Home Blog Page 36

Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet

Tanzimat Fermanının yayınlanmasından (1839) Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk‘ün vefatına (1938) kadar olan yüzyıllık dönemde Türkiye’nin geçildiği çalkantılar ve değişimler bu döneme yeniden bakışımızı zorunlu kılmaktadır.

19. yüzyıl ile birlikte çöküş süreci hızlanan Osmanlı İmparatorluğu çare olarak 1839 yılında Tanzimat’ı ve ardından da 1876 yılında birinci Meşrutiyeti uygulamaya başlamıştı. Her ikisine de Mutlakiyetin tepkisi gecikmemiş ve Sultan Abdülhamid Meşrutiyet daha henüz bir yılını doldurmadan İstibdad (Mutlakiyet) idaresini uygulamaya başlamış ve 33 yıl boyunca idame ettirmiştir.

Ardından 1909 yılında başlatılan ikinci Meşrutiyet de sorunlara çözüm getirememiş ve birinci Dünya Savaşı ile birlikte çöküşü daha da hızlanan İmparatorluk 1918 sonlarında tarihe karışmıştı.

Cumhuriyet idaresi ise bir Osmanlı paşası olan Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sürecinde zihninde canlanan yegane bir çözüm süreciydi ve fikri olarak taraftarları olmamasına karşın 1923 sonlarına doğru bu tasavvurunu Türkiye Cumhuriyeti olarak bizzat uygulamaya başlamıştı.

Bunun arkasında yatan sebep ise Kurtuluş Savaşı sürecinde halkın gücünün savaşın kazanılmasında oynadığı önemli rol idi. Halka olan güveni, ki sürekli halkın içinde bulunmaktaydı, bu fikrini uygulama konusunda özgüvenini arttırmaktaydı.

Bu şekilde Türkler 1000 yılı aşkın bir süreci kapsayan meclissiz yani halkın iradesinin tecelli etmediği mutlakiyet rejimleri silsilesini,  imparatorluklar, hanedanlar, hanlıklar dönemini terk ederek Cumhuriyet ile buluşmuşlardır. İkinci Dünya Savaşı’nın bitimi ile birlikte Cumhuriyet demokrasi ile taçlanacaktır.

Buradaki tayin edici özellik şudur ki Tanzimat ve Meşrutiyet idareleri karşıt bir fikir ile (bu sultanın saltanatı istibdadı da olabilir ya da parti istibdadı da olabilir) İstibdad ile neticelenmiş, buna karşın Cumhuriyet idaresi kurulduktan hemen hemen çeyrek asır sonra demokratik bir rejime yol açmıştı.

Bu anlamda Cumhuriyet sürecinde demokrasinin darbelerle kesintiye uğratılması ise Türkiye’nin içinde bulunduğu stratejik konumdan ötürü batının kontrolü elinden kaybetme kaygısı ile ilgilidir.

Her üç yönetim biçimine de süreklilik açısından bakıldığında Tanzimat ve Meşrutiyet 50 yılı dahi dolduramamış olmalarına rağmen Cumhuriyet yüzyıllık bir olgunluğa erişmiştir. Söz konusu süreklilik aslında Cumhuriyetin de çalkantılarla dolu bir dönem geçirmiş olmasına rağmen kalıcılığının göstergesidir. 1000 yıllık Mutlakiyet rejimlerinin  ardından Türkler, aslında gerçek özleri olan halka dayalı bir yönetim biçimine, Cumhuriyet’e kavuşmuşlardır.

Meşrutiyet, Cumhuriyet ve Özgürlük

Osmanlı İmparatorluğunda hanedanın, saltanatın yetkilerinin sınırlanmaya başlandığı 1876 meşrutiyeti ile canlanan, ardından tekrar kesintiye uğrayan ve ikinci meşrutiyetle yeniden canlanan ve tekrar kesintiye uğrayan son olarak da 1961 anayasası ile yaratılan özgürlükler ortamı, yıllar itibarı ile toplamı 34 yıllık bir süreyi kapsamaktadır.

Böylece toplamda 150 yıllık anayasal düzenimizin ancak %23’ü özgürlüklerin geniş olarak yorumlandığı bir döneme denk gelmektedir. Buradaki ana kesintilerin sebebi Saltanat dönemlerinde Sultanın geniş kapsamlı otoritesi ve Cumhuriyet döneminde ise arda ardına gelen darbelerdir ve bu darbeler de hep dış kaynaklıdır.

