Home Blog Page 90

Yesevi ve Yusuf Has Hacip’de Bilgelik Dizeleri

YESEVİ

Sünnet imiş, kâfir de olsa, verme zarar,
Gönlü katı, gönül inciticiden Allah şikayetçi,
Allah şâhid, öyle kula “Siccîn” hâzır,
Bilgelerden işitip bu sözü söyledim ben işte.
“Enel Hakk’ın anlamını bilmez câhil,
Bilge gerek bu yollarda, mertler denizi,
Akıllı kullar Hakk yâdına “sevgili” dedi,
Cândan geçip Sevgili’yi sevdim ben işte.
Bir gece seherde garîb Mansûr çok ağladı,
Işık salıp Allah kendisi rahmet eyledi,
Ondan sonra Kırklar bakarak şarâp verdi,
Bilgelere bu sözleri dedim ben işte
Yer altına kaçıp girdim câhillerden,
Elim açıp duâ isteyib merd kişilerden,
Garîb cânım yüz tasadduk bilgelerden,
Bilge bulmayıp yer altına girdim ben işte.
Önce-sonra iyiler gitti kaldım yalnız,
Câhillerden işitmedim bir güzel söz,
Bilge gitti câhil ler kaldı çektim üzüntü,
Yolu bulamayıp şaşkın olup kaldım ben işte.
Ayrılık yarası ezdi bağrımı hani dert ortağı,
Bilge toprak, câhillerin göğüsü yüksek,
Âyet, hadîs beyân etsem beğenmez,
Göğsümü deşiniz derd ve gama doldum işte.
Gurbet değse, pişkin eyler çok hamları,
Bilge eyler, hem seçkin eyler çok sıradanları,
Giyer çul elbise, bulsa yer yemekleri,
Onun için Türkistan’a geldim ben işte
Sır şarâbını içen âşık kendini bilmez,
Bu dünyânın izzetlerini gözüne iliştirmez,
Yüz bin bilge nasîhat etse öğüt almaz,
“Vâ şevkâ”deyip kendini bilmeden yürür dostlar
Allah diyen şeker ve bal hazırladı,
Âhirette Allah ile sevdâ eyledi.
Amel işleyen gerçek âlimi bilge kıldı,
Cân ve gönülde Hayy zikrini deyin dostlar
Kahhâr Melik’im kudret ile nidâ eylese,
Cemâl için yananlarım, “gel gel” dese,
Göz yaşını akıtarak feryâd eylese,
Akıl ve Şuûrunu bilge eyleyip yürür olur
Bedeni büyük ateşte bırakan cânı başka,
Hikmet okur tâlip olur yetse söze,
Kimi görse izini alıp sürer göze,
Akıl ve Şuûrunu bilge eyleyip yürür olmalı.
Hangi tâlib hikmetimi tutsa azîz,
Nereye varsa, başı azîz, sözi lezîz,
Yahşi sözü fehm eylemez her terbiyesiz,
O sebebden bilge izleyip yürüdüm ben işte.
Hak Mevlâmın nazarı kime düşse,
Câhil olsa, bir lahzada bilge olur.
Üç yüz altmış damarları nûra dolar,
Dört yüz kırk dört kemikleri binâ olur
Hak pertevi kime düşse, bilge kılar,
Gönlü ışıyıp bâtınlarını binâ kılar.
Marifeti söyleyip özünü söyler kılar,
Söyler olup Hak yollarını demeyim mi?
Cânı ayrı ateşte yanar teni özge,
Kimi görse, izin alıp sürer göze.
Hikmet okuyup, tâlib olup, yetse söze,
Akıl ve şuûrun bilge kılıp yürür olur.
Âşıkları cevlân kılar o meydânda,
Yılan kamçı kılıp biner o arslana,
Sır sözünü söyleyip olmaz her nâdâna,
Sır sözünü bilgelere söyleyesim gelir.
Ârif olup âşık olsa bilge gider,
Öyle âşık dîdâr için cânın verir.
Öyle kula tan mı atar, gün mü batar,
Gece-gündüz dinmeden ağlayasım gelir.
Ezel gününden takdîr eylese Hakk cemâli,
Yüz bin şeytân kast etse yok zevâli,
Günden güne fazla olunca söz ve hâli,
Bilge olup Hakk yolların açar dostlar.
İşte bu yola girdim ise, hayrân kaldım,
Başım donup, aklım azdı, sersem oldum,
Bilge idim, pirsiz yürüyüp, nâdân oldum,
Pîr-i muğân hizmetinde yürüsem mi ki?
Kul Hoca Ahmed, bende olsan, Hakk’ı ara,
Âşık olsan, bâtınında Arş’ı gözle,
Hikmet söyleyip, âyet, hadis sözünü söyle,
Bilgelere söylediğin sözün imâ olsun.
Hakikatten hikmet dedim, bilge hani?
Kötü-iyi hâzır durur, bakıp ona,
Hayvan kılmayıp, âdem kıldı Mevlâm seni,
Her cefâya kanasın dedi, kandım işte.
Gözyaşını Hüdâ özü kabul kıldı,
Yüz bin âsî, ümmetlerini dileyip aldı,
Değme bilge bu sırlardan hayrân kaldı,
Mustafa’ya ümmet olsam ağlamayım mı?

YUSUF HAS HACİP / KUTADGU BİLİG

KUTADGU BİLİG’den, Günümüz Diliyle
270
Ölüden diriye kalan miras sözdür,
miras kalan sözü tutmanın yüzlerce faydası vardır.
271
Bilgisiz, muhakkak ki kördür;
ey gözsüz kör, bilgiden hisseni al.
272.
Kişinin süsü sözdür ve bu söz de çok çeşitlidir;
haydi, ey dilim, iyi sözlü kişiyi öv.
273
Buna benzer Türkçe bir atasözü vardır
İşte onu söylüyorum, şöyle der.
274
Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür;
Kişinin süsü yüz, yüzün süsü gözdür.
275
İnsan sözünü diliyle söyler;
sözü iyi olursa yüzü parlar……
“Kişi köngli tupsuz tengiz tek turur
Bilig yinçü sanı tupinde yatur.”
(Kişinin gönlü dipsiz deniz gibidir
Bilgi onun dibinde yatan inciye benzer.)
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
“Özü gitti insanın, adı kaldı bak”
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür;
Kişinin süsü yüz, yüzün süsü gözdür.
İnsan sözünü diliyle söyler;
sözü iyi olursa yüzü parlar

KUTADGU BİLİG’den, Günümüz Diliyle

270
Ölüden diriye kalan miras sözdür,
miras kalan sözü tutmanın yüzlerce faydası vardır.
271
Bilgisiz, muhakkak ki kördür;
ey gözsüz kör, bilgiden hisseni al.
272.
Kişinin süsü sözdür ve bu söz de çok çeşitlidir;
haydi, ey dilim, iyi sözlü kişiyi öv.
273
Buna benzer Türkçe bir atasözü vardır
İşte onu söylüyorum, şöyle der.
274
Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür;
Kişinin süsü yüz, yüzün süsü gözdür.
275
İnsan sözünü diliyle söyler;
sözü iyi olursa yüzü parlar……
———————————-

KUTADGU BİLİG’den, Orijinal Metin

0270.
ölügdin tirigke kumaru söz ol
kumaru sözüg tutsa asğı yüz ol
0271.
biligsiz karağu-turur belgülüg
ây közsüz karağu bilig al ülüg
0272.
kişi körki söz ol bu söz ök telim
yorı edgü sözlüg kişig ög tilim
0273
mesel keldi türkçe muñar meñzetür
anı sözledim men munu yañzatur
0274.
ukuş körki til ol bu til körki söz
kişi körki yüz ol bu yüz körki köz
0275.
tili birle yalñuk sözi sözlenür
sözi yakşı bolsa yüzi suwlanur
Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig, 1070, Kaşgar
……………………………………………………….
158 Yorı ay biligsiz igiŋni ota,
biligsiz otın sen ay bilge kuda
Ey bilgisiz, git, hastalığını tedavi ettir; ey mes’ûd âlim, bilgisizliğin ilâcını sen söyle.
191 Bu kün tügme kaşıŋ ay bilge bügü,
özüm udrin aysa yeme eymenü
Ey âlim hakîm, bugün ürkerek, kendi özrümü söylersem, bana kaşını çatma.
192 Tilekim söz erdi ay bilge bügü,
kedin keldeçike özüm sözlegü
Ey âlim hakîm, dileğim benden sonra geleceklere kalacak bir söz söylemek idi.
203 Biligsiz bile hiç sözüm yok meniŋ,
ay bilge özüm uş tapuğçı seniŋ
Benim bilgisiz ile hiç bir sözüm yoktur; ey bilgili, işte ben senin kulunum.
223 Bügü bilge begler bodunka başı,
kılıç birle itmiş biligsiz işi
Halkı idare eden, hakîm ve âlim beyler bilgisizin işini kılıç ile halletmişlerdir.
263 Kalı bilgeke tegse elde orun,
ol el boldı törde takı ked burun
Eğer bir âlime eşikte bir yer isabet ederse, o eşik baş-köşeden daha iyi ve yüksek olur.
265 İki törlüg ol kör bu aslı kişi,
biri beg biri bilge yalŋuk başı
Bak, iki türlü asîl insan vardır : biri — bey, biri — âlim; bunlar insanların başıdır.
287 Tilekim söz erdi ay bilge bügü,
ukuşuğ biligig özüm sözlegü
Ey âlim hakîm, maksadım söz söylemek idi; akıl ve bilgiden bahsetmek istedim.
333 Eşitgil negü ter bügü bilge teŋ,
bu söz işke tutğıl ayâ kızğu eŋ
Dinle, hakîm âlim buna benzeterek, ne der; bu söze göre hareket et, ey bahtiyar insan.
405 Beg erdi ajunda bügü bilge baş,
bu beglik özele uzun boldı yaş
Bu dünyada bir bey vardı, hakîm ve bilgin bir baş idi; beylik içinde uzun bir ömür sürdü.
470 Ukuş kadrini hem ukuşluğ bilir,
bilig satsa bilge biliglig alır
Aklın kıymetini yine akıllı bilir; âlimin sattığı bilgiyi de bilgili alır.
473 Negü bilge telve bilig kadrini,
bilig kayda bulsa biliglig alır
Bilginin kıymetini deli nereden bilecek; bilgiyi, nerede bulursa, bilgili alır.
475 Öziŋe kerekin itindi itig,
eligke yüz urdı bu bilge tetig
Bu âlim ve zeki insan lüzumlu hazırlıklarını tamamladı ve hükümdara doğru yöneldi.
495 Yatığ yarlıkağıl içür ber yegü,
ümeg edgü tutğıl ay bilge bügü
Yabancının kusurunu bağışla, onu yedir ve içir; ey âlim hakîm, misafire iyi muamele et.
613 Eşit emdi bilge sözi ne teyür,
sözin yaŋzatur sözke yinçge ayur
İmdi dinle, âlim ne der; onun bu mealdeki sözü bu fikri ne kadar ince ifâde eder.
755 Negü ter eşit emdi bilge tetig,
özi bardı kodtı biziŋe bitig
Şimdi dinle, kendisi gitmiş, fakat bize eserini bırakmış olan zeki ve âlim insan ne der.
777 Adınsığ körür-men bu kün kılk itig,
aŋar eymenür-men ay bilge tetig
Bugün sende başka bir hâl görüyorum, onun için çekiniyorum, ey zeki, âlım insan.
824 İlig aydı bilge meniŋ kılkımı,
körüp meŋzetü urdı bu atımı
Hükümdar cevap verdi : — Alim benim tabiatimi güneşe benzeterek, bu adı verdi.
974 Öyük çim osuğluğ bolur bilgeler,
çıkar suv kayuda adak tepseler
Alimler sulak yerlere benzerler; nereye ayak vururlarsa, oradan su çıkar.
985 Yava söz biligsiz tilindin çıkar,
biligsiz kişig bilge yılkı atar
Boş söz bilgisizin ağzından çıkar; bilgisiz adama âlim hayvan der.
1012 Bu ay toldı aydı sözüg bilgedin,
eşitgü biligsizke aysa kedin
Ay-Toldı dedi:—Sözü bilenden dinlemeliye sonra bilmeyene söylemelidir.
1015 Üküş sözleyü bilge bolmaz kişi,
üküş eştü bilge bulur tör başı
Çok söylemekle insan âlim olmaz; çok dinlemekle âlim baş-köşeyi bulur.
1048 İdi yakşı aymış biliglig sözi,
bu bilge sözi ol biligsiz közi
Bilgili çok iyi bir söz söylemiş; âlimin sözü, bilgisiz için, göz olur.
1221 Oğulluk ata bolsa bilge tetig,
kısa tutğu tutçı emi bu itig
Çocuk babası âlim ve zeki ise, oğluna dâima sıkı bir terbiye vermelidir; bunun usûlü, çâresi budur.
1457 Negü ter eşitgil ay bilge külüg,
bu sözdin kötürgil özüŋke ülüg
Ey hükümdar, meşhur âlim ne der, dinle; bu sözden sen kendine hisse çıkar.
1539 Kerek erdi bilge tirilse kutun,
kamuğ ölsün erdi biligsiz otun
Alimlerin saadet içinde ömür sürmeleri lâzımdı, bütün câhil küstahlar hep ölmeli idiler.
1678 Anadınmu bilge tuğar bu kişi,
azu ögrenürmü yetilse yaşı
insan anadanmı âlim olarak doğar, yoksa yaşı ileriledikçemi öğrenir?
1700 Ne edgü bolur kutka kodkı köŋül,
ne körklüg bolur bilge bolsa amul
Saadete alçak gönüllülük ne kadar uyar; âlim bir insana hilm ve şefkat ne kadar yakışır.
1743 Köŋül til köni tut ay bilge bügü,
saŋa eksümegey üdinde yegü
Ey âlim hakim, gönül ve dilini doğru tut; vakti gelince, yiyeceğin eksik olmaz.
1754 Negü ter eşit emdi bilge öge,
biligsiz ukup emdi boynuŋ ege
Hükümdara her hususta yol-iz gösteren âlim müşavir ne der, dinle; ey bilgisiz, bunu anla ve itiraz etme.
1820 Biligke tegir ötrü bilge bolur,
bu bilgi bile asğı ilke tolur
Böylece bilgiye erişir ve bir gün âlim olur; bu bilgi ile memlekete çok faydası dokunur.
1898 Sever sevmezin öz bileyin tese,
köŋülke baka körgü bilgey basa
Sevip-sevmediğini anlamak isterse, insan gönüle bakmalı; bu gönülden anlaşılır.
1914 Eşitmek bile boldı bilge kişi,
bu söz sözlemektin barır er başı
insan dinlemekle âlim olur : çok söz söylemekten insanın başı gider.
2218 Sakışçı kerek bolsa bilge tetig,
bilig birle bilse bu törlüg bitig
Vezir hesap bilir, âlim ve zeki olmalıdır; bilgili olmalı ve çeşitli yazıları bilmelidir.
2225 Bitig bilmez erse apa oğlanı,
negü bilgey erdi yıl ay kün sanı
İnsan-oğlu yazı bilmese idi, yıl, ay ve günün sayısını nasıl bilirdi.
2226 Bitip kodmasa erdi bilge bitig,
sakışka negü erdi al yaŋ itig
Alimler kitap yazıp bırakmamış olsalar idi, hesap yapmağa nasıl bir çâre ve imkân bulunurdu.
2361 Katığlan usandur usa bas keçe,
keçe az üküşüg ne bilgey aça
Gayret et, düşmanı rahat bırakma, mümkün ise, gece baskını yap; gece karanlığı içinde kuvvetinin az veya çok olduğunun kim farkına varacak.
2491 Muŋar meŋzetü keldi bilge sözi,
eşitse köŋül bersü alsu özi
Bir âlimin buna benzer bir sözü vardır; duyan bu söze gönül versin ve benimsesin.
2513 Negü ter eşitgil bügü bilge beg,
bu söz işke tutsa saŋa bolğa yeg
Hakîm ve âlım bey ne der, dinle; bu söze göre hareket edersen, senin için çok iyi olur.
2518 Yana aydı bilge bügü sözledi,
özin tutnumaz er başın yer tedi
Alim ve hakimler de : — Kendisine hâkim olmayan insan kendi başını yer —demişlerdir.
2605 Kayu işke bilge yetürdi bilig,
anı yetti tuttı tegürdi elig
Alim hangi işte bilgisini kullanırsa, ona ulaşır; onu tutar ve elde eder.
2629 Bitise okısa eşitse sözüg,
anın ötrü bilge kılur er özüŋ
Yazmalı, okumalı ve başkalarının sözünden de istifâde etmelidir; insan bu suretle âlim olur.
2638 Yalavaç tetig bolsa bilge oduğ,
beg asğı bolur anda tutnur boduğ
Elçi zeki, âlim ve uyanık olursa, her yerde hoş karşılanır ve beyine faydalı olur.
2698 Bitimedi erse bitigli bitig,
negü bilgey erdiŋe bu hikmet bilig
Yazanlar kitapları yazmamış olsalar idi, bu hikmet ve bilgileri biz nasıl öğrenebilecektik.
2699 Bitip kodmasa erdi bilge bügü,
biziŋde ozakığ kim erdi tigü
Alim ve hakimler yazıp bırakmamış olsalardı, bizden evvel gelenlerden kim bahsedebilirdi.
2785 Negü ter eşitgil ay bilge bügü,
biliglig sözi bolsa aş teg yegü
Alim hakîm insan ne der, dinle; bilgili insanın sözü yemek gibi yenilmelidir.
2798 Tükel sır bediz ol köŋülsüz kişi,
köŋülsüz kişi bilge atın yodar
Gönülsüz insan yalnız bir şekil ve kalıptan ibarettir; gönülsüz insan âlim adını kaybeder.
3265 Negü ter eşitgil tejik bilgesi,
tejik bilgeleri çavıkar küsi
İranlı âlim ne der, dinle; iranlı âlimlerin şöhreti büyüktür.
3712 Tilin sözlegil hem bitigil bitig,
iligke yanayın ay bilge tetig
Hem ağızdan söyle, hem mektup yaz, ey zeki âlim; ben de hükümdarın yanına döneyim.
3713 Yanut berdi odğurmış aydı bitig,
bitiyin kör ança ay bilge tetig
Odgurmuş cevap verdi:— Bir az bekle, mektup yazayım, ey zeki âlim — dedi.
3752 İdi yakşı aymış süzülmiş köŋül,
eşitgil ay bilge ukuşluğ amul
Âlım, akıllı, durmuş-oturmuş ve temiz kalpli insan çok güzel söylemiş, dinle.
3822 Bitidiŋ bitigke yanutı bitig,
maŋa bir bereyin ay bilge tetig
Mektuba karşı cevap yazdın; şimdi izin ver, onu götüreyim, ey zeki âlim.
3908 Köŋül aytu ıdtım bitidim bitig,
negü teg erür sen ay bilge tetig
Hatır ve gönül sormak üzere, sana mektup yazdım, ey zeki âlim, nasılsın ?
3925 Bu sözni eşit ay maŋa kelmedük,
negü ter arığ bilge bağı bedük
Ey bana gelmek istemeyen, bu sözü dinle; temiz bilgili ve büyük bir hulûs sahibi insan ne der.
3934 Kişi edgü terler bu edgü kayu,
maŋa ayu berğıl ay bilge bügü
îyi insan derler, bu iyi insan nerede; ey âlim hakîm, bana haber ver.
4021 Toğa bilge toğma kişi ögrenür,
toğa sözlemez til turu sözlenür insan doğuştan âlım doğmaz, sonradan öğrenir, dil doğuştan konuşmaz, zamanla konuşmağa başlar.
4022 Kişi ögrenip ötrü bilge bolur,
bilig bilse ötrü kamuğ iş unur insan öğrenerek, âlim olur; bilgi sahibi olduktan sonra, her işi yoluna girer.
4240 Ne edgü bilig berdi bilge öge,
biliglig okısa sakınğa öge
Alim müşavir ne güzel bilgi vermiş; bilgili bunu okursa, düşünür ve daha ihtiyatlı olur.
LIBilge Âlimler Birle Katılmaknı Ayur
Âlimler İle Münâsebeti Söyler
4341 Takı bir kotu bilge âlimler ol,
olar ilmi halkka yaruttaçı yol
Diğer bir zümre de âlimlerdir, onların ilmi halkın yolunu aydınlatır.
4383 Kerek dünyâ işi kerek ukbi tut,
sakış birle adra tutar bilge büt
Gerek dünya işi, gerek ahiret işi olsun, inan ki. âlim bunları hesap ile birbirinden ayırarak, zapteder.
4670 Bularda eŋ edgü yorık bu-turur,
bügü bilge ögmiş kılık bu-turur
Bunlardan en iyisi bu sonuncusudur, hakîm ve âlim insanların beğendikleri hareket de budur.
4682 Velikin tiriglik bolurmu yegü,
munı bilgü aşnu ay bilge bügü Fakat hayat yalnız yiyip-içmektenmi ibarettir; ey hakîm âlim, önce bunu bilmelidir.
4723 Ne begler yaturlar kara yer bolup,
ne bilge bügü sızdı yerde ölüp Ne beyler kara toprak olmuş, yatarlar; ne âlim ve hakimler ölüp, toprağa karışmışlardır.
5024 Muŋar meŋzetür emdi bilge sözin,
negü ter eşitgil bu tüpi tözin Şimdi bir âlimin buna benzer sözünü dinle; bu mesele hakkında, bak, o ne der.
5529 Asığlığ kayu ol asığsız kayu,
sen adra seçe tut ay bilge bügü Kim faydalıdır, kim faydasızdır, ey âlim hakîm, sen bunları iyice seç.
5551 Olarda biri bilge âlim-turur,
bu âlim bile erke kut kıv bolur Onlardan biri âlimlerdir; bunlar insanı devlet ve saadete kavuştururlar.
5587 Anıŋda basa bilge âlim turup,
bodunka bilig bersü yetrü körüp Bundan sonra âlimler harekete geçip, ihlas ile halka bilgi versinler.
5912 İkinçi bügü bilge ilçi kişi,
keŋeşke tusulur iter el işi ikincisi hakîm ve âlim devlet adamıdır; bu insan istişare için faydalı olur ve memleket işini tanzim eder.
5917 Yeme yakşı aymış kişi bilgesi,
kişi ölse ölmez kör at edgüsi Yine insanların âlimi çok güzel söylemiş : insan ölse bile, bu iyi ad ölmez.
5921 Tiriglik kayu ol kör edgü kayu,
ayu ber maŋa sen ay bilge bügü Hayat nedir ve iyilik nasıl olur; ey âlim hakîm, bunu bana izah et.
5965 Unamadı aydı kadaşıŋ hâlı,
yavuzrak ay bilgem köner teg yolı Haberci bunu kabul etmedi ve: — Kardeşinin hâli çok ağırdır; ey bilginim, yolcu gibi görünüyor.
6154 Bu korkınç üçün bilge dünyâ kodup,
ajun tezginü yügrür emgek yüdüp Bundan korktuğu için, arif dünyayı bırakıp, zahmeti tercih ederek, dünyayı dolaşır-durur.
6393 Kayu bilge tuğdı kayu alp atım,
kayu kür küvez er kaya teg yalım Kimi âlim doğdu, kimi cesur, kahraman; kimi yalçın kaya gibi, mağrur ve kabadayı.
6399 Kerek bilge bolğıl kerek miŋ yaşa,
tutup bütrü ajun erejin aşa İster âlim ol, ister bin yaşa, ister bütün dünyayı ele geçir ve bütün nimetlerine nail ol.
6401 Neçe edgü koptı bu bilge bügü,
tilep bulmadılar tiriglik yegü Bu dünyaya ne kadar iyi insanlar, âlim ve hakimler geldi; bütün arzularına rağmen, ebedî hayata nail olamadılar.
6451 Körü bar ay bilge bu künki üdüg,
öŋin boldı barça kamuğ iş küdüg Ey âlim, bugünkü zamana dikkat et, işler tamamen değişti.
6615 Ay bilge kişeldiŋ biligsiz yorır,
biligsiz kişelse kişenin bür e Ey âlim, senin ayağında köstek var; bilgisiz ise, yürür; bilgisiz bir kösteklenirse, sen onun kösteğini sıkılaştır.
https://kutadgubiligmetni.appspot.com/
……………………………………

Kutadgu Bilig Yusuf Has Hâcip

XI.yüzyıl şairlerinden. Bugünkü Kırgızistan’da Çu ırmağı vadisinde bulunan Balasagun’da 1018 yılları dolaylarında doğduğu sanılıyor. Yaşamı üzerine bilinenler sınırlı olınakla birlikte, yapıtı Kutadgu Bilig’den anlaşıldığına göre, iyi bir öğrenim görmüş, çağdaş bilimlerin yanı sıra Arapça, Farsça da öğrenmişti.

Kutadgu Bilig’i Balasagun’da yazmaya başladı, 1068’de memleketinden ayrılıp Doğu Karahanlı devletinin başkenti olan Kaşgar’a gitti. 1069’da tamamladığı yapıtını Hakan Buğra Han’a (ölm. 1103) sundu. Hakan da onu has hacib (mabeyinci) yaparak ödüllendirdi. Yapıtını yazdığı sıralar 50 yaşlarında ve hastalıklı bir kişi olan Yusuf Has Hacib’in ölüm yılı bilinmiyor. Mezarının yeri de belli değildir.

Yusuf Has Hacib’in yapıtı.

1069’da tamamlanan yapıt Tabgaç Buğra Kara Han’a sunulmuştur. Adından da anlaşılabileceği gibi, Kutadgu Bilig (kutlu olma bilgisi), insana her iki dünyada saadete erişmek için izlemesi gereken yolu göstermek amacıyla yazılmıştır. “Yapısı, sahneye konmuş alegorik, dört kişi arasında geçen bir münazaraya ya da atasözleri ve bilge deyimleriyle süslenmiş diyaloglu bir sahne yazısına benzer.” (A. Dilaçar, Kutadgu Bilig İncelemesi, 1972).

Eserde, dört temel ilkeyi şu kişiler temsil eder:

1. Adalet (Kün-Togdı: Hükümdar),
2. Saadet (Ay-Toldı: Vezir),
3. Akıl, anlayış (Ögdülmiş: Vezirin oğlu),
4. Akıbet, hayatın sonu (Odgurmış: zahit).

Ayrıca haberci, uşak, mürit gibi ikinci derecedeki kişiler de kimi kavramları temsil ederler.

Konuşma, tartışma ve münazaralar ikili olarak bu dört ana kişi arasında geçer. Yazar, ideal bir insanın ve devletin nasıl olması gerektiğini, yöneten ve yönetilenlerin görevlerini ayrıntılarıyla işler.

Ele alınan konularsa şunlardır: Din, felsefe, eğitim-öğretim, aile düzeni, ahlak, yasa ve töre bilgisi, devlet, siyaset, ordu, görgü kuralları, spor, edebiyat, matematik, gökbilim, sağlık, tarım ve hayvancılık, para v.b. Böylece Kutadgu Bilig, yalnız bir ahlak kitabı olarak değil, bir siyasetname, ansiklopedik nitelik taşıyan geniş kapsamlı bir düşünsel yapıt olarak da karşımıza çıkar.

Kutadgu Bilig 88 başlık altında toplanmıştır ve 6645 beyittir. Asıl yapıt 6425’inci beyite kadardır, sonradan yapılan ek, bitiriş ve duayla tamamlanmaktadır. Mesnevi biçiminde olup, aruzun mütekarip, yani Fa’ulün Fa’ulün Fa’ulün Fa’ ul vezninde yazılmıştır.

Kutadgu Bilig’in biri Uygur (Viyana), ikisi Arap harfleriyle (Kahire ve Fergana) olmak üzere sonraki yüzyıllarda istinsah (kopya) edilmiş üç nüshası günümüze kalmıştır. Viyana nüshasının ilk yayımı A. Vambery (Viyana, 1870), ikincisi de W. Radloff tarafından yapılmış (Petersburg, 1890), Türk Dil Kurumu üç nüshanın da tıpkı­basımını yayımlamıştır (1942, 1945). Kutadgu Bilig üzerindeki en geniş ve yetkin çalışmayı ise Prof. Reşid Rahmeti Arat yapmış, nüsha farklarını da göstererek çeviriyazısını (Kutadgu Bilig I: Metin, 1948) ve çevirisini (Kutadgu Bilig il: Tercüme, 1959) yayımlamıştır.

