Home Blog Page 107

Atatürk’ün Felsefe Hakkında Söylediği Sözler

Benim yirminci asır adamı olarak kanaatim şudur ki, siyans ne kadar yükselmiş halde olursa olsun, onu bir defa en büyük sevgimle, anlayışımla alırım.

Fakat benim ve benim gibi bütün insanlık mevcudiyetinin henüz kavrayamadığı ve ona filozofi dediği şeyin de bence esası insan psikolojisi olduğu noktasında hala durmaktayım.

Ve zannediyorum ki, bu noktadan daha büyük, yüksek ve derin, kadim, geniş bir başlangıç bulmak, kimseye, akıllıyım diyen hiç kimseye nasip olmayacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk – 1935


Ve fakat yazı nedir?

Yazı; bu Türk kelimesi şu anlamı işaret eder: Her şey bilhassa bir şey…

O da insan zekasının, düşüncesinin, kafasındaki geniş parlaklığın ve o zeka parlaklığının bütün buluş ve görüşlerinin, yapışlarının ifadesine yarayan bir şeydir, objedir.

Mustafa Kemal Atatürk – 12 Ekim 1937


Tanınmış birçok aydının kitabını okudum, hemen hepsi “hayat: insan dünyaya ağlayarak gelir, ağlayarak gider; ikisinin arası da ızdırap doludur” diyor.

Kendi kendime “o halde hayat manasız, kıymetsiz bir şeydir” dedim.

Bu sırada elime başka bir aydının kitabı geçti. Hayatı diğerleri gibi tarif ediyor, yalnız “ikisinin ortası ızdırap arasında neşeli vakitleri kendilerine temin edenler mesut kimselerdir” diyor.

Fert olsun, millet olsun neşeyi elden bırakmamalıdır. Neşe enerji kaynağıdır; neşesiz bir milletin yaşamaya hakkı yoktur.

İşte akşamları masama topladığım kişilerle geçirdiğim tatlı saatler, o aydının bildirdiği gibi mesut anlarımdır.

Bununla milletime örnek olmak istiyorum. Neşesini bırakmamalıdır.

Mustafa Kemal Atatürk


Felsefe, çölde sıcak kumlar içinde cayır cayır yanan, tutuşan, dili, damağı kuruyan gezginin ufukta beliren serabı su zannederek arkasından koşmasına benzer.

Mustafa Kemal Atatürk


Hayatın sırları içgüdülerle duygulardadır. Akıl ve mantıkla bulunmaz.

Mustafa Kemal Atatürk – 1925

Atatürk’ün Bilgelik Hakkında Söylediği Sözler

Şu ve bu tarzda birtakım kuş beyinli kimselere kendinizi beğendirmek hevesine düşmeyiniz, bunun hiçbir kıymeti ve önemi yoktur.

Mustafa Kemal Atatürk


İnsanın vücudu bir kürsüdür; zeka cevherinin mahfazası olan başı, üzerinde taşımak için kurulmuş bir kürsü!

Çünkü esas zekadır…

Mustafa Kemal Atatürk


Söyleyeceğiniz her cümleden sonra, yeni bir cümleye daha başlamadan bir an bile dudağınızı birbirine kavuşturup ağzınızı kapalı tutun.

Bu bir anlık susuş sırasında zihninize gelecek tedbirlerin çokluğunu tasavvur edemezsiniz.

Mustafa Kemal Atatürk


İnsan bilmediği işe burnunu sokmamalı!

Mustafa Kemal Atatürk – 2 Şubat 1938


Her gün, sabah, akşam, gece, ne zaman sırasına getirebilirseniz; bir çeyrek, yarım saat, ne kadar vakit ayırabilirseniz, kendi içinize çekilin; o gün yaptığınız işi gözünüzün önünden ve düşüncenizin tartısından bir defa geçirin.

Şuurunuzdan alacağınız cevapların ne kadar faydalı olacağını tasavvur edemezsiniz.

Mustafa Kemal Atatürk


Bazen hiç umulmadık adamdan ben çok şeyler öğrenmişimdir.

Hiçbir fikri aşağı görmemek lazımdır.

Sonunda kendi fikrimi tatbik edecek bile olsam, ayrı ayrı herkesi dinlemekten zevk alırım.

