Home Blog Page 141

Sevgi, Barış ve Türkiye

Dünyanın ilk Aşk Şiiri

 

İnsanoğlu yüzyıllardır farklı tanımlara sahip olan sevgiyi sanat eserlerinde anlatmaya çalışmaktadır. Dünyanın ilk aşk şiiri olan şiir, yıllardır İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen 4.000 yıllık Sümer çivi yazısı tabletidir.
İlk aşk şiirini içeren tablet, ABD’li Sümerolog Samuel Noah Kramer tarafından İngilizceye çevrildi. Tableti Türkiye’nin ilk Sümerologu 94 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ Türkçe’ye çevirdi. İşte dünyanın ilk aşk şiiri.

İnsanlık için büyük bir değer, Türkiye için de insanlığı temsil ediyor . Peki aşk ve Türkiye arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlayabiliriz ? Türkiye coğrafi olarak kıtalar arasında merkezi bir konumdadır. Avrupa, Türkiye’de Asya ile birleşiyor, güney ve kuzey ise yine Türkiye üzerinden birleşiyor .

Rusya bozkırları ile Afrika kıtası da dünya üzerinde Türkiye üzerinden birleşiyor. Yani insan ırklarının tamamı Neolitik’ten başlayarak 12.000 yıldan beri Türkiye coğrafyasında birikmiştir .

Türkiye’nin gen yapısı çok çeşitlidir ve bu da insanoğlunun sevgisini temsil etmektedir. Gerçekten çok büyük bir değer ve Sümer aşk şiirinin Türkiye’de sergilendiğini görüyorsunuzEski Sümer Irak’ın güneyindeydi ama Türkiye’de denizler ve nehirler bir aşk şiiriyle bütünleşmişti.

İyi günler dostlarım. Temmuz ayı tüm insanlık için sevgi ve bereket ayıdır. Herkese iyi günler

 

Levent Ağaoğlu Şiirleri videoları

 

Levent AĞAOĞLU

İlk yazarımız Bilge Tonyukuk’un yazma eylemini ve kendimize verdiği önceliği bilgelik olarak değerlendiren bir şiir. #BilgeTonyukuk, #Bilgelik, #Şiir, #Yazı, #Esaret, #Tutsaklık…

#kişilik, #duygular, #türkcoğrafyaları https://www.agaoglulevent.com/ https://booksonturkey.com/

#şiir, #asya, #kızılelma, #turan https://www.agaoglulevent.com/ https://booksonturkey.com/

#türk, #törük, #türkkuşağı, #gökkuşağı, #şiir https://www.agaoglulevent.com/ https://booksonturkey.com/

Bilge Tonyukuk videoları

İlk yazarımız Bilge Tonyukuk’un yazma eylemini ve kendimize verdiği önceliği bilgelik olarak değerlendiren bir şiir. #BilgeTonyukuk, #Bilgelik, #Şiir, #Yazı, #Esaret, #Tutsaklık…

Altyazılar

https://www.agaoglulevent.com/ https://booksonturkey.com/ “Neden Bilge Tonyukuk? Bulunduğumuz mekan zaten bilge bir mekan. Neden bilge? Küçük Ayasofya 500’ler, 532. Ayasofya yani Kutadgu…

“Bilge Tonyukuk, Uygur Türkleri için de önemli, yazıtı derslerle dolu. Çinliler açısından da bugün Boğaziçi Üniversitesi’nde Konfüçyüs Enstitüsü var, bana ne Konfüçyüs’ten,…

Altyazılar

Bilge Liderlerimiz Atatürk, Tonyukuk ve İstikbalimiz-Gençlerimiz

Türklerin tarihlerinde kalemi ve kılıcı birlikte taşıyan iki büyük devlet adamımız olmuştur. Türk Kağanlığı’nın kurucu Başbakanı Bilge Tonyukuk ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk.

21.yüzyılın ilk çeyreği içerisinde Türkler yegâne bilge liderleri olan Tonyukuk (646-724) ve Atatürk (1881-1938) ile ilgili kutlamalarda bulundular. İlk olarak, Türkçenin ilk yazarı olan Türk Kağanlığı’nın (ikinci Göktürk devleti) kurucusu başbakan ve bilge başkomutan Tonyukuk’un yazıtının dikilişinin 1300.yılı dolayısıyla UNESCO tarafından 2020 yılı Tonyukuk yılı ilan edildi ve yıl boyunca Tonyukuk’la ilgili kitaplar yayınlandı, sempozyumlar düzenlendi. Kendisi hakkında, ilk bilge liderimiz hakkında bilgilerimiz derinleştirildi, yaygınlaştırıldı. Ardından içinde bulunduğumuz 2023 yılı içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı kutlamaları yapıldı.

Her iki bilge liderimiz de Türk tarihine altın harflerle yazılmıştır. İkinci Göktürk devleti ve 1300 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti, bilge liderlerimizin öncülük ettiği bir Kuva-yi Milliye hareketi neticesinde, düşmana karşı bir isyan ve bağımsızlık hareketi neticesinde büyük emekler harcanarak kurulmuştur. Ana referanslarımız, Türk adını siyasal kimliğe kavuşturan, hanedan vesayetini ellerinin tersi ile iten Göktürk Türk Kağanlığı ve Türkiye Cumhuriyetini kuran bilge liderlerimizdir.

Göktürk Devleti’nin kurucularından ilk Başbakan Bilge Tonyukuk yazıtında “İlteriş Kağanın bilgesi de başkumandanı da ben idim” ifadesini yazıya geçirmiştir. Tarihte Türk adı ile anılan ikinci Türk devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de, ilk Başbakan Bilge Tonyukuk’un bu sözlerini bizzat hayatta geçiren bir kurucu siyasi kişiliktir. Sözkonusu bilge liderlerimiz dışındaki siyasi liderler ise bu sözlerin gereğini yerine getirememişler, bilgelik vasıflarını haiz olmadıkları için icraatları ve dolayısıyla isimleri de geleceğe bir iz bırakamamıştır. 2023 itibariyle Bilge Tonyukuk’un Başbakanlık makamı artık söz konusu değildir, Mustafa Kemal Atatürk ise kişiliği ve getirdiği kurumlar hedef alınan kurucu bir siyasi liderdir.

Halk burada tayin edici konumdadır. Tonyukuk’a bilge sıfatını veren, Atatürk’ü de 100.yıl kutlamaları esnasında bağrına basan aynı halktır. Her iki lider de kendilerine yol gösterici olarak Türk halkını örnek almışlardır. Tonyukuk’un yazıtında defalarca Türk Bodun, yani Türk halkı ifadesi yer almaktadır.

Türk tanımlaması ilk kez Tonyukuk’un yazıtında yer almıştır. Miraslarını gelecek kuşaklara bırakmak için her iki lider de yazılı eserler ortaya koymuşlardır. Tonyukuk’un keski ile granit taşa yazdırdığı yazıtı ile Atatürk’ün günler boyunca Türkiye Büyük Millet Meclisinde bizzat kendi sesinden okuduğu Nutuk, aynı maksatla yazılmıştır; tarihe not bırakmak, not düşmek, gençleri ve kuşakları aydınlatmak.

Tonyukuk’un temsil ettiği Başbakanlık makamının kaldırılmış olmasına ve Atatürk’ün kalplerden ve gönüllerden silinmesine yönelik çabalara karşın, her iki bilge lider de halkın gönüllerinde daha da derin bir şekilde yer almaktadırlar.

Bilge liderlerimizin temsil ettiği anlayış aynıdır, meclise yani halkın egemenliğine dayalı bir yönetim biçimi. İkinci Göktürk devletinde Türk Kağanlığı olarak resmi adını alan bu yapı, Osmanlı’nın kaçınılmaz çöküşü ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti olarak tarihteki yerini almıştır.

Liderlerimizi neden bilge sıfatı ile anmaktayız. Bu önemli bir sorudur. Çünkü kurduğumuz 16 devlet içerisinde halkı esas alan, halk egemenliğini esas alan, meclislerle halkın görüşlerini, halk temsilcilerinin görüşlerini ifade etmesine öncülük eden ikinci Göktürk Devleti’nin (Türk Kağanlığı) kurucusu Başbakan Bilge Tonyukuk ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Bağımsızlık konusu ilk kez yazılı olarak Tonyukuk Yazıtında dile getirilmiş ve daha sonra Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşında “Ya istiklal, ya Ölüm”, “Tam bağımsızlık benim karakterimdir” ifadeleri ile sonsuzluğa uzanmıştır.

Kuvvacılık hareketi ilk kez Tonyukuk tarafından yazıtında dile getirilmiş, 1200 yıl ardından, Mustafa Kemal Atatürk aynı stratejiyi yurt sathında kararlılıkla uygulamıştır.

Görüldüğü gibi zaman, zemin ve zihinde süreklilik sözkonusudur. Buna karşın, Türk tarihi bu süreklilik kesintiye uğratılarak anlatılmakta ve bu kopukluk bir türlü aşılamamaktadır. Tonyukuk ile başlayan ardından Mustafa Kemal Atatürk ile katlanarak devam eden, bu bilge liderlerimizin zihninde canlanan bu fikirlerin sürekliliğini nasıl kesintiye uğratabiliriz. Önemli bir sorudur ve yüzleşmemiz elzemdir.