Kutadgu Bilig’den Seçmeler

Akıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur. Bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir.
Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dil dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.
Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık.
Bir insan bütün dünyaya tamamen sahip olsa bile, sonunda dünya kalır; onun kısmetine ancak iki top bez düşer.
Bu dünya renkli bir gölge gibidir, onun peşine düşersen kaçar; sen kaçarsan o seni kovalar..
Bu dünyanın kusuru bin, meziyeti ise birdir. İnsan bunu nasıl geçirirse, o öyle geçer.
Bütün halka içten gelen merhamet göster.
Bütün iyilikler bilginin faydasıdır. Bilgi ile göğe dahi yol bulunur.
Büyüklük taslayan, kibirli ve küstah adam, tatsız ve sevimsiz olur; kibirli insanın itibari günden güne azalır.
Eğer kendine candan bağlı birisini arıyorsan, sözün kısası, kendinden daha candan birini bulamazsın.
Dâima iyilik yap ki, kendin de iyilik bul.
Doğan ölür, ondan eser olarak söz kalır. Sözünü iyi söyle, ölümsüz olursun.
Dünya ve âhireti her ikisini birden elde etmek istersen, şu birkaç işi bırakma; muktedirsen bunları mutlaka yerine getir!
Elini uzatarak gökteki yıldızları tutsan ve başın göğe değse bile, sonunda sen yine yerdesin.
Ey asil insan! insanlığı elinden bırakma; insanlığa karşı daima insanlıkla muamele et.
İşi adaletle yap, buna gayret et; hiç bir zaman zulüm etme; Allah’a kulluk et ve O’nun kapısına yüz sür.
Hangi iş olursa olsun, sen onu tatlı dille karşıla; her işte tatlı dil kullanırsan saadet sana bağlanır.
Hiç bir işte acele etme, sabırlı ol, kendini tut; sabırlı insanlar arzularına erişirler.
Diline ve gözüne sahip ol, boğazına dikkat et; az ye, fakat helal ye.
Hangi işe girersen, önce sonunu düşün; sonu düşünülmeyen işler, insana zarar getirir.
Başkasının zararını isteme, kendin de zarar verme; hep iyilik yap, kendi heva ve heveslerine hakim ol.
Bak, doğan ölür; ondan, eser olarak, söz kalır; sözünü iyi söyle! ölümsüz olursun.
İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir; mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebali altında kalır.
Ey nimet sahibi olan kimse, şükret. Şükredene Tanrı nimetini artırır.
İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır.
İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir. Mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebalı altında kalır.
Çok mal aç gözlüyü doyurmaz. Ecel gelince pişman olur, fakat artık işini yoluna koyamaz.
Akıl bir meşaledir. Kör için göz, ölü vücut için can, dilsiz için sözdür.
Kötülük edersen, kötülüğün karşılığı pişmanlıktır. Elinden gelirse, kötülüğün inadına iyilik yap.
Çok dinle fakat az konuş. Sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle.
Fenalık cahillikten doğar, hastalıklar kötülükler hep aynı noksanlıktan ileri gelir. Fakat tedavi ile hastalara şifa verilebilir; terbiye ile kötüler iyi edilebilir; okumak yoluyla da bilgisizlere bilgi verilmiş olur.
Gönlünü ve dilini doğru tut!
Gurur faydasızdır, o insanları kendinden soğutur. Alçak gönüllülük ise insanı yükseltir.
Halka faydalı ol, onlara zarar verme!
Her mahlûk kendi nasibini alır. Yürüyenler yiyeceklerini ve uçanlar da yemlerini bulurlar.
Her sözü söz diye ağzından çıkarma. Lüzumlu olan sözü düşünerek ve ihtiyatla söyle.
Her bakımdan tam zengin olmak istersen, kanaatkâr ol. Böylece kendi nasibini elde etmiş olursun.
Huzur istersen zahmet ile birlikte gelir. Sevinç istersen kaygı ile birlikte bulunur.
İşe acele ile girme, sabır ve teenni ile hareket et. Acele yapılmış olan işler yarın pişmanlık getirir.
İnen yükselir, yükselen iner, parlayan söner ve yükselen durur.
İnsan süsü, yüz; yüzün süsü, göz; aklın süsü, dil; dilin süsü, sözdür.
İnsan, binlerce yaşasa, arzu ettiği şeylere kavuşsa bile, yine dileği bitmez.
İnsana insanlığı nisbetinde mukabelede bulun. Böyle mukabelede bulunduğu için, insana insan adı verilmiştir.
İnsanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. İnsanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider.
İnsanların seçkini insanlığa faydalı olan insandır. Halk nazarında muteber kimse, merhametli olan insandır.
İyi hareket et, kötülerin zararlarını ortadan kaldır!”
Kara toprak altındaki altın, taştan farksızdır. Oradan çıkınca, beylerin başında tuğ tokası olur.
Kimin sana biraz emeği geçerse, sen ona karşılık daha fazlasını yapmalısın.
Kötülük değersiz bir şey olduğu için, onu yapan da değersizdir.
Menfaat sandalyeye benzer; başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan seni yükseltir.
Öfke ve gazapla işe yaklaşma; eğer yaklaşırsan, ömrü heder edersin.
Söz ağızda iken sahibinin esiridir, ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esirdir.
Yalnız kendi menfaatini gözeten dosta gönül bağlama. Fayda görmezse, sana düşman olur.

Dr. Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif: Rumeli’nde Sudanlı bir Mütefekkir

Göster: 

https://www.dunyabizim.com/kitap/sudanli-tip-doktorunun-hatiralari-drina-koprusu-h25209.html

“inancın Zulümle İmtihanı: Balkanlarda İslam”

DR. FATİH ALİ HASANEYN MUHAMMED ŞERİF, KİTAPLARININ TÜRKÇE’YE ÇEVRİLMESİNİN ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ.
5 Mayıs 2016 Perşembe 16:20
 
“inancın Zulümle İmtihanı: Balkanlarda İslam”
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Aliya İzzetbegoviç’in yakın çalışma arkadaşı mütefekkir Dr. Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif’in yazdığı üç kitabın tercümesini Türkiye’de yayımladı.
Aliya İzzetbegoviç’in yakın çalışma arkadaşı Dr. Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif’in Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinin katkılarıyla tercüme edilerek yayına hazırlanan 20. Yüzyıl Balkanlarında İslam’ın serüveninin anlatıldığı kitabın tanıtımı yapıldı.
Topkapı Mevlevihanesinde gerçekleştirilen tanıtıma birçok kişi katıldı. Balkanlarda yaşanan olayların anlatıldığı Foça’ya Giden Yol, Drina Köprüsü ve Şeytan Adası Belene kitapları konuklar tarafından beğenildi.
Türk gençliğinin bu kitapları okuyarak geçmişte yaşanan olaylardan ders çıkarması gerektiğini vurgulayan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Duman, “Üniversite olarak kurulduğumuz yıldan beri İslam coğrafyasının bütünüyle ilgileniyoruz. Bizim için bu üç kitabın tercümesinin ayrı bir önemi var. Sudan’da yaşayan bir mütefekkir ve gönül adamı olan Dr. Fatih Hasaneyn tıp eğitimi için Bosna’ya gidiyor. Orada Müslümanlara tıp alanında yardımcı oluyor. Birlikte çalıştığı Aliya İzzetbegoviç’le yakın arkadaş oluyor ve 15 yıla yakın beraber mücadele ediyorlar. Foça’ya Giden Yol, Drina Köprüsü ve Şeytan Adası Belene kitapları o yıllarda onlardan edindiği tecrübelerini, birikimlerini anlattığı Arapça bir eser. Biz bunları ilk defa Türkiye’de tercüme edip yayınlamış olduk” dedi.
Türk gençliğinin Müslüman coğrafyada yaşayan insanların da tarihini bilerek, bu bilinçle hareket etmesi ve dayanışma içerisinde kendi değerlerine sahip çıkması gerektiğini anlatan Duman, şunları söyledi: “Dünya üzerinde var olacaklarsa mutlaka geçmişlerinden ders alarak, adımlarını buna göre atmalı ve gelişme sağlamalılar.”
“OSMANLININ MİRASINA SAHİP ÇIKILMALI”
Aliya İzzetbegoviç’in yakın çalışma arkadaşı, mütefekkir Dr. Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif ise, Aliya İzzetbegoviç’in, çok nadir bir kişilik olduğunu belirterek “Onun gibi bir insanın bir daha Bosna’ya geleceğini pek düşünmüyorum. Kendisi aynı zamanda bir edip, yazar, lider ve önder bir şahsiyetti. Kendisinde tüm güzel sıfatları toplayan nadide bir kişiydi” dedi.
Kitaplarının Türkçe’ye çevrilmesinin çok önemli olduğunu düşündüğünü anlatan Fatih Ali Hasaneyn Muhammed Şerif, şöyle konuştu:
“Kitaplarımda özellikle Doğu Avrupa’daki 10 devlette bulunan Osmanlı eserlerinden bahsedilmektedir. Türk gençlerinin ecdatları olan Osmanlı’nın bu eserlerini ve yaptıklarını çok iyi bilmesi gerekmektedir. Osmanlı gibi bir devlet tarihe bir daha gelmeyecektir. Türk gençleri bu kitapları okuyarak Osmanlı’nın Doğu Avrupa’daki eserlerini yakinen tanımaları benim için çok önemli. Türk genci ataları Osmanlıların yaptığı gibi Avrupa’daki bu onuru tekrarlamalı. Bunun için kendi güçleri ve misyonunun farkında olmaları gereklidir. Bunu tekrar gerçekleştirmeleri için de kendilerini geliştirmeleri lazım.”

Zihniyet

ZİHNİYET KELİMESİNİN ANLAMDAŞLARI, ÇAĞRIŞTIRDIKLARI

Anlayış, Kafa, Düşünme Yolu, Düşünce Biçimi, Hayat Görüşü, Dünya Görüşü, Ortak Bakış Tarzı,  Mantalite, Kanaat, Düşünme Tarzı, Zihin Yapısı, Bakış Açısı, Kafa Yapısı.

ZİHNİYET SORUNU’NUN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI

Koşullanmış zihinler

Şartlanmış zihinler

Toplumun zihniyeti

Toptancı zihin

Yerleşik zihniyet

Yerleşik zihniyet

Zihin bariyerleri

Zihin blokajları

Zihin kalıpları

Zihin tortuları

Zihinlerdeki barajlar

Zihinlerdeki bariyerler

Zihinlerdeki engeller

Zihinlerdeki sınırlar

Zihinsel bariyerler

Zihinsel ezberler

Zihinsel kalıplar

Zihinsel kirlenme

Zihinsel tortular

Zihinsel virüsler

Zihni körleşme

Zihni saplantı

Zihnimizdeki bariyerler

Zihnimizdeki tortular

Zihnin At Gözlüğü

Zihnin kalıpları

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Aralık 20, 2018

Ziya Gökalp ve Türk Düşüncesi


ZİYA GÖKALP VE TÜRK DÜŞÜNCESİ

YÖNETEN :ALİ GEVGİLİLİ
KATILANLAR :PROF. DR. MEHMET KAPLAN,PROF. DR. TARIK ZAFER TUN AYA PROF. DR. ŞERİF MARDİN
ALİ GEVGİLİLİ – Türk düşüncesinin gelişimindeki en önemli dönüm noktalarından birisi, Ziya Gökalp’tır. Büyük sosyolog ve düşünür Gökalp, ölümünün ellinci yılı dolayısıyla, 1974 ekiminde Türkiye’de yeniden say­gıyla anılıyor.
Bugün yapacağımız açık oturumun konusunu, Gökalp ‘ın yeri ve düşün­celerinin kaynakları gibi meseleler oluşturacak.
Sayın Prof. Kaplan, Türk toplumunun hangi meselelerle karşı karşıya bulunduğu bir dönemde tarih sahnesine çıkmıştır, Gökalp? Ziya Gökalp’in düşünceleri, davranışları, tezleriyle Türk kültür ve düşünce dün­yasına getirdiği yenilikler, temel kavramlar nelerdir?
PROF. KAPLAN: Ziya Gökalp ”büyük mefkûrelerin, toplumların bü­yük buhranlar geçirdiği yıllarda doğduğunu1′ söyler. Gökalp’ı de aynı gerçeğin ışığında değerlendirmek mümkün.
Gerçekten de, yaşadığı dönemde, hem Ziya Gökalp kişisel hayatında kendisini intihara götürecek kadar büyük bir buhran geçirmiştir, hem de o dönem yani 1874 – 1924 arası Türk toplumu için büyük bir buhran za­manı olmuştur. Gökalp’ın kendi açıklamalarına göre, kişisel hayatındaki buhran da Türk toplumunun geçirmiş bulunduğu buhranla zaten çok ya­kından ilgiliydi.
Söylendiğine göre, gençlik yıllarında yaşadığı bu buhran, Batı’dan ge­len materyalist tabiat görüşü’yle içinde bulunduğu dinsel dünya arasın­daki çatışmadan doğmuştur. Gökalp, çatışan iki ayrı dünya görüşü ara­sında kalmış ve hayatına giderek bir anlam veremeyerek intihara kalkış­mıştı. Mutlu bir tesadüf neticesi intihardan kurtulmuştur. Gökalp… Bu, onun iki uç olan materyalizmin ile eski şark mistisizmi arasında son de­rece enteresan bir görüş bulmasıyla sonuçlanan bir kişilik bunalımdır.
Gökalp’in yaşamış olduğu kişilik buhranı, Tanzimat’tan sonra bizzat Türk toplumunun yaşadığı büyük buhranın uzantısıdır. O devir, daha ziya­de maddeye, makineye, tabiata önem veren Batı medeniyeti bin yıldan beri Türk kültürüne şekil veren din ve mistik düşünce arasındaki çatışma­nın zirvelere ulaştığı dönemdi. 1874 ile cumhuriyet arasında, imparatorluktan millî devlet’e geçiş diye adlandırdığımız son derece mühim bir sosyal değişmenin içinde bulunuyordu. Türkiye… Ziya Gökalp bir tek de­ğil, çeşitli plânlarda Türk toplumunun yaşamış olduğu değişim buhran­larına cevaplar aramış ve karşılıklar vermiştir.
MİLLÎ DEVLETE YÖNELEN DÜŞÜNÜR
Gökalp’in buldukları ve Türk toplumuna getirdikleri, topluca, şöyle açıklanabilir:
Osmanlı devletinin dağılmakta olduğu o yıllarda Gökalp’in büyük rolü, millî devlet’in ana fikirlerini bulmuş ve belki de en iyi biçimde ifade etmiş olmasıdır. İmparatorluğun içinden tarihi akışı sonucu millî bir devlet doğmuştur. Cumhuriyet ile kemaline erişmiştir, milli devlet… İşte cumhuriyetten önce de, cumhuriyetten sonra da bu yönde gelişen fikirle­rin büyük kısmını Ziya Gökalp buldu ve çevresindeki insanlara aktardı. Bu fikirler, tarihî şartlara uygun oldukları için gerçekten de çok etkili oldu­lar. Arap, Fars, Bizans, Türk gibi çeşitli unsurlardan ibaret karışık Os­manlı yüksek kültürü’nün yerine Ziya Gökalp’ın getirmiş olduğu en önemli şey, millî kültür kavramıdır.
Gökalp, yolunu aydınlattığı millî devlet’i, milliyetçilik fikri üzerine da­yandırır. Milliyetçiliği ise millî kültür temeline oturtur ve millî dil fikrine dayandırır. Bir sistem bulan Gökalp zamanla bu sistem içinde çeşitli fikir­leri işlemiştir.
ATATÜRK VE GÖKALP
Gökalp, cumhuriyet devrinden önceki (1911 – 1923) nesle tesir etmek­le beraber, gerçekten, cumhuriyet sonrasını da ana fikirleriyle son derece etkileyebilmiştir. Zaten pek çok bakımdan Atatürk’le paraleldir, fikirleri… Atatürk de millî devlet fikriyle hareket etmiştir. Ziya Gökalp, cumhuri­yet’le beraber, meselâ, Türkçülüğün Esasları’nda, fikirlerinde tarihî şart­lara göre ayarlamalar yapmıştır. Merhaleler vardır, düşüncelerinde… Millî devlet fikri, millî kültür fikri, sade dil fikri, her yönüyle halk kültü­rüne değer verme düşüncesi ve buna benzer fikirleri cumhuriyet sonrasın­da bütün Türk toplumuna mal olmuştur. Gökalp’ın düşünceleri cumhuri­yetin yarım yüzyılı boyunca yaşar ve nesillerden nesillere intikal ederken fikirlerinin bazıları belki de tarihî şartlar müsait olmadığı için fazla yeşermemiş ya da dikkati çekmemiştir.
Ama 70’lerin sosyal ve ekonomik şartları içinde Gökalp’in tekrar üs­tünde durulması gereken son derece enteresan fikirleri de var.
GÖKALP’İN DRAMI VE BATININ ŞÜPHESİ
GEVGİLİLİ: Ziya Gökalp’in en ilginç yanlarından birisi de kendi çağdaşlarının hem içinde, hem de dışında olabilme özelliğidir. Sayın Prof. Mardin, bir sosyolog olarak çağına dönüp, Gökalp’in sosyal ve bilimsel köklerine indiğimiz zaman nelerle karşılaşıyorsunuz? Özellikle XIX. Yüz­yıl sonu ve XX. Yüzyıl başları Türkiye’sinin bir yeniliğini teşkil eden pozitivist düşünce, Gökalp ve çağdaşlarına hangi kaynaklardan geliyor?
Gökalp’in pozitivizm’le dinsel dünya arasındaki bunalıma verdiği karşı­lık, Türkçülük tezleri ne gibi özellikler taşıyor?
PROF. MARDİN: Ziya Gökalp’in fikirlerini anlamaya çalışırken, ken­disini intihara kadar sürüklemiş olan şahsî buran, hiç kuşkusuz, temelde­ki bazı gerçekleri aydınlatabilecek bir olay olarak karşımıza çıkıyor. Ziya Gökalp’in bunalımı, kendi kuşağının da buhranıydı. Bir yanda Osmanlı toplumundaki İslâm dini terbiyesinin önerdiği esaslar, öte yandan da Osmanlı İmparatorluğu’nda o devirde her şeye rağmen yayılmaya da başla­yan yeni fikir akımları ve bunları bağdaştırma sorunu vardı. Gökalp, bu dramı yaşadı.
Ziya Gökalp kendi devrindeki fikirlerden esinlenmiş ve etkilenmiştir. Bunlar o dönemin Batısında da beliren eğilimlerdir ve orda da pozitivizm ile din arasındaki köprüyü kurmaya çalışmaktadırlar. Özellikle XIX. Yüz­yılın sonuna doğru Nietzsche’nin Batı uygarlığını yerici bir biçimde ele almasıyla birlikte, pozitivist görüşün eskiden beri vaat ettiği sonuçlara varamayacağı şüphesi belirmiştir. Batı’da… Gökalp’in esinlendiği düşü­nürlerin kafasında, bu etkileri açıkça görmek mümkündür.
NEDEN TÜRKÇÜLÜK?
Türkçülüğün şekillenmesini anlamak için yine aynı toplumsal grupta bir kısmı serhatlardan gelen bu taşra öğrencilerinin devlet’in parçalandı­ğı kaygı ve korkusunu hatırlamak gerekir. Yine aynı kurumdaki karşılıklı öğrenci ilişkileri ve Türklükle ilgili yayınlar, bu sorunun da öğrenciler için bir entelektüel odak noktası halinde gelişmesini temin etmiştir.
GEVGİLİLİ – Gökalp’in yaşadığı çağ, kişilik bunalımlarının yanı sıra, Türk toplumunda büyük politik ve ekonomik bunalımlarında sahneye çık­tığı bir çağdı. Sayın Prof. Turtaya, Gökalp’in geçirdiği tarih kesitlerini bir siyasal bilimci olarak incelediniz zaman, hangi gelişme eğilimlerini gö­rüyorsunuz? Gökalp, çağının politik meselelerine hangi karşılıkları ver­miş, ne gibi katkılarda bulunmuştur?
PROF. TUN AYA – “Ziya Gökalp Türkiye ‘de büyük bir insan ve fikir adamı olmakla birlikte, aynı zamanda, büyük bir olay’dır da… Bu olayı, pek doğal olarak, kendi yaşadığı toplumun koşullarından da ayırmaya imkân yoktur. Onun için:
* Gökalp’i önce Meşrutiyet toplumu içinde incelemek gerekir.
* Daha sonra Gökalp’i, o toplumun alın yazısını elinde bulundurmuş ve altı aylık bir süre dışında sürekli iktidarda kalmış olan bir partinin, İt­tihat ve Terakki’nin içinde ele almak zorunludur.
* Ondan sonra da Ziya Gökalp’in bu topluma, bu parti kanalıyla ne­ler getirdiğini araştırmak gerekiyor.
Osmanlı İmparatorluğu 1908yılında İşkodra’ dan Basra’ya kadar uzanan, üç milyon kilometrekareyi aşan bir ülkeye sahipti ve ülke üzerinde yaklaşık olarak otuz milyon insan yaşıyordu. Bu nüfusun yüzde 80’i köy­lüydü. 1919 yılında yapılan bir istatistiğe göre, imparatorlukta altmış bin köy vardı, bunların on bininde ise okul yoktu. Beyrut ve Şam bölgesinde beş yüz köye bir tek okul düşüyordu. Yine doğrudan doğruya nazırların yaptıkları açıklamalara göre, yüz kuruş vergi veren halka yirmi paralık sağlık hizmeti yapılmıyordu. Öyle ki, bir mebus, “insanlarımız vahşi hay­vanlar gibi yaşıyorlar, onları ehlî hayvan durumuna çıkarsak, çok büyük bir iş başarmış oluruz” diyebiliyordu o sıralarda… Köylü toprağın sahi­bi değil; zaten nüfusun yüzde 40’ı ancak elli dönüme kadar arazi sahibi­dir.
Ayrıca, Osmanlı Devleti dışa bağlıdır. Türkiye’de kapitülâsyonlar, im­tiyazlı şirketler, yabancı sermayeler var ve bunlar olağanüstü baskıları deney bilmektedirler. Parlâmento üstünde bile dış çevreler öylesine bas­kılar yapıyorlar ki… Parlâmentonun adeta bağımsızlığını kaybettiğini gösteren bir delil, İspirtolu İçkiler Kanunu’dur. Bu kanun parlâmentodan çıkmış ve padişah tarafından tasdik edilmiş olmasına rağmen çıkarı olan devletlerin başvurmaları üzerine geri alınmıştır.
Bütünüyle dışa bağlı ve dış borçlanmalarla yaşayan bir ekonomiydi, bu. İkinci Meşrutiyet dokuz kere borçlanmıştır. Umumi harp sonunda dev­letin bir milyarı aşkın borcu vardı. Yalnız 1916 yılında borç taksitlerinin toplamı yirmi milyonu tutuyordu. Bu kendisine, pek hakim olamayan bir toplumdu. Abdülhamit toplumunun devamıydı.
TÜRK TARİHİNİN BİR AŞAMASI
GEVGİLİLİ: “Ziya Gökalp’in ölümünün ellinci yılında, Osmanlı’nın en son dönemlerini ve Ziya Gökalp’in o günün Türkiye’si içindeki yerini değerlendiren bu açık oturumda şu ana görüşler beliriyor:
1. XIX. Yüzyıl sonlarında Türkiye ekonomik ve politik anlamda artık büyük bir sarsıntı ve dış baskı süreci içindedir. Ekonomi kendi kendisini geliştirmekte güçsüz düşüyor; buna karşılık, kapitülâsyonlar, yabancı sermaye ve yabancı şirketler aracılığıyla güçlü Avrupa devletleri Türkiye üzerinde belirli bir tempoyla hegemonya kurmaya yöneliyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nda yayılan milliyetçi akımlarla Balkan halkları arasında ayrılıkça eğilimler büyürken, Türklerin yalnızlığı artıyordu.
2. Türk aydın tabakalarının o dönemde toplumu kurtarıcı çözümler aradıkları görülür. Ziya Gökalp Anadolu’dan gelen bir aydın olarak, bu­rada hem toplumda beliren yeni Batılı düşüncelerin, pozitivizmin etkileri­ni yaşamış, hem de geldiği kaynağın kendisine verdiği mistik, dinci yön­lerden çelişkilerini duymuştur. Ziya Gökalp’i intihar deneyine kadar sü­rükleyen bu bunalım, o dönem aydınının yaşadığı Doğu – Batı çelişkisi­nin de bir simgesi sayılabilir. Gökalp, çelişkiyi birey’in yerine toplum’u koymakla birlikte, belirli bir mistisizmi de sürdürerek yeni bir denge için­de çözmek istemiştir.
3. Politik plâtformda ise, Gökalp millî devlet kavramının gelişmesine katkıda bulunmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun yerini alacak bir Türk devleti’nin, Türkçülüğün, çok daha büyük bir perspektifte ise Turan dev­leti dediği bir Türk İmparatorluğu’nun ideolojik, politik, düşünsel temel­lerini ortaya koymak istemiştir, Gökalp.
4. Bir bilim adamı olduğu kadar, politik bir kişi de olan Gökalp, kendi çağdaşları arasında, onların üstüne çıkan ve topluma, kendine özgü yeni sentezler sunmaya çalışan kişiliğiyle hâlâ dikkati çekiyor ve tarihteki ye­rini alıyor.

Düşünürlerimiz 646-1321: Tonyukuk’dan Yunus’a (675 YIL)

YAZITLAR


  • BİLGE TONYUKUK   646 – 726 İç Moğolistan, Çin
  • BİLGE KAĞAN          683-734 Türkistan
  • KÜLTİGİN YAZITI 684-731 Türkistan
 
DİN
  • EBU HANİFE              699-767 Mezopotamya

BİLİM VE MATEMATİK 700

  • CABİR BİN HAYYAN ilk      721-815 Horasan
  • İBN TÜRK EL-CEYLÎ ………..-847 Maveraünnehir
  • MERUZÎ                           ………-869 Horasan
  • MUSA EL HAREZMİ ilk      780-850 Maveraünnehir

AKIL VE İMAN ; İSLAMİYET 800

  • İMAM BUHARİ ilk              810-870 Maveraünnehir
  • SABİT BİN KURRA ilk      821-901 Mezopotamya
  • İMAM TİRMİZİ              824-892 Maveraünnehir
  • İMAM MATURİDİ ilk      852-944 Maveraünnehir
  • FARABİ ilk                              872-951 Maveraünnehir

BİLİM 900

  • EBU’L-MAHMUD EL-HOCENDΠ ………-1000 Maveraünnehir
  • EBÜ’L-VEFA ELBUZCANΠ 940  –  998 Horasan
  • EL BİRUNİ ilk                         973-1048 Maveraünnehir
  • EBU’L HASAN HEREKANİ 1000 ler İran
  • İBNİ SİNA ilk 980-1037 Maveraünnehir

HORASAN ERENLERİ: ANADOLU VE RUMELİ’NE DOĞRU 1000

  • DEMİR BABA 1100 ler Rumeli
  • KAŞGARLI MAHMUD ilk 1008-1105 Türkistan
  • YUSUF HAS HACİB ilk 1017-1077 Türkistan
  • NİZAMÜLMÜLK 1018-1092 Horasan
  • EN NESEFİ 1047-1115 Maveraünnehir
  • ŞEYH YUSUF HEMEDANİ 1048-1140 Horasan
  • ÖMER HAYYAM 1048-1131 Horasan
  • GAZZALİ 1058-1111 Horasan
  • ABDULKÂDİR GEYLANİ  1077-1166 İran
  • AHMET YESEVİ ilk 1093-1166 Maveraünnehir

TASAVVUF 1100

  • EL CEZERİ ilk 1136-1206 Mezopotamya
  • EDİP AHMET YÜKNEKİ 1100 ler Maveraünnehir
  • NECMEDDİN KÜBRA 1145-1221 Maveraünnehir
  • FAHREDDİN ER-RÂZÎ ilk 1149-1210 İran
  • ŞAHABETTİN SÜHREVERDİ 1153-1191 1153-1191 İran
  • AHİ EVRAN 1171-1261 İran

HORASAN ERENLERİ VE TASAVVUF 1200

  • NASRUDDİN ET TUSİ 1201-1274 Horasan
  • ŞEYH EDEBALİ 1206-1326 Anadolu
  • MEVLANA 1207-1273 Horasan
  • NASREDDİN HOCA 1208-1284 Anadolu
  • SEYYİT MAHMUT HAYRANİ  …. – 1268  Anadolu
  • HACI BEKTAŞI VELİ 1209-1271 Horasan
  • SADREDDİN KONEVİ 1210-1274 Mezopotamya
  • SARI SALTUK -1298 Anadolu
  • DAVUD-U KAYSERΠ 1260-1350 Anadolu
  • NESEFİ ……..- 1310 Maveraünnehir
  • VAPŞI BAKŞI  13.yy  Türkistan
  • YUNUS EMRE 1240-1321 Anadolu

Ali Gevgilili: Çok Yönlü bir Türk Düşünürü

Ali Gevgilili: Çok Yönlü bir Türk Düşünürü

Lütfen linke tıklayın.

Basın tarihinin izinde Ali Gevgilili Belgeseli

 (1938- 2018)

“Düşünce zincirleri, ilk yaklaşımda, “düşünce”yle yanyana tasarlanılması bile olanaksız bir durumdur. Oysa, güncelin içinde nice yaklaşımlar, düşünceler üstünde giderek nasıl da acımasız parangalara çevrilebiliyordu bazan?”

“Zincirlerin paramparça etmek istediği Türkiye’nin düşünce ortamı“

“Düşünce” idi önemli olan onun için… Tartışma gerekiyorsa eğer, bu “kişiler” üstünden değil, “düşünceler” üstünden yürümeliydi.”

“Özgürlükler, sadece bir yasal haklar dizisi değildir. Haklar ancak bütün olanaklarıyla kullanılıp uygulanabildiği ölçüde “somut” duruma geçebilirler. Bu, ayni zamanda düşüncelerin işlevsel bir niteliğe geçerek, yaşayan bir varlık olmasını sağlar.” Ali Gevgilili’nin 31 Aralık 2016 Saat 12.30 da Facebook’a düşen mesajı

“Şükran Sizlere. Siz gerçeği mi arıyorsunuz? Lütfen halka sorunuz. O bilir, görür ve söyler. Ve o demiştir ki: Son gülen iyi güler! Bu, elbet böyle olacak.

