Home Blog Page 125

Sayılar ve Nümeroloji

TESPİT: Sayılar ve Nümeroloji. 9 Sayısı Hong Kong’lu dostumdan şehir fotoğrafları istedim. Gelenlerin arasından çıktı. Hong Kong Deniz Polisi Teşkilatı 1881 tarihli imiş. Uyanık bir ülke. 1+8+8+1=9 (tek basamaklı olarak toplayınca) ve 9 un numerolojik olarak frekansı çok yüksek, tıpkı ATAM’ın frekansının yüksek olması gibi, deniz polis teskilatlarinin da etkili olmasını planlamişlar.

SORU: Hong Kong, gizemli bir zemindir. Ayrıca, 8 de Çinliler için kutsaldır. Hong Kong-İstanbul uçuşlarını 8.8.1998 de başlatmışlardı. SU kelimesi 8 karakterle yazılıyor.

10 sayısı da değiştirmeyi ve dönüştürmeyi sembolize ediyor bildiğim kadarıyla. (Birşeyi bitirip yeniden başlatmak gibi, yada yeni başlangıç vs…)

9 çok yüksek frekans felsefe ile ilginiz, yaşama dair durumlara yüksek perdeden bakmanizin nedenleri varmış

Numerology hususunda Atatürk’ün de ciddi araştırmalar gerçekleştirdiğini okumuştum.  Harika gerçekten 9 ‘u simgeleyen şeyler çakra olarak bakıldığında 9 sayısı zaten beşer bedenin üstünde bir rakam olarak anlatılır.

Sayılar ve Nümeroloji.

Sayılar ve Nümeroloji.

Sayılar ve Nümeroloji.

Hong Kong’lu dostumdan şehir fotoğrafları istedim. Gelenlerin arasından çıktı. Hong Kong Deniz Polisi Teşkilatı  1881 tarihli imiş. Uyanık bir ülke. 1+8+8+1=9 (tek basamaklı olarak toplayınca) ve 9 un numorolojik olak frekansı çok yüksek, tıpkı ATAM’ın frekansının yüksek olması   gibi,  deniz polis teskilatlarinin da etkili olmasını planlamişlar.
Kişisel görüşüm tabiiHong Kong, gizemli bir zemindir. Ayrıca, 8 de Çinliler için kutsaldır. Hong Kong-İstanbul uçuşlarını 8.8.1998 de başlatmışlardı.SU kelimesi 8 karakterle yazılıyor.

 

Türkiye ve İran

TESPİT: Türkiye ve İran. Türkistan. Türkler ve İranlılar Asya’nın altın çağını, yitik aydınlanmayı birlikte yaratmışlardı. Sürekli seyahat halinde olan Türk düşünürler ve İranlı düşünürler düşünceleri ile aydınlanma yüzyıllarını ortaya koymuşlardır. Daha sonra bu aydınlanma kaybedilmiş ve bugünlere gelinmiştir. Yitik Aydınlanma

Pers Yunan Savaşları

Türkiye ve İran. Türkistan. MÖ 334 yılında İskender, 35.000 kişilik bir orduyla İran seferine çıktı. Marmara’ya akan Granikos Nehri’nde (bugünkü Kocaçay’da) Makedonya ordusu İran ordusunu yendi. Artık İskender’e Asya’nın bütün yolları açılmış sayılırdı.
Sonrasında İskender Yunancayı Anadolu’da hakim kılmıştı.
Türkiye ve İran 
Urfa Antep çizgisi İran
Roma sınırı 

LA: Sunumunuzda Roma ve Sasani’nin azametini hissettim.

AD: Sürekli savaş halindeler bu bölgede

LA: Benim bildiğim Malatya da Roma’nın sınır garnizonuydu ve sınır boylarındaki insanlar hayat mücadelesinde hep mücadeleci olurlar, yılmazlar.

AD: Gümüşhane, Malatya, Gaziantep Roma’nın asıl doğu sınırı biz tampon bölgedeyiz sürekli savaş halindeki bölge. Zeugma gibi o görkemli zengin kentler varlığını bu bölgeye borçlu

LA: Tampon bölge ise evet binlerce yıl savaş.

LA: Roma, İtalya’da doğdu, Türkiye’de devam etti ve yine Türkiye’de bitti. Bitiş tarihi de 1922’dir aslında. Osmanlı Roma idi.

LA: İstanbul’da Aksaray’daki Murat Paşa Camii, sonradan müslüman olan son Roma imparatorunun varisi olarak adını Murat olarak değiştiren kişi adına yapılmıştır.

LA: Demek Doğu Anadolu  aslında Roma asırları boyunca İran hâkimiyetinde idi, bizler orayı İran’dan alıp Türkleştirdik. İran’ın husumetinin kökeni bu demek ki.

AD: Güneydoğu Sasani’den çok Roma hâkimiyetinde kalmış. Persler döneminden itibaren Anadolu’ya yerleşim başlıyor MÖ 546-334 yıllarında 212 yıl Persler Anadolu’ya hâkim. Partlar ve Sasaniler Perslerin devamı. Part ve Sasaniler de daha çok doğu ve güneydoğu Anadolu’yu elinde tutmaya çalışıyor fakat Roma gibi tam yerleşmiyorlar bölgeye

LA: Antep-Urfa  arası Roma-Sasani sınırı değil mi?

LA: Anadolu’daki en kalıcı medeniyet Roma demek ki o zaman.

AD: Asıl sınır Fırat Nehri’nin batısı fakat Güneydoğu Anadolu’da Roma’nın tampon bölgesi yine Roma’nın elinde

LA: Roma’nın kendi içinde bir tampon bölge yaratması ilginç.

AD: En doğu sınırı Diyarbakır Mardin Suriye hattı.

AD: Diyarbakır ve Mardin Roma’da. En çok savaş halinde olan en güçlü surlara sahip sınır bölgesi Diyarbakır’da Amida, Zerzevan; Mardin’de Dara

LA: Diyarbakır surlarını Roma mı inşa etmiş?

MS 330 yıllarında Doğu Roma yaptırıyor. Sonradan birçok onarım geçiriyor tabi ki

LA: Konstantin İstanbul’u MS 330 da başkent yaptığında demek ki Diyarbakır’da surlar inşa ediliyor; eşzamanlı.

