÇankayaAnkara
Alternatif Politikalar Merkezi APM ÇankayaAnkara 2004
Avrasya İncelemeleri Merkezi AVİM ÇankayaAnkara 2009
Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi BİLGESAM Şişliİstanbul 2008
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi ÇOMÜ-SAM Çanakkale
Dış Politika Enstitüsü DPE Ankara 1974
Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi EDAM Etilerİstanbul 2005
Global İlişkiler Forumu GIF Koç Üniversitesiİstanbul 2009
Global Politikalar Araştırma Merkezi GLOPOL Konya 2006
Global Strateji Enstitüsü GSE Kızılay, Ankara
Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi GASAM Şişliİstanbul 2004
Hukuk Etik Siyaset Araştırmaları HESA Balgat, Ankara 2014
Hürriyet Hukuk Hoşgörü Hareketi 3H Sultanahmet, İstanbul 2006
İstanbul Stratejik Düşünce ve Araştırma Merkezi İSDAM Fatihİstanbul 2012
İzmir Düşünce ve Araştırma Merkezi İZDAM Konak, İzmir 2012
Karadeniz Araştırmaları Merkezi KaraM Kızılay, Ankara 2008
KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı KÖKSAV Maltepe, Ankara 1991
Küresel Araştırma Düşünce Merkezi GRTC Kütahya 2015
Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Beşiktaş, İstanbul 1985
Orta-Doğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği ORDAF Ataşehir, İstanbul 2008
Orta Doğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi ODAM MebusevleriAnkara 2004
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomik Araştırmalar Merkezi ERC Ankara
Orta ve Doğu Avrupa Stratejik Araştırmalar Grubu ODSTA Ankara 2013
Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi SAREM 2002
Stratejik Araştırmalar Merkezi SAM ÇankayaAnkara 1995
Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi SASAM ÇankayaAnkara 2012
Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı SETA Ankara 2005
Temel Stratejik Araştırmalar ve Danışmanlık TSA [kaynak belirtilmeli] ÇankayaAnkara 2009
Türk Akademisi Siyasi Sosyal Stratejik Araştırmalar Vakfı TASAV Ankara 2012
Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM İstanbul 2002
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı TEPAV Ankara 2004
Türkiye Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (Yeni adı ULİSAM) TESAM İstanbul 2008
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı TESEV İstanbul 1994
Türkiye Kültür Araştırmaları Grubu Beşiktaş, İstanbul 1999
Türkiye Ulusal Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi TUSAM Bahçelievler, Ankara 2004
Ulusal Enerji Forumu İstanbul 2001
Ulusal Güvenlik ve Stratejik Araştırmalar Derneği UGSAD Ankara 1992
Uluslararası Orta Doğu Barış Araştırmaları Merkezi IMPR Ankara 2012
Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (Eski adı TESAM) ULİSAM Ankara 2008
Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi TürkSAM Ankara 2002
Uluslararası Kültürel Araştırmalar Merkezi UKAM İstanbul 2012
Uluslararası Politika Araştırmaları Merkezi UPAM Ankara 2012
Ankara Politikalar Merkezi APM Ankara 2014
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu USAK MebusevleriAnkara 2001
Uluslararası Stratejik Tahlil ve Araştırmalar Derneği USTAD Mardin 2011
Üsküdar Üniversitesi Postkolonyal Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi [1] PAMER İstanbul 2014
Strateji Düşünce Enstitüsü SDE Ankara 2009
Harp Akademileri Komutanlığı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü SAREN İstanbul
İHH İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi İNSAMER İstanbul 2014
Enstitüler, Araştırma Merkezleri, Vakıflar, Dernekler / Institutes, Research Centers, Foundations, Associations

Düşünce Kuruluşları ve Yayınları

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI

(47 ADET)

(Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye’deki_d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce_kurulu%C5%9Flar%C4%B1_listesi )

——————————————————————————————————

Akademik Araştırma Enstitüsü.  http://akademikarastirma.org/

Akbank Düşünce Kulübü. https://www.akbankdusuncekulubu.com/

Ankara Düşünce ve Araştırma Merkezi. http://www.adam.org.tr/ (Bültenler: http://www.adam.org.tr/dosya/kategori/35 ) (“Araştırma ve Yayınlar” web sitesindeki menüde başlık olarak verilmiş)

Ankara Politikalar Merkezi. http://ankarapolitikalarmerkezi.org/

Ankara Strateji Enstitüsü (RAPORLAR başlığı web sitesindeki menüde mevcut) ( YAYINLAR başlığı web sitesindeki menüde mevcut)

ANSEM Anadolu Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi . http://www.ansem.org/

Araştırma ve Etütler Merkezi (Yayınlar: http://www.arem.gov.tr/Arem/defaultarem.aspx?icerik=121 // Raporlar: Web sitesinde menüde RAPORLAR başlığı var. // Makaleler: Web sitesinde menüde MAKALELER başlığı var).

