Home Blog Page 71

Türk Siyasetinde Milliyetçilik mi yoksa Halkçılık mı hakim?

M i l l i y e t ç i l i k

Milliyetçilik ideolojisinin Türkiye’de ilk olarak ortaya çıkışı 1912 Balkan Savaşı mağlubiyetinden sonra gerçekleşmiştir.

İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem içerisinde Türkiye önemli bir dönüşüm geçirmişti. Savaşın galibi olan ABD, Yalta konferansı ardından Türkiye’de anti komünizm propagandası maksatlı olarak milliyetçilik akımlarını öne geçirirken, halkçılık ile ilgili kurumlar halk evleri, köy enstitüleri birer birer kapatılmaya başlanmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’nin anti komünist politikalarını Türkiye’ye empoze etmesi neticesinde milliyetçilik kavramı öne çıkmaya başlamış, zaten 1950’li yıllarda kapatılan halk evleri ve köy enstitülerinin ardından, Halk Partisi’nin de seçimleri kaybetmesi ile birlikte halk geri plana itilmiş ve Türk-İslam sentezi ideolojisinin zorlaması ile birlikte alternatif kurumlar olan imam hatip okulları ve Kur’an kursları peyderpey açılmaya başlanmıştır.

1946’da Milli Eğitim Bakanı olan Reşat Şemsettin Sirer döneminde Köy Enstitüleri kapatılmaya başlanmıştır. Köy Enstitülerine öğretmen yetiştiren, Yüksek Köy Enstitüsü bölümü 27 Kasım 1947’de, eğitmen kursları ise 28 Haziran 1948’de CHP döneminde kapatılmıştır.

Demokrat Partinin iktidara gelmesi ve 14 Mayıs 1950 tarihinde gerçekleşen seçim ertesinde, 11 Ağustos 1951 tarihinde 5830 sayılı kanun ile Türkiye genelindeki bütün Halkevleri kapatılarak malları hazineye devredilmiştir.

1974 Kıbrıs Savaşı’nın ardından ise bu sefer Milliyetçi Cephe  adında toplumu kutuplaştırıcı bir koalisyon hükümeti kurulmuştur.

1950-2024 arasındaki 75 yıllık dönem ise ülkemizde Atlantik güçlerinin insanımızı kendi gerçeklerine (dil, din, kimlik) yabancılaştırdığı, milliyetçilik ve dincilik görüntüsü altında Türkiye’nin Atlantik İttifakı dışındaki alternatif politika arayışlarının önünü kesmek maksatlı olarak uyguladığı bir dönem özelliği taşımaktadır.

Bir bütün olan halkın birliği ve birlikteliği kavramı zedelenmiş ve toplum özellikle 21. yüzyıl başları ile birlikte derin bir kutuplaşmaya itilmiştir. Halkın bütünlüğünün ortadan kaldırılması kimlik siyasetleri ile söz konusu olmuş ve etnik kimlikler bu anlamda teşvik edilmeye başlanmıştır. Bunun neticesi de halkın gelir dağılımından aldığı payların azalması olmuştur.

Türkiye’de halkın %80’i gelirin ancak yüzde yirmisini paylaşabilmekte buna karşın nüfusun %1’i gelirin yüzde kırkına sahiptir.

Bunun sebebi milliyetçilik ve tarikatçı/mezhepçi/cemaatçi dincilik siyasetlerinin uygulanması ile birlikte, halkın gözünü kimlikler ile karartarak gelirden aldığı payın azaltılması olmuştur.

Neticede asgari ücret Türkiye’de tüm çalışanlar için standart bir ücret haline gelmiştir.

 

H a l k ç ı l ı k

1919-1923 Kurtuluş Savaşı döneminde ise halkçılık ideolojisi güçlü hale gelmeye başlamıştır.

Atatürk, halkçılık kavramını milliyetçilik kavramından daha çok kullanmış, kurduğu partinin adında da halk kavramını kullanmıştır.