AD: Aynı dönemler hatta Diyarbakır’da o dönemde Konstantiniye olarak adlandırılıyor. Bazı kaynaklar da 348 civarı söylüyor surların inşasını

LA: Çin’in başkenti Pekin ziyaret ettikten kısa bir süre sonra Diyarbakır’ı da  ziyaret etmiştim. İlgimi çeken konu Pekin merkezdeki eski Taşevler ile Diyarbakır surlarının taşları aynı koyu gri renkte, demek ki yöresel olarak bunlar bulunuyor çok ilgimi çekmişti bir yerlere de yazmıştım ama şu anda hatırlayamadım

AD: Bazalt volkanik kayaçtır. Diyarbakır bazalt plato üzerine kurulu. Zerzevan’ın bulunduğu alan ise kalker kireçtaşı bu nedenle orada da kireçtaşı kullanılmış.

LA: İstanbul ve Diyarbakır’ın surlarla çevrilmiş olması Roma’nın Savunma konusuna verdiği çok büyük önemi gösteriyor

Roma İmparatorluğu’nun savunma stratejileri ezeli düşmanı olan Sasaniler’e (İran) karşı Türkiye sınırlarında şekillenmiştir. Özellikle Malatya ve Diyarbakır, Roma’nın sınır garnizonları idi.

Söyleşi: Levent Ağaoğlu, Doç. Dr. Prof Dr. Aytaç Coşkun,  11-12 Eylül 2021

Rum suresi

Türkiye ve İran 

Bugut yazıtı

Türklerin ilk yazılı belgesi Bugut yazıtının bir yüzü soğudça, İran dili, diğer yüzü ise Sanskritçedir. Türk, İran ve Hint kültürlerinin içiçeliği Bugut  Yazıtı ile apaçık kendini göstermektedir. Bugut yazıtı, Asya düşüncesinin, Avrupa tezinin karşısına dimdik dikilmiş halidir. Avrupa kendisine uydurulmuş yeni bir tarih ararken propaganda tezleri ortaya atarak köklü İran ve Hint medeniyetlerini kendisinden sayma çabasındadır. Yunan medeniyetinin yanına çekmek yetmemiş gibi bir de böylesine bir beyhude çabaya kalkışmaktadır. Fakat Bugut yazıtında Avrupa yoktu Türkistan, İran ve Hint kıtası halkları vardı.

Soğdlar Türkistan Çin

Zamanının süper gücü Çin’e karşı Göktürkler ve İranlıların ataları Soğudlar birlikte mücadele etmişlerdir.
Önceleri İran kültür bölgesi kültürel alanı olarak gelişen Semerkant Buhara ve benzeri Maveraünnehir, Horasan bölgeleri daha sonra Türkler tarafından ele geçirilmiş ve Türkistan Toprakları haline gelmiştir. Daha da ötesine geçilmiş kuzeyden gelen Oğuzlar yaranın içerisine girmişler ve bu sekizde İran Toprakları Türk medeniyet sahası haline gelmiştir. Bu sebeple günümüzde İran’ın da nüfusunun %70’i İrani olmayan diller konuşmaktadır. Bölgenin bir faks ülkesi olarak teşkilatlandırılması İngiltere Rusya güçlerinin ortak bir projesidir ve Türkiye ile Türkistan arasına yarın bir set olarak bu iki güç tarafından çekilmiştir.

Göktürkler Bizans İpek 550

Çin ipeğini İranlı tüccarlar yoluyla temin eden Bizans imparatorluğu verilen fahiş fiyatlar neticesinde Göktürk elçisini 550 yılında İstanbul’a çağırmış ve ipek yolu ticaretini Türklere devretmiştir.

Tonyukuk yazıtı soğutlar

“Bilge Tonyukuk kitabesinde Suğdak seferi hakkında şu bilgileri veriyor:

“Biz de orduyu yürüttük. İnci ırmağını (Seyhun) geçerek Tansioğlu denilen EK DAĞINI aştık. Demirkapı’ya ulaştık. Oradan döndük. SUK yahut Asuk’un idaresindeki Suğdak budununun hepsi gelip baş eğdi.  Türk Budununun Tansioğlu denilen dağa ve DEMİRKAPI’ ya kadar daha önce geldiği görülmemişti. O yere ben Bilge Tonyukuk ulaştırdım. Böylece Türk Budunu sarı altın, beyaz gümüş, kız, kadın, eğri deve ve mala zahmet çekmeden sahip oldu…”

Türkiye ve İran 

İranşehr

Türkistan ile Türkiye arasında sıkışan İran bu sıkışıklığı Doğu’daki batı fonksiyonunu üstlenerek bölgede Avrupa’nın jandarması haline gelmiştir. Bugünkü İran rejimi de aslında Fransa tarafından teşkilatlandırılmıştır. İran ülke ismi Selçuklular tarafından verilen İranşehr’den gelmektedir. Selçuklu İmparatorluğu’nun ana vatani İran topraklarında dillere bir bölümün içerisine geçmiş olan Türkler ve İranlılar Türkiye İran Türkistan arasında yaratacakları bir işbirliği ile yitik aydınlanma yüzyılını geri getirebileceklerdir. Türk düşünün düşünce hayatının öncüsü olan düşünürler ben İran da, İran kültür çevresinin hakim olduğu bölgelerde doğmuş olan görev listesi oldukça kabarıktı. Düşünce gücünü birlikte değerlendirecek olan bu iki ülke tekrar o kayıp yüzyılın yitik aydınlanmanın 100 yıllarının geri getirebileceklerdir.
Türkler ve İranlılar İskender’in çok kısa süreli İmparatorluğu’nu sağlam bir birlikteliğe dönüştürmek Bu sefer kalıcı bir yapı haline dönüştürmek potansiyeline sahiptirler. Aydınlanma iddiasındaki Avrupa’nın ise kendi topraklarında doğamayan din temelli tekelci birlik anlayışının aksine mezhepleri bir arada yaşatan birlikteliği Avrupa hegemonyasından başlayarak batının egemen dünyasının sonu demekti.
Türkiye ve İran
Türkiye ve İran
Türkiye ve İran

İran’da doğan düşünürlerimiz

BİLİM VE MATEMATİK 700  

CABİR BİN HAYYAN ilk 721-815 Horasan Tus, İran Kimya “Hakim ol Kimyaya, hakim ol dünyaya”

EBÜ’L-VEFA ELBUZCANÎ 940-998 Horasan Buzhgan, İran Matematik, Astronomi Harezmi’nin matematik ve geometrideki buluşlarını önemli ölçüde geliştirdi. Özellikle de geometri ile cebir arasındaki münasebetler üzerinde durdu

EL BİRUNİ ilk 973-1048 Maveraünnehir Kas, Harezm, İran Gökbilim, Matematik, Doğa Bilimleri, Coğrafya Ve Tarih El Biruni “Evrensel Bir Deha” Bize Yön verenler, Alatlı

EBU’L HASAN HEREKANİ 1000’ler İran Bistam, Mutasavvıf

Ebul Hasan el Amiri ö.992 Horasan Nişabur İRAN

NİZAMÜLMÜLK 1018-1092 Horasan Tus, İran Siyasetname Memleketin nizamlarının kurucusu  Bize Yön verenler, Alatlı

ŞEYH YUSUF HEMEDANİ 1048-1140 Horasan Hemedan, İran İslamiyet “Hocaların Hocası”

ÖMER HAYYAM 1048-1131 Horasan Nişabur, İran Felsefe, Matematik, Astronomi Adalet evrenin ruhudur.