ARI Hareketi / ARI Movement (Araştırma ve Yayınlar: http://www.ari.org.tr/TR/?page_id=37 )

Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi – Vikipedi

Betam (Menüde yer alan 2 başlık (EKONOMİK ARAŞTIRMALAR / TOPLUMSAL ARAŞTIRMALAR) altında YAYINLAR da var)

Alternatif Politikalar Merkezi. http://www.politikamerkezi.org.tr/

ASSAM – Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği. http://www.assam.org.tr/tr/

BİLGESAM | Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (Web sitesinin menüsünde YAYINLAR başlığı var)

Çanakkale Onseki Mart Üniversitesi Stratejik Araştırmalar …

Dış Politika Enstitüsü: DPE (Dergiler: http://www.dispolitika.org.tr/dergi_liste.html ) (“Yayınlarımız”: http://www.dispolitika.org.tr/kitap_liste.html )

EDAM – Ekonomi ve Dış politika Araştırma Merkezi, (“Araştırmalar” : http://www.edam.org.tr/tr/AnaKonu/arastirmalar //  ) ( “Yeni Yayınlar” : http://www.edam.org.tr/tr/AnaKonu/yeni-yayinlar )

E.S.A.M. – Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (Web sitesindeki menüde YAYINLAR başlığı var)

GİF (Web sitesindeki menüde STUDIES başlığı var)

Global Politikalar Araştırma Merkezi (GLOPOL) | Politik … (http://glopol.org/ site çalışmıyor)

global strateji enstitüsü – Uluslararası Politika Akademisi   //  Global Strateji Enstitüsü – Vikipedi

GASAM (Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi).

3H Hareketi – Hürriyet Hukuk Hoşgörü

Karadeniz Araştırmaları Merkezi (Derginin adı: Karadeniz Araştırmaları)

KÖKSAV . KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı . www …  (Dergi: http://www.koksav.org.tr/Yayinlar/ka_index.htm ) (Yayınlar: http://www.koksav.org.tr/yayinlar-t.htm )

Dernek Hakkında | Kültür Araştırmaları Derneği (“Bülten”: http://www.kulturad.org/index.php?bulten // “Kitaplar” : http://www.kulturad.org/index.php?kitap )

Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı … (“Yayınlarımız”: http://www.marmaragrubu.org/yayinlarimiz )

ORDAF – Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği (“Yayınlar”: http://www.ordaf.org/kategori/yayinlar/ ) (“Raporlar”: http://www.ordaf.org/kategori/raporlar/ )

Orta Doğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi. https://www.google.com.tr/search?q=Orta+Do%C4%9Fu+ve+Afrika+Ara%C5%9Ft%C4%B1rmalar%C4%B1+Merkezi&oq=Orta+Do%C4%9Fu+ve+Afrika+Ara%C5%9Ft%C4%B1rmalar%C4%B1+Merkezi&aqs=chrome..69i57j0.673j0j9&sourceid=chrome&es_sm=93&ie=UTF-8

ODTÜ Ekonomik Araştırmalar Merkezi – ERC (“Araştırma  Raporları”: http://www.erc.metu.edu.tr/menu/sayfa.php?icerik=papers&lang=tr )

ODSTA | Orta ve Doğu Avrupa Stratejik Araştımalar Grubu

ORSAM (Dergi: Ortadoğu Analiz: http://www.orsam.org.tr/tr/Yayinlar/OrtadoguAnaliz.aspx?ID=66 ) // (Dergi: Ortadoğu Etütleri: http://www.orsam.org.tr/tr/Yayinlar/OrtadoguEtudleri.aspx?ID=11 )  // (Raporlar: http://www.orsam.org.tr/tr/orsamraporlararsiv.aspx ) // (Kitaplar: http://www.orsam.org.tr/tr/orsamKitaplarArsiv.aspx )

SAM | Stratejik Araştırmalar Merkezi (Dergiler, web sayfasındaki menüde YAYINLAR başlığı altında)

SETA: Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (Dergi: Insight Turkey: http://insightturkey.com/?ref=seta_tr ) // (“Yayınlar”: http://www.setav.org/tr/Yayinlar )

Stratejik Düşünce Enstitüsü. http://www.sde.org.tr/ (Dergi: Stratejik Düşünce: http://www.sde.org.tr/tr/news/dergi/45 ) // (Rapor: http://www.sde.org.tr/tr/news/rapor/46 ) // (Analiz: http://www.sde.org.tr/tr/news/analiz/47 ) // (Kitap: http://www.sde.org.tr/tr/news/kitap/48 ) // (Bülten:

Temel Stratejik Araştırma ve Danışmanlık Merkezi

TASAV – TÜRK AKADEMİSİ Siyasi Sosyal Stratejik … (“Yayınlar”: http://tasav.org/htmldocs/index/icerik/4/akademiler-turk-akademisi-siyasi-sosyal-stratejik-arastirmalar-vakfi-yayinlar-tasav.html )

TASAM (Dergi: Stratejik Öngörü: http://www.stratejikongoru.org/  http://www.tasam.org/tr-TR/Kitaplik?t=2  ) (“Kitaplar”: http://www.tasam.org/tr-TR/Kitaplik?t=1 )  (“Raporlar ve Belgeler”: http://www.tasam.org/tr-TR/Raporlar )

