Home Blog Page 104

İsmet Zeki Eyüboğlu’nun Kitapları

  • Baki / İsmet Zeki Eyüboğlu. – İstanbul: Kitaş Yayınları, 1972. 191 s.; 19 cm. – (Kitaş Yayınları Doğunun ve Batının büyük ustaları;
1973
  • Tanrı Yaratan Toprak İsmet Zeki Eyüboğlu Sinan Yayınları İstanbul 1973

1979

  • İnsanın Boyutları İsmet Zeki Eyüboğlu Çağdaş Yayınları İstanbul 1979
1980
  • Şeyh Bedreddin ve varidat / İsmet Zeki Eyüboğlu. – İstanbul: Der Yayınları, 1980. 400 s.; 20 cm. – (Der Yayınları; 9 .
  • Bütün yönleriyle Bektaşilik (Alevilik) : Bektaşiliğin doğuşu… kaynakları… Bektaşilik inançları… töreler… Bektaşilikte insan… On İki İmam… Bektaşilikte tanrı… / İsmet Zeki Eyüboğlu. – İstanbul: Yeni Çığır Kitabevi, 1980. 606 s.; 19 cm.
1981
  • Anadolu uygarlığı / İsmet Zeki Eyüboğlu. – İstanbul: Der Yayınları, 1981.
  • Atatürk’ten özdeyişler / İsmet Zeki Eyüboğlu. – İstanbul: Uygarlık Yayınları, 1981. 174 s.; 20 cm.1.
1982
  • Geçmişin Yaşama Gücü İsmet Zeki Eyüboğlu Adam Yayınları İstanbul 1982
1984
  • Kendi sözleriyle Atatürk ilkeleri / İsmet Zeki Eyüboğlu. – İstanbul: Uygarlık Yayınları, 1984.
  • 237 s.; 19 cm. – (Uygarlık Yayınları; yayın no. 1)
1987
  • Anadolu Büyüleri İsmet Zeki Eyüboğlu Der Yayınları İstanbul 1987
  • Anadolu İnançları İsmet Zeki Eyüboğlu Geçit Kitabevi İstanbul 1987
  • Abdal Musa -Bir ermişin ışıldağıyla aranan gerçek- / İsmet Zeki Eyüboğlu. – İstanbul: Geçit Kitabevi, 1991.112 s.; 20 cm.
1989
  • Hacı Bektaş Veli: Bütün yönleriyle. İstanbul: Özgür Yayınları.1989
1995
  • Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü İsmet Zeki Eyüboğlu Sosyal Yayınlar İstanbul 1995
1996
  • Çin denemeleri / W. Eberhard; yay. haz. İsmet Zeki Eyüboğlu. – İstanbul: Say Yayınları, 1996. 199 s.; 20 cm.ISBN: 975-468-134-
1997
  • Anadolu Uygarlığı İsmet Zeki Eyüboğlu Der Yayınları İstanbul 1997
1998
  • Anadolu Mitolojisi İsmet Zeki Eyüboğlu Toplumsal Dönüşüm Yayınları İstanbul 1998
  • Bütün yönleriyle Mevlana Celaleddin : Yaşamı-felsefesi-düşünceleri-şiirleri / İsmet Zeki Eyüboğlu. – 2.bsk. – İstanbul: Özgür Yayınları, 1998.166 s.; 20 cm. – (Özgür Yayınları; 47) ISBN: 975-447-091-X
  • (1998). Taşoluğun Başında. istanbul: Pencere Yayınları.
2000
  • Yoksul Özdeyişler İsmet Zeki Eyüboğlu Pencere Yayınları İstanbul 2000
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2000). Bütün Yönleriyle Tasavvuf Tarikatlar ve Mezhepler Tarihi. istanbul: Derin Yayınları.
2007
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2007). Anadolu Halk İlaçları. istanbul: Derin Yayınları.
  •  Eyüboğlu, İ. Z. (2007). Anadolu Gerçeğİ. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2007). Tanrı Yaratan Toprak Anadolu. istanbul: Derin Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2007). Anadolu Mitolojisi. istanbul: Derin Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2007). Anadolu İnançları. istanbul: Derin Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2007). Osmanlıdan Cumhuriyet’e Türk Kadını. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2007). Anadolu İlaçları. istanbul: Derin Yayınları.

…………………………………………………………….

