Home Blog Page 42

Kirletilen Yokedilen Temel Kavramlarımız

 

  1. Ergenekon yerine “Ergenekon Davası”
  2. Nevruz yerine Newroz
  3. Töre yerine “Töre Cinayeti”
  4. Bozkurt yerine “Bozkurt işareti”
  5. Türk yerine Türkiyeli
  6. Türkistan yerine Orta Asya, Türki Cumhuriyetler
  7. Akdeniz yerine Ortadoğu
  8. Roma yerine Bizans
  9. Cumhuriyet yerine Hanedan
  10. Düşünür yerine Entelektüel
  11. Felsefe yerine “Felsefe yapma”
  12. İcat yerine “İcat yapma”
  13. Şair yerine “Sende mi Şair oldun”
  14. Edebiyat yerine “Edebiyat yapma”
  15. Akıl yerine “Yapay Zeka”

Şairler ve Hikayeciler

Kavramlarımız

Lovendiler

Fotoğraflar: Çetin Özer Yere Göğe Kişilere sevgi ile yaklaşan Aşıklar (Lovendiler) bu toprakların mayasıdırlar hep yeniden yeniden mayalanır saz çalanlar şiirler yazıp yüksek sesle okuyanlar…

Kavramlarla Heykel Sanatçımız Tankut Öktem’in Eserleri

Şehitlerin Gökten İnişi ve Atatürk anıtı (1988’de kompoze ettiği Kara Harp Okulu girişine yerleştirdiği yediyüz figürlü şaheser) Heykeltraş sanatçımız Tankut Öktem’in (1940-2007) eserleri, felsefi derinliği ve…

D-7 Projeleri: Kavramlar ve Tezler (A-Z)

  12.000 yıllık Medeniyet 12.000 Yıllık Türkiye (Anadolu) Tarihi  3 Boyutlu Türk Bilgelik Döngüsü 3 Kurucu Bilge-Liderimiz 5 hour flight distance route  7 Türkiye  93 Harbi ve 1993. Afrasia (Afrika-Asya) Birliği  Afrika Kıtası…

Kirletilen Yokedilen Temel Kavramlarımız

  Ergenekon yerine “Ergenekon Davası” Nevruz yerine Newroz Töre yerine “Töre Cinayeti” Bozkurt yerine “Bozkurt işareti” Türk yerine Türkiyeli Türkistan yerine Orta Asya, Türki…

Anadolu ve Rumeli bir kavramla birleşmiş. Bilmeyiz.

Şemsettin Sami, Kamus-u Türki

Kendilik kavramı

Kendizm – Levent AĞAOĞLU Kendilik kavramını çok önemsiyorum. Tonyukuk’un en başat özelliğidir. Mükemmel bir yaklaşım. ona inananlar için… Başkası olsaydı kendisi olamazdı.

Felsefi kavramlar üretme konusunda Türk düşünürler nerede durmaktadır?

Türk Düşünür ve Filozoflar Sevgili Doğan Göçmen hocam; 1. Yazınızda değindiğiniz filozofların düşünürlerin kavramlar üzerindeki gezintileri inanın insanın başını döndürüyor. Büyük bir zihinsel zenginlik bu 2. ⁠…

Türk Felsefesinin Kurucu Filozoflarının Metinleri ve Felsefe Kavramları

KURUCU FİLOZOFLAR (10)   Yazıtlar&Destanlar Farabi Vapşı Bakşı İbni Sina Yusuf Has Hacip Yesevi Mevlana Hacı Bektaşı Veli Nasreddin Hoca Yunus Emre Türk felsefesinin netlikle fotoğrafının çekilmesi açısından önemli olan yazıtlar ve destanlardan bu yana geliştirdiğimiz…

Atatürk ve Hilafet kavramı

Türkiye’nin kendi içerisinde bir türlü bir dengeye oturamaması hep farklı uçlara gidip gelmesinin temelinde yatan acı bir gerçek vardır. Türkler Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey ile…

Yunus Emre’nin Şiirlerinde sıklıkla kullanılan kavram ve terimler

Aceb. Alem. Allah. Ana. Anda. Andan. Anı. Anun. Aşık. Ayruk. Bana. Ben. Beni.Benüm. Bile. Bilme. Ben. Bir. Biz. Bu. Can. Canı. Canum. Cümle. Çok. Çün….