TEPAV | (“Araştırma ve Yayınlar”: http://www.tepav.org.tr/tr/yayin )

TESEV – Ana Sayfa (“Yayınlar”: http://www.tesev.org.tr/Yayinlar/ )

TESAM | Türkiye Ekonomik Siyasal ve Stratejik Araştırmalar …(Dergi: TESAM Akademi: http://tesamakademi.com/ ) (“Yeni analiz ve raporlar”: http://tesam.org.tr/category/yeni-analiz-ve-raporlar/ )

Ulusal Enerji Forumu
Uluslararası Kültürel Araştırmalar Merkezi (UKAM). http://www.ukam.org/ (Dergi: UKAM Journal: http://www.ukam.org/E-Dergi.aspx#.VItXcDGsW5g ) // ( Yayınlar: Web sitesi menüsünde YAYINLAR başlığı var)

Uluslararası Ortadoğu Barış Araştırmaları Merkezi. IMPR | IMPR (Web sitesinde menüde YAYINLAR başlığı var)

Uluslararası Politika Akademisi. http://politikaakademisi.org/hakkimizda/

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu  (Dergiler: http://www.usak.org.tr/dergi_vitrin.php?h=3 )

Uluslararası Stratejik Tahlil ve Araştırmalar Merkezi. http://www.ustad.org.tr/

Türksam (Web sitesinde sağda RAPORLAR başlığı var)

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Kasım 11, 2018

Türkiye ve Türkistan

Türk Siyasi Düşünürleri (Avrupa/Türkiye-Asya/Türkistan)

Asya/Türkistan Türk siyasi düşünürlerinin sayısının bir miktar daha fazla olduğunu görmekteyiz.

Türk Siyasi Düşünürleri başlığı altında bir kitap yayınlanması durumunda, düşünürleri ve kavramlarını topluca inceleme imkanına sahip olabiliriz.

A V R U P A

TÜRKİYE

  • Abdullah Cevdet (Türkiye)
  • Ahmet Vefik Paşa (Türkiye)
  • Ali Suavi
  • Aşık Paşa (Türkiye)
  • Mustafa Kemal Atatürk (Türkiye)
  • Namık Kemal (Türkiye)
  • Pirizade (Türkiye)
  • Sait Halim Paşa (Türkiye)
  • Ziya Gökalp (Türkiye)
  • Gelibolulu Mustafa Ali (Türkiye)
  • İttihat ve Terakki (Türkiye)
  • Jön Türkler (Türkiye)
  • Kazım Karabekir (Türkiye)
  • Kınalızade Ali (Türkiye)
  • Koçi Bey (Türkiye)
  • Lütfi Paşa (Türkiye, 16.yy)

BOSNA HERSEK

  • Aliya İzzetbegoviç

BULGARİSTAN

  • Filibeli Ahmet Hilmi (Bulgaristan)
  • Hak ve Özgürlükler Hareketi (Bulgaristan)

YUGOSLAVYA

Yücelci Türkler (Yugoslavya)

YUNANİSTAN

  • Sadık Ahmet

A S Y A

GÖKTÜRKLER

AZERBAYCAN

KAZAKİSTAN

  • Ahmed Yesevi (Kazakistan)
  • Mağcan Cumabayev (Kazakistan)
  • Törökul Canuzakov (Kazakistan)
  • Farabi (Kazakistan)
  • Mustafa Çokay (Kazakistan)

TÜRKİSTAN

  • Sultan Galiyev (Türkistan)
  • Türkistan Basmacı Hareketi (Türkistan)
  • Ceditçilik (Türkistan)
  • Dedem Korkut

RUSYA

  • Sadri Maksudi Arsal (Rusya)
  • Yusuf Akçura (Rusya), Üç Tarz-ı Siyaset 
  • Mollanur Vahidov (Rusya)
  • İsmail Gaspıralı (Rusya, Kırım)
  • Şefika Gaspıralı (Rusya, Kırım)

KIRGIZİSTAN

  • Yusuf Has Hacip (Kırgızistan)

DOĞU TÜRKİSTAN

  • Kaşgarlı Mahmut (Doğu Türkistan)
  • Maturidi (Özbekistan)

IRAK

  • Ebu Hanife (Irak)

İRAN

  • Nizamül Mülk (İran)

Türkiye’de Siyâsal Düşünce Târihi

Süleyman Seyfi Öğün Türkiye’de Siyâsal Düşünce Târihi 31 Ara 2018, Pazartesi

Kısa bir zaman evvel, emekli bir askerin açıklamalarıyla başlayan ve Türkiye’deki “sağ”ın, Soğuk Savaş devrinde NATO ile bağlantılı “karanlık” târihini gündeme getiren bir dizi tartışma doğdu. Türkiye’de “sol” bu bağlantıları eskiden beri dile getirir ve Türkiye’deki “sağ”ı topa tutardı. Ama son tartışmaların dikkât çeken tarafı, ilk defâ “içeriden” bâzı tepkileri de içermesiydi. Sâlih Tuna ve İbrahim Karagül’ün yazıları buna misâldir.