Bir tepki ideolojisi olarak ortaya çıkan milliyetçilik anlayışına karşın, halkçılık ideolojisi bir aksiyon ve inşa programı olarak ortaya çıkmış ve halk kongrelerinin kurulmaya başlandığı 1919 yılından, halk evleri ve köy enstitülerinin kapatıldığı 1950 li yılların başına kadar 30 yıl müddetle  ana politika olarak uygulanmıştır.

2024 yerel seçimlerinin de Halk Partisi tarafından kazanılmasının ardından beklentimiz en azından 30 yıllık dönem boyunca halkçılığın Türk siyasetinin merkezine yerleşeceği şeklindedir. 

1919 yılında halk kongrelerini toplayarak savaşı başlatan Atatürk daha sonra 1923, 9 Eylül‘ünde, İzmir’in kurtuluş tarihinde, Cumhuriyet halk Partisi’ni, 1932 yılında ise Halk Evlerini kurmuştur. 

Görüldüğü üzere halkı ve halkçılığı temel alan bir siyasi yaklaşım söz konusudur.

Tekalifi Milliye emirleri

Burada özellikle 1920 Tekalifi Milliye emirleri halkı bizzat savaşın içerisine çekmiş ve fiili katılımını sağlamış, bu sayede de halk elini taşın altına koymuş ve devletine sahip çıkmıştır. Burada soyut bir millet kavramı yerine somut bir halk gerçeği ile yüzleşilmiş ve olumlu sonuçlar alınmıştır

Tekalifi Milliye emirleri, 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilmiş ve aynı yılın Mayıs ayında uygulamaya konulmuştur. Bu emirler, Kurtuluş Savaşı’nın finansmanını sağlamak için alınmış bir dizi tedbirdir.

Tekalifi Milliye emirleri, halktan çeşitli mal ve hizmetlerin bedelsiz veya indirimli olarak toplanmasını içeriyordu. Bu mallar ve hizmetler şunlardır:

  • Para: Halktan altın, gümüş ve para bağışları toplanmıştır.
  • Tahıl: Halktan buğday, arpa, yulaf gibi tahıllar toplanmıştır.
  • Hayvan: Halktan at, katır, deve gibi hayvanlar toplanmıştır.
  • Ulaşım: Halktan araba, kağnı gibi ulaşım araçları toplanmıştır.
  • Erzak: Halktan yiyecek ve giyecek gibi erzak toplanmıştır.

Tekalifi Milliye emirleri, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Bu emirler sayesinde:

  • Kurtuluş Savaşı’nın finansmanı sağlanmıştır.
  • Milli birlik ve beraberlik güçlendirilmiştir.
  • Halkın Kurtuluş Savaşı’na olan desteği artmıştır.

Tekalifi Milliye emirleri, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Bu emirler sayesinde Türk ordusu ihtiyaç duyduğu maddi kaynakları sağlayabilmiş ve savaşı kazanabilmiştir. Tekalifi Milliye emirleri, geçici bir süre için uygulanmış ve Kurtuluş Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte kaldırılmıştır.

2024  Yerel Seçimleri Sonrası Dönem

2024 yerel seçimleri neticesinde alınan sonuçlar ise şunu göstermektedir ki Türkiye’nin lider Partisi haline gelen Cumhuriyet Halk Partisi halkın yüzde altmışını belediyelerde temsil eder pozisyona gelmiştir.

Bu durumda Halkçılık ideolojisi %60, Milliyetçilik ideolojisi ise %40 paya sahip gözükmektedir. 

Milliyetçilik ideolojisi iktidar partisi tarafından temsil ediliyor olması rağmen, halkçılık ideolojisi ülkenin birinci partisi haline gelen muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi tarafından temsil edilmektedir.

Önümüzdeki yılların halkçılık ve milliyetçilik ideolojilerinin birbirlerine kıyasıya rekabet edecekleri bir dönem olması beklenmektedir.