  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Anılar. İstanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Anadolu İnançları Anadolu Mitologisi / İnanç / Söylence / Bağlantısı. istanbul: Geçit Kitabevi.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (1998). Düşünceleriyle Yaşayan Atatürk devrimleri. İstanbul: Say Yayınları. Eyüboğlu, İ. Z. (). Gelin Canlar Söyleşelim. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (1980). Şeyh Bedreddin ve Varidat. İstanbul: Derin Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2002). öğrenciler. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Abdal Musa. istanbul: Geçit Kitabevi.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (1996). Cinci Büyüleri Yıldızname. istanbul: Der Yayınları / Araştırma – İnceleme Dizisi.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (200). Yedi Askı Arap Şiirinin İlk Parlak Dönemi. istanbul: Adam Yayınları. Eyüboğlu, İ. Z. (). Yoksul Özdeyişleri – Eğlence Sözlüğü. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Toplum Sarsıntıları. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Atatürk Anadoludur. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Çağımızın Çevrintileri. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Mevlana Celaleddin. istanbul: Özgür Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (1997). Anadolu Uygarlığı. : Derin Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2010). Bütün Yönleriyle Bektaşilik. Istanbul: Derin Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (200). Felsefe Yazıları. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2000). Dilin Kapısı. İstanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (1987). Günün Işığında Tasavvuf, Tarikatlar, Mezhepler Tarihi. İstanbul: .
  • Eyüboğlu, İ. Z. (1995). Sevgi Büyüleri. istanbul: Der Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Felsefe Açısından 12 Eylül,din boşluğun egemenliği. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2004). Maçka. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Geçmişin Yaşama Gücü. istanbul: Adam Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2002). Bilgelerin Dilinden. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Karadeniz Aşk Türküleri. trabzon: Serander Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Hz.Ali’nin Şiirleri. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Gülen Anadolu. İstanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (1987). Anadolu Büyüleri. istanbul: Derin Yayınları / Araştırma – İnceleme Dizisi. Eyüboğlu, İ. Z. (2000). İslamın Çöküşü. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2006). Gılgamış Destanı. istanbul: Özgür Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2013). İnsanın Boyutları. istanbul: Payel Yayınevi.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Hatayi. İstanbul: Geçit Kitabevi.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar. istanbul: Kaynak Yayınları / Sanat Ve Edebiyat Dizisi.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Uygarlığın Işıldakları. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2002). Nietzsche: Eylem Ödevi. istanbul: Broy Yayınevi.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (200). Pir Sultan Abdal. istanbul: Geçit Kitabevi.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2000). Divan Şiirinde Sapık Sevgi. istanbul: Broy Yayınevi.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). Kara Zıpkalı Uşaklar Destanı. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (1991). Alevi-Bektaşi Edebiyatı. istanbul: Der Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (2002). Ortaçağ Felsefesi. istanbul: Pencere Yayınları.
  • Eyüboğlu, İ. Z. (). İslamda Bölünmeler Çelişmeler Refah’ın Tırmanışı. istanbul: Pencere Yayınları. Eyüboğlu, İ. Z. (). Uyanış. istanbul: Pencere Yayınları / Deneme Dizisi.

http://kaynakca.hacettepe.edu.tr/kaynakca/3035691/disa_aktar/ismet-zeki-eyuboglu-kaynakcasi.pdf

Mehmet Emin Resulzade ve Cumhuriyet Konferansı

Süre 1:25:14

 

 

Kapak fotoğrafı: Mustafa Gürbüz, Levent Ağaoğlu, Mayis Alizade

Divan Şiirinde Beşiktaş

Beşiktaş, Dolmabahçe ile Ortaköy arasında bulunan İstanbul’un hareketli
semtlerinden biridir. Roma devrinde Iasonion, Sergion; Bizanslılar devrinde ise
Daphne, Diplokion adlarıyla anılmıştır. Barbaros Hayreddin Paşa, Beşiktaş kıyısına
gemileri bağlamak için beş taş koydurur. Beşiktaş adının da böylece geldiği rivayet
edilir.222

Beşiktaş’ın adı eski kaynaklarda “Taş Beşik” olarak da geçmektedir. Yuşka
(Yaşka) adında bir rahip Beşiktaş’ın bulunduğu konuma bir kilise yaptırır ve
Kudüs’ten Hz. İsa’nın beşiğini bu kiliseye getirir. Bu sebeple de bu kilise Rumlar
arasında “Taş Beşik” olarak anılır.223

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Beşiktaş için şu sözler geçer:

“Eski zamanda bu şehir kefere elinde iken ismine Kuno petro derlerdi. Yani
‘Taş beşik’ demekti. Sebebi odur ki bu şehir zemini ormanlık ve ağaçlık iken Yaşka
adında bir rahip burada büyük bir kilise yapar. Bu rahip, Kudüs-i Şerif’te Hz.
İsa’nın doğduğu Beytü’l-lahm adlı yerden Hz. İsa’nın bebekliğinde ilk defa yıkandığı
taş tekneyi getirip bu kiliseye koyduğundan Rum dilinde Beşiktaş adıyla meşhur
olmuştur. Müslüman dilinde de bu şehre Beşiktaş derler. Zira suyu ve havası gayet
tatlıdır. Deniz kenarında, geniş sahalarda alçacık bayırlar üzere kat kat bağlı ve
bahçeli, avluları geniş hanedanlar, yalılar ve diğer evler vardır.” 224

Osmanlı şiirinde Beşiktaş, bir boğaz semti olduğu için güzellikleri ve
güzelleriyle anılmaktadır. Ayrıca devlet adamlarına ait gösterişli yapıları
barındırmasıyla da şiire konu olmuştur.

Nedîm divanında Beşiktaş iki yerde geçmektedir. Bu semti şiirlerinde evinin
burada olması münasebetiyle anar. Aşağıdaki beyit şairin en hünerli olduğu alan olan
bir şarkıdan alınmıştır. Şairin evi Beşiktaş’tadır. Nedîm, sevgiliye seslenerek
bakışlarından pek yaralandığını ve onun o güzel kaşlarına, boyuna posuna kapıldığını
dile getirir. Aynı zamanda da sevgiliyi Beşiktaş’taki evine davet eder ve oraya gizlice
gelmesini ister.

Amân pek yaralandım ol nigâh-ı şûh-ı evbâşa
Kapıldım doğrusu ol yâl ü bâle ol güzel kaşa
Geçersen semtimizden yolun uğrarsa Beşiktâşa
Efendim gel mürüvvet kıl senindir bende vü hâne
(Ş. 38/4)225

Nedîm divanında Beşiktaş bir gazelinde de yine bu semtte yer alan evi ile
dile getirilmiştir. Şair, sevgilinin izin alıp gelmesini ve Beşiktaş’a yakın yerde
bulunan viran haldeki evinde misafir olmasını diler.

Münâsibdir sana ey tıfl-ı nâzım hüccetin al gel
Beşiktaşa yakın bir hâne-i vîrânımız vardır
(G. 26/3)226

Seyyid Vehbî divanında Beşiktaş, Sahil Sarayı adına yazılan bir tarih
manzumesinde Sahil Sarayı’nın bulunduğu semt olması bakımından ele alınır.

Burç-ı âbîye idüp tahvil o mihr-i saltanat
Semt-i bahre oldugında sâye-endâz-ı Celâl
Kasr-ı vâlâ-yı Beşiktaşa yapup bir şeh-nişîn
Eyledi gül-mîh dergâhın leb-i deryaya hâl
(T. 11/5-6)227

Şeyh Gâlib divanında Beşiktaş, bir yerde bir su için yazılmış tarih kıt’asında bulunur.

TÂRÎH-İ MÂ-İ CÂRÎ DER-BEŞİKTAŞ
Derdim târîhini fass-ı nıgîn-âsâ anın Gâlib
Bu âb ile Beşiktaş oldu el-hak kıta-ı elmâs
(T. 64/1)228

Enderunlu Vâsıf divanında Beşiktaş’ı, bir şarkı manzumesinde padişahın
yaz aylarını geçirdiği bir yer olarak zikredilir. Padişahın Beşiktaş’a gelmesiyle
buranın bolluk ve bereketle dolduğunu ve bu semtin şereflendiğini söyler.

Mübârek makdemüŋle pâdişâhım oldu memnûnuŋ
Beşiktaşı şeref-yâb eyledi nakl-i hümâyûnuŋ
Olup zîb-i leb-i deryâ vücûd-ı feyz meşhûnuŋ
Beşiktaşı şeref-yâb eyledi nakl-i hümâyûnuŋ
(Ş. 73/1)229

Enderunlu Vâsıf divanında geçen bir başka beyitte Beşiktaş’ta yer alan
Yıldız Köşkü’nün bu semte parlaklık verdiğini söyler.

Eğer verdiyse Yıldız Köşkü fer semt-i Beşiktaşa
Bu sûy-ı Üsküdâra zîb-bahş-ı iftihâr oldu
(K. 22/20)230

Edirneli Kâmî divanında Beşiktaş, İbrahim Paşa Kasrı’na dair bir tarih
manzumesinde geçer. Şair, bu kasrın Beşiktaş’ta dünyada eşi benzeri bulunmayan bir
inci kadar değerli olacağını söyler.