Doğrusu, Muhafazakârlık üzerine yaptığım çalışmalarda Türkiye’deki “sağ”ın, ılımlısından keskinine, bu bağ üzerine kurulu olduğunu başından beri dile getirmiş; Türkiye’de “sağ” kavramının kirli bir kavram olduğuna dâir yaklaşımımı korumuşumdur. “Muhafazakâr” olmak ile “sağda” olmak arasında bir sınır olmasının gerekliliği, dile getirdiğim diğer hususlardan birisidir. Bunu, “solda” veyâ “muhafazakâr” olduğum için savunmadım. Eleştirdiğim husus, insanların muhafazakâr olmakla sağcı olmayı kendiliğinden özdeşleştiren özensiz yaklaşımıydı .

Türkiye’de bir siyâsal düşünce birikimi veyâ târihi var mıdır? Bu suâlin en az bir kaç akademik sempozyumu dolduracak kadar tartışmaya gebe olduğunu söyleyebiliriz.

Genel manâda, orijinâl sayılabilecek bir siyâsal-felsefî arkaplânı olmadığı hükmünden hareketle bu alanın küçümseme ile karşılandığı ve ihmâl gördüğü zamanların şâhidiyim. Bunun, mukayeseli bir bakışın ürünü olduğunu söyleyebiliriz. Modern felsefesinin katkısıyla haşmetli bir mimâriye sâhip olan Batı Siyâsal Düşünce Târihi düşünüldüğünde ,insan hakikâten de; “Haydi canım, bizimki de düşünce târihi sayılır mı?” demekten kendisini alıkoyamıyor.

Bu küçümseyici ve yoksayıcı bakış hayli yerleşik bir mâhiyet arz ediyor. Buna mukâbil, başta Hilmi Ziyâ Ülken , Ahmed Hamdi Tanpınar, Sabri Ülgener ve Şerif Mardin gibi ustaların çalışmaları öncü bir rol oynadı. Bu öncü çalışmalar “şöyle böyle”, “eksiği gediğiyle” de olsa bizim de anlaşılmayı bekleyen ve bunu “hak eden” bir düşünce târihimiz olduğuna dâir hâneyi açık tuttu. Mete Tunçay, Orhan Okyay, Şükrü Hanioğlu, İsmâil Kara, Zafer Toprak, Taha Parla vd akademisyenler, “akım” ve “monografik” düzeyde yapılan bir çok çalışmaya imzâ attılar. En son olarak, İletişim Yayınlarından çıkan, Tanıl Bora’nın genel editörlüğünü yaptığı , bu alanda çalışmış kişilerin birikimlerini biraraya getiren ve 9 ciltten mürekkep Türkiye’de Siyâsal Düşünce başlıklı mühim bir derleme ortaya çıktı. Dahası, üniversitelerin bâzı kürsülerinde Türkiye’de Siyâsal Düşünce Târihi Dersi okutulmaya başladı.

Evet, her ne kadar âhım şâhım felsefî derinlikler taşımasa da, en azından bir “ideolojik akımlar” târihi olarak nitelendirilebilecek bir müktesebât var. Elbette bâzı sıkıntılar devâm ediyor. Çalışılan alanlar, akademik ilgilerden çok ideolojik yakınlıklardan neşv-ü nemâ buluyor. Yâni, ağırlıklı olarak; sağcılar, muhafazakârlar , solcu veyâ sosyalistler kendilerine yakın alanları veyâ kişileri çalışıyorlar. Belki de “içeriden anlamak” bâbından bunun hayra yorulabilecek tarafları vardır. Buradaki sıkıntı, “tarafsızlık” dengesinin tutturulmasında karşılaşılabilecek zorluklardır. Bunun “dışarıdan anlama”yı esas alan çalışmalarla dengelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabiî ki, “dışarıdan anlamanın” da “yargılayıcı” olmak riskini unutmadan..

Diğer bir husus, bizâtihi ayrışmış akımlar veyâ monografik sınırlar içinde kalarak yapılan çalışmaların kaçınılmaz olarak Düşünce Târihini ansiklopedizme mahkûm etmesiyle alâkalı görünüyor.

Hâlbuki, Türkiye’de Siyâsal Düşüncenin en hayâtî taraflarından birisinin de “kültürel geçişler”le bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Eğer akademik-entelektüel açıdan bir sıçrama olacaksa burada olacaktır. Kültürel geçişler, yüzeydeki basit ayrımları aşan derin bağları görmeyi mümkün kılıyor. Bu da Merhûm Hocalarımız Sabri Ülgener ve Şerif Mardin’in başlattığı, ama arkası pek de gelmeyen “târihsel-kültürel” temelde “zihniyet târihi” çalışmalarını hem bir eksiklik olarak görmemizi hem de onlara özenmemizi sağlıyor.

Hâsılı, zihniyet iklimlerinin târihi doyurucu bir şekilde çalışılmadan, “karşılıklar” ve “kültürel geçişler” anlaşılamadan Siyâsal Düşünce Târihi çalışmalarının yoğunlaşması ansiklopedik bir obezite doğurmaktan başka bir işe yaramayacağı anlaşılıyor.