Konuşmalar: Göçebelik kavramı. 12-05-2019

Sevgili dostum, Geçenlerde “Büyük Türkiye” üzerine düşüncelerimi ifade etmiştim. Bugün de “Göçebelik” kavramı üzerinde duracağım. Türkler başlangıçtan beri göçebelerdir. Günümüzde Türkler problemlerin kaynağı olarak göçebelik kavramını göstermektedir. Bu…

Konuşmalar: Türkiye kavramı

Sevgili dostum, iyi günler, iyi pazarlar. Bugün 23 haziran 2019, İstanbul da sıcak bir Pazar günü. Bugün konuşacağımız konu, Türkiye kavramı. Tabii ki bunu Çin’le karşılaştırmalı olarak…

Türk Düşünce Tarihi-2: Oğuz Kağan Destanındaki Kadim Kavramlar

Oğuz Kağan, MÖ 234-174  Vizyonuyla, Oğuz Türklerini Tuna boylarına ulaştıran, Akdeniz’i Türk gölüne dönüştüren Kurucu ATA’MIZ. Misyon:    “Daha deniz,  daha müren (ırmaklar)   Güneş bayrak,  gök kurikan (çadır)” Üzerinde güneş batmayan,…

Türk Düşünce Tarihi-1: Oğuz Kağan Destanı Sınıflandırılmış Kavramlar İndeksi

Kadim Kavramlar Bilge Ülkeler ve Halklar Yiyecek, Giyecek ve Nesneler Dil Yönetim Doğa ve Din Savaş…

Akdeniz Havzası ve Kavramlarımız

https://www.youtube.com/watch?v=XL1B_7XIcRU&t=5350s&ab_channel=AVRASYABIRVAKFI 1:29:43

Kavramlarla Maturidi

  Adalet Ahiret Ahlak Akıl Allah Amel Ay Ayet Bela Bilgi Birlik Cehennem Cennet Ceza Cihad Din Doğum Dost Dünya Düşman Eğitim Evren (Alem) …

Türklerde Kara kavramının taşındığı diller

Kara, Türklerde müthiş bir anlam ve imgedir Sırplara da geçmiştir Karadziç Evet, özellikle dogan bebek, gelinlik kız veya genç delikanlılardan bahsedilirken, bi güzelki, karayazı bişey denir Kara kavramını…

Günümüzde yaşayan mandacılık: Zihnimizi işgal eden İngiliz Kavramları

    https://www.youtube.com/watch?v=XL1B_7XIcRU Zaman: 1:29:33 den itibaren Admiral Amiral Eurasia Avrasya Azerbaijani Azeri Balkanization Balkanizasyon West Batı Whites Beyazlar Byzantium Bizans Our boys Bizim çocuklar Dogs and Chinese people are not allowed here Buraya köpekler ve Çinliler giremez Greater China Büyük Çin Greater Middle East Büyük Ortadoğu The Big Game Büyük…

Gönül Kavramı

TESPİT: Gönül Kavramı SORU: Gönül Kavramı Gönül Kelimesinin Anlam Açısından Tarihsel Süreçteki Değişimi ve Gelişimi Gönül üzerine daha önce yapılan çeşitli akademik yayınlardan elde edilen verilere göre…

Türkiye İlk 10 Kavram: Halk

Kapak Fotoğrafı: Fatih Parkı’ndan İtfaiyeden Taş Mektep’e Sokak 21 Aralık 1974 Türk Yazıtları’nda en çok kullanılan kavram olan bodun ( halk ) kelimesinin gönderme yaptığı…

Levend’name Şiirler’de Z Evrensel Kavramları

https://www.aktifyayinlari.com/39-levend-name.html Levend’name, ilk Türkçe eserimiz Kutadgu Bilig’e binyılı aşan bir zaman ötesinden kısa bir zeyilname. Böylece de Z Kuşağını dillerine dolamış günümüz küresel hegemonyasına da Z evrensel kavramları (Zihin,…

