Home Blog Page 147

Kültür-Sanat Sayfaları, Kanalları

Kültür Tarih Sohbetleri 

Karar

Cumhuriyet

Milliyet Arkeoloji

Milliyet Kültür Sanat

Hürriyet Kültür Sanat

Hürriyet Kitap Sanat

Sözcü

Türkiye

Dünya

Sabah

Birgün

NTV

T24

Habertürk

TRT Haber

TRT2 Kültür

TRT2 Sanat 

Aydınlık

Anadolu Ajansı

CNNTürk

Independent Türkçe

Star

GazeteVatan

YeniŞafak

GazeteOksijen

 

 

 

Kültür ve Sanat Erozyonu

Kültür sanat edebiyat insanlarının ve ürünlerinin değerleri nasıl yükseltilebilir? Çok dar çevrelerde kısa paslaşmaların neticesinde 5-10 popüler ismi geçmeyen tekelci bir kültür sanat pazarı var. bunun dışındaki büyük çoğunluğun değeri yok. kültür sanat da kara düzen çalışıyor.

Erozyon ve sorun çok büyük.

Popüler kültür, arabesk zevkler, eğitimsiz bireyler, alt yapısız insanlarımız ve gelinen nokta. Yığın psikoloji…
Soru : Beynin görevi nedir..
Cevap : Beyim Belediyede şofördür…

Tiyatro ve sinema komediye, müzik ise sözde sanatçılara, edebiyat dar bir kast çevreye indirgenerek, halktan kopma, magazinleşme hepsi birlikte bayağılaşmayı getirmiştir.

Kültür ve sanatın magazinleşmesi

Müzikli, çalgılı çengili haberler.

Sözde sanatçıların peşinde paparazziler.

Kültür Sanat ağaları ve peşlerinde magazin orduları.

Tartışma programlarında da Kültür Sanat Tekeli’nin seçtiği hep aynı profesörler.

Kültür ve sanat, özündeki düşünce ve yaratıcılık işlevinden soyutlanmış, bayağılaşmış bir eğlence metasına dönüştürülmüştür.

Türkiye’de kültür erozyonu nasıl yaşandı

Kültür Sanat Sözleri

 KÜLTÜR

“Seyyah olup dünya âlemi gezinmek”, değişik Kültürler ve insanlarla tanışmak ise kişideki düşünce, tefekkür, tasavvur ve tahayyül gücü üzerinde yarattığı çağrışım ve etkilerle sorular ve özlü düşüncelerin peşinde koşarak bilgeliklerin oluşmasını, düşüncelerin mayalanarak özlenmesini, özdeyişlere dönüşümünü hızlandırmaktadır.

40bin kilometrelik dünya çevresinin 36bin kilometresini Türk Kuşağı ile dolaşmışız.  Kültür Envanteri sitesinin http://kulturenvanteri.com verilerinden yararlanarak, dünyadaki Kültür mirasımızı kıtalar/ülkeler bazında BooksonTurkey sitemde çeşitlendirdim. Kaynak: https://booksonturkey.com

Batı kendini Avrupa ve Amerika şeklinde soyutlamış ve Akdeniz’in insanlığı birleştirici değerlerinden ve Kültürel etkileşimlerinden uzaklaşarak, bir hegemonyaya dönüşmüş, adını da Atlantik Dünyası olarak değiştirmiştir.

BM5 güçleri hepsi emperyal güçlerdir ve kendilerine ait olmayan Kültür sahalarında kendi Kültürünü empoze etmek peşindedirler. Bunlar eski sömürgeci güçler, ya da Çin gibi yeni hegemon güçlerdir.

Britanya, ticaret imparatorluğunu farklı bir Kültürel yapı üzerinden dünyaya yayabildi, oğlu gelini ile olmuyor. Toprak ağalarına da (Lordlar) dünya üzerinde fonksiyonlar yükledi.

Burada konuşulan dil ve nüfuz edilen Kültürün Türk olması veya bizimle akraba olması esas değildir, önemli olan örneğin kuzey Afrika’da, güney Afrika’dakiler bizimle akraba mıdır değil midir, Türk müdür değil midir konuları değil, ama dilimiz orada var mıdır, yer adlarımız orada var mıdır, soru ve konularına, bütün ülkelere bu gözle bakmamız lazımdır.