“Bizim sözümüz, sadece insanlar üstünedir ve onların bütün yaşamlarıyla birlikte biçimlenmiştir.” Milliyet’ten ve gazetecilikten ayrılış yazısından bir bölüm. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/dogan-hizlan/ali-gevgilili-konusulacak-40039744

“Türkiye’de çoğulcu, geniş ufuklu, özgür bir gazetecilik, giderek olanaksız duruma geliyor. İçinde bulunduğumuz ortamı, bağımsız ve özgür gazeteciliğin ölümü, olarak tanımlayabiliriz. Olağanüstü baskılar ve koşullarla kısıtlanan bir basında, kendime hiçbir yer göremiyorum. Bir daha geri dönmemek üzere, size ve günlük gazeteciliğe veda ediyorum.” Mayıs 1980

“Bu toprakların üzerindeki bilgi ve kültür birikiminin tümünü bilmeliyiz, hiç yüksünmeden sağ sol demeden okumalı, anlamalı, yorumlamalı ve insancıl, ilerici, sivil toplumcu sentezler üretmeliyiz” https://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/basin-ve-dusunce-simgesi-ali-gevgilili/

ALİ GEVGİLİLİ

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Aralık 14, 2018

Portreler Galerisi: Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişiler

Portreler Galerisi-TRT Avaz Videoları

http://www.trt.net.tr/sayfa/wp-content/uploads/2014/11/3.ciltppp.pdf

977-1013 ss

PORTRELER GALERİSİ

  1.  “Abdullah Cevdet”
  1.  “Abdülbaki Gölpınar “ 
  1.  “Ahmet Cevdet Paşa“
  1.  “Ahmet Vefik Paşa “
  1.  “Aka Gündüz “
  1.  “Ali Ekrem Bolayır “
  1.  “Ali Fuat Başgil “
  1.  “Asaf Halet Çelebi “
  1.  “Behçet Kemal Çağlar “
  1. “Bekir Sıtkı Baykal “
  1. “Cevdet Kudret ”
  1. “Erol Güngör “
  1. “Fethi Gemuhluoğlu“
  1. “Galip Erdem“
  1. “Hikmet Kıvılcımlı“
  1. “Hüseyin Avni Ulaş “
  1. “İbn-ül Emin Mahmut Kemal İnan“
  1. “İdris Küçükömer “
  1. “İsmail Hami Danişmend “
  1. “Kaya Bilgegil “
  1. “Kemal Tahir “ 
  1. “Malik Aksel “
  1. “Mehmet Akif Ersoy “
  1. “Mehmet Ali Aybar “
  1. “Mehmet Çavuşoğlu“
  2. “Mehmet Hamdi Bayri “
  1. “Mehmet Hamdi Yazır “
  1. “Mehmet Kaplan “
  1. “Mimar Kemalettin “
  1. “Mir Sultan Galiyev“
  1. “Mustafa Akdağ “
  2. “Mustafa Suphi “
  1. “Mümtaz Turhan“
  1. “Nihal Atsız“
  1. “Nihat Sami Banarlı“
  2. “Niyazi Berkes “
  1. “Nurettin Artam“
  1. “Nurettin Topçu “
  1. “Nurullah Ataç “
  1. “Osman Turan“
  2. “Ömer Lütfü Barkan “
  1. “Pertev Naili Boratav“
  1. “Prens Sabahattin “
  1. “Sabri Ülgener“
  1. “Sevim Burak“
  1. “Seyyid Ahmet Arvasi “
  1. “Süheyl Ünver“
  1. “Şerif Muhittin Targan“
  1. “Şevket Süreyya Aydemir“
  1. “Yahya Kemal Beyatlı “
  1. Portreler: Ahmet Yakupoğlu

 

Portreler Galerisi “Abdullah Cevdet”

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT Yapım Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 19.02.2008 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde düşün adamı, siyasetçi Abdullah CEVDET tanıtılmaktadır. Program 1800’lü yıllarda Osmanlı İmparatorluğu ve Abdülaziz’in batılılaşma çabalarının anlatımı ile başlamaktadır. 1869 Malatya Arapkir doğumlu CEVDET’in ailesi, çocukluğu, Elazığ Harput’ta Amerikan Misyoner Okulunda ve Kuleli Askeri Lisesi’nde eğitimi, mezuniyeti, tıp eğitimi alması, tabip olarak göreve başlaması, edebiyat denemeleri, Abdülhak Hamit’le tanışması, Ömer Cevdet adı ile yazıları ve kitapları, Trablus’a sürgünü, Jön Türklere katılması, Avrupa’ya geçmesi, Almanya’dan Abdülhamit’in isteği ile sürgün edilmesi ve sonradan affedilerek Viyana’ya doktor olarak atanması, Jön Türk hareketinden dışlanması, medeniyetle ilgili düşünceleri, 1903’de istifa ederek Türkiye’ye dönmesi, Cağaloğlunda İçtihat Evini ve Dergisini kurması, 1905 yılında tutuklanması ve serbest kalışı, Kahire’ye gidişi, eserleri, Osmanlı’nın son dönemi ve milli mücadele ile ilgili düşünceleri, ATATÜRK’le görüşmesi, temsil ettiği ekol, siyasete ilişkin düşünceleri ve çalışmaları ile 1931 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; İhsan IŞIK, torunu Prof. Dr. Taner DERBENTLİ, Prof. Dr. Zeki ARIKAN ve Mustafa MİYASOĞLU katılmakta ve CEVDET hakkında bilgi vermektedir.

Portreler Galerisi “Abdülbaki Gölpınar “ 

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 19.12.2006 Alt Tür Biyografi

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde; fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları, başarıları ve eserleri ile yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgeselin bu bölümünde; Abdülbaki GÖLPINAR ele alınmaktadır. Program “Hakikati keşif ve sezgi yeteneğiyle donatılmışlığın ya da kalp gözü açıklığı dışında bir izahı yok. Bu ilahi armağanın bilimsel bilgi ve araştırma aşkıyla taçlanmış halinin yansıdığı kimse var mı denildiğinde bakışların üzerine çevrilebileceği ender insanlardan biriydi o. Şarkiyat dediğimiz ilim dalının otoritelerindendi ama bilgilenmenin ötesinde bilgiye nüfus edebildiğini yaşayan, yaşadığını yazan bir alimdi” jeneriği ile başlamaktadır. 1900’lü yıllar; savaş, göç, yoksulluk, açlık, Osmanlı’nın son dönemi, Gölpınar’ın doğumu, ailesi, Mevlevi eğitimi alması, gazeteci olan babası, ney eşliğinde sema dönüşü, 1908 yılı, ailesinin ve kendisinin durumu, babasının ölümü ile kitapçıda çalışmaya başlaması, tasavvuf düşüncesinde yol almaya başlaması, ailece Çorum Alaca’ya taşınmaları, buradaki öğretmenlik günleri ve Aleviliği öğrenmesi, İstanbul’a dönüşü, Edebiyat Fakültesine girmesi, farklı illerde öğretmenlik görevleri, öğretim görevliliği, Fuat KÖPRÜLÜ tarafından keşfedilmesi, Melamilik teziyle adını duyurması, 1945 yılında tutuklanışı, 1949 yılında emekli oluşu, Melamiliği seçişi ve bu şekilde yaşaması, divanı olan son şair olması, yüzlerce makalesi ve eserleri ile 1982 yılında ölümü hakkında bilgi verilmektedir. Programa; oğlu Yüksel GÖLPINARLI, Prof. Dr. Hikmet BOZANOĞLU ve Prof. Dr. Ahmet Güner SAYAR katılmakta ve GÖLPINAR hakkında bilgi ve görüşlerine yer verilmektedir.

978

Portreler Galerisi “Ahmet Cevdet Paşa“

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN, Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ, Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 15.02.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyetinin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri ve sporcuları, eserleri ve başarıları ile kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Ahmet Cevdet Paşa ele alınmaktadır. Program “Softalığa karşı bir dindar, köksüzlüğü kabul etmeyen bir modernleşmeci, dahi bir devlet adamı, adalet ve ahlaka, dayanan bir devlet ve toplum idealinin savunucusu.” jeneriği ile başlamaktadır. Batı dünyasının 1800’lü yıllarda geçirdiği dönüşüm süreci ve doğudaki yansımaları, Osmanlı Devletinin durumu, askeri alanda yapılan yenileşme çalışmaları, Vaka-i Hayriye Olayı hakkında bilgi verilmektedir. Ahmet Cevdet Paşanın doğumu, İstanbul’a gelerek Fatih külliyesinde eğitimi, Mithat Paşa ile eş zamanlı yetişmesi, başarılarından dolayı Sadrazam Reşid Paşa’ya takdimi, devlet kadrolarında çalışmaları, ilim alanındaki çalışmaları, ders kitapları yazımı, Türkçeyi bilim dili olarak kullanmak alanında yaptığı çalışmalar, dilbilgisi ve güzel konuşma üzerine yazdığı kitaplar, Türk tarihi üzerine çalışmaları, modern tarihe bakışın ilk örneklerini vermesi, Ali ve Fuat Paşalarla çekinmeden çatışması, bakanlık görevleri yapması, Mecelle’yi hazırlayışı, ilk Hukuk Fakültesini kurması, Mithat Paşanın yargılanmasındaki rolü, Konak Baskını, eğitime önem veren kişiliği, çocukların ve özellikle kız çocuklarının eğitilmesi gerektiğine inancı, çocukları; oğlu Ali Sedat Bey, yazar Fatma Aliye Hanım ve Edebiyat Öğretmeni Emine Semiha Hanım’ın başarıları anlatılmaktadır. Programa Yrd. Doç. Dr. Christoph NEUMAN, Prof. DR. İlber ORTAYLI, Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU, Dr. Ahmet Zeki İZGÖR, Attila İLHAN, Orhan KOLOĞLU, Prof. Dr. Mübahat KÜTÜKOĞLU ve Prof. Dr. Nüket ESEN katılmakta ve Ahmet Cevdet Paşa hakkında bilgiler aktarmaktadır.

979

Portreler Galerisi “Ahmet Vefik Paşa “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 08.02.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri ve sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Ahmet Vefik Paşa ele alınmaktadır. Program “Modernleşmeden yana ama amansız bir muhafazakar, Osmanlının Türkçü yüzü, doğuda kalarak batının izini sürmeye çalışan, devletin vazgeçemediği aykırı devlet adamı, ilk edebiyatçı siyasi, ilk tiyatrocu” jeneriği ile başlamaktadır. Islahat Fermanı ve Osmanlı Devleti’ndeki değişim süreci, Tanzimat kadrosunun değişim fikirleri, Osmanlı Devleti’nin durumu, değişen Osmanlı aydın tipi ve aydınların isyanları hakkında bilgi verilmektedir. Ahmet Vefik Paşa’nın kişiliği, farklı mizacı, dil bilgisi, düşünceleri, eğitimi, babasının Fransız elçiliğinde görevlendirilmesi nedeniyle gittikleri Paris’te aldığı eğitim ve değişen dünya görüşü, gelişen milliyetçiliği, 1837 yılında İstanbul’a dönüşü, Dış İşleri Tercüme Odası’nda daha 15 yaşında işe başlaması, Reşit Paşa ile İngiltere’ye gitmesi, görevleri ve görev yaptığı yerlerde kendisi için söylenenler, uygulamaları, Tahran’a büyükelçi olarak atanması, Adalet Bakanlığına getirilmesi, 1861 yılında Paris’e büyükelçi olması ve Napolyon’la çekişmeleri, bu görevden alınması, kültürel alanda yaptığı çalışmalar, tercümeleri, tiyatroyu kurumsallaştırma çalışmaları, sık sık yaşadığı görev değişiklikleri, halk kahramanı tipine dönüşümü, Edirne Valisi olması, Sadrazamlığı ve Ayastefanos Antlaşması’nı imzalaması ile Bursa’ya çekilmesi hakkında bilgi verilmektedir. Programa; Prof. Dr. Halil İNALCIK, Prof. Dr. Mete TUNÇAY, Attila İLHAN, Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Yrd. Doç. Dr. Bahriye ÇERİ, Avni ÖZGÜREL ve Orhan KOLOĞLU katılmakta ve Vefik Paşa ile ilgili düşüncelerini aktarmaktadır.

980

Portreler Galerisi “Aka Gündüz “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT Yapım Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 18.12.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde yazar ve gazeteci Aka GÜNDÜZ tanıtılmaktadır. 1881 Manastır doğumlu yazarın, ailesi, eğitimi, İstanbul’a gelmesi, Hüseyin Avni mahlası ile şiirleri, ülkenin ve Türklerin geleceği üzerine ses getiren yazıları, hikayeciliği, Ömer Seyfettin ile dostluğu, askeri okulda öğrenciliği, ülkeden ayrılması, Paris günleri, ülkeye dönmesi, Hariciye’de görev alması, Abdülhamit’e muhalefeti nedeniyle Selanik’e sürülmesi, Harekat Ordusuna katılarak İstanbul’a dönüşü, işgal yılları, Malta’ya sürülüşü, Cumhuriyet yılları, 1932 ve 1946 yılları arasında milletvekilliği, İstanbul’a nazaran Ankara’yı daha çok sevmesi ve Ankara’yı romanlarında kullanması, romanlarının imparatorluktan Cumhuriyete geçiş sürecindeki meseleleri anlatması nedeniyle önemli oluşu ve romancılığı anlatılmaktadır. Programa Prof. Dr. Kazım YETİŞ, Prof. Dr. Abide DOĞAN, Doç. Dr. Alev SINAR UĞUR ve Mahiye MORGÜL katılmakta ve yazar hakkında görüşlerini aktarmaktadır.

Portreler Galerisi “Ali Ekrem Bolayır “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 12.02.2008 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde Namık Kemal’in oğlu, şair, yazar Ali Ekrem BOLAYIR tanıtılmaktadır. Program 1800’lü yılların sonunda Osmanlı İmparatorluğu’nun durumunun anlatımı ile başlamaktadır. Ünlü bir babanın oğlu olan BOLAYIR’ın hayat hikayesinden önce babası Namık Kemal ve dönemi ele alınmaktadır. Babasının yaşadığı sürgünler nedeni ile babasından ayrı geçen çocukluğu, adının babasının Recaizade Ekrem’e olan hayranlığını nedeniyle verilmesi, Namık Kemal’in Rodos sürgününde Rodos’a yerleşmeleri ve özel hocalardan ders alarak yetişmesi, 20 yaşında annesi ile İstanbul’a dönmesi ve devlet memuru olması anlatılmaktadır. Programda ayrıca, babasının BOLAYIR’ın hayatındaki yeri, babasına özenerek şiir yazmaya başlaması, şiir konusundaki usta çırak ilişkileri, evlenmesi, yazı ve şiir denemeleri, Tevfik Fikret’le arkadaşlığı, Servet-i Fünun günleri, başyazarlığı, Cenap Şehabettin’le ters düşmesi, 2. Meşrutiyetin ilanı ve Kemalzade Ali Ekrem olarak ünlenmesi, Darülfünun’da görev alması, Milli Mücadele’ye destek vermesi, monografi çalışmaları, şiirleri, liselerde öğretmenliği, babasının ününe rağmen edebiyat dünyasındaki yeri, mizacı ve 70 yaşında ölümü anlatılmaktadır. Programa; Prof. Dr. Fatih ANDI, Metin Kayahan ÖZGÜL ve Prof. Dr. Abdullah UÇMAN katılmakta ve BOLAYIR hakkında bilgiler vermektedir.

981

Portreler Galerisi “Ali Fuat Başgil “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 32’ Yayın Tarihi 21.11.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri ve sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Ali Fuat BAŞGİL ele alınmaktadır. Program “İnsanoğlunun yeryüzü macerasının başlangıcından bu yana mülkün yani ülke varlığının temeli sayılan kavram adalet ve hayatını bu ideale adamış, bunun mücadelesini vermiş, uğruna eziyet çekmiş, itibar görmüş, baş tacı olmuş, tehdit de edilmiş ama kimsenin hatırı için adaletsizliği hoş görmemiş, haksızlık karşısında sessiz kalmayı içine sindirememiş bir insan” jeneriği ile başlamaktadır. BAŞGİL’in 1893 yılında Samsun’da doğumu, ailesi, doğduğu dönemde Anadolu’nun durumu, 14 yaşında büyük kente gelişleri, izlenimleri, eğitimi, askere alınışı, askerlik dönemi, 1914’de İstanbul’a dönüşü, ticaret girişimleri, Paris’te eğitimine devam etmesi, hukuk eğitimi, “Boğazlar Meselesi” tezi ile adını duyurması, dünya üniversitelerinden aldığı teklifler, 1929 yılında ülkeye dönmesi ve Yüksek Öğrenim Genel Müdürlüğüne atanması, 1933 yılında İstanbul Ünivesitesinde Anayasa Hukuku hocalığı ve diğer görevleri hakkında bilgi verilmektedir. Programda; 27 Mayıs İhtilali ve öncesinde DP yöneticileri ile anlaşmazlıklar, Cemal GÜRSEL tarafından yapılacak yeni anayasa için davet edilmesi, tutuklanması, Yassıada mahkemelerinde yaptığı şahitlik, üniversiteden ilişiğinin kesilmesi, 1960 sonrası siyasi oluşumların fikir babalığını yapması, milliyetçi ve muhafazakar çevrenin sempatisini kazanması, Adalet Partisi’nden Samsun Milletvekili olması, Cemal GÜRSEL’e karşı Cumhurbaşkanı adayı olması, siyasetten çekilmesi ve 1967 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; Ferruh BOZBEYLİ ve Sadettin BİLGİÇ katılmakta ve BAŞGİL hakkında görüşlerini aktarmaktadır.

982

Portreler Galerisi “Asaf Halet Çelebi “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 05.12.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri ve sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Asaf Halet ÇELEBİ ele alınmaktadır. Program “Alem, mekan, zaman, hayat günümüz insanının zihnine takılan ve diline relativite, kuantum, hologram benzeri sözcüklerle yansıyan, kadim sorular. Bunları ve daha ötesini aynı yatakta akıtıp, şiir potasında kaynaştıran kişiydi o. Çağlar ötesine dalan, oradan sıçrayıp, geleceğe açılan, anda tüm zamanları, zerrede kainatı görmeye çalışan, aşkın bir ruh ve anlaşılmamışlık deryasında, sesi hala yankılanan bir insan” jeneriği ile başlamaktadır. ÇELEBİ’nin 1907 yılında siyasi bir kaosun içinde doğumu, ailesi, Galatasaray Lisesindeki eğitimi, Üsküdar Adliyesindeki görevi, şairliği, eserleri, Fransa’ya gidişi, ilk evliliği, Deniz Yollarında ve Osmanlı Bankasında çalışması, ikinci evliliği ve şiire yeniden dönüşü, vezin ve kafiyesiz sözcüklere anlamlar vermedeki başarısı, kendisine yöneltilen tenkitler, “Garip” Şiirinin şairi ve batıda saf şiir olarak tanımlanan şiirin Türkiye’deki temsilcisi olması, idolojiyi şiirlerinde kullanmaması ve İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü kitaplığında çalışırken 1958 yılında ölümü hakkında bilgi verilmektedir. Programa Hüseyin SU, Mustafa MİYASOĞLU, İlyas DİRİN, eşi Nermin ÇELEBİLER, Prof. Dr. Yılmaz ÖZAKPINAR, Prof. Dr. Orhan OKAY, Hilmi YAVUZ ve Yılmaz ÖZTUNA katılmakta ve şair hakkında görüşlerini aktarmaktadır.

983

Portreler Galerisi “Behçet Kemal Çağlar “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT Yapım Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 23.10.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde Cumhuriyet döneminin önemli şairlerinden Behçet Kemal ÇAĞLAR tanıtılmaktadır. Program 1908’li yıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun İttihat ve Terakki Partisi günlerinin anlatımı ile başlamaktadır. 1908 yılı Erzincan doğumlu şairin; ailesi, Anadolu’da çok seyahatle geçen çocukluk yılları, eğitimi, 1923 yılında Kayseri’de ATATÜRK ile karşılaşması, mühendislik eğitimi alması, ATATÜRK’e hayranlığı, Halkevlerinde çalışmaları, şiirleri ile kendini ATATÜRK’e takdim etmesi, Çankaya Sofralarının müdavimi olması, ATATÜRK’e yazdığı şiirleri, TRT’deki radyo yayınları ile geniş kitleler tarafından benimsenmesi, Erzincan Milletvekilliği, CHP’den ve milletvekilliğinden ayrılması, “Şadırvan” isimli dergiyi çıkarması ve Türk şiirindeki yeri anlatılmaktadır. Programa; yeğeni Selcan TEOMAN, Abdullah SATOĞLU ve Konur ERTOP röportajları ile katılmakta ve şair hakkında görüşlerini açıklamaktadır.

Portreler Galerisi “Bekir Sıtkı Baykal “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 29’ 18.09.2007 Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Tarihçi Bekir Sıtkı BAYKAL’ın hayatının anlatıldığı programda; 1908 Meşrutiyet günleri, 33 yıldır tahtta olan Abdülhamit döneminin sıkıntıları, dünyanın ve Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu durum anlatılmaktadır. BAYKAL’ın 1908 yılında doğumu, ailesi ve muhacir olarak göç etmeleri, Fındıklı’ya yerleşmeleri, 1928 yılında Almanya Berlin ve Freiburg Üniversitelerinde tarih eğitimi alması, evliliği, 1935 yılında ülkeye dönmesi, Dil ve Tarih ve Coğrafya Fakültesinde öğretim üyeliği, 1945 yılında Profesör olması, eserleri ve eserlerinin konuları, tarihçiliği, Almanca, Rusça, İngilizce ve Fransızca çevirileri ile kazandırdığı eserler, tarihe katkıları, yurtdışı ve yurtiçindeki görevleri, iyi öğretmen, iyi bilim adamı ve iyi insan yönleri hakkında bilgi verilmektedir. Programa kızı Özgün BAYKAL, Prof. Dr. Yavuz ERCAN, Prof. Dr. Ali BİRİNCİ ve Prof. Dr. Özer ERGENÇ röportajları ile katılmakta ve tarihçi hakkında görüşlerini aktarmaktadır.

984

Portreler Galerisi “Cevdet Kudret ”

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT Yapım Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Poyraz ARNA, Süleyman SANTUR Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 06.11.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde Yedi Meşale edebiyet akımının kurucularından edebiyatçı ve edebiyat tarihçisi Cevdet KUDRET (SOLOK) tanıtılmaktadır. 1907 İstanbul doğumlu edebiyatçının, ailesi, yoksulluk içinde geçen çocukluğu, eğitimi, şiire ve edebiyata merakı, ilk şiirinin “Serveti Fünun” dergisinde yayınlanması, Yedi Meşale akımını arkadaşları ile başlatması, ilk şiir kitabı, oyun yazarlığı, Hukuk fakültesi eğitimi, evliliği, öğretmenliği, “Solok” soyadını alışı ile yaşadığı siyasi baskılar, takma isimlerle yayınladığı eserler, soyadını değiştirmesi, edebiyata katkıları, Türk Dil Kurumu Bilim ödülünü alması, Bodrum ve İstanbul’a yerleşmesi ile 1992 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programda; arşiv görüntüleri ile konuşmasına ve Kızı Ayşe KUDRET, Efnan DERVİŞOĞLU, Konur ERTOP, Prof. Dr. Gazi YAŞARGİL ve Yusuf ÇOTUKSÖKEN’in yazar ile ilgili röportajlarına yer verilmektedir.

Portreler Galerisi “Erol Güngör “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ, Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 10.10.2006 Alt Tür Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgeselin bu bölümünde; Erol GÜNGÖR ele alınmaktadır. Program “Ne kimseye benzeyen, ne benzeri olan, akıl ruh bileşkesi bir insan. Soru sormaya değil, sorulara cevap bulmaya, örtmeye değil, açmaya, mazeret üretmeye değil, sebebi bulmaya ve çıkış yolu keşfetmeye adanmış bir hayat” jeneriği ile başlamaktadır. Programda; dünyanın ve ülkemizin içinde bulunuduğu durumun tasviri, Güngör’ün 1938’de doğumu, okula başlamadan eğitime başlaması, çalışkanlığı öğrenme yeteneğinin yüksek oluşu ve fark edilişi, parlak öğrencilik yılları, Arapça dersleri alması, İstanbul’da Hukuk Fakültesi’nde okuması, hayatındaki önemli isimler, Edebiyat Fakültesinde öğrenciliği, 1961’de mezuniyeti ve Mümtaz TURHAN’ın asistanı olması, sosyal psikoloji alanında çalışmaları, 1966’da Amerika’ya gitmesi, Türk Milliyetçiliği kavramına bakışı, “Ortadoğu” gazetesi başyazarlığı, Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü, eserleri, görüşleri ve erken yaşta ölümü anlatılmaktadır. Programa; Mustafa MİYASOĞLU, Prof. Dr. Yılmaz ÖZAKPINAR, Doğan CÜCELOĞLU, Prof. Dr. Mehmet GENÇ, Murat YILMAZ ve kardeşi Aysel GÜNGÖR katılmakta ve GÜNGÖR hakkında bilgiler vermekte ve düşüncelerini açıklamaktadır.

985

Portreler Galerisi “Fethi Gemuhluoğlu“

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 03.10.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Fethi GEMUHLUOĞLU ele alınmaktadır. Program “Dost, ağabey. Şayet lugatlar sözcüklerin karşısına anlam yazmakla yetinmeyip, timsal ekleselerdi, bu iki kelimenin de karşısına resmi koyulacak kişiydi o. Şöhret, mal ve uyku dışında her şeye, neye, kime diye ayırt etmeksizin dosttu. İnsan kaşifi, sohbet, hitabet ustası, bir değil birkaç kuşağın ağabeyiydi” jeneriği ile başlamaktadır. Malatya, Arapkir Gemuh köyünden gelen ailesi, İstanbul 1922 doğumlu GEMUHLUOĞLU’nun kişiliği, Haydarpaşa Lisesi ve İstanbul Hukuk Fakültesi eğitimi, Beyazıt Meydanı’nda Üniversiteye giden öğrencilerle dostluğu, ağabey, dost ünvanını alışı, önceleri “Küllük” sonra “Marmara Kıraathanesi” olan ünlü “Beyazıt Kahvesi” müdavimliği, mizacı, partici olmadan demokrasi kavramına bakışı, Fevzi ÇAKMAK’ın ölümü üzerine yaptıkları yürüyüş ve liderliği, bürokrasi ve kadrolaşmaya karşı oluşu, insan yetiştirmesi, görev aldığı yerler, elinden tuttuğu insanların önemli yerlere gelmesi, “Arapgir” mecmuasındaki yazıları, evliliği, Almanya günleri ve 55 yaşında ölümü anlatılmaktadır. Programa; Hilmi YAVUZ, Mustafa MİYASOĞLU, Altan DELİORMAN, Prof. Dr. Yılmaz ÖZAKPINAR ve Prof. Dr. Bekir KARLIAĞA katılmakta; GEMUHLUOĞLU ile ilgili bilgi vermekte ve düşüncelerini aktarmaktadır.

Portreler Galerisi “Galip Erdem“

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 02.10.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde Galip ERDEM tanıtılmaktadır. Program; 1929 yılı dünya ekonomik bunalımı ve bunun dünyaya etkilerinin anlatımı ile başlamaktadır. 1930 yılı Trabzon Fındıklı doğumlu ERDEM’in, babasının memuriyeti nedeniyle Doğu Anadolu’da geçen çocukluğu ve liseye kadar eğitim hayatı, ülkemizin 1950’li yıllara kadar içinde bulunduğu durum, 1952 yılında askerlikten terhis olması ve memurluk görevleri, hukuk eğitimi, avukatlığı, 1959 yıllında gazeteciliğe geçmesi, 1960 ihtilali ve sonrasında ülkemizdeki durum, 1970’li yılların karmaşa ve çatışma ortamı, 1980 askeri darbesi ve bu darbe sonucunda tutuklanan gençlerin davalarını üstlenmesi, hapisteki gençlere ve ailelerine yardımları, inançları ve hayat mücadelesi anlatılmaktadır. Programa; Acar OKAN, kızı Bilge ERDEM, Cezmi BAYRAM, İlhan IŞIK ve Şerafettin YILMAZ katılmakta ve ERDEM hakkında görüşlerini aktarmaktadır.

986

Portreler Galerisi “Hikmet Kıvılcımlı“

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 32’ Yayın Tarihi 24.10.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Hikmet KIVILCIMLI ele alınmaktadır. Program “Hem komünist propoganda ve faaliyette bulunmaktan hem de irticai nitelikte konuşma yapmaktan yargılanmış tek aydın. Milli Mücadele kahramanı, marksist, müslüman tarih yorumcusu, dilci ve tıp adamı” jeneriği ile başlamaktadır. 1902 yılında Kosova’nın Priştina kentinde doğan KIVILCIMLI’nın Balkanlarda başladığı ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde, sık sık ara verdiği eğitimi, Balkan Savaşları sırasında Balkanların ve İstanbul’un durumu, İstanbul’a gelmeleri, kendilerine destek olan dayılarının ölümünden sonra vergi dairesinde işe başlaması, 16 yaşında Kuvai Milliye Hareketine katılması ve Yörük Ali Efe’nin kızanlarından oluşu, Vefa Lisesinde eğitimi, Mektebi Sultani ve tıp fakültesi öğrenciliği, sosyalist gruplarla ilişki kurması, TKP günleri, dergilerde sosyalizm üzerine yazıları, TKP Merkez Yönetim Kurulu üyeliği, hapis cezası, Marksist düşünce üzerine yazdığı eserleri ve görüşleri, Nazım Hikmet‘le birlikte Donanma Davası nedeniyle aldığı 15 yıl ceza ve hapis günleri, burada yazdığı eserler, Vatan Partisini kurması ve partisinin kapatılması, siyaset günleri ve 1971 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; Suat Şükrü KUNDAKÇI, Zühtü BAYAR, Doğu PERİNÇEK ve Sadık GÖKSU katılmakta ve görüşlerini aktarmaktadır.