Levent Ağaoğlu, Yeniçağ Gazetesi Makaleleri

12 Bilge Türk ve iz bırakan eserleri / Levent Ağaoğlu

12 Bilge Türk ve iz bırakan eserleri / Levent Ağaoğlu

Bilge Liderlerimiz Atatürk, Tonyukuk ve istikbalimiz - Gençlerimiz / Levent AĞAOĞLU

Bilge Liderlerimiz Atatürk, Tonyukuk ve istikbalimiz – Gençlerimiz / Levent AĞAOĞLU

 

Atatürk, Halk ve 101. yıl Yerel Seçimleri / Levent Ağaoğlu

 

 

Atatürk, Halk ve 101.yıl Yerel Seçimleri

Atatürk 1919 Mayıs-Aralık döneminde 225 gün ve 1923 Ocak-Mart döneminde 60 gün olmak üzere toplamda dokuz ayı aşkın bir süre boyunca halkla direkt temas ederek kongreler toplamış ve konferanslar vermiştir.

Atatürk’ün fikirlerinin ana kaynağı halkla temas neticesinde ortaya çıkmaktadır. Halktan  aldığı enerjiyi, daha sonra kendisi engin uzak görüşlülüğü ile birlikte inceden inceye işlemiş ve bunun neticesinde bir halk yönetimi olan Cumhuriyet idaresini ilan etmiştir. Ve nihayetinde de Cumhuriyet Halk Partisini kurmuştur.

Burada dikkat çekici olan Cumhuriyet ve Halk vurgularıdır.

Demek ki cumhuriyeti yaşatacak olan kaynağında yer alan halktır. Bu kurucu liderin kendi özgün bir düşüncesidir ve safha safha geliştirdiği bir uzak görüşlülüktür.

Cumhuriyetin 100. yılının ardından yeni bir başlangıç yapan ülkemiz, 101.yılda yani ikinci yüzyılının başlangıcında yapılan ilk seçimde, halk Türk siyasetinde kendisini merkeze oturtmuştur. Merkez-Çevre denilen ithal kavramı berhava ettirmiştir.

Türk siyasetçilerinin, merkez kast edildiğinde, anladıkları merkez sağ kavramıdır. Ve yıllardan beri de merkezin yokluğundan şikayet etmektedirler.

Seçim sonuçları ise halkın merkezi kendisinde konumlandırdığının somut bir göstergesidir. Bu anlayış ise siyasi partilerin oluşturdukları yamalı bohça misali ittifakları bir kenara  itmektedir.

Halk partilerde değil merkezde ittifak etmektedir. Bu merkez de tek başına bir parti değildir ama halkın kendisidir.

Sürekli olarak milliyetçilik kavramlarını kullanmak suretiyle halkı geri plana iten partilerin toplamı artık %10 rakamına ulaşamamaktadır.

Amerikan üniversitelerinden ithal ettikleri Merkez-Çevre kavramını dillerine pelesenk edenler, artık halk gerçeği ile yüzleşmek durumundadırlar. Anlamadıkları gerçek şu ki, halk, hiçbir zaman periferi, çevre değildir.

Büyük sosyolog Ziya Gökalp‘in veciz ifadesi ile “Deha halktadır, halktan alacaksınız, ne alacaksanız… Bütün yükseliş atılımlarının kaynağı o.”

Deha hiçbir zaman çevre olabilir mi? Kendi düşünce tembellikleri neticesinde Amerika’dan, Avrupa’dan kopyala yapıştır yöntemiyle edindikleri teorileri, Türkiye Cumhuriyeti’ne uygulayanların önü kesilmiştir artık.

Atatürk, kurduğu partinin adını halk ile ifadelendirerek, halkı bizzat merkeze yerleştirmişti. 100. yıldan itibaren yeniden halk gerçeği ile karşı karşıya gelinmiştir.

Merkez Partisi, Merkez Sağ, Merkez Çevre ilişkileri, Merkez kavramları artık kullanışlı değildir.

Merkez; parti ayrımı yapılmaksızın halkın bizzat kendisidir.

Bunu idrak eden ve kendilerine rehber edinen partiler söz konusu merkezde yer alacaklar, algılayamayanlar ise Türk siyasetinden silinip gidecekler siyasi partiler müzesinde yerlerini alacaklardır.

Halkın müzelik ettiği partiler saymakla bitmez.