İkinci bir husus ise, düşüncelerin ve akımların şekillenmesinde başat rolü oynayan, pek çoğu devşirilmiş hâkim ideolojik paradigmaların toplumsallaştırıcı etkisini ve aralarındaki kültürel süreklilikleri anlamakla alâkalı görünüyor. İnsanlar “solcu” veyâ “sağcı” olmayı nasıl ve nereden öğrendiler? Bu, bir vahiy veyâ ilham konusu değildi. “Gelenekten hareket etmek” veyâ tersine “gelenekten kopmakla” da sınırlı olmayan karmaşık süreçlerdir bunlar. Herkes solcu veyâ sağcı olmayı “birilerinden” ,”bir yerlerde” ve “bir şekilde” öğrendiler.. Bu “öğrenme” ve “olma” süreçlerinin sıkı bir şekilde anlaşılması gerekiyor.

Tek yanlı olarak Türkiye’de “sağcılığın”ın târihinin “kirli” bir târih olduğunu söylemek yetmiyor. Bu solcuları rahatlatmamalıdır. Eğer “kirli” bir târih varsa, bu sağcılar kadar solcuları da tedirgin etmelidir.

Eğer “kirlenme” varsa bu kapsayıcı ve bulaşıcı bir süreçtir. Eğer NATO Türkiye’de sağcıları şekillendirip kullandıysa, solcuları da şekillendirip kullanmasının önünde bir engel de yok demektir. Bâb-ı Âli’nin, Cağaloğlu’nun kıraathaneleri ile Beyoğlu’nun kafe ve meyhaneleri üzerinde dolaşan bulutlar aynı bulutlar değil miydi? Ve, “bizim evde” ,aynı silâhla , aynı günün sabâhında bir “Ülkücü” genç, akşamında da “Devrimci” bir genç toprağa düşmüyor muydu?…

Yunus Emre Yazıları. BooksonTurkey

YUNUS EMRE’DE İnsan

Tezlere erişebilmek için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz. YUNUS EMRE’DE İnsan 766066 UMUT DURMAZ  2022 Plotinus ve Yunus Emre’de insanın tinselliği Yunus Emre’de insan algısı / Human perception in…

Yunus Emre hakkında bazı kaynaklar

MUSTAFA TATÇI      1990    Yunus Emre Divanı (inceleme-metin) (2 cilt) Doktora Yunus Emre’nin Şiirlerinde Deniz  YUNUS EMRE DİVANI’NIN SÖZ DİZİMİ -1- Hüsna KAVAKLIÇEŞME KOTAN Doktora Tezi   Yunus Emre Divan…

Türk Aydınlanması ve Yunus Emre

  https://www.youtube.com/watch?v=CK043c9gyz0&ab_channel=BirGazeteciBirD%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr Dk: 32:25 Prof Dr Doğan Göçmen: Evet şimdi Levent Ağaoğlu’nun bir şeyi var Olcay ona da şey yapayım Ondan sonra evet Avrupa karanlıktan aydınlığa geçerken…

Yunus Emre’nin Şiirlerinde sıklıkla kullanılan kavram ve terimler

Aceb. Alem. Allah. Ana. Anda. Andan. Anı. Anun. Aşık. Ayruk. Bana. Ben. Beni.Benüm. Bile. Bilme. Ben. Bir. Biz. Bu. Can. Canı. Canum. Cümle. Çok. Çün….

Yunus Emre ve Shakespeare

Yunus Emre bizim Şekspirimizdir. Tiyatrocular oradan oyunlar uyarlasın. Zor mu? İngilizler Shakespear’in eserlerini hergün tiyatrolarında sahneliyorlar. Biz ise Derviş Yunus’u sadece ölülerimizi toplu ilahiler ile…

Ayla Algan Album on Yunus Emre

A1 C’est Toi Qu’il Me Faut 00:00 A2 Voilà Où M’a Réduit L’amour 04:20 A3 Aimons, Soyons Aimés 08:51 A4 Tout Est Dans L’être Humain 14:33 A5 Wenn…

Aylâ Algan – Yunus Emre (Original LP 1970)

https://www.youtube.com/watch?v=NpgfHuAjUYc&ab_channel=H%C3%BCz%C3%BCnl%C3%BCveCo%C5%9FkuluH%C3%BCmanistler A1 C’est Toi Qu’il Me Faut 00:00 A2 Voilà Où M’a Réduit L’amour 04:20 A3 Aimons, Soyons Aimés 08:51 A4 Tout Est Dans L’être Humain 14:33 A5 Wenn…

Yunus Emre, İsmail Hakkı Aydın

Teknoloji, sevgiyi yoketmekte midir? Yunus Emre, “Aşksız adem dünyada belli bilin ki yoktur. Her biri bir nesneye sevgisi var, aşıktır.” diyerek de, bunların insanın ayrılamaz parçaları…

