Home Blog Page 170

Akdeniz Yeniden ve Sönen Avrupa, Süleyman Seyfi Öğün

Akdeniz aslında dünyânın en büyük ve kritik iç denizidir. Cebel-i Târık gibi dar bir su geçidi üzerinden Atlantik’e bağlanır. Sonradan insan eliyle açılan Süveyş, Akdeniz’i Kızıldeniz üzerinden Hint Denizi ile birleştirir. Marmara boğazları ise onu Karadeniz ile buluşturur. Kabûl etmeliyiz ki, bâzı coğrafya bilgilerimiz ve adlandırmalar zihnimize oyun oynayabilir.

Akdeniz bizzat bir iç denizdir; ama kendi içinde de daha küçük iç denizlere sâhiptir. Karadeniz bunlardan birisidir. Azak Denizi de, onun içinde bir başka iç denizdir. Birisinin adı Ak, diğerinin ise Kara olması bu iki denizi ayırmıyor. Karadeniz bizzat Akdeniz’in bir parçasıdır.

Bu coğrafî bütünlüğün jeopolitik ve jeokültürel açılımları ise farklıdır. Harita üzerinden ilerleyecek olursak yine görürüz ki, Akdeniz içinde, târihsel deriniliği ve pratikleri olan jeopolitik, bir Batı-Doğu ayırımını düşündürür. Bugünkü İtalya, içine Sicilya ve Malta’yı da alarak Doğu Akdeniz’in başladığı yerdir.

Dar Adriyatik Denizi İtalya karasını Balkanlar’a bağlar. Bugünkü Fransa ve İspanya sahilleri, Sardunya ve Korsika gibi adalarla berâber bunun batısında kalır. Batı Akdeniz’e Cezâyir ve Fas güneyden dâhil olur. Doğu Akdeniz’in güneyde Afrika ile buluştuğu yerler ise Libya ve bir miktar da Tunus’u kapsar. Bu coğrafî yakınlıklara ve iklim paydaşlıklarına rağmen, dinsel ve etnik bağlar bu coğrafyadaki mukadderat bağlarını örselemiş, toplulukları birbirine düşman kılmıştır.

Bugün İtalya, ideolojik olarak Latinlik ve Katoliklik temelinde kendisini İspanya, Fransa ve hattâ Portekiz’e yakın görür. Bu tez aslında târihsel temelde Romalılık geçmişi ile çelişir. Çünkü Roma, ilk olarak rakibi Kartaca’yı, kelimenin tam mânâsıyla haritadan ve târihten silerek doğuya doğru harekete geçmiştir.

Roma, Batı târih masallarında anlatıldığı gibi modern Batı’nın kültürel siciline karşılık gelmez. Evet, Roma’nın bir batı mâcerası vardır. Bugün Fransa, İspanya, hatta İsviçre ve Britanya adasında ufak tefek Roma kalıntıları bulunabilmektedir. Bunlar büyük bir titizlikle korunur ve hakkında abartılı yorumlar yapılır. Ama Avrupa’da, tabiî ki İtalya hâriç, doğru düzgün bir Roma şehri harâbesine rastlayamayız

Namlı Roma şehirleri tekmil Doğu Akdeniz’dedir. İlk misâlleri Balkanlar’da karşımıza çıkar, Ama en şâşaalı olanları Anadolu’da, Mezopotamya’da, Levant civârında ve kısmen de Mısır’dadır. Avrupa’da, bir Bergama, Zeugma, Palmira veyâ Petra gibi bir şehir bırakmışlar mıdır Romalılar? İlk ikisi Türkiye’de, üçüncüsü Sûriye’de, sonuncusu ise Ürdün’dedir. Aslında Batı’nın kendisine dayanak noktası olarak aldığı Roma, pagan târihi bir tarafa, Katoliklik üzerinden Roma ile bağdaştırılamaz.

Evet Katolik Kilisesi’ni Roma kurdu. Ama İtalya karası barbar istilâsı neticesinde kopunca tek başına kaldı. Kilisenin siyâsal iktidâr ile bağlantısı (sezaropapizm) yeni merkez olarak İstanbul’da devâm etti. Zaman içinde İstanbul Kilisesi ondan ayrıştı ve Ortodoksluk temelinde yeniden yapılandı. Bu iki kilise arasındaki husûmetin târihi çok köklüdür ve herkesin mâlûmudur ki, elyevm devâm eder. Katolikliğin târihi feodalite içinde demlendi ve bambaşka bir yere evrildi.