Oğuz Türkçesi Hattı nerelerden geçmektedir?

Oğuz Türkçesi, Afganistan’ın kuzeyindeki Herat şehrinden itibaren 5420 kilometrelik hat boyunca konuşulmaktadır.

Katettiği ülkeler Afganistan, Türkmenistan, İran, Azerbaycan, Irak, Suriye, Lübnan Türkiye, Bulgaristan, Kosova, Makedonya, Yunanistan, Moldova coğrafyalarıdır.

Toplam 13 ülke söz konusu olan.

Hazar Denizi’nin güney, doğu, kuzey, batı yönlerindeki çevresi yoğun şekilde Türkçe coğrafya sistemine dahil olup, aynı şekilde Karadeniz ve doğu Akdeniz kıyıları da Türkçe coğrafyalarıdır.

Ayrıca İran’ın güneyinden Basra körfezi kıyılarına yakın Şiraz ve Kazerun şehirlerinde de Oğuz Türkçesi konuşulmaktadır.

Türkiye’nin sınır illeri olan Edirne ve Ardahan illeri arasındaki mesafe 1670 km’dir. Buna karşın Oğuz Türkçesi bu mesafeden üç misli daha uzun olan bir hat boyunca konuşulmaktadır.

Demek Oğuz Türkçesi Türkiye sınırlarının dışına taşmış olan bir dildir, söz konusu olan çok uzun bir mesafede çok sayıdaki ülkeleri aşmaktadır.

Dört denizin kıyılarında konuşulmaktadır bu dil.

Yaşayan Türk Lehçelerinin Konuşulduğu Bölgeler

https://www.otuken.com.tr/u/otuken/docs/turk_dili_tarihi.pdf

https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_dilleri_listesi

https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_dilleri

I. Batı Türkçesi (oğuz grubu)

b.1. güney-batı türkçesi…

b.1.1 anadolu türkçesi
i.eski anadolu türkçesi
ii.osmanlı türkçesi
iii.türkiye türkçesi

b.1.2. azerbaycan türkçesi

b.2. güney-doğu türkçesi (türkmence)

II. Kuzey türkçesi

a.1. kuzey türkçesi (kıpçak grubu)
başkurtça
karaimce
karakalpakça
karaçay balkarcası
kazakça
kıpçakça (†)
kırgızca
kırım tatarcası
kumanca (†)
kumukça
nogayca
tatarca

III. Doğu Türkçesi (çağatayca-karluk şivesi yahut uygur grubu)
özbekçe
uygurca
batı yugurca
ainu dili

IV. Kuzey Doğu Türkçesi (Sibirya Türkçesi)

V. Çuvaş Grubu

VI. Halaç Grubu

 

Herat’ta konuşulan Türkçe, Anadolu Türkçesi‘nin bir lehçesi olan Horasan Türkçesi‘dir. Horasan Türkçesi, Afganistan’ın kuzeybatısında ve İran’ın kuzeydoğusunda konuşulan bir Türk lehçesidir.

Horasan Türkçesi, Afganistan’da ve İran’da azınlık bir dil olarak kabul edilir. Herat’ta yaşayan Türklerin çoğu Farsça da konuşmaktadır.

image0014.gif

Local election map of Turkey (Counties)

Local election map of Turkey as a result of Sunday elections. 10 different political parties.

It is like Hindustani patchwork.

Democratic pluralism and perspectives.

COLOURS AND PARTIES

Red: CHP
Yellow: AKP
Brown: MHP
Pink: YRP
Purple: DEM
Blue: IYI
Navy blue: BBP
Grey: Independent
Maroon: TİP
Turquoise: DEVA
Metal Blue: Left Party

2024 Yerel Seçimi ve Halkçılık

Kapak Fotoğrafı: Fatih Parkı’ndan İtfaiyeden Taş Mektep’e Sokak 21 Aralık 1974, Fatih

2024 yerel seçim sonuçlarını izlediğimizde halkçılık fikriyatının önümüzdeki 30 yıllık dönem içerisinde öne geçeceğini tahmin edebiliriz. Geçtiğimiz 30 yıl boyunca Tayyip Erdoğan liderliğindeki siyasi ideoloji, ancak buraya kadar gelebilmiştir. Geldiği noktada ikinci parti konumuna düşmüş, liderliği kaybetmiştir. Bu kaybın getireceği algı aşınması artık son derece etkili olmak durumundadır.