Türk kavramındaki önemli husus kavramın siyasi bir kavram özelliği taşıyor olmasıdır. Bu da aslında, birleştirici inanç birlikteliği ve yaratılmışların beraberliği anlamını taşımaktadır. Türk, Törüktür yani  yaratılandır. Zaten Göktürk yazıtlarında da göğe sürekli atıf vardır.

Divan-ı Lugat it Türk başlıklı Türkçe sözlüğün erken tarihlerde üretilmiş olması, aslında Türklerde en önemli kültür varlığının dilleri olduğunun göstergesidir. Türkler dillerindeki özellikleri dünyadaki insanlara ve milletlere de göstermek istemişlerdir. Yazıtlardaki Türk kavramını, aslında devamında kurumsal olarak Türk Kağanlığı olarak da adlandırılan Göktürk Devleti’nin adında, Türkçenin ilk sözlüğü olan Divanı Lügat it Türk’de ve Atatürk tarafından 20. yüzyılda kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin adında görmekteyiz.

Türk ve bodun tabirleri ilk kez Tonyukuk Yazıtı ile yazıya geçirilmiştir. Türk, bodun olarak tarif edilmiştir. Ve yazıt içerisinde defalarca Türk budun tabiri kullanımı söz konusudur. Bodun ise boylar birliğidir, boyun çoğuludur, halkın birliği ve birlikteliği dile getirilmektedir. Biz bu tarifi esas kriter olarak ele almak zorundayız.

Türk budunu tabiri, Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm diyene” vecizesi ile aynı paralelde devam etmektedir. Bir topluluğu halk olarak ifade ettiğiniz zaman onun içinde ayrımcılık söz konusu değildir Tonyukuk yazıtı boyunca Türk halkını bir araya getirmek için ne gibi çabalar sarf ettiğini, birlik için nasıl mücadele ettiğini sürekli olarak dile getirmektedir

Savaşlar ve mücadelenin neticesinde “devlet te devlet oldu” ifadesi, devletin eskiden zaten var olduğunu göstermektedir. Son derece geniş bir coğrafya üzerinde bu şekilde bir devlet yapısının kurulması, batıya, doğuya, kuzeye, güneye seferler yapılması devlet yapısının son derece dinamik bir iletişim içinde olduğunu da göstermektedir. İletişim, organizasyon yapısını güçlendirmektedir. Daha sonra bu özellik Kurtuluş savaşında Atatürk tarafından uygulanacak ve savaş, iletişim ile telgraflar ile kazanılacaktır

Bunun en canlı örneği ise Bilge Tonyukuk’tur. Tonyukuk hem kalemlerin hem de kılıçların efendisidir. Özgün ifadesiyle “bilgesi de başkomutanı da bendim”. Bilge sadece tefekkür insanı değil fakat aynı zamanda liderdir. Lider de zaten toplumu ve toplulukları kuvvete dönüştüren, yönlendiren insandır. Bu durumda bilgelik ve liderlik yanyana ve içiçedirler. Biri olmadan diğeri var olamayacaktır, var olmaları da ancak iletişim ile mümkündür. Bilge Atatürk iletişimin gücünü kullanarak bütün kararlarını milleti ile paylaşarak komutanlarla, devlet erkânı ile paylaşarak kuvvet haline gelmiş, bir lidere dönüşmüştür. Savaş esnasında sürekli telgraf ile iletişim sağlayarak çevresine topladığı halk ve kumandanlar ile savaşı kazanmasını ve neticeten Gençliğe Hitabe metnini yazarak gelecek kuşaklara da erişimi sağlamıştır.

Başkumandan bir bilge olmalıdır. Türklerin ana konuları olan askerlik mesleğini bilgelikle özdeşleştirmeleri bu konulardaki başarılarının altında yatan ana nedendir. Bilginin sadece kalemi yoktur, kılıcı da vardır. Bilgelik hayatla yüz yüze gelmek, yüzleşmektir. Şefkatli bir meydan okumadır.  Yaparken yazmaktır, onun için başkumandan Bilge Tonyukuk Türkçenin ilk yazarıdır. O zamanlarda kâğıt bulunmadığı için taşa kazınmıştır bu bilgiler. İşte aynı sebeple başkumandan Atatürk de yaptıklarını Nutuk adlı eserinde yazmıştı. Esinlendiği Türklerin ana geleneğidir.

Kalem kılıç sentezi Türklerde bilge ve başkumandan geleneğinde birleşmiş gözükmektedir. Hâlbuki batı ve doğu geleneklerinde böyle bir durum söz konusu değildir. Aristo bilgedir, İskender ise başkumandandır. Aristo, İskender’e bilgeliği ve savaşmayı öğretmiştir. Doğu geleneğinde de bilgeler Konfüçyüs olsun, Sun Tzu olsun sadece bilgilidirler, hayatın gerçeklerinin içerisinde değillerdir. Türklerin ise kendine özgü dilleri ve dilden esinlenen düşünüş biçimleri ve bulundukları coğrafyaların özellikleri, sentezi zorunlu kılmıştır.

Sakarya Savaşı öncesi alınan Tekâlifi Milliye Kararları zaferi getirmiş ve ardından bir yıl boyunca yapılan hazırlıklar da Dumlupınar Zaferi’ni mümkün kılmıştır. Atatürk hep hazırlıklıdır, o sayede hızla neticeler alabilmiş, hedeflerine ulaşabilmiştir. Nutuk ve Gençliğe Hitabe de gelecek kuşaklar için yapılan hazırlıklardır. Geçmişte olanlar yazıya dökülerek gelecek kuşakların hep hazırlıklı olmalarının yolu açılmıştır. Bilge Tonyukuk, yazıtında, olması gerekenleri değil, bizzat olanları anlatarak, gelecek için hazırlıklı olunması, dersler çıkarılması mesajını vermiştir.

Savaşı kazanan Atatürk, ardından düşmanları olan Trikopis ve Venizelos’a sevgi ve dostluk elini uzatarak Yunus Emre misyonunu devam ettirmiştir. Atatürk’ün hiç sönmeyen enerji kaynağı insanlar ile muhabbeti ve insanların ona olan sevgisi olmuştur. 1300 yıl önce Tonyukuk’a Bilge sıfatını yakıştıran insanımız, bu kez de Mustafa Kemal’i, Ata sıfatı ile onurlandırmıştır. İnsanımızın üstün değerler ile dolu yüreği her iki liderin de gözünden kaçmamış ve kendilerini hem kaleme hem de kılıca efendi yapmıştır.

Bilge liderlerimizi anmak amacıyla Bilge ile Ata’nın Destanı başlığı altında üç adet şiirimi (Bilge, Ata, Bilge ile Ata) Levendname şiir kitabımda Eylül 2022’de yayınlamıştım. Bilge ile Ata özellikle gençlerimize anlatılmalı ve Türk tarihinin bu en yüce iki kahramanı hafızalarda ve gönüllerde eksiksiz yer almalıdırlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100.yıl kutlamaları sırasında halkımızın, kurucumuz Atatürk’e gösterdiği vefa, bağlılık ve minnet duyguları hiçbir zaman unutulmayacaktır.

Türk halkı ve gençler Atatürk’ü ve düşüncelerini daha yeni yeni anlamaya içselleştirmeye başladı. Kurucumuzu gözümüzden ve gönlümüzden düşürmeye yönelik tüm fenalıklar ters tepmiştir. O halde tarihin derinliklerinde unuttuğumuz bir değer olan ilk yazarımız, ilk düşünürümüz Bilge Tonyukuk’a da aynı şekilde dört elle sarılmalı ve bu iki bilge liderimiz arasındaki gönül ve ilke beraberliğini, halk egemenliğine dayalı devlet anlayışlarını, yazıya ve düşünceye, kültüre verdikleri değerleri keşfetmeliyiz.

Binlerce yıl ötesinde unuttuğumuz Bilge Tonyukuk, yazıtında sadece Türk  kültür öğelerine değer vermiş ve fakat damadı Bilge Kağan’ın her iki yüzünü Çince olarak yazdırttığı yazıtının aksine, kendi yazıtında sadece Göktürk alfabesi ile ve Türk kültür öğeleri ile yazılı bir eser meydana getirmiştir.

Tonyukuk ve Atatürk kendi özümüze dönmemizin öncüleridir. Kendimiz olmayı en başta gelen bir ilke haline getirmişlerdir. Böylelikle özellikle gençlerimize direkt olarak ileteceğimiz mesaj, kendi değerlerimizi esas alan, kendi değerlerimiz ile bize özgürlük ve bağımsızlık yolunu açan, bu bilge liderlerimiz, dahi kahramanlarımız ile gururlanmaları, kendi kültürümüzün ayakları üzerinde yükselmeleridir.

Tacidarların, sultanların, padişahların dil ve söylemlerinde ancak tebaa ve kul olarak ifadesini bulan halk, bilge liderlerimizin dilinde ve gönlünde, devletin asli kurucu unsurudur, Türk budundur, Türk milletidir.

Özellikle lise seviyesindeki eğitim kurumlarında ATATÜRK’ümüzün yanı sıra TONYUKUK anma günleri de düzenlenmeli, TÜRK adını ilk kez yazılı bir eserde defalarca kullanan bu ilk bilge liderimizin, yazarımızın örnek alınması, yazıtının okullarda İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe gibi metin olarak sergilenmesi ve hakkında öğrencilerimiz, gençlerimiz tarafından konuşmalar yapılması, toplantılar düzenlenmesi, eğitim öğretim kurumlarınca planlanmalıdır.

