HomeBEYOND TURKEYASIAStrateji: Şangay İşbirliği Teşkilatı ve Türkiye

Strateji: Şangay İşbirliği Teşkilatı ve Türkiye

PAZAR UFUKLARI: Hedefimiz Yeni Akdeniz!

Anılardaki Çeyrek Asır: 1996-2022

Shanghai, 1998

Şangay Kordon boyu, 1997

İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminde Çin komünistleri Şangay’a girdiklerinde, oradaki sermaye mülteciler ile birlikte Hong Kong’a göçmüş, Hong Kong‘un küçük bir yerleşimden gökdelenlerle dolu dev bir küresel düğüm noktası haline gelmesi bu şekilde başlamıştır.

İhracat Yollarında 1989, Guangdong, Çin

Daha sonra 1978 yılında Çin devlet başkanı cüce Deng, Çin’in dünyaya açılım ve ekonomik büyüme politikasını 50 yıllık plan ile başlattığında, ilk hedef olarak Hong Kong benzeri Şenzen balıkçı köyünü yine devasa bir kent haline dönüştürmek planını uygulamaya koymuştu.

Ardından da 1995 yılından itibaren ikinci vitrin olarak Şangay kenti seçilmiştir komünistler tarafından. Bu süreçte 1997 yılında fuar katılımı nedeniyle Şangay’ı ziyaret ettiğimde şehirde her taraf yıkılıp yeni binalar, yeni yollar, otoyollar, köprü, yollar yapılmakta idi bu değişme bizzat şahit olmuştum.

Şangay Deri Fuarı’nda 1997

1995 yılında başlayan bu dönüşüm ardından 1996 yılında Şangay İşbirliği Teşkilatı’nın kurulması ile bölgesel bir birlik aşamasına geçilmişti. ABD’nin bu stratejik Asya ortaklığı girişimine cevabı ise 2000’li yılların başında yoğunlukla uygulanmaya başlanan Büyük Orta Doğu Projesi olarak gerçekleşmişti. Bu proje ile Asya’nın doğu kıyılarında kurulan Şangay İşbirliği Teşkilatı’na karşıt olarak, Batı Asya’dan başlayarak, Asya’nın içlerine, Türkistan’a kadar uzanan Büyük Orta Doğu tanımı ile birlikte Türkiye de projenin merkezi ülkesi olarak konumlandırılmıştı ABD tarafından.

ABD açısından ürkütücü olan Avrupa/Birliği ve Asya ülkeleri arasındaki işbirliğinin, Avrasya siyasi oluşumunu hayata geçirmesi olgusudur. Şangay İşbirliği Örgütü’nün kurulmasından sonra 1996 yılından itibaren Çin ile Avrupa birliği arasındaki dış ticaret bu 25 yıllık süreçte her iki taraf için de birinci ortak konumunu beraberinde getirmiştir. AB içerisine alınması ABD tarafından arka planda engellenen Türkiye’nin bu sefer Şangay işbirliği ile daha etkili ve derin ilişkiler içerisine girmesinin kıtalar üzerinde tektonik etkileri olacaktır.

Tüm Türkiye’yi en iyi simgeleyen tokalaşan eller emojisidir. Bu ellerin bir tanesi Avrupa’nın eli diğeri ise Asya’nın elidir ve Türkiye üzerinde tokalaşmaktadırlar. Bu tokalaşma neticesinde her iki kıta Türkiye üzerinde birbirleri ile kenetlenmektedirler. Çok duyduğumuz bir tabir var kıtalararası füze yani kıtasal savaş. Halbuki Türkiye kıtalararası barışın simgesidir.
Her iki kıtayı birbirine el ele bağlayandır Türkiye, tokalaştırandır.

Türkiye, Asya ve Avrupa kıtalarının birleştiği noktada yer almaktadır, Avrasya siyasi kimliğinin en belirgin olduğu ülke ise Türkiye’dir. Türkiye, hem Avrupa birliği hem de Şangay işbirliği üyeliği ile birlikte, Avrasya kimliği ve birliğini tetikleyen ülke olacaktır.