Kolonizatör bir Türk Şairi: Yunus Emre

700’lü yıllarda Yenisey Yazıtları ve Orhun Yazıtları ile başlayan yazınımız Yunus Emre (ö.1321) ile zirvesine ulaşmıştır. Sözler ile yaşanan, aktarılan bir hazine olan Türkçe…

Shakespeare ve Yunus Emre

Dünyanın en büyük tiyatro yazarı İngiliz Shakespeare ve Türkçenin şiir dili ile şairi Yunus Emre’nin sözlükleri geçmiş yıllarda Türk yazarlar tarafından yayınlanmıştır. Shakespeare Sözlüğü…

Yunus Emre: Great Turkish Sufi Poet

‘We are God’s and God is Ours’ GHAZALS of YUNUS EMRE by Yunus Emre and Paul Smith | Jun 20, 2018 The Drop That Became the…

Yunus Emre

Our understanding of human being at the highest level in Yunus Emre Our investigation, which started with the Yenisey Inscriptions in the 700’s, ends with…

Turkish Scholars 646-1321: From Tonyukuk to Yunus (675 Years)

INSCRIPTIONS WISE TONYUKUK 646 – 726 Inner Mongolia, China BİLGE KAĞAN 683-734 Turkistan KÜLTIGIN INSCRIPTION 684-731 Turkestan   RELIGION Abu Hanifa 699-767 Mesopotamia SCIENCE AND MATHEMATICS 700 …

YUNUS EMRE’DE İnsan

Tezlere erişebilmek için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz.

YUNUS EMRE’DE İnsan

766066 UMUT DURMAZ  2022 Plotinus ve Yunus Emre’de insanın tinselliği

Yunus Emre’de insan algısı / Human perception in Yunus EmreYazar: ESRA KİZİR TAŞTAN

504844 FULYA ARZU BEYRİBEY  2018 Yunus Emre perspektifinden modern insan kişiliğinin eleştirisi

265396 AYDIN KAYAER   2010 Yunus Emre’nin dünyasında insan-Allah ilişkisi

240857 ELİF DURSUN 2009 Din felsefesi açısından Yunus Emre’de Tanrı ve insan God and man for Yunus Emre in philosophy of religion Yüksek Lisans Din = Religion ; Felsefe =Philosophy

Yunus Emre ve Meister Eckhart’ta insan sevgisi /Yazar:MUSTAFA TAŞPINAR 

Yunus Emre hakkında bazı kaynaklar

MUSTAFA TATÇI      1990    Yunus Emre Divanı (inceleme-metin) (2 cilt) Doktora

Yunus Emre, Dîvan (Fatih Yazması)

Yunus Emre Şiirleri
Yunus Emre’nin Şiirlerinde Deniz 

YUNUS EMRE DİVANI’NIN SÖZ DİZİMİ -1- Hüsna KAVAKLIÇEŞME KOTAN Doktora Tezi  

Yunus Emre Divan Mustafa Tatcı

(PDF) YUNUS EMRE DİVANI’NDA BİLMEK KAVRAMI ÜZERİNE

Yunus Emre Hayatı Düşünceleri Eserleri

Yunus Emre Divanı Sözlüğü PDF – Google’da Ara

Gemini yunus emre kavramları

Gemini yunus emrede insan

YUDUM GÖRMÜŞ 2003   Yunus Emre Divanı’nın kelime dünyası Yüksek Lisans

CANAN DURMAZ   2008   Yûnus Emre Divanı’nda ve Risâletü’n-Nushiyye’de kelime grupları ve söz varlığı

Yunus Emre Hakkında Doktora Tezleri

Tez No Yazar Yıl Tez Adı (Orijinal/Çeviri) Tez Türü Konu

1 783979 GONCA GÜVEN AKIN 2023 Yunus Emre ve Halil Cibran’ın eserlerinde mekân – şiir ilişkisine karşılaştırmalı bir bakış A comparative overview of space-poetry in the works of Yunus Emre and Halil Cibran Doktora Karşılaştırmalı Edebiyat = Comparative Literature

2 838928 FRANCESCO CONTE 2023 Yunus Emre and the voice of the ineffable absolute (Hakk) Yunus Emre ve söylenmeyen mutlağın sesi (Hakk) Doktora Felsefe = Philosophy

3 791032 AHMET FETHİ GÜN 2023 Türk kamu diplomasisinde yunus emre enstitülerinin kültürel diplomasi faaliyetleri: Pakistan, Malezya, Sırbistan ve Makedonya örnekleri
Cultural diplomacy activities of yunus emre institutes in turkish public diplomacy: examples of Pakistan, Malaysia, Serbia and Macedonia Doktora Uluslararası İlişkiler = International Relations

4 828058 MUSTAFA KÖSEOĞLU 2023 Yunus Emre’de felsefi sağaltımın imkanları
The possibility of philosophical healing in Yunus Emre’s poems Doktora Felsefe = Philosophy