Portreler Galerisi “Hüseyin Avni Ulaş “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 17.10.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Hüseyin Avni ULAŞ ele alınmaktadır. Program “Hayır, olmaz, kabul etmiyorum, bunları söylemenin en zor olduğu, vatana ihanetle, vatanseverlik arasında samimiyet zarından başka bir şey kalmadığı dönemde sesi yükselen kişiydi, hayatının sonuna kadar, haksızlığa, kanunsuzluğa, istibdada muhalif, Allah’tan başka tek hakimin Milli İrade olduğuna inanan, samimi bir demokrattı” jeneriği ile başlamaktadır. ULAŞ’ın 1887 Erzurum’da doğumu, 11 yaşına kadar Erzurumda geçen çocukluğu, ailesi, çocukluk döneminde ülkenin içinde bulunduğu durum, dört yıl asker olarak cephelerde savaşması, Erzurum’da cemiyet kurması, Mustafa Kemal’le teması, Erzurum Kongresi’ne ev sahipliği yapması, Ankara’da Millet Meclisine katılması, milletvekili olması, 200 kişilik Meclisin azınlık ve muhalif grubunun başını çekmesi, Mustafa Kemal’le ilişkisi, Yunus Nadi ile yaptığı tartışma, İstiklal Mahkemelerine karşı çıkması, mecliste muhaliflerin tasfiyesi, Terakkiperver Partisi’ne katılması, ATATÜRK’e suikast davasından yargılanıp beraat etmesi, 1929’da evlenmesi, noterliği ve 1948’de ölümü anlatılmaktadır. Programa; Orhan KOLOĞLU, Doç. Dr. Ahmet DEMİREL, Mehmet ALTAN ve Ferruh BOZBEYLİ katılmakta ve ULAŞ’la ilgili bilgiler vermektedir.

987

Portreler Galerisi “İbn-ül Emin Mahmut Kemal İnan“

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 32’ Yayın Tarihi 14.11.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde İbn-ül Emin Mahmut Kemal İNAL ele alınmaktadır. Program “Ne, kim, ne zaman, nerede, neden, nasıl, niçin bunların hepsi tarihin içindeki insana ait ama onun ruh dünyasını yansıtmayan sorular. Bir romancı ya da bir ressam çizeceği karakteri, neye göre nasıl seçer ve yaklaşırsa, birikimini, kalemini, öyle kendince kullanan, insana dair en karmaşık soru olan “Kim”e verecek doğru cevabı bulunan tek isim, tarafından yazılmanın onur, tenkid edilmenin lütuf, azarlanmanın hatta alaya alınmanın ayrıcalık sayıldığı kişiydi” jeneriği ile başlamaktadır. Sultan Abdülaziz döneminde, 1871 yılında doğan ve babası sadrazamın özel kalem müdürü olan İNAL’ın ailesi, öğrenim ve okul hayatı, hukuk eğitimi, resmi eğitim dışında aldığı diğer eğitimler hakkında bilgi verilmektedir. 33 yıl süren Babı-Ali Özel kalemindeki çalışmaları, bugün Başbakanlık Devlet Arşivinin temelleri olan Osmanlı arşivini evinde kopyalaması, Efkafı Osmaniye Müzesi’ni kurması, el yazmalarını toplatması ve saklaması, koleksiyonlarının İstanbulun işgali ile yağmalanması, Düyunu Umumiye’de iki yıl çalışması, Türk İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğüne getirilmesi, 1935’de emekliye ayrılması, İslam Ansiklopedisi’nin danışmanlığını yapması, eserleri, bibliyograflığı, dönemin önemli isimleri ile diyalogları, kişiliği, kütüphanesi ve 1957 yılında vefatı anlatılmaktadır. Programa; Dursun GÜLEK, Prof. Dr. Ali BİRİNCİ, Prof. Dr. Orhan OKAY, Prof. Dr. İlber ORTAYLI ve Yılmaz ÖZTUNA katılmakta ve İNAL hakkında bilgiler aktarmaktadır.

988

Portreler Galerisi “İdris Küçükömer “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 29.03.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri,projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde İdris KÜÇÜKÖMER ele alınmaktadır. Program “İnşat işçiliğinden üniversite profesörlüğüne tırmandı. Osmanlıdan bu yana gerçek sağcıların batıcı laik bürokratlar, gerçek solcuların doğucu İslamcı halk olduğunu söyledi. Türkiye’de sol aydınların düşünce kalıplarını kıran kişiydi o” jeneriği ile başlamaktadır. 1925 Giresun doğumlu KÜÇÜKÖMER’in; çocukluğu ve gençliği, askerlik hizmetinden sonra İstanbul İktisat Fakültesinde hem çalışıp hem okuması, üniversitede asistan olarak kalması ve ancak doçentliğe kadar yükselmesi, profesörlüğünün onaylanmaması, 1976’da Danıştay kararı ile profesörlüğünü elde etmesi, 12 Eylül Askeri Darbesi ile üniversiteden uzaklaştırılması, siyasete “Yön” dergisindeki yazıları ile katılması, Sosyalist Kültür Derneğinin kurucusu olması, Talat AYDEMİR ve arkadaşlarına destek vermesi, 1966 yılında TİP’te görev alması, “Düzenin Yabancılaşması” adlı kitabı, “Ant” dergisi yazıları, Mehmet Ali AYBAR’la çalışmaları, 1971 yılında siyasetten çekilmesi, Büyükada’ya yerleşmesi, eserleri, inceleme ve tahlilleri, yandaş ve karşı görüşleri ve 1987 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; eşi Meral KÜÇÜKÖMER, Prof. Dr. Asaf Savaş AKAT, Yücel YAMAN, Taha AKYOL, Osman AROLAT, Prof. Dr. Kurtuluş KAYALI ve Prof. Dr. Mete TUNÇAY katılmakta ve KÜÇÜKÖMER’le ilgili görüşlerini açıklamaktadır.

Portreler Galerisi “İsmail Hami Danişmend “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera

Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 04.03.2008 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde İsmail Hami DANİŞMEND tanıtılmaktadır. Program; Amerikalı misyoner okullarından birinin açıldığı yer ve DANİŞMEND’in doğum yeri olan Merzifon’un tanıtımı ile başlamaktadır. 1892 Merzifon doğumlu DANİŞMEND’in Danişmendoğullarına dayanan aile geçmişi, özel hocalardan aldığı derslerle yetiştirilmesi, zekası, mizacı, eğitimi, 1912 yılında Mülkiye’den mezuniyeti, ardından Fransa’ya gitmesi, yurda dönüşte Hariciye’de görev alması, istifasının ardından Darülfünun’da öğretmenlik yapması, milli mücadeleye desteğinden ötürü görevinden uzaklaştırılması, gazete kurarak ATATÜRK’ün yanında yer alması, mandanın kabulü ile ilgili bildiriye imza atışı, “Hakimiyeti Milliye” gazetesini çıkarması, Cumhuriyetin ilanından sonra İstanbul’a dönüşü, yazıları, tercümeleri, şiirleri, tarihe bakışı, görüşleri ve 1967 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; Altan DELİORMAN, Prof. Dr. Ali BİRİNCİ ve Ömer ÖZCAN katılmakta ve DANİŞMEND hakkında bilgiler vermektedir.

989

Portreler Galerisi “Kaya Bilgegil “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 16.10.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde edebiyat tarihçisi ve araştırmacısı Kaya BİLGEGİL tanıtılmaktadır. Program 1920’li yılların görüntüleri eşliğinde, bu yıllarda İstanbul ve Anadolu’daki ortam ve doğum yeri olan Sivas Gürün’ün anlatımı ile başlamaktadır. BİLGEGİL’in 1921 yılında doğumu, ailesi, babasının uzun süreli askerliği ve dönüşünde tifüse yakalanması, dedesi tarafından büyütülmesi, eğitimi, şiire ve edebiyata düşkünlüğü, Erzurum ve İstanbul’da devam eden eğitimi, İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğrenciliği, “Cehennem Meyvası” adlı eseri, öğretmenliği, Fransa’da eğitime gönderilmesi, evliliği, Ankara’da görev alması, 1966 yılından itibaren Erzurum Üniversitesi’nde görev alması, 1970 yılında profesör olması, hocalığı, edebiyata katkıları, 1985’den sonra Mimar Sinan Üniversitesinde hocalığı, 1987’de ölümü ve eserleri anlatılmaktadır. Programa; Prof. Orhan OKAY, Prof. Dr. Belkıs ALTUNİŞ GÜNSOY, Mustafa MİYASOĞLU, Prof. Dr. Kemal YAVUZ ve Prof. Dr. Mustafa İSEN katılmakta ve BİLGEGİL ile ilgili bilgi ve görüşlerini aktarmaktadır.

Portreler Galerisi “Kemal Tahir “ 

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 01.03.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Kemal TAHİR ele alınmaktadır. Program ”Kalemi ve bileği güçlü bir kabadayıydı. Yüreğini hep temiz tutmaya gayret etti. Ayağını Anadolu toprağına basan ilk Türk, sosyalizm üzerinde ömrünün sonuna kadar kafa yordu. Osmanlı’dan gelip Cumhuriyet’le süren tarih yürüyüşünün haritasını romanlarıyla çıkarmaya çabaladı” jeneriği ile başlamaktadır. Hünkar yaveri alaylı Yüzbaşı Tahir Bey ve saraydan azatlı Nuriye hanımın çocuğu olarak 1910’da doğmuş, babası evlerini yangında kurtarmak isteyince ölmüş, annesini de kaybedince 10. sınıfta okulu bırakmak zorunda kalmış, avukat katipliği, ambar memurluğu, röportaj yazarlığı, düzelticilik, çevirmenlik, “Karagöz” gazetesinde başyazarlık ve “Tan” gazetesinde yazarlık yapmış TAHİR’in; “Geçit” dergisini çıkarması, takma isimlerle yazması, 1937’de evliliği, Donanma Davasından yargılanışı ve eşinden ayrılması, 15 yıl hapse mahkum olması, marksizmi hapiste öğrenmesi, Nazım Hikmet’le arkadaşlığı, Sedat SİMAVİ’nin hayatındaki yeri, ikinci evliliği, ikinci kez hapse girmesi, eserleri, eserlerinden filme uyarlanmış olanları, hastalığı ve ölümü hakkında bilgi verilmektedir. Programa; Selim İLERİ, Cengiz YAZOĞLU, Taha AKYOL, Murat BELGE ve Mete TUNÇAY katılmakta ve TAHİR hakkında düşüncelerini açıklamaktadır.

990

Portreler Galerisi “Malik Aksel “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 26.02.2008 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde eğitimci, hoca, öğretmen, yazar, ressam Malik AKSEL tanıtılmaktadır. Program 1900’lü yıllarda Osmanlının durumu anlatılarak başlamaktadır. 1901 yılında Selanik yakınlarında doğan AKSEL’in çocukluğu, mizacı, ailesi, eğitimi, resim merakı, resme başlaması, 7 yaşında ailece İstanbul’a gelmeleri, resim dersleri alması, ressam Şevket DAĞ ile tanışması ve ders alması, okuldan mezun oluşu, öğretmenliğe geçmesi, resim sergileri, eserlerinin 1914 yılından itibaren Galatasaray sergilerinde yer alması, 1928’de Avrupa’ya gönderilen öğretmenler arasında olması, Berlin’de resim ve resim öğretmenliği eğitimi alması, resim sanatında hiçbir grupta yer almayışı, Gazi Eğitim Enstitüsünde göreve başlaması, enstitü için yaptığı çalışmalar, resim tarihi ile ilgili eserleri, İstanbul’a yerleşmesi, çocukları, sergileri, eserleri, Türk resmindeki yeri ve 1947 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; Yrd. Doç. Dr. Mehmet ÜSTÜNİPEK, Ömer Faruk ŞERİFOĞLU, Prof. Kemal İSKENDER ve Prof. Dr. Ali BİRİNCİ katılmakta ve AKSEL hakkında bilgiler vermektedir.

Portreler Galerisi “Mehmet Akif Ersoy “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 08.03.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Mehmet Akif ERSOY ele alınmaktadır. Program “Mücadeleci tabiata sahip, öfkeli, yenilikçi, cehalet düşmanı, inanç timsali bir insan, düşünce adamı, yazar, şair, bayrak adam” jeneriği ile başlamaktadır. ERSOY’un İstanbul Fatih doğumlu, orta halli, muhafazakar, eğitimli bir ailenin çocuğu oluşu, eğitim hayatı, yetiştiği çevre ve yetiştiği dönem hakkında bilgi verilmektedir. İslamcı aydınlar cephesinde yer alması, yazıları ve görüşleri, içinde yaşadığı dönemin diğer fikirleri, İslam kardeşliği ve millet kavramına bakışı, Pantürkist ve Panislamist akımlar, emperyalizme karşı mücadelesi, Enver Paşa tarafından kurulan Teşkilatı Mahsusa isimli cemiyetin içinde yer alması, Arabistan’a gitmesi, Çanakkale Destanını yazması, 1. TBMM’de Burdur milletvekili oluşu, Nasrullah Cami Vaazı, Kurtuluş Savaşının destanı olan “İstiklal Marşı” şiirini kaleme alması, Türk edebiyatındaki yeri, eseri “Safahat”, Takrir-i Sükun döneminde ülkeden ayrılıp Mısır’a gitmek zorunda kalması, hastalanarak ölmesi ve cenaze töreni anlatılmaktadır. Programa; Mehmet DOĞAN, Prof. Dr. Kurtuluş KAYALI, Taha AKYOL, Prof. Dr. Edibe SÖZEN ve Doç. Dr. Mustafa BUDAK katılmakta ve görüşlerini aktarmaktadır.

991

Portreler Galerisi “Mehmet Ali Aybar “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 01.03.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Mehmet Ali AYBAR ele alınmaktadır. Program “Gençliğinde atletizm pistlerinin hızlı adamı, milli sporcu, güleryüzlü, özgürlükçü, insancıl, sosyalizm inancının, idealinin maraton koşucusu olarak geçti. Amacı insan olan, temel hak ve özgürlükleri koruyan bir toplum düzeni hayalinin yorulmak bilmez koşucusuydu” jeneriği ile başlamaktadır. 1908 İstanbul doğumlu olması, siyasetçi olan dede ve babası, Galatasaray Lisesi, lisede atletizmle uğraşması, kısa mesafe koşularında rekorları, İstanbul’da hukuk eğitimi, Balkan şampiyonluğu, “Hür” gazetesini çıkarması, CHP’nin Amerika bağlantısını protestosu, 1949’da hapis cezasına çarptırılması, 1960 sonrası ülkenin durumu, İşçi Partisinin kuruluşu, 1962’de Türkiye İşçi Partisinin (TİP) başına geçmesi, Türkiye’ye özgü sosyalizm kavramını ortaya atması, Sadun AREN ve Behice BORAN’la ilişkileri, 1971’de partiden istifa etmesi, 1980 darbesi ile tutuklanan siyasilerin avukatlığını yapması, solda birlik çağrıları ve 1995’de ölümü anlatılmaktadır. Programa; Turhan SALMAN, Dündar BAŞTİMUR, Veysi SARISÖZEN, Sadun AREN, Tarık Ziya EKİNCİ, Taha AKYOL, Murat BELGE, Fikret KOÇYİĞİT ve Prof. Dr. Mete TUNÇAY katılmakta ve AYBAR ile ilgili görüşlerini açıklamaktadır.

Portreler Galerisi “Mehmet Çavuşoğlu“

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde edebiyatçı ve şair Mehmet ÇAVUŞOĞLU tanıtılmaktadır. Program yeni devlet, yeni siyaset, yeni alfabe, eski ile yeninin birbiri içinde sıkıştığı günlerin anlatımı ile başlamaktadır. 1935 yılında Ordu’da doğan ÇAVUŞOĞLU’nun; köy öğretmeni olan babası, ailesi, 4 yaşında okumaya başlaması, 11 yaşında iki yıl ortaokula gitmeyi beklemesi, okumaya merakı, sonrasında okulla ilişkisindeki kopukluklar, eğitimine ara verdikten bir süre sonra Haydarpaşa Lisesinde eğitimine devam etmesi, Yapımcı TFT YAPIM babasının ısrarlarına rağmen iki yıl süren hukuk eğitimi ve sonrasında kendi isteği ile edebiyat fakültesine Yönetmen Orçun BİLGİN girmesi, şiir ve edebiyata merakı, özellikle divan şiiri ve edebiyatına ilgisi, bu konudaki çalışmaları, Ali Yönetmen Yardımcısı Ahmet TOPUZ Nihat TARHAN’dan sonra divan edebiyatı uzmanı olması, doçentliği, İngiltere, İskoçya ve Fransa’da Kamera Poyraz ARNA bulunması, “Hisar” dergisinde divan edebiyatı konusundaki yazıları, Türkoloji bölümünün kuruluşu Süleyman SANTUR üzerine çalışmaları, Amerika’da divan edebiyatı üzerine çalışmaları, eserleri, farklı kişiliği ve 1987 Kurgu Oğulcan YILMAZ yılında bir kazada yaşamını yitirmesi anlatılmaktadır. Programa; M. Sami ÇAVUŞOĞLU, Prof. Dr. Seslendiren Ayhan KAHYA Selçuk EREZ, Prof. Dr. Durali YILMAZ, Prof. Dr. Mustafa İSEN, Prof. Dr. Abdullah UÇMAN Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ ve Mustafa MİYASOĞLU katılmakta ve ÇAVUŞOĞLU ile ilgili görüşlerini aktarmaktadır. Yayın Tarihi 15.01.2008 Alt Tür Biyografi

992

Portreler Galerisi “Mehmet Hamdi Bayri “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 25.12.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde halkbilimci, halk kültürü ve folklor araştırmacısı Mehmet Hamdi BAYRİ tanıtılmaktadır. Program 1890’lı yılların görüntüleri eşliğinde dünyada ve Balkanlar’da yaşanan siyasal ortam anlatımı ile başlamaktadır. 1896 yılında İstanbul’da doğan BAYRİ’nin; ailesi, Galata Rüştiyesi’nde aldığı eğitim, kültüre ve halk bilimine düşkünlüğü, Kabataş Lisesindeki öğrenciliği, ardından Darülfünun Edebiyat Fakültesine girmesi, 1913’de mezun olması, yedek subay olarak Çanakkale Savaşına katılması, halk kültürü üzerine araştırmaları, Cumhuriyetin ilan edilmesi, çıkardığı dergiler ve yazdığı yazılar, kurduğu dernek, Halkevlerinde yaptığı çalışmalar, Fuad KÖPRÜLÜ’nün kendisine desteği, çalışmalarının Türk kültürü açısından önemi İstanbul Belediyesinde memur olarak çalışması ve 1958 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; Prof. Dr. Öcal OĞUZ, Hayrünnisa DAMGACI, Sevengül SÖNMEZ ve Sabri KOZ katılmakta ve BAYRİ ilgili bilgi ve görüşlerini aktarmaktadır.

Portreler Galerisi “Mehmet Hamdi Yazır “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 32’ Yayın Tarihi 20.11.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri ve sporcuları, eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Bu bölümde Mehmet Hamdi YAZIR ele alınmaktadır. Program “Kendini inanç ve dine adamış bir din alimi, yetkin bir felsefeci, hukuk hocası ve son asrın ünlü hat sanatçısı Elmalılı Muhammet Hamdi YAZIR” jeneriği ile başlamaktadır. Babası büyük bir din alimi olan YAZIR’ın 1878 yılında doğumu, öğrenime olan yeteneği, çocukluk resimleri, karakteri, eğitim için İstanbul’a gelmesi, Küçük Ayasofya Medresesine yazdırılması, Arapça diline hakimiyeti, Beyazıt Camiinde ders vermesi, hukuk mektebinde öğrenciliği, Şeyhülislamlık mektebi kaleminde çalışıp musiki ve ünlü hattatlardan hat dersi alışı, 2. Meşrutiyet’te Antalya Mebusu seçilmesi, Padişah için fetva mektubu yazması, Evkaf Nazırlığı, Osmanlı Ayan Meclisi’nde çalışması, çevirileri, hukuk sözlüğünü hazırlaması, Ankara Hükümetinin talebi ile yaptığı tefsirler, 1938 yılına kadar tefsir alanında yaptığı çalışmalar, “Hak Dini KUR’AN Dili” adlı 1938’de bitirdiği tefsiri ve 1942 yılında ölümü hakkında bilgi verilmektedir. Programa; Torunu Hamdi YAZIR, Prof. Dr. Mustafa ÇAĞRICI, Prof. Dr. Bekir KARLIAĞA, Prof. Dr. Kenan GÜRSOY ve Prof. Dr. Nesimi YAZICI katılmakta ve görüşlerini aktarmaktadır.

993

Portreler Galerisi “Mehmet Kaplan “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 22.03.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Mehmet KAPLAN ele alınmaktadır. Program “Edebiyat bilgini, dil ve kültür konularına sosyal bir mesele olarak bakan, düşünür, modern batının eleştiri ve analiz yöntemlerini Türk Edebiyatına uygulayan, akademisyen ve deneme ustası” jeneriği ile başlamaktadır. KAPLAN’ın Nasrettin Hoca ve Yunus Emre’nin memleketi Sivrihisar’da doğumu, halk edebiyatına yatkınlığı, Eskişehir Lisesi ve İstanbul’da Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenciliği, Fuat KÖPRÜLÜ, Ali Nihat TARLAN, Mustafa Şekip TUNÇ, Hilmi Ziya ÜLKEN’in öğrencisi, Ahmet Hamdi TANPINAR’ın asistanı olması, edebiyat doktorası, onu profesörlüğe götüren eserleri, psikanaliz yönteminden etkilenerek metin incelemelerinde bu yöntemi kullanması, Yunus Emre’ye bağlılığı ve yaşamının diğer yönleri anlatılmaktadır. Ayrıca Atatürk Üniversitesi kurucu üyeliğine ve halk edebiyatı ile ilgili çalışmalarına ve Türkoloji Kürsüsü kurmasına da değinilmektedir. Programa; Prof. Dr. İnci ENGİNÜN, Doğan HIZLAN, Prof. Dr. Orhan OKAY, Prof. Dr. Kurtuluş KAYALI, Prof. Dr. Zeynep KERMAN ve Taha AKYOL katılmakta ve görüşlerini açıklamaktadır.

Portreler Galerisi “Mimar Kemalettin “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 29.01.2008 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde mimar, mühendis ve bu alandaki zirve isimlerden biri olan, yapı sanatında Türk Osmanlı mühürünü 20. yüzyıla taşıyan Mimar KEMALETTİN tanıtılmaktadır. Program 1850’li yıllar, dünyada ve Osmanlı Devletindeki siyasal ortam ve yenileşme çabalarının anlatımı ile başlamaktadır. 1839 yılında Tanzimat ile ilan edilen yenileşme ve değişim kavramlarında işaret edilen batı iken, varolanı almak ve kopyalamak üzerine kurulan sistem, Hassa Mimarlar Ocağının kapatılması ve başlayan yeni dönem, 1870 yılında Mimar Kemalettin’in İstanbul’da doğumu, ailesi, keskin zekası ve farklı kişiliği, eğitimi, Hendesede Mimar Mühendis okulunda okuması, zengin bir ailede doğmuş, özel okullarda okumuş bir genç Osmanlı entellektüeli olarak 19 yaşında mezun olması, Almanya’da eğitim alması, üniversitelerde hocalık yapması, yabancı mimarların elinde İstanbul’un tahrip edilmesine seyirci kalamaması ve isyanı, Mimar Sinan ve Türk mimarisine hayranlığı, oğluna Sinan adını vermesi, sadece bina yapmayan bunları yazıya da aktaran uslüp farklılığı, Ankara’ya çağrılması ve 1927’de ölümü anlatılmaktadır. Mimar Kemalettin’in eserleri; Mahmut Şevket Paşa ve 5. Mehmet Türbeleri, Bostancı ve Bebek Camileri, Bahçekapı’daki dört vakıf hanı, Selanik Tren Garı ve Edirne Karaağaç İstasyonu görüntülenmekte, milli mimari rönesansını ortaya koyan kişi olarak mimari farkılığı hakkında bilgi verilmektedir. Programa; Prof. Dr. İlhan TEKELİ, Prof. Dr. Uğur TANYELİ, Prof. Dr. Arife BATUR ve Yrd. Doç. Dr. Elvan ERKMEN katılmakta ve KEMALETTİN ile ilgili görüşlerini aktarmaktadır.

994

Portreler Galerisi “Mir Sultan Galiyev“

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 31’ Yayın Tarihi 01.02.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Mir Sultan GALİYEV ele alınmaktadır. Program; “Büyük düşleri vardı. O çelişik dünya görüşlerinin tutarlı sembolüydü. Sosyalizmin ancak İslam toplumlarında gerçekleşme şansı olduğuna inandı. Bir kavga adamıydı. Doğunun bir gün silkinip, ezilen ulusların proleterya ülkesini kuracaklarını umuyordu. Tarihin en büyük Türkçülerinden biriydi. Bütün Orta Asya yarım asır onun hayaliyle avundu. Sosyalist, komünist bir devrimci, Türkçü ve Turancıydı” jeneriği ile başlamaktadır. Belgeselde; Tatar ve Türklerin ilişkilerinin tarihçesi, Tatar tarihi, İsmail GASPIRALI ve düşünceleri, 1904 Rus Japon savaşı, Rusya’da ekonomik bunalım ve sosyal kriz, 1905’de ilk Müslüman Kongresi, GASPIRALI ve Yusuf AKÇURA’nın liderliği ve kongrenin dağıtılması, ikinci kongre ve GALİYEV’in ortaya çıkışı hakkında bilgi verilmektedir. GALİYEV’in hayat hikayesi, solculuğu, Bolşeviklerle işbirliği yapması, Rus İhtilali, 1917’de yapılan Müslüman Kongresi, görüşleri, İdil Ural Devleti kurma düşünceleri, Lenin ve Stalin’le çalışmaları, Rus Komünist Partisine katılması, Lenin’le fikir çatışmaları, Bakü Kurultayı, tutuklanması, Galiyevistler ve Turan devleti kurma amaçlı kurulan dernek, Solovski Kampına gönderilmesi, hastalığı, bütün akrabalarının yok edilmesi, Sultan GALİYEV’ciliğin Rusya’da suç ve öldürülme nedeni sayılması anlatılmaktadır. Programa; Prof. Dr. Nadir DEVLET, Doç. Dr. Halit KAKINÇ ve Attila İLHAN katılmakta ve GALİYEV’le ilgili düşüncelerini aktarmaktadır.

Portreler Galerisi “Mustafa Akdağ “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 25.09.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde tarihçi, yazar Mustafa AKDAĞ tanıtılmaktadır. Program 1910’lu yılları, bu yıllarda dünyada, Osmanlı Devletindeki siyasal ortam ve AKDAĞ’ın doğum yeri olan Yozgat anlatılmaktadır. 1913 Yozgat doğumlu olan AKDAĞ’ın; ailesi, Çanakkale Savaşında şehit düşen babası, Kuvai Milliye hareketine ilk katılan Boğazlıyan İlçesi, İzmir’de devam eden öğrencilik yılları, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde Tarih Bölümü öğrenciliği ve mezuniyeti, öğretmen olarak Kars’a tayin edilmesi, 1944 yılında DTCF’ye dönüşü, tarihçinin “Celali İsyanları” ve “Vergi Sistemleri”, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik tarihini ele alan tezleri, Gazi Enstitüsü ve Diyarbakır Öğretmen Okulu görevleri, DTCF’de doçent ve profesör olması, yaşadığı bürokratik ve siyasal sıkıntılar, iki cildini yayınladığı eseri, kişiliği, tarihçiliği ve 1973 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; Prof. Dr. Özer ERGENÇ, Prof. Dr. Yavuz ERCAN, Prof. Dr. Musa ÇADIRCI ve Prof. Dr. Kurtuluş KAYALI katılmakta ve AKDAĞ hakkında bilgi ve görüşlerini aktarmaktadır.

995

Portreler Galerisi “Mustafa Suphi “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 32’ Yayın Tarihi 18.01.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Mustafa SUPHİ ele alınmaktadır. Program “Adı yıllarca fısıltıyla anılan, Türk milliyetçisi hatta Turancıydı başlangıçta, İttihat Terakki teröründen kurtulmak için kaçtığı Rusya’da komünizmle tanıştı, kullanılmak istendi ama asla ajan olmadı. Bütün hayali Anadolu’ya geçip Kurtuluş Savaşı’na hazırlanan Ankara’ya ulaşmaktı, ama olmadı. 14 arkadaşı ile birlikte Karadeniz’de düşürüldüğü pusuda hayatını kaybetti” jeneriği ile başlamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son 10 yılının yüzü, 1882 Giresun doğumlu SUPHİ’nin; ailesi, Galatasaray Lisesi, Hukuk Fakültesi ve Paris’te Siyasal Bilimler eğitimi, yazıları, Türkiye’ye dönmesi, siyasi fikirleri, İttihat ve Terakki muhalifliği, Sinop’a sürgünü, kaçarak Kırım’a gitmesi, İsmail GASPIRALI ve Mir Sultan GALİYEV’le tanışması, Bakü günleri, “İkbal” gazetesindeki yazıları, “Yeni Dünya” dergisini çıkarması, Türkiye Komünist Partisinin (TKP) temellerini Bakü’de atması ve partiyi kurması, Anadolu’ya gelmesi, Kazım Karabekir tarafından karşılanması ve ölümü anlatılmaktadır. Programa Attila İLHAN, Doç. Dr. Yavuz ASLAN, Nevzat KÖSEOĞLU, Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Hamit ERDEM ve Rasih Nur İLERİ katılmakta ve SUPHİ ile ilgili görüşlerini aktarmaktadır.