Buradan ABD’nin Türkiye’den hangi sebeple ürktüğü ortaya çıkmaktadır. Şangay İşbirliği Teşkilatı ile Türkiye’nin artan ilişkileri, paradoksal bir biçimde Türkiye’nin Avrupa Birliği içerisinde yer almasını da beraberinde getirebilecektir.

Türkiye’nin Avrupa birliği ile entegrasyonunu engelleyen ABD, bu kez de Asya ile Şangay işbirliği özelinde entegrasyonunu engelleme çabası içerisindedir. Bu analizin yazıldığı günlerde ABD Pelosi tarafından Ermenistan’a üst düzey bir ziyarette bulunmuştu. Maksat, ABD’nin hedefinde olan Avrupa Asya birliğine doğru giden süreçlerin engellenmesidir.

Oysa, Türkiye’nin AB üyeliği soyutlanmış bir hedef değil, söz konusu üyeliğin devamında, Asya ile de gerçekleştirilecek bir birlik ardından, kalbinde, merkezinde yer aldığı, Avrasya Birliği’nin ve barışının bayraktarlığıdır.

Aslında Rusya-Ukrayna Savaşı da ABD tarafından bu sebeple özellikle kışkırtılmış ve Çin ile Avrupa arasındaki İpek Yolu treni üzerinden gelişen ticaret özellikle engellenmeye çalışılmıştır.

AB’nin Lideri konumundaki Almanya ise Türkistan ülkeleri ve özellikle Çin ile ticari ve sınai ilişkileri son derece gelişkin bir aşamaya ulaştırmıştır. Türkistan ülkelerinde ikinci Dünya Savaşı’ndan kalan bakiye olarak ciddi bir Alman nüfusu yaşamaktadır. Avrupa’nın, Almanya üzerinden Çin ile olan ticari ve sınai ilişkileri güçlendirmesi, Rusya-Ukrayna Savaşı sürecinde ABD’nin Almanya’ya bu denli yüklenmesinin ve ekonomik darboğaza sürüklemesinin altındaki ana sebep idi.

Şangay İşbirliği Teşkilatı, Berlin duvarının 1989 yılında yıkılmasından sonraki süreçte, Rusya ve Çin inisiyatifinde kurulmuştur.

Teşkilatın önünü kesmek açısından ABD, büyük Orta Doğu inisiyatifini almıştır. Bu inisiyatif de, doğu Asya’da gerçekleşen bu teşkilatlanmaya karşı batı Asya’daki müttefik ülke Türkiye hedef olarak seçilmiştir.

2022 yılı itibarı ile Türkiye hala Şangay Teşkilatına üye değildir, sadece düşük düzeyli diyalog ortağı konumundadır. Burada ise söz konusu olan zayıf bir ilişkidir. Türkiye bu konularda Asyalı bir inisiyatif almakta hala çekingen davranmaktadır.

ABD’nin planı ise Türkiye nasıl Avrupa Birliği’nden uzaklaştırıldı ise, aynı şekilde Şangay İşbirliği Teşkilatından da uzak tutulmasıdır. Türkiye’deki ABD muhibi yazarlar lobisi eksen kayması vb. klişelerle zihinleri köreltmekte, beyinleri bu maksatla yıkamaktadır.

1996 Aralık ayında önde gelen bir Türk sanayi grubu tarafından yurtdışı ofis yöneticisi olarak görevlendirilmiş ve Hong Kong’da 4 buçuk yılı bulacak yurtdışı görevine başlamıştım. Bu dönemin ne denli tarihi olaylara tanıklık ettiğini bu dönemi yaşadıktan sonra öğrendim.