5 794968 ELİF ÖNDEŞ 2023 Nezihe Araz’ın Dertli Dolap ve Jacques Lacarrıere’in Dünyanın Tozu romanlarında kahramanın yolculuğu: ‘Yunus Emre’ The hero’s journey in Dertli Dolap by Nezihe Araz and in La Poussiere du Monde by Jacques Lacarriere: ‘Yunus Emre’ Doktora Batı Dilleri ve Edebiyatı = Western Linguistics and Literature

6 722752 SUZAN ORÇAN 2022 Yunus Emre’nin şiirlerinin geleneksel edebiyat teorisine göre çözümlenmesi. Analysing Yunus Emre’s poems according to the traditional literary theory Doktora Türk Dili ve Edebiyatı = Turkish Language and Literature

7 686952 HİLAL ERDOĞAN AKSU 2021 Çok mekânlılık bağlamında Yunus Emre mezarları
Tombs of Yunus Emre within the context of multi-spatiality Doktora Halk Bilimi (Folklor) = Folklore

8 695261 AUDAI ABED ALKHALIK A K AL-AMEER 2021 Kültürel diplomasi bağlamında sivil toplum kuruluşlarının ülke kültürünün tanıtımına etkisi: Ürdün’deki Yunus Emre Enstitüsü örneği. The effect of non-governmental organizations on the promotion of the country’s culture in the context of cultural diplomacy: The case of Yunus Emre Institute in Jordan Doktora Halkla İlişkiler = Public Relations

9 675805 DERYA ERSÖZ 2021 Ahmet Yesevi, Hakim Ata ve Yunus Emre’de Tanrı tasarımı
The God imagination of Ahmet Yesevi, Hakim Ata and Yunus Emre Doktora Din = Religion ; Halk Bilimi (Folklor) = Folklore ; Türk Dili ve Edebiyatı = Turkish Language and Literature

10 643679 RABİA AKSOY ARIKAN 2020 Talât Sait Halman’ın ‘Yunus Emre Selected Poems’ adlı çalışması çerçevesinde tasavvufi şiirin çevirisi. Translation of tasawwuf poetry within the framework of Talat Sait Halman’s ‘Yunus Emre Selected Poems’ Doktora Mütercim-Tercümanlık = Translation and Interpretation

11 716618 OZGECAN KARADAĞLI 2017 From Empire to Republic :Western Art Music, Nationalism, and the Merging Mediation of Saygun’sOp.26 Yunus Emre Oratorio
Doktora Müzik = Music

12 479460 GÜLCAN ABBASOĞULLARI 2017 Divan edebiyatında su imgesi ve muhtelif tezahürleri (Yunus Emre, Fuzuli, Nabi ve Şeyh Galib örneği). Image of water in divan literature and its various manifestations (Yunus Emre, Fuzuli, Nabi and Şeyh Galib example) Doktora Türk Dili ve Edebiyatı = Turkish Language and Literature

13 429640 HÜSNA KAVAKLIÇEŞME KOTAN 2015 Yunus Emre Divanının söz dizimi
The syntax of the Yunus Emre Divan Doktora Dilbilim = Linguistics ; Türk Dili ve Edebiyatı = Turkish Language and Literature

14 192618 NİHAL BİLGİLİ AYKUT 2005 Yunus Emre Sağlık Ocağı bölgesinde kadınlarda bazı ruh sağlığı sorunlarının prevalansı ve kadına yönelik aile içi siddetin buna etkisinin saptanması. Prevalence of some mental disorders in women living in Yunus Emre Health Center district and the effect of domestic violence against women Doktora Halk Sağlığı = Public Health ; Psikiyatri = Psychiatry

15 137067 ESİN ULU 2003 Kültürlerarası hümanizmanın müzikteki simgesi çağdaş iki oratarya: A. Adnan Saygun’un Yunus Emre ve Michael Tippet’in zamanımızın çocuğu orataryolarının yapı stil ve içerik yönlerinden karşılaştırmalı incelemesi. The Symbol of cross cultural humanism in müsic, twe cartemporay oraturios: Camparative analysis of A. Adnan Saygun’s Yunus Emre and Michael Tippet’s a child of our time oratuios in term of structure, style and content Doktora Müzik = Music

16 21254 MUSTAFA TAŞPINAR 1992 Yunus Emre ve Meister Eckhart’ta insan sevgisi
Doktora Felsefe = Philosophy

17 11771 MUSTAFA TATÇI 1990 Yunus Emre Divanı (inceleme-metin) (2 cilt) Doktora Türk Dili ve Edebiyatı = Turkish Language and Literature

18 9351 BEHÇET DEDE 1990 Yunus Emre’nin eserlerinin tahlili. Doktora Türk Dili ve Edebiyatı = Turkish Language and Literature

2024 © ULUSAL TEZ MERKEZİ

 

Atatürk ve Hilafet kavramı

Türkiye’nin kendi içerisinde bir türlü bir dengeye oturamaması hep farklı uçlara gidip gelmesinin temelinde yatan acı bir gerçek vardır.

Türkler Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey ile 1055 yılında Bağdat’a girdiklerinde hilafeti bir süs koltuğu konumuna düşürmüşler ve devlet işlerinden soyutlamışlardı. Yeğeni olan Alparslan  ise Anadolu topraklarını kapısını Türklere açmıştı. Bu Selçuklu’nun gerçeğiydi.