GAZZALİ 1058-1111 Horasan Tus, İran İslamiyet Beden kalbin ülkesidir. Bu ülkede kalbin birçok askeri vardır. Bize Yön verenler, Alatlı

 

ABDULKÂDİR GEYLANİ  1077-1166 İran Gilan Alim,Mutasavvıf, İslam Filozofu Büyük Selçuklu Devleti döneminde, günümüz İran’ının Hazar Denizi kıyısındaki Gilan Eyaleti’nde 1077 (H. 470) yılında doğan âlim ve mutasavvıf olan Kadiriye tarikatının kurucusu ve İslam filozofu. 1166 (H. 561) yılında Bağdat’ta vefat etti ve türbesi buradadır.

FAHREDDİN ER-RÂZÎ ilk 1149-1210 İran Rey, Din Bilgini, Fizikçi ve Düşünür

ŞAHABETTİN SÜHREVERDİ1153-1191 1153-1191 İran Sühreverd, Mutasavvıf şeyhlerin şeyhi Bize Yön verenler, Alatlı. Mustafâ ibn-i İbrâhîm (ö. ?) adlı bir humbaracı kâtibi tarafından kaleme alınan Fenn-i Humbara ve Sanâyi‘-i Âteş-bâzî adlı eser, Osmanlı’da humbara ve havan teknolojisi üzerine kaleme alınmış birkaç mühim eserden biridir. Eserin ilk kısmında müellif barutun icadı ve Humbaracı Ocağı hakkında malumat vererek ateşli silah kullanımının kısa bir tarihçesini çıkarmıştır. Eserde çok sayıda terkibin bulunması ve hemen her bilginin detaylı izahının yapılması, eserin Humbaracı Ocağı talebeleri için hazırlanmış olması ihtimalini akla getirmektedir.

Verdiği kıymetli malumat ile birlikte Fenn-i Humbara; ecza listeleri, hesaplamaları ve muhtelif ateşli silah çizimleriyle okuyucuya 18. asır Osmanlı askeri sanayiinin bir panoramasını görme imkânı sunmaktadır. Prof. Dr. Salim Aydüz ve Şamil Çan tarafından dahilinde çalışılan ve bilinen tek nüshası olan İBB Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet bölümü, K. 439 numaradaki nüsha esas alınarak hazırlanan Fenn-i Humbara ve Sanâyi‘-i Âteş-bâzî, bilgilendirici giriş yazısı ve metninin transkripsiyonu ile bilim tarihi sahasına değerli malumat kazandıracak ve Osmanlı’nın savaş teknolojisindeki gelişmelerin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacaktır. (Müellifi : Mustafa b. İbrâhim Yayına Hazırlayan: Salim Aydüz – Şamil Çan Yayın Yılı: 2015 Humbara ve Ateşli Silahlar Mustafa b. İbrâhim Ya Fatih Sultan Mehmed Kitaplığı 27)

Hikmetü’l-İşrâk İ şrâkiyye ekolünün kurucusu Şihâbüddîn es-Sühreverdî’nin (ö. 587/1191) en önemli eseri Hikmetü’l-İşrâk’tır. Kitabın önemi İşrâkiyye ekolünün ilkelerini, yöntemini ve karakteristik özelliklerini açık ve kapsamlı biçimde ortaya koymasından kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı Sühreverdî’nin kurduğu sistem adını bu eserden almıştır.

AHİ EVRAN 1171-1261 İran Hoy, Mutasavvıf Eline, diline, beline sahip ol. Kalbini, kapını, alnını açık tut.

HORASAN ERENLERİ VE TASAVVUF 1200

NASRUDDİN ET TUSİ  1201-1274 Horasan Tus, İran İran Felsefe, Matematik Trigonometri Sahasında İlk Defa Eser Veren Büyük İslam Alimi Bize Yön verenler, Alatlıç. Selçuklu dönemi  Anadolu, İran ve Türkistan ortak kültür havzasındaki bilginlerin, özellikle Semerkand matematik-astronomi okulu mensuplarının katkılarıyla Osmanlı ilim hayatı; lisanî, edebî, dinî ve kelamî ilimler yanında hikemî ve riyazî alanda da seviyesini hızla yükseltmiştir. Bu bilginlerin yanlarında getirdikleri eserler, istinsah faaliyetiyle hızla çoğaltılmış ve tedavüle sokulmuştur.

Bu üretim faaliyetinde en bariz yeri işgal eden Nasîrüddîn Tûsî’nin Tahrîrât’ıdır. Tahrîrât, Eukleides’in Usul’u ve Batlamyus’un Macestî’si ile ikisi arasında bulunan, Mutevassitât denilen Eski Yunan ve İslam dünyasında kaleme alınmış temel riyazî eserleri içerir. Bu eserler riyazî ilimler alanında, Osmanlı ülkesinde ihtiyaç duyulduğunda sürekli istinsah edilen ana çalış- malardır. Tıpkıbasımı yapılan eserin Fatih Sultan Mehmed’in mütalaası için istinsah edilmiş olması ve bunun neticesinde müstensihlerin daha dikkatli davranarak sahih bir metin ortaya çıkarmış olmaları nüshanın önemini, okuma kolaylığını ve görsel zenginliğini daha da artırmaktadır.

HACI BEKTAŞI VELİ 1209-1271 Horasan Nişabur, İran Mutasavvıf “Horasan Erenleri”

DAVUD-U KAYSERÎ1260-1350 Anadolu Kayseri Türkiye  Osmanlı Devletinin Kuruluş Döneminde Yaşamış İranlı Mutasavvıf, Filozof Ve Yazar. Dâvûd-i Kayserî Doğum Dâvûd bin Mahmûd bin Muhammed er-Rûmî el-Kayserî es-Sâvî Dâvûd-i Kayserî  veya Dâvûd bin Mahmûd bin Muhammed er-Rûmî el-Kayserî es-Sâvî 1260 Kayseri Ölüm 1350  Osmanlı’nın ilk müderrisi ve ilk düşünürü kabul edilen Davud-ı Kayseri (ö.1351) dinî ilimlerden ziyade tasavvuf, kelâm ve felsefe alanlarındaki dirayetiyle temayüz etmiştir. Vahdet-i vücut anlayışını Osmanlı’da felsefî bir muhtevayla açıklayan ilk düşünürdür.