Bulsa rağbet n’ola Beşiktaş’uŋ
Oldı fass-ı nigîni dürr-i yetîm
(T. 58/4)231

Azîzî divanında Beşiktaş, güzellerin salınmaya, gezmeye gittiği bir yer olarak bir kasidesinde bulunur.

Yolında cân fedâ edüp gider yanınca ‘âşıklar
Beşiktaşa salınmaga giden serv-i hırâmânuŋ
(K. 5/6)232

Sünbülzâde Vehbî divanında Beşiktaş, şairin meşhur Tannâne Kasidesi’nde
İstanbul’un en güzel semti olması vesilesiyle geçer.

Beşiktaş’ıŋ olursa mün’akis tasvîr-i dil-cûyu
Olur seng-i hacâletle şikeste âyine-hâne
(K.7/66)233

Sünbülzâde Vehbî divanında Beşiktaş, Defterdar Hilmi Paşa adına yazmış
olduğu kasidesinde de anlatılır. Şair Beşiktaş’ı dadı kucağında gezen çocukça vasıflı
gencin semti olarak ele alır.

Çün Beşiktaşlı henüz dâye kucagında gezer
Mehd-i âgûşa belenmez çocucakdır o civân
(K. 68/13)234

Bosnalı Aleaddin Sâbit divanında Beşiktaş, Sultan IV. Mehmed’in Beşiktaş
Kasrı’nı inşa ettirmesi üzerine bir tarih manzumesinde ele alınır. Şair, Beşiktaş’ta o
devrin mehdisinin (Sultan IV. Mehmed’in) isteği üzerine benzersiz güzellikte olan bu
bahçede bir köşk inşa edildi, der.

Beşiktaşda murâdı üzre ol Mehdî-i devrânuŋ
Olundı bu bedî’ü’t-tarh eyvân-ı bülend-ibdâ
(T. 2/2)235

Hevâyî divanında Beşiktaş, bir rubaide zikredilir. Şair bu rubaisinde denize
dalan bir dalgıçtan bahsetmektedir. Kayıkçının Beşiktaş kıyısına elbet çıkabileceğini
söyler.

Ölçüm (?) talgıç deŋiz dibine talamaz
İncüyü sadefle dehenine alamaz
Kayıkçı Beşiktaş’a elbette çıkar
Tophâne öŋünden Üsküdar’a salamaz
(Rb. 4)236

NOTLAR: 

221 Mehmet Arslan, a.g.e. s. 358.
222 M. Tayyib Gökbilgin, “BOĞAZİÇİ”, TDV İslâm Ansiklopedisi,
https://islamansiklopedisi.org.tr/bogazici (02.04.2022).
223 Önder Şenyapılı, Ne Demek İstanbul; Bebek Niye Bebek?, ODTÜ Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve
İletişim Yayınları, Ankara, 2003, s. 34.
224 Seyit Ali Kahraman (Hzr.), Evliya Çelebi Seyahatnâmesi-İstanbul, İlbey Matbaa, İstanbul, 2021, s.243.

225 Muhsin Macit, a.g.e. s.202.
226 Muhsin Macit, a.g.e. s. 219.
227 Hamit Dikmen, a.g.e. s. 352.

228 Naci Okcu, Şeyh Gâlib Divanı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara, s. 110.
229 Rahşan Gürel, Enderunlu Osman Vâsıf Bey Divanı, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2000, s. 427.
230 Rahşan Gürel, a.g.e. s. 255.
231 Gülgün Erişen Yazıcı, Kâmî Dîvânı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara, 2017, s. 150.

232 Mehmet Altınova, Azîzî Dîvânı ve İstanbul Şehrengizi’nin Sözlüğü, (Kütahya Dumlupınar
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Basılmamış Yüksek
Lisans Tezi), Kütahya, 2019, s. 308.
233Ahmet Yenikale, Sünbülzâde Vehbî Divanı, T.C. Kültür ve Turizm, Ankara, 2017, s. 76.
234Ahmet Yenikale, a.g.e. s. 282.
235 Gamze Aydın, a.g.e. s. 558.

Kaynak: Osmanlı dönemi şiirinde divanlarda Anadolu coğrafyası yer adları

Three Republics; Turkey, Azerbaijan, Taiwan

Mustafa Kemal Atatürk, founder of the Republic of Turkey (1923)

In the 20th century, three empires disappeared.