Roma’nın brüt değil, net târihi bir antik formasyon olarak bir Doğu Akdeniz medeniyetine, ezcümle Doğulu bir târihe tekâbül eder. Batı’nın özbilinci muhayyel olarak inşâ edilmiş ve feodal bir evrim geçiren Katolik Kilisesi’nin geliştirdiği, esâsında antiordodoks temellere dayalı bir Batı-Doğu ayrımının (husûmetinin) yorumuna dayanır. Bunun içinde Hristiyanlık ortak paydasının çekimi üzerinden derin siyâsal ve dinsel ortodoks geçmişinden arındırılarak Roma, Rousseaugil bir paganlık mefâhirinin çekimi üzerinden de Grek geçmişinin sâhiplenilmesine dayanır.

Hârice itilen ise İslâmiyet, bilhassa da onunla özdeşleşen Türklük olmuştur. Modern İtalya ve Yunanistan, kapitalist birikimi merkezîleştiren Avrupa mâmulü muhayyel târih tezinin câzibesine kapılıp dâirenin dışına çıkmıştır. Bunu etnik iddialı diğer kopuşlar tâkip etmiştir. hâsılı, sun’i jeokültürler, derin bir rasyoneli ve geleneği olan jeopolitiki parçalamıştır.

Bizim hâkim târih tezimiz de maalesef bunu kabûl eder. Doğululuğu İslâmiyet ve Türklük olarak benimseyerek müdafaaya çekilir. Halbuki ciddî târih kaynakları Osmanlı’yı III. Roma olarak değerlendirir. Doğrusu da budur.

Osmanlı, Balkanlar, Anadolu, Mezopotamya ve Levant alt kıt’alarıyla, Tuna’dan Fırat ve Dicle’ye, Doğu Akdeniz’in birliği, dirliği ve selâmetini temsil eden Roma’nın ihyâsıdır. Fâtih Sultan Mehmed büyük bir restoratördür. Kayzer sıfatını büyük bir gururla taşır. Osmanlı, İslâmî zenginliği içinde Roma’yı ayağa kaldırmıştır. Yıkıldığı zaman bu coğrafyalarda ne barış ne de huzûr kalmıştır.

Artık Avrupa sönümleniyor. Bu sönümlenme sâdece ekonomik değil, içinde Avrupa birliği, Avrupalılık bilinci de eriyor. (Baksanıza, Faşist İtalyan lideri Fransa’ya nasıl da köpürüyor). Kur’an’da da buyurulduğu gibi “her şey aslına döner”. Türkiye ile Libya arasındaki köprü bunun için çok mühim. Hat çiziliyor. Osmanlı’nın torunları işbaşında. Ne kadar bunun şuurundalar, bilmiyorum.

Ama “Doğu Akdeniz’de biz varız” diyoruz. Yunanistan’ın yaptığı târihsel hatâ da iyot gazı gibi açığa çıkıyor. Tabiî ki bunları söylemek, söyleyeni Yeni Osmanlıcılık gibi ucuz bir suçlamaya mâruz bırakır. Hiç mühim değil. Benim zihnimde ihyâcılık ihtirasları değil, sâdece Bizim Deniz’in (Mare Nostrum) barışı var…

https://www.yenisafak.com/yazarlar/suleyman-seyfi-ogun/yine-ve-yeniden-akdeniz-2064213

Yeni Şafak · Süleyman Seyfi Öğün – Yine ve yeniden Akdeniz

Çin’in 50 Yıllık Planı 1978-2028

Çin’e ilk gidişim 1987 Aralık ayı idi.

Mao 1976 yılında ölmüştü. 1989-90 da tekrardan gittim.

En sonunda da 1996 Aralık ayında 4,5 yıllığına Hong Kong’a gittim.

1989’da ilk kez güneydeki Kanton bölgesine gittiğimde gördüğüm ilk şey hızlı bir şekilde oto yolları yapıyorlardı.