Zamanın bu denli %80 oranında baskı altına alındığı bir yönetim biçiminde tabii ki fikirler ortaya çıkamayacak ve bundan ötürü de ülkenin gelişimi güdük kalacaktır ve öyle de olmuştur.

Türkiye’den daha aşağı seviyelerde bulunan ülkeler Güney Kore örneğinde olduğu gibi Türkiye’yi gerilerinde bırakıp ilerleme yoluna devam etmişler ve milli gelirde büyük artışlar sağlamışlardır.

Türkiye ise bu baskıcı yönetim anlayışı ile birlikte kısır döngü olarak içinde debelendiği orta gelir tuzağından bir türlü kurtulamayacaktı.

Evet, Kızılelma Türklerin büyük bir ülküsüdür, ama Siyah Elma simgeli Apple fiili dünyanın en değerli şirketidir ve dünya imparatorluğunun altyapısını döşemiştir.

Lise ve üniversite sınavlarında alınan neticeler fen ve matematik dallarında çok düşük seviyelerdedir ve böyle bir eğitim altyapısıyla Türkiye’nin ileri doğru bir atılımı maalesef mümkün değildir.

Kurumsal Yapı: Roma İmparatorluğu ve Türkler

Roma İmparatorluğu’nun değişik coğrafyalarda hüküm süreleri

Anadolu halkları Roma imparatorluğu döneminde paganlığı terk edip Hristiyanlaşmaya başladılar fakat bu batının Katolik Hristiyanlığı değil doğunun Ortodoks Hristiyanlığı olmuştu. Roma imparatorluğu yıkıldıktan sonra gücünü Vatikan kilisesi devralmıştı. Bu, dünyayı yönetme misyonu idi Vatikan Arnavut Katolik İskender Bey üzerinden Osmanlı’ya savaş açmıştı fakat bu savaşı kaybetti.

Arnavutlar büyük ölçüde Müslümanlaştı ve Türkleşti. İskender Bey‘in mağlubiyetinden 500 yıl sonra bu sefer Vatikan, Türkler Libya’da Trablusgarp Savaşı ile meşgulken Arnavutlar üzerinden Balkanlar’da isyan çıkarttılar ve Türkler Balkan Savaşı’nı kaybettiler. Devamında ise Adalar Denizi’ndeki 12 ada önce İtalyanlar, ikinci Dünya Savaşından sonra ise Yunanlıların eline geçti. Son olarak da Güney Kıbrıs Rum kesimi Avrupa Birliği içerisine alınarak arka planda Vatikan kilisesi, Roma İmparatorluğu doğu Akdeniz sınırlarına uzanmış oldu.

Buradan çıkartacağımız netice şudur: Vatikan, kurumsallaştırdığı ve halkın iltifat ettiği Hristiyanlık dininin üzerinden Roma İmparatorluğu’nu yeniden ihdas etmiş ve Ortodoks ve Katolikleri ihdas ettiği Avrupa Birliği nezdinde bir araya getirmiştir

Konuya Türkler açısından yaklaştığımız da 500 yıl boyunca yaşadığımız hilafet deneyiminin neticesine geldiğimiz nokta bizler açıdan güçlü kurumsal yapının din olamayacağı gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Din bu anlamda bir birleştiricilik sağlayamamıştır.

Türklerin güçlü kurumsal geleneği Asya Avrupa ve Afrika kıtalarında yaşadıkları devlet örgütlenmesidir teşkilatçılıkları da, birleştiriciliği sağlayan devlet yapısıdır. Söz konusu devlet teşkilatlanması ve geleneği neticesinde, yapıyı zayıflatan hilafet ve saltanat engelleri ortadan kaldırılmış ve birinci Meşrutiyet ile başlayan Meclisi Mebusan kurumsal yapısı, 1923 cumhuriyeti ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kurumsal yapı haline gelmiştir.
Géza depicted on the lower part, or Corona Graeca, of the Holy Crown of Hungary with the Greek inscription ΓΕΩΒΙΤΖΑϹ ΠΙΣΤΟϹ ΚΡΑΛΗϹ ΤΟΥΡΚΙΑϹ GEOVITZAS PISTOS KRALIS…
https://www.youtube.com/watch?v=6Ubsra8AeJ4&t=48s 13 Mar 2022 Avrasya Bir Vakfı yönetim kurulu üyesi Levent Ağaoğlu beyin sorusu, önce size şunları yazmış. “Milattan önce 500’lerde Anadolu’da Herodot tarafından TURKAE olarak…

“En büyük hakikat Türkiye Büyük Millet Meclisidir”

Mustafa Kemal Atatürk

“En büyük hakikat Türkiye Büyük Millet Meclisidir” Mustafa Kemal Atatürk

Arnavutların ulusal kahramanı Skanderbeg, Türklerle savaşan bir Hıristiyandı ama Arnavutlar yine de Müslüman ve Türkofil oldular. Hiç utanmıyorlar mı? Skanderbeg Türklerle boşuna savaştığını bilseydi ne derdi? HEX Agon, Quora

 

Sorular: Aradaki fark nedir?