996

Portreler Galerisi “Mümtaz Turhan“

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 12.04.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Mümtaz TURHAN ele alınmaktadır. Program; “Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük sosyal bilimcilerden biriydi, deneysel psikolojinin kurucusu, sosyal psikolojinin ilk uygulayıcısı, muhafazakar kimliği içinde batılılaşma idealini benimsemiş bir düşünürdü” jeneriği ile başlamaktadır. TURHAN, 1908 yılında Erzurum’da doğmuş, 1. Dünya Savaşı’nın yol açtığı yaraları yaşamış, İstanbul Üniversitesinde felsefe eğitimi görmüş, Almanya’ya gitmiş, yedi yıl orada eğitim görmüş, 1939’da doçent olmuş, sosyal psikoloji alanında eserler vermiş, deneysel psikoloji ile uğraşmış “Garplılaşmanın Neresindeyiz” adlı çalışması ile Türkiye’nin batılılaşma serüvenini masaya yatırmış, pozitivist bir bilimci olarak pek çok alanda eser vermiştir. Programda, Mümtaz TURHAN’ın eserleri ve görüşleri hakkında bilgi verilmekte ve Prof. Dr. Yılmaz ÖZAKPINAR, Taha AKYOL, kızı Nesrin TURHAN, Prof. Dr. Kurtuluş KAYALI ve Erol GÜNGÖR sosyal bilimci ile ilgili düşüncelerini açıklamaktadır.

997

Portreler Galerisi “Nihal Atsız“

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 26.09.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Hüseyin Nihal ATSIZ ele alınmaktadır. Program; “Türkiye’nin yetiştirdiği en seçkin tarihçilerden biri, yılmaz bir idealist, hırçın kalem, düşleri ve düşünceleri uğruna akademik kariyeri, özgürlüğü, özel hayatı dahil, gözden çıkaramayacağı hiçbir şeyi olmayan bir ruh adamı” jeneriği ile başlamaktadır. ATSIZ’ın doğduğu dönemde ülkenin koşulları ve ailesi, Yusuf AKÇURA’nın eserleri ile tarih serüveninin başlaması, Türkçü görüşü benimsemesi, lise sonrası aldığı eğitim, fikirlerinden etkilendiği Ziya GÖKALP’in ölümü ile siyasi görüşlerini uygulamaya başlaması, askeri okuldan uzaklaştırılması, Kabataş Erkek Lisesinde öğretmenlik yapması, İstanbul Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümünde öğrenciliği, askere gidişi, makaleleri ile Fuat KÖPRÜLÜ’nün dikkatini çekmesi ve onun yardımları ile Türkoloji bölümüne asistan olması, çıkardığı dergiler, 2. Dünya Savaşı günleri ve Hasan Ali YÜCEL’i istifaya çağıran açık mektubu, yazıları ile yurt çapında sol düşünceyi hedef alan yürüyüşlere sebep olması, Türk düşüncesinin bayrak adamı olması, hapishane günleri, temyizi, beraatı, romancı kişiliği, eserleri, 1960 darbesi ve hayatını anlattığı “Ruh Adam” kitabı, tekrar tutuklanması ile 1974’de serbest kalması ve 1975 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa oğlu Yağmur ATSIZ, Yılmaz ÖZTUNA, Altan DELİORMAN, Prof. Dr. Gülçin ÇANDAROĞLU ve Yücel HACALOĞLU katılmakta ve görüşlerini açıklamaktadır.

Portreler Galerisi “Nihat Sami Banarlı“

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 05.02.2008 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde; edebiyat tarihçisi, hoca, yazar, şair, sanat ve düşünce adamı, Cumhuriyet kuşağı edebiyatçısı Nihat Sami BANARLI tanıtılmaktadır. Program 20. yüzyılın ilk yıllarının anlatımı ile başlamaktadr. 1907 İstanbul doğumlu BANARLI’nın; ailesi, edebiyat aşkına ilham kaynağı olan babası, eğitimi, öğrenciliği, mizacı, edebiyata yönlendirilmesi, 1926 yılında liseden mezun olması ve öğretmen olarak göreve başlaması, üniversite eğitimi, etkilendiği kişiler, dönem arkadaşları, hocaları, edebiyatta tarih alanına yönlenmesi, evliliği, edebiyat öğretmenliği yaptığı okullar anlatılmaktadır. Programda ayrıca; Fuad KÖPRÜLÜ ile ilişkisi, 2. Dünya Savaşı yılları ve ülkenin durumu, iki kez askere alınması, öğretmenliğe geri dönüşü, gazete ve dergilerdeki yazıları, edebiyat tarihi ile ilgili eserleri, Yahya KEMAL’in eserlerini kitap haline getirmesi, yazdığı ders kitapları, kişiliği ve mizacına da yer verilmektedir. Programa; Altan DELİORMAN, Prof. Dr. Kazım YETİŞ, Aysel YÜKSEL, Mustafa MİYASOĞLU ve Prof. Dr. Ali BİRİNCİ katılmaktadır.

998

Portreler Galerisi “Niyazi Berkes “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT Yapım Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Tuba AKTAN Ayhan KAHYA 1 x 30’ 13.11.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde toplum bilimci Niyazi BERKES tanıtılmaktadır. Program 1900’lü yıllarda Osmanlı ve Kıbrıs’ın durumunun anlatımı ile başlamaktadır. BERKES’in; 1908 yılında Kıbrıs’ta doğumu, adını alış hikayesi, çocukluğu, ailenin İstanbul’a göçü, eğitimi, edebiyat öğretmeni Hasan Ali YÜCEL’in üzerindeki etkisi, Hukuk Fakültesinde okuması istendiği halde, Edebiyat Fakültesinde felsefe eğitimi alması, öğretmenlik başvurusunun reddedilmesi, “Kadro” dergisinde yer alması, Fuad KÖPRÜLÜ’nün asistanı olması, Amerika’dan davet alması, sosyoloji alanında yaptığı çalışmalar, Türkiye’ye dönüşü, saha çalışmaları, inceleme, tespit ve eserleri, Behice BORAN ve Pertev Naili BORATAV ile üniversiteden uzaklaştırılması, tekrar Amerika’ya gitmesi ve ülkeye dönmeden çalışmalarını yurtdışında sürdürmesi, Türk sosyoloji tarihindeki önemi, evlilikleri ve 1998 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; İsmail BOZKURT, Prof. Dr. Kurtuluş KAYALI, Yrd. Doç. Dr. Ahmet KUYAŞ ve Rüşen SEZER katılmaktadır.

Portreler Galerisi “Nurettin Artam“

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 11.03.2008 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde radyo programcısı, gazeteci Nurettin ARTAM tanıtılmaktadır. Program, radyonun dünyada ve Türkiye’de tarihinin anlatımı ile başlamaktadır. Türkiye’nin radyo macerasının Eşref ŞEFİK’in ilk anonsu ile başladığı belirtilmekte ve anonsun anlatımının ardından bir şeyh çocuğu olarak dünyaya gelen ARTAM’ın; Galatasaray Lisesinden mezun oluşu, askere gitmesi, Şam’da esir olması, Babıali’de görev alması, gazeteciliği, Türkçeye hakimiyetinden dolayı Ankara’ya davet edilişi, “Vakit” ve “Ulus” gazetelerindeki yazıları, radyo için hazırladığı “Radyo Gazetesi” programı ile radyo tarihindeki yeri, duayenliği, dil konusundaki çalışmaları ve 1958’de ölümü anlatılmaktadır. Programa; Hakkı DEVRİM, Teoman YAZGAN ve Rıdvan ÇONGUR katılmaktadır.

999

Portreler Galerisi “Nurettin Topçu “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 05.04.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Nurettin TOPÇU ele alınmaktadır. Program “Milliyetçi, sosyalist, İslamcı, Cumhuriyet Türkiye’sinin yapaylıktan ve kopyacılıktan uzak, en özgün düşünce adamlarından biriydi. Yıkamam, iftira edemem, yalan söyleyemem, zulmedemem, işte bendeki bu muhteşem aczin ilahi adı hürriyettir” jeneriği ile başlamaktadır. TOPÇU’nun İstanbul’da dünyaya gelmesi, ailesi, çocukluğu, Büyük Reşit Paşa Numune Mektebini birincilikle bitirmesi, Vefa Lisesi öğrenciliği, Paris’e gitmesi, Moris BRONDEY ile tanışması ve düşüncelerinin değişmesi, Bordeoux Lisesine nakli, ilk yazıları, felsefe ve sanat tarihi lisansları alması, felsefe doktorası yapan ilk Türk olması, Galatasaray Lisesinde felsefe öğretmenliği, kültürün her alanında yerliliği savunan görüşleri, İzmir ve Denizli’ye atanması, Nakşibendi Şeyhi Abdülaziz BEKKİN’le tanışması ve hayatının sonuna kadar bu etkide yaşaması ile Milliyetçiler Derneğinin Başkanlığını yapması hakkında bilgi verilmektedir. Programa; görüşlerini aktarmak üzere Taha AKYOL, Prof. Dr. Kurtuluş KAYALI, Doç. Dr. Emin IŞIK ve yeğeni Tuncer ENGİNERTAN katılmaktadır.

Portreler Galerisi “Nurullah Ataç “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 22.01.2008 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde Cumhuriyet döneminin düşünce, edebiyat ve din alanında en radikal, en sivri dilli kalemi olarak adlandırılan edebiyat eleştirmeni ve yazar Nurullah ATAÇ tanıtılmaktadır. Program 1900’lü yılların görüntüleri eşliğinde bu yıllarda dünyada ve Osmanlı Devleti’ndeki siyasal ortamla başlamaktadır. 1898 yılında İstanbul’da doğan ATAÇ’ın; sekiz kardeşten oluşan ailesi, annesinin erken ölümü ile sorunlu geçen çocukluk ve öğrencilik yılları, Galatasaray Lisesi’ni bitirmek üzere iken okulu bırakıp İsviçre’ye gitmesi ve burada bir süre yaşaması, İstanbul’a geri dönmesi ve Darülfünun Edebiyat Fakültesi’ndeki öğrenciliği, “Dergah” dergisinde yazılarının yayınlanması, “Karalama Defteri” adlı eseri, Küllük Kahvesi müdavimliği, çevirmenlik yaparak geçimini sağlaması, öğretmenlik günleri, Öztürkçe tabirinin isim babası olması, denemeci yazarlığı, sert eleştirileri, kişiliği, eşinin ölümü ile yaşadığı zor günler ve 1957 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; kızı Meral ATAÇ TOLLUOĞLU, Mustafa MİYASOĞLU, Orhan KOÇAK, Feridun ANDAÇ ve Yusuf ÇÖTÜKSÖKEN röportajları ile katılmaktadır.

1000

Portreler Galerisi “Osman Turan“

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 04.12.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde tarihçi Osman TURAN tanıtılmaktadır. 1914 Trabzon doğumlu TURAN’ın; babasının savaşta şehit olması, sıkıntı ile geçen çocukluk yılları, Milli Mücadele günleri, liseden mezuniyeti, tarih merakı, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesine Fuad KÖPRÜLÜ’nün öğrencisi olarak girmesi, mezuniyeti, tezleri, Türklerin İslamiyet öncesi ve sonrası tarihi üzerinde yaptığı çalışmalar, Selçuklular üzerine araştırmaları, Paris’te öğretim üyeliği, 1951 yılında siyasete atılması, milletvekilliği, Türk Ocakları Genel Başkanlığı, “Türk Yurdu” dergisi ve yazıları, tutuklanması, Tarih Kurumu’ndan ihracı, 1964’den itibaren aktif siyaseti bırakması, bilimsel çalışmaları ve 1978 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; Prof. Dr. Şerif BAŞTAV, Prof. Dr. Ali BİRİNCİ, Ergun GÖZE ve Rıdvan ÇONGUR katılmaktadır.

Portreler Galerisi “Ömer Lütfü Barkan “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 31’ Yayın Tarihi 28.11.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Ömer Lütfü BARKAN ele alınmaktadır. Program “Tarihi; savaş, zafer, yenilgi, kahraman, hain sarmalından çıkarıp, insanları sayılarla kavramak, popülerliğin uzağında yüzbinlerce belgeyi tarayıp asırları sosyal, kültürel ve ekonomik tablolara dönüştürmek, Osmanlı söz konusu olduğunda, iğneyle kuyu kazmaktan farksız denilebilecek hayalin bu ağır yükün altına omzunu uzatan kişiydi o” jeneriği ile başlamaktadır. BARKAN’ın; 1902 yılında Edirne’de doğumu, ailesi ve doğduğu dönem, eğitimi, Balkan Savaşları’nı ve etkilerini görmesi, öğretmen okulu ve öğretmenlik günleri, Milli Mücadele yılları ve Cumhuriyet sonrası ülkenin durumu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine gimesi ve felsefe bölümünü bitirmesi, devlet tarafından hukuk ve edebiyat eğitimi için Strazburg’a gönderilmesi, Edebiyat Fakültesinde doçentliği, profesörlüğü, eserleri, iktisat alanındaki çalışmaları, iki kürsü sahibi oluşu, pek çok alandaki incelemeleri, tarih bilimine katkıları, tahrir defteri incelemeleri, yabancı üniversitelerden aldığı ödüller, eserleri ve 1979 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; Prof. Dr. Mehmet GENÇ, Prof. Dr. Mübahat KÜTÜKOĞLU, Prof. Dr. Halil İNALCIK, Prof. Dr. İlber ORTAYLI ve Prof. Dr. Murat ÇİZAKÇA katılmaktadır.

1001

Portreler Galerisi “Pertev Naili Boratav“

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 01.01.2008 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde Pertev Naili BORATAV tanıtılmaktadır. Program 1900’lü yıllar İstanbul görüntüleri eşliğinde bu yıllarda dünyada ve özellikle Osmanlı İmparatorluğu’ndaki siyasal ortamın anlatımı ile başlamaktadır. 1907 Bulgaristan Darıdere doğumlu BORATAV’ın; ailesi, ailenin İstanbul’a göçü, babasının sık tayin olması sebebiyle pek çok şehirde devam eden eğitimi, halk edebiyatına merakı ve ilk halk bilimi çalışmaları, üniversite hocaları, 1930 yılında “Köroğlu Destanı” isimli tezi ile üniversiteden mezuniyeti, Fuad KÖPRÜLÜ’nün asistanlığını yaptığı dönem, Konya’ya öğretmen olarak tayin edilmesi, evliliği, Almanya’dan burs kazanması ve Almanya’daki eğitim günleri, Türkiye’ye çağrılması, zorlu siyasal süreç, kütüphane memurluğu, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde görev alması, görevden alınması ve görevine dönmek için verdiği hukuki savaş, Fransa’ya araştırma görevlisi olarak çağrılması, Fransa’da Türk Folkloru ve Halk Edebiyatı üzerine yaptığı çalışmalar, eserleri, Türkiye’ye dönmesi ve Kültür Bakanlığı tarafından ödüllendirilmesi, arşivinin Türkiye’ye getirilmesi ve 1998’de ölümü anlatılmaktadır. Programa; Sabri KOZ, Mete ÇETİK, Prof. Dr. Kurtuluş KAYALI ve oğlu Korkut BORATAV katılmaktadır.

Portreler Galerisi “Prens Sabahattin “

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 25.01.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Prens SABAHATTİN ele alınmaktadır. Program “Hanedan mensubu bir annenin, küskün bir babanın öfkeli çocuğuydu, ne doğru tanındı ne tam anlaşıldı, ona sempati ya da antipati duymak siyasi duruş sayıldı. 20 yaşında ihtilal planlayacak kadar gözü karaydı. Aykırı ama özgün bir düşünce adamıydı” jeneriği ile başlamaktadır. Programda; Osmalı’da batılılaşma kavramı, Avrupa medeniyeti, Osmanlı’da bürokrasinin ortaya çıkışı ve Jön Türk Hareketi hakkında bilgi verilmektedir. Prens Sabahattin’in ailesi ve özellikle babası hakkında bilgi verildikten sonra, babası ve kardeşi ile birlikte Fransa’ya kaçışları, İlk Jön Türk Kongresini düzenlemeleri, arkadaşı Ahmet Rıza, ortaya çıkardığı Adem-i Merkeziyet kavramı, Le Play ekolündeki sosyolojik görüşleri, 1908’de İstanbul’a davet edilmesi, Milli Ahrar Fırkası’nı kurması, Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesi sonrasında yargılanması ve idama mahkum edilmesi, yurt dışına kaçması, 1919’da tekrar ülkeye gelmesi, Kurtuluş Savaşı sonrası hanedan mensuplarının ülke dışına çıkarılması kanunu ile İsviçre’deki yaşamı ve 1948’de ölümü, 1952’de ülkeye getirilmesi anlatılmaktadır. Programa; Attila İLHAN, Prof. Dr. İlber ORTAYLI, Prof. Dr. Halil İNALCIK ve Doç. Dr. Aykut KANSU katılmaktadır.

1002

Portreler Galerisi “Sabri Ülgener“

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 15.03.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Sabri ÜLGENER ele alınmaktadır. Program “Kimilerine göre Türkiye’nin Max WEBER’i, kimilerine göre insanımızın zihniyet atlasını ortaya çıkaran kişidir. Kimilerine göre de profesör cübbesi içinde bir derviştir. Cumhuriyet Türkiye’sinin yetiştirdiği en önemli sosyal bilimcilerden biridir” jeneriği ile başlamaktadır. ÜLGENER’in İstanbul doğumlu, din ve maneviyata düşkün bir ailenin çocuğu olması, babasının müftü olması, Almanca bilmesi, Hukuk Fakültesi eğitimi, 1951 yılında profesör olması ile dekanlığı anlatılmakta ve Max WEBER’e olan ilgisi, felsefe ve tasavvuf düşünceleri hakkında bilgiler verilmektedir. Programa; görüşlerini aktarmak üzere Prof. Dr. Ahmet Güner SAYAR, Prof. Dr. Kurtuluş KAYALI, oğlu Fehmi ÜLGENER, Selim İLERİ, Prof. Dr. Asaf Savaş AKAT, Murat BELGE, Mustafa ÖZEL ve Şahin ALPAY katılmaktadır.

Portreler Galerisi “Sevim Burak“

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 20.11.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde yazar Sevim BURAK tanıtılmaktadır. Program 1931 yılında Kuzguncuk semtinde doğan yazarın çocukluğunun geçtiği yerin anlatımı ile başlamaktadır. Yahudi bir annenin kızı olması, aile bireylerinin ve komşularının romanlarına ve kendisine etkisi, küçük yaşta geçirdiği ve bütün hayatını etkileyen hastalığı, diğer çocuklardan farklılığı, eğitimi, evlilikleri, ilk romanı “Yanık Saraylar” ile adını duyurması, uzun süre yazmaya ara vermesi, yazım biçimi, kalemi, özgünlüğü ve 1983 yılında 52 yaşında ölümü anlatılmaktadır. Programa; oğlu Karaca BORAR, Nalan BARBAROSOĞLU ve Nilüfer GÜNGÖRMÜŞ katılmakta ve yazar hakkında görüşlerini aktarmaktadır.

1003

Portreler Galerisi “Seyyid Ahmet Arvasi “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 27.11.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde Seyyid Ahmet ARVASİ tanıtılmaktadır. 1932’de Doğubayazıt’ta tasavvuf geleneğinin güçlü olduğu ve Peygamber soyundan gelen bir ailede doğumu, memur bir baba ile Anadolu’nun pek çok yerinde süren eğitimi, 2. Dünya Savaşı günleri ve ülkenin içinde bulunduğu durum, görüşleri, şiir kitabı, eğitim enstitüsünde ve okullarda öğretmenliği, Türk İslam Sentezi konusundaki görüşleri, eserleri, 1980 yılına kadar ülkenin içinde bulunduğu durum, bu duruma ilişkin görüşleri ve kalemi ile savundukları, darbe sonrası tutuklanması, kalp krizi sonucu tahliye edilmesi, uzun yıllar sonra beraat etmesi ve 1988 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; oğlu Murat ARVASİ, İhsan IŞIK, Olcay YAZICI ve Hüdavendigar ONUR katılmaktadır.

Portreler Galerisi “Süheyl Ünver“

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Ayfer ÖZGÜREL Belgin BAŞTÜRK Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 19.09.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Süheyl ÜNVER ele alınmaktadır. Program; “Toplumların ancak kültürel kimliklerini diri tutarak varlıklarını sürdürebileceğine inanan, örnek bilim adamı, örnek bir hayat öğrencisiydi” jeneriği ile başlamaktadır. ÜNVER’in 1898 yılında doğumu, çocukluğunu hastalıklarla geçirmesi, evde babası tarafından eğitilmesi, Abdülbaki GÖLPINAR’ın arkadaşı olması, dedesinden hat dersleri alması, fotoğrafçılıkla uğraşması, 1914’de tıp okuması, Türk Ocağı’na üye olması, İslam tasavvufu ile ilgilenmesi, 1927’de Paris’e gitmesi, ATATÜRK’ün ısrarı ile 1932 yılında Bükreş’teki 9. Tıp Tarihi Kongresi’ne katılması, eserleri, 1949 yılında ordinaryüs profesör olması, 1985’de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülünü alması, başarıları, kişiliği ve 1986 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; görüşlerini aktarmak üzere kızı Gülbin MESARA, Prof. Dr. Nil SARI, asistanı Azade AKAR ve Prof. Dr. Ahmet Güner SAYAR katılmaktadır.

1004

Portreler Galerisi “Şerif Muhittin Targan“

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 09.10.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde besteci, ud ve çello virtüözü, portre ressamı Şerif Muhittin TARGAN tanıtılmaktadır. Programda 1890’lı yılların görüntüleri eşliğinde, bu yıllarda dünyanın ve Osmanlı Devleti’nin siyasal ortamı anlatılmaktadır. Türk müziğinin en önemli şahsiyetlerinden birisi olan TARGAN’ın; İstanbul’da doğumu, Osmanlı Devleti’nin eski bakanlarından olan babasının görev değişikliği nedeniyle Mekke’de geçen yaşamı, ailesi, viyolonsel derslerini 14 yaşında almaya başlaması, musiki yeteneğinin keşfi, ders aldığı hocaları, 1908’da Darülfünun’da hukuk ve edebiyat eğitimi alması, devletin çöküşü ile ailesinin yaşadığı maddi sıkıntılar, babasının Amerika Başkanı Theodore ROOSEVELT’e yazdığı mektupla Amerika’da sekiz yıl yaşaması, batı müziği icra şekillerini ud sazına uygulaması ve viyolonsel çalışı ile dünya çapında ünlenmesi, eserleri, konserleri, 1932’de İstanbul’a dönmesi, TARGAN soyadını alması, 1934 yılında Tevfik Rüştü ARAS’ın kendisini ATATÜRK’e anlatması, Dolmabahçe Sarayı’na daha sonra da Bağdat’a davet edilmesi ve Bağdat Konservatuarını kurması, 14 yıl bu ülkede önemli isimler yetiştirmesi, İstanbul Konservatuarı Bilim Konseyine geçişi, Safiye AYLA ile evlenmesi ve Türk Müziğine katkıları anlatılmaktadır. Programa; Mehmet GÜLTEKİN, Prof. Dr. Hakan CEVHER ve Mutlu TORUN katılmaktadır.

Portreler Galerisi “Şevket Süreyya Aydemir“

Yapımcı Füsun ÜTE ÖZCAN Yönetmen Taşkın AKER Yapım Yardımcısı Serap ALTINIŞIK Başak KIRAN Yönetmen Yardımcısı Orçun BİLGİN Kamera Poyraz ARNA Süleyman SANTUR Kurgu Hakan AKSAL Umut BÖLEKOĞLU Cahit BİRİCİ Ümit GIMIZA Cengiz KARADAĞ Birsen ÖZKAYA Bihter ATEŞOK Metin Yazarı İbrahim KİRAS Serhat HÜRKAN Seslendiren Ayhan KAHYA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 12.12.2006 Alt Tür Biyografi

Bu yapım; Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşa sürecinde fikirleri, projeleri, eserleri ve eylemleriyle etkili olmuş, Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları, sanatçıları, siyasetçileri, sporcuları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlamaktadır. Belgeselin bu bölümünde Şevket Süreyya AYDEMİR ele alınmaktadır. Program “İslamcılık, Turancılık, Komünizm, Kemalizm; Türkiye’nin yakın tarihinde kendisini bu düşüncenin çevrelediği ortamlarda hissetmemiş aydın ya da bu süreci yaşamamış aydın yok. Çağdaşı pek çok genç gibi o da Turan idealiyle çıktı yola, suyun yani kök salacağı fikir toprağının peşindeydi aslında, dünya savaşı bütün hayalleri, kum misali parmakların arasından akıtınca sosyalizme yöneldi. Ama tutunamadı. Fazla özgün, fazla Türk, fazla sorgucuydu, ideoloji değil adam arıyordu artık. Laf değil iş üretecek, yanılmaktan korkmayacak, zihni kalıplarla sınırlanmamış bir adam. Tek Adam Atatürk’te karar kıldı” jeneriği ile başlamaktadır. 1879 doğumlu ve Deliorman yöresinden göç eden ailenin çocuğu olan AYDEMİR’in doğduğu yıllarda ülkedeki ve dünyadaki durum hakkında bilgi verilmektedir. Ailesi ve özellikle derviş olan annesi, aldığı dini eğitim, zikirlere katılması, sema dönüşü, askeri rüştiye eğitimi, İstanbul’a gelmesi, abisinin ölümü, Kuleli eğitimi, burada Turancılığı öğrenmesi, 1916 yılında asker olması, uzun yıllar askerlik hizmeti ve savaş günleri, Bakü’ye gidişi, Doğu Halkları Kurultayı’na katılması, Moskova’ya kaçması, Nazım Hikmet’le birlikteliği, Türkiye’ye dönüşü ve tutuklanması, öğretmenliği, TKP’ye katılması, Bolşevik Komünizminden Kemalizm ideolojisine geçmesi, Türk Devrimini incelemeye başlaması, “Kadro” dergisi ve buradaki yazıları, Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU ile arkadaşlığı, “Kadro”nun kapatılması, “Tek Adam” kitabını kaleme alması ve diğer eserleri ile 1975 yılında ölümü hakkında bilgi verilmektedir. Programa Prof. Dr. İlhan TEKELİ, Prof. Dr. Temuçin Faik ERTAN ve Prof. Dr. Mete TUNÇAY katılmaktadır.

1005

Portreler Galerisi “Yahya Kemal Beyatlı “

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera Kurgu Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

TFT YAPIM Orçun BİLGİN Ahmet TOPUZ Süleyman SANTUR Poyraz ARNA Oğulcan YILMAZ Ayhan KAHYA 1 x 30’ 30.10.2007 Biyografi

Türk düşünce tarihinde yer almış önemli kişileri, Türk düşün hayatına damgasını vurmuş, fikriyatıyla yolunu yordamını belirlemiş büyük insanları ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtmayı amaçlayan belgesel. Belgeselde şair ve yazar Yahya Kemal BEYATLI tanıtılmaktadır. Program 1800’lü yılların sonuna doğru Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde bulunduğu durum, Balkanlarda yaşananların ve göç olgusunun anlatımı ile başlamaktadır. Şairin 1884 yılında Üsküp’te doğumu, ailesi, önce Selanik’e göç etmeleri ve sonra İstanbul’a akrabalarının yanına yerleşmesi, ilk şiirlerini yazması, Tevfik FİKRET’in şair üzerindeki etkisi, Paris’e gitmesi, Jön Türklerle diyaloğu, siyasal bilgiler eğitimi alması, fikriyatının oluşumunda etkilendiği isimler, Fransız şiir ve edebiyatını tanıması, İstanbul’a dönmesi, Milli Mücadele dönemi ve yazıları ile Mustafa Kemal’in yanında yer alması, Lozan Konferansına gitmesi, Cumhuriyet sonrası elçilik görevleri, eserleri, eserlerinin özelliği, hastalığı ve 1958 yılında ölümü anlatılmaktadır. Programa; Beşir AYVAZOĞLU, Mustafa MİYASOĞLU, Ergun GÖZE, Prof. Dr. Kazım YETİŞ ve Orhan OKAY görüşleri ile katılmaktadır.

Portreler: Adile Naşit Yapımcı Murat KİLİT Cemal GÜRLEK Yönetmen Murat KİLİT Cemal GÜRLEK Kamera Tuğer SAYGILI Necati NOYAN Kurgu Hamiyet ŞEN Metin Yazarı Murat KİLİT Cemal GÜRLEK Seslendiren Naşit ÖZCAN Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 17.03.2001 Alt Tür Biyografi

Ünlü tiyatro ve sinema sanatçısı Adile NAŞİT’in anlatıldığı program. 17 Haziran 1930’da Şehzadebaşı Turan Tiyatrosu’nda dünyaya gelen, babası tiyatrocu olan sanatçının, tiyatro kulislerinde geçen çocukluğu, gençliği, 1944 yılında Şehir Tiyatrosu’nda “Her Şeyden Biraz” isimli oyunla sahneye ilk kez çıkışı, “Cam Kırıkları” adlı ilk dram oyunu, sinemaya ilk girişi Ertem EĞİLMEZ’le tanışması ve “Beyoğlu Güzeli” filmi, “İşte Hayat” filmi ile Antalya Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alması, kendisi gibi sanatçı olan bütün ailesi, müzikalleri ve televizyonda aldığı roller hakkında bilgi verilmektedir. Programda filmlerinden ve oynadığı oyunlarından sahneler gösterilmekte, Gazanfer ÖZCAN ile yeğeni Naşit ÖZCAN da sanatçı ile ilgili görüşlerini aktarmaktadır.