Umulur ki Cumhuriyetin 100.yılı ile birlikte açılan ikinci dönem içerisinde Türk halkı, bilge liderlerin önünü açacaktır. Neden diyecek olursanız toplam 103 adedi bulan Türk Yazıtları’nda en çok kullanılan kavram budun yani halk kavramıdır. Göktürk Yazıtlarımıza yansıyan halktaki deha, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti ufku ile açtığı yenilik yolunda bilge liderlerin teminatıdır.

Tiyatro ve Şiir: Güç sanatları

Filozoflar tiyatroyu şiir sanatının bir türü olarak değerlendirmektedirler. Aslolan sözdür. Şiirdeki söz ise tiyatro yolu ile aksiyon kazanmaktadır. O halde Türklerin ustası oldukları sözlü gelenekler, şiirde ve bir uzantısı olan tiyatroda değerlerine kavuşmaktadırlar.

Sözün gücünü hem şiir ve hem tiyatroda söz konusu olan gücünü, aynı zamanda uluslararası ilişkiler sahnesinde de değerlendirmemiz, söze, uluslararası strateji ve siyaset anlamında da değer katmamız önem kazanmaktadır.

Sanatlar içerisinde en eski olanları gösteri sanatı olan tiyatro ve bir edebi sanat olan şiirdir.

Tiyatro sanatı en eski olarak eski Yunanlılarla ünlenmiştir. Çok sayıda tiyatro eserleri üretilmiş ve oynanmıştır. Türkler ise Asya’dan Avrupa’ya olan yolculuklarında Asya’nın içlerinden başlayarak yaşantılarını sürdürdükleri çadırlarda, içinde oynadıkları tiyatro eserleri ile gösteri sanatlarını ortaya koymuşlar, daha sonra ilerleyen dönemlerde Hacivat ve Karagöz, Meddah, Orta Oyunu, Köy Tiyatroları gibi değişik tarzlar da sahnelenmiştir.

Tiyatroda söz konusu olan kolektif olarak halk tarafından oynanan anonim oyunlar veya eski Yunanda olduğu gibi bir tiyatro yazarı tarafından ortaya konulan eserlerin oynanması tarzında olmaktadır. Diğer yandan tiyatro en çok İngiliz yazar Shakespeare tarafından 1500’lü yıllarda ünlendirilmiş ve halen sahnelenen çok sayıda eserler ortaya konmuştur.

Şiir, Türklerin en eski ve ulusal bir edebi sanatıdır.

İlk yazılı eserler olan Orhun Yazıtları ve Yenisey Yazıtları‘nda şiirsel bir dil söz konusudur. Destanlar da şiirsel bir dilde yazılmıştır. Daha sonraki dönemlerde 1000’li yıllardan itibaren Türkçe ilk yazılı eserler olan Kutadgu Bilig, Divanı Hikmet, Divanı Lugat it Türk gibi eserler de gene şiir olarak yazılmıştır.

Türklerin dili şiir dilidir.

Eski Yunan tiyatrosu dediğimiz sanat aslında Türkiye coğrafyasında Anadolu İyonyasında ve Hitit mühendisliği birikimi kullanılarak ve özellikle güney batı Anadolu kültürlerinın yer aldığı Amasya-Hatay çizgisinin batısındaki bölgede gelişmiş özgün bir sanat dalıdır. Türkiye coğrafyasının, Anadolu’nun binlerce yıllık özgün yaşam tarzı gelenekleri bu tiyatroda baskındır. Daha sonra bu tiyatro Yunanistan anakarasına göçmüştür. Ardından Roma döneminde de Türkiye coğrafyasında devasa tiyatrolar inşa edilmiştir.

Türkler açısından her iki sanat dalı da, tiyatro ve şiir, büyük Asya ve küçük Asya’da bulundukları coğrafyalarda gelişmiş ve mirasını üstlendikleri iki en büyük sanat dalıdır. Ve Türk  şiiri özellikle Rumeli’de, Balkanlar’da, Anadolu Türkiye coğrafyasında ve Kafkasya’da, İran’da, Azerbaycan’da ve Türkistan coğrafyasında eserlerini vermiştir.

21. yüzyıl itibari ile baktığımızda her iki sanat dalı da Türkler tarafından unutulmuş durumdadır. Gösteri sanatlarından olan Tiyatro da, Sinema da komedyaya indirgenmiş, dizi filmler ile zihinler esir alınmış ve kısır döngü konular içerisine sıkıştırılmışlardır. Şiir ise bu sefer batıdan alınma bir tarz olan romanın popüler hale gelmesi ile yok olup gitmiştir.

Burada üzerinde durup düşünmemiz gereken konu tiyatro ve şiir sanatlarının güç üretme özellik ve yeteneğidir. İngilizler, dünya imparatorluklarını sinsi akılları ile ve tiyatro sanatı üzerinden değişik roller üstlenerek, maskeler takarak, sessiz kalarak ve değişik rollere girerek sürdürmektedirler. Tiyatro sanatında Şekspir’den gelen ustalık ve geleneklerini dünya siyaset sahnelerinde, uluslararası ilişkilerde alabildiğine sergilemektedirler.

Türkler ise unuttukları her iki sanat dalı vasıtası ile, sanat yolu ile dünyayı yönetme gücünün, sanatın dünyayı yönetme gücünün farkında bile değillerdir artık.

Göktürk devletinden başlayarak bilge kişiler tabakası arasında şairler ve saz çalan aşıklar da yer almaktadır. Güç bilgelik yolu ile meydana getirilmektedir. Gücün sahibi olan Osmanlı padişahlarının tamamına yakını aynı zamanda şairdiler. Gücün, güçlü olanın sanatıdır şiir. Bilici kamanlar tek kişilik gösterileri üzerinden ruhlar ve göklerle kurdukları ilişkiler ile güç devşirmeye çalışmaktadırlar.

O halde yapılması gereken, Türkiye ve Türkistan coğrafyasındaki tiyatro zenginliği geleneğini ve iç Asya’dan gelen ve Türkiye coğrafyasında saz aşıkları ile katmerlenen Türklerin öz sanatı olan şiir geleneğini canlandırmak ve sanat yolu ile dünya tiyatro sahnelerinde, şiir dinletilerinde Türkiye’yi sahnelemenin yolları üzerinde stratejiler üretmektir.

Türklerde Kara kavramının taşındığı diller

Kara, Türklerde müthiş bir anlam ve imgedir

Sırplara da geçmiştir

Karadziç

Evet, özellikle dogan bebek, gelinlik kız veya genç delikanlılardan bahsedilirken, bi güzelki, karayazı bişey denir

