“Kağanımı Şantung şehirlerine, denize kadar, götürdüm. Kağanım yirmi üç şehri zapt etti.”
“Devlet de Devlet oldu. Halk da Halk oldu”
“İkinci gün ateş gibi kızıp (üzerimize) geldiler. Savaştık. (Onların) iki kanadı bizden yarı yarıya fazla idi. Tanrı buyurduğu için, (düşman) çok diye korkmadık. Savaştık. Tarduş Şad’a doğru kovalayarak bozguna uğrattık. Kağanlarını tuttuk. Yabgularını, Şadlarını orada öldürdü(k).”
“Tanrı akıl verdiği için onu bizzat ben kağan yaptım.“
“Sağlam yapılar inşa ederek eski geleneğimizi, yani bağımsız oluşumuzu yok etmemeliyiz. Aksi halde Tanglar tarafından yok ediliriz. Ayrıca Budist ve Taocu öğretiler insanlara iyilik ve zaaf öğretiyor, bu da savaşmak ve güç kazanmak için doğru bir yol değil.”
“Eğer, kale ve surlar yapıp yerleşir, eski adetlerimizi değiştirirsek, günün birinde mağlup olur ve Tang tarafından yutuluruz. Ayrıca mabet ve tapınaklarda yapılan ibadet ile, insanlar, insancıl ve zayıf olarak yetişmektedir; mücadeleci olmanın, savaşmanın ve güçlenmenin yolu bu değildir. (Yani, bizim için bu durumda mabet ve tapınaklar inşa etmek) olacak iş değildir”
“Yufka iken delmek kolay imiş, ince iken koparmak kolay. Yufka kalın olsa delmek zor imiş, ince yoğun olsa koparmak zor.”
“Gözetleme kulelerini (yerli yerince) koydurttum. Dönen düşmanı (geri) getirirdim. Kağanımla seferlere çıktık. Tanrı esirgesin, bu Türk halkı içinde zırhlı düşmanların akınına imkan vermedim, (kuyruğu) düğümlü (düşman) atlarını koşturtmadım.
“İlteriş Kağan kazanmasa (idi), ve ben kendim kazanmasa (idim) devlet de halk da olmayacak idi. (Kağan) kazandığı için ve ben kendim kazandığım için, devlet de devlet oldu, halk da halk oldu.”
“Türk hakanını, Türk halkını Ötüken toprağına ben kendim, Bilge Tunyukuk, (getirdim).“
Cumhuriyet kurumlarının Türkçülük anlayışı etrafında teşkilâtlandırılması konusundaki Türk Ocakları, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu ve benzeri kurumlar bu konudaki düşünsel altyapı Rusya’dan ve Azerbaycan‘dan Türkiye’ye gelen Türk aydınları üzerinden gerçekleşmiştir çoğunlukla.
Çünkü Osmanlı imparatorluğundaki düşünürler saltanat zihniyetinden bir türlü kurtulamıyorlardı ve Atatürk zihnindeki Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel ve hukuki altyapısını dışardan gelen bu aydınlar üzerinden teşkilâtlandırmıştı.
Bizim buradan çıkarmamız gereken ders şudur, demek ki Türk Devletler Teşkilatı’nda da bu kez tersi bir durum söz konusudur.
Türkiye, cumhuriyetine kavuşmuş fakat Türkistan devletleri ve Kafkasya‘daki Azerbaycan devleti, Sovyet zihniyetinden kurtulamadıkları için bu sefer, düşünsel destek Türkiye Cumhuriyetinden gitmek durumundadır.
O halde Türkiye Cumhuriyeti düşünürleri siyasal alt yapının ve kültürel alt yapının şekillendirmesi konusunda Türkistan devletlerine düşünsel destek vermek durumundadırlar.
Türkiye’nin daha doğrusu Türk aydınlarının yapması gereken ağabeylik değil de düşünce gücü desteğidir.
Rusya’daki Türk aydınları Türkiye’ye gelmişler ve bizzat ellerini taşın altına koyarak Cumhuriyet kurumlarının şekillendirilmesi konusunda görev almışlardır. Benzeri bir durum bu sefer Türkistan’daki cumhuriyetler için söz konusudur ve Türk aydınlarına düşen büyük bir görevdir.
Şimdi sormamız gereken soru şudur.