1006

Portreler: Ahmet Yakupoğlu

Yapımcı Yönetmen Yapım Yardımcısı Yönetmen Yardımcısı Kamera Sesçi Kurgu

Danışman Metin Yazarı Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

Mustafa KARAKAYA Mustafa KARAKAYA M. Ufuk KILIÇARSLAN M. Ufuk KILIÇARSLAN Halil ELMAS Kamil KAYALI Mehmet ATAY A. Nihat ATAOĞLU Meltem KUYUCU Bülent BAYRAK Şule SELEN Nuri LEBLEBİCİ Leyla ŞAHİN Cemile ATASOY Zafer DİNLER Ahmet YILDIZ A. Yağmur TUNALI 1 x 32’ 03.09.2000 Biyografi

Yurt köşelerinin belge sayılacak resimlerini yapan Ahmet YAKUPOĞLU programa konuk edilmektedir. Kütahyalı olan ressam ailesini, Mimar Sinan Akademisi’nde aldığı eğitimi, sanatçılığını, ney çalması yani neyzenliğini anlatmaktadır. Sanatçının; Kütahya Müzesinin kurucularından olduğu, Kütahya’yı tuvale taşıdığı, bini aşkın tablosu ile biri minyatür olan üç albümü hakkında bilgi verilmektedir. Programa; Beşir AYVAZOĞLU, Ahmet Güner SAYAR, Mehmet DUMLU, Şemsettin GÜNEY, Tuncer TÜRKKAN, Hasan Ali GÖKSOY, Aydın BOLAK ve Uğur DERMAN katılmakta ve sanatçı hakkında görüşlerini açıklamaktadır.

Portreler: Çelik Gülersoy

Yapımcı Yönetmen Kamera Sesçi Kurgu

Metin Yazarı Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

Daver ATABEY Daver ATABEY Haldun ÖZKANLI Orhan TAMER Hasan ERSOY Günsel TEMREN Şadan ARAZ Haldun UZUNALİOĞLU Ozan DALDAL Daver ATABEY Çelik GÜLERSOY 1 x 27’ 13.02.2000 Biyografi

Bir İstanbul sevdalısı olan Çelik GÜLERSOY kendi yaşam hikayesini anlatmaktadır. İstanbul Kütüphanesini kurması, Yıldız ve Malta Köşkü’nün onarım çalışmalarına katkıları ve İstanbul’u anlatan kitaplarından sözetmektedir. 1930 Hakkari doğumlu GÜRSOY; subay bir babanın çocuğu oluşu, 3 yaşında İstanbul’a gelmeleri, 1934 yılında Yıldız’a taşınmaları, eğitimi, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumunda avukat olarak işe başlaması, burada turizm sektörü ile ilgilenmesi, yaptığı yurt dışı geziler sonrasında batının tarihi koruma biçimi ile yakından ilgilenmesi hakkında bilgi vermektedir. Programda; restorasyonunu yaptırıp turizme kazandırdığı köşk, kasır, konak ve parklar da anlatılmaktadır.

1007

Portreler: Fikret Otyam

Yapımcı Murat KİLİT Cemal GÜRLEK Yönetmen Murat KİLİT Cemal GÜRLEK Kamera Zeki ASLANTÜRK Alaaddin ARDA Kurgu Hamiyet ŞEN Metin Yazarı Murat KİLİT Cemal GÜRLEK Seslendiren Müşfik KENTER Özgün Müzik Nedim OTYAM Bölüm Sayısı Süresi 1 x 40’ Yayın Tarihi 10.03.2001 Alt Tür Biyografi

Gazeteci, ressam ve fotoğraf sanatçısı, ilk adı Fikret Vesim olan Fikret OTYAM’ın tanıtıldığı program. 1926 yılında Aksaray’da doğumu, çocukluğu, gençliği, gençliğinde tuttuğu günlüğünün “İstanbul Gece Postası”nda yayınlanması, yaptığı resimler, akademiye girmesine neden olan ünlü ressam Neşet GÜNAL’ın etkisi, adliyede polis muhabirliği yapması, Bedri Rahmi EYÜBOĞLU’nun atölyesinde çalışması, “Toprak” isimli senaryosunun beyaz perdeye uyarlanması, gazete yönetmenliği, yaptığı röportajların 20 yıl boyunca Ankara Radyosu’nda yayınlanması, Aşık Veysel’den sonra ilk kez Alevi deyişlerini yayınlaması ve Kerbela’da çekim yapan ilk gazeteci olduğu kendisi tarafından anlatılmaktadır.

Portreler: İsmet Ay

Yapımcı Yönetmen Yapım Yardımcısı Kamera Kurgu Metin Yazarı Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

Binnur FEYİZLİ Binnur FEYİZLİ Şengül SAMANCI Mehmet EFE Bülent KAVADARLI Turgay BELEN Nilay BİLGEN Füsun FEYİZLİ Gülsen TUNCER 1 x 25′ 18.06.2000 Biyografi

Programda, tiyatro ve sinema sanatçısı olan İsmet AY’ın Şile’deki yaşamından görüntülere, Şile ve Üsküdar’da okuduğu okulları ziyaretine, Şile’deki evinde yapılan söyleşiye, oynadığı oyunlardan fotoğraflara ve oyun arkadaşlarıyla yapılan görüşmelere yer verilmektedir.

1008

Portreler: İsmet Yazar

Yapımcı Bora UÇAR Gülhan YETİK Yönetmen Bora UÇAR Gülhan YETİK Yapım Yardımcısı Gaye TİLKİ Kamera Ertuğrul ERASLAN Binali ERDOĞAN Sesçi Mehmet Ali UZUNCULAR Kurgu Banu ÇETİN Seslendiren Fikret ALAN Bölüm Sayısı Süresi 1 x 25′ Yayın Tarihi 20.07.2000 Alt Tür Biyografi

Ege’nin incisi İzmir’de Türk Musikisine gönül vermiş, gönüllerde taht kurmuş, gecesi gündüzü hayır konserleri, radyo, sahne ve plak çalışmalarıyla geçen ses sanatçısı İsmet YAZAR’ın hayatı anlatılmaktadır. 1929 yılında doğan ve 6 yaşında iken usulleri, ilahileri ve şarkıları ilk hocası da olan babasından öğrenen YAZAR’ın yaşamı, kişiliği ve eserleri Yusuf NALKESEN, Gülümser YAZAR, Dr. Ayhan SÖKMEN, Dr. Teoman ÖNALDI ve Kaya BEKAT ile yapılan görüşmelerle aktarılmaktadır.

Portreler: Kutlu Payaslı

Yapımcı Erkan UYSAL Yönetmen Erkan UYSAL Yapım Yardımcısı Derya KABAŞ Arzu ŞAHİN Yönetmen Yardımcısı Derya KABAŞ Arzu ŞAHİN Kamera Sezai ZABUN Kazım ATAKAN Sesçi Hikmet SEZER Kurgu Banu ÇETİN Seyhan TATARİ Metin Yazarı İsmail SERT Seslendiren Murat Can CANBAY Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30′ Yayın Tarihi 04.06.2000 Alt Tür Biyografi

Kutlu PAYASLI çocukluğunu, yaşam biçimini, sanat hayatını ve ailesini anlatmaktadır. Aile bireylerinin Kutlu PAYASLI hakkında görüşlerine de yer verilen programda PAYASLI’nın söylediği şarkılar da yer almaktadır.

1009

Portreler: Metin And

Yapımcı Yönetmen Yönetmen Yardımcısı Kamera

Kurgu

Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

Neşe ERTÜRK ÖZER Neşe ERTÜRK ÖZER Zeynep KEÇECİLER Tuğer SAYGILI Uğur HOŞAFÇI Ethem TANIŞ Volkan ÇINAR Bülent MORTAŞ Turgut ATASOY Müjdat AYDIN Pınar ÖNEY İbrahim GÜMÜŞAY Mustafa TURGUT Soner TUNUSLU Ahmet Nihat ATAOĞLU Cem GÜRDAL Bülent BAYRAK 1 x 33’ 06.08.2000 Biyografi

Eleştirmen, yayıncı, halk bilimci, kültür tarihçisi Metin AND’ın tanıtıldığı program. 1927 İstanbul doğumlu AND; çocukluğunu, ailesini ve öğrenim hayatını, Galatasaray Lisesini bitirip Hukuk Fakültesi’ne girmesini, ailesinin soyadı “Çavdar” iken dayısının manevi evlatlığı olması ile soyadının AND olarak değişmesini, İngiltere’deki yüksek lisans eğitimini, yazarlığını, “Forum” gazetesini, Fikret OTYAM, Bilge KARASU, Muammer AKSOY’un yazılarını yayınlayışını, Almanya’ya gidişini ve şampanya fabrikasında işçi olarak çalışmasını, burada şarap ve şarap yapımcılığı ile tanışmasını, şarap üreticiliğini, yurt içinde ve yurt dışında çeşitli üniversitelerde hocalığını, aldığı ödülleri ve eserlerini anlatmaktadır. Programa; Prof. Dr. Aydın KARAAHMET, Prof. Dr. Talat HALMAN, Prof. Dr. Sevda ŞENER, Prof. Dr. Gürbüz ENGİNER, Prof. Dr. Metin SÖZEN, kızı Esra AND GÜRSEL, Turgut ÖZAKMAN ve kardeşi Tuncay ÇAVDAR katılmaktadır.

Portreler: Mülkiye Toper

Yapımcı Adnan Sait TABAKCI Kamera Ertuğrul ERARSLAN Ercan İŞSEVER Sesçi Saliha AK Kurgu Banu MORGÜL ÇETİN Bölüm Sayısı Süresi 1 x 26′ Yayın Tarihi 06.02.2000 Alt Tür Biyografi

Avni ANIL’ın sunuculuğuyla, Mülkiye TOPER’in hayatı ve sanat yaşamı anlatılmaktadır. Programda; Prof. Dr. Alaaddin YAVAŞCA, Dr. Ayhan SÖKMEN, Yılmaz YÜKSEL, Resule BAYINDIR, Gülşen PAYKOÇ, Necla ÖZMEN, Özer UÇAR, Servet ÖNDER, Ümit KÖROĞLU, Neşe SELİM ÖZTAŞ ve Mualla ŞENTOP’la sanatçı hakkında yapılan kısa görüşmelere de yer verilmektedir.

1010

Portreler: Oğuz Aral

Yapımcı Murat KİLİT Yönetmen Murat KİLİT Cemal GÜRLEK Kamera Tuğer SAYGILI Necati NOYAN Kurgu Hamiyet ŞEN Metin Yazarı Murat KİLİT Cemal GÖRLEK Seslendiren Müşfik KENTER Bölüm Sayısı Süresi 1 x 41’ Yayın Tarihi 24.03.2001 Alt Tür Biyografi

Ünlü karikatürist Oğuz ARAL’ın anlatıldığı program. 1936 yılında Silivri’de dünyaya gelen, dört enstrüman çalan, resimle ilgilenen karikatürist; çocukluğunu ve gençliğini anlatmaktadır. Ailesinde kendisinden başka ünlü olan diğer kardeşleri Güzin ve Tekin ARAL, ilk karikatürlerinin yayınlanması, Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki eğitimi, tiyatro, metin yazarlığı, yönetmenlik ve oyunculuğu, 1960 yılından sonra reklamcılık ve çizgi film sektöründe hizmetleri, “Gırgır” dergisini çıkarması, yurt dışında ve yurt içinde konferansları hakkında bilgi verilmektedir. Programa; Latif DEMİRCİ, Mehmet ÇAĞÇAĞ, Ramize ERER, Tuncay AKGÜN, Ertuğrul ÖZKÖK, Doğan HIZLAN, Oya BERBEROĞLU ve Kanat ATKAYA katılmaktadır.

Portreler: Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer

Yapımcı Yönetmen Yapım Yardımcısı Kamera

Kurgu

Seslendiren Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

Neşe ERTÜRK ÖZER Neşe ERTÜRK ÖZER Zeynep KEÇECİLER Serhat KARACA Sabri SAVCI Haldun ÖZKANLI Turgut ATASOY Günsel TEMREN Zeynep ERKOVAN Mustafa TURGUT İbrahim GÜMÜŞAY Bilge TAMER 1 x 32’ 09.07.2000 Biyografi

Hemen hemen her hukuki konunun içinde danışman olarak yer alan Sulhi DÖNMEZER’in hayatının anlatıldığı belgesel. 10 Şubat 1918 İstanbul doğumlu hukukçunun; resimleri eşliğinde ailesi, aldığı eğitim ve yaptığı hizmetler anlatılmaktadır. 60 yıllık öğretim görevlisi olması, Celal BAYAR ve Adnan MENDERES ile birlikte 1961 Anayasasını hazırlama süreci, çocuklarının ve torunlarının da hukukçu olması, yaşam tarzı, hayata bakışı, hobileri ve sosyal aktiviteleri hakkında bilgi verilmektedir. Programa Prof. Dr. Yılmaz ALTUĞ, Prof. Dr. Erdoğan TEZİÇ, Prof. Dr. Aysel ÇELİKEL, Prof. Dr. Köksal BAYRAKTAR, eşi Merih DÖNMEZER, kızı Zuhal ÇAKIROĞLU ve Oltan SUNGURLU katılmaktadır.

1011

Portreler: Şark Bülbülü Celal Güzelses

Yapımcı Canan TARANCI İsa OKUTAN Yönetmen Canan TARANCI İsa OKUTAN Yönetmen Yardımcısı Ebru ÇAKIRKAYA SARICAN Candan DURSUN Kamera Tuğer SAYGILI Levent AHİ Sesçi Zeki ASLANTÜRK Hayati AYDIN Kurgu Şule SELEN Metin Yazarı Tülin ŞEN Özgün Müzik Can ATİLA Bölüm Sayısı Süresi 1 x 59’ Yayın Tarihi 11.04.2000 Alt Tür Biyografi

Şark Bülbülü lakabı ile tanınan, asıl adı Mehmet CELALETTİN olan müzisyen Celal GÜZELSES’in tanıtıldığı program. Sunuculuğunu Türk Halk Müziği sanatçısı Zafer GÜNDOĞDU’nun yaptığı programda; 1900 yılında Diyarbakır’da doğan sanatçının öğrenim hayatı, yaşadığı yer olan Diyarbakır ve dönemin özellikleri, uzun süre Diyarbakır Ulu Camiinde baş müezzinlik yapışı, bu görevi bırakıp Diyarbakır Valiliğinde memur olarak görev yapması, Halkevinin müzik koro şefliğini de eş zamanlı olarak sürdürmesi, 1932 yılında Diyarbakır Gazi Köşkü’nde ATATÜRK’le karşılaşması ve ATATÜRK’ün sesini çok beğenmesi sonucunda kendisine “Şark Bülbülü” unvanını vermesi ve sesini değerlendirmesini tavsiye etmesi, sanatçının İstanbul’a giderek “Sahibinin Sesi” ismi ile sekiz plak çıkarması ve Diyarbakır Musiki Cemiyetinin kuruluşuna öncülük etmesi anlatılmaktadır. Programda ayrıca, Cahit Sıtkı TARANCI’nın kendisi hakkında söylediklerine, gazete kupürlerine ve oğlu Erdem GÜZELSES, Prof. Dr. Mehmet ÖZAYDIN, Tufan SAYMADI, Mehmet Ali ABAKAY, kızı Nevin GÜÇ, kızı Nermin ÖZPİRİNÇÇİ, oğlu Ahmet GÜZELSES, Recep KAYMAK, İzzet ALTINMEŞE, Hüsnü İPEKÇİ, Kubilay DÖKMETAŞ, Mehmet AKYÜZ, Prof. Dr. Abdülsettar Hayati AVŞAR, Eşref ATAY ve İbrahim MACİT’in sanatçı hakkındaki görüşlerine ve türkülerine yer verilmektedir.

Portreler: Şükrü Elçin

Yapımcı Mehmet Akif ERBAŞ Yönetmen Mehmet Akif ERBAŞ Kamera İlhan GARİP Bestami YAKICI Alper TÜRKDOĞAN Kurgu Zeynep ERKOVAN Bülent BAYRAK Danışman Dr. Metin ÖZARSLAN Seslendiren Münevver ÇELİKKOL Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30’ Yayın Tarihi 21.05.2000 Alt Tür Biyografi

Hacettepe Üniversitesi Türkoloji Bölümünün kurucusu, Halk Edebiyatının önemli ismi, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsünün en uzun süreli Başkanı Prof. Dr. Şükrü ELÇİN’in tanıtıldığı biyografik belgesel. ELÇİN; 1924 yılında mübadele ile Türkiye’ye gelen ailesini, Kula ve Turgutlu’da geçen çocukluğunu, lisede ATATÜRK ile ilgili anısını, İstanbul Edebiyat Fakültesi’ndeki eğitimini ve hocalarını, öğretmenlik ve askerlik hizmetini, Eren EYÜBOĞLU’nun onun için yaptığı resmi, eşi Nebahat ELÇİN ile evlenmelerini, çocuklarını, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü ve Edebiyat Fakültesindeki çalışmaları ile eserlerini anlatmaktadır. Programda ayrıca “Mecmua–i Sazı Söz” adlı eseri tanıtılmakta ve Prof. Dr. Dursun YILDIRIM, Prof. Dr. Bilge ERCİLASUN, Prof. Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN, Prof. Dr. Umay GÜNAY ve Prof. Dr. Sadık TURAL’ın röportajlarına yer verilmektedir.

1012

Portreler: Yekta Güngör Özden

Yapımcı Çetin İMİR Yönetmen Bahtiyar DEMİRCİ Kamera Osman ÖZET Aladdin ARDA Ömer DEMİRCİ Bülent MORTAŞ Metin Yazarı Bahtiyar DEMİRCİ Seslendiren Selma YEŞİLBAĞ Bölüm Sayısı Süresi 1 x 30′ Yayın Tarihi 26.01.2000 Alt Tür Biyografi

Bu yapımda, birçok gazete ve dergilerde şiirleri ve sanat yazıları da yayımlanan Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından Yekta Güngör ÖZDEN’in hayat hikayesi anlatılmaktadır. 1932 yılında Tokat’ın Niksar ilçesinde doğan ÖZDEN, 1956 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirmiş ve aynı yıl Ankara Barosu’nda staj yapmıştır. 1979 yılında Anayasa Mahkemesi asil üyeliğine, 1988 yılında Başkan Yardımcılığına, 1991 ve 1995 yıllarında da Anayasa Mahkemesi Başkanlığına seçilmiştir. 01 Ocak 1998’de bu görevinden emekli olan ÖZDEN, Türkiye Milli Talebe Federasyonu üyesi ve İkinci Başkanı, Türk Devrim Ocakları Ankara Şubesi Kurucusu, Türkiye Barolar Birliği Kurucusu, Türk Hukukçular Birliği Kurucusu ve Başkanı olmuştur. ÖZDEN’in hayatının anlatıldığı programa; Avukat Bilgin YAZICIOĞLU ve Teoman EVREN röportajları ile katılmaktadır.

Portreler: Yılmaz Öztuna

Yapımcı Mehmet Akif ERBAŞ Yönetmen Mehmet Akif ERBAŞ Kamera Serhat KARACA Alper TÜRKDOĞAN Ethem TANIŞ Turgut ATASOY Kurgu Soner TUNUSLU Danışman A. Yağmur TUNALI Metin Yazarı A. Yağmur TUNALI Seslendiren Tanzer KOZAN Bölüm Sayısı Süresi 1 x 27’ Yayın Tarihi 13.08.2000 Alt Tür Biyografi

Tarihçi, Yılmaz ÖZTUNA hayatını anlatmaktadır. 20 Eylül 1930’da İstanbul’da doğumu, lise tahsilinin yanı sıra İstanbul Konservatuarı’na devam etmesi, Paris’te yaşamı, 13 yaşında ilk makalesi ve 15 yaşında ilk kitabı, 1969’da Adalet Partisi’nden Konya Milletvekili seçilerek Ankara’ya yerleşmesi, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’nda görevi, Kültür Bakanlığı’nda bakan başmüşaviri olması, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Mûsikisi Devlet Konservatuvarı’nda kurucu yönetim kurulu üyeliği, Türk Mûsikisi Korosu’nda kurucu yönetim kurulu üyeliği, Yaygın Yüksek Öğretim (YAY-KUR) Üniversitesi’nde Osmanlı Siyasî ve Medeniyet tarihi öğretim üyeliği, Millî Eğitim ve Kültür Bakanlıklarında 1969’dan beri pek çok ihtisas kurulunda üye ve başkan olması, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî ansiklopedisi olan ve Millî Eğitim Bakanlığınca yayınlanan “Türk Ansiklopedisi”nin genel yayın müdürü olarak K harfinden T harfine kadar olan ciltleri yayınlaması, pek çok radyo ve televizyon programı yapması, Türk Mûsikîsi Tarihi Kürsüsünü kurması hakkında bilgi verilmekte ve eserleri ile makalelerinden söz edilmektedir. Programa; Prof. Dr. Nevzat ATLIĞ, Yavuz YEKTA, Doç. Dr. Cahit ATASOY, Prof. Dr. Turan YAZGAN, Doç. Dr. Ayhan PALA, Doç. Dr. Ömer TURAN ve Doç. Dr. A. Nezihi TURAN katılmaktadır.

1013

Portrelerimiz: Prof. Dr. Halil İnalcık

Yapımcı Yönetmen Metin Yazarı Bölüm Sayısı Süresi Yayın Tarihi Alt Tür

Tülay BOSTANCI AKÇA Tülay BOSTANCI AKÇA Tülay BOSTANCI AKÇA 1 x 31’ 23.07.2000 Biyografi

Belgeselde; yaşayan en büyük Osmanlı tarihçisi Prof. Dr. Halil İNALCIK’ın hayatı, eserleri ve hizmetleri anlatılmaktadır. 1916 yılında doğan tarihçi Prof. Dr. Halil İNALCIK’ın; eserlerinde Osmanlıların ekonomik ve sosyal tarihi üzerine yoğunlaştığı, Ankara Üniversitesi Dil ve TarihCoğrafya Fakültesi’nde ve Amerika’da uzun yıllar öğretim üyeliği yaptığı, Osmanlı arşivlerinden yararlanarak hazırladığı 250’yi aşan makalesi bulunduğu ve 15 kitabıyla batılıların gözünde Osmanlı tarihinin duayeni olduğu aktarılmaktadır. Programda; Prof. Dr. Şevket PAMUK, Prof. Dr. Melek DELİLBAŞI, Prof. Dr. Ali DOĞRAMACI, Prof. Dr. A. Yaşar OCAK, Prof. Dr. Feridun EMECAN, Nazan ÖLÇER ve Doğan KUBAN tarihçi hakkında bilgi vermekte ve görüşlerini aktarmaktadır.

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Aralık 18, 2018

Akrabalık bağları ile ilgili kelimelerin kökenleri

Akrabalık bağlarını tanımlayan “anne, baba, yenge, amca, bacanak, baldız, görümce vb.” gibi kelimelerin kökenlerine dair güzel bir zincir yapalım. Herkes ateşin başındaki yerini alsın.

Akrabalar en yakınımızda olanlardır, zaten akraba kelimesi Arapça krb kökünden gelen akriba “yakınlar” kelimesiyle dilimize geçmiştir. Aile içerisindeki yakınlık ilişkileri dilimizde çeşitli şekillerde adlandırılmış, ilgili kelimeler hayatımızı her anlamıyla sarmıştır.

Dede, teyze, anne, hala ve daha nice kavram dilimizde oldukça güçlü bir yer edinmiş, günlük konuşmalar bu “hitap” üzerine kurulmuştur. Toplumumuz için hiç tanımadığı orta yaşlı bir hanıma “teyze”, orta yaşlı bir beye “amca” demek oldukça olağan bir durumdur.

Anne: Duyulduğunda dahi içimizde çiçekler açtıran bu kelime Eski Türkçe ana “çocuğu olan kadın veya bu duyguyla sarınmış olan kadın” kelimesinden gelmektedir. Ana veya anne kelimesi çocuk dilinde “na-na” söyleminden yansıma olarak türetilmiştir. Çocukların henüz konuşmayı bilmediği veya konuşmayı yeni öğrendikleri evrede söyledikleri anlamsız sözler “çocuk dili” olarak tanımlanmaktadır. Anne kelimesi de bu evrenin bir ürünüdür ve dile böyle yerleşmiştir. Anne kelimesi Türkçede “apa” ve “aba” halleriyle de kullanılmıştır.

Baba: Anne kelimesinden hemen sonra ve en az onun kadar sıcak şekilde dillendirdiğimiz “baba” kelimesi de dilimize çocuk dilinde yansıma kelime olarak geçmiştir. Eski Türkçe baba “çocuk sahibi erkek” kelimesinden gelen baba, çocuk dilinde “ba-ba” ses yansımasından türetilmiştir. Kelime dilimizde buba, babo, babı, babuş, bobo gibi çeşitli şekillerde söylenmiştir.

Dede: Takkesi, şapkası veya bastonuyla hafızamızda yer edinen, annenin veya babanın babası olarak tanımlayacağımız “dede” çocuk dilinde de-de “torunu olan erkek” kelimesinden türetilmiştir. Dede kelimesi dilimizde dedo, dide, dedem, dada vb. şekillerde söylenmiştir.

Nene: Basma elbiseleri, belki eşarbı, belki de ak saçlarıyla hafızamıza kazınan, annenin veya babanın annesi olarak tanımlayacağımız “nene” çocuk dilinde ne-ne “torunu olan kadın” kelimesinden türetilmiştir. Nene kelimesi dilimizde nine, neno, neni vb. şekillerde söylenmiştir.

Ağabey/Abi: Bizden büyük erkek kardeşimize hitap ederken kullandığımız “abi” kelimesi “ağabey” kelimesinden bozmadır. Ağabey, Eski Türkçe ağa “büyük kardeş ve saygın kişi” ve bey “baş, şef, efendi” kelimelerinin birleşiminden oluşturulmuştur.

Abla: Bizden büyük kız kardeşimize hitap ederken kullandığımız “abla” kelimesi Eski Türkçe apa- “büyük kadın, hanım” kelimesinden ekle türetilmiştir. Abla kelimesi dışında “büyük kız kardeş”i tanımlamak için kullanılan bir başka kelime “ece”dir. Eski Türkçe ece “saygın (özellikle kadın), büyük (özellikle kadın)” anlamına gelmektedir. Kelimenin “teyze” anlamında kullanımı da mevcuttur.

Hala: Babamızın kız kardeşini ifade ederken kullandığımız “hala” kelimesi esasen babamızın değil annemizin kız kardeşini ifade etmek için kullanılır. Hala kelimesinin “babanın kız kardeşi” anlamı dilimize özgüdür. Hala, dilimize Arapça hvl kökünden hāla “teyze, annenin kız kardeşi” kelimesinden geçmiştir. Hala kelimesi dışında dilimizde aynı anlamda “bibi” kelimesi de oldukça yaygın şekilde kullanılır.

Teyze: Annenin kız kardeşini ifade ederken kullandığımız “teyze” kelimesi Eski Türkçe tay “akraba” ve ece/eye “saygın kadın, büyük kadın” kelimelerinin birleşiminden oluşturulmuştur. Kelimenin “akraba olunan saygın” kadın anlamı “annenin kız kardeşi” olarak evrilmiştir.

Dayı: Annenin erkek kardeşini ifade ederken kullandığımız “dayı” kelimesi “teyze” kelimesiyle kökteştir ve Eski Türkçe tay “akraba” kelimesinden ekle türetilmiştir. Dayı “anne tarafından akraba” anlamındayken zamanla “annenin erkek kardeşi” anlamıyla dile böyle yerleşmiştir.

Amca: Babanın erkek kardeşini ifade ederken kullandığımız “amca” kelimesi Eski Türkçe apa/aba “baba” ve aça “ağabey” kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir. Babanın kardeşi anlamı amca kelimesinde kendisini tam olarak göstermektedir. Amica, amuca, amıca kullanımı da mevcuttur.

Yenge: Kardeşin, amcanın veya dayının eşine hitap ederken kullandığımız “yenge” kelimesi Eski Türkçe “yanga” kelimesinden gelmektedir. Yenge, Eski türkçe yen- “yan taraf, kenar” kelimesinden ekle türetilmiştir.Kelimenin “yan taraf” ilişkisi ilgili akrabalık ilişkisine sahip kadının düğünlerde gelinin yanında durmasından, ona kılavuzluk etmesinden, yeni gelini yönlendirmesinden kaynaklanmaktadır. Kelime esasen “sağdıç”ın karşılığıdır. Sağdıç kelimesinde de benzer bir durum söz konusudur, sağdıç Eski Türkçe “sağ” ve “eş” kelimelerinden “sağ-da-eş” şeklinde türetilmiştir. Sağdıç “damadın sağında duran” anlamına gelmektedir.

inim kultekin  derken kardeşim (orhun k)

ini , ine  demek enişte (egede)

kangam demek amcam (orhun k)

emmi demek amca (egede)

Enişte: Kız kardeş, teyze ve halanın eşlerini ifade ederken kullandığımız “enişte” kelimesinin Orta Türkçe enüç “göze inen perde” kelimesinden ekle türetildiği düşünülmektedir. Kelimenin “göze inen perde” anlam bağlantısı açıklamaya muhtaçtır. Enişte kelimesinin Farsça engüşte “seçkin, zengin” kelimesinden türetildiği de düşünülmekle birlikte Türkçe olduğuna dair görüş daha güçlü görülmektedir.

Baldız: Erkeğe göre eşinin kız kardeşi anlamında kullanılan “baldız” Eski Türkçe baltız “küçük kız kardeş, kız kardeş” kelimesinden gelmektedir. Baldız kelimesinin Eski Türkçe bala “çocuk, küçük” kelimesinden ekle türetildiği düşünülse de bu görüşe şüpheyle yaklaşılmaktadır.