The Russian Tsardom in 1907, the Chinese Empire in 1911 and the Ottoman Empire in 1918. Turkey emerged from the Ottoman Empire as a republic, while the Union of Soviet Socialist Republics emerged from the Russian Tsardom and the People’s Republic of China emerged from the Chinese Empire. In the post-World War II period, the Republic of Turkey turned towards multi-party democratic life, while the regimes of the Soviet Union and the People’s Republic of China remained unchanged, but the Republic of Taiwan China was established on the island of Taiwan and adopted a democratic regime.

When we examine the establishment and development of the Republic of China in Taiwan, the Republic of Azerbaijan and the Republic of Turkey, the results we reach will be interesting.

The Republic of China, the earliest of these, was founded in 1911 by Sun Yat Sen on the Chinese mainland, and later, as a result of the civil war between the communists and the republicans, under the leadership of Chiang Kai Shek, who took over the leadership from Sun Yat Sen, the Republic of China defected to the island of Taiwan and continued to enrich its democratic structure in multi-party life. The Republic of China in Taiwan has actually developed itself as a combination of Japanese, Chinese and American cultures and is far superior to the People’s Republic of China in terms of science and technology.

The Republic of Azerbaijan, which was founded in 1918, was occupied by the Soviet communists shortly after its establishment and was transformed into the Azerbaijan People’s Republic.

In 1991, the Republic of Azerbaijan was revived. The cadres, who were the leaders of the idea of the Republic, ensured intellectual and social development in a period of 70 years from the mid-19th century and created a solid foundation for the Republic, but then they defected to the Republic of Turkey as a result of the pressures of the Soviet regime under Stalin. In the process of the establishment of Turkey as a republic, the founding cadres of the Republic of Azerbaijan shared their ideas and experiences with Turkey and contributed immensely and were actively involved in Turkish political life.

 

Mehmet Emin Resulzade, the founder of the Republic of Azerbaijan (1918)

The multi-party democratic life that began in 1946 in Turkey, which was positioned in the western camp at the Yalta conference in the aftermath of the Second World War, was constantly interrupted by coups organized by the United States. The potential of the Republic of Turkey, with its imperial accumulation, to be effective in its region and to change the intercontinental balances by putting this accumulation into use was constantly postponed and prevented by these coups.

As a result of the Yalta conference, the Soviet Union began to increase the pressure it exerted on the countries under its rule. As a result, following the fall of the Berlin Wall in 1989, Azerbaijan became independent as a republic in 1991.

The Republic of China in Taiwan has always been at the top of the economic development and democracy indices.

Sun Yat Sen, founder of the Republic of China (1911)

While the United States, the leader of the Western camp, is constantly restraining the democratic progress of the Republic of Turkey with coups due to Turkey’s location in the same region with Russia, on the other hand, Taiwan, which is located in the same region with the People’s Republic of China, is constantly advancing the democratic life in the Republic of China to the most advanced points, and the people in the People’s Republic of China are affected by democratic freedoms and economic wealth, and creating instability in China is constantly at the top of the agenda.

Ranking of Countries by Quality of Democracy

  • 26 .  Taiwan. Democracy Works
  • 137.  Turkey. Moderate Autocracy
  • 157.  Azerbaijan. Rigid Autocracy

Source: Ranking of Countries by Quality of Democracy

Today, when the rankings of the three republics in the democracy league are monitored, the following picture emerges. According to the definitions in the table, the Republic of Taiwan is a working democracy, the Republic of Turkey is a moderate autocracy and the Republic of Azerbaijan is a strict autocracy.

Chiang Kai-shek, who led the Republic of China to the island of Taiwan in 1949

In the first quarter of the 20th century, Turkey, which crowned its struggle for independence with the Republic, moved away from the democratic dimension of the republic in the first quarter of the 21st century. The Republic of Azerbaijan, on the other hand, has not turned its struggle for independence, which it won towards the end of the 20th century, towards democracy. The Republic of Taiwan, on the other hand, has increasingly enriched its democracy despite the threats and security risks posed by the People’s Republic of China.

As a result of the 1997 agreement, Hong Kong, which broke away from the UK and moved towards integration with the People’s Republic of China after 50 years of transition, has fallen to 107th place in the League of Democracies and is now classified as a hybrid regime. Aware of this reality, Taiwan is resisting a similar unification. Taiwan’s official ideology is to transform the regime of the People’s Republic of China in favor of democracy.

As a result, the People’s Republic of China and the Republic of China Taiwan are completely opposite to each other in terms of their democratic orientation, while the Republic of Turkey and the Republic of Azerbaijan have become more and more similar to each other in their non-democratic orientation.