Eski yollar otoyola dönüşüyordu, tabii bu küresel bir sistem, özellikle önce Hong Kong’a yakın olan Çin’in güneyindeki bölgelerde oto yollar yapıldı ki ulaşım kolay olsun diye.

1978 yılında ve Çin devlet başkanı Cüce Deng 50 yıllık bir plan yaptı 2028’de dünya devleti olacağız, yani 2028’de küresel devlet olacağız diye.
Vay haline Çin vatandaşlarının tabii ki bizim de vay halimize, bütün işler Çin’e gidiyor. Gördüğüm 74 tane matbaası olan Çinli bir grubun cirosu 2 milyar $’a çıkmış.

Doğu Akdeniz Kültür Mirasımız

Doğu Akdeniz ülkelerindeki dokuz ülkede Türk kültür mirasını haritadaki eserlerle birlikte internet sisteme ekledim.

Google’da Yunanlılarla ilgili bir şey yılı yazıldığı zaman anında uçuyor gidiyor fakat biz Türklerle ilgili kendimizin bir duyarsızlığı var gerçekten.

Şirinevler Bookstore

Kıtalar, Denizler ve Okyanuslar…..

Tonyukuk Seferleri Haritası

Şantung balıkka taluy ögüzke tegirtim.

Şantung şehrine, denize ulaştırdım.

                               Tonyukuk doğu yüzü 2. satır
  • Atlantik: Kuzey-Güney Amerika, Avrupa, Afrika. Okyanusya
  • Pasifik: Kuzey-Güney Amerika, Asya. Oktanusya
  • Hint Okyanusu: Asya, Afrika
  • Arktik: Kuzey Amerika. Avrupa. Asya
  • Baltık Denizi: Kuzey Avrupa
  • Kızıldeniz: Afrika. Asya. Avrupa
  • Akdeniz: Afrika. Asya. Avrupa
Osmanlı imparatorluğunun hüküm sürdüğü 3 kıtadaki bölgeleri gösteren harita.
Image
Daire içi üretken bir çevrim söz konusudur.
Türkiye merkezli bölge
  • 5 kıta (Avrupa, Avrasya, Asya, Afrika, Afrasya),
  • 5 Deniz (Kara, Ak, Kızıl, Hazar, Basra Körfezi) ve
  • 2 Okyanus ile
çevrelenmiş dinamik bir kokpit görüntüsü, küresel ve değişken bir rotayı önümüze sermektedir.
  • Amerikalar (Kuzey ile Güney) arasındaki iletişim giderek azalırken,
  • Avrupa, Asya (Türkiye, Rusya, Çin) ile yakınlaşarak AVRASYA olarak başkalaşmakta,
  • Afrika ise Asya (Türkiye, Hindistan, Çin) ile yakınlaşarak AFRASYA‘ya dönüşmektedir.

TÜRKİYE ise AVRASYA ve AFRASYA‘nın konektörüdür.

Bambaşka ve biricik bir tarihi gerçekliktir bu.

Zihin, Ali Akar

 

Türkçe üstün bir metafor dilidir. “Yılan kırkmak” deyimi bunun en güzel örneğidir. Deyim, “çıkar uğruna her türlü tehlikeyi göze almak” anlamına gelir. Bu eylem için, insanların en iğrendiği ve korktuğu, tüyü olamayan yılanı kırkmak benzetmesi üst bir zihin üretimidir. Ağustos 24, 2018

Dede Korkut Oğuznâmeleri’nde otağlar hep “yeryüzü”ne dikilir…Niçin yeryüzü?
Çünkü zihin haritalarında sınır taşımayan Asya bozkırlarının efendisi Türklerin, mekân haritalarında da sınır yoktur. Bu yüzden bütün yeryüzü, onların otağlarının kurulacağı sonsuz coğrafyadır. Şubat 11, 2020

Türklerin zihin dünyası Türk edebiyatında saklıdır. Sosyologlar, felsefeciler, tarihçiler, pedagoglar, antropologlar… Orhun Yazıtları, KB, DLT, Dede Korkut ile Türkçe destan, hikâye ve masalları iyice incelemelidirler. Bunları anlamadan Türkleri anlamaları mümkün değildir. Eylül 29, 2019