Kara kavramını bizden alan diller ve anlamları

Turgay Tüfekçioğlu ile Türk Atlası

Bölüm başlıkları alfabetik olarak sıralanmıştır.
Başlıklara tıkladığınızda program videolarını izleyebilirsiniz
Bu kanalda Türk Dili ve Tarihi konusunda çalışmalar yapan kişilerle birlikte onların çalışmaları ve yayınları tanıtılmaktadır.
1 Bölüm ADANA BOLGESI ERMENI VAHSETI BOLUM 1 HD 41 13 MAIL
1 Bölüm İRAN’DA ÇAĞATAY TÜRKÇESİ
KAZAKISTAN ERKEN ESERLERI 40 21 HD YAYIN
19 MAYIS 2004 ABD YE ASKERİN CEVABI
1944’DEN GÜNÜMÜZE TÜRKÇÜLÜK
ADANA BOLGESI ERMENI VAHSETI BOLUM 2 HD 32 15 MAIL
İRAN’DA ÇAĞATAY TÜRKÇESİ 
TURKCE VE KARMA DILLER 39 03 BOLUM 1 HDD YAYIN
31 MART İSYANI
ADİLE AYDA
AFET İNAN 1
AFET İNAN 2
AFGANISTAN VE CIN BOLUM 1 HD 24 42
AFGANISTAN VE CIN BOLUM 2 HD 28 55
AFGANİSTAN TÜRKLERİ DR FARUK KESKİN
AĞIZ KOPUZU – ORHUN YAZITLARI 1
AĞIZ KOPUZU – ORHUN YAZITLARI 2
AHMET FERİT TEK 1
AHMET FERİT TEK 2
AKIF POROY 10 04 2021
ALTAY İNSANI
ALTAYLAR AYITAŞ MAĞARASI
ALTIN ELBİSE VE GÜMÜŞ KAPTAKİ YAZIT
ALTIN ELBİSELİ VE GUMÜŞ KAP YAZITI 2
ALTIN ELBİSELİ VE GÜMÜŞ KAP YAZITI 1
ALTIN ELBİSELİ VE GÜMÜŞ KAP YAZITI 1
ALTIN ELBİSELİ VE GÜMÜŞ KAP YAZITI 3
ALTIN ELBİSELİ VE GÜMÜŞ KAP YAZITI-4
ANADOLU TARİHİNİN GERÇEĞİ- ARİF CENGİZ ERMAN
ANADOLUDA İDDİALAR, ZANLAR VE GERÇEKLER
ANTIK ALTAY GIZEMI 28 08 2021 43 57 HD YAYIN
ARİF CENGİZ ERMAN
ARYAN VE HİNT AVRUPA KONUSU
ASYA’DA TÜRKLERİN İZLERİ 1
ASYA’DA TÜRKLERİN İZLERİ 2
ATA EL YAZMASI AHMET ARDIÇ26 06 2021 38 18 BOLUM 1 HD YAYIN
ATA EL YAZMASI ELEK MÜH AHMET ARDIÇ BÖLÜM 2
ATSIZ 078 08 2021 37 37 BOLUM 3 HD YAYIN
ATSIZ 08 08 2021 40 55 BOLUM 1 HD YAYIN
ATSIZ 08 08 2021 41 45 BOLUM 2 HD YAYIN
ATSIZ VE TÜRKÇE
ATTİLA 1. BÖLÜM
ATTİLA 2. BÖLÜM
Ayyüce Türkeş Tas
BİRLEŞİK KAFKASYA
Bozkurt İlham Gencer 99 Yaşında
BULGARLAR, HIRVATLAR, HAZARLAR 1
BULGARLAR, HIRVATLAR, HAZARLAR 2
BÜYÜK TÜRK PART DEVLETİ 1
BÜYÜK TÜRK PART DEVLETİ 1
BÜYÜK TÜRK PART DEVLETİ 2
BÜYÜK TÜRK PART DEVLETİ 2
CANAN UYKUDA
CAZİM GÜRBÜZ
CENGİZ AYTMATOV
CENGİZ AYTMATOV-YAĞMUR TUNALI 1
Cezmi Yurtsever
ÇİN Dünyayı Ele mi Geçiriyor?
Çin Kaynaklarında Asya Hunları
ÇİN TARİHİNİN GERÇEGİ ARİF CENGİZ ERMAN 1
Daha sonra izle
DEDE KORKUT’UN GÜMBET YAZMASI
DİLLERİN DOGĞUŞU
Doç. Dr. Gökçen Çatlı ile söyleşi
DOĞU TÜRKİSTAN VE ÇİN
DOĞU TÜRKİSTANDAKİ TÜRKLER 1
DOĞU TÜRKİSTANDAKİ TÜRKLER 2
DRAVİTLER VE HİKSOSLAR 1 Prof Dr Mehmet Bayrakdar1
DRAVİTLER VE HİKSOSLAR 2 Prof Dr Mehmet Bayrakdar
DUKHALAR
EBULFEZ ELÇİBEY’İN HAYATI
EGE ADALARI
ELÇİ BEY 1
ELÇİ BEY 2
EMEKLİ KURMAY ALBAY ÜMİT YALIM
Epigenetik 19 12 21
ERKEN TÜRK TARİHİ VE KAZIM MİRŞAN
ERKEN TÜRK TARİHİ-KAZIM MİRŞAN
ERMENI MESELESİ 2
ERMENİ FAALİYETLERİ – ERGÜN KIRLIKOVALI
ERMENİ MESELESİ 1
ERMENİSTAN 2023
ESSİK KURGANI – ALTIN ELBISELİ ADAM – GÜMÜŞ KAP YAZITI
FİLİSTİN MESELESİNİN TARİHİ BOYUTU
FRİGLER
FRİGLER: ANADOLU ETRÜSKLERİ 1
FRİGLER: ANADOLU ETRÜSKLERİ 2
FUTHARD YAZITLARI 1
FUTHARD YAZITLARI 2
GENETİK VE MİLLİYET
GERMENLERLE SLAVLARIN KÖKENİ
GLOZEL YAZITLARI
GLOZEL YAZITLARI
Güneş Dil Kuramı 2
Güneş Dil Kuramı 3
Güneş Dil Kuramı hakkında Erol Karabulut ile söyleşi
GÜNEY SİBİRYA ARKEOLOJİSİ VE ŞAMANİZM
Hazar Kağanlığı
HİTİTÇE ESKİ BİR TÜRK DİLİDİR mp4
İDİL- URAL AYDINLARI -2-
İDİL-URAL AYDINLARI 1
İNGİLİZ CASUSU MUSTAFA SAĞIR
İRAN COĞRAFYASINDA TÜRK DİLİ 1
İRAN COĞRAFYASINDA TÜRK DİLİ 2
İRAN TARİHİNİN GERÇEGİ
İSKİTLER
İSMAİL GASPIRALI
İSMAİL GASPIRALI
İSTIİKLAL SAVAŞININ KAHRAMAN TÜRKLERİ
İSTİKLAL SAVAŞININ BAŞLAMASI
JAPON TURANCILIĞI
KAZAKİSTAN
KAZIM KARABEKIR 53 02 FULL BOLUM HD
KAZIM MİRŞAN
KAZIM MİRŞAN – IRAQ BİTİG
KENSINGTON BİTİGTAŞI
KERKÜK -ÖZDEMİR HÜRMÜZLÜ
KIRGIZİSTAN COĞRAFYASI 1
KIRGIZİSTAN TARİHİ 2
KİM BU KIZILDERİLİLER?
KOSOVA TÜRKLERİ 1
KOSOVA TÜRKLERİ 2
KÖK DİL ÖN TÜRKÇE
Kuzey Kafkasya Neden Önemli?
KÜRTLER VE ZAZALAR ALİ RIZA ÖZDEMİR
Lozan Öncesi ve Sonrası Irak Türkleri – Prof. Dr. Hilmi Özden 1.Bölüm
Lozan Öncesi ve Sonrası Irak Türkleri – Prof. Dr. Hilmi Özden 2.Bölüm
m bilgin 2 bolum wts
m bilgin 3 bolum wts
MAHMUT ŞEVKET ESENDAL
MANKURTLAŞTIRMA VE ETNOPEDOGOJİ
medler ve turkler 720p
MEHMET AKİF DEMİRER:1.580.000 ERMENİ HAYATTA KALDI, SOYKIRIM LAFI HAVADA KALDI
Mehmet Gultekin 1 720p
Mehmet Gultekin 2 bolum 720p
MEHMET RIZA BEKİN
MİLLET VE MİLLİYETÇİLİK 1
MİLLET VE MİLLİYETÇİLİK 2
Milletin Adını Veren Kültürdür Töredir
MİLLİ MÜCADELE’DE KIRIM TÜRKLERİ
MOĞOLİSTANDA TONYUKUK KAZISI
MOĞOLİSTAN’DAKİ TÜRK ESERLERİ
MUSTAFA ÇOKAY
Mustafa Firat
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ATALARI
NAMIK KEMAL ZEYBEK İLE TÜRK DİLİ VE TARİHİ SÖYLEŞİSİ
NİÇİN GERİ KALDIK 2
Niçin Geri Kaldık 3
NİÇİN GERİ KALDIK? 1
OKTAY SİNANOĞLU VE TÜRKÇE
OnTurkBiligtay TTufekcioglu FrigEtrusk
ORHUN YAZITLARI
ORTA ASYA TÜRK TARİHİNE GİRİŞ 1
ORTA ASYA TÜRK TARİHİNE GİRİŞ 2
OSMAN KARATAY
OSMAN KOCAOĞLU, 1922’DE BUHARA’DAN YÜZMİLYON ALTIN YOLLADI
ÖMER FAİK NUMANZADE
ÖMER SEYFETTİN
PROF DR GAZİZ GABEYDULLİN
PROF. DR. AHMET ZEKİ VELİDİ TOGAN
Prof. Dr. Ekrem Memiş ile Frigler hakkında söyleşimiz
PROF. DR. İSKENDER ÖKSÜZ – ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KONFERANSI
PROF. DR. İSMET GEDİK -ATLANTİS UYGARLIĞI
PROF. DR. M. ABDULHALUK ÇAY
PROF. DR. MEHMET BAYRAKDAR’IN BATI KAYNAKLARINDA TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ YENİ KİTABI 1
PROF. DR. MEHMET BAYRAKDAR’IN BATI KAYNAKLARINDA TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ YENİ KİTABI 2
PROF. DR. MEHMET BAYRAKTAR -MEDLER
PROF. DR. OKTAY SİNANOĞLU
PROF. DR. ORHAN TÜRKDOĞAN
PROF. DR. ORHAN TÜRKDOĞAN’IN HAYATI VE ÇALIŞMALARI
PROF. DR. ÖVGUN AHMET ERCAN VE TÜRKÇE
PROF. İSKENDER ÖKSÜZ ile Memleket Meseleleri 1
PROF. İSKENDER ÖKSÜZ ile Memleket Meseleleri 2
RESNELİ NİYAZİ
ROTHSCHİLDLER VE OSMANLI İMPARATORLUĞU
RUSYA’NIN DOĞUŞU
SADRİ MAKSUDİ ARSAL 1
SADRİ MAKSUDİ ARSAL 2
SAKALAR 1
SAKALAR 2
SAKALAR İSKİTLER 2
SAKHA TÜRKLERİ
SEKELLER
SERRA MENEKAY
SHURUBU KAYHAN’IN KIRGIZİSTAN’DA SOVYET DÖNEMİNDEKİ HAYATI, VE ÇALIŞMALARI
SİBİRYA-GÖBEKLİTEPE KÜLTÜREL İLİŞKİLERİ
SİSTEMATİK DÜŞÜNCE VE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ / TURANCILIK
SON 1000 YILDAKİ İLK 7 TÜRKÇÜ
SÖLGENTAŞ MAĞARASI
SÖZ KONUSU EGEMENLİK
SULTAN GALİYEV
SÜMER – TÜRKMEN BAĞLARI
SÜMER ÇAĞINDA MATEMATİK
SÜMER UYGARLIĞI
SÜMER UYGARLIĞI 1
SÜMER UYGARLIĞI 2
ŞAİR YAZAR A. YAĞMUR TUNALI
TABLETLER VE KURGANLAR
taha i ozel 720p 1 bolum
taha i ozel 720p 2 bolum
Talas Yazıtları ON NOTASI Erol Krabulut 3 7 2021
TARİHTE “TÜRK” 2
TARİHTE İSVEÇ, FİNLANDİYA VE TÜRKİYE
TARİHTE ”TÜRK” 1
TARİHTE TÜRKLER 1
TARİHTE TÜRKLER 2
TATAR KAĞANLIĞI
TATARİSTAN
TEHLİKEDEKİ TÜRK DİLLERİ
TOPLUMLAŞMA TARİHİMİZ VE ATLANTİS – SÜMER -TÜRK BAĞLANTILARI
TRİPOLİÇE Mİ O DA NE? PROF. DR. ALEMDAR YALÇIN
TURAN YAZGAN 19 12 2020 01 04 52 HD YAYIN
TURAN YOLUNDA MACARLAR
TURGAY ALBANLAR ARNAVUTLAR 1
TURGAY TÜFEKÇİOGĞLU İLE TÜRK TARİHİ VE DİLİ
TURGAY Türkiyenin Nükleer Enerjisi 1
TURK DILI ISKANDINAVYA YAZIT1
TURK DILI VE TARIHI 1 BOLUM ANIL CECEN 42 47 HD wtr
TURK DILI VE TARIHI 14 08 2021 REHA OGUZ TURKKAN 42 38 HD YAYIN
TURK DILI VE TARIHI 17 07 2021 AHISKA TURKLERI 37 00 HD YAYIN
TURK DILI VE TARIHI 2 BOLUM ANIL CECEN 33 45 HD wtr
TURK DILI VE TARIHI DR MEHMET BILGIN 1 BOLUM HD 46 02
TURK DILI VE TARIHI EROL KARABULUT 47 39 HD
TURKCE VE KARMA DILLER 1 8 2021 32 16 BOLUM 2 HD YAYIN
TÜRK BİRLİĞİ VE TURANCILIK ÜLKÜSÜ 1
TÜRK BİRLİĞİ VE TURANCILIK ÜLKÜSÜ 2
TÜRK KÜLTÜRÜ 1
TÜRK KÜLTÜRÜ 2
TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ORTAYA ÇIKIŞI
TÜRK MİLLETİ Mİ? TÜRK ETNİSİTESİ Mİ? (YENİ)
TÜRK MİLLETİNİN MESELELERİ-ARSLAN BULUT
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ
TÜRK SAVUNMA SANAYİ TARİHİ -1-
Türk Tarihine Saldırılar
TÜRK YURTLARI
TÜRK-ALTAY KURAMI
TÜRKÇE BİLİNCİ
TÜRKÇE YER ADLARI
Türkçe-Çince Bağları
Türkçenin 9 000 Yılı
TÜRKÇEYI TARİH ÖNCESİNE TAŞIYAN ADAM: KAZIM MİRŞAN
Türkçü Bakışla Kırım ve Ukrayna Konusu
TÜRKİYE’DE DEPREM RİSKİ VE JEOPOLİTİĞİ
TÜRKİYENİN HAK VE MENFAATLERİ
Türkler Ukrayna Savaşına Nasıl Bakmalı? 1. BÖLÜM
Türkler Ukrayna Savaşına Nasıl Bakmalı? 2. BÖLÜM
TÜRKLERİN İLK YAZISI
TÜRKLERİN İLK YURDU 1
TÜRKLERİN İLK YURDU 2
TÜRKLERİN TARİHİ
TÜRKMEN BAŞKENTİ DİYARBEKİR
TÜRK’ÜN GENETİK TARİHİ 1
TÜRK’ÜN GENETİK TARİHİ 2
TÜRK-YUNAN GERGİNLİGİ ÜMİT YALIM
ULAŞTIRMA ESKİ BAKANI ENİS ÖKSÜZ VE 57. HÜKÜMET
ULAŞTIRMA ESKİ BAKANI ENİS ÖKSÜZ VE TURAN YAZGAN HATIRALARI 1
URAL ALTAY ASYA TÜRKÇESİ
UYGUR TÜRK KÜLTÜRÜ 1
UYGUR TÜRK KÜLTÜRÜ 2
UYGUR TÜRKLERİ
UYGUR TÜRKLERİ 1
UYGUR TÜRKLERİ 2
VATANDAŞLIK SATIŞININ TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ STRATEJİK SONUÇLARI
VELİ METİN TÜRKOĞLU
VOYNICH EL YAZMASI 1
VOYNICH EL YAZMASI 2
YENİ ÇİN
YENİ ERMENİ BELGELERİYLE SOYKIRIM YALANI
YERYÜZÜNDE HAYATIN GELİŞİMi
YEŞİM TAŞI
YUSUF AKÇURA
YUSUF AKÇURA
ZİYA GÖKALP
ZİYA GÖKALP