*************************************

Yenisey Yazıtlarında EŞ kavramı

II/08 begre yazıtı (arkayüz/c) Orunumdan, Sözümden, Suyumdan, Özümden, Sizlerden Ayrıldım. Dostlarımdan, Halkımdan, Budunumdan Ayrıldım. Bengi Taş diktim, Yanlışlıklar yaptım, Ululandım. Önbilicilikte davulumdan, İyi huylu eşimden, Sizlerden Ayrıldım. Hiç birine, Hiç birinize, Doymadım; Doyamadım! (72/483)   II/11 minusinsk müzesindeki yazıt (2.yüz) Yetmiş yaşına erdim, Yetmiş er öldürdüm. Ayrıldım Uyar(**) Eşimden. Sizlerden Ayrıldım. Doymadım, Doyamadım. (96/506)   II/12 minusunsk yazıt (3.yüz) Yakın kandaşlarım Beni…

Tefekkür Medeniyeti: Rusya’nın Kavramları

Yeni Rusya • Yeni Rusya İş Hayatı • Hiyerarşik Yapı Ve İş İlişkileri • Gosplan • Gossnah • Gulak • İtr (İnjinernalihniçeskie Rabotniki) • Hazyain • Kalhoz • Kallegiya • Kapitalizm • Kulak • Nepmen • Oligark • Pakt •…

İhracatta İnovasyon Nasıl Yapılır?-7: Kavramlar, Kaynaklar, Kurumlar Şirketler, Temel Belgeler

Giriş Kavramlar, Kaynaklar, Kurumlar Şirketler, Temel Belgeler Versiyon – 1 Levent  Ağaoğlu tr.linkedin.com/pub/levent-ağaoğlu/44/706/6a4/ e-posta: [email protected] İstanbul, Eylül 2013 İçindekiler ÖZET  3 İHRACATTA İNOVASYON MANİFESTOSU          4 İHRACATTA İNOVASYON MANİFESTOSU (detaylı)    …

Hint Dünyası’nın (Hindoloji) Temel Kavramları

Advaita Agama Agni Ahimsa Alamkara Şastra Amir Apsara Aranyakalar Arcuna Arta Arta Şastra Arya-Samaç Aryanlar Asuralar Aşoka Aşram Aşvameda Aşverenler Atharva Atman Avadana …

Türk Düşünce Tarihi-1: Oğuz Kağan Destanı Sınıflandırılmış Kavramlar İndeksi

Kadim Kavramlar Bilge Ülkeler ve Halklar Yiyecek, Giyecek ve Nesneler Dil Yönetim Doğa ve Din Savaş…

Türk Düşünce Tarihi-2: Oğuz Kağan Destanındaki Kadim Kavramlar

Oğuz Kağan Destanındaki Kadim Kavramlar Oğuz Kağan, MÖ 234-174  Vizyonuyla, Oğuz Türklerini Tuna boylarına ulaştıran, Akdeniz’i Türk gölüne dönüştüren Kurucu ATA’MIZ. Misyon:    “Daha deniz,  daha müren (ırmaklar)   Güneş bayrak,  gök…

İlk Düşünürümüz BİLGE TONYUKUK/ Bilimler Açısından TONYUKUK Yazıtı Kavram Endeksi

ANTROPOLOJİ/ETNOLOJİ ASKERLİK BİLİMİ/STRATEJİ BİYOLOJİ COĞRAFYA DİLBİLİM EKONOMİ FELSEFE PSİKOLOJİ SİYASET BİLİMİ TARİH TEOLOJİ/MİTOLOJİ YÖNETİM BİLİMİ – Amaç (niçin/gerekçe/faydası): – Kapsam: – Yöntem: ANTROPOLOJİ Aşok Az Ülkesi Az’lar

İlk Kavramlar: Oğuz Kağan ve Bilge Tonyukuk

             OĞUZ KAĞAN DESTANI                     BİLGE TONYUKUK YAZITI Bey Bilge Boy …

Tefekkür Medeniyeti 11: Sıfır kavramı ve HAREZMİ

“Bir ilim adamı ya kendinden önce kimsenin tesbit edemediği bir konuda eser kaleme alır, ya kendinden önceki ilim adamlarının kapalı bıraktığı konuları açıklar, kolaylaştırır…