Türk aydınlarının gündeminde böyle bir konu var mıdır, böyle bir niyetleri var mıdır, böyle bir idealleri ve düşünceleri söz konusu mudur.
Bir an evvel bu konulardaki gündemlerin oluşturulması elzemdir.
biriktirdiklerimizi şiirle buluşturuyor. “Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan” Türkiye ve vahaların çevrelediği Türkistan’ın oluşturduğu Büyük Akdeniz bütünlüğündeki Levend’âne şiirselliğin peşi sıra arayışlara giriyor.
LEVENDNÂME Şiirler, Büyük Akdeniz Medeniyetimizin kıyılarında bir gezintiye götürüyor bizleri.
LEVENDNÂME Şiirler ile yol aldığımız ama yok olmadığımız geniş coğrafyaları izlerken kıtalar, ülkeler ve bölgelere bir göz atalım dedik; epey varlıklı bir liste çıktı karşımıza.
Doğu Akdenizliliğe atıfta bulunan Levanten kavramına karşın Büyük Akdeniz mefkûresi ile ilintili Levend’âne kavramı dört kıtada elli civarında ülke ve bölgenin birikimlerini içeren bir kapsayıcılıkta gözüktü.
Spice Road: India, Iran, UAE, Arabia, Jordan, Israel
In the face of the fact that the production forces are concentrated on China on the Silk Road and India on the Spice Road, the Western World, under the leadership of the USA, is applying the usual divide-and-rule methods as the top item on its agenda against these large-populated countries and markets in the east, both of which are located in theAsian continent.
After Mao’s death, the People’s Republic of China, which started to implement a 50-year plan since 1978, aimed to become a world leader at the end of the process. Of course, it has developed this process together with the USA. China has gained dominance in world markets with cheap production and maintained the US dollar hegemony.
At the end of the first quarter of the 21st century, towards the end of China’s 50-year plan, the USA and the West started to put India, which they kept in reserve, into the market as a pawn.
Now, new concepts, labels, artificial distinctions, artificial associations will be created, and the hegemony of the West over the world will be tried to be continued by dividing and fragmenting Asia.
In this picture, the Persian Gulf countries and especially Iran will be directed to cooperate with India.
When we pay attention, it is important to note that during the period when Israel bombed Muslims and Gaza, Iran fired missiles at Pakistan and Northern Iraq and hit Muslims. Both India and Iran are on the side of Armenia. Now, the West is again dividing and dismembering the East. The middle corridor of the Silk Road does not pass through the Iranian line.
Iran is a Persian Great Wall for the Turks.
The U.S. is on the way to further expand the Greater Middle East Project by integrating the Middle East, this time the Indian subcontinent, into the Middle East, which it is trying to divide and divide with the Greater Middle East Project.
The opening of the Zangezur corridor is a disaster for the West, because communication between Turkey and Turkestan will begin, transportation will begin.
It is very clear that Turkey is the country that can change the balances here.
As a result of Turkey’s refusal to take part in these camps, balancing the Silk Road and the Spice Road through its own geography, taking its relations with India and China with its own decisions against the wishes of the USA, and excluding the BOP project, Asia will move towards becoming a union.
Here one should not forget about the fact that Russia, India and China are Asian countries that are members of BRICS. Based on the fact that in addition to Iran, which is erected as the Great Wall of Persia in front of Turkey in a way that prevents its access to Turkestan, Turkestan countries are located in the north of India, this connection is also being tried to be broken.
The way out for Turkey will be in the form of a south-north cycle in the form of Turkey, southward Africa, India, northward Turkestan, Russia and Turkey again.
In the formulation proposed by the West, India is directed to European markets through the Spice Sea route. Because India’s distance from the American market is an obstacle to a strong commercial relationship.
However, what is wanted to be ignored here is disruptive to the African game.
Within the scope of the cycle we propose, India and Africa already have close relations. India and Russia also have close relations. Turkey also has close relations with Africa. The missing piece is that if the commercial and political relations between India-Turkestan and India-Turkey are strengthened, the West will not be able to implement the scenario of maintaining its hegemony by dividing Asia.
Üretim güçlerinin İpek Yolu üzerindeki Çin ve Baharat Yolu üzerindeki Hindistan üzerinde yoğunlaştığı gerçeği karşısında, ikisi de Asya kıtasında, doğuda yer alan bu büyük nüfuslu ülkelere, pazarlara karşı Batı Dünyası, ABD’nin öncülüğünde her zamanki böl parçala yönet yöntemlerini gündeminin en baş maddesi olarak uygulamaktadır.