Türk dilli zihin yapısı doğayı, nesneyi, olgu ve hareketleri olağanüstü bir mantık dizgesi içinde anlamlandırır ve adlandırır: Oğlum konuşmayı yeni öğrenirken peruk yerine “saçlık” demişti. Öğretilmediği halde +lık ekini, dişlik, analık, babalık sözlerindeki işleviyle kullanmıştı. Kasım 3, 2018

Tarihî bir metinde “Yarım çadır altında padişah düşü görmek” deyimi geçiyor.
Türkçede buna benzer “Ayranı yok içmeye…”, “Aç tavuk kendini…” gibi başka deyimler de var. Demek ki zihin dünyamızda hayal ile gerçek arasında oluşan uçurum ataların da dikkatini çekmiş. Ağustos 29, 2019

Dillerin evrensel işleyiş mantığı genelde aynı…Akıl ve zihin dünya dillerinde düşünmek ile ilgili yeti olarak algılanmakta galiba…ET’de ö- “düşünmek” fiilinden ög “zihin; akıl” ismi yapılmıştır. İngilizce mind (=zihin) de Eski Germancada men- “düşünmek” fiiline dayanır. Eylül 9, 2020

Eskişehir’de düzenlenen X. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu’nda “Hayat>Zihin>Dil İlişkileri Bağlamında Türkçe Sözler” adlı bildirimizi sunduk. Ekim 18, 2018

Bugün fakülte koridorunda 10-12 hocayla karşılaştım. Hepsinin yüzü asıktı. Bu bana Oğuz Atay’ın meşhur romanındaki bir cümleyi hatırlattı: “Gülmek, doktorayı verdikten sonra unutulan bir eylemdi.” Neşenin, mutluluğun olmadığı yerde zihin ne yapar ki?! Mart 19, 2018

Dil ve zihin konuşmamız
https://youtu.be/xMkOka_lQTQ
Dil ve Zihin – Ali Akar Mayıs 22, 2020

ök “anne”
ög “akıl, zihin” Apr 6, 2021

 

People who read books live longer than those who read newspapers

Levent Agaoglu

WHO LIVES LONGER?

We have good news for bookworms. People who read 30 minutes a day live two years longer than those who don’t read at all. Those who read books live longer than those who read periodicals such as newspapers and magazines. Poet and Writer Levent Ağaoğlu gave the following information about the details of the meaningful research conducted at Yale University and published in the Journal Social Science & Medicine:

WHO LIVES LONGER?
Author Ağaoğlu evaluated Newspaper and Book readers

Thinker, Writer and Poet Levent Ağaoğlu stated that people who read books live longer than those who read newspapers.

Thinker, Writer and Poet Levent Ağaoğlu stated that people who read books live longer than those who read newspapers. After graduating from Marmara University Faculty of Political Sciences, Ağaoğlu completed his master’s degree at Boğaziçi University Faculty of Administrative Sciences, Department of Public Policy and Public Administration.  He published several books during last 5 years as Kıbrıs-Afrin Hattı , Kıbrıs Dünyanın Merkezidir , Düşünce Sizsiniz , Levendname

Writer and poet Levent Ağaoğlu gave information about the details of a study published in the journal Social Science & Medicine at Yale University. Emphasizing that a person who reads a book for 30 minutes a day lives two years longer than those who never read, Ağaoğlu noted that those who read books live longer than those who read newspapers and magazines.

RESEARCH ON READING

Author-Poet Ağaoğlu talked about the data obtained as a result of examining the reading habits of 3 thousand 635 people aged 50 and over within the scope of the research. Ağaoğlu said the following about the research: “Participants were divided into three groups as those who read 3.5 hours a week or more, those who read up to 3.5 hours a week, and those who did not read at all, by controlling factors such as gender, race and education.

Researchers discovered that those who read more than 3.5 hours a week for up to 12 years were 23 percent less likely to die, and those who read up to 3.5 hours a week were 17 percent less likely to die. During the study, 33 percent of non-readers and 27 percent of readers died. Those who did not read books lived 85 months (7-8 years), while those who read books lived 108 months (9 years). In other words, reading a book provided a 23-month survival advantage. Meanwhile, 87 percent of those surveyed have read fiction.”