Ayrıca tabiat felsefesine ait özgün görüşleri bulunan âlim, ilk defa atomların enerji yüklü olduğunu bildirmiştir. Nihâyetü’lbeyân fi dirâyeti’z-zamân adlı eseri zaman ve hareket kavramlarına dair özgün düşüncelere sahiptir. Aristoteles ve Bağdadî’yi eleştirerek fizikî zamanın deneysel zaman olduğunu belirtmiştir. Metafizik ve fizik açısından suyun önemini ve tabiatın canlılığını vurgulayan Kayserî, Tanrı aşkını el-Kasîdetü’l-mîmiyye şerhinde kaleme almış Füsûsu’l-Hikem şerhiyle de sûfileri etkilemiştir

Kutbüddin Razi 1293-1365 Horasan Rey, Veramin İran

Atatürk ve Türk İran Dostluğu

 “Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri geçmişin anlamsız kör döğüşlerini bilir, onu hiçbir biçimde ve nedenle yinelemek istemez. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri özellikle yeni tarihi belgelerle inandığı İranlıların düzenli, disiplinli, güçlü bir devlet olmasını diler.

Bugün İran devletinin başında bulunan Rıza Şah Hazretlerinin bu gerçeği bilenlerin başında bulunduğuna inanıyorum. Ortak sınırlarda görülen olaylar beni Rıza Han hakkında hiçbir zaman kuşkuya düşürecek nitelikte değildir. Zira, Pehlevi Hazretlerinin bu tür sorunların ortak çabalarımızla ortadan kaldırılacağına, bu amaçla güçlerimizi birleştireceğimize içtenlikle inandığını, bu konudaki fikirlerini dostluk eseri olarak söylediğini anımsıyorum.

Bu durumda Tahran’daki göreviniz Türk ve İran dostluğunun, zaten var olan yüksek ve sağlam temelleri üzerine yüce bir akrabalık binası kuracaktır.

Siz de benim ilk devrim ve zor günlerden arkadaşım olarak bu nazik görevi başarıyla yerine getireceksiniz. Buna güveniyorum. Sizi, İran’ın saygın ve bana dost olduğunu yakından bildiğim Şah Rıza Pehlevi Hazretlerine yazılacak güven mektubunda bu yanınızla anacağım.” asd:c.VI-s.2i3/2-ı.y.i9}o/Hüsrev Ctreıle’niıı büyükelçi olarak İran’a gidişi dolayısıylaJBk. 134.

Avrupa ve Avrasya

TESPİT: Avrupa ve Avrasya. Avrupa ve Avrasya. Avrupa ve Avrasya.  Önümüzdeki on seneler, incelerek, medenîleşerek Avrupalılaşmak umudunun sekter Doğu Avrupa kabalıklarıyla yer değiştirdiği bir sönümlenme devri. Avrupa’nın fetret devri de denilebilir buna. Avrasya’ya gelince karşımıza derin bir yalnızlık çıkıyor. Yiğidi öldürelim; ama hakkını verelim: Başardılar…

SORU:

Avrupa ve Avrasya

 

“Avrasya bir hinterland’dır bakın Avrasya hinterland şu demektir literatürde şimdi Merkez Güçler vardır dünya iş bölümünde Bir de periferiye kenara itilmiş olan güçler vardır artık  güç bile denmez onlara arada hinterlandlar bulunur bunu Andre Gunder Frank çok güzel anlatıyor hinterland şu özerk olabilen yani merkeze karşı özerk; bakın Türkiye tam bir hinterlanddır. Rusya tabii çok daha iri bir hinterlanddır. Bunlar direniyor şu an direniyor şimdi ne yapabilir Merkez bunları kontrol edebilmek için aralarındaki bağları koparırlar yani Türkiye ile Rusya’yı düşman etmek için bakın kaç dolap çevirdiler ve biz bu bazı dolapların içine de girdik zamanında biliyorsunuz Ama ayındık şu an Rusya dahilinde Biz de aynıdık Elçi öldürülüyor sefir öldürdüler düşünebiliyor musunuz Rusya’nın verdiği tepkiyi Yani tabii uçak düşürüldü uçak düşürüldüğü zaman Tabi o başka bir şeydi o uçağı kimin düşürdüğünü onlaı anladılar ama diğerini de anladılar Dolayısıyla Türkiye’de bu konuda şu an çok hassas Rusya’da çok hassas ama şimdi bakın yeni kalemler çıkacak karşımıza bakın Libya ama ondan daha öncelikli olarak Epeydir çok odağa almıyoruz Ermenistan meselesi kaşınıyor fena Avrupa Komisyonu meselesi var Çünkü o nereden çıktı galiba yanlış hatırlamıyor ülkemizde diyor insan hakları ihlallerinden endişe duyuyoruz bak bu laf kod gibidir Yani tabi tabi başlıyoruz orada tuhaf bir Batı İran işbirliği çıkacak çok tuhaf değil mi Dolayısıyla Kafkasya’yı karıştırıp orada çok büyük bir mesele çıkaracaklar Peki bir tek şunu kısaca rica ederek şöyle bir ifade kullandınız Avrupa’yı sönümlendirmek Avrasya’yı da artık ben araçta şöyle anlıyorum

Avrupa ve Avrasya

Avrasya Türkiye’den başlayarak Rusya Türkiye İran demektir

Ben arkasını saymıyor musunuz arkası dediğiniz nereye kadar Türkiye Cumhuriyetler var Asya işlerine gidiyoruz ya bunların bizi Uralların bu tarafını alalım geldiğimiz yer hep çeker mi ayrı bir şey bu Asya siyasetleri Avrupa zaten Ee buradan yani bu bizim yaşayamayacağımız bir ekosistem mi çıkaracaklar ve bunun da çıkış yollarını kendileri imal edecek doğal olarak uygun olacak Rusya için düşünmedim ama Türkiye için imal dilmiştir Bu yeni bir Avrupa kuruluyor Ey Türkiye yeni bir Avrupa Natosu kuruluyor nasıl ki Filipinlere orada reva görülen Avrupa Natosu şu demek Bunu Geçenlerde Estonya Dışişleri Bakanı Yanılmıyorsam Ya lütfen zehirli söylemler şu an orada biliyor musunuz  bunun Tabii Merkez Komutanlığı Muhtemelen Varşova falan olacak işte Yani şöyle söyleyeyim işte Baltık Polonya Çekya Romanya Bulgaristan Türkiye’yi oraya monte edecekler Filipinler’den Pasifik’te bekleneni Türkiye’den bekleyecekler genç nüfusun var Asker ol ve bunu Rusya’ya karşı kullandım Türkiye’ye bunu teklif edecekler bu teklifle karşılaşacağız” Hinterland