Mustafa Kemal Atatürk


Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerinizi anlamak istiyorum.

Milli emeller, milli irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil, bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin bileşkesinden ibarettir.

Mustafa Kemal Atatürk – 7 Şubat 1923

Turkish Economy

IMG_4763

Söz’ün Gücü

https://open.spotify.com/show/6ydikHH9dBcfb25WjY2WIa

Türk Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları

Güney Türkistan Bilge Düşünürlerimiz

 

GÜNEY TÜRKİSTAN BİLGE DÜŞÜNÜRLERİMİZ
Mevlana Belh Horasan Afganistan
Ebul Kasım Unsuri (968–1039). Belh Afganistan
Ebul Fazl Beyhaki (995–1077). Gazne Afganistan
Hücviri Ö.1072 Gazne Afganistan
Ali Şir Nevai Herat Maveraünnehir Afganistan
Kemaleddin Bihzad (1450–1537). Herat Afganistan
Hüseyin Baykara. Herat Afganistan
Ebul Hasan İbni Culuğ Faruki. Sistan Afganistan
Ahmet Ağaoğlu Azerbaycan Azerbaycan
Molla Hafız Gence, Berda Azerbaycan
Gönül Bünyadzâde Göyce Azerbaycan
Abdulkadir El Meragi Meraga Azerbaycan
Hüseyinzâde Ali Turan Salyan Azerbaycan
İmameddin Nesimi Şamahı Azerbaycan
Ahmet Cevat Şemkir Azerbaycan
Muhammed Bin Mahmud Şirvani Şirvan Azerbaycan
Seyyid Yahya Şirvani Şirvan Azerbaycan
Fethullah Eş-Şirvanı Şirvan, Şemahi Azerbaycan
Seydi Ali Reis. Gucerat’a ulaşmış. Hindistan
Ebu’l Hasan Herekani Bistam İran İran
Ebü’l-Vefa Elbuzcanî Buzhgan Horasan İran
İbn Türk El-Ceylî Ceyl Maveraünnehir İran
Şeyh Yusuf Hemedani Hemedan Horasan İran
Molla Fenarî Horasan Maveraünnehir İran?
Ahi Evran Hoy İran İran
El Biruni Kas, Harezm Maveraünnehir İran
Şeyh Küşteri Küşter Horasan İran
Ebul Hasan El Amiri Nişabur Horasan İran
Ömer Hayyam Nişabur Horasan İran
Hacı Bektaşı Veli Nişabur Horasan İran
Fahreddin Er-Râzî Rey İran İran
Kutbüddin Razi Rey, Veramin Horasan İran
Uluğ Bey Sultaniye Maveraünnehir İran
Şahabettin Sühreverdi 1153-1191 Sühreverd İran İran
Ali Tusi Tus İran İran
Cabir Bin Hayyan Tus Horasan İran
Et Tusi Naşirüddin (1201 – 1274): Tus İran
Nizamülmülk  (1018 – 1092): Tus İran
El Gazali 1058-1111. 1058 Tus İran
El Farabi (870-950). Farab Kazakistan
Farabi Farab (Otrar), Kazakistan Maveraünnehir Kazakistan
Ahmet Yesevi Yesi, Kazakistan Maveraünnehir Kazakistan
İmam Buhari Buhara Maveraünnehir Özbekistan
İbni Sina Buhara Maveraünnehir Özbekistan
Bahaeddin Mehmed Nakşibendi  Şah-I Nakşibend Buhara Maveraünnehir Özbekistan
Babür Şah Fergana Türkistan Özbekistan
Necmeddin Kübra Hiva Maveraünnehir Özbekistan
Musa El Harezmi Hive Maveraünnehir Özbekistan
İmam Maturidi 870 Semerkand Maveraünnehir Özbekistan
Edip Ahmet Yükneki Semerkand Maveraünnehir Özbekistan
Ali Kuşçu Semerkand Maveraünnehir Özbekistan
Şemsüddin Es Semerkandi Semerkand Maveraünnehir Özbekistan
Ebu Hanife Tirmiz Maveraünnehir Özbekistan
İmam Tirmizi Tirmiz Maveraünnehir Özbekistan
Ekber Şah. Sind Pakistan
Ebu’l-Mahmud El-Hocendî Hocend (Khujand) Tajikistan Maveraünnehir Tacikistan
En Nesefi Nesef Maveraünnehir Tacikistan
Nasir Hüsrev (1004–1088). Qabodiyon Tacikistan
Meruzî Merv Horasan Türkmenistan
Nesevî Nesa Horasan Türkmenistan