Since the mid-19th century, Turkey has been considered a European country, but its democratic development has been constantly hindered by the faraway continental state of the United States. The democratic development of the Republic of Azerbaijan is similarly hampered by the Soviet Union and then the Russian Republic. The democratic development of the Republic of China in Taiwan in the Asia Pacific has been consistently supported by the United States of America, a faraway continental state, as an adversary to the People’s Republic of China.

Three Hegemons and Three Republics

It seems that among the three hegemons of the UN5 powers, the US, Turkey, Russia, Azerbaijan and the People’s Republic of China see the right to determine the fate of Taiwan as their own.

This is a sad state of affairs that necessitates intensive work and energy to be spent on solution scenarios.

 

Üç Cumhuriyet; Türkiye, Azerbaycan, Tayvan

Türkiye Cumhuriyeti’nin (1923) kurucusu Mustafa Kemal Atatürk
20. yüzyıl ile birlikte üç adet imparatorluk ortadan kalkmıştır.
Rus Çarlığı 1907, Çin imparatorluğu 1911 ve Osmanlı imparatorluğu 1918 yılında tarihe gömülmüşlerdir. Osmanlı İmparatorluğundan çıkan Türkiye bir cumhuriyet olarak yola koyulurken, Rus Çarlığından çıkan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Çin imparatorluğundan çıkan Çin Halk Cumhuriyeti ise yeni devletler olarak teşkilâtlanmışlardır.
İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem Yalta anlaşması koşullarında ise Türkiye Cumhuriyeti çok partili demokratik hayata yönelirken, Sovyetler Birliği daha da katılaşmış, Çin anakarasında Çin Halk Cumhuriyeti hakimiyet sağlar iken, Tayvan adasında Tayvan Çin Cumhuriyeti kurulmuş ve demokratik rejimi benimsemiştir.

Tayvan Çin Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşlarını ve gelişimlerini karşılıklı olarak incelediğimizde ulaştığımız neticeler ilgi çekici olacaktır.

Her üç cumhuriyetten en erken tarihli olarak kurulan Çin Cumhuriyeti 1911 yılında Sun Yat Sen tarafından Çin anakarasında kurulmuş ve daha sonra komünistlerle cumhuriyetçiler arasında meydana gelen iç savaş sürecinde Sun Yat Sen’in vefatı üzerine liderliği devralan Çan Kay Şek liderliğinde, Çin Cumhuriyeti, Tayvan adasına iltica etmiş ve çok partili hayattaki demokratik yapısını zenginleştirerek devam ettirmiştir. Tayvan Çin Cumhuriyeti aslında Japonya, Çin ve Amerikan kültürlerinin bir birleşimi olarak kendisini geliştirmiş ve bilim ve teknoloji konularında ise Çin Halk Cumhuriyeti‘nden çok daha üstün bir konuma evrilmiştir.

Ardından  1918 yılında kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti ise, kurulduktan kısa bir süre sonra Sovyet komünistleri tarafından işgal edilmiş ve Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’ne dönüştürülmüştür.

Cumhuriyet fikrinin önderleri olan kadrolar 19.yüzyıl ortalarından itibaren 70 yıllık bir süreç içerisinde fikirsel ve toplumsal gelişimi sağlamışlar ve Cumhuriyet için sağlam bir temel oluşturmuşlar fakat ardından Stalin dönemindeki Sovyet rejiminin baskıları neticesinde Türkiye Cumhuriyetine iltica etmişlerdi. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucu kadrosu  Türkiye’nin bir cumhuriyet olarak kuruluş sürecinde ise fikir ve tecrübe olarak edindiklerini Türkiye ile paylaşmışlar ve son derece büyük katkılarda bulunmuşlar, Türk siyasi hayatının bilfiil içerisinde yer almışlardı.

1991 yılında ise Azerbaycan Cumhuriyeti tekrar hayata geçmiştir.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin (1918) kurucusu Mehmet Emin Resulzade

İkinci Dünya Savaşı sonrası koşullarında Yalta konferansında batı kampına konumlandırılan Türkiye’de 1946 yılında başlayan çok partili demokratik hayat, Amerika Birleşik Devletleri‘nin tertiplediği darbelerle sürekli olarak kesintiye uğramıştı. İmparatorluk birikimi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu birikimini devreye alarak bölgesinde etkili olması ve kıtalararası dengeleri değiştirme potansiyeli bu darbelerle sürekli olarak engellenmiştir.

Yalta konferansı neticesi olarak Sovyetler Birliği ise idaresi altındaki ülkelere uyguladığı baskıları daha da arttırmaya başlamıştı. Neticede 1989 yılında Berlin duvarının yıkılmasını takiben 1991 yılında Azerbaycan da kendisini tekrardan Cumhuriyet olarak bağımsızlaştırmıştır.