Batı ve Doğu’nun Kavram Envanterleri

Mavi renkli kaynaklara tıklandığında metinlere gidilmektedir. Batı dillerindeki kavram ve kelimelerin %60’ı Latince kökenli olup, Roma İmparatorluğu ve ardından gelen Hristiyanlaşma süreçlerinde sözkonusu diller Latince…

Türk Düşünürler ve Kavramları

 Mevlâna Celaleddin Rûmi  http://www.halukberkmen.net/pdf/83.pdf  Bilge Şair Yunus Emre http://www.halukberkmen.net/pdf/85.pdf  Ermiş Kişi İsmail Emre http://www.halukberkmen.net/pdf/87.pdf  Üç şaire göre: İnsan   http://www.halukberkmen.net/pdf/89.pdf …

Teoman Duralı/ Omurgasızlaştırılmış Türklük/ en çok kullanılan kavramlar..

Ne kadar farklı medeniyetlerle ittifak yaptığımız kavram sıklıklarından ortaya çıkıyor. Çin, Bizans, Pers, Roma, Avrupa, Hint, Yunan, İslam Anadolu Ata Avrupa Bilge/lik Bilgi Bizans Burkan/cılık Çin/ce Deniz Devlet Din/i Dirim/sel Durum Dünya Düzen Erkek Fars/ca Fransız/ca Geçmiş Gerçek/lik Göktürk Hakim Halife/lik Han,kağan Hazar Hint Hsiung-nu Hukuk/i Hüküm/dar İktisat/İktisadi İlkçağ İmparatorluk İmperyalism İngiliz/ce İslam/cılık Kafkas Kavim Kişi Kök Kuz(kuzey) Latin/ce Maşeri Millet/milli;budun Moğol/ca Nizam Orta Asya Ortaçağ Osmanlı Oymak (kabile) Payıtaht Pers Roma Sermaye/cilik Siyaset/siyasi Tarih Türk/ce Türkistan Türkmen Uygur Yaşama Yeryüzü Yunan/ca Yurt/daş By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Aralık 04, 2016

Levendane Kavramlar

Efkar Fikir Fikriyat Fütuhat Levend Mefkure Mütefekkir Müteşebbis Tefekkür Teşebbüs By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Ekim 19, 2017

Başarı Vicdan ve Tutku

Peki, bu başarılar arasında derece farkı var mı? Onu başarı uzmanlarına soralım, ama bence en önemli ölçüt; vicdan huzuru.

Ne demek istiyorum?

Kişinin kendisini gerçekleştirmesinin, kendisi olmasının (özgür ve özgün), kendisi ile barışık olmasının verdiği o tarifsiz hissin yerini hiçbir şey alamaz. Hiçbir servet ya da hiçbir performans göstergesi onun ikamesi değildir. Eğer başarıyı sadece “sonuç” odaklı yani nicel olarak ölçülebilen nümerik bir performans şeklinde ele alırsanız büyük çıkmazlara girebilirsiniz. İnsanın kendisini gerçekleştirme “sürecinde” yaşadığı içsel tatmin çok önemlidir ve bu tamamen öznel/bireysel bir yolculuktur.

Benim için başarı; mutluluk da değildir. Çünkü yaşam amacım, mutluluk değildir. Mutlak bir mutluluk olamaz. Mutluluk daimî bir duygu değil anlardır, hayatınızda kesitler. Ama hedefe yürüme yolculuğunun hissi daimidir. Hedefler başarıldığında yenisi gelir. Bu duygu varsa gerisinin, berisinin ya da başkasının ne düşündüğünün ve ne dediğinin hiçbir önemi yok. Böyle yaşayan insanlar, ancak tutkulu kişilerdir.

Muğlak başarı aforizmaları ve sürekli pompalanan başarı obsesyonu yerine tutkulara odaklanmanızı öneririm. Bazılarımız doğuştan tutkuludur ama çoğu kişi sonradan tutkularını keşfedebilir. Zira tutkulu insanlar her şeyi başarır.

D.Ferhat Demir

Futbol Milli Takımımız ve inovasyon – Ekonomim

Zihin Yapısı

Bugün, 25 yıl öncesinin tüm hastalıkları nüksetti ve mevcut iktidarın zihin yapısı, eski koalisyonun düşünce tarzına büründü. Biliyoruz (ama söylemiyor, ancak söyleniyoruz) bu iktidarın zihin yapısıyla enflasyon düşmez, üretim taçlanmaz, ekonomik düzelmez, hırsızlık, yolsuzluk asla son bulmaz.

