HomeMAINYazıtlanan Şiirler ve Müzikleri

Yazıtlanan Şiirler ve Müzikleri

Atalara
Açılan
Yazılar
Yazıtlar
🧿🧿🧿
💎💎💎
Yazı ve Yapı
Alnıma usulca yazılanlar
Durmaksızın satır satır
İpek ve Kürk yollarında
Sonsuzluğa yol alıp
Zamanları içenler
Kafilelerle katar katar
Yazmak bilgelik
Yazılanmış kader
Bilim bilig
Kutadgu Bilig
Kutalmış bilgelik
Yenisey Orhun
Tola Selenga
Irmaklar hep yazıt
Kayalar hep bilgelik
Güney Sibirya
Atavatan
Beş ırmak havzaları
Yenisey Obi Lena
Angara Selenga
Silsile Selsele
Altaylar
Suyolları sonsuz vadiler
Mamut dişlerinden
Taştan Ahşaptan
Paleolitik evler
40 tane bin yıl
Ömürleri bitiştiren
Zamanların tünelinde
Çatalhöyük Çumra
İkonyum Konya
On bin yıl
Zamanlarla barışık
Sevdalarla bilgeliklerle
Dolu Anadolu
Anavatan yahut Anavatan
Küçük Asya’nın
Neolitik köy evleri
İnsanda bir ilk
Çatıdan bacadan
Merdivenle girilen
Taşa yazıtlar
Kaleler Kuleler
Ahşap yapılar
Demir kapılar
Atalara açılan
Yalılar köşkler
Yazılar yazıtlar
Köy misafir odaları
Oymalı kapıları
Tak tak değil
Tokmakları
Usulca tık tık
Gönül kapıları
Sevdaları saklayan
Yalkuzak Yazıtlar
Yazı değil
Yazıtmış bırakılan
Alnıma yazılan
Zihne mıhlanan
Zemine kazınan
Zamana kilitlenen
Oz’anlara sırlanan
Dillendikçe mayalanan
Gökleri aydınlatan
Kökleri derinlere, diplere salıveren
Atalar yazıtları
İki tane binden uzun yılların
Yalkuzak kayaları, gönül taşları
Alın yazıları
İç nehirlerde deli veli
Hırçın uysal akarak
Sörf 🏄‍♂️ yapan
İyelik yazıtları
Yişlerden geçerek
İyelerin yollarından
Süzülerek inceden
Haliçlere, talaylara
Sazın tellerinden
Ooy ooy
Türkülere, deyişlere
Gönül kapılarına
Alın Yazıtları
Papaz efendinin
Ritmik töreninde vaftizlenmek
Bilgelerce zaman tünellerinde
Yoğrulup dillendirilmiş
Mayalandırılmış
Yazıtlı alın ile doğmak
Arasındaki muazzam fark
Vaftize ne gerek
Papaza ne gerek
Kendinden yazıtlıyız
Kayalara taşlara
Kalıtlı kanıtlı
insanı alnının içinden
bir zaman tüneline çeken,
matrix bir film gibi—
ışıklar arasında
hafızaya düşen beden.
Binlerce yıl yürümenin yorgunluğu,
taşta kalan dizlerimiz,
rüzgârda eskitilmiş adımlar…
ve en nihayet
sezinlemenin o garip coşkusu:
unutmuşken hatırlamak.
Alın,
sadece kader değil,
bir kaya yüzeyi,
bir iç mağara,
bir yazı tahtasıdır.
Zaman oraya çentik atar,
insan oradan sızar.
Her düşünce bir iz,
her iz bir yazıt olur.
Ve en nihayet,
sezinlemenin o tuhaf coşkusu:
aklın sustuğu,
alnın konuştuğu an.
Ve biz,
alnımızda taşıdığımız
bin yıllık yürüyüşü
her sabah aynada yeniden
Yedi Pınarlar
Altaylarda Altın dağlarında
Çin’in hayal ettiği Cinşan’ım
Anlı şanlıyım
Angara nehri boylarında
Zamanların zeminlerin ötesinde
Malta Çocuğuyum
Atalardan miras
Beş nehirim
Hazar kıyılarında
İdil Volga boylarında
Karadeniz kıvrımlarında
Don Dinyeper Dinyester
Düzlüklerinde
Sakalara İskitlere
Yarenlik eden
Yol veren
Maveraünnehir’de
Hind eyaletlerinde
Yer adlarına zimmetlenen
Fırat Dicle kenarlarında
Sümer’im Gılgamış
Bilge Adamım
Gemilerde yol alan
Dündüm bugünlerdeyim
İlmiye Çığ’larla
Hattiyim Hititim
Kızılırmak kenarlarında
Hurriyim, Urartuyum
Eklenen dillerde
Nil sularında gölgelerim
Gözlerimin önüne düşer
Hiksos gemilerinde
Leventlerim yelkenlerle
Yolalan
Akdenizlerin pruvasındayım
Pelasg’ım İyonum Ege havzalarında
Adaları, yarımadalarında
Tiren denizlerinde
Kefalonya’da
Tiranlara kafa tutan
Etrüsk’üm Turska’yım
Alp dağlarında, Toskanayım
Londonyum’dayım
İmparatorluklar kuran
Romus’um Romülüs’üm
Kurt kapanlarını kırıp geçen
Toskayım Albanım
Adriyatik kıyılarında
Mirdita dağlarında
Taşlıcalı Yahya beyim
Mısralarda, divanlarda
Sultanın kardeşine vefakar
Yedi pınarlarım
Genleri gönlüne göre veren
Beş nehir Beş Denizlerim
Halkların bağrından doğan
Su havzalarında
Dağlarda çağlayan
Ovalardan süzülen
Bozkır yollarında
Gönlüme eşlik eden
İncirlik Limanı

Sırtını yaslamış İncirlik’ten Galata’ya

İstanbul’a bakar Ağaoğlu

Tarihi yarımadasına, Haliç’ine

İskelelerine, Unkapanı, Yağkapanı’na

İnsanlık karmaşasının girdabında

Yirmibirinci yüzyılın ilk çeyreğinde

Etrafı ateş çemberi Türkiye günlerinde

Ömrünün sonbaharında

Yüreği yangınyeri Ağaoğlu

Dünyanın Başkentinde

Alemlerin ortasında

Türkistan, Kafkas

Menemen ovası ve Rumeli’den

Vardar, Meriç ırmak boylarından

İstanbul’a konup gelenlerin

Kokteyli

İncirlik limanından

Tarihi Yarımadayı seyre koyulanlar

Haliç’in kıvrımlarında

Hayalleri büyüten

Körler ülkesi ile yetinmeyenler

Denizlere, adalara,

yarımadalara açılanlar,

Ak, kara, kızıl, gök mavisine

https://www.musicful.ai/song/50613486981607431/

Levent AĞAOĞLU

 

Haliç girişi Eminönü, Cuma, 24 Ocak 1975. © Copyright Levent Ağaoğlu. Klasik İstanbul Şehir Hat Vapurları. Arkada Karaköy. Galata (Ceneviz) Kulesi. Banka Tabelaları. Sheraton Oteli, Teknik Üniversite Taşkışla binası. 17 yaşında Liseli bir genç. Geleceği düşleyen bakışlar. Boğaz’ın Haliç’e aktığı nokta.

 

E-Posta Bültenimize Bekliyoruz.
Haftalık olarak, sizinle tüm içeriklerimizi e-posta yoluyla paylaşıyoruz.
icon
RELATED ARTICLES

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here


Most Popular