 

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Kasım 03, 2020

Balkanlarda PAZAR Yer Adları

   

BALKAN VE ANADOLU YARIMADALARI

BALKAN VE ANADOLU YARIMADALARI birlikte bir bölge; bölgesel bir BALKANLAR bütünlüğü meydana getirmişlerdir. Avrasya kıtasının Avrupa ayağında BALKAN Yarımadası, Asya ayağında ise ANADOLU yarımadası bulunmaktadır. Boğaziçi”ni süsleyen iki kalenin adlarına da yansımıştır iki yarımada eksenli tarihimiz; Rumelihisarı”na ve Anadoluhisarı”na. Bilhassa Türklerin Balkan Yarımadası”na ayak basışlarından itibaren 650 yıl içerisinde Balkan ve Anadolu Yarımadaları”ndaki nüfus birbirleriyle büyük ölçüde kaynaşmış ve ortak bir kültür yaratılmıştır; Anadolu ve Balkanlar, 1600 senedir aynı eksende beraber yaşamaktadır. Kimilerine göre Asyalı, kimilerine göre Avrupalı, kimilerine göre ise Ortadoğulu olduğu söylenen Türkiye’nin, tartışılmayacak ve reddedilmeyecek esas coğrafyası Balkanlar’dır. Balkan ve Anadolu yarımadasındaki kültürlerin karışımı, farklı kültürlerin etkileşimi Türkler üzerinde çok farklı etkiler yapmıştır. Ortaya çıkan ortaklaşa kültür inanılmaz bir zenginliktedir; üç kıtaya hükmetmiş imparatorlukların (Roma, Doğu Roma-Bizans, Osmanlı) mirasını barındırmaktadır.
Bu imparatorluklardan sonuncusunun kurucusu olmaları nedeniyle Türkler bu mirasın sahibidirler. Balkan ülkelerinde, Osmanlı İmparatorluğundan bu yana milyonlarca soydaşımız hayatını sürdürmüştür. Balkanlar ile komşuluk ilişkimizin çok daha ötesinde, akrabalık ilişkimiz vardır. Türkler, Balkanların tüm halkları ile akrabadırlar ve Balkan ulusları ile bir arada yaşamayı pekala başarabildiklerini göstermişlerdir. Balkanların Osmanlı hakimiyetine geçmesiyle beraber, Türkler ve Balkan halkları uzun seneler huzur içinde birlikte yaşamışlardır. Asırlar süren bu birliktelik toplumların birbirleriyle kaynaşmasına, dolayısıyla komşuluk ilişkisinin dışında bir akrabalık ilişkisi doğmasına neden olmuştur.

Türkçe, Balkan ülkelerinin ortak dilidir. BALKAN kelimesi Türkçe kökenli olduğu gibi, PAZAR kelimesi de Arnavutça, Bulgarca, Sırpça, Macarca, Romence, Rumca gibi tüm Balkan dillerinde ortak olarak kullanılan Türkçe kökenli bir kelimedir.