Tarihsel Süreklilik: Karesi Beyliği ve Danişmentliler Beyliği

 

 

0:36 Türk dili ve tarihi programına hoş geldiniz Bu defaki izlencede gene Profesör Doktor Alemdar Yalçın Bey ile beraberiz. Alemdar Bey hoş geldiniz. Hoş bulduk Efendim gene sizden özellikle Türk gençleri için bilgiler rica edeceğiz, iddialar zanlar ve gerçekler konusunda Anadolu şehirlerini başlayalım incelemeye Bursa BALIKESİR ve Çanakkale zemininde anlatacaksınız.

3:35 Ben burada kademe kademe bu iddiaları ele alacağım ve bu iddiaların ne kadar mesnetsiz olduğunu ifade etmek üzere sadece Bursa BALIKESİR ve Çanakkale örneğinden yola çıkarak sizlerle paylaşacağım özellikle Bursa BALIKESİR ve Çanakkale‘yi 1075-1500 yılları arasını bir incelememiz gerekiyor. Bu Avrupalı profesörlerin üzerimize sistematik olarak yönlendirdikleri yalan yanlış düşünceleri çözmek için söylüyorum.

İkincisi 17.yüzyılda Osmanlı iskan politikası ve Osmanlı arşivindeki İskan defterlerindeki yerleşim üzerinde durmamız gerekiyor, üçüncüsü ise 19.yüzyıl yerleşimleri var. Bölgeye tabii 19.yüzyılın maalesef ikinci yarısından itibaren halen devam eden Bulgaristan’dan bütün Balkanlardan göç eden kardeşlerimizin Bursa BALIKESİR ve Çanakkale bölgesinde yerleştirilmeleri olayı var.

Biz burada ilk üçü üzerinde duracağız. Çünkü özellikle bize karşı yapılan haksız saldırılar Türk toplumuna karşı yapılan haksız saldırılar bu üç unsurlar üzerinde yoğunlaşıyor.

11.33 şimdi peki ne oldu o bölgede de birdenbire bir Cengiz Han’ın kurduğu büyük Cengiz İmparatorluğu var ve onun önünden kaçan bilim adamları, sanatkarlar, inanç önderleri, kültür adamları var. Bunlar nereye doğru geldiler. Anadolu’ya doğru geldiler ve oradaki bilimi kültürü sanatı olduğu gibi Anadolu’ya taşıdılar eğer biz bunları burada vermezsek onun hiç bir anlamı yok.

İşte örnek verelim. Kutbüddin Şirazi 4 Ekim 1236 yani Selçuklular döneminde ve 1233’de burada doğmuş. Yani bir süre kadılık yapmış daha sonra 1286-1290 yıllarında Kastamonu’da yaşamış ve Emir Çobanoğlu Muzafferüddin ve Candaroğlu Süleyman Paşa tarafından himaye edilmiş. Kastamonu’da bilim kültürün hamisi Çobanoğulları Beyliği Muzafferüddin Yavlak Arslan Bey. Peki diyeceksiniz ki siz Bursa‘yı anlatıyorsunuz da neden bunlardan söz ediyorsunuz.

Şunu söylemek istiyorum Çandaroğulları, Çobanoğulları ve bu bölgede yaşayan Türkmenler Söğüt bölgesine yerleşerek Osmanlı İmparatorluğu’nun temelini oluşturdular, bu bilgileri alarak oraya götürdüler. Yoksa bir 300 çadırla gelerek Osmanlı Söğüt bölgesine yerleşmiş değil. Söğüt bölgesinde bir düzen oluştuğu andan itibaren o bölgedeki Türkmen oymakların tümü gelerek Osmanlı beyliğinin altında yeni bir yapıyı oluşturdular. Peki yeni yapıyı oluşturanlardan Kutbüddin Şirazi’nin üzerinde neden duruyoruz, en hassas göz ameliyatlarını yapabilen bir cerrah ve nerede Kastamonu’da ve Muzafferüddin Çoban. Emir Muzafferüddin Çoban Bey kimdir.