Mahalleleşen Köyler

 

İlk köyler

18..Mahalli İdareler Kanunu

19..  Orda bir köy var uzakta

19.. Köy Enstitüleri

19.. Köy Enstitüleri

20..Taşımalı Okul Sistemi

20..Köy Sayısı

Mahalleleşen Köyler

 

Çeşitli şehirlere bağlı bazı köylerimiz ıssızlığın içinde eriyip gidiyor yıllardır. Bazılarının üzerine mübadele yıllarından kalma bir sessizlik çökse de bazıları işsizliğin baş göstermesi sonucu terk edilmiş, hayalet köye dönmüş durumda…

 

Kıtalar

Kıtalar Kıtalar Kıtalar Kıtalar

Amerika dünyayı Amerika kıtası ve Avrasya kıtası olarak iki kıtadan oluşmuş olarak görüyor.

Güney Amerika Amerika kıtasının bir parçasıdır. Ayrıca Avrasya kıtası da Avrupa Asya ve Sina Çölü üzerinden birleştiği Afrika kıtalarının birleşimidir.

Avustralya’nın nüfusu çok az olduğu için Amerika’nın stratejik hesaplarında bir kıta olarak değerlendirilmiyor, bu şekilde dünyayı kendisi ve öteki olarak iki kıtadan müteşekkil olarak görüyor.

What is Different with Vision?

Fikir Ocağı

Beynimizi, başkalarının fikirlerini yığdığımız depo olarak değil, derinlerde özgün düşünceler barındıran fikir ocağı olarak görmeliyiz. İyi kullandığımız taktirde hem ısıtan hem de ışıtan ocak olacaktır. Yoksa çöp evine dönüşecektir…

 

Türkler ve Kıtalar

Türkler ve Kıtalar Türkler ve Kıtalar Türkler ve Kıtalar Türkler ve Kıtalar

Türkler Avrasya kıtasının doğusunda batısında kuzeyinde güneyinde yer olurken, Afrika kıtasının ise özellikle kuzeyinde devletler kurmuşlar Ve yine doğusunda, batısında ve ortasında varlık göstermişlerdir.
Biz bunu Türklerin  Avrasya ve Afrika kıtaları’nda ortaya koydukları kültür eserlerinde görmekte ve izlemekteyiz.

Türk Rönesansı, Türkistan Düşünürleri

Türk Rönesansı, Türkistan Düşünürleri. Türk Rönesansı, Türkistan Düşünürleri. Türk Rönesansı, Türkistan Düşünürleri. Türk Rönesansı, Türkistan Düşünürleri. Türk Rönesansı, Türkistan Düşünürleri

“En değerli yeraltı kaynağımız Türkistan diyarlarında yatan aziz bilgelerimizdir”

Batı nasıl eski Yunanı kendisine referans aldıysa Rönesansın referansı eski Yunan ise bizim halen yapmadığımız, yapmamakta direndiğimiz ki bunun sebebi de içimizdeki batıcılar ve Arapçılar direndiğimiz konu referans olarak Türkistanı almamız konusu.

Türkistan çünkü coğrafi olarak katalizör bir bölge. Bütün yönleri içinde sentezleyen Türkistan‘ın içinde Hint de var Çin de var, bölgeye batıdan gelen İslam da var, Tengricilik de Şamanizm de Zerdüştlük de var.

Bütün bu felsefeler bir senteze ulaşıyor, ben bunu şöyle bir cümleyle nihayetlendirmiştim “En değerli yeraltı kaynağımız Türkistan diyarlarında yatan aziz bilgelerimizdir” Farabi varken İbni Haldun Üniversitesini kurmak ise tipik bir yabancılaşma örneğidir.

Batıcı batıcı diyenler, Arapçı oldular bu ikili bir kıskaç bundan ancak kendimiz olarak kurtulabiliriz bunun yolu da Türkistan düşünürleri ile işe başlamaktır, 800 ile 1200 yılları arasındaki Türkistan düşünürleri ile kendi rönesansımızı başlatmaktır.

Ebu Hanife, Özbek Türküdür kökü Özbekistan’da Tirmiz kentidir. Mevlana’nın doğum yeri Belh (Afganistan) ile arasındaki mesafe sadece 120 km’dir. Bizim kaynaklarımız İran, Afganistan, Doğu Türkistan, Hindistan, Özbekistan ve Kazakistan. Karahanlı düşünürler bizim zihin hazinelerimiz.

Batıcı ve Arapçı kesimler bunu sürekli engelliyorlar, çünkü nemalanma kaynakları Avrupa ve Arap coğrafyası (Rabıta) üzerinden Amerika.

Avrupa eski Yunanla aydınlandı biz ise eski Türk ile aydınlanacağız.

MÖ 600 YENİSEY YAZITLARI İlk  Türkistan   Yazıt

MÖ 200 OĞUZ HAN  MÖ 234-174 Türkistan “Daha deniz, daha müren (ırmaklar) / Güneş bayrak, gök kurikan (çadır)” 

DESTAN VE YAZITLAR/

TENGRİ VE VAHİYLE BULUŞMA 600 

ALPAMIŞ DESTANI  Türkistan   Destan Bunlar geçmiş zamanlarda Cidalı Baysun elinde. Alpamış Batır’ın çok eski hikayesinin mısralarıdır.  hasan b.paksoy

DEDEM KORKUT DESTANI ilk Türkistan   Destan “Gelimli gidimli dünya..sonucu ölümlü dünya” hasan b.paksoy

MANAS DESTANI Türkistan   Destan sevgili kIrk yigidin haslarl,  hasan b.paksoy

TÜRK DESTANLARI  Türkistan Türkistan  Destan Destanlar Turklerin dusunce, kimlik ve yaraticiliginin en onemli temel taslarindan biridir. hasan b.paksoy

ORHUN YAZITLARI Türkistan Moğolistan Moğolistan Yazıt Yazıtlarda bu abidelerin sonsuzluğa kadar kalması temennisi ile “Bengü Taşlar” denmiştir.