Halkçılıktan kast ettiğimiz belediyeler üzerinden halkla yakın ve sıcak ilişkilerdir.

Bu ilişkiler neticesinde başkanlık sistemi de yeniden tartışılmak durumundadır. Cumhuriyet idaresinde asıl olan halktır. Bunun diğer getirisi de meclisin yeniden başat duruma yükselmesi olacaktır.

Türkiye‘deki bütün siyasi liderler başkanlık sistemi özlemi içerisinde olmuşlar, bahane olarak da  bürokrasiden  sürekli şikayet etmişler, ama uygulanan Başkanlık Sistemi neticesinde Türkiye’nin ekonomisinin geldiği noktada, halk iktidar partisinin liderliğini elinden almıştır.

Halkın ana muhalefet partisini liderliğe taşımasının arkasında yatan neden de budur. Meclis eliyle ( ki o da güya halkın temsilcilerinden oluşuyor )  bir değişim gerçekleştirilemediğinden, bu değişimi halk kendisi bizzat gerçekleştirmiştir.

Gelinen noktada 30 yıldır uygulanan ve belediyeler ile başlatılan popülizm hareketi bir nevi halkçılık olarak gözükmesine rağmen, 31 Mart seçiminde halk hoşnutsuzluğunu umulan sonuçların da ötesine taşımıştır.

Bu, ümmet  anlayışının da aldatıcı olduğunu göstermektedir. 

O halde artık gündemimizde olan Cumhuriyetin kendine özgü ve Türk tarihinden gelen halkçılığıdır. Bu halkçılığın temelleri de 1919-1923 döneminde halkın tekalifi milliye (milli vergiler) kararları ile bizzat içinde yer aldığı milli kurtuluş mücadelesinin içerisinden gelmektedir.

Türklerin özellikle başlangıçtaki dönemlerinde, ki bunlar yazıtlarda dile getirilmektedir, tüm bu yazıtlar içerisinde en çok kullanılan kavram halk kavramıdır. Kağan kavramı ise ikinci sırada devlet kavramı da üçüncü sırada yer almaktadır. 

O zaman Türklerin temel anlayışı halkçılık temelli olarak gelişmiştir, fakat daha sonraki dönemlerde saltanat ve hilafet uygulamaları  neticesinde geri plana düşmüştür.

Anlaşılan o ki cumhuriyetin 100.yılını aşar aşmaz halkçılık tekrar canlanmaya başlamıştır. Bu ise popülizm tarzı sahte halkçılık değildir, halkçılığın kendi tarihimizden gelen özüdür.

İlçeler bazında 2024 Türkiye yerel seçim haritası

 

Kırmızı: CHP Sarı: AKP Kahverengi: MHP Pembe: YRP Mor: DEM Mavi: İYİ Lacivert: BBP Gri: Bağımsız Bordo: TİP Turkuaz: DEVA Metal Mavisi: Sol Parti

İlçeler bazında 2024 Türkiye yerel seçim haritası (Lejant açıklamada)
byu/Hatemi_ inTurkey

 

1261 kilometrelik D200 karayolunun tamamı, AKP’nin geride olduğu illerde yer alıyor. Yolun 752 km’lik kısmı, CHP’nin birinci parti olduğu illerde bulunuyor.
byu/dies-IRS inTurkey

Yeni Akdeniz Yazıları

Yeni Akdeniz Haritası

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Ağustos 06, 2016

Hedefimiz; “Yeni Akdeniz!”