Alaaddin Keykubat tarafından bu bölgedeki Türkmenlerle beraber Sinop üzerinden Kırım bölgesine giderek 250 sene Kırım bölgesini kontrolü altında tutan ve Alaaddin Keykubat’ın yazdığı mektuplarda iki denizin hünkarı unvanını kullanmasını sağlayan kişidir Emir Çobanoğlu Muzafferüddin. Eğer biz bunları bilmezsek yalan yanlış uydur kaydır üç tane bilgiyle geliyorlar ve bizim aleyhimizde söylemedik lafı bırakmıyorlar ve de üstelik bizim üniversitelerimizde ders veriyor. Burada görüyorsunuz Çobanoğlu alimlere büyük önem verdiler ve meşhur Alim Kutbüddin Şirazi, İhtiyarat el Muzafferiye isimli astronomi kitabını Yavlak Arslan için hazırladı. İşte Muzaferüddin Yavlak Arslan Bey’in Medresesi.

Ne zaman 13.yüzyıl. Kim bunlar Anadolu’ya gelmiş Çepni ve DANİŞMENTli Türkmen boylarının oluşturduğu medeniyet. Bu Medeniyet ne olmuş bu medeniyet Osmanlı Devleti kurulduğu andan itibaren olduğu gibi Bilecik Bozöyük BALIKESİR Çanakkale‘ye oradan da boğazdan Avrupa kıtasına yayılan yeni bir medeniyeti meydana getirmiş.

Yoksa işte çapuldu, yağmaydı, içinde Rumlar vardı, işte Köse Mihal beyi iddia ediyorlar. Köse Mihal Bey var. Ondan sonra  akıncıların içerisinde akıncı dediklerinizin anlattığına bakarsanız %90’ı Hristiyan akıncıların, hepsi yağmacılık yapıyorlar falan, böyle bir üslupla  ortaya koyuyorlar, peki bunun tarihi kökeni var mı. Evet tarihi kökeni 19.yüzyıldaki Emperyalist amaçlı Bilim adamlarına kadar gidiyor.

Namuslu bir bilim adamı var Paul Wittek. Paul Wittek doğru bir tespit yapıyor bunun üzerine Paul Wittek’i adeta aforoz ediyorlar. Bunun üzerine Profesör Doktor Fuat Köprülü Türk edebiyatında “İlk Mutasavvıflar” kitabını yazarak Anadolu’daki medeniyet oluşumunun altındaki temel noktaları tespit ediyor ve kendisini saygıyla aNmamız gerekiyor.

17.04 zaten Sinoplu Hekim Mümin bir mukbil’in, zahire-i Muradiye bunların bir kısmı Türkçe onu da söylemem gerekiyor eserinde Hidrosefali neymiş aşırı beyin omurilik sıvısının beyindeki boşluklarda birikmesi ve kafa içinde basıncı artırması üzerine inceleme yapmış bir bilim adamı. Kaynak Profesör Doktor kendisini saygıyla analım Ahmet Acıduman’ın Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki ve kitabının yeni baskısını da burada görüyoruz, ne zaman 13.yüzyılda. Bunlar bilim adamlarını yakıyorlardı.

Bacon diye bir adam çıkmış  Endülüs’te eğitim görmüş coğrafya eğitimi görmüş Oxford Üniversitesi’nde derse gelmiş. 13 yüzyılda Oxford Üniversitesi’nde demiş ki Filistin’den bugünkü İsrail’in bulunduğu bölgeden ırmaklarından süt ve bal akan bir bölge diye geçiyor kutsal kitapta ama demiş ve orası çöllerle kaplı demiş. Bunun üzerine kutsal kitabı yalancı çıkardığı için köz hal getirilmiş ateşin üzerinde yakılarak öldürülmüş.  Dolayısıyla bizim aydın niteliği olan arkadaşlarımızın bu bilgilere karşı cevap vermemiz gerekiyor ki, dünyada Türkiye’ye karşı Türk aydınına karşı Türklüğe karşı bir  saldırı zihinlerde oluşan saldırıyı ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bu kitap şimdi tabii çok şey. Ama bunun kavgasını verdik.

Ben Hollanda’da Almanya’da konferanslarda anlattım bunu. Ama önce Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Profesör Doktor İlter Uzel’e burada derin bir saygı duymamız gerekiyor. İlter Uzel hocamız Sorbon Üniversitesi’nden bu kitabı buldu getirdi ve ilk tanıttı şimdi çok şükür Edirne’de bir Tıp Müzesi kuruldu ve orada sergileniyor. Amasya’da Şerafettin Sabuncuoğlu Müzesi kuruldu orada sergileniyor ve canlandırıldı ama aydınımızın kalbi ve gözü bağlı olarak Anadolu’yu gezmesi sebebiyle bunlar maalesef kullanılamıyor. Cerrahiyetü’l Haniye bir tıp kitabı Amasya’da yazılmış ve 15.yüzyılda Türkçe yazılmış kitap.

Fransa’ya kaçırılmış Fransa’da 19.yüzyıla kadar Tıp fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmuş ve bu nerede Amasya’da. Amasya nereye yakın Tokat’a yakın Tokat nereye yakın bugünkü Karabük’e Bolu Gerede bölgesine yakın ve bu bölgeden Türkmen beyleri bu bilgiler olduğu gibi  Bursa’ya BALIKESİR‘e ve Çanakkale’ye gitmiş, oradan da batı’ya geçmiş oradan Edirne’ye geçmiş oradan İstanbul’a geçmiş dolayısıyla bunları ihmal edersek bu emeği yok farz edersek kendimize büyük bir haksızlık etmiş oluruz diye düşünüyorum ve arz ediyorum burada bir operasyon cerrahi operasyonu görüyorsunuz bütün resimlerle anlatılıyor 190 hastalığa deneysel yöntemle çözüm bulmuş ve doğumu anne karnından bebeğin çıkışını minyatürlerle gösteriyor, çıkıp bebeğin kundaklanışına kadar geçen süreyi gösteriyor ve batıdaki Tıp biliminin gelişmesine büyük katkıları olan bir bilim adamı nerede yaşamış Amasya’da yaşamış eserini nasıl yazmış Türkçe olarak yazmış Caca Bey’e bakalım şimdi astronomi konusunda Nurettin Caca Bey ünlü bir Türk beyi Kırşehir beyi ve yaptırdığı astronomi merkezine bakın şimdi cami olarak kullanıyoruz ama o zaman tamamen astronomi ile ilgili.

Bunu ben Tübitak’ın bilim ve teknikteki sayfasından aldım incelemişler köşelerinde füze gibi bugünkü füze teknolojisi sanki dumanları da varmış gibi yani füze gökyüzüne yükseliyormuş gibi dört köşesinde şey konulmuş fakat ondan da önemlisi aydınlık feneri denilen bir bölge var yukarıda bunun altında bir kuyu var gökyüzündeki yıldızların görüntüsünü bu şeyin içerisinden aydınlık Fenerin içerisinden bir kuyuya düşüyor. Yıldızlar orada inceleniyor yıldızların hareketi orada inceleniyor ve bu teknoloji şu anda teleskopların için arkasına iç bükey ayna konularak bazı şeylerin tespit edilmesi bu tekniği buradan almışlar ve bu teknik aynı zamanda Semerkant’ta Uluğ Bey’in kurduğu rasathanede de var aynısı var. E şimdi biz bunlara sahip çıkmazsak biz bunları söylemezsek ne zaman 13.yüzyıl. Dolayısıyla bu bilgiler ne oldu Osmanlı Devleti bu bilgilere dayanmadı mı yani Bursa’ya da bu bilgilerle hareket etmedi mi Osmanlı. İşte bu haksızlıklara karşı bizim bir cevap vermemiz gerekiyor.

Onun için bu bilgileri arz ediyorum. Yerasimos Stefanos, Midillili bir  Rum İstanbul’da bulunmuş Türkçesi çok mükemmel namuslu bir bilim adamı kendince namuslu bir bilim adamı. Az gelişmişlik sürecinde Türkiye kitabı da daha çok Fransız arşiv kaynaklarını kullanması açısından çok değerli yaptığı çalışma ve okuduğumuz zaman diyor ki Türkler Anadolu’ya geldikleri zaman yani 13.yüzyılda gayrimüslimlerin oranı Müslümanlara oranı %4’tü diyor bu kitabında söylüyor.

28:57  Selçuklu hukuku ve dil üslubu peki bunun belgeleri yok mu değerli kardeşlerime şunu söyleyebilirim Vakıflar dergileri çıkmıştı halen çıkıyor ama ilk vakıflar dergileri birer deryadır orada Selçuklu vakıflarının dili ve üslubu var bir de Orhan Gazi’nin diline üslubuna baksınlar. Demek ki işte Anadolu’dan şeyden gelmiş 200 kişilik bir aşiret yağma ve çapula bilmem nereye ulaşmış değil böyle bir  mantık böyle bir mantalite düşünülemez esasında. Dolayısıyla bu bakımdan Bursa, Balıkesir, Çanakkale son derece önemli bir dönüm noktası olduğu için bir bilgi olarak arz ediyorum

32:20 Birazdan vereceğim örnek vereceğim Papa’nın elçisi söylüyor bakınız Gorgios Gemisuos. Pleton olarak anılıyor ne zaman yaşamış şey gelmiş 1355-1452 tarihleri arasında yaşamış. Pleton’un İznik’te İslam bilginlerinden ders aldığı ne zaman 1355-1452 işte 15 yüzyılda Platon İznik’te İslam bilgilerinden ders alarak İstanbul’a dönüyor Floransa’da kilise ihtilafını çözmeye çalıştığı sırada Türkiye’deki inanç özgürlüğünü Anadolu’daki inanç özgürlüğünü örnek gösteriyor ve Suhreverdi’den etkilendiği söyleniyor. Suhreverdi Konya’da iki Suhreverdi var bu Konya’ya da gelen Konya’da yaşayan Suhreverdi ünlü tasavvuf ve devlet yönetimiyle ilgili kitaplar olan bir başka düşünür, kaynak burada bakınız kaynak orada. Peki siz bunları görmediniz mi Hayır diyorlar ki Aşık Paşazade’ye kadar Aşık Paşazade işte 15-16.yüzyıl o zamana kadar yazılmış bir tarihleri yok bunların.