Büyük Türkiye’den kastımız yıllarca içerisinde bulunduğumuz Kültür coğrafyalarımızdır. Merkezinde de Türkiye Cumhuriyeti yer almaktadır. Büyük Türkiye, Avrupa Asya Birliği’nin kurucu unsuru olacaktır Avrasya kıtasındaki barış, kurucumuzun idealleri çerçevesinde, “yurtta barış dünyada barış“ felsefesi çerçevesinde gerçekleştirilecektir.

Çin, doğu Kültürüdür; evrensel olduğunu iddia etse de (Zhong Gou: Merkezi Ülke) değildir, tek bacaklıdır. Türkiye, Asya, Avrupa, Afrika’da, 3 ana kıtada uygarlık üretmiştir. Doğu ile Batı’yı sentezlemiştir.

Çin’in dili ve Kültürü sadece kendisine özgüdür ve dünyada bir yaygınlık meydana getirecek kapasitede değildir. Rusya gibi Amerika gibi aynı hegemon yaklaşım sahibidir.

Çinli, köyde muhtar bile seçemez, bizde ise 1840’dan beri mahalli idareler mevcuttur. O manada, Batı da Çin de birbirlerine uzaktır. Türkler ise hem Batı ve hem Çin ile hemhal olmuştur; hem savaşmış, hem de Kültürel alışverişte bulunmuştur; yegânedir.

Dehanın, Kültür ve Sanatın kaynağı halktadır

DİL bilinçten çıkıyor, dili değişik stratejilerle bozmaya çalışmak bozmak halkın bilincini bulandırma, uyuşturma, eski ile bağını koparma çabaları…

Dil halkın malıdır; O halde hep halkla birlikte olmalı tahmin ediyorum. Özellikle şiir için oyle olmalı diye düşünüyorum ilham geldiğinde.

Dünyada kendi ülkesinin dışında en fazla kendi dilinde yer adına sahip olan ülke Türkiye’dir. Türkçe yer adları 100 ülkede 7500 tane yer adıdır, gerçektir. Bu Türk Kültürünün dünyada ne kadar yaygın, Türk dilinin de ne denli zengin ve gezgin olduğunun bir göstergesidir

Dünyada Neolitik dönemi yaşayan ilk iki ülke Türkiye ve Çin’dir. Çin medeniyeti, Kuzey Çin’deki Sarı Nehir boylarında gelişmiş ve bu coğrafyada Türkler ve Çinliler birlikte yaşamışlar, Çin’in ilk başkenti olan Xian kenti ve civarında zengin Kültürel ilişkiler geliştirmişlerdir.

Envanterimizin geniş coğrafyalardaki kalıcı izlerini görünür kılıyorsunuz. Moğolistan, Çin, Türk Cumh. Rusya, Kuzey Afrika’daki Kültür varlıklarımızı da sitenizden izlemek, Mançurya-Moğolistan’dan Mağripe sınırları pek geniş Kültür coğrafyalarımızı haritada görmek muhteşem. Kültür Envanteri Envanter Atlasi

Farklı 4×4 Tek’ler. Türkiye Siyaseti: Tek Bayrak, Tek Millet, Tek Vatan, Tek Devlet. Küreselci Siyaset: Tek Devlet, Tek Din, Tek Dil, Tek Kültür.

Halka dalkavuk olunmaz. Olunması samimilik değildir.Ama; Halk baş tacıdır. Kaynaktır
Halkın enerjisi müthiştir
Halkın içinde yazmak güç veriyor
Halkın kesintisiz gücü DİL’de birikir.Özellikle Türklerde, çünkü söz dilidir.
Her yerde yazarım. Sokak Otobüs Minibüs.

Rumeli ve İdil Kültür Havzaları’mıza da erişeceğiz; inşallah. http://leventagaoglu.blogspot.com.tr/2014/08/entelektuel-sglkkulturel-derinlik.html

http://kulturenvanteri.com sitesinin verilerinden yararlanarak, dünyadaki Kültür mirasımızı kıtalar/ülkeler bazında https://booksonturkey.com sitemde çeşitlendirdim. 40bin kilometrelik dünya çevresinin 36bin kilometresini TÜRK KUŞAĞI ile dolaşmışız.

İlhamın kaynağı Hak ve Halk

İngiliz aklı, dilini Kültür ve ticaret dili olarak dünyada hâkim kılmak için çaba gösterirken, düşünceleri kitaplar vasıtasıyla yaymayı da esas almıştır.