Görümce: Geline göre damadın kız kardeşini ifade eden “görümce” Eski Türkçe körimçi “görücü” kelimesinden gelmektedir ve körüm “görme, bakma” kelimesinden ekle türetilmiştir. Görümce “gelin görmeye giden” anlamında türetilmiş ve dilimize bir akrabalık sıfatı olarak yerleşmiştir.

Bacanak: Eşleri kardeş olan erkeklerin birbirlerini tanımlarken kullandıkları “bacanak” kelimesi Türkçe baca “kız kardeş, bacı” kelimesinden küçültme ekiyle türetilmiştir. Kelime zamanla ilgili anlamına evrilmiştir.

Kayınço: Erkeğe göre eşinin erkek kardeşini tanımlamak için kullanılan “kayınço” kelimesi Eski Türkçe kayın “evlilik yoluyla akraba” ve eçü “ağabey” kelimelerinin birleşiminden oluşturulmuştur. Kayınço “kayınbirader” olarak da kullanılmaktadır.

Kayınbaba kelimesi “kaynata” olarak da kullanılır ve burada yine benzer bir birleştirme söz konusudur. Kaynata kayın ve ata kelimelerinin birleşiminden oluşturulmuştur.

Kaynana kelimesi kayın “evlilik yoluyla akraba” ve ana “anne” kelimelerinin, kayınbaba ise kayın “evlilik yoluyla akraba” ve baba “ata, baba” kelimelerinin birleşiminden oluşturulmuştur.

Kaynana/Kayınbaba: Geline göre damadın anne ve babasını, damada göre ise gelinin anne ve babasını ifade etmek için kullanılan bu kelimeler Eski Türkçe kayın “evlilik yoluyla akraba” kelimesinden türetilmiştir.

Elti: Kardeş eşlerinden her birinin ötekini tanımlamak için kullandığı “elti” kelimesi Orta Türkçe el “iki bey arasında barışıklık” kelimesinden ekle türetildiği düşünülmektedir. Kelimenin elt- “götürmek, taşımak” fiilinden “ türetildiği görüşü de mevcuttur.

Dünür: Düğün, düğme, düğüm, dünür… Bunlar hep aynı kökten ve bağlamakla ilgili kelimeler…
Dünür, düğ- kökünden gelmektedir. Ağızlarda düğür de denir. Bağlayan, birleştiren anlamındadır.

Gelin, gel- fiilinden gelen kişi anlamında…

Damat kelimesinin Türkçesi güvey’dir , Eski Türkçesi küdegü. Bugünkü güt- fiilinden gelir. Bekleyen anlamındadır.

Kaynaklar: Gülensoy, Tietze, Nişanyan, Eren, Kubbealtı vd. çeşitli kaynaklar

Kaynak: https://twitter.com/KelimeKoken/status/1079102220111618050

ne güzel bir çalışma yaptınız. kutlarım. akrabalık isimleri hep türkçe. bu son derece önemli. ataların İL dediğine bugün DEVLET diyoruz. İL ise ancak ilişkiler ile vardır. Bu çok anlamlı. Devlet’in temeli aşiret değil, akrabalık (ilişki)..

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Aralık 29, 2018

Günümüzde Türk Dili / Ali Gevgilili: Düşünenlerin Forumu.

Düşünenlerin Forumu

Günümüzde Türk Dili

Macit Gökberk / Mehmet Kaplan / Nüvit Özdoğru

23 Temmuz 1972

Ali Gevgilili: Dil, bir toplumu oluşturan en önemli kurumlardan birisidir. Öyle ki toplumların ilerlemesiyle dilin yaptığı aşamalar arasında derin ilişkiler vardır.

Son yüzyıl içinde Türkiye’de beliren köklü değişiklikler Türk dilinde de baş döndürücü bir biçim-de yansımıştır. Bugünkü forumumuzda Türkçenin değişme nedenleri, günümüzdeki durumu ve sorunları tartışılacaktır.
Türkçemizin geçirdiği evrimi ve bu değişikliklere yol açan etkenleri tarihsel bir bakış açısıyla nasıl değerlendiriyorsunuz Sayın Gökberk?

Gökberk: Türk dilinin değişme ve gelişme gösterdiği bir gerçektir. Bu değişim sürecinin başlangıcı olarak Tanzimat’ı alabilirsiniz çünkü Tanzimat, Türk milletinin yüzyıllar boyunca içinde bulunduğu İslam kültür çevresinden çıkıp Batı kültürüne yönelmesi hareketidir. O dönemde Batı kültürüne hâkim olan ve Batı toplumlarının gelişmelerine yön veren milliyetçilik akımı, Türk dilinde de değişme- lere yol açan başlıca etkendir. Milliyetçilik, her şeyden önce tarihsel bir insan grubunun kendi benliğine ve öz değerlerine dönmesi, bunları araması demektir. Dil, millet bilincinin varlığını yansıtan en önemli unsurlardan birisidir.

Ancak imparatorluk Türkiyesi, milletleri birleştirici bir unsur olmak zorunda bulunduğundan millî bilinci imparatorluk dağılıncaya kadar öne sürememiştir. Evrensel çerçevede millet ayrılıklarını yok etmek isteyen İslam ümmeti düşüncesinden ayrılmak, Tanzimat ile birlikte gerçekleşen bir aşamadır.

Bundan sonraki aşamada, Atatürk’ün laiklik, halkçılık ve inkılapçılık ilkeleri dilde de yeni gelişmelere yol açmıştır. Laiklik, Arapçadan kopmayı sağlamıştır. Halka dönüklük, halkın kendi öz dilinin kullanılmasını gerektirmiştir. Osmanlıca, öğrenilmesi çaba isteyen bir dildir. Yeni kültür değerlerini hal- ka mal etmek zorunluluğu, halkın daha rahatça anlayacağı, onun değerleriyle oluşan bir dil geliştirilmesini sağlamıştır.

İnkılapçılık ise yeni değerlere uyum yolunda bir dinamizmdir. Türkiye bugün tarım toplumundan bir sanayi toplumuna dönüşmektedir. Endüstri çağı, her şeyden önce bilimi, matematiği, doğa bilimlerini gerektirir. Bilgilerin aktarıcısı, taşıyıcısı dildir. Dil ne kadar rahat olursa bilgiler geniş yığınlara o kadar kolay aktarılabilir. Osmanlıca, halk yığınlarından gelen bir bilgi kadrosuna ihtiyacı olmayan bir mutlu azınlığın diliydi. Oysa bugün, toplum olarak yaşamamız için halk yığınlarına uzanan bir bilgi kadrosu zorunludur.

Türkçedeki özleşme hareketi, zaten başlamış olan bir gelişimin artık tarihsel zorunluluk olarak ele alınmasıdır.

Gevgilili: Bir toplumun dilinin gelişmesinde edebiyat vazgeçilmez roller oynar. Sayın Kaplan, özellikle Türk dilinin gelişmesinde edebiyatın rolü sizce nedir? Dil ve edebiyat ilişkileri Türkçeyi dünden bugüne nereye getirmiştir?

Kaplan: Hayatta cereyan eden her şey, dile akseder. Bu bakımdan dil ile hayat arasında çok sıkı bir münasebet vardır. Türk tarihi ne gibi safhalar geçirmişse dilde de aynı safhaları yaşamıştır. Türk toplumu başlıca üç medeniyet merhalesinden geçmiştir ve bugün dilimizde de bu dönemin et- kilerini görmek mümkündür:

  1. İslamlıktan önceki dönemde Türkler atlı göçebe hayat tarzını yaşıyorlardı. Yabancı tesirleri pek fazla olmamakla birlikte Türkler o dönemde Budizm ve Manihaizm’in etkisi altında kalmış, Türkçeye bu medeniyetlerden pek çok unsur girmiştir.
  2. İslamlık döneminin başlıca özelliği, çok daha kompleks bir hayatın teşekkül etmesidir. Osmanlıca, esas itibariyle İslam medeniyetini ifade eden bir dildir, küçük bir zümrenin dili değildir. Yanlış olarak “Osmanlıca” adı verilen bu dil, büyük bir medeniyet devresinin dilidir. Türklerden önce yerleşik medeniyete geçmiş olan toplumlardan, Araplardan, Farslardan ve Bizanslılardan pek çok unsuru kelimeleriyle birlikte almışızdır. Köylere kadar yayılan tekke edebiyatı da halk dili ile İslam kültürünü birleştiren Yunus Emre’yle yepyeni bir medeniyet dili teşekkül ettirmiştir.

Her medeniyet kendisine uygun maddi ve manevi unsurları ihtiva eden bir bütündür ve her saf- hasının kendine vergi bir lügati vardır. Mesela, “çarşı” Orta Çağın ticaret ve iktisat dünyasını hâlâ tam kavrayamadığımız bir medeniyetin aynasıdır.

Batı medeniyetinin tesirinde Türk kültürü de bir başka medeniyet devresidir. Tanzimat’tan bu yana Türkçenin geçirdiği değişmede en kuvvetli amil, bu medeniyet değişmesi olayıdır. şöyle ki:

  • Medreseden darülfünun ve üniversiteye geçişte Batı ilimleri aracılığıyla dile terimler girmiştir. Kültür dilinin değişmesinde tercümelerin de rolü büyük olmuştur.
  • Gazeteler geniş kitlelere hitap ettikleri için yüksek Osmanlı edebiyatının dilini kullanamazdı. Şinasi, “Halkın anlayacağı bir dil kullanılmasını” istemiş ve gazete, halka hitap eden bir dilin teşekkülüne katkıda bulunmuştur, ilk gazetecilerimizin aynı zamanda edebiyatçı olmaları manalı bir hadisedir.
  • Tiyatro da dilin sadeleşmesinde, hayata doğru gitmesinde birinci derecede rol oynamıştır. Orta oyunu, Karagöz gibi geleneksel tiyatromuzda çok zengin ve gelişmiş bir oyun dili bulunduğu için tiyatroda dilin halka dönüşü ve değişimi kolay olmuştur. Romanlarda da tiyatro dili taklit edilmiştir.
  • Batılı hayat tarzının Türkiye’ye soktuğu çeşitli eşya ve âdetler de dile yeni kelimeler getirmiştir.
  • İmparatorluk yerine millî devletin geçmesi, dil değişmesinde mühim amillerden birisidir. Milletin zaten asırlar boyunca kendi hayatını aksettirdiği kendi dili vardı. Halkçılık prensibinin benimsenmesiyle o canlı halk dili kısa zamanda yazı dili hâline gelmiştir. 1910’da başlayan bu hareket çok zengin bir edebiyat yaratmıştır.

Halka gidiş hareketi, cumhuriyet ile yeni bir şekil almıştır. Okulların köye girmesi, köylü çocuklarının eserler yazmaları, Anadolu’da kullanılan binlerce kelimelerin edebiyata geçmesini sağlamıştır.

Atatürk, bu arada bir de Dil Kurumu kurmuştur. Dilde daha önceki değişiklikler, yeni sosyal ve politik gelişmelerin tesiriyle olmuştur. Dil Kurumu, dildeki değişimi daha şuurlu, daha ilmi ve sistematik hâle getiren müessese vazifesini görmüştür. Ancak burada olumlu ve olumsuz yanlar vardır.

Osmanlı medreselerinde Türk dilini inceleyen hiçbir dal yokken cumhuriyetle birlikte Türk dili üniversiteler tarafından bir ilim dalı olarak ele alınmış ve incelenmiştir. Dil Kurumu, bilhassa taramalar vasıtasıyla çok faydalı eserler neşretmiştir. Dil Kurumunun müspet faaliyetlerinden birisi, Türkçeyi istila eden yabancı kelimelere karşı çok kuvvetli bir baraj kurmasıdır. Özellikle ilim terimlerinde Kurum mühim bir rol oynamıştır.

Bugünkü Türkçe, bütün bu tarihî oluşun neticesidir. Dilde hâlâ tarihî bir değişmenin içindeyiz. Fakat değişme asla eskiden kopma değildir. Dil, tıpkı bir nehrin akışı gibi gelir. Nehrin sularının çok eskiden gelmesine rağmen zaman içinde ona yeni maddeler de katılmaktadır. Bugünkü Türkçemiz- de bin yıllık kültürün getirdiği kelimeleri, Türk Dil Kurumunun yarattığı kelimelerle yan yana bulabiliyoruz.

Gevgilili: Dilin gelişiminde sözlü edebiyat ve oyun sanatlarının ayrı, özel bir yeri vardır. Sayın Özdoğru, hem bir tiyatro adamı hem de dil konularına ilgi gösteren bir yazar olarak Türkçemizin bugünkü durumunu, özellikle sahne sanatları yönünden nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özdoğru: Tiyatronun temeli dildir. Dile karşı duyarlılığı olmayan bir tiyatrocu iyi bir tiyatro sanatçısı olamaz. Her yerde iyi bir sahne oyuncusu o toplumun en iyi dilini de temsil etmiştir. Bugün tiyatro sanatçısı dil açısından büyük sorumluluk taşır, dilde öncülük görevi vardır.

Türk dili, IX. yüzyıldan başlayarak Arapça ve Farsçanın etkisiyle yapma bir dil olarak ortaya çıkmıştır. Tanzimat’tan sonra Türk tiyatrosunda güdülecek yolu çizen fiinasi, dilde tutulması gereken tek yolun halk dilini benimsemek olduğunu açık seçik ortaya koymuştur.

Ancak Müslümanlar aktörlüğe rağbet etmediklerinden sahne sanatları azınlık yurttaşlarına kalmıştır. Türkçe, bunların azınlık şiveleriyle konuşuluyor; “bayram” yerine “baryam”, “çıplak” yerine “çılpak” gibi söyleyiş yanlışlıkları yapılıyordu. Bu sırada, Menapizade Nuri Bey sahne dilini düzeltmeye çalışıyordu.

Özellikle Atatürk’le birlikte, Türkçenin sadeleşmesi hızlandırıldı ve kısa bir sürede uzun yollar alındı. Terimlerin yanı sıra yavaş yavaş aşınmaya başlamış olan ve halk tarafından benimsenmeyen kelimeler de değiştirildi. Bu yeni kelimelerin tutması için aşırı çaba gösterenler de çıktı. Ne var ki aşırılık gösterenler bir yerde denge sağlamakta yararlı oldular. Onlar sayesinde daha ortada bir yerde uzlaşmak mümkün oldu.

Tiyatronun görevi, yeni kelimeleri tanıtmak ve yerleştirmek değildir. Bu görev, televizyon gibi yayın araçlarına düşer. Özellikle gerçekçi oyunlarda yeni türetilen ve halkın henüz kullanmadığı kelimelerin kullanılmasına karşıyım. fiinasi tiyatroda kişilerin, kişiliklerine göre konuşması gerektiğini söylerken en doğru ilkeyi göstermiştir. Alışılmamış kelimeler, sahnede kullanıldığında halkta tepki yaratıyor. Bugün Türkçeyi çok iyi kullanan yazarların yanı sıra aşırı öz Türkçe kelimelerle dolu eserlerle de karşılaşıyoruz. Tiyatroda bu bir dengesizlik yaratır. Söz gelişi, fazla okuma yazması olmayan orta düzeyde bir kişinin “Tüm olanaklarımı kullanacağım, yepyeni bir yaşamım olacak örneğin.” diye konuşması gerçeğe aykırı düşer. Bunun yaşayan ve halk tarafından benimsenmiş Türkçesi “Bütün imkânlarımı kullanacağım, yeni bir hayatım olacak mesela.”dır. Halkın “mesela” yerine rahatlıkla “örneğin” dediği gün, bu kelimeyi de sahneye getireceğiz.

(…)

Gevgilili: Dilde özleşmenin sınırı ne olacaktır, Gökberk? Özellikle yeni kelime türetilmesi sırasında bazen görülen aşırılıklar için ne düşünüyorsunuz? Türk Dil Kurumu, dilde özleşmeyi nasıl gerçekleştirmektedir?

Gökberk: Türkçenin son 40 yıldır süregelen tarihsel gelişimi devam edecektir. Zira bilime dayanan çağdaş toplumun dili, yeni çağdaş bilgileri halkın kitlelerine aktarmak zorunluluğu ancak halkın öz dili ile gerçekleşebilir. Dilde yenileşme ve zenginleşmeyi, yeni terimler yaratmayı zorunlu kılan asıl itici güç, çağdaş bilgideki bu hızlı ilerlemelerdir.

İslam kültür çerçevesi içinde, Osmanlıca hiç şüphesiz bir bütündü ve başarıyla rolünü oynamıştı. Osmanlıca bir azınlığın dilidir derken geniş halk yığınlarına çevrili olmayışını kastetmiştim. Rönesans’a kadar Latince de Batı’da belirli bir grubun bilim ve haberleşme dili olmuştu. Ama daha sonra İngilizce, Fransızca, Almanca gibi ulusal diller evrensel bir dil olan Latincenin yerine geçmiştir. Aydınlanma Dönemini bu ulusal diller yansıtır ve Batı, gelişimini bu dillere borçludur. Bugün de bir “Aydınlanma Dönemi” içinde olduğumuzdan, insanlara yalnız maddi değerleri değil; kültür, sanat ve bilgi değerlerini de vermek zorundayız. Türkçe, böyle bir dinamik oluş içinde görevini yerine getire- cektir.

Türkçe bugün kendisini arama dönemi içindedir. Ancak bütün araştırmalarda olduğu gibi dilde de yanılmalar olacaktır. Bilim, yanılmalar içinde gelişmiştir. Söz gelişi, ışık için yüzyıllar boyunca doğru olmayan sayısız açıklama modelleri de ortaya konmuştur. İnsan kültürünün bir olayı olan dil de sürekli bir arama ve kendini düzeltme içindedir. Hele Batı dilleri gibi bir kültür dili ve geniş yığınlara de- ğerleri aktarma aracı olma çabasında bulunan Türkçe, bu kendini arayış içinde elbette birçok yanılmalardan geçecektir. Aranmanın uzun süreyi kapsayacağı inancındayım.

Burada yapılacak şey, çağdaş Türkçe için gerekli olan gereçleri hazırlamaktır. Özellikle çağdaş toplumların davrandığı geniş bilgi kadrosunu karşılayacak kavramlar yani terimler için sistemli, planlı çalışmalar gereklidir.

Türk Dil Kurumu, üniversitelerden farklı bir araştırma kurumudur. Üniversitelerin çeşitli işlerinin arasında yeterince araştırma imkânları sınırlıdır. Dil Kurumu, dil konusunu planlı, disiplinli ve sistemli bir şekilde ele alan tek kurumdur. Ancak dili yaratan ne Dil Kurumudur ne de üniversiteler; dilin ya- ratıcıları yazarlar, bilim adamları, düşünürler ve hayatın kendisidir.

Dil Kurumu, bugün uzmanlara danışarak her alanda sözlükler düzenlemektedir. Ancak bunlar sadece önerilerdir ve hayat bunları kabul edecek ya da etmeyecektir. En büyük yargıç odur, hayattır. Geçmişte birçok şey önerilmiş fakat tutmamıştır. Buna karşılık bazıları da tutmuştur. Hatta kurala ay- kırı kelimeler de tutmuştur. Demek ki dil bilgisinin yeni kategorileri, yeni metotlar geliştirmesi gerekiyor. Bu bütün dünyada da görülen bir olaydır.

Gevgilili: Sayın Kaplan, Türk dilinin 1970’lerdeki sorunları nelerdir ve bundan sonraki gelişimi için ne gibi önerilerde bulunuyorsunuz? Dilde geçmiş ile bugün ve gelecek birbirine nasıl bağlanabilir?”

Kaplan: Türkçe bugün üç büyük sorunla karşı karşıyadır:

  1. Çağdaş bilim ve teknolojinin gerektirdiği yeni terimlere karşılık bulmak, bunları yeniden yaratmak zorundayız.Bu konuda Türk Dil Kurumu ve Gökberk’in görüşleriyle birleşiyorum.
  2. Türk kültür dili, yüzyıllar boyunca oluşmuş bir dildir. Kültür dili de zamanla değişmiştir. Fuzuli, Baki, Nedim, fieyh Galip gibi büyük şairlerin dili artık anlaşılmamaktadır. Bu sanatçıları yok mu farz edeceğiz? Bunlar okunmazsa toplum nasıl millî benliğe kavuşacaktır? Bu noktayı ben de çözümle- miş değilim. Fakat kendi kültürümüzü reddedersek millî varlığımız ortadan kalkar, kendimize yabancılaşırız. Kültür dilini bilim dilinden ayrı düşünmek lazım. İşte bu noktada, Dil Kurumundan ayrılıyorum.

Hiç olmazsa son 50 yılda vücuda gelen eserlerin dilini, standart Türkçenin temeli olarak alalım. Türkçede vazgeçemeyeceğimiz eserlerin dilini değiştirmek doğru değildir. Sait Faik, Yahya Kemal, Cahit Sıtkı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dilini değiştirmek barbarlıktır. Yeni kelimeler türeterek eski eserleri anlaşılmaz hâle getirenlerin hiçbirisi aslında bu büyük sanatçıların seviyesine çıkamaz. Dil, hayatın, kültürün emrinde olmalıdır. Kültür eserlerinin yarattığı binlerce kelime feda edilemez. Dil Kurumunu yanıltan, kelimeyi “mücerret” olarak ele almasıdır. Oysa dil bilimine göre hiçbir kelime tek başına manalı değildir. Kelime ancak kullanıldığı cümlenin bağlantısı içinde bir değer ve anlam kazanır. Diyelim ki “vahdet” kelimesi tek başına atılabilir fakat Cahit Sıtkı’nın “Dünyamıza karanlık bir vahdet getiriyor.” mısrası içinde, Türk genci “vahdet” kelimesini bilmelidir. “Bilsen ben hangi âlemdeyim, sen hangi âlemde.” mısrasında “âlem” kelimesi Türkçeye girmiştir. “Müsavi” kelimesine Arap- ça diyebilirsiniz fakat “Yıldız ve rüzgâr payımız müsavi değil.” mısrası içinde ne kadar anlamlı ve ahenkli düşmektedir… Bunlar ve benzerleri Türk milletinin en büyük hazineleridir.

Öz Türkçecilik adına asırlar boyu yarattığımız kelimeleri atarsak çok ilkel bir millet hâline geliriz, ilimle kültürü beraber yürütmek lazımdır. Bilim ve teknik dilini yeniden yaratacağız fakat edebî eserlerimizi yani kültür dilini korumalı, dokunmamalıyız.

  1. Okul dili de çok önemli dildir. Bütün alanında en uygun öz Türkçe kelimeler, öte yandan ise kültür Türkçesinin güzel kelimeleri öğrenciye öğretilmelidir. Hayata mal olmuş tren, vapur, otobüs gibi kelimeler bin yıl çalışılsa da dilden çıkarılamaz. Türk Dil Kurumu ilmi esaslara dayanarak ve kendi görevi sınırları içinde çok faydalı şeyler yapabilir. Fakat 40 milyon insanın dilini bir bütün olarak değiştiremez.

İlim ve kültür dilini birbirinden ayırarak yeni bir hamleye girmeye taraftarım. Dil Kurumu bu yönde bir çağrıda bulunursa kendisi ile ihtilafa düşmüş üniversite öğretim üyelerini bile yanında bulacak, bu alanda büyük bir tarihi rol oynayacaktır. Ama Kurum, Türkçeyi en güzel kullanan sanatkârların dilini veya halkın dilini kaldırmaya girişirse bütün milleti karşısında bulacaktır. Sait Faik’in dilini öz Türkçeleştirmek, kültür düşmanlığıdır. Çünkü bir Sait Faik, Orhan Veli, Cahit Sıtkı, bir daha çıkaramayız. Bu noktada, Dil Kurumunun karşısındayım.

Yeni şairler halkın benimsediği güzel şiirler yazarlarsa o zaman onların dili de Türkçeye mal olacaktır. Fazıl Hüsnü Dağlarca ya da Behçet Necatigil’in kullandığı bazı öz Türkçe kelimeleri, sırf kelime olduğu için değil güzel mısralar olduğu için benimsiyorum. Sanatkârlar güzel dil kullanırlarsa öz Türkçe olsun olmasın, kullandıkları kelimeler kendiliğinden edebiyata girer. Cahit Sıtkı “Güzelsin ya, ne olursan ol gir hikâyeme” der ki bence en önemli şey de budur.

Sayın Gökberk’in de değindiği gibi hayat, gerçekten dilin biricik hakemidir.

Gevgilili: Sayın Özdoğru, Türkçedeki hızlı gelişimi ve bunun ilerisi adına getirdiği sorunları çözmek üzere sizin önerileriniz nelerdir? Dilde yenileşme ve anlaşma ne kadar başarılı olmuştur?


Özdoğru:
 Dil sorunu tartışılırken karşılıklı saygı ve içtenlik şarttır. Gökberk ve Kaplan’ın içten tavırları bu açıdan çok önemli ve değerlidir.

Yaşadığımız çağı anlamak için yazarların, öğretim üyelerinin, devlet adamlarımızın kullandığı kelimeleri anlamak zorundayız. Ne var ki bu kelimeler okullarda öğretilmediğinden, gençlerimiz çok dar bir kelime dağarcığına sıkıştırılmış durumdadırlar. Gençlerin bazıları âdeta bir kabile dili konuşuyorlar. Ne “halef-selef”i ne de bunların Türkçe karşılığı olan “öncel-ardıl” ı biliyorlar. Oysa düşünmek için kelimeler şarttır. Kelime azlığı, yalnız siyah-beyaz ikiliğinden ibaret dar bir hayat anlayışı doğuruyor; griler kayboluyor. Türk Dil Kurumu grilerin, yeni ayrıntıların bilinmesini sağlamalıdır. Söz gelişi, “muharebe” ve “harp” ayrı ayrı şeylerdir. Bizim dilimizde bu ikisinin de yerine “savaş” kelimesinin kullanılması, gerçeğin anlamını kaybettirir.

Buna karşılık, Batı’dan da bir yığın kelime geliyor. Öncelikle karşılığı olmayan yabancı kelimelere karşılık bulmalıyız. Bütün dünya milletlerinin kullandığı “pasaport” gibi Türkçede karşılığı olmayan kelimelerin karşılıklarının bulunması daha yararlı bir çalışma olacaktır. Dil Kurumu bu kelimeye karşılık “art yetişim”i teklif etmiştir. Belki tutulmayacaktır ama şu anda elimizde başka bir kelime de yoktur. “Sürpriz”, “suspence” gibi nice yabancı kelimelerin karşılığı daha bulunmamıştır. “Orijinal” ke- limesine karşılık olarak pekâlâ “özgün” kelimesi bulunabilmiştir. Dili bu yolla zenginleştirmeliyiz. Önemli olan, dili kısırlaştırmak değil zenginleştirmektir.

(…)

Gevgilili: Edebiyat eserlerinin dilde yenileşme sonucunda eskimesi başka ülkelerde de görülmekte midir, Sayın Gökberk? Türk Dil Kurumu, kültür ve edebiyat dili üzerinde ne kadar etkilidir?

Gökberk: Türk Dil Kurumu, tarihten kopmak bir yana eski eserlerde bağlantı kurmak yolundadır. “Divanü Lügâti’t-Türk”, “Kutadgu Bilig” ve Türkçenin öteki anıtsal eserlerinin yayınlanması, tarama ve derlemeler yapması, Türk Dil Kurumunun tarihin derinliklerine inme çabalarının parçalarıdır.

Türkçedeki hızlı değişim yalnız Dil Kurumunun işi değildir fiairi, bilim adamı, yazarıyla heyecanlı ve dinamik bir yığın genç insan her gün dile yeni katkılarda bulunmaktadır. Kültür dili, edebiyat dilindeki gelişmelere Dil Kurumu fazla karışamaz. Yazar ya da edebiyatçıya etkiyle bağlantı kurmasını Dil Kurumu öneremez. Bu; okullara, eğitime düşen bir görevdir. Bir toplum, dününü elbette unutmamalıdır. Biz de bundan yanayız. Büyük zevk ve değer vererek okuduğumuz dünün büyük eserlerinin birdenbire eskimesi hazin bir şeydir. Ama edebiyatta eskime, dünya kültür tarihinin bir kuralı gibidir. Söz gelişi, Alman edebiyatında da eski, orta ve yeni Almanca dönemlerine ait eserlerin dili birbirinden çok başkadır. Türkçede günümüzde tadına kolay varılamayan eski edebiyat eserlerini, giderek Hâşim gibi yakın yılların bir sanatçısını anlaşılır ve yaşanır duruma getirmek de eğitime düşen bir görevdir. Bunları unutturmak ya da unutturmamak, Dil Kurumunun elinde değildir.

(…)

Gevgilili: Türk dilinin günümüzdeki durumu üstündeki tartışmalar, şu gerçeği ortaya koyuyor:

  1. Tanzimat’tan bu yana Türkiye’nin milliyetçilik ve halkçılık ilkeleri çerçevesinde geçirdiği değişiklik, Türk dilini de halkın anlayacağı daha yalın bir niteliğe kavuşturmuştur. Günümüzde tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş aşamasında bulunan Türkiye’ye sanayi toplumlarına özgü akılcı, bilimsel dünya görüşü yeni kavramlar kazandırmaktadır. Bu dilde, zenginleşme ve yenileşmenin önümüzdeki dönemlerde de süreceğini gösterir.
  2. Dilde yenileşme, dünün edebiyat eserlerini eskitmekte ve bir kültür kopukluğu yaratmaktadır. Dünü, bugünü ve yarını birleştiren dinamik bir kültür ortamı yaratmak, millî eğitimin görevidir.
  3. Türk Dil Kurumunun günümüzdeki ilk görevi, teknolojik ve bilimsel ilerleme dolayısıyla Türkçeye dıştan akmakta olan yabancı terimlere Türkçe karşılıklar araştırmaktır. Bilimsel çalışmalarıyla Dil Kurumu önemli görevler gerçekleştirmektedir.