TONYUKUK ilk 646-724 Türkistan Moğolistan Moğolistan Yazıt  (Türk hakanını), Türk halkını Ötüken toprağına ben kendim, Bilge Tunyukuk, (getirdim).    hasan b.paksoy Muharrem SEVİL

BİLGE KAĞAN  683-734 Türkistan Moğolistan Moğolistan Yazıt (Ben), Tanrı gibi (ve) Tanrı’dan olmuş Türk Bilge Hakan hasan b.paksoy

KÜLTİGİN YAZITI 684-731 Türkistan Moğolistan Moğolistan Yazıt “Kültigin koyun yılında 17. günde uçtu”

Yulig Tigin ö.734      “İkinci Türk müverrihi: Yulıg Tigin”Orhun, Sayı 5, s. 95-102.

EBU HANİFE  699-767 Türkistan Tirmiz, Özbekistan Özbekistan İslamiyet Eğer bilmediklerim ayağımın altında olsaydı, başım göğün en yüksek katına değerdi. Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı” dedesi afganistan’dan

BİLİM VE MATEMATİK 700

CABİR BİN HAYYAN ilk 721-815 Horasan Tus, İran Kimya “Hakim ol Kimyaya, hakim ol dünyaya”

İBN TÜRK EL-CEYLÎ ………..-847 Maveraünnehir Ceyl  Matematik Türk matematikçilerinin en eskisi

MERUZÎ ………-869 Horasan Merv, Türkmenistan Türkmenistan Matematik İlk trigonometrik rasyolar, sinüs, kosinüs, konjant, kotanjant

MUSA EL HAREZMİ ilk 780-850 Maveraünnehir Hive, Özbekistan Özbekistan Matematik, Astronomi Musa El Harezmi “Bilgelik Evinin Sultanı” Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı”

AKIL VE İMAN ; İSLAMİYET 800 

İMAM BUHARİ Buhara, Özbekistan İslamiyet İmam Buhari “Hadisçilerin Efendisi”. ilk 810-870 Maveraünnehir

İMAM MATURİDİ ilk 852-944 Maveraünnehir Semerkand, Özbekistan Özbekistan İslamiyet akıl ve iman Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı”

İMAM TİRMİZİ 824-892 Maveraünnehir Tirmiz, Özbekistan İslamiyet “Tirmizî’nin kitabı bir ilim bahçesidir”

FARABİ ilk 872-951 Maveraünnehir Farab (Otrar), Kazakistan Kazakistan Felsefe Farabi “Maveraünnehir’de Felsefe Dersleri” Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı”

BİLİM 900     

EBU’L-MAHMUD EL-HOCENDÎ   ………-1000 Maveraünnehir Hocend (Khujand) Tajikistan Tacikistan Matematik Fermat Teoremini, Fermat’tan 700 yıl önce bulan matematikçidir.

EBÜ’L-VEFA ELBUZCANΠ 940  –  998 Horasan Buzhgan, İran Matematik, Astronomi Harezmi’nin matematik ve geometrideki buluşlarını önemli ölçüde geliştirdi.Özellikle de geometri ile cebir arasındaki münasebetler üzerinde durdu

EL BİRUNİ ilk 973-1048 Maveraünnehir Kas, Harezm, İran Gökbilim, Matematik, Doğa Bilimleri, Coğrafya Ve Tarih El Biruni “Evrensel Bir Deha” Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı”

EBU’L HASAN HEREKANİ 1000 ler İran Bistam, Mutasavvıf

Ebul Hasan el Amiri ö.992 Horasan Nişabur İRAN

İBNİ SİNA ilk 980-1037 Maveraünnehir Buhara, Özbekistan Özbekistan  Tıp Adamı, Fizikçi, Yazar, Filozof Ve Bilim İnsanı. İbn-i Sina “Tıbbın Hükümdarı” Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı” el-İşârât ve’t-Tenbîhât, tarihin en önemli ve etkili filozoflarından biri olan İbn Sînâ’nın, kronolojik olarak son yazdığı eserlerden biridir. Üzerine yapılan şerh ve haşiyeler düşünüldüğünde, müellifin İslam dünyası üzerinde en etkili eseri olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Son derece veciz bir üslupla yazılan, girişinde felsefenin ilke ve önermelerinin ele alınacağı belirtilen eser mantık ilmiyle başlayıp fizikle devam etmekte ve  İbn Sînâ, yüzyıllar boyunca doğu ve batıda kendisinden önceki bütün filozofları gölgeleyecek kadar etkili olan Şifâ külliyatında felsefî ilimleri derlemiş ve tenkit süzgecinden geçirmiştir. Kuşkusuz bu külliyatın en önemli eseri varlık olmak bakımından varlığı inceleyen metafiziktir. Günümüze kadar üst düzey metafizik araş- tırmalarının en önemli kaynaklarından biri olan bu eser, Fatih Sultan Mehmed’in mü- talaası için istinsah edilmiş metinle birlikte Fatih Kitaplığı dizisi kapsamında neşredilmiştir.

HORASAN ERENLERİ: ANADOLU VE RUMELİ’NE DOĞRU 1000

KAŞGARLI MAHMUD ilk 1008-1105 Türkistan Kaşgar, Doğu Türkistan Çin Dil Kaşgarlı Mahmut “Türk Dilinin Taçsız Hükümdarı” Bkz:”Bize Yön Verenler, Alev Alatlı”
YUSUF HAS HACİB ilk 1017-1077 Türkistan Balasagun, Kırgızistan Kırgızistan Siyasetname Yusuf Has Hacib “Özü gitti insanın, adı kaldı bak” Bkz:”Bize Yön Verenler, Alev Alatlı”
NİZAMÜLMÜLK 1018-1092 Horasan Tus, İran Siyasetname Memleketin nizamlarının kurucusu Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı”
EN NESEFİ 1047-1115 Maveraünnehir Nesef, Tacikistan Tacikistan İslamiyet “Allah, kullarına doğru yolu gösteren ve hedefe ulaştırandır.” Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı”
ŞEYH YUSUF HEMEDANİ 1048-1140 Horasan Hemedan, İran, İslamiyet “Hocaların Hocası”
ÖMER HAYYAM 1048-1131 Horasan Nişabur, İran Felsefe, Matematik, Astronomi Adalet evrenin ruhudur.
GAZZALİ 1058-1111 Horasan Tus, İran İslamiyet Beden kalbin ülkesidir. Bu ülkede kalbin birçok askeri vardır. Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı”
ABDULKÂDİR GEYLANİ  1077-1166 İran Gilan Alim,Mutasavvıf, İslam Filozofu Büyük Selçuklu Devleti döneminde, günümüz İran’ının Hazar Denizi kıyısındaki Gilan Eyaleti’nde 1077 (H. 470) yılında doğan âlim ve mutasavvıf olan Kadiriye tarikatının kurucusu ve İslam filozofu. 1166 (H. 561) yılında Bağdat’ta vefat etti ve türbesi buradadır.
AHMET YESEVİ ilk 1093-1166 Maveraünnehir Yesi, Kazakistan Kazakistan Mutasavvıf Hoca Ahmet Yesevi “Orta Asya Göklerinde Bir Yıldız”  “Menim hikmetlerim dana (bilgin) isitsin Sozumu destan kilib maksadina yetsin.”  sevil @ trt.net.tr   Osmanlinin_Kurulusunda_Bir_Oncu_Azinlik_KurumuHorasan_Erenleri-796277.html