ATTENTION TO READ BOOKS

Ağaoğlu suggested that reading books should be preferred instead of newspapers and magazines; “Research links reading, rather than periodicals, to a longer life. Reading a book provides more benefits than reading a newspaper or magazine. This effect is due to the fact that books occupy the reader’s mind more, provide more cognitive benefits, and therefore extend lifespan.”

The researchers also note that study participants spent significantly more time reading periodicals than reading books, and recommend switching to books. In the future, the researchers plan to explore whether reading e-books and audiobooks has similar effects.”

Source Link =  https://www.medyagazete.com/haber/yazar-agaoglu-gazete-ile-kitap-okurlarini-degerlendi-591561

A doctor enters a house where poetry does not enter

The doctor enters the house that does not enter poetry.

The healing effect of words has been known for a long time. By the 4th millennium BC, the ancient Egyptians wrote words on papyrus, dissolved them in liquid, and gave them to the sick as a medicine.

We all know the health benefits of meaningful writing. Like writing, poetry has been recognized as a great way to improve mental health.

The use of poetry for therapeutic purposes extends to primitive rites in which shamans sang poems for the welfare of an individual or tribe. Its use as a complementary treatment for mental disorders can be traced back to a Greek physician named Soranus in the 2nd century AD. Today, some therapists use reading or writing poetry to facilitate healing or promote personal growth in their patients.

FOLLOW THE WORDS

You can take shelter in the power of words in difficult times when you may feel broken. Especially reading, listening and writing poetry is good for our mental health.

Poet, writer and thinker Levent Ağaoğlu, the author of the book of poetry called Levendname says that writing poetry and even trying to write poetry has many benefits for mental health. Stating that expressing your emotions in a poetic way has a completely magical effect on your body, mind and soul, Levent Ağaoğlu gave the following information about the health potential of poetry:

6 BENEFITS OF POETRY

“When you write poetry, you have to strain your mind and work on metaphors and imagery. Writing poetry helps develop creative thinking. You become more creative and start thinking more. This is a great exercise for your brain and helps to distract your mind from other scary things in life.

Writing poetry helps you express your pain and therefore makes you feel better. Many of the world’s most inspiring poems have expressed pain in the most beautiful way. Commemorating what you have lost with poetry makes you feel better.

Whether coping with loneliness or facing uncertainty, poetry can benefit a patient’s well-being, confidence, emotional stability, and quality of life.

Poetry works well to provide comfort and uplift in times of stress, trauma, and grief.

Poetry reduces both chronic and post-operative physical pain as well as combating symptoms of depression.

Poetry improves mood, memory and study performance. Poetry increases creative thinking and cognitive stimulation. Poetry helps to keep the memory intact, prevents early dementia.

HAVE MORE POETRY IN YOUR LIFE

Read, write and listen. You don’t need any formal training to start writing. Just write, read or listen. There is a lot of scientific research on the physical and mental health benefits of poetry.”

WHO IS LEVENT AĞAOĞLU? 

Poet, writer and thinker Levent Ağaoğlu was born in Istanbul in 1958.

He graduated from Marmara University, Faculty of Political Sciences (1980). He completed his postgraduate studies at Boğaziçi University, Faculty of Administrative Sciences, Department of Public Policy and Public Administration (1986).

Levent Ağaoğlu, the author of Kıbrıs-Afrin Hattı , Kıbrıs Dünyanın Merkezidir , Düşünce Sizsiniz , Levendname, speaks English and Chinese.

https://www.sakarya54.net/siir-girlenen-eve-doktor-girer/

Aşık

Başka dillere tercüme edilemeyen kelimeler ile başlayalım kaybettiğimiz kendimizi bulmaya.
Gönül ve Aşık ile başlayalım, ne dersiniz.
Hangi başka dilde enstrümanı ile müzik yapana Aşık denir. Bulamazsınız.
Hayata, Halka, Halkedene Aşık.

Kün. A4 Asıldır; Asla Fotokopi Değildir.

BooksonTurkey sitesindeki 2000. giriş..

  • AKIL
  • AHLAK
  • ADALET
  • ADAP