Tayvan Çin Cumhuriyeti ise ekonomik gelişmişlik endekslerinde ve demokrasi indekslerinde kendisini hep en üst noktalara doğru ilerletmiştir.

Çin Cumhuriyeti (1911) nin kurucusu Sun Yat Sen

Batı kampının lideri ABD,  Türkiye’nin Rusya ile aynı bölgede yer almasından ötürü, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ilerlemelerini sürekli darbelerle dizginlerken, diğer yandan Çin Halk Cumhuriyeti ile aynı bölgede yer alan Tayvan Çin Cumhuriyetindeki demokratik hayatı sürekli olarak en ileri noktalara ilerleterek, Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki halkın demokratik hürriyetlerden ve ekonomik zenginliklerden etkilenerek Çin’de istikrarsızlık yaratmayı sürekli gündemin en başında tutmaktadır.

Ülkelerin Demokrasi Kalitesine Göre Sıralaması

  • 26 .   Tayvan. Çalışır Demokrasi
  • 137.  Türkiye. Ilımlı Otokrasi
  • 157.  Azerbaycan. Katı Otokrasi

Kaynak: Ranking of Countries by Quality of Democracy

Günümüzde her üç cumhuriyetin demokrasi ligindeki sıralamaları izlendiğinde yukarıdaki şekilde bir tablo ortaya çıkmaktadır. Tablodaki tanımlamalara göre Tayvan Cumhuriyeti çalışan demokrasi yönünde ilerlerken Türkiye Cumhuriyeti ılımlı otokrasi, Azerbaycan Cumhuriyeti ise katı otokrasi rejimlerine yönelmişlerdir.

Çin Cumhuriyeti’ni Tayvan adasına (1949) iltica ettiren Çan Kay Şek

20.yüzyılın ilk çeyreği içerisindeki istiklal mücadelesini Cumhuriyet ile taçlandıran Türkiye, 21.yüzyılın ilk çeyreğinde ise cumhuriyetin demokrasi boyutundan uzaklaşmıştır.

Azerbaycan Cumhuriyeti ise 20. yüzyılın sonlarına doğru kazandığı bağımsızlık mücadelesinin yönünü bir türlü demokrasiye doğru çevirmemektedir.

Tayvan Cumhuriyeti ise Çin Halk Cumhuriyeti tarafından uygulanan tehditlere ve güvenlik risklerine karşın demokrasisini gittikçe daha da zenginleştirmiştir.

1997 yılında yapılan anlaşma neticesinde İngiltere’den koparak Çin Halk Cumhuriyeti ile 50 yıllık geçiş sürecinin ardından bütünleşmeye doğru yol alan Hong Kong ise demokrasi Ligi’nde 107.sıraya kadar düşmüş ve hibrit rejim olarak sınıflanma durumundadır artık. Bu gerçeğin farkında olan Tayvan benzer bir birleşmeye ayak diremektedir. Tayvan‘ın resmi ideolojisi ise Çin Halk Cumhuriyeti’nin rejimini demokrasi yönünde dönüştürmek ve böylece Çin anakarasına geri dönerek birleşmek şeklindedir

Netice olarak Çin Halk Cumhuriyeti ile Çin Cumhuriyeti Tayvan demokrasi yönelimleri açısından birbirlerine tamamen zıt bir konumda yer alırlarken, Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti demokrasi dışı yönelimleri ile giderek birbirlerine daha fazla benzemişlerdir, sıralamanın gösterdiği apaçık gerçek bu şekildedir.

19. yüzyılın ortalarından itibaren bir Avrupa ülkesi olarak kabul edilen Türkiye‘nin demokrasi gelişimi çok uzaklardaki kıta devleti olan ABD tarafından sürekli engellenmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin demokrasi gelişimi ise Sovyetler Birliği ve ardından Rusya Cumhuriyeti tarafından aynı şekilde engellenmektedir.

Asya Pasifik’teki Tayvan Çin Cumhuriyeti’nin demokratik gelişimi ise uzaklarda Amerika kıtasındaki Amerika Birleşik Devletleri tarafından Çin Halk Cumhuriyeti’ne hasım olması nedeniyle sürekli olarak desteklenmektedir.

Üç Hegemon ve Üç Cumhuriyet

Gözüken şudur ki BM5 güçlerinden üç hegemon arasından ABD, Türkiye’nin, Rusya, Azerbaycan’ın ve Çin Halk Cumhuriyeti ise Tayvan’ın kaderini tayin hakkını kendilerinde görmektedir.