TASAVVUF 1100  

EL CEZERİ ilk 1136-1206 Mezopotamya Cizre, Türkiye Türkiye Sibernetik “Tatbikata çevrilmeyen her teknik ilim, doğru ile yanlış arasında kalacaktır”  Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı” selçuklu dönemi
EDİP AHMET YÜKNEKİ 1100 ler Maveraünnehir Semerkand, Özbekistan Özbekistan Siyasetname Atabet Ül Hakayık
Nesevî ö. 1100’den sonra Horasan Nesa Türkmenistan Matematikçi ve astronomi âlimi.  Nesevî’nin et-Tecrîd adlı eserinin 551 (1156) veya 557 (1162) istinsah tarihli bir nüshasının sonundaki bizzat kendisinden alınan bilgilerden İbn Sînâ’nın onun evine geldiği ve el-Ķānûn fi’ŧ-ŧıbb’ın bir kısmını orada yazdığı öğrenilmektedir. Büyük bir kütüphane ve ilim yuvası olan bu eve uğrayan ünlülerden biri de Bîrûnî idi; Nesevî onu kısa boylu ve “en sağlam bilgiye sahip âlim” (mutkın) diye nitelemektedir.
Kendi verdiği bilgilerden anlaşıldığına göre Nesevî, Büveyhî Hükümdarı Mecdüddevle devrinde (997-1029) Rey ve İsfahan’da bulundu. Rey’in 1029’da Gazneli Mahmud tarafından ele geçirilmesi üzerine Sultan Mahmud ve II. Mesud dönemlerinde uzun süre Gazne’de yaşadı. Gazneliler’in yıkılışından sonra İsfahan’da Selçuklu hükümdarlarının hizmetine girdi, özellikle Tuğrul Bey’in yakınında bulundu.
Nesevî’nin, gerek Bâznâme’yi 472’de (1079) yazmasına gerek bu tarihten sonra ve Ali b. Zeyd el-Beyhakī’nin, 100 yıldan fazla yaşadığını belirtmesine bakarak en erken 493’te (1100) öldüğü söylenebilir. Nesevî, matematik tarihinde hisâb-i Hindî’ye dayalı ondalık kavramını iyi bilen matematikçilerin başında gelir. Öncelikle hisâb-i zihnînin birim kesir anlayışına hisâb-i Hindî tekniklerini uygular. Öte yandan hisâb-i sittînîyi Hint sayılarına göre kurar ve onu bu tabanla yapılan temel aritmetik işlemlerine tatbik eder.
NECMEDDİN KÜBRA 1145-1221 Maveraünnehir Hiva, Özbekistan Özbekistan Mutasavvıf tarîkat deniz gibidir, hakîkat da inci gibidir.
FAHREDDİN ER-RÂZÎ ilk 1149-1210 İran Rey, Din Bilgini, Fizikçi Ve Düşünür
ŞAHABETTİN SÜHREVERDİ 1153-1191 1153-1191 İran Sühreverd, Mutasavvıf şeyhlerin şeyhi Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı” Mustafâ ibn-i İbrâhîm (ö. ?) adlı bir humbaracı kâtibi tarafından kaleme alınan Fenn-i Humbara ve Sanâyi‘-i Âteş-bâzî adlı eser, Osmanlı’da humbara ve havan teknolojisi üzerine kaleme alınmış birkaç mühim eserden biridir. Eserin ilk kısmında müellif barutun icadı ve Humbaracı Ocağı hakkında malumat vererek ateşli silah kullanımının kısa bir tarihçesini çıkarmıştır. Eserde çok sayıda terkibin bulunması ve hemen her bilginin detaylı izahının yapılması, eserin Humbaracı Ocağı talebeleri için hazırlanmış olması ihtimalini akla getirmektedir.
Verdiği kıymetli malumat ile birlikte Fenn-i Humbara; ecza listeleri, hesaplamaları ve muhtelif ateşli silah çizimleriyle okuyucuya 18. asır Osmanlı askeri sanayiinin bir panoramasını görme imkânı sunmaktadır. Prof. Dr. Salim Aydüz ve Şamil Çan tarafından dahilinde çalışılan ve bilinen tek nüshası olan İBB Atatürk Kitaplığı, Muallim Cevdet bölümü, K. 439 numaradaki nüsha esas alınarak hazırlanan Fenn-i Humbara ve Sanâyi‘-i Âteş-bâzî, bilgilendirici giriş yazısı ve metninin transkripsiyonu ile bilim tarihi sahasına değerli malumat kazandıracak ve Osmanlı’nın savaş teknolojisindeki gelişmelerin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacaktır.
Müellifi : Mustafa b. İbrâhim Yayına Hazırlayan: Salim Aydüz – Şamil Çan Yayın Yılı: 2015 Humbara ve Ateşli Silahlar Mustafa b. İbrâhim Ya Fatih Sultan Mehmed Kitaplığı 27 Hikmetü’l-İşrâk İ şrâkiyye ekolünün kurucusu Şihâbüddîn es-Sühreverdî’nin (ö. 587/1191) en önemli eseri Hikmetü’l-İşrâk’tır. Kitabın önemi İşrâkiyye ekolünün ilkelerini, yöntemini ve karakteristik özelliklerini açık ve kapsamlı biçimde ortaya koymasından kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı Sühreverdî’nin kurduğu sistem adını bu eserden almıştır.
AHİ EVRAN 1171-1261 İran Hoy, Mutasavvıf Eline, diline, beline sahip ol. Kalbini, kapını, alnını açık tut.