İşte o aradaki 300 yıl için uydurma bir tarih geliştirirler kafalarından işte özgürlükçü adaletçi dünyaya nizam-ı alem vermek üzere Osman Gazi Orhan Gazi diyorlar gazilik. Gazi değil bunlar diyor. Bunlar çapulcu diyor yani ve halbuki Anadolu’da gazilik fikri 8.yüzyılda Malatya’da var. 9.yüzyılda DANİŞMENT Gazi var 10.yüzyılda Danişment Gazi var. Danişment Melik Gazi var.

Nasıl oluyor da bu derece Bunlar pervasızca yalan yanlış bilgiler vererek sırf Türkleri kaba sadece eli silahlı medeniyetten habersiz bir toplum olarak göstermeyi kendilerine şey ediniyorlar, anlamak mümkün değil. Şimdi İznik ve çevresine gelelim Bursa’yı bir kenara koyalım Bursa’yı, bölgenin fethi 1075 ve İznik’in başkent oluşu 1075 Kutalmış Oğlu Süleymanşah tarafından alınıyor sonra el değiştiriyor ama biz o dönemde girmişiz orada eserler bırakmışız ve 1080 Anadolu’da ilk Türk başkenti oluyor

İznik daha henüz Bursa alınmamış İznik alınıyor Bursa ne zaman alınıyor 1300’lü yıllarda alınıyor 1075 ‘te aldığımıza göre 250 yıl önce biz daha batıdayız Yani daha batıdayız bakalım İznik’teki bir sürü tarihi eser var tabii gezdiğimiz zaman görüyoruz Kırgızlar türbesi var çok şükür bunu da tanıtmaya başarılı olduk Kırgızistan’dan ziyaret etmeye başladılar sık sık Biz Bunlar Kırgız Türbesi var burada dediğimiz zaman Trabzon’da Kırgız Köyü var dediğimiz zaman  herkes aval aval bakıyordu şimdi yavaş yavaş anlaşılıyor ki o e Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen altın kuşak bağlantının izleri ve külleri halen Anadolu’da var. İznik’te Osmanlı öncesi Kırgız Türbesi var Hacı Özbek Camii ne zaman 1333 te Bursa’yla neredeyse yakın Bursa’nın fethiyle Şeyh Kudbettin camii var 1.Muratoğlu Yakup Çelebi Cami var Bu buraya gelmişler burada Cami yapmışlar ama yanına medresesini de yapmışlar Eğitim Kurumları da var bilim kurumları da var.

Dolayısıyla peki kim var burada İznik’te Çandaroğulları var, Alaaddin Keykubat döneminde Kastamonu beyliğinde görev yapan Çobanoğulları, Çandaroğulları DANİŞMENTler gelmişler buralara yerleşmişler yerleşirken ne yaptılar oradaki bilimi bırakıp terk edip gelip buraya yerleştiler oradaki bilimi de alıp buraya getirdiler, bunu anlamamak için aptal olmak gerekir diye düşünüyorum acizane ve değerli kardeşlerimle paylaşıyorum. Ha şimdi neler var bizim tarihi doğru anlamamız için yine  Türk edebiyatında İlk Mutasavvıflar Mehmet Fuat Köprülü’nün kitabının zenginleştirilmesi gerekiyor, açılması gerekiyor, daha detaylandırılması gerekiyor o mantıkla. Ömer Lütfi Barkan’ın Kolonizatör Türk Dervişleri.

Abdal Murat var Bursa’da, ha bunlar inanç önderleri şimdi birileri tutuyor tabii çok detaya girmek istemiyorum sabrı tüketmemiz gerekiyor değerli izleyicilerimizin. Abdal denilen kişiler bedeli ödenmiş insanlar, yani dünyada mal mülk kaygısı olmayan Ahmet Yesevi geleneğinin Anadolu’daki devamı bunlar ve geldikleri zaman diyorlar ki bize devlet mevki makam, mal mülk haramdır diyorlar geliyorlar yerleşiyorlar ve bir nevi ombdusman olarak Türk boyları aşiretleri ve taifeleri arasında barışı adaleti eşitliği sağlayan insanlar bunlar ve Horasan erenleri dediğimiz pirleri Ahmet Yesevi olan bir inancın devamı şimdi ona da tabii bir sürü bazı sözde bilim adamları diyorlar Ahmet Yesevi divan-ı hikmette İslamiyet’i dört kapıya ayırıyor Dört Kapı 40 Makam diyor

39:44 Peki Hacı Bayram Veli’nin hocası kim Akşemsettin İstanbul’un fethine katılan ünlü. ha Hacı Bayram Veli’yi hangi özellikleriyle tanıyoruz sadece tasavvuf halbuki tıp bilgini aynı zamanda Hacı Bayram tedavi ediyor. Akşemsettin aynı zamanda Tıp bilgini ve o dönemde bilim birbirinden ayrılmıyor yani İslami bilimlerle insani bilimlerle fen bilimleri birbirinden ayrılmıyor zaten. Dolayısıyla Somuncu Babanın hem Darende’de mezarı var şimdi orası çok güzel bir yer haline getirildi, Sivas Gürün ve Malatya Darende’de hem Aksaray’da Somuncu Baba var bakan mezarı hem de Bursa’da Somuncu Baba mezarı var tabii detaya girsek Somuncu Baba ile ilgili burada bir saat anlatmam lazım özelliğini ama geçmemiz gerekiyor ve görüyorsunuz Anadolu’yu.

Geyikli Baba’nın öğrencisi Ballıca Sultan. Ballıca Sultan KARESİ beyliğinin inanç önderi olarak gelmiş yerleşmiş. Peki KARESİ Beyliğini kuranlar kimler Danişmentliler, nereden gelmişler Malatya ve Niksar Tokat ekseninden bu tarafa kayarak gelmişler.

Acaba bu tarafa gelirken buralara yerleşirken orada yazdırdıkları kitabı bilim ahlakını medrese kültürünü unuttular mı deprem oldu da unutup mu bu tarafa geldiler oradan alıp buraya getirdiler. Dolayısıyla bizim bir Türk intelijansiyası oluşturmak için kendimize ait değerleri çok iyi analiz etmemiz gerekiyor ve bunu özümsemiş bir insanın şeyini söyleyeceğim Türk milleti ecdadını tanıdıkça kendisinde daha büyük işler yapma azim ve kararlılığı bulur diyor Mustafa Kemal Paşa. O halde ecdadımızı doğru olarak ve iyi tanıyarak bu bir takım sorumsuz yalan yanlış bilgileri Türkiye’ye pompalayan sözde bilim adamlarını elimizin tersiyle itmemiz gerekiyor, tıpkı Ömer L Barkan gibi ve tıpkı Fuat Köprülü gibi.

Şimdi gelelim azınlıklara, amucalar etnik azınlık. Şimdi neredeler amucalar Trakya’dalar amucalar Neredeler amucalar Bulgaristan’da şu anda amucalar nerede Eskişehir’de amucalar Nerede Kars’ta Emmiler emmioğulları Kayseri’de Sivas’ta BALIKESİR‘de Deli orman’da biraz önce söyledim Bulgaristan’da bunlar kim bunlar Dündar Alp Gündüz Alp ve Aydoğdu beyin soyundan gelenler ve Orhan Gazi’nin Nilüfer Hatun’la evlenmesini Türk beylerinin bir yabancı kadınla evlenmesinin felaket getireceğini düşünerek oradan ayrılan kol tamamen Türkmen beyleri bunlar ve işte Aydoğdu Bey’in Allah’tan  restore edilmiş Türbesi yapılmış yeniden kim şey ettiyse modern bir mimariyle yapmış Aydoğdu Bey orada yaşıyor

Ama Aydoğdu Bey’in oraya sadece ismini yazmak olmaz ne olurdu şimdi anlattığımız bu tarihi bilgileri de kenarına yazsak da gelen giden okusa ve bunun  büyük bir  kol olduğunu amcaların ortaya koysa Emmiler ve Amucalar olarak geçen Anadolu’da yüzlerce halen bu koldan gelen insanlar yaşıyor Balkanlar’a halen yaşıyor Tekirdağ’da halen yaşıyor Kırklarelinde halen yaşıyor. Ben de onların arasına girdim onlarla beraber oturduk kalktık. Demek ki amucalar etnik azınlık değil.