İskit, Hun, Uygur ve Osmanlı atalarından miras kendir, kendimiz olma sürecinin mihenk taşıdır da. Mirasın gereği ise, binlerce yılın baştacı Kültürümüzün yeniden değerlendirilerek daha da güçlendirilerek yaşatılmasını sağlamaktır.

Kendimize yol almaya başladık. Çok sevindirici bir gelişme. Atlaslarımıza kavuşuyoruz. Mitoloji, Sanat, Düşünce, Kültür.

Kültür Ataşeleri ne işler yapıyorlar?

Kültür&Tarih Sohbetleri  https://youtube.com/c/K%C3%BClt%C3%BCrTarihi/videos

Mao’nun Kültür Devrimi’nin (1966) uzantısıdır; 1968.

Medeniyet Okumaları’nın Kapanış Dersinde “Çin-İslâm Kültür Havzası: Kişiler ve Eserler” konu edildi.

MÖ 4500 den itibaren İlk Türk Kültür Grupları: Afan, Afanesyevo, Andronovo, Karasuk, Tagar

Nehir Söyleşilerinizdir, söyleştiklerinizdir Kültürel miras. Halil İnalcık. Oktay Sinanoğlu. Muhibbe Darga. Miras da değil; Hazine. Yazıdır, Kültürel miras. İlkyazıdır; Bilge Tonyukuk.

Siyasi Kültürümüz de bilge güç olmayı içselleştirememiş. Hâlbuki Britanya, gücü paylaşarak, toprak ağalarından (LandLord) sömürge valilerini devşirdi, Lordlar Kamarasını kurdu.

Söz dili özelliği o çabaları boşa çıkartır

Tebriz-Tiflis-Trabzon T3 Kültür hattı ne değerler yetiştirdi geçmişte. Ama hepsi geçmişte kaldı. Yenilenme üzerinde düşünmeliyiz.

Türk kahvesi ve çayı da iletişimi çoğaltan Kültürel öğelerdir ve uluslararası ünlenmişlerdir.

Türkçe bize büyük imkânlar tanımaktadır, çünkü Türkçe konuşulduğu gibi yazılan bir dildir, yegânedir bu konuda. Türkçe dünyanın en zengin ve gezgin bir dilidir, gezginlik zenginliği de getirmiştir. Gezginlik, diğer Kültürlerle, diğer insanlarla konuşmayı, alışverişte bulunmayı da getirmiştir.

Türkçe en büyük Kültür varlığımız.

Türkiye Halkının Kültür Kökenleri 8 CİLT kitapların içeriğinde kelime araması yapabilirsiniz.

Türkiye’de olan ise “BM5-Birleşmiş Milletler Beş” güçlerinin hiç birisinde olmayan bir güç olan Kültürdür.

Türkiye’nin Kültürel birikimi 100 ülkede konuşulan dilimiz ve yer adları ile canlı, yaşayan bir yapı. Kültür Tarih Sohbetlerinin yegâneliği ve sürekliliği ile ne kadar gururlansanız azdır. İlk sizler başardınız.  https://agaoglulevent.com/turkce-konusulan-turkce-yeradlari-bulunan-ulkeler-100/

Türkler dünya çapı olan 40.000 km’nin 35.000 kilometresini, kuzeyde İsveç’ten güneyde güney Afrika’ya, batıda Meksika’dan doğuda Çin’e kadar Kültür eserleri ile donatmıştır. 100’ü aşkın ülkede 7500 Türkçe yer adı da yine Türk kuşağının bir göstergesidir. Türkçe, 58 ülkede konuşulmaktadır. O halde Türk Kültürü, Türk varlığı küresel bir boyutta oluşmuştur.

Türklerin seyahat etmek istedikleri ülkeler, kendi Kültür coğrafyaları değil fakat tropikal, egzotik ve benzeri yabancı coğrafyalar da kendilerine yabancı coğrafyalardır.

TV ve gazetelerde az rastlanan, KültürSanat-Bilim söyleşilerinin internet kanalları ( youtube, zoom vb. ) üzerinde yoğunluk kazanması sevindirici. Müthiş canlandırıcı bir etki ve kısa zamanda olumlu sonuçları görülecektir.

Yer adları ve konuşulan dil üzerinden tüm kıtalarda, 100 ülkede sağlanan bu Kültürel birikim ve yayılmışlık Türkiye’nin en büyük bilge gücüdür.