Bizim ihtiyaç duyduğumuz; farklı bir zihin yapısına sahip alternatiflerdir ve ne yazık ki henüz ufukta görünmemektedir. Krizi üretenin onu çözeceğine inanmak, donmasın diye ateşi pamuğa sarmaktır.

Şeref Oğuz

Piyasa umut üretip hükümete suni teneffüs yaptırıyor – Ekonomim

İhracatı Yasaklamak

Osmanlı devletinin ‘ekonomisi’ ya da ‘Osmanlı iktisat tarihi’ üzerine çok kafa yormuş isimlerden merhum Mehmet Genç, çok naif şekilde mealen “Osmanlıda devletini yönetenler, ‘yurt içinde bolluk olsun, bolluk ucuzluk getirir’ diye ihracatı yasaklamış, ithalatı teşvik etmiştir” derdi.

Bu naif düşünce yurt içinde üretimi bitirmiş ve önünü tamamen kapatmış, ne bolluk olmuş ne de fiyatlar düşmüştü. Daha kötüsü Osmanlı devleti sanayileşemeden tarihe gömüldü. Dolayısıyla ihracatı yasaklayıp ya da zorlaştırıp enflasyon düşürme saplantısı sonunda bir devleti tarihten düşürdü.

O nedenle Cumhuriyeti kuranlar özel sektörü, çiftçi, esnaf ve zanaatkârdan ibaret bir ülkede devlet eliyle sanayileşmenin yolunu açmak için çırpındı.

Kâr ve ihracat enflasyon yapar mı? – Ekonomim

Sadi Özdemir

Düşünceler ve Yazılar

İnsan doğası, ilgi duyulan ve öncelik verilen konuları önemseme eğilimindedir.
Düşüncelerimi yazıyla anlatma tercihini yaptığım altmış yıldır, “önemli olan toplumun orta ve uzun dönemli geleceğini güven altına alacak konularla ilgilenmektir” gerekçesine kendimi inandırdığım için günlük popüler konulardan çok “dip dalgalarını kavramaya” gayret ettim.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 24 Haziran 2024 günü Haber Türk’ teki söyleşisinde,” Yapay zekânın beklenmedik hızda gelişmesi karşısında toplumun orta ve uzun dönemli vaziyet alması gerektiği” mesajını öteki önemli uyarılarından daha çok düşündüm.

Yapay zekâ alanındaki beklenmeyen hızdaki gelişme karşısında başta kamu entelektüelleri olmak üzere sorumlu olan herkes ne yapmalı?

Dışişleri Bakanı’nın çağrısını nasıl okudum? – Ekonomim

Rüştü Bozkurt

Üstün zekâlı 600 bin çocuk nerede?

Geçtiğimiz günlerde hepimizi gururlandıran çok güzel bir olay yaşandı.

13 yaşındaki Yağız Kaan Erdoğmuş, tarihin en büyük satranç oyuncularından biri kabul edilen Magnus Carlsen’i sadece 41 saniyede yenmeyi başardı.

Bu çocuğumuz birkaç yıl önce de “Satrancın Büyük Ustası” ünvanını alarak herkesi şaşırtmış, dâhi düzeyinde üstün zekâlı olduğu belirtilmiş.

Gazetelerde onunla ilgili haberleri okurken aklıma “Türkiye’de kaç üstün zekâlı ve dâhi çocuk var, o çocuklar şimdi nerede” soruları takıldı.

Sorularımın yanıtını Türkiye Üstün Zekâlı ve Dâhi Çocuklar Eğitim Vakfı’nın (TÜZDEV) Genel Başkanı Dr. Kemal Tekden’in açıklamasında buldum.

Özetle şöyle diyor Dr. Tekden:

“Bütün toplumlarda çocuk nüfusunun yüzde 2.5’inin üstün zekâlı, 10 binde 1’inin de deha seviyesinde olduğu biliniyor.
Bu durumda Türkiye’de ilkokul, ortaokul ve lise çağlarında tahminen 500-600 bin üstün zekâlı, 5-10 bin de dâhi çocuk olduğu söylenebilir.
Söz konusu çocukların aranıp bulunması ve ilgi alanlarına göre özel eğitimlerle yetiştirilmesi gerekir.”