Hong Kong Star Ferry, 1998

Hong Kong’a geldiğim yıl olan 1996 yılında Şangay İşbirliği Teşkilatı kurulmuş, 1997 yılında Hong Kong Prens Charles tarafından Çin’e törenle teslim edilmiş, dünyada internet atak yapmaya başlamış, 1999 yılında Ali Baba’nın kurucusu Jack Ma, Hong Kong’da konferans vermiş ve ABD’nin Büyük Çin projesinin sonlanması ile birlikte George Bush, Amerika’da Başkanlığa getirilmiş, sonra 2000 yılı başlarından itibaren büyük Orta Doğu Projesi uygulanmaya başlanmıştır.

Clinton’ın büyük Çin politikası terk edilmişti. 2001 yılı ortalarında artık Türkiye’ye dönme hazırlıkları yaparken Greater Middle East (Büyük Ortadoğu) başlıklı bir Foreign Affairs makalesi gözüme çarpmıştı. Orta Doğu’nun büyüğü de mi varmış diye sormuştum kendi kendime. Gerçek, daha sonra Türkiye’nin Büyük Orta Doğu Projesi Liderliği ve Arap Baharı ile ortaya çıkacaktı.

Amerika her türlü versiyonu uyguluyor, deniyor ve ona göre değişimler yapıyordu.

İsmail Cem’in 1997-2002 dönemindeki Dışişleri Bakanlığı döneminde Türkiye özellikle 1998 yılından başlamak üzere Çin ile olan ilişkilerini geliştirmeye başlamış ve Şangay Konsolosluğu 1998 yılında açılmıştı. İlk başkonsolosumuz da Murat Özçelik bey idi.

2022 yılına geldiğimizde ise çeyrek asrı aşkın bir Şangay İşbirliği Teşkilatından bahsetmekteyiz. Çeyrek asırda gelinen nokta henüz daha başlangıç aşamasındadır. Şangay İşbirliği Teşkilatının ana maksadı üyeleri arasındaki sınır problemlerini giderme konusunda inisiyatif Çin ve Rusya ile birlikte alınmış daha sonra Türkistan Cumhuriyetlerinden sınır komşuları olan Kazakistan ve Kırgızistan nihayetinde de Özbekistan üyeliğe alınmıştır.

Son aşamalarda ise Hindistan, Pakistan ve İran da artık teşkilatın üyesidirler. Burada dikkatimizi çeken tüm bu üyeler arasında sınır problemlerinin söz konusu olmasıdır, hepsinin arasında benzeri sınır problemleri vardır.

Birlik bu sınırlı vizyonundan daha büyük bir aşamaya geçerek bir Avrupa-Asya (Avrasya) vizyonu oluşturmak konumundadır. Şu aşamada Asya’nın, Avrupa’da olduğu gibi benzer değerleri paylaştığı değerler söz konusu değildir.

O halde önemli olan kültürel ortaklıkları tesis etmektir ki, zaten Asya, Eski Kıta adıyla anılmaktadır, dünyanın kültür birikimi, medeniyet birikimi bu kıtada gerçekleşmiştir.

Söz konusu kültürel alt yapı tesis edilmediği müddetçe birlik sadece sınır ve benzeri devletlerarası sorunların çözümü ile uğraşarak üzerindeki dar görüşlülüğü atamayacaktır.

Bundan sonraki aşamada Türkiye, Japonya, Kore gibi ülkelerin de birliğe alınarak ortak insanlık değerleri üretilmesine yoğunlaşılması önemlidir.

Asya’nın Pasifik’e açılan kapısı Şangay’ın yanı sıra Akdeniz’e ve dolaylı olarak Atlantik’e açılan kapısı olan Türkiye bu birlik içerisinde yer almadığı müddetçe, Şangay Birliği kültürel birliktelik ve bütünlük geliştiremeyecek, zengin bir vizyon ortaya koyamayacaktır.