 

 

 

SANAT

Batı, 250 yıldır ACENTALIK AĞLARI ile medya, reklamcılık, Sanat, yayıncılık, mütercimlik, akademya, üniversiteler, turizm vb hizmet sisteminin ACENTALARIDIR. Hizmetlerinin karşılığını acentalık ve centilmenlik anlaşmaları ile sürekli edinmektedirler.

Bilim ve Sanat. Bilim adamını özgün ve farklı kılandır; Sanat.

Kamunun yönetim işlerini üstlenmiş kağan, hakan, beyler ve Sanat insanları âşıklar, ozanlar, biliciler, kamlar, bilge kişilerdir. Toplumsal birlik ve birlikteliği bir arada tutmak devlet bünyesindeki kişilerin barış içerisinde bir arada yaşamalarını sağlamak, bilgeliğin en önemli fonksiyonudur.

Kutsal Bilgi, Doğu Roma dünyasında İstanbul’da bir Kilise’nin adı iken (Hagia Sophia-Aya Sofya); Türklerde Devlet Yönetme Sanatı’dır (Kutadgu Bilig). Adlandırma aynı ama içerikler metafizik/nesnellik zıtlığınca ayrışık.

Ne güzel isimlendirmişsiniz. Evet, İstanbul bir senfonidir. Hep Sanat ve Sanatçı ile..

Osmanlı sultanlarının her biri devlet yöneten insanlar ve aynı zamanda şairdiler. Sultanların kendi şiir divanları vardı. Burada sormamız gereken soru “Sultanlar acaba neden şiir yazma eylemine girişmişlerdir” sorusudur. Bunun cevabını ise bilgelik geleneğinde bulmaktayız. Sanat yani şiir yazmak, saz ile çalıp söylemek, bilgilerin, bilgeliklerin topluma yayılması anlamında değerli kılınmıştır. Bilgeler gönüllere girmek için şiir dili ile hitap etmektedirler. Gönül ise bendeki bizin mekân ve makamıdır.

Sanat Dede. 17’ime götürdü beni.

Şair Sadrazamlarımız, Sultanlarımız vardı da, Şair Başbakan galiba sadece Ecevit. Siyaseti Sanat ile harmanlamak tabii ki harika bir sentez. Artık Başbakanımız da yok. Bakalım zaman daha neler gösterecek. Ecevit, Sanat için Sanat, toplum için Sanat tezlerine de açılım getirmiş.

Şiir ulusal dilde yazılıp söylenir ama evrenseldir ve başka dillere çevrildiğinde özgünlüğünü kaybeder. Ulusal diller şiir dilinde evrenseldir. Şiir evrenselliği, ulusal dil ile yakalamış bir Sanat dalıdır.

Türk Ortaçağı’nın (Sanat, tarih, edebiyat, müzik, felsefe, bilim ve teknik) yerli telif eserlerimizi bekliyoruz.

Business, Art and Culture

Since we cannot look at art and culture as a business, we cannot create demand, interest and value in both fields. A business without value cannot develop and remains stunted.

The monstrous consumer culture makes people similar to the commodities they buy. The demand of commodity by people is only for the material, their world of meaning is empty, shallow and limited.

Since they lack a spiritually rich inner world required by culture and art, they are unable to produce artefacts, and therefore they fill this gap with the commodities they buy. Only commodities can have value for them. Culture and art are not worth money. Concerns can only be material.

Society increasingly pays the price of this insensitivity in the upbringing of its children and youth, and intergenerational miscommunication produces crises. The empty and meaningless glances of individuals writhing in the grip of the culture of worthlessness, like the cultures taken from patients in hospitals, clearly reveal all diseases to our eyes.
A life full of monotonous, commoditised, meaningless and plastic looks.

The only way to transform it is to enrich its inner world by processing it with culture and art and to make its outer appearance smile with the vitality of life.

Türk Bodun (Türk Halkı)

Türk ve bodun tabirleri ilk kez Tonyukuk Yazıtı ile yazıya geçirilmiştir. Türk, bodun olarak tarif edilmiştir. Ve yazıt içersinde defalarca Türk bodun tabiri kullanımı söz konusudur. Bodun ise boylar birliğidir, boyun çoğuludur, halkın birliği ve birlikteliği dile getirilmektedir. Biz bu tarifi esas kriter olarak ele almak zorundayız.