HORASAN ERENLERİ VE TASAVVUF 1200

NASRUDDİN ET TUSİ  1201-1274 Horasan Tus, İran Felsefe, Matematik Trigonometri Sahasında İlk Defa Eser Veren Büyük İslam Alimi Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı” selçuklu dönemi  Anadolu, İran ve Türkistan ortak kültür havzasındaki bilginlerin, özellikle Semerkand matematik-astronomi okulu mensuplarının katkılarıyla Osmanlı ilim hayatı; lisanî, edebî, dinî ve kelamî ilimler yanında hikemî ve riyazî alanda da seviyesini hızla yükseltmiştir.
Bu bilginlerin yanlarında getirdikleri eserler, istinsah faaliyetiyle hızla çoğaltılmış ve tedavüle sokulmuştur. Bu üretim faaliyetinde en bariz yeri işgal eden Nasîrüddîn Tûsî’nin Tahrîrât’ıdır. Tahrîrât, Eukleides’in Usul’u ve Batlamyus’un Macestî’si ile ikisi arasında bulunan, Mutevassitât denilen Eski Yunan ve İslam dünyasında kaleme alınmış temel riyazî eserleri içerir. Bu eserler riyazî ilimler alanında, Osmanlı ülkesinde ihtiyaç duyulduğunda sürekli istinsah edilen ana çalış- malardır. Tıpkıbasımı yapılan eserin Fatih Sultan Mehmed’in mütalaası için istinsah edilmiş olması ve bunun neticesinde müstensihlerin daha dikkatli davranarak sahih bir metin ortaya çıkarmış olmaları nüshanın önemini, okuma kolaylığını ve görsel zenginliğini daha da artırmaktadır.
MEVLANA 1207-1273 Horasan Belh, Afganistan Afganistan Mutasavvıf Biz yaradanı görmeden sevmedik mi? Klasik Doğu edebiyatının en önemli, en güzel edebî ve tasavvufî eserlerinden birisi olan Mesnevî, defter adı verilen 6 ciltten oluşmaktadır. Doğduğu Belh şehrinden göçerek Anadolu’nun merkez şehirlerinden Konya’da ikâmet eden ve buradan tüm insanlığa hakikati seslendiren Mevlânâ’nın ömrünün son on beş yılında söylediği ve Hüsameddin Çelebi tarafından yazıya aktarılan eserdir. Söylenip yazıldığı 13. yüzyıldan itibaren değerinden hiçbir şey kaybetmeden günümüze kadar ulaşmış nadir eserlerden birisi olan Mesnevî, bugün de dünyanın her yerinde geniş kitleler üzerindeki etkisini sürdürmeye, çeşitli dillerde  okunmaya devam etmektedir.
Çevrildiği dillerin sayısı ve ona yapılan şerhler etki sahasını ve şöhretinin seviyesini göstermektedir. Günümüzde bile yaradılış gâyesinin sırrını taşıyan her gönülde yankı uyandıran, düşünebilme kâbiliyetine sahip akılları tefekkür zirvelerinde dolaştıran Mesnevî; Mevlânâ’nın vefatından 100 yıl sonra istinsah edilmiş ve en eski yazmalardan biri olan Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Halet Efendi, 171 numarada kayıtlı nüshanın tıpkıbasımı ile birlikte bu alanda uzman Prof. Dr. Derya Örs – Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç tarafından çevrilerek yayıma hazırlanmıştır.
HACI BEKTAŞI VELİ 1209-1271 Horasan Nişabur, İran Mutasavvıf “Horasan Erenleri”
SADREDDİN KONEVİ 1210-1274 Mezopotamya Malatya, Türkiye Türkiye Mutasavvıf klasik tasavvufun kuvvetli bir fikir cereyanına dönüşmesi Tasavvuf tarihinde Allah-âlem iliş- kisini, dolayısıyla varlığın meydana gelişini ve işleyişini, akla dayalı ilmî yöntemlerden farklı olarak hocası Muhyiddin İbnü’l-Arabî gibi keşf ve ilhamdan kaynaklanan mistik sezgiyle açıklayan Sadreddin Konevî, varlığı aynı sistemle yorumlamakta ve ilm-i ilâhînin (Metafizik) temel meselesini Miftâhu’l-Gayb isimli eserinde başarılı bir üslupla ele almaktadır
DAVUD-U KAYSERΠ 1260-1350 Anadolu Kayseri Türkiye  Osmanlı Devletinin Kuruluş Döneminde Yaşamış İranlı Mutasavvıf, Filozof Ve Yazar. Dâvûd-i Kayserî Doğum Dâvûd bin Mahmûd bin Muhammed er-Rûmî el-Kayserî es-Sâvî Dâvûd-i Kayserî  veya Dâvûd bin Mahmûd bin Muhammed er-Rûmî el-Kayserî es-Sâvî 1260 Kayseri Ölüm 1350  Osmanlı’nın ilk müderrisi ve ilk düşünürü kabul edilen Davud-ı Kayseri (ö.1351) dinî ilimlerden ziyade tasavvuf, kelâm ve felsefe alanlarındaki dirayetiyle temayüz etmiştir. Vahdet-i vücut anlayışını Osmanlı’da felsefî bir muhtevayla açıklayan ilk düşünürdür.
Ayrıca tabiat felsefesine ait özgün görüşleri bulunan âlim, ilk defa atomların enerji yüklü olduğunu bildirmiştir. Nihâyetü’lbeyân fi dirâyeti’z-zamân adlı eseri zaman ve hareket kavramlarına dair özgün düşüncelere sahiptir. Aristoteles ve Bağdadî’yi eleştirerek fizikî zamanın deneysel zaman olduğunu belirtmiştir. Metafizik ve fizik açısından suyun önemini ve tabiatın canlılığını vurgulayan Kayserî, Tanrı aşkını el-Kasîdetü’l-mîmiyye şerhinde kaleme almış Füsûsu’l-Hikem şerhiyle de sûfileri etkilemiştir
NESEFİ ……..- 1310 Maveraünnehir Nesef, Tacikistan Tacikistan Mutasavvıf  Hanefi mezhebinde büyük bir müctehid Bkz: “Bize Yön Verenler, Alev Alatlı”
Kutbüddin Razi 1293-1365 Horasan Rey, Veramin İran

Churches at Lesvos Island, Greece

Churches at Lesvos Island, Greece Churches at Lesvos Island, Greece Churches at Lesvos Island, Greece Churches at Lesvos Island, Greece Churches at Lesvos Island, Greece

by our Correspondent Irfan Benli