 

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Aralık 22, 2018

Türkistan ve Dil Birliği

Date: Thu, 1 Mar 2001 04:23:56 -0800 (PST)
From: levent tunadan <[email protected]>
Subject: Turkistan ve Dil Birligi
To: [email protected]
Sayin Mehmet Tutuncu,
Sayin Ergun Cagatay’in yazisiyla baslatilan Turk Dil Birligi ile ilgili
tartisma olumlu bir bicimde, zengin katkilarla devam etmektedir. Bu cok
sevindirici bir gelisme. Cunku Turkistan Bulteni’nin esasen bu konulara
oncelik taniyarak Turkiye’nin gundeminDe Turkistan kavraminin devamli
yeralmasini saglayarak Turkistan konusunun surekli irdelenmesi gerekmektedir.
Turkistan Bulteninde (16 Temmuz 2000) Prof. Timur Kocaoglu konuyu
derinlemesine incelemis idi. Bunu ekte bulacaksiniz.
Konuyu Milliyet gazatesinde Sayin Yagmur Atsiz gundeme getirmis ve konunun
takipcisi olacagini belirtmisti. Kendisi bu konudaki katkilarini Bulten’e
gonderebilir mi?
Bugun bilhassa Clinton yonetimi tarafindan Greater China kavrami
islenmistir. Cinliler de 20 yildan uzun suredir devamli %7-8 buyuyen
ekonomileri ile bunun semeresini toplamaktadirlar. Clinton yonetimi Cin’i
(daha dogrusu Greater China= Cin+Hong Kong+Tayvan) dunyanin 10 gelisen
ekonomisi arasinda baskoseye oturtmustur.
Turkiye’de olanlar ise malum..Surekli Kriz..Suni Gundemler..Bizans
Entrikalari..Yolsuzluk..Uyusturucu Trafiginde Kopru Vazifesi…
Neden Turkiye’nin de bir Greater Turkey(Turkistan) poltikasi yoktur.. Boyle
bir kamuoyu olusturulmamaktadir…Neo-Osmanli denmektedir de Greater Turkey,
Turkestan denmemektedir… Turki denmektedir..Bu konuda Mark Hubey’in anlamli
analizini ekte bulacaksiniz.
Turkiye’nin de bir Turkistan politikasi olsa bunun semerelerini tabii ki
Cin gibi toplayacaktir. Fakat bilhassa Turgut Ozal’in vefatindan sonra
Turkistan’da ekonomik bir birlik, birliktelik yaratarak kuvvetlenme
politikasi terkedilmistir…Turkistan, Turkiye’nin gundeminde sadece bir ic
politika malzemesi olarak yeralmaktadir.
Simdi Ismail Gaspirali, Yusuf Akcura ve Ziya Gokalp gibi Turkistan
aydinlari tarafindan yirminci yuzyil baslarinda temelleri atilan Turkistan
politikasi bugun hakikatte yoktur. Fikri temelleri cok saglam atilan ve
Ismail Gaspirali tarafindan Dilde, Fikirde, Iste Birlik seklinde
ilkelestirilen Turkistan Birligi gerceklestirilememistir. Cunku fikirde ve
iste birlik yoktur ve boylece dilde aslinda varolan birlik te elden
gitmektedir.
Dilde, Fikirde, Iste Birlik denmistir. Fakat ne yazik ki Turk aydinlari
Turkistan kavramini agizlarina almazlar. Irkcilik derler. Turki derler..
Ama gelin gorun ki 4500 dilde 1den 10a sayilarin listelendigi internet
sitesindeki Turk dillerini tek tek inceleyin tum Turk boylarinin soyleyis
sekilleri hemen hemen ayni degil midir.?
Ayni dili konusan Tayvanli, Hong Kong’lu, Cin Halk Cumhuriyetindeki
Cinliler ve Diaspora’daki (ABD, Ingiltere, Kanada, Tayland, Endonezya,
Malezya, Filipinler, Avustralya, Yeni Zelanda) Cinliler inanilmaz bir
ekonomik dinamizm yaratiyorlar. Bunu altinda yatan ise ayni dili konusuyor
olmalari, kulturlerinin ayni olmasi..
Peki ayni dili konusan Turkiyeli, Kibrisli, Balkanli, Kafkasyali, Iranli,
Irakli, Kirimli, Rusyali, Orta Asyali Turkler ve Diaspora Turkleri
(Avrupadaki 3 milyon Turk vatandasi, ABD, Ingiltere) neden boyle bir
ekonomik dinamizm yaratmamaktadirlar da muthis bir yolsuzluk/uyusturucu
trafigi dinamizmi yaratilmaktadir?
Ispanya’nin son yillarda hizli kalkinmasinin arkasinda Ispanyol Dil Birligi
de yatmaktadir.. Guney Amerika ve Kuzey Amerikada yogun olarak Ispanyolca
konusulmaktadir. Dunyada 350 milyon kisi Ispanyolca konusmaktadir.
Ekte ayrica iki Ingilizce makale yeralmaktadir. Benzer bir konu olmasi
yonunden Cincedeki dil birligi/ayriligina iliskin bir makaleyi ve Wall
Street Journal’da yayimlanan Turk diline/alfabesine ilskin makaleleri de
ektedir.
Dilde birlik goruslerini takiben fikirde ve iste nasil birlik saglanacagi
konusunda da uye katkilarinin saglanmasi Turkistan fikriyati konusunda
kamuoyu yaratilmasina destek olacaktir.
Saygilarimla,
Levent Tunadan
http://www.eurasianet.org/resource/cenasia/hypermail/200103/0000.html
**************************************************************************************************************************************************************
Turkistan Newsletter Tue, 13 Mar 2001 20:36:46
Turkistan Bulteni ISSN:1386-6265
Uze Tengri basmasar asra yer telinmeser, Turk bodun ilining torugin
kem artati, udaci erti. [Bilge Kagan in Orkhon inscriptions]
<<>><<>><>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<><<
[TN: Asagidaki Projede gorev almak katkida bulunmak isteyen arkadaslar
lutfen genel anlamda fikirlerini dusunceleri varsa listeye, dar anlamda
yani yapabilecekleri isler konusundaki fikirlerini [email protected] adresine
gonderebilirler. Bu iste aktif olarak gorev olmak isteyenler icin ayri bir
tartisma listesi olusturulacaktir.]
*********
Date: Mon, 12 Mar 2001 06:20:16 -0800 (PST)
From: levent tunadan <[email protected]>
Subject: Dil Birligi:Kaynaklar -1
To: [email protected]
DILDE BIRLIK: KAYNAKLARA ILISKIN ÖNERILER
Türkistan Bülteni’nin degerli üyeleri,
DIL BIRLIGI’ne iliskin olarak gönderilen öneriler, herhalde araya Kurban
bayraminin girisi nedeniyle kesintiye ugradi. Hayati önemi haiz bu girisimi
yeniden canlandirmak ve pesini birakmamak son derece önemli.
Girisim ilk kez Yagmur Atsiz tarafindan, Stanford’dan yazan Çelim
Yildizhan’in önerisi üzerine Haziran 2000’de gündeme getirilmisti (1).
Çelim Yildizhan Türkistan Bülteni’ne geçen hafta gönderdigi mesajda ise, o
tarihten buyana hiçbir mesafe alinmadigindan yakiniyordu (2). Güncel
konular daha çok ilgimizi çekiyor ve maalesef uzun vadeli gerçekler
dogrultusunda bir BIRLIK teskil edemiyoruz.
Türkistan Bülteni Editörler Kurulu öneriler ile ilgili girisimlerde
bulunarak konunun takipçisi olabilir. Kurul, dil birligini kendisine misyon
edinebilir. Dil birligi konusundaki önerilerin elan hayata geçirilmesi
lazim. Yoksa konu gazetelerdeki Okuyucu Mektuplari seviyesinde kalir. Konu
proje olarak degerlendirilmeli, takip edilmeli. Bültenin editörleri
önerilerin degerlendirilerek uygulamanin baslatilmasini saglayabilirler.
Internet ortaminda Türkistan Bülteni’nin yillardir kesintisiz
sürdürülebilmesi, yine internet ortaminin getirdigi sinirsiz imkanlarla,
Türk dil birliginin saglanabileceginin güvencesi degil midir? Dilde
birligin saglanmasi neticesinde Türkistan Bülteni’nin üye sayisinda da
büyük artislar saglanmayacak midir? Dört haneli üye sayilari yerine bes
haneli üye sayilari uzak bir ihtimal degildir.
Amerika’daki Türklerin katkilari çok önemli, çünkü enformasyon
teknolojisinin cenneti orasi. ABD, bilgi cagini yasadigindan çok güçlü.
ABD’deki en son internet uygulamalari ve bilgi birikiminden destek
alinabilir. ABD’deki Türkler; akademisyenler, üniversite ögrencileri ve
Türk derneklerinin dil birliginin saglanmasina yönelik katki ve destekleri
çok önemlidir. ABD’de tüm Türkistanlilari kapsayan bir dernek var midir
bilemiyorum. Böyle bir dernek bu konuda derin katkilar saglayabilir.
Mustafa Tuna’nin mükemmel bir biçimde detaylandirdigi önerilerinden bir
Türkçe kamusunun hazirlanmasi/ mümkünse Internete konmasi ve ayni kamusta
oldugu gibi çapraz referanslama yoluyla gramer kurallarinin
karsilastirilmasini saglayacak bir kaynak hazirlanmasi/internete konmasi
önerileri hemen hayata geçirilmelidir.
Ayri bir Internet sitesi kurularak (www.dildebirlik.org) veya
(www.tektürkçe.org) proje bu site üzerinden devam ettirilebilir.
KAYNAK KISILER
Bilisim devriminin babasi, “Internet peygamberi” Profesör Negroponte
“Bilgisayarin ideal dili Türkçe!” dir demektedir (3). Massachusetts
Teknoloji Enstitüsü’ne (MIT) bagli Medya Laboratuari’nin (Boston/ABD)
kurucusu ve direktörü olan Negroponte’den bu konuda destek alinabilir mi?
ABD’li bilim adami Justin Jon Rudelson ([email protected]) 1998 yilinda
“Lonely Planet Central Asia Phrasebook” kitabini yayimlamisti. Rudelson da
önemli bir kaynak.
Turkistanlilarin “Haci Murat” olarak tanidiklari Mark Hubey ,
“Özbekistan’in Özbek dili ile Zincan’daki Uygur dilinin Türkçe’ye,
Ingilizce’yle Almanca’nin ya da Surani’yle Kurmançi’nin yakinligi kadar
yakin oldugunu kaç haberci bilir ya da bunu umursar? Özbeklere ve Uygurlara
neden Türk denmez? Suriyece, Libyaca, Irakça, Misirca ve Farsça’nin tümüne
Arapça denirken, Özbekçeye ve Uygurcaya neden Türkçe denmez?” derken Dil
Birligi konusundaki uygulama programi hakkindaki düsünceleri nelerdir?
Türk dilleri ile ilgili engin bilgilerin sahibi, kültür tarihçisi Timur
Kocaoglu ve “Alphabets the Turkic Languages ” kitabini da yazan Mehmet
Tütüncü bu konuda öncülük yapabilirler mi?
KAYNAK KURUMLAR
Dünyada Türk incelemeleri yapan kurumlarin, Türkiye’deki üniversitelerin
destek ve katkilari saglanabilir. Ismail Soysal – Mihin Eren (Lugal): Türk
Incelemeleri Yapan Kuruluslar (Türk Tarih Kurumu) kitabi bu konuda önemli
bir kaynaktir.
Bilkent Üniversitesi Türkçe Dil Merkezi
(http://www.nlp.cs.bilkent.edu.tr/t-index.html),
Berkeley Üniversitesi Dilbilimi bölümü -TELL-Turkish Electronic Living
Lexicon
http://www.linguistics.berkeley.edu/lingdept/research/TELL/OldTELL.htm),
Sabanci Üniversitesi (http://www.sabanciuniv.edu/fens/people/oflazer/)
çesitli projeler gelistirmektedirler.
KAYNAK-INTERNET BAGLANTILARI
Internetin durmaksizin genisleyen sinirsiz imkanlari, Türk dilinde özlenen
birligin saglanmasinda hem derin ve hem de genis bir platform teskil
edebilecektir.(4)
KAYNAK-INTERNET UZERINDEKI SÖZLÜKLER
Türkçe Sözlük http://www.nlp.cs.bilkent.edu.tr/Sozluk/
http://hattusas.cs.bilkent.edu.tr/Sozluk/
TELL-Turkish Electronic Living Lexicon
http://www.linguistics.berkeley.edu/lingdept/research/TELL/OldTELL.htm
Turkish Natural Language Processing Initiative
http://www.linguistics.berkeley.edu/lingdept/research/TELL/OldTELL.htm
Tatar-Turkish Word List http://www.kcn.ru/tat_tat/tat_tur/index.htm
Uyghur-English Dictionary http://www.uyghur-dic.org/
Türk Dillerindeki Sözlükler http://ww!
w.yourdictionary.com/languages/altaic.html#turkish
KAYNAK-KAYNAKÇALAR(5)
Türk Diline iliskin olarak 1928 yilindan buyana yayinlanan kaynakçalar
ekte yeralmaktadir.
BIRLIK…BIRLIK…BIRLIK
Doksanbes yil önce Merhum Gaspirali (1851-1914)
http://www.ismailgaspirali.org/ana.htm tarafindan veciz bir biçimde dile
getirildigi gibi “Umumî edebî dili olmayan millet, millet sayilmiyor. Türk
evlatlarindan olan Tarançe, Sart, Özbek, Kirgiz, Kazak, Kumuk, Nogay,
Azerbaycan vesair tayfalar Türkçe konustuklari halde, siveleri baskadir.
Birbirlerini güçlükle anlarlar. Bu hâl birlesmege, birlige, bilgilerin,
ilimlerin herkese duyurulmasina, terakkiye, edebiyata, dostluga ve
kaynasmaya engeldir. Binaenaleyh, en evvel ve en ziyade hepimiz için
ihtiyaç ve lüzumlu olan, umumî lisan, edebî Türkçe dildir. Buyurun,
merhamet edin kardesler, buna ayrica bir gayret ile çalisalim. Bu is pek o
kadar yengil degilse de, çaresi bulunmaz ve müskül de degildir. Tercüman
Gazetesi Bahçesaray’dan tâ Kasgar’a kadar okundugu, yani anlasildigi,
lisanen birlesmenin mümkün oldugu büyük delildir. Dilde, iste ve h!
arekette birlik lâzim oldugunu inkâr eden var midir? O halde buyurun
kardesler bunun coskusuna çalisalim. Yirmi bes seneden beri aziz milletime
elden geldigi kadar acizane hizmet ettim. Bu sayede en büyük nisan, aldigim
“TESEBBÜS VE SEBAT” madalyasidir. Ömrümün kalan senelerini, lisan
birligine, fikir birligine ve isbirligine feda edecegim…..Kavi, necip,
ömürlü, sabirli ve cesaretli olan Türk Milleti’nin, perakende düsüp,
Seddiçin’den Akdeniz’e kadar yayildigi halde, nüfuzsuz, sessiz kaldigi
lisanssizligindan, yani “LISAN-I UMUMIYE” sahip olmadigindan ileri
gelmistir. Bu inanis ile ömrettim, bu inanisla mezara girecegim. … lisan ve
edebiyat birligi sair birliklerin esasi ve temelidir.”
Dogumunun 150. Yildönümünü kutladigimiz Gaspirali’nin vasiyetini, tekmil
Türk evlatlari yerine getireceklerdir elbet.
Levent TUNADAN
Date: Mon, 12 Mar 2001 06:21:56 -0800 (PST)
From: levent tunadan <[email protected]>
Subject: Dil Birligi:Kaynaklar -2 Dipnotlar
To: [email protected]
(1) “Stanford’dan yazan Çelim Yildizhan adli bir okuyucumun önerisi hem
ilginç hem günümüze uygun. Kisaca söyle diyor Çelim Yildizhan:
Amerika’da “Scola” (Latince ‘okul’ demek, Y.A.) denilen bir kanal var. Tüm
dünya ülkelerinden o ülkelerin diliyle haber yayinlari yapiyor ve oradan
öbür Türk lehçelerindeki haberleri izliyorum. Tecrübeme göre okuyarak bu
lehçeleri çok daha kolay anlayabiliyorum. Önerim, fazla karisik olmayan
arama metodlariyla bu lehçelerin aninda birbirine çevrilmesini saglayacak
birtakim programlarin gelistirilmesi. Bütün bu lehçelerin cümle yapisi ayni
oldugu için böyle bir program kolaylikla gelistirilebilir. Zira is aslinda
degisik lehçelerdeki degisik kelimeleri çevirmekden ibaret gibi kaliyor.
Uygulamada örnegin internetde bir Kirgizca metin okuyorum. Anlayamayinca
hemen “Tek Türkçe” programini indiriyorum ve ayni metni T! ürkiye
Türkçesi’nden okuyorum. Böylece her iki metne bakarak hem Kirgizca kelime
hazinemi gelistiriyor hem bilgi tazeliyorum.
Kanaatimce böyle bir program, fazla bir maliyeti olmaksizin bir sene gibi
bir süre içinde hazirlanabilir. Dünya dijital ortama kayarken Türk birligi
böylece dil alaninda ve internet üzerinden saglanabilir.
Ve bu sayede Ingilizce ve Ispanyolca’ya rakib bir Türk kültür kusaginin
temelleri de atilmis olur.
Iste Degerli Okurum Yildizhan’in görüsleri böyle. Bana mantikli ve kaabil –
i tatbik geldi.
Böyle bir uygulamayla yayincilik hayatina da akillara durgunluk verecek bir
ivme kazandirmak mümkün olacakdir. Tasavvur ediniz ki kitab piyasasi
böylece potansiyel olarak 65’i içeride üç milyonu disarida 68 milyonluk bir
kütle yerine 200 milyona yakin bir kütleye kavusacak… Tabii ben “akillara
durgunluk” derken dünyayi Tünel ve Harbiye a! rasindaki anacaddeden ibaret
sanan ve kendi aralarinda “tedavül” etmek üzere istihbarat kriptosu gibi
“sifreli” ve 50’ser tirajli “kitablar” bastiran “özel kulüb” (!) üyelerinin
akillarini kasdetmiyorum…” (Yagmur Atsiz, Milliyet 07.06.2000)
”Degisik Türk Lehçeleri’nin bilgisayar araciligiyla aninda birbirine
çevrilmesi, daha dogrusu Istanbul Lehçesi’ne çevrilerek böylece bir “ortak
edebi dil” yaratilmasi konusundaki yazim olaganüstü ilgi gördü. Bu “Tek
Türkçe” projesi hayata yansitilsa en az 200 milyonluk bir “okuyucu kitlesi”
yaratilmis olacak… Ingilizce, Ispanyolca, Arabca, Fransizca’da oldugu
gibi…
Müsaadesini var farzederek Degerli Okurum ve bu fikrin izleyicisi Çelim
Yildizhan’in elektronik adresini veriyorum. Öbür uzman arkadaslar onunla
temasa geçerek bir “program taslagi” gelistirseler ben bunun “avukatligini”
üstlenirim. Aslinda bu isin hamiligi, ay, pardon, “the sponsoring”, bizim
“Milliyet”! e yarasirdi. Devlet nasil olsa uyuduguna göre, haydi, bir
gayret…
Adres su: [email protected] “(Yagmur Atsiz, Milliyet, 14.06.2000)
(2)”Yapilabilecek seylerden birisi Turk dillerini yazili olarak birbirine
ceviren Artificial Intelligence – Yapay Zeka Temelli bir program yazmak
olmalidir. Amerika’da yasayan Yapay Zeka uzerine calisan ve Turkolog olan
arkadaslarima bu fikrimi actim ve bu is nasil olabilir diye dusunmeye
basladik. Tabi bir fizibilite yapmaya calisacagiz, daha onceki calismalara
bakip atilmasi gereken adimlari tespit etmeye calisacagiz ama cok amatoruz
ve acikcasi daha ortaya tek satir bir sey koyacak kadar bile calismadik,
yani ortada bir sey yok! “(Celim Yildizhan)
(3) “Ingilizce yapay olarak uretilmesi en zor olanlardan biridir, cunku
yazilisi cok tuhaf ve hic de mantiksal gorunmeyen bir tarza sahiptir.
(ornegin write, right ve rite gibi yazilisi cok farkli olan sozcukler
okunurken ayni sesi verir).Turkce gibi baska diller cok daha kolaydir.
Aslinda Turkce yapay uretimi cok kolay bir dildir. Ataturk’un girisimiyle,
1929’da Arap harflerinden Latin harflerine gecilmesi, seslerle harfler
arasinda bire bir uygunluk saglanmasini getirmistir. Turkcede her bir harfi
telaffuz edersiniz; sessiz atlanan hicbir harf ya da kafa karistirici
sesler yoktur. O nedenle, sozcuk duzeyinde Turkce, bir bilgisayar konusma
yaraticisi acisindan ruyalarinin gercek cikmasi gibi bir seydir. “(Nicholas
Negroponte, Dijital Dunya, 1996, ss.135-136)
(4) Internet Baglantilar:
Türk Dili-Baglantilar http://www.tdk.gov.tr/baglantilar.html
Internetteki Türkoloji Dünyasi http://www.tdk.gov.tr/hal1.html
Türk Dili ve Edebiyati Üzerine Yazilar http://www.tdk.gov.tr/yazilar.html
Türk Dili ve Kültürü-Baglantilar
http://www.turkdilivekulturu.com/07/baglantilar.html
Türk Dili ve Edebiyati: Internet Linkleri
http://www.ogu.edu.tr/~turkde/turkolojilink.html
Bilkent Üniversitesi Türkce Dil Merkezi
http://www.nlp.cs.bilkent.edu.tr/t-index.html
Türkoloji Dünyasi http://turkoloji.cu.edu.tr/
Türkoloji ve Dilbilim –Hatlar
http://turkoloji.cu.edu.tr/kisisel/akalin/hatlar.html
Türkoloji Tartisma ve Haberlesme Hatti http://groups.yahoo.com/group/turkoloji
Türkoloji Tartisma ve Haberlesme Hatti http://turkoloji.cu.edu.tr/tartisma.htm
Turkic Republics and Communities http://www.khazaria.com/turkic/index.html
Türkiye’den Avrasya http://pc12.soc.metu.edu.tr/ars.html
Türk Dili-Baglantilar http://www.dilimiz.gen.tr/baglantilar.html
Turkish World Home http//www.turkiye.net/sota/sota.html
Turkistan-N Archives http//www.euronet.nl/users/sota/turkistan.htm
Türk lehçe ve agizlarinda ilk on sayi http://www.zompist.com/asia.htm#altaic
Türk lehçe ve agizlarinda Yeni Yil Kutlamasi
http://turkoloji.cu.edu.tr/yeniyil/yeniyil.htm
Ismail Bey Gaspirali http://www.ismailgaspirali.org/ana.htm
Diger Baglantilar
www.tdk.gov.tr
www.turkiye.net/sota/tdaskon.html
www.po.metu.edu.tr/Tuk-Dil
www.turkdili.gen.tr
web.bilkent.edu.tr/edu-web.html
www.ankara.edu.tr/faculties/letters/turkdili.html
www.hacettepe.edu.tr/tukce/akademik/edebiyat
(5) KAYNAKÇALAR-TÜRK DILI
DEDEOGLU, BEHÇET: KASGARLI MAHMUT HAKKINDA BIBLIYOGRAFYA SAKAOGLU, SAIM
ÇAGRI, N110, 03.1967, 16-21SS. [TMB67/MK] SAHIS BIBLIYOGRAFYALARI MAKALE
KASGARLI MAHMUT VE ESERI ÜZERINE BIBLIYOGRAFYA SAKAOGLU, SAIM ÇAGRI, C13,
N138, 07.1969, 8-11SS. [TMB70/MK] SAHIS BIBLIYOGRAFYALARI MAKALE
TÜRKIYE, TÜRKLER VE TÜRK DILI BIBLIYOGRAFYASI ERIMER, KAYAHAN ÇAGDAS TÜRK
DILI, ÖZEL SAYI, C2, N18, 08/09.1989, 371-373SS. [TMB89/MK] KONU
BIBLIYOGRAFYALARI MAKALE
TÜRK LISAN VE TARIHINE DAIR BAZI YENI ALMAN NESRIYATI GIESE, F. DARÜLFÜNUN
EDEBIYAT FAK. MECMUASI, C1, N3, 1332, 286-294SS. [56/ KONU
BIBLIYOGRAFYALARI MAKALE
YAYINLARI – A. DILAÇAR IÇIN YAZILANLAR TÜRKAY, KAYA IÇINDE: A. DILAÇAR.
ANKARA: 1982. 68-83SS. (TÜRK DIL KURUMU YAYINLARI: 490; TÜ RK DILINE EMEK
VERENLER DIZISI: 19). [10/ENFO] SAHIS BIBLIYOGRAFYALARI KITAP IÇINDE BÖLÜM
YABANCI DILLERDE YAZILMIS TÜRKÇE GRAMERLERLE OKUMA KITAPLARI (1939-1951)
DILAÇAR, AGOP IÇINDE: TÜRKAY, KAYA: A. DILAÇAR. ANKARA: 1982. 199-207SS.
(TÜRK DIL KURUMU YAYINLARI: 490). [10/ENFO] KONU BIBLIYOGRAFYALARI KITAP
IÇINDE BÖLÜM
TÜRKIYE TÜRKÇESI GRAMERLERINDEN SEÇME ESERLER DILAÇAR, AGOP IÇINDE: TÜRKAY,
KAYA: A. DILAÇAR. ANKARA: 1982. 209-222SS. (TÜRK DIL KURUMU YAYINLARI:
490). [10/ENFO] KONU BIBLIYOGRAFYALARI KITAP IÇINDE BÖLÜM
YAYINLAR (ÖZCAN BASKAN’IN YAYINLARI) DIL DERGISI, N22, ÖZCAN BASKAN ÖZEL
SAYISI, N22, 1994, 150-154SS.10/ENFO] SAHIS BIBLIYOGRAFYALARI MAKALE
TÜRK DIL KURUMU YAYINLARI 1999 ANKARA: TÜRK DIL KURUMU, 1999. 13S.
[10/ENFO] YAYIN KATALOGLARI BROSÜR
DIL DERGISI INDEKS (1-74. SAYILAR) DIL DERGISI, N74, 12.1998, 64-95SS.
[10/ENFO] DERGI INDEKSLERI MAKALE
SSCB VE BDT SAHALARINA AIT KIRGIZ TÜRKÇESI VE GRAMERLERI ILE ILGILI BIR
BIBLIYOGRAFYA DENEMESI ASÇI, UFUK DENIZ TÜRK DÜNYASI DIL VE EDEBIYAT
DERGISI, BAHAR 1998, N5. KONU BIBLIYOGRAFYALARI MAKALE
< /TR>
TÜRKIYE TÜRKÇESININ TARIHI SÖZLÜKLERI GÖKÇE, AZIZ ANKARA: KEBIKEÇ
YAYINLARI, KONU BIBLIYOGRAFYALARI KITAP
TATAR, BASKURT VE KAZAK SÖZLÜKLERI ÖNER, MUSTAFA STAD: SANAL TÜRKOLOJI
ARASTIRMALARI DERGISI, N1, 19.5.1998, 8S.
[10/ENFO]http://193.255.196.220/Stadana/oner.htm KONU BIBLIYOGRAFYALARI
MAKALE
TÜRK DIL KURUMUNDA SÖZLÜK ÇALISMALARI PARLATIR, ISMAIL TÜRK DILI, N568,
04.1999, 270-284SS. [10/ENFO] KONU BIBLIYOGRAFYALARI MAKALE
TÜRK DIL KURUMU YAYINLARI, 1997 ANKARA: TÜRK DIL KURUMU, 1997. 12S.
[TB97/MK] YAYIN KATALOGLARI BROSÜR
HACETTEPE ÜNIVERSITESINDE YAPILAN TÜRK DILI ILE ILGILI YÜKSEK LISANS VE
DOKTORA TEZLERI ATABEY, IBRAHIM ATATÜRK KÜLTÜR, DIL VE TARIH YÜKSEK KURUMU
BÜLTENI, C11, N32, 01/06.1998, 72-75SS. [10/ENFO] TEZ KATALOGLARI MAKALE
TÜRK DIL KURUMU KÜTÜPHANESINE YENI GELEN YAYINLAR GÜRELLI, SUZAN ATATÜRK
KÜLTÜR, DIL VE TARIH YÜKSEK KURUMU BÜLTENI, C11, N33, 05/08.1998, 59-66SS.
[10/ENFO] KÜTÜPHANE KATALOGLARI MAKALE
TÜRKÇE ÖGRETIM MERKEZI (TÖMER) TARAFINDAN YAYIMLANAN SÜRELI YAYINLAR
GÜRSES, RESIDE ATATÜRK KÜLTÜR, DIL VE TARIH YÜKSEK KURUMU BÜLTENI, C11,
N34, 09/1 2.1998, 66-73SS. [10/ENFO] YAYIN KATALOGLARI MAKALE
1998’DE DILIMIZ ÇOTUKSÖKEN, YUSUF YASASIN EDEBIYAT, 01.1999, 68-69SS.
(YAZININ IÇINDE “KITAPLAR” BASLIGI ALTINDA YIL IÇINDE ÇIKAN DIL
KITAPLARINDAN BAHSEDILMIS). [10/ENFO]

www.eurasianet.org/resource/cenasia/ hypermail/200103/0026.html

By Bilge Tonyukuk Enstitüsü zaman: Kasım 11, 2018