Halk, başka bir şey değildir, ırktan bahsedilmemiştir. Türk bodun tabiri, Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm diyene” vecizesi ile aynı paralelde devam etmektedir. Bir topluluğu halk olarak ifade ettiğiniz zaman onun içinde ayrımcılık söz konusu değildir Tonyukuk yazıtı boyunca Türk halkını bir araya getirmek için ne gibi çabalar sarf ettiğini, birlik için nasıl mücadele ettiğini sürekli olarak dile getirmektedir.
Aslolan birliktir, zaten Tonyukuk’un yazıtında kullanılan sayılardan bir ve yedi sayıları özellikle seçilmiştir. Çin kaynaklarında, Tonyukuk’un “biz yüzde %1 olan gücümüzü çok dikkatli kullanmalıyız” tespiti bizzat yeralmaktadır. Bunun yolu da birlik ve bir olmaktır, birliğin gereğini yapmaktır, bir sayısının gereğini yerine getirmektir. Bu ise halkın bir arada olması ile söz konusu olacaktır. Türk bodun, o birliğin adıdır. Türk, Tanrı tarafından türetilendir, yaratılandır.
Türk bodun tabiri konusunda günümüze baktığımızda ise düşündürücü olan, bodun tabiri zaten kullanımdan düşmüştür, kullanımda değildir. Türk tabiri ise BM5 güçleri tarafından kullanım dışı bırakılmak istenmekte, Türkiyeli tabirinin propagandası her türlü iletişim kanallarından yapılmaktadır. Tonyukuk Yazıtı ise bu konudaki sarsılmaz kadim anayasamız ve belgemizdir. Anayasanın ilk dört maddesi arasında bulunan Türk kimliğinin saldırı altında olması, Tonyukuk yazıtının anlamını daha da emsalsiz kılmaktadır.

Dedelerimizin mezartaşları

  • Dedelerinin mezar taşlarını okuyamayanlar, Atalarının Göktürk alfabeli yazıtını okusalardı, ilk Başbakan Tonyukuk’u öğrenmiş olurlar, Başbakanlık makamının Türklerin tarihinde 1300 yıllık Taş Anayasa’ya (Bilge Tonyukuk Yazıtı) yazılmış olduğunu da fark ederlerdi.
  • 14 Alfabe kullandık. Dünyada bu kadar alfabe kullanan tek millet Türkler’dir. Bu konu üzerinde değerlendirmeler önem kazanabilir. Bu kadar alfabe kullanmanın artıları ve eksileri.
  • Göktürk Runik, Mani, Soğut, Uygur, Brahmi, Tibet, Süryani, İbrani, Grek, Karamanlı, Urdu, Arap, Kiril, Latin asıllı alfabeler Türk diline çeşitli düzeyde uyarlanmış varyantlarıyla kullanılmıştır.

Türkçe’nin Alfabeleri:

  1. Latin: Türkiye, Azerbaycan, Nahcivan, Gagavuzya, Özbekistan
  2. Kiril: Rusya, Ukrayna, Kırım, Türkistan, Bulgaristan
  3. Arap: Irak, Suriye, Lübnan, Doğu Türkistan
  4. Fars: İran, Afganistan
  5. Urdu: Pakistan, Hindistan
  6. Grek: Yunanistan, Kıbrıs Cum.

Türkistan Devletlerinin internet siteleri koleksiyonu.

  • Latin Alfabesi (3): Azerbaycan. Türkmenistan. Özbekistan
  • Kiril Alfabesi (2): Kazakistan. Kırgızistan
  • Arap Alfabesi (1): Doğu Türkistan