Fakat Osmanlı hükümdarlarından Yavuz Selim ise 1517 yılında hilafeti Kahire’den alıp İstanbul’a getirmiştir. 500 yılı aşkın bir siyasi kültürel kalıntıdır söz konusu olan.

Hazreti Muhammed’in ölümü üzerine ortaya çıkan bir kurum olan Hilafet 3 Mart 1924 yılında Atatürk tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nden kaldırılmıştır.

2024 yılı hilafetin kaldırılmasının 100.yılıdır. 

Anlaşılan odur ki Hilafetin kalıntılarının, kültürel kalıntılarının kaldırılması ise yüzyıl içerisinde mümkün olamamaktadır. Hilafet birleştiren değil Türk toplumunu bölmek için maharetle kullanılan bir alet haline gelmiştir. Eğer Hazreti Muhammet’in son peygamber olduğu gerçeği üzerinden hareket edersek, peygamberin halifesi olmamak gerektir. Halifelik iddiasında bulunmak ise peygamberlik müessesesinin özü ile çelişen bir davranıştır.

Atatürk’ün Hilafet hakkındaki Sözleri

1919 senesi Mayıs’ının 19. günü Samsun’a çıktım. Genel vaziyet ve manzara: Osmanlı devletinin dahil bulunduğu grup, Harbi Umumi’de mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütarekename imzalanmış.

Büyük Harbin uzun seneleri zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi Harbi Umumi’ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar etmişler.
Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın riyasetindeki kabine; aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız padişahın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir vaziyete razı. Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…
Mustafa Kemal Atatürk – 1927

Sizler gibi din ve namus sahibi büyükler oldukça, Türk ve Kürdün yekdiğerinden ayrılmaz iki öz kardeş olarak yaşamakta devam eyleyeceği ve hilafet makamı etrafında sarsılmaz bir vücut halinde dahil ve hariç düşmanlarımıza karşı demirden bir kale halinde kalacağı şüphesizdir.

Mustafa Kemal Atatürk – 15 Eylül 1919


İstanbul’da, 300 milyon Müslüman’ın bugün büyük umutla baktığı hilafet makamında, vatan, millet düşmanı bir hükümet iktidar mevkiinde duruyor. Damat Ferit Paşa gibi cahil, haris, hodbin bir hanedan mensubu şahıs, yüce saltanata maalesef leke olan bir millet haini, sabit fikirleri ve inadıyla vatan ve milleti, milletsiz saltanat olamayacağı için, bu arada saltanat makamını da muhakkak bir uçuruma sürüklüyor.

Mustafa Kemal Atatürk – 17 Eylül 1919


Bir gece hilafeti kaldırmaya karar verdiğim zaman, bu kararı hemen ertesi sabah tatbik ettim.
Mustafa Kemal Atatürk – 21 Ağustos 1933

Millet ve ordu, padişah ve halifenin hıyanetinden haberdar olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı asırların kökleştirdiği dini ve ananevi bağlarla bağlı ve sadık. Millet ve ordu kurtuluş çaresi düşünürken bu miras kalmış alışkanlığın sevkiyle kendinden evvel yüce hilafet ve saltanat makamının kurtuluşunu ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halife ve padişahsız kurtuluşun manasını anlamak kabiliyetinde değil. Bu inanca muhalif fikir ve görüş ortaya koyacakların vay haline! Derhal dinsiz, vatansız, hain, reddolunmuş olur…

Mustafa Kemal Atatürk – 1927


İngiltere Hükümeti başbakanı Lloyd George’un, İstanbul ve Boğazların milletlerarası bir hale sokulmasına, Türk hükümetinin yeni merkezinin Anadolu’da olacağına ve İstanbul’un yalnız hilafet merkezi ve dini bir payitaht olarak kalacağına dair Barış Konferansı’na tekliflerde bulunacağı gazetelerde görüldü. Milli ananelerimize ve dinimize aykırı olan böyle bir kararın milletimizce asla kabul edilemeyeceği tabiidir. Temsilcilere bu konuda şiddetli protestolarda bulunulması rica olunur.

Mustafa Kemal Atatürk – 8 Ocak 1920


Saltanat ve hilafetin payitahtının ve hükümeti seniyenin ne gibi baskı ve kısıtlamaların acıları altında bulunduğu zaten herkesçe ve her tarafça bilindiği ve açık olduğu için işbu baskı ve kısıtlamaların daha fazla genişlemesine yer kalmamak üzere büyük bir aşk ile bağlı bulunduğum mübarek yüce askerlik mesleğinden de istifamı takdim ile arzı veda eylerim.

Mustafa Kemal Atatürk – 8 Temmuz 1919


Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği alçakça tedbirler araştırmakta.

Mustafa Kemal Atatürk – 1927


Ne yazık ki, şimdi hilafet ve saltanat makamını işgal eden zat, bu millet için hain bir adamdır.
Mustafa Kemal Atatürk – 25 Eylül 1920