Mao’nun ölümünün ardından 1978 yılından itibaren 50 yıllık bir plan uygulamaya başlayan Çin Halk cumhuriyeti sürecin sonunda dünya lideri olmayı hedeflemiştir. Tabii bu süreci ABD ile birlikte geliştirmiştir. Çin ucuz üretim ile beraber dünya pazarlarında hakimiyet sağlamış ve ABD’nin dolar hegemonyasını idame ettirmiştir.
21. yüzyıl ilk çeyreği sonunda gelinen noktada ise Çin’in 50 yıllık planının sonlarına doğru olan bu süreç içerisinde ABD ve Batı ise yedeklerinde tuttukları Hindistan‘ı piyon olarak pazara sürmeye başlamışlardır.
Artık, yeni kavramlar, etiketlemeler, suni ayrımlar, suni birliktelikler yaratılacak ve batının dünya üzerindeki hegemonyası bu kez de Asya’yı bölüp parçalayarak devam ettirilmeye çalışılacaktır.
Bu tabloda Basra körfezi ülkeleri ve özellikle İran, Hindistan ile işbirliğine yönlendirilecektir.
Dikkat edildiğinde İsrail’in Müslümanları, Gazze’yi bombaladığı süreçte, İran ise Pakistan ve Kuzey Irak’a füzeler atmıştır Müslümanları vurmuştur. Hindistan da, İran da Ermenistan’ın yanındadır. Artık, Batı, Doğu’yu yeniden bölüp parçalamaktadır. İpek yolunun ise orta koridoru İran hattı üzerinden geçmemektedir.
İran, Türkler açısından bir Acem Seddidir.
ABD büyük Orta Doğu projesi ile karıştırdığı bölüp parçalamaya çalıştığı orta Doğu’yu, bu sefer de Hint kıtasını Orta Doğu’ya eklemleyerek, büyük Orta Doğu Projesi‘ni daha da genişletme yolundadır.
Zengezur koridorunun açılması Batı açısından bir felakettir, çünkü Türkiye ile Türkistan arasında iletişim başlayacaktır, nakliyat başlayacaktır.
Çok açıktır ki, buradaki dengeleri değiştirebilecek ülke Türkiye’dir.
Türkiye’nin bu kamplaşmalarda yer almaması, İpek Yolu’nu ve Baharat Yolu’nu, kendi coğrafyası üzerinden dengelemesi, Hindistan ve Çin ile olan ilişkilerini ABD’nin arzusu hilafına kendi kararları ile alması, BOP projesini dışlaması neticesinde Asya bir birlik olma yolunda ilerleyecektir.
Burada Rusya, Hindistan ve Çin’in BRICS üyesi Asya ülkeleri olduğu gerçeğini unutmamak gerekir. Türkiye’nin önüne Türkistan ile erişimini engelleyici bir şekilde Acem Seddi olarak dikilen İran’ın yanı sıra, Hindistan‘ın kuzeyinde Türkistan ülkelerinin yer aldığı gerçeğinden yola çıkarsak, bu bağlantı da koparılmaya çalışılmaktadır.
Türkiye açısından çıkış yolu ise güney kuzey çevrimi şeklinde Türkiye, güneye doğru Afrika, Hindistan, kuzeye doğru Türkistan, Rusya ve tekrar Türkiye şeklinde bir çevrimin çalıştırılması tarzında olacaktır.
Batı’nın önerdiği formülasyonda, Hindistan, Baharat Deniz yolu üzerinden, Avrupa pazarlarına yönlendirilmektedir. Çünkü, Hindistan’ın Amerikan pazarına olan mesafesi kuvvetli bir ticari ilişkiye engeldir.
Fakat, burada gözardı edilmek istenen Afrika oyunu bozucu niteliktedir.
Önerdiğimiz çevrim kapsamında zaten Hindistan ile Afrika’nın yakın ilişkileri söz konusudur. Hindistan ile Rusya’nın da yakın ilişkileri vardır. Türkiye’nin de Afrika ile yakın ilişkileri bulunmaktadır. Eksik olan parça Hindistan-Türkistan ve Hindistan- Türkiye arasındaki ticari ve siyasi ilişkilerin güçlendirilmesi durumunda, Batının, Asya’yı bölerek hegemonyasını sürdürme senaryosu uygulama imkanına kavuşamayacaktır.