Peki, günümüzde üstün zekâlıların ve dâhilerin tespiti ve özel olarak yetiştirilmesi için ne yapılıyor?

Dr. Tekden’in yanıtı üzücü:

“Maalesef şu anda bunu tam manasıyla yapabildiğimizi söyleyemem.

Gelişmiş ülkeler bizim üstün zekâlılarımızı ve dâhilerimizi alıp değerlendiriyor.
Aziz Sancar buna örnektir.
Beyin göçüne dikkat etmeliyiz. Türkiye beşeri sermayesine sahip çıkmalıdır.”

Dr. Tekden’in şu sözleri de “Acaba benim çocuğum üstün zekâlı veya dâhi mi, bunu nasıl anlarız” diye soranlara yanıt niteliğinde:

“Çok soru soran değil manalı, derin sorular soran çocuklar zekidir, üstün zekâlıdır.

Üstün zekâlı çocuklar genellikle enerjiktirler, belli alanlara odaklanabilirler. Kelime hazneleri güçlüdür. Bilimsel merak içindedirler. Bazen büyük insanların soramadığı soruları sorabilirler. Aykırı tiplerdir. Aykırı bakış açısına sahiptirler.”

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim:

Türkiye’de büyük bir üstün zekâlı ve dâhi çocuk potansiyeli var.

Ama bunları değerlendiremiyoruz.

Ara sıra Yağız Kaan Erdoğmuş gibi gurur verici örnekler çıkıyor ama çoğu üstün zekâlı ve dâhi de aramızda kaybolup gidiyor.

Eğitim sistemimizi gözden geçirirken bu acı tabloyu göz önünde tutmamız gerekiyor.

Osmanlı’da bile asırlar önce “Turnacıbaşı” denilen kişilerin imparatorluk topraklarını karış karış tarayıp üstün zekâlı ve dâhi çocukları belirlediklerini ve onları özel eğitime yönlendirdiklerini bilmeliyiz.

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ustun-zekali-600-bin-cocuk-nerede-818633h.htm

Sayın hocalarım bu konuda bireysel olarak çok araştırma yapmış biri olarak çok net söyleyebilirim ki üstün zekalı çocukların büyük çoğunluğu evlerinde. Gittiğiniz tüm merkezler ve uzmanlar sadece çocukları kurstan kursa götürmenizi ve yeteneklerini bulmalarını sağlamanızı söylüyorlar. Özellikle deha düzeyinde çocuklar için bu bir alanda çok büyük yetenek anlamina geliyor. Kurstan kursa gitmek de ciddi bir para, zaman ve emek demek. Keşfedilmeleri de çoğunluğunda dürtüsellik, hiperaktivite, disleksi vb sorunlar olduğu için öğretmenler tarafından zor hatta sorunlu çocuk olarak görülüyorlar.

Bilsemlere de üstün zekalı olanlar değil derslerde başarılı olanlar yönlendiriliyorlar. Bireysel başvurularda birkaç yıl önce kaldırıldı. Zaman içinde aile desteği olmayan çocuklarda kaybolup gidiyor. Ama ülkemiz zeka geriliği olan çocukların desteklenmesinde önde gelen ülkelerden biriymiş. Kanada, İsviçre, Amerika ve İsrail gibi ülkeler ise üstün zekalı çocuklara çok yatırım yapıyor ve diğer ülkelerden de kendi ülkelerine getirmek için uğraşıyorlarmış. Üstün zekalı çocuklar sadece ilgili ve maddi olarak destekleyebilecek ailelerde doğarsa ülkemizde görünürler. (Özlem Altınsu)

Maalesef Türkiye zeka geriliği olan çocuklarına destek veren ama üstün zekalı çocuklarını ihmal eden bir ülke konumundadır.

Üstün zekalı çocuklar zeka yönelimlerine göre sınavsız üniversiteye alınmalıdır. Bu tür çocukların üniversite sınavlarında başarılı olma şansları öyle çok yüksek değil. Çünkü daha ziyade ilgi duydukları sahalara yoğunlaşıyorlar.