Latin Alfabesi

Kiril Alfabesi

Arap Alfabesi

İş, Sanat ve Kültür

Sanat ve Kültüre bir iş gözüyle de bakamadığımız için her iki konuda da talep, ilgi ve değer yaratamıyoruz. Değeri olmayan bir iş de gelişemez, güdük kalır.
Canavarlaşan tüketim kültürü insanları da satın aldıkları metalara benzetmektedir. Metacı insanların talebi sadece maddeye yöneliktir, anlam dünyaları boş, sığ ve sınırlıdır.
Kültür ve sanatın gerektirdiği manevi açıdan zengin bir iç dünyadan yoksun oldukları için eserler üretememekte ve dolayısıyla bu açığı satın aldıkları metalarla kapatmaktadırlar. Onlar için ancak metaların değerleri olabilir. Kültür ve sanat para etmemektedir. Kaygılar ancak maddi olabilir.
Toplum söz konusu duyarsızlığının bedellerini, çocuk ve gençlerini yetiştirirken artan bir biçimde ödemekte, kuşaklararası iletişimsizlik bunalımlar üretmektedir. Değersizlik kültürünün pençesinde kıvranan bireylerin boş ve manasız bakışları, hastanelerde hastalardan alınan kültürler misali tüm hastalıkları apaçık gözümüzün önüne sermektedir.
Monoton, metacı, tekdüze, anlamsız ve plastik bakışlarla dolu bir hayatı
dönüştürmenin yegane yolu, onu kültür ve sanat ile işleyerek iç dünyasını zenginleştirmek neticesinde dış görünüşünü hayatın canlılığı ile gülümsetmektir.

 

Beşbin Yıllık Türk Kadını

Ey millet, ey altıyüz yıllık çarşafa bürünmüş, beşbin yıllık açık alınlı Türk Kadını, o
beşbin yıllık gelenekleri bugünkü subayların komutasına verdiğin çocuklarına
beşiklerinde iken yaktın mı? Bu ninnilerle onlarda bir karekter yarattın mı?
Ey genç subay, ey bugünün genç komutanları, galiba, analarımızın sesleri de saçları
gibi namahremdir. Bu sorularımıza cevap vermiyorlar.
 
Mustafa Kemal
1914 Mayıs
Zabit ve Kumandan ile Hasbıhal

Innovation Constitution

1 Innovation and wisdom, as inseparable parts of each other, produce innovative results through a productive and creative cycle.

2 In order to be able to innovate, one should start from the root culture by acting with the elements of the wisdom cycle.

3 Innovation is inspired by the cycle of nature and the cycle of the root culture, both of which are based on wisdom.

4 The sole basis of innovation is wisdom and the Turks have given the title of Bilge to innovators.

5 The harsh steppe nature of the harsh natural conditions and the cultural structure formed in these conditions created a favourable innovation environment for the Turks.

6 Turkish, with its mathematical communication genius, is the key element of a cultural environment that triggers innovations.

7 The genetic diversity and richness of the Turks bring about universal inspiration in their innovation creations.

8 The synthesis of Latin-origin innovation and Turkish wisdom concepts creates a rich innovation infrastructure.

9 The grounds on which Turks settled in Turkestan and Turkey have produced a broad innovation perspective by being a carrier element of cultural interactions and enriching them through transformation.

10 Atatürk’s aphorisms “The foundation of the Republic of Turkey is culture” and “Happy to be a Turk” are the truest guarantees of innovation.

 

İnovasyon Anayasası

1 İnovasyon ve bilgelik ikilisi birbirlerinin ayrılmaz parçaları olarak, üretici ve yaratıcı bir döngü ile inovatif sonuçlar üretirler.

2 İnovasyon yapabilmek için bilgelik döngüsü unsurları ile hareket ederek, kök kültürden yola çıkılmalıdır.

3 İnovasyonun esin kaynakları, her ikisi de bilgelik temelli olan, doğanın ve kök kültürün döngüsüdür.

4 İnovasyonun yegane temeli bilgeliktir ve Türkler inovasyon yapan kişilere Bilge ünvanını vermişlerdir.

5 Zorlu doğa koşullarının çetin bozkır yapısı ve sözkonusu koşullarda oluşan kültürel yapı, Türkler için elverişli bir inovasyon ortamı meydana getirmiştir.

6 Matematiksel iletişim dehası özellikleri ile Türkçe, inovasyonları tetikleyici bir kültür ortamının temel unsurudur.

7 Türklerin genetik çeşitlilik ve zenginliği inovasyon yaratılarının evrensel esintiler taşımasını beraberinde getirmektedir.

8 Latince kökenli inovasyon ve türkçe bilgelik kavramlarının sentezi zengin bir inovasyon altyapısını oluşturmaktadır.

9 Türklerin, Türkistan ve Türkiye coğrafyalarında yerleştikleri zeminler, kültür etkileşimlerinden taşıyıcı bir unsur olarak ve dönüşerek zenginleşmelerini sağlayarak, geniş bir inovasyon perspektifini üretmiştir.

10 Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür” ve “Ne mutlu Türküm diyene” vecizeleri, inovasyonların en hakiki teminatıdır.