HomeBEYOND TURKEYArktik Çağ ve Türkiye

Arktik Çağ ve Türkiye

Evet, dünyada, yeni bir dönem başlıyor. Ümit Burnu’nun dolaşılmasından sonra, o denli kapsamlı etkileri olacak yeni bir dönem. Kaya gazı ve küresel ısınma bu değişimi tetikledi.  Pasifik-Arktik Çağı diyebiliriz bu yeni döneme. Türkiye üzerindeki etkileri de derin olacak herhalde. Rusya ve Çin kuvvetlenecek, Avrupa zaten bunama döneminde. ABD telaşlanmış durumda. Ondan ötürü, Orta Doğu’dan çıkmaya çalışıyor, ABD, Clinton’dan sonra, Pasifik‘den uzaklaştı, Orta Doğu batağına saplandı, Pasifik’deki Çin meydan okuyuşuna, bir de Arktik‘deki Rusya meydan okuyuşu eklendi.
Biz ise rahmetli Turgut Özal’dan buyana halen dengemizi bulabilmiş değiliz. Ortadoğu batağından Amerika çıkmaya çalışır iken, biz daha da girmeye çalışıyoruz. Rumeli ve Türkistan üzerinden Rusya ile, Türkistan üzerinden Çin ile kurulacak stratejik ilişkiler, Doğu’dan yükselmeye başlayan güneşe uzak kalmamamız için, elzem.

ttp://tr.wikipedia.org/wiki/Yakutistan

Ilgar Gurbanov, USGAM Analisti
HALIFAX – “Toplantının açılış konuşmasını yapan Amerikan Savunma Bakanı’nın hiç Ortadoğu’dan söz etmeyip neredeyse konuşmasının tümünü Kuzey Kutbu dairesi üzerine toplamasından çok ferahlık duydum. Ama yine de ben Ortadoğu’dan bakınca Batı’nın nasıl göründüğünü anlatayım: Evet, Batı, gerileme içindedir…”

Tam bu anlamda, Chuck Hagel’in konuşmasının büyük bölümünü ‘Arctic’ yani ‘Kuzey Kutbu Dairesi’ne ayırmasının ve ‘iklim değişikliği’nin yol açacağı güvenlik sorunlarına gönderme yapmasının, ‘Kuzey Kutbu Dairesi’nin çok uzağında, Ortadoğu’nun sıcak gündeminde kavrulan bizler için bayağı önemi var.

O da şu: İklim değişikliği nedeniyle yılın önemli bir dönemi buzlarla kaplı olan Kuzey Kutbu çevresinde buzlar erimekte olduğu, daha da eriyeceği için, deniz trafiği mümkün olacak. Bu da Rusya’nın ‘Kuzeydoğu Geçişi’, ABD, Kanada ve Batı’nın ‘Kuzeybatı Geçişi’ (Northwest Passage) dediği, Pasifik-Atlantik ya da Atlantik-Pasifik geçişini -buna petrol ve doğalgaz taşımacılığı da dahil- mümkün kılacak.

Batı, Kuzey Kutbu Dairesi’nin, bir başka deyişle ‘Kuzeybatı Geçişi’nin Rusya’nın ve giderek Rusya-Çin işbirliğinin kontrolünde olmasından kaygılı. ABD’nin ve üyesi olduğumuz NATO’nun bundan sonraki ‘stratejik yaklaşımları’nda ‘Arctic’ ve ‘iklim değişikliği’ bu nedenle özel bir yer tutacak.

Ama Ortadoğu adındaki ‘bizim mahalle’ için asıl ‘stratejik önem’, uluslararası ticarette Süveyş’in önemini yitirmeye başlaması ihtimali. Yani, Ortadoğu’nun ‘stratejik değeri’nin, ABD’nin gözünde, giderek, azalmaya başlaması demek bu.

Üç ay önce Dubai’de bir uluslararası toplantıda ‘Shale Oil Revolution’ (Şist Kayası Petrolü Devrimi) kavramıyla karşılaşmıştım. ABD’nin kendi şist kayası kaynaklarından elde edeceği petrol ve doğalgaz ile 18 ay sonra Ortadoğu’ya enerji bağımlılığının hiç kalmayacağı rakamlarla ortaya konmuştu. Yani, Körfez, yakın gelecekte ABD için o kadar da öncelikli bir ‘stratejik’ alan olmayabilecekti.

Obama yönetiminin, Irak’tan sonra Afganistan’dan pılıyı pırtıyı toplamaya başlaması, Suriye’den uzak durması, İran ile ‘potansiyel bir savaşı ortadan kaldıracak’ yeni sayfa arayışında bütün bunların, benim Dubai ve Halifax’ta işittiklerimizin de bir rolü var.
Bütün bunlar, Ortadoğu’yu büyük ölçüde ‘yerel aktörleri’nin kendi aralarındaki ‘itiş-kakış’ ile baş başa bırakılması ihtimalini ifade ediyor. Bu da, elbette, ‘herşey’i etkileyecek önemde bir gelecek demek.

CENGİZ ÇANDAR, RADİKAL, 24.11.2013

 

 

 

 

RELATED ARTICLES

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Most Popular