Namık Kemal ve Atatürk

“Ey, mışıl mışıl uyuyan ve birbiriyle uğraşan cahiller!
Daha ne kadar gaflet uykunuzda debeleneceksiniz?
Daha ne kadar içinde yaşadığınız esaret koşullarına katlanacaksınız?
Açın gözlerinizi artık.
Geleceğe dönün yüzünüzü.
Bakın dünyanın nerelere geldiğini.
Bilim ve eğitime önem veren kavimler, doğanın sırlarını birbiri peşi sıra aralıyor ve insanlığı aydınlığa çıkarıyor. Fakat siz, aklınızı hâlâ size hiçbir yararı olmayan batıl inanç ve hurafelerle bozmuşsunuz.
Yetmiyor mu bu kadar aşağılandığınız!
Utanmıyor musunuz!
Bu çağda, cahil şeyhlerinizin el eteğini öpmeyi bir marifet sayıp, kendinizi bu kadar alçaltmaya hala mı doyamadınız?
Çocuklarınız da günden güne size benzemekte, zamanlarını bilime ve kültüre değil, insana hiçbir yararı olmayan oyun ve eğlencelere harcamakta.
Zihinlerinde ve kalplerinde iyilik ve güzellik değil, şiddet ve öfke kabarmakta.
Daha ne kadar katlanacaksınız bu hayata?”
***
Namık Kemal 1840-1888
(“Rüya” adlı kitabından.)

………………………….

Atatürk, 23 Nisan 1920‘de TBMM’nin açılışını yaparak ulusal egemenliği ilan eder…
Bu tarihten tam 48 yıl önce, 23 Nisan 1872‘de Namık Kemal’in devrimci eserlerinden biri olan “Görülmüş Bir Rüyadır” adlı kitabı yayımlanır. Eser, Abdülhamit tarafından anında yasaklanır.

Ancak bu eserin okunması engellenemez, yeni baskıları elden ele dolaşır.
Atatürk anılarında, N. Kemal’in eserlerini okuyarak siyasi fikirlerini edindiklerini şöyle anlatır:

“Harbiye senelerinde siyaset fikirleri baş gösterdi. Vaziyet hakkında henüz kesin bir görüş ortaya koyamıyorduk. Dönem Abdülhamit dönemiydi. [Namık] Kemal beyin kitaplarını okuyorduk. Çok sıkı takip ediliyorduk. Kitaplarını çoğunlukla koğuş yattıktan sonra okuma imkanı buluyorduk. Bunun gibi vatanseverliği aşılayan eserleri okuyanlara yönelik takibat yapılması, işlerin içinde bir berbatlık olduğunu hissediyorduk…”

Atatürk ve onun kuşağı, Namık Kemal’in “Rüya” adlı kitabını okuyarak, Özgürlük, Bağımsızlık, Aydınlanma, Cumhuriyetçilik ve Halkçılık ilkelerini benimsemişlerdi.

İnsanı titreten bu sesi, bilincinde ve yüreğinde hisseden Atatürk, henüz genç bir subayken 1903’te arkadaşlarına yaptığı bir konuşmada şunları söyler:

“Millet zulüm ve istibdat altında mahvoluyor. Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve yok oluş vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir. Tarih bugün biz evlatlarına büyük vazifeler yüklüyor… Kahredici bir istibdada karşı ancak devrimle cevap vermek ve köhneleşmiş çürük idareyi yıkmak, milleti iktidar yapmak, kısacası vatanı kurtarmak için sizi vazifeye davet ediyorum!”

Rüya’nın yayımlandığı gün olan, 23 Nisan 1920‘de Atatürk, TBMM’nin kuruluşunu ilan ederek, bir nevi Namık Kemal’e felsefi ve siyasi bağlılığını da ilan etmiş olmaktadır. https://x.com/Sadik0707/status/1810245653244596445

https://acikbilim.yok.gov.tr/bitstream/handle/20.500.12812/599661/yokAcikBilim_10163274.pdf?sequence=-1

 

Yarık (Torn)

Samuel Huntington Medeniyetler Çatışması kitabında Ukrayna ve Türkiye’den “torn country” olarak bahseder. Yarık ülkeler. Değerleri ortadan ikiye bölünmüş anlamında. Ukrayna’yı yardılar neticede. Türkiye ise henüz yarılamadı.