Yeni Akdeniz neresi, biz bu soruyu kendimize sorduk mu hiç? Pasifik. İşte Kıbrıs işaret verir gibi yapar, o İpekyolu’dur. Batı bütün anlayışını mitolojiler üzerine…

“Yeni Akdeniz” Pazarları

“Yeni Akdeniz” Pazarları Asya-Pasifik bölgesinde Çin merkezli bir YENİ AKDENİZ oluşmaktadır. “Akdeniz dünyası” endüstriyel yenilikçi faaliyetlerin ve müteşebbislerin inisiyatifinin birleştiği bir potadır. ‘’Akdeniz dünyası’’ sermaye akışının, ticaretin…

Yeni Akdeniz’de yerimizi almalıyız

Turkish Time, Mayıs 2004 Levent Ağaoğlu bir ihracat profesyoneli. 1997 yılında, çalıştığı Şişe Cam firması onu Hong Kong’daki ofisine yönetici olarak atadı. Şişe Cam bünyesinde faaliyet…

Bilgelik Yazıları

Bilgelik bir tavır alıştır

Bilgelik 20.000 yıllık bilinen insanlık tarihinde insanın en üstün meziyeti olarak tezahür eden bir tavır alış, bir vasıftır.  En yükseğe çıkmış bir karakter halidir….

3 Boyutlu Türk Bilgelik Döngüsü

            ZAMAN Z1 Kamu (Toplum) (Halk. Bodun) Kök (Gök) (Hak) ZEMİN Z2 Kuşak (Türk Kuşağı) (Dil) Küç…

Yesevi ve Yusuf Has Hacip’de Bilgelik Dizeleri

YESEVİ Sünnet imiş, kâfir de olsa, verme zarar, Gönlü katı, gönül inciticiden Allah şikayetçi, Allah şâhid, öyle kula “Siccîn” hâzır, Bilgelerden işitip bu sözü söyledim ben işte. “Enel Hakk’ın…

Bilgelik Sözleri

İnsanın mutlu olup olmaması, sahip olduğu mal ya da altın miktarına bağlı değildir. Mutluluk veya sefillik insanın ruhundadır. Bilge bir insan her ülkede kendini…

Mehmed Akif ve Bilgelik

https://youtu.be/ClbdyzdFKEE?si=uMXWzVfoxVZk-tnL Bu film Ankara valiliği tarafından Bilge yazarlar projesi için hazırlanmıştır. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un bilgeliğinin kaleminin tesir gücünün ve vatanperverliğin genç yazar adaylarına ilham vermesi…

Atatürk’ün Bilgelik Hakkında Söylediği Sözler

Şu ve bu tarzda birtakım kuş beyinli kimselere kendinizi beğendirmek hevesine düşmeyiniz, bunun hiçbir kıymeti ve önemi yoktur. Mustafa Kemal Atatürk İnsanın vücudu bir kürsüdür; zeka…

Türkler, Bilgelik ve Doyumsuzluk

https://www.youtube.com/watch?v=8g1W8mC1mk4&ab_channel=BirGazeteciBirD%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr Prof Dr Doğan GÖÇMEN 1:36:46 LA: Ataları bilgelik ufuklarında dolaşmaya doyamamış Türkler neden günümüzde bu denli doyumsuzlar.

12 Bilgelerin Bilgelik Kütüphanesi

Linklerin üzerine tıklandığında eserlerin metinlerine ulaşılmaktadır. Bilge Tonyukuk Yazıtı Bilge Kağan Yazıtı/ Kültigin Yazıtı Farabi: Erdemli Devlet (Medinetü’l Fazıla) Maturidi: Kitabüt Tevhid Kaşgarlı Mahmud:…

Maturidi’ye göre İlahi Bilgelik Sahibi İnsanlar

El Maturidi (Özbekistan) Maturid 870 Semerkantlı, 945 Semerkantlı. Hanefi kelamcısı, hukukçu ve Kur’an yorumcusu (tercüman), kendi adını taşıyan Maturidiyye kelamının kurucusu. Muhammed Ebu Mansur…

Maturidi’ye göre Bilim (İlim) ve Bilgelik (Hikmet)

Tabiatın bizzat kendisi ise ilim ve hikmet sahibi bir yaratıcının kudretlerinin delilidir, nurla zulmet de bu İlâhî kudret vasıtaları arasında yer almaktadır. Aslında Seneviler hikmetten…