Bu hazin bir durumdur çözüm senaryoları konusunda yoğun mesai ve enerji harcanmasına zorunlu kılmaktadır.

Ikigeni Live Matches

Ikigeni Live sports

⚽️

@IkigeniLive
live matches,sport news,sport Reviews
Media & News CompanyWorld

Nehir Yolları Türk Boyları

Şiir: Levent Ağaoğlu

Seslendirme: Murat Kocacık

151 Greek Surnames from Turkish

151 Greek Surnames from Turkish

Most common surname among Greek refugees arriving from Turkey in 1923

 

  • Yellow = Papadopoulos
  • Red = Ioannidis
  • Orange = Panagiotoglou
  • Pink= Terzoglou
  • Purple = Kypraios
  • Grey = Hartomantzoglou
  • Green = Karagiannis
  • Brown = Papazoglou
  • Blue = Kazakis

 

12 bin Yunanlının soyadı Türkçe – Yeni Şafak

Oglou family names in Greece 

Hicran

Portuguese Empire

Dünyada yer yuvarlağında hicran,  ayrılık duygusunu en derinden yaşayan iki millet vardır. Türkler ve Portekizliler.  Akdeniz’in doğusundaki Türkler ve batısındaki Portekizliler.

Prof Teoman Duralı

Türkler bu duyguyu kara parçalarında, büyük Asya’nın en doğusundan en batı ucuna Avrupa’nın içlerine kadar gerçekleştirdikleri göçlerde ki bu 8000 km’yi aşan bir mesafedir, bu hicran duygusunu, ayrılık duygusunu yaşarlarken, halen de  yaşamaya devam etmektedirler,  Portekizler de aynı duyguyu dünya denizlerinde gerçekleştirdikleri keşif seyahatlerinde yaşamışlardır.

O açıdan her iki milletin özellikle halk edebiyatını şarkılarını, türkülerini karşılaştırmalı olarak derinden incelemek vazife olsa gerektir. (Levent Ağaoğlu)

Siz yine de oradaki şarkıların Portekiz kökenli olduğundan kuşku duyun. Tarık Bin Zeyyad’dan sonra oralardaki sarkilar arap kokenlidir. Zaten o yıllarda avrupada müzik, chanson roland (diyeyim alper tunga sagusu anlayın) bir takım trubadur gezginci halk ozani şarkiları (bkz 2 calgicinin seyahati. Alfred Müller ile Frederik Schüller)  vb   idi. Araplarin gırtlak nameleri, aynı orijinden oldugu icindir ki ispanya ve portekizde var. Zarzuelalar, flemencolar fadolar o nedenle bizde sevilir. Los paraguayoslar, Los machucamboslar 1960 larda az ekmek yemedi Türkiyede. Ombre gölge, el hamra.  Granada, girnata klarinet..(Hikmet Sarıöz)

Teoman Duralı: Hicran dk 2.23

Afrika Uluslar Kupası 2024

Afrika Uluslar Kupası 2024 karşılaşmalarında ilk 16’ya kalan 16 takımdan 13’ü batı Afrika’da yeralırken bir takım Kuzey Afrika bir takım Orta Afrika ve bir takım da kuzey Afrika’da yer almaktadır.

İlk 16’ya kalan takımların %80’i batı Afrika bölgesindendir. 

Atlantik okyanusu kıyılarındaki milli takımlar önde gelmektedirler. Hint Okyanusu kıyılarında doğuda ise hiçbir takım ilk 16 arasında yer almamıştır, kıtada Fransa ekolü İngiliz ekolünden çok daha güçlü olarak gözükmektedir.

İlgi çekici olan fakir ülkelerin futbol takımlarının da bu ilk 16 arasında yaralıyor olmasıdır Mali, Moritanya gibi ülkeler oradan ayrılmayı bilmiştir. Portekiz ekolünden gelen Yeşil Burun Adaları ve Angola da turnuvanın favori ekibidir. Kuzey Afrika’dan ilk 16 arasına giren Fas ve Mısır olurken Tunus ve Cezayir elenmişlerdir.

Anlaşılan odur ki futbolun en popüler olduğu kıta olan Avrupa kıtası insan kaynağını giderek artan ölçülerde ölçülerde Afrika kıtasından elde edecektir. Afrika ülkelerinin futbolcuları da bunu bir fırsat olarak değerlendirmektedirler ve bu nedenle turnuvada üstün gayret ile kendilerini göstermeye çalışmaktadırlar.

Frankofon Ülkeler

Commonwealth Afrika Ülkeleri