İnsanlarımız değerlerini kaynaştırıp yar olduğu müddetçe yarılmayız.

Dergiler-Makalelerim

Dergiler

  • Made in Turkey
  • Deri’s
  • Avrasya Dosyası
  • Turan
  • Yeni Deniz
  • Sebilürreşad
  • Türksoy ile İpek yolu
  • Rumeli’nin sesi
  • Turkish Time
  • Dünya Gündemi
  • Hamle Dergisi
  • Yesevi Dergisi

 

Makalelerim

 

1998

  • Türkiye’nin Pakistan ile Ticareti Akdeniz’den Pasifik’e: Stratejik Ticaret Ortaklıkları ile Ilgili Arayışlar-1 Türkiye’nin Pakistan ile Ticareti, Avrasya Dosyası, Sonbahar-Kış 1998/1999, ss.172 – 187

2002

  • Akdeniz’den Pasifik’e, Made in Turkey, Temmuz-Ağustos 2002

2003

  • Küreselleşme, Bölgeselleşme ve Türkiye, Made in Turkey dergisi, Mart-Nisan 2003
  • Küreselleşme, Bölgeselleşme ve Türkiye, Deri’s, Mart 2003
  • Küreselleşme, Bölgeselleşme ve Türkiye, Made in Turkey dergisi, Mart-Nisan 2003
  • Tuna’nın Deri Yakası: Küreselleşme, Bölgeselleşme ve Türkiye, Deri’s, Mart 2003 Balkanlar ve Türkiye, Made in Turkey dergisi, Ocak-Şubat 2003
  • Balkanpazar, Made in Turkey dergisi, Mayıs-Haziran 2003
  • Bölgeselleşme ve Dericilik, Deri’s, Nisan 2003
  • Bölgeselleşme ve Türk Dericiliği, Deri’s, Haziran-Temmuz 2003
  • Doğu Avrupa ve Balkanlar’da Dericilik,1-2, Deri’s, Eylül-Ekim 2003/ Deri’s, Kasım-Aralık 2003       
  • Tuna’nın Deri Yakası: Doğu Avrupa ve Balkanlar’da Dericilik,1-2, Deri’s, Eylül-Ekim 2003, Kasım-Aralık 2003
  • Tuna’nın Deri Yakası: Bölgeselleşme ve Türk Dericiliği, Deri’s, Haziran-Temmuz 2003
  • Balkanpazar, Made in Turkey dergisi, Mayıs-Haziran 2003
  • Tuna’nın Deri Yakası: Bölgeselleşme ve Dericilik, Deri’s, Nisan 2003
  • Balkanlar ve Türkiye, Made in Turkey dergisi, Ocak-Şubat 2003 

2005

  • Makedonya İsmi İle ilgili Kavganın Tarihsel Kökeni, Dünya Gündemi, Nisan 2005
  • Balkan Ülkelerinin Dış Ticareti ve Türkiye, Rumeli’nin Sesi, Mayıs 2005          
  • Balkanlardaki Mimari Mirasımız Tahrip Ediliyor, Dünya Gündemi, Haziran 2005

2016

2018

  • Çağdaş Bilimler Işığında İlk Türk Düşünürü: Bilge Tonyukuk (646-724), Yesevi Dergisi, Sayı 295,ss.13, Temmuz 2018.

2021

  • Çağdaş Bilimler Işığında İlk Türk Düşünürü Bilge Tonyukuk (646-724) Hamle Dergisi. Ocak 2021
  • Bilge Tonyukuk Yazıtı’ndan (720) Mehmet Akif Ersoy’a (1873-1936) İstiklâl
    Düşüncesi Sebilürreşad dergisi. Mart 2021

2022

  • Göçebelik. Türksoy’la İpekYolu Dergisi. 2022

2024

  • Atatürk ve Büyük Akdeniz Birliği, Yeni Deniz Mecmuası, Mart 2024
  • Bir Anlatı Bilgesi: Tonyukuk. Turan Dergisi. Sayı 49. Nisan 2024