Ayrıca pazar kelimesi Balkanlar”daki yer adlarına da yansımıştır; Arnavutluk’da Ndrouqi Pazari, Bosna-Hersek’de Pazaric, Bulgaristan”da Pazarcık, Tatarpazarcık, Novi Pazar, Osman Pazarı; Makedonya’da Skopski Pazar, Romanya’da Pazarlia, Yugoslavya”da Novi Pazar, Virpazar, Hırvatistan’da Pazariste ve Yunanistan’da Megalo Pazaraki bu yer adlarından bazılarıdır. Bu ülkelerde, içinde pazar kelimesinin geçtiği 40’dan fazla yeradı, bölgede pazar olgusunun ne denli yaşamsal olduğunu ve Türklerin yönetiminde Balkanlar”da bütüncül bir pazarın yaratıldığını göstermektedir.
BALKANPAZAR, bölgesel güçlerin yükselişine paralel bir Balkan ticaret ve kültür hareketine önayak olma misyonu doğrultusunda, Balkanlarda ticaretin bölgeselleştirilerek, bölgesel bir ekonomik dinamizm yaratılmasına yönelik bir inisiyatiftir. Balkan ülkelerinin biribirleri ile ticaretinin, Balkan dışı ülkeler ile olan ticaretinden daha fazla olmasının önü açılmalıdır. Burada TİCARET‘in gücü ve somut geliştirici etkisi birincil derecede önemlidir. Macaristan’dan Türkiye’ye , Karadeniz’den Adriyatik’e ve hatta bazılarının önesürdüğü şekilde Rusya’ya, Orta Asya ve Çin’e kadar olan bölgede, bölgesel bir (iç) pazar yeniden oluşmaktadır. Macaristan’ın kuzeydoğusundaki Debrecen’den, Avrupa-Asya ticaretinin merkezi İstanbul’a kadar, devletlerin siyasi ve askeri sınır tanımlamalarından farklı bir bölgenin dış çizgileri gözükmeye başlıyor. On yıldan daha uzun bir süredir, eski ticaret yolları bölgede yeniden ortaya çıkarken, mazide kalan şehirler, Balkanlar’da ticaret merkezleri olarak yeniden canlanmaktadır. Geçtiğimiz on yıllık süre içinde, Balkanlar’ın tümünde ve orta ve doğu Avrupa boyunca yeni/eski pazar merkezleri ortaya çıktı. Sonunda, Avrupa-Asya ticaretinin belkemiği İstanbul, yeniden, bütün bölgenin ana ticaret merkezi oldu. Tarih boyunca Doğu Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik etmiş ve yaklaşık 2500 yıllık ticari geleneğe sahip olan İstanbul; Balkan dünyasının merkezidir.
Ticaret yolları, üzerinde yalnızca ürünlerin değil, çeşitli kültürlerin dolaşımının da gerçekleştiği kanallardır. Ticaret ve kültür akışları hep birbirine bulanır birlikte hızlanırlar. Balkanlarda yeni bir Rönesans sürmektedir. Yeryüzünün en kültür fışkıran bölgesi olan Balkanlar, 1990’lı yıllardaki geçiş döneminin çalkantılarını geride bırakırken, geçmişte bünyesinde barındırdığı imparatorluklar ve antik dönemden beri süregelen uygarlıkların birikiminden aldığı güçle, yeni bir evrensel kültürü, bölgesel ticaretin dinamizmi ile yaratma yolunda ilerlemektedir…
Hedef; “BİR UÇTAN BİR UCA BALKANLAR” olgusunun Türk, Bulgar, Macar, Yunanlı, Romen, Moldayyalı, Arnavut, Boşnak, Sırp, Hırvat, Makedon, Sloven unsurlarının; Mostar’dan İstanbul’a, Gostivar’dan Erzurum’a, Üsküp’ten Bursa’ya, İşkodra’dan Varna’ya, Saraybosna’dan Lefkoşa’ya, İzmir’den Budapeşte’ye, Sofya’dan Konya’ya, İskenderun Körfezi’nden Adriyatik’e, Köstence’den Trabzon’a, Novi Pazar’dan Adapazarı’na, Estergon’dan Iğdır’a, Tuna boylarından Dicle’ye, Fırat’a, Saraybosna’dan Gaziantep’e, Gazimagosa’ya, Balkan Yarımadası’ndan Anadolu Yarımadası’na; “Ege’den Akdeniz’e”, “Karadeniz’den Adriyatik’e” artan dostluk ve işbirliği olmalıdır.

Türkiye olarak, 21. yüzyıl’da çeşitli formlar altında yeniden birleşebilecek olan Balkanlar’da, yüzyıllar boyu oynadığımız birleştirici rol mirası, BALKANPAZAR’ın hayata geçirilmesinde, gerçek bir zenginliktir.

Istanbul Islands Around

IMG_8668 Video

 

 

Cumhuriyetin İlk Yüzyılı Hakkında Ne Dediler? Celal Tahir’in Röportajları kitaplaştı

Şairlerim: Hilmi Yavuz