İpek Yolu: Çin, Rusya, Türkiye
Baharat Yolu: Hindistan, İran, BAE, Arabistan, Ürdün, İsrail
Dk 42 Hindistan: Süleyman Seyfi Öğün hocanın Hindistan analizi.
24 Ocak – Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu, Ankara’daki evinin önünde arabasına konulan bombasının patlaması sonucu öldürüldü.
28 Ocak – Musevi asıllı iş adamı Jak Kamhi‘ye İstanbul‘daki evinin önünde silahlı saldırı düzenlendi. Kamhi, saldırıdan sağ kurtuldu.
Şubat
5 Şubat – Maliye bakanı Adnan Kahveci, Bolu‘da yeni açılan otoyolda ters şeritte ilerlerken geçirdiği trafik kazası sonucu eşi ve kızıyla birlikte hayatını kaybetti.
17 Şubat – Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in uçağı Ankara’da düştü. Orgeneral Bitlis ile 5 subay öldü.
24 Mayıs – 1993 Bingöl saldırısı: Malatya‘dan usta birliklerine gitmek için yola çıkan silahsız askerlerin bindiği otobüs PKK militanları tarafından Bingöl‘ün Bilaloğlu köyü yakınlarında durduruldu. Otobüste bulunan 33 er ile 3’ü öğretmen 6 sivil kurşuna dizilerek öldürüldü.
Haziran
30 Haziran – Van‘da bir otelin PKK‘lılar tarafından ateşe verilmesi sonucu 11 sivil hayatını kaybetti.
Sivas Katliamı: Sivas‘ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri‘ne katılmak için şehre gelenlerin kaldığı otel, cuma namazından çıkan bir gurup tarafından kundaklandı. Olayda içinde tanınmış aydınların da bulunduğu 35 kişi hayatını kaybetti.
Şırnak‘ta bulunan bir jandarma karakoluna PKK militanları tarafından yapılan saldırılarıda 16 asker hayatını kaybetti.
5 Temmuz – Başbağlar Katliamı: Erzincan‘ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyüne PKK militanları tarafından yapılan saldırıda 33 sivil öldürüldü ve köy ateşe verildi. PKK bu saldırının Sivas Katliamı’nin misillemesi olduğunu açıkladı.
14 Temmuz – Iğdır‘ın Aralık ilçesinde bir jandarma karakoluna saldıran PKK teröristleri ile jandarma arasında çıkan çatışmada 8 asker öldü.
18 Temmuz – Van‘ın Bahçesaray ilçesinde bulunan Sündüzlü yaylasına silahlı saldırı düzenleyen PKK militanları 24 köylüyü öldürdü, 1 köylü saldırıdan yaralı olarak kurtuldu.
Ağustos
4 Ağustos – Bitlis’in Mutki ilçesinde iki köy minibüsünü durduran PKK militanları 15 kişiyi kurşuna dizerek öldürdüler. Saldırıda 13 kişi yaralandı.
10 Ağustos – PKK militanları Bingöl’ün Genç ilçesi yakınlarında bir yolcu minibüsünü pusuya düşürdü. Saldırıda 8 yolcu öldürüldü, 10 yolcu yaralandı.
PKK militanlarının Mardin’in Midyat ilçesindeki köy yoluna döşedikleri mayına bir yolcu minibüsünün çarpması sonucunda 26 kişi öldü, 4 kişi yaralandı.
Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Deltepe köyüne PKK’lılar tarafından düzenlenen silahlı saldırıda 33 kişi öldürüldü 10 kişi yaralandı.
5 Ekim – Hakkâri, Siirt ve Batman’daki çeşitli köy ve mezralara PKK’lılar tarafından silahlı saldırılar düzenlendi. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 35 kişi öldürüldü, 10 kişi yaralandı, 22 ev yakıldı.
Siirt‘in Baykan ilçesinde bir köyü basan PKK militanları 22 köylüyü öldürdü.
Diyarbakır Jandarma Bölge komutanı Bahtiyar Aydın , Lice ilçesinde askerî birlik içinde vurularak öldürüldü. Ardından ilçede yaşanan çatışmalarda 30 kişi öldü, 200’e yakın bina hasar gördü.