Anadoluluların Helenler ve Romalılar tarafından istila edilmesi; ardından tüm Paganların (Helenler, Anadolulular, Balkanlılar) yüzyıllar boyunca Roma kilisesinin baskılarına karşı savaşması; ama sonunda tüm bu halklardan hayatta kalanların bugün sadık “Ortodoks Yunanlılar” haline gelmesi?

Yüzyıllar boyunca Batı Roma ile savaşan, ancak bugün Hıristiyanlığa dönen ve Roma imparatorluğuna medeniyetlerinin kökeni olarak saygı duyan Pagan Germen kabileleri?
Katolikler, Ortodokslar ve Protestanlar var oldukları ilk günden beri birbirlerini yok etmek için savaşırken bugün en iyi müttefikler gibi mi davranıyorlar?

Latinleşmiş Fransa, İspanya, Portekiz, Güney Amerika ve tüm Slavlaşmış, İranlaşmış, Araplaşmış halkların kendilerine zorla dayatılan mevcut kimliklerini, dinlerini ve dillerini benimsemeleri gibi mi?

En Güvenli Yol

Arnavutların gerçekten “Türkofil” olduğunu düşünmüyorum. Siz sadece muhtemelen insanların iyi geçinmesine tahammül edemiyorsunuz. Sorun da bu zaten.

Ancak bir gerçek var ki, halklar yoluna devam eder ve doğru düşünen insanlar kendilerine dayatılan tarihsel nefrete takılıp kalmak yerine yaralarının iyileşmesine izin verir ve bu eski kinin çağdaş ilişkilerini ele geçirmesine ve yönetmesine izin verir.

Bu gerçekten sağlıklı değil. Çünkü hiç kimse Skanderberg’i gerçekten hatırlayamaz. Sadece kendilerine öğretilenleri bilirler ve bize öğretilenler de genellikle manipülatif propagandadır.

Dolayısıyla en güvenli yol, tarih ile bugünkü ilişkileri birbirinden ayrı tutmaktır. Çünkü bugün yaşayan bir Türk‘ün Orta Çağ’da olanlarla hiçbir ilgisi yoktur. Eğer aksini düşünüyorsanız, siz de bu propagandanın bir kurbanı olmalısınız. Sizin de iyileşmeniz gerekiyor.

Hex Agon, Quora

LEVENT AĞAOĞLU: TÜRKİYE, ÇİN-HONG KONG MODELİ GİBİ KIBRIS’LA BİRLEŞMELİDİR…

Kıbrıs 1974-2024

Z Şiiri Seslendirilmiş Video (tıklayın)

 

Kıbrıs Türk kesiminin haritasına baktığımızda Karpaz Yarımadası şekli bize iki gerçeği hatırlatmaktadır;

1 işaret parmağı şeklindedir ve Kıbrıs- Afrin Hattını zihnimizde canlandırmaktadır ki kuzey Suriye’den gelen tehlikeye işaret etmektedir. Kıbrıs’a yerleşemeyen ABD Kuzey Suriye’ye yerleşerek kendisine alan açmıştır.

2 bu sefer, bu işaret parmağını düşmanı hedef alan bir savunma silahı şeklinde gözünüzde canlandırabilirsiniz.