43:39 1328 de Bursa’nın alınmasını falan bir tarafa koyalım. 1328 yılında KARESİ Beyliğini görüyoruz. 14.yüzyılda kocaman bir Beylik bu Beylik nereden gelerek kuranlar. Biraz önce söyledim DANİŞMENT Gazi’nin çocukları DANİŞMENTliler. Danışmentli beyleri Danışmentli aşiret ve oymakların kurduğu yer.

Neden Danışmentli diyoruz. Çünkü bilimde sanatta ve kültürde en üst noktada oldukları için onlara DANİŞMENT deniliyor. DANİŞMENT üniversitelerde rehberlik yapan öğretmene verilen addır Selçuklu döneminde bunu da izleyici kardeşlerime bir bilgi olarak arz etmek isterim kaynağını veriyorum Uzunçarşılı kitabeler isimli şeyinden. 1296 da Kalemşah oğlu Karası Bey yani KARESİ Bey Tokat’ta Hamzalar mezarlığında bulunan hanedana mensup Kutlu Melek Hatun ile Mustafa Çelebi’nin mezar taşlarındaki şecerelerin DANİŞMENTlilere dayandığı anlaşılmaktadır. O zaman BALIKESİR’e gelerek orada bir beylik kuran Türkmen oymakları nereden geliyorlar, Tokat’tan geliyorlar.

Bakın burada şeyi var Tokat Hamzalar mezarlığındaki mezar taşlarıyla bağlantıyı kurmuş Uzunçarşılı hocamız ne zaman 1296da. Havran Mezarlığı var çok şükür. Bugün girdim internetten koruma altına alınmış. Ben Havran mezarlığını 1992 yılında ziyaret ettim ve çarpıldım Havran mezarlığına. Havran kaymakamına gittim hemen dedim ki buranın koruma altına alınması lazım taşların bir kısmı çalındı ve Sothesby de açık ihaleyle satıldı şu anda Avrupa’daki zenginlerin bahçelerini süslüyor sanat eseri olarak bahçelerini süslüyor arkasından kaymakama tekrar tekrar söylettik kaymakama buranın koruma altına alınması lazım şimdi koruma altına almışlar ama ne kadar taş kaçırıldı bilmiyoruz ama bu bu taşlar bizim oradaki varlığımızın mührü. Evet dolayısıyla bu tarz mezarlarımız var

Bu mezarlarımızı koruma altına almamız gerekiyor ve tarihi camileri yıkıyorlar yerine Yeni Cami yapıyorlar ve ben Diyanet İşleri Başkanlığı’na söyledim lütfen bu camilerin yıkılmasına mani olun diye. Ama özellikle Doğu Karadeniz’deki ahşap camiler vardı. Mesela Uzungöl’deki Ahmet ahşap camiyi yıkmışlar yerine o beton camiyi yapmışlar O ahşap Cami bir mimari şaheserdi ve çivisiz kakmayla yapılmıştı,  maalesef yıkmışlar camiyi

47:59 Emir Ali Baba diye kim Emir Ali Baba. İmralı adasında yaşamış Çaka Bey’den sonraki ilk Türk Amirali, türbesi var. Ama biz bunları bilmiyoruz hikayesini bilmiyoruz. Gaffar Baba aşiret cemaat ve taifelerin Bursa ve BALIKESİR yöresine yerleşmesini sağlayanlardan birisi, şimdi şöyle oluyor yerleşmek için bir inanç önderine soruyorlar buraya yerleşelim mi diye onun üzerine inanç önderi araştırma yapıyor bizim Orta Asya’dan gelen geleneğimizle beraber oraya yerleşebileceği veya yerleşilen söylüyor ve ona göre İskan ediliyor insanlar ona göre yerleşiyorlar.

57:16 mesela BALIKESİR çepnileri İşte bu Danişmentli beyliğinden beri gelerek BALIKESİR‘e yerleşmiş olan çepniler bir kolda 17 yüzyılda gelmiş Kargın boyu var Bursa ve Eskişehir’de ve büyük bir kol Kargın 24 Oğuz boyundan biri ilk yerleşim yerleri bu aldıklarım Tahrir defterleri ve hazine-i evrak defterlerinde var.  Başbakanlık devlet arşivleri şu anda Cumhurbaşkanlığı Arşivi bunları yayınladı yayınlamaya da sanıyorum devam ediyor bunları yayınlıyor yeni harflere çevirerek yayınlıyor.

1:04:29 Ben teke yörüklerinin izini sürdüm teke yörüklerinin geldiği Burdur, Afyon Afyon üzerinden Kütahya Kütahya üzerinden BALIKESİR üzerinden bu bağlantı halen devam ediyor ve İzmit karaaliye kadar. orada Yörük dernekleri var halen varlıklarını sürdürüyorlar bu kesimde bir kervancılık yapıyorlar gidip geliyorlar besicilik yapıyorlar Bir de güneyden kuzeye doğru yerleşim olmuş Bursa bölgesine Ulu  Yörüklerin bir kısmı önce Eskişehir çevresine yerleştirilmiş Bursa’ya gelip yerleşmişler

Tabii ilk yerleşenler o CumalıKızık falan o bölgedeki  köyler tamamen yani Bursa’nın fethinden önce gelerek Bursa’nın çevresine yerleşen Doğu Karadeniz ve Batı Karadeniz üzerinden kayan Türkmen oymaklarıdır, onu da bir bilgi olarak arz etmek istiyorum. şimdi bölgedeki kılavuzlu Gökçeli ikizli Karakeçili gibi Ulu yörük taifesi var bu Ulu Yörük taifesi  Sultan Abdülmecid döneminde demişler ki gözümüzün önünde olsunlar, bunlar yaylaları belli olsun kışlaları belli olsun gözümüzün önünde olsun diye zorla yerleştirmişler.

Kaynak: 8 Eki 2023 ANADOLUDA İDDİALAR, ZANLAR VE GERÇEKLER PROF. DR. ALEMDAR YALÇIN 08. 10. 2023:.

Futbolcularda yan bağların kopması sakatlık sebebidir. Düşüncede, düşünürlerde ise aslolan bağların kaybolmamasıdır. Karesi beyliğinin kökü ise Tokat Danişmendli beyliği imiş. Danişmendli adı mütefekkir boyutunu gösterir.

https://youtu.be/U_0jjAyRv7A

 

 

 

 

“Güneşin Doğuşu” Cumhuriyet 100

IMG_8665   Video Ataköy

IMG_8669 Video Beşiktaş’a

Beşiktaş’taki kutlamalara gidiyoruz..

 

“Güneşin Doğuşu”

 

Ataköy’den

Akaretlere Ihlamura

Tarihi yarımadadan

Zübeyde Ananın

Evladı Ata’nın

Beşiktaş’ına

 

Beşiktaş’tan ilk hedefe

Akdeniz’e

Doğan Güneştir

Cumhuriyet

LA
29.10.2023

Avrasya Bir Vakfı Cumhuriyetin 100.Yılı Konferansı

16.dakikadan başlayarak 31.dakikaya kadar Prof Dr Azmi Özcan hocamızın konuşması var.

Soru: 1:04:25 Aysberg’in dibi

Cumhuriyet düşüncesi bir aysberg manzarası çizmektedir. Aysbergin deniz yüzeyinin üstünde kalan kısmı Jean Jack Rousseau, Robespierre ve Fransız cumhuriyet düşüncesidir.  Denizin derinliklerine dalıp aysbergin diplerine gittiğimiz zaman ise derinlerde Türk devletlerin Hunlar ve GökTürkler’deki meclis uygulamaları ile karşılaşmaktayız. Halihazırda cumhuriyetimizin 100.yılın kutlanmasına seviniyoruz. Ama aysbergin dibine gidersek bu aslında 1500.yıl olabilirdi.

Cumhurbaşkanlığı forsunda da ifadesini bulan 16 tane devletimiz var. İlk devletler arasındaki dört tane Hun devleti ve 1.Göktürk 2.Göktürk devletlerinde boy beylerinin temsil edildiği meclis vardı, toy vardı, toygun vardı.

Milli hakimiyet kavramının diplerindeki milliyet kavramı şu şekildedir. 103 tane Türk yazıtında en çok kullanılan kelime bodun yani boylar, millet ve halk. Prof. Dr. Hatice Şirin’in  Eski Türk Yazıtları başlıklı eserindeki kavramların istatistiki değerlendirmesini yaptığımızda en çok kullanılan kelime bodun, boylar yani halk ardından Kağan ardından Devlet kelimesi geliyor. Kut da aslında halka veriliyor vekil ise Kağan.

Şimdi burada soru şu olmalıdır. Cumhuriyet için neden 1500.yılımızı kutlayamadık meclisin yeraldığı Türk Kağanlığından Göktürkler’den sonra hakimiyet artık halkın değil hanedanlarındır. İnanılmaz ama unutulan unutulan bir gerçek şudur Bilge Kağan’ın “biz Çinliler gibi surlu şehirlerde yaşayacağız ve Budist olacağız” önerisini eğer Başbakan Bilge Tonyukuk meclise getirmemiş olsaydı biz bugün asimile olmuş, Çinlileşmiştik ve Budist olarak yaşamaya devam ediyorduk, Türk milletinden söz edemezdik.

Neden biz halkın egemenliğini hanedanlara teslim ettik, neden halk ikinci plana düştü bu konuları derinden araştırmamız lazımdır.