Şangay İşbirliği Teşkilatı’nın yeni bir vizyon ile yola koyulması açısından, Teşkilatın ikinci çeyrek yüzyılının başlangıcı olan yaşadığımız dönemde, Türkiye ile olan işbirliğini üyelik çerçevesinde geliştirmesi üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereklidir.

Pasifik kıyısında yer alan Şangay şehrinin doğu Akdeniz’de yer alan ve Karadeniz ile de bir geçiş yolu olarak hem Avrupa hem de Asya kıtasında konumlanmış dünya başkenti İstanbul şehrini de bünyesine alacak olması, teşkilatın vizyonunun, Avrupa- Asya birliği kapsamında gelişimi açısından önemli bir yenilik olacaktır.

Dünya’nın Başkenti’nde 1975

Beyoğlu’nun beyleri
Rumeli’nin yörük ağaları
İstanbul’un efendileri
Avlonya’dan Gedikpaşa’ları
Enderun’dan Kasımpaşa’ları
Kaptan-ı Deryaları, Levendleri
Hercümerc olurlar
İnsanlık yarımadasında
Dünya’nın başkentinde
Kıtaların katığında

16 Ağustos 2022
İstanbul

Bu yenilik aynı zamanda Yeni Akdeniz bölgesindeki (Pasifik Okyanusu) ekonomik dinamizmin, eşzamanlı olarak eski Akdeniz bölgesine de erişimini temin edecektir.

Yeni Akdeniz (Pasifik) ve Akdeniz birlikteliği insanlık ve özellikle kültürel anlamda insanlık değerlerinin önem kazanması açısından büyük katkılar sağlayacaktır.

Yeni Akdeniz ekonomik koridoru

Batı kendini Avrupa ve Amerika şeklinde soyutlamış ve Akdeniz’in insanlığı birleştirici değerlerinden ve kültürel etkileşimlerinden uzaklaşarak bir hegemonyaya dönüşmüş, adını da Atlantik Dünyası olarak değiştirmiştir.

Toplam olarak Avrupa’da 64 ülke vardır bunlardan 50’si bağımsız, 8’i bağımlı, 6’sı tanınmamış devlettir. Dünyanın en büyük kıtası Asya, Birleşmiş Milletler verilerine göre 48 bağımsız ülkeye sahiptir. Amerika Birleşik Devletleri federal bir cumhuriyettir. Federal devlet yapısı, 50 federe eyalet ve başkent Vaşington’u içeren “District of Columbia”yı kapsamaktadır.

ABD, NAFTA, Kuzey Amerika Serbet Ticaret Anlaşması ile Kuzey Amerika kıtasını bölgesel bir bütünlüğe kavuşturmuş iken, benzeri bir oluşumun Avrasya kıtasında gerçekleşmesini engellemek, ana stratejisidir.

Atlantik hegemonik çağının kapanması, Asya ve Avrupa’nın birlikte işbirliği gelişimi açısından, hem Asyalı ve hem Avrupalı bir medeniyet birikimi olarak Türkiye’nin katkısı stratejik bir boyutta değerlenecektir.

Dünyada Neolitik dönemi yaşayan ilk iki ülke Türkiye ve Çin’dir. Çin medeniyeti, Kuzey Çin’deki Sarı Nehir boylarında gelişmiş ve bu coğrafyada Türkler ve Çinliler birlikte yaşamışlar, Çin’in ilk başkenti olan Xian kenti ve civarında zengin kültürel ilişkiler geliştirmişlerdir.

Bu ilişkilerin Şangay İşbirliği Teşkilatı bünyesinde Akdeniz’e uzanacak bir boyut kazanması teşkilatın yeni bir vizyonu olarak değerlendirilmelidir.

Görüş ve önerilerinizi iletirseniz mutlu olurum Sevgili Dostlar

İyi Pazarlar.

Sevgi ve Selamlarımla

Levent Ağaoğlu,  20 Eylül 2022

 

RELATED ARTICLES

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Most Popular