FIRSATLAR

  • Kıbrıs Dünyanın Merkezidir.
  • Düşünce Adası.
  • Kıbrıs-Afrin Hattı.
  • Tanınma /

TEHDİTLER

  • Enosis.
  • Avrupa Birliği

STRATEJİLER

  • Türkiye ile Birleşme/
  • Adalar Denizi Vilayeti.
  • Yeniden Birleşme Kavramı: Hong Kong. Makau. Tayvan. Çin ile birleşme.
  • Hong Kong ve Kıbrıs İngiltere’ye 19.yüzyılda kiralanmıştır.
  • Büyük Akdeniz Birliği.
  • Jeopolitik Zemin: Afrika- Afrasya. İpek

Tiyatro Yazıları

Şehir Tiyatroları 81 şehir

Tiyatronun Gücü Levent Ağaoğlu – 30/04/20240 Yaşar Yılmaz ve Antik Tiyatrolar Levent Ağaoğlu – 18/11/20230 TESPİT: Yaşar Yılmaz ve Antik Tiyatrolar. Yaşar Yılmaz, Antik Tiyatroları mercek altına aldı: Anadolu mühendisliğinin…

Tiyatronun Gücü

Yaşar Yılmaz ve Antik Tiyatrolar Levent Ağaoğlu – 18/11/20230 TESPİT: Yaşar Yılmaz ve Antik Tiyatrolar. Yaşar Yılmaz, Antik Tiyatroları mercek altına aldı: Anadolu mühendisliğinin görkemli yapıları 19.12.2022 -…

Türkiye “antik tiyatro” zengini bir ülke.

https://kulturenvanteri.com/tr/arastir/d/?_ara=antik+tiyatro Türkiye “antik tiyatro” zengini bir ülke. 133 tanesini işaretledik. Efes en büyüğü iken, Aspendos en iyi korunanı, Pergamon en dik açılı, Termessos ise en…

Yaşar Yılmaz ve Antik Tiyatrolar

TESPİT: Yaşar Yılmaz ve Antik Tiyatrolar. Yaşar Yılmaz, Antik Tiyatroları mercek altına aldı: Anadolu mühendisliğinin görkemli yapıları 19.12.2022 – 01:00 | Son Güncellenme: 19.12.2022 – 01:01 Kitabında 116 antik…

Tiyatro ve Şiir: Güç sanatları

Filozoflar tiyatroyu şiir sanatının bir türü olarak değerlendirmektedirler. Aslolan sözdür. Şiirdeki söz ise tiyatro yolu ile aksiyon kazanmaktadır. O halde Türklerin ustası oldukları sözlü…

Demokrasinin Beşiği Anadolu Tiyatroları…

TESPİT: Yaşar Yılmaz hocamız Anadolu’daki antik tiyatrolar konusunda ülkemizde de yandaşları çokça bulunan batı ve yunan tezlerinin aksine kendimize ait olan bir tez geliştirmiştir….

Zihin Yazıları

Zihin Yapısı

Bugün, 25 yıl öncesinin tüm hastalıkları nüksetti ve mevcut iktidarın zihin yapısı, eski koalisyonun düşünce tarzına büründü. Biliyoruz (ama söylemiyor, ancak söyleniyoruz) bu iktidarın…

Zihin Hazinelerimiz

  Oğuz Kağan Mete Han Bilge Tonyukuk Ebu Hanife Farabi Harezmi Maturidi İbni Sina Kaşgarlı Mahmud: Divanı Lügatit Türk Yusuf Has Hacip: Kutadgu Bilig Ahmed Yesevi: Divanı…

Bilge Tonyukuk Yazıları: Zaman. Zemin. Zihin. Sonuç

 Evlâd-ı Fâtihân ana babanın evlâdı olarak Fâtih’te, Vakıf Gureba’da doğdu (1958), “Pâyidâr ol evlâdım” diyen büyüklerinin ellerini öperek Mutemet Sokak’da ve Akşemsettin’de büyüdü. Payitaht…

Yapay Zeka – Yaratıcı Zeka ve Zihin Akışı

Zihnimde oluşan sorular beni sürekli yazmaya yönlendiriyor. Yazarken değişik bir teknik uyguluyorum. Cep telefonumun notlar bölümüne konuşuyorum, ben konuşurken otomatik olarak konuştuklarımı yazmaya başlıyor,…

Zihin, Erol Göka

Zihin, Erol Göka

Zaman zemin zihin

Zaman zemin zemin ilişkisinde aslolan zeminde yani sahadaki hareketlilik gezginlik ve dinamizmdir. Zeminde, sahada tecrübe edilenlerin geçmiş zamanda ilişkilendirilmesi neticesinde zihinde de yansımalar ve…

Zihin, Ali Akar

https://www.youtube.com/watch?v=xMkOka_lQTQ   Türkçe üstün bir metafor dilidir. “Yılan kırkmak” deyimi bunun en güzel örneğidir. Deyim, “çıkar uğruna her türlü tehlikeyi göze almak” anlamına gelir. Bu eylem…

Jaipur Hindistan Edebiyat Festivali Yazıları

Jaipur Hindistan Edebiyat Festivali ve Türkiye’de Edebiyat Festivalleri

https://youtu.be/Ji1U3JBw-eg?si=6nBdmRffYOJWLF3m

Jaipur Hindistan Edebiyat Festivali ve Türkiye’de Edebiyat Festivalleri söyleşisi

https://www.youtube.com/watch?v=Ji1U3JBw-eg&t=135s

Jaipur Literature Festival January 2023 in India

The Full Programme 2023

Jaipur Literature Festival 2022 in India

https://youtube.com/playlist?list=PLO4JTjY_3Zc8X8ww8mj74JZHdVFW6bXea

Ali Gevgilili, Düşünenlerin Forumu ve Düşünce Gücü

Ali Gevgilili: Çok Yönlü bir Türk Düşünürü

Ali Gevgilili: Çok Yönlü bir Türk Düşünürü Lütfen linke tıklayın. Basın tarihinin izinde Ali Gevgilili Belgeseli  (1938- 2018) “Düşünce zincirleri, ilk yaklaşımda, “düşünce”yle yanyana tasarlanılması bile olanaksız bir…

Günümüzde Türk Dili / Ali Gevgilili: Düşünenlerin Forumu.

Düşünenlerin Forumu Günümüzde Türk Dili Macit Gökberk / Mehmet Kaplan / Nüvit Özdoğru 23 Temmuz 1972 Ali Gevgilili: Dil, bir toplumu oluşturan en önemli kurumlardan birisidir. Öyle ki toplumların…

Ali Gevgilili (1938-2018): Great Turkish Columnist&Journalist

The Thinker of Thinkers During my university education, which started in the mid-1970s, I prepared a bibliography by scanning the newspaper collections of the Beyazıt…

Medya

Düşünenlerin Forumu 1969-1980, Ali Gevgilili Günümüzde Türk Dili / Ali Gevgilili: Düşünenlerin Forumu. Levent Ağaoğlu – 18/02/20240 Düşünenlerin Forumu Günümüzde Türk Dili Macit Gökberk / Mehmet Kaplan / Nüvit…

Ziya Gökalp ve Türk Düşüncesi

ZİYA GÖKALP VE TÜRK DÜŞÜNCESİ YÖNETEN :ALİ GEVGİLİLİ KATILANLAR :PROF. DR. MEHMET KAPLAN,PROF. DR. TARIK ZAFER TUN AYA PROF. DR. ŞERİF MARDİN ALİ GEVGİLİLİ – Türk düşüncesinin…

Türk Medyasında Dış Dünya

https://www.youtube.com/watch?v=MBmTTHgGSwI&t=57s&ab_channel=MGTVT%C3%BCrkD%C3%BCnyas%C4%B1n%C4%B1nSesi ****************************************** DIŞ DÜNYA Türkiye’de Uluslararası Medya: Uluslararası Medya Türkiye’de neden daha etkin? Dış Dünyaya Neden İlgimiz Yok? Uluslararası Dış Dünyada Türk Medyası neden etkin değil?…

Düşünenlerin Forumu’nda Ortadoğu

https://www.booksonturkey.com/dusunenlerin-forumu-bibliyografyasi-1969-1980/ Ürdün, Filistin ve Ortadoğu Tevfik Rüştü Aras / Şükrü Baban / İbrahim Çamlı 27 Eylül 1970 Ortadoğu Petrolleri ve Dünya Barışı Esat Çam / Feridun Ergin/ Edip Çelik 19…

DÜŞÜNENLERİN FORUMU BİBLİYOGRAFYASI 1969-1980

 1969 Asistanlar Ne İstiyor? Altan Bilgin /Yusuf Dönmez /Oya İmregün /Turhan İstanbullu / Mehmetcan Köksal /Nazif Kuyucuklu / Berke Vardar 9 Şubat 1969Tekel Zammı ve Vergiler Zeyyat Hatiboğlu…

Türkiye Cumhuriyetinin yurtdışı teşkilatı ve proje önerileri

Türkiye’nin yurtdışında bakanlıkların yurt dışı teşkilatları üzerinden 1000’i aşkın temsilcilikleri bulunmaktadır, yedi bakanlık yurtdışında teşkilatlanmış durumdadır. Yurtdışı temsilcilikler ülkemize periyodik ve rutin olarak raporlar göndermektedir.

Burada ayrıca değerlendirmemiz gereken çok önemli bir fırsat noktası vardır. Temsilcilikler bulundukları ülkeler ve şehirlerde kendi gözlemlerine göre ülkemiz için yararlı buldukları  uygulamaları, rutin dışı raporlama olarak gönderdiklerinde, bu ülkemiz için çok değerli bir gözlem ve kaynak birikimini teşkil edecektir. 

Beş yıl süre ile (1987-2001) bulunduğum Hong Kong’da örneğin kentsel rantların kamuya geri döndürülmesini bizzat gözlemlemiştim. Bunun neticesinde kamunun gelirleri bu şekilde yükseldiği için vergi de sadece %16 şeklinde tahakkuk etmektedir. Fakat ülkemizde ise rantlar tamamen rüşvet ve yolsuzlukların ana dişlilerini teşkil etmektedirler. 

Neden ülkemizde  Hong Kong örneği esas alınmamaktadır. Bu çok kritik bir sorudur.

Yurt dışından uygulama örnekleri yurt dışı temsilciliklerimiz kanalıyla gelmesi durumunda biz çok daha şaşıracak ve ülkemizde de bir değişim hareketini devlet çapında değişim hareketini başlatmak için çok önemli bir kaynağa kavuşmuş olacağız.

Türkiye Cumhuriyetinin yurtdışı teşkilatındaki kurumların listesi ve bulundukları ülkelerin sayısı

Dışişleri Bakanlığı’na Bağlı Teşkilatlar:

  • Büyükelçilikler: 181 ülkede
  • Daimi Temsilcilikler: 22 uluslararası kuruluşta
  • Başkonsolosluklar: 82 ülkede
  • Büyükelçilik Konsolosluk Şubeleri: 45 ülkede
  • Fahri Başkonsolosluklar: 64 ülkede
  • Fahri Konsolosluklar: 173 ülkede

Toplam: 587 farklı şehirde 667 farklı yurtdışı temsilcilik

https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27nin_diplomatik_temsilcilikleri_listesi

Diğer Bakanlıklara ve Kurumlara Bağlı Yurtdışı Temsilcilikler:

Dışişleri Bakanlığı’na ek olarak, birçok bakanlık ve kurumun da yurtdışında temsilcilikleri bulunmaktadır. Bu temsilciliklerin tam sayısını ve hangi ülkelere dağıldıklarını tek bir kaynaktan net olarak belirlemek zordur.

Ancak, bazı örnekler şunlardır:

Genel Değerlendirme:

Türkiye Cumhuriyeti’nin yurtdışı teşkilatı oldukça geniş bir ağa sahiptir. Farklı kurumlara bağlı yüzlerce temsilcilik, Türkiye’nin dünya genelindeki siyasi, ticari, kültürel ve diğer çıkarlarını korumak ve geliştirmek için çalışmaktadır.

Not: Bu sayılar zamanla değişebilmektedir. Güncel bilgiler için Dışişleri Bakanlığı’nın web sitesini (https://www.mfa.gov.tr/) ve diğer ilgili kurumların web sitelerini ziyaret etmeniz önerilir.

Ayrıca, yurtdışındaki temsilciliklerin iletişim bilgilerini ve sunduğu hizmetleri de bu web sitelerinden bulabilirsiniz.

Sümerolog Veysel Donbaz

Türkiye’nin sayılı Sümerologlarından Veysel Donbaz. Beş ölü dil biliyor. Sümerce, Akadca, Asurca, Babilce ve Hititçe. 200’e yakın uluslararası makalesi yayınlanan Veysel Donbaz, ayrıca İngilizce, Almanca, Fransızca ve İtalyanca biliyor. Bugüne kadar çivi yazısı ile yazılmış 10 bine yakın kil tablet okudu. Envanterini tuttuğu tablet sayısı 60 bin.
Şu an 84 yaşında olan Veysel Donbaz’ı kaçımız biliyoruz? Kendisi: “Türkiye’den yurt dışına kaçırılan 9 bine yakın tableti yurda getirdim, Ankara’da karşılayan bile olmadı” demiş. Neyin değerini biliyoruzki acaba? Bilime ve tarihe ışık tutan tüm araştırmacı akademisyenlerin önünde ben saygıyla eğiliyorum. Çoluğumuza çocuğumuza bunları anlatıp öğretmek gerekir. Ne ekersen onu biçersin